Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sabancı Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Sabancı Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sabancı Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cargill’den Türkiye Ekonomisine 1,9 Milyar Dolarlık Dev Katkı Haber

Cargill’den Türkiye Ekonomisine 1,9 Milyar Dolarlık Dev Katkı

Rapor, Cargill’in 2023 yılında Türkiye ekonomisine doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkileriyle toplam 1,9 milyar dolar* seviyesinde bir üretim katkısı sağladığını ortaya koydu. Dünyayı güvenli, sorumlu ve sürdürülebilir bir şekilde besleme misyonuyla 65 yılı aşkın süredir Türkiye’de faaliyet gösteren Cargill, Türkiye ekonomisine sağladığı çok boyutlu katkıyı ortaya koyan bir ekonomik etki analizi raporu yayımladı. Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ve Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gökhan Özertan liderliğinde, TÜİK verileriyle uyumlu Girdi-Çıktı metodolojisi kullanılarak hazırlanan bağımsız rapor, Cargill’in 2023 yılında Türkiye ekonomisine doğrudan, dolaylı ve tetikleme etkileriyle toplam 1,9 milyar dolar* seviyesinde bir üretim katkısı sağladığını ortaya koydu. Her 1 Cargill Çalışanı, Ekonomide 14 Kişilik Ek İstihdam Yaratıyor Ekonomik etki analizi, Cargill’in faaliyetlerinin Türkiye ekonomisindeki çarpan etkisini gözler önüne seriyor. Şirketin 2023 yılında 678,3 milyon dolar* olan net hasılatının, tedarik zinciri ve hane halkı harcamaları kanalıyla 2,8 katlık bir çarpan etkisi yaratarak 1,9 milyar dolar* toplam ekonomik büyüklük oluşturduğu tespit edildi. Analize göre, şirketin 825** kişilik doğrudan istihdamı, ekonominin genelinde toplam 14.034 kişilik bir istihdam etkisi yaratıyor. Bu bulgu, her bir Cargill çalışanının Türkiye ekonomisinde 14 ek istihdamı tetiklediğini gösteriyor. Raporun önemli bulgularından biri, şirketin yarattığı doğrudan katma değerin çarpan etkisi. Buna göre, şirketin sağladığı her 1 TL'lik doğrudan katkı, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'da (GSYH) 5,4 TL'lik bir artış yaratıyor. Bu çarpan etkisinin bir sonucu olarak, Cargill’in Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya toplam katkısı ise 2023 yılında 588 milyon dolar* olarak ölçüldü. Raporda Cargill’in Türkiye’deki faaliyetlerinin, kamu maliyesine de önemli katkılar sunduğu yer aldı. 2023 verilerine göre Cargill, devlete 88,3 milyon dolar tutarında vergi geliri katkısı sağladı. “Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam edeceğiz” Rapor sonuçlarını değerlendiren Cargill Gıda META Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Murat Tarakçıoğlu, Cargill’in Türkiye’ye olan bağlılığının altını çizerek şunları söyledi: “Ülke ekonomisine ve toplumsal refaha sağladığımız katkıyı şeffaf ve bilimsel bir metodolojiyle ortaya koymaktan gurur duyuyoruz. Bu bağımsız analiz, sadece üretim ve istihdamdaki doğrudan etkimizi değil, aynı zamanda tarımdan lojistiğe, gıdadan hizmet sektörlerine kadar vetne denli geniş bir ekosistemi desteklediğimizi de gösteriyor. Yarattığımız her 1 TL’lik katma değerin ekonomide 5,4 TL’lik bir büyümeyi tetiklemesi, Türkiye’nin yerel üretimine ve potansiyeline olan inancımızın en somut kanıtıdır. Sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayı iş modelimizin merkezine alarak, çiftçimizin yanında durmaya, yenilikçi ve katma değerli üretimle Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Sürdürülebilir Tarım ve Toplumsal Kalkınma Cargill, ekonomik katkısının yanı sıra sosyal ve çevresel etki odaklı programları ve projeleriyle de öne çıkıyor. 2019’dan bu yana devam eden 1000 Çiftçi 1000 Bereket programı ile 27 ilde 7.000’den fazla çiftçiye ulaşarak %20’ye varan verim artışı sağlandı. Şirket İznik Gölü’nün korunmasına yönelik başlattığı Su Geri Dönüşüm Projesi ile tarımsal sulamada verimliliği artırırken, Balıkesir’deki tesisine kurduğu güneş panelleriyle yılda 1.500 ton karbon salımını engelliyor. Şirket ayrıca, önümüzdeki günlerde Orhangazi’de dünya standartlarında bir Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’’ni faaliyete geçirmeye hazırlanıyor. Yerel tedarikçilerle derin bağ Raporu hazırlayan akademisyenlerden Prof. Dr. Gökhan Özertan, “Çalışmamız, Cargill gibi küresel bir oyuncunun yerel tedarik zincirleriyle ne kadar derin bir bağ kurduğunu ve ekonomik aktiviteyi nasıl tetiklediğini Girdi-Çıktı modeliyle net bir şekilde ortaya koyuyor,” dedi. Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ise, “Analizimiz, şirketin sadece kendi sektöründe değil, tarım, ulaştırma ve ticaret gibi bağlantılı birçok alanda yarattığı çarpan etkisinin büyüklüğünü ve bunun istihdama olan pozitif yansımasını kantitatif olarak kanıtlamaktadır,” diye konuştu. Girdi-Çıktı metodolojisi kullanıldı Ekonomik etki analizi çalışmasında Girdi-Çıktı metodolojisinden yararlanıldı. Amerikalı ekonomist Wassily Leontief tarafından geliştirilen ve 1973 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü almasını sağlayan bu metodolojide sektörler arasındaki ilişki incelenerek bu sektörlerin birbirlerine olan katkıları ölçülüyor. Girdi-Çıktı metodolojisi sayesinde, Cargill'in tarım, gıda üretimi ve dağıtımı gibi alanlarda yarattığı ekonomik katma değerin yanı sıra, istihdam, ticaret ve vergi gelirleri gibi önemli unsurlar üzerindeki etkilerini de ortaya konuyor.

Enerjisa Üretim Power MBA’de 5. Dönem Başlıyor Haber

Enerjisa Üretim Power MBA’de 5. Dönem Başlıyor

Yenilenebilir enerji dönüşümünün merkezinde yer alan şirket, Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle sürdürülen Power MBA Profesyonel Gelişim Programı’nda beşinci dönemi başlatarak, yenilikçi vizyonunu geleceğin liderleriyle buluşturmaya devam ediyor. Beş yıldır başarıyla sürdürülen Power MBA Profesyonel Gelişim Programı, bugüne kadar 284 mezunuyla, enerji sektörüne fark yaratan, analitik düşünen, sürdürülebilirlik bilincine sahip ve vizyoner liderler kazandırmayı hedefliyor. Sürekli öğrenme kültürünü kurum DNA’sının merkezine yerleştiren Enerjisa Üretim, bu program aracılığıyla kendi çalışanlarının yanı sıra farklı sektörlerden profesyonellerin de gelişimine katkı sağlıyor. Böylece bilgi paylaşımına dayalı güçlü bir öğrenme topluluğu oluşturarak enerji ekosisteminde yetkin, yenilikçi ve global ölçekte rekabet edebilen insan kaynağının gelişimine öncülük ediyor. Sektörü dönüştürecek bilgi, deneyim ve iş birliği platformu Enerjisa Üretim, Power MBA programı ile katılımcılarına teknik bilginin yanında stratejik düşünme, liderlik, takım çalışması ve sürdürülebilirlik odaklı kapsamlı bir gelişim deneyimi sunuyor. Beşinci döneminde 23 farklı kurumdan 48 profesyonelin katıldığı program, Ataşehir Merkez Ofis’te düzenlenen açılış ve networking etkinliğiyle başladı. Katılımcılar, yeni dönem heyecanını paylaşırken enerji sektöründeki güncel dönüşüm başlıkları üzerine fikir alışverişinde bulundu. 120 saatlik eğitim Toplamda 120 saatlik eğitim süreci, dört modül halinde kurgulandı. Programda, Sabancı Üniversitesi akademisyenleri ile enerji sektörünün önde gelen uzmanları yer alıyor. Bu kapsamlı yapı, teorik bilgiyle saha deneyimini buluşturarak katılımcılara çok yönlü bir gelişim fırsatı sunuyor. Ayrıca, program süresince, Enerjisa Üretim Bandırma Enerji Üssü’nde gerçekleştirilecek teknik gezide katılımcılar birçok yenilikçi teknolojiyi yerinde deneyimleme fırsatı bulacak. “Power MBA, geleceğin liderlerini bugünden inşa eden bir kültürün ifadesi” Enerji sektörünün dönüşümüne katkı sağlayacak bir vizyon geliştirdiklerinin altını çizen Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, “Yenilenebilir enerji dönüşümünü teknoloji kadar insanın öğrenme, gelişme ve etki yaratma gücüyle tanımlıyoruz. Bizim için dönüşüm, sistemler ve süreçlerin yanı sıra düşünme biçimlerini, liderlik anlayışını ve iş birliği kültürünü de kapsıyor. Bu nedenle Enerjisa Üretim’de dönüşümün merkezine insanı yerleştiriyor, her bireyin potansiyelini keşfetmesini ve fark yaratmasını destekliyoruz. Power MBA programı, bilgiyle donanmış, merakla öğrenen, yenilikçi ve sürdürülebilirlik bilinci yüksek liderler yetiştirme vizyonumuzun güçlü bir yansıması. Beş yıldır farklı sektörlerden profesyonelleri bir araya getirerek oluşturduğumuz bu güçlü öğrenme topluluğu, enerjinin geleceğini şekillendirecek fikirlerin, liderlik yaklaşımlarının ve yeni bakış açılarının doğduğu bir platform haline geldi. Bu programla birlikte katılımcılarımıza bilgi, aynı zamanda bir vizyon, bir amaç ve bir dönüşüm yolculuğu sunuyoruz. Her bir katılımcının deneyimi, öğrenme isteği ve katkısı, geleceğin enerji ekosistemine yön verecek kolektif bir güce dönüşüyor. Power MBA, bu anlamda geleceğin liderlerini bugünden inşa eden bir kültürün ifadesi” dedi.

Ülker Sürdürülebilirlikte 10 Yıllık Hedeflerini Aştı Haber

Ülker Sürdürülebilirlikte 10 Yıllık Hedeflerini Aştı

Ülker Bisküvi, ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansına ilişkin 10. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Ülker’in Türkiye ve yurt dışı operasyonlarını kapsayan 1 Ocak-31 Aralık 2024 dönemine ilişkin rapor, şirketin 2014’te belirlediği uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini aşan kazanımlara imza attığını ortaya koydu. Kölükfakı: Küresel gıda sisteminin dönüşümüne sürdürülebilirlikle katkı sağlıyoruz Zorlu küresel koşullara rağmen yıl boyunca sürdürülebilirlik stratejilerini kararlılıkla uyguladıklarını belirten Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, 10 yıl önce koydukları hedefleri aşmış olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Sürdürülebilirlik yolculuğunun devam ettiğini vurgulayan Kölükfakı sözlerine şöyle devam etti: ‘‘Aşırı hava olaylarıyla ekosistem kayıpları, gıda üretim zincirini doğrudan etkileyerek tarımsal verimliliği düşürüyor, ham madde tedarikinde aksamalara yol açıyor ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimleri, temel tarımsal ham maddelerin üretimini olumsuz etkiliyor. Biz de bu şartları dikkate alarak sadece kendi şirketimiz için değil sektör genelinde ve toplumsal düzeyde de olumlu örnekler oluşturacak uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyoruz. 2014’te ivme kazanan sürdürülebilirlik çalışmalarımızla, gıda sektöründe lider konumumuzu koruyor; Dünya, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum ana başlıkları altında şekillenen yaklaşımımızla 2050 hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz. 2014 yılından bu yana sürdürülebilirlik çalışmalarımızla küresel gıda sisteminin dönüşümüne katkı sağlarken, yönetişim yapımızı sürekli geliştiriyor ve risklere karşı dayanıklılığımızı artırıyoruz.” Kölükfakı, 2014'te belirlenen birim üretim başına su azaltma hedefini 2024’te yüzde 12,2 oranında aştıklarını ve yüzde 42,2’lik su tasarrufu sağladıklarını kaydederken, birim üretim başına karbon salımını %40 azaltma hedefini geride bırakarak 2014 yılına göre %51,4 azaltım başardıklarının da altını çizdi. Özgür Kölükfakı “Ülker’in uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine yönelik projelerle 2024’te 8 bin 70 MWh enerji ve 46 bin 595 m3 su tasarruf sağlandığını, Türkiye’deki fabrikalarında I-REC sertifikalı %100 yenilenebilir elektrik enerjisi kullandıklarını, bu fabrikalardaki Kapsam 2 emisyon salımlarını sıfırlayarak, 101 bin 35 ton karbon emisyonunun önüne geçtiklerini kaydetti.” ‘‘İnovasyonlarımızla hem çevresel etkiyi azaltıyor hem de toplumsal fayda sağlıyoruz’’ Kölükfakı, Ülker’in inovasyon faaliyetleriyle 2024’te sadece tüketici beklentilerine yanıt vermekle kalmadığını, çevresel etkisini azaltmayı ve toplumsal faydasını artırmayı da hedeflediğini belirterek şöyle devam etti: “Buğdayda Onarıcı Tarım Projesi’ni Kırıkkale’de belirlenen 180 hektarlık alanda başlattık. İnovasyon eksenindeki çalışmaların bir diğer ayağında Sabancı Üniversitesi ortaklığıyla yürüttüğümüz ‘Biyofortifikasyon Projesi’ ilk sonuçlarını verdi. Bu kapsamda yapraktan çinko ve selenyum uygulanan buğdayla üretilen sınırlı sayıda ‘Saklıköy Tarlada Zenginleştirilmiş Tahıllı Bisküvi’miz 2025 Temmuz ayında raflarda yerini aldı... Doğu Karadeniz’de sürdürdüğümüz “Fındıktan Fazlası”, İç Anadolu’da buğday çiftçileriyle birlikte yürüttüğümüz “Onarıcı Tarım” ve Afrika’da kakao çiftçilerine ulaştığımız “Kakaodan Fazlası” projelerimizle; eğitim programları, ekipman, yeni fidan desteği ve mikrobiyal gübre uygulamalarıyla değer zincirimizin tüm paydaşlarını kapsayan projelere devam ediyoruz. Sürdürülebilirlik başarıları uluslararası listelerde liderliği getirdi Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, 2015’ten bu yana Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldıklarını hatırlatarak 2024’te S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’ne (The Sustainability Yearbook) üst üste 5. kez girme başarısı gösterdiklerini belirtti. Kölükfakı, “Listedeki 9 Türk şirketinden biri ve gıda ürünleri kategorisindeki 26 global şirket arasında tek Türk şirketi ünvanını koruyoruz. LSEG (London Stock Exchange Group) sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 450’den fazla küresel şirket arasında Ocak 2023’te olduğu gibi Ocak 2024’te de kategori lideri olduk. Borsa İstanbul genelindeyse tüm sektörlerde birinci sırada yer aldık. Sürdürülebilirlik bağlantılı ilk tahvil ihracımız büyük ilgi gördü. 2023 yılında 410 milyon ABD doları tutarında bir sürdürülebilirlik bağlantılı kredi sağlarken, 2024’te 550 milyon ABD doları tutarında sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ihracını gerçekleştirdik. Uzun vadeli hedeflerle kurumsal yapımızın kalıcı parçası haline getirdiğimiz sürdürülebilirlik vizyonumuzla istikrarlı büyümemizi devam ettirmekte kararlıyız.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, GESDA Zirvesi’nde Haber

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, GESDA Zirvesi’nde

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen GESDA Zirvesi’nde filantropinin geleceğine dair görüşlerini paylaştı. “Değişen Dünyada Filantropi ve Özel Sektörün Rolü” oturumunda konuşan Sabancı, çoklu krizler döneminde filantropinin rolünü, güven ve hesap verebilirliğin önemini, ayrıca sürdürülebilir toplumsal dönüşüm için iş birliği ile ilgili görüşlerini paylaştı. “Artan eşitsizliklerle mücadelede bilim ve filantropi kilit rol oynuyor” Teknolojik ilerlemelerle birlikte artan eşitsizliklere dikkat çeken Sabancı, filantropinin artık yalnızca iyilik yapmak değil, sistemleri dönüştürmek anlamına geldiğini ve bilim ile birlikte kilit rol üstlendiğini vurguladı. “İnsanlık için gerçekten zor bir dönemden geçiyoruz. Artan eşitsizlikler karşısında, GESDA gibi bir platformda sorunları birlikte tartışabilmek çok önemli, çünkü büyük problemleri tek bir kurumla veya tek bir yöntemle çözmemiz mümkün değil. Bakış açımızı ve çözüm üretme biçimlerimizi yenilememiz gerekiyor. Bunları yeniden keşfetmeli, tartışmalı, tasarlamalı ve üzerine düşünmeliyiz.” “Gerçek güven, iyi niyetin ötesine geçmekle başlar” Sabancı konuşmasında, “Güven ve meşruiyet, filantropinin temelidir. Ben buna ‘filantropinin para birimi güvendir’ diyorum. Toplumsal gelişim; güvenin inşası, şeffaflık ve net bir amaca sahip olmakla başlar. Eğitim de güvenin ve sürdürülebilir gelişmenin temelidir. Bundan 25 yıl önce kurulan Sabancı Üniversitesi, birlikte yaratma ve birlikte öğrenme kültürünün en somut örneklerinden biridir. Bugün Sabancı Üniversitesi, ülkemizin en iyi araştırma kurumlarından biridir.” dedi. “Büyük meselelerin çözümünde iş birlikleri kritik rol oynuyor” “Sabancı Vakfı olarak son 20 yıldır hibe veriyoruz” diyen Güler Sabancı, “Bu süreçte genellikle sahada ilk kez proje yürüten küçük sivil toplum kuruluşlarına destek verdik. Bugüne kadar 250’ye yakın proje destekledik. Ancak her zaman söylediğim gibi, mesele sadece maddi destek değil. Önemli olan mentorluk yapmak, yol göstermek ve ortak bir hedefe birlikte yürümektir. Başarılı olmanın yolu, öncelikle ne yapılması gerektiğiyle ilgili ortak anlayış sağlamaktan geçer. Birlikte hareket edersek etkiyi çoğaltabiliriz.” Başarı Üçgeni: Kamu, Özel Sektör ve Sivil Toplum Sabancı, büyük sorunların çözümünde kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket etmesinin kritik rol oynadığını vurguladı. “Buna başarı üçgeni diyoruz. Filantropi bu üçgenin önemli bir parçası. Küresel perspektifimizi koruyarak çözüm için iş birlikleri geliştirmek hayati önem taşıyor.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Üniversitesi’nden 25. Yıla Özel Yapay Zeka Destekli Sergi Haber

Sabancı Üniversitesi’nden 25. Yıla Özel Yapay Zeka Destekli Sergi

Serginin açılış töreninde konuşan Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, üniversitenin en önemli anlarına yapay zeka ile yeniden hayat verilen sergiye dair "25 yıllık yolculuğumuzda birçok anı, belge ve fotoğraf biriktirdik ama en değerlisi; her yıl üstüne eklediğimiz mezunlarımız, öğrencilerimiz ve kıymetli akademisyenlerimiz oldu. Bu sergi, 'Birlikte yaratmak ve geliştirmek' mottomuzun bir ürünü" dedi. Sabancı Üniversitesi, kuruluşunun 25. yılını özel bir sergiyle kutluyor. Yapay zeka teknolojileri kullanılarak hazırlanan "Yaşayan Anlar: 25 Yılın Retrospektifi / Living Memories: A 25-Year Retrospective" sergisi, 6 Mayıs'ta Sabancı Üniversitesi Tuzla Kampüsü'ndeki Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi (SGM) fuaye alanında açıldı. Serginin açılış töreni; Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici ile Öğretim Üyeleri, mezunlar, öğrenciler ve çalışanların katılımıyla gerçekleşti. "Son derece kıymetli, emek dolu 25 yıl..." Serginin açılış konuşmasını yapan Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, "Üniversite tarihi açısından 25 yıl kısa bir süre olabilir ancak bizim için son derece kıymetli, emek dolu bir 25 yıl oldu. Bu yolculukta birçok anı, fotoğraf biriktirdik, ama en değerlisi; her yıl üstüne eklediğimiz mezunlarımız, öğrencilerimiz ve kıymetli akademisyenlerimiz oldu. Bugün geriye baktığımızda, birçok hedefimizi gerçekleştirdiğimizi memnuniyetle görüyoruz. Elbette her hedefin ardından yeni hedefler koymak gerekiyor. Bu da daha iyisini yapma arzusunun bir sonucudur. Bu nedenle hiç değişmeyen bir mottomuz var: 'Birlikte yaratmak ve geliştirmek.' Yaşayan Anlar: 25 Yılın Retrospektifi sergisi de bu anlayışın bir ürünü. Fakültelerden, merkezlerden toplanan karelerle, hep birlikte çıktığımız bu yolculuğu yeniden hatırlıyoruz. 25. yıl kutlamalarımıza böyle anlamlı bir başlangıç yapmaktan mutluluk duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "İlk günkü motivasyonla yolumuza devam ediyoruz" Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici ise konuşmasında, "Sıfırdan bir üniversiteyi bugünlere taşımak büyük bir başarı. 1999'da ilk öğrencilerimizi bu kampüse getirdiğimizde, zor şartlarda başlayan bu serüvenin ne denli kıymetli olduğunu daha da iyi anlıyoruz. O dönemin öğrencileri ve sonrasındaki öğrencilerimiz, mezunlarımız bugün dünyanın önde gelen üniversitelerinde, şirketlerinde, en üst düzey görevlerde yer alıyor. Bugün de ilk günkü motivasyonla yolumuza devam ediyoruz. Henüz yolun başındayız; hedeflerimizi her geçen gün daha da yukarıya taşıyoruz. Üniversitemizin 25 yıllık yolculuğunu yansıtan bu anlamlı sergiyi hazırlayan tüm ekibe teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Yoğun katılımla gerçekleşen açılışın ardından Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi'nin kuruluş hikayesini kaleme aldığı, Türkçe ve İngilizce yayınlanan 'Bir Üniversite Var Ederken... / Founding a University...' kitabını konuklar için imzaladı. Sabancı Üniversitesi'nin 25 yıllık belleği yapay zeka ile işlendi "Yaşayan Anlar: 25 Yılın Retrospektifi" sergisi, Sabancı Üniversitesi'nin 25 yıl öncesinden günümüze uzanan kuruluş hikayesi, kampüs yaşamı, öğrenci ve mezun başarıları, bilim ve sanat alanında öne çıkan çalışmalarını kapsayan geniş bir perspektif sunuyor. Üniversitenin fakülteleri, araştırma merkezleri ve birimlerinden toplanan binlerce içerikle hazırlanan sergi, bu zengin içeriğin yapay zeka modelleriyle işlenmesiyle oluşturuldu. Sergide; 1999 yılında 'bir dünya üniversitesi' kurma hayalinden doğan ve özgün eğitim modeliyle fark yaratan Sabancı Üniversitesi'nin kilometre taşları, hem orijinal belgeler hem de yapay zeka teknolojileriyle canlandırılan arşiv materyalleri ve anılarla aktarılıyor.

Geleceğin üretimine yön veren girişimler İstanbul'da buluşuyor Haber

Geleceğin üretimine yön veren girişimler İstanbul'da buluşuyor

Akıllı Üretim ve Dijital Dönüşüm (SManDiT) ile Sürdürülebilir İnovasyon ve Döngüsel Sanayi (SINaCI) kategorilerinde finale kalan girişimler, bu iki günlük etkinlikte projelerini jüriye sunacak. Aynı zamanda yatırımcılar ve sektör temsilcileriyle doğrudan temas kurarak projelerini tanıtma ve iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkânı bulacak. Tech Challenge, yatırımcıları, teknoloji liderlerini, girişim destek programlarını ve kurumsal firmaların Ar-Ge yöneticilerini bir araya getirerek, girişimcilik ve sanayi dünyası arasında güçlü bir etkileşim ortamı oluşturuyor. Katılımcılar, akıllı üretim sistemlerinden enerji verimli robotiklere, karbon ayak izini azaltan çevreci malzemelerden döngüsel ekonomi modellerine kadar uzanan yenilikçi fikirleri keşfetme şansı yakalayacak. Akıllı Üretim ve Sürdürülebilir Çözümler İçin Büyük Destek DiMAP Tech Challenge, teknoloji tabanlı girişimlerin büyümesini hızlandırmak, ticarileşmesini desteklemek ve uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmak hedefiyle kurgulandı. Akıllı Üretim ve Dijital Dönüşüm (SManDiT) kategorisi; dijital araçlar ve otomasyonu entegre ederek endüstriyel verimliliği ve sürdürülebilirliği artıran çözümleri teşvik ediyor. Sürdürülebilir İnovasyon ve Döngüsel Sanayi (SINaCI) ise kaynak verimliliğini artıran, atıkları azaltan ve karbonsuz ekonomiyi destekleyen projelere odaklanıyor. Finale kalan projeler, küresel pazarlara açılma, yatırımcı desteği alma ve sektörün önde gelen aktörleriyle iş birliği yapma olanaklarına sahip olacak. Girişimciler İçin Çok Yönlü Avantajlar Programa katılan girişimlere kapsamlı destekler sunuluyor: Uluslararası pazarlara açılım Sektör liderleriyle güçlü iş birlikleri Yatırımcı sunumlarına özel hazırlık ve mentorluk İş modeli geliştirme, rekabet gücü artırma ve ölçeklenme desteği. DiMAP Tech Challenge, teknoloji odaklı girişimciliği teşvik ederek Türkiye'nin üretim ekosistemine ivme kazandırmayı hedefliyor. Girişimciler ile yatırımcıları bir araya getiren bu platform, sürdürülebilir ve dijital dönüşüm temelli iş birliklerinin kapısını aralarken, geleceğin üretim teknolojilerine yön verecek fikirlerin hayata geçmesine katkı sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.