Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Risk Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Risk Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Google Cloud, Hukuk Sektörüne Özel Gemini Enterprise for Legal’ı Tanıttı  Haber

Google Cloud, Hukuk Sektörüne Özel Gemini Enterprise for Legal’ı Tanıttı 

Google Cloud, hukuk sektörünün karmaşık gereksinimleri ve iş akışları için özel olarak tasarlanan kurumsal düzeyde ajan tabanlı yapay zeka çözümü Gemini Enterprise for Legal’ı tanıttı. Gemini Enterprise for Legal, Gemini Enterprise platformunun altyapısında avukatlara yönelik özel becerileri, hukuk sektörüne özgü sistemlere bağlanan konnektörleri ve üçüncü taraf ajanlardan oluşan ve giderek genişleyen bir iş ortağı ekosistemini kapsıyor. Başlangıçta hukuk sektörü için önizleme (preview) sürümüyle kullanıma sunulan Gemini Enterprise for Legal’ın ilk müşterileri arasında Cleary, Freshfields, Weil ve Williams & Connolly’nin hukuk ekipleri yer alıyor. Aynı gün duyurulan Gemini Enterprise for Legal ve Finansal Hizmetler çözümleri, güvenli ve eksiksiz yönetişim sunan Gemini Enterprise platformu üzerine inşa edilen sektöre özel paket çözümler serisinin ilk üyeleri oldu. Her bir sektörel çözüm, ilgili sektöre göre uyarlanmış ajanları, çeşitli iş akışlarını yönetmek için pratik kısayollar sağlayan özel becerileri, veri konnektörlerini ve sektöre özgü model optimizasyonlarını içeren, kullanıma hazır ve alana özel yapay zeka yetenekleri sunuyor. Hukuk Alanına Özel Olarak Geliştirilen Yapay Zeka Hukuk büroları karmaşık ve uçtan uca süreçleri otomatikleştirmeye çalışırken genel amaçlı araçlar hukuk çalışmalarının gerektirdiği katı gizlilik, etik kurallar, doğrulanmış hukuki kaynaklar ve eksiksiz veri izolasyonu gibi kontrolleri sağlayamıyor. Bu sorunu, birbirinden bağımsız çözümleri veya tekil modelleri bir araya getirerek aşmaya çalışmak ise ağır bir entegrasyon maliyeti yaratıyor ve kırılgan iş akışlarıyla sonuçlanıyor. Gemini Enterprise for Legal, tam da bu gereksinimler için geliştirildi. Hukukçulara özel olarak geliştirilen bu çözüm, sözleşme incelemesi, durum tespiti (due diligence), mevzuat takibi ve gizlilik talepleri gibi hukuki iş akışlarını uçtan uca yürüten özel beceriler, iş ortağı ajanları ve konnektörler sunuyor. Temel doküman ve dosya yönetimi sistemlerine güvenli konnektörlerle bağlanan çözümde, hukuk bürosunun etik kuralları otomatik olarak devralınıyor. Araştırma çıktıları yalnızca modelin eğitim verilerine değil, birincil hukuk kaynaklarına da dayandırılıyor. Kurumun verileri, rehber ilkeleri, müvekkil dosyaları ve müzakere pozisyonları ise yalnızca kurumun özel güvenlik sınırları içinde kalıyor. Google Cloud CEO’su Thomas Kurian konuyla ilgili şunları söyledi: “Ajan tabanlı yapay zeka sayesinde hukuk profesyonelleri geçmiş içtihat üzerinde araştırma yapabiliyor, karmaşık argümanlar oluşturabiliyor ve rutin işleri otomatikleştirerek müvekkillerine büyük bir değer sağlayabiliyor. Ancak bu ajan iş akışlarının her adımının doğru, olgulara dayalı ve hukuki kaynaklara dayandırılmış olması kritik önem taşıyor. Gemini Enterprise for Legal, modern hukuk pratiğinin karmaşık gerçeklerinin yönetilmesine yardımcı olurken ekiplerin stratejik danışmanlığa güvenle odaklanmasını sağlayan kritik dayanak ve yönetişim yetenekleri sunuyor.` Kapsamlı Yetenekler Hızlı kurulum için yapılandırılmış, entegre ve güvenli bir ortam sunan Gemini Enterprise for Legal, dört temel bileşenden oluşuyor: Hukuk ajanları için özel olarak geliştirilen beceriler: Gemini Enterprise for Legal, hukuki dilekçe taslağı hazırlama, atıf doğrulama, sözleşme yaşam döngüsü yönetimi, ileriye dönük mevzuat taraması ve veri sahibi erişim taleplerinin karşılanması gibi karmaşık ve zorlu hukuki görevlerde yapay zeka ajanlarına rehberlik eden özel beceriler içeriyor. Konnektörler: Çözüm, Courtroom5, Docusign, Everlaw, Free Law Project’in CourtListener.com veri tabanı, Harvey, iManage, Legora, NetDocuments, RelativityOne, Solve Intelligence ve Thomson Reuters dahil olmak üzere hukuk sektörünün temel platformlarına güvenli Model Bağlam Protokolü (MCP) entegrasyonları sağlıyor. Üçüncü taraf ajanlar ve iş ortağı ekosistemi: Gemini Enterprise for Legal; Accenture, Deloitte, Devoteam, Eudia, Factor Law, KPMG, Tribe AI, Valtech, Zazmic, Zencore ve 66degrees’in de aralarında bulunduğu önde gelen danışmanlık şirketleri ve sistem entegratörlerinin yanı sıra, platform üzerinde çözüm geliştiren uzman hukuk teknolojisi sağlayıcılarından oluşan ağa kesintisiz erişim sunuyor. Güvenli ve yönetilebilir Gemini Enterprise platformu: Platform, BT ve risk ekiplerine tam görünürlük sağlayan merkezi bir kontrol katmanı sunuyor. Risk yönetimi, denetim kayıtları ve yönetişim, platform mimarisinin doğrudan içinde yer alıyor. Katma Değerli Hukuki İş Akışlarının Önü Açılıyor Basit metin üretiminden gerçek anlamda ajan tabanlı görev yürütmeye geçişi sağlayan Gemini Enterprise for Legal, aşağıdakiler de dahil olmak üzere karmaşık hukuki operasyonları otomatikleştiriyor ve hızlandırıyor: Proaktif ve ileriye dönük mevzuat taraması: Yasal düzenlemelerdeki güncellemeleri, mahkeme kayıtlarını ve denetleyici kurumları otonom biçimde takip ederek hukuk ve uyum ekiplerinin küresel düzenlemelerin önünde kalmasını sağlıyor. Ortaya çıkan değişiklikleri kurumsal politikalarla karşılaştırarak risk açıklarını işaretliyor ve uygulayıcıların hemen inceleyebileceği güncellenmiş politika taslakları oluşturuyor. Veri keşfinin ve veri sahibi erişim taleplerine (DSAR) yanıtın otomatikleştirilmesi: Dağınık kurumsal sistemlerdeki kişisel verileri saniyeler içinde derleyerek gizlilik iş akışlarını modernize ediyor. DSAR süreçlerindeki manuel iş yükünü ortadan kaldırıyor, operasyonel riski en aza indirirken mevzuatın öngördüğü sürelere uyumu mümkün kılıyor. Sözleşme incelemesi ve müzakeresinde hızlanma: Gelen tedarikçi sözleşmeleri, gizlilik sözleşmeleri ve karmaşık birleşme ve satın alma (M&A) dokümanlarında geri dönüş sürelerini, hükümleri kurumsal standartlarla kıyaslayarak kısaltıyor. Yüksek riskli maddeleri ve olası riskleri öne çıkararak avukatların stratejik müzakereye ve yüksek değerli değerlendirmelere odaklanmasına imkan tanıyor. Sözleşme rehberlerinin oluşturulması ve güncellenmesi: Eski sözleşme arşivlerini anında dinamik ve uygulanabilir rehberlere dönüştürüyor. Kilit hükümleri, alternatif müzakere pozisyonlarını ve kurumsal bilgi birikimini otomatik olarak çıkararak portföy genelinde hüküm tutarlılığını koruyor ve kurum genelindeki müzakere farklılıklarını azaltıyor. Gizlilik kararı talepleri (motion to seal): Mahkeme dosyalarının hazırlanması ve hukuki belgelerdeki bilgilerin karartılmasına ilişkin manuel yükü ortadan kaldırıyor. Hassas ifadeleri ve kişisel verileri akıllı biçimde tespit edip uygulayıcının hızlı onayına sunarak gizliliği korurken dosyalama süreçlerini önemli ölçüde hızlandırıyor.Gizlilik sözleşmesi taslaklarının hazırlanması: Kurum standartlarını ve mantıksal belge hiyerarşisi uygulayan yapısal doğruluk kontrolü sayesinde sözleşme oluşturmayı bir üst seviyeye taşıyor. Hukuk ekiplerinin eksiksiz biçimlendirme güvencesiyle ve minimum inceleme yüküyle gizlilik sözleşmeleri üretmesine imkan tanıyor. Entegre ve Güvenli Bir Yapay Zeka Platformuyla Sağlanan Katma Değer Google’ın uçtan uca yapay zeka yığını (AI stack) üzerine inşa edilen Gemini Enterprise for Legal, küresel altyapıyı, özel tasarım çiplerini, temel modelleri ve yapay zekaya hazır veri platformunu kapsıyor ve her katmanda maliyet performansı ile optimizasyon sunuyor. Yığının tamamında güvenlik en öncelikli unsur olmaya devam ediyor: Müvekkil verileri, promptlar ve çıktılar tamamen kurumun özel bulut sınırları içinde kalıyor, temel modeller hiçbir zaman müşteri verileriyle eğitilmiyor ve mevcut erişim izinleri doğrudan konnektörler aracılığıyla devralınıyor. Önde gelen hukuk bürolarının Gemini Enterprise for Legal’ı erken benimsemesi, çözümün hukuk operasyonlarına sağladığı somut ve anlık değeri ortaya koyuyor. Cleary Yönetici Ortağı Jeff Karpf, “Cleary, yapay zekayı iş akışlarımıza stratejik ve rekabetçi yollarla entegre etme konusunda kararlı. Günlük çalışma araçlarıyla kusursuz biçimde bütünleşebilen Google Gemini Enterprise sayesinde ekiplerimiz için daha yüksek verimliliğin önünü açabiliyor ve müvekkillerimize daha da kaliteli işler sunmalarına destek olabiliyoruz.” dedi. Freshfields Global Yönetici Ortağı Alan Mason ise şunları söyledi: “Hukuk sektörü, hızlanan bir değişim ve dönüşüm dönemine giriyor. Freshfields için fırsat; Gemini Enterprise for Legal gibi öncü teknolojileri uzmanlığımız, güçlü yönetişim yapımız ve kurumsal bilgi birikimimizle ne kadar etkili birleştirip müvekkillerimiz için değer yaratabildiğimizde yatıyor. Google Cloud ile stratejik ve çok yıllı iş birliğimiz, bu çalışmayı hızlandırmamıza ve hukuki hizmetleri sunma biçimimizi geliştirmemize yardımcı oluyor.” Weil’in yeni Yönetici Ortağı Ramona Nee, “Google ile iş birliğimiz, ortaya çıkan yeteneklere erken erişim sağlarken platformu üst düzey hukuk pratiğinin gerçeklerine göre şekillendirmemize de imkan tanıyor. Sonuç, müvekkillerimizin Weil’den beklediği yenilikçi ve yüksek kaliteli hizmeti sunmaya devam etmemize yardımcı olan bir teknoloji. Yapay zeka yeteneklerimizi daha da ileri taşırken Google Cloud mühendisleri ve Gemini Enterprise ürün ekibiyle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Aon: Rekabet ve Kapasite Artışı Sigorta Maliyetlerini Aşağı Çekiyor Haber

Aon: Rekabet ve Kapasite Artışı Sigorta Maliyetlerini Aşağı Çekiyor

Rapora göre, güçlü rekabet, yüksek kapasite ve sigorta sektöründeki sağlam sermaye yapısı, birçok ana branşta müşteriler lehine piyasa koşullarının devam etmesini sağladı. Türkiye’de özellikle kurumsal şirketlerin mal varlığı, iş durması, genel sorumluluk ve siber riskler sigortalarında uluslararası kapasiteye erişim imkanları artarken, güçlü risk yönetimi uygulamalarına sahip şirketlerin daha avantajlı şartlar elde etmesi mümkün oluyor. Küresel ticari sigorta piyasasında fiyatlama eğilimleri; ürün, sektör, coğrafya ve risk profiline göre farklılaşmayı sürdürürken, EMEA, Asya, Latin Amerika ve Pasifik bölgelerinde ticari sigorta fiyatları yüzde 10’a kadar geriledi. Mal varlığı, sorumluluk ve siber sigortalarda yüksek kapasite ve rekabet fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir etki oluştururken, ticari araç ve ABD’deki sorumluluk sigortalarında hasar eğilimleri ve hasar enflasyonu nedeniyle daha zorlu piyasa koşulları gözlendi. EMEA’da yüksek kapasite ve rekabet fiyatları aşağı çekti EMEA bölgesinde sigorta pazarı, 2026 yılının ikinci çeyreğinde de alıcılar açısından avantajlı görünümünü korudu. Güçlü sigorta şirketi performansı, rekabetçi reasürans koşulları ve yüksek kapasite; özellikle mal varlığı, sorumluluk, siber ve yönetici sorumluluk (D&O) sigortalarında müşterilere fiyat, teminat ve limitler açısından daha fazla seçenek sundu. Mal varlığı sigortalarında bölgenin büyük bölümünde, büyük ve karmaşık riskler için önemli fiyat indirimleri görülürken, artan kapasite sigorta şirketleri arasındaki rekabeti derinleştirdi. Siber sigortalarda da kapasite artışı ve rekabet, fiyatların gerilemesini destekledi; iyi yönetilen ve güçlü performans gösteren riskler için daha geniş teminat ve daha yüksek limit imkânları öne çıktı. Jeopolitik gelişmeler küresel sigorta pazarını şekillendiriyor Rapora göre jeopolitik gelişmeler, küresel sigorta pazarını şekillendiren en önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor. Özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler; savaş, siyasi şiddet, denizcilik ve enerji risklerine yönelik sigorta koşullarında daha temkinli bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Jeopolitik risklerin yanı sıra tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, siber tehditler ve operasyonel bağımlılıklar da sigorta şirketlerinin risk değerlendirmelerinde daha fazla önem kazanıyor. Bu ortamda sigorta şirketleri, riskleri daha net ayrıştırmak için veri ve analitik kullanımını artırırken, sigortalı şirketlerin sunduğu risk verilerinin kalitesi de sigortalama süreçlerinde giderek daha belirleyici hale geliyor. Yapay Zekâ risk değerlendirme süreçlerinde daha fazla kullanılıyor Yapay zekâ ve gelişmiş analitik uygulamaları, sigorta şirketlerinin risk değerlendirme süreçlerinde giderek daha fazla yer buluyor. Sigorta şirketleri, riskleri daha doğru analiz etmek ve sermayelerini daha seçici kullanmak için yapay zekâ, ileri analitik ve kapsamlı veri setlerinden yararlanıyor. Yapay zekanın kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte veri gizliliği, algoritmik hata ve yeni sorumluluk alanları sigorta sektörünün gündemindeki yeni risk başlıkları arasında yer alıyor. Bununla birlikte rapor, yapay zekanın henüz fiyatlama modellerini kökten değiştirmediğine işaret ediyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde fiyatlamayı belirleyen temel unsurlar güçlü rekabet ve yüksek kapasite olmaya devam ederken, yapay zekâ daha detaylı ve bilgiye dayalı risk değerlendirmelerini destekleyici bir rol üstleniyor. Siber riskler, veri gizliliği ve yapay zekaya bağlı yeni sorumluluk alanları ise sigorta şirketlerinin yakından takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor. “Riskin niteliği fiyat ve koşullarda daha belirleyici hale geliyor” Rapor sonuçlarını değerlendiren Aon Türkiye Kurumsal Risk Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tevfik Erdengi, şunları söyledi: “2026 yılının ikinci çeyreğinde yüksek kapasite ve güçlü rekabet, birçok alanda sigorta satın alan şirketler açısından avantajlı bir sigorta pazarı sunmaya devam etti. Ancak bu tablo tüm riskler için aynı değil. Jeopolitik gelişmeler, hasar enflasyonu, siber tehditler ve yapay zekayla birlikte ortaya çıkan yeni riskler, sigorta şirketlerinin daha seçici hareket etmesine neden oluyor. Bu nedenle şirketlerin risklerini doğru tanımlaması, nitelikli veriyle ortaya koyması ve değişen koşullara uygun bir risk finansmanı stratejisi oluşturması giderek daha fazla önem kazanıyor. Aon olarak global uzmanlığımızı, veri ve analitik yetkinliklerimizi yerel pazar bilgimizle bir araya getirerek müşterilerimizin değişen risk ortamında daha sağlıklı ve stratejik kararlar almasına destek oluyoruz.” Aon’un değerlendirmesine göre sigorta şirketleri artık sadece sektöre veya coğrafyaya değil, şirketlerin risklerini ne ölçüde yönettiğine de daha yakından bakıyor. Bu nedenle kaliteli risk verisi, etkin siber güvenlik uygulamaları ve güçlü risk yönetimi süreçleri, şirketlerin daha avantajlı fiyat ve teminat koşullarına erişmesinde kritik rol oynuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi

Akfen Yenilenebilir Enerji, sürdürülebilirlik yaklaşımını iklim değişikliğine karşı dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturma hedefi doğrultusunda sürdürürken, 2025 yılına ilişkin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile paydaşlarının bilgisine sundu. Şirketin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın TSRS S1 ve TSRS S2 hükümleri doğrultusunda hazırlanan ilk raporu; sürdürülebilirlikle ve iklimle ilişkili risk ve fırsatları yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler çerçevesinde ele alıyor. Raporda, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkısının yanı sıra operasyonel dayanıklılık, kaynak verimliliği, yeni teknolojiler, çalışanlar, toplumsal etki ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmaları da yer alıyor. KURULU GÜÇ 887 MW SEVİYESİNE ULAŞTI Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi RÜZGÂR VE HİBRİT ÜRETİMDE YÜZDE 14,7 BÜYÜME 2025 yılında hidroelektrik üretimi hidrolojik koşulların etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21,5 azalırken, güneş santrallerinin üretimi ise bir önceki yıla yakın bir seviyede kaldı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin çeşitlendirilmiş üretim portföyü toplam üretimin artmasını destekledi. Şirketin rüzgâr ve hibrit üretim portföyünden elde ettiği elektrik üretimi 2025 yılında 1.099,6 GWh’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 14,7 arttı. Rüzgâr ve hibrit GES yatırımlarının toplam kurulu güç içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı. Bu gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine dayanan portföy yapısının değişken iklim ve üretim koşullarına karşı sağladığı operasyonel dayanıklılığı ortaya koydu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINDA TSRS DÖNEMİ 2025 yılı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin sürdürülebilirlik raporlaması açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şirket, ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları doğrultusunda hazırladığı raporunda sürdürülebilirlik ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları daha bütüncül bir çerçevede değerlendirdi. TSRS kapsamında ilk uygulama döneminde açıklanması zorunlu olmamasına rağmen şirket, 2025 yılı Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak hesaplayarak raporladı. Raporda yer alan seçili çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri için ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimi gerçekleştirildi. YEREL PAYDAŞLARA YÖNELİK SOSYAL ETKİ ÇALIŞMALARI Raporun sosyal etki başlıkları arasında Akfen Yenilenebilir Enerji finansörlüğünde, TİKAV koordinasyonunda yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi de yer aldı. Proje kapsamında 2025 yılında Türkiye’nin 28 farklı lokasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla yaklaşık 3 bin kişiye afetlere hazırlık ve afet yönetimi konularında ulaşıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji ayrıca santrallerinin bulunduğu bölgelerde altyapı, sosyal ihtiyaçlar ve güvenlik gibi alanlarda yerel paydaşlara destek sağlamaya devam etti. BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜ Çevresel çalışmalar kapsamında biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik izleme faaliyetlerine 2025 yılında da devam edildi. RES ve EDT projeleri kapsamında flora-fauna ve yarasa izleme çalışmaları gerçekleştirilirken ekolojik raporlamalar istatistiki veriler elde edebilme adına devam ettirildi. Ayrıca santral çalışanlarının santral çevresinde karşılaştıkları canlı veya ölü hayvanlara ilişkin gözlemlerini dijital ortamda bildirebilmelerine yönelik uygulama da biyoçeşitlilik izleme çalışmalarının bir parçası olarak kullanıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji, önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeyi, rüzgâr ve güneş kaynaklı büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, elektrik depolama ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarını ilerletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Sürdürülebilirliği iş modelinin ve kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde konumlandıran Akfen Yenilenebilir Enerji, Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkı sağlamayı ve tüm paydaşları için uzun vadeli, dayanıklı ve sürdürülebilir değer yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Unico Sigorta, İstikrarlı Büyümesini 2026 Yılında da Sürdürüyor Haber

Unico Sigorta, İstikrarlı Büyümesini 2026 Yılında da Sürdürüyor

Unico Sigorta’nın stratejik iş planı kapsamında dışarıdan sermaye desteği almadan, tamamen kendi öz kaynakları ve operasyonel performansıyla gerçekleştirdiği büyüme, sektörün dikkat çeken finansal dönüşümlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu güçlü performans, şirketin disiplinli risk yönetimi anlayışını, sürdürülebilir büyüme stratejisini ve sağlam bilanço yapısını bir kez daha ortaya koyuyor. Unico Sigorta'nın öz kaynakları, 2021 yılı sonunda 356 milyon TL seviyesindeyken 2026 Temmuz ayı itibarıyla 6.4 milyar TL'ye ulaşarak beş yıllık süreçte yaklaşık 18 kat artış gösterdi. Aynı dönemde şirketin aktif büyüklüğü 1.5 milyar TL'den 33.9 milyar TL'ye ulaşarak 22 kat büyüdü. 2025 yılı sonunda 27.3 milyar TL olan aktif büyüklüğü 2026'nın ilk yedi ayında yüzde 25 artmış oldu. Bu tablo, şirketin sermaye yapısının yıllar içinde kesintisiz ve istikrarlı biçimde güçlendiğini ortaya koyuyor. Kârlılıkta Sürdürülebilir Performans Unico Sigorta'nın net kârı, 2021 yılında 154,5 milyon TL seviyesindeyken 2026 yılının ilk yedi ayında 1.59 milyar TL net kâr elde ederek kârını 5 yılda 10 katın üzerinde artırdı. Şirketin 2026 yılı ilk yedi aylık kâr performansı 2025 yılının tamamında kaydedilen 1.4 milyar TL’lik kâr tutarını şimdiden geride bıraktı. Üretim Hacmi ve Pazar Payında Yükseliş Stratejik iş planı doğrultusunda büyümeye devam eden Unico Sigorta, 2021 yılı sonunda 1.2 milyar TL olan üretim hacmini 2026 yılı Temmuz sonu itibarıyla 15 milyar TL'nin üzerine taşıdı. Aynı dönemde şirketin pazar payı ise yüzde 1,44'ten yüzde 2,07 seviyesine ulaştı. Unico Sigorta'nın 2026 yılını 30 milyar TL'nin üzerinde prim üretimiyle tamamlaması bekleniyor. 2026 yılı Temmuz verilerine göre Unico Sigorta, kasko branşında sektör genelinde yüzde 3,4; trafik sigortasında ise yüzde 4,7 pazar payı ile oto ürünlerinde ilk 10 şirket arasındaki güçlü konumunu sürdürmeye devam ediyor. Şirket bugün itibarıyla 1.7 milyon müşteriye ve 2.5 milyon poliçeye ulaşmış durumda. Acente Ağıyla Güçlü İletişim Unico Sigorta, büyüme stratejisinin merkezine her zaman acenteleriyle kurduğu güçlü iş birliğini koyuyor. Şirket, iş ortaklarıyla yüz yüze temasın önemine inanarak, saha ziyaretlerini düzenli bir uygulama haline getiriyor ve bu kapsamda Türkiye genelindeki acente ağını yakın dönemde bir kez daha yerinde ziyaret etti. Bu düzenli temas biçimi, Unico Sigorta'nın iletişime ve iş ortaklarının ihtiyaçlarına verdiği önemin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor ve şirketin elde ettiği büyüme performansının sahadaki karşılığını güçlendiriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Unico Sigorta Genel Müdürü Ender Güzeler, son yıllarda kaydedilen büyümenin şirketin uzun vadeli stratejisinin doğal bir sonucu olduğunu belirtti: "Öz kaynaklarımızdan aktif büyüklüğümüze, üretim hacmimizden pazar payımıza kadar tüm temel göstergelerde yıllar içinde sürekli ve aralıksız bir büyüme kaydettik. Bu tablo bize göre tesadüfi değil, disiplinli bir çalışmanın sonucu. Yaz döneminde Türkiye genelindeki acentelerimizin büyük bölümünü yerinde ziyaret ederek onlarla bire bir temas kurduk; bu ziyaretler, sahadaki gücümüzün ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü iletişimin en somut göstergesi oldu. Bundan sonraki dönemde de aynı istikrar ve kararlılıkla büyümeye devam edeceğiz. Ayrıca yeni ve farklı ürün ve iş modellerimizi de yakın gelecekte teker teker açıklayarak yürürlüğe koyacağız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MİA Teknoloji, 20 Yıllık Teknoloji Birikimini Sürdürülebilir Bir Geleceğe Taşıyor Haber

MİA Teknoloji, 20 Yıllık Teknoloji Birikimini Sürdürülebilir Bir Geleceğe Taşıyor

TSRS 1 ve TSRS 2 doğrultusunda yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler ekseninde hazırlanan. R rapor; iklimle bağlantılı risk ve fırsatları şirketin finansal ve stratejik karar süreçleriyle ilişkilendirirken, MİA Teknoloji’nin teknoloji ve mühendislik yetkinliğini düşük karbonlu, dirençli ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla buluşturuyor. Türkiye’nin öncü teknoloji şirketlerinden MİA Teknoloji, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaları, hedefleri ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı kapsamında hazırlanan 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyu ve yatırımcılarla paylaştı. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yürürlüğe konulan TSRS 1 ve TSRS 2 çerçevesinde hazırlanan rapor; şirketin iklimle bağlantılı risk ve fırsatlarını, yönetişim mekanizmalarını, sera gazı emisyonlarına ilişkin raporlama yaklaşımını ve gelecek dönem önceliklerini bütüncül bir yapı içinde sunuyor. Şirketin 31 Aralık 2025 tarihinde sona eren döneme ilişkin sürdürülebilirlik bilgileri ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Gerçekleştirilen güvence çalışmasında, söz konusu sürdürülebilirlik bilgilerinin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na göre hazırlanmadığı kanaatine varılmasına neden olacak önemli bir hususun denetçinin dikkatini çekmediği sonucuna ulaşıldı. Sürdürülebilirlik, kurumsal karar süreçlerinin bir parçası olarak ele alınıyor Rapor kapsamında düzenleyici gelişmeler ve müşteri beklentileri, enerji ve yakıt fiyatlarındaki oynaklık, tedarik zinciri çevresel uyumu, aşırı hava olayları, sıcaklık ve su stresi ile teknolojik dönüşüm gibi başlıklar iklimle bağlantılı risk alanları arasında değerlendiriliyor. Dijital iklim çözümleri, enerji ve kaynak verimliliği, yapay zekâ destekli analitik, elektrikli mikro mobilite ve akıllı şehir çözümleri MİA Teknoloji açısından uzun vadeli fırsat alanları olarak ele alınıyor. Rapora göre, sahip olduğu teknoloji ve mühendislik yetkinliklerini müşterilerinin düşük karbonlu dönüşümünü destekleyebilecek ürün ve hizmet modelleri geliştirmek amacıyla kullanmayı hedefliyor. Raporda, 2027 yılında planlanan yeşil binaya geçiş de sürdürülebilirlik hedefleri açısından önemli bir adım olarak öne çıkarken, yeni yerleşkenin enerji ve su verimliliği, fiziksel iklim risklerine dayanıklılık, iş sürekliliği ve çevresel veri kalitesinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Teknoloji gücünü sürdürülebilir gelecek için kullanıyor MİA Teknoloji Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Kalite Yöneticisi Pınar Çakır, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bir teknoloji şirketinin uzun vadeli değeri yalnız geliştirdiği ürünle değil; o değeri üretirken kaynakları nasıl kullandığı, risklerini nasıl yönettiği ve paydaşlarına ne kadar şeffaf olduğu ile ölçülüyor. TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporumuz, sürdürülebilirliği kurumsal yönetişim ve risk yönetimi anlayışımızın ayrılmaz bir parçası haline getirdiğimizi ortaya koyuyor. 20 yıllık mühendislik birikimimizi, geleceğin ihtiyaçlarına cevap veren teknolojilerle buluştururken daha dirençli, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu raporu bir son nokta olarak değil, sürdürülebilirlik performansımızı daha ölçülebilir, şeffaf ve sürekli gelişen bir anlayışla yönetmeye başladığımız yeni bir dönemin göstergesi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de teknoloji gücümüzü sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sağlayacak çözümlere dönüştürmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Bağlı ortaklıkların ve ilgili iştiraklerin performansını daha geniş bir çerçevede ele alan rapor, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümünü güçlü ve ölçülebilir sonuçlarla ortaya koyuyor. 133 dijital projeyle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlanması, D-Charge’ın 45 ilde 621 şarj soketine ulaşması, Şekerpınar Lojistik Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünün güneş enerjisinden karşılanması ve kurumsal yönetim derecelendirme notunun 9,81’e yükselmesi, 2025 yılının öne çıkan performansları arasında yer aldı. Otomotiv sektörünün elektrifikasyon, dijital teknolojiler, yeni iş modelleri ve değişen müşteri beklentileriyle yeniden şekillendiği bir dönemde yayımlanan 2025 raporu, Doğuş Otomotiv’in dönüşüme nasıl hazırlandığını ve mobilite alanındaki güçlü konumunu geleceğe nasıl taşıdığını gösteriyor. Raporda şirketin iş modeli ve değer zinciri; finansal performans, elektrifikasyon, dijitalleşme, iklim yönetimi, insan kaynağı, toplumsal katılım ve kurumsal yönetişim alanlarındaki gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. . “Geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz” Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su E. Ali Bilaloğlu, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümde üstlendiği role ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Mobilite artık sadece araç sahipliğiyle sınırlı bir alan olmaktan çıkarak enerji, veri, yazılım, şarj altyapısı, müşteri deneyimi, satış sonrası hizmetler ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla birlikte yönetilen bütüncül bir ekosisteme dönüşüyor. Doğuş Otomotiv olarak bu dönüşümü yalnızca izlemekle yetinmiyor, geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı performansımız, güçlü finansal yapımızı, dijital yetkinliklerimizi, elektrikli mobilite yatırımlarımızı, insan kaynağımızı ve yönetişim yaklaşımımızı aynı değer yaratma modeli içinde ilerletebildiğimizi gösteriyor. Geçmişimizden aldığımız güçle değişimi yöneten, dönüşümün yönünü okuyan ve yarını şekillendirmek için sorumluluk alan bir şirket olmayı sürdüreceğiz.” Dijital projeler 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağladı Dijital dönüşüm, Doğuş Otomotiv’in 2025 performansının en güçlü alanlarından biri oldu. Müşteri deneyimi, yapay zekâ, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve IoT tabanlı lojistik uygulamalarını kapsayan tamamlanmış dijital proje sayısı 133’e ulaştı. Bu projelerle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlandı. Çalışanların süreçlerin geliştirilmesine doğrudan katılımını sağlayan Fikir Platformu’na yıl boyunca 2.844 fikir sunuldu. Bunlardan 601’i hayata geçirilerek 175 milyon TL proje getirisi elde edildi. Şirket, yapay zekâ uygulamalarının ortak kurumsal standartlarla yönetilmesi amacıyla Yapay Zekâ Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçirdi. Çalışanların kurumsal bilgilere daha hızlı ulaşmasını sağlayan üretken yapay zekâ destekli AsistOn kullanıma sunulurken, kritik yeteneklerin elde tutulmasına yönelik makine öğrenmesi tabanlı erken uyarı mekanizması geliştirildi. İklim çalışmalarının kapsamı değer zincirinde genişledi Doğuş Otomotiv, 2025 yılında iklim çalışmalarının kapsamını tedarikçiler, lojistik süreçleri, Yetkili Satıcı ve Servis ağı, şarj hizmetleri ve araçların kullanım aşamasını içerecek biçimde genişletti. Kapsam 3 emisyonlarının yaklaşık yüzde 98’i hesaplama kapsamına alınırken, değer zincirinden kaynaklanan emisyonların daha sistematik ve izlenebilir biçimde yönetilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuldu. Şekerpınar Lojistik Merkezi’nde kurulu Güneş Enerjisi Santrali, 2025 yılında 4.382.500 KWh elektrik üretti ve tesisin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünü karşıladı. Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2021 baz yılına göre yüzde 20 azaltmayı ve elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir kaynak kullanımına geçmeyi hedeflediğini de rapor kapsamında açıkladı. Yetkili Satıcı ve Servis ağındaki çevresel dönüşüm de 2025 yılında hız kazandı. Ağ genelinde 44 GES lokasyonuna ulaşılırken enerji tüketiminin izlenmesi, karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel standartlara uyum çalışmaları yaygınlaştırıldı. Güçlü pazar performansı yeni mobilite yatırımlarıyla birleşti Elektrifikasyondaki gelişimi araç portföyüyle sınırlamayan Doğuş Otomotiv, şarj altyapısı ve teknik servis kapasitesini de büyüttü. Şirketin şarj çözümleri markası D-Charge, 254 AC ve 367 DC olmak üzere 45 ilde toplam 621 şarj soketine ulaştı. Yüksek voltajlı batarya onarım merkezlerinin sayısı 7’ye çıkarıldı. Böylece elektrikli araç müşterilerine satıştan şarja, teknik servisten ikinci el değer yönetimine uzanan kapsamlı bir hizmet altyapısı sunuldu. Kurumsal yönetim notu 9,81’e yükseldi Doğuş Otomotiv’in kurumsal yönetim derecelendirme notu 2025 yılında 9,81’e yükseldi. Yetkili Satıcı ve Servis ağında gerçekleştirilen 518 adet ISO 9001, DOS5 ve marka standardı denetiminde yüzde 94,59 genel başarı oranına ulaşıldı. Şirket, insan hakları, etik ve uyum, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi güvenliği ve değer zinciri yönetimi alanlarındaki yapısını güçlendirirken sürdürülebilirlikle bağlantılı gelişmeleri strateji ve karar alma süreçleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirdi. Çalışan katılımı somut sonuçlara dönüştü Doğuş Otomotiv çalışanlarına yıl boyunca toplam 33.769 saat eğitim verilirken mavi yakalı çalışanların kişi başına ortalama eğitim süresi yüzde 86,22 artarak 49,63 saate yükseldi. Dijital yetkinlikler, elektrikli araç teknolojileri, liderlik, iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki gelişim programları, çalışanların otomotiv sektöründeki dönüşüme hazırlanmasını destekledi. Doğuş Otomotiv çalışanları aynı dönemde toplumsal katılım çalışmaları kapsamında bir önceki yıla göre yüzde 64 artışla 1.315 saat gönüllülük faaliyeti gerçekleştirdi. Uzun soluklu programlarla binlerce kişiye ulaşıldı “Trafik Hayattır!” platformu 21’inci yılında güvenli mobilite kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Güvenli Trafik Becerileri” programı kapsamında otizmli bireylerin trafikte daha güvenli ve bağımsız hareket etme becerilerini desteklemek amacıyla kendilerine ve ebeveynlerine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. “Doğaya Kanat Açtık” programı kapsamında ise bugüne kadar 60 bin kilometreden fazla yol kat edildi, Türkiye genelinde 395 kuş ve 30 memeli türü gözlemlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Girişimcilerin Yatırım Rotası BT ve Otomasyona Çevriliyor Haber

Türkiye’de Girişimcilerin Yatırım Rotası BT ve Otomasyona Çevriliyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından gerçekleştirilen EY Girişimcilik Barometresi’nin ikinci sayısının sonuçları açıklandı. Europe Central bölgesi genelinde Türkiye’nin de aralarında olduğu çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 1.000’den fazla aile şirketi sahibi, start-up kurucusu ve farklı ölçekteki şirketlerden liderlerin katıldığı araştırma; bölge genelindeki girişimcilerin artan maliyetler, düzenleyici baskılar ve makroekonomik belirsizliklere rağmen büyüme hedeflerini korurken yatırım ve operasyonlarında daha seçici ve disiplinli hareket ettiğini ortaya koyuyor. Bulgular, girişimcilerin operasyonel disipline, dayanıklılığa ve uzun vadeli değer sağlamaya her zamankinden daha fazla önem verdiğini gösteriyor. Bu yaklaşım yatırım kararlarından inovasyon stratejilerine, teknoloji kullanımından iş gücü planlamasına kadar pek çok alanda yeni öncelikler oluşturuyor. İnovasyon ve dijital dönüşüm girişimcilerin gündeminde öne çıkıyor İnovasyon öncelikleri 2026 yılında pazar odaklı ve uygulama ağırlıklı bir dağılım gösteriyor. Türkiye’de strateji ve pazarlama odaklı inovasyon %50 oranıyla bölge genelinin üzerinde seyrederken, ürün ve süreç inovasyonunun %48 seviyesinde, organizasyonel inovasyonun ise %45 seviyesinde olduğu gözlemleniyor. İnovasyon eğilimi geniş tabanlı bir görünüm sunmakla birlikte, herhangi bir inovasyon planlamadığını belirtenlerin oranı %5 seviyesinde geçen yıla göre sabit kalıyor. Bununla birlikte, Türkiye’de dijital dönüşüm ivme kazanıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenimi %82, veri analitiği %79 kullanım oranlarıyla öne çıkarken, bunu bulut teknolojileri %63 ve dijital müşteri deneyimi platformları %70 oranlarıyla takip ediyor. Algılanan performans etkisi ise inovasyonda %71 ve teknolojiye adaptasyon hızında %70 ile güçlü bir görünüm sunarken, gelir büyümesine etkisi %36 ile sınırlı kalıyor. Yapay zekâ destekli süreçler, veri odaklı karar alma ve müşteri deneyimi uygulamalarında güçlü bir adaptasyon görülürken, bu dönüşümün gelir büyümesine etkisinin artırılması önemli bir gelişim alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye’de girişimcilik ekosistemine güven yıllık bazda iyileşme gösteriyor Araştırma sonuçları girişimcilik ekosistemine yönelik algıda belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor. Olumlu değerlendirmelerin oranı %34'e yükselirken, olumsuz değerlendirmeler %51'den %25'e gerilemiş durumda. Girişimcilik ekosisteminin önündeki temel zorluklar ise, bürokratik zorluklardan ziyade makrofinansal unsurlardan kaynaklanıyor. Finansmana erişim %71, ve ekonomik belirsizlik %70 oranıyla öne çıkarken, düzenleyici karmaşıklık %45 ile bölgenin altında kalıyor. Türkiye girişimcilik ekosisteminde iştah güçlü olmakla birlikte, ölçeklenme süreci sermaye erişimi ve güven düzeyi ile sınırlanıyor. Sermaye maliyeti ve finansmana erişim yatırımları sınırlandıran başlıca unsurlar arasında Türkiye’de yatırım eğilimleri temkinli ancak seçici bir görünüm sergiliyor. Şirketler bölge ortalamasına kıyasla büyüme yatırımlarına daha sınırlı kaynak ayırırken, modernizasyon ve otomasyon yatırımlarına öncelik veriyor. Bilişim teknolojileri yatırımları %50, otomasyon %45, ekipman yatırımları %36 ve yeni tesis yatırımları %13 seviyesinde iken; herhangi bir yatırım planlamadığını belirtenler ise %18 ile bölge genelinin üzerinde yer alıyor. Yatırımları sınırlandıran başlıca unsurlar ise sermaye maliyeti ve finansmana erişim zorlukları olurken; ekonomik risk ve piyasa belirsizliği %71, finansman yetersizliği %52 ve yüksek faiz oranları %41 ile bölge ortalamasından yüksek seyrediyor. Finansman kaynaklarına bakıldığında ise, ağırlıkla öz kaynaklar %61 oranıyla öne çıkarken, krediler %20 ve teşvikler/hibeler %14 düzeyinde kalıyor. Şirketler, geri dönüşün net olduğu ve finansmanın güvence altına alındığı durumlarda yatırım kararlarını daha güçlü şekilde hayata geçiriyor. Bu çerçevede, teşvikler ve otomasyon yatırımları bu ivmenin korunmasında öne çıkan unsurlar olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de iş gücü modeli daha esnek bir yapıya evriliyor Türkiye’de girişimcilik ekosisteminde işe alım süreçleri tam zamanlı istihdam artışından daha esnek kapasite kullanımına doğru yönelim gösteriyor. Tam zamanlı işe alım oranı geçtiğimiz yıla kıyasla %44’ten %34’e gerilerken, dış kaynaklı iş birlikleri ve yarı zamanlı işe alım artış gösteriyor. İşe alım sürecindeki temel zorluk aday sayısının sınırlı olması değil, rekabetçilik baskısı. Bu kapsamda; ücretlendirme zorlukları %41, aday beklentilerini karşılama %30 ve büyük ölçekli şirketlerle rekabet %25 seviyelerinde seyrederken, coğrafi erişim ve aday hacmi ise her biri %9 ile bölge ortalamasının altında kalıyor. Bu görünüm; başarılı işverenlerin farklılaşmasının yalnızca işe alım hacmi ile değil, çalışan değer önerisi ve verimlilik odaklı yaklaşımlarla mümkün olacağına işaret ediyor. Mevcut risk profili şirketlerin finansal dayanıklılıklarını zorluyor Türkiye’de artan maliyetler, zayıflayan talep ve finansmana erişim zorlukları, şirketlerin finansal dayanıklılığı üzerinde eş zamanlı baskı oluşturuyor. Araştırma sonuçlarına göre; en fazla riskler operasyonel maliyetler, enflasyon baskıları, döviz kuru dalgalanmaları, krediye erişim ve yüksek faiz oranları olarak öne çıkıyor. Ayrıca Türkiye’de maliyet unsurları geniş bir yelpazeye yayılarak finansman, uyum ve risk transferi kalemlerini içeriyor. Türkiye’de girişimciler birleşme ve satın alma işlemlerine temkinli ancak fırsat odaklı yaklaşıyor. Kısmi satışın “biraz olası” olduğunu belirtenlerin oranı %43 ile “çok olası” diyenlerin (%7) belirgin şekilde üzerinde bulunuyor. Bu durum, birçok girişimcinin kısa vadeli bir işlem planından ziyade ortaya çıkabilecek fırsatları değerlendirmeye açık olduğunu gösteriyor. Geleneksel çıkış alternatifleri ise çeşitlenmiş olup; bir yatırım fonuna satış oranı %30 ve halka arz oranı %18 seviyesinde seyrediyor.. Türkiye aile işletmelerinde halefiyet planlamalarında olgunluk seviyesi artış gösteriyor Türkiye’de halefiyet planlamasına ilişkin olgunluk artış eğilimi göstermekle birlikte, “henüz planlamaya başlanmamış” segmentinin varlığı da dikkat çekiyor. Resmî planlara sahip olanların oranı %15’ten %22’ye, bu konuda resmi olmayan görüşmeler yürütenlerin oranı ise %15’ten %28’e artış gösteriyor. Buna karşın, konuyu henüz ele almamış olanların oranı %39 ile bölge ortalaması olan %29’un üzerinde seyrediyor. Aile işletmelerine ilişkin temel zorluklar ise ağırlıklı olarak iç dinamiklerden kaynaklanırken, servet yönetimi yaklaşımı çeşitlendirme odaklı ilerliyor. EY Türkiye Şirket Ortağı, Girişimci Kadın Liderler Programı ve EYnovation Start-up Programı Lideri Müge Tan Belviso, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "EY Girişimcilik Barometresi 2026 sonuçlarına göre Türkiye’de girişimcilik ekosistemine duyulan güvenin artması oldukça memnuniyet verici bir gelişme. Buna ek olarak, araştırmamız girişimcilik ekosisteminin büyüme, yatırım ve dönüşüm kararlarında artık daha seçici hareket ettiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, yapay zekâ ve veri analitiği gibi teknolojilerin hızla yaygınlaştığı görülürken, belirsizliklerin ve maliyetlerin büyüme üzerindeki belirleyici etkisini koruduğuna işaret ediliyor. Bununla birlikte araştırmamız girişimcilik ekosisteminin gelişimi için 5 temel öncelik önerilerini sunuyor; “kademeli büyüme”, “kârlılık ve likiditenin korunması”, “finansal risk yönetimi”, “müşteri değerinin gelire dönüştürülmesi” ve “esnek yetenek stratejilerinin geliştirilmesi”. Bu alanlarda kaydedilecek ilerleme, girişimcilerin yalnızca mevcut belirsizliklere karşı daha dayanıklı olmalarını değil, aynı zamanda yerel ve küresel pazarlarda rekabet güçlerini artırmalarını da sağlayacaktır. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Ferzan Ülgen ise şu açıklamalarda bulundu: “Araştırma sonuçları, Türkiye girişimcilik ekosisteminin teknoloji ve yapay zekâ alanlarındaki odağıyla katılımcı ülkeler ortalamasının üzerinde bir seviyede seyretmesi dikkat çekiyor. Bulgular, günümüz koşullarında başarının yalnızca yeni fırsatları değerlendirmekten değil; inovasyon kapasitesini güçlendirmekten, kaynakları etkin yönetmekten, yetenek stratejisini doğru belirlemekten ve sürdürülebilir değer sunmaktan geçtiğini gösteriyor. Bu doğrultuda geleceğin başarılı girişimleri, değişime hızla adapte olabilen, doğru yetenek stratejilerini benimseyen, yeteneği merkeze koyarak teknolojiyi ve yapay zekayı süreçlerine entegre edebilen girişimciler olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Prof. Dr. Okan Tüysüz’den Deprem Uyarıları Haber

Prof. Dr. Okan Tüysüz’den Deprem Uyarıları

Nilüfer Belediyesi, Pancar Deposu’nda “17 Ağustos Deprem Riskleri ve Dirençlilik” söyleşisi düzenledi. Programa, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, 24. Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları, arama kurtarma ekipleri ve Nilüferliler katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, afetlere hazırlık konusunda toplum genelinde yeterli bilincin henüz oluşmadığına dikkat çekerek, depremlerin ardından sağlıklı yapılar yapılması için kararlar alındığını ancak bir süre sonra her şeyin normalleştiğini söyledi. LOJİSTİK MERKEZİ PROJESİ Deprem gelmeden önce alınması gereken pek çok tedbir bulunduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, afet anlarında sivil toplum kuruluşlarının sergilediği dayanışmanın önemine değindi. Belediye olarak bu süreci planlı yürütmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, “Afet anında ihtiyaç duyulacak tüm gıda, malzeme ve iş makinelerini tek bir noktada toplayacak lojistik merkezi projesini hayata geçireceğiz” dedi. Kentsel dönüşümde yeni ve bütüncül bir model oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, belediyenin sürecin tam merkezinde yer alacağı bir sistem kurguladıklarını söyledi. “DÖVÜNEREK ZAMAN KAYBETTİK” Açılışın ardından Nilüfer Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürü Erdinç Çamkerten moderatörlüğünde Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ile söyleşi gerçekleştirildi. Tüysüz, Türkiye’nin deprem geçmişini, Marmara bölgesini bekleyen tehlikeleri ve özellikle Bursa’nın depremsellik riskini verilerle ve haritalarla anlattı. Tüysüz, felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin 100 yılı aşkın süredir büyük ölçüde dövünerek zaman kaybettiğini belirten Tüysüz, 6 Şubat depremlerindeki ağır can kayıplarının da bu durumu net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Bursa’nın önemli bir kısmının zayıf zemine oturduğunu anlatan Tüysüz, “ Nilüfer’de de zayıf zemin mevcut. Nilüfer’in güneyinde özellikle Çalı, Tahtalı, Kayapa, Zafer ve Gölyazı’ya kadar uzanan yerde önemli bir fay sisteminin olduğunu, 1968 ve 1855 depremlerinin bu fay üzerinde geliştiğini söyleyebiliriz. Haritaya baktığımızda, bir imar planına işlenecek kadar hassas bir harita olmasa da binaların içerisinden, arasından fayların geçtiğini görüyoruz. Bu da son derece önemli bir problem” dedi. “FAY HATLARINDA YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEMELİ” Deprem zararlarını azaltmanın kuralları olduğunu belirten Prof. Dr. Okan Tüysüz; mevcut riski artırmamak için diri fay hatları üzerine yapılaşmaya izin verilmemesi ve yönetmeliklere sıkı sıkıya uyulması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, mevcut riskin azaltılması için gerçek kentsel dönüşümün uygulanması, bina analizlerinin yapılması, hayat boyu sürecek afet bilinci eğitimlerinin verilmesi gerektiğini söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yangın ve Patlama Risklerinde Proaktif Risk Yönetimi İşletmelerin Dayanıklılığını Artırıyor Haber

Yangın ve Patlama Risklerinde Proaktif Risk Yönetimi İşletmelerin Dayanıklılığını Artırıyor

Yangın ve patlama riski; üretim tesislerinden depolama alanlarına, enerji altyapılarından lojistik operasyonlarına kadar birçok sektörde faaliyetlerin kesintiye uğramasına neden olabiliyor. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yayımlanan “Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2024 Yılı Raporu”na göre, 2024 yılında Türkiye’de 694 yangın ve 26 patlama olmak üzere toplam 720 endüstriyel yangın ve patlama tespit edildi. Son yedi yılın en yüksek seviyesine işaret eden bu olaylarda 29 işçi hayatını kaybederken, 138 işçi yaralandı. Howden Türkiye'nin analizine göre bu riskler; fiziksel hasarın yanı sıra üretim kayıpları, operasyonel kesintiler, finansal zararlar ve itibar üzerinde uzun vadeli etkiler oluşturabiliyor. Küresel risk analizleri de yangının işletmeler açısından en kritik risk başlıkları arasında yer almaya devam ettiğini ortaya koyarken, işletmelerin dayanıklılığını artıran en önemli unsurun proaktif risk yönetimi olduğu görülüyor. Her tesis farklı bir risk profili taşıyor İşletmelerin faaliyet gösterdiği sektör, üretim süreçleri, kullanılan ekipmanlar ve operasyonel yapı, yangın ve patlama risklerinin niteliğini doğrudan etkiliyor. 2024 verileri, olayların özellikle belirli sektörlerde ve sanayinin yoğunlaştığı bölgelerde öne çıktığını gösteriyor. Tekstil, ağaç-kâğıt-mobilya, metal ve plastik/kauçuk sektörleri toplam olayların yaklaşık yüzde 73’ünü oluştururken, olayların yüzde 49,1’i Marmara Bölgesi’nde, yüzde 25,7’si Ege Bölgesi’nde gerçekleşiyor. İstanbul 217 olayla ilk sırada yer alırken, Tekirdağ’da 131, Bursa’da ise 103 olay tespit ediliyor. Bu nedenle etkin bir risk yönetimi için her işletmenin risk profilinin kendi dinamikleri doğrultusunda değerlendirilmesi, risklerin kaynağında tespit edilmesi ve uygun önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor. Howden Türkiye ise bu yaklaşım doğrultusunda, işletmelerin yangın ve patlama risklerini ayrıntılı ve kapsamlı şekilde analiz ederek, işletmelerin ihtiyaçlarına ve risk profiline uygun çözümler geliştiriyor. Mevcut koruma sistemlerini inceleyen şirket, riskleri azaltmaya yönelik iyileştirme önerileri geliştirirken iş sürekliliğini destekleyen önleyici uygulamalar konusunda da danışmanlık sunuyor. Bunun yanında sigorta programlarının işletmenin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirerek risk yönetimi süreçlerinin daha etkin hale gelmesine katkı sağlıyor. "Risk yönetiminde en etkili yaklaşım, riskleri ortaya çıkmadan önce analiz edebilmek" Howden Türkiye'nin yangın ve patlama risklerine yönelik yaklaşımını değerlendiren Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO'su Atınç Yılmaz, şu ifadelere yer verdi: "Yangın ve patlama riskleri, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesinde üretim süreçlerinden tedarik zincirine, finansal sonuçlardan kurumsal itibara kadar birçok alanı etkileyebiliyor. Bu nedenle risk yönetimini, olası hasarlar meydana geldikten sonra devreye giren bir süreç olarak değil, riskleri önceden belirleyerek etkilerini azaltmayı hedefleyen stratejik bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Howden Türkiye olarak her işletmenin faaliyet gösterdiği sektör, tesis altyapısı ve operasyonel yapısının farklı risk profilleri oluşturduğunu biliyor, bu doğrultuda işletmelere özel risk yönetimi çözümleri geliştiriyoruz. Yangın ve patlama risk analizlerinden tesis ve proses bazlı risk değerlendirmelerine, mevcut koruma sistemlerinin analizinden risk azaltıcı iyileştirme önerilerine kadar uzanan çalışmalarımızla işletmelerin risklerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Bunun yanında iş sürekliliğini destekleyen önleyici yaklaşımlar geliştiriyor ve sigorta programlarının işletmelerin risk profiline uygun şekilde optimize edilmesine yönelik danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Böylece doğru risk yönetimi yaklaşımıyla işletmelerin olası kayıplarını azaltırken, operasyonel dayanıklılıklarını ve sürdürülebilir iş sürekliliklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.