Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rusya

Kapsül Haber Ajansı - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma Haber

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma

Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı. KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi. Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor. RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi. KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi. PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor. KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom, Macaristan’daki Paks-2 Nükleer Güç Santrali’nin Yeni Ünitesinde İnşaat Çalışmalarına Başladı  Haber

Rosatom, Macaristan’daki Paks-2 Nükleer Güç Santrali’nin Yeni Ünitesinde İnşaat Çalışmalarına Başladı 

Sahada düzenlenen törene, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Péter Szijjártó ve Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev de katıldı. Reaktör binasının temeline “ilk beton” dökümüne başlanması, UAEA standartlarına göre tesisin “inşa halindeki nükleer güç santrali” statüsüne geçtiği anlamına geliyor. Bu aşamaya geçilmesi, Macaristan’ın nükleer enerji alanındaki gelişimi açısından kilit bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Ayrıca, nükleer enerjinin barışçıl kullanımında Macaristan ve Rusya arasında 1956 yılında başlayan iş birliğinin istikrarlı biçimde sürdüğünü de teyit ediyor. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bugün Macaristan’ın nükleer enerji alanında atılan bu simgesel adım, ülkelerimiz arasında zaman içinde tesis edilen yapıcı ilişkileri açıkça ortaya koyuyor. Paks-2 NGS, uzun yıllara dayanan iş birliğimizin doğal bir devamı niteliğinde. Macaristan açısından Paks-2 NGS hiç şüphesiz ülkeye büyük kazanım sağlayacak ve ulusal ekonominin gelişimini destekleyecek stratejik bir adımdır. Rosatom için ise bu proje, nükleer sektördeki lider konumumuzun bir kez daha teyit eden ve Rus sanayisinin gelişimine sunulan önemli bir katkıdır.” Macaristan Atom Enerjisi Kurumu (HAE), 4 Kasım 2025 tarihinde, Paks-2 NGS’nin 5. Güç Ünitesi’nin temelinde ilk beton dökümünün başlatılmasına ve nükleer ada kapsamındaki binaların inşasına olanak tanıyan izinleri verdi. 2022 yılında verilen ana inşaat lisansına ek olarak düzenlenen bu lisanslar, projenin nükleer güvenlik alanında geçerli olan katı uluslararası, Avrupa ve ulusal nükleer güvenlik gerekliliklerine tam uyum sağladığını teyit ediyor. Aktif ve pasif güvenlik sistemlerinin birlikte kullanıldığı bütüncül güvenlik yaklaşımı, tüm standartların eksiksiz şekilde karşılanmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almark Logistics, Rusya Ve Belarus’a Deniz Yolu Taşımalarını Yüzde 45 Artırdı Haber

Almark Logistics, Rusya Ve Belarus’a Deniz Yolu Taşımalarını Yüzde 45 Artırdı

Rusya, çevre ülkeleri ve Türk Cumhuriyetlerinde etkili lojistik çözümleriyle fark yaratan Almark Logistics, son 1 yılda Rusya ve Belarus’a yönelik deniz yolu taşımalarında 45’lik konteyner kullanımını yüzde 45 artırdı. Almark Logistics Genel Müdürü Onur Güvenler, Rusya ve Belarus’a multimodal taşımacılık hizmetlerinin önemli oranda geliştiğini belirtti. Güvenler, özellikle transit taşımalarda yüklerin kara yoluyla limanlara getirilip 45’lik konteynerlere aktarılmasıyla elde ettikleri verimlilik artışına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Deniz yolunda yeni acente anlaşmaları gerçekleştirirken, verdiğimiz taahhütler ile daha uygun navlunlar vermeye başladık. Transit gümrükleme ve operasyonel süreçlerimiz daha da hızlandı. Özellikle araç ve makine yedek parçası taşımalarımızda belirgin yükselişler oldu. Genel olarak, bu hatlarda 45’lik konteyner kullanımımızın yaygınlaşması, kapıdan kapıya teslimatlarda hem operasyonel verimliliğimizi güçlendirdi hem de müşterilerimize rekabet avantajı sunmamızı sağladı.” Artan taşıma hacmi, transit süreleri de kısalttı Artan hacimle birlikte taşıma rotalarında önemli ölçüde çeşitlenme ve optimizasyon sağladıklarını ifade eden Güvenler, Ambarlı, Gebze, İzmir ve Mersin bölgelerinden Novorossiysk ve St. Petersburg hattında çalıştıkları armatör sayısını artırdıklarını dile getirdi. Güvenler, “Servis sayımız çoğaldı, transit sürelerimiz kısaldı. Rusya ve Belarus’a yönelik taşımalarımızda, artan talebe paralel olarak hem kalkış hem de varış limanlarımızda yeni hatlar ve süre avantajları sunan değişiklikleri uygulamaya aldık.” diye konuştu. Esneklikle birlikte maliyet ve rekabet avantajı sağladı Güvenler, daha sık gemi çıkışları ile yük planlamalarında esnekliklerinin arttığını vurguladı. Rusya içerisinde, kara yolunda yüksek hacimli taşıma kapasitesine sahip özel dorseleri devreye aldıklarını dile getiren Güvenler, depo – liman – son teslimat noktası arasında “shuttle” taşımacılık modeliyle zaman ve maliyet optimizasyonu sağladıklarını kaydetti. Güvenler, “Rusya’daki iç dağıtım ağında da önemli güncellemeler yaptık. Özellikle Moskova, St. Petersburg, Kazan, Rostov, Krasnodar ve Belarus-Minsk gibi ana merkezlere kapıdan kapıya taşımalarımızı güçlendirdik. Bu da müşterilerimize maliyet ve rekabet avantajı sağladı.” dedi. Son yıllarda global pazarda güçlü bir genişleme süreci yürüttüklerini de belirten Güvenler, Avrupa ve Kuzey Amerika’da altyapılarını genişlettiklerine dikkati çekti. Güvenler, özellikle Amerika taşımalarında ciddi bir büyüme hedeflediklerini ve ABD‘de kendi ofislerini açmayı planladıklarını da sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sandworm, Polonya’nın Elektrik Şebekesini Hedef Aldı Haber

Sandworm, Polonya’nın Elektrik Şebekesini Hedef Aldı

Sandworm, özellikle Ukrayna'nın kritik altyapısına yönelik yıkıcı siber saldırılar konusunda uzun bir geçmişe sahip. Aralık ayının son haftasında Polonya'nın elektrik şebekesine yapılan saldırıda, ESET'in analiz ettiği ve DynoWiper olarak adlandırdığı veri silme kötü amaçlı yazılımı kullanıldı. ESET güvenlik çözümleri, DynoWiper'ı Win32/KillFiles.NMO olarak algılıyor. ESET araştırmacıları, kötü amaçlı yazılım ve ilgili TTP'leri analiz ettikten sonra saldırının Rusya yanlısı Sandworm APT'ye ait olduğunu düşündüklerini bunun nedeninin ise analiz edilen önceki birçok Sandworm wiper faaliyetiyle büyük ölçüde örtüşmesi olduğunu belirtti. Hedeflenen etkiyle ilgili ayrıntılar hâlâ araştırılmaya devam ederken ESET araştırmacıları, koordineli saldırının Sandworm'un Ukrayna elektrik şebekesine düzenlediği ve kötü amaçlı yazılımların neden olduğu ilk elektrik kesintisine yol açan saldırının 10’uncu yıl dönümünde gerçekleştiğini vurguladılar. 2015 yılının Aralık ayında Sandworm, BlackEnergy kötü amaçlı yazılımını kullanarak birkaç elektrik trafo merkezindeki kritik sistemlere erişim sağlamış ve yaklaşık 230 bin kişi birkaç saat boyunca elektriksiz kalmıştı. On yıl sonra Sandworm, özellikle Ukrayna'da çeşitli kritik altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşları hedef almaya devam ediyor. ESET araştırmacıları, Nisan-Eylül 2025 dönemini kapsayan en son APT Faaliyet Raporu'nda, Sandworm'un Ukrayna'daki hedeflerine düzenli olarak wiper saldırıları düzenlediğini tespit ettiklerini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Likhachev: Türkiye’de Bu Yıl Nükleer Enerjinin Hayata Geçirilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız Haber

Likhachev: Türkiye’de Bu Yıl Nükleer Enerjinin Hayata Geçirilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız

Rossiya-24 kanalına konuşan Likhachev, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olacak olan Akkuyu NGS’yi, devreye alma operasyonlarına bu yıl hazırlayacaklarını belirterek, “Bu önemli süreçte hem Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sn. Alparslan Bayraktar’ın liderliğini de vurgulamadan geçmek istemem” dedi. “En Büyük Baskıyı Akkuyu NGS Projesinde Hissettik” 2025’i “Kolay olmayan ama zaferlerle dolu bir yıl” olarak niteleyen Likhachev, “Tüm zorluklara ve batının neredeyse kolektif olarak bize karşı yürüttüğü sert ekonomik savaşa rağmen Rosatom'un görevini tam olarak yerine getirdiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, Akkuyu NGS projesinin ciddi bir baskı altında kaldığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “En ağır baskıyı, Siemens’in tedarik etmesi gereken ekipmanı göndermediği, 2 milyar dolarlık yatırımların dondurulduğu ve ödeme sisteminin fiilen çöktüğü Akkuyu NGS projemizde yaşadık. Ancak bu koşullara rağmen bir an bile durmadık. Bundan sonra da ilerlemeye devam etmek için gereken her şeyi yapacağız. Bu süreçte Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sn. Putin’den çok güçlü bir destek aldık. Hükümet ve Merkez Bankası, çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi için mümkün olan her adımı attı. Alınan bu kararlar bize ilham vermekle kalmadı, aynı zamanda somut hareket alanları da sağladı.” Likhachev: “Kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı” Alexey Likhachev Rosatom’un Rusya içi ve dışı diğer projeleri ve yürüttüğü çalışmalar hakkında da bilgiler verdi. 2025’te Rus nükleer endüstrisinin 80’inci yılının kutlandığını vurgulayan Rosatom Genel Müdürü, 2025 Eylül ayında Moskova’da gerçekleştirilen Atomic Week ile hem dünya liderlerinin hem de nükleer enerji alanında en etkin isimlerin katıldığı önemli bir etkinliğe imza attıklarını hatırlattı. Söz konusu etkinlikte, aralarında devlet liderlerinin de bulunduğu çok sayıda üst düzey ismin bir araya geldiğini, NATO üyesi ülkelerin de temsil edildiğini ve uluslararası alanda etkili neredeyse tüm nükleer kuruluşların yöneticilerinin buluştuğunu belirtti. Likhachev, etkinlik kapsamında dünya nükleer endüstrisinin liderleri ile önde gelen ülkelerin temsilcileri arasında yapılan görüşmelerin dünyanın geleceği bakımından nükleer enerjinin geliştirilmesinin alternatifsiz olduğu ve uluslararası alanda eşitlik temelinde iş birliğinin gerekliliği sonuçlarını ortaya koyduğunu belirtti. Likhachev, “21. yüzyıl, şimdiden ‘elektrik yüz yılı’ olarak adlandırıldı. Elektriğin üretilmesi ve bunun sürdürülebilir ve uygun fiyatlı olması şarttır. Bu soruna nükleer teknolojilerin geliştirilmesi dışında bir çözüm yaklaşımı bulunmuyor. Biz de burada, iş birliğine açık ülkelerle uzun vadeli ortaklıklar öneriyoruz” diye konuştu. 2025 yılı değerlendirmelerinde Rosatom olarak elektrik üretiminde planlananın üzerinde bir performans sergilediklerini de belirten Likhachev, şöyle devam etti: “Bizim için son derece kritik bir gösterge olan kurulu gücün kullanım katsayısı %87’nin üzerine çıktı. Bu oran, genel olarak enerji sektörü için, özelde ise nükleer enerji açısından rekor bir seviyedir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; karşı karşıya kaldığımız tüm zorluklara, bakım ve onarım gerekliliklerine ve nükleer santrallerimize yönelik gerçekleştirilen terörist saldırılara rağmen, tüm nükleer enerji kompleksleri 24 saatin 21 saatinde yüzde yüz kapasiteyle çalıştı.” Rusya Federasyonu olarak hükümet planlarında ülkenin enerji dengesinde nükleer enerjinin payının %25’e çıkarılmasına yönelik bir hedef bulunduğunun altını çizen Rosatom Genel Müdürü Likhachev, “Plan, 2042 yılına kadar nükleer enerji kapasitesinin artırılmasını öngörüyor. Bu nedenle de sahip olunandan daha fazla santral inşa etmemiz ve daha fazla kurulu gücü devreye almamız gerekiyor” Rusya dışında yürüttükleri projelere de değinen Likhachev, çalışmalarının Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Mısır’da devam ettiğini, Bangladeş’teki nükleer güç santralinin birinci ünitesinin de devreye alma çalışmalarının başlamasına neredeyse hazır durumda olduğunu söyledi. Çin’de Rosatom projeleri kapsamında yer alan Tianwan NGS’nin 7. ünitesinde ve Xudapu NGS’nin 3. ünitesinde ise fiziksel devreye alma aşamasının başlatılmasının beklendiğini belirten Rosatom Genel Müdürü, Myanmar ile küçük modüler reaktörlere ilişkin bir hükümetler arası anlaşma imzalandığını duyurdu. Likhachev, Vietnam için Rus tasarımı yeni bir araştırma reaktörünün kurulmasına karar verildiğini, Özbekistan’da küçük kapasiteli nükleer güç santralinin inşasında kilit bir aşamaya geçildiğini ve Macaristan’daki Paks-2 NGS’de “ilk beton” dökümünün yapılmasının Şubat 2026’da öngörüldüğünü de hatırlattı. Yeni Buzkıranların İnşası Sürüyor Rusya içindeki çalışmalarının yoğunlaştığı noktalardan birinin de yeni buzkıranların inşası ve Kuzey Deniz Yolu’nun geliştirilmesi olduğunu söyleyen Alexey Likhachev, 2025 yılında buzkıranların faaliyet gösterdiği Kuzey Deniz Yolu üzerinden konteyner taşımacılığında rekor kırıldığını belirtti. Likhachev, Kuzey Deniz Yolu’nda yıl boyunca 24 transit konteyner seferiyle 3,2 milyon tonluk toplam transit yük hacmine ulaştıklarını açıkladı. Buna ek olarak Kaliningrad’da lityum-iyon batarya üretimi için bir gigafabrika devreye aldıklarını da belirten Likhachev, “Aynı özelliklere sahip bir fabrikayı da Yeni Moskova’da, bu yıl içinde endüstriyel işletmeye alacağız. Böylece yılda 100 bine kadar araca yetecek batarya tedarik edebilecek kapasiteye ulaşacağız” ifadelerini kullandı. Rosatom Genel Müdürü, söz konusu projenin yalnızca üretimle sınırlı olmadığını, projenin bir parçası olarak, geri dönüşüm/bertaraf süreçleri, şarj istasyonları ve sistemleri, servis ve bakım hizmetleri gibi tamamlayıcı altyapı unsurlarının da hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Likhachev, Rosatom’un kapalı nükleer yakıt çevrimi alanında yürüttüğü çalışmalara da değindi. Likhachev, Rosatom’un Aralık 2024’te yenilikçi BREST-OD-300 reaktörü için nükleer yakıt üretecek tesisi işletmeye aldığını, bu tesisin dünya nükleer endüstrisinde benzersiz olan ve IV. nesil deneysel-gösterim amaçlı enerji kompleksinin üç unsurundan ilki olma niteliğini taşıdığını söyledi. BREST-OD-300’ün tamamen ikincil nükleer yakıt çevrimi ürünlerinden oluşan yenilikçi yakıtın kullanılacağı, kurşun soğutmalı ilk reaktör tesisi olacağını belirten Alexey Likhachev, tesisin üretilmesi ve devreye alınmasının nükleer enerjinin kaynak tabanının önemli ölçüde genişletilmesini ve ışınlanmış yakıt demetlerinin (TВС) depolanmak yerine yeniden işlenerek taze yakıt üretiminde kullanılmasını sağlayacağını, ayrıca nükleer atık oluşumu ile atıkların radyoaktif aktivitesinin radikal biçimde azaltacağını söyledi. Likhachev, “Hedefimiz, santral sahasında kapalı yakıt çevrimine sahip bu kompleksi 2030 yılına kadar devreye almak. Yakıt fabrikasyonu ve yeniden fabrikasyon modülü hâlihazırda işletmede ve burada geliştirme çalışmaları yoğun şekilde sürüyor. BREST reaktörünün de belirlenen takvim çerçevesinde bizi memnun edecek sonuçlar vereceğinden eminim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mandalina İhracatı Tarih Yazıyor Haber

Mandalina İhracatı Tarih Yazıyor

Mandalina ihracatında 11 aylık dönemde yüzde 61’lik ihracat artış hızı yakaladıklarını belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2024 yılının ocak – kasım döneminde 381 milyon dolar olan mandalina ihracatının 2025 yılının aynı zaman aralığında 615 milyon dolara yükseldiğini dile getirdi. “Mandalina ihracatında 2025 yılında tarih yazıyoruz” diyen Uçak, “2015 yılında 298 milyon dolar olan mandalina ihracatımızı 10 yıllık süreçte 2 kattan fazla artırdık. 2023 yılındaki 575 milyon dolarlık mandalina ihracat rekorunu 2025 yılında 11 ayda kırmayı başardık. Aralık ayında gerçekleştireceğimiz ihracatla 750-800 milyon dolara ulaşacağız. 2026 yılı ve sonraki yıllarda mandalina ihracatında yıllık 1 milyar doları aşmak için çaba göstereceğiz” şeklinde konuştu. Mandalina ihracatının miktar bazında yüzde 18’lik artışla 583 bin tondan 690 bin tona çıktığının altını çizen Uçak şöyle devam etti: “2025 yılındaki 2 milyor 130 bin tonluk mandalina rekoltesinin yüzde 32’si ihraç edilmiş oldu. Aralık ayında yapacağımız ihracatla rekoltenin yüzde 35-40’lık bölümünü ihraç etmiş olacağız. Mandalina, 2025 yılında yaş meyve sebze ürünleri arasında açık ara ihracat lideri oldu. 11 aylık dönemde mandalina ihracatı 615 milyon dolar olurken, ikinci sıradaki domatesin ihracatı 348 milyon dolar, üçüncü limonun ihracatı 336 milyon dolar olarak gerçekleşti.” Rusya zirvede, Irak rekora koşuyor Türkiye’nin 11 aylık dönemde mandalina ihracatında ilk sırada Rusya yer aldı. 2024 yılında 190 milyon dolar mandalina ihraç ettiğimiz Rusya’ya 2025 yılında yüzde 39’luk artışla 239 milyon dolarlık mandalina gönderdik. İkinci sıradaki Irak, 2025 yılında Türk mandalinasına büyük bir talep gösterdi. 2024 yılında 40 milyon dolarlık mandalina ihraç ettiğimiz Irak’a 2025 yılının ocak – kasım döneminde yüzde 406’lık rekor artışla 203 milyon dolarlık mandalina ihraç ettik. Mandalina ihracatındaki rekor artışta Irak’a mandalina ihracatındaki yüzde 406’lık büyük artış itici güç oldu. Irak, bu başarısıyla Ukrayna’yı geçerek ikinci sıraya yerleşti. Mandalina ihracatında üçüncü basamağın sahibi Ukrayna oldu. Ukrayna’ya 2024 yılında 45 milyon dolar olan mandalina ihracatımız yüzde 5’lik artışla 48 milyon dolara ilerledi. Son 10 yıllık mandalina ihracat rakamları 2015 298 milyon dolar 2016 312 milyon dolar 2017 351 milyon dolar 2018 311 milyon dolar 2019 347 milyon dolar 2020 437 milyon dolar 2021 453 milyon dolar 2022 463 milyon dolar 2023 575 milyon dolar 2024 475 milyon dolar 2025 615 milyon dolar* *2025 yılı verileri 11 aylıktır.

Türkiye 2025’in İlk Yarısında 25 Milyondan Fazla Turist Ağırladı Haber

Türkiye 2025’in İlk Yarısında 25 Milyondan Fazla Turist Ağırladı

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği Türkiye Turizm ve Konaklama Sektörü Görünümü çalışması yayımlandı. Sektörün 2024 ve 2025 yılları arasındaki büyüme ve değişimini baz alan araştırma, 2025 yılının tamamı için beklentileri de ortaya koyuyor. Sektörün 2025 sonu hedefi 65 milyon uluslararası turiste ulaşarak 64 milyar dolar gelir elde etmek EYP çalışmasına göre; Türkiye 2025’in ilk yarısında, 25 milyondan fazla uluslararası ziyaretçi ağırlayarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,7’lik bir artış kaydetti. Ziyaretçilerin yaklaşık %57’sinin Antalya, %17’sinin İstanbul ve %11’inin Muğla’yı tercih etmesi, turizm hareketliliğinin ağırlıklı olarak bu üç ilde yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılı ilk yarısında geçen senenin aynı dönemine kıyasla Nevşehir’de %60, Mardin’de %51, Çanakkale’de %23 ve Trabzon’da %17 oranında da artış kaydedildi. Bu eğilim, Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin deniz-kum-güneş turizmi ile birlikte kültür, tarih ve yerel deneyimlere dayalı seyahatlere de yöneldiğini gösteriyor. 2024’te 62 milyon olan uluslararası ziyaretçi sayısının, 2025 yılında 65 milyona yükselmesi bekleniyor. Çalışmaya göre Türkiye, turizm gelirlerinde de ciddi oranda artış sağladı. 2025 yılının ilk yarısında 25,4 milyar dolara ulaşan turizm gelirleri, 2024 yılının aynı dönemine göre %7,4 oranında artış gösterdi. 2024 yılında 61,1 milyar dolar olan toplam turizm gelirinin, 2025 yılında %4,7 artışla 64 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Turizm gelirindeki artışta kişi başı harcama düzeyindeki yükseliş belirleyici unsur oldu. 2025 yılının ilk yarısında kişi başına ortalama harcama günlük 996 dolara ulaşarak %5,6 oranında artış gösterdi. Bu eğilim, geçmiş yıllara kıyasla daha yüksek harcama kapasitesine sahip turist segmentlerine doğru kademeli bir geçiş olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin fiyatları uluslararası standartlara yaklaştı Çalışmada yer alan ve TÜİK tarafından açıklanan Haziran 2025 verilerine göre “Lokanta ve Oteller” grubunda yıllık fiyat artışı TL bazında %35,59 olarak gerçekleşti ve hizmetler genelinde artış %50,34’e ulaştı. Bu durum, Türkiye’nin fiyat seviyelerinin uluslararası standartlara yaklaştığını ve daha rekabetçi bir konumda olma yolunda ilerlediğini gösteriyor. Özellikle Akdeniz bölgesi, uluslararası lüks otel ve konaklama markalarının gelmesiyle önemli bir destinasyon haline geldi. Almanya, Rusya ve diğer Avrupa ülkeleri, 2025’in ilk yarısında Türkiye’yi en çok ziyaret eden başlıca ülkeler arasında yer aldı. Uluslararası talep istikrarlı seyrediyor Çalışmaya göre; 2024 yılının ilk yarısında %2,3 oranında büyüyen GSYH’nin, 2025 yılının aynı döneminde %4,8’lik artış kaydetmesi, ekonominin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, makroekonomik görünümün yanı sıra bölgesel ekonomik ve siyasi gelişmelerin turizm sektörünü etkilediği görülüyor. İstanbul ve Antalya yeni yatırımların merkezi konumunda Yatırımcı ilgisi, Antalya ve Muğla gibi kıyı destinasyonlarda ve İstanbul gibi kentsel merkezlerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Süregelen seyahat talebinin yanı sıra MICE (Kongre turizmi) segmentindeki toparlanma da bu yoğunluğa katkı sağlıyor. İstanbul ve Antalya, 19.038 odalık 130 otel projesi ile yeni yatırımların merkezi konumunda yer alıyor. Bu arzın %40’ı İstanbul’da yer almakta olup, şehirde 49 proje kapsamında 7.903 yeni oda planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılı haziran ayı itibarıyla doluluk oranları Antalya’da %84,35, İstanbul’da %49,54 ve Muğla’da ise %65,61 olarak gerçekleşti. Şubat 2025 itibarıyla geçtiğimiz 1 yılda mevcut oda başına gelirde (RevPAR) Türkiye’de %20, İstanbul’da ise %25’lik artış görüldü. Çalışmaya göre, lüks ve üst segment resort varlıklarının, kişi başına harcamadaki artışın da desteğiyle uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini koruduğu gözlemlendi. Yüksek inşaat maliyetleri yenileme projelerini temel yatırım stratejisi haline getiriyor Çalışmaya göre; sürdürülebilirlik ve ESG (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim) standartları, yatırım kararlarını giderek daha fazla şekillendirirken; enerji verimliliği ve yeşil sertifikasyonlar, yatırımcı ilgisini çeken önemli farklılaştırıcı unsurlar haline geliyor. “Türkiye hâlâ lüks segment otel grupları için cazip bir yatırım destinasyonu” EY-Parthenon Türkiye Ticari Gayrimenkul İşlemleri Kıdemli Direktörü Gün Gökkaya, Türkiye turizm ve konaklama sektörü için şu değerlendirmelerde bulundu: “EY Parthenon olarak hazırladığımız çalışmaya göre; makroekonomik dalgalanmalara karşın Türkiye hâlâ lüks segment otel grupları için cazip bir yatırım destinasyonu olma özelliğini koruyor. Bu durumun da etkisiyle Türkiye, turizm ve konaklama sektörü dayanıklı yapısını koruyarak dengeli bir büyüme ivmesi sergiliyor. Yukarı yönlü gelir performansı, çeşitlenen destinasyon yapısı ve sürdürülebilirlik temelli yatırımlar, sektörün uzun vadede rekabet gücünü destekliyor. Bu noktada, artan maliyetler ve hizmet fiyatlarındaki yükselişin, Türkiye’nin fiyat avantajını bir miktar azalttığını belirtmemiz gerekiyor. Buna karşın, lüks ve üst segment tesislere yönelik artan talep görüyoruz. Güçlü turizm gelirleri, sektörde nakit akışı istikrarını ve borç ödeme kapasitesini destekleyerek kredi dinamiklerini destekliyor. Yerel bankaların; mevcut varlıkların renovasyon ve yenileme projelerine finansman sağlamayı, yeni otel geliştirme projelerine göre daha fazla tercih etmesi, artan inşaat maliyetleri ile birlikte yeni projeleri daha maliyetli hale getiriyor. Bu durum yatırımcıların daha fazla alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep olurken, özellikle ortak girişimler, özel sermaye fonları ve gelir paylaşımı anlaşmaları öne çıkıyor. Uluslararası turistlere yönelik tatil bölgelerinde işletmeler, döviz kuru riskini azaltmak için döviz üzerinden fiyatlama yaparak, kur sabitleme gibi yöntemlerle gelirlerini güvence altına alıyor.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.