Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Hizmetleri

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Hizmetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı  Haber

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı 

Bu yapılar, insan kök hücrelerini evrensel hücrelere “yeniden programlamayı” mümkün kılıyor ve bağışıklık reddine neden olmadıkları için herhangi bir hastaya uygun dokuların yetiştirilmesinde kullanılabiliyor. Bu başarı, tıpta büyük umutlara yol açıyor ve dünyanın en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul ediliyor. Diğer sergiler arasında doku mühendisliğiyle üretilmiş bir kalp kapakçığı ve Rosatom uzmanlarının laboratuvar ortamında geliştirdiği bu kapakçık ile sağlık sistemini bir üst seviyeye taşıyacak minyatür enerji kaynakları olan ‘nükleer piller’ bulunuyor. Likhachev, “Rosatom bugün sağlık hizmetleri alanında öncü araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütüyor ve her adımla geleceği daha da yakınlaştırıyor. Bilim insanlarımız gerçekten olağanüstü, çünkü hem vizyoner hem de hayalperestler. Fikirleri kağıt üzerinde kalmayıp çığır açan teknolojilere dönüşüyor. Tıbbi amaçlı aditif biyoteknoloji alanındaki çalışmaları, bilimsel düşüncenin teknolojik ilerlemenin temeli haline nasıl gelebileceği ve insanlığa fayda sağlayabileceğinin bir örneğidir” dedi. Tıbbi Cihazlar ve Hücresel Ürünler Bilimsel ve Üretim Merkezi (NIITFA A.Ş.) Müdürü Vladislav Parfenov da, “Genom düzenleme teknolojileri, hücreleri 'programlamamıza', yani onlara gerekli özellikleri kazandırmamıza olanak sağladı. Bu keşfin ölçeği, insanlığın atom alanındaki gelişmeleriyle kıyaslanabilir. Yakın gelecekte, hormon üreten bezlerin parçacıkları veya kalp dokusunun parçacıkları gibi insan vücudu için bireysel 'parçacıklar' yaratacağız. Yaşam kalitesini iyileştiren teknolojiler, yeni bir biyoekonominin temelini oluşturuyor. Disiplinlerarası sinerji sayesinde, geleceğin ekonomisi için sağlam bir temel oluşturabileceğimize inanıyoruz!” ifadelerini kullandı. Sergi turu, Erimiş Tuz Araştırma Reaktörü (MSRR) maketinin sunumunu da içeriyordu. Reaktörün, Krasnoyarsk Bölgesi'ndeki Zheleznogorsk şehrinde bulunan Çevre Çözümleri şirketi Madencilik ve Kimya Kombinesi'nde inşa edilmesi planlanıyor. Maket, uzun ömürlü ve en tehlikeli radyoaktif atıklar olan ve aynı zamanda reaktör yakıtı olarak da kullanılacak küçük aktinitlerin neredeyse tamamen “yakılmasına” olanak tanırken, aynı zamanda yüksek verimli elektrik üretimi sağlayan bu teknolojinin avantajlarını gösteriyor. Projenin teknolojik zorluğu, erimiş tuzun aşırı aşındırıcılığının üstesinden gelmek olduğu için Vladimir Putin'e gelecekteki reaktörün tasarımına dahil edilmesi planlanan yeni malzemeler de gösterildi. Putin’e, Leningrad Oblastı'ndaki Krasny Bor tehlikeli atık depolama sahasındaki çevresel zararları gidermek için Rosatom’un kullandığı gelişmiş teknolojiler de tanıtıldı. İnteraktif sergide, tesis için özel olarak tasarlanmış yüksek teknolojili bir altyapı gösterildi. Bu altyapı, arıtılmış suyun doğal su kaynaklarına geri dönüşünü sağlayan 13 aşamalı sıvı atık arıtma sistemini içeriyor. Sergide, arıtılmış suyun toplandığı Tosna Nehri'ne özgü bir tür olan iki canlı gümüş sazan balığı da yer aldı. Stantta ayrıca geri dönüştürülmüş atıklardan üretilen jeopolimer geri kazanım malzemeleri de sergilendi. Bu malzemeler doğal peyzajları restore etmek için kullanılabilir. Likhachev, Vladimir Putin'e, Rosatom'un denetiminden sorumlu olduğu ‘kuantum projesi’nin gelişimi hakkında bilgi verdi ve nükleer sanayinin kuantum hesaplama alanındaki pratik deneyimini sundu. Rusya'nın, Rus hükümetinin himayesinde bu alanda sistematik çalışmaların başladığı 2020 yılına kıyasla, küresel kuantum alanındaki konumunu temelden güçlendirdiği belirtildi. Ayrıca, Rusya'nın dört öncelikli platformda yedi prototip kuantum bilgisayara sahip olduğu ve işlemcilerden üçünün 70 veya daha fazla kübit kapasitesine ulaştığı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamu Kurumlarına Yönelik Şiddet Alarm Veriyor Haber

Kamu Kurumlarına Yönelik Şiddet Alarm Veriyor

Yargı süreci devam eden ve hakkında yayın kısıtlaması bulunan son gelişmelerin ardından sivil toplum kuruluşlarından art arda açıklamalar gelmeye başladı. Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, yaptığı yazılı açıklamada şiddetin artık münferit bir sorun olmaktan çıktığını belirterek, tüm sivil toplum yapılarının ortak ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı. Son dönemde kamu hizmeti sunan kurumlara ve görev başındaki çalışanlara yönelik artan şiddet vakaları, toplum vicdanında derin bir endişe yaratmaktadır. Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şiddetin hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını vurgulayarak tüm sivil toplum kuruluşlarına ortak duruş çağrısında bulundu. Akarken, “Görevini kamu adına, insan hayatına ve toplumsal geleceğe hizmet için icra eden çalışanlara yönelik her türlü şiddet, yalnızca bireysel bir saldırı değil; devletin kurumlarına, kamu düzenine ve toplumsal barışa yönelmiş bir tehdittir. Şiddetin normalleşmesine asla izin vermemeliyiz. Bu noktada yalnızca sendikaların değil, tüm sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve toplumsal paydaşların aralıksız şekilde ses yükseltmesi gerekmektedir.” dedi. “Kurumlara Yönelen Şiddet, Toplumsal Güvene Zarar Veriyor” Kamu hizmeti sunan alanlarda güven ortamının zedelenmesinin, hizmet kalitesini ve toplumsal huzuru doğrudan etkilediğini belirten Akarken, “Şiddetin önlenmesine yönelik daha etkin, caydırıcı ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmeli. Şiddet; sağlıkta, eğitimde, adliyede ya da herhangi bir kamu kurumunda yaşandığında yalnızca bir çalışanı değil, hizmet bekleyen milyonları da mağdur etmektedir. Güvenli çalışma ortamı sağlanmadan nitelikli kamu hizmetinden söz edilemez. Bu nedenle koruyucu ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.” İfadelerini kullandı. Sivil Toplum Kuruluşlarına Ortak Mücadele Çağrısı SAHİM-SEN olarak şiddete karşı sıfır tolerans ilkesini savunduklarını belirten Özlem Akarken, “Toplumsal vicdanı yaralayan her şiddet olayında ortak bir ses çıkarmak zorundayız. Bu mesele yalnızca bir meslek grubunun değil, tüm toplumun meselesidir. Tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini ve demokratik kitle yapılarını; kurumlara ve kamu çalışanlarına yönelik şiddete karşı kararlı ve aralıksız bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Şiddetin karşısında birlikte ve güçlü bir ses olmalıyız.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Sağlık Erişimine Yönelik Yeni Toplumsal Destek Modeli Başlıyor Haber

Türkiye’de Sağlık Erişimine Yönelik Yeni Toplumsal Destek Modeli Başlıyor

İmzalanan iş birliği kapsamında; Türkiye'de sağlık erişimine yönelik toplumsal destek modeli olan 'Sağlıkta El Ele' projesi hayata geçirilecek. Bir Halk Sağlığı inovasyonu olarak hayata geçen ve koruyucu sağlık yaklaşımını yaygınlaştırmayı amaçlayan Bir Adım Sağlık, Türkiye Sağlık Vakfı ile çok önemli bir iş birliği imzaladı. İmzalanan 'Sağlıkta El Ele' projesi; ihtiyaç sahipleri, bağışçılar ve sağlık profesyonellerini buluşturacak. Proje kapsamında; sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan bireylere düzenli tıbbi destek, evde bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunulması hedefleniyor. Yeni bir toplumsal dayanışma modeli olarak konumlanan 'Sağlıkta El Ele' projesi, kronik hastalıklar, evde bakım ihtiyacı ve sosyoekonomik engeller nedeniyle sağlık hizmetlerine zamanında erişemeyen binlerce kişiyi kapsıyor. Bağışçıları, sağlık profesyonellerini ve ihtiyaç sahiplerini aynı çatı altında buluşturarak sürdürülebilir çözüm sunan proje ilk yılında 10.000 ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefliyor. Uzun yıllardır sağlık alanında böyle önemli bir projeyi hayata geçirmek için çalıştığını vurgulayan Bir Adım Sağlık Genel Müdürü Ayşe Şengel; "Evde sağlık alanında uzun yıllara dayanan sahadaki deneyimimizle, ihtiyaç sahiplerine uzman kadrolarımızla ulaşacağız. Bu proje ile sağlık hizmetini sadece tedavi değil; erişilebilirlik, takip ve güven boyutlarıyla ele alıyoruz. Böyle bir projede tüm ekiplerimiz ve bilgimizle biz de elimizi taşın altına koymaktan mutluluk duyuyoruz." diye konuştu. Türkiye Sağlık Vakfı adına yaptığı açıklamada Vakıf Genel Başkanı Dr. Murat Balaban (Phd); "Türkiye'de giderek artan yaşlı nüfus ve kronik hastalık yükü, sürdürülebilir sağlık destek modellerini kritik hale getirmiştir. 'Sağlıkta El Ele' projesi ile hem sağlık hizmetlerine erişimi güçlendirmeyi hem de toplumsal dayanışmayı artırmayı hedefliyoruz." denildi. Proje kapsamında; hekim muayenesi ve tıbbi değerlendirme, mobil hemşirelik uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon, evde refakat ve bakım hizmetleri ile sağlık eğitimi ve danışmanlık gibi alanlarda düzenli hizmet sunulması planlanıyor. Projenin fonlama ve raporlama süreçleri Türkiye Sağlık Vakfı tarafından yürütülürken, operasyonel sağlık hizmetleri Bir Adım Sağlık'ın uzman ekipleri tarafından sahada uygulanacak. Böylece şeffaf bağış modeli, düzenli raporlama, sağlık çıktılarının ölçümlenmesi ve kalıcı toplumsal etki hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir bir yapı oluşturulacak. 'Sağlıkta El Ele' Projesi, ilk yılında 10.000 ihtiyaç sahibine ulaşmanın yanı sıra; kronik hastalık yönetiminde düzenli takip sağlamayı ve evde bakım yükünü azaltmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

65 Yaş Üstü Kadıköylülere Evde Ücretsiz Kuaförlük Hizmeti Haber

65 Yaş Üstü Kadıköylülere Evde Ücretsiz Kuaförlük Hizmeti

Kadıköy Belediyesi, 2012 yılından bu yana ücretsiz olarak sunduğu Evde Kuaförlük Hizmeti ile yaşlı bireylerin kişisel bakımlarına destek sağlanıyor. Kadıköy Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen hizmet için profesyonel ekipler oluşturuluyor. Ekipler, belirlenen randevular doğrultusunda vatandaşların evlerine giderek saç kesimi, saç boyama, sakal tıraşı ile el ve ayak tırnak bakımı gibi kişisel bakım hizmetlerini yerinde gerçekleştiriyor. ÜCRETSİZ HİZMET Bugüne kadar Kadıköy’de ikamet eden 5 bin 320 kişiye toplam 35 bin 386 kez evde kuaförlük hizmeti sunuldu. Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlar, Kadıköy Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün 0216 349 61 67 ve 0216 357 35 04 numaralı telefonlarından bilgi alarak başvuruda bulunabiliyor. Kadıköy Belediyesi’nin Evde Kuaförlük hizmetinden Kadıköylüler ücretsiz faydalanıyor. Evde kuaförlük hizmetinden faydalanan 90 yaşındaki Hasan Hüseyin Gürsel, evde kuaförlük hizmetinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek, belediyenin sunduğu desteğin kendisi için çok değerli olduğunu söyledi. “ÇOK BÜYÜK BİR DESTEK" Hasan Hüseyin Gürsel’in kızı Nagehan Gürsel ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Çok memnunuz. Babamı dışarıya götürmem çok zor; yürüyemiyor. Bu yüzden belediyenin bu hizmeti bizim için çok büyük bir kolaylık. Belediyeden çok memnunum, Allah razı olsun. Destek olduğunuz için çok mutluyum. Benim için büyük bir destek.” İLERİ YAŞTAKİ BİREYLERE YÖNELİK DESTEK HİZMETLERİ Kadıköy Belediyesi ayrıca 65 yaş üzeri vatandaşlar için; Evde Temizlik Hizmeti, Evde Sıcak Yemek Hizmeti, Evde Sağlık Hizmetleri ve tekerlekli sandalye kullanan yurttaşlar için Engelsiz Taksi Hizmeti sağlıyor. İleri yaştaki bireylerin toplumsal yaşama katılımını artırmak ve sağlıklı yaş almalarını desteklemek amacıyla Sosyal Yaşam Evleri hizmet veriyor. Ayrıca Huzur Vapuru Projesi ile yaş almış bireylerin boğaz turu yaparak sosyalleşmeleri hedefleniyor. Kadıköy’de artan Alzheimer hasta sayısına yanıt vermek amacıyla hizmet veren Alzheimer Merkezlerinde, hastalar ve hasta yakınlarına yönelik bilgilendirme toplantıları, seminerler ve fiziksel aktiviteler düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de ‘Anne Taksi’ Uygulaması Başladı Haber

Nilüfer’de ‘Anne Taksi’ Uygulaması Başladı

Sosyal belediyecilik anlayışıyla geliştirilen uygulama kapsamında; kadın doğum ve çocuk bölümü bulunan devlet hastanelerinde randevusu olan, Nilüfer’de yaşayan anneler bu hizmetten ücretsiz olarak faydalanabiliyor. Anne Taksi hizmetinden yararlanmak isteyen anneler, en az bir gün öncesinden randevu oluşturarak evlerinden alınıp, sağlık kuruluşlarına güvenle ulaştırılıyor. Uygulama, özellikle hamilelik ve bebekli dönemlerde yaşanan ulaşım zorluklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. İKİZ ANNELERİ DE UNUTULMADI Anne Taksi uygulaması, annelerin ve anne adaylarının farklı ihtiyaçlarını gözeten yapısıyla da dikkat çekiyor. Araçlarda bebek koltuğu standart olarak yer alırken, ikiz bebeği olan anneler için çift bebek koltuğu da hazır bulunduruluyor. Anne Taksi araçlarında, hamile anne adaylarının yolculuklarını daha güvenli hale getirmek amacıyla hamile kemeri de yer alıyor. Böylece hem annenin hem de bebeğin güvenliği, yolculuk boyunca en üst düzeyde gözetiliyor. “HERKES İÇİN DAHA YAŞANABİLİR BİR KENT” Nilüfer’in, kadınların kent yaşamına eşit ve güvenle katılabildiği, hizmetlerin hayatın gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendiği bir kent olduğuna vurgu yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, şöyle devam etti: “Hamilelik ve bebekli dönem, kadınlar için hem fiziksel hem de duygusal olarak hassas bir süreç. Bu nedenle Anne Taksi’yi tasarlarken her annenin ihtiyacının aynı olmadığını göz önünde bulundurduk; ikiz annelerimizi, anne ve bebeğin güvenliğini, yolculuk sırasında yaşanan kaygıları düşündük. Bebek koltuğundan çift bebek koltuğuna, hamile kemerinden randevulu ve planlı ulaşıma kadar her ayrıntıyı bu anlayışla ele aldık. Çünkü kadınların kent yaşamına eşit ve güvenle katılabildiği, hizmetlerin hayatın gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendiği bir kent, herkes için daha yaşanabilir bir kenttir. Anne Taksi ile amacımız; annelerimizin ve anne adaylarımızın bu süreçte kendilerini yalnız hissetmemeleri, sağlık hizmetlerine güvenle erişmeleri ve Nilüfer’in her zaman yanlarında olduğunu bilmeleridir” dedi. Öte yandan acil sağlık hizmetleri dışında kullanılacak olan Anne Taksi uygulamasıyla ilgili bilgi almak ve randevu oluşturmak isteyenler, 0501 767 67 88 numaralı telefondan başvuru yapabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Belediye Ambulansları “Acil Yardım Ambulansı” Statüsüne Geçti Haber

Belediye Ambulansları “Acil Yardım Ambulansı” Statüsüne Geçti

T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği” çerçevesinde belediye bünyesinde bulunan dört ambulanstan üçü “Acil Yardım Ambulansı”, biri ise “Hasta Nakil Ambulansı” olarak hizmet vermeye devam ediyor. Eğitim desteği ve ambulans tanıtımı gerçekleştirildi T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan “Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği” kapsamında gerçekleştirilen dönüşüm sürecinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’ndan eğitim desteği talep edildi. Bu kapsamda, alanında uzman eğitmenler tarafından Büyükçekmece Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü personeline hem idari hem de uygulamalı eğitimler verildi. Düzenlenen programın sonunda, sürece katkı sunan İBB Sağlık İşleri Daire Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit’e plaket takdim edildi. Eğitimlerin ardından dönüştürülen ambulansların teknik ve operasyonel tanıtımları yapıldı. “Mavi şeritli ambulanslar, kırmızı şeritli ambulansa dönüştü’’ İBB Sağlık İşleri Daire Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, ambulanslarda tıbbi donanımın yükseldiğini belirterek şöyle konuştu: ‘’Sağlık Bakanlığı'nın mevzuatı gereği ambulanslarda bir değişim süreci yaşadık. Bugün sonucu itibariyle mavi şeritli ambulansların, kırmızı şeritli ambulansa dönüşümü gerçekleşti Büyükçekmece Belediyesi'nde. Bu ne demek? Ambulansların içindeki tıbbi donanım ve ekiplerin standardı değiştirildi aslında. Mavi şeritli ambulanslarla hasta taşırken tıbbi sorumluluk çok alt düzeydeydi ama şu anda mobil sağlık hizmeti diyebileceğimiz kırmızı şeritli ambulansların içerisinde solunum destek cihazından aspiratöre, bunun beraberinde defibrilatör, diğer tüm tıbbi donanım ilaçlar dahil olmak üzere ve bunları kullanmaya yetkin tıbbi personelin de içinde bulunduğu ambulanslardan bahsediyoruz. Dolayısıyla hasta güvenliği açısından, hastaların güvenli bir şekilde gitmesi gereken yere ulaşabilmesi için kıymetli bir hizmet diye düşünüyorum. Büyükçekmece Belediye’mize hayırlı olsun.’’ ‘’Bu önemli adım, sağlık alanındaki sorumluluğumuzu ileri seviyeye taşımıştır’’ Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, yapılan dönüşümün vatandaşlara daha hızlı ve etkin müdahale imkanı sağlayacağını ifade ederek şöyle konuştu: ‘’Bugün burada, belediyemizin sağlık hizmetleri adına son derece önemli ve gurur verici bir gelişmeyi paylaşmak üzere bir aradayız. Bünyemizde uzun süredir "Hasta Nakil Ambulansı" olarak hizmet veren araçlarımız, ilgili kanun ve yönetmeliklerin öngördüğü tüm teknik ve idari koşullar eksiksiz şekilde yerine getirilerek "Acil Yardım Ambulansı" statüsüne yükseltilmiştir. Bu dönüşüm, yalnızca araçlarımızın niteliğinin değişmesi değildir. Bu dönüşüm; acil durumlarda vatandaşımıza daha hızlı ulaşabilen, olay yerinde daha kapsamlı ve yetkin müdahale yapabilen, daha donanımlı bir belediye sağlık hizmeti sunabilmemiz anlamına gelmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan "Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği" doğrultusunda yürütülen bu süreçte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’ndan eğitim desteği talep edilmiştir. Bugün itibariyle belediyemiz bünyesindeki dört ambulansın üçü Acil Yardım Ambulansı, biri ise Hasta Nakil Ambulansı olarak vatandaşlarımıza hizmet vermeye devam etmektedir. Bu önemli adım, belediyemizin sağlık alanındaki sorumluluğunu daha ileri bir seviyeye taşıdığını göstermektedir. Çünkü biliyoruz ki; acil sağlık hizmetlerinde zaman, çoğu zaman hayat demektir. Vatandaşlarımızın en zor anlarında, en kritik dakikalarda yanlarında olabilmek; kamu hizmetinin en temel ve en vicdani sorumluluğudur. Bu sürece katkı sunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na, emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve fedakarca görev yapan sağlık personelimize teşekkür ediyorum. Yeni statüye kavuşan ambulanslarımızın ilçemize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı Haber

Sağlık Turizmi 2025’te 3 Milyar Dolar Eşiğini Aştı

Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal: “Sağlık turizmi yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda Türkiye için güçlü bir hizmet ihracatı ve döviz girdisi alanı” dedi. Türkiye, sağlık turizminde büyümesini sürdürürken, sektör 2025’te hem ziyaretçi sayısı hem de gelir tarafında 3 milyar dolar bandına yerleşti. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin (USHAŞ) yayımladığı verilere göre, 2025 yılında sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizmi geliri 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, söz konusu performansın klasik turizme kıyasla daha yüksek katma değer üreten bir ihracat kalemi olduğunu belirterek, “Sağlık turizmi, doğrudan sağlık harcamasının yanı sıra konaklama, ulaşım ve şehir içi tüketimle çarpan etkisi yaratıyor. Bu nedenle ekonomi yönetimi açısından ‘nitelikli döviz geliri’ üreten stratejik bir alan” dedi. Dr. Bal, sektörde rekabetin sürdürülebilirliği için fiyatlamanın disiplinli ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kur hareketleriyle fırsatçı fiyatlama kısa vadede gelir gibi görünse de, orta vadede talebi başka destinasyonlara kaydırabilir. Türkiye’nin rekabet zemini uygun fiyattan çok; klinik kalite, hasta güveni ve sonuç başarısıdır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin genel turizm gelirindeki yükselişin, sağlık turizmine de zemin oluşturduğuna işaret eden Dr. Bal, TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2025’te turizm gelirinin 65,2 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, “Bu ölçek içinde sağlık turizmi, kişi başı harcaması yüksek bir segment olarak öne çıkıyor. Ürün çeşitliliği (medikal, estetik, diş, göz, saç ekimi, rehabilitasyon) ve hizmet standardı korunursa payın büyümesi mümkün” diye konuştu. Dr. Bal, uluslararası hastaların en çok talep gösterdiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin yer aldığını belirterek, “Planlı süreç, kısa bekleme süresi, deneyimli ekip ve sonuç odaklı yaklaşım Türkiye’nin tercih edilirliğini artırıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün ekonomiye katkısı artıyor Türkiye, son yıllarda hızla büyüyen sağlık turizmi sektörüyle hizmet ihracatında önemli bir gelir kalemi oluştururken, özellikle estetik ve medikal uygulamalardaki uluslararası talep sektörün ekonomik katkısını artırıyor. Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim maliyetlerinin yükselmesi ve bekleme sürelerinin uzaması, hastaları alternatif ülkelere yönlendirirken; Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hızlı hizmet kapasitesiyle öne çıkıyor. Uzmanlara göre sektör, önümüzdeki dönemde hem hasta sayısı hem de kişi başı harcama açısından büyüme potansiyelini koruyor. Hizmet ihracatında güçlü artış Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldığını belirterek, sektörün ekonomik boyutuna dikkat çekti. Bal, “Sağlık turizmi, Türkiye açısından klasik turizmden farklı olarak yüksek katma değer üreten bir alan. Tedavi için gelen hastalar hem sağlık hizmeti alıyor hem konaklama, ulaşım ve turizm harcamalarıyla ekonomiye çok yönlü katkı sağlıyor” dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracat gelirlerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Bal, özellikle estetik ve medikal uygulamaların sektörün büyümesinde belirleyici rol oynadığını kaydetti. Estetik ve medikal uygulamalar öne çıkıyor Uluslararası hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin bulunduğunu belirten Bal, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’dan yoğun talep geldiğini söyledi. Bal, “Hastalar Türkiye’yi yalnızca fiyat avantajı için değil, yüksek kalite, deneyimli hekimler ve kısa sürede planlanabilen tedavi süreçleri nedeniyle tercih ediyor. Bu durum Türkiye’yi estetik ve medikal uygulamalarda küresel bir merkez haline getiriyor” diye konuştu. Fiyat rekabeti ve sürdürülebilir büyüme Sektörde sürdürülebilir büyüme için fiyat dengesinin korunması gerektiğini vurgulayan Bal, döviz kurundaki dalgalanmalar ve bazı merkezlerde uygulanan yüksek fiyat politikalarının rekabet gücünü zayıflatabileceğini ifade etti. Bal, “Avrupa’daki bazı ülkelerde fiyatların Türkiye’ye yaklaşması, maliyet avantajının tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Türkiye’nin rekabet gücü uygun fiyatın ötesinde kalite, güven ve hasta memnuniyetine dayanmalı” değerlendirmesinde bulundu. Yüksek katma değerli turizm modeli Sağlık turizminin kişi başı harcama açısından klasik turizmin üzerinde gelir sağladığını belirten Bal, tedavi süreci ile turizm deneyiminin birlikte sunulmasının Türkiye’ye önemli bir avantaj kazandırdığını söyledi. Bal, “Sağlık turizmi, yüksek katma değer üreten yapısıyla Türkiye’nin hizmet ihracatında stratejik alanlardan biri haline geldi. Doğru fiyat politikası, kalite standardının korunması ve uluslararası tanıtım faaliyetleriyle sektörün büyümesi hızlanacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor Haber

Sağlık Çalışanları Yapısal Sorunlar Nedeniyle Tükenmişlik Yaşıyor

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN), sahadan gelen veriler ve çalışanların yaşadığı sorunlar doğrultusunda, sistemin sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye’de sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyan çalışanlar, artan iş yükü, kronik personel eksikliği ve uzun süredir çözüme kavuşturulamayan yapısal sorunlar nedeniyle ciddi bir tükenmişlik sürecine sürükleniyor. Sağlık kurumlarından sosyal hizmet birimlerine, hastanelerden çocuk evleri siteleri ve huzurevlerine kadar geniş bir alanda görev yapan emekçiler; uzayan çalışma saatleri, fazla mesailer, belirsiz görev tanımları, şiddet, mobbing vakaları altında kamu hizmetini ayakta tutmaya çalışıyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında görev yapan çalışanlar; uzayan çalışma saatleri, artan hasta ve hizmet yükü, fazla mesailer, görev tanımı belirsizlikleri ve şiddet vakaları nedeniyle mesleklerini ağır bedeller ödeyerek icra etmeye çalışıyor. Bu tablo, yalnızca çalışanları değil, doğrudan kamusal sağlık ve sosyal hizmetin niteliğini de tehdit ediyor. Sosyal Hizmet Alanında Alarm Zilleri Çalıyor Özellikle Çocuk Evleri Siteleri ve huzurevleri başta olmak üzere sosyal hizmet alanında görev yapan personelin ciddi bir personel eksikliğiyle çalıştığını vurgulayan SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, fazla mesailerin artık istisna değil, rutin hale geldiğini belirterek, “Sağlık kadar sosyal hizmet alanında çalışanlarımız da sistemin görünmeyen yükünü taşıyor. Çocuk Evleri Siteleri’nde, huzurevlerinde görev yapan personelimiz uzun saatler boyunca, yetersiz kadrolarla hizmet üretmeye çalışıyor. Sürekli fazla mesaiyle yürüyen bir sistem ne çalışanı korur ne de hizmet kalitesini sürdürülebilir kılar,” dedi. Görev Tanımları 5 Yıldır Güncellenemiyor Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan birçok meslek grubunun görev tanımlarının yaklaşık beş yıldır güncellenemediğine dikkat çeken Özlem Akarken, bu durumun sahada ciddi karmaşaya yol açtığını ifade ederek, “Görev tanımları güncellenecek denileni beş yıl oldu çalıştaylar yapıldı derneklerin görüşleri alındı ancak somut bir adım olarak çalışmalar bitti üst kurula sevk edilecek deniliyor ama ne zaman resmi gazetede yerini alacak belli değil. Eğitim Araştırma Hastaneleri nde öğretim elemanı olan hekimler başta olmak üzere sağlık personelleri eğitimlerinin karşılığını göremiyor. Liyakat tek istenilen konu. Her sağlık çalışanı görevini net biçimde bilmek, yetki ve sorumluluk çerçevesinde kamu hizmetini layıkıyla yapmak istiyor. Belirsiz görev tanımları hem çalışanı yıpratıyor hem de hizmet sunumunda aksamalara neden oluyor. Yardımcı hizmetler sınıfı kamunun kanayan yarası ilke imza atacak yerlerden biri Sağlık Bakanlığı ama görmezden gelinen her işi yapar modunda kullanılan personel. Yardımcı hizmetler sınıfı eğitim öğretimlerine göre sınıf değişikliği bekliyorlar yıllardır. Ve tabii ki de atanamayan mezun gençler ya da aldıkları eğitim göz ardı edilen üstelik sağlık idareci meslek tanımı varken sağlık yönetimi mezunu olup büro personeli olarak atanıp bürolar idari birimler dışında çalıştırılan personeller, bu personellerde görev tanımlarını bekleniyor. Tıbbi sekreterler tıbbi birimler dışında her yerde kullanılan personeller. Ve sağlık ordusunun yükünü omuzlarında taşıyan hemşireler ,teknisyenler teknikerler aynı kurumda çalışıp aynı işi yapıp ek ödemede bile katsayılarla ayrıştırılanlar. Kan Merkezleri, laboratuvar hizmeti verdiği acile hizmet ettiği gözardı edilen ,patoloji kimyasallarla uğraşıp ama etkin bir yıpranma ya da ek ödeme farkı alamayan birimler. Sorunlar bitmiyor çözüm ise belli. Şiddet, Artan İş Yükü ve Tükenmişlik Artan hasta yükü, yetersiz istihdam ve uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanlarını fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da yıprattığını vurgulayan SAHİM-SEN, şiddet vakalarının da tükenmişliği derinleştiren en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Akarken, “Şiddetin önlenemediği, dinlenme hakkının korunmadığı, emeğin karşılığının verilmediği bir sistemde tükenmişlik kaçınılmazdır. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanı tükenirse sistem çöker,” ifadelerini kullandı. Askeri Hastaneler ve İade-i İtibar Çağrısı Askeri hastanelerin yeniden açılmasının gündemde olduğuna da değinen Özlem Akarken, bu sürecin yalnızca fiziki yapılar üzerinden değil, insan kaynağı ve özlük hakları boyutuyla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bir kurumu kapatmak kolaydır, ancak diriltmek zaman alır. Askeri tabiplerimiz, sağlık astsubaylarımız ve sivil memurlarımız geçmişte TSK da , mesai mefhumu gözetmeden hizmet verdiler. Üstelik çoğu askeri okulları bitirerek görevlerini yerine getirdiler. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamu hizmetini yerine getiriyorlar çok kırgınlar devrolan personelin iade-i itibarlarının sağlanması ve hukuki yollarla almaya çalıştıkları özlük haklarının teslim edilmesi artık ertelenmemelidir,” dedi. Akarken, güçlü bir ordunun güçlü bir sağlık sistemiyle desteklenmesi gerektiğini belirterek, nitelikli sağlık hizmeti için geçmişte yapılan yanlışların cesaretle düzeltilmesi çağrısında bulundu. “Yanlışlar Bir An Önce Doğruya Evrilmeli” “Devletimiz büyüktür, ordumuz şanlıdır. Ancak nitelikli sağlık ve sosyal hizmeti; planlama, liyakat, net görev tanımları ve çalışanını koruyan politikalarla mümkündür. Sağlık ve sosyal hizmet sisteminin yükünü taşıyanlar daha fazla görmezden gelinmemeli. Yanlışlar bir an önce doğruya evrilmelidir,” diyen Akarken, yetkilileri kalıcı ve kapsayıcı çözümler üretmeye davet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekirdağ'da HPV Aşısı Projesi Kamuoyuna Tanıtıldı Haber

Tekirdağ'da HPV Aşısı Projesi Kamuoyuna Tanıtıldı

Büyükşehir Belediyesi ile Rotary Kulübü işbirliğinde yürütülen HPV Aşısı Projesi’nin Tanıtım ve Lansman Programı kamuoyuna duyuruldu. Toplum sağlığını korumayı amaçlayan ve geçtiğimiz günlerde ilk doz uygulamaları tamamlanan çalışma kapsamında, ihtiyaç sahibi çocuk ve gençlere sunulan ücretsiz HPV aşısı desteğinin detayları paylaşıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, projenin toplumsal dayanışma ayağına vurgu yapıldı. Protokol konuşmaları bölümünde söz alan Çorlu Rotary Kulübü Dönem Başkanı Av. Ayhan Civan ve Kırcaali Rotary Kulübü Geçmiş Dönem Başkanı Ömer Hüseyin, yerel yönetimle kurulan bu stratejik ortaklığın önemine değinerek projenin hayata geçmesindeki kararlılığı nedeniyle Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkürlerini sundular. Rotary 2420. Bölge Geçmiş Dönem Guvernörü Dr. İlter Ergürbüz de konuşmasında bu işbirliğinin sürdürülebilir bir halk sağlığı modeline dönüştüğünü belirtti. Programın bilimsel çerçevesini çizen Anne ve Çocuk Sağlığı Komite Başkanı Prof. Dr. Oya Gökmen ise HPV virüsünün sebep olduğu hastalıklar hakkında detaylı bilgiler paylaşarak, aşılama sürecinin hayati koruyuculuğunu verilerle aktardı. CANDAN BAŞKAN "SAĞLIĞIN DEĞERİ KAYBEDİLMEDEN ANLAŞILMALI" Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, bir hekim ve bir yerel yönetici olarak koruyucu sağlık hizmetlerinin hayati önemine dikkat çektiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Yerel yöneticiler olarak hayata geçirdiğimiz her proje bizim için çok kıymetli. Her açılışta, her hizmette bir sorunu daha çözmenin gururunu yaşıyoruz. Ancak konu sağlık olduğunda; özellikle kanser, gençler, çocuklar ve kadınlar söz konusuysa bu heyecan ve sorumluluk çok daha büyük hale geliyor. Bugün burada, işte bu anlayışla son derece önemli ve anlamlı bir adımı atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Çünkü sağlığın değerini çoğu zaman kaybedince anlıyoruz. Oysa asıl olan, hastalanmadan önce önlem almak. Bir hekim olarak da koruyucu sağlık hizmetlerinin ne kadar hayati olduğunu çok iyi biliyorum. Önlemek, hem doğru, hem de en etkili yoldur." “NE MUTLU Kİ HPV’YE KARŞI KANSERİ ÖNLEYEBİLEN BİR AŞI MEVCUT” Projenin doğuş hikâyesini ve kapsamını anlatan Candan Başkan, "HPV, bazı kanser türlerine yol açabilen bir virüs. Ne mutlu ki HPV’ye karşı kanseri önleyebilen bir aşı mevcut. Bu yönüyle HPV aşısı son derece kıymetli. Bizler yol, altyapı, ulaşım gibi temel belediyecilik hizmetlerini yaparken, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu her alanda da ‘bu bizim görevimiz değil’ diyerek geri duramayız. Nerede bir ihtiyaç varsa, orada olmayı görev biliriz. Bu proje, geçen yıl Rotary Kulübü ile yapılan bir sohbet sırasında filizlendi. Ardından üniversitemiz, hastanemiz, hekimlerimiz ve paydaşlarımızla büyük bir dayanışma ortaya kondu. Hiç kimse ‘olur mu’ demedi; herkes taşın altına elini koydu. Bugün bu projenin hayata geçmiş olmasının mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. "MADDİ İMKÂNSIZLIKLAR SAĞLIĞA ENGEL OLMAMALI" Kanserle mücadelede erken tanının önemine değinen Başkan Yüceer, kadın sağlığının toplumsal etkisine vurgu yaparak, "Ne yazık ki kanser vakalarında tanı çoğu zaman geç konuluyor. Bu da tedavi şansını azaltıyor. O nedenle önleyici sağlık hizmetleri ve erken tanı hayati öneme sahip. Özellikle kadın sağlığı konusunda bir aşı, bir kadının hayatını kurtarabiliyor. Bu da bir ailenin, hatta toplumun geleceğini korumak anlamına geliyor. Bu yola çıkarken şunu söyledik: Bir çocuğun, bir gencin, bir kadının sağlığı maddi imkânlarla sınırlı olmamalı. HPV aşısı pahalı bir aşı ve herkesin erişimi mümkün değil. İşte bu nedenle bu projeyi başlattık. Amacımız, maddi imkânsızlıklar nedeniyle kimsenin bu haktan mahrum kalmaması. 9-24 yaş aralığındaki gençlerimiz için başlattığımız bu uygulamaya sosyal.tekirdag.bel.tr adresinden başvuru yapılabiliyor. Aşılar, Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi’nde güvenli bir şekilde uygulanıyor" ifadelerini kullandı. Candan Başkan, konuşmasının sonunda kadınlara önemli bir çağrıda bulunarak, rahim ağzı kanseri başta olmak üzere birçok hastalıkta erken tanı ve düzenli sağlık taramalarının hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Aşıya yönelik tereddütlerin farkındalık ve doğru bilgilendirmeyle aşılabileceğini belirten Başkan Yüceer, bu kapsamda bilgilendirme ve eğitim çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini ifade ederek, “Kanser gibi ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu nedenle tüm kadınlarımızdan düzenli kontrollerini ihmal etmemelerini istiyorum. Erken tanı hayat kurtarır. Projeye katkı sunan Rotary Kulüpleri başta olmak üzere üniversiteye, hastaneye, hekimlere, sağlık emekçilerine ve tüm paydaşlara yürekten teşekkür ediyorum. Bu proje, ilk olsun ama son olmasın. Birlikte daha pek çok projeye imza atacağız” diye konuştu. Tanıtım ve lansman programı, katılımcıların projeye olan desteğini tescilleyen toplu fotoğraf çekimiyle sona ererken, belirlenen takvim doğrultusunda aşılamanın diğer dozlarının da titizlikle uygulanmaya devam edeceği belirtildi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.