Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rolls-Royce

Kapsül Haber Ajansı - Rolls-Royce haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rolls-Royce haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı Haber

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı

Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, 2025’i sadakat, zamansız tasarım ve eşsiz deneyimlerle tanımlanan bir başarı yılı olarak açıklıyor 2025, Rolls-Royce Bespoke dünyasında yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı, sanattan zanaatkarlığa, malzeme kullanımından sipariş deneyimine kadar önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Bu yıl aynı zamanda, markanın Dubai, Seul, Şanghay ve New York’taki Private Office’leri ile Goodwood’daki orijinal Private Office’in tam anlamıyla faaliyete geçtiği ilk yıl oldu. Bu özel yaratıcı ve sosyal alanlar, müşterilerle kurulan iş ahenkini hiç olmadığı kadar derinleştirerek, Private Office siparişlerinin yıllık bazda iki kattan fazla artmasına katkı sağladı. Bu kişisel vizyonların birçoğu, 2025 yılı boyunca tamamen yeni tekniklerin, malzemelerin ve yaklaşımların hayata geçirilmesine öncülük etti. Nakış, marküteri ve baskı gibi birçok farklı disiplinler heykelsi bir formda yeniden tasarlanarak hem kavramsal hem de fiziksel anlamda yeni boyutlara taşındı. Bunlar arasında, 3D nakışlar için kendini taşıyan iplik yapıları, özel olarak geliştirilen 3D mürekkep katmanlama teknikleri ve karmaşık 3D marküteri uygulamaları yer aldı. 24 ayar altın işleme, cilalı beton ve Rolls-Royce iç mekânları için geliştirilen patentli koku konsepti gibi yeni malzemeler, markanın yaratıcı repertuvarını daha da zenginleştirdi. Tamamen el boyaması yıldız tavan (Starlight Headliner) gibi yenilikler, geleneksel zanaatkârlığın Rolls-Royce dünyasında nasıl sürekli olarak geliştiğini gözler önüne serdi. Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya genelindeki müşteriler için üretilen ve teslim edilen 5.664 araçla kendini gösterdi. Bespoke geleceği için inşa etmek Müşteriler, küresel Private Office ağı desteğiyle Bespoke’un her zamankinden daha iddialı tasarımlarını keşfettikçe, Rolls-Royce da daha güçlü bir gelecek inşa ediyor. Bu yıl, Goodwood’daki Rolls-Royce Evi’nde yürütülen tesis genişletme çalışmaları hızlı bir şekilde ilerledi. Şubat 2025’te yer üstü inşaatına başlanan proje, Kasım ayında hava koşullarına dayanıklı hale geldi. 300 milyon sterlinin üzerindeki bu yatırım, Bespoke ve Coachbuild (kişiye özel üretim ve ultra kısıtlı model) departmanları için modern ve genişletilmiş tesisler sağlayarak, daha kapsamlı ve sofistike özel üretim taleplerinin karşılanmasına imkân tanıyacak. 2026 itibarıyla ilk teknolojilerin yeni binada devreye alınması hedeflenirken, projenin on yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Özgün yaratıcı temalar 2025 yılında üretilen araçlar, birbirinden farklı ve özgün yaratıcı temaları gözler önüne seriyor. Bazı çalışmalar, kişisel hikâyeler, aile yolculukları ve kuşaklar arası bağlardan ilham alarak miras ve sevgi temaları etrafında şekilleniyor. Diğerleri ise doğadan ilham alıyor ya da sanatı, mimariyi ve kültürel sembolleri çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Bir araya geldiklerinde, yılın en etkileyici yaratıcı yönelimlerini temsil ediyor ve bir Rolls-Royce yaratmanın anlamının giderek nasıl genişlediğini ortaya koyuyor. Aşağıda Rolls-Royce’un, son 12 ay boyunca Bespoke alanında öne çıkan belirleyici temaları ve yenilikleri bulunuyor. Aile, anılar ve miras Çocukluk mektuplarından kuşaklar arası armağanlara, göksel göndermelerden aşk hikâyelerine uzanan birçok 2025 Bespoke siparişi, kişisel miras ve özel dönüm noktalarını yansıtıyor. Spectre Soulmate Bu son derece kişisel Bespoke siparişi, bir çiftin birlikte paylaştığı olağanüstü yolculuğu onurlandırmak üzere hayata geçirildi. Aynı hastanede dünyaya gelen çift, yıllar sonra yollarını birleştirdi; birlikte çocuklarını büyütürken, anlamlı bir başarı hikâyesi yazdılar. Bespoke detaylar arasında, hikâyelerinin başladığı gün Kuala Lumpur semalarında görülen takımyıldızlarını yansıtan bir Starlight Headliner yer alıyor; aynı tarih, havalandırma ızgaralarına da zarif bir şekilde işlendi. Bu araç, aynı zamanda 45 yıldır taşınan bir hayalin gerçeğe dönüşmesini simgeliyor: Müşteri, 10 yaşındayken markanın dönem CEO’su ile mektuplaşmış ve bir gün Rolls-Royce sahibi olmayı umut ettiğini dile getirmişti. Spectre Bailey Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun yıllardır Rolls-Royce müşterisi olan bir aile tarafından sipariş edilen Spectre Bailey, ailenin çok sevilen köpeğine adanmış, tek ve eşsiz bir çalışma niteliği taşıyor. Dış tasarımda, Labrador–Golden Retriever kırmasının yumuşak tonlarından ilham alan, kendine özgü iki renkli bir kaplama bulunuyor. Gövde, el işçiliğiyle boyanmış pati izi coachline motifiyle zarif bir şekilde tamamlanıyor. İç mekânda, Bailey’nin son derece gerçekçi ve ince işçilikle hazırlanmış marküteri portresi, arka koltuklar arasındaki Waterfall bölümünde yer alıyor. İç mekân renk paleti ise Bailey’nin yumuşak kürk tonlarını yansıtarak, bu denli seçkin bir karaktere kusursuz bir uyum sunuyor. Cullinan Cosmos Uzay ve galaksilere duydukları ortak hayranlıkla bilinen bir aile tarafından sipariş edilen Cullinan Cosmos, yıldızların ihtişamını yansıtan Bespoke detaylardan oluşan bir takımyıldızla bu büyüleyici temayı kutluyor. Bu aracın merkezinde, Rolls-Royce tarihinde bir ilk olan; şirket bünyesindeki bir sanatçı tarafından 20 kat boya kullanılarak 160 saatin üzerinde sürede tamamen el işçiliğiyle hazırlanan yıldız tavan (Starlight Headliner) yer alıyor. Ghost Extended Foundation Önde gelen bir inşaat şirketinin sahibi tarafından sipariş edilen bu Ghost Extended, şirketin çalışanlarına sunulmak üzere tasarlandı. Bu araç ekibin kişisel dönüm noktalarını kutlayan zarif bir takdir jesti olarak öne çıkıyor. Öne çıkan detaylardan biri, döner kontrol cihazı; şirketin en önemli mimari projelerinden biri için kullanılan malzemeden üretildi ve cilalanmış betondan özenle tasarlandı. Doğa, mekân ve unsurlar Müşteriler, dayanıklılık, yenilenme ve dinginlik kavramlarını yansıtmak üzere ilhamlarını doğadan almaya devam ederken, bu Bespoke çalışmalar geleneksel el işçiliğini yenilikçi malzeme arayışları ve uygulamalarıyla buluşturdu. Phantom Extended Cherry Blossom Japonya’nın Hanami geleneğinden ilham alan Phantom Cherry Blossom, bahar mevsimindeki Sakura çiçeklerinin geçici güzelliğine bir saygı duruşu niteliğinde tasarlandı. Japon bir müşteri tarafından sipariş edilen Phantom Extended, iç mekânında 250 binin üzerinde dikiş detayı ve şelale gibi uzanan kiraz dallarıyla ince işçilikle işlenmiş yıldız tavanı (Starlight Headliner) ile öne çıkıyor. Black Badge Cullinan Daisy Hayatı boyunca doğa yürüyüşüne tutkuyla bağlı bir müşteri tarafından sipariş edilen Black Badge Cullinan Daisy, Yüksek Tatra Dağları’ndaki favori bir parkurda görülen kır çiçeklerinden ilham alıyor. Coachline üzerinde yer alan el boyaması Papatya motifiyle bu çalışma, doğadan ilham alan azim ve dayanıklılık temalarını yansıtıyor. Sanat, kültür ve modern koleksiyon objeleri Vintage video oyunlarından geçmiş dönem couture tasarımlarına ve antik duvar resimlerine uzanan geniş bir ilham yelpazesinde müşteriler; sanatsal akımları, tarihsel malzemeleri, kültürel sembolleri ve yükselen koleksiyon alanlarını Bespoke dünyasına taşıdı. Black Badge Ghost Gamer Vintage video oyunlarının ikonik 8-bit dünyasından ilhamla tasarlanan Black Badge Ghost Gamer, sürükleyici Bespoke detayları ve joystick çağını anımsatan ince “Easter egg” (gizli özellik) dokunuşlarıyla öne çıkıyor. Asya-Pasifik’ten bir teknoloji girişimcisi tarafından sipariş edilen araç, tek tek el boyaması ‘piksellerden’ oluşan “Cheeky Alien” coachline motifiyle tamamlandı Phantom Dentelle Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilen Phantom Dentelle, couture dantel sanatına adanmış tek ve eşsiz bir tasarım olarak öne çıkıyor. Nadir bulunan bir ‘Leavers loom’ kumaşından ilham alan tasarım, zarif ve üç boyutlu dantel dokularını nakış aracılığıyla aracın Gallery bölümüne ve arka Waterfall alanına aktarıyor. Phantom Year of the Dragon Ay takvimine göre Ejderha Yılı’nı kutlamak üzere Çinli bir müşteri tarafından sipariş edilen bu tek ve eşsiz Phantom Extended, Çin’in efsanevi figürlerinden birine çağdaş bir saygı duruşu niteliği taşıyor. İki ejderha ve kutsal bir inci efsanesinden ilham alan tasarım, iyilik, uyum ve aydınlanmayı simgeliyor; bu temalar aracın iç mekânının tamamına yansıtılıyor. Çin duvar resmi sanatına saygı duruşu Private Office Shanghai aracılığıyla sipariş edilen bu tasarım, İpek Yolu üzerinde yer alan kadim bir merkez olan Dunhuang’daki duvar resimlerinden ilham alan, birbirinden benzersiz üç araçtan oluşuyor. İmparatorluk ipeğinden ve Spirit of Ecstasy’den ilham alan Silken Spirit motifi, üç siparişi birbirine bağlayarak dış coachline’larda, nakışlarda, ahşap kakmalarda ve aydınlatmalı detaylarda kendini gösteriyor. 100 yıllık bir mirasın zirve noktası olan, unutulmaz bir koleksiyon 2025 yılı boyunca sunulan Bespoke yenilikleri, Rolls-Royce’un temel yaklaşımını ortaya koyuyor: Önce vizyon belirleniyor ardından teknoloji ve malzeme dünyası bu vizyona hizmet edecek şekilde şekillendiriliyor. Bu yaklaşımın somut bir temsili olan Phantom Centenary Private Collection, üç yıla yayılan bir geliştirme süreci ve 40 bin saati aşan titiz çalışmanın ürünü olarak hayata geçirildi. Phantom adının 100. yılını onurlandırmak amacıyla hayata geçirilen bu özel koleksiyon, yalnızca 25 adetle sınırlandırıldı ve Rolls-Royce tarihinin teknolojik açıdan en gelişmiş, yaratıcı vizyonu en yüksek Private Collection aracı olarak konumlanıyor. Araç, Bespoke iki tonlu bir dış boya uygulamasıyla tamamlandı. Hollywood’un siyah-beyaz dönemine özgü zarafet ve ihtişamdan ilham alan tasarımda, alt gövde Arctic White, üst gövde Black tonlarında şekillenirken, otomobilin benzersiz ışıltısı özel olarak geliştirilen Super Champagne Crystal kaplama ile vurgulanıyor. Zamansız karakteri ise masif altından Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekânda bu Private Collection, Phantom’un olağanüstü hikâyesini bir dizi seçkin Bespoke özellik aracılığıyla anlatıyor. Bunlar arasında, bir couture atölyesiyle birlikte geliştirilen, yüksek çözünürlüklü baskılı kumaşla döşenmiş ve Phantom’un efsanesini şekillendiren insanları, mekânları ve anları betimlemek üzere 160.000 dikişle işlenmiş arka koltuklar; Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000’in üzerinde dikişle yansıtan bir yıldız tavan (Starlight Headliner); ve 3D marküteri, 3D mürekkep katmanlama ve 24 ayar altın işleme içeren, Rolls-Royce için şimdiye kadar üretilmiş en karmaşık ahşap işçiliği yer alıyor. Bespoke anlatımını genişletmek 2025 yılında Bespoke dünyasındaki genişleme, yalnızca araçlarla sınırlı kalmadı. Müşteriler markadan kendi zevklerini ve tercihlerini özel alanlarında da yansıtmalarını talep etti. Bu talebe karşılık Rolls-Royce, Bespoke ayrıcalığını müşterilerinin evlerine ve profesyonel yaşam alanlarına taşıyan, giderek genişleyen özel yaşam tarzı ürünleri koleksiyonunu sundu. Markanın müşterilerinin dünyalarına, zevklerine ve tercihine dair sahip olduğu benzersiz içgörüler, Rolls-Royce’un Bespoke dilini müşterilerinin özel yaşam alanlarına taşımayı mümkün kılıyor. Rolls-Royce müşterilerinin belirli bir kesimi arasında satranca duyulan ilgiden yola çıkılarak 2025 yılında tanıtılan Rolls-Royce Satranç Seti, dünyanın en köklü strateji oyunlarından birini ev yaşamına yönelik, heykelsi ve el işçiliğiyle üretilmiş seçkin bir obje olarak yeniden ele alıyor. Her set; sahne etkisi yaratan bir açılma mekanizması, deri kaplı çekmeceler, mıknatıslı seramik kaplamalı alüminyum satranç taşları ve el işçiliğiyle tamamlanmış kaplamalar ile cilalı alüminyumdan üretilen bir oyun tablasıyla öne çıkıyor. Müşteriler, Rolls-Royce araçlarının Bespoke dünyasından ilham alan kaplama ve deri renk seçenekleriyle satranç setini kendi zevklerine göre kişiselleştirebiliyor. En çok ilgi gören ürünler arasında, 2025’te cesur Black Badge tasarımıyla sahneye çıkan etkileyici Rolls-Royce Cameo masaüstü heykelciği de yer aldı. Rolls-Royce Motor Cars’ın bölgede ve Türkiye’deki sürdürülebilir başarısı Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya çapındaki müşteriler için üretilen 5.664 araçla açıkça ortaya konuyor. İngiltere, Avrupa ve Orta Asya satış bölgesi, müşterilere teslim edilen araçların toplam sayısı açısından tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu güçlü performans, Rolls-Royce’un iş felsefesinin bireyselleştirme ve kişiselleştirme üzerine kurulu olduğu; asla ve asla hacim odaklı bir işletme olmayacağı yönündeki temel ve sürekli vurgulanan konumuyla birlikte değerlendirilmeli. Bir lüks marka olarak Rolls-Royce’un hedefi, yalnızca ‘dünyanın en iyi aracını’ üretmek değil; müşterilerini ve karakterlerini en iyi şekilde yansıtan, beklentilerin ötesine geçen araçları yaratmak. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki tek yetkili bayi olarak 2025 yılında da sürdürülebilir başarısını ortaya koydu Bespoke siparişleri, markaya yönelik sürekli talebi yansıttı. Rolls-Royce’un ilk tamamen elektrikli modeli Spectre, ikinci yılında da markanın öne çıkan modeli olmayı sürdürürken; Spectre’in alter egosu Black Badge Spectre, 2025’in sonunda ilk kez Türkiye’de tanıtıldı. Yıl boyunca müşterilere teslim edilen Rolls-Royce araçları ile markanın güçlü konumu, sürekliliği ve prestiji desteklendi. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul Genel Müdürü Hilal Aysal konuyla ilgili şunları söyledi; “Son on yılda işimizin geldiği noktayı görmek benim için büyük gurur ve mutluluk kaynağı. Elde ettiğimiz bu özel başarı, ekibimizin tutkusu, özverisi ve müşterilerimizin her geçen gün artan beklentilerini aşma konusundaki kararlılığımızın doğal bir sonucu.” Aysal sözlerine şöyle devam etti: “Rolls-Royce’un her zaman seçkin ve nadir kalacağına olan bağlılığımız her zamanki gibi devam ediyor. Müşterilerimizin bizden bu eşsiz yaklaşım, hayata geçirdiğimiz benzersiz Bespoke projelerle de güçleniyor.” Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki uzun vadeli vizyonunu bir kez daha göstererek, 2026’nın ilk yarısında İstanbul Beykoz’da yeni yetkili servis merkezini hizmete açmaya hazırlanıyor. Rolls-Royce araçlarına ve satış sonrası hizmetlerine olan yoğun talep, markanın sunduğu eşsiz teknik memnuniyet, yaratıcı özgünlük ve titiz detaycılığı ortaya koyuyor. Bu eşsiz yaklaşım ile müşterilere özel deneyimler sunuluyor. 2025 yılında Rolls-Royce Bespoke’un yaratıcı ve teknik zirvelere ulaştığını ve geleneksel sınırların ötesine geçtiğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “2025, tematik çeşitlilik, dünya çapında iş birlikleri ve sanatsal yeniliklerle öne çıkan bir yıl olarak kayda geçti. Bu temaların şaşırtıcı boyutta yaratıcı biçimde hayata geçirilmesi, Home of Rolls-Royce’daki olağanüstü yetenekler, Bespoke Collective ve genişleyen Private Office yaratıcı alanlarımız aracılığıyla mümkün oluyor. Müşterilerimizin giderek daha iddialı Bespoke siparişlere gösterdiği ilgi ve katılım, mükemmelliğe olan ortak tutkumuzla gerçeğe dönüşüyor. Her bir araç, sahibinin vizyonunu eşsiz bir şekilde yansıtırken; birlikte, Rolls-Royce’u bugün tanımlayan yenilikçilik, ustalık ve kültürel birikimi gözler önüne seriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates, Dubai Airshow’u Stratejik Yatırımlar ve Geleceğe Yönelik Yeniliklerle Tamamladı Haber

Emirates, Dubai Airshow’u Stratejik Yatırımlar ve Geleceğe Yönelik Yeniliklerle Tamamladı

Ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE)’nin gelişen havacılık ekosistemini destekleyecek önemli stratejik ortaklıklara da imza attı. Havayolu Dubai Airshow’da şimdiye kadarki en büyük A380, A350 ve Boeing 777 uçak sergisiyle hafta boyunca 82 binden fazla ziyaretçi ağırladı. Bu kapsamda 15 binden fazla ziyaretçi, Emirates’in Boeing 777 uçağında Starlink yüksek hızlı Wi-Fi deneyimini ilk kez test etti. Filo Büyümesi ve Teknoloji Yatırımları Emirates, 65 adet Boeing 777-9 ve 8 adet Airbus A350-900 ek sipariş vererek toplam geniş gövdeli uçak siparişini 375 uçağa çıkardı. Siparişlerin toplam değeri 41,4 milyar ABD dolarına ulaştı.Havayolu, Starlink yüksek hızlı internet teknolojisini iki yıl içinde 232 uçağına entegre edeceğini duyurdu.Ayrıca filodaki mevcut 111 uçağın, yeni nesil eğlence sistemleri ve kabin tasarımı içeren kapsamlı bir modernizasyon programından geçeceği açıklandı. Stratejik Ortaklıklar ve Operasyonel İş Birlikleri Emirates, South African Airways ile karşılıklı kod paylaşım anlaşmasını genişletti; Air Canada ile yapılan kod paylaşım ve sadakat programı ortaklığı ise 2032’ye kadar uzatıldı.ENOC ile Dubai’de sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) tedarikinin geliştirilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalandı.Emirates, dans ve Thales ile birlikte hava sahası verimliliğini artıracak araştırma projelerine başladı.OpenAI ile ortaklık kapsamında ChatGPT Enterprise çözümlerinin şirket genelinde kullanılması için iş birliği duyuruldu.Emirates SkyCargo, yerli üretim otonom, hibrit ağır yük hava araçları geliştirilmesi için LODD Autonomous ile bir mutabakat zaptı imzaladı. BAE’nin Havacılık Üretim Yetkinliğini Güçlendirme Emirates, Dubai’nin küresel havacılık değer zincirindeki rolünü güçlendirmek amacıyla yeni üretim ve bakım yatırımlarına imza attı: Safran Seats ile Dubai’de ilk uçak koltuğu üretim tesisinin kurulmasına yönelik mutabakat zaptı imzalandı. Tesis, başlangıçta Emirates’in Business ve Economy Class koltuk modernizasyonu için üretim yapacak.CCE Group ile yeni kabin ve kargo ürünlerinin ortak geliştirilmesine yönelik iş birliği duyuruldu.Rolls-Royce ile imzalanan anlaşma kapsamında Emirates, 2027’den itibaren A380 filosunda kullanılan Trent 900 motorlarının MRO bakımını Dubai’de yeni kurulacak tesiste gerçekleştirecek.Emirates Engineering, aynı zamanda BAE GCAA tarafından verilen ülkenin ilk “Tasarım Organizasyonu Onayı”nı (DOA) alarak büyük modifikasyon projelerinde yerel sertifikasyon kapasitesine ulaşmış oldu. Ödüller Dubai Airshow haftasında Emirates, ULTRAs Ödülleri’nde üst üste 8. kez “Dünyanın En İyi Havayolu” seçildi. Havayolu ayrıca Aviation Business Middle East Awards 2025’te Yılın Havayolu ve Yılın En İyi Birinci Sınıf ödüllerinin sahibi oldu.

Güriş'ten Önemli Temsil Haber

Güriş'ten Önemli Temsil

Güriş Sanayi Grubu çatısı altındaki Parsan ve Döktaş firmaları, Türk sanayisinin uluslararası havacılık tedarik zincirindeki yerini güçlendirmek ve yeni iş birliği fırsatları geliştirmek amacıyla Airbus Türkiye Industry Day 2025 etkinliğinde yer aldı. Etkinlik, Airbus’ın Toulouse-Blagnac’taki Leadership University Event Center tesisinde, Türkiye ve Airbus arasında endüstriyel iş birliğini derinleştirmeye yönelik stratejik oturumlarla gerçekleştirildi. Türk Sanayisinden Güçlü Temsil Güriş Sanayi Grubu’nu etkinlikte; Parsan Mühendislik Direktörü Gürbüz Güzey, Güriş Sanayi Grubu Ar-Ge Müdürü Tansel Kasar ve Döktaş Satış Müdürü Alper Böge temsil etti. Heyet, Türk sanayisinin yüksek mühendislik kabiliyetlerini, dövme ve döküm teknolojilerindeki yenilikçi çözümlerini ve malzeme mühendisliği tecrübelerini Airbus, Rolls-Royce ve diğer Tier-1 tedarikçilerle paylaştı. Yaklaşık 50 Türk tedarikçi ve kamu kurumu temsilcisinin yer aldığı organizasyonda, Güriş Sanayi Grubu şirketleri, havacılık sınıfı üretim yetkinlikleri ve sürdürülebilir üretim vizyonlarıyla dikkat çekti. Yeni Nesil Sanayi İş Birliği: STEP Programı Etkinlikte tanıtılan Strategic Türkiye Enhanced Programme (STEP), Airbus’ın 2009 yılından bu yana yürüttüğü Competitive Industrial Programme (CIP)’in doğal devamı olarak konumlandırıldı. Yeni program, Türk sanayisinin kapasite, sürdürülebilirlik, kalite ve küresel rekabetçilik alanlarında gelişimini desteklemeyi hedefliyor. STEP, yalnızca Airbus değil, Rolls-Royce gibi dünya çapında motor ve sistem üreticilerinin de tedarik zincirinde Türkiye’nin rolünü güçlendirecek yeni ortak girişimlerin önünü açıyor. Etkinlikten Öne Çıkan Başlıklar Airbus Chief Procurement Officer Benoit Schultz ve EVP International Wouter Van Wersch, açılış konuşmalarında Türkiye’nin Airbus ekosistemindeki stratejik önemini vurguladı.Katılımcılar, A350, A330 ve A321 nihai montaj hatlarını (FAL) ziyaret ederek üretim süreçlerini yerinde inceledi.Gün boyunca düzenlenen Marketplace & B2B görüşmeleri, Türk firmaları ile Airbus, Rolls-Royce ve Tier-1 tedarikçileri arasında doğrudan temas kurulmasını sağladı.Güriş Sanayi Grubu’ndan Açıklama Güriş Sanayi Grubu temsilcileri Tansel Kasar ve Gürbüz Güzey, etkinlikle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Parsan ve Döktaş olarak, ileri mühendislik kabiliyetlerimizi ve sürdürülebilir üretim anlayışımızı havacılık sektörünün öncü kurumlarına tanıtma fırsatı bulduk. Airbus ve Rolls-Royce gibi küresel markalarla doğrudan temas, Türkiye sanayisinin potansiyelini uluslararası ölçekte göstermemiz açısından büyük önem taşıyor.”

Rolls-Royce’dan 100 Yıllık Efsanesine Özel Koleksiyon  Haber

Rolls-Royce’dan 100 Yıllık Efsanesine Özel Koleksiyon 

100 yıldır Phantom, dünyanın en etkili isimleri tarafından tercih edilen, başarı ve seçiciliğin nihai sembolü olarak tanınıyor. Efsanevi Phantom’un 100. yılı kutlanırken, Rolls-Royce Motor Cars Phantom Centenary Private Collection ile saygı duruşunda duruyor ve sadece 25 adet ile sınırlı bu özel koleksiyonu kutluyor. Rolls-Royce Bespoke (kişiselleştirme) Collective’in tasarımcı, mühendis ve ustaları, tüm uzmanlıklarını ve yaratıcılıklarını bir araya getirerek, markanın başyapıtı olarak nitelendirilebilecek bu eşsiz koleksiyonu hayata geçirdi. Rolls-Royce Bespoke ekibi, 1920’lerden günümüze Phantom’un her neslinin ruhunu ve kimliğini detaylı bir şekilde inceleyerek, modelin dünyasına tam anlamıyla nüfuz etti. Bespoke ekibi, Phantom’un önemli sahiplerini, Rolls-Royce’un kilit isimlerini, modelin tasarlanıp üretildiği mekanları ve dönemin ruhunu yansıtan önemli olayları detaylı bir şekilde araştırdı. Bu ilham kaynakları, önce 77 el çizimi motif olarak tasarlandı ve ardından Phantom Centenary Private Collection’a özenle işlenmiş arşiv referanslarıyla yansıtıldı. Ortaya çıkan bu özel koleksiyon, Phantom’un geçmişine saygı duruşunda bulunurken, bugününü tanımlıyor ve önümüzdeki 100 yıl boyunca modelin mirasını şekillendirecek prensipleri ortaya koyuyor. Her tarihi an, bu nadir ve koleksiyon değeri taşıyan saygı duruşu için özel olarak geliştirilen ileri düzey zanaatkarlık teknikleri ile hayata geçiriliyor. İç mekânda, couturier tasarımı tekstiller, çizim stilinde nakışlar, lazerle işlenmiş deri ve öncü ahşap işçiliği – üç boyutlu marküteri, altın varak ve üç boyutlu mürekkep katmanlama dahil – Phantom’un hikayesini çarpıcı ve detaylı bir şekilde anlatıyor. Dış tasarımda, kaput benzersiz bir Spirit of Ecstasy figürü ile taçlandırılıyor. Bu figür, Phantom’un ilk modelinde ilham alınarak yeniden yorumlandı ve bu özel yıldönümünü anmak için saf altından üretildi. Dış tasarım: Zarif ve özel Bespoke ifadesi Siyah – beyaz bir film yıldızının zamansız zarafetini yansıtan Phantom Centenary Private Collection’ın dış tasarımı, Phantom’un galalarda boy gösterdiği, sinema ikonlarını taşıdığı ve dönemin ışıltısının simgesi haline geldiği Hollywood’un altın çağını anımsatıyor. Araç, Bespoke iki tonlu boya ile tamamlanıyor ve uzun yüzeylerdeki bu uygulama, 1930’lu yılların Phantom modellerinin akıcı silüetine saygı duruşu niteliğinde. Yan gövde, Arctic White üzerine Super Champagne Crystal kaplamasıyla sunulurken, üst gövde siyah üzerine Super Champagne Crystal ile tamamlanıyor. Özel olarak geliştirilen bu kaplama, dış yüzeye olağanüstü bir metalik parlaklık kazandırıyor. Bu etki, şeffaf verniğe ince öğütülmüş cam parçacıklarının eklenmesiyle sağlanıyor. Bu özel kutlama Private Collection için, Rolls-Royce boya uzmanları, şeffaf parçacıkları şampanya rengi partiküllerle değiştirerek miktarını iki katına çıkardı ve böylece büyüleyici bir derinlik elde etti. Bu zamansız kaplama, Spirit of Ecstasy’nin benzersiz bir yeniden yorumlanmasıyla taçlandırılıyor. Phantom’a takılan ilk Spirit of Ecstasy figürünü referans alan tasarımcılar, bu ikonik figüre bir saygı duruşu niteliğinde tasarım ortaya çıkardı; önce 18 ayar saf altın ile dökülen figür, ardından 24 ayar altın kaplama ile tamamlanarak kusursuz ve kararmaya dayanıklı bir yüzey sunuyor. Parça, Londra’daki Hallmarking & Assay Office’e sunularak, özel olarak geliştirilen “Phantom Centenary” damgasını aldı. Rolls-Royce tarihinde bir ilk; altın ve beyaz mineli “RR” Figürün tabanı, el dökümü beyaz cam mine ile tamamlanıyor ve koleksiyonun adı özenle işlenerek kazınıyor. Rolls-Royce tarihinde bir ilk olarak, aracın ön, arka ve yan taraflarında yer alan “RR” Onur Rozeti, koleksiyona özel 24 ayar altın ve beyaz mine ile sunuluyor. Dış tasarımın tamamlayıcısı olarak, her biri 25 çizgiyle işlenmiş Phantom jantları yer alıyor. Bu detay, koleksiyondaki 25 araca saygı duruşu niteliğinde olup, toplamda 100 çizgi ile Phantom’un 100. Yılı kutlanıyor. İç tasarım: Phantom efsanesine yolculuk Phantom’un bir asırlık hikayeleri, Private Collection’ın iç mekandaki birçok yüzeyde zarif bir şekilde hayat buluyor; bazıları hemen fark edilen, bazıları ise zamanla keşfedilen görkemli arşiv referanslarıyla anlatılıyor. Geçmiş Phantom modellerine bir saygı duruşu olarak, Phantom Centenary’in iç mekânı tekstil ve deriyi bir araya getiriyor; bu tasarım, markanın ilk yıllarını anımsatıyor; şoför koltuğu dayanıklı deri ile arka kabin ise lüks kumaşlarla kaplanıyordu. Bu zarif kontrast, Phantom’un her zaman sürüşteki otorite ile yolcu kabinindeki mutlak huzuru mükemmel bir dengeyle bir araya getirdiğini gözler önüne seriyor. Arka koltuklar: Ustalığın zirvesi Phantom Centenary’in arka koltukları, 1926 yapımı ünlü “Phantom of Love” modelinden ilham alıyor. O dönemlerde, koltuklar el dokuması Aubusson halılarıyla özel olarak tasarlanmıştı. Koltuklardaki sanat eserleri, üç farklı hikâye katmanı üzerinden anlatılıyor. İlk katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanan arka plan, Phantom’un tarihine ait önemli mekanları ve objeleri gözler önüne seriyor. Bu detaylar, Londra’daki markanın ilk adresi Conduit Street’ten, Henry Royce’un Güney Fransa’yı konu alan yağlı boya tablolarına kadar uzanıyor. İkinci katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanmış olup, geçmişin ikonik Phantom modellerini ince detaylarla gözler önüne seriyor. Üçüncü ve en üst katman, Phantom’un her neslinden yedi önemli sahibi soyut bir şekilde temsil eden özenle işlenmiş nakışlarla oluşturuluyor. Bu özel kumaş, bir moda atölyesi ile iş birliği içinde 12 ay süren titiz bir çalışma sonucunda geliştirildi ve haute couture dünyasının ötesinde ilk kez Phantom Centenary için kullanıldı. Rolls-Royce’un yüksek standartlardaki dayanıklılık, dokunsal kalite ve estetik beklentilerini karşılamak üzere, yüksek çözünürlüklü baskı süreci Phantom Centenary Private Collection için özel olarak geliştirilmiş mürekkepler ve tekniklerle mükemmelleştirildi. Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu Yüksek çözünürlüklü baskılı kumaş, benzersiz bir el çizimi görünümü sunan özenle tasarlanmış nakışlarla tamamlanıyor. Bespoke Collective tarafından “iplikle eskiz yapmak” olarak tanımlanan bu özel nakış tekniği, bir kalem çizgisinin ifadesini tekstil üzerinde kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Her bir görseli öne çıkarmak ve tanımlamak üzere ustalar, Golden Sands ipliği ile eskiz tarzında düzensiz dikişler uyguladı. Bu teknik, çizgilerin yüzeyin üzerinde hafifçe süzülüyormuş gibi görünmesini sağlıyor. Doku ve derinlik, Seashell ipliği ile yüksek yoğunluklu dikişler uygulanarak sağlandı. Tüm kompozisyon boyunca bu özenli işçilik, toplamda 160.000’den fazla dikişten oluşuyor. Tamamlanan eser, her biri tam hassasiyetle hizalanmış ve koltukların kıvrımlarına uyacak şekilde yerleştirilmiş 45 ayrı panelden oluşuyor. Bu süreç, Savile Row terzilik tekniklerinden ilham alınarak gerçekleştirildi ve sonuç olarak Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu ortaya çıktı. Arka koltukların, el dokuması bir halının çağdaş yorumu olarak tasarlandığını belirten Celina Mettang (Bespoke Colour and Material Designer, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Phantom’un hikayesi, özenle seçilmiş detaylar aracılığıyla tekstil ve nakışlarla gözler önüne seriliyor. Her bir nakış detayı, ustalar tarafından dijital olarak yeniden tasarlanarak işlendi ve her çizgi için özel dikiş teknikleri titizlikle seçildi. Örneğin, at motifinde saç dokusunu canlandırmak için aralıklı dikişler, kasları ve hatları belirginleştirmek için ise yoğun dikişler uygulandı. Bu ince detayların kusursuz bir şekilde uygulanabilmesi için olağanüstü bir hassasiyet gerekiyordu; bir motif, istenilen mükemmelliğe ulaşana kadar 24 kez revize edildi. Bu süreç, Phantom’un adını onurlandıran özel bir saygı duruşu yaratırken hissettiğimiz derin kişisel gururu ve bu ikonik mirası gelecek nesillere taşıma sorumluluğunu gözler önüne seriyor.” Ön koltuklar: Sürüş kabininde tasarımın zirvesi Ön koltuklardaki deri, Bespoke tasarımcı tarafından el çizimi olarak hazırlanan çalışmalar temel alınarak lazerle işlenmiş olup, çizerin ustalığını ve detaycılığını yansıtıyor. Motifler arasında, Phantom’un 100 yıllık mirasının olağanüstü ağırlığını zarif bir şekilde taşıyan sembolik detaylar yer alıyor. Bunlar arasında, 2003’teki Rolls-Royce yeniden lansmanının kod adı olan “Roger Rabbit”e gönderme yapan bir tavşan ve 1923 Phantom I prototipinin kod adı olan martı yer alıyor. Anthology Gallery: 100 yıldır anlatılan seçilen bir hikâye Phantom Centenary Private Collection’ın merkezinde, Anthology Gallery yer alıyor. Bu etkileyici kompozisyon, dikey olarak fırçalanmış 50 adet 3D baskılı alüminyum “kanatçıktan” oluşuyor ve bir kitabın sayfaları gibi zarif bir şekilde iç içe geçiyor. Her bir kanatçık, her iki tarafından da okunabilen oyma harflerle tasarlanmış olup, Phantom’un bir yüzyıl boyunca basında yer alan övgü dolu alıntılardan oluşuyor. Heykel, düşen havai fişeklerin ışıltısını çağrıştıran değişken ışıklandırmalarla zarif bir şekilde aydınlatılıyor. Her bir kanatçığın fırçalanmış kenarları, izleyicinin bakış açısına göre değişen yansıma ve ışık oyunları oluşturuyor. Ahşap işçiliği: Heykelsi bir ifade Phantom Centenary Private Collection, Rolls-Royce tarihinde yaratılmış en karmaşık ve detaylı ahşap işçiliğini içeriyor. Bir yıl süren bir çalışma sonucunda geliştirilen ve Blackwood ile renklendirilmiş kapı panelleri, Phantom’un en önemli ve dönüm noktası niteliğindeki yolculuklarını gözler önüne seriyor. Her bir kompozisyonda, coğrafi haritalar, kıvrımlı yollar, geniş manzaralar, bitkisel detaylar ve deneysel araba tasvirleri, Phantom’un mirasını yansıtan yaşayan bir sanat eseri yaratacak şekilde bir araya getiriliyor. Arka kapılar, Sir Henry Royce’un kış aylarını geçirdiği St. Tropez yakınlarındaki Le Rayol-Canadel-sur-Mer kıyı şeridini betimliyor. Ön yolcu kapısında, Sir Henry Royce’un yazlık konutunun bulunduğu West Wittering’in manzarası yer alıyor. Burası, günümüzde Rolls-Royce’un merkezi olan tesise yalnızca sekiz mil uzaklıkta bulunuyor. Sürücü kapısında, Goodwood döneminin ilk Phantom’ının Perth’ten başlayarak Avustralya kıtasını kat ettiği destansı 4.500 millik yolculuk anlatılıyor. Her bir kompozisyonda, derinlik ve doku yaratmak amacıyla 3 boyutlu çok yönlü marküteri, lazer kazıma, 3 boyutlu mürekkep katmanlama ve altın varak teknikleri bir araya getiriliyor. Haritalar, manzaralar, çiçekler ve ağaçlar gibi motifler, lazer kullanılarak ahşaba üç farklı derinlikte işleniyor. Bu yolculukları temsil eden yollar, 0.1 mikrometre kalınlığındaki altın varak karelerinden işlenmiş 24 ayar altınla parlatılıyor. Her bir yol özenle hazırlanıyor, kesiliyor ve yerleştiriliyor. Arka kapılarda, Güney Fransa’ya özgü çam, servi, eğrelti otu ve palmiye gibi bitki örtüleri de yer alıyor. Arka yolcu kapısının bir bölümü ise Sir Henry Royce’un bölgeye ait orijinal yağlı boya tablolarından birini, tuvalden ahşaba aktararak yeniden canlandırıyor. Royce’un evlerinin tam konumları – Güney Fransa’daki Villa Mimosa ve West Wittering’deki Elmstead – 2.76 mm çapında tek bir altın varak noktasıyla özenle işaretleniyor. Phantom’un hikayesinin farklı yönlerini bir araya getiren kompozisyonu oluşturmak için orijinal metinler, günlükler, fotoğraflar ve tablolar gibi eşsiz bir kaynak yelpazesinden yararlandıklarını belirten Katrin Lehmann (Bespoke Colour and Material Designer, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Bu proje için geliştirilen yeni teknolojiler, özellikle 3 boyutlu mürekkep katmanlama, daha önce mümkün olmayan ölçekte detayların eklenmesine olanak sağladı – bazıları yalnızca 0.13 mm yüksekliğinde; denizde yelken açan bir tekneden haritadaki konum isimlerine kadar her detay titizlikle işlendi. Phantom’un tarihindeki anları, bu ismi taşıyan modelin hak ettiği detay ve titizlikle hayata geçirebilmek büyük bir ayrıcalık.” Kapılardaki ahşap yüzeyler, özenle işlenmiş deri panellere dönüştürülüyor. 24 ayar altın “yollar”, altın iplik işlemeler olarak devam ediyor; haritalar ve manzaraların detayları siyah iplikle işlenerek kapıların kaplamalı bölümündeki kazınmış detayları yansıtıyor. Ahşap işçiliği, 1925 model orijinal Phantom I ve günümüz Phantom VIII’in tasvirleriyle tamamlanıyor; her biri arka piknik masalarına özenle kazınmış olarak sunuluyor. Modeller, piknik masalarının deri kaplı arka yüzeylerindeki işlemelerde de yansıtılıyor; bu, geçmiş ile günümüzü bir araya getiren bir diğer ince detay olarak öne çıkıyor. Piano Black kaplama, merkezi döner düğmeyi yansıtan altın tozu ile zenginleştirilmiş; söz konusu düğme de 24 ayar altın kaplamaya sahip olarak sunuluyor. Altın bir miras 6,75 litrelik V12 motor gibi muazzam bir mühendislik harikası, Arctic White ile tamamlanmış özel tasarım bir kapakla öne çıkarılıyor. Kapak, Phantom’un modern efsanesini ve başarısını şekillendiren kusursuz gücü onurlandırmak için 24 ayar altın detaylarla süsleniyor. Starlight (Yıldız tavan) altında Phantom’un hikayesi Hafif animasyonlu ve işlemeli Starlight tavan döşemesi, Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000 dikişle yansıtıyor. Tasarım, Henry Royce’un Wittering’deki bahçesinde, iki yakın meslektaşı – markanın Baş Motor Tasarımcısı Charles L. Jenner ve Rolls-Royce’un deneysel departmanının baş test sürücüsü Ernest Hives – ile birlikte dut ağacının altında fotoğraflandığı anı yansıtacak şekilde tasarlandı. Bespoke Collective, bu andan ilham alarak, Starlight tavan döşemesinin altında oturan müşterilerin Royce’un bir zamanlar yaşadığı gibi kendi hayal gücü ve olasılık kıvılcımlarını deneyimleyebileceği bir ilham atmosferi yaratmayı amaçlıyor. Sahne, markanın Goodwood’daki merkezinin avlusundaki karakteristik kare taçlı ağaçları da içerecek şekilde tasarlanıyor. Bal arıları – Rolls-Royce Arıcılığı’ndaki 250.000 sakinine atıfta bulunan bir detay – uçuş halinde tasvir ediliyor; muhtemelen yalnızca Rolls-Royce’un merkezinde yetiştirilen Phantom Rose’a doğru ilerliyorlar. Takımyıldızlarının arasında, geçmişin önemli Phantom modellerine sessiz övgüler yer alıyor; bunlar arasında, Sir Malcolm Campbell’in “Bluebird” olarak bilinen Phantom II’sini temsil eden bir kuş motifi de bulunuyor. Dut yapraklarının arasında, Goodwood döneminin ilk Phantom’unun tasarlandığı gizli 1990’lar tasarım stüdyosu “The Bank’teki” kasa kapısı kilit mekanizmasına ince bir gönderme yer alıyor. Hareket halinde unutulmaz bir miras Phantom Centenary Private Collection’ı hayata geçiren tasarımcılar, mühendisler ve zanaatkarlar için bu araç, nesilde bir kez üstlenebilecek türden özel bir sorumluluk anlamına geliyor. Ortaya konan bu eser, Phantom’un doğuşuna ilham veren aynı ruhu yansıtıyor: markanın mükemmelliğe olan sarsılmaz bağlılığını ve dünyanın en iyi aracını yaratma tutkusunu simgeliyor. Rolls-Royce Phantom Centenary Private Collection, dünyanın en saygın lüks ürününün 100 yıllık mirasına adanmış bir saygı duruşu olarak sunulduğunu belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Bu ödünsüz sanat eseri, özenle tasarlanmış Phantom VIII’i bir tuval olarak kullanarak Phantom’un olağanüstü yaşam öyküsünü ve onu şekillendiren insanları anlatıyor; Rolls-Royce’daki vizyonerlerden, efsanesinin oluşmasına katkıda bulunan sahiplerine kadar tüm hikayeyi kapsıyor. Bir yüzyıldır, Phantom isim plakası, Rolls-Royce’un yeteneklerinin zirvesini simgeliyor. Bu mirası onurlandırmak amacıyla hazırlanan son derece iddialı Private Collection, yeni teknikler sunuyor ve 40.000 saatten fazla emeğin ürünü olarak ortaya çıktı. Bu araç, Phantom’un hırs, sanatsal yaratıcılık ve tarihi ağırlık simgesi olarak statüsünü yeniden teyit ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce’tan Uzay Esintili Cullinan Cosmos Haber

Rolls-Royce’tan Uzay Esintili Cullinan Cosmos

Rolls-Royce, uzayın büyüleyici dramını yansıtan eşsiz tasarımı Cullinan Cosmos’u tanıtıyor. Dört yaşındaki oğullarıyla evrene olan hayranlıklarını paylaşan bir aile tarafından sipariş edilen bu özel tasarım, kişiselleştirilmiş detaylardan oluşan bir takımyıldızı ile hayata geçirildi. Tasarımın merkezinde, marka tarihinde ilk olarak, Rolls-Royce bünyesindeki bir sanatçı tarafından 160 saatten fazla sürede titizlikle el boyaması yapılan Starlight Headliner (Yıldızlı Tavan Döşemesi) yer alıyor. Özel olarak yaratılan Yıldız Kümesi motifinden esinlenen kişiselleştirilmiş detaylar, Cullinan Cosmos’un benzersiz karakterini vurguluyor. Cullinan Cosmos, Rolls-Royce Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilirken, Cullinan Cosmos’u sipariş eden müşteri “Amacımız, ailemiz için sonsuza dek hatırlanacak bir tasarım yaratmaktı: Evrenin özünü yansıtan ve hayallerin sınır tanımadığını gösteren bir Rolls-Royce.” dedi. Dış Tasarım renk paleti: “Outer Limits” Cullinan Cosmos, ay ışığının gökyüzünde gece bıraktığı yumuşak parlaklığı anımsatan, ışıltılı Arabescato Pearl rengiyle tamamlandı. Dış tasarım, el boyaması Charles Blue renginde ikili çizgi (coachline) detayıyla tamamlanırken, gece uzak bir yıldız gibi parlayan ışıklı Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekân konsepti: “İç uzayı keşfetmek” Cullinan Cosmos’un iç mekânı, uzayın derin dinginliği ve hayranlığından ilham alan sakin ve meditativ bir atmosfer sunuyor. Yatar koltuklar, Charles Blue ve Grace White deri ile kaplanırken, Grace White kontrast dikiş ve şerit detaylarıyla uyumlu bir şekilde tamamlanıyor. Piano White kaplamalar, uydu kasalarının parlak yüzeyini çağrıştırırken, ince ve teknik bir dokunuş katıyor. Sipariş veren müşteriler, Rolls-Royce tasarımcılarıyla birlikte özel bir Yıldız Kümesi motifi tasarladı. Bu motif, kapı panelleri ve baş dayamalarda kişiselleştirilmiş nakış olarak, ön yolcu panelinde ise el boyaması bir sanat eseri olarak yer alıyor. El boyaması yıldız tavan döşemesi: Yeni ufuklar Cullinan Cosmos, bir Rolls-Royce için şimdiye kadar yapılmış ilk tamamen el boyaması Starlight Headliner’a (Yıldız Tavan Döşemesi) sahip araç. Rolls-Royce bünyesindeki bir sanatçı tarafından 160 saatten fazla sürede tamamen el ile boyanan ve kişiselleştirilmiş iç mekân renk paletiyle uyumlu renk tonlarına sahip bu tavan, Samanyolu’nun (gece gökyüzünde görülen yıldız ve kozmik bulutların puslu bandı) eterik bir yorumunu sunuyor. Sis efektleri için makyaj fırçası kullanıldı Parlak bulut oluşumlarını yaratmak için sanatçı, derinlik ve boyut kazandırmak amacıyla 20’den fazla ardışık akrilik boya uygulaması yaptı ve çeşitli fırçalar kullandı. Sis efektini elde etmek için ise, en hafif pigment katmanlarının temasta nazikçe kurumasını sağlamak için beklenmedik bir araç olan makyaj fırçasını kullandı. Parıldayan el boyaması yıldızlar, ince ve uçlu fırçalar ile serpiştirme tekniği kullanılarak oluşturuldu. Böylece nihai kompozisyon, organik ve göksel bir nitelik kazandı. Starlight Headliner (Yıldız Tavan Döşemesi) üzerindeki boyama tamamlanıp sabitlendikten sonra, fiber optik delikler tek tek elle açıldı ve sanat eserinin hatlarını tamamlayacak şekilde konumlandırıldı. Cullinan Cosmos, Rolls-Royce’un vizyoner müşterilerine Bespoke Collective’in tüm olanaklarını sunmak amacıyla kurulan uluslararası Private Office’lerinden biri olan Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edildi. Her yolculuğu adeta yıldızlar arasında bir keşif yolculuğuna dönüştürmeye hazır olan Cullinan Cosmos, sipariş verilen aileye özel bir etkinlikle teslim edildi. Uzay yolculuğunun bu eşsiz ve tek örnek aracı sipariş veren müşterileri için sürekli bir ilgi kaynağı olduğunu söyleyen Phil Fabre de la Grange (Head of Bespoke, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti; “Bespoke Collective için bu proje, markanın ilk el boyaması Starlight Headliner (Yıldız Tavan Döşemesi) ile yeni sınırları keşfetmeyi sağladı. Cesur tasarımı ve muhteşem uygulamasıyla bu özel sipariş, Rolls-Royce’un müşterilerinin dünya dışı vizyonlarını drama, derinlik ve hassasiyetle hayata geçirme yeteneğini ortaya koyuyor.”

Rolls-Royce Baharın Zarafetini Geleceğe Taşıyor Haber

Rolls-Royce Baharın Zarafetini Geleceğe Taşıyor

Rolls-Royce Motor Cars, baharın zarafetini yansıtan ve her biri tamamen kişiselleştirilmiş tasarımlardan oluşan bir seri olan Spectre Inspired by Primavera’yı gururla tanıtıyor. İtalyanca “bahar” anlamına gelen adı taşıyan Spectre Inspired by Primavera, mevsimin büyüsünü yansıtan özenle tasarlanmış özel detaylarıyla öne çıkıyor; zarif, ruhu canlandıran ve umut dolu. Spectre Inspired by Primavera Bespoke serisi, mevsimin farklı yönlerini temsil eden üç farklı yorumu içeriyor; Evanescent, Reverie ve Blossom. Her biri mevsimi farklı şekilde yorumlayan bu modeller, gelecek yılın başına kadar sipariş edilebilecek ve teslimatlar 2026 baharından önce başlayacak. Spectre Inspired by Primavera: Baharın şiirsel ifadesi Üç farklı renk seçeneğiyle sunulan her araçta, baharın simgesi olarak öne çıkan kiraz çiçeği motifi yer alıyor. Bu çiçek motifleri, Rolls-Royce Bespoke (kişiselleştirme) tasarım ekibi tarafından tek tek el çizimiyle oluşturuldu ve daha sonra dijital olarak işlenip aracın iç ve dış tasarım detaylarına dönüştürüldü. Her aracın dış tasarımında, açan kiraz dallarını betimleyen zarif el boyaması Coachline (gövde çizgisi) motifi bulunuyor. Seri için özel olarak tasarlanan yeni ve zarif 23 inç alaşım jant, açan bir çiçeğin zarafetini yansıtıyor. Jantın yönlendirilmiş tasarımı, doğanın canlılığına yapılan ince bir göndermeyle, yavaş yavaş açan çiçek yapraklarını ve baharın ışığıyla buluşmalarını anımsatıyor. “Spectre Inspired by Primavera” adını taşıyan aydınlatmalı eşik kapılarında ve başlıklarda, kiraz çiçeği detayı devam ediyor. Başlıklarda kullanılan heykelsi, silüet temelli nakış tekniği, yaprakların zarif görünümünü ustalıkla yansıtıyor. Her aracın en dikkat çekici detayı ise eşsiz bir dokunsallık sunan, genişleyen ve çiçek açan bir kiraz dalı motifinin işlendiği Blackwood ön panel ve orta konsol. Bu etkiyi yaratmak için 37 farklı lazer yoğunluğu denenerek cilalı ahşap yüzeyde kusursuz bir kontrast elde edildi. Sonrasında detayları koruyan, yüzeyin parlaklığını gölgelemeyen özel bir zımparalama tekniği geliştirildi. Kuzey Yarımküre’de bahar aylarında gökyüzünde beliren ve “bahar üçgeni” olarak anılan Boötes, Leo ve Virgo takımyıldızlarından esinlenen her araç, 4796 adet el işçiliğiyle yerleştirilmiş ışıkla donatılmış Starlight Doors’a ve 5500’den fazla yıldızdan oluşan soyut bir kümeyi Spectre logosu eşliğinde yansıtan aydınlatmalı ön panel ile donatıldı. Evanescent: Işıltılı güzellik Baharın geçici doğası ve zarif güzelliği, Spectre Inspired by Primavera’nın “Evanescent” tasarımına ilham kaynağı oldu. Bu tasarım, doğayı rengarenk tonları ve çeşitliliğiyle kuşatan yabani çiçeklerin özgün güzelliğini yansıtıyor. Aracın Crystal over Arctic White dış rengi, coachline kiraz çiçeği deseni, ince çizgili jant detayları ve Turchese tonundaki fren kaliperleriyle tamamlanıyor. Bu canlı dokunuş, iç mekanda Grace White deriyle uyum içinde devam ediyor. Reverie: Doğanın yeniden doğuşu Spectre Inspired by Primavera “Reverie”, baharın yeni başlangıçlar, canlılık ve yeniden doğuşa olan bağlarını vurgulayarak mevsimin ruhani anlamını keşfediyor. Adına uygun olarak, Spectre’in bu huzurlu yorumu, yolcularını tamamen huzurlu ve dingin bir rüya atmosferine davet ediyor. Aracın dış tasarımı, fren kaliperleri ve jant göbeklerindeki ince çizgilerle uyumlu olarak Forge Yellow ile el boyaması yapılmış coachline ve kiraz çiçeği motifleriyle Duck Egg Blue rengine sahip. İç tasarım, Grace White ve Charles Blue derilerin Forge Yellow’un canlı detaylarıyla buluştuğu saf bir estetik sunuyor. Blossom: Yenilenme mevsimi Bahar, doğanın en canlı ve narin formlarının kısa süreli sergilendiği, kış uykusundan tam çiçeklenmeye geçiş anı olan, parıltısıyla büyüleyen bir mevsim. Spectre Inspired by Primavera “Blossom”, Velvet Orchid Metallic dış rengiyle bu ruhu yansıtıyor; derin ve etkileyici tonu, erken açan çiçeklerin zenginliğini ve nadirliğini hissettiriyor. Spectre’ın omuz hizasında yer alan coachline ve çiçek motifi ile fren kaliperleri ve jant göbeklerindeki Forge Yellow detayları, zarif bir güneş ışığı ve enerji vurgusu yaratıyor. İç mekanda Grace White deri, derin Peony Pink tonlarıyla bütünleşiyor; Forge Yellow dikiş detayları ise mevsimin canlılığını zarif bir şekilde vurguluyor. Spectre Inspired by Primavera, baharın kısa süreli büyüsüne ve hissettirdiklerine bir övgü niteliğinde, Rolls-Royce’un özel tasarımıyla bu anları kalıcı hale getiriyor. Martina Starke (Rolls-Royce Motor Cars Head of Bespoke Design), baharın dünyanın dört bir yanındaki kültürlerde kutlama zamanı olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti; “Bahar, gençlik ve romantizmle, kışın karanlığından sonra geri dönen ışık ve sıcaklıkla özdeşleşiyor. Baharın sevinç dolu dönüşümü hızlı ve geçicidir bu yüzden çok kıymetli. Spectre Inspired by Primavera ile baharın hissettirdiği duyguları, müşterilerimizin yılın her anında yaşayabileceği bir deneyime dönüştürdük. Bu özel tasarım serisinin özünde büyüleyici bir zıtlık var; baharın gelip geçici doğası Rolls-Royce’un kalıcılığıyla hayat buluyor. Spectre Inspired by Primavera, Rolls-Royce’un Bespoke ile dinamik gelişimini ortaya koyuyor ve müşterilerimizin sürekli değişen hayal gücünden ilham alıyor.”

Rolls-Royce Phantom 100 Yaşında! Haber

Rolls-Royce Phantom 100 Yaşında!

1925’ten beri, başarının en bilinen simgesi olarak anılan Phantom, sekiz nesil boyunca, kraliyet ailesinden liderlere, sanatçılardan sanayi dünyasının öncülerine kadar birçok ismi taşıyarak, modern tarihin en önemli anlarına tanıklık etti. Zamansız zarafetiyle saygı gören ikonların en ikonik olanı Phantom, etkileyiciliğin, seçkin zevkin ve kişisel tarzın en güçlü ifadesi haline gelerek, lüks dünyasının zirvesinde rakipsiz bir konum elde etti.  Rolls-Royce tasarımcıları, Phantom’un kültürel mirasını onurlandırmak amacıyla, yüzüncü yılına özel sekiz tane sanat eseri yarattı. 1910’da Spirit of Ecstasy’nin yaratıcısı Charles Sykes’a verilen, müşterilerin yaşam tarzlarını yansıtan mekanlarda Phantom’u tasvir eden yağlı boya tablolar üretme görevinin ilhamıyla hazırlanan bu eserler, Phantom’un son yüzyılda dokunduğu farklı yaşamları ve dünyaları yansıtıyor. Rolls-Royce, Phantom isminin yüzüncü yılını kutlarken, Phantom’un görkemli mirasını ve bu mirasın parçası olan rol aldığı etkileyici hikayelerden sadece bazılarını anımsıyor. Otoritenin simgesi İkinci Dünya Savaşı’nın büyük komutanlarından Mareşal Bernard Law Montgomery, gösterişten uzak yaşam tarzı nedeniyle “Spartalı General” olarak anılıyordu. Konfor adına yaptığı tek taviz, kişisel ulaşım aracıydı. İmajın ve sembollerin gücünü fark eden “Monty”, kalıcılığı, sağlamlığı ve güvenilirliği ifade etmek için iki adet Phantom III kullandı ve askerlerine en zor zamanlarda bile onların yanında olacağına dair net bir mesaj verdi.  Haziran 1944’te D-Day hazırlıkları sırasında Monty, sahip olduğu Phantom’lardan birini Winston Churchill, General Eisenhower ve hatta Kral VI. George’u Hampshire’daki Müttefik Sefer Kuvvetleri Yüksek Karargahı’ndaki toplantılara götürmek için kullandı. Savaştan sonra, diğer Phantom’unu Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda Başbakanlarını taşımak için kullandı. Kraliyet standardı Montgomery’nin Phantom’ları modern dünyayı şekillendiren olaylarda yer alırken, diğer Phantom’lar özellikle Rolls-Royce’un ana vatanı olan İngiltere olmak üzere, kraliyet saraylarında özel bir yere sahipti. 1948’de, Kraliyet Prensesi Elizabeth ile evlendikten kısa bir süre sonra Edinburgh Dükü, ortak kullanımları için Rolls-Royce’dan kendilerine özel bir Phantom üretmesini istedi. “Maharajah of Nabha” kod adıyla üretilen bu araç, ilk Phantom IV olarak tarihe geçti ve bugün hala aynı isimle kullanılıyor. İngiliz Kraliyet Ailesi, daha sonra hükümdarı taşımak amacıyla bir tane Phantom IV, iki tane Phantom V ve iki tane Phantom VI sipariş verdi. En uzun süre kullanılanlardan biri, Kraliçe II. Elizabeth’in tahttaki 25. yılı anısına 1977’de İngiliz otomotiv endüstrisi tarafından hediye edilen ünlü Silver Jubilee Phantom VI’dı. Daha sonra bu özel araç, 2011 yılında Cambridge Dükü ve Düşesi’nin düğününde gelinin Westminster Abbey’e gelişi sırasında kullanıldı. Dünya sahnesinde sessizce hizmet veren etkileyici otomobil: Phantom Kıtalar arasında, bir başka Phantom V, bir milletin doğuşuna eşlik etti. 1966’da Birleşik Arap Emirlikleri’nin “Kurucu Lideri” olarak anılan Şeyh Zayed Bin Sultan Al Nahyan’a teslim edilen Phantom, Abu Dhabi hükümdarı olarak göreve başlama töreninde yer aldı. 1971 yılında, Birleşik Arap Emirlikleri’nin resmen kuruluşunun ilan edildiği törene, ilk Birleşik Krallık Büyükelçisi James Treadwell’i taşıdı.  Dünya genelinde İngiliz diplomatlar da Phantom’u gücün bir simgesi olarak benimsediler. Bu güvenilir elçiler, Tokyo’dan Washington’a, Yeni Delhi’den dünyanın dört bir yanına uzanan görev yerlerinde hizmet verdiler. İngiltere’nin eski Paris Büyükelçisi Sir John Fretwell, The Times’a verdiği röportajda: “Élysée Sarayı’nı ziyaret ederken Rolls-Royce’um kesinlikle yardımcı oldu. Kapıdaki muhafızların, İngiliz Büyükelçisi olduğumu anlamamaları imkansızdı.” dedi.  1959’da tanıtılan Phantom V, 5.8 metre (yaklaşık 19 fit) uzunluğundaydı. Bunu kanıtlayan resmi bir belge bulunmasa da bazı tarihçiler İngiliz parkmetre aralıklarının, aracın boyutlarına uyum sağlamak için yeniden düzenlendiğini iddia ediyor. Beatle’a özel Phantom: İngiltere’de camları karartılmış ilk araçlardan biri Her Phantom V, kraliyet hizmeti veya diplomatik törenler için tasarlanmadı. Aralık 1964’te John Lennon, The Beatles’ın A Hard Day’s Night albümünün başarısını kutlamak için kendisine özel bir Phantom V sipariş etti. Lennon aracın içinin ve dışının tamamen siyah olmasını istedi ancak Rolls-Royce’un ısrarıyla Pantheon ızgarası ve Spirit of Ecstasy heykeli geleneksel parlak formunda kaldı. Lennon’ın Phantom’u, İngiltere’de camları karartılmış ilk araçlardan biriydi. Lennon, 1965 yılında Rolling Stone’a yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Eve dönerken hava hala aydınlıksa bile, aracın içi karanlık oluyor. Camları kapatıyorsun ve hala kulüpteymiş gibi hissediyorsun.”  Ancak bu, aracın en ünlü hali değildi. 1967’de, Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band albümünün çıkışından önce, Phantom parlak sarıya boyandı ve üzerine dönen çiçek desenleri ile burç sembolleri işlendi. Böylece aynı yıl Aşk Yazı’nın sanatsal manifestosu haline geldi. Lennon daha sonra, öfkeli bir İngiliz kadınının, “Bir Rolls-Royce’a bunu nasıl yaparsın!” diye bağırarak araca şemsiye ile saldırdığını iddia etti – bu olay aracın efsaneleşmesini daha da pekiştirdi.  Hollywood ve ötesinde Phantom başrolde  Hollywood da Phantom’u benimsedi. Sinemanın öncülerinden Warner Brothers stüdyosunun kurucularından Jack Warner, kendisini bir Phantom ile ödüllendirdi. Daha da ünlü olarak, Fred Astaire, Greta Garbo ve Mary Pickford gibi yıldızlar da Phantom’un ilk sahipleri arasında yer aldı.  1964 yılında Phantom, Goldfinger filminde boy göstererek, filmdeki kötü adamın bir Phantom III içerisinde altın kaçırdığı sahnede yer aldı. Bu, Rolls-Royce araçların uzun soluklu James Bond serisinde yer aldığı 12 sahneden biriydi. 2024 yılında Rolls-Royce, filmin 60. yıldönümünü kutlamak amacıyla, orijinalinin siyah ve sarı gövde tasarımını yeniden yaratan, yenilikçi, filmden ilham alan detaylarla donatılan, özel üretim benzersiz bir Bespoke Phantom VIII olan Phantom Goldfinger’ı üretti.  Ayrıca 1964’te The Yellow Rolls-Royce filminin galası yapıldı. Rex Harrison, Ingrid Bergman, Shirley MacLaine, Omar Sharif, George C. Scott, Alain Delon ve Jeanne Moreau gibi yıldız isimlerin yer aldığı kadroya, 1931 model Phantom II eşlik etti. Filmin müziklerinden “Forget Domani” şarkısı Altın Küre Ödülü kazandı ve daha sonra Perry Como hem de Frank Sinatra tarafından seslendirildi. Frank Sinatra ayrıca bir Rolls-Royce sahibi de oldu. Kralın seçimi: Elvis için bir Phantom Popüler kültürün diğer devleri de dünya çapında ünleri arttıkça Phantom’a yöneldi. “The King” Elvis Presley, 1963 yılında Phantom V satın aldı. Aracında, özel üretim bir mikrofon ve arka kol dayamasına yerleştirilmiş yazı seti bulunuyordu. Annesinin tavukları, kendi yansımalarını gagalayarak Midnight Blue rengindeki parlak kaplamaya zarar verince, Elvis aracını kusurların görünmediği Silver Blue rengine boyattı. Elvis, 1986 yılında aracını bir hayır kurumuna bağışladı ve bu jest, Leonard Cohen ve Was (Not Was) tarafından yazılan “Elvis’s Rolls-Royce” şarkısına ilham oldu. Başarıda yeni bir dönem Phantom VII’nin 2000’li yılların başında çıkışı, kendi başarısını yaratan girişimcilerin, küresel ünlü kültürünün ve sosyal medyanın yükselişiyle aynı döneme denk geldi. Geleneksel lüks anlayışından uzaklaşan yeni nesil, yalnızca başarılarını değil, kişiliklerini de ifade etmek istediler ve Phantom onlar için mükemmel bir ifade alanı oldu.  Tam bir döngü içinde, yeni sektörlerde servet kazanan birçok kişi, Phantom satın almayı tercih etti ve bu deneyimlerini televizyon, Facebook, Instagram ve Youtube gibi sosyal medya platformlarında dünyayla paylaştı. Varlığı giderek büyüyen Phantom, ödül törenleri ve gala etkinliklerinin vazgeçilmezi haline geldi; sahiplerine kırmızı halıda doğal bir zarafetle görkemli bir giriş sağladı. 2012 yılında Londra Olimpiyatları’nın kapanış töreninde üç özel üretim Phantom Drophead Coupe’nin sürpriz olarak sahneye çıktı. Bu görkemli an yüz milyonlarca kişiye canlı yayınlandı ve Phantom böylece sosyal medyada kendi başına parlayan bir yıldız oldu. Günümüzde Phantom Bugün, sekizinci neslinde, Phantom etkileyici duruşun ve kararlılığın en üst düzey ifadesi olmaya devam ediyor. Çevresindeki dünyayı yansıtmaya ve şekillendirmeye devam ederken, dönemlerini tanımlayan bireyleri kendine çekiyor. Her yeni ve giderek daha da ayrıntılı tasarlanan Bespoke (özel üretim) siparişi; güç, kültür, etki ve kişisel ifadenin olağanüstü hikayesine yeni bir bölüm daha ekliyor. Phantom’un bir araçtan çok daha fazlası olduğunu ifade eden Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti: “Yüzyıllar boyunca Rolls-Royce’un zirvesi olan Phantom, çevresindeki dünyayı yansıtan ve onu etkileyen kültürel bir fenomendir. İlk günlerinden itibaren Phantom, başarıya ulaşanların en çok arzuladığı ödüllerden biri ve küresel arenada güç ile prestijin etkileyici bir simgesi oldu. Her şeyden önce, Phantom sahiplerine kişisel ifadelerini yansıtma imkanı sundu ve çoğu zaman kendi başına bir sanat eserine dönüştü. Bespoke’un zirvesi olan Phantom, her kültürden büyüleyici hikayelerle tasarlandı. Bu hikayeler ve onların ilhamıyla tasarımcılarımızın yarattığı zarif eserler, Phantom’un olağanüstü etkisini, onunla özdeşleşen dünyayı değiştiren insanları ve olayları gözler önüne seriyor.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.