Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Bilimleri

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Bilimleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bilimleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi Haber

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi

Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi. Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edeceğiz.” dedi. Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi’nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapılan diploma töreninde açılış konuşmasını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı yaptı. Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel ve Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan’ın konuşmaları sonrasında mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı gruplarla devam ediyor Akademi kapsamında Ekim ayında başlayan ve Haziran 2026’ya kadar düzenli aralıklarla tekrarlanacak “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı katılımcı gruplarıyla devam ediyor. Eğitimler, Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu ve değerli akademisyenlerin katkılarıyla Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından gerçekleştiriliyor. Atölyelerde, ileri yaşta doğru beslenmenin temelleri, kritik besin ögeleri, sağlıklı menü planlama gibi konular uygulamalı örneklerle ele alınıyor. Seminer sonunda katılımcıların soruları cevaplanıyor ve Muratbey peynirleriyle sağlıklı tarifler birlikte hazırlanıyor. İleri yaşta beslenme menüleri, Muratbey’in Burgu, Topi, Kaymaklı gibi az tuzlu, besleyici değeri yüksek, glüten içermeyen peynirleri ile zenginleştiriliyor. “Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyoruz” Akademiye verilen destekle ilgili konuşan Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi olarak büyük önem taşıyor. 65 yaş üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, sağlıklı, aktif ve bilinçli bir yaşamı teşvik etmeyi hedefleyen İkinci Bahar Akademisi; Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edecek. Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyor; ikinci baharların da umutla yeşermesine destek olmaktan gurur duyuyoruz. Muratbey, bir yandan sağlıklı ve dengeli beslenme kültürünü yaygınlaştırırken diğer yandan sürdürülebilirlik adımlarıyla geleceğe karşı sorumluluk üstleniyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üniversite Yıllarında Sigara Kullanımı Artıyor, Öğrencilerin Sigaraya Karşı Direnci Zayıflıyor Haber

Üniversite Yıllarında Sigara Kullanımı Artıyor, Öğrencilerin Sigaraya Karşı Direnci Zayıflıyor

Araştırmaya göre üniversite eğitiminin ilk yılında öğrencilerin %39,5’inin sigara içtiği, bu oranın mezuniyet yılında %48,8’e yükseldiği belirtildi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yürütülen araştırma, 4 yıllık eğitim süreci boyunca 435 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Öğrencilerin sigaraya ilişkin beklentileri ve sigaraya karşı kendine güven düzeyleri de değerlendirildi. Bulgular, öğrencilerin sigaranın olumsuz etkilerini daha fazla fark etmelerine rağmen, sigaraya karşı dirençlerinin yıllar içinde azaldığını gösterdi. GENÇLERİN SİGARA KARŞITI TUTUMU ZAYIFLIYOR Araştırmaya göre öğrencilerin sigara bağımlılığına karşı mücadeleye destek verme oranı ilk yıl %45 iken, ikinci yılda %49,3’e yükseldi ancak mezuniyet yılında ise %42,8’e geriledi. Çalışmaya katılan 435 öğrenci arasında sigara içmeyenlerin, içenlere göre sigara karşıtı çalışmalara daha fazla destek verdiği de saptandı. KADIN ÖĞRENCİLERDE FARKINDALIK ARTIYOR, DESTEK AZALIYOR Kadın öğrencilerin sigaranın olumsuz sonuçlarına dair farkındalıklarının son sınıfta belirgin şekilde arttığı, buna karşın genel olarak sigarayı reddetme öz-yeterliklerinin azaldığı belirlendi. Bu bulgu, pandemi döneminin öğrencilerin tutumları üzerindeki etkisi olarak değerlendirildi. SAĞLIK BİLİMLERİ ÖĞRENCİLERİNDE ORAN YÜKSELİYOR Sigara içme oranlarının sağlık bilimleri öğrencileri arasında diğer fakültelere göre daha düşük olmasına rağmen, bu fakültelerde de oranların yıllar içinde yükselerek %22,2’den %36,4’e yükseldiği görüldü. Prof. Dr. Mehmet Ali Kurçer, Merve Bektaş ve Ebru Katar’ın yer aldığı araştırma ekibi, elde edilen bulguların üniversite döneminin sigara alışkanlığının yerleştiği en riskli dönemlerden biri olduğunu gösterdiğini vurguladı. “SİGARA İÇENLERİN YÜZDE 80’İ 20 YAŞINDAN ÖNCE SİGARAYA BAŞLIYOR” Araştırmayı değerlendiren Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Toker Ergüder, "Yürütülen bu çalışma, üniversite yıllarının sigara açısından kritik bir risk dönemi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Öğrenciler sigaranın zararlarını daha iyi bildikçe, ne yazık ki sigaraya karşı dirençleri artmıyor, aksine zayıflıyor" dedi. Tütün kullanımına dair bilimsel verilere değinen Ergüder, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sigara içenlerin yaklaşık %80’i 20 yaşından önce sigaraya başlıyor. Sigaraya başlama olasılığının ergenliğin sonu ve genç yetişkinlik döneminde hızla artmakta olduğunu görüyoruz. Sigarayı bırakmak son derece güç olduğundan, en etkili strateji sigaraya hiç başlanmamasını sağlamak. Gençler ve üniversite öğrencileri fiyatlara son derece duyarlıdır. Uluslararası kanıtlar, sigara fiyatlarında yapılacak %10’luk bir artışın genel tüketimi yaklaşık %4, gençlerde ise %8’e varan oranlarda azalttığını gösteriyor. Bu nedenle, vergi ve fiyat politikalarını gençleri korumada vazgeçilmez bir halk sağlığı aracı olarak değerlendiriyoruz." “DUMANSIZ KAMPÜS UYGULAMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR” Ergüder, son yıllarda özellikle genç kızlar arasında sigara kullanımındaki hızlı artışın (%90) son derece kaygı verici olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti: “Erkeklerde eğitim ve sosyoekonomik statü yükseldikçe sigara içme sıklığı azalırken, kadınlarda bunun tersinin görülmesi, genç kızlarımızın tütün endüstrisinin hedefli, agresif ve etik dışı pazarlama stratejilerine daha fazla maruz kaldığını düşündürmekte. Politikalarımızın, genç kızlarımız statü kazanırken ve eğitim düzeyleri yükselirken onları bu endüstrinin etkisinden bilinçli biçimde koruyacak şekilde tasarlanması zorunludur. Bu çerçevede öğrencilerin üniversiteye başladıkları ilk yıldan itibaren koruyucu ve farkındalık artırıcı programların devreye alınması, fakülteye özgü önleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve özellikle dumansız (nikotinsiz) kampüs uygulamalarının yaygınlaştırılması, üniversite döneminde sigaraya başlama riskini azaltmak için en etkili ve sürdürülebilir adımlardan biridir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından yürütülen çalışmada, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi. Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi. Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu. 12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi. Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi. Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti. Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.

11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları Başladı Haber

11. Bilim ve Fikir Festivali Başvuruları Başladı

Üsküdar Üniversitesi’nin “Başımıza İcat Çıkar” temalı ve İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik bu yıl 11’incisini düzenleyeceği Bilim ve Fikir Festivali’ne (BFF) başvurular başladı. Stratejik bir eğitim hamlesi… Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bilim ve Fikir Festivali Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Bilim ve Fikir Festivali’nin (BFF) yalnızca bir yarışma değil, gençlerin erken yaşta bilimsel düşünme, proje üretme ve girişimcilik kültürüyle tanışmasını amaçlayan stratejik bir eğitim hamlesi olduğunu vurguladı. Proje odaklı eğitim anlayışı lise düzeyine taşınıyor… Festivalin ortaya çıkış gerekçesini dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivalin doğuş amacı; lise öğrencilerini yalnızca bilgiye ulaşan bireyler olarak değil, çevresindeki sorunları fark eden, sorgulayan, çözüm üreten ve fikirlerini projeye dönüştürebilen gençler olarak yetiştirmektir. Bu yaklaşım, Üsküdar Üniversitesi’nin proje odaklı eğitim anlayışının lise düzeyine taşınmış bir yansımasıdır. Bilim ve Fikir Festivali, öğrencilerin bilimsel meraklarını somut çıktılara dönüştürebilecekleri bir erken AR-GE deneyimi sunar. Öğrenciler bu süreçte problem tanımlamayı, uygun yöntem geliştirmeyi, elde ettikleri bulguları akademik bir dille ifade etmeyi ve jüri karşısında sunmayı öğrenir. Poster ve sözlü sunum aşamalarıyla desteklenen bu yapı, üniversitelerde yürütülen araştırma ve proje süreçlerinin lise seviyesindeki ilk uygulama alanı niteliğindedir. Böylece öğrenciler, üniversiteye geldiklerinde karşılaşacakları akademik ve araştırma kültürüne önceden hazırlanmış olur.” dedi. Üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması temel hedeflerden biri Festivalin temel hedeflerinden birinin de üretilen fikirlerin yalnızca teoride kalmaması, yenilikçi, sürdürülebilir ve toplumsal fayda üreten projelere dönüşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, “Projelerin yaygın etki ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirilmesi, Üsküdar Üniversitesi’nin girişimcilik ve yenilikçilik odaklı yaklaşımının doğal bir sonucudur. Bu yönüyle Bilim ve Fikir Festivali, geleceğin araştırmacılarını, girişimcilerini ve bilim insanlarını erken yaşta destekleyen; proje kültürünü kalıcı hale getirmeyi amaçlayan stratejik bir eğitim platformu olarak kurgulanmıştır.” diye konuştu. Ezbere dayalı eğitim yerine pratik beceri ve yenilikçi düşünce hedefleniyor… Ezbere dayalı eğitimin yerini pratik becerilerin ve yenilikçi düşüncenin aldığı günümüz dünyasında Bilim ve Fikir Festivali gibi girişimlerin, yeni nesil liderler ve mucitler için kritik bir fırlatma rampası haline geldiğine vurgu yapan Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Bu festival, lise öğrencilerine teorik bilgiyi pratiğe dökebilecekleri, yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri ve geleceğin yetkinliklerini bugünden kazanabilecekleri eşsiz bir gelişim alanı sunuyor. Bu platform, öğrencileri pasif bilgi alıcıları olmaktan çıkarıp aktif fikir üreticileri ve proje geliştiricileri olmaya davet ediyor. Festivalin arkasındaki temel motivasyon, zihinsel sorgulama yapabilen, özgün düşünebilen, yeni fikirler üretebilen ve bu fikirleri somut projelere dönüştürme becerisine sahip gençler yetiştirmektir. Amaç, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda birlikte düşünme, paylaşma ve ortak bir hedef etrafında birleşme gibi kritik sosyal becerileri de geliştirmektir. Bu vizyon, gençlerin hem akademik hem de sosyal anlamda donanımlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.” Festivale katılmak ne kazandırıyor? Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, genç mucitler için yalnızca bir yarışma ortamı değil; bilimsel düşünme, AR-GE ve proje üretme becerilerinin erken yaşta kazanıldığı bütüncül bir gelişim alanı sunduğunu da dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Festivale katılan öğrenciler, kendi fikirlerinden yola çıkarak bir problemi tanımlamayı, bu probleme bilimsel ve yenilikçi çözümler üretmeyi ve fikirlerini somut projelere dönüştürmeyi deneyimler. Bu süreç, öğrencilerin analitik düşünme, araştırma yapma ve çözüm odaklı yaklaşım becerilerini güçlendirirken, onları üniversite düzeyindeki proje ve AR-GE çalışmalarına hazırlar. Festival, bir yarışmadan çok daha fazlasını ifade etmektedir; bu platform, öğrencilerin kişisel ve akademik gelişimleri için özenle tasarlanmış bir deneyim alanıdır. Festivale katılım, sadece bir ödül kazanma hedefinin ötesinde, bir öğrencinin gelecekteki kariyerini şekillendirecek değerli beceriler edinmesi anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Genç mucitler için çok boyutlu kazanç hedefleniyor… Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Fikir Festivali’nin, katılımcılarına yalnızca bir yarışma deneyimi değil; akademik, kişisel ve kariyer gelişimini destekleyen çok boyutlu kazanımlar sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Festival, öğrencilerin bir fikrin ortaya çıkışından projeye dönüştürülmesine ve akademik ortamda sunulmasına kadar geçen tüm aşamaları birebir deneyimlemesini sağlar. Katılımcılar, projelerinin özgün değer, yöntem, yaygın etki ve sürdürülebilirlik gibi profesyonel ölçütlere göre değerlendirileceğini bilerek çalışır. Bu yaklaşım, öğrencilerin araştırma yapma, analitik düşünme, problem tanımlama ve çözüm üretme becerilerini güçlendirirken; kaynak yönetimi, planlama ve etkili sunum gibi üniversite ve meslek hayatında kritik öneme sahip yetkinlikleri de doğal olarak kazanmalarına katkı sağlar.” şeklinde konuştu. İlk üç projeye "Patentlenme ve Burs Desteği" veriliyor Festivalin, gençlerin ortaya koyduğu emeği ve yenilikçi fikirleri yalnızca akademik olarak değil, somut ödüllerle de desteklediğini söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Tüm kategorilerde ilk beşe giren projelere ve danışman öğretmenlerine para ödülü verilirken, dereceye giren öğrenciler önemli kariyer fırsatları elde etmektedir. İlk üç sırada yer alan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin belirli programlarını ilk beş tercihlerine yazıp bu tercihlerden birine yerleşmeleri halinde %75 eğitim bursu kazanma hakkı elde etmektedir. Bu burs, öğrencilerin yükseköğretim yolculuğuna güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayan önemli bir destek niteliği taşımaktadır. Bunun yanı sıra, ilk üç dereceye giren projelere sunulan patentlenme ve kariyer desteği, öğrencilerin fikirlerini koruma altına alarak patent süreçlerinde rehberlik edilmesini ve projelerin somut bir ürüne dönüşmesini mümkün kılmaktadır. 6’ncı ile 10’uncu sırada yer alan projelere ise “İyi Fikir”, “Özgün Yöntem” ve “Sürdürülebilir Proje” başlıklarında mansiyon ödülleri verilmektedir. Kimler, nasıl ve nereye başvurmalı? Başvuru sürecinin, tüm lise öğrencileri için erişilebilir olacak şekilde tasarlandığını kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: “Festivale Türkiye genelindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm resmi ve özel okullarda öğrenim gören hazırlık, 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri ile Bilim ve Sanat Eğitim Merkezi (BİLSEM) ve Araştırma Geliştirme Eğitim ve Uygulama Merkezi (ARGEM) öğrencileri katılabilir. Projeler, üç ana kategoride kabul ediliyor. Bunlar; Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ve Sağlık Bilimleri. Başvurular öğrencilerin bireysel katılımına açık değildir; tüm başvurular danışman öğretmenler aracılığıyla yapılıyor. Proje başvuru formu da dahil olmak üzere tüm işlemler, resmi web sitesi olan www.bilimvefikirfestivali.com adresi üzerinden online olarak gerçekleştiriliyor. Bir projede en fazla 4 öğrenci yer alabiliyor ve her öğrencinin sadece tek bir proje ile yarışmaya katılma hakkı var.” TÜBİTAK, Teknofest gibi başka hakemli ve bilimsel jürili yarışmalarda daha önce ödül almış projelerin bu festivale başvuramayacağını da ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Öğrenciler, projelerini sadece herhangi bir jüriye değil, Üsküdar Üniversitesi'nin akademisyenleri ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen uzman öğretmenlerden oluşan bir bilim kuruluna sunma fırsatı buluyor. Bu deneyim, akademik bir ortamda fikir savunmanın, yapıcı eleştiriler almanın ve profesyonel iletişim kurmanın birebir provası niteliğindedir.” dedi. Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar… Prof. Dr. Ergüzel, gençlere şu çağrıda bulundu: “Her büyük buluş, küçük bir merakla başlar. ‘Acaba olur mu?’ dediğiniz o fikir, belki de geleceğinizi şekillendirecek bir projeye dönüşebilir. Bilim ve Fikir Festivali, bu ilk adımı atmanız için bir davettir. Kendinize ve fikrinize güvenin.” Festival kapsamında dereceye giren projelere para ödülleri, danışman öğretmenlere teşvikler, ilk üçe giren öğrencilere ise %75 eğitim bursu ve patentlenme desteği sunuluyor. Ayrıca mansiyon ödülleri, katılım belgeleri ve Üsküdar Üniversitesi Kütüphane Kartı gibi teşvikler de öğrencileri bekliyor. Toplam 600 bin TL ödül… Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında projelerin son başvuru tarihi 13 Mart 2026 olarak belirlenirken, ödül töreni 15 Mayıs 2026 tarihinde g

Novo Nordisk Türkiye ve Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Stratejik İş Birliği Haber

Novo Nordisk Türkiye ve Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Stratejik İş Birliği

Beş yıl boyunca geçerli olacak bu protokol; klinik araştırmaların yanı sıra eğitim, Ar-Ge ve bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları desteklemeyi hedefliyor. Novo Nordisk Türkiye, klinik araştırmalarda süreç verimliliğini artırmak, hekimlerin yeni tedavi yöntemleriyle tanışmalarını ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişimini sağlamak için Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile iş birliğine imza attı. Novo Nordisk bu iş birliği çerçevesinde diyabet, obezite, nadir hastalıklar, kardiyovasküler gibi birçok terapi alanında çeşitli eğitim programları düzenleyerek, klinik dünyasındaki uluslararası gelişmeleri aktararak, bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları destekleyerek araştırma süreçlerinin daha etkin, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacak. 7 ülkenin klinik araştırmaları Türkiye’den yönetiliyor Novo Nordisk, Türkiye’den yönetilen bölgesel klinik araştırma merkezinde Türkiye’nin yanında Cezayir, Fas, Lübnan, Mısır, Umman, Suudi Arabistan dahil olmak üzere toplam 7 ülkedeki klinik araştırmalarını koordine ediyor. Bu merkezde 2025 yılında 34 aktif çalışmada 1.200’den fazla hasta yer aldı. Bu araştırmaların 28’i Türkiye’de gerçekleştirildi. Son 5 yılda Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalık gibi terapi alanlarında Novo Nordisk’in toplam 8 klinik çalışması yürütülürken, 2026 yılında yeni protokol kapsamında bu sayıya en az 7 yeni klinik çalışmanın eklenmesi planlanıyor. Novo Nordisk’in son 5 yılda Türkiye’de klinik araştırmalara yaptığı toplam yatırım 1 milyar TRY’yi aştı ve bu yatırımların her yıl katlanarak artması hedefleniyor. Novo Nordisk’in hasta odaklı yaklaşımından güç alan bu stratejik ortaklık, yalnızca klinik çalışma sayısının artmasını değil; aynı zamanda araştırma kalitesinin yükselmesini, hekimlerin bilgi birikiminin gelişmesini ve hasta yaşam kalitesine kalıcı katkı sağlanmasını hedefliyor. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Çiloğlu, “Novo Nordisk Türkiye ile imzaladığımız bu protokol, vizyonumuzu güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliği, klinik araştırma kapasitemizi artırmanın ötesinde; hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini güçlendirecek, hastalarımıza daha güncel ve etkin tedavi seçenekleri sunmamıza olanak sağlayacak. Özellikle diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalıklar gibi bölgemizde yaygın görülen sağlık sorunlarında, global ölçekte kullanılan en güncel tedavi seçenekleri çok daha hızlı bir şekilde hastalarımızın hizmetine sunulabilecek” dedi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, “Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak geçmişten bugüne güçlü bir bilimsel birikimle çalışıyor ve uluslararası standartlarda araştırmalar yürütüyoruz. Novo Nordisk Türkiye ile daha güzel işler başarabilmek adına imzaladığımız bu iyi niyet sözleşmesi, klinik araştırmalardaki kapasitemizi daha da güçlendirecek ve ülkemizin bilimsel katkısını ileriye taşıyacak önemli bir adım” ifadelerini kullandı. Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Bike Başaklar iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: “Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile imzaladığımız bu yeni protokol, bir iş birliğinden öte bilimsel bilginin paylaşımı, klinik deneyimin güçlenmesi ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişmesi için atılmış somut bir adım. Amacımız, endüstri ve hastane iş birliğiyle klinik çalışma süreçlerini daha etkin hale getirerek, Türkiye’nin bölgesel araştırma gücünü artırmak ve uluslararası ölçekte fark yaratacak projelere imza atmak. Bu iş birliğiyle hem hekimlerin öğrenme yolculuğunu destekliyor hem de hastalar için tedaviye erken erişim fırsatı yaratıyoruz. Türkiye’nin klinik araştırmalarda bölgesel liderliğini güçlendirecek bu ortaklığın, kalıcı bilimsel değer yaratacağına yürekten inanıyoruz.” Novo Nordisk Türkiye, insanların daha sağlıklı ve iyi bir yaşam sürmesine yardımcı olmak, hekimleri yenilikçi tedavi yöntemleriyle buluşturmak ve Türkiye’nin bilimsel potansiyelini uluslararası düzeyde görünür kılmak amacıyla klinik araştırmalara yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.