Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Risk Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Risk Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Risk Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuveyt Türk’ün Konsolide Aktif Büyüklüğü 1,45 Trilyon TL’ye Ulaştı  Haber

Kuveyt Türk’ün Konsolide Aktif Büyüklüğü 1,45 Trilyon TL’ye Ulaştı 

Türkiye’nin öncü katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk, 2025 yılı dördüncü çeyreğine ilişkin konsolide finansal sonuçlarını açıkladı. Kuveyt Türk’ün kullandırdığı fon büyüklüğü bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 51 artışla 691 milyar TL’ye ulaşırken, konsolide aktif büyüklüğü 1,45 trilyon TL olarak gerçekleşti. Kurum, 2025 yılını 46,7 milyar TL konsolide net kâr ve 136,4 milyar TL özkaynak büyüklüğü ile tamamladı. Katılım finans prensipleri doğrultusunda geliştirdiği yenilikçi ürün ve hizmetlerle müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk’ün toplam fonlama tabanı (toplanan fonlar ve mevduat dışı kaynaklar) büyüklüğü 1,13 trilyon TL seviyesine yükseldi. Kuveyt Türk, aktif büyüklük açısından bankacılık sektöründeki güçlü konumunu korurken, katılım finans kuruluşları arasındaki öncü rolünü sürdürdü. “Sürdürülebilir büyüme odağımızı koruyoruz” 2025 yılı finansal sonuçlarını değerlendiren Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, şu ifadeleri kullandı: “Kuveyt Türk olarak 2025 yılında da sürdürülebilir büyüme anlayışımızdan ödün vermeden ilerledik. Müşteri odaklı yaklaşımımızı güçlendirirken, katılım finans ilkeleri doğrultusunda reel ekonomiyi destekleyen bir bilanço yapısını korumaya özen gösterdik. Dijitalleşme yatırımlarımız, süreçlerimizi sadeleştirme çalışmalarımız ve iştiraklerimizle birlikte sunduğumuz 360 derece hizmet yaklaşımımız yıl boyunca finansal performansımıza olumlu yansıdı. Önümüzdeki dönemde de güçlü sermaye yapımız, yüksek aktif kalitemiz ve temkinli risk yönetimi anlayışımızla büyümemizi sağlıklı bir zeminde sürdürmeyi hedefliyoruz. Katılım finans sektöründe öncü rolümüzü pekiştirerek müşterilerimiz için güvenilir ve çözüm odaklı bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz.” 2025 dördüncü çeyrek itibarıyla Kuveyt Türk • 2025 yıl sonunda kullandırılan fon büyümesi yüzde 51 düzeyinde gerçekleşti. • Donuk alacaklar oranı yüzde 1,94 seviyesinde gerçekleşerek yüksek aktif kalitesi korundu. • Toplam fonlama tabanı 1,13 trilyon TL seviyesine ulaştı. • Cari hesabın toplanan fonlar içerisindeki payı yüzde 61 oldu. • Yıllıklandırılmış ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 41 seviyesinde gerçekleşti. • Yasal limiti yüzde 12 olan sermaye yeterlilik oranı yüzde 22,55 olarak gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Afetlere Karşı Dirençli Hale Geliyor Haber

Bursa Afetlere Karşı Dirençli Hale Geliyor

Birinci derece deprem kuşağında yer alan Bursa'da, ‘Bursa ili Sismik Zemin Tehlike Değerlendirme’ projelerini hayata geçiren, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile birlikte ‘Deprem Risk Azaltma ve Önleme Planlama Projesi’ni yürüten Büyükşehir Belediyesi, depreme hazırlık konusunda önemli bir çalışmayı daha sürdürüyor. Olası bir afete karşı hazırlıklı bir kent için ilk adımın mahallelerden başlayacağı anlayışıyla ‘Mahalle Afet İstasyonları’nı da hizmete alan Büyükşehir Belediyesi, Ürünlü Afet Lojistik Aktarma Merkezi’ni de devreye alarak olası afet anında hayat kurtaracak lojistik altyapıyı hazırlıyor. 14 BİN METREKARELİK ALAN Toplam 14.000 metrekarelik alana sahip olan merkez, afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan malzeme, ekipman ve yardımların sahaya çok daha hızlı ulaştırılmasını sağlayacak. Lojistik yönetimin hızlı, planlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesine imkan tanıyacak olan Aktarma Merkezi’nde, afet sonrası hizmetlerde kullanılmak üzere mobil ofis, duş ve tuvalet üniteleri ile mobil yemek servis üniteleri de yer alıyor. 7/24 GÖREVE HAZIR Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesinde personelin gönüllü katılımıyla kurulan Bursa Acil Müdahale (BAM) ekibinin müdahale kapasitesini de güçlendiren merkezin envaterinde, bir adet taktik kurtarma aracı, bir adet ağır seviye kurtarma aracı, iki adet 4x4 pickup, bir adet personel minibüsü ve 718 bin lira maliyetle üretilmiş mobil koordinasyon merkezi bulunuyor. Tüm araçların ise 7/24 göreve hazır şekilde tutulması planlanıyor. AFETLERE HAZIRLIKLAR SÜRÜYOR Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de Ürünlü Afet Lojistik Aktarma Merkezi’ni ziyaret ederek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin hala acılarının taze olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabırlar diledi. Deprem kuşağında yer alan Bursa ve Türkiye’de gerekli tüm hazırlıkların yapılması gerektiğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, yapılmadığı takdirde büyük sorunlarla karşılaşılacağını vurguladı. “58 MAHALLEMİZE DAHA AFET KONTEYNERİ KOYUYORUZ” Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde göreve geldikleri ilk günden itibaren tüm olası afet olaylarına hazırlıklı olmak için çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Göreve geldikten sonra hızlı bir şekilde Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nı kurduk. Ayrıca AKOM’u kurduk ve mobil araçlarımız sayesinde Bursa’nın ve bölgenin haritasını canlı olarak takip edebiliyoruz. Bu çalışmamız Türkiye’ye örnek bir modeldir. 42 mahallemize Afet Konteyneri yerleştirdik. 58 mahallemize daha Afet Konteyneri koyuyoruz. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde BAM ekibini oluşturduk. Mahallelerde afet gönüllülerinin oluşturulması için de çalışmalarımız sürüyor. Eğitimlerin yanı sıra ekipman açısından da hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi. HEDEF; CAN KAYBI YAŞANMAMASI Geçtiğimiz yıl yaşanan yangınlarda koordinasyonun önemini bir kez daha anlamış olduklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, 1999 Gölcük depremi başta olmak üzere birçok büyük deprem yaşanmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını vurguladı. Toplumun bilinçli olması, gerekli tedbirlerin alınması ve gerekli planlamaların yapılması halinde afetlerdeki can kayıplarının azaltılabileceğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin afetlerde hiç can kaybı yaşanmaması için hazırlıklarını yaptığını dile getirdi. “AFET KONTEYNERLERİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ” 6 Şubat depremlerinde Hatay Defne’de 22 gün sorumluluk aldığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Vatandaşlarla birebir temas ettim. Oradan birçok ders çıkarttık. Vatandaşların ilk gün tuvalete, ikinci gün suya, üçüncü gün gıdaya ihtiyaç duyduklarını gördük. Ayrıca gerekli alet ve ekipman olsaydı birçok canın da kurtarılabileceğini anladık. Profesyonel ekipler gelene kadar insanlar kendi imkanlarıyla enkaz altındaki yakınlarını kurtarmaya çalıştı ama ekipman bulamadılar. Bu yüzden mahallelerdeki afet konteynerlerini çok önemsiyoruz. Uzman ekipler gelene kadar mahalle gönüllülerinin afet konteynerlerinden alacağı ekipmanla müdahale edebilmesini istiyoruz. Afetlere toplum olarak hazırlıklı olmak zorundayız” diye konuştu. “YENİŞEHİR İLÇESİNE BENZER BİR MERKEZ PLANLIYORUZ” Koordinasyon merkezlerinin de en az ekipman kadar önemli olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, mobil afet koordinasyon merkezini kendi imkanlarıyla ürettiklerini ifade etti. Milyonlarca liraya mal olabilecek bir sistemi yaklaşık 700 bin liraya belediyeye kazandırdıklarını açıklayan Başkan Mustafa Bozbey, “Olası sel durumlarında kullanabileceğimiz bot ve benzeri araçları da envanterimize ekliyoruz. Ürünlü’deki 14 bin metrekarelik alan, 140 civarında tırın batıdan gelecek desteklerle birlikte konuşlanabileceği bir alan olacak. Buradan afet bölgesine planlı ve bilinçli şekilde sevkiyat yapılacak. Doğu bölgesi için de Yenişehir ilçesine benzer bir merkez planlıyoruz. 2 merkez koordineli bir şekilde çalışacak. Kent yöneticileri başta olmak üzere herkes hazırlıklı olmak zorunda” dedi. Kentsel dönüşüm ve imar çalışmalarını da bu anlayış doğrultusunda bütüncül bir şekilde ele aldıklarını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Mahalle kültürünü koruyan, okuldan yeşil alana kadar tüm ihtiyaçları kapsayan bir kentsel dönüşüm için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yakın zamanda büyük alanlardaki fiziki işlemler başlayacak” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’DEN VATANDAŞLARA ACİL DURUM ÇANTASI Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, daha sonra Beşeveler BursaRay İstasyonu’ndan metroya binerek vatandaşlarla birlikte Şehreküstü İstasyonu’na kadar yolculuk yaptı. Başkan Mustafa Bozbey tarafından vatandaşlara AKOM tarafından hazırlanan ve içinde ilk yardım kiti, battaniye, radyo, el feneri, diş fırçası, yağmurluk, düdük ve çöp torbası bulunan afet ve acil durum çantaları dağıtıldı. Yolculuk boyunca Bursalılarla afet konusunda sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey, afetlere hazırlıklı olmanın önemine vurgu yaptı. Başkan Mustafa Bozbey, Cuma namazının ardından ise 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşların anısına Bursalılara lokma ikram etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether 10 Milyar Dolar Kâr Açıkladı Haber

Tether 10 Milyar Dolar Kâr Açıkladı

2025 yılında net kârını 10 milyar doların üzerine taşıyan Tether, rezerv fazlasını 6,3 milyar dolara yükseltti. Bu sonuçlar, bir başka güçlü yıllık finansal performansı işaret ederken, Tether’in en kârlı ve finansal açıdan en sağlam özel şirketlerden biri olma konumunu da pekiştiriyor. Disiplinli rezerv yönetimi ve ABD Hazine tahvilleri, dijital varlıklar ve şirketin kendi yatırım yapıları arasında gerçekleştirilen stratejik dağılımlar sayesinde Tether, bu olağanüstü performansını sürdürürken, bugün dünya genelinde 530 milyonun üzerinde kullanıcıya ulaşan dijital dolar ekosistemindeki büyümeyi de hızlandırdı. 2025’te yaklaşık 50 milyar dolarlık yeni USDT ihraç edilirken, dolaşımdaki toplam miktar 186 milyar doları, toplam rezervler ise 193 milyar doları aşarak rekor seviyelere ulaştı Sadece 2025 yılında Tether, yaklaşık 50 milyar dolarlık yeni USDT ihraç etti; bu rakam şirket tarihindeki en büyük ikinci yıllık ihraç oldu. Yılın ikinci yarısında ivme belirgin şekilde arttı ve gelişmekte olan pazarlarda, ödemelerde ve dijital varlık ticaretinde dolar likiditesine yönelik talepteki artışla birlikte yaklaşık 30 milyar dolarlık ihraç gerçekleşti. Bunun sonucunda dolaşımdaki toplam USDT miktarı 186 milyar doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı ve küresel piyasalarda dolar bazlı bir finansal aracın en hızlı yıllık genişlemelerinden birine imza attı. Aynı dönemde toplam rezerv varlıkları da yaklaşık 193 milyar dolara yükselerek rekor kırdı ve rezervlerin yükümlülükleri aşmaya devam ettiği görüldü. Tether’in ABD Hazine tahvili sahipliği 2025 yılı boyunca rekor seviyelere ulaşarak, yüksek likiditeye sahip ve düşük riskli varlıklara dayalı stratejik yöneliminin sürdüğünü ortaya koyuyor. Yıl sonu itibarıyla doğrudan ABD Hazine tahvili varlıkları 122 milyar doları aşarak şirket tarihindeki en yüksek seviyeye ulaşırken, gecelik ters repo anlaşmaları da dâhil olmak üzere toplam doğrudan ve dolaylı Hazine tahvili maruziyeti 141 milyar doların üzerine çıktı. Bu büyüklük, Tether’i küresel ölçekte ABD devlet borcunun en büyük sahipleri arasına taşırken, dolar talebinin küresel finansal sistem içindeki aktarımında üstlendiği rolü daha da belirgin hale getiriyor. Yönetimin 31 Aralık 2025 itibarıyla yaptığı beyana göre toplam varlıklar 192,9 milyar doları aşarken, toplam yükümlülükler 186,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti ve bunun neredeyse tamamı ihraç edilen dijital token’lara ilişkilendirildi. Yapay zekâ, enerji, medya, fintek, değerli metaller, tarım, dijital varlık hazinesi, arazi ve P2P iletişim gibi gelişmekte olan alanlara Tether Global Investment Fund SICAF S.A. aracılığıyla yapılan özel yatırımlar ise token rezervlerinden tamamen ayrıştırılmış, fazla sermaye ve kârlardan finanse edilmiş olup 2025 yılının dördüncü çeyreği itibarıyla 20 milyar doların üzerine ulaştı. “Bu başarı, finans sektöründe benzeri olmayan güçlü risk yönetimi yapımız sayesinde kazanılan güvenle mümkün oldu” Tether CEO’su Paolo Ardoino, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“2025’i önemli kılan yalnızca büyümenin ölçeği değil, bu büyümenin arkasındaki yapıdır. USDT, küresel dolar talebinin giderek geleneksel bankacılık kanallarının dışına taşınmasıyla büyüdü; özellikle finansal sistemlerin yavaş, parçalı veya erişilemez olduğu bölgelerde bu eğilim daha da belirgin. Ağ etkisi ve parabolik büyümesiyle USDT insanlık tarihindeki en yaygın benimsenmiş parasal sosyal ağ hâline geldi. Bu başarı, finans sektöründe benzeri olmayan güçlü risk yönetimi yapımız sayesinde kazanılan güvenle mümkün oldu. Varlık kalitesi, dağılımı ve likiditeye ilişkin aldığımız kararlar, aşırı talep dönemlerinde dahi USDT’nin küresel ölçekte güvenilir ve kullanılabilir kalmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır.” USDT ihraçlarının rekor seviyelere ulaştığı, rezervlerin yükümlülükleri milyarlarca dolar aştığı, Hazine tahvili maruziyetinin tarihi zirvelerde seyrettiği ve güçlü risk yönetimiyle desteklenen Tether, 2026 yılına küresel ölçekteki herhangi bir şirketle kıyaslanabilecek en sağlam bilançolardan biriyle giriyor. Dijital dolarlar, enflasyona karşı korunma araçları ve programlanabilir finansal enstrümanlara yönelik talep dünya genelinde hızla artmaya devam ederken, Tether küresel dijital likiditenin temel yapı taşlarından biri olarak konumunu koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"2026 Kripto Piyasalarında Hız Değil Dayanıklılık Yılı Olacak" Haber

"2026 Kripto Piyasalarında Hız Değil Dayanıklılık Yılı Olacak"

SAFEbit CEO’su Emrah Aktaş, 2026’da piyasada spekülasyondan çok sürdürülebilir, regülasyon uyumlu ve gerçek kullanım alanı sunan projelerin öne çıkacağının altını çizdi. ABD Merkez Bankası’nın (FED) yılın ilk faiz kararının ardından küresel piyasalarda dengeler yeniden şekillenirken, gözler yüksek likiditeye duyarlılığıyla bilinen kripto varlıklara çevrildi. SAFEbit CEO’su Emrah Aktaş, mevcut para politikası ortamının kripto ekosistemi için bir yavaşlama değil, aksine bir olgunlaşma ve ayrışma süreci anlamına geldiğini ifade ediyor. “FED’in 2026 yılındaki ilk faiz kararı, yalnızca ABD para politikasına değil, küresel ölçekte tüm finansal varlıklara yönelik önemli sinyaller verdi. Üç faiz indiriminin ardından faizlerin sabit bırakılması, piyasalara dengeli ama net bir mesaj niteliği taşıyor. Likidite tamamen kapanmış değil, ancak artık kolay ve sınırsız para döneminde de değiliz. Bu tablo, risk iştahının tamamen ortadan kalkmadığı fakat daha kontrollü ve seçici bir yapıya evrildiği bir döneme işaret ediyor. Piyasa artık hikâyeleri değil, sağlamlığı sınar Bu tarz makro dönemlerde piyasa davranışları da değişir. Hisse senetlerinden emtialara, kripto varlıklardan diğer alternatif yatırım araçlarına kadar geniş bir yelpazede ‘Ne bulursam alayım’ yaklaşımı zayıflar. Bunun yerine finansal dayanıklılık, sürdürülebilir gelir, güçlü bilançolar ve etkin risk yönetimi gibi unsurlar daha belirleyici hâle gelir. Başka bir ifadeyle, piyasa artık hikâyeleri değil, sağlamlığı sınar. Kripto varlıklar da bu küresel iklimin dışında kalmıyor. Hatta likiditeye en hassas varlık gruplarından biri olduğu için FED’in yönlendirmelerini çok daha hızlı ve doğrudan fiyatlıyor. Faizlerin sabit kaldığı ve belirsizliklerin tam olarak dağılmadığı bir ortamda kripto piyasasında genel yükselişten ziyade projeler arası ayrışma öne çıkar. Bu süreçlerde Bitcoin’in görece güçlü duruş sergilemesi tesadüf değil. Çünkü belirsizlik dönemlerinde Bitcoin, kripto ekosisteminin doğal çekim merkezi gibi çalışır. Altcoin tarafında ise tablo daha seçici; temeli zayıf, sürdürülebilirliği olmayan projeler zaman içinde ilgi kaybeder. Bu nedenle 2026’yı kripto piyasaları açısından bir ivmelenme yılı olarak değil, daha çok bir eleme ve güçlenme dönemi olarak görmek gerekiyor. Ayakta kalacak projelerin bazı ortak özellikleri olacak. Sadece anlatı üreten değil, gerçek bir probleme çözüm sunan, ürün geliştiren ve kullanıcı bağlılığı yaratabilen yapılar öne çıkacak. Gelir modeli net olmayan ve varlığını yalnızca token fiyat performansına dayandıran projeler için ise şartlar daha zorlayıcı olacak. Burada belirleyici unsur süreklilik. Kısa süreli popülerlik değil, uzun vadeli varlık gösterebilme kapasitesi değer yaratacak. Önümüzdeki dönemde regülasyonlar da kripto piyasalarının yönünü belirleyen temel faktörlerden biri olmaya devam edecek. Regülasyon çoğu zaman kriptonun önünde bir engel gibi algılansa da gerçekte kurumsal sermayenin sisteme girişini mümkün kılan ana unsurlardan biri. Kuralların netleşmesi bazı oyuncular için kısa vadede zorlayıcı olabilir, ancak orta ve uzun vadede piyasa güvenilirliğini güçlendirir. Güven ortamı büyüdükçe kalıcı ve kurumsal sermaye de piyasaya daha rahat dahil olur. Bu nedenle 2026’da regülasyonla uyumlu hareket eden projeler ve platformlar belirgin bir avantaj sağlayacak. 2026’da regülasyona uyumlu projeler ve platformlar avantaj sağlayacak Ayrıca kripto ekosisteminde gündemin giderek daha fazla gerçek finansal ihtiyaçlara çözüm üreten alanlara kaydığını görüyoruz. Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, güçlü finansal altyapılar, güvenli saklama çözümleri ve mevzuata uyumlu ürünler daha fazla konuşulacak başlıklar arasında yer alacak. Piyasa olgunlaştıkça, spekülasyondan çok somut fayda üreten bu tür çözümler daha görünür ve değerli hâle gelecek. Özetle 2026 kripto piyasaları için bir son değil, ancak kolay kazanç dönemi de olmayacak. Bu yıl hızdan çok doğru konumlanmanın, agresif risk almaktan çok risk yönetiminin ve kısa vadeli fırsatlardan çok uzun vadeli dayanıklılığın ödüllendirildiği bir dönem olacak. Kripto ekosistemi büyümeyi sürdürecek fakat bu büyüme daha sessiz, daha seçici ve daha disiplinli bir karakter taşıyacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Sigorta Sektörünü Şekillendirecek 10 Stratejik Başlık Haber

2026’da Sigorta Sektörünü Şekillendirecek 10 Stratejik Başlık

2026 yılı, sigorta sektörünün hem küresel hem de yerel dinamikler açısından yeniden şekillendiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli süreçlerin yaygınlaşması, mikro sigortacılık modellerinin hızla büyümesi ve siber risklerin kurumsal gündemin üst sıralarına yerleşmesi, sektörün dönüşümünü belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Sağlık sigortasında hibrit modeller ve tele-sağlık entegrasyonunun standart hâle gelmesi, sürdürülebilirlik kriterlerinin fiyatlama ve reasürans yapıları üzerindeki etkisinin artması, 2026’nın dikkat çeken diğer gelişmeleri olarak öne çıkıyor. ‘Çeviklik ve güçlü risk yönetimi öne çıkacak’ IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “2025 yılında Türk sigorta sektörünün toplam prim üretimi 1,22 trilyon TL seviyesine ulaştı. Yıllık bazda nominal büyüme %45’in üzerine çıkarak son yılların en yüksek oranlarından biri olarak kaydedildi. Bu görünüm, sektörün hacimsel anlamda güçlü bir performans sergilediğini ve fiyatlama dinamiklerinin büyümeyi belirgin şekilde desteklediğini ortaya koyuyor. Diğer yandan sektör; teknolojik dönüşümün hız kazandığı, müşteri beklentilerinin yeniden şekillendiği ve risk yapılarının daha karmaşık hale geldiği yapısal bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu yeni dönemde sürdürülebilir büyüme, yalnızca hacim artışıyla değil; veri odaklı yaklaşımlar, yenilikçi ürünler ve stratejik risk yönetimiyle mümkün hale geliyor. 2026, şirketlerin yalnızca dijitalleşmeye uyum sağladığı değil, aynı zamanda veri odaklı iş modelleriyle rekabet avantajı yarattığı bir yıl olacak. Bu süreçte çeviklik, doğru işbirlikleri ve güçlü risk yönetimi yaklaşımı, sektörün sürdürülebilir büyümesinin temel belirleyicileri arasında yer alacak” dedi. ‘Yapay zeka tüm değer zincirlerine nüfuz edecek’ Murat çiftçi, 2026’da sigorta sektörünü şekillendirecek 10 stratejik başlığı şu şekilde sıraladı: “Dijitalleşmede yeni eşik yapay zekâ. 2026, yapay zekânın operasyonel süreçlerden ürün tasarımına kadar tüm değer zincirine nüfuz ettiği bir yıl olacak. Hasar dosyalarının otomasyonu, risk skorlama modellerinin güçlenmesi ve kişiselleştirilmiş poliçeler sektörün rekabet alanını yeniden tanımlıyor. ikinci olarak mikro sigortacılık ve anlık poliçelerde hızlı büyüme, üçüncü başlık da siber risklerde patlama ve kurumsal talepte artış olarak sıralayabiliriz. Artan fidye yazılımı saldırıları, KOBİ’lerin de siber poliçelere yönelmesini sağlıyor. 2026’da siber sigorta, yangın ve nakliyeden sonra en hızlı büyüyen branşlardan biri olmaya aday. Sağlık sigortasında hibrit modeller ve tele-sağlık entegrasyonu ve sürdürülebilirlik ve iklim risklerinin fiyatlamaya etkisi de sigorta sektörünün 2026 başlıkları arasında yerini alacak.” Gömülü sigorta hizmetlerinin rolü daha da artacak 2026 yılında bağlantılı araçlar ve otonom sistemlerde yeni sigorta modellerinin de çok konuşulacağını aktaran Murat Çiftçi, “Araçlardan gerçek zamanlı veri akışı, sürüş davranışına göre fiyatlamayı standart hâle getiriyor. Otonom sürüş seviyelerinin artması, sorumluluk paylaşımında yeni hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor. Öte yandan gömülü sigorta yaygınlaşıyor. Sigortanın ürün ve hizmetlere gömülü şekilde sunulması, özellikle e-ticaret, mobil uygulamalar ve finansal platformlarda büyüyor. Bu model, müşteri kazanım maliyetlerini düşürürken penetrasyonu artırıyor. Bunun yanı sıra regülasyonlarda dijital uyum ve veri koruma önceliği de 2026 yılında en fazla konuşacağımız bir başlık olarak öne çıkıyor. Sigorta–fintek–bankacılık üçgeninde yeni işbirlikleri ve veri odaklı risk yönetimi ve aktüeryal modellerin evrimi de 2026 yılına yön verecek başlıklardan biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Afetlere Karşı Yerel Dayanışma Ağı Kuruluyor Haber

 Afetlere Karşı Yerel Dayanışma Ağı Kuruluyor

Afetlere hazırlıklı, bilinçli ve dayanışma temelli bir toplum oluşturma hedefiyle çalışmalarını sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, “Mahalle Afet Gönüllüleri” projesini hayata geçiriyor. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı ve İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülecek proje kapsamında, gönüllü vatandaşlara temel afet bilgisi, temel yangın eğitimi, ilk yardım, afet farkındalığı, ihbar süreçleri ve acil durum davranışları gibi konularda eğitimler verilecek. Böylece vatandaşların olası durumlara karşı hazırlıklı olması sağlanacak. Proje Hakkında Bilgilendirildiler Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz başkanlığında yapılan toplantıda, ilçe belediyelerinin afet işleri müdürlükleri ile Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi’nin kent konseylerine proje hakkında bilgi verildi. Projenin kapsamı ve hedeflerine ilişkin sunumu Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanı Ziya Çiçek yaptı. Toplantıya İtfaiye Dairesi Başkanı Gürhan İnal da yer aldı. “Yerelde Güçlü Bir Dayanışma Ağı Kurmak İstiyoruz” Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz, afetlere hazırlığın birlikte ve planlı bir şekilde mümkün olabileceğini belirterek, “Mahalle Afet Gönüllüleri Projesi ile amacımız, Manisa’yı afetlere karşı daha dirençli hale getirmek. Afet ve acil durumlarda, yetkili kurumlar olay yerine ulaşıncaya kadar geçen sürede gönüllülerimizin bilgi ve donanımlarıyla ilk müdahalede etkin rol almasını hedefliyoruz. Bu süreçte kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve yerelde güçlü bir dayanışma ağının kurulması büyük önem taşıyor. Projemizi tüm ilçelerimizde yaygınlaştırarak, bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Holding’den 2030’a Yönelik Somut Emisyon Azaltım Hedefleri Haber

Doğuş Holding’den 2030’a Yönelik Somut Emisyon Azaltım Hedefleri

Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma anlayışının temel unsurlarından biri olarak ele alan Doğuş Holding, 2024 Sürdürülebilirlik Raporunu yayımladı. Holdingin küresel raporlama standartlarıyla uyumlu olarak hazırladığı ilk sürdürülebilirlik raporu, iklim değişikliğiyle mücadeleden yönetişime, risk yönetiminden yatırım süreçlerine uzanan kurumsal yaklaşımı bütüncül bir çerçevede ele alıyor. Raporda; çift öncelik analizi, dekarbonizasyon stratejisi ve Kapsam 3 emisyonlarının ölçümü ve yönetimine yönelik geliştirilen DO-TRace Programı öne çıkıyor. Doğuş Holding, 2030 yılına kadar 2022 baz yılına kıyasla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarında yüzde 50, Kapsam 3 emisyonlarında ise yüzde 30 azaltım hedeflediğini açıkladı. Çok sektörlü yatırım portföyü dikkate alınarak belirlenen bu hedefler, Doğuş Holding’in iklim risklerine karşı dayanıklılığını artırmayı amaçlayan dekarbonizasyon yol haritasının temelini oluşturuyor. Sürdürülebilirlik, Karar Alma ve Performans Yönetiminin Ayrılmaz Bir Parçası 2024 Sürdürülebilirlik Raporu; Doğuş Holding'in çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarını ölçülebilir hedefler, performans göstergeleri ve izleme mekanizmaları aracılığıyla nasıl yönettiğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda oluşturulan “İzleme Komitesi”, sürdürülebilirlik hedeflerinin düzenli olarak değerlendirilmesini ve karar alma süreçlerine sistematik biçimde entegre edilmesini sağlayan yönetişim yapısının önemli bir unsuru olarak raporda yer alıyor. Çift Öncelik Analizi ile Stratejik Odaklanma Raporda yer alan çift öncelik analizi doğrultusunda, paydaş beklentileri ile finansal etki alanları birlikte ele alınarak 2025–2028 dönemine yönelik stratejik sürdürülebilirlik öncelikleri tanımlandı. Holdingin Dekarbonizasyon Stratejisi, bu öncelikler doğrultusunda iştirak ve bağlı ortaklıkları kapsayan kapsamlı bir aksiyon planı temelinde yapılandırıldı. Bu yaklaşım; emisyonların düzenli takibini, veri kalitesinin güçlendirilmesini ve azaltım hedeflerinin performans yönetimiyle ilişkilendirilmesini esas alıyor. Doğuş Holding'in değer zinciri ve yatırım yapısı dikkate alınarak geliştirilen Kapsam 3 DO-TRace Programı ise, sektör bazlı önemlilik analizleri doğrultusunda Kapsam 3 emisyonlarının ölçümü ve yönetimine yönelik kurumsal bir çerçeve sunuyor. Program, sürdürülebilirlik göstergelerinin yatırım değerlendirme ve risk yönetimi süreçlerine entegrasyonunu destekleyerek, holdingin uzun vadeli stratejik karar alma mekanizmalarına katkı sağlıyor. Doğuş Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Nafiz Karadere, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Doğuş Holding olarak sürdürülebilirliği, yönetişim yapımızın ve karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. Küresel standartlarla uyumlu ilk sürdürülebilirlik raporumuz, bu yaklaşımın kurumsal stratejimize nasıl entegre edildiğini ortaya koyuyor. Çift öncelik analiziyle belirlenen başlıkları grup genelinde sistematik biçimde izlerken, Dekarbonizasyon Stratejimiz ve İzleme Komitemiz aracılığıyla iklim risklerine karşı dayanıklılığımızı artırmayı ve sürdürülebilirliği yatırım ve performans yönetiminin temel bileşenlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz." Ulusal ve Uluslararası Raporlama Standartlarıyla Uyum Doğuş Holding A.Ş. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, GRI Standartları, ESRS (Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) ve Türkiye'de yürürlüğe giren TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) referans alınarak hazırlandı.

ASAŞ, AS 9100 Sertifikasıyla Havacılık, Uzay ve Savunma Sanayiinde Küresel Gücünü Artırdı Haber

ASAŞ, AS 9100 Sertifikasıyla Havacılık, Uzay ve Savunma Sanayiinde Küresel Gücünü Artırdı

ASAŞ Alüminyum Profil İş Merkezi, gerçekleştirilen bağımsız dış denetimi başarıyla tamamlayarak, AS 9100 Havacılık, Uzay ve Savunma Kalite Yönetim Sistemi gerekliliklerini eksiksiz şekilde karşıladığını belgeledi ve sertifika almaya hak kazandı. Havacılık, uzay ve savunma sanayii için uluslararası ölçekte kabul gören AS 9100 standardı; kalite yönetimi, süreç güvenilirliği, risk yönetimi, ürün güvenliği ve izlenebilirlik gibi kritik kriterleri kapsıyor. ASAŞ’ın bu sertifikayı almaya hak kazanması, Alüminyum Profil İş Merkezi’nin yüksek kalite standartlarında, tutarlı ve güvenilir üretim gerçekleştirdiğini bir kez daha ortaya koyuyor. AS 9100 sertifikasıyla birlikte ASAŞ, uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren havacılık, uzay ve savunma sanayii firmaları nezdinde onaylı ve güvenilir tedarikçi konumunu güçlendirdi. Sertifika, küresel projelere erişimi kolaylaştırırken; yeni iş birlikleri ve uzun vadeli stratejik ortaklıklar için de önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Sertifikasyon süreci boyunca yürütülen çalışmalar kapsamında süreçlerin standardizasyonu, operasyonel verimliliğin artırılması ve müşteri beklentilerinin en üst düzeyde karşılanması hedeflendi. Elde edilen bu başarı, ASAŞ’ın kalite odaklı yaklaşımının ve sürekli iyileştirme anlayışının somut bir göstergesi niteliği taşıyor. ASAŞ, önümüzdeki dönemde de uluslararası kalite standartlarını odağına alan yönetim anlayışıyla; havacılık, uzay ve savunma sanayiine yönelik yüksek katma değerli ürün ve çözümler sunarak küresel pazarlardaki etkinliğini artırmayı sürdürecek. ASAŞ Hakkında 1990 yılında kurulan ASAŞ, bugün Akyazı, Sakarya bölgesinde yer alan son teknoloji ile donatılmış 5 üretim tesisi ve 3.000’den fazla çalışanıyla Türkiye’nin en önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. Sektöründe en çok Ar-Ge harcaması yaparak ülke ekonomisine değer katmayı hedefleyen ASAŞ, üretim alanındaki tecrübesini tasarım ve Ür-Ge çalışmalarıyla sürekli geliştirerek sektöre birçok sektör için yenilikçi ürünler sunuyor. ASAŞ, alüminyum profil, kompozit panel, alüminyum yassı mamul, PVC kapı ve pencere sistemleri, alüminyum bayrak ve aydınlatma direkleri, alüminyum kapı, pencere ve giydirme cephe sistemleri, panjur sistemleri, garaj kapıları ve motor kontrol sistemleri alanında zengin bir ürün yelpazesine sahip. Bugün 90’dan fazla ülkeye ihracat yapan ve kuruluşundan bu yana istikrarlı büyümesini sürdüren ASAŞ, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2024 sıralamasında 64’üncü sırada yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Global Risk Haritası Yeniden Çiziliyor Haber

2026’da Global Risk Haritası Yeniden Çiziliyor

Jeopolitik gerilimlerle dolu geçen 2025 yılının ardından dünya, 2026 yılına da yeni krizlerle başladı. Ticaret savaşları, bölgesel çatışmalar ve yaptırımlar; 2026’nın ilk günlerinde de küresel risk ajandasının ilk sıralarında yerini aldı. Global risk haritasının yeniden şekillendiği 2026 yılına dair öngörülerini paylaşan IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “2026 yılında artık tekil risklerden değil, birbirini tetikleyen ve aynı anda çalışan ‘çoklu krizler’den söz ediyoruz. Jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri şokları, iklim kaynaklı hasarların artışı ve reasürans kapasitesindeki daralma, sigorta sektörünü küresel ölçekte yeniden konumlandırıyor. Türkiye’de ise bu tablo; teminat yapılarının daha rafine, fiyatlamanın daha risk-seçici, veri ve analitiğin ise hiç olmadığı kadar kritik hale geldiği bir dönemi beraberinde getiriyor. Bu yeni risk haritasında ayakta kalmanın yolu, müşterilerle birlikte proaktif risk yönetimi kültürü inşa etmekten geçiyor” dedi. Belirsizlik altında karar alma artık yeni normalimiz 2026 yılında belirsizliğin sektörleri oldukça derinden etkileyeceğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Kurallara dayalı küresel düzenin zayıflaması, ticaret ve sermaye akımlarında öngörülebilirliği azaltırken, şirketler için ‘belirsizlik altında karar alma’ artık yeni normal haline geliyor. Bu ortamda tedarik zincirleri, sadece maliyet ve verimlilik açısından değil, risk yoğunluğu açısından da yeniden tasarlanıyor. Lojistik gecikmeler, kritik hammadde ve ara malı tedarikindeki kesintiler, üretim duruşları ve gelir kayıpları; iş durması (business interruption) ve kâr kaybı teminatlarını daha merkezi bir konuma taşıyor. Türkiye açısından bakıldığında, hem bölgesel jeopolitik konum hem de üretim ve lojistik üssü olma potansiyeli, risk ve fırsatı aynı anda büyütüyor. Çok uluslu tedarik zincirlerine entegre Türk şirketleri için; politik şiddet, savaş, terör, ambargo ve sözleşme ihlali gibi risklerin daha sofistike poliçelerle yönetilmesi, 2026’da gündemin üst sıralarında yer alacak. Bu da, teminat kapsamlarının netleştirilmesi, muafiyet ve limit yapılarına daha dikkatli yaklaşılması anlamına geliyor” diye konuştu. İklim kaynaklı hasar frekansındaki artış Murat Çiftçi, 2026 küresel risk ve dayanıklılık raporlarında, aşırı hava olayları ve doğal afetlerin en kritik başlıklardan biri olarak öne çıktığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Sıcak hava dalgaları, ani ve şiddetli yağışlar, sel, dolu, fırtına ve orman yangınları gibi olayların hem frekansı hem de şiddeti artarken; bu durum özellikle yangın, mühendislik, tarım ve kasko branşlarında hasar frekansını yukarı çekiyor. Türkiye’de son yıllarda yaşanan sel ve dolu olayları, iklim kaynaklı risklerin artık istisna değil, yeni normal olduğunu gösteriyor. Bu tablo, sigortacılar açısından iki temel sonucu beraberinde getiriyor: Öncelikle iklim risklerinin bölgesel ve mikro ölçekte modellenmesi, lokasyon bazlı fiyatlamayı ve risk mühendisliğini öne çıkarıyor. İkinci olarak da ürün tasarımı. Parametrik sigortalar, doğal afetler odaklı özel ürünler ve iklim uyum yatırımlarını teşvik eden teminat yapıları, 2026 ve sonrasında daha fazla gündeme gelecek. Müşteri tarafında ise, risk azaltıcı önlemler (altyapı güçlendirme, drenaj sistemleri, yangın güvenliği, iş sürekliliği planları vb.) ile sigorta teminatının birlikte düşünülmesi, prim seviyeleri ve teminat bulunabilirliği üzerinde belirleyici olacak.” Global reasürans kapasitesindeki daralma Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; küresel ölçekte artan hasar frekansı ve şiddeti, iklim kaynaklı felaketlerin yükselen maliyeti, enflasyonist baskılar ve sermaye maliyetlerindeki artış, reasürans piyasasında kapasiteyi daraltıyor ve fiyatları yukarı çekiyor. Özellikle katastrofik riskler, doğal afetler ve yüksek limitli endüstriyel risklerde reasürans programlarının yenilenmesi, her zamankinden daha zorlu ve detaylı müzakereler gerektiriyor. Murat Çiftçi, “Bu daralan kapasite, reasürörleri risk seçiminde daha seçici davranmaya iterken; sigorta şirketlerini de portföy kalitesi, underwriting disiplini ve risk mühendisliği uygulamalarında daha sıkı bir çerçeveye yönlendiriyor. Türkiye özelinde bakıldığında, küresel reasürans kapasitesindeki sıkılaşma; katastrofik risklerde limit ve şartların yeniden tanımlanması, koşullu teminatların artması, daha yüksek muafiyet ve katılım payları ile fiyatlamada belirgin bir yukarı yönlü baskı olarak yansıyor. Özellikle deprem, sel ve büyük endüstriyel risklerde reasürans maliyetlerindeki artış, yerel fiyatlamayı doğrudan etkiliyor” dedi. Daha seçici, daha analitik ve işbirliğine dayalı bir model Söz konusu durumların Türkiye’deki teminat yapıları ve fiyatlamaya etkisini de değerlendiren Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Küresel risk dinamiklerindeki değişim, Türkiye’de teminat yapıları ve fiyatlamayı belirgin şekilde dönüştürüyor. Büyük kurumsal risklerde katmanlı programlar yaygınlaşırken, daha yüksek muafiyetler ve kapsam–istisna sınırlarının netleştiği poliçeler öne çıkıyor. Fiyatlamada ise lokasyon, hasar geçmişi, tedarik zinciri bağımlılıkları ve iklim senaryoları gibi veri odaklı parametreler çok daha belirleyici hale geldi. Bu süreç, müşteri–broker–sigortacı ilişkisinde de ‘risk ortağı’ modelini güçlendiriyor; kısa vadeli fiyat odaklı yaklaşımlar yerine uzun vadeli, şeffaf ve stratejik işbirlikleri önem kazanıyor. Özetle, Türkiye’de teminat yapıları ve fiyatlama, küresel trendlerle uyumlu şekilde daha seçici, daha analitik ve daha işbirliğine dayalı bir modele doğru ilerliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.