Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Robotik

Kapsül Haber Ajansı - Robotik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Robotik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Fikir Liderleri Bir Araya Geldi Haber

Geleceğin Fikir Liderleri Bir Araya Geldi

Türkiye’nin en büyük medya gruplarından Turkuvaz Medya tarafından hayata geçirilen ve dünyanın en saygın teknoloji ve inovasyon markalarından biri olan WIRED Türkiye, 15 Mayıs’ta Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleşen lansman etkinliğinde iş dünyası, teknoloji, girişimcilik ve medya ekosisteminden önemli isimleri bir araya getirdi. WIRED Türkiye, global vizyonu yerel dinamiklerle buluşturarak Türkiye’nin teknoloji, bilim ve kültür dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Etkinliğin açılış konuşmaları; WIRED Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Hülya Güler, Turkuvaz Medya Grubu İcra Kurulu Üyesi ve Turkuvaz Dergi Genel Müdürü Yasemin Gebeş ve Condé Nast Stratejik İçerik ve Özel Projeler Başkan Yardımcısı Amy Mangino tarafından gerçekleştirildi. Hülya Güler: Wired yalnızca bir yayın değil, geleceğin ekosistemi Etkinliğin açılış konuşmalarında WIRED Türkiye’nin yayın vizyonu, teknoloji ve kültür odağındaki yaklaşımı ile geleceğin dünyasına dair perspektifi paylaşıldı. WIRED Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Hülya Güler, WIRED Türkiye’nin yalnızca bir yayın değil; farklı disiplinlerden düşünce liderlerini, yaratıcı endüstrileri ve yeni nesil fikirleri bir araya getiren yaşayan bir ekosistem olmayı hedeflediğini vurguladı. Güler konuşmasında, “WIRED, yalnızca teknoloji anlatan bir yayın değil; bilim ve teknolojinin dönüştürdüğü dünyayı daha iyi anlamak isteyenler için geleceğe dair güçlü bir bakış açısı sunuyor. Biz de WIRED Türkiye ile insanı merkeze alan, umut veren, ilham veren ve geleceği birlikte şekillendirmeye davet eden bir platform kuruyoruz. Çünkü inanıyoruz ki gezegenimizin en güzel günleri hâlâ gelecekte. WIRED Türkiye Founding Member topluluğu ise kendi alanlarında fikirleri, üretimleri ve vizyonlarıyla fark yaratan isimleri aynı ekosistemde buluşturarak geleceğin hikâyesini birlikte yazmayı hedefliyor.” ifadelerini kullandı. Condé Nast Stratejik İçerik ve Özel Projeler Başkan Yardımcısı Amy Mangino ise konuşmasında, “Condé Nast olarak son yıllarda Vogue ve GQ’nun ardından şimdi de WIRED’ın Türkiye yolculuğuna tanıklık etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Güçlü ve nitelikli gazeteciliğe yatırım yapmak bugün her zamankinden daha fazla vizyon, sorumluluk ve cesaret gerektiriyor. Hülya Güler, Yasemin Gebeş ve tüm WIRED Türkiye ekibi, bu markayı hayata geçirirken büyük bir tutku ve özveri ortaya koydu. WIRED Türkiye’nin çok başarılı bir yolculuğa imza atacağına yürekten inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Etkinliğin sabah oturumlarında teknoloji, yapay zekâ ve girişimcilik ekosisteminin geleceğine ışık tutan konuşmalar gerçekleştirildi. Kerem Dündar: Yapay zekâ çağında fark yaratacak olan şey, doğru soruları birlikte sorabilmek olacak Program kapsamında ilk özel oturumda yazar Kerem Dündar, “Geleceği Yapay Zeka–İnsan Etkileşimi ile Şekillendirmek” başlıklı konuşmasıyla sahne aldı. Dündar konuşmasında, “Bugün yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, insanın düşünme ve üretme biçimini kökten değiştiren yeni bir çağ olarak konuşuyoruz. Daha birkaç ay önce yapay zekânın problem çözme kapasitesinin insan ortalamasının çok üzerine çıktığını gösteren araştırmalar paylaşılırken, asıl ihtiyaç duyduğumuz şeyin doğru soruları sorabileceğimiz güçlü platformlar ve topluluklar olduğunu görüyoruz. WIRED Türkiye’nin farklı disiplinleri bir araya getirerek bu dönüşümü insan odağında tartışan önemli bir fikir alanı yaratacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Geleceğe hazır olmak, yalnızca teknolojiyi değil insanı da merkeze koyabilmekten geçiyor Ardından Fütürist, Future Readiness Forum ve Xponential Başkanı & CEO’su Tariq Qureishy, “Geleceğin Sesi, Geleceğin Denklemi” başlıklı oturumda teknoloji ve insanlığın dönüşümünü değerlendirdi. Qureishy konuşmasında, “2030 yılında var olacak işlerin yaklaşık yüzde 70’i bugün henüz mevcut değil. Yapay zekâ ve teknolojinin hızlandırdığı bu dönüşümde kurumların yalnızca dijital değil, aynı zamanda AI odaklı organizasyonlara dönüşmesi gerekiyor. Ancak bu yeni çağda asıl mesele yalnızca teknolojiye adapte olmak değil; güveni, yaratıcılığı, etik bakış açısını ve insan odağını koruyarak geleceğe hazır hale gelmek. WIRED Türkiye’nin farklı disiplinleri bir araya getirerek bu dönüşümü tartışan güçlü bir fikir platformu oluşturmasını son derece kıymetli buluyorum.” dedi. Türkiye, teknoloji ve oyun girişimlerinde önemli başarı hikâyeleri yazıyor; şimdi hedef küresel ölçekte daha güçlü bir konum “Türkiye Girişim Tarihinin Dünü, Bugünü, Yarını” panelinin moderatörlüğünü Boğaziçi Ventures Kurucusu ve CEO’su Barış Özistek üstlendi. Panelde Vuvy Kurucusu ve Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ile Yemeksepeti Kurucusu ve Yatırımcı Nevzat Aydın, Türkiye girişimcilik ekosisteminin dönüşümünü, yatırımcılık kültürünün gelişimini ve yapay zekâ çağında girişimciliğin geleceğini değerlendirdi. Panelde konuşan Nevzat Aydın, yapay zekâ ile birlikte girişimcilik dünyasında fırsatların daha da demokratikleştiğine dikkat çekerek, “Doğru kurgulanan projelerin bugün dünyanın her yerine ulaşma ve ölçeklenme şansı çok daha yüksek. Aynı şekilde rekabet de artık global ölçekte yaşanıyor. Ancak teknoloji dönüşümleri her dönemde yeni fırsatlar yaratıyor ve girişimcilik ekosistemi bu dönüşümle birlikte büyümeye devam ediyor” dedi. Emre Kurttepeli ise Türkiye girişimcilik ekosisteminin özellikle yeni nesil teknoloji alanlarında önemli bir dönüşümden geçtiğini belirterek, “Yapay zekâ çağında fonlama kapasitesi, güçlü insan kaynağı ve global ölçekte düşünme becerisi her zamankinden daha kritik hale geldi. Türkiye oyun ve teknoloji girişimlerinde önemli başarı hikâyeleri çıkarıyor ancak küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmek için teknoloji üretimi ve yatırım ekosisteminin daha da büyümesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürü Sadullah Uzun : 150 milyon dolarlık kamu desteğiyle 750 milyon dolarlık girişim yatırım hacmi hedefliyoruz “Turcorn Yolculuğu” panelinde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürü Sadullah Uzun moderatörlüğünde; Türkiye girişimcilik ekosistemi, oyun teknolojileri ve küresel büyüme potansiyeli ele alındı. e2vc Yönetici Ortağı Enis Hulli ile Loom Games Kurucu Ortakları Kübra Gündoğan ve Emre Çelik’in katıldığı panelde, Loom Games’in kısa sürede global ölçekte dikkat çeken büyüme hikâyesi ve Türkiye’nin yeni nesil teknoloji girişimciliği vizyonu konuşuldu. Loom Games Kurucu Ortağı ve CEO’su Kübra Gündoğan, “Yaklaşık 60 yatırımcıdan ret aldığımız dönemler oldu ancak girişimcilikte en kritik konulardan birinin, bu süreçleri kişisel algılamadan yoluna devam edebilmek olduğuna inanıyorum. Biz de elimizdeki tüm kaynakları yeni oyunumuza yatırarak devam ettik ve bugün hâlâ burada bu hikâyeyi konuşuyoruz” dedi. Sadullah Uzun ise Türkiye’de bugün itibarıyla 8 Turcorn bulunduğunu hatırlatarak, girişimcilik ekosistemini büyütmeye yönelik destek mekanizmalarına dikkat çekti. Uzun, “Seri A aşamasındaki girişimleri desteklemek amacıyla 150 milyon dolarlık kamu katkısını devreye aldık. Bu destekle birlikte en az 750 milyon dolarlık bir girişim yatırım hacmi oluşturmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici : Teknolojinin merkezinde hâlâ insan deneyimi var Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici, etkinlik kapsamında gerçekleştirdiği oturumda yapay zekânın e-ticaret ekosistemindeki dönüştürücü etkisini ve Trendyol’un teknoloji vizyonunu paylaştı. Çivici, bugün Trendyol’un 36 ülkede faaliyet gösterdiğini ve şirketin yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, tüm operasyonun merkezinde konumlanan stratejik bir dönüşüm alanı olarak değerlendirdiğini anlattı. Çivici, “Yapay zekâya yalnızca teknoloji üretmek için değil; müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve ekiplerimiz için daha iyi deneyimler oluşturabilmek adına yaklaşıyoruz. Önemli olan insanı ortadan kaldırmak değil; ekiplerin üretkenliğini ve etki alanını güçlendirebilmek” dedi. Etkinliğin öğleden sonra devam eden oturumlarında ise finans teknolojilerinden dijital içerik dünyasına, yapay zekâdan küresel vizyona kadar farklı başlıklar ele alındı. Longevity ve Biyoteknolojiyle Sağlıkta Yeni Dönem Klinik Psikolog Esra Çavuşoğlu, “Longevity: Geleceğin Sağlık Algısı” başlıklı özel oturumda sağlık teknolojileri, biyolojik veri takibi ve uzun yaşam yaklaşımının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu, “Yapay zekâ ve biyoteknolojiyle birlikte insanlar artık kendi bedenini daha yakından tanıdığı ve yönettiği yeni bir döneme giriyor” dedi. Yapay Zekâ ve Robotik Çağında İnsanlığın Geleceği Tartışıldı Doğuş Üniversitesi İş Dünyası ve İnovasyon Hub Direktörü Turhan Karakaya, “Yapay Zekâ, Robotik ve Üstün İnsan İlişkisi” başlıklı özel oturumda, “Teknoloji artık yalnızca bizim kullandığımız bir araç değil; insan hayatının, şehirlerin ve karar mekanizmalarının doğrudan bir parçasına dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde mesele yalnızca teknolojiyi kullanmak değil, onunla nasıl bir insanlık modeli kuracağımız olacak” ifadelerini kullandı. “Topluluk Çağı 2.0” panelinde YouTube Türkiye Stratejik İçerik Partnerlikleri Müdürü Bora Başman moderatörlüğünde içerik üreticileri Mert Bayantemur ve Ada Büyük dijital topluluk kültürünü değerlendirdi. Finans Dünyasında Yeni Dönem: Görünmez Bankacılık ve Yapay Zekâ AIONIRE Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceğin Bankası” panelinde dijital bankacılık, görünmez finans ve yapay zekâ destekli finansal hizmetlerin geleceği ele alındı. Fibabanka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Mert, bankacılığın artık müşterinin hayatına görünmez şekilde entegre olduğunu vurgulayarak, “Müşterinin bulunduğu yerde, ihtiyacını doğru anlayan ve hayatını kolaylaştıran yapılar geleceğin bankacılığını şekillendirecek” dedi. Wamo Group Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Deniz Güven ise yeni nesil finansal modellerde teknoloji kadar operasyonel dönüşümün de kritik hale geldiğini belirterek, yapay zekâ ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin finans dünyasının dönüşümünde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Küresel Liderlik, Teknoloji ve Adaptasyonun Geleceği Konuşuldu Global Turks Vakfı Kurucu Başkanı ve Heidrick & Struggles Türkiye Kurucusu Ayşegül Dicle Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceği Tasarlayan Küresel Vizyon” panelinde; liderlik, teknoloji dönüşümü ve küresel rekabette öne çıkan yeni nesil yetkinlikler ele alındı. IBM Türkiye CEO’su Işıl Kılınç Gürtuna, değişimden korkmamanın ve sürekli öğrenmenin yeni dönemin en kritik liderlik becerileri arasında yer aldığını vurguladı. Microsoft Güney Avrupa Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ise küresel organizasyonlarda sürdürülebilir başarının teknik yetkinlik kadar empati, iletişim ve farklı kültürlerle birlikte çalışabilme becerisi gerektirdiğini ifade etti. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz de teknoloji yatırımlarında cesur davranmanın ve dünya standartlarında işler üretmenin kurumlar için artık temel bir gereklilik haline geldiğini söyledi. Meta’dan Yapay Zekâda Yeni Dönem Vurgusu: “Kişisel AI Asistanları Hayatın Parçası Olacak” Meta Türkiye Direktörü Gül Yüksel Akkaya, “Yapay Zekâ ile Bağlantıların Geleceği” başlıklı özel oturumda Meta’nın yapay zekâ vizyonunu ve yeni nesil AI asistanlarını anlattı. Akkaya, bugün Meta AI’ın yaklaşık 1 milyar kullanıcıya ulaştığını belirtirken, Meta’nın yapay zekâ yatırımları kapsamında yaklaşık 62 milyar dolarlık bütçe planladığını aktardı. Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı moderatörlüğünde gerçekleşen “Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları” panelinde, Tera Teknoloji Holding CEO ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Cebrail Taşkın, klasik holding yapılarının yerini teknoloji, dönüşüm ve globalleşme odaklı yeni nesil organizasyon modellerine bıraktığını vurguladı. Taşkın, “Biz yalnızca sermaye koyan bir yapı değiliz; yatırım yaptığımız şirketleri dönüştürmeye, rekabetçi hale getirmeye ve global ölçekte büyütmeye odaklanıyoruz. Türkiye’de üretilen değerin dünya ölçeğinde büyümesini önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ Çağında Şirket Kültürü, Eğitim ve Karar Mekanizmaları Dönüşüyor Dijital Stratejist ve Teknoloji Trend Anlatıcısı Hande Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Yapay Zekâ Çağında Strateji, Kültür, İnovasyon” panelinde; yapay zekânın şirket kültürü, eğitim ve karar süreçleri üzerindeki etkisi ele alındı. Connectmind AI Kurucu Ortağı Burcu Ağma, yapay zekânın yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir düşünce partnerine dönüştüğünü vurgularken; eğitim teknolojileri lideri Dr. Işıl Boy Ergül ise yeni dönemde yapay zekâ okuryazarlığı ve “öğrenmeyi öğrenme” becerisinin kritik hale geldiğine dikkat çekti. Teknoloji, Algoritma ve Creator Ekonomisinin Yeni Dönemi Havas İstanbul CEO’su Cüneyt Devrim moderatörlüğünde gerçekleşen “Merakın Algoritması: Teknoloji, İçerik ve Yeni İzleyici” panelinde, dijital içerik dünyasının dönüşümü, creator ekonomisi ve yapay zekânın içerik üretimine etkisi ele alındı. Youtube Yayıncısı Orkun Işıtmak ise içerik üreticiliğinin dönüşen yapısına dikkat çekerek, “Yapay zekâyı artık yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, üretimi hızlandıran ve geliştiren güçlü bir araç olarak görüyoruz. Ancak izleyicinin gerçekten bağ kurduğu şey hâlâ insan hikâyesi, samimiyet ve sürdürülebilir üretim” dedi. İnsanlık, Yapay Zekâ ve Geleceğin Felsefesi Üzerine Çarpıcı Bir Perspektif İş filozofu, yazar ve teknoloji yatırımcısı Anders Indset, “Tekillik Paradoksu: İnsanlık ile Yapay Zekâ Arasındaki Boşluğu Kapatmak” başlıklı özel oturumda yapay zekâ çağında insanlığın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Indset, “Mesele yalnızca yapay zekâyı geliştirmek değil; bu teknolojinin geleceğini hangi değerler ve hangi insanlık anlayışıyla şekillendireceğimiz. Gelecek tahmin edilen değil, birlikte yazılan bir şey” dedi. Gün boyu süren paneller, özel oturumlar ve networking buluşmalarının ardından etkinlik, özel After Party ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Liderleri WIRED Türkiye Sahnesinde Buluştu Haber

Teknoloji Liderleri WIRED Türkiye Sahnesinde Buluştu

15 Mayıs’ta Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleşen WIRED Türkiye lansmanı; teknoloji, yapay zekâ, finans, içerik üretimi ve yeni nesil iş modellerine odaklanan oturumlarla sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Etkinliğin öğleden sonra devam eden oturumlarında ise finans teknolojilerinden dijital içerik dünyasına, yapay zekâdan küresel vizyona kadar farklı başlıklar ele alındı. Longevity ve Biyoteknolojiyle Sağlıkta Yeni Dönem Klinik Psikolog Esra Çavuşoğlu, “Longevity: Geleceğin Sağlık Algısı” başlıklı özel oturumda sağlık teknolojileri, biyolojik veri takibi ve uzun yaşam yaklaşımının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu, “Yapay zekâ ve biyoteknolojiyle birlikte insanlar artık kendi bedenini daha yakından tanıdığı ve yönettiği yeni bir döneme giriyor” dedi. Yapay Zekâ ve Robotik Çağında İnsanlığın Geleceği Tartışıldı Doğuş Üniversitesi İş Dünyası ve İnovasyon Hub Direktörü Turhan Karakaya, “Yapay Zekâ, Robotik ve Üstün İnsan İlişkisi” başlıklı özel oturumda, “Teknoloji artık yalnızca bizim kullandığımız bir araç değil; insan hayatının, şehirlerin ve karar mekanizmalarının doğrudan bir parçasına dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde mesele yalnızca teknolojiyi kullanmak değil, onunla nasıl bir insanlık modeli kuracağımız olacak” ifadelerini kullandı. “Topluluk Çağı 2.0” panelinde YouTube Türkiye Stratejik İçerik Partnerlikleri Müdürü Bora Başman moderatörlüğünde içerik üreticileri Mert Bayantemur ve Ada Büyük dijital topluluk kültürünü değerlendirdi. Finans Dünyasında Yeni Dönem: Görünmez Bankacılık ve Yapay Zekâ AIONIRE Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceğin Bankası” panelinde dijital bankacılık, görünmez finans ve yapay zekâ destekli finansal hizmetlerin geleceği ele alındı. Fibabanka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Mert, bankacılığın artık müşterinin hayatına görünmez şekilde entegre olduğunu vurgulayarak, “Müşterinin bulunduğu yerde, ihtiyacını doğru anlayan ve hayatını kolaylaştıran yapılar geleceğin bankacılığını şekillendirecek” dedi. Wamo Group Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Deniz Güven ise yeni nesil finansal modellerde teknoloji kadar operasyonel dönüşümün de kritik hale geldiğini belirterek, yapay zekâ ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin finans dünyasının dönüşümünde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Küresel Liderlik, Teknoloji ve Adaptasyonun Geleceği Konuşuldu Global Turks Vakfı Kurucu Başkanı ve Heidrick & Struggles Türkiye Kurucusu Ayşegül Dicle Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceği Tasarlayan Küresel Vizyon” panelinde; liderlik, teknoloji dönüşümü ve küresel rekabette öne çıkan yeni nesil yetkinlikler ele alındı. IBM Türkiye CEO’su Işıl Kılınç Gürtuna, değişimden korkmamanın ve sürekli öğrenmenin yeni dönemin en kritik liderlik becerileri arasında yer aldığını vurguladı. Microsoft Güney Avrupa Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ise küresel organizasyonlarda sürdürülebilir başarının teknik yetkinlik kadar empati, iletişim ve farklı kültürlerle birlikte çalışabilme becerisi gerektirdiğini ifade etti. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz de teknoloji yatırımlarında cesur davranmanın ve dünya standartlarında işler üretmenin kurumlar için artık temel bir gereklilik haline geldiğini söyledi. Meta’dan Yapay Zekâda Yeni Dönem Vurgusu: “Kişisel AI Asistanları Hayatın Parçası Olacak” Meta Türkiye Direktörü Gül Yüksel Akkaya, “Yapay Zekâ ile Bağlantıların Geleceği” başlıklı özel oturumda Meta’nın yapay zekâ vizyonunu ve yeni nesil AI asistanlarını anlattı. Akkaya, bugün Meta AI’ın yaklaşık 1 milyar kullanıcıya ulaştığını belirtirken, Meta’nın yapay zekâ yatırımları kapsamında yaklaşık 62 milyar dolarlık bütçe planladığını aktardı. Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı moderatörlüğünde gerçekleşen “Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları” panelinde, Tera Teknoloji Holding CEO ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Cebrail Taşkın, klasik holding yapılarının yerini teknoloji, dönüşüm ve globalleşme odaklı yeni nesil organizasyon modellerine bıraktığını vurguladı. Taşkın, “Biz yalnızca sermaye koyan bir yapı değiliz; yatırım yaptığımız şirketleri dönüştürmeye, rekabetçi hale getirmeye ve global ölçekte büyütmeye odaklanıyoruz. Türkiye’de üretilen değerin dünya ölçeğinde büyümesini önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ Çağında Şirket Kültürü, Eğitim ve Karar Mekanizmaları Dönüşüyor Dijital Stratejist ve Teknoloji Trend Anlatıcısı Hande Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Yapay Zekâ Çağında Strateji, Kültür, İnovasyon” panelinde; yapay zekânın şirket kültürü, eğitim ve karar süreçleri üzerindeki etkisi ele alındı. Connectmind AI Kurucu Ortağı Burcu Ağma, yapay zekânın yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir düşünce partnerine dönüştüğünü vurgularken; eğitim teknolojileri lideri Dr. Işıl Boy Ergül ise yeni dönemde yapay zekâ okuryazarlığı ve “öğrenmeyi öğrenme” becerisinin kritik hale geldiğine dikkat çekti. Teknoloji, Algoritma ve Creator Ekonomisinin Yeni Dönemi Havas İstanbul CEO’su Cüneyt Devrim moderatörlüğünde gerçekleşen “Merakın Algoritması: Teknoloji, İçerik ve Yeni İzleyici” panelinde, dijital içerik dünyasının dönüşümü, creator ekonomisi ve yapay zekânın içerik üretimine etkisi ele alındı. Youtube Yayıncısı Orkun Işıtmak ise içerik üreticiliğinin dönüşen yapısına dikkat çekerek, “Yapay zekâyı artık yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, üretimi hızlandıran ve geliştiren güçlü bir araç olarak görüyoruz. Ancak izleyicinin gerçekten bağ kurduğu şey hâlâ insan hikâyesi, samimiyet ve sürdürülebilir üretim” dedi. İnsanlık, Yapay Zekâ ve Geleceğin Felsefesi Üzerine Çarpıcı Bir Perspektif İş filozofu, yazar ve teknoloji yatırımcısı Anders Indset, “Tekillik Paradoksu: İnsanlık ile Yapay Zekâ Arasındaki Boşluğu Kapatmak” başlıklı özel oturumda yapay zekâ çağında insanlığın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Indset, “Mesele yalnızca yapay zekâyı geliştirmek değil; bu teknolojinin geleceğini hangi değerler ve hangi insanlık anlayışıyla şekillendireceğimiz. Gelecek tahmin edilen değil, birlikte yazılan bir şey” dedi. Gün boyu süren paneller, özel oturumlar ve networking buluşmalarının ardından etkinlik, özel After Party ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch İnovasyon Gücünü Öne Çıkarıyor Haber

Bosch İnovasyon Gücünü Öne Çıkarıyor

Bosch Grubu, jeopolitik gerilimler ve ticaret engelleri karşısında 2026 mali yılında küresel pazarlardaki büyüme beklentilerini gerçekleştirmek için inovasyon gücünden yararlanmayı hedefliyor. Geleceğin önemli alanlarına yönelik gerekli ön yatırımların önceki yılların yüksek seviyesinde kalması planlanıyor. Sadece 2025 yılında Bosch, araştırma ve geliştirmeye ve sermaye harcamalarına yaklaşık 12 milyar Euro ayırdı. Teknoloji ve hizmet tedarikçisi, 2026 yılı için yüzde 2-5 arasında ciro artışı ve yüzde 4-6 arasında faaliyetlerden gelen FVÖK marjı planlıyor. Şirketin yıllık rakamlarına atıfta bulunan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Küresel bir teknoloji lideri olarak, otomasyon, dijitalleşme, elektrifikasyon ve yapay zeka trendlerini şekillendirmeye kararlıyız, çünkü bu aynı zamanda işimizde kârlı büyümenin de önünü açıyor. Başlattığımız yapısal önlemlerin maliyet düşürücü etkileri ve tüm iş alanlarındaki inovasyonlar bunun için önemli bir ön koşuldur,” dedi. İnovasyon gücü söz konusu olduğunda, Bosch dünyanın en güçlü sanayi şirketlerinden ve Avrupa'nın en üretken patent başvuru sahiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Bosch, 2025 yılında yaklaşık 6.300 patent tescil ettirdi ve bir kez daha Almanya'da lider oldu. Önemli zorluklara rağmen Bosch, 2025 mali yılında bir önceki yıla göre hafif bir artışla (2024: 90,3 milyar Euro) 91 milyar Euro ciro elde etmeyi başardı. Kur etkilerinden arındırıldıktan sonra bu, yüzde 4,1'lik bir büyümeyi ifade ediyor. Yüzde 2 olan faaliyetlerden gelen FVÖK marjı, bir önceki yılın rakamının (2024: yüzde 3,5) altında kaldı. Gelecekteki sürdürülebilirliği artırmak için gerekli yapısal ve personel düzenlemeleri, 2,7 milyar Euro’luk bir seviyede finansal sonuç üzerinde önemli bir olumsuz etki yarattı. Strateji 2030: büyümeyi artırmak için inovasyon ve farklılaşma Olumsuz bir küresel ekonomik ortamda başarılı bir iş gelişimi elde etmek için şirketin maliyetlerini rekabetçi bir seviyede tutması gerekiyor. Almanya'da etkilenen tüm Mobilite lokasyonlarında istihdam azaltılması konusunda çalışan temsilcileriyle yapılan görüşmelerin sonuçlanmasıyla Bosch, artan fiyat baskısı karşısında gelecekteki rekabet konumunu iyileştiriyor. Hartung, “Müzakereler kolay değildi, ancak her iki taraf da belirgin bir sorumluluk duygusu sergiledi” dedi. "Şimdi üzerinde anlaşılan önlemleri hem hızlı ve tutarlı bir şekilde hem de mümkün olduğunca sosyal açıdan kabul edilebilir bir şekilde uyguluyoruz." Otomotiv endüstrisinde Çin şu anda fiyat seviyeleri için standardı belirliyor. Bu nedenle Hartung, inovasyon liderliğinin genişletilmesini, özellikle otomotiv pazarında işi genişletmek ve şirketin Strateji 2030 hedefini uygulamak için önemli bir başarı faktörü olarak görüyor. Bu strateji, Bosch'un kilit pazarlarında ilk üç tedarikçiden biri olmasını öngörüyor. Ticaret engelleri ve farklı kullanıcı beklentileri şu anda bölgesel olarak uyarlanmış çözümler için hem bir zorluk hem de bir fırsat. "Uluslararası rekabette mesele sadece maliyetler değil, her şeyden önce kendimizi farklılaştırmaktır" diyen Hartung, Bosch'un küresel ayak izine atıfta bulunarak bunu bir rekabet avantajı olarak gördüğünü belirtti. Hartung ayrıca "Tekliflerimizi ve tedarik zincirlerimizi bölgesel koşullara uyarlayabilir ve aynı zamanda küresel düzeyde kalite sunabiliriz." diyerek sözlerini tamamladı. Ekonomik görünüm 2026: geleceğin önemli alanları için finansman yaratma Bosch, 2025'in zayıf ekonomik seyrinin mevcut mali yılda da devam edeceğine inanıyor. Öncelikle jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan yüksek belirsizlik seviyeleri, büyük ölçüde dirençli bir özel sektör ve artan mali harcamalarla dengeleniyor. Ancak fiyat ve rekabet baskısı yüksekliğini koruyor. Buna rağmen Bosch, kur etkilerinden arındırıldıktan sonra yılın ilk çeyreğinde satışlarını bir önceki yılın aynı dönemine göre artırmayı başardı. Bosch, küresel ekonomi için yalnızca yüzde 2,5-3'lük ılımlı bir büyüme bekliyor. Bosch yönetim kurulu üyesi ve finans direktörü Markus Forschner, “Kârlı büyümenin temeli rekabet gücümüzdür - bu yüzden onu daha da artırmak için çok çalışıyoruz” dedi. "Bu, yaklaşan zorluklar karşısında direncimizi güçlendiriyor ve aynı zamanda geleceğe yönelik yatırım kapasitemizi artırıyor." Stratejik fırsatlar ve finansal bir önlem olarak Bosch, kapsamını buna göre genişletiyor: Yıl içinde tahvil gibi finansal araçları daha esnek bir şekilde ihraç edebilmek için şirket, ilk kez mevcut mali yılın ilk yarısı için ara konsolide mali tablolar ve bir ara grup yönetim raporu yayınlayacak. Bu noktada Forschner şunları söyledi: “Bu, halihazırda işimizi kendi kaynaklarımızdan finanse etme konusunda güçlü bir kapasitemiz olmasına rağmen, sermaye piyasalarına erişim yeteneğimizi artırıyor.” Sensör teknolojisi: otomasyon ve robotik, satışları güvence altına alıyor Bosch, mikroelektronik ve sensör teknolojisinde çok sayıda inovasyonu ileriye taşıyor. “Yaşam için teknoloji"ye olan tutarlı odaklanmasının önemli bir büyüme ivmesi sağlamasını bekliyor. Uzmanlar, küresel sensör pazarının 2031 yılına kadar 440 milyar ABD dolarından fazla bir değere ulaşabileceğini öngörüyor. Bosch, bu potansiyel büyümeden faydalanacak: Bosch’un sensörleri robotikte giderek daha önemli bir rol oynuyor. Örneğin BMI5 sensör platformu, yapay ortamları son derece gerçekçi bir şekilde yaratıyor ve robotların zorlu koşullar altında bile yollarını bulmalarına yardımcı oluyor. Bugüne kadarki en güçlü sensör çözümü olan bu ürünle Bosch, hızla büyüyen segment için kendini iyi konumlanmış olarak görüyor. Otomatik sürüş alanında, ataletsel sensörler geleceğin önemli bir bileşeni olarak kabul ediliyor ve ek satış potansiyeli sunuyor. Bu sensörler, kamera veya GPS sinyalleri mevcut olmadığında bile otomobillerin nerede olduklarına dair farkındalıklarını sürdürmelerini sağlıyor. Hartung, “Bu sensörler, otonom bir otomobil için insan iç kulağındaki denge duyusu gibi çalışıyor” dedi. Analistlere göre, otomotiv uygulamalarındaki akıllı sensörler pazarı önümüzdeki on yılın ortasına kadar neredeyse ikiye katlanarak 80 milyar ABD dolarını aşacak. Mobilite alanındaki inovasyonlar: algoritmalar ve güç aktarma organları büyümeyi artırıyor Bosch, otomotiv yazılım pazarının 2030 yılına kadar yaklaşık 200 milyar Euro değerinde olmasını bekliyor. Sonuç olarak, Bosch yönetim kurulu başkanı Hartung, yazılım tanımlı mobilitede büyük büyüme fırsatları görüyor. Hartung, “Bosch bu alanda ön saflarda yer alıyor ve şimdi kelimenin tam anlamıyla yapay zekayı sürücünün görüş alanına taşıyor” dedi. Yeni Bosch AI Extension Platformu, bir iç algılama çözümüyle birlikte sürüşü son derece kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştüren, yapay zeka özellikli yüksek performanslı bir bilgisayardır. “Araç direksiyonda kimin olduğunu tanıyor ve başka yolcu olup olmadığını algılıyor, ardından dış aynalardan ve araç yol tutuşundan bir kaza durumunda optimize edilmiş hava yastığı açılımına kadar her şeyi ayarlıyor.” Akıllı sürücü destek çözümlerindeki ürün inovasyonları da dünyanın tüm bölgelerinde yeni işler yaratıyor: sensör teknolojileri ve merkezi araç bilgisayarlarıyla birlikte Bosch, 2025 yılında 10 milyar Euro değerinde sipariş aldı. Hartung, elektromobilite ile büyüyen işle ilgili olarak, “Elbette geleceğin otomobillerinin sadece algoritmalara değil, aynı zamanda güç aktarma organlarına da ihtiyacı olacak” dedi. "Yalnızca bu yıl, elektrikli sürüş için 7 milyondan fazla çözüm ve bileşen teslim edeceğiz." Sadece birkaç hafta önce Bosch, Hindistan'da Tata AutoComp Systems ile bir ortak girişim duyurdu. Yılın ortasından itibaren, Hindistan pazarında elektrikli aksların ve motorların geliştirilmesi, üretimi ve satışına odaklanacak. Tüketim malları ve hizmetleri alanındaki inovasyonlar: Yapay zeka işi ileri taşıyor Yapay zeka, hizmet ve ürün işinde de önemli büyüme fırsatları sağlıyor. Örneğin, yapay zeka tabanlı bir ses işlevine sahip yeni bir fırın modeli, BSH Ev Aletleri için yeni satış potansiyeli sağlıyor. Harici hoparlör veya ek uygulamalar gerekmiyor. Genel olarak, lüks ve premium segmentteki ev aletleri ile dünya çapındaki işin, özellikle Kuzey Amerika'da büyümeye devam etmesi bekleniyor. Pazar uzmanları, ev aletlerinin küresel satışlarının 2030 yılına kadar yaklaşık 5 milyar adede ulaşacağını tahmin ediyor. Yapay zeka kullanımı, Elektrikli El Aletleri bölümündeki ürün inovasyonlarını da yönlendiriyor. Yılın başından bu yana, Expert ürün serisindeki ilk 30 alet piyasaya sürüldü ve profesyonel elektrikli el aletleri için yeni standartlar belirledi. Bunlar arasında, farklı duvar türlerindeki nesneleri bulan ve ilk kez Bosch radar teknolojisini yapay zeka nesne algılama ile birlikte kullanan yeni bir duvar tarayıcı da bulunuyor. Bosch'un hizmet işi de yapay zekadan faydalanıyor: Bosch Global Service Solutions bölümü de yapay zeka tabanlı uygulamalar sayesinde 2030 yılına kadar ortalama çift haneli satış büyümesi bekliyor. Hizmet portföyü, eCall ve arıza yardımı gibi dijital mobilite hizmetleri için çözümlerin yanı sıra filo operatörleri ve lojistik sağlayıcıları için teklifler içeriyor. 2025 yılı Ar-Ge verileri Ar-Ge oranı, satışların yüzde 8,7'si olarak gerçekleşti (2024: yüzde 8,6). Araştırma ve geliştirme harcamaları 7,9 milyar Euro’ya ulaştı. Bosch, elektromobilite, yarı iletkenler ve son teknoloji fren kontrol sistemleri gibi alanlara önemli ön yatırımlar yaptı. 2025 mali yılı: çalışan sayısının gelişimi 2025 yılı sonunda Bosch Grubu'nun dünya çapındaki çalışan sayısı 412.774 olarak gerçekleşti (2024: 417.859), bu da yaklaşık yüzde 1'lik (5.085 çalışan) bir azalmaya tekabül ediyor. Bu durum en çok Mobilite iş sektörünü ve bölgesel olarak Almanya'yı etkiledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WIN EURASIA 2026, KOBİ’lerin Otomasyona Geçişinde Kritik Eşik Olacak Haber

WIN EURASIA 2026, KOBİ’lerin Otomasyona Geçişinde Kritik Eşik Olacak

2025 yılında ertelenen robotik yatırımlar yeniden devreye girerken, KOBİ’lerin otomasyona yönelimi 2026’da belirgin şekilde artıyor. Robot Entegratörleri ve Yüksek Teknolojili Sistem Üreticileri Derneği (ROBODER), bu dönüşümün en somut yansımalarını Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan WIN EURASIA’da ortaya koyacak. “Otomasyonla Daha İleriye” mottosuyla gerçekleştirilecek fuarda robotik, otomasyon ve entegre üretim çözümleri ön planda yer alırken, sektörün daha karmaşık ve katma değerli projelere yöneldiği yeni dönemin işaretleri paylaşılacak. Gelecekte otomasyon ve robotlardan bağımsız bir üretim modelinin mümkün olmadığını vurgulayan ROBODER Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yarış, rekabetçi kalmak isteyen tüm imalatçılar için otomasyonun temel bir gereklilik haline geldiğini belirtti. Yarış, 2026 yılına ilişkin beklentileri değerlendirirken, ekonomik koşulların daha öngörülebilir hale gelmesiyle yatırım kararlarının artacağını, bu büyümenin daha geniş sektörlere yayılacağını ve KOBİ’lerin otomasyona daha güçlü yönelmesinin beklendiğini ifade etti. Daha karmaşık ve katma değerli projelerin öne çıktığı yeni döneme dikkat çeken Yarış, WIN EURASIA’nın 2026’da bu dönüşümü tüm boyutlarıyla ortaya koyacağını vurguladı. Robotik çözümler yeni sektörlere yayılıyor Robotiğin otomasyonun merkezinde yer aldığını söyleyen Yarış, “Endüstriyel robotlar, doğru mühendislik ve yazılımla bir araya geldiğinde üretim süreçlerini baştan sona değiştirebilen sistemler hâline geliyor. Otomasyonun en ucunda yer alsalar da, görsel olarak en hareketli parçaları olarak robotlar ön plana çıkarılıyor. Kimse otomasyon işimizi elimizden alacak mı diye sormuyor; herkes robotlar işimizi elimizden alacak mı diye soruyor” şeklinde konuştu. Geçmişte daha çok otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde kullanılan robotik çözümlerin, bugün savunma sanayi, gıda ve özel makine imalatı gibi alanlarda da ciddi şekilde tercih edilmeye başlandığını aktaran Yarış, “Önümüzdeki dönemde bu kullanım alanlarının daha da genişleyeceğini düşünüyoruz” diye konuştu. WIN EURASIA, sektörün iş geliştirme merkezi haline geldi WIN EURASIA’nın robotik sektörün nabzının tutulduğu bir platform olduğunu söyleyen Yarış, “Hem Türkiye’den hem de çevre ülkelerden gelen ziyaretçiler sayesinde firmalar kendilerini doğru kitleye anlatma imkânı buluyor. Çözüm arayanlarla çözüm sunanların buluşma noktası olan fuar, konumunu her geçen yıl güçlendiriyor. Bu güçlü organizasyona sektörümüz yüksek ilgi gösteriyor; firmalar geliştirdikleri yeni makineleri ve teknolojileri sergilemek için bu fuarı önemli bir fırsat olarak görüyor. Aynı zamanda sektördeki gelişmeleri yakından takip etmek ve yeni teknolojileri yerinde incelemek açısından da çok değerli bir organizasyon. Yeniliklere odaklanırken aynı zamanda güçlü iş bağlantılarının kurulduğu, mevcut ilişkilerin pekiştirildiği bir buluşma zemini sunuyor; katılımcı olmasa dahi ziyaret amacıyla gelerek iş bağlantılarını güçlendiren firmalarımız olduğunu da sürekli olarak gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı. Entegre robotik çözümler ve özel makineler öne çıkacak WIN EURASIA 2026’da ağırlıklı olarak robotik kaynak uygulamaları, özel amaçlı makineler ve entegre robotik çözümlerin baş rolde olacağını belirten Yarış, “Üyelerimiz, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarladıkları ‘terzi usulü’ makinelerle fuarda yer alacak. E3TAM, Intecro Robotik, Özmetal Sanayi ve Ticaret, Kolarc Makine İmalat, Siff Elektromekanik, Tezmaksan Robot ve Otomasyon Teknolojileri, Festo, Willtech Otomasyon Sistemleri, Vibbes Makine Otomasyon, Vias Endüstriyel Çözümler Otomasyon ve Hid-tek Makina gibi üyelerimiz de geliştirdikleri çözümlerle fuara katılım sağlayacak. Bu yaklaşım, ziyaretçilerin kendi üretim süreçlerine uygun çözümleri yerinde görmesine ve sektörün sunduğu fırsatları bütüncül şekilde değerlendirmesine imkân tanıyacak. WIN EURASIA’nın daha fazla ziyaretçi çekmesini ve özellikle nitelikli iş görüşmelerine zemin hazırlamasını bekliyoruz. Zorlu geçen bir dönemin ardından, yeni projelerin ve iş birliklerinin filizlendiği bir fuar olmasını temenni ediyoruz” dedi. Katma değerli projelerde yerli şartı kritik rol oynuyor Yarış, 2025 yılının sektör açısından zorlu geçtiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Yılın ilk yarısında yüksek faiz ortamı, ikinci yarıda faiz indirimi beklentisi yatırımların ötelenmesine neden oldu. Ancak yılın son çeyreğinde faizlerdeki gevşeme ve döviz kurundaki hareketlilikle birlikte ertelenmiş projelerin yeniden gündeme geldiğini gördük. 2025 yılında sektörün en büyük sorunu finansmana erişim oldu; yatırım iştahı devam etmesine rağmen firmalar uygun koşullarda finansman bulmakta zorlandı ve bu durum robotik yatırımları da yavaşlattı. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli, öngörülebilir finansman modellerinin devreye alınması ve katma değeri yüksek projelerin yerli şartı ile desteklenmesi kritik önem taşıyor.” Robotik ekosistemi tek çatı altında buluşturuyoruz Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise fuarın robotik ve otomasyon ekosistemi açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “WIN EURASIA, üretimde dijital dönüşümün hız kazandığı dönemde, robotik ve otomasyon teknolojilerinin tüm paydaşlarını bir araya getiren güçlü bir platform sunuyor. ROBODER ve üye firmalarının fuara gerçekleştirdiği katılım, Türkiye’nin robotik sistemler ve entegre üretim çözümlerindeki mühendislik kapasitesini ve rekabet gücünü ortaya koyuyor. 10-13 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek fuarımız; verimlilik, esneklik ve sürdürülebilir üretim başlıklarında sektöre yön veren teknolojilere ev sahipliği yapacak. WIN EURASIA’nın, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve robotik sektörümüzün büyüme ivmesini güçlendirmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi Haber

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi

Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Körfez ülkelerine kadar geniş bir coğrafyadan gelen sektör profesyonelleri, yenilikçi ürünler, workshoplar ve uygulamalı eğitimlerle dolu bu organizasyona yoğun ilgi gösterdi. Bu yıl 22. 375 bin ziyaretçi, 100’ e yakın katılımcı ve 500’ den fazla uluslararası, yerli ve yabancı marka katılımıyla gerçekleşen bu fuarda, tüm paydaşların bir araya gelmesi ile güçlü bir ticaret ağı kuruldu. Güzellik & Bakım İstanbul Fuarı, Türkiye’nin uluslararası güzellik ve medikal estetik alanındaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Fuar, yalnızca ürün ve hizmet sergilemekle kalmayıp; bilgi paylaşımı, deneyim ve inovasyonu bir araya getiren bir ekosistem sunarak, sektörün hem bugünü hem de geleceğini şekillendiren bir platform olarak öne çıktı. GÜZELLİK & BAKIM SEKTÖRÜNDE TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ROLÜ Fuar boyunca Türkiye’nin medikal estetik ve güzellik alanındaki güçlü altyapısı ve ileri teknolojiye dayalı uygulamaları uluslararası ziyaretçiler tarafından yakından incelendi. Sağlık turizmi ve artan talep, Türkiye’nin bölgesel bir merkez olma konumunu güçlendirdi. Sektörde yaklaşık 600 milyar dolarlık hacme ulaşan Türkiye pazarı, küresel güzellik ve bakım endüstrisi içinde stratejik bir konumda bulunuyor. YAPAY ZEKA VE ROBOTİK SİSTEMLERLE GELECEĞİN ESTETİĞİ DENEYİMLENDİ 2026 edisyonunun en dikkat çeken başlıklarından biri, yapay zekâ destekli cihazlar ve robotik uygulamalar oldu. Türkiye’de ilk kez tanıtılan estetisyensiz zayıflama robotu, cilt nemi, elastikiyet ve hassasiyet gibi parametreleri analiz ederek kişiye özel protokoller oluşturabiliyor. Katılımcılar, cihazın bireyselleştirilmiş uygulama yeteneklerini canlı olarak deneyimleyerek teknoloji ile estetiğin buluşmasına tanıklık etti. Bunun yanı sıra egzozom teknolojileri, fraksiyonel lazer sistemleri, mikro iğne uygulamaları ve oksijen terapileri; medikal estetikte bilimsel ve hücresel temelli yaklaşımların önemini bir kez daha ortaya koydu. Yeni nesil cilt bakım cihazları ve yapay zekâ destekli analiz sistemleri, profesyonellerin uygulamalı eğitimlerde öğrenme ve deneme fırsatını artırdı. İLHAM, BİLGİ VE USTALIĞIN BULUŞTUĞU SAHNE MASTERCLASS 38. Güzellik & Bakım İstanbul, bu yıl gerçekleştirilen MasterClass oturumlarıyla sektördeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 4 gün boyunca düzenlenen 35’den fazla oturumda, alanında uzman 45’den fazla konuşmacı sahne aldı. Fuarın ilk gününde MasterClass Medical Aesthetics sahnesinde medikal estetik alanında uzman doktorlar yer alırken; ikinci gün MasterClass Anti-Aging & Skin Care sahnesinde dermatoloji uzmanı doktorlar, diş hekimleri, uzman eczacılar ve doğal gençleşme uzmanları bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Üçüncü gün, MasterClass Make-Up ta makyaj sanatının yenilikçi eğitmenleri ve profesyonel makyaj sanatçıları sahnedeydi. Dördüncü ve son gün ise MasterClass Hair Show sahnesinde, saç sanatının usta ismi Sabit Akkaya’nın konuk olduğu söyleşi büyük ilgi gördü. Aynı gün Kuaförler Derneği Artistik Team, gerçekleştirdikleri etkileyici saç show’larıyla etkinlik alanında ziyaretçilere görsel bir şölen yaşattı. BÜTÜNCÜL GÜZELLİK VE SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI Fuar kapsamında gerçekleştirilen MasterClass oturumları, sektörün geleceğini şekillendiren bilimsel ve uygulamalı içeriklerle katılımcılara aktarıldı. Longevity, anti-aging, mezoterapi, aromaterapi, holistik cilt bakımı ve wellness başlıklarında düzenlenen oturumlar, ziyaretçilere yalnızca teorik bilgi değil, uygulamalı deneyim imkânı sundu. Uzmanlar, estetik anlayışının artık yalnızca dış görünümle sınırlı olmadığını; sağlıklı yaş alma, hücresel yenilenme ve bütüncül bakım yaklaşımlarının ön plana çıktığını vurguladı. Katılımcılar, egzozom uygulamaları ve kişiye özel tedavi protokolleri ile geleceğin estetik trendlerini doğrudan gözlemleme fırsatı buldu. SAÇ VE MAKYAJ TRENDLERİ MASTERCLASS SAHNELERİNDE BULUŞTU “Make – Up” MasterClass’larında ise katılımcılar profesyonel makyaj uzmanlarının rehberliğinde yüz hatlarına ve cilt tipine uygun teknikleri, renk uyumu ve efekt uygulamalarını deneyimledi. Oturumlar, ziyaretçilere güncel trendleri uygulamalı olarak öğrenme fırsatı sunarken, profesyonel standartların birebir aktarılmasını sağladı. Bu bütüncül yaklaşım, sektör profesyonellerinin bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirirken, katılımcılara saç ve makyaj tasarımında kapsamlı bir deneyimi sundu. “Hair Show” MasterClass oturumları, uluslararası saç profesyonellerinin katkılarıyla katılımcılara sunuldu. Küresel trendler, ileri kesim teknikleri ve renk uygulamaları sahnede sergilendi. Ziyaretçiler hem teknik hem sanatsal bakış açısıyla saç tasarımındaki yenilikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Haute couture yaklaşımlar, modern kuaförlük teknikleri ve gelişmiş renk teknolojileri etkinliklerin öne çıkan içerikleri arasında yer aldı. Profesyoneller, farklı saç yapıları ve stil tercihlerine uygun çözümleri canlı olarak göstererek sektöre ilham verdi. “FUAR, SADECE BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DE İNŞA EDİYOR” Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan TG Expo Güzellik & Bakım Fuarı Proje Direktörü Gökhan Büyükataman, organizasyonun küresel etkisine dikkat çekerek: "Güzellik & Bakım İstanbul’u sadece bir fuar olarak görmek eksik olur. Burası, sektörün dönüşümünü hızlandıran, bilgi ve deneyimi inovasyonla buluşturan stratejik bir platform. Bu yıl hem ziyaretçi hem de uluslararası marka katılımında önemli bir ivme yakaladık. Yapay zekâ destekli teknolojiler, kişiselleştirilmiş bakım uygulamaları, kuaförlük ve saç tasarımındaki yenilikler, profesyonel makyaj ve tırnak sanatındaki gelişmeler, wellness ve longevity yaklaşımları fuarın ana gündemini oluşturdu. Katılımcılar, ürünleri incelemenin ötesinde, uygulamalı deneyimlerle sektördeki dönüşümü yakından gözlemleme şansı buldu. Önümüzdeki yıllarda da bu etkileşimi daha da büyüterek, Türkiye’yi güzellik ve bakım sektöründe uluslararası bir merkez olarak konumlandırmayı sürdüreceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai'ye iF Design 2026’da 21 Ödül Birden Haber

Hyundai'ye iF Design 2026’da 21 Ödül Birden

Hyundai Motor Company, dünyanın en prestijli tasarım yarışmalarından biri olan iF Design Award 2026’da önemli bir başarı elde etti. Hyundai, Otomobil/Araç Tasarımı, Marka & İletişim Tasarımı ve Ürün Tasarımı dahil olmak üzere 8 farklı kategoride toplam 21 ödül kazanarak 2025 yılındaki performansını da geride bıraktı. Hyundai’nin bu geniş kapsamlı başarısı, yalnızca araç tasarımındaki mükemmeliyetini değil, aynı zamanda markanın küresel ölçekte kimliğini yeniden şekillendiren yenilikçi bir yaşam tarzı markasına dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Hyundai’ye iF Design Award kazandıran ürün ve projeler Hyundai, Ürün Tasarımı kategorisinde yüksek performanslı tamamen elektrikli sedan modeli IONIQ 6 N, kompakt elektrikli konsept modeli Concept THREE ve çok yönlü robotik mobilite platformu MobED Urban Hopper & Golf ile öne çıktı. Jüri, Hyundai’yi birçok yaratıcı projede ve farklı kategorilerde de ödüllendirdi. Elektrikli araç şarj istasyonunda geçen gerilim dolu kısa film ‘Night Fishing’, Marka & İletişim Tasarımı kategorisinde iki ödül kazandı. Hyundai Motor Group Innovation Center Singapore’da yer alan ve dünyanın ilk etkileşimli robotik tabanlı akıllı tarım uygulaması olan HMGICS CX Smart Farm, insan odaklı teknolojisiyle hem Marka & İletişim Tasarımı hem de Kullanıcı Deneyimi (UX) kategorilerinde iki ödüle layık görüldü. Hyundai Motor Grubu’nun ilk yazılım markası olan Pleos da aynı kategoride ödül kazanarak mobilite inovasyonuna yön veren tasarım yaklaşımını ortaya koydu. Diğer ödül kazanan projeler arasında; ağaçlardan elde edilen ekolojik verileri yapay zekâ ile dile dönüştüren ‘Tree Correspondents’ sosyal sorumluluk kampanyası ve Hyundai Motor Group Innovation Center Singapore bünyesinde yer alan ‘Na Oh’ Kore restoranı ile bu restoranın felsefesini anlatan arşiv kitabı da bulunuyor. Bu başarı Hyundai Motor için ne ifade ediyor? Farklı kategorilerde elde edilen bu başarı, Hyundai’nin tasarım ve yaratıcılık odaklı dönüşümünün güçlü bir göstergesi niteliğinde. Mimari, iletişim ve kullanıcı deneyimi gibi alanlarda kazanılan ödüller, markanın küresel bilinirliğini artırırken, her alanda tasarım mükemmeliyetine verdiği önemi de vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği Haber

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği

Merkezde, Avrupa’nın en büyük uygulamalı araştırma kuruluşlarından biri olan Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zekâ alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezin açılışına Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, Fraunhofer Enstitüsü IOSB Almanya Müdürü Dr. Olaf Sauer, IIB International Institute of Business Enterprises Kurucusu Recep Tanrıkulu, IIB Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Dr. Burak Keskik ile çok sayıda yerli ve yabancı konuk ve öğrenci katıldı. Teknopark İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandı. Fikirden pazara uzanan yeni nesil girişimcilik modeli olan Girişim Stüdyosu ile öğrenciler, akademisyenler ve şirketlerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulması hedefleniyor. Bu ekosistemde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, startup’ların kurulması, fon sağlayıcı kurumların sürece dahil olması ve fikirden ürüne giden tüm süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu yapısıyla merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olmayı hedefliyor. Dalan: Yapılan İş Birliği Türkiye için Önemli Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yapılan iş birliği sadece Yeditepe Üniversitesi için değil, Türkiye için de önemlidir. Fraunhofer Enstitüsü, Almanya’da ve dünyada yeni teknolojiler konusunda önde gelen bir kurumdur. Bu kurumdan alınan sertifikalar da dünyanın her yerinde kabul görmektedir. Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğini yapay zekâ alanında başlatıyoruz; ancak ileride diğer tüm teknoloji alanlarında da birlikte çalışma imkânımız olacak. Bu nedenle bunu Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından değerli bir adım olarak görüyorum. Yeditepe Üniversitesi günümüzde Ar-Ge’de uluslararası alanda tanınır bir konumdadır. Bugün de Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğine imza attık. Bu iş birliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecektir” dedi. Prof. Dr. Durman: Fikirlerin Ürünlere Dönüştüğü Çalışmalar Yapılıyor Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Teknopark İstanbul ile Yeditepe Üniversitesi arasında son zamanlarda güzel iş birlikleri gerçekleşiyor. Teknopark içerisinde üniversitemizin de büyük bir teknoloji üssü bulunuyor. Araştırmalarımızı geleceğe ve girişimciliğe yönelik olarak, öğrenci ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir alanda yürütüyoruz. Merkezde, fikirlerin ürünlere dönüştüğü çalışmalar yapıyoruz. Bu süreçte Teknopark yöneticilerinin de değerli desteklerini alıyoruz” diye konuştu. Sauer: Türkiye Bizim için Stratejik Bir Ortak “Türkiye bizim için stratejik bir ortak” diyen Dr. Olaf Sauer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB çok değerli, uluslararası bir iş birliği başlattı. Yeditepe Üniversitesi, Fraunhofer Enstitüsü’yle iyi bir şekilde birbirini tamamlayan modern altyapıya, Ar-Ge kapasitesine ve fikri mülkiyet (IP) birikimine sahiptir. İş birliği kapsamında başlangıçta Türkiye’deki üretim sanayi ya da Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri için Endüstri 4.0, Veri Yönetimi, Endüstriyel Yapay Zekâ ve dijital ikizler alanlarına odaklanacağız. Elbette iş birliği zamanla diğer alanlara da genişleyebilir. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde stratejik bir konuma sahiptir. Bu nedenle, dayanıklı tedarik zincirleri, üretim ve montaj kapasitelerinin yakın coğrafyalara taşınması ile robotik ve yeşil dönüşüm/döngüsel ekonomi gibi alanlarda çözümler geliştirileceğini ve uygulanacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda üretim, montaj, malzeme akışı, lojistik ve ilgili bilişim uygulamaları alanlarında yetkinlik kazanan genç uzmanlar yetişecektir. Gelecekte ihtiyaç duyulan da tam olarak bu yetkinliklerin birleşimidir. Yeditepe Üniversitesi, bu gelişmeler doğrultusunda uluslararası bir Ar-Ge ortağı olarak konumlanabilir ve kendini daha görünür kılabilir. Profesörlerin ve araştırmacıların, örneğin üretim ve otomasyon teknolojileri alanında CIRP, IFAK, IEEE gibi bilimsel topluluklara entegre olması sayesinde Yeditepe Üniversitesi, güçlü ve ilgili yetkinliklere sahip, saygın bir Ar-Ge ortağı olarak konumunu pekiştirebilir.” Prof. Dr. Bayat: Hedefimiz Yapay Zeka ile Küresel Açılım Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat ise şunları söyledi: “YZ UAM (Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Girişim Stüdyosu, uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulanmıştır. Bu yapı kapsamında, özellikle TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri yürüterek yapay zekâ alanında küresel açılım hedefliyoruz. Aynı zamanda teknoloji ve eğitim transferi odaklı çalışmalar yapılacaktır. Yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle; öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ’lerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulacaktır. Bu ekosistemde; yeni teknolojiler geliştirilecek, startup’lar kurulacak, fon sağlayıcı kurumlar sürece dahil olacak ve fikirden ürüne giden tüm süreçler desteklenecektir. Bu yönüyle merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olacaktır. Merkezde öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri; etkinliklerde, girişimcilik derslerinde, ortak proje geliştirme süreçlerinde aktif olarak bir araya getirilecektir. Ayrıca TÜBİTAK 1812 Programı ve girişim sermayesi (venture capital) şirketleri ile iş birliği yapılarak, projeler finansal kaynaklarla desteklenecektir.” Öncelik Sağlık, Robotik ve Otomotivde Prof. Dr. Bayat, “Yeditepe Üniversitesi, başta Fraunhofer Enstitüsü olmak üzere uluslararası partnerlerle birlikte Endüstri 4.0 ve dijitalleşme projeleri yürütmektedir. Bu kapsamda, üretim ve sanayi tesislerinde yapay zeka tabanlı otomasyon çözümlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Avrupa Birliği projeleri ve uluslararası konsorsiyumlar aracılığıyla; sağlık, robotik, otomotiv, çelik ve alüminyum gibi farklı alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Avrupalı partnerlerle birlikte, sanayiye yönelik yapay zeka eğitim programları planlanmaktadır. Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik tarafında ise İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle geliştirilen “Karbon Chatbot” projesi ile karbon yakalama ve yeşil dönüşüm teknolojilerine katkı sağlanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği üretim ekosistemine (Made in EU) entegrasyon sürecinin de bu alanlarda önemli bir ivme yaratması beklenmektedir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, Yüksek Katma Değerli Ürünleriyle Büyümeyi Sürdürüyor Haber

MG International Fragrance Company, Yüksek Katma Değerli Ürünleriyle Büyümeyi Sürdürüyor

MG International Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, 2026 yılında inovatif teknoloji içeren yüksek katma değerli ürünleriyle, cirodaki payının %10'a çıkarmayı hedeflediklerini anlattı. Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, 2025 yılı performansını ve gelecek vizyonunu paylaştı. Şirket, ihracat odaklı büyüme stratejisi ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla yılı hedefleriyle uyumlu bir şekilde tamamladı. "Döviz Bazında Çift Haneli İstikrarlı Büyümemize Devam Ettik'' Esans sektörünün 2025 yılını değerlendiren MG International Fragrance Company Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, ekonomik zorluklara rağmen başarılı bir performans sergilediklerini belirterek şunları söyledi: "Yıl başında belirlediğimiz rakamsal hedeflere ulaşmış olmak, stratejik planlamamızın doğruluğunu teyit etti. Üretim, ciro ve ihracat tarafında döviz bazında çift haneli istikrarlı büyümemize 2025 yılında da devam ettik. Ülkemizde yaşanan finansmana erişim maliyetleri ve iç pazardaki daralmaya karşı ihracat odaklı büyüme stratejisiyle hareket ederek hem şirketimiz için sürdürülebilir bir model oluşturduk hem de Türk kimya ihracat hedeflerine ve döviz rezervine destek vermeye devam ettik." İhracat Odaklı Büyüme Stratejisi 2025 yılının Türkiye ekonomisi açısından zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken Konca, finansmana erişim maliyetlerindeki artış, iç pazarda talep daralması ve satın alma gücündeki düşüşün sanayiciler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Buna rağmen MG International Fragrance Company'nin ihracat odaklı büyüme stratejisiyle hareket ettiğini vurgulayan Konca, şirketin global pazarlardaki konumunu güçlendirerek döviz kazandıran üretim modelini sürdürdüğünü ifade etti. Ev Kokuları ve Kişisel Bakım Kategorileri Yükselişte 2025 yılında son kullanıcı davranışlarındaki değişimin sektöre doğrudan yansıdığını ifade eden Konca, hibrit çalışma modelinin kalıcılaşmasıyla ev kokulandırma kategorisinin (bambu çubuklu oda kokuları, mumlar, difüzörler) güçlü bir ivme kazandığını belirtti. Ayrıca "iyi olma hali" yaklaşımının kişisel bakım ve EDT kategorilerinde talebi artırdığını, dijitalleşmenin ise yeni koku lansmanlarının son kullanıcıyla buluşma hızını ciddi ölçüde etkilediğini vurguladı. AR-GE ve İnovasyonda Hedef Büyüttü Şirketin teknoloji içeren inovatif ürünleri, 2025 yılı sonunda toplam cironun %5'ini oluşturdu. Bülent Konca, Ar-Ge vizyonuna dair şu bilgileri paylaştı: "Geliştirdiğimiz teknolojik formülasyonlar, markaların ürün iletişiminde güçlü alanlar yarattı. Önümüzdeki iki yıl içinde hedefimiz, inovatif teknoloji içeren yüksek katma değer yaratan ürünlerin cirodaki payını %10 seviyesine çıkarmak. Bu, Türk esans sektörünün global arenada daha rekabetçi bir konuma taşınması adına stratejik bir adımdır." 2026 yılında operasyonel disiplini korumayı ve kur dengesindeki gerçekçi zeminin katkısıyla daha sağlam bir büyüme ivmesi yakalamayı hedeflediklerini anlatan Bülten Konca, ambalaj tarafında da 2026 yılında geri dönüştürülmüş içerikli (PCR) ambalajlara geçmeyi planladıklarını sözlerine ekledi. Sürdürülebilirlik Alanında Örnek Başarılar MG International, 2025 yılında sürdürülebilirlik çalışmalarıyla pek çok ödüle layık görülmüştü. Kocaeli Sanayi Odası tarafından verilen Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülleri'ni birden fazla kez kazanan şirket, aynı zamanda Sürdürülebilir İş Ödülleri kapsamında Biyoçeşitlilik Ödülü'nün de sahibi oldu. Şirket, Gebze'deki tesisinde elektrik ihtiyacının tamamını I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası) ile yenilenebilir kaynaklardan karşılarken; gri su geri kazanımı, yağmur suyu hasadı ve robotik üretim teknolojileriyle çevresel etkiyi minimize ediyor. Sosyal sürdürülebilirlik kapsamında ise UN Global Compact Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) imzacısı olma süreci devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.