Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sabancı Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Sabancı Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sabancı Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özyeğin Üniversitesi Mezun Memnuniyetinde Türkiye Birincisi Oldu Haber

Özyeğin Üniversitesi Mezun Memnuniyetinde Türkiye Birincisi Oldu

Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı (ÜniAr) tarafından gerçekleştirilen Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması (TÜMA) 2026 sonuçlarına göre Özyeğin Üniversitesi, 511,9 puan ve A+ (5 yıldız) düzeyiyle mezun memnuniyetinde ilk sırada yer aldı. Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı (ÜniAr) tarafından gerçekleştirilen Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması (TÜMA) 2026 sonuçlarına göre Özyeğin Üniversitesi, 511,9 puan ve A+ (5 yıldız) düzeyiyle mezun memnuniyetinde ilk sırada yer aldı. TÜMA-Mezun 2026 genel memnuniyet sıralamasında ilk 10'da sırasıyla Özyeğin Üniversitesi, Koç Üniversitesi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, MEF Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, SANKO Üniversitesi, Piri Reis Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi ve Biruni Üniversitesi yer aldı. Araştırmanın öğrenci memnuniyetine odaklanan sonuçlarında da yükselişini sürdüren Özyeğin Üniversitesi, genel memnuniyet puanını bir önceki yıla göre 495,0'dan 505,6'ya yükseltti. Akademik Destek göstergesinde 7,9 puan, Öğrenim Deneyimi göstergesinde ise 5,1 puanlık artış kaydedildi. Araştırmada değerlendirilen altı göstergenin tamamında ilk sıralarda yer alan Özyeğin Üniversitesi, öğrenci deneyimine yönelik çalışmalarını istikrarlı bir şekilde geliştirmeyi sürdürdü. "Burası yaşayan, dönüşen bir ekosistem ve yeni öğrencilerimizin de bu dönüşüme katkısı olacağına eminiz" Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, araştırma sonuçlarını değerlendirirken şunları söyledi; "Mezunlarımızın üniversitemizde edindikleri deneyimi Türkiye'nin en yüksek memnuniyet düzeyiyle değerlendirmesi bizim için büyük bir anlam taşıyor. Eğitim yaklaşımımızı geliştirirken öğrencilerimizin ihtiyaçlarını dinliyor, geri bildirimleri doğrultusunda ilerliyoruz. Öğrenci memnuniyetindeki yükselişimiz de bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Akademik gelişimin yanı sıra kariyer hazırlığı, kampüs yaşamı ve öğrenci deneyiminin bütününe odaklanarak, öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında da güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Burası yaşayan, dönüşen bir ekosistem ve yeni öğrencilerimizin de bu dönüşüme katkısı olacağına eminiz " ÜniAr tarafından her yıl gerçekleştirilen Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması (TÜMA), öğrencilerin ve mezunların üniversite deneyimlerine ilişkin değerlendirmelerini esas alarak yükseköğretim kurumlarını memnuniyet düzeylerine göre sıralıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası 20 Yaşında Haber

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası 20 Yaşında

Şef Cem Mansur yönetiminde faaliyet gösteren orkestra, 2026 konser sezonuna Sabancı Üniversitesi'ndeki kamp ile hazırlanırken; Türkiye ve Avrupa'nın prestijli konser salonlarında sahneye çıkacak. Gençleri sanata teşvik etmek amacıyla pek çok çalışma gerçekleştiren Sabancı Vakfı’nın desteğiyle, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası (TUGFO), 20’nci yıl turnesiyle müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Bu yıl turneye Öncü Sponsor olarak Rönesans Sağlık Yatırım da destek verirken, “Müziğin Sihri” temasıyla düzenlenecek turnede büyük bestecilerin unutulmaz eserleri, Şef Cem Mansur yönetimindeki orkestranın genç enerjisiyle sahneye taşınacak. TUGFO'da yer almak için her yıl başvuran yüzlerce konservatuvar öğrencisi arasından sınavla seçilen 16-22 yaşlarındaki yaklaşık 80 genç müzisyen, bu yıl sihir ve masal dünyasından ilham alan renkli bir repertuvarla dinleyici karşısına çıkacak. Hansel ve Gretel Uvertürü'nden Sihirbazın Çırağı'na, Fındıkkıran Süiti'nden romantik konçertolara uzanan zengin program, klasik müziğin unutulmaz eserlerini genç müzisyenlerin yorumuyla sanatseverlerle buluşturacak. Genç Müzisyenler, Avrupa’nın Prestijli Festivallerinde Ülkemizi Temsil Edecek TUGFO, Avrupa turnesi öncesinde Ayvalık, İzmir ve Bursa konserleriyle sahnede olacak. Orkestranın 20’nci yıl kutlamalarının en özel duraklarından biri ise 1 Ağustos’ta İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ndeki konser olacak. Avrupa turnesi kapsamında TUGFO, Bükreş'in simge yapılarından Romanian Athenaeum'un yanı sıra, dünyanın farklı ülkelerinden genç müzisyenleri ve orkestraları buluşturan Almanya'daki Young Artists Festival Bayreuth ile Berlin Young Euro Classic ve Romanya'nın önemli kültür etkinliklerinden Sinaia Festivali'nde konser verecek. Böylece ülkemizin genç müzisyenleri, Avrupa'nın önde gelen klasik müzik platformlarında uluslararası dinleyicilerle buluşacak. Türkiye’nin genç bestecilerini uluslararası sahnelere taşıma misyonunu 20’nci yılında da sürdüren TUGFO, 26 yaşındaki besteci Emre Şener'in “Je Ne Sais Quoi” adlı eserini repertuvarına alarak genç bestecinin müziğini Türkiye ve Avrupa’daki dinleyicilerle buluşturacak. Orkestra konserlerinde Moskova Konservatuvarı’nın son yıllarda yetiştirdiği en parlak piyanistlerden Özgür Ünaldı eserde solist olarak sahnede olacak. Bazı konserlerde ise orkestranın genç müzisyenleri solist olarak parlayacak. Konser Programı: 28 Temmuz 2026 Ayvalık Konseri / Amfi Tiyatro 29 Temmuz 2026 İzmir Konseri / Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi 30 Temmuz 2026 Bursa Konseri / Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Konser Salonu 1 Ağustos 2026 İstanbul Konseri / Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium Salonu 4 Ağustos 2026 Almanya / Young Artists Festival Bayreuth Konseri 5 Ağustos 2026 Almanya / Young Artists Festival Bayreuth Konseri 7 Ağustos 2026 Almanya / Young Artists Festival Bayreuth Konseri 8 Ağustos 2026 Almanya / Berlin Young Euro Classic Festival Konseri 11 Ağustos 2026 Romanya / Sinaia Festivali Konseri 12 Ağustos 2026 Romanya / Bükreş Romanian Athenaeum Konser Repertuvarı E. Humperdinck – Hansel ve Gretel Uvertürü P. İ. Çaykovski – 1 No’lu Piyano Konçertosu P. İ. Çaykovski – Fındıkkıran Süiti E. Şener – Je Ne Sais Quoi / Şeytan Tüyü M. Ravel – Kaz Ana Süiti M. Ravel – Tzigane P. Dukas – Sihirbazın Çırağı U. C. Erkin – Köçekçe D. Popper – Macar Rapsodisi C. Saint-Saëns – Havanaise G. Bottesini / V. Bellini – La Sonnambula Fantezisi Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi Geliştirecek Haber

ASELSAN Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi Geliştirecek

ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek dört yıllık proje kapsamında, kuantum bilgisayarların en kritik bileşenlerinden biri olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi yerli ve milli olarak geliştirilecek. Kuantum bilgisayarların hesaplama gücündeki oyun değiştirici etkisi sayesinde savunma sanayii, siber güvenlik ve kriptoloji, ilaç, kimya, finans ve malzeme bilimi gibi birçok sektörde devrim niteliğinde bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. Bugün dünyada teknoloji şirketleri, araştırma merkezleri ve kamu destekli programların odağında yer alan kuantum teknolojileri, geleceğin stratejik rekabet alanlarından biri olarak görülüyor. Kuantum bilgisayarların kalbi yerli olarak geliştirilecek Yapılacak çalışmalarla birlikte; Türkiye’nin kuantum donanım alanında teknolojik bağımsızlığının sağlanması,Kritik kuantum bileşenlerinde dışa bağımlılığın azaltılması,Yoğun madde fiziği, mikrodalga mühendisliği, elektronik, kuantum bilgi teorisi gibi alanlarda yetkinlik artışı ve araştırma-geliştirme çalışmalarına altyapı kazandırılması,Savunma, iletişim ve bilgi güvenliği alanlarında kuantum teknolojileri altyapısının oluşturulması,Kuantum teknolojileri için ihtiyaç duyulacak insan kaynağının yetiştirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile çalışılacak. QPU tasarımlarının uzun süredir yapıldığı projede, ASELSAN’da birimlerin seri üretimi için gerekli altyapı yatırımları da tamamlanıyor. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2021 yılından beri çalıştığımız, geleceğin dünyasını şekillendirecek kuantum teknolojilerinde stratejik bir adım daha attık. ASELSAN ana yükleniciliğinde yürütülecek olan Süper İletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi’nde ilk imzalar atıldı. Proje kapsamında geliştireceğimiz süper iletken işlemci birimlerinin üretimlerini, yatırımlarına tüm hızıyla devam ettiğimiz Türkiye’nin ilk süper iletken üretim evinde gerçekleştireceğiz. Eşzamanlı olarak, kuantum çip üretim evini ASELSAN’da hayata geçirecek yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Süperiletken Kuantum İşlemci Birimi (QPU) Geliştirme Projesi ile kuantum bilgisayarların kalbi sayılan kuantum işlemci birimini yerli ve milli olarak tasarlayıp üretecek, geleceğin teknolojilerinde dışa bağımlılığımızı azaltacak ve ülkemize öncü bir Ar-Ge altyapısı kazandıracağız. Değerli paydaşlarımız Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME ile birlikte yüksek teknolojide ülkemizi zirveye taşımaya kararlıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim Power MBA’de 5. Dönem Tamamlandı Haber

Enerjisa Üretim Power MBA’de 5. Dönem Tamamlandı

Enerji dönüşümünün hız kazandığı, yeni teknolojilerin ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımların sektör dinamiklerini yeniden tanımladığı bir dönemde Enerjisa Üretim, geliştirdiği yenilikçi projeler ve uzmanlık birikimiyle sektöre yön vermeyi sürdürüyor. Şirket, Power MBA Profesyonel Gelişim Programı ile sektörün ihtiyaç duyduğu liderlik, uzmanlık ve stratejik bakış açısının güçlenmesine katkı sunarak sektörün dönüşümünü desteklemeye devam ediyor. Disiplinler arası bir gelişim yolculuğu Sabancı Üniversitesi EDU iş birliğiyle hayata geçirilen ve bu yıl beşinci dönemini tamamlayan Power MBA Programı, enerji sektörünün dönüşen ihtiyaçlarına yanıt verecek yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlayan kapsamlı yapısıyla öne çıktı. 24 farklı kurumdan 48 profesyoneli ortak bir gelişim platformunda buluşturan program, toplam 120 saatlik eğitim içeriğiyle katılımcılara enerji sektörünün teknik, finansal, stratejik ve sürdürülebilirlik boyutlarını bütüncül bir perspektifle değerlendirme imkânı sundu. Kamu ve özel sektörden geniş bir katılımcı profiline sahip olan programda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPİAŞ, TEİAŞ, DSİ gibi kurumların yanı sıra enerji, sanayi ve finans alanlarında faaliyet gösteren birçok şirketten profesyoneller yer aldı. Kamu ve özel sektörden geniş bir katılımcı profiline sahip olan ve 39 mezun veren programda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPİAŞ, TEİAŞ, DSİ gibi kurumların yanı sıra enerji, sanayi ve finans alanlarında faaliyet gösteren birçok şirketten profesyoneller yer aldı. Enerjisa Üretim çalışanlarının da dahil olduğu program, farklı disiplinlerden uzmanları, ortak bir öğrenme ve deneyim paylaşımı platformunda buluşturdu. 4 Modül ve 44 Eğitmenle Güçlenen Program Dört modülden oluşan Power MBA programı, enerji arz ve talebi, enerji yönetimi, proje finansmanı, enerji piyasaları, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, enerji depolama teknolojileri, hidrojen, dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, siber güvenlik, portföy yönetimi ve yetenek yönetimi gibi enerji sektörünün yeni dönem öncelikleri arasında yer alan kritik başlıklara odaklandı. Program boyunca katılımcılar, enerji sektörünün önde gelen akademisyenleri, sektör profesyonelleri ve Enerjisa Üretim liderleri dahil olmak üzere toplam 44 eğitmen tarafından eğitim alma fırsatı yakaladı. Bu dönem programa eklenen EDU Session oturumlarıyla, katılımcılar moderatör eşliğinde enerji sektörüne ilişkin güncel konuları ve program boyunca ele alınan başlıkları daha serbest ve etkileşimli bir ortamda değerlendirme imkânı buldu. Programın ayrılmaz bir parçası olan Reflection Session’larda ise katılımcıların eğitimlerden elde ettikleri kazanımları değerlendirmeleri, içgörülerini paylaşmaları ve farklı bakış açıları geliştirmeleri desteklendi. Power MBA kapsamında gerçekleştirilen networking etkinlikleri, vaka çalışmaları ve Bandırma Enerji Üssü teknik gezisi gibi uygulamalı deneyimler ise katılımcıların teorik bilgilerini sahadaki uygulamalarla birleştirmelerine olanak sağladı. “Enerji dönüşümünün merkezinde yetkinlik ve gelişim var” Power MBA’in, aynı zamanda enerji ekosistemine değer katacak liderlerin yetişmesine katkı sunan güçlü bir yetkinlik kazanım platformu olduğunu belirten Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale “Enerji sektörü bugün teknolojik bir dönüşüm yaşarken aynı zamanda yeni yetkinlikler, yeni liderlik anlayışları ve disiplinler arası iş birlikleri gerektiren kapsamlı bir değişimden geçiyor. Power MBA programımızla beş yıldır sektörün farklı paydaşlarını aynı gelişim yolculuğunda bir araya getiriyor, bilgi paylaşımını ve ortak öğrenme kültürünü güçlendiriyoruz. Bu yıl başarıyla tamamlanan programımız, farklı kurum ve uzmanlık alanlarından profesyoneller arasında güçlü bir etkileşim ortamı oluştururken, katılımcıların stratejik bakış açılarını ve liderlik yetkinliklerini geliştirmelerine katkı sağladı. Teknik uzmanlığı bütüncül bir sektör perspektifiyle buluşturan bu güçlü topluluğun, Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümünde önemli roller üstleneceğine inanıyoruz. Enerji sektörünün geleceğinde fark yaratacak olanın, teknik bilginin yanı sıra, farklı bakış açılarını bir araya getirerek değer üretebilen insanlar olduğuna inanıyor; bu alandaki yatırımlarımızı sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi “Geleceğin Önder Çiftçileri”ni Yetiştiriyor Haber

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi “Geleceğin Önder Çiftçileri”ni Yetiştiriyor

Gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından olan tarım sektörünün önemi her geçen gün artıyor. Küresel iklim değişikliği, yüksek girdi maliyetleri, kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması önemli gibi gelişmelere rağmen sektör, akıllı tarım uygulamaları, veri odaklı üretim modelleri ve sürdürülebilir yaklaşımlar ile yenilikçi bir yapıya kavuşma potansiyeli taşıyor. “Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı”, bu dönüşümün gelecekteki öncüleri olacak genç üreticileri desteklemek amacıyla İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. 31 Mayıs’a kadar başvuruların devam edeceği program kapsamında; bitkisel ve/veya hayvansal üretimle ilgilenen, teknolojiye ve yeni nesil tarım uygulamalarına ilgi duyan ziraat fakültelerinin ikinci sınıf öğrencileri arasından 20 genç çiftçi seçilecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılması beklenen öğrenciler, bir hafta boyunca eğitimler alacak. Teori ve pratik bir arada İki aşamalı bir yapı üzerine kurgulanan programın ilk aşamasında genç çiftçilere finansal okuryazarlık, tarım politikaları, katma değerli üretim ve ürün hikâyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik, tarımsal finans, kooperatifçilik, üretim ve pazarlamada dijital uygulamalar, iş modeli geliştirme başlıklarında disiplinler arası içerikler sunulacak. Programın devamında öne çıkan katılımcılar, ikinci yıl planlanan uygulama aşamasına dahil edilecek. İkinci aşama, teorik kazanımların toprakla buluştuğu bir basamak olarak kurgulanıyor. Bu süreçte genç çiftçilerin örnek çiftlikler, tarımsal işletmeler, girişimler ve kooperatiflerle bir araya gelerek ekosistem deneyimi kazanması hedefleniyor. Ayrıca, yeni nesil tarım teknolojileri ve çözümleri, verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda saha deneyimi edinmeleri planlanıyor. Böylece katılımcılar yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama deneyimiyle de desteklenecek. Uzun vadeli ve çok boyutlu bir gelişim modeli olarak tasarlanan programın; tarım sektöründe insan kaynağının güçlendirilmesine, teknolojik dönüşümün desteklenmesine ve sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı Haber

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı

Türkiye operasyonlarını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürüten, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, Türkiye’deki şirketlerin 2025 yılı iklim değişikliği ve doğa raporlaması kapsamındaki performansını CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaştı. Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marubeni Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Alemdar Oldu Haber

Marubeni Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Cevdet Alemdar Oldu

Dünyanın önde gelen Japonya merkezli ticaret ve yatırım şirketi Marubeni Corporation'ın iştiraki Marubeni Türkiye'de (Marubeni Dağıtım ve Servis) üst düzey bir atama gerçekleşti. Cevdet Alemdar, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Marubeni Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Komatsu, Volvo Trucks, Bomag, Tadano, Dieci ve Crown markalarının satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdüren, Platinum Rent markası ile kiralama ve Platinum Used markası ile de ikinci el hizmetleri sunan Marubeni Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme yolculuğu, Cevdet Alemdar'ın deneyimi ve vizyoner liderliğiyle devam edecek. Cevdet Alemdar Kimdir? Cevdet Alemdar, 1992 yılında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu ve 2002'de Sabancı Üniversitesi'nde İşletme Yüksek Lisans (MBA) derecesini tamamladı. 1993'te Sabancı Holding'e katıldı. Türkiye'de inşaat ve üretim sektörlerine yönelik tel ürünleri yatırımlarında görev aldı; Brezilya, Tayland ve Çin'de Kordsa'nın yurtdışındaki fabrikalarının genel müdürlüklerini yürüttü; Güney Amerika ve Asya Pasifik bölgelerinde satış ve pazarlama liderlikleri üstlendi. Türkiye'ye döndüğünde teknik tekstil ve lastik alanlarında Ar-Ge, inovasyon ve pazar geliştirme çalışmalarına liderlik etti. Ardından Temsa İş Makinaları Genel Müdürü olarak, Komatsu distribütörlüğünü yönetirken Volvo Trucks'ın Türkiye distribütörlüğünü de şirket bünyesine katarak büyümeyi sağladı. 2017-2020 yılları arasında Brisa Bridgestone Sabancı CEO'su olarak görev yaptı. 2020'de Sabancı Holding Sanayi Grup Başkanı olarak atandı ve grubun 2024'teki yeniden yapılanmasıyla Mobilite Çözümleri Grup Başkanı oldu; bu görevini 2025 yılına kadar sürdürdü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı Haber

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı

1 Haziran 2026 itibarıyla, Sabancı Holding Finans Grup Başkanlığı görevini ise Mustafa Aydın üstlenecek. 2013 yılından bu yana Sabancı Topluluğu’nun farklı kademelerinde yöneticilik görevlerinde bulunan Mustafa Aydın, son olarak Topluluk şirketlerinden Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Mustafa Aydın ayrıca, mevcut rollerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Çimsa’da vekaleten Genel Müdür olarak atanmıştı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, şu ifadeleri kullandı: “Orhun Köstem, Topluluğumuzdaki kariyeri boyunca değerli katkılar sağlamış; Sabancı Holding’in stratejik finansal yol haritasının oluşturulması ve yönetilmesinde kritik rol üstlenmiştir. Görev süresi boyunca, Topluluğun global, dijital ve sürdürülebilirlik odağındaki büyüme ve dönüşümüne finansal perspektiften güçlü bir şekilde liderlik etmiş; sermaye yönetimi, kaynak tahsisi ve değer yaratımı alanlarında önemli inisiyatifleri hayata geçirmiştir. Sabancı Topluluğunun büyümesine yönelik katkıları, disiplinli yaklaşımı ve iş birliği kültürünü güçlendiren liderliği ile paydaşlarımıza önemli kazanımlar sağlamıştır. Kendisine bugüne kadar verdiği tüm katkılar için teşekkür ediyor; çıkacağı yeni yolda kendisine başarılar diliyorum. 1 Haziran itibarıyla Finans Grup Başkanlığı görevini üstlenecek Mustafa Aydın da bugüne kadar hem Holding’de hem de Topluluk şirketlerimizde önemli görevlerde bulunmuştur. Mannok satın alımı, ABD gri çimento yatırımı, EBRD ve IFC anlaşmaları gibi konularda ortaya koyduğu liderlik profiliyle Çimsa’nın son yıllardaki küresel büyüme yolculuğuna ve stratejik dönüşümüne çok önemli katkılar sağlamıştır. Çimsa’daki başarılarının yanında, geçmiş yıllarda enerji sektöründe edindiği tecrübe ve Holding deneyimi, Topluluğumuzun operasyonel faaliyetlerine ve gelecek hedeflerine de kıymetli destekler sunacaktır. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor; bu bayrak değişiminin, tüm Topluluğumuza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Mustafa Aydın Hakkında Mustafa Aydın, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi bölümleri lisans eğitiminin ardından Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA programını tamamlamış ve kariyerine Garanti BBVA’da Müfettiş olarak başlamıştır. Sonrasında Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’nda Hesap Uzmanı olarak görev almış, ardından Sabancı Holding bünyesinde Mali Müşavir olarak kariyerine, vergi, yapılandırma ve finansal regülasyonlar alanında direktörlük görevine kadar yükselerek devam etmiştir. Ardından Enerjisa Üretim’de Mali İşler ve Dijitalleşmeden Sorumlu Grup Müdürü olarak görev yapan Mustafa Aydın, bugün itibarıyla Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini yürütmektedir. Ayrıca Mustafa Aydın, Çimsa’da mevcut görevlerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla vekaleten Genel Müdür olarak görevini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR Energy School   Dördüncü Dönem Mezunlarını Verdi Haber

SOCAR Energy School  Dördüncü Dönem Mezunlarını Verdi

On iki hafta süren program boyunca katılımcılar; enerji piyasalarının işleyişinden küresel arz-talep dengelerine, sürdürülebilirlik uygulamalarından yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar geniş bir perspektifte eğitim aldı. Teknik içeriklerin yanı sıra liderlik, stratejik düşünme ve karar alma süreçlerine yönelik modüllerle desteklenen program, katılımcıların çok boyutlu bir bakış açısı kazanmasına katkı sağladı. SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici’ninkatılımlarıyla düzenlenen törende, programı başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları verildi. Ulusal ve uluslararası akademisyenlerin yanı sıra sektörün önde gelen uzmanlarının katkı sunduğu SOCAR Energy School kapsamında; enerji politikaları, arz güvenliği, enerji verimliliği, dijitalleşme ve sektördeki dönüşüm dinamikleri gibi kritik başlıklar ele alındı. Program süresince gerçekleştirilen paneller, vaka analizleri ve etkileşimli oturumlar sayesinde katılımcılar, teorik bilgiyi uygulamaya dönüştürme fırsatı buldu. Törende konuşan SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, enerji sektörünün geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek şunları söyledi: “Enerji sektörü, küresel ölçekte hızlı ve çok katmanlı bir değişim sürecinden geçiyor. Bu dönüşüme uyum sağlayabilen, analitik düşünme yetkinliği güçlü ve yenilikçi bakış açısına sahip insan kaynağı, sektörün geleceği açısından kritik önem taşıyor. SOCAR Energy School ile bu alanda sürdürülebilir bir değer yaratmayı ve sektörün gelişimine katkı sunmayı hedefliyoruz.” Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ise konuşmasında akademi-sanayi iş birliğinin önemine vurgu yaparak şu değerlendirmede bulundu: “Bilginin hızla dönüştüğü günümüzde, farklı disiplinleri bir araya getiren ve uygulama odaklı öğrenmeyi teşvik eden programlar büyük önem taşıyor. SOCAR Energy School, bu yaklaşımı başarıyla hayata geçiren güçlü bir iş birliği modelidir. Bu değerli programın bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Farklı sektörlerden profesyonelleri ortak bir öğrenme platformunda buluşturan SOCAR Energy School, katılımcılarına yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda stratejik bakış açısı ve güçlü bir profesyonel ağ kazandırmayı amaçlıyor. Program mezunları, edindikleri bilgi ve deneyimi kendi kurumlarına ve sektöre değer katacak şekilde kullanma fırsatı elde ediyor. SOCAR Energy School, bugüne kadar gerçekleştirdiği programlarla enerji sektöründe yetkin insan kaynağının gelişimine katkı sağlamaya ve akademi-sanayi iş birliğinin başarılı örneklerinden biri olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.