Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Altyapısı

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Altyapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Altyapısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı Haber

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı

Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal: “Sağlık turizmi yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda Türkiye için güçlü bir hizmet ihracatı ve döviz girdisi alanı” dedi. Türkiye, sağlık turizminde büyümesini sürdürürken, sektör 2025’te hem ziyaretçi sayısı hem de gelir tarafında 3 milyar dolar bandına yerleşti. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin (USHAŞ) yayımladığı verilere göre, 2025 yılında sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizmi geliri 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, söz konusu performansın klasik turizme kıyasla daha yüksek katma değer üreten bir ihracat kalemi olduğunu belirterek, “Sağlık turizmi, doğrudan sağlık harcamasının yanı sıra konaklama, ulaşım ve şehir içi tüketimle çarpan etkisi yaratıyor. Bu nedenle ekonomi yönetimi açısından ‘nitelikli döviz geliri’ üreten stratejik bir alan” dedi. Dr. Bal, sektörde rekabetin sürdürülebilirliği için fiyatlamanın disiplinli ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kur hareketleriyle fırsatçı fiyatlama kısa vadede gelir gibi görünse de, orta vadede talebi başka destinasyonlara kaydırabilir. Türkiye’nin rekabet zemini uygun fiyattan çok; klinik kalite, hasta güveni ve sonuç başarısıdır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin genel turizm gelirindeki yükselişin, sağlık turizmine de zemin oluşturduğuna işaret eden Dr. Bal, TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2025’te turizm gelirinin 65,2 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, “Bu ölçek içinde sağlık turizmi, kişi başı harcaması yüksek bir segment olarak öne çıkıyor. Ürün çeşitliliği (medikal, estetik, diş, göz, saç ekimi, rehabilitasyon) ve hizmet standardı korunursa payın büyümesi mümkün” diye konuştu. Dr. Bal, uluslararası hastaların en çok talep gösterdiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin yer aldığını belirterek, “Planlı süreç, kısa bekleme süresi, deneyimli ekip ve sonuç odaklı yaklaşım Türkiye’nin tercih edilirliğini artırıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün ekonomiye katkısı artıyor Türkiye, son yıllarda hızla büyüyen sağlık turizmi sektörüyle hizmet ihracatında önemli bir gelir kalemi oluştururken, özellikle estetik ve medikal uygulamalardaki uluslararası talep sektörün ekonomik katkısını artırıyor. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim maliyetlerinin yükselmesi ve bekleme sürelerinin uzaması, hastaları alternatif ülkelere yönlendirirken; Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hızlı hizmet kapasitesiyle öne çıkıyor. Uzmanlara göre sektör, önümüzdeki dönemde hem hasta sayısı hem de kişi başı harcama açısından büyüme potansiyelini koruyor. Hizmet ihracatında güçlü artış Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldığını belirterek, sektörün ekonomik boyutuna dikkat çekti. Bal, “Sağlık turizmi, Türkiye açısından klasik turizmden farklı olarak yüksek katma değer üreten bir alan. Tedavi için gelen hastalar hem sağlık hizmeti alıyor hem konaklama, ulaşım ve turizm harcamalarıyla ekonomiye çok yönlü katkı sağlıyor” dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracat gelirlerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Bal, özellikle estetik ve medikal uygulamaların sektörün büyümesinde belirleyici rol oynadığını kaydetti. Estetik ve medikal uygulamalar öne çıkıyor Uluslararası hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin bulunduğunu belirten Bal, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’dan yoğun talep geldiğini söyledi. Bal, “Hastalar Türkiye’yi yalnızca fiyat avantajı için değil, yüksek kalite, deneyimli hekimler ve kısa sürede planlanabilen tedavi süreçleri nedeniyle tercih ediyor. Bu durum Türkiye’yi estetik ve medikal uygulamalarda küresel bir merkez haline getiriyor” diye konuştu. Fiyat rekabeti ve sürdürülebilir büyüme Sektörde sürdürülebilir büyüme için fiyat dengesinin korunması gerektiğini vurgulayan Bal, döviz kurundaki dalgalanmalar ve bazı merkezlerde uygulanan yüksek fiyat politikalarının rekabet gücünü zayıflatabileceğini ifade etti. Bal, “Avrupa’daki bazı ülkelerde fiyatların Türkiye’ye yaklaşması, maliyet avantajının tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Türkiye’nin rekabet gücü uygun fiyatın ötesinde kalite, güven ve hasta memnuniyetine dayanmalı” değerlendirmesinde bulundu. Yüksek katma değerli turizm modeli Sağlık turizminin kişi başı harcama açısından klasik turizmin üzerinde gelir sağladığını belirten Bal, tedavi süreci ile turizm deneyiminin birlikte sunulmasının Türkiye’ye önemli bir avantaj kazandırdığını söyledi. Bal, “Sağlık turizmi, yüksek katma değer üreten yapısıyla Türkiye’nin hizmet ihracatında stratejik alanlardan biri haline geldi. Doğru fiyat politikası, kalite standardının korunması ve uluslararası tanıtım faaliyetleriyle sektörün büyümesi hızlanacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu Haber

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu

BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, BioScience Managers Yönetici Ortağı Jeremy Curnock Cook ve BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney ile girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katıldığı etkinlikle gerçekleştirildi. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, programın açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan fonun Türkiye’nin inovasyon yetkinliğine duyulan küresel güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, “Bu fon girişimcilik ekosistemi için olduğu kadar sağlık teknolojilerinde dönüştürücü çözümlerin geleceği için de önemli bir adım. Geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüğümüz fon ile ülkemizin teknolojide tüketici bir konumdan küresel alanda teknoloji üreten bir konuma ulaşması yolculuğuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz” dedi. Biyobilim, genetik ve dijital sağlık alanlarını kapsayan tıp alanındaki derin teknolojinin küresel ölçekte en kritik ve yüksek etkili sektörlerden biri olduğuna işaret eden Lüle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz BioScience Managers GSYF halihazırda güçlü bir sağlık altyapısına ve bu alanda önemli yeteneklere sahip olan ülkemizin tıptaki potansiyelini ortaya çıkarmak için tasarlandı. Aynı zamanda ülkemizin bilimsel bilgi birikimini küresel ölçekte rekabetçi, yüksek değerli varlıklara dönüştürerek ihracat profilimizin yeniden tanımlanmasına katkı sunacak. Yeni fonun en önemli kazanımlarından birinin de bilimsel mükemmellik için yeni bir çekim merkezi inşa etmesiyle Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi için önde gelen bir merkez haline getirmesi ve dünya standartlarında bir inovasyon kültürünü teşvik etmesi olacağına inanıyoruz.” BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney de sağlık ve biyobilim alanında köklü geçmişe sahip olan BioScience Managers’ın bugüne kadar 200’den fazla sağlık yatırımı gerçekleştirdiğini; 40’ı aşkın halka arz ve birleşme sürecine liderlik ettiğini belirtti. Kurdukları fonlarla yüzde 20’nin üzerinde yıllık net getiri başarısı yakaladıklarını kaydeden Güney, “Türkiye’nin sağlık alanındaki yüksek potansiyeline yatırım yapmak; inovasyon odaklı şirketleri ticari olarak sürdürülebilir küresel işletmelere dönüştürme vizyonuyla hareket ederek sağlık teknolojilerinin geleceğine yön vermek ve değer yaratmak için çalışacağız. Bu fonu Maxis ile hayata geçirerek Türkiye’de önemli bir kurumla iş birliği kurmanın mutluluğunu ve bu potansiyelle yola başlamanın heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel ise “Bugün ülkemiz girişimcilik ekosistemi için önemli bir kilometre taşına şahitlik ediyoruz. Global olarak sağlık ve yaşam bilimleri teknolojileri alanında büyük başarılara imza atmış bir grupla, Türk kuruculara sahip startup’lara finansman sağlamanın yanı sıra büyük bir know how transfer imkânı yaratacağımız için heyecanlıyız. İş Bankası Grubu’nun bu alana ihtisaslaşan iştiraki olarak bu yıl hem yatırımlarımız hem de hayata geçirdiğimiz fonlarla ekosisteme önemli bir katma değer yarattığımızı düşünüyoruz” dedi. Türk girişimcilere ve ekosisteme katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF sağlık teknolojileri başta olmak üzere, biyoteknoloji, genetik ve dijital sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Ülkemizin güçlü sağlık altyapısı ve nitelikli araştırma havuzu ile bu alanda global tecrübe ve yönetim uzmanlığı arasında köprü oluşturacak fon ile Türkiye’nin küresel ölçekte rekabetçi sağlık çözümleri geliştirmesi hedefleniyor. Ülkemiz girişimcilerine, yurt dışındaki Türk girişimcilere veya Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF için belirlenen hedef fon büyüklüğü 100 milyon dolar oldu. İlk yatırımlarda 5 ila 10 milyon dolar arasında yatırımlar hedefleyen fonun toplam 10-12 şirkete yatırım yapması öngörülüyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis bünyesinde kurulan fonun yönetiminden de Maxis sorumlu olacak. Kuruluşundan bu yana yönettiği 17 fon ve yaptığı 100’ün üzerinde yatırımla 500 milyon dolara yaklaşan yönetilen varlık büyüklüğü ile girişimcilik ekosistemine önemli destek sunan Maxis, bu alanın önde gelen yatırım şirketi olma konumunu sürdürüyor. Uluslararası alanda 20 yılı aşkın fon yönetim tecrübesine sahip BioScience Managers ise deneyimi ile stratejik yönlendirme desteği sağlayacak. BSM sağlık teknolojileri alanında yaptığı küresel yatırımları son 20 yılda yıllık yüzde 20’nin üzerinde iç verim oranı ile getiri elde etti.

Novo Nordisk, Türkiye’deki Klinik Araştırma Yatırımlarına Devam Ediyor Haber

Novo Nordisk, Türkiye’deki Klinik Araştırma Yatırımlarına Devam Ediyor

Beş yıllık anlaşma, Ankara’daki kapasiteyi artırırken daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erken erişimini hedefliyor. Geçtiğimiz hafta Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile imzalanan iş birliği protokolünün ardından Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile imzalanan yeni protokol, Türkiye’nin uluslararası klinik araştırma haritasındaki yerini daha görünür kılmayı amaçlıyor. Novo Nordisk Türkiye, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliğiyle klinik çalışma kapasitesini artırmayı ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişmesini sağlamayı amaçlıyor. Şirketin hasta odaklı yaklaşımı ve bilimsel liderlik vizyonu, Türkiye’nin klinik araştırmalar alanında bölgesel bir merkez haline gelmesine katkı sunmayı hedefliyor. Novo Nordisk, hastanenin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda diyabet, obezite, nadir hastalıklar ve kardiyovasküler hastalıklar gibi terapi alanlarında çeşitli eğitim programları düzenleyerek, klinik dünyasındaki uluslararası gelişmeleri aktararak, bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları destekleyerek araştırma süreçlerinin daha etkin, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya ulaşmasına katkı sunacak. 7 ülkedeki klinik araştırmalar Türkiye’den koordine ediliyor Novo Nordisk, Türkiye merkezli bölgesel klinik araştırma merkezinde Türkiye’nin yanında Cezayir, Fas, Lübnan, Mısır, Umman, Suudi Arabistan dahil olmak üzere toplam 7 ülkedeki klinik araştırmaları koordine ediyor. Bölgesel merkez yapısı, Türkiye’deki deneyimli ekiplerin, operasyonel altyapının ve uluslararası araştırmalara uyumlu çalışma düzeninin bir sonucu olarak faaliyet gösteriyor. Merkez, 2025 yılı itibarıyla yürütülen 34 aktif klinik araştırmada 1.200’ün üzerinde hastaya ulaşırken, bu çalışmaların 28’i doğrudan Türkiye’de gerçekleştirildi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile son 5 yılda 8 klinik çalışma yürütülürken, yeni protokol kapsamında en az 5 yeni klinik çalışmanın 2026 yılında başlatılması planlanıyor. Novo Nordisk’in son 5 yılda Türkiye’de klinik araştırmalara yaptığı toplam yatırımın 1 milyar TL’yi aşması ve bu yatırımların her yıl katlanarak artırılmasının hedeflenmesi, Türkiye’nin bu alandaki stratejik yükselişini daha da pekiştiriyor. Uzun vadeli sürdürülebilir değer Novo Nordisk’in vakıf şirketi yapısından güç alan bu stratejik ortaklık, yalnızca klinik araştırma sayısını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda sağlık profesyonellerinin bilgi birikimini zenginleştirmeyi, Türkiye’nin klinik araştırmalardaki rekabet gücünü artırmayı ve hasta yaşam kalitesine kalıcı katkı sağlamayı hedefliyor. Bu iş birliğiyle Novo Nordisk Türkiye, klinik araştırmalarda etik standartları, şeffaflığı ve hasta güvenliğini esas alan vizyonuyla, Türkiye’nin bilimsel potansiyelini küresel ölçekte görünür kılmayı amaçlıyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekim Prof. Dr.Levent Öztürk “Novo Nordisk Türkiye ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, hem hastalarımız hem de klinik araştırma ekibimiz için büyük bir heyecan kaynağı. Bu protokol, hastalarımızın yenilikçi tedavilere daha erken erişmesini sağlarken, hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına ve geliştirmesine olanak tanıyor. Bizler, klinik araştırmaların hastalar için açtığı yeni umut pencerelerini görmekten ve bu süreçte aktif rol almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ülkemizde bilimi destekleyici nitelikte olan bu iş birliğinin uzun soluklu ve sürekli olmasını ve daha birçok ortak projeye ilham vermesini diliyoruz.” “Her araştırmada bir yaşamın dönüşümüne tanıklık ediyoruz” Bilimi, insanların yaşamına dokunan bir iyileşme gücüne dönüştürmek için çalıştıklarını vurgulayan Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Bike Başaklar “Her klinik araştırmanın ardında, umutla bekleyen hasta, yakını, doktoru ve o umudu mümkün kılmak için çalışan bir ekip var. İşte biz bu ortak iyileşme hikâyesinin bir parçası olmaktan büyük bir sorumluluk ve gurur duyuyoruz. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile imzaladığımız bu yeni stratejik iş birliğiyle, klinik çalışmaların sayısını artırırken her hastanın yenilikçi tedavilere daha erken ulaşmasını hedefliyoruz. Amacımız, endüstri ve hastane iş birliğiyle klinik çalışma süreçlerini optimize ederek, küresel ölçekte daha fazla araştırmaya katılmak ve bölgede lider konuma gelmek. Bu sayede, henüz Türkiye’de piyasada olmayan ilaçları uygun hastalarla daha erken buluşturmayıı amaçlıyoruz. Bu adım, Türkiye’nin sağlık alanındaki bilimsel gücünü daha görünür kılacak ve uluslararası düzeyde örnek teşkil edecek bir inisiyatif. Bizim için bu iş birliği, hastalar için de yeni bir umut kapısı anlamına geliyor. Çünkü biz, her araştırmada bir yaşamın dönüşümüne tanıklık ediyoruz. Novo Nordisk’in bir vakıf şirketi olması, hasta odaklı yaklaşımımız ve yüz yılı aşkın bilimsel birikimimiz sayesinde kısa vadeli hedefler yerine sürdürülebilir, uzun vadeli değer yaratmaya odaklanıyoruz. Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı bilim insanlarının potansiyeliyle birleştiğinde, bu iş birliğinin bölgesel düzeyde ilham verici bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inanıyoruz.” dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.