Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rusya

Kapsül Haber Ajansı - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bonna Üst Üste Üçüncü Kez İhracat Şampiyonu Haber

Bonna Üst Üste Üçüncü Kez İhracat Şampiyonu

Marka, ihracatını artırarak 2025 yılında da Porselen Sofra Mutfak Eşyası kategorisinde liderliğini sürdürdü ve üçüncü kez ihracat şampiyonu oldu. 6 kıtada 100’ü aşkın ülkede faaliyet gösteren Bonna, toplam satışlarında ihracatın payını yüzde 28’e çıkararak global gücünü pekiştirdi. 2014 yılından bugüne HoReCa sektörüne özel çözümleriyle öne çıkan, gastronomi profesyonellerine kaliteli ve estetik sunum ekipmanları sunan Bonna, ihracattaki istikrarlı yükselişini sürdürerek bir kez daha sektörünün zirvesinde yer aldı. Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) tarafından düzenlenen İhracatın Şampiyonları Ödülleri’nde, Porselen Sofra Mutfak Eşyası kategorisinde “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” olarak birincilik ödülüne layık görülen Bonna, ihracat şampiyonluğunu pekiştirdi. Bonna, ihracattaki başarısını 2025 yılında da ileri taşıdı. Geçtiğimiz yıllara kıyasla ihracat oranını artırarak büyümesini sürdüren marka, global pazarlardaki etkinliğini güçlendirdi. 2025 yılı itibarıyla Bonna’nın ihracatta öne çıkan ilk 10 pazarı; İspanya, Rusya, İsveç, Almanya, İtalya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika Birleşik Devletleri, Yunanistan ve Meksika oldu. Bu geniş coğrafi dağılım, markanın farklı pazarlardaki güçlü konumunu ve sürdürülebilir büyüme stratejisini ortaya koyuyor. İhracattaki payını artırarak toplam satışlarının yüzde 28’ini ihracattan elde eden Bonna, aynı kategoride üst üste üçüncü kez bu ödülü kazanmanın da gururunu yaşıyor. “Sektöre değer katmaya ve global ölçekte büyümeye devam edeceğiz” Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan, elde edilen başarıya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “İhracattaki istikrarlı büyümemizi sürdürerek bir kez daha sektörümüzün lideri olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Toplam satışlarımız içinde ihracatın payını yüzde 28’e çıkararak, global pazarlardaki gücümüzü daha da pekiştirdik. Bugün ürünlerimizin dünyanın dört bir yanında, yaratıcı şeflerin sunumlarında yer alması bizim için en büyük motivasyon kaynağı. Önümüzdeki dönemde de inovasyon odağımızı koruyarak, HoReCa sektörüne değer katmaya ve global ölçekte büyümeye devam edeceğiz.” Bonna, önceki yıllarda da aynı kategoride elde ettiği derecelerle ihracattaki başarısını istikrarlı şekilde sürdürmüş; uluslararası pazarlarda kazandığı güçlü konumunu her yıl daha da ileri taşımayı başarmıştı. 2025 yılında elde ettiği bu yeni başarıyla birlikte marka, ihracat şampiyonluğunu pekiştirerek global büyüme yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu’nda Üst Düzey Atama Haber

Legrand Türkiye Grubu’nda Üst Düzey Atama

Pascal DECONS, Legrand Türkiye Grubu’nun yeni Ülke Müdürü ve CEO’su olarak 1 Nisan 2026 itibarıyla göreve başlayacak. DECONS, Türkiye’deki faaliyetlerin geliştirilmesine ve inovatif çözümlerin pazara sunulmasına öncülük ederek, grubun sürdürülebilir büyüme hedeflerine de önemli katkılar sağlayacak. Pascal DECONS, Legrand’daki 26 yılı aşkın kariyeri boyunca farklı bölgelerde stratejik liderlik rollerinde bulundu. İngiltere’de pazarlama alanında başladığı kariyerini, Fransa’da kanal yönetimi deneyimi ile pekiştirdi. Ardından Orta Afrika’dan Lübnan’a, Fas’tan İspanya’ya ve Rusya-BDT ülkelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada ülke müdürlüğü ve genel müdürlük rollerini üstlendi. En son Polonya’da genel müdür olarak görev alan DECONS, küresel ölçekte ekip yönetimi, büyüme stratejileri ve inovatif çözümlerin pazara sunulması konularındaki kapsamlı deneyimiyle tanınıyor. Legrand bünyesinde farklı pazarlarda önemli görevler üstlenen DECONS, Türkiye’deki sorumluluğunun yanı sıra Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinin ülke müdürlüğü görevini de sürdürmektedir. Legrand Türkiye Grubu’nda ülke müdürü ve CEO görevini 10 yıldır başarıyla sürdürmekte olan Levent ILGIN ise, 1 Nisan 2026 itibarıyla kariyerine Legrand Grup’un İngiltere ve İrlanda operasyonlarından sorumlu Ülke Müdürü olarak devam edecek. Sayın ILGIN, yeni görevinde Legrand, CP Electronics, Electrak ve Power Control şirketlerinden oluşan grup şirketlerinin yönetimini üstlenirken, üç fabrikayı kapsayan operasyonlardan sorumlu olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seranit, Yenilikçi Çözümleriyle MosBuild 2026’da Sektör Profesyonelleriyle Buluşuyor Haber

Seranit, Yenilikçi Çözümleriyle MosBuild 2026’da Sektör Profesyonelleriyle Buluşuyor

Yapı malzemeleri ve iç mimari dünyasının küresel ölçekteki en prestijli buluşma noktalarından biri olan MosBuild 2026, bu yıl 31 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında Rusya’nın başkenti Moskova’da kapılarını açıyor. Sektörün öncü markalarından Seranit, bölgenin en büyük yapı ve iç mekan organizasyonu olarak kabul edilen bu önemli fuarda, estetik ve teknolojiyi birleştiren en yeni koleksiyonlarını uluslararası platformda sergilemeye hazırlanıyor. Uluslararası Arenada Tasarım ve Teknoloji Şovu Rusya ve Doğu Avrupa’nın en kapsamlı ihtisas fuarı olan MosBuild, her yıl binlerce mimar, iç mimar, üretici ve yatırımcıyı aynı çatı altında buluşturuyor. Yapı teknolojilerinden banyo-mutfak çözümlerine, zemin kaplamalarından iç mimari detaylara kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan fuar, sektörün geleceğine yön veren trendlerin belirlendiği bir merkez konumunda bulunuyor. Seranit, bu stratejik organizasyonda yer alarak global pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve yenilikçi ürünlerini profesyonellerle buluşturmayı hedefliyor. Seranit Hall 8 – H7043 Standında Ziyaretçilerini Bekliyor Moskova’daki Crocus Expo International Exhibition Center’da düzenlenecek olan fuarda Seranit, Hall 8’de yer alan H7043 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayacak. Marka, modern yaşam alanları için geliştirdiği dayanıklı, çevre dostu ve tasarım odaklı çözümlerini dört gün boyunca sektör temsilcilerine tanıtacak. Profesyonel ziyaretçiler, Seranit’in geniş ürün gamını yakından inceleme ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkanı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdeniz’den Toroslar’a Uzanan Yarışta Zirve Sahiplerini Buldu Haber

Akdeniz’den Toroslar’a Uzanan Yarışta Zirve Sahiplerini Buldu

Alanya’nın deniz, tarih ve dağ coğrafyasını bir arada sunan eşsiz yapısı, Alanya Ultra Trail’in karakterini benzersiz kıldı. Deniz seviyesinden başlayarak yüksek irtifalara ulaşan rotalar, Akdeniz’in sıcak dokusundan Toroslar’ın sert ve teknik etaplarına uzanarak sporculara çok katmanlı ve dünyada sayılı örnekler arasında yer alan bir yarış deneyimi yaşattı. Sporcular, Kleopatra Plajı’ndan start aldıktan sonra Alanya Kalesi, Kızılkule ve tarihi patikalardan geçerek çam ormanları ve dağ yollarına ulaştı. Parkur boyunca değişken zemin yapısı, yüksek irtifa kazanımı ve teknik geçişler, sporcuları hem fiziksel hem zihinsel olarak zorladı; Alanya’nın doğal ve tarihi dokusunu yarışın her anına taşıdı. Parkurda Nefes Kesen Anlar Sabahın erken saatlerinde Kleopatra Plajı’ndan verilen startın ardından sporcular, kısa sürede yüksek tempo ve yoğun rekabetin içine girdi. İlk kilometrelerden itibaren oluşan tempo grupları, özellikle tırmanış etaplarında parçalanırken, yarışın kaderini belirleyen anlar Toros Dağları’nın zorlu bölümlerinde yaşandı. Teknik geçişlerin yoğun olduğu dar patikalar, keskin inişler ve uzun tırmanışlar sporcuların ritmini sürekli değiştirirken; doğru enerji yönetimi ve parkur bilgisi yarışın en kritik unsurları arasında öne çıktı. Özellikle yüksek irtifa kazanımının yaşandığı bölümlerde sporcular hem fiziksel dayanıklılıklarını hem de mental güçlerini test etti. Parkurun farklı noktalarında kurulan destek alanları ve seyir noktaları, sporculara moral ve motivasyon sağlarken; izleyicilerin yoğun ilgisi yarış atmosferini daha da yukarı taşıdı. Gün ilerledikçe değişen hava koşulları ve zemin yapısı da mücadeleyi daha zorlu hale getirirken, Alanya Ultra Trail bir kez daha yalnızca bir yarış değil, başlı başına bir dayanıklılık hikayesi sundu. Alanya Ultra Trail’de Nefes Kesen Yarışların Kazananları Belli Oldu 68 K parkurunda kadınlarda Ezgi Aksedir (10:04:43), erkeklerde Mehmet Soytürk (08:49:07) zafere ulaştı. 42 K parkurunda kadınlarda Dominika Stelmach (05:00:03), erkeklerde Shyngys Baikashev (04:38:16) birinciliği elde etti. 27 K parkurunun galipleri ise kadınlarda Evgeniia Slinkina (03:25:27), erkeklerde Bogdan Kovalenko (02:34:10) oldu. 18 K parkurunda kadınlarda Merve Atilla (02:29:46), erkeklerde Dmitriy Hohlov (01:42:19) zirvede yer aldı. 5 K parkurunda ise kadınlarda Dilara Tiryaki (00:42:37), erkeklerde Musab Kundakçı (00:35:38) birinciliğe ulaştı. Kazanan Sporcular – Genel Klasman 68 K Kadınlar: Ezgi Aksedir Türkiye (10:04:43) Nuray Bulut Göktepe Türkiye (10:19:17) Tatiana Nikitina Rusya (11:20:35) Erkekler: Mehmet Soytürk Türkiye (08:49:07) Ivan Rıabkın Rusya (09:19:28) Yevhenii Yermolenko Ukrayna (09:28:23) 42 K Kadınlar: Dominika Stelmach Polonya (05:00:03) Beyza Güzel Türkiye (06:07:47) Viktoriia Stalmakova Rusya (06:08:26) Erkekler: Shyngys Baikashev Kazakistan (04:38:16) Ramıs Nuralıev Rusya (05:24:41) Halil İbrahim Bayındır Türkiye (05:34:06) 27 K Kadınlar: Evgeniia Slinkina Rusya (03:25:27) Üzüm Sevgül Kaçak Türkiye (03:26:51) Olesia ZUBAKHA Rusya (03:33:36) Erkekler: Bogdan Kovalenko Türkiye (02:34:10) İbrahim Güneş Türkiye (02:35:19) Koray Het Türkiye (02:57:46) 18 K Kadınlar: Merve Atilla Türkiye (02:29:46) Gönül Tezel Türkiye (02:30:48) Songül Albayrak Türkiye (02:34:52) Erkekler: Dmitriy Hohlov Rusya (01:42:19) Gökhan Gündoğan Şen Türkiye (01:46:39) Stanislav Igoshın Rusya (01:52:40) 5 K Kadınlar: Dilara Tiryaki Türkiye (00:42:37) Tatiana Grıshına Rusya (00:45:31) Alisha Galimova Rusya (00:46:20) Erkekler: Musab Kundakçı Türkiye (00:35:38) Ilya Uysal Türkiye (00:36:02) Şerefcan Şentürk Türkiye (00:41:59) Kazanan sporculara ödüllerini Alanya Belediyesi Başkan Danışmanı Faruk Konukçu, Alanya Gençlik ve Spor Müdürü Emre Gıdırgıcı, Alanya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Nazmi Uyar, Parkurlar Sorumlusu Ahmet Arslan ve Yarış Direktörü Hüseyin Koçak ve Organizasyon Direktörü Talat Demirel takdim etti. Alanya Ultra Trail’e Güçlü Destekler ve İş Birlikleri Alanya Ultra Trail; T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Alanya Kaymakamlığı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), Türkiye Atletizm Federasyonu, Alanya Belediyesi, Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) ve Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) destekleriyle gerçekleştirildi. 23 Projects ana sponsorluğunda, Corendon Airlines’ın ulaşım sponsorluğu, Utopya World Hotel’in co-sponsorluğu ve Başkent Üniversitesi Alanya Hastanesi’nin sağlık partnerliği ile hayata geçirilen organizasyon; Alanya Teleferik, This is Alanya, Sundaze Beach Club, Smak Cafe & Eatery, Comfort Suites ve My Home Resort gibi markaların katkılarıyla güçlü bir iş birliği yapısı ortaya koydu. Kamu kurumları ve özel sektörün bir araya geldiği bu çok paydaşlı yapı, Alanya Ultra Trail’in yalnızca sportif bir organizasyon olmanın ötesine geçerek, bölgenin doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerini uluslararası alanda tanıtan önemli bir spor turizmi projesi olarak konumlanmasını sağladı. Altura Event’in organizasyon gücüyle gerçekleştirilen etkinlik, her geçen yıl artan etkisiyle Alanya’nın global spor turizmi sahnesindeki yerini güçlendirmeye devam ediyor. Alanya’da Festival Atmosferi Alanya Ultra Trail, bu yıl yalnızca bir yarış olmanın ötesine geçerek iki güne yayılan bir spor ve yaşam festivali atmosferi sundu. Cleopatra Plajı’nda kurulan EXPO alanı, sporcuların yanı sıra aileler, ziyaretçiler ve sporseverlerin yoğun ilgisiyle gün boyunca hareketli anlara sahne oldu. Katılımcılar; marka deneyim alanları, etkinlik stantları, müzik ve sahne performanslarıyla zenginleşen organizasyonda, yarış heyecanını sosyal bir deneyimle birleştirme fırsatı buldu. Alanya Ultra Trail, sporun birleştirici gücünü şehirle buluşturarak hafta sonu boyunca yüksek enerjili bir festival ortamı yarattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Darülaceze’de Vefa Buluşması Haber

Darülaceze’de Vefa Buluşması

Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam’ın ev sahipliğindeki iftar programına, Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Bilal Erdoğan, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. SPOR DÜNYASININ RAKİPLERİ BULUŞTU Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve Trabzonspor Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya ve Kasımpaşa Spor Kulübü Başkanı Davut Dişli’nin yanı sıra; Kasımpaşa Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Milli Okçu Mete Gazoz, Milli Voleybolcu Zehra Güneş, Milli Güreşçi Rıza Kayaalp ile çok sayıda milli sporcu da bu anlamlı buluşmaya iştirak etti. SANAT CAMİASI BİR ARAYA GELDİ Ahmet Özhan, Hülya Avşar, Sinan Akçıl, Burak Kut, Serkan Çağrı, Resul Dindar ve Uğur Işılak programda sanat camiasını temsil eden isimlerden oldu. ÜNLÜ OYUNCULAR DARÜZACEZE’DE Sinema ve dizi oyuncuları Özgür Ozan, Ebru Cündübeyoğlu, Görkem Sevindik, Serkan Çayoğlu, Taner Ölmez, Burç Kümbetlioğlu, Ceren Benderlioğlu, Aleyna Solaker, Kenan Çoban, Merve Üçer, Yıldıray Şahinler, Erdem Şanlı, Ava Yaman, Zeynep Atılgan, Erdem Şanlı, Gürkan Uygun ile minik oyuncu Kuzey Gezer de iftarın konukları arasındaydı. ŞEFLER DE GELDİ Acun Medya Yönetim Kurulu Başkanı Acun Ilıcalı ile TV8’in heyecan dolu yemek yarışması MasterChef’in ünlü şefleri Danilo Zanna ve Mehmet Yalçınkaya programda yerini aldı. Ayrıca sosyal medyada hatırı sayılır takipçi sayılarıyla ön plana çıkan çok sayıda dijital içerik üreticisi de iftara katılım gösterdi. VEFA VE MERHAMET Darülaceze Başkanlığı Okmeydanı Yerleşkesi’nde gerçekleşen program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua ile başladı. Farklı toplumsal kesimlerin buluşmasına sahne olan iftar; vefa ve merhamet duygularının güçlü bir şekilde hissedildiği anlamlı bir akşama dönüştü. SUNUCULUĞU PELİN ÇİFT YAPTI Sunuculuğunu gazeteci ve televizyon programcısı Pelin Çift’in üstlendiği etkinlikte ilk olarak Darülaceze Başkanı Esra Ceceli İslam bir konuşma yaparak davetlilere katılımlarından dolayı teşekkür etti. PAYLAŞMA VE ŞÜKÜR Daha sonra kürsüye gelen Darülaceze İdare Meclisi Üyesi Erdoğan, Ramazan’ın yalnızca bir ibadet süreci değil aynı zamanda insanın kendisi, çevresi ve toplumla kurduğu bağları yeniden hatırladığı bir dönem olduğunu ifade etti. Erdoğan, günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman fark edilemeyen paylaşma, şükür ve dayanışma duygularının Ramazan ayında daha görünür hale geldiğini belirterek özellikle Darülaceze gibi kurumların bu değerlerin en güçlü şekilde hissedildiği yerler olduğunu dile getirdi. HAYRET VE GIPTAYLA Müslüman bir ülkede doğup büyüyen insanlar olarak Ramazan'ın hakkını bazen veremediklerini kaydeden Erdoğan, “Hani demişler ya eskiler; ‘O mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler.’ Yani o balıklar ne kadar engin bir denizde olduklarını fark etmeden yaşarlar. Yurt dışında yaşadığım dönemde Ramazan'da herkesin birbirine yardım ettiğini, ihtiyaç sahiplerine ulaştığını yabancılara anlattığımız zaman, hayretle ama aynı zamanda gıptayla hep mukabele ettiklerine şahitlik etmişimdir.” dedi. GÜZEL ŞENLENDİRDİK Erdoğan, bir kasidede “Şu mübarek, iki ay olsa bari” denildiğini anımsatarak “Gerçekten bu güzel ayı, bu sene memleketimizde belki uzun yıllardır olmadığı kadar güzel karşıladık. Okullarımızda, sokaklarımızda, mahallelerimizde güzel süslemelerle Ramazan'ı eskilerin tabiriyle çok güzel şenlendirdik. Ve bu nesiller arası aktarım için de güzel bir vesile oldu. Bu bakımdan eskiden bizim çocukluğumuzda hep büyükler derdi ki; ‘Nerede o eski Ramazanlar?’ Galiba bu Ramazan'da onu çok duymadık. Onun için de ayrıca mutluyum.” diye konuştu. İSTİKRAR ADASI İran’da yaşanan savaşa işaret eden Erdoğan, “Ülkemiz, maalesef 50 yıldır bölgesindeki bu istikrarsızlıklarla imtihan oluyor. 70'lerde de bir petrol krizi olmuştu. 80'lerde İran-Irak Savaşı oldu. 90'larda Amerika Körfez'e girdi. 2000'lerde yine Irak'ta sıkıntılar. Suriye'de iç savaş yaşandı. Hepsinde etkilendik, etkileniyoruz. Kuzeyimizde Ukrayna-Rusya Savaşı yine etkilendik, etkileniyoruz. Ama şu dersi çıkarıyoruz inşallah toplum olarak biz bu bölgede bir istikrar adası olarak kalmaya devam ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı. KENETLENMELİYİZ Erdoğan, Türkiye’nin bölgesine nizam vermekle ilgili de bir sorumluluğu olduğunun altını çizerek “Yani bize ne Suriye'den, Irak'tan, İran'dan, Gürcistan'dan, Ermenistan'dan, Azerbaycan'dan, Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan deme lüksümüz kesinlikle yok. Kudretimizle, merhametimizle bütün bu bölge ülkelerinin selameti için Türkiye'nin çalışması, daha güçlü olması, kenetlenmesi ve birliğini daha da güçlendirmesi lazım.” ifadelerini kullandı. MERHAMETİ BU TOPRAKLARDA YEŞERTELİM Küresel ölçekte merhamet ve adalet duygusunun zayıfladığını kaydeden Erdoğan, “Gerçekten insanoğlu eskisi kadar birbirini sevmiyor. İnsanoğlu eskisine göre çok daha gaddar, çok daha az merhamet sahibi. Dünyanın böyle bir geleceğe yürüdüğü bu düzlemde bu milletin yaşatmaya devam etmeyi başardığı bu merhamet duygusunu bizim yaşatmaya ihtiyacımız var. Biz bunu bu topraklardan yeniden yeşertebiliriz.” dedi. TİCARET BAKANIYLA GÖRÜŞTÜRDÜ Vera Ezgileri müzik grubunun kısa bir dinleti sunduğu programın ardından davetliler, Darülaceze sakinleri ile bir araya gelerek sohbet etti. Sohbet sırasında Darülaceze sakinlerinden Nedim Fuzuli Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’la görüşmek istediğini ifade etti. Bunun üzerine AK Parti Bursa Milletvekili Varank, Bakan Bolat’ı telefonla arayarak iki ismi görüştürdü. Bakan Bolat'ın, Nedim Fuzuli Şimşek’in Darülaceze’de kalmasına yardımcı olduğu öğrenildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’de Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Düzenlendi Haber

Akkuyu NGS’de Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Düzenlendi

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Mersin’de inşa ettiği Akkuyu NGS sahasında, Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenlendi. Etkinliğe, Rus üniversitelerinde uzmanlık eğitimi almış kadın mühendisler ile Türk uzmanlar katıldı. Uzmanlar ve AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’nin mühendislik ve üretim birimlerinde görevli kadın çalışanları, santralin inşaat sahasındaki etkinlikte kadınların projenin hayata geçirilmesinde sundukları katkıları ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dair konuları değerlendirdi. Etkinlikte konuşan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, katılımcılarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Kadınların Akkuyu NGS projesinin yapım sürecindeki katkılarına dikkati çeken Butckikh, şunları söyledi: “Akkuyu NGS sahasında 3 binden fazla kadın çalışıyor ve AKKUYU NÜKLEER A.Ş. bünyesinde kadın istihdam oranı %30 civarında. Bir nükleer güç santrali inşa eden ve gelecekte işletmecisi olacak bir şirket için bu oran, dünya ortalamasının üzerindedir. Cinsiyet farkı gözetmeksizin her uzmana kariyer ve mesleki gelişim için eşit fırsatlar sunmaya öncelik veriyoruz. Hemen her birimde görevli kadın çalışanlarımız, nitelikli birer uzman ve yöneticidir. NGS’nin güvenliği için her gün önemli kararlar alıyorlar; onlarla gurur duyuyoruz!” AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Lisanslama Destek Birimi Baş Uzmanı Elif Uğur da şu ifadeleri kullandı: “Lisanslama bir formalite değil, güvenliğin temelidir. İnşaat ve işletme hazırlığının her aşaması ulusal ve uluslararası standartlara göre denetleniyor. Mesleki gelişimim, bu sorumluluğu taşımaktan geçiyor. Santralin daha işletmeye alınmadan en katı güvenlik kriterlerine uygun olmasını sağlıyoruz.” Etkinlik kapsamında, santralin 4 ünitesini gören panoramik manzaralı seyir terasında, katılımcılar için geleneksel Rus Hohloma sanatı üzerine bir atölye çalışması da düzenlendi. Bu sanatsal atölye çalışması ile projenin önemli kilometre taşlarından olan ve 2025 Kasım ayında yapılan “Akkuyu NGS sahasına Dördüncü Güç Ünitesi için reaktör basınç kabının ulaştırılması” işlemine de atıfta bulunulmuş oldu. Basınç kabı, sevkiyat sırasında Hohloma motifleri içeren dekoratif süslemeli bir örtüyle taşınmıştı. Katılımcıları yönlendiren atölye eğitmeni, Rus Hohloma desenleri ile geleneksel Türk Tezhip sanatı arasındaki benzerliğe de vurgu yaptı. Bu benzerlik, etkinliğe kültürel bir derinlik kattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’te 3 Yeni Üst Düzey Atama Haber

Arçelik’te 3 Yeni Üst Düzey Atama

Bir süre önce Can Dinçer’in Arçelik A.Ş. CEO’su olarak atanacağının duyurulmasının ardından boşalan Arçelik Türkiye (Arçelik Pazarlama A.Ş.) Genel Müdürlüğü görevine Arçelik A.Ş. Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevini sürdüren Cem Kural atandı. Cem Kural aynı zamanda Arçelik A.Ş. Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) görevine getirildi. Arçelik Hitachi Home Appliances Genel Müdürü (CEO) ve Arçelik A.Ş. Asya Pasifik Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) Zafer Üstüner, Arçelik Hitachi Home Appliances Genel Müdürü (CEO) ve Arçelik A.Ş. Asya, Rusya ve Sahra Altı Afrika Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) olarak atanırken, Koç Topluluğu şirketlerinden WAT Mobilite & WAT Motor Genel Müdürü olarak görev yapan Alp Karahasanoğlu ise Arçelik A.Ş. Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevine getirildi. Görev değişiklikleri şirketin Olağan Genel Kurul toplantısı itibarıyla geçerli olacak. Lider ev teknolojileri şirketi Arçelik, Arçelik Türkiye (Arçelik Pazarlama A.Ş.) Genel Müdürü ve Arçelik A.Ş. Türkiye ve Güney Asya Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) olarak görev yapan Can Dinçer’in Arçelik CEO’su olarak atanmasının ardından üst düzey yönetim kadrosunda önemli atamalar gerçekleştirdi. 30 yılı aşkın süredir Arçelik’te farklı alanlarda görev yapan ve 2023 yılından bu yana Arçelik A.Ş. Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevini sürdüren Cem Kural, Arçelik Türkiye (Arçelik Pazarlama A.Ş.) Genel Müdürü ve Arçelik A.Ş. Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) olarak atandı. Cem Kural, Arçelik’in Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) Bölgesi Operasyonlarına Liderlik Edecek Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olan Cem Kural, yüksek lisans eğitimini de Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı. İş hayatına 1992 yılında Testaş A.Ş.’de Ar-ge Mühendisi olarak adım atan Cem Kural Arçelik’teki kariyerine 1995 yılında Araştırma Geliştirme Mühendisi olarak başladı. Arçelik’te 30 yılı aşkın kariyeri boyunca çeşitli kademelerde görev yapan Cem Kural, 2012–2017 arasında Arçelik A.Ş. Ar-ge Direktörü, 2018–2020 yılları arasında Arçelik A.Ş. Temin Ürün Direktörü, 2021–2023 yılları arasında ise Arçelik-LG Genel Müdürlüğü olarak çalıştı. 2023 yılından bu yana Arçelik A.Ş. Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevini sürdüren Cem Kural, yeni görevinde Arçelik A.Ş.’nin Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki (MENA) ticari operasyonlarına liderlik ederek şirketin bu pazarlardaki güçlü konumunu ve büyüme ivmesini daha da pekiştirmeye odaklanacak. Zafer Üstüner, Arçelik’in Asya, Rusya ve Sahra Altı Afrika Bölgesi Operasyonlarını Yönetecek Şirkette gerçekleşen atamalar kapsamında 25 yılı aşkın süredir Arçelik’te çeşitli görevler üstlenen, 2023 yılından bu yana da Arçelik Hitachi Home Appliances Genel Müdürü (CEO) ve Arçelik A.Ş. Asya Pasifik Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) olarak görevini sürdüren Zafer Üstüner, Arçelik Hitachi Home Appliances Genel Müdürü (CEO) ve Arçelik A.Ş. Asya, Rusya ve Sahra Altı Afrika Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) olarak atandı. Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Mühendisliği ve Matematik bölümlerinden çift anadal lisans derecesi ile mezun olan Zafer Üstüner, Koç Üniversitesi'nde MBA programını, Harvard Business School’da İleri İşletme programını tamamladı. Arçelik’teki kariyerine 2001 yılında Uluslararası Satış Müdürü olarak başlayan Zafer Üstüner, 2007 yılında Beko Almanya Ülke Müdürü olarak atandı ve 5 yıl boyunca bu görevini sürdürdü. 2012-2015 yılları arasında Beko Rusya Ülke Müdürü olarak çalışan Zafer Üstüner, 2016 yılında Rusya ve BDT Ülkeleri Bölge Direktörü olarak atandı. 2016 yılının sonunda ise Tayland Ülke Müdürlüğü görevinin yanı sıra Avustralya, Yeni Zelanda, Çin, Malezya, Vietnam, Singapur, Endonezya ve Filipinler'den Sorumlu Asya-Pasifik Bölge Direktörü görevini üstlendi. 2021 yılında Arçelik ve Hitachi Global Life Solutions ortaklığıyla kurulan Arçelik Hitachi Home Appliances şirketinin CEO’su olarak atanan Zafer Üstüner, 2023 yılında Asya-Pasifik Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığına getirildi. Beyaz eşya ve ev aletleri endüstrisinde 30 yılı aşkın deneyimi bulunan Zafer Üstüner; dönüşüm, iş yönetimi, müzakere, pazarlama yönetimi, iş planlaması, tüketici ürünleri ve satış alanlarında uzmanlığa sahiptir. Zafer Üstüner, Arçelik Hitachi Home Appliances Genel Müdürü (CEO) ve Arçelik A.Ş. Asya, Rusya ve Sahra Altı Afrika Bölgesi Ticaretten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CCO) olarak yeni görevinde şirketin bu bölgelerdeki sürdürülebilir büyüme ve pazar gelişimine liderlik edecek. Arçelik’in Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alp Karahasanoğlu Oldu Cem Kural’ın yeni görevine atanmasın ardından 30 yılı aşkın süredir Koç Topluluğu bünyesinde çeşitli görevler üstlenen ve yaklaşık 2 yıldır Koç Topluluğu şirketlerinden WAT Mobilite & WAT Motor Genel Müdürü olarak görev yapan Alp Karahasanoğlu Arçelik A.Ş. Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olan Alp Karahasanoğlu, mezuniyetinin ardından kariyerine Arçelik’te başladı ve şirket bünyesinde çeşitli pozisyonlarda görev aldı. Alp Karahasanoğlu 2016–2019 yılları arasında Kurutucu & Elektrik Motorları Ürün Direktörü, 2019–2021 yılları arasında Pişirici Cihazlar Ürün Direktörü, 2021–2022 yılları arasında ise Arçelik A.Ş. Tedarik Zinciri Kıdemli Direktörü olarak görev yaptı. 2022’de Arçelik A.Ş. Satın Alma Kıdemli Direktörü görevini üstlenen Alp Karahasanoğlu, 2024 yılında Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren WAT Mobilite & WAT Motor şirketinin Genel Müdürü olarak atandı. Alp Karahasanoğlu, Arçelik A.Ş. Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak yeni görevinde Arçelik’in küresel satın alma, tedarik zinciri ve dijital dönüşüm süreçlerine liderlik edecek; operasyonel verimlilik, tedarik zinciri dayanıklılığı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin desteklenmesinden sorumlu olacak. Cem Kural, Zafer Üstüner ve Alp Karahasanoğlu yeni görevlerine şirketin 16 Mart’ta gerçekleşecek Olağan Genel Kurul toplantısının ardından başlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı  Haber

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı 

Bu yapılar, insan kök hücrelerini evrensel hücrelere “yeniden programlamayı” mümkün kılıyor ve bağışıklık reddine neden olmadıkları için herhangi bir hastaya uygun dokuların yetiştirilmesinde kullanılabiliyor. Bu başarı, tıpta büyük umutlara yol açıyor ve dünyanın en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul ediliyor. Diğer sergiler arasında doku mühendisliğiyle üretilmiş bir kalp kapakçığı ve Rosatom uzmanlarının laboratuvar ortamında geliştirdiği bu kapakçık ile sağlık sistemini bir üst seviyeye taşıyacak minyatür enerji kaynakları olan ‘nükleer piller’ bulunuyor. Likhachev, “Rosatom bugün sağlık hizmetleri alanında öncü araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütüyor ve her adımla geleceği daha da yakınlaştırıyor. Bilim insanlarımız gerçekten olağanüstü, çünkü hem vizyoner hem de hayalperestler. Fikirleri kağıt üzerinde kalmayıp çığır açan teknolojilere dönüşüyor. Tıbbi amaçlı aditif biyoteknoloji alanındaki çalışmaları, bilimsel düşüncenin teknolojik ilerlemenin temeli haline nasıl gelebileceği ve insanlığa fayda sağlayabileceğinin bir örneğidir” dedi. Tıbbi Cihazlar ve Hücresel Ürünler Bilimsel ve Üretim Merkezi (NIITFA A.Ş.) Müdürü Vladislav Parfenov da, “Genom düzenleme teknolojileri, hücreleri 'programlamamıza', yani onlara gerekli özellikleri kazandırmamıza olanak sağladı. Bu keşfin ölçeği, insanlığın atom alanındaki gelişmeleriyle kıyaslanabilir. Yakın gelecekte, hormon üreten bezlerin parçacıkları veya kalp dokusunun parçacıkları gibi insan vücudu için bireysel 'parçacıklar' yaratacağız. Yaşam kalitesini iyileştiren teknolojiler, yeni bir biyoekonominin temelini oluşturuyor. Disiplinlerarası sinerji sayesinde, geleceğin ekonomisi için sağlam bir temel oluşturabileceğimize inanıyoruz!” ifadelerini kullandı. Sergi turu, Erimiş Tuz Araştırma Reaktörü (MSRR) maketinin sunumunu da içeriyordu. Reaktörün, Krasnoyarsk Bölgesi'ndeki Zheleznogorsk şehrinde bulunan Çevre Çözümleri şirketi Madencilik ve Kimya Kombinesi'nde inşa edilmesi planlanıyor. Maket, uzun ömürlü ve en tehlikeli radyoaktif atıklar olan ve aynı zamanda reaktör yakıtı olarak da kullanılacak küçük aktinitlerin neredeyse tamamen “yakılmasına” olanak tanırken, aynı zamanda yüksek verimli elektrik üretimi sağlayan bu teknolojinin avantajlarını gösteriyor. Projenin teknolojik zorluğu, erimiş tuzun aşırı aşındırıcılığının üstesinden gelmek olduğu için Vladimir Putin'e gelecekteki reaktörün tasarımına dahil edilmesi planlanan yeni malzemeler de gösterildi. Putin’e, Leningrad Oblastı'ndaki Krasny Bor tehlikeli atık depolama sahasındaki çevresel zararları gidermek için Rosatom’un kullandığı gelişmiş teknolojiler de tanıtıldı. İnteraktif sergide, tesis için özel olarak tasarlanmış yüksek teknolojili bir altyapı gösterildi. Bu altyapı, arıtılmış suyun doğal su kaynaklarına geri dönüşünü sağlayan 13 aşamalı sıvı atık arıtma sistemini içeriyor. Sergide, arıtılmış suyun toplandığı Tosna Nehri'ne özgü bir tür olan iki canlı gümüş sazan balığı da yer aldı. Stantta ayrıca geri dönüştürülmüş atıklardan üretilen jeopolimer geri kazanım malzemeleri de sergilendi. Bu malzemeler doğal peyzajları restore etmek için kullanılabilir. Likhachev, Vladimir Putin'e, Rosatom'un denetiminden sorumlu olduğu ‘kuantum projesi’nin gelişimi hakkında bilgi verdi ve nükleer sanayinin kuantum hesaplama alanındaki pratik deneyimini sundu. Rusya'nın, Rus hükümetinin himayesinde bu alanda sistematik çalışmaların başladığı 2020 yılına kıyasla, küresel kuantum alanındaki konumunu temelden güçlendirdiği belirtildi. Ayrıca, Rusya'nın dört öncelikli platformda yedi prototip kuantum bilgisayara sahip olduğu ve işlemcilerden üçünün 70 veya daha fazla kübit kapasitesine ulaştığı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti! Haber

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti!

Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran’a yönelik saldırılar üzerinden Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor Krizin yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim olarak okunamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor. İran’a yönelik saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir gerilim değil; küresel güç mücadelesinin bölgesel bir aşamasıdır.” dedi. “19. yüzyılda toprak paylaşılırdı; şimdi enerji koridorları, lojistik hatlar ve teknoloji ekosistemleri paylaşılıyor.” diyen Prof. Dr. Arslan, İran’ın da “bu yeni paylaşım savaşının kritik bir cephesi” olduğunu belirtti ve “Asıl soru şu: Bu bir sınırlı operasyonlar dizisi mi, yoksa daha derin bir stratejik hedefin başlangıcı mı?” ifadelerini kullandı. Uluslararası hukukta istisnalar bellidir Saldırıların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesine ilişkin Prof. Dr. Arslan, “Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin zayıflatılması, parçalanması veya "fonksiyonel kapasitesinin aşındırılması" yeni bir yöntem değil. Irak, Libya ve Suriye örnekleri hâlâ hafızalarda. İran dosyası da bu çerçevede okunabilir mi? Birleşmiş Milletler Şartı kuvvet kullanımını yasaklar; istisnalar bellidir: Güvenlik Konseyi kararı ya da açık bir silahlı saldırıya karşı meşru müdafaa.” diye konuştu. “Önleyici saldırı doktrini hukuken tartışmalıdır” diyen Prof. Dr. Arslan, diplomatik kanallar tükenmeden başlatılan askeri operasyonların yalnızca hukuki değil, sistemsel bir istikrarsızlık üreteceğini vurguladı ve “Eğer bu yöntem normalleşirse, yarın herhangi bir ülke ‘potansiyel tehdit’ gerekçesiyle hedef alınabilir” ifadelerini kullandı. Türkiye açısından ilkesel çerçevenin net olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Toprak bütünlüğüne saygı, kuvvet kullanımının istisnai niteliği ve diplomasiye öncelik temel referanslarımızdır. Ancak mesele yalnızca hukuki değil; asıl mesele stratejik niyettir.” diye konuştu. Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı “Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı. Bu kriz ise mevcut eksenleri derinleştirecek ve netleştirecek.” diyen Prof. Dr. Arslan, “Batı ekseninde ABD, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri deniz gücüne dayalı ve finansal araçları öne çıkaran bir politika izlerken; Avrasya ekseninde İran, Rusya ve Çin kara gücüne, enerji koridorlarına öncelik veriyor. Ancak durum bu iki eksene indirgenemez. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ‘orta kuşak’ ülkeler, iki eksen arasında gidip gelen ve zaman zaman denge unsuru olan aktörler olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu. İsrail’in İran’ı Haziran 2025’te hedef almasının üzerinden henüz bir yıl geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Yeni dalga operasyonlar tesadüf değil. Amaç, geçici bir baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak. Zayıf bir aktör, güçlü bir İran’dan daha kontrol edilebilir kabul edilir. Türkiye ise ne tamamen Batı eksenine entegre olabilir, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilir. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar. Bu denge pasif değil, aktif olmalıdır. Enerji, güvenlik ve milli bütünlük parametreleri Ankara’nın stratejisini belirleyecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin vurguladığı ‘yeryüzüne Ankara’dan bakmak’, kendi milli çıkarlarını merkeze almak anlamına geliyor.” dedi. Amaç geçici baskı değil, sistematik aşındırma olabilir Haziran 2025’te İsrail’in İran’ı hedef almasının ardından yeni dalga operasyonların gelmesini tesadüf olarak görmediğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Mesele geçici bir askeri baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak olabilir.” dedi. “Eğer çatışmalar bugün dursa bile üçüncü ve dördüncü dalga gelebilir” diyen Prof. Dr. Arslan, bunun klasik güç siyaseti mantığıyla uyumlu olduğunu belirterek, “Güçlü bir İran değil, kontrol edilebilir bir İran tercih edilir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin savunma sanayisi her krizden güçlenerek çıktı Türkiye’nin savunma sanayisinin her krizden güçlenerek çıktığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “1990’larda terörle mücadele, 2010’larda sınır ötesi operasyonlar yerli üretimi hızlandırdı. Bu kriz de benzer bir etki yaratacak. Hava savunma sistemleri, uzun menzilli füzeler, İHA/SİHA’lar ve elektronik harp sistemleri öncelikli alanlar olacak. Siber güvenlik de artık daha kritik; İran örneği, füzeden önce istihbarat sızabileceğini gösterdi. Türkiye, FETÖ tecrübesiyle iç sızmalara karşı dirençli, ama siber savunmayı güçlendirmek zorunda. Dış politikada ‘çok boyutlu’ anlayış pekişecek. Ama bu sadece denge siyaseti değil; kendi teknolojik kapasitesine dayanan bir otonomi demek. Başkasının silahına muhtaç olmayan ülke, başkasının siyasetinin etkisi altında olmaz. Savunma sanayii atılımı, askeri ve diplomatik bağımsızlığın temeli olacak.” diye konuştu. Lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez İran’da rejimin kırılganlığına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Arslan, “Bu tür siyasal kültürlerde lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez. İran’ın kurumsal sürekliliği vardır; dini liderlik makamı boşaldığında yeni isim belirlenir ve yapı devam eder.” şeklinde konuştu. İran’ın Irak’la sekiz yıl süren savaşta ağır kayıplara rağmen teslim olmamasını hatırlatan Prof. Dr. Arslan, “Rejimin bir gecede değişmesi gerçekçi değildir. Aksine, dış müdahale algısı toplumda konsolidasyon yaratabilir.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Arslan, “Tarih gösteriyor ki dış müdahale bazen dağılma değil, toparlanma üretir.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve denge siyaseti Prof. Dr. Arslan, bölgede bloklaşmaların mevcut olduğunu ancak bugün yaşanan gerilimin daha büyük bir küresel rekabetin parçası gibi göründüğünü söyleyerek, “Enerji hatları, lojistik koridorlar ve askeri üsler üzerinden yürüyen bir sistemik mücadele söz konusu.” dedi. Türkiye’nin bu tabloda özgün bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” diye konuştu. 500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir Olası bir bölgesel savaşın Türkiye’ye etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Arslan, İran’ın zayıflaması veya parçalanması senaryosunun Türkiye açısından soyut bir analiz olmadığını belirtti ve “500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir.” dedi. Muhtemel sonuçları da sıralayan Prof. Dr. Arslan, “Yeni göç dalgaları, sınır ticaretinin çökmesi, PKK’nın oluşabilecek boşluklardan faydalanması ve İran’daki bazı silahlı Kürt oluşumların hareket alanı kazanması” risklerine dikkat çekti. Prof. Dr. Arslan, “Sınırın öte yanında yangın varsa, bu taraf da ısınır” ifadesini kullandı. Egemenlik vurgusu korunmalı ABD’nin bölgedeki askeri varlığının Türkiye’deki NATO altyapısını gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Arslan, özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün kamuoyunda tartışıldığını söyledi ve “Türkiye’nin pozisyonu hassas. Egemenlik vurgusu korunmalı, ancak kriz yönetimi rasyonel yürütülmelidir. Ankara’nın doğrudan savaşın tarafı gibi algılanması Türkiye’nin çıkarına değildir”. dedi. Duygusal refleks değil, stratejik akıl Türkiye’nin önünde iki yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Duygusal reflekslerle pozisyon almak ya da uzun vadeli stratejik akılla hareket etmek” diye konuştu. “Gerçekçilik içe kapanmak değildir. Denge üretmek zayıflık değildir” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Arslan, İran’ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosunun Türkiye açısından “uzaktan izlenecek” bir mesele olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye'nin jeopolitiği risk üretir; ama aynı jeopolitik doğru yönetildiğinde fırsat da üretir. İran'ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosu, Türkiye açısından ‘uzaktan izlenecek’ bir mesele değildir. Böyle bir kırılma doğrudan Anadolu'yu etkiler. Bu nedenle Ankara'nın hesabı kısa vadeli siyasi pozisyonlardan ziyade uzun vadeli güvenlik mimarisi üzerinden yapılmalıdır. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin vurguladığı ‘Ankara merkezli jeopolitik’ anlayışı, tam da böyle bir dönemde anlam kazanıyor: Ne emperyal hayaller peşinde koşmak, ne de içe kapanmak; eldeki vatanı korumak ve milli çıkarları merkeze almak. Son söz olarak; krizin yönü belirsiz olabilir. Ancak Türkiye'nin yönü belirsiz olmamalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.