Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Bilimleri

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Bilimleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bilimleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026 Yılı TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Başvuruları Uzatıldı Haber

2026 Yılı TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Başvuruları Uzatıldı

2026 yılında TÜBİTAK tarafından verilecek Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri kapsamında başvurular 4 Haziran 2026 tarihine kadar uzatıldı. 2026 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından; Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülleri olmak üzere dört kategoride ödül verilecek. Bilim Ödülü: Ülkemizde yaptığı çalışmalarla bilime uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunmuş hayattaki bilim insanlarına verilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Bilim Ödülü alanlar için tıklayınız. Özel Ödül: Bilim Ödülü eş değeri olarak yurt dışında yaptığı çalışmalarla bilime uluslararası düzeyde katkıda bulunmuş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, hayattaki bilim insanlarına verilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Özel Ödülü alanlar için tıklayınız. Hizmet Ödülü: Ülkemizde bilim ve teknolojinin gelişmesine üstün hizmetlerde bulunmuş kişilere verilir. Hizmet Ödülü için hayatta olmayan bilim insanları da aday gösterilebilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Hizmet Ödülü alanlar için tıklayınız. Teşvik Ödülü: Yaptığı çalışmalarla bilime gelecekte uluslararası düzeyde önemli katkılarda bulunabilecek niteliklere sahip olduğunu kanıtlamış, ödülün verildiği yılın ilk gününde 40 yaşını geçmemiş, Türkiye’de yerleşik hayattaki bilim insanlarına verilir. Geçmiş yıllarda TÜBİTAK Teşvik Ödülü alanlar için tıklayınız. Başvuru ve Değerlendirme Süreci: Teşvik Ödülü’ne adaylar kişisel olarak başvurabilir veya aday gösterilebilirler. Bilim, Özel ve Hizmet Ödüllerine kişisel başvuru yapılamamakta, aday gösterilmek gerekmektedir. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerine; Geçmişte TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet Ödülü veya TÜBİTAK-TWAS Bilim Ödülü almış olanlar, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Bilimler Akademisi Konseyi, Üniversitelerin Senatoları veya Yönetim Kurulları, Bilimsel ve teknolojik alanlarda faaliyet gösteren kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının en üst karar alma organları,TÜBİTAK Ar-Ge ve Ar-Ge Kolaylık Birimleri Yönetim Kurulları ve TÜBİTAK Araştırma Grupları Yürütme Komiteleri (kendi faaliyet alanlarında) aday gösterebilirler. TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerine başvurular Başvuru Sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Ödüle başvuru yapacak aday ve aday gösteren kişi veya kurum/kuruluşun en üst yetkilisinin ARBİS’te güncel kaydının olması, yoksa “Yeni Kullanıcı Kaydı” gerçekleştirmesi ve talep edilen belgelerin “Başvuru Sistemi”ne eksiksiz yüklenmesi gerekmektedir. Başvuru aşaması tamamlandıktan sonra “Kabul Taahhüt ve Beyan Formu” aday ve aday gösteren kişi veya aday gösteren kurum/kuruluşun en üst yetkili yöneticisi tarafından e-imza ile imzalanmalıdır. Başvuru esnasında yurt dışında olup ve e-imza kullanamayan adaylar, başvuru formunun çıktısını imzaladıktan sonra ilgili formun taranmış hâlini öncelikle e-postayla daha sonra aşağıdaki iletişim adresimize posta ya da kargoyla iletebilirler. (Başvuru dosyası, başvuru süresi içerisinde posta ya da kargoya verilmiş olmalıdır.) Geçmişte TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet Ödülü veya TÜBİTAK-TWAS Bilim Ödülü almış kişi aday gösteriyorsa TÜBİTAK’tan aldığı ödül türünü ve ödül alma yılını başvuru sisteminde ilgili sekmeye eklemelidir. Aday gösteren üniversite senatosu/yönetim kurulu ise başvuru sisteminde rektörün imzası olmalıdır. TÜBİTAK ödül başvurularına ilişkin iş ve işlemler hakkında rektör yardımcısına vekâlet verilmişse ya da başvurunun yapıldığı esnada rektör yardımcısı rektöre vekâlet ediyorsa ilgili vekâlet belgesi sisteme yüklenmelidir. Vekâlet geçerlilik tarihleri başvurunun e-imza ile tamamlandığı tarihi kapsamalıdır. Aynı dönemde Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödülü kategorilerinden yalnızca birine başvurulabilir. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerinden her bir ödül türüne en çok 3 kez başvuru yapılabilir. 2010 yılından önceki başvurular bu sayıya dâhil değildir. 1985 yılı ve öncesi doğumlu adaylar, Teşvik Ödülüne başvuru yapamaz. Ancak, kadın başvuru sahiplerinin yapmış olduğu her doğum için 40 yaş sınırına bir yıl ilave edilir. 2026 yılında TÜBA-Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülleri (GEBİP) ve/veya Uluslararası TÜBA Akademi Ödüllerine başvuru yapanlar 2026 yılı TÜBİTAK Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerine başvuru yapamaz. Adayın bu ödüllere başvurusunun tespit edilmesi durumunda başvurusu geçersiz sayılacaktır. Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri için: Adayların ödülü hak etme gerekçelerinin en fazla 750 kelimeyle açıklanması ve bu açıklamanın, hazırlanmasında birinci derecede katkı sağlanan yayınlarla desteklenmesi beklenmektedir. “Gerekçe Çerçevesinde Seçilmiş Yayın Bilgileri” başlığında yer alan ve hazırlanmasında birinci derecede katkı sağlanan 5 yayının birer örneği, “Ek Dosyalar” başlığına yüklenmelidir. Adayın bu 5 yayınla yaptığı katkılar ile bu yayınlardaki katkı payı en fazla 250 kelimeyle açıklanmalıdır. Eğer adayın birden fazla konuda katkısı varsa asıl önemli katkısı dışındakiler konulara göre ayrılmalıdır. “Gerekçe Çerçevesinde Diğer Bilimsel Yayınlar” başlığında yer alan en fazla 15 yayının birer örneği “Ek Dosyalar” başlığına yüklenmeli ve konulara göre ayrılan katkılar hakkında 500 kelimeyi geçmeyen bir açıklama yazısı eklenmelidir. Bir adayın başvurusundaki asıl önemli katkıda birinci derecede esas olan yayınlar (Gerekçe çerçevesinde seçilmiş 5 yayın), başka bir adayın aynı türde ödüle başvurusunda kullanılamaz. TÜBİTAK, birinci derecede katkı sağlandığı beyan edilen yayınlar için bu beyanı araştırma hakkına sahiptir. İlgili yayında birinci derecede katkı sağlandığı beyan edilmesine karşın, bu yayınlardan herhangi birinde adayın birinci derecede katkısı olmamasının tespit edilmesi durumunda başvuru değerlendirmeye alınmaz. Ayrıca, gerekçe çerçevesinde seçilmiş 5 yayının, adayın doktora çalışmasından bağımsız olması gerekmektedir. Hizmet Ödülü için: Başvurular, adayların ödülü hak etme gerekçeleri ve varsa bu gerekçeyi destekleyen ilgili dokümanı içermelidir. Gerekçede; adayın bilim insanı yetiştirmek, mensup olduğu bilim dalının kurumsallaşması için çalışmalar yapmak, bilimsel kurum ve kuruluşlar kurmak veya kurulmasına önemli ölçüde katkıda bulunmak bakımlarından ülkemizdeki bilim ve teknolojinin gelişmesine ne şekilde üstün hizmette bulunduğu en fazla 750 kelimeyle açıklanmalıdır. Bilim, Özel, Hizmet Ödülleri; Temel Bilimler, Mühendislik Bilimleri, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşeri Bilimler alanlarında, Teşvik Ödülü; Temel Bilimler, Mühendislik Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Sosyal ve Beşeri Bilimler ile Kutup Çalışmaları alanlarında verilir. Bilim Ödülü sayısı sekizi, Özel Ödül sayısı dördü, Hizmet Ödülü sayısı dördü ve Teşvik Ödülü sayısı yirmiyi geçemez. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik ödüllerinin türüne göre plaket ve berat verilir. Bilim ve Özel Ödülleri için 10 tam altın karşılığı, Teşvik Ödülü için 5 tam altın karşılığı tutar Türk Lirası olarak banka hesaplarına yatırılır. Bilim ve Teşvik Ödülü alanlara ayrıca, her yıl Yönetim Kurulunca belirlenen miktarda (2026 yılı için 3.000.000 TL) yurt içinde yürüteceği araştırmalarda kullanılmak üzere araştırma desteği verilir. Ödül değerlendirme sürecinde yapılan tüm değerlendirme ve oluşturulan görüşler ile değerlendirmelerine başvurulan hakem/danışman isimleri ve bunlar tarafından verilen görüşler gizli olup sayılanlar 4982 sayılı kanunun 26’ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Başvurular 4 Haziran 2026 Perşembe günü saat 16.00’ya kadar kabul edilecektir. Bilim, Özel, Hizmet ve Teşvik Ödüllerini kazananlar aynı yıl içinde açıklanır ve ödüller düzenlenecek bir törenle sahiplerine verilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

11’inci Bilim ve Fikir Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

11’inci Bilim ve Fikir Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

Üsküdar Üniversitesi tarafından İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle düzenlenen 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde lise öğrencileri geliştirdikleri projelerle yarıştı. Türkiye’nin ilk bilim ve fikir festivali olma özelliğini taşıyan organizasyonda bu yıl 188 okuldan yaklaşık 3 bin öğrenci, takım halinde hazırladıkları 750 bilimsel projeyle yer aldı. Festival, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumunda gerçekleştirildi. “Başımıza İcat Çıkar” mottosuyla düzenlenen festival kapsamında öğrenciler, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ile Sağlık Bilimleri kategorilerinde hazırladıkları projeleri jüri üyelerine sundu. Projeler, alanında uzman 185 akademisyen ile İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından görevlendirilen 15 öğretmenin yer aldığı iki aşamalı değerlendirme sürecinden geçti. Ödül töreninde, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, BFF Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel ve geçen yıl Fen ve Teknoloji kategorisinde birincilik elde eden öğrenci Asaf Emir Özdemir birer konuşma yaptı. Törene Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik de katıldı. Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy: “Gençlere alan açıldığında önemli başarılara imza atıyorlar” Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, gençlerin düşünme, üretme ve problem çözme becerilerini destekleyen projelerin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, gençlere alan açıldığında önemli başarılara imza attıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim ve Fikir Festivali’nin uzun yıllardır başarıyla sürdürülmesini çok kıymetli bulduklarını ifade eden Koçoğlu, “Bir şeyi başlatmak kolay değil, onu sürdürebilmek ise hiç kolay değil. Bugün festivalin 11’incisinde bir arada olmak gerçekten çok anlamlı.” dedi. Festivalin farklı şehirlerden gençleri, öğretmenleri ve akademisyenleri ortak bir heyecanda buluşturduğunu kaydeden Koçoğlu, “İstanbul’dan Bursa’ya, Kocaeli’nden Sakarya’ya, Yalova’ya kadar farklı şehirlerden öğrencilerin ve öğretmenlerin bu heyecanın bir parçası olması çok kıymetli.” diye konuştu. “Gençlerimiz üretmek, düşünmek ve katkı sunmak istiyor” Festivalde yer alan projelerin yalnızca teknik çalışmalar olmadığını vurgulayan Bakan Koçoğlu, gençlerin aynı zamanda umut, fikir ve sorumluluk duygusu geliştirdiğini söyledi. “Gençlerimiz üretmek, düşünmek ve katkı sunmak istiyor. Yeter ki gençlere alan açılsın, güvenilsin ve imkan verilsin.” diyen Koçoğlu, bilgiyi insanlık yararına dönüştürmenin önemine dikkat çekti. Koçoğlu, “Burada sadece projeler hazırlanmıyor. Aynı zamanda geleceğe dair fikir, umut ve sorumluluk üretiliyor. Gençler bir problem görüyor ve onun çözümüne odaklanan çalışmalar ortaya koyuyor.” dedi. Konuşmasında Gençlik Haftası’na da değinen Koçoğlu, sabah saatlerinde Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiklerini belirtti. Koçoğlu, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda, gençliğe emanet edilen bu ülkenin yarınlarına dair sorumluluğumuzu bir kez daha hatırladık.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı gençliğin yüzyılı olacak” sözünü hatırlatan Koçoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençlerin yalnızca akademik değil sosyal ve üretken yönlerini de desteklediklerini söyledi. “Gençlerimizin topluma katkı sunma kapasitelerini de güçlendirmeye çalışıyoruz” Koçoğlu, “Gençlerimizin sadece akademik başarısını değil; fikir üretme, problem çözme, proje geliştirme ve topluma katkı sunma kapasitelerini de güçlendirmeye çalışıyoruz.” dedi. Bakanlığın gençlere yönelik çalışmalarına da değinen Koçoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde gençlik merkezleri, DENEYAP atölyeleri, genç ofisler, gönüllülük faaliyetleri ve gençlik kamplarıyla gençlere çok yönlü destek sağlandığını anlattı. Üniversite öğrenci topluluklarının projelerine destek veren ÜNİDES programına da dikkat çeken Koçoğlu, “Gençlik merkezlerimiz, spor tesislerimiz ve gençlik kamplarımız sizler için var. Önümüzdeki yıllarda bu imkanlardan yararlanan genç sayısının daha da artmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Vali Yardımcısı Gözen: “Proje tabanlı öğrenme kültürü Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek” İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, gençlerin bilim ve fikir üretimine yönlendirilmesinin toplumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, proje tabanlı öğrenme kültürünün Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini söyledi. Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül’ün selamlarını ileterek başlayan Gözen, Bilim ve Fikir Festivali’nin üniversite ile lise öğrencilerini aynı platformda buluşturmasının çok kıymetli olduğunu ifade etti. Gözen, “Bugün burada çok güzel bir etkinlikte bir aradayız. Bilim ve fikir festivalinin bir arada olması oldukça anlamlı. Bunun yanında üniversite ile lise öğrencilerinin aynı projede buluşması da çok önemli bir kazanım.” dedi. Türkiye’de yaşanan birçok toplumsal sorunun temelinde gençlere güçlü bir ideal sunulamamasının bulunduğunu kaydeden Gözen, İstanbul Valiliği olarak gençleri bilimsel, kültürel ve sosyal faaliyetlere yönlendiren projeler yürüttüklerini anlattı. Gençlerin boş zamanlarını verimli alanlara yönlendirmesi önemli Gençlerin boş zamanlarını verimli alanlara yönlendirmesinin önemine dikkat çeken Gözen, “Gençlerimizi bir ideale yönlendirmek ve onları boş zamanı olmayan bireyler haline getirmek istiyoruz. Çünkü boş zamanı kontrolsüz kalan insanlar zamanla topluma zarar verebilecek farklı meşguliyetlerin içine sürüklenebiliyor.” diye konuştu. Yapay zekâ ve dijitalleşmenin doğru kullanıldığında büyük fayda sağlayabileceğini ancak risklerinin de bulunduğunu ifade eden Gözen, “Üniversite ortamında yapay zekâ ve dijitalleşme çok faydalı amaçlar için kullanılabilirken, bunun zararlı sonuçlarını önleyecek tedbirlerin de alınması gerekiyor.” dedi. Yapay zekânın artık suç ve suçluyla mücadelede de aktif rol oynadığını belirten Gözen, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kullanılan dijital takip sistemlerine dikkat çekti. Gözen, “Yapay zekâ artık suçu ve suçluyu takip edebilen bir seviyeye geldi. İstanbul Emniyeti’nin kullandığı ‘Avcı’ isimli program sayesinde sanal ortamda işlenen suçlardan uyuşturucu kullanımına ve bağımlılığa kadar birçok konuda tespitler yapılabiliyor.” ifadelerini kullandı. Bilimsel gelişimin manevi değerlerle desteklenmesi gerektiğini de vurgulayan Gözen, “Bilim ve fikrin yanına zikri ve şükrü de ekleyebilirsek geleceğe çok daha sağlam adımlarla yürüyebiliriz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Festivalin temelinde beyin temelli eğitim yaklaşımı bulunuyor” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bilim ve Fikir Festivali’nin ortaya çıkış hikâyesini anlatarak, festival fikrinin bilim üretmeyi gençler için eğlenceli ve kalıcı hale getirme arayışından doğduğunu söyledi. Festivalin temelinde “beyin temelli eğitim” yaklaşımının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyninin nasıl öğrendiğine ilişkin nörobiyolojik çalışmalar şunu gösteriyor; insan bir konuda hem eğleniyor hem disiplinli çalışıyorsa bilgi beyinde kimyasal kayıt olarak kalıcı şekilde yer ediyor.” dedi. “Bilim ve Fikir Festivali’ni aynı heyecanla sürdürmeye devam ediyoruz” Gençlere bilim üretmeyi nasıl cazip hale getirebileceklerini düşündüklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Öğrencilere bilim üretmeyi, fikir geliştirmeyi nasıl eğlenceli hale getiririz diye literatürü araştırdık. Türkiye’de bilim ile festival kavramını bir araya getiren bir çalışma yoktu. Dünyada da yalnızca ABD’de Utah Üniversitesinde benzer bir örnek gördük. Bunun üzerine ‘Bilim ve Fikir Festivali yapalım’ dedik. 2013 yılında kararını aldık, 2014 yılında ilkini gerçekleştirdik.” Prof. Dr. Tarhan, “O dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Bey, öğrencilerin büyük heyecanla projelere katıldığını görünce bunun Türkiye çapında yapılabileceğini söyledi. Bakanlığa yazıldı. Sonrasında bizim beklediğimizden daha büyük bir gelişme oldu ve Teknofest başladı. Teknofest de bilim ile festivalin sentezini yaparak çok büyük bir heyecan oluşturdu. Biz de Bilim ve Fikir Festivali’ni aynı heyecanla sürdürmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. “Yapay zekâ yalnızca meslekleri değil insan davranışlarını ve toplumsal yapıyı da dönüştürüyor” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapay zekânın yalnızca meslekleri değil insan davranışlarını ve toplumsal yapıyı da dönüştürdüğünü belirterek, gelecekte fark oluşturacak en önemli unsurun “sağlam karakter” olacağını söyledi. Teknolojik dönüşümlerin tarih boyunca insanlığı değiştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Matbaa insanlıkta dönüşüm yaptı, elektrik dönüşüm yaptı, şimdi de yapay zekâ dönüşüm yapıyor.” diye konuştu. Yapay zekânın gelişim sürecinin bilim insanlarının ısrarlı çalışmalarıyla ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın hayatı hızla değiştirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, teknoloji çağında karakterin daha önemli hale geldiğini belirterek, “Geçen hafta Elon Musk’ın bir paylaşımına rastladım. ‘Zekâ çok ucuzladı, karakter çok pahalandı’ diyordu. Gerçekten çok doğru bir söz. Önümüzdeki dönemde bazı meslekler dönüşecek ama insanlık da dönüşecek. Sağlam karakterli insanlarla sağlam karakteri olmayan insanları yapay zekâ çok hızlı ayıracak.” ifadelerini kullandı. “Dijital demans, dijital otizm gibi kavramlardan söz ediyoruz” Yoğun ekran maruziyetinin gençler üzerinde ciddi psikolojik etkiler oluşturabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Dijital demans, dijital otizm gibi kavramlardan söz ediyoruz. Yapay zekâ artık gerçeğin ve kimliğin sınırlarını değiştiren yeni bir gerçeklik alanı oluşturdu.” dedi. Yapay zekânın sunduğu hız ve kolaylığın doğru kullanılmadığında ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekâ bazı gençlerde gerçeklik algısını bozabiliyor. Bu nedenle yapay zekâ çağında karakterli kalmak, bugün her gencin en önemli meselesi haline geldi. Eskiden bilgelik daha ileri yaşlarla ilişkilendirilirdi. Şimdi ise genç yaşta bilge olma yolunda çabalamak gerekiyor.” dedi. Festival kapsamında sergilenen projelerden etkilendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin ortaya koyduğu çalışmaların patent, faydalı model ve akademik makale potansiyeli taşıdığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Bu yılki projeler gerçekten bizi şaşırttı. Çok güçlü çalışmalar var. Birçok projede patent alınabilirlik, faydalı model ya da akademik makaleye dönüşebilme potansiyeli gördüm. Bilim bir yolculuktur. Siz de bu yolculuğa çıkmışsınız. Aynı heyecanla devam edin. Önünüzde hiç ummadığınız fırsatlar açılacak.” dedi. Prof. Dr. Ergüzel: “Amaç; proje geliştirme tutkusu taşıyan gençlere bir ekosistem oluşturmaktır” Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, BFF Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, festivalin gençlerin proje geliştirme tutkusunu destekleyen bir ekosistem oluşturmayı amaçladığını vurguladı. Prof. Dr. Ergüzel, “Bilim ve Fikir Festivalimizin gayesi, aramızdaki çok sayıda Asaf Emir’i bulmak ve destek ihtiyacı olan, sağlıkta, mühendislikte, sosyal bilimlerde öğrenme ve proje geliştirme tutkusu taşıyan gençlere bir ekosistem oluşturmaktır.” dedi. Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Geleceğin Meslekleri” raporuna dikkat çekerek 2030 yılına kadar mevcut mesleklerin yaklaşık yüzde 63’ünün dönüşmesinin beklendiğini söyledi. Geleceğin iş dünyasında teknik bilginin yanında farklı yetkinliklerin ön plana çıkacağını ifade eden Ergüzel, “2030 yılı itibarıyla dönüşen mesleklerde ekip çalışması yapabilme, yaratıcı düşünebilme, teknolojiyi konumlandırabilme, fikirleri uygulanabilir çözümlere dönüştürme ve problemleri sistematik şekilde ele alıp projelendirebilme gibi beceriler öne çıkacak.” dedi. Bilim ve Fikir Festivali’nin temel amaçlarından birinin gençlerin zaman, beceri, öğrenme kapasitesi ve mevcut kaynaklarını etkin şekilde kullanmalarını sağlamak olduğunu vurgulayan Ergüzel, festivalin proje geliştirme kültürünü yaygınlaştırmayı hedeflediğini ifade etti. Genç mucitten duygulandıran MS hikâyesi Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde konuşan Atatürk Fen Lisesi öğrencisi ve geçen yılın Fen ve Teknoloji kategorisinde birincilik elde eden öğrenci Asaf Emir Özdemir açılışta yaptığı konuşmada, geliştirdikleri yapay zekâ projesiyle bir çocuğun MS hastalığının erken fark edilmesine katkı sağladıklarını anlattı. Özdemir, projenin uluslararası patent sürecinde Üsküdar Üniversitesinin kendilerine destek verdiğini belirterek, “Geçen sene elde ettiğimiz derece sonucunda projemizin uluslararası alanda patentlenmesi için bize sınırsız destek olan Üsküdar Üniversitesine ve tüm öğretim üyelerine teşekkür ediyorum.” dedi. Geliştirdikleri yapay zekânın nörolojik ve ortopedik hastalıkları tespit etmeye yönelik olduğunu ifade eden Özdemir, “Yaklaşık bir buçuk sene önce bir yapay zekâ geliştirmiştik. Bu yapay zekâ, nörolojik ve ortopedik hastalıkları tespit edebiliyordu. Yapay zekânın çalışıp çalışmadığını anlamak için sağlıklı ve sağlıksız insanlardan oluşan iki kontrol grubu ile bir deney oluşturduk.” diye konuştu. Deney sırasında 7 yaşındaki bir çocukta yapay zekânın MS hastalığına işaret ettiğini aktaran Özdemir, “Sağlıklı olarak tanımladığımız 7 yaşındaki bir çocukta yapay zekâ MS hastalığı teşhisi koymuştu. Biz bunu ilk başta yapay zekânın bir hatası olarak düşündük. Ama ne olur ne olmaz diyerek çocuğun ebeveynlerine bildirdik. Daha sonra gerçekten de bu çocukta MS hastalığı çıktı.” dedi. Özdemir, çocuğun annesinden dün aldığı teşekkür mesajının kendisini çok etkilediğini belirterek, mesajı salondakilerle paylaştı. Özdemir; “İyi ki o zaman sizi küçük görüp umursamamak yerine dikkate almışız. Doktorlar hastalığın büyük ölçüde yenildiğini söyledi. Size ne kadar teşekkür etsem az, çünkü bir annenin yavrusuna kavuşmasını asla anlayamazsınız.” İfadelerini kullandı. Gençlere proje yapmaları çağrısında bulunan Özdemir, “Hem toplumu daha iyi bir refah seviyesine kavuşturmak, hem insanların yüreğine dokunmak, hem de problemlere çözüm üretmek istiyorsanız size tek bir şey öneriyorum: Proje yapın, proje yapın, proje yapın.” Şeklinde konuştu. Ödüller… Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde projeler Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Fen ve Teknoloji olmak üzere üç kategoride yarıştı. Festivalde dereceye giren projeler ödüllendirildi. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Yalova genelinde 188 okuldan öğrencinin takımlar halinde 750 proje ile başvurduğu 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında dereceye giren projelere toplam 600 bin TL ödül verildi. Bunun 400 bin TL’si öğrencilere, 200 bin TL’si ise danışman öğretmenlere ayrıldı. Her kategoride dereceye giren ilk 3 projeye Üsküdar Üniversitesi tarafından “Patentleme desteği” verilecek. Her kategoride ayrı ayrı olmak üzere ilk 3 dereceye giren öğrencilerden, Üsküdar Üniversitesi'nin ücretli, yüzde 25 ve yüzde 50 indirimli programlarını ilk beş tercihine yazıp bu tercihlerinden birine yerleşenlerin indirim oranı yüzde 75’e tamamlanıyor. Fen ve Teknoloji kategorisinde kazananlar… Fen ve Teknoloji kategorisinde İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri BİYO-MİHA adlı projeyle birinci, TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencileri “Biyokütle Tabanlı Kaolin ve Karbon Kuantum Noktası Katkılı Biyopolimer Hidrojel ile Kuraklık Koşullarında Tohum Kaplama” adlı projeyle ikinci, İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri “FROSTGUARD - Biyobazlı ve Mobil Yapay Zekâ Destekli Akıllı Soğuk Zincir Uyarı Etiketi” üçüncülük ödülü aldı. Sağlık Bilimleri kategorisinde dereceye giren projeler… Sağlık Bilimleri kategorisinde İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri “Kontrollü Salınım Sağlayan GelMA-NCQDs Tabanlı Mikroiğne Yara Örtüsü İskelesi Tasarımı ve İn Vitro Değerlendirilmesi” adlı projesiyle birinci, Validebağ Fen Lisesi öğrencileri “Çok Modaliteli Derin Öğrenme ile Hasta Sağlık Yörüngesi Tahmini” başlıklı projesiyle ikinci, İstanbul Atatürk Fen Lisesi “Kortikal Yayılım Depresyonunun (CSD) In Slico Simülasyonu ve Sentetik EEG Sinyali Üretimi” başlıklı projesiyle üçüncülük ödülünü aldı. Sosyal Bilimler kategorisinde dereceye girdiler Sosyal Bilimler kategorisinde Halil Rıfat Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri “Ekranın Arkasında Ne Var? Yapay Zekâ Destekli Siber Zorbalık Farkındalık ve Rehberlik Modeli” projesi birinci oldu. TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencileri “Birlikte Olmanın Bütünleştirici Gücü: Prososyal Harmoni” adlı projesiyle ikinci, 75. Yıl Cumhuriyet Ticaret Meslek Lisesi ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de “Finans Rehberim: Yapay Zekâ Destekli Mobil Uygulamanın Lise Öğrencilerinin Finansal Okuryazarlık Düzeylerine Etkisi” projesiyle üçüncü oldu. Sürdürülebilir Proje Ödülü Öte yandan tüm kategorilerde geçerli olmak üzere 6-10 arasında yer alan projelere “İyi Fikir, Özgün Yöntem, Sürdürülebilir Proje” ödülü verildi. Tüm katılımcı öğrencilere katılım belgesi, katılan tüm okullara da plaket veya teşekkür belgesi verildi. Üsküdar Üniversitesi Televizyonu (ÜÜ TV) ve Üsküdar Üniversitesi resmi Youtube hesabından canlı yayınlanan tören katılımcıların birlikte hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıklı Beslenmenin Şifreleri Zirvede Konuşuldu Haber

Sağlıklı Beslenmenin Şifreleri Zirvede Konuşuldu

Anadolu’nun köklü mirası zeytinyağını 148 yıldır sofralarla buluşturan Komili’nin ana sponsorluğunda Biruni Üniversitesi Cevizlibağ Kampüsü Kongre Merkezi’nde 3 Mayıs’ta hayata geçen “Sağlıklı Yaşam Zirvesi”, sağlık bilimleri alanında eğitim gören 500’ü aşkın öğrencinin katılımıyla gerçekleşti. 2018 yılından bu yana yüzlerce organizasyonla on binlerce üniversite öğrencisini bir araya getiren Gençlik Durağı ve Tane Medya iş birliğiyle hayata geçirilen zirve, beslenmede önemli unsurlardan mikrobiyotaya, çocuk beslenmesinden onkolojik hastalıklarda beslenmeye kadar geniş bir yelpazede alanında uzman isimleri öğrencilerle buluşturdu. Beslenme Uzmanı Dilara Koçak’ın “İnsan Mikrobiyomu, Toprak ve Ölmez Ağaç” başlıklı konuşması, doğa, toprak ve insan sağlığı arasındaki güçlü bağı vurgulayarak katılımcılara farklı bir bakış açısı kazandırdı. Komili Kalite ve Gıda Güvenliği Direktörü Şenay Avcu ise zeytinyağında kalite parametreleri ve doğru degüstasyon tekniklerine ilişkin sunumuyla, zeytinyağının sadece bir gıda ürünü olmanın ötesinde, duyularla keşfedilen bir deneyim olduğunu ortaya koydu. Zirve kapsamında sağlıklı yaşamın temelini oluşturan doğru beslenme alışkanlıkları bilimsel veriler ışığında ele alınırken, zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki çok boyutlu etkileri de farklı başlıklarda değerlendirildi. Prof. Dr. Fatma Çelik, klinik beslenme ürünlerinde yağların ve lipidlerin rolünü aktarırken, Doç. Dr. Yavuz Dizdar onkolojik hastalıklarda beslenmenin önemine dikkat çekti. Dr. Elif Pınar Çakır yaşamın ilk bin gününde beslenmenin kritik etkilerini ele alırken, Uzm. Dyt. Nida Acar uzun yaşamın kodlarını Mediterranean ve Blue Zone beslenme modelleri üzerinden değerlendirdi. Dyt. Ece Sarı ise zeytinyağının bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkilerini ve insülin direnci ile obeziteyle ilişkisini katılımcılarla paylaştı. Zirvenin öne çıkan anlarından olan zeytinyağı tadım deneyiminde ise katılımcılar; doğru tadım tekniklerini öğrenerek farklı çeşitlerde zeytinyağlarının aromatik özelliklerini birebir deneyimleme fırsatı buldu. Komili, uzmanlığını bilimsel bilgiyle buluşturduğu etkinliklerle, sağlıklı yaşam bilincinin genç nesiller arasında yaygınlaşmasına katkı sunmaya devam ediyor. Zeytinyağını yaşamın iyilik halini destekleyen güçlü bir değer olarak konumlandıran Komili, doğadan gelen bu mirası geleceğe taşımayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi Haber

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi

Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi. Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edeceğiz.” dedi. Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi’nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapılan diploma töreninde açılış konuşmasını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı yaptı. Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel ve Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan’ın konuşmaları sonrasında mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı gruplarla devam ediyor Akademi kapsamında Ekim ayında başlayan ve Haziran 2026’ya kadar düzenli aralıklarla tekrarlanacak “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı katılımcı gruplarıyla devam ediyor. Eğitimler, Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu ve değerli akademisyenlerin katkılarıyla Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından gerçekleştiriliyor. Atölyelerde, ileri yaşta doğru beslenmenin temelleri, kritik besin ögeleri, sağlıklı menü planlama gibi konular uygulamalı örneklerle ele alınıyor. Seminer sonunda katılımcıların soruları cevaplanıyor ve Muratbey peynirleriyle sağlıklı tarifler birlikte hazırlanıyor. İleri yaşta beslenme menüleri, Muratbey’in Burgu, Topi, Kaymaklı gibi az tuzlu, besleyici değeri yüksek, glüten içermeyen peynirleri ile zenginleştiriliyor. “Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyoruz” Akademiye verilen destekle ilgili konuşan Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi olarak büyük önem taşıyor. 65 yaş üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, sağlıklı, aktif ve bilinçli bir yaşamı teşvik etmeyi hedefleyen İkinci Bahar Akademisi; Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edecek. Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyor; ikinci baharların da umutla yeşermesine destek olmaktan gurur duyuyoruz. Muratbey, bir yandan sağlıklı ve dengeli beslenme kültürünü yaygınlaştırırken diğer yandan sürdürülebilirlik adımlarıyla geleceğe karşı sorumluluk üstleniyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üniversite Yıllarında Sigara Kullanımı Artıyor, Öğrencilerin Sigaraya Karşı Direnci Zayıflıyor Haber

Üniversite Yıllarında Sigara Kullanımı Artıyor, Öğrencilerin Sigaraya Karşı Direnci Zayıflıyor

Araştırmaya göre üniversite eğitiminin ilk yılında öğrencilerin %39,5’inin sigara içtiği, bu oranın mezuniyet yılında %48,8’e yükseldiği belirtildi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yürütülen araştırma, 4 yıllık eğitim süreci boyunca 435 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Öğrencilerin sigaraya ilişkin beklentileri ve sigaraya karşı kendine güven düzeyleri de değerlendirildi. Bulgular, öğrencilerin sigaranın olumsuz etkilerini daha fazla fark etmelerine rağmen, sigaraya karşı dirençlerinin yıllar içinde azaldığını gösterdi. GENÇLERİN SİGARA KARŞITI TUTUMU ZAYIFLIYOR Araştırmaya göre öğrencilerin sigara bağımlılığına karşı mücadeleye destek verme oranı ilk yıl %45 iken, ikinci yılda %49,3’e yükseldi ancak mezuniyet yılında ise %42,8’e geriledi. Çalışmaya katılan 435 öğrenci arasında sigara içmeyenlerin, içenlere göre sigara karşıtı çalışmalara daha fazla destek verdiği de saptandı. KADIN ÖĞRENCİLERDE FARKINDALIK ARTIYOR, DESTEK AZALIYOR Kadın öğrencilerin sigaranın olumsuz sonuçlarına dair farkındalıklarının son sınıfta belirgin şekilde arttığı, buna karşın genel olarak sigarayı reddetme öz-yeterliklerinin azaldığı belirlendi. Bu bulgu, pandemi döneminin öğrencilerin tutumları üzerindeki etkisi olarak değerlendirildi. SAĞLIK BİLİMLERİ ÖĞRENCİLERİNDE ORAN YÜKSELİYOR Sigara içme oranlarının sağlık bilimleri öğrencileri arasında diğer fakültelere göre daha düşük olmasına rağmen, bu fakültelerde de oranların yıllar içinde yükselerek %22,2’den %36,4’e yükseldiği görüldü. Prof. Dr. Mehmet Ali Kurçer, Merve Bektaş ve Ebru Katar’ın yer aldığı araştırma ekibi, elde edilen bulguların üniversite döneminin sigara alışkanlığının yerleştiği en riskli dönemlerden biri olduğunu gösterdiğini vurguladı. “SİGARA İÇENLERİN YÜZDE 80’İ 20 YAŞINDAN ÖNCE SİGARAYA BAŞLIYOR” Araştırmayı değerlendiren Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Toker Ergüder, "Yürütülen bu çalışma, üniversite yıllarının sigara açısından kritik bir risk dönemi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Öğrenciler sigaranın zararlarını daha iyi bildikçe, ne yazık ki sigaraya karşı dirençleri artmıyor, aksine zayıflıyor" dedi. Tütün kullanımına dair bilimsel verilere değinen Ergüder, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sigara içenlerin yaklaşık %80’i 20 yaşından önce sigaraya başlıyor. Sigaraya başlama olasılığının ergenliğin sonu ve genç yetişkinlik döneminde hızla artmakta olduğunu görüyoruz. Sigarayı bırakmak son derece güç olduğundan, en etkili strateji sigaraya hiç başlanmamasını sağlamak. Gençler ve üniversite öğrencileri fiyatlara son derece duyarlıdır. Uluslararası kanıtlar, sigara fiyatlarında yapılacak %10’luk bir artışın genel tüketimi yaklaşık %4, gençlerde ise %8’e varan oranlarda azalttığını gösteriyor. Bu nedenle, vergi ve fiyat politikalarını gençleri korumada vazgeçilmez bir halk sağlığı aracı olarak değerlendiriyoruz." “DUMANSIZ KAMPÜS UYGULAMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR” Ergüder, son yıllarda özellikle genç kızlar arasında sigara kullanımındaki hızlı artışın (%90) son derece kaygı verici olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti: “Erkeklerde eğitim ve sosyoekonomik statü yükseldikçe sigara içme sıklığı azalırken, kadınlarda bunun tersinin görülmesi, genç kızlarımızın tütün endüstrisinin hedefli, agresif ve etik dışı pazarlama stratejilerine daha fazla maruz kaldığını düşündürmekte. Politikalarımızın, genç kızlarımız statü kazanırken ve eğitim düzeyleri yükselirken onları bu endüstrinin etkisinden bilinçli biçimde koruyacak şekilde tasarlanması zorunludur. Bu çerçevede öğrencilerin üniversiteye başladıkları ilk yıldan itibaren koruyucu ve farkındalık artırıcı programların devreye alınması, fakülteye özgü önleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve özellikle dumansız (nikotinsiz) kampüs uygulamalarının yaygınlaştırılması, üniversite döneminde sigaraya başlama riskini azaltmak için en etkili ve sürdürülebilir adımlardan biridir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından yürütülen çalışmada, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi. Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi. Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu. 12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi. Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi. Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti. Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.

11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları Başladı Haber

11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları Başladı

Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı. Stratejik bir eğitim hamlesi… Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bilim ve Fikir Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Bilim ve Fikir Festivali’nin (BFF) yalnızca bir yarışma değil, gençlerin erken yaşta bilimsel düşünme, proje üretme ve girişimcilik kültürüyle tanışmasını amaçlayan stratejik bir eğitim hamlesi olduğunu vurguladı. Proje odaklı eğitim anlayışı lise düzeyine taşınıyor… Festivalin ortaya çıkış gerekçesini dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivalin doğuş amacı; lise öğrencilerini yalnızca bilgiye ulaşan bireyler olarak değil, çevresindeki sorunları fark eden, sorgulayan, çözüm üreten ve fikirlerini projeye dönüştürebilen gençler olarak yetiştirmektir. Bu yaklaşım, Üsküdar Üniversitesi’nin proje odaklı eğitim anlayışının lise düzeyine taşınmış bir yansımasıdır. Bilim ve Fikir Festivali, öğrencilerin bilimsel meraklarını somut çıktılara dönüştürebilecekleri bir erken AR-GE deneyimi sunar. Öğrenciler bu süreçte problem tanımlamayı, uygun yöntem geliştirmeyi, elde ettikleri bulguları akademik bir dille ifade etmeyi ve jüri karşısında sunmayı öğrenir. Poster ve sözlü sunum aşamalarıyla desteklenen bu yapı, üniversitelerde yürütülen araştırma ve proje süreçlerinin lise seviyesindeki ilk uygulama alanı niteliğindedir. Böylece öğrenciler, üniversiteye geldiklerinde karşılaşacakları akademik ve araştırma kültürüne önceden hazırlanmış olur.” dedi. Üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması temel hedeflerden biri Festivalin temel hedeflerinden birinin de üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması, yenilikçi, sürdürülebilir ve toplumsal fayda üreten projelere dönüşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, “Projelerin yaygın etki ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirilmesi, Üsküdar Üniversitesi’nin girişimcilik ve yenilikçilik odaklı yaklaşımının doğal bir sonucudur. Bu yönüyle Bilim ve Fikir Festivali, geleceğin araştırmacılarını, girişimcilerini ve bilim insanlarını erken yaşta destekleyen; proje kültürünü kalıcı hale getirmeyi amaçlayan stratejik bir eğitim platformu olarak kurgulanmıştır.” diye konuştu. Ezbere dayalı eğitim yerine pratik beceri ve yenilikçi düşünce hedefleniyor… Ezbere dayalı eğitimin yerini pratik becerilerin ve yenilikçi düşüncenin aldığı günümüz dünyasında Bilim ve Fikir Festivali gibi girişimlerin, yeni nesil liderler ve mucitler için kritik bir fırlatma rampası haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Bu festival, lise öğrencilerine teorik bilgiyi pratiğe dökebilecekleri, yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri ve geleceğin yetkinliklerini bugünden kazanabilecekleri eşsiz bir gelişim alanı sunuyor. Bu platform, öğrencileri pasif bilgi alıcıları olmaktan çıkarıp aktif fikir üreticileri ve proje geliştiricileri olmaya davet ediyor. Festivalin arkasındaki temel motivasyon, zihinsel sorgulama yapabilen, özgün düşünebilen, yeni fikirler üretebilen ve bu fikirleri somut projelere dönüştürme becerisine sahip gençler yetiştirmektir. Amaç, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda birlikte düşünme, paylaşma ve ortak bir hedef etrafında birleşme gibi kritik sosyal becerileri de geliştirmektir. Bu vizyon, gençlerin hem akademik hem de sosyal anlamda donanımlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.” Festivale katılmak ne kazandırıyor? Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, genç mucitler için yalnızca bir yarışma ortamı değil; bilimsel düşünme, AR-GE ve proje üretme becerilerinin erken yaşta kazanıldığı bütüncül bir gelişim alanı sunduğunu da dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivale katılan öğrenciler, kendi fikirlerinden yola çıkarak bir problemi tanımlamayı, bu probleme bilimsel ve yenilikçi çözümler üretmeyi ve fikirlerini somut projelere dönüştürmeyi deneyimler. Bu süreç, öğrencilerin analitik düşünme, araştırma yapma ve çözüm odaklı yaklaşım becerilerini güçlendirirken, onları üniversite düzeyindeki proje ve AR-GE çalışmalarına hazırlar. Festival, bir yarışmadan çok daha fazlasını ifade etmektedir; bu platform, öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimleri için özenle tasarlanmış bir deneyim alanıdır. Festivale katılım, sadece bir ödül kazanma hedefinin ötesinde, bir öğrencinin gelecekteki kariyerini şekillendirecek değerli beceriler edinmesi anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Genç mucitler için çok boyutlu kazanç hedefleniyor… Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, katılımcılarına yalnızca bir yarışma deneyimi değil; akademik, kişisel ve kariyer gelişimini destekleyen çok boyutlu kazanımlar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Festival, öğrencilerin bir fikrin ortaya çıkışından projeye dönüştürülmesine ve akademik ortamda sunulmasına kadar geçen tüm aşamaları birebir deneyimlemesini sağlar. Katılımcılar, projelerinin özgün değer, yöntem, yaygın etki ve sürdürülebilirlik gibi profesyonel ölçütlere göre değerlendirileceğini bilerek çalışır. Bu yaklaşım, öğrencilerin araştırma yapma, analitik düşünme, problem tanımlama ve çözüm üretme becerilerini güçlendirirken; kaynak yönetimi, planlama ve etkili sunum gibi üniversite ve meslek hayatında kritik öneme sahip yetkinlikleri de doğal olarak kazanmalarına katkı sağlar.” şeklinde konuştu. İlk üç projeye "Patentlenme ve Burs Desteği" veriliyor Festivalin, gençlerin ortaya koyduğu emeği ve yenilikçi fikirleri yalnızca akademik olarak değil, somut ödüllerle de desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Tüm kategorilerde ilk beşe giren projelere ve danışman öğretmenlerine para ödülü verilirken, dereceye giren öğrenciler önemli kariyer fırsatları elde etmektedir. İlk üç sırada yer alan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin belirli programlarını ilk beş tercihlerine yazıp bu tercihlerden birine yerleşmeleri halinde %75 eğitim bursu kazanma hakkı elde etmektedir. Bu burs, öğrencilerin yükseköğretim yolculuğuna güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayan önemli bir destek niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra, ilk üç dereceye giren projelere sunulan patentlenme ve kariyer desteği, öğrencilerin fikirlerini koruma altına alarak patent süreçlerinde rehberlik edilmesini ve projelerin somut bir ürüne dönüşmesini mümkün kılmaktadır. 6’ncı ile 10’uncu sırada yer alan projelere ise “İyi Fikir”, “Özgün Yöntem” ve “Sürdürülebilir Proje” başlıklarında mansiyon ödülleri verilmektedir. Kimler, nasıl ve nereye başvurmalı? Başvuru sürecinin, tüm lise öğrencileri için erişilebilir olacak şekilde tasarlandığını kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Festivale Türkiye genelindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm resmi ve özel okullarda öğrenim gören hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri ile Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM) ve Araştırma Geliştirme Eğitim ve Uygulama Merkezi (ARGEM) öğrencileri katılabilir. Projeler, üç ana kategoride kabul ediliyor. Bunlar; Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri. Başvurular öğrencilerin bireysel katılımına açık değildir; tüm başvurular danışman öğretmenler aracılığıyla yapılıyor. Proje başvuru formu da dahil olmak üzere tüm işlemler, resmi web sitesi olan www.bilimvefikirfestivali.com adresi üzerinden online olarak gerçekleştiriliyor. Bir projede en fazla 4 öğrenci yer alabiliyor ve her öğrencinin sadece tek bir proje ile yarışmaya katılma hakkı var.” TÜBİTAK, Teknofest gibi başka hakemli ve bilimsel jürili yarışmalarda daha önce ödül almış projelerin bu festivale başvuramayacağını da ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Öğrenciler, projelerini sadece herhangi bir jüriye değil, Üsküdar Üniversitesi'nin akademisyenleri ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzman öğretmenlerden oluşan bir bilim kuruluna sunma fırsatı buluyor. Bu deneyim, akademik bir ortamda fikir savunmanın, yapıcı eleştiriler almanın ve profesyonel iletişim kurmanın birebir provası niteliğindedir.” dedi. Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar… Prof. Dr. Ergüzel, gençlere şu çağrıda bulundu: “Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar. ‘Acaba olur mu?’ dediğiniz o fikir, belki de geleceğinizi şekillendirecek bir projeye dönüşebilir. Bilim ve Fikir Festivali, bu ilk adımı atmanız için bir davettir. Kendinize ve fikrinize güvenin.” Festival kapsamında dereceye giren projelere para ödülleri, danışman öğretmenlere teşvikler, ilk üçe giren öğrencilere ise %75 eğitim bursu ve patentlenme desteği sunuluyor. Ayrıca mansiyon ödülleri, katılım belgeleri ve Üsküdar Üniversitesi Kütüphane Kartı gibi teşvikler de öğrencileri bekliyor. Toplam 600 bin TL ödül… Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında projelerin son başvuru tarihi 13 Mart 2026 olarak belirlenirken, ödül töreni 15 Mayıs 2026 tarihinde g

Novo Nordisk Türkiye ve Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Stratejik İş Birliği Haber

Novo Nordisk Türkiye ve Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Stratejik İş Birliği

Beş yıl boyunca geçerli olacak bu protokol; klinik araştırmaların yanı sıra eğitim, Ar-Ge ve bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları desteklemeyi hedefliyor. Novo Nordisk Türkiye, klinik araştırmalarda süreç verimliliğini artırmak, hekimlerin yeni tedavi yöntemleriyle tanışmalarını ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişimini sağlamak için Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile iş birliğine imza attı. Novo Nordisk bu iş birliği çerçevesinde diyabet, obezite, nadir hastalıklar, kardiyovasküler gibi birçok terapi alanında çeşitli eğitim programları düzenleyerek, klinik dünyasındaki uluslararası gelişmeleri aktararak, bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları destekleyerek araştırma süreçlerinin daha etkin, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacak. 7 ülkenin klinik araştırmaları Türkiye’den yönetiliyor Novo Nordisk, Türkiye’den yönetilen bölgesel klinik araştırma merkezinde Türkiye’nin yanında Cezayir, Fas, Lübnan, Mısır, Umman, Suudi Arabistan dahil olmak üzere toplam 7 ülkedeki klinik araştırmalarını koordine ediyor. Bu merkezde 2025 yılında 34 aktif çalışmada 1.200’den fazla hasta yer aldı. Bu araştırmaların 28’i Türkiye’de gerçekleştirildi. Son 5 yılda Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalık gibi terapi alanlarında Novo Nordisk’in toplam 8 klinik çalışması yürütülürken, 2026 yılında yeni protokol kapsamında bu sayıya en az 7 yeni klinik çalışmanın eklenmesi planlanıyor. Novo Nordisk’in son 5 yılda Türkiye’de klinik araştırmalara yaptığı toplam yatırım 1 milyar TRY’yi aştı ve bu yatırımların her yıl katlanarak artması hedefleniyor. Novo Nordisk’in hasta odaklı yaklaşımından güç alan bu stratejik ortaklık, yalnızca klinik çalışma sayısının artmasını değil; aynı zamanda araştırma kalitesinin yükselmesini, hekimlerin bilgi birikiminin gelişmesini ve hasta yaşam kalitesine kalıcı katkı sağlanmasını hedefliyor. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Çiloğlu, “Novo Nordisk Türkiye ile imzaladığımız bu protokol, vizyonumuzu güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliği, klinik araştırma kapasitemizi artırmanın ötesinde; hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini güçlendirecek, hastalarımıza daha güncel ve etkin tedavi seçenekleri sunmamıza olanak sağlayacak. Özellikle diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalıklar gibi bölgemizde yaygın görülen sağlık sorunlarında, global ölçekte kullanılan en güncel tedavi seçenekleri çok daha hızlı bir şekilde hastalarımızın hizmetine sunulabilecek” dedi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, “Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak geçmişten bugüne güçlü bir bilimsel birikimle çalışıyor ve uluslararası standartlarda araştırmalar yürütüyoruz. Novo Nordisk Türkiye ile daha güzel işler başarabilmek adına imzaladığımız bu iyi niyet sözleşmesi, klinik araştırmalardaki kapasitemizi daha da güçlendirecek ve ülkemizin bilimsel katkısını ileriye taşıyacak önemli bir adım” ifadelerini kullandı. Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Bike Başaklar iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: “Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile imzaladığımız bu yeni protokol, bir iş birliğinden öte bilimsel bilginin paylaşımı, klinik deneyimin güçlenmesi ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişmesi için atılmış somut bir adım. Amacımız, endüstri ve hastane iş birliğiyle klinik çalışma süreçlerini daha etkin hale getirerek, Türkiye’nin bölgesel araştırma gücünü artırmak ve uluslararası ölçekte fark yaratacak projelere imza atmak. Bu iş birliğiyle hem hekimlerin öğrenme yolculuğunu destekliyor hem de hastalar için tedaviye erken erişim fırsatı yaratıyoruz. Türkiye’nin klinik araştırmalarda bölgesel liderliğini güçlendirecek bu ortaklığın, kalıcı bilimsel değer yaratacağına yürekten inanıyoruz.” Novo Nordisk Türkiye, insanların daha sağlıklı ve iyi bir yaşam sürmesine yardımcı olmak, hekimleri yenilikçi tedavi yöntemleriyle buluşturmak ve Türkiye’nin bilimsel potansiyelini uluslararası düzeyde görünür kılmak amacıyla klinik araştırmalara yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.