Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Robotik Cerrahi

Kapsül Haber Ajansı - Robotik Cerrahi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Robotik Cerrahi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; Memorial’ın 2025 yılı boyunca sağlıkta sürdürülebilir büyüme, çevresel etki yönetimi, dijitalleşme, klinik araştırmalar, çalışan deneyimi, toplumsal fayda ve uluslararası sağlık hizmetleri alanlarında yarattığı değeri kapsamlı biçimde ortaya koyuyor. Memorial, raporda sürdürülebilirliği sağlık hizmetinin tamamlayıcı bir unsuru değil; daha güvenli, daha erişilebilir, daha nitelikli ve geleceğe hazır sağlık hizmeti sunmanın temel bileşeni olarak konumlandırıyor. Sağlıkta büyüme, yalnızca kapasite artışı değil; daha fazla hayata erişim 2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu için büyüme vizyonunun güçlü yatırımlarla hayata geçtiği önemli bir dönem oldu. Grup; Bodrum ve Göztepe’de açtığı yeni nesil hastaneler ve Romanya’da hizmete aldığı Memorial City Gate Kliniği ile sağlık hizmet ağını genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanesi ileri teknoloji altyapısı, multidisipliner yapısı ve yüksek kapasitesiyle grubun sağlıkta ulaştığı yeni seviyeyi temsil eden yatırımlardan biri oldu. Memorial, bu yatırımları yalnızca fiziksel büyüme olarak değil; daha fazla insana, doğru zamanda, doğru tedaviye ve yüksek standartlı sağlık hizmetine erişim sağlama sorumluluğunun bir parçası olarak ele alıyor. “Yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansıması” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, şunları söyledi: “2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu’nun stratejik büyüme vizyonunu önemli yatırımlarla sahaya yansıttığı ve sağlıkta etki alanını belirgin şekilde genişlettiği bir yıl oldu. Sağlıkta sürdürülebilir büyümenin; doğru lokasyonlarda, doğru ihtiyaçlara, doğru altyapı ve kalite standartlarıyla cevap verebilmek anlamına geldiğine inanıyoruz. Bu anlayışla biri Bodrum’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere iki büyük yatırımı hayata geçirerek hizmet ağımızı genişlettik, sağlık hizmetlerine erişimi artırdık ve ileri tıp teknolojileriyle donatılmış yeni merkezlerimizi sağlık ekosistemine kazandırdık. Memorial Bodrum Hastanemizle bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanemizle ülkemizin sağlıkta kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine de güçlü bir ivme kazandırdık. Bu yatırımlar bizim için yalnızca fiziksel kapasite artışı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda hasta güvenliğini, klinik mükemmeliyeti, dijitalleşmeyi, sürdürülebilir altyapıyı ve nitelikli insan kaynağını bir araya getiren yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansımasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de sağlıkta sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda; insanı merkeze alan, teknolojiyle güçlenen, bilim üreten ve toplum için uzun vadeli değer oluşturan bir sağlık modeli geliştirmeye devam edeceğiz.” Çevresel sürdürülebilirlikte ölçülebilir hedefler Memorial Sağlık Grubu, çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını daha sistematik, ölçülebilir ve hedef odaklı bir yapıya taşıyor. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık yönetimi ve emisyon azaltımı alanlarında yürütülen çalışmalarla çevre dostu hastane yaklaşımı tüm operasyonlara entegre ediliyor. 2025 yılında yapılan iyileştirmelerle metrekare başına düşen karbon ayak izinde %4,2 oranında iyileşme sağlandı. İlk kez gerçekleştirilen su ayak izi analiziyle su yönetiminde verimlilik odağını güçlendiren Memorial, 2027 yılına kadar metrekare başına karbon ayak izini %10 azaltmayı hedefliyor. Teknoloji, veri ve bilimle geleceğin tıbbına katkı Memorial Sağlık Grubu, teknolojiyi sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık çözümleri ve uzaktan sağlık uygulamaları; tanıdan tedaviye tüm süreçlerde daha hızlı, etkin ve erişilebilir bir hizmet modeli oluşturmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Klinik araştırma merkezi altyapısına yapılan yatırımlar ise Memorial’ın yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten, yeni tedavi yöntemlerinin gelişimine katkı sağlayan ve geleceğin tıbbını destekleyen bir sağlık grubu olma hedefini güçlendiriyor. Memorial Talks platformu kapsamında gerçekleştirilen akademik buluşmalar ve bilgi paylaşımı çalışmaları da sağlık alanındaki bilimsel birikimin yeni nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor. Uluslararası sağlık hizmetlerinde güçlü konum Memorial, Türkiye’deki hastaneleri, Romanya’daki sağlık yatırımları ve yurt dışı ofisleriyle uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki güçlü konumunu sürdürüyor. 2025 yılında Romanya’da hizmete açılan Memorial City Gate Kliniği; modern altyapısı, uzman kadrosu ve çok branşlı yapısıyla Memorial’ın uluslararası ölçekte erişilebilir ve yüksek standartlı sağlık hizmeti sunma vizyonunun önemli bir parçası oldu. Memorial Sağlık Grubu, bugün 190’dan fazla ülkeden gelen 50 binin üzerinde uluslararası hastaya hizmet sunarken; onkoloji, hematoloji, organ nakli, genel cerrahi, gastroenteroloji ve ortopedi gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda uluslararası ölçekte güçlü bir konumlanma sergiliyor. İnsan odaklı kurum kültürü ve toplumsal fayda Memorial, sürdürülebilir sağlık hizmetinin güçlü bir insan kaynağı, kapsayıcı kurum kültürü ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyor. 8 bini aşkın çalışanıyla kapsayıcılığı, fırsat eşitliğini, çalışan gelişimini ve iş sağlığı güvenliğini destekleyen Memorial; kadınların güçlenmesini merkeze alan projeleriyle de toplumsal fayda alanındaki etkisini büyütüyor. “Kadınlar Omuz Omuza” projesinin yanı sıra “Sağlığa Kulaç At” ve “Pembe Yürüyüş” gibi sosyal sorumluluk projeleriyle aktif yaşam, koruyucu sağlık, erken teşhis ve sağlıklı yaşam farkındalığının toplumun daha geniş kesimlerine ulaşması hedefleniyor. Sağlıkta öncü uygulamalarla güçlenen sürdürülebilirlik yaklaşımı Memorial Sağlık Grubu, sağlık sektöründeki öncü konumunu yatırımlarının yanı sıra tıbbi başarıları, ileri teknoloji altyapısı ve uluslararası standartlardaki uygulamalarıyla da sürdürüyor. Türkiye’de JCI akreditasyonu alan ilk hastane olan Memorial Şişli Hastanesi ile başlayan kalite yolculuğu; robotik cerrahi, organ nakli, tüp bebek, ileri tanı teknolojileri ve sürdürülebilir hastane uygulamaları alanlarındaki öncü çalışmalarla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalp Cerrahisinin Yeni Gücü: Yapay Zekâ Haber

Kalp Cerrahisinin Yeni Gücü: Yapay Zekâ

En belirgin değişimlerden biri, daha az travmatik cerrahi yaklaşımların yaygınlaşması olacak. Çok küçük kesilerin uygulanacağı teknikler, robotik cerrahi ve hibrit prosedürler giderek standart hale gelecek. Önümüzdeki yıllarda ayrıca kateter bazlı çözümler de artacak ve cerrahi ile girişimsel kardiyoloji arasındaki sınırlar giderek daha fazla bulanıklaşacak. Bu nedenle kalp cerrahlarının hibrit ameliyathanelerde çalışan multidisipliner ekiplerin liderlerinden biri olması kaçınılmaz görünüyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Civelek, robotik platformların daha kompakt, daha ekonomik ve daha erişilebilir hale geleceğine dikkat çekiyor. Bu sayede koroner bypass cerrahisi, mitral kapak onarımı ve bazı doğumsal kalp ameliyatlarının önemli bir kısmı robotik destekli yapılabilecek. Bu gelişme aynı zamanda cerrahların eğitim süreçlerini de değiştirecek. Simülasyon tabanlı eğitim, sanal gerçeklik ve dijital cerrahi platformlar cerrahi öğrenmenin önemli bileşenleri haline gelecek. Cerrahide Yapa Zekâ Kullanımı Artacak Yapay zekâ, kalp ve damar cerrahisinin birçok aşamasında karar destek sistemi olarak kullanılacak. Ameliyat öncesinde gelişmiş görüntüleme teknikleri ve yapay zekâ algoritmaları, cerrahlara hastaya özgü üç boyutlu anatomik modeller sunabilecek. Bu modeller sayesinde cerrahlar ameliyatı operasyon öncesinde sanal ortamda planlayarak farklı stratejileri değerlendirebilecek. Bu yaklaşım özellikle kompleks aort cerrahisi, doğumsal kalp hastalıkları ve kapak onarımları için önemli bir avantaj. Ameliyat sonrası dönemde de yapay zekâ ile yoğun bakım yönetimi daha optimize hale gelecek. Böylece, komplikasyonların erken saptanması mümkün olacak. Giyilebilir sağlık teknolojileri ve uzaktan hasta izleme sistemleri sayesinde hastaların kalp ritmi, kan basıncı ve fiziksel aktivite düzeyleri kesintisiz takip edilebilecek. Bu teknolojiler sayesinde komplikasyonların erken saptanması mümkün olurken, hastaların hastaneye yeniden yatış oranları da azalabilecek. Yakın geleceğin en heyecan verici gelişmelerinden biri de biyomühendislik alanında bekleniyor. Doku mühendisliği ve biyobaskı teknolojileri sayesinde biyolojik olarak uyumlu damar greftleri ve kapak dokuları geliştiriliyor. Benzer şekilde, büyüyebilen biyolojik kalp kapakları özellikle çocuk hastalarda tekrar ameliyat gereksinimini azaltabilecek bir potansiyele sahip. Genetik ve moleküler biyolojideki ilerlemeler sayesinde ayrıca kalp ve damar hastalıklarının tedavisi giderek daha fazla kişiselleştirilecek. Yarının Kalp Cerrahı Nasıl Olacak? Geleceğin kalp cerrahı yalnızca teknik olarak yetkin bir operatör değil; aynı zamanda teknolojiyi etkin kullanan, veri analizi yapabilen ve multidisipliner ekipleri yöneten bir klinisyen olacak. Elbette kalp cerrahisinin temelinde olan, insan hayatını koruma ve hastalara daha kaliteli bir yaşam sunma amacı yerini korumaya devam edecek. Cerrahlar artık girişimsel kardiyologlar, biyomühendisler, veri bilimcileri ve görüntüleme uzmanlarıyla daha yakın çalışacak. Bu nedenle eğitim programlarının da bu yeni gerçekliğe uygun biçimde güncellenmesi en önemli başlıklardan biri. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor Haber

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor

Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi’nde “Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut” söyleşisi düzenlendi. Etkinlikte multidisipliner bakış açısıyla Acıbadem Maslak Hastanesi uzmanları; Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan hastalığa dair en güncel gelişmeleri paylaşarak erken teşhisin ve doğru tedavi planlamasının hayati önemine vurgu yaptılar. Etkinliğin dikkat çekici konuklarından biri, “Yeraltı” dizisindeki performansıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan oyuncu Sevil Akı oldu. Akı, söyleşide yer alarak farkındalığın önemine dikkat çekti ve bir hasta yakını olarak annesinin umut dolu, hastalıkla büyük mücadelesini içeren öyküsünü paylaştı. “Kanser tedavi sürecinin bir puzzle gibi düşünülmesi gerektiğini vurgulayan etkinliğin moderatörü Sağlık İletişimcisi Seral Çelik, “Bu etkinlikte multidisipliner yaklaşımla akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler alacağız. Kanserin tanı ve tedavisinde görev yapan sayısız uzman ve sağlık personeli var. Her biri çok önemli rol üstleniyor. Tanı ve tedaviyi bir puzzle gibi düşünürsek, parçalar bir araya geldiğinde hasta için en iyi ve en uygun tedavi uygulanabiliyor” dedi. Sigara en büyük risk faktörü! Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Elektronik sigara gibi alternatif ürünlerin de sanıldığı kadar masum olmadığını ifade eden Karan, bu ürünlerin de akciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20’sinin ise mesleki, asbest vb. nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti. Görüntüleme yöntemleri hayat kurtarıyor Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu belirterek PET-CT’nin bu noktada kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Çermik, “PET-CT sayesinde tümörün yalnızca varlığı değil, aynı zamanda vücuttaki yayılımı ve biyolojik davranışı da detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Bu sayede hastalığın hangi evrede olduğu net olarak ortaya konulabiliyor ve en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor. Aynı zamanda tedaviye verilen yanıt da değerlendirildiğinden gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilebiliyor” dedi. Cerrahi, erken evrede en etkili yöntem Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise akciğer kanserinde erken teşhisin cerrahi başarıyı doğrudan etkilediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor. Robotik cerrahi zor ameliyatları daha kolay yapmamıza yardımcı olmakla beraber, hastaların daha hızlı iyileşmesine ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmesine yardımcı oluyor.” Kişiye özel tedavi dönemi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin, özellikle uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ölmez, bu yaklaşımların akciğer kanseri hastalarının yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek “Doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamak çok önemli” dedi. Hassas ve hedefe yönelik ışın tedavisi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır.” Sevil Akı: “Tünelin ucunda hep bir ışık oldu” Etkinliğe katılan, Yeraltı dizisiyle seyircinin gönlünde taht kuran oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak, kanserle mücadelenin sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Anneme 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı kondu. İlk ameliyatından 4 yıl sonra hastalığı nüks etti ve tekrar ameliyat oldu. Geçen yıl yeni bir nüks oldu ve şimdi ilaç tedavisiyle mücadelemize devam ediyoruz. İkinci nükste çok panik olduk. Ancak ilaçların ve çeşitli tedavi yöntemlerinin gelişmiş olması sayesinde farklı tedavi seçeneklerimiz oldu. Yani tünelin ucunda hep bir ışık vardı. Gerçekten hiçbir şey çözümsüz değil. Güvendiğiniz doktorlar size o ışığı gösteriyor. Annem tanı aldığı andan itibaren hayata tutundu ve bu hastalıkla mücadele ediyor. Biz de hasta yakını olarak onunla birlikte mücadele ediyoruz. Bizim hikayemiz umut dolu bir hikaye. Hâlâ umutluyuz, hâlâ mücadele ediyoruz. Kanser tedavi süreci inişli çıkışlı bir yolculuk. Birbirimize güç vererek, umutla ilerliyoruz.” Doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir destek sistemine sahip olmanın bu süreçte büyük önem taşıdığını ifade eden sanatçı Sevil Akı, umudun hastaların tedaviye tutunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Farkındalık çalışmalarında kendi deneyimini paylaşarak başkalarına da umut olmak istediğini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi Hastanesi, Dünyanın En İyi Hastaneleri Arasında Yer Aldı Haber

Koç Üniversitesi Hastanesi, Dünyanın En İyi Hastaneleri Arasında Yer Aldı

Koç Üniversitesi Hastanesi, Newsweek ve küresel araştırma şirketi Statista işbirliğiyle hazırlanan 2026 “World’s Best Hospitals” listesinde 91.80 puanla Türkiye’nin 1 numaralı hastanesi seçildi. Statista’nın bağımsız ve tarafsız sağlık sektörü uzmanları tarafından yürütülen bu değerlendirmede Koç Üniversitesi Hastanesi, dünya genelinde ilk 250 hastane arasına girerek küresel ölçekte yükselen konumunu ve hasta odaklı ileri düzey tıbbi mükemmeliyet anlayışını bir kez daha ortaya koydu. Newsweek Dergisi ile küresel veri platformu Statista’nın işbirliğiyle hazırlanan ve 32 ülkeden 2.500’den fazla hastanenin performansının analiz edildiği araştırmada, Koç Üniversitesi Hastanesi, 213. sırada yer alarak küresel sıralamada en iyiler arasına adını yazdırdı. Hastanelerin belirlenmesinde 2.530 sağlık kuruluşunun performansı analiz edildi. Değerlendirme sürecinde doktor ve hastane yöneticilerinin önerileri, tedavi kalitesi, hijyen standartları ve doktor ya da hemşire başına düşen hasta sayısı gibi veriler araştırıldı. Ayrıca, hasta deneyimi anketleri ve Statista’nın Hasta Bildirimli Sonuç Ölçütleri (PROMs) Uygulama Araştırması gibi önemli kriterler değerlendirme sürecine dahil edildi. “Mükemmellik, güven ve inovasyonun sonucudur” Bu önemli başarıya ilişkin değerlendirmede bulunan Koç Healthcare CEO’su Dr. Erhan Bulutcu şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin lider hastanesi olarak tanınmak klinik mükemmeliyet, hasta güvenliği ve inovasyona olan sarsılmaz bağlılığımızın bir göstergesidir. Koç Üniversitesi Hastanesi, ülkemizin en kapsamlı entegre eğitim alanlarına, klinik araştırma birimlerine ve tıp laboratuvarlarına sahiptir. Ekibimiz, kanıta dayalı en güncel uygulamaları ve ileri teknolojileri kullanarak on binlerce hastaya dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmaktadır. Newsweek ve Statista tarafından verilen bu takdir, sağlık alanında güvenilir bir paydaş olarak rolümüzü pekiştirmekte ve araştırma, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarımızı sürdürme konusundaki kararlılığımızı güçlendirmektedir.” Ulusal ve uluslararası ölçekte referans noktası Koç Üniversitesi Hastanesi, ileri tıbbi teknolojileri akademik mükemmeliyetle entegre ederek onkoloji, organ nakli, kardiyovasküler tıp ve robotik cerrahi alanlarında bölgesel bir referans merkezi olarak hizmet vermektedir. Hastane, PROMs uygulamalarını klinik süreçlerine entegre ederek hasta tarafından bildirilen sonuçların doğrudan tıbbi karar alma süreçlerine yansımasını sağlamaktadır. Yapay zekâ destekli tanı sistemleri, robotik cerrahi platformları ve kişiselleştirilmiş tedavi modelleri sayesinde bölge genelinde sağlık hizmet sunumunda yeni standartlar belirlemeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3 Boyutlu İmplantlar ve Yapay Zeka İle Omurga Tedavisinde Yeni Dönem Haber

3 Boyutlu İmplantlar ve Yapay Zeka İle Omurga Tedavisinde Yeni Dönem

Yaşla beraber omurga yapılarında görülen yıpranma, omurilik kanal daralmasından disk dejenerasyonuna, sinir sıkışmalarından kamburluğa kadar pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Bugün ise robotik cerrahi, navigasyon sistemleri ve kişiye özel 3D implantlar sayesinde omurga ameliyatları çok daha güvenli ve hassas şekilde yapılabiliyor. Yapay zekâ destekli planlama yöntemleri, hastanın omurgasının gelecekte nasıl şekilleneceğini öngörerek tedaviyi daha da kişiselleştiriyor. Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Alanay, yaşlanan omurganın artık çok daha etkili yöntemlerle tedavi edilebildiğini vurguluyor ve hem koruyucu önlemleri hem de son yıllarda öne çıkan cerrahi yenilikleri anlatıyor. “Omurga yaşlanması kaçınılmaz ama etkilerini azaltmak elimizde” Yaşlanmanın doğal bir süreci olarak omurga yapılarının da zaman içinde zayıfladığını belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Herkes yaşlanıyor ama herkes aynı şekilde yaşlanmıyor. Omurga, yaşam tarzından en fazla etkilenen organlarımızdan biri. Düzenli hareket eden, kaslarını güçlü tutan ve doğru duruş alışkanlıkları geliştiren bireylerde yaşlanmanın etkileri çok daha az görülüyor” diyor. Uzun süreli masa başı çalışma, yanlış oturuş, hareketsizlik ve fazla kilo; omurga yaşlanmasını hızlandıran başlıca faktörler arasında. Yaşın ilerlemesiyle birlikte omurga çevresindeki kasların zayıfladığını hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Alanay, özellikle 40’lı yaşlardan sonra düzenli egzersizin öneminin arttığını vurguluyor: “Her gün yapılan 30 dakikalık bir yürüyüş bile omurgayı korur. Esneme, karın-bel bölgesini güçlendiren egzersizler ve yüzme, omurga sağlığı için son derece değerli. Bunları hayat rutininin bir parçası haline getirmek, ileride karşılaşılacak sorunların şiddetini ciddi şekilde azaltır.” Ayrıca, osteoporozun omurga kırıkları açısından yüksek risk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Alanay, beslenme ve D vitamini takibinin önemini de vurguluyor. “Bacaklarda uyuşma ve yürüme mesafesinde azalma alarmdır” Prof. Dr. Ahmet Alanay’a göre yaşlanan omurganın ilk sinyalleri çoğu zaman göz ardı ediliyor. Hastaların başlangıçta bunu sadece bel ağrısı olarak gördüklerine değinen Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Oysa kanal daralması başladığında bacaklarda uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük ve yürüme mesafesinde azalma görülür. Bu belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekir” şeklinde konuşuyor. Teknoloji sayesinde omurga ameliyatları artık çok daha güvenli Son yıllarda omurga cerrahisinde yaşanan dönüşümün en önemli ayağının teknoloji olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ahmet Alanay, özellikle navigasyon, robotik cerrahi ve 3 boyutlu planlama sistemlerinin rutinleştiğini söylüyor: “Artık ameliyat öncesi hastanın omurgasını üç boyutlu olarak modelleyebiliyor, vidaların yerleşimini milimetrik hassasiyetle planlayabiliyoruz. Robotik sistemler, bu planlamayı ameliyatta birebir uygulamamıza yardımcı oluyor. Bu sayede cerrahinin güvenliği artıyor, hata payı azalıyor.” Navigasyon ve robotik destekli operasyonların hastaların iyileşme sürecini de hızlandırdığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Eskiden büyük kesilerle yapılan ameliyatlar, bugün daha küçük kesi ve daha az kan kaybıyla tamamlanıyor. Hastalar daha az ağrı yaşıyor, çok daha kısa sürede ayağa kalkabiliyor” diyor. Kişiye Özel, Hedefe Odaklanan Ameliyatlar Prof. Dr. Ahmet Alanay’a göre yaşlanan omurganın en sık karşılaşılan sorunu spinal stenoz, yani omurilik kanal daralması. Bugün tedavilerde kişiye göre şekillenen bir yaklaşım benimseniyor: “Herkese aynı tedaviyi uyguladığımız dönemler geride kaldı. Bazı hastalarda sadece sinir üzerindeki baskıyı kaldırmak yeterli olurken, bazılarında omurganın stabilitesini yeniden sağlamamız gerekiyor.” Bu noktada minimal invaziv yöntemlerin önem kazandığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Kasları fazla zedelemeden yapılan minimal invaziv ameliyatlar sayesinde hastalar birkaç gün içinde rahatlıkla günlük yaşamlarına dönebiliyor” diyor. Omurga Cerrahisinde 3 Boyutlu, Kişiye Özel İmplantlar Omurga cerrahisinde son yılların en önemli devrimlerinden birinin kişiye özel üretilen 3 boyutlu implantlar olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Hastanın anatomisine tamamen özel olarak tasarlanan titanyum implantlar, hem cerrahinin doğruluğunu artırıyor hem de uzun vadeli sonuçları iyileştiriyor. Özellikle skolyoz ve kompleks deformite cerrahilerinde bu teknolojiden büyük fayda görüyoruz” diyor. Yaşlanan omurga için cerrahiyi her zaman en son seçenek olarak gördüklerine de dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Alanay, koruyucu yaklaşımların gücünü şöyle özetliyor: “Düzenli egzersiz, doğru kilo yönetimi, kas güçlendirme ve postür eğitimi; ameliyat ihtiyacını yıllarca öteleyebilir. Bazı hastalarda bu önlemler sayesinde hiç cerrahiye gerek kalmıyor.” “Gelecekte Yapay Zeka İle Omurganın Nasıl Yaşlanacağını Öngörebileceğiz” Omurga cerrahisinde geleceğin, kişiselleştirilmiş tedaviler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Yakın gelecekte yapay zekâ destekli sistemler, bir kişinin omurgasının önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceğini tahmin edebilecek. Bu sayede tedbirleri çok daha erken alabileceğiz” diyerek böylece tedavilerin kişiye özgü olarak planlanabileceğine de dikkat çekiyor…

Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir Haber

Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir

50 yaşın üzerindeki bireylerde görülme riski daha fazla olan mesane kanserinin en önemli sebepleri arasında sigara kullanımı geliyor. Ağrısız şekilde idrarda kan görülmesi ile kendisini belli eden ve erken tedavi edilmediği takdirde mesane duvarının tüm katmanlarını tutabilen mesane kanseri, hayati risk faktörünü artıran daha agresif bir tabloya dönüşebiliyor. Mesane kanserinin tedavisinde son yıllarda robotik cerrahi önemli bir seçenek olarak tercih ediliyor. Robotik sistektomi ve tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilen yapay mesane uygulamaları hasta konforunu artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Eyüp Veli Küçük, mesane kanseri ve robotik cerrahi uygulamaları hakkında bilgi verdi. Bu belirtileri ciddiye alın! Mesane, böbreklerden gelen idrarın depolandığı kas yapısında bir organdır. Mesane kanseri ise bu organın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hastalığın en sık görülen belirtisi idrarda ağrısız kanamadır. Tanı, genellikle sistoskopi ve patoloji incelemesi ile konulur. Erken evrelerde tümör yalnızca mesanenin yüzeysel kısmında sınırlı olabilir; ancak ilerleyen dönemlerde mesane duvarının tüm katmanlarını tutarak çevre organlara yayılabilir. Bu durumda hastalığı tamamen kontrol altına almak için radikal sistektomi, yani mesanenin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle mesane kanseri yayılmadan bu belirtiler dikkate alınarak hızlı bir şekilde uzman bir doktora başvurulması gerekir; İdrarda kan Ayaklardaki şişlikSırt ağrısıKilo kaybı Robotik cerrahiyle tümör eksiksiz çıkarılır ve çevre dokular korunur Mesane kanserinin tedavisi günümüzde robotik cerrahi sistemlerinin gelişmesiyle küçük kesilerden, kapalı yöntemle yapılabilmektedir. Robotik sistektomi sırasında cerrah, hastanın vücuduna yerleştirilen robotik kolları bir konsoldan yönetir. Bu teknoloji cerraha üç boyutlu büyütülmüş görüntü, milimetrik hareket hassasiyeti, titremeyi filtreleyen yüksek stabilite sağladığı için hem tümörün eksiksiz çıkarılması hem de çevre dokuların korunması güvenli hale gelir. Robotik cerrahi, kan kaybının azalmasına, yara enfeksiyonu riskinin düşmesine ve hastanın çok daha hızlı iyileşmesine olanak tanır. Kapalı yöntemle yapay mesane oluşturuluyor Mesanenin çıkarılmasından sonra idrarın vücuttan doğal yolla atılabilmesi için yeni bir yol oluşturmak gerekir. Bağırsaktan yapay bir mesane (ortotopik neomezane) yapılması yaşam konforunu korumaktadır. Robotik cerrahi ile bu işlem tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilebilir. Kapalı olarak yapay mesane oluşturulmasına “intrakorporeal ortotopik mesane” adı verilir. İnce bağırsaktan kısa bir segment alınarak özel bir teknikle yeni bir mesaneye dönüştürülür ve üretra yani idrar kanalına bağlanır. Böylece hasta, ameliyat sonrası doğal yoldan idrar yapmaya devam edebilir. Bu işlemin intrakorporeal, yani organların dışarı çıkarılmadan tamamen vücut içinde şekillendirilerek yapılması, robotik cerrahinin ileri düzey uygulamalarından biri olarak kabul edilir. Her hastaya ve tümör özelliklerine göre özel bir cerrahi planlama yapılır Robotik sistektomi ve intrakorporeal ortotopik mesane oluşturulması özellikle kas tabakasına ilerlemiş ama uzak organlara yayılmamış mesane kanserlerinde, uygun böbrek fonksiyonlarına sahip hastalarda, genel sağlık durumu ameliyata elverişli kişilerde tercih edilebilen bir yöntemdir. Cerrahi planlama her hastanın tümör özelliklerine ve genel durumuna göre bireysel olarak yapılır. Mesane kanserinde robotik cerrahinin 6 avantajı Estetik avantaj: Cerrahi izler minimaldir.Az kan kaybı ve ağrı: Küçük kesiler nedeniyle doku hasarı en aza iner.Hızlı iyileşme: Hastalar genellikle birkaç gün içinde mobilize olur ve kısa sürede günlük yaşamlarına döner.Düşük enfeksiyon ve komplikasyon riski: Kesi, yara alanı daha küçüktür, böylelikle yara enfeksiyonu riski de düşer.Hassas operasyon: Yüksek çözünürlüklü görüntü ve titremeyi engelleyen robot kolları sayesinde sinir ve damar yapıları iyi korunabilir. Bu durum özellikle idrar kontrolü ve cinsel fonksiyon açısından önemlidir.Tamamen kapalı yapay mesane: Bağırsakların dışarı çıkarılmadan şekillendirilmesi, bağırsak fonksiyonlarının hızlı toparlanmasını sağlar.

Türk Ürologlar, Robotik Cerrahide Dünya Klasmanında Haber

Türk Ürologlar, Robotik Cerrahide Dünya Klasmanında

Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği (IURES) Başkanı Prof. Dr. Fatih Atuğ, Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği’nin (International UrologicResearchSociety-IURES) Hilton Dalaman Sarıgerme Muğla’da, 6-9 Kasım tarihlerindedüzenlediği 2025 Yıllık Kongre IURES 2025 KONGRESİ’nde alanlarında dünya lideri ulusal ve uluslararası bilim insanlarının yer alacağını söyledi. Kongrede, “Canlı Cerrahiler, Konuşmalar, Paneller, Video Oturumları, Sözlü ve Poster Sunumları ve Uygulamalı 3D ve Robotik Kurslar” ile yeni bilimsel çalışmaların yer alacağı bilgisini veren Atuğ, yapay zeka teknolojilerinin de bu alanda kullanıldığını aktardı. Kongre merkezinden robotik sistem kullanılarak operasyonun yapıldığı ameliyathaneye canlı bağlantı gerçekleştirileceğini belirten Atuğ, “Kongrede, dünya genelinde kullanılan tüm mevcut robotik cerrahi sistemleri bir arada sunulacaktır. Üroloji ameliyatlarında kullanılan robotlar, yakından incelenebilecek ve deneyimleme fırsatı sunulacaktır.” Dedi. Atuğ, “Türkiye ve Türk cerrahlar, artık robotik cerrahide yabancı meslektaşlarına başarılı operasyon örnekleriyle bu alanda tıbba ivme kazandırmakta ve öncü rol oynamaktadır.” Değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği (IURES) Başkan Yardımcısı ve IURES 2025 Kongre Başkanı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Huri de kongreye toplamda yaklaşık 500 bilim insanının katıldığını aktararak, “Konuşmacılar dahil 475 yerli, yurt dışından ise 25 konuşmacı katılım sağlamaktadır.” dedi. Kongre süresince toplam 15 oturum ve 11 kurs düzenleneceğini dile getiren Huri, “Ayrıca iki gün boyunca uygulamalı (hands-on) eğitim programı gerçekleştirilecek. Bu eğitimlerde katılımcılar robotik cerrahi, endoürolojik teknikler ve lazer uygulamaları gibi konularda birebir deneyim kazanma fırsatı sağlanacaktır.” bilgisini paylaştı. Kongrede toplam 5 canlı cerrahi gerçekleştirileceğini de anlatan Huri, “Canlı cerrahiler sırasında, oturum moderatörleri aracılığıyla katılımcılardan gelen sorular anlık olarak iletilecek ve cerrahlar tarafından yanıtlanacak. Böylece eğitimsel içerik ve etkileşim eş zamanlı sürdürülecektir.” diye konuştu. Prof. Dr. Huri, bu alanda Türk hekimlerinin başarısına değinerek, “Türk hekimleri, artık robotik cerrahide yalnızca uygulayıcı değil, eğitici konumundadır.” değerlendirmesinde bulundu. Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği (IURES) Genel Sekreteri ve IURES 2025 Kongre Başkanı Prof. Dr. Erdem Canda ise “Türk ürologlar, başta robotik renal transplantasyon, radikal prostatektomi, taş cerrahisi ve rekonstrüktif cerrahi olmak üzere birçok alanda dünya çapında deneyim sahibi olmuş, eğitim veren bir konuma ulaşmıştır.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzun Süren Ağrı ve Uyuşukluk İhmal Edilmemeli! Haber

Uzun Süren Ağrı ve Uyuşukluk İhmal Edilmemeli!

Cerrahi olmayan yöntemlerin şikayetleri gidermede yetersiz kalması durumunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabildiğini aktaran Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, Acil cerrahi ise omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulanır. Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.” dedi. Ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik şikayetlerinin uzun süre devam etmesi halinde uzman hekime başvurmak gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, teknolojik gelişmeler sayesinde minimal invaziv yöntemler ve robotik cerrahi ile ameliyatların daha güvenli hâle geldiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaman, omurga cerrahisinin ne zaman gerekli olduğu, teknolojik gelişmelerle cerrahinin güvenliği ve omurga hastalıklarının belirtileri hakkında bilgi verdi. Cerrahiye karar vermeden önce cerrahi olmayan yöntemlere başvuruluyor! Omurga cerrahisinin, özellikle bel, sırt ve boyun ağrılarında, omuriliğe veya sinirlere bası yapan durumlarda gerekli olduğunu aktaran Prof. Dr. Onur Yaman, “Bu durumların çoğu disk problemleri veya omurilik kanalındaki daralmalar nedeniyle ortaya çıkar.” dedi. Cerrahiye karar vermeden önce hastalarda öncelikle cerrahi olmayan (konservatif) yöntemlerin uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman, “Bu yöntemler şikayetleri gidermede yetersiz kaldığında, yaklaşık yüzde 10’luk küçük bir hasta grubunda omurga cerrahisine ihtiyaç duyulabilir. Cerrahi öncesi hastaların ameliyatın kapsamını, olası risklerini ve komplikasyonları anlaması kritik öneme sahiptir.” şeklinde konuştu. Bazı durumlar acil cerrahi gerektirebiliyor! Acil cerrahinin, omurga veya omurilik basısına bağlı olarak kollar, bacaklar veya tuvalet kontrolü gibi işlevlerde ciddi sorunlar ortaya çıktığında uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Onur Yaman, “Ayrıca, omurga tümörleri veya enfeksiyon kaynaklı basılarda, nörolojik kayıplar hızla ilerliyorsa acil müdahale gerekir.” dedi. Teknolojik gelişmeler cerrahi işlemleri güvenli hale getiriyor! Teknolojinin gelişmesiyle birlikte omurga cerrahisinde kullanılan yöntemlerin de ilerlediğini hatırlatan Prof. Dr. Yaman, şunları söyledi: “Yeni görüntüleme teknikleri sayesinde omurga ve omuriliğin milimetre hassasiyetinde incelenmesi mümkün. Cerrahi uygulamalarda daha küçük kesilerle yapılan minimal invaziv yöntemler tercih ediliyor. Ameliyathanelerde O-arm navigasyon sistemleri ve robotik cerrahi, vidaların ve diğer implantların daha güvenli yerleştirilmesini sağlıyor.” Uzun süren ağrılarda mutlaka bir uzmana başvurulmalı! Omurga hastalıklarının en sık görülen belirtisinin ağrı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Onur Yaman, sözlerini şöyle tamamladı: “Ağrı, hastalığın kaynağına bağlı olarak boyun, sırt, bel veya kuyruk sokumunda ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra sinirlere basıya bağlı olarak kollar veya bacaklarda uyuşukluk, ağrı ve kuvvetsizlik gelişebilir. İleri vakalarda idrar ve bağırsak kontrolünde problemler de görülebilir. Uzun süren ağrı, uyuşukluk veya kuvvetsizlik durumlarında mutlaka uzman bir hekime başvurulmalı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.