Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Risk Algısı

Kapsül Haber Ajansı - Risk Algısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk Algısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güvenli Yapı Talebi Gayrimenkul Piyasasını Şekillendiriyor  Haber

Güvenli Yapı Talebi Gayrimenkul Piyasasını Şekillendiriyor 

Sektör verileri, deprem sonrası dönemlerde “güvenli yapı” vurgusu yapılan projelere olan talebin yüzde 25 ila yüzde 40 arasında arttığını ortaya koyuyor. Yeni nesil projelerde ise deprem performans analizi, zemin etüdü ve yapı denetim süreçlerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu; bu projelerin aynı segmentteki yapılara göre ortalama yüzde 15–20 daha yüksek değerleme ile piyasaya çıktığı görülüyor. Ayrıca güvenli yapı sertifikalarına sahip projelerde satış sürelerinin de yüzde 30’a kadar daha hızlı gerçekleştiği ifade ediliyor. Artan risk algısı, sigorta sistemlerini de doğrudan etkiliyor. Güçlendirilmiş ve yönetmeliklere tam uyumlu yapıların deprem sigortası primlerinde %10–25 arasında avantaj sağladığı belirtilirken, bu durum yatırımcıların uzun vadeli tercihlerini de şekillendiriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, sektörün geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Gayrimenkul sektöründe değer algısı artık çok daha bilinçli ve veri odaklı bir noktaya geldi. Türkiye’de yapı stokunun önemli bir kısmının eski olması, güvenli yapı ihtiyacını daha kritik hale getiriyor. Biz Medar İnşaat olarak projelerimizi yalnızca yönetmeliklere uygun şekilde değil, aynı zamanda yüksek mühendislik standartları ve güncel deprem performans kriterleriyle hayata geçiriyoruz. Bu yaklaşım, hem kullanıcı güvenliğini artırıyor hem de yatırımın uzun vadeli değerini koruyor.” Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bina kimlik sistemleri, dijital yapı pasaportları ve deprem dayanıklılık skorlarının gayrimenkul fiyatlamasında standart hale gelmesinin beklendiğini belirtiyor. Bu dönüşümün sektörde daha şeffaf, ölçülebilir ve güven odaklı bir yapı oluşturacağı ifade ediliyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu değişim, “güvenli konut” kavramını artık bir tercih değil, temel bir yatırım kriteri haline getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenli Yapı Talebi Gayrimenkul Piyasasını Şekillendiriyor Haber

Güvenli Yapı Talebi Gayrimenkul Piyasasını Şekillendiriyor

Uzmanlara göre artık konut tercihinde yalnızca lokasyon, fiyat ve tasarım değil; yapının mühendislik kalitesi, zemin güvenliği ve depreme dayanıklılığı da belirleyici ana kriterler arasında yer alıyor. Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer alması nedeniyle yapı stokunun önemli bir bölümü risk altında bulunurken, resmi değerlendirmelere göre ülkedeki yapıların yaklaşık yüzde 60’ının 2000 yılı öncesi inşa edildiği ve bu yapıların önemli bir kısmının güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmadığı ifade ediliyor. Uzmanlar ayrıca her yıl gerçekleşen küçük ve orta ölçekli binlerce depremin de yapı dayanıklılığının önemini sürekli gündemde tuttuğunu belirtiyor… Sektör verileri, deprem sonrası dönemlerde “güvenli yapı” vurgusu yapılan projelere olan talebin yüzde 25 ila yüzde 40 arasında arttığını ortaya koyuyor. Yeni nesil projelerde ise deprem performans analizi, zemin etüdü ve yapı denetim süreçlerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu; bu projelerin aynı segmentteki yapılara göre ortalama yüzde 15–20 daha yüksek değerleme ile piyasaya çıktığı görülüyor. Ayrıca güvenli yapı sertifikalarına sahip projelerde satış sürelerinin de yüzde 30’a kadar daha hızlı gerçekleştiği ifade ediliyor. Artan risk algısı, sigorta sistemlerini de doğrudan etkiliyor. Güçlendirilmiş ve yönetmeliklere tam uyumlu yapıların deprem sigortası primlerinde %10–25 arasında avantaj sağladığı belirtilirken, bu durum yatırımcıların uzun vadeli tercihlerini de şekillendiriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, sektörün geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Gayrimenkul sektöründe değer algısı artık çok daha bilinçli ve veri odaklı bir noktaya geldi. Türkiye’de yapı stokunun önemli bir kısmının eski olması, güvenli yapı ihtiyacını daha kritik hale getiriyor. Biz Medar İnşaat olarak projelerimizi yalnızca yönetmeliklere uygun şekilde değil, aynı zamanda yüksek mühendislik standartları ve güncel deprem performans kriterleriyle hayata geçiriyoruz. Bu yaklaşım, hem kullanıcı güvenliğini artırıyor hem de yatırımın uzun vadeli değerini koruyor.” Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bina kimlik sistemleri, dijital yapı pasaportları ve deprem dayanıklılık skorlarının gayrimenkul fiyatlamasında standart hale gelmesinin beklendiğini belirtiyor. Bu dönüşümün sektörde daha şeffaf, ölçülebilir ve güven odaklı bir yapı oluşturacağı ifade ediliyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu değişim, “güvenli konut” kavramını artık bir tercih değil, temel bir yatırım kriteri haline getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı Haber

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı

Allianz Türkiye ve TÜRKONFED’in ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilen Risk Zirvesi; kamu, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getirerek afet riskleri ve ekonomik dayanıklılık konularında önemli bir tartışma platformu sundu. Zirveye Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu’nun yanı sıra iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. Zirvenin açılış konuşmaları; BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci ile kamu temsilcileri tarafından gerçekleştirildi. Çoklu ve bağlantılı riskler artık “yeni normal” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, risk kavramının geçirdiği dönüşüme dikkat çekti: “Bugün risk artık istisnai bir durum değil, iş dünyasının yeni normali. Üstelik yalnızca fiziksel hasarlarla sınırlı kalmıyor; iş sürekliliğini, tedarik zincirlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar yaratıyor. Biz Allianz Türkiye olarak bu nedenle sigortacılığı yalnızca hasar sonrası devreye giren bir mekanizma olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bir süreç olarak ele alıyoruz. İşletmelerin risklerini önceden görmelerine, hazırlıklı olmalarına ve dayanıklılıklarını artırmalarına destek olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Antalya gibi turizm ve hizmet sektörünün yoğun olduğu, ekonomik çeşitliliğin yüksek olduğu bir şehirde bu konuyu ele almak ise ayrı bir önem taşıyor. Çünkü dayanıklılık sadece tek tek işletmeler için değil, bulunduğumuz şehirlerin ve ekonominin sürdürülebilirliği için de kritik. Bu zirveyi de bu nedenle çok kıymetli buluyoruz; ortak akılla daha hazırlıklı ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz.” dedi. Perihan İnci: “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor” Risk yönetiminin kriz anlarında başvurulan teknik bir alan olmakla sınırlı kalmayıp işletmelerin finansal dayanıklılığını, rekabet gücünü, üretim kapasitesini ve en önemlisi sürekliliğini doğrudan belirleyen temel bir yönetim meselesi olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine ekonomideki payınız büyüdükçe, risklerin etkisi de büyüyor. Bir yangın, bir afet, bir altyapı kesintisi ya da iklim kaynaklı bir tehdit işletmenin bilançosunun yanı sıra tedarik zincirini, istihdamı, bölgesel geliri ve ülke ekonomisine sağlanan katkıyı da etkileyebiliyor. Bu nedenle yangın riski, afet hazırlığı, sigorta bilinci ve iş sürekliliği başlıkları teknik başlıklar olmanın çok ötesinde, doğrudan kalkınma başlıklarıdır. Afet sonrası toparlanma maliyetlidir; önleyici risk yönetimi ise hem daha akılcı hem daha ekonomiktir.” açıklamasında bulundu. Mustafa Cengiz: “Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır” Antalya’nın bir turizm destinasyonu olmakla sınırlı kalmadığını; turizm, tarım ve sanayinin entegre olduğu çok katmanlı ve stratejik bir ekonomik ekosistem olarak okunması gerektiğini söyleyen BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz ise “Bugünün dünyasında marka, tanıtım kampanyalarının yanı sıra krizlere karşı gösterilen dirençle inşa ediliyor. Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır. Bu nedenle sürdürülebilirliği de yeniden tanımlamalıyız. Sürdürülebilirlik denilince akla ilk olarak çevresel duyarlılık ya da karbon ayak izi gelebilir. Ancak sürdürülebilirlik aynı zamanda operasyonel süreklilik, kriz dayanıklılığı ve risk yönetimi kapasitesidir. Yangın ve afet dayanıklılığı de stratejik bir rekabet unsurudur. Afetlere hazırlıklı olan işletmeler daha hızlı toparlanır, daha fazla yatırım çeker, daha güçlü iş ortaklıkları kurar ve en önemlisi rekabette kalıcı bir avantaj elde eder.” dedi. Zirvede bilimsel ve sektörel bakış bir araya geldi Zirvede Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Afet Olsaydı? Yangın, Dayanıklılık ve Gerçek Risk Algısı” başlıklı konuşmasıyla risklerin bilimsel boyutunu ele aldı. Zirve kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda ise farklı sektörlerden temsilciler risk yönetimi ve iş sürekliliği konularını çok boyutlu olarak değerlendirdi. Moderatörlüğünü Semih Beken’in üstlendiği panelde; Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci ile Allianz Türkiye Risk Mühendisliği ve Allianz Teknik Direktörü Dr. Ceyhun Eren konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, afetlere karşı hazırlık, sektör bazlı riskler ve işletmelerin dayanıklılığını artırmaya yönelik çözüm önerileri ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.