Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rüzgar Enerjisi

Kapsül Haber Ajansı - Rüzgar Enerjisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rüzgar Enerjisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerjisa Üretim’in YEKA 2 Rüzgâr Projelerinde Kritik Eşik Aşıldı Haber

Enerjisa Üretim’in YEKA 2 Rüzgâr Projelerinde Kritik Eşik Aşıldı

Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Üretim, YEKA 2 Rüzgâr Enerjisi projelerinin Muğla etabına yönelik finansman sürecini tamamladı. FMO (Hollanda Kalkınma Bankası) ev sahipliğinde Lahey'de düzenlenen imza töreninde, FMO, DEG - Deutsche Investitions- und Entwicklungsgesellschaft mbH (Alman Kalkınma ve Yatırım Kuruluşu) ve Enerjisa Üretim arasında YEKA 2 Projeleri kapsamında Muğla'da inşaları devam eden Artuna, Falp ve Gaia Rüzgâr Enerjisi Santralleri'nin finansman anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla birlikte Enerjisa Üretim'in YEKA 2 kapsamındaki rüzgâr enerjisi yatırımlarının finansman süreci tamamlandı. YEKA 2'nin Muğla etabı için 180 milyon dolarlık finansman Toplam 180 milyon ABD doları tutarındaki finansman, Muğla'da hayata geçirilecek toplam 250 MW kurulu güce sahip Artuna (92 MW), Gaia (83 MW) ve Falp (75 MW) Rüzgâr Enerjisi Santrallerini kapsıyor. FMO ve DEG iş birliğiyle sağlanan bu finansman, uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarının Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümüne duyduğu güveni de bir kez daha ortaya koyuyor. Projeler tamamlandığında yılda yaklaşık 630 GWh yenilenebilir elektrik üretilecek. Bu üretim yaklaşık 190 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer temiz enerji sağlayacak ve yılda yaklaşık 221 bin ton karbon emisyonunun önüne geçilmesine katkı sunacak. “6.250 MW hedefimize kararlı adımlarla ilerliyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Enerjisa Üretim CFO'su Mert Yaycıoğlu, şunları söyledi: "Muğla'daki üç rüzgâr enerjisi santralimiz için imzaladığımız bu finansman anlaşması, önemli bir yatırımın hayata geçirilmesine katkı sağlarken, uluslararası finans kuruluşlarının Enerjisa Üretim'in uzun vadeli stratejisine duyduğu güveni de güçlü biçimde ortaya koyuyor. Bugün 4.600 MW'ın üzerindeki kurulu gücümüz ve devam eden yatırımlarımızla 6.250 MW kurulu güç hedefimize kararlı adımlarla ilerliyoruz. Yenilenebilir enerjiye yaptığımız yatırımları, büyüme stratejimizin temel itici güçlerinden biri olarak görüyor; enerji arz güvenliğini güçlendiren, sistem dayanıklılığını artıran ve uzun vadeli sürdürülebilir değer yaratan bir yaklaşımla hayata geçiriyoruz.” Anlaşmanın yetkilendirilmiş lider bankası (MLA) FMO’nun Finans ve Operasyondan Sorumlu Başkanı (Chief Finance & Operations Officer) İdil Kural ise konuya ilişkin şu açıklamada bulundu; “Bu finansman, FMO’nun Türkiye’de enerji dönüşümünü hızlandırma kararlılığının bir göstergesidir. Bu tür projeler yalnızca karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda enerji arz güvenliğini güçlendiriyor ve ülkenin sürdürülebilir ekonomik büyümesini destekliyor. Yenilenebilir enerji kapasitesini artırma konusundaki kararlı yaklaşımı nedeniyle Enerjisa Üretim ile kurduğumuz iş birliğine büyük değer veriyoruz. Bu ortaklık, güçlü özel sektör liderliğinin enerji dönüşümünü nasıl hızlandırabileceğini ve geniş ölçekte etki yaratabileceğini açıkça ortaya koyuyor.” Enerjisa Üretim, YEKA 2 kapsamında geliştirdiği yatırımlarla Türkiye'nin rüzgâr enerjisi kapasitesini artırırken, uluslararası finans kuruluşlarıyla kurduğu güçlü iş birlikleri sayesinde yenilenebilir enerji dönüşümüne uzun vadeli katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenebilir Enerjide Yeni Yarışma Dönemi Başlıyor Haber

Yenilenebilir Enerjide Yeni Yarışma Dönemi Başlıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektriğin merkezinde yer aldığı yeni enerji mimarisinde güneş ve rüzgârın stratejik bir rol oynadığını belirterek “Halihazırda 125 bin megavatı aşan elektrik kurulu gücümüzün 78 bin megavatını yenilenebilir kaynaklar oluşturuyor.” dedi. Bugün kadar 7 bin 800 megavatlık YEKA yarışmaları yaptıklarını, bunun 3 bin 800 megavatını 2025 yılında gerçekleştirdiklerini anımsatan Bakan Bayraktar, “Her yıl en az 2 bin megavatlık güneş ve rüzgâr ihalesi yapmaya devam edeceğiz. Önemli bir potansiyelimizin olduğu güneş ve rüzgârda 2035 yılı için ortaya koyduğumuz 120 bin megavat hedefimize daha kısa sürede ulaşacağız. 2026 YEKA yarışmaları ile de yenilenebilir enerjide yeni bir yatırım dönemine kapı aralıyoruz. 900 megavat kapasiteli 14 güneş, bin 500 megavat kapasiteli 7 rüzgâr enerjisi yarışmasıyla sektörümüze yeni bir ivme kazandıracağız.” diye konuştu. 21 Yarışma Güneş ve rüzgârı kapsayan 2026 YEKA yarışmaları, Resmî Gazete’de ilan edildi. YEKA GES-2026 yarışmalarıyla toplam 900 MWe gücündeki bağlantı kapasitesine yönelik 14 yarışma düzenlenecek. YEKA RES-2026 yarışmalarıyla da toplamda bin 500 MWe gücündeki bağlantı kapasitesi için 7 yarışma yapılacak. Başvurular Ekim’de GES ve RES yarışmalarına başvurular, 13 Ekim’de 10:00-12:00 saatleri arasında bakanlık merkezinde elden teslim edilmek suretiyle yapılacak. Başvuruların incelenmesini takiben yarışmaların yeri, tarihleri ve saatleri bakanlığın internet sitesinde ilan edilecek. Kimler Başvurabilecek? Yarışmalara Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim ya da limited şirket olarak kurulmuş tüzel kişiler, ortak girişimler ve sermaye şirketi statüsüne sahip yabancı şirketler başvurabilecek. Tavan-Taban Fiyat Toplamda 21 yarışma için başlangıç tavan fiyatı, 5,50 Euro-cent/kWh olacak. Taban fiyat ise GES’lerde 3,25 Euro-cent/kWh, RES’lerde 3,50 Euro-cent/kWh olarak belirlendi. Tüm yarışmalarda taban fiyata ulaşılması halinde megavat başına katkı payı artırılmasına 10 bin Euro başlangıç fiyatı ile başlanacak. Önce Serbest Piyasa GES’lerde üretilen elektrik, sözleşme imza tarihinden itibaren 60 ay, RES’lerde ise 72 ay boyunca serbest piyasada satılabilecek. Serbest piyasada satış süresi bittikten sonra hem GES’lerde hem de RES’lerde 20 yıllık elektrik enerjisi alım süresi başlayacak. 2026 YEKA yarışmalarına ilişkin ihale şartnamesi ve sözleşmeye ilişkin detaylar bakanlığını web sitesinde yayınlanırken Resmî Gazete’de yer alan yarışma ilanındaki yerler ve bağlantı kapasiteleri şöyle: YEKA GES 2026 Yarışma Adı Bağlantı Kapasitesi (MWe) Ankara-1 ​ 40 Ankara-2 30 Batman​​​​​​​​ 25 Denizli​​​​​​​​ 30 Konya​​​​​​​​ 110 Malatya-1​​​​​​​ 55 Malatya-2​​​​​​​ 40 Mardin-1​​​​​​​ 30 Mardin-2​​​​​​​ 120 Diyarbakır​​​​​​​ 200 Elâzığ​​​​​​​​ 40 Kahramanmaraş-1​​​​​​ 45 Kahramanmaraş-2​​​​​​ 85 Kahramanmaraş-3​​​​​​ 50 YEKA RES 2026 Yarışma Adı Bağlantı Kapasitesi (MWe) Sivas​​​​​​​​ 320 Balıkesir-1​​​​​​​ 140 Balıkesir-2​​​​​​​ 235 Balıkesir-3​​​​​​​ 170 Balıkesir-4​​​​​​​ 140 Manisa​​​​​​​​ 235 Kütahya ​ 260 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Offshore’da Yeni Dönem Türkiye İlk 1.000 Mw İçin Yatırım Çerçevesini Çizdi Haber

 Offshore’da Yeni Dönem Türkiye İlk 1.000 Mw İçin Yatırım Çerçevesini Çizdi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından görüşe açılan YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımlarının çerçevesini ilk kez bu ölçekte somutlaştırdı. Toplam 1.000 MW kapasiteli deniz üstü rüzgâr santraline ilişkin bağlantı kapasitesi tahsisini ve ilgili YEKA kullanım hakkını düzenleyen taslak, yalnızca yeni bir ihale sürecini değil; Türkiye’nin offshore rüzgârda nasıl bir yatırım modeli kurmak istediğini de ortaya koyuyor. ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, taslağın Türkiye açısından önemli bir başlangıç olduğunu ancak offshore’da asıl belirleyici unsurun, açıklanan modelin yatırımcı açısından sürdürülebilir ve uygulanabilir hale gelmesi olacağını söyledi. TÜRKİYE’NİN DENİZÜSTÜ POTANSİYELİ, BİRÇOK AVRUPA ÜLKESİNİN ÜZERİNDE Dünya Bankası’nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü “Offshore Wind Roadmap for Türkiye” çalışmasına göre, Türkiye’nin karasularındaki teknik denizüstü rüzgâr potansiyeli yaklaşık 75 GW seviyesinde bulunuyor. Bu potansiyelin büyük bölümü başta Ege ve Marmara olmak üzere belirlenen ana bölgelerde yoğunlaşıyor. Aynı yol haritası, Türkiye’nin 2035’e kadar yaklaşık 5 GW denizüstü rüzgâr kapasitesine ulaşabileceği bir gelişim senaryosu öngörüyor. Türkiye’nin denizüstü rüzgâr potansiyelinin birçok Avrupa ülkesinin üzerinde olduğunu vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, “Yaklaşık 75 GW’lık teknik potansiyel, Türkiye açısından offshore’un bir ‘olur mu’ sorusu değil, bir zamanlama ve model sorusu olduğunu gösteriyor. 1.000 MW’lık ilk yarışma, bu potansiyelin yalnızca küçük bir bölümüne karşılık geliyor; ancak doğru kurgulandığında arkasından gelecek çok daha büyük kapasitenin de yolunu açacak bir pilot işlevi görüyor. Kara rüzgârında Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’nin sanayi birikimi, gemi inşa geleneği ve liman altyapısı, bu potansiyeli yalnızca bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda bir tedarik zinciri ve ihracat fırsatı olarak değerlendirme imkânı sunuyor” dedi. TASLAK, GELİŞTİRME RİSKİNİ KISMEN TANIMLIYOR Taslağa göre yarışmayı kazanan yatırımcının, sözleşme imzasından itibaren en geç 1 yıl içinde ölçümlere başlaması ve en az 12 aylık meteorolojik/oşinografik ölçüm yapması gerekiyor. Ölçümler sonucunda kapasite faktörünün yüzde 40’ın altında çıkması halinde ise yatırımcı, gerekçe raporu sunarak sözleşmenin feshini talep edebiliyor. Benzer şekilde deniz tabanı araştırmaları sonrasında kapasitenin yüzde 50’sine kadar tadil edilmesi veya sözleşmeden çekilme imkânı da tanımlanıyor. Bu hakların ilk 4 yıl içinde kullanılabilmesi öngörülüyor. Şartname taslağında yatırımcı açısından en dikkat çekici başlıklardan birinin, ölçüm ve fizibilite sonuçlarına bağlı olarak tanımlanan çıkış mekanizmaları olduğunu belirten Arıcı: “YEKA DÜRES-2026 taslağı bu anlamda önemli; çünkü ilk kez offshore tarafında yalnızca potansiyel değil, ihalenin ekonomik, teknik ve operasyonel çerçevesi de tarif ediliyor. Ancak offshore gibi sermaye yoğun ve geliştirme süresi uzun bir alanda asıl mesele ihaleyi açmak değil; yatırımcının riskini doğru tarif eden, finansmanı mümkün kılan ve sahada uygulanabilir bir model kurabilmek. Bu yaklaşım önemli çünkü offshore projeler masa başında değil, sahada netleşen çok sayıda teknik veriye bağlı. Rüzgâr rejimi, deniz tabanı, temel tasarımı, kablo güzergâhı, liman lojistiği gibi değişkenler yatırımın nihai fizibilitesini ciddi biçimde etkiliyor. Taslağın bu belirsizlikleri yok saymak yerine belli ölçüde tanımlaması, yatırımcı açısından olumlu bir sinyal” diye konuştu. YERLİLİK YAKLAŞIMI DEĞERLİ, ANCAK OFFSHORE’UN GERÇEK MALİYET YAPISIYLA BİRLİKTE ELE ALINMALI Taslakta yer alan asgari yüzde 25 yerlilik zorunluluğunun ve bu oranın altında kalınması halinde eksik her yüzde 1’lik dilim için 5 milyon ABD doları ceza öngörülmesinin, Bakanlığın offshore’u yalnızca bir elektrik üretim yatırımı olarak değil, aynı zamanda sanayi politikası aracı olarak da kurguladığını gösterdiğini belirten Arıcı, “Türkiye’nin rüzgâr sanayisinde ciddi bir birikimi var; ancak offshore, karasal rüzgârdan çok daha farklı bir tedarik zinciri gerektiriyor. Burada yalnızca türbin ekipmanı değil; deniz üstü temel yapıları, denizaltı kablolama, liman altyapısı, kurulum ekipmanları, servis yapısı ve uzman insan kaynağı da devreye giriyor. Dolayısıyla yerlilik hedefi değerli olmakla birlikte, bu hedefin sektörün bugünkü kapasitesi ve offshore’un gerçek maliyet yapısı ile uyumlu bir geçiş planı içinde değerlendirilmesi kritik” dedi. Taslak yerlilikte yalnızca yaptırım değil, teşvik de tanımlıyor. Asgari %25 yerlilik oranının sağlanması kaydıyla, Ek-1’de listelenen aksamın Yerli Malı Belgeli kullanılması durumunda Nihai Alım Fiyatının uygulanmaya başladığı ilk 5 yıl boyunca fiyata ek bedel ekleniyor: jeneratör ve dişli kutusu/doğrudan tahrikli jeneratör için 0,60; kanat için 0,30; temel yapısı ve denizaltı kablolar için 0,20’şer; kule için 0,10 ABD Doları-cent/kWh. En yüksek katsayının jeneratör ve kanatta belirlenmesi, Bakanlığın yerlileştirmede hangi tedarik kalemlerini önceliklendirdiğini de ortaya koyuyor. FİYAT MEKANİZMASI YATIRIMCI İŞTAHI KADAR FİNANSMAN TARAFI İÇİN DE BELİRLEYİCİ OLACAK YEKA DÜRES-2026 taslağında yarışma için 11,00 ABD Doları-cent/kWh tavan fiyat ve 7,00 ABD Doları-cent/kWh taban fiyat belirlendiğini hatırlatan Arıcı, kapalı zarf tekliflerin ardından en düşük teklif sahipleri arasında açık eksiltme yapılacak olmasının, fiyat rekabetini artıracağını ancak offshore projelerde yalnızca yarışma fiyatına odaklanmanın eksik kalacağını ifade etti. Arıcı, “Taslağa göre ilk kabulün sözleşme imza tarihinden itibaren ilk 7 yıl içinde yapılması halinde, bu ilk 7 yıl boyunca üretilen elektrik için 12,00 ABD Doları-cent/kWh fiyat uygulanacak. İlk kabul sonrası dördüncü yılın bitiminden itibaren ise kapasite faktörü performansına bağlı nihai alım fiyatı devreye girecek. Erken devreye alma için getirilen 12 cent’lik mekanizma önemli bir teşvik unsuru. Ancak offshore projelerde finansman kuruluşlarının bakacağı başlık yalnızca ilk fiyat değil; izin süreçleri, inşaat takvimi, tedarik güvenliği, deniz operasyonlarının yönetimi ve sözleşme çerçevesinin öngörülebilirliği olacak. Dolayısıyla bu modelin gerçek gücü, sadece ihale günündeki rekabetten değil, finansman tarafında ne kadar bankable bulunduğundan anlaşılacak” değerlendirmesinde bulundu. Taslak, fiyatı üretim performansına da bağlıyor: ekonomik açıdan en avantajlı teklif %43 kapasite faktörüne göre verilmiş sayılıyor (Sözleşme Fiyatı) ve kapasite faktöründeki her bir birimlik düşüş için alım fiyatı %2,5 artırılıyor; faktörün %40’ın altına inmesi halinde %40 seviyesine karşılık gelen fiyat geçerli oluyor. Santral için Lisans süresi 49 yıl, elektrik alım süresi ise 27 yıl olarak tanımlanıyor. Bu kademelendirme, üretim performansı ile gelir arasındaki ilişkiyi finansman kuruluşları açısından öngörülebilir kılması bakımından önem taşıyor. TEMİNAT BÜYÜKLÜĞÜ VE TAKVİM, GÜÇLÜ YATIRIMCIYI ÇAĞIRIYOR AMA HATA PAYINI DARALTIYOR Taslakta başvuru aşamasında 50 milyon ABD doları, sözleşme öncesinde ise 200 milyon ABD doları tutarında teminat mektubu öngörülmesinin, Bakanlığın projeyi güçlü sermaye yapısına sahip yatırımcılarla ilerletmek istediğini gösterdiğini belirten Arıcı, “Şartnameye göre DÜRES için önlisans süresi azami 36 ay, lisans sonrası inşaat süresi de azami 36 ay olarak belirlenirken, belirli koşullarda inşaat süresine 12 aya kadar ek uzatma imkânı tanımlanıyor. Offshore projelerde takvim yalnızca yatırımcının performansına bağlı ilerlemez; deniz koşulları, tedarik takvimi, liman hazırlıkları, izin süreçleri ve şebeke bağlantısı gibi çok katmanlı unsurlar devreye girer. Bu nedenle belirlenen takvimin gerçekçi saha koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi, hem yatırımcı iştahı hem de projenin başarıyla tamamlanması açısından kritik” dedi. YEKA MODELİNİN ASIL AVANTAJI, İZİN VE ALTYAPI SÜREÇLERİNDE KAMUYU SÜRECİN İÇİNE ALMASI Taslağın yatırımcı açısından en güçlü yanlarından birinin, projeyi salt bir lisans tahsisi olmaktan çıkarıp kamuyu sürecin tarafı haline getirmesi olduğunu belirten Arıcı, “YEKA modelinin offshore’daki asıl katkısı, yatırımcıyı izin ve altyapı süreçlerinde yalnız bırakmaması. Taslakta Bakanlık; YEKA’nın yatırıma hazırlanması ve kamu kurumlarından alınması gereken izin ve onayların süresinde tamamlanması için iyi niyetle hareket etmeyi, iletim tesisleri ve nakil hatlarında koordinasyonu sağlamayı, alanın verimliliğini olumsuz etkileyecek imar düzenlemelerine karşı önlem almayı ve gerektiğinde şalt sahası ile enerji nakil hattı için acele kamulaştırma yapılabilmesini taahhüt ediyor. Bağlantı kapasitesinin baştan tahsis edilmiş olması, sahanın Resmî Gazete’de YEKA olarak ilan edilmesi ve 49 yıllık kullanım hakkı; izin ve arazi riskinin yüksek olduğu offshore’da yatırımcıya ciddi bir öngörülebilirlik sağlıyor. Buna YEKDEM kapsamındaki döviz bazlı ve uzun süreli alım garantisi eklendiğinde, model finansman tarafında güçlü bir zemin kazanıyor” dedi. Modelin sağladığı mali avantajlar da bununla sınırlı değil. Taslağa göre üretilen elektrik için TEİAŞ’a ödenen iletim tarifesi bedelleri 27 yıl boyunca YEKDEM kapsamında yatırımcıya geri ödeniyor; yatırımcı tarafından yapılan enerji nakil hattı bedelinin TEİAŞ tarafından geri ödenmesinde ise süre 1 yıl olarak uygulanıyor. Sistem işletmecisinden kaynaklanan kısıt talimatları nedeniyle oluşan gelir kayıplarının da alım süresi boyunca telafi edilmesi, yatırımcının operasyonel riskini kamu tarafıyla paylaşan bir çerçeve ortaya koyuyor. TÜRKİYE İÇİN ASIL SORU, OFFSHORE’UN BAŞLAYIP BAŞLAMAYACAĞI DEĞİL; NASIL BİR EKOSİSTEMLE BAŞLAYACAĞI Türkiye’nin deniz üstü rüzgârda sahip olduğu potansiyelin artık yalnızca enerji üretimi açısından değil; sanayi, teknoloji, mühendislik ve tedarik zinciri perspektifiyle de ele alınması gerektiğini vurgulayan Arıcı, “Bugün Türkiye açısından asıl soru offshore’a geçilip geçilmeyeceği değil; bunun nasıl bir yatırım ekosistemiyle yapılacağı. Eğer ilk proje, yatırımcıyı, tedarikçiyi, finansmanı ve kamu tarafını aynı zeminde buluşturan dengeli bir modelle ilerlerse, bu yalnızca 1.000 MW’lık bir proje olmaz; Türkiye’nin offshore rüzgâr yolculuğunun referans çerçevesine dönüşür. Bu nedenle YEKA DÜRES-2026 taslağını, ilk saha tahsisinden çok daha büyük bir yapısal başlangıç olarak okumak gerekiyor” diye konuştu. YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından görüşe açılmış olup; taslağa ilişkin görüş ve öneriler en geç 17 Ağustos 2026 tarihine kadar resmi yazıyla veya yeka@enerji.gov.tr adresine e-posta yoluyla Bakanlığa iletilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Port Küresel Lojistik Sektörüyle Breakbulk Europe’da Buluştu Haber

Borusan Port Küresel Lojistik Sektörüyle Breakbulk Europe’da Buluştu

Borusan Port, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde düzenlenen Breakbulk Europe 2026 Fuarı’nda, Borusan Heavy ve Borusan Chartering iş birimleriyle birlikte yer aldı. Fuar süresince Borusan Port, liman işletmeciliği, dökme yük elleçleme ve lojistik operasyonlarındaki uzmanlığını, entegre hizmet modelini ve operasyonel kabiliyetlerini uluslararası paydaşlarla paylaştı. Ayrıca mevcut iş ortakları ve potansiyel müşterilerle yeni iş modelleri ve iş birlikleri üzerine verimli görüşmeler gerçekleştirdi. Borusan Port Genel Müdürü Hamdi Erçelik, fuardaki faaliyetlerine ve vizyonlarına ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “Proje kargo lojistiği alanında; liman operasyonları, chartering ve ağır vasıta karayolu taşımacılığını kapsayan uçtan uca çözümlerimizle sektördeki yetkinliğimizi ortaya koyuyoruz. Sahip olduğumuz ileri mühendislik kabiliyetleri ve geniş ekipman altyapısıyla, özellikle rüzgar enerjisi ekipmanları ile petrol ve doğal gaz boru hattı projelerinde ulusal pazardaki lider konumumuzu güçlendiriyoruz. Dijitalleşme vizyonumuz çerçevesinde; yapay zeka destekli rota ve saha optimizasyonlarını halihazırda kullanıyoruz. Bununla birlikte, gelecek hedeflerimiz arasında yer alan özel 5G yatırımıyla gerçek zamanlı verilere dayanan dijital ikiz uygulamasına geçmeyi ve dinamik optimizasyon imkanlarını devreye almayı planlıyoruz. Yeşil dönüşüm ve elektrifikasyon süreçleri ise stratejik yol haritamızın temel odak noktalarını oluşturmayı sürdürüyor." Borusan Port’un fuardaki önemli gündem başlıklarından biri de dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları oldu. Akıllı liman uygulamaları ve teknoloji yatırımlarıyla operasyonel süreçlerde verimliliği artırmayı hedefleyen Borusan Port, müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik projelerinin yanı sıra çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılmasını ön planda tutuyor. Borusan Port, Borusan Heavy ve Borusan Chartering iş birimleri; liman operasyonlarından dökme yük hizmetlerine ve deniz taşımacılığına kadar uzanan geniş hizmet ağıyla müşterilerine uçtan uca, entegre ve koordineli çözümler sunmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Enerji’den Çocuklara Sürdürülebilirlik Eğitimi Haber

Eksim Enerji’den Çocuklara Sürdürülebilirlik Eğitimi

Yüzde yüz yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Eksim Enerji, sürdürülebilir yaşam ve enerji verimliliği konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen çalışmalarına devam ediyor. Şirket, sosyal etki platformu “Yeteri Kadar” çatısı altında devreye aldığı Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları’nın üçüncüsünü Karaman’da gerçekleştirdi. Karaman Bucakkışla İlk ve Ortaokulu’nda gerçekleştirilen uygulamadan, 1’inci sınıftan 8’inci sınıfa kadar toplam 120 öğrenci yararlandı. Etkinlikte enerji tasarrufu, su verimliliği, geri dönüşüm, karbon ayak izi farkındalığı, iklim değişikliği ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları başlıklarında uygulamalı eğitimler düzenlendi. “Hem bölgesel kalkınmaya hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuyoruz” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, yenilenebilir enerji yatırımlarını toplumsal fayda projeleriyle desteklediklerini belirterek; “YEKA ihalesi kapsamında hayata geçirdiğimiz Karaman rüzgar enerjisi santralimiz (RES), 70 MW kurulu güç büyüklüğüyle temiz enerji üretimi sağlarken aynı zamanda bulunduğu bölgede sosyal açıdan değer oluşturuyor. 2025 yılında devreye aldığımız tesisimizin olduğu bu bölgedeki çalışmalarımızla çocuklarımız; enerji sistemleri, çevre teknolojileri ve sürdürülebilirlik alanlarında da kariyer farkındalığı kazanıyor. Attığımız bu adımların yerelden ulusala uzanan örnek bir sosyal etki modeline dönüşeceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. 10 ilde 2 bin çocuk sürdürülebilirlik eğitimi alacak Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu olarak hazırlanan program kapsamında 7-12 yaş grubundaki öğrenciler; oyunlaştırma, grup çalışmaları, istasyon uygulamaları, yaratıcı drama ve deneysel öğrenme yöntemleriyle süreçlere aktif olarak dahil oldu. Gerçekleşen çalışmalar arasında tohum topu yapımı, teraryum yapımı ve tohum döngüsü eğitimleri yer aldı. Sürdürülebilirlik bilincinin ve çevresel dönüşümün toplumsal tabana yayılmasına katkı sunmayı amaçlayan Eksim Enerji, 2027 yılı sonuna kadar 10 ilde toplam 2 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fiba Yenilenebilir Enerji’den “Rüzgâra Çevir” Projesiyle Geleceğe Yatırım Haber

Fiba Yenilenebilir Enerji’den “Rüzgâra Çevir” Projesiyle Geleceğe Yatırım

Tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan portföyüyle sektöründe Türkiye’nin lider şirketlerinden biri olan Fiba Yenilenebilir Enerji, 15 Haziran Dünya Rüzgâr Günü’nde AÇEV ile bu yıl ikinci Rüzgâra Çevir Uçurtma Festivali’ni gerçekleştirdi. AÇEV’in Hatay Defne Çocuk ve Aile Merkezi’nde uçurtma sanatçısı Zahit Mungan eşliğinde konteyner kentteki çocukların ve ailelerinin katılımıyla gerçekleştirilen atölyede hazırlanan rengârenk uçurtmalar, Samandağ Sahili’nde düzenlenen festivalde gökyüzüyle buluştu. Fiba Yenilenebilir Enerji ve AÇEV projenin ikinci yılında, rüzgâr karakterinin gözünden anlatımla çocukları rüzgâr enerjisiyle eğlenceli bir şekilde tanıştıran ve yenilenebilir enerji hakkında farkındalık kazandırmayı amaçlayan Rüzgâra Çevir hikâye kitabını da duyurdu. Fiba Yenilenebilir Enerji’nin Dünya Rüzgâr Günü’nü sahiplenmek amacıyla hayata geçirdiği Rüzgâra Çevir projesinin somut bir çıktısı niteliğini taşıyan bu kitap, elde edilecek gelirin erken yaşlardaki ihtiyaç sahibi çocukların eğitim ve gelişimine katkı sağlaması amacıyla AÇEV Mağaza üzerinden satışa sunuldu. Faaliyet gösterdikleri bölgelerde toplumun sosyal ve ekonomik refahına katkı sağlayacak toplumsal yatırımlar yapmaya özen gösterdiklerini vurgulayan Fiba Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Koray Kıymaz şunları söyledi: “En yüksek kurulu güce sahip olan rüzgâr enerjisi santralimizin de bulunduğu Hatay’da, AÇEV ile hayata geçirdiğimiz Rüzgâra Çevir projemizin ikinci yılını düzenlemekten mutluluk duyuyoruz. Proje kapsamında yayımladığımız Rüzgâra Çevir hikâye kitabımız ile daha fazla çocuğu rüzgâr enerjisiyle tanıştırmayı hedefliyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımımız doğrultusunda çocukları ve gençleri odağımıza alarak toplumsal kalkınmaya, insani gelişime ve sürdürülebilirliğe katkı sağlayan projelerle uzun vadeli etki yaratarak geleceği yenilemeye devam edeceğiz.” Fiba Yenilenebilir Enerji hakkında: Fiba Yenilenebilir Enerji, enerji projelerinin geliştirilmesi ve üretim tesislerinin kurulması faaliyetlerini sürdürmek amacıyla 2007 yılında kuruldu. 10 rüzgâr, 5 güneş enerjisi ve 4 hibrit enerji santralinden oluşan toplam 736 MW’lık kurulu güce sahiptir. 1.000 MW üzerinde kurulu güce erişmeyi planlayan Fiba Yenilenebilir Enerji, yurt içinin yanı sıra yurt dışı iş geliştirme faaliyetlerine devam ediyor. Kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında, faaliyet gösterdiği ve dezavantajlı bölgelerdeki çocuklar ve gençleri odağına alan şirket, toplumsal kalkınma, insani gelişim ve sürdürülebilirliğe katkı sağlamak için kalıcı etki yaratmayı hedefleyen projeler geliştiriyor. AÇEV hakkında: AÇEV, 1993 yılından bu yana erken yaştaki her çocuğun güvende, sağlıklı, mutlu, öğreniyor ve destekleniyor olması için çalışıyor. Beyin gelişiminin büyük bir kısmının tamamlandığı erken yaşları odağına alan AÇEV, bu yaş grubundaki çocuklara, onların anne babalarına ve aynı zamanda genç kadınlara yönelik bilimsel temelli eğitim programları geliştiriyor ve uyguluyor. AÇEV, eğitim programları ve saha çalışmalarının yanı sıra toplumsal farkındalığı artırmak, bilinç ve destek oluşturmak üzere farkındalık ve savunu faaliyetleri de gerçekleştiriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde özellikle vurgu yapılan, erken çocukluk döneminde nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yaşam boyu öğrenme konularına tüm faaliyetlerinin odağında yer veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polat Enerji Rüzgar Enerjisindeki Gücüyle Dönüşüme Yön Veriyor Haber

Polat Enerji Rüzgar Enerjisindeki Gücüyle Dönüşüme Yön Veriyor

Her yıl 15 Haziran'da kutlanan Dünya Rüzgar Günü, rüzgar enerjisinin iklim değişikliğiyle mücadele, enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı öneme yönelik farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. Polat Enerji de bu özel gün vesilesiyle rüzgar enerjisinin temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek için üstlendiği kritik role dikkat çekerken, yenilenebilir enerji ve enerji depolama alanındaki yatırımlarının Türkiye'nin enerji dönüşümüne sağladığı katkıyı vurguluyor. 25 yılı aşkın süredir yenilenebilir enerji sektöründe faaliyet gösteren Polat Enerji, Türkiye ve Macaristan'da konumlanan 12 santrali, 1.177 MW kurulu gücü ve yıllık yaklaşık 2,5 milyar kWh temiz enerji üretimiyle sektörün önde gelen oyuncuları arasında yer alıyor. Türkiye'nin en kapsamlı rüzgar enerjisi portföylerinden birini yöneten şirket, yurt içi ve yurt dışında devreye aldığı toplam 170 MWh depolama kapasitesi ve uzun vadeli yatırımlarıyla enerji dönüşümündeki öncü konumunu sürdürüyor. Polat Enerji'nin Rüzgar Enerjisindeki Güçlü Portföyü Yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdürülebilir bir gelecek için stratejik bir öncelik olarak gören Polat Enerji; Türkiye'de Soma RES, Geycek RES, Göktepe RES, Poyraz RES, Seyitali RES ve Ege RES olmak üzere toplam 6 rüzgar enerjisi santraliyle faaliyet gösteriyor. Şirket, yalnızca rüzgar enerjisi santralleriyle 2 milyar kWh elektrik üreterek 1 milyondan fazla hanenin enerji ihtiyacını karşılarken, her yıl yaklaşık 1,3 milyon ton CO₂e sera gazı emisyonunun da önüne geçiyor. Portföyünde 328,9 MWm kurulu gücüyle Türkiye'nin işletmedeki en büyük rüzgar enerji santrali olan Soma RES'i bulunduran Polat Enerji, depolama alanındaki yatırımlarıyla da dikkat çekiyor. Göktepe RES'te geliştirilen 132,8 MWh büyüklüğündeki depolamalı kapasite artışı projesi, Türkiye'nin en büyük batarya enerji depolama sistemi (BESS) projeleri arasında yer alırken, Ege RES ise Türkiye'nin ilk depolamalı rüzgar kapasite artışı yatırımı olarak öne çıkıyor. Doğayla uyumlu üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarını çevresel ve ekonomik değer yaratacak şekilde değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin Enerji Dönüşümünde Yeni Dönem

Törende yaptığı konuşmada Türkiye'nin enerji talebinin son 20 yılda iki katına çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, elektrik talebinin ise 2035 yılına kadar yüzde 50 artmasının beklendiğini belirtti. Enerjide dışa bağımlılığın halen yüzde 57 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin her yıl 60 ila 100 milyar dolar arasında enerji ithalat faturası ödediğini ifade etti. HÜRMÜZ KRİZİ ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında enerji arz güvenliğini milli güvenlik meselesi olarak tanımlamasını değerlendiren Arı-Es Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı: "Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin ülkeler açısından ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Enerji artık yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda ulusal güvenliğin de temel unsurlarından biri haline geldi. Bu nedenle yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların artırılması, dışa bağımlılığın azaltılması ve enerji altyapısının güçlendirilmesi stratejik önem taşıyor. Türkiye'nin enerji alanında attığı her yeni adım, ekonomik dayanıklılığımızı ve enerji güvenliğimizi güçlendiriyor" dedi. 120 BİN MW HEDEFİ SEKTÖRÜN YENİ YOL HARİTASINI ORTAYA KOYUYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın COP29'da açıklanan ve törende de vurgulanan 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr kurulu gücünün 120 bin MW'a çıkarılması hedefinin sektör açısından son derece önemli olduğunu belirten Arıcı: "Bugün açılışı yapılan 8.313 MW'lık kapasite son derece değerli olmakla birlikte, sektör açısından asıl dikkat çekici konu Türkiye'nin önüne koyduğu 120 bin MW'lık güneş ve rüzgâr enerjisi hedefidir. Bu hedef yalnızca yeni santral yatırımlarını değil; iletim altyapısından depolama sistemlerine, şebeke modernizasyonundan bölgesel enerji entegrasyonuna kadar çok boyutlu bir dönüşümü gerekli kılıyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki kararlılığını ortaya koyan bu vizyon, aynı zamanda enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından da stratejik önem taşıyor." 30 MİLYAR DOLARLIK ŞEBEKE YATIRIMI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Bakan Bayraktar'ın yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeyi desteklemek amacıyla yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırımla 30 bin kilometre uzunluğunda yeni elektrik iletim hattı kurulacağını açıklamasının sektör açısından önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Arıcı: "Yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilir şekilde büyüyebilmesi için yalnızca üretim kapasitesinin artırılması yeterli değil. Üretilen elektriğin sisteme etkin şekilde entegre edilmesi, güçlü bir iletim altyapısı ve gelişmiş şebeke yatırımlarıyla mümkün olabilir. Bu nedenle açıklanan 30 milyar dolarlık iletim altyapısı yatırım programı, Türkiye'nin enerji dönüşümünün en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Yenilenebilir enerji kapasitesindeki artışın sağlıklı şekilde yönetilebilmesi için şebeke yatırımları, enerji depolama sistemleri ve sınır ötesi enerji bağlantılarının eş zamanlı olarak geliştirilmesi gerekiyor." 2035 HEDEFLERİ İÇİN HIZLI İZİN SÜREÇLERİ ŞART Türkiye'nin 2035 hedeflerine ulaşabilmesi için yatırım süreçlerinin hızlandırılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Arıcı: "Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarındaki izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, depolama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve iletim altyapısının güçlendirilmesi sektörün büyümesini destekleyecek temel unsurlar olacaktır. Türkiye'nin sahip olduğu yüksek güneş ve rüzgâr potansiyelinin daha etkin değerlendirilebilmesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi Haber

30 Bin MW'e Yaklaşan Depolamalı Yatırım Talebi Gözleri Süper İzin Düzenlemelerine Çevirdi

Özellikle RES yatırımlarında yılları bulabilen izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, süreçlerin paralel ilerlemesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi; sektörün büyüme hızı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından düzenlenen TÜREK 2026 kapsamında gerçekleştirilen "Süper İzin Sonrası: Rüzgar Yatırımlarında Yeni İzin Rejimi" oturumunda; kamu kurumları ve sektör temsilcileri yeni dönemde izin süreçlerinde hayata geçirilen düzenlemeleri değerlendirdi. TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile EPDK'dan üst düzey temsilciler, izin süreçlerinde hayata geçirilen yeni düzenlemeleri, kurumların süreç içerisindeki yeni rol dağılımlarını ve uygulamadaki yansımaları ele aldı. Panel kapsamında; izin süreçlerinin paralelleştirilmesiyle birlikte oluşan yeni yapı, yatırım süreçlerinde karşılaşılan kritik başlıklar, mevcut darboğazlar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi beklenen ikincil mevzuat düzenlemeleri değerlendirildi. İŞLETMEYE GEÇMEYEN 64 GW'LIK KAPASİTE YENİ İZİN REJİMİNİN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU Paylaşılan verilere göre, Türkiye'de hâlihazırda işletmeye geçmemiş toplam kurulu güç 64,3 GW seviyesine ulaştı. Bu rakamın 30,6 GW'lık kısmını GES, 24 GW'lık kısmını ise RES projeleri oluşturuyor; RES tarafındaki 24 GW'ın yaklaşık 19,7 GW'lık bölümü ise önlisans aşamasında bulunan projelerden kaynaklanıyor. Bu tablo, izin süreçlerinin hızlandırılmasını yatırımcılar ve Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından doğrudan belirleyici bir başlık haline getiriyor. DEPOLAMALI YATIRIMLARDA REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ Depolamalı projelerdeki yoğun yatırım talebi panelin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Buna göre depolamalı RES projelerinde önlisans aşamasındaki kurulu güç 248 proje ile 17.368 MW'ı aşarken, depolamalı GES projelerinde 354 proje ile 12.726 MW seviyesine ulaşıldı. İki kalemin toplamı, depolamalı önlisans portföyünü 30 bin MW'a yaklaştırıyor. İzin süreçlerindeki ilerlemeye bakıldığında, depolamalı RES'lerde 126 proje için "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı, 169 proje için kamulaştırma başvurusunda bulunulduğu ve 61 projenin orman iznini aldığı; depolamalı GES'lerde ise 227 projede "ÇED Olumlu/Gerekli Değildir" kararının alındığı ve 310 projenin kamulaştırma başvurusu yaptığı görüldü. Sektörde oluşan yüksek yatırım talebi, izin süreçlerinin hızlandırılmasını enerji yatırımları açısından kritik bir başlık haline getirirken; mevcut durumda geçen yıldan beri yapılan iyileştirmelerle RES projelerinde yaklaşık 33 aya, GES projelerinde ise yaklaşık 30 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin kalan Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte 24 aya düşürülmesinin hedeflendiği aktarıldı. Panelde ayrıca, depolamalı yatırımları doğrudan etkileyebilecek ikincil mevzuat çalışmaları kapsamında veriş ve çekişte sistem kullanım bedeli sabitinin tek olması, kısmi kabul yapılabilmesine ilişkin düzenleme ve toleransların gözden geçirilmesi başlıklarının da gündemde olduğu paylaşıldı. "SÜREÇLERİN HIZLANMASI YATIRIM İŞTAHINI DOĞRUDAN ETKİLİYOR" Yenilenebilir enerji yatırımlarında yalnızca finansman ve teknoloji değil, süreç yönetim hızının da belirleyici hale geldiğini belirten TÜREB Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı; "Türkiye bugün rüzgar enerjisinde çok güçlü bir yatırım potansiyeline sahip. Ancak yatırımların sahaya dönüşebilmesi için izin süreçlerinin öngörülebilir, koordineli ve hızlı ilerlemesi gerekiyor. Süper İzin düzenlemeleriyle birlikte süreçlerin sadeleşmesi ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun güçlenmesi sektör açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Özellikle depolamalı yatırımlarda 30 bin MW'a yaklaşan kapasite talebi, yatırımcı iştahının ne kadar güçlü olduğunu net şekilde ortaya koyuyor. ÇED süreçleri, orman izinleri, mera izinleri, kamulaştırma, imar ve yapı ruhsatı gibi birçok başlıkta hayata geçirilen yeni düzenlemelerin yatırım süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdığını düşünüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na imar ve ruhsat yetkisi veren düzenlemenin kısa süre içinde tamamlanması ve mevcut düzenlemelerin birkaç kritik noktada revize edilmesiyle birlikte, RES projelerinde 33 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin 24 aya indirilmesi; sahaya dönüşmeyi bekleyen büyük kapasitenin önündeki en kritik adımlardan biri olacak. Yeni dönemde enerji sektöründeki rekabet yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, projelerin ne kadar hızlı devreye alınabildiğiyle de şekillenecek. Süreçlerin daha koordineli ve öngörülebilir ilerlemesi; hem yatırımcı güveni hem de Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri açısından kritik önem taşıyor," ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.