Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Robotik Sistemler

Kapsül Haber Ajansı - Robotik Sistemler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Robotik Sistemler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı Haber

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı

Türkiye’de depo yatırımlarının odağı, yalnızca daha fazla ürün depolayabilmekten çıkıp aynı alanı daha hızlı ve daha az insan müdahalesiyle yönetebilmeye doğru kayıyor. E-ticaretin büyümesiyle hızlanan bu dönüşüm, yüksek işçilik ve metrekare maliyetleriyle birlikte otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack, bu değişimin Türkiye’deki karşılığını yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” sistemleriyle büyütmeye hazırlanıyor. AkdenizRack, otomatik depolama teknolojisinin geliştirilmesi için 50 milyon TL yatırım yaptı. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin bugün 55 mühendisten oluşan teknik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin otomasyon alanındaki dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık AR-GE çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar. Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Aynı alanda daha fazla depolama Akdenizrack’in geliştirdiği sistemin temelinde, depolama alanının yalnızca raf kapasitesi üzerinden değil, operasyonun tamamı üzerinden verimli kullanılması bulunuyor. Robotik sistemler ürünlerin depoya alınmasından sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki hareketlerin de yazılım üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistemin mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabildiğini belirten şirket, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirleyen yazılımın robotik sisteme ilgili ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu verdiğini aktarıyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar olan süreçte insan müdahalesi minimuma indiriliyor. Bu yapı özellikle ürün çeşidinin yüksek olduğu depolarda önem kazanıyor. Sistem, binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla konumlandırılması gerektiği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendirerek depo içindeki trafiği sürekli güncelliyor. Trafik yönetimi de şirketin üzerinde yoğunlaştığı Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Depolama yüksekliği 40 metreye çıkabiliyor Otomatik sistemlerin ekonomik karşılığını yalnızca işçilik tasarrufu oluşturmuyor. Depolama yüksekliğinin artması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürün tutulmasına imkan sağlıyor. Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Şirketin devam eden projelerinden birinde ulaşılan yükseklik 27 metre. Saniye Kurt, sistemin alan kullanımına etkisini şöyle açıklıyor: “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı ise mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği yaklaşık 15 metre ile sınırlı. Bizim şu anda devam eden projelerimizin birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor.” Yatırımın geri dönüşü vardiya sayısıyla değişiyor Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sisteminin yatırım geri dönüş süresi, işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin bu süreyi kısaltan unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımı, yalnızca yeni bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyon hızını birlikte etkileyen bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor. “İnsansız depo” rekabet avantajından zorunluluğa dönüşüyor Türkiye’de otomatik depolamaya yönelik ilginin temelinde yalnızca teknoloji merakı bulunmuyor. Yükselen işçilik maliyetleri, metrekare başına artan depolama maliyetleri ve tüketicinin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor. Şirket, pandemi sonrasında e-ticaretin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, buna karşın bu sistemlerin önemli bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Amaç, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojisini yaygınlaştırmak. Türkiye’de üretilen parçaların payı artacak Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yalnızca yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı değil. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmaya hazırlanıyor. Bugün otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde bulunuyor. Üretim altyapısının büyütülmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da bu dönemin öncelikleri arasında yer alıyor. Saniye Kurt, otomatik depolama sistemlerinde Türkiye’deki üretim kabiliyetinin artırılmasının hem teknolojiye erişim hem de satış sonrası hizmetler açısından önem taşıdığını belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Akdenizrack’in büyüme rotası değişiyor 1999 yılında İkitelli’de Temesist’te sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si iç pazardan oluşuyor. Şirket, 2026’da akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın payını yüzde 50–50 seviyesine taşımayı planlıyor. Saniye Kurt, şirketin yeni teknoloji alanındaki yönünü şöyle özetliyor: “Geçmişte söz konusu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik edildi. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik – yarı otomatik depo kurulumunda yurt dışında yakaladığımız büyüme ivmesini, bu yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mösta, IFA Berlin 2026’da Yeni Nesil Teknolojileri ve İş Birliği Fırsatlarını Değerlendirdi Haber

Mösta, IFA Berlin 2026’da Yeni Nesil Teknolojileri ve İş Birliği Fırsatlarını Değerlendirdi

Küresel inovasyonları resmi distribütörlük güvencesi ve deneyim odaklı hizmet altyapısıyla Türkiye pazarına taşıyan Mösta; yapay zekâ destekli donanımlar, insansı robotik çözümler, kişisel wellness ekosistemleri ve akıllı pet-tech ürünleri başta olmak üzere farklı alanlardaki yeni teknolojileri ve iş birliği fırsatlarını IFA Berlin 2026’da yakından takip etti. İnsansı Robot ve Kişisel Sağlık Teknolojileri Gündemde Tüketici elektroniğinin yapay zekâ destekli ve birbiriyle bağlantılı akıllı ekosistemlere dönüştüğüne dikkat çeken Mösta, fuar boyunca bu dönüşümü destekleyen yeni nesil ürün ve teknolojileri inceledi. Şirket; SKG, UBTECH ve UBPet ile yürüttüğü çalışmalar kapsamında Türkiye pazarı için yeni dönem ürün planlamalarını da değerlendirdi. Bu doğrultuda günlük yaşam konforunu ve kişisel sağlığı destekleyen SKG’nin yeni nesil modellerinin önümüzdeki dönemde Türkiye’de kullanıcılarla buluşturulması planlanırken, insan hareketlerini ortam algısıyla birleştiren UBTECH’in gelişmiş insansı robotu Walker’ın da yakında Mösta Deneyim Mağazası’nda sergilenmesi hedefleniyor. Akıllı yaşam vizyonunu evcil hayvan teknolojilerine de taşıyan Mösta, sınıfının en geniş iç hacmine sahip akıllı kedi tuvaleti UBPet C41 ile bu alandaki ürün portföyünü çeşitlendiriyor. Türkiye Pazarı İçin Yeni Global İş Birlikleri Mösta’nın IFA Berlin 2026’daki temasları mevcut iş ortaklarıyla sınırlı kalmadı. Şirket, Türkiye pazarında henüz yer almayan yenilikçi teknoloji üreticileriyle olası iş birlikleri ve distribütörlük fırsatlarına yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Dünyada gelişen teknoloji kategorilerini yakından takip ederek Türkiye’deki kullanıcılarla buluşturmayı hedefleyen Mösta, mevcut iş birliklerini geliştirmenin yanı sıra portföyünü güçlendirebilecek yeni global markalar ve teknoloji çözümlerine yönelik değerlendirmelerini sürdürüyor. Mösta Kurucusu Murat Sungur Özkan, IFA Berlin 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “IFA Berlin gibi küresel buluşmalar bizim için yalnızca bir fuar değil; dünyadaki teknoloji trendlerini kaynağında takip ettiğimiz, mevcut iş ortaklarımızla bir araya geldiğimiz ve yeni fırsatları değerlendirdiğimiz önemli bir platform. Yapay zekâ, robotik sistemler, kişisel sağlık teknolojileri ve akıllı evcil hayvan çözümlerinin günlük yaşamda giderek daha fazla yer aldığını görüyoruz. Fuar boyunca SKG, UBTECH ve UBPet ekipleriyle verimli görüşmeler gerçekleştirirken, Türkiye pazarında henüz yer almayan yenilikçi markalarla da yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkânı bulduk. Mösta olarak dünyada gelişen teknolojileri yakından takip ederek, uygun ürün ve markaları distribütörlük güvencemiz ve satış sonrası hizmet altyapımızla Türkiye’deki kullanıcılarla buluşturmayı hedefliyoruz.’’ Mösta Hakkında Mösta, uluslararası teknoloji markalarının Türkiye distribütörlüğünü yürüten, yenilikçi teknolojileri kullanıcılarla buluşturan bir teknoloji şirketidir. Wellness teknolojileri, akıllı evcil hayvan ürünleri, servis robotları, mobil aksesuarlar ve tüketici elektroniği alanlarında faaliyet gösteren Mösta; SKG, UBPet, UBTECH ve OXS gibi global markaları Türkiye pazarına sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı!  Haber

Son Sınıfların Yüzde 45’i Tercih Yapmadı! 

2026 YKS yerleştirme sonuçlarını değerlendiren Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, gençlerin üniversite tercihlerinde önemli bir zihniyet değişimi yaşandığını söyledi. Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır.” dedi. Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “Tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi. Adaylar artık mezun olduklarında ne yapacaklarını da düşünüyor Sınava yaklaşık 2 milyon 255 bin adayın girdiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “2026 YKS yerleştirme sonuçları, adayların istihdam olanaklarını ve rasyonel tercih stratejilerini merkeze aldığı, devlet üniversitelerinde ise rekor doluluk oranlarının kaydedildiği güçlü bir tablo ortaya koymaktadır. Sınava katılan yaklaşık 2 milyon 255 bin adaydan 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulunmuş; açık ve uzaktan öğretim dahil olmak üzere toplam 730 bin 854 öğrenci yükseköğretim kurumlarına yerleşmiştir.” dedi. Tercih hakkı olduğu halde tercih yapmayan adaylar dikkat çekti Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun grubundan oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Yerleşen adayların yaklaşık yüzde 52’sinin mezun gruptan oluşması ve tercih hakkı kazanan son sınıf öğrencilerinin yüzde 45’ten fazlasının hedeflerini sonraki yıla erteleyerek tercih yapmaması dönemin en belirgin dinamiklerinden birini oluşturmuştur. Adayların yüzde 40’ının ilk üç, yüzde 55’inin ise ilk beş tercihine yerleşmesi, hazırlanan listelerin oldukça stratejik ve isabetli olduğunu göstermektedir.” İki yıllık teknik eğitime olan ilgi arttı Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranının yüzde 99,52’ye ulaştığını belirten Akoğlan, “Üniversite ve program türlerine göre doluluk oranları değerlendirildiğinde, devlet üniversitelerine yönelik talebin zirveye ulaştığı görülmektedir. Devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranı yüzde 99,52 olarak gerçekleşirken, devlet meslek yüksekokullarında açılan 481 bin kontenjandan yalnızca 37’sinin boş kalması iki yıllık teknik eğitime olan ilginin somut bir kanıtı olmuştur. Artan eğitim maliyetlerinin etkisiyle vakıf üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 79,70 seviyesinde kalmış, ülke genelinde boş kalan yaklaşık 35 bin kontenjanın ağırlıklı bölümünü vakıf kurumlarının ücretli ve kısmi burslu programları oluşturmuştur.” diye konuştu. Tıp ve sağlık alanlarına ilgi sürüyor Başarı sırası barajı uygulanan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel meslek alanlarının devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamen dolduğunu belirten Akoğlan, şöyle devam etti: “Bölüm bazındaki yönelimlerde başarı sırası barajı bulunan Tıp, Hukuk, Diş Hekimliği ve Eczacılık gibi geleneksel kariyer alanları devlet üniversitelerindeki kontenjanlarının tamamını eksiksiz doldurmuştur. Mühendislik fakültelerinde doluluk yüzde 98’in üzerine çıkarken; Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi temel bilimler ile temel eğitim ve öğretmenlik programları fire vermemiştir. Ön lisans düzeyinde ise İlaç Üretim Teknolojisi, Paramedik, Bilişim Güvenliği ve Mekatronik gibi doğrudan iş gücü piyasasına ve saha uygulamalarına yönelik branşlar en çok talep gören alanlar arasında yer almıştır.” Yapay zekâ programlarına ilgi yüksek 2026 YKS’nin en çarpıcı sonuçlarından birinin yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanındaki programlarda görüldüğünü ifade eden Özgür Akoğlan, “Gençlerin tercihlerinde mesleki gelecek güvencesi ve dijital dönüşüm birincil karar mekanizması haline gelmiştir. Bu doğrultuda Yapay Zekâ Mühendisliği, Makine Öğrenmesi, Veri Mühendisliği, Robotik Sistemler, Yapay Zekâ Destekli Kodlama ve Yapay Zekâ Operatörlüğü programlarının tamamında yüzde yüz doluluk sağlanmıştır. Adaylar istihdam piyasasında karşılığı belirsiz kalan alanlardan uzaklaşarak doğrudan teknik uzmanlık, veri analitiği ve siber güvenlik odaklı disiplinlere yönelmiş; ilk kez öğrenci kabul eden İşletme ve Yapay Zekâ gibi hibrit programların üst sıralardan dolması da iş dünyası ile teknolojiyi birleştiren profillere olan ilginin somut bir yansıması olmuştur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mühendisliğinde Yeni Dönem: DOF Robotics İnsansı Robot Üretimi İçin Dev Yatırımı Duyurdu Haber

Türk Mühendisliğinde Yeni Dönem: DOF Robotics İnsansı Robot Üretimi İçin Dev Yatırımı Duyurdu

ürkiye'nin teknoloji ve robotik alanındaki yükselişi yeni bir yatırımla daha güç kazanıyor. Robotik sistemler, yapay zeka destekli teknolojiler ve sürükleyici deneyim çözümleri geliştiren DOF Robotics, Türkiye'nin ilk entegre hizmet robotları ve insansı robot üretim tesisini kurmaya hazırlanıyor. Şirket tarafından duyurulan yatırım planı, yalnızca üretim kapasitesinin artırılmasını değil, aynı zamanda Türkiye'nin küresel teknoloji ekosistemindeki konumunun güçlendirilmesini de hedefliyor. İstanbul Arnavutköy'de bulunan Kuzey Marmara Özel Endüstri Bölgesi'nde hayata geçirilecek DOF TECH fabrikası, robot teknolojileri alanında Türkiye'nin bugüne kadar attığı en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Yapay zeka, otomasyon ve robotik sistemler alanındaki bilgi birikiminin üretim gücüyle buluşacağı tesis, yerli mühendislik kabiliyetlerinin uluslararası pazarlara taşınmasında kritik rol üstlenecek. DOF Robotics'ten Türkiye'nin Teknoloji Geleceğine Stratejik Hamle Son yıllarda küresel ölçekte dikkat çeken projelere imza atan DOF Robotics, eğlence teknolojileri ve robotik sistemler alanındaki tecrübesini üretim tarafına taşıyor. Marvel Studios, Angry Birds, Monster Jam, Transformers ve Smurfs gibi dünya çapında tanınan markalarla iş birlikleri gerçekleştiren şirket, şimdi odağını daha büyük bir hedefe yöneltiyor. Kurulacak yeni tesisle birlikte şirketin mevcut üretim alanının dört kat büyütülmesi planlanıyor. Yaklaşık 25 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilecek DOF TECH fabrikası, araştırma ve geliştirmeden son ürün testlerine kadar tüm süreçlerin tek merkezde yürütüldüğü entegre bir teknoloji üssü olarak faaliyet gösterecek. İnsansı Robot Üretimi İçin İlk Adım Atılıyor Teknoloji dünyasında son dönemin en dikkat çeken alanlarından biri olan insansı robot üretimi, DOF Robotics'in gelecek vizyonunun merkezinde yer alıyor. Şirket, uzun yıllardır sürdürdüğü Ar-Ge çalışmalarını yeni fabrikada somut ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor. DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, insansı robot projelerinin geliştirme ve prototip aşamalarının yeni tesiste yürütüleceğini açıklarken, ilerleyen dönemlerde seri üretime geçilmesinin de planlandığını belirtti. Bu hedef doğrultusunda geliştirilecek ürünlerin, "Made in Türkiye" imzasıyla dünya pazarlarında yer alması amaçlanıyor. Uzmanlar, Türkiye'de insansı robot geliştirme çalışmalarının üretim aşamasına taşınmasının teknoloji sektörü açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekiyor. Yapay Zeka ve Otonom Sistemler Fabrikanın Temelini Oluşturacak DOF Robotics'in son yıllarda yoğunlaştığı alanların başında AGV olarak bilinen otomatik yönlendirmeli araçlar, otonom mobil robotlar ve yapay zeka destekli hizmet robotları geliyor. Şirketin bu alanlarda elde ettiği deneyim, insansı robot teknolojilerine geçiş sürecinin temel yapı taşlarından biri olarak görülüyor. Yeni tesis içerisinde yazılım geliştirme, yapay zeka entegrasyonu, otomasyon sistemleri, elektronik üretim süreçleri ve robotik mühendislik faaliyetleri birlikte yürütülecek. Böylece ürün geliştirme sürecinde dışa bağımlılığın azaltılması ve daha hızlı inovasyon yapılması hedefleniyor. Küresel Robot Pazarı Hızla Büyüyor Dünya genelinde robot teknolojilerine olan ilgi her geçen yıl artıyor. Özellikle hizmet robotları pazarı, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşıyor. Sektör analizlerine göre küresel hizmet robotları pazarının önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde büyüyerek milyarlarca dolarlık hacme ulaşması bekleniyor. Bu büyüme trendi, üretim altyapısına yatırım yapan şirketler için önemli fırsatlar sunuyor. DOF Robotics'in gerçekleştirdiği yatırımın da şirketi küresel rekabette daha güçlü bir konuma taşıması hedefleniyor. Kuzey Marmara Bölgesi Teknoloji Üssüne Dönüşüyor DOF TECH'in kurulacağı Kuzey Marmara Özel Endüstri Bölgesi, sahip olduğu lojistik avantajlarla dikkat çekiyor. İstanbul Havalimanı'na yakınlığı, otoyol bağlantıları ve liman erişimi sayesinde bölge, yüksek teknoloji yatırımları için önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin bölgedeki sanayi kooperatifine ortak olması ise yalnızca mevcut yatırımın değil, gelecekte planlanan büyüme projelerinin de işareti olarak değerlendiriliyor. Bu stratejik adım, üretim kapasitesinin artırılması ve yeni teknoloji yatırımlarının hayata geçirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Türkiye Robot Teknolojilerinde Yeni Bir Eşiğe Yaklaşıyor Küresel ölçekte yapay zeka ve robot teknolojileri rekabetinin hız kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu yatırım, Türkiye'nin yüksek teknoloji üretim kapasitesini artırma hedefleriyle de örtüşüyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirilecek hizmet robotları ve insansı robot projeleri, hem teknoloji ihracatına katkı sağlayacak hem de Türkiye'nin inovasyon ekosistemini güçlendirecek. DOF Robotics'in hayata geçireceği yeni tesis, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Türkiye'nin robotik ve yapay zeka alanındaki gelecek vizyonunu temsil eden önemli bir teknoloji üssü olarak görülüyor.

DOF Robotics’ten Asya Pasifik’te Güçlü Büyüme Hamlesi Haber

DOF Robotics’ten Asya Pasifik’te Güçlü Büyüme Hamlesi

Robotik sistemler, sürükleyici eğlence teknolojileri, hareketli simülatörler, oyun ve içerik geliştirme ile yapay zeka destekli deneyim çözümleri alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden DOF Robotics, Hong Kong’da düzenlenen IAAPA Expo Asia 2026’da sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerle bir araya geldi. Hall 5B-E’de yer alan 718 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayan şirket, fuarın ilk günlerinden itibaren yoğun ilgi gördü. DOF Robotics’in Flying Theater, Hurricane 360, AIQ Photo Booth ve yeni nesil sürükleyici eğlence çözümleri ziyaretçilerden büyük ilgi görürken, stantta gün boyunca uzun ziyaretçi kuyrukları oluştu. Şirket, fuar boyunca mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirmenin yanı sıra yeni iş birlikleri ve proje fırsatları için de önemli görüşmeler gerçekleştirdi. “Asya Pasifik bölgesindeki büyümemizi hayata geçireceğimiz projelerle sürdüreceğiz” Asya Pasifik bölgesinin küresel eğlence ve tema parkı yatırımlarında en hızlı büyüyen pazar konumunda bulunduğunu belirten DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, “Bugün deneyim ekonomisinin büyümesine paralel olarak Asya Pasifik bölgesinde çok önemli eğlence ve tema parkı yatırımları hayata geçiriliyor. Özellikle Çin, Vietnam ve Endonezya başta olmak üzere birçok ülkede yeni tema parkları, aile eğlence merkezleri ve sürükleyici deneyim alanları geliştiriliyor. Bölge ziyaretçi sayılarının yanı sıra yeni proje geliştirme kapasitesi ve yatırım hacmiyle de sektörün büyüme merkezi haline gelmiş durumda. Son yıllarda ziyaretçilerin geleneksel eğlence parklarıyla beraber teknolojiyle zenginleştirilmiş deneyimlere yöneldiğini görüyoruz. Flying Theater sistemleri, sanal gerçeklik uygulamaları, yapay zeka destekli deneyim alanları ve dijital tema parkı konseptleri yatırımcıların en fazla ilgi gösterdiği alanlar arasında yer alıyor. DOF Robotics olarak biz de bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Asya Pasifik bölgesinde uzun yıllara dayanan iş bağlantılarımız ve devam eden projelerimiz bulunuyor. IAAPA Expo Asia kapsamında da özellikle Flying Theater ve teknolojik dijital tema parkı projelerine yönelik çok verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Hong Kong’da yaptığımız temasların yeni iş birliklerine ve uzun vadeli projelere dönüşeceğine inanıyoruz. Asya Pasifik, önümüzdeki dönemde de büyüme stratejimizin en önemli odak noktalarından biri olmaya devam edecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DOF Robotics’ten Global Pazara Güçlü Ürün Atağı Haber

DOF Robotics’ten Global Pazara Güçlü Ürün Atağı

Robotik sistemler, sürükleyici eğitim ve eğlence teknolojileri, hareketli simülatörler, oyun ve içerik geliştirme ile görüntü yorumlama yazılımı alanlarında dünyanın öncü şirketlerinden DOF Robotics, flying theater kategorisindeki yeni çözümü Compact Flying Theater ile cruise ve su temalı destinasyonlar için geliştirdiği Dive Bell’i ilk kez tanıttı. DOF Robotics’in mühendislik gücü, yaratıcı deneyim tasarımı ve sürükleyici eğlence teknolojileri vizyonuyla geliştirilen iki yeni ürün, hikaye, hareket ve duygunun birleştiği çok duyusal deneyimler sunuyor. Büyük deneyim artık daha erişilebilir DOF Robotics’in uçuş simülasyonu kategorisindeki yeni ürünü Compact Flying Theater, flying theater deneyimini daha kompakt alanlara taşıyarak farklı ölçeklerdeki işletmeler için erişilebilir hale getiriyor. Tema parklarından aile eğlence merkezlerine, alışveriş merkezlerinden turistik destinasyonlara kadar birçok farklı mekana uyarlanabilen sistem, ziyaretçileri koltuklarından kalkmadan dünyanın farklı noktalarında sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Görsel dünya, hareket ve çevresel efektlerin senkronize biçimde bir araya geldiği deneyim, misafirlere fiziksel olarak hissettikleri bir hikayenin parçası olma duygusu yaşatıyor. Modüler yapısı ve özelleştirilebilir içerik altyapısı sayesinde Compact Flying Theater, her mekanın kendi konseptine göre farklı deneyimler yaratmasına da olanak sağlıyor. Dive Bell ile sualtı dünyası herkes için erişilebilir hale geliyor DOF Robotics’in cruise gemileri ve su temalı destinasyonlar için geliştirdiği Dive Bell ise kullanıcıları derin denizlerin büyüleyici atmosferine taşıyan yeni nesil bir deneyim merkezi olarak öne çıkıyor. Sualtı hissini çok duyusal efektlerle birleştirerek gerçek bir keşif yolculuğu yaşatan Dive Bell, ziyaretçilerin tekrar deneyimlemek ve uzun süre hatırlamak isteyeceği güçlü bir çekim merkezi niteliği taşıyor. 360 derece görsel deneyim, çevresel efektler ve hikaye odaklı içeriklerle desteklenen Dive Bell, mercan resiflerinden derin deniz maceralarına uzanan etkileyici senaryolar sunuyor. Sualtı deneyimini, dalış kıyafetine ihtiyaç olmadan her yaştan ziyaretçi için erişilebilir, güvenli ve konforlu hale getiren yeni ürün, misafir deneyimini farklılaştıran, destinasyonun marka değerini güçlendiren yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Tarım Teknolojilerinde Yerli Atılım: Fimaks Yem Otomasyon Merkezi Verimliliği Yeni Bir Seviyeye Taşıyor Haber

Türkiye’de Tarım Teknolojilerinde Yerli Atılım: Fimaks Yem Otomasyon Merkezi Verimliliği Yeni Bir Seviyeye Taşıyor

Türkiye’de hayvancılık sektöründe yükselen yem maliyetleri, nitelikli iş gücü eksikliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı, teknoloji odaklı çözümleri zorunlu hale getiriyor. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri, Fimaks tarafından geliştirilen Yem Otomasyon Merkezi oldu. Fimaks’ın 50 yılı aşan makine ve mühendislik deneyimiyle hayata geçirilen sistem, yem yönetimini tek bir merkezden otomatik olarak kontrol ederek çiftliklerde üretim süreçlerini baştan sona yeniden yapılandırıyor. Yem hazırlamadan dağıtıma kadar tüm süreci kapsayan bu çözüm, hem maliyetleri düşürüyor hem de ölçülebilir verim artışı sağlıyor. Veriye Dayalı Verimlilik, Kalıcı Sürdürülebilirlik Yem Otomasyon Merkezi sayesinde besleme süreçleri merkezi bir yapıdan yönetilirken, iş gücü ihtiyacı minimum seviyeye indiriliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde yem israfının azaltılması ve işçilik giderlerinin düşürülmesi, otomasyonu en hızlı geri dönüş sağlayan yatırımlar arasına taşıyor. Süt işletmelerinde rasyon kalitesinin standardize edilmesi, hayvan sağlığı ve süt verimi üzerinde doğrudan ve kalıcı etki yaratıyor. Bu yönüyle sistem, yalnızca görünen maliyetleri değil, üretimin tüm bileşenlerini kapsayan sürdürülebilir bir yapı sunuyor. Yem Yönetiminde Uçtan Uca Otomasyon Fimaks Yem Otomasyon Merkezi; kesif yem, kuru kaba yem, silaj ve yaş yemlerin tamamını entegre şekilde yönetebilen bir altyapıya sahip. Bunker sistemi ile yem lojistiği planlı ve kayıpsız biçimde yürütülürken, her gün aynı rasyon oranı ve miktarıyla yem hazırlığı yapılıyor. Bu standardizasyon, insan hatasını büyük ölçüde ortadan kaldırırken, hayvanların beslenme dengesini koruyarak süt verimini destekliyor. Sistem 7 gün 24 saat çalışabiliyor; günlük 2 ila 4 yemleme yapılabilirken, yem dağıtım robotu entegrasyonu ile bu sayı 6’ya kadar çıkabiliyor. Mesai öncesinde otomatik olarak hazırlanan TMR (Total Mixed Ration), operasyonel zaman kaybını da en aza indiriyor. Hızlı Geri Dönüş, Ölçülebilir Kazanç Fimaks tarafından paylaşılan verilere göre otomasyon sistemi, hatalı yükleme kaynaklı maliyet kayıplarını yüzde 80’e varan oranlarda azaltabiliyor. Nitelikli iş gücü ihtiyacının ortadan kalkması ve sistemin yalnızca traktör kullanabilen tek bir operatörle yönetilebilmesi, işçilik maliyetlerinde ciddi tasarruf sağlıyor. Yatırımın geri dönüş süresi (ROI), işletme ölçeğine bağlı olarak 3 ila 5 yıl arasında değişirken, yem maliyetinin yüksek olduğu besi işletmelerinde bu sürenin daha da kısaldığı belirtiliyor. Çiftlik büyüdükçe, otomasyonun finansal etkisi de katlanarak artıyor. Sahadan Gelen Sonuçlar: Yüzde 10’a Varan Verim Artışı Sistem halihazırda Bandırma, Lüleburgaz, Konya Ilgın ve Adıyaman olmak üzere dört farklı çiftlikte aktif olarak kullanılıyor. Kurulan ilk iki tesiste, otomasyon sonrasında süt veriminde yaklaşık yüzde 10 artış kaydedildi. Birinci çiftlikte günlük ortalama süt verimi 35 litreden 38–39 litre seviyelerine yükselirken, ikinci çiftlikte bu rakam 38 litreden 43 litre bandına ulaştı. Fimaks, iki yeni çiftlik için kurulum anlaşmalarının tamamlandığını ve sisteme olan ilginin hızla arttığını belirtiyor. Satın alma kararlarında öne çıkan temel nedenler ise işçi bulma zorluğu ve insan kaynaklı hataların önlenmesi olarak öne çıkıyor. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Özel Tasarım Fimaks Yem Otomasyon Merkezi, 200 ila 1500 baş hayvan kapasitesine sahip küçük ve orta ölçekli işletmeler için geliştirildi. Her çiftlik standart bir ürünle değil, ihtiyaca özel bir proje anlayışıyla ele alınıyor. Bu yaklaşım, otomasyon teknolojisinin yalnızca büyük ölçekli işletmelere özgü bir yatırım olmasının önüne geçiyor. Ar-Ge ve Robotik Gelecek Vizyonu Fimaks, Yem Otomasyon Merkezi’ni şirketin Ar-Ge yatırımlarında stratejik bir konuma yerleştiriyor. Yem dağıtım robotu tarafında geliştirmelerin son aşamaya geldiği ve kısa süre içinde bir çiftlikte aktif olarak devreye alınacağı ifade ediliyor. Şirket, otomasyon yatırımı yapan çiftliklerin robotik çözümlere de yüksek ilgi gösterdiğini belirtirken, çiftlik yönetimini dijitalleştirecek yeni otomasyon ve robotik sistemler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026 Sanayi Yatırımlarında Toparlanmanın Hız Kazanacağı Bir Yıl Olabilir  Haber

2026 Sanayi Yatırımlarında Toparlanmanın Hız Kazanacağı Bir Yıl Olabilir 

Sanayi sektöründe 2024 ve 2025 boyunca ertelenen yatırımların, 2026 itibarıyla yeniden devreye alınması bekleniyor. Finansman koşullarının kademeli olarak normalleşmesi, verimlilik odaklı üretim anlayışının güçlenmesi ve stratejik sektörlerde artan yatırım ihtiyacı, sanayi yatırımlarında yeni bir toparlanma dönemine işaret ediyor. Özellikle takım tezgâhları, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri alanında gözlenen bu eğilim, yalnızca kapasite artışını değil; maliyet yönetimi, üretim sürekliliği ve kalite standartlarını da yeniden şekillendiriyor. Sanayiciler, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemin ardından yatırımlarını daha seçici, daha verimlilik odaklı ve daha uzun vadeli planlamaya yöneltiyor. Bu dönüşüm, üretim ekosisteminde güçlü teknik altyapıya ve sürdürülebilir çözümlere sahip firmaları öne çıkarıyor. Küresel ölçekte jeopolitik riskler, ticaret dengelerinde yaşanan değişimler ve yüksek finansman maliyetleri, son iki yılda sanayi yatırımlarının yavaşlamasına neden oldu. Buna rağmen üretimden tamamen uzaklaşmak yerine, sanayiciler yatırımlarını ertelemeyi ve daha verimli çözümler aramayı tercih etti. 2026’ya yaklaşırken, özellikle sapma toleransı düşük sektörlerde bu ertelenmiş yatırımların yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Savunma sanayii, havacılık, medikal ve enerji gibi alanlar bu sürecin lokomotifi konumunda bulunuyor. Bu sektörlerde artan üretim hacmi, takım tezgâhları ve ileri işleme teknolojilerine olan talebi doğrudan etkiliyor. Sanayi artık yalnızca üretim miktarına değil, üretim başına elde edilen verime odaklanıyor. Verimlilik ve teknoloji yatırımı öne çıkıyor Artan işçilik maliyetleri, enerji giderleri ve operasyonel riskler, üretimde teknolojinin rolünü daha kritik hale getiriyor. Robotik sistemler, otomasyon çözümleri ve yapay zekâ destekli CNC teknolojileri, şirketlerin maliyet yapılarını daha öngörülebilir hale getiriyor. Sanayiciler, yeni yatırımlarını planlarken yalnızca makine bedeline değil; üretim sürekliliğine, servis gücüne ve uzun vadeli performans stabilitesine bakıyor. Bu yaklaşım, teknolojik altyapısı güçlü ve satış sonrası hizmet kabiliyeti yüksek firmaların sektör genelinde ayrışmasını sağlıyor. 2026’da yatırımların niteliğinin, niceliğinden daha fazla konuşulacağı bir döneme girilmesi bekleniyor. Bu da sanayi ekosisteminde kalıcı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir zemin oluşturuyor. Finansman koşullarının sanayicilerin yatırım kararları üzerindeki etkisi hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, “Bugün sanayicinin önündeki en kritik engellerden biri finansmana erişim. Yatırım ihtiyacı ortadan kalkmıyor ancak maliyet baskısı nedeniyle işletmeler daha temkinli hareket ediyor. Bu tabloya karşı 2026’da daha kapsayıcı ve yükü hafifleten finansman çözümlerini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Operasyonel kiralama modelimiz, makine yatırımını bir sermaye harcaması olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir işletme giderine dönüştüren yapısıyla üreticiler için güçlü bir alternatif sunuyor. Böylece şirketler, yüksek teknolojiye erişirken nakit akışlarını koruyabiliyor ve yatırım kararlarını ertelemek zorunda kalmıyor. Gelecek dönemde finansman kolaylığı, teknoloji kadar kritik bir ayrıştırıcı olacak; biz de sanayicinin bu geçişi daha sağlıklı yönetebilmesi için tüm modellerimizi yeniden yapılandırıyoruz.” ifadelerini kullandı. Takım tezgâhları sektörü uzun süredir ithalat ağırlıklı bir yapı içerisinde ilerliyor. Uzak Doğu merkezli üreticiler, teknoloji-disiplin birlikteliği ve fiyat-performans dengesiyle küresel pazarda güçlü bir konumda yer alıyor. Türkiye’de ise sanayiciler, doğru tedarik ilişkileri sayesinde bu ekosistemi üretim süreçlerine entegre etmeye çalışıyor. 2026’da talebin, özellikle yüksek hassasiyetli CNC tezgâhları ve otomasyon uyumlu makineler üzerinde yoğunlaşması öngörülüyor. Bu süreçte, teknik danışmanlık, proje bazlı mühendislik ve hızlı servis kabiliyeti daha belirleyici hale geliyor. Sektör, yalnızca makine satan değil; üretim verimliliğini yöneten markalara doğru evriliyor. “2026’nın verimlilik odaklı bir toparlanma yılı olacağını düşünüyoruz” Sanayi yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, “Sanayi yatırımlarında yaşanan bu geçici yavaşlamayı kalıcı bir küçülme olarak okumuyoruz. Aksine, 2026’nın verimlilik odaklı bir toparlanma yılı olacağını düşünüyoruz. GNC Makina olarak bu sürece yalnızca ürün tedarik eden bir yapı olarak değil, üretim süreçlerini bütüncül şekilde ele alan bir çözüm ortağı olarak hazırlanıyoruz. Gelişmiş CNC teknolojileri, otomasyon uyumlu makineler ve proje mühendislik yaklaşımımızla sanayicimizin hem mevcut parkurlarını daha verimli kullanmasına hem de yeni yatırımlarını daha doğru planlamasına destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde şekillenecek sanayi yatırımlarında, teknik kapasite ve sürdürülebilir verimliliğin belirleyici olacağına inanıyoruz” dedi.

Tepe Kurumsal, Türkiye’nin En Geniş Entegre Hizmet Ağını Tek Marka Altında Topladı Haber

Tepe Kurumsal, Türkiye’nin En Geniş Entegre Hizmet Ağını Tek Marka Altında Topladı

Tepe Kurumsal, tüm hizmetlerin aynı kalite standardıyla yönetildiği ve operasyonların tek merkezden koordine edildiği bir modeli benimseyerek; robotik sistemler, IoT, yapay zeka ve fintech çözümleri gibi teknolojileri hizmet süreçlerine entegre ediyor. Bu sayede işletmelerin iş yükünü azaltmayı, süreçleri sadeleştirmeyi ve zaman kazandırarak verimliliği artırmayı sürdürüyor. Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir, Kurumsal Hizmetler pazarına öncülük eden marka, yeni yapısını, hizmet modelini ve gelecek hedeflerini düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Levent Güler ve Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler’in sözcülüğünde gerçekleştirilen toplantıda teknolojinin ve dijitalleşmenin baş döndüren hızına uyum sağlayabilen, yeni teknolojileri kullanan bütünleşmiş bir modelin kurumlara sağladığı verimliliğin altı çizildi. Yeni yapılanma ile Tepe Güvenlik, Tepe Tesis Yönetimi, Tepe Gurme, Tepe ONE, Tepe İSG ve Tepe PRO markaları Tepe Kurumsal çatı markası altında, tek organizasyon olarak faaliyet göstermeye devam edecek. Böylece fiziki güvenlikten elektronik güvenlik teknolojilerine, entegre tesis yönetiminden profesyonel temizlik ve teknik bakıma; kurumsal yemek hizmetlerinden iş sağlığı ve güvenliği çözümlerine, endüstriyel hijyen tedarikine kadar tüm hizmetler tek merkezden, bütünleşik bir mimari ile sunulacak. “Teknolojiyi arkamıza alarak 1 milyar dolarlık ciro hedefliyoruz” Tepe Kurumsal Yönetim Kurulu Başkanı Levent Güler, Tepe Kurumsal’ın Bilkent Holding bünyesinde yer aldığını ve yüzde 100 Türk sermayesiyle kurularak birçok iş kolunda faaliyet gösterdiğini söyledi. 1986 yılında Bilkent Üniversitesi tarafından kurulan Bilkent Holding’in yurtiçi ve yurtdışında inşaat, mobilya, perakende, savunma sanayi, güvenlik, sigorta, turizm, enerji ve gayrimenkul gibi birçok sektörde faaliyet gösterdiğini, TAV ve İDO gibi iştirakleriyle havalimanı ve deniz otobüsleri işletmeciliğinde de etkin olarak yer aldığını belirtti. Levent Güler sözlerine şöyle devam etti, “Bilkent Holding bünyesinde yer alan Tepe Kurumsal olarak 81 ilde, Türkiye’nin ilk 500’ünde yer alan birçok büyük markaya, hastanelere, kamu kurumlarına, limanlara, bankalara hizmet veriyoruz ve istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Biz, sürdürülebilir bir büyüme için yerli sermayenin gücüne inanıyor ve bu doğrultuda ülke ekonomisine katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Geçtiğimiz her gün, iş dünyasının tek noktadan erişilebilen, teknolojik ve sürdürülebilir çözümlere olan ihtiyacı artıyor. Biz de bu ihtiyaca daha güçlü yanıt verebilmek için hizmetlerimizin entegre yapısını yeni bir kurumsal mimari altında daha bütüncül bir modele taşıdık. Önümüzdeki dönemde veriye dayalı yönetim ve süreç verimliliği odağında müşterilerimize daha fazla değer sunmaya devam edeceğiz” dedi. Levent Güler sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji ve dijitalleşme, artık her sektörde olduğu gibi bizim de en kritik odak alanlarımızdan biri haline geldi. Bu alandaki yatırımlarımızın gücüyle, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde operasyonel mükemmeliyeti bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Entegre yapımız ve stratejik hedeflerimiz doğrultusunda, önümüzdeki dönemde 1 milyar dolarlık ciro büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyoruz.” 3 çizginin olduğu her yerde, tüm hizmetler tek merkezden ve tek standartla sunuluyor Toplantıda şirketin yenilenen yapılanmasını, büyüme vizyonunu ve 2026 hedeflerini paylaşan Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat Altıkardeşler, geçtiğimiz yıl itibarıyla tüm hizmet süreçlerini yeniden ele aldıklarını ve teknoloji odaklı yeni bir yapıya geçtiklerini söyledi. Altıkardeşler, altı markanın tek bir çatı altında birleştirilmesinin müşteriye daha sade ve öngörülebilir bir hizmet modeli sunduğunu, operasyonları ise daha verimli bir yapıya taşıdığını vurgulayarak, “Türkiye’nin dört bir yanındaki güvenlik, temizlik, yemek, teknik bakım, İSG ve tesis yönetimi süreçlerini artık ortak bir akıl ve ortak standartla yönetiyoruz. Bugün duyurduğumuz yeni model, iş yükünü azaltmayı, süreçleri sadeleştirmeyi, zaman kazandırmayı ve böylece verimliliği artırmayı hedefliyor” dedi. Tepe Kurumsal’ın dönüşümünü “Tepe yenileniyor” sözleriyle özetleyen Altıkardeşler, “Artık sahada üç çizgimizi gördüğünüz her yerde tüm hizmet ihtiyaçlarınız tek merkezden, tek standartla ve eksiksiz şekilde çözülüyor. Bu sadece bir iş modeli değil; yerli, milli ve sorumluluk duygusuyla kurulmuş bütünleşik bir hizmet ekosistemidir” dedi. “400 Milyar TL büyüklüğünde bir pazardayız ve şirketler hizmetlerde entegrasyon bekliyor” Murat Altıkardeşler konuşmasında sektörün büyüklüğüne de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün entegre tesis yönetimi, güvenlik, yemek ve İSG hizmetlerini kapsayan pazarın büyüklüğü yaklaşık 400 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Şirketlerin artık çok net bir beklentisi var: entegrasyon ve tek noktadan hizmet. Bizim ortaya koyduğumuz yeni model tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor. Tüm hizmetlerin tek elden yönetimi, tek fatura, tek muhatap ve tek takip sistemiyle sunulması işverenler için ciddi bir zaman tasarrufu sağlıyor. İSG’den sarf malzeme tedarikine kadar uzanan tüm operasyonların aynı merkezden yönetilmesi ise şirketlerin kendi ana işine odaklanmasını çok daha kolay hale getiriyor.” Tepe Kurumsal, 2026’da yurt dışı açılımını hedefleri arasına aldı Tepe Kurumsal, dijitalleşme ve entegre hizmet mimarisi üzerine kurduğu yeni yapıyı yalnızca Türkiye ile sınırlı görmüyor. Şirket 2026’da hizmet modelini bölgesel bir marka haline getirme hedefiyle yurt dışı açılım planlarını da devreye alıyor. Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda uygulanabilir bir operasyon mimarisi oluşturmayı amaçlayan Tepe Kurumsal, teknoloji odaklı hizmet yaklaşımını global ölçekte konumlandırmayı hedefliyor. Yeni kurumsal kimliğin temeli: Müşteri, Çalışan ve Sürdürülebilir Gelecek Yeni kurumsal kimliğin temelinin üç önemli odaktan oluştuğunu belirten Murat Altıkardeşler şöyle konuştu: “Müşteri, Çalışan ve Sürdürülebilir Gelecek… Bu üç başlık, yalnızca yeni kimliğimizin değil, aynı zamanda yürüttüğümüz tüm dönüşüm projelerinin ortak referans noktası. Artık bütün hizmet modelimizi bu üç eksen üzerinde şekillendiriyoruz. Müşteri odağında oldukça güçlü bir konumdayız. Türkiye’de yerli pazarın yaklaşık yüzde 10’una hitap ediyoruz. Bugün 2.000’den fazla müşterimize, 10.000’in üzerinde projede hizmet sunuyoruz. Sadece 2025 yılında 200 yeni markayı bünyemize kattık. Çoklu hizmet satışlarında bu yıl yüzde 20 büyüdük, gelecek yıl için ise yüzde 50 artış hedefliyoruz. Her yıl yüzde 10 seviyesinde organik büyüme gösteriyoruz.” dedi. Tepe Kurumsal’ın hedefi: EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi EFQM Mükemmellik Modeli’nde 2026 yılı için ödül başvurusu hazırlıklarını yürüttüklerini söyleyen Murat Altıkardeşler, şöyle konuştu: “Altı şirketimizin katılımıyla kapsamlı bir özdeğerlendirme süreci yürüttük ve EFQM Mükemmellik Modeli’nde 2026 yılı için ödül başvurusu hazırlıklarımıza başladık. Kurumsal dönüşüm programımızın merkezine EFQM modelini yerleştirdik ve bu yaklaşımı hem mavi yaka hem de beyaz yaka çalışanlarımıza yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Modelin tüm yedi kriteri kapsamında çalışmalarımızı tamamlayarak özdeğerlendirme sürecini sonuçlandırdık. Odak grup çalışmaları, eğitimler ve farkındalık programlarıyla gelişim yolculuğumuzu sürdürüyoruz. Bu süreçte EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi için başvurumuzu hazırlıyor ve yıl içerisinde Yetkinlik Ödülü almayı hedefliyoruz.” “2030 hedefimiz: Entegre hizmetten entegre veriye geçiş” Tepe Kurumsal’ın “sürdürülebilir gelecek” vizyonunu anlatan Altıkardeşler, kendilerini yalnızca temizlik, güvenlik veya yemek hizmeti sunan bir grup değil; veriye dayalı, dijitalleşmiş ve sürdürülebilirlik odaklı bir hizmet platformu olarak konumlandırdıklarını söyledi. HR, CRM, mobil uygulama ve bulut teknolojilerini kapsayan dört temel üzerinden 100’ün üzerinde dijital sürecin yeniden yapılandırıldığını; insansız temizlik araçları, IoT uygulamaları, veri odaklı yönetim sistemleri ve otomasyon yatırımlarının hızla büyüdüğünü belirtti. “Bugün bir AVM’de güvenliği sağlayan ekipten, aynı kampüste yemeği yapan ve tesis yönetimini yürüten ekibe kadar tüm operasyon Tepe Kurumsal çatısı altında birleşiyor. Odaklandığımız ve hayata geçirmek üzere olduğumuz operasyonların tek ekrandan izlenebildiği, risklerin önceden tahmin edildiği ve enerjinin optimize edildiği bir yapı hedefliyoruz. Bizim için 2030 sadece ‘entegre hizmet’ değil, aynı zamanda ‘entegre veri’ demek” sözleriyle geleceğe ilişkin yol haritasını paylaştı. Tepe Kurumsal Türkiye’nin istihdam sıralamasında 9. Sırada Konuşmasının sonunda çalışan odağı kapsamında Bilkent Holding çatısı altında yaklaşık 40.000 kişinin bulunduğunu, bunun 30.000’inin Tepe Kurumsal çatısı altında görev yaptığını söyleyen Altıkardeşler, şirketin Türkiye’nin istihdam sıralamasında 9. sırada yer aldığını ve kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı. Tepe Akademi aracılığıyla yılda 1 milyonun üzerinde eğitim verildiğini, çalışan bağlılığını güçlendiren sadakat programlarının devrede olduğunu, Tepe Hayat yapısıyla deprem, yangın ve acil durumlara yönelik profesyonel eylem planları oluşturulduğunu dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.