Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Hizmetleri

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Hizmetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Hizmetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Memorial Sağlık Grubu, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; Memorial’ın 2025 yılı boyunca sağlıkta sürdürülebilir büyüme, çevresel etki yönetimi, dijitalleşme, klinik araştırmalar, çalışan deneyimi, toplumsal fayda ve uluslararası sağlık hizmetleri alanlarında yarattığı değeri kapsamlı biçimde ortaya koyuyor. Memorial, raporda sürdürülebilirliği sağlık hizmetinin tamamlayıcı bir unsuru değil; daha güvenli, daha erişilebilir, daha nitelikli ve geleceğe hazır sağlık hizmeti sunmanın temel bileşeni olarak konumlandırıyor. Sağlıkta büyüme, yalnızca kapasite artışı değil; daha fazla hayata erişim 2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu için büyüme vizyonunun güçlü yatırımlarla hayata geçtiği önemli bir dönem oldu. Grup; Bodrum ve Göztepe’de açtığı yeni nesil hastaneler ve Romanya’da hizmete aldığı Memorial City Gate Kliniği ile sağlık hizmet ağını genişletti. Memorial Bodrum Hastanesi bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanesi ileri teknoloji altyapısı, multidisipliner yapısı ve yüksek kapasitesiyle grubun sağlıkta ulaştığı yeni seviyeyi temsil eden yatırımlardan biri oldu. Memorial, bu yatırımları yalnızca fiziksel büyüme olarak değil; daha fazla insana, doğru zamanda, doğru tedaviye ve yüksek standartlı sağlık hizmetine erişim sağlama sorumluluğunun bir parçası olarak ele alıyor. “Yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansıması” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Memorial Sağlık Grubu CEO’su Bora Uludüz, şunları söyledi: “2025 yılı, Memorial Sağlık Grubu’nun stratejik büyüme vizyonunu önemli yatırımlarla sahaya yansıttığı ve sağlıkta etki alanını belirgin şekilde genişlettiği bir yıl oldu. Sağlıkta sürdürülebilir büyümenin; doğru lokasyonlarda, doğru ihtiyaçlara, doğru altyapı ve kalite standartlarıyla cevap verebilmek anlamına geldiğine inanıyoruz. Bu anlayışla biri Bodrum’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere iki büyük yatırımı hayata geçirerek hizmet ağımızı genişlettik, sağlık hizmetlerine erişimi artırdık ve ileri tıp teknolojileriyle donatılmış yeni merkezlerimizi sağlık ekosistemine kazandırdık. Memorial Bodrum Hastanemizle bölgenin sağlık altyapısına stratejik katkı sunarken, Memorial Göztepe Hastanemizle ülkemizin sağlıkta kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine de güçlü bir ivme kazandırdık. Bu yatırımlar bizim için yalnızca fiziksel kapasite artışı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda hasta güvenliğini, klinik mükemmeliyeti, dijitalleşmeyi, sürdürülebilir altyapıyı ve nitelikli insan kaynağını bir araya getiren yeni nesil sağlık merkezleri kurma kararlılığımızın güçlü bir yansımasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde de sağlıkta sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda; insanı merkeze alan, teknolojiyle güçlenen, bilim üreten ve toplum için uzun vadeli değer oluşturan bir sağlık modeli geliştirmeye devam edeceğiz.” Çevresel sürdürülebilirlikte ölçülebilir hedefler Memorial Sağlık Grubu, çevresel sürdürülebilirlik çalışmalarını daha sistematik, ölçülebilir ve hedef odaklı bir yapıya taşıyor. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık yönetimi ve emisyon azaltımı alanlarında yürütülen çalışmalarla çevre dostu hastane yaklaşımı tüm operasyonlara entegre ediliyor. 2025 yılında yapılan iyileştirmelerle metrekare başına düşen karbon ayak izinde %4,2 oranında iyileşme sağlandı. İlk kez gerçekleştirilen su ayak izi analiziyle su yönetiminde verimlilik odağını güçlendiren Memorial, 2027 yılına kadar metrekare başına karbon ayak izini %10 azaltmayı hedefliyor. Teknoloji, veri ve bilimle geleceğin tıbbına katkı Memorial Sağlık Grubu, teknolojiyi sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık çözümleri ve uzaktan sağlık uygulamaları; tanıdan tedaviye tüm süreçlerde daha hızlı, etkin ve erişilebilir bir hizmet modeli oluşturmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Klinik araştırma merkezi altyapısına yapılan yatırımlar ise Memorial’ın yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bilim üreten, yeni tedavi yöntemlerinin gelişimine katkı sağlayan ve geleceğin tıbbını destekleyen bir sağlık grubu olma hedefini güçlendiriyor. Memorial Talks platformu kapsamında gerçekleştirilen akademik buluşmalar ve bilgi paylaşımı çalışmaları da sağlık alanındaki bilimsel birikimin yeni nesillere aktarılmasına katkı sağlıyor. Uluslararası sağlık hizmetlerinde güçlü konum Memorial, Türkiye’deki hastaneleri, Romanya’daki sağlık yatırımları ve yurt dışı ofisleriyle uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki güçlü konumunu sürdürüyor. 2025 yılında Romanya’da hizmete açılan Memorial City Gate Kliniği; modern altyapısı, uzman kadrosu ve çok branşlı yapısıyla Memorial’ın uluslararası ölçekte erişilebilir ve yüksek standartlı sağlık hizmeti sunma vizyonunun önemli bir parçası oldu. Memorial Sağlık Grubu, bugün 190’dan fazla ülkeden gelen 50 binin üzerinde uluslararası hastaya hizmet sunarken; onkoloji, hematoloji, organ nakli, genel cerrahi, gastroenteroloji ve ortopedi gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda uluslararası ölçekte güçlü bir konumlanma sergiliyor. İnsan odaklı kurum kültürü ve toplumsal fayda Memorial, sürdürülebilir sağlık hizmetinin güçlü bir insan kaynağı, kapsayıcı kurum kültürü ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyor. 8 bini aşkın çalışanıyla kapsayıcılığı, fırsat eşitliğini, çalışan gelişimini ve iş sağlığı güvenliğini destekleyen Memorial; kadınların güçlenmesini merkeze alan projeleriyle de toplumsal fayda alanındaki etkisini büyütüyor. “Kadınlar Omuz Omuza” projesinin yanı sıra “Sağlığa Kulaç At” ve “Pembe Yürüyüş” gibi sosyal sorumluluk projeleriyle aktif yaşam, koruyucu sağlık, erken teşhis ve sağlıklı yaşam farkındalığının toplumun daha geniş kesimlerine ulaşması hedefleniyor. Sağlıkta öncü uygulamalarla güçlenen sürdürülebilirlik yaklaşımı Memorial Sağlık Grubu, sağlık sektöründeki öncü konumunu yatırımlarının yanı sıra tıbbi başarıları, ileri teknoloji altyapısı ve uluslararası standartlardaki uygulamalarıyla da sürdürüyor. Türkiye’de JCI akreditasyonu alan ilk hastane olan Memorial Şişli Hastanesi ile başlayan kalite yolculuğu; robotik cerrahi, organ nakli, tüp bebek, ileri tanı teknolojileri ve sürdürülebilir hastane uygulamaları alanlarındaki öncü çalışmalarla devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi’nden Ertuğrul Mahallesi’ne Çifte Hizmet Haber

Nilüfer Belediyesi’nden Ertuğrul Mahallesi’ne Çifte Hizmet

Bursa Uludağ Üniversitesi Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezi ve Ertuğrul Mahallesi Muhtarlığı açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP İl Başkan Yardımcısı İlhan Çetin, Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, mahalle muhtarları, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları ve sağlık çalışanları katıldı. Konuşmasına, 19 Mayıs Dünya Aile Hekimleri Birliği’ni kutlayarak başlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, merkezin 2 bin 75 metrekarelik alanda hizmet verdiğini ifade ederek, “5 doktor odası, gebe izlem ve aşı odası, acil müdahale odası, laboratuvar ve 112 acil servis birimi burada bir arada. 30 araçlık otoparkı ile erişimi de kolaylaştırıyor. Tabelasında ‘eğitim’ yazıyor. Çünkü burası aynı zamanda Bursa Uludağ Üniversitesi’nin bir eğitim merkezi. Yarının aile hekimleri, sağlıkçıları burada yetişecek” dedi. SAĞLIK VE MUHTARLIK HİZMETLERİ BİR ARADA Aynı alanda Ertuğrul Mahallesi Muhtarlığı ve Mahalle İletişim Merkezi’nin de yer aldığını açıklayan Başkan Şadi Özdemir, “Böylece mahalle sakinlerimiz hem sağlık hem de muhtarlık hizmetlerine aynı noktadan, çok daha rahat ulaşabilecek” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, Aile Sağlığı Merkezi’nin üst katında belediyenin dikiş, el örgüsü ve resim gibi kadınlara yönelik sanat ve beceri atölyeleri yer alacağını da sözlerine ekledi. “İYİ BİR HEKİM YETİŞTİRMEK ASM’DE BAŞLAR” Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun da toplumla iç içe hareket ettiklerini anlattı. Coşkun, “Buradaki ekip hem hizmet üretiyor hem eğitim veriyor hem de araştırma yapıyor. Bu gerçek bir modeldir. İyi bir hekim yetiştirmek sadece laboratuvarda veya hastanede olmaz, bunun temeli aile sağlığı merkezlerinde başlar” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı, Eğitim Aile Sağlığı Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Yeşim Uncu, merkezin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti. Uncu, eğitim merkezinin kamunun, üniversitenin ve toplumun ortak katkısıyla hayata geçirildiğini vurgulayarak, “Burada sunulan sağlık hizmeti klasik bir hizmet değil; araştırma, eğitim ve hizmetin bir arada yürütüldüğü, bilimsel ve güncel yaklaşımın sergilendiği bir modeldir” diye konuştu. Nilüfer İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. İsmail Kaba, birinci basamak sağlık hizmetleri konusunda çok güçlü bir altyapıya sahip olduklarını belirtirken, Ertuğrul Mahalle Muhtarı Naciye Akyemiş de emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından açılış kurdeleleri kesildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in Binlerce Yıllık Şifa Mirası Belgesel Oldu Haber

İzmir’in Binlerce Yıllık Şifa Mirası Belgesel Oldu

Başkan Tugay, “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” diyerek kentin binlerce yıllık sağlık geleneğine dikkat çekti. Ercan Kesal’ın seslendirdiği belgesel, İzmir’in kültürel ve sağlık mirasını izleyiciyle buluşturacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve antik çağın kutsal sağlık merkezi Bergama Asklepion’dan Eşrefpaşa Hastanesi’ne uzanan sağlık hizmetleri tarihine ışık tutan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin galası yapıldı. İzmir Sanat'taki programa, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, Ege Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin seslendirmesini yapan sanatçı ve hekim Ercan Kesal, belgeselde yer alan hekimler ile akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, sanatçılar, öğrenciler ve çok sayıda İzmirli katıldı. Büyük beğeni toplayan belgesel gösterimi alkışlarla sona erdi. “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” Gösterimin ardından konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, projeye emek veren herkese teşekkür ederek, hekimliğin hayatında 36 yıl süren bir meslek olduğunu belirtti. İzmir’in kadim kültürüne dikkat çeken Tugay, “Gerçekten çok özel bir şehirde yaşıyoruz. 8 bin 500 yıllık tarihiyle, önemli insanların nefes aldığı, ayak bastığı topraklardayız. İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım. Üzerinde yaşadığımız toprağın ve paylaştığımız kültürün geçmişini bilmek, hayatı anlamlı kılan unsurlardan biridir. Bu kısa ama asil filmin hazırlanmasında gösterilen emek de saygı uyandırıyor” dedi. Hayata ve hekimliğe dair rehber sözler Başkan Tugay, konuşmasını belgeselin seslendirmesini de yapan sanatçı Ercan Kesal’ın “Hekimlik Sanatları” adlı kitabının son bölümünden alıntı yaparak sonlandırdı. Kitapta, “Hekim kardeşim…” diye başlayan bölümde şu ifadeler yer alıyor: "Beden üzerinde hak iddia eden tıp biliminin hevesli polislerinden olma. Yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan ve olan bitene sessiz kaldıklarımızdan da sorumluyuz. Yeryüzü bizden önce vardı ve bizden sonra da var olmaya devam edecek. Biz, büyük bir sofranın tesadüfen bu çağda yerini almış misafirlerinden başka bir şey değiliz. Nasibimize düşeni alıp, sofrayı dağıtmadan edebimizle kalkıp gideceğiz." Kesal: İyi ki İzmir’e aşık olmuşum Ercan Kesal, konuşmasında İzmir’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şunları söyledi: "Bu filmin ortaya çıkmasına vesile olan herkese teşekkür ederim. Katkıda bulunabildiysem ne mutlu. Film beni derinden duygulandırdı ve burada olma sebebimi daha iyi anlamamı sağladı. İzmir hayatımda hep çok önemli oldu. Tıp fakültesinden sadece hekim değil, her şey çıkar; yaptıklarımız ve uğraştıklarımız hekimlik mesleğiyle taçlanıyor. Film, iyi ki İzmir’de okumuşum, iyi ki İzmir’e aşık olmuşum, iyi ki Ege Üniversitesi mezunuyum dedirtti. Bu emeğin bir parçası olduğum için çok mutluyum." Prof. Dr. Bayındır: Asklepeion’un izleri, Eşrefpaşa’da devam ediyor” Başkan Tugay’ın Tıp Fakültesi eğitiminde öğretim üyeliği yapmış olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın da hocası olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, belgeselin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Asklepeion kendi zamanında önemli bir tıp merkezi ve çevresine örnek olmuştu. Eşrefpaşa Hastanesi de benzer şekilde, semtin ortasında, hiç ücret almadan sağlık hizmeti veren özgün bir merkezdir. Türkiye’ye tanıtılması gereken bir sosyal belediyecilik örneğidir. Asklepeion’un bıraktığı izleri, Eşrefpaşa da bize bırakmaktadır” dedi. Prof. Dr. Okyay: Dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz Projenin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından titizlikle yürütüldüğünü anlatan Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Birlikte çalıştığımızda farklı disiplinler bir araya geldiğinde ne güzel işler ortaya çıkıyor. Bu proje, belediyenin kendi personelinin emeğiyle gerçekleşti. Kentler, farklı insanlarla karşılaşmalara olanak sağlar; bu karşılaşmalarda en büyük farklılık ise dezavantajlı kesimlerle ilgilidir. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi aracılığıyla en dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz. Bu, halkın kimsesiz olmadığını gösteriyor ve farklı bir yerel yönetim anlayışını ortaya koyuyor” diye konuştu. 6 aylık emeğin ürünü Projenin mimarlarından Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin 6 aylık yoğun bir emeğin ürünü olduğunu belirterek, “Hekimlik, insanın acılarını gören ve hisseden bir meslektir. Her tedavi ve her ölüm, bizde bir iz bırakır. Binalara sadece yapı olarak bakmıyoruz; onlara anlam yüklüyoruz. Hekimlik, insan ayrımı yapmadan çalışılan bir meslek. Bunları size hissettirmek bizim için çok önemliydi” ifadelerini kullandı. Asklepion’dan Eşrefpaşa’ya: İzmir’in Sağlık Mirası İzmir Büyükşehir Belediyesi imzalı belgeselin yönetmenliğini Kültür Sanat Şube Müdürlüğü Sinema Destek Birimi’nden Ahmet Utku Soylu üstlendi. Seslendirmesini ünlü oyuncu, yönetmen, yazar ve hekim Ercan Kesal yaptı. Danışmanlığını Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve Dr. Turhan Sofuoğlu’nun yürüttüğü belgeselde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ile Prof. Dr. Fehmi Akçiçek, Prof. Dr. Ülkü Bayındır, Prof. Dr. Şerafettin Canda, Prof. Dr. Tülay Canda, Doç. Dr. Akın Ersoy, Prof. Dr. Veli Lök, Prof. Dr. Zafer Öztek, Prof. Dr. Felix Pirson, Orhan Beşikçi ve Ayşegül Güngören konuşmacı olarak yer aldı. Televizyonlardan üniversitelere gösterim planlanıyor İlk gösterimini yapan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin ilerleyen dönemde ulusal ve yerel televizyonlarda yayınlanması hedefleniyor. Ayrıca, belgeselin üniversitelerde, festival ve film günlerinde, özel gösterimlerde, kongrelerde ve dijital platformlarda da izleyiciyle bluşması planlaıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli Haber

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli

Avrupa Birliği destekli Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) projesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve İhtiyaç Haritası iş birliği ile hayata geçirilen “UNICEF-İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Haritası” girişimi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortakları Mert Fırat, Dr. Ali Ercan Özgür, UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Sorumlusu Dr. Görkem Güner, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. İhtiyaç haritası tanıtıldı Çocukların ihtiyaçlarının belirlendiği dijital platform olan İhtiyaç Haritası’nın (https://ihtiyacharitasi.org/) tanıtıldığı toplantıda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen çocuk ihtiyaç analizlerinin sonuçları da paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca özel sektörün çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik katkı alanları ele alınırken, farklı paydaşlar arasında geliştirilebilecek yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Proje kapsamında her pilot belediyede görev yapacak 30’ar gönüllü ihtiyaç elçisinin desteklenmesi amacıyla gençlerin veri analizi, saha çalışmaları ve çocuk hakları alanındaki farkındalık çalışmalarına aktif katılımı teşvik edildi. “Anlamlı çalışma” Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak projeye farklı alanlarda katkı sunmaya çalışıyor, bu katkıyı giderek artırmayı hedefliyoruz. Farklı toplumlar çocuklara farklı bakış açılarıyla yaklaşabilir. İzmir, Ankara ve Gaziantep’te yapılan değerlendirmelerin, bu farklılıklar göz önünde bulundurularak ele alınması ve verilerin buna göre yorumlanması gerekiyor. Yapılan tüm çalışmaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek ve takip etmek büyük önem taşıyor” diye konuştu. Hedef, en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt vermek UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner, dijital bir platform tanıtımının ötesinde çocuk hakları alanında yerelde önceliklerin nasıl belirlendiğini ve çözümlerin nasıl geliştirildiğini yeniden şekillendiren önemli bir adım attıklarını söyledi. Çocukların ihtiyaçlarının çoğu zaman görünmez kaldığını ve sistematik biçimde ortaya konulamadığını belirten Güner, UNICEF Çocuk Haritası girişiminin bu soruna çözüm sunduğunu ifade etti. Girişimin, çocukların ihtiyaçlarını veriyle görünür kılarak kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini ve yerel düzeyde çocuk odaklı politika ile hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguladı. Güner, haritanın veriye dayalı hizmetler ve güçlü iş birlikleriyle en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt verilmesini hedeflediğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin stratejik desteği; İzmir, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin yerel sahiplenme ve uygulamadaki liderliği, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün çözüm üretme süreçlerinde sunduğu katkılar bu başarının temelini oluşturacak.” “Projenin İzmir’den başlaması çok değerli” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından oyuncu Mert Fırat, projenin İzmir’den başlamasının kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, Çocuk İhtiyaç Haritası’nın aslında uzun süredir bir hayal olduğunu söyledi. İhtiyaçların iller bazında şeffaf biçimde görülebilmesinin projenin çıkış noktası olduğunu ifade eden Fırat, destekçilerin harita üzerinden Türkiye’deki ihtiyaçları hızlı şekilde okuyabilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir’in bu konudaki hassasiyeti ve geri dönüş hızının da süreci güçlendirdiğini belirten Fırat, İzmir’e, UNICEF’e ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “Belediyenin çok güzel bir yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından Dr. Ali Ercan Özgür ise “İhtiyaç sahipleriyle destekçileri bir dijital sistemde buluşturma amacıyla 12 yıl önce bir hayalle yola çıktık. Hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında ihtiyaçların görünür kılınmasını amaçladık. Bu yolculuk, yoksulluk haritası, afet haritası gibi bizi yaklaşık 30 harita üretmeye sevk etti ve bir anlamda sosyal teknoloji kurumuna dönüştük. Kendimizi bir anda birçok projenin içinde bulduk” dedi. İzmir’de yapılan toplantıdaki katılım yoğunluğuna değinen Özgür, “İzmir’in çocuğa duyduğu güven, verdiği katkı çok güzel. İzmir’den başlayan bir çocuk ihtiyaçları haritamız var, belediyemizin çok güzel yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var. Bunun yanı sıra bu masanın etrafında özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vakıflar gibi birçok katkı sağlayıcı var. Çocuklarımız için bu masayı birlikte canlı kılmak için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi. 10 bin çocuğa ulaşılacak Çocuk Haritası girişimi; çocukların eğitim, sağlık ve koruma alanlarındaki ihtiyaçlarını veri temelli bir yaklaşımla belirlemeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Girişim aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Ankara, Gaziantep ve İzmir’in pilot il olarak yer aldığı proje kapsamında en az 10 bin çocuğa ulaşılması planlanıyor. Neler yapıldı? 29 Ağustos-15 Eylül 2025 tarihleri arasında toplam bin 24 hanede 2 bin 48 görüşme yapıldı. Süreç içinde paydaşlarla çocuk danışma kurulları gerçekleştirildi. Çocukların en belirgin ihtiyaçları arasında “Güvenli alan ve katılım”, “Eğitimde fırsat eşitliği” ve “Katılım hakkı” başlıkları öne çıktı. Dijital erişim, dijital okuryazarlık, dijital platformlarda güvenlik, kaliteli eğitim materyallerine ve öğrenme araçlarına erişim, akademik destek, okullarda güvenli, sağlıklı, kapsayıcı koşullar, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme imkânı, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, engelli ve kronik hastalığı bulunan çocuklar için sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, oyun, spor ve güvenli oyun alanları, temel yaşam standartları ve ekonomik güvenlik gibi alanlar önemli ihtiyaçlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aracı Ailesi’nden Çocuklar İçin Hayati Destek  Haber

Aracı Ailesi’nden Çocuklar İçin Hayati Destek 

Daha önce Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi ile başlayan sağlık destekleri; ameliyathane, ileri psikiyatrik tedavi ünitesi, 3 boyutlu TEE laboratuvarı ve çeşitli donanımlarla devam ederek hastanenin altyapısını güçlendirdi. Türkiye’nin en gelişmiş çocuk yoğun bakım üniteleri arasında gösterilen yeni merkez, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımıyla Dünya Sağlık Günü’nde hizmete alındı. Açılışta Ersin Tatar ve Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, projeye övgüde bulundu. Yeni ünite, çocuk hastalar için kritik bir ihtiyaca yanıt vererek hastanenin sağlık hizmeti kapasitesini ileri taşıyacak. Aracı Ailesi’nin katkılarıyla Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne kazandırılan tam donanımlı Ambulans ve Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi açılış töreni KOÜ Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen törene; KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Başhekim Prof. Dr. M. Görkem Aksu ile Aracı Ailesi üyeleri Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Başkan Vekili Şükrü Kemal Aracı, Zümran Aracı, Ayşe Aracı ve Aracı Ailesi’nin diğer fertlerinin yanı sıra il protokolü, hastane yöneticileri, çalışanları ve akademisyenler katıldı. Törende ayrıca sağlık yöneticileri, akademisyenler ve çok sayıda davetli yer aldı. Kocaeli’de Sağlığa Yön Veren Yatırımlar “Geçmişe Vefa, Geleceğe Umut” ilkesi ile Kocaeli’ye eğitim, sağlık ve sosyal sorumluluk alanında pek çok önemli eser kazandıran Aracı Ailesi, daha önce rahmetli anneleri Semahat Aracı adına Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesi’nde Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’ni yaptırmıştı. Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’nde, kanser hastalarının yanı sıra Alzheimer, Demans (Bunama), Parkinson hastalarına da hizmet veriliyor. Onkoloji, Fizik Tedavi ve Palyatif bakım servislerinin yer aldığı merkezin 84 oda ve 135 yatak kapasitesi bulunuyor. Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’nin teşhis ve tedavi olanaklarını daha ileri bir noktaya taşımak amacıyla desteklerini sürdüren Aracı Ailesi’nin katkılarıyla; Zümran Aracı Ameliyathanesi, Zümran Aracı İleri Psikiyatrik Tedavi Ünitesi, kardiyoloji alanında ileri tetkik imkanı sunan Vefa İbrahim Aracı 3 Boyutlu TEE Laboratuvarı, 10 özel hasta odası ile İşitme Kabini ve Odyometri Cihazı düzenlenen açılış töreniyle geçmiş dönemde Kocaeli halkının hizmetine sunulmuştu. Bu yatırımlar, sağlık hizmetlerinin niteliğini güçlendirirken aynı zamanda üniversite bünyesinde eğitim gören öğrenciler için de daha donanımlı bir uygulama ortamı oluşturuyor. Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi Önemli Bir İhtiyaca Karşılık Verecek Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne kazandırılan Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi, şehirde uzun süredir ihtiyaç duyulan kritik bir alanı tamamlayacak. Ünitenin inşaat sürecinden tam donanımlı hale getirilmesine ve ileri teknoloji tıbbi cihazlarla donatılmasına kadar tüm aşamalar Aracı Ailesi’nin katkılarıyla hayata geçirildi. İleri düzey yoğun bakım standartlarına uygun şekilde hizmete alınan bu ünite, çocuk hastalar için güvenli ve kapsamlı bir tedavi süreci sunacak. Bu yatırım sayesinde aileler, tedavi için farklı şehirlere gitmek zorunda kalmadan süreçlerini kendi şehirlerinde sürdürebilecek. Bağışlanan ambulans ile birlikte acil müdahale süreçlerinde hız kazanılması ve hastaların sağlık hizmetine daha kısa sürede ulaşması hedefleniyor. Vefa İbrahim Aracı: “Bir çocuğun hayatına dokunmak, geleceğe dokunmaktır” Bugün burada yalnızca bir sağlık yatırımının açılışını yapmıyoruz, aynı zamanda bu şehre duyduğumuz sorumluluğun da bir gereğini yerine getiriyoruz diyen Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı açılış töreninde yaptığı konuşmada, ‘‘Açılışımızı 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde gerçekleştiriyor olmamız da bu yatırımı daha anlamlı kılıyor. Bu özel günde bizleri teşrifleriyle onurlandıran Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’a ve kıymetli il protokolümüze teşekkür ediyorum. Koruma Şirketler Grubu ve Aracı Ailesi olarak, doğduğumuz, büyüdüğümüz ve hayatımızı sürdürdüğümüz bu şehre karşı sorumluluk hissediyoruz. Sayın Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkanımızla birlikte Kocaeli’nin ihtiyaçlarını istişare ediyor, ‘Bu şehir için daha ne yapabiliriz?’ sorusuna ortak akılla cevap arıyoruz. Çünkü yaşadığımız yere katkı sunmadan ondan beklenti içinde olmanın doğru olmadığına inanıyoruz. Bu anlayışla sağlık alanındaki yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Kocaeli Üniversitesi ile yürüttüğümüz iş birliği sayesinde sağlık alanında kalıcı eserler ortaya koymayı ve bu katkıları sürdürülebilir kılmayı önemsiyoruz. Bugün hizmete açtığımız çocuk yoğun bakım ünitesi ise bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Çünkü sağlıklı nesiller, güçlü bir toplumun temelidir. Geleceğe güvenle bakabilmenin yolu, çocukların sağlıkla büyümesinden geçer. Biz de bu bilinçle, onların hayatına dokunan her çalışmayı yarınlara yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Çünkü bir çocuğun hayatına dokunmak, geleceğe dokunmaktır. Buradan bir söz daha vermek isterim; mevcut projelerimizin ardından ailemiz adına Kocaeli’ye yeni bir okul daha kazandırmak için çalışacağız. Çünkü bu şehrin daha büyük, daha güçlü ve ses getiren projeleri hak ettiğine inanıyoruz. Bu kıymetli yatırımın ilimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. “Her Çocuk İçin Yeni Bir Şans” Açılışta konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Babaoğlu, ünitenin taşıdığı hayati öneme dikkat çekerek, yapılan katkının sadece bir bağış olmadığını vurguladı. Babaoğlu, “Sizler sadece bir bağış yapmadınız, hayata dokundunuz. Bu ünitede tedavi görecek her çocuk için yeni bir şans doğdu. Bu destek, doğrudan insan hayatına dokunan çok kıymetli bir katkıdır” ifadelerini kullandı. Başhekim Prof. Dr. M. Görkem Aksu ise konuşmasında, Aracı Ailesi’nin katkılarıyla hayata geçirilen çocuk yoğun bakım ünitesinin ileri teknoloji altyapısı ve donanımıyla Türkiye’nin sayılı merkezleri arasında yer aldığını belirtti. Aksu, ünitenin yalnızca fiziki bir katkı olmadığını, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin niteliğini yükselten stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, “Bu merkez sayesinde çocuk hastalarımıza daha hızlı, daha güvenli ve daha etkin tedavi imkânı sunacağız. Bu katkı, Kocaeli’de sağlık hizmetlerinin kalitesini önemli ölçüde ileri taşıyacaktır” dedi. “Bu Katkı Geleceğe Yapıldı” KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, törende yaptığı konuşmada özel sektörün toplumsal sorumluluğuna dikkat çekerek, bu tür katkıların yalnızca bugünü değil geleceği de şekillendirdiğini ifade etti. Tatar, “Bugün burada sadece bir sağlık hizmetinin açılışını yapmıyoruz; aynı zamanda vefa, dayanışma ve toplumsal sorumluluğun en güzel örneklerinden birine tanıklık ediyoruz. Çocuklara yapılan her katkı, ülkenin geleceğine yapılan bir katkıdır” dedi. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ise konuşmasında, hayata geçirilen ünitenin yalnızca Kocaeli için değil bölge için de önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, hayırseverlik kültürünün toplumda yaygınlaşmasının önemine vurgu yaptı. Aktaş, bu tür katkıların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran ve doğrudan hayatlara dokunan çok değerli adımlar olduğunu ifade etti. Kamu-Özel Sektör İş Birliği Vurgusu Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, konuşmasında kalkınmanın temelinde kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesinin yattığını belirterek, “Bugün burada bunun en güzel örneklerinden birine tanıklık ediyoruz. Bu tür iş birlikleri, şehirlerin ve ülkelerin gelişiminde belirleyici rol oynar. Aracı Ailesi’ne şehrimize kattıkları bu kıymetli değer için teşekkür ediyorum. Sizlere minnettarız. İyi ki varsınız, iyi ki bu şehre değer katıyorsunuz.” dedi. Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ise Aracı Ailesi’nin katkılarının yalnızca bir destek değil, aynı zamanda topluma örnek teşkil eden bir model olduğunu ifade etti. Cantürk, sağlık ve eğitime yapılan her katkının büyüyerek topluma yayılan bir iyilik hareketine dönüştüğünü belirterek, hayırseverlik kültürünün yaygınlaşması gerektiğini vurguladı. Plaket Takdim Edildi, Ünite Gezildi Program kapsamında Aracı Ailesi üyeleri Zümran Aracı, Ayşe Aracı, Şükrü Kemal Aracı ve Vefa İbrahim Aracı’ya teşekkür plaketi takdim edildi. Tören, açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından protokol üyelerinin çocuk yoğun bakım ünitesini gezmesiyle sona erdi. Heyet, sağlık personelinden ünitenin teknik kapasitesi ve yürütülecek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Program öncesinde ise Aracı Ailesi tarafından kazandırılan Semahat Aracı Onkoloji ve Palyatif Bakım Merkezi ziyaret edilerek, merkezde yürütülen çalışmalar ve sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bupa Türkiye, Dünya Sağlık Günü’nde Entegre Sağlık Yaklaşımının Gücüne Dikkat Çekiyor    Haber

Bupa Türkiye, Dünya Sağlık Günü’nde Entegre Sağlık Yaklaşımının Gücüne Dikkat Çekiyor   

Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Gürcan sağlığın ancak bütünsel, erişilebilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımla geleceğe taşınabileceğine dikkat çekiyor. 1947 yılında kurulan ve bugün 40’tan fazla ülkede faaliyet gösteren Bupa; kendi hastaneleri, diş klinikleri ve yaşlı bakım merkezleriyle dünya genelinde 68 milyonu aşkın müşterisine hizmet sunuyor. Hissedarı olmayan ve elde ettiği tüm geliri yeniden sağlığa yatıran küresel bir sağlık kuruluşu olan Bupa’nın bir parçası olan Bupa Türkiye, 2019 yılından bu yana; sigortacılıktan dijital sağlığa, diş sağlığından iş yeri ve evde bakım hizmetlerine kadar uzanan entegre yapısıyla, bireylerin sağlık yolculuğunu uçtan uca kapsayan bir model sunuyor. Dünya Sağlık Günü kapsamında görüşlerini paylaşan Bupa Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Gürcan, “İnsanların daha uzun, daha sağlıklı ve daha mutlu yaşam sürmelerine yardımcı olmak ve daha iyi bir dünya yaratmak misyonuyla hareket ediyoruz. Sağlığın geleceği, onu nasıl tanımladığımızla doğrudan bağlantılı. Biz Bupa Türkiye olarak sağlığı yalnızca tedaviyle sınırlı bir alan olarak görmüyoruz. Bizim için sağlık; yaşamın her anını, bireyin tüm potansiyelini ve toplumların geleceğini belirleyen stratejik bir değer. Bugün sağlık hizmetlerinin dönüşümü; teknoloji, veri ve entegre hizmet modelleriyle yeniden şekilleniyor. Biz de bu dönüşümün sadece takipçisi değil, aynı zamanda şekillendiricisi olma hedefiyle hareket ediyoruz” dedi. Bupa Türkiye’nin entegre sağlık yaklaşımıyla bireylerin hayatlarının her anında yanlarında olabilecek, erişilebilir ve sürdürülebilir bir sağlık ekosistemi kurmayı hedeflediklerini belirten Gürcan, “Sağlık alanındaki en büyük global oyunculardan biri olan Bupa’nın sahip olduğu köklü birikim ve müşterek vizyonumuz doğrultusunda; Türkiye’de sağlığı yalnızca bireyin yaşam kalitesiyle sınırlı görmeyen, toplumların refahını ve gezegenin sürdürülebilirliğini de ihtiva eden bütüncül bir değer olarak ele alıyoruz. Bu anlayışın şekillenmesine katkı sunan ve onu birlikte inşa eden bir yaklaşımla; koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini yaygınlaştırırken, toplumsal ve çevresel faydayı gözeten girişimlerimizle daha sağlıklı bir gelecek için sorumluluk alıyoruz. Sağlık, hepimizin ortak geleceği. Bu geleceği daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir yapıyla inşa etmek ise hepimizin sorumluluğu” sözleriyle dikkat çekti. İhtiyaç Anında Değil, Hayatın Tamamında… Bupa Türkiye’nin vizyonunda sağlık, yalnızca tedavi etmekle sınırlı değil; iyi kalabilmek, yaşam kalitesini sürdürülebilir şekilde artırabilmek ve geleceği güvence altına alabilmek anlamına geliyor. Bu doğrultuda koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri, şirket stratejisinin merkezinde konumlanıyor. Bu yaklaşımın temelinde ise farklı sağlık ihtiyaçlarını tek bir çatı altında buluşturan entegre bir yapı yer alıyor. Sigortacılıktan dijital sağlık çözümlerine, iş yeri sağlığından evde bakım ve yerinde sağlık hizmetlerine kadar uzanan geniş ekosistem; bireylerin sağlıkla kurduğu ilişkiyi kesintisiz ve bütünsel bir deneyime dönüştürüyor. Bupa Türkiye’nin bu entegre yapısı; Bupa Acıbadem Sigorta ile sigortacılık, senCard Direkt Satış ile dağıtım, senCard Partners ile TPA hizmetleri, senCard Dental ile diş sağlığı, Wellpoint ile iş yeri, evde sağlık çözümleri ve Blua ile dijital sağlık alanlarını kapsayan geniş bir ekosistemden oluşuyor. Bu çok katmanlı yapı sayesinde Bupa Türkiye, bireysel ve kurumsal müşterilerinin tüm sağlık ihtiyaçlarına tek bir çatı altında, kesintisiz ve bütüncül çözümler sunuyor. Sağlıklı Birey, Sağlıklı Toplum, Sağlıklı Gezegen Sağlıklı bireyler ancak sağlıklı toplumlar ve sağlıklı bir çevre ile mümkün. Bu anlayışla Bupa Türkiye, sağlık kavramını sosyal etki ve çevresel sürdürülebilirlik ile ele alıyor. Globalde uygulanan “Healthy Cities” Sağlıklı Şehirler programı ise bu anlayışın en güçlü örneklerinden biri. Türkiye’de geçen yıl üçüncü kez hayata geçirilen program, ilk kez farklı sektörlerden iş ortaklarının da katılımıyla büyüyerek gerçek bir topluluk hareketine dönüştü. Proje kapsamında 1.700 katılımcı ve 7 iş ortağı, bir ay boyunca günde 6.000 adım hedefiyle hareket etti. Katılımcılar hem günlük hedeflerine ulaştı hem de çevreye ve topluma fayda sağlayan etkinliklerle fark yarattı. Toplamda ulaşılan 232 milyon adım, 250 bin tohum topu ile Muğla’da orman yangınlarından etkilenen alanların yeniden canlanmasına katkı sağlayan bir ekosistem restorasyon projesine dönüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de   Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası Haber

Türkiye'de   Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası

Böbrek hastalıkları konusunda, Türkiye genelindeki çeşitli bilimsel çalışmalar ve farkındalık projeleri ile bilinen Türk Nefroloji Derneği ise 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, T.C. Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğinde, Vantive Sağlık Hizmetleri Şirketi sponsorluğunda, önemli bir bilinçlendirme programına imza attı. Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleşen ve yoğun ilgi gören programda, Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı ile kronik böbrek hastalıkları konusu kapsamlı bir şekilde ele alındı. Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı'nın güncel verilerine göre Türkiye'de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Bu verilere göre, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla (KBH) karşı karşıya olmakla birlikte, hastaların yüzde 94’ü hastalığa yakalandığından habersiz şekilde yaşamlarını sürdürmekte. Bu alanda, kamuoyunu bilinçlendirmeyi misyon edinen Türk Nefroloji Derneği, sağlık hizmetleri konusundaki önemli global markalar arasında yer alan Vantive Türkiye sponsorluğu ve T.C. Sağlık Bakanlığı iş birliği ile 12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde anlamlı bir farkındalık programına imza attı. “Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlıyor” Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleşen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Türk Nefroloji Derneği olarak halkımızın bilinçlenmesi, meslektaşlarımızın en yüksek düzeyde bilimsel bilgilerle donanması ve bunu sağlık hizmetine yansıtmalarına yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Ülke olarak, bu konuda özellikle de toplumsal bilinç oluşturmak için kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duymaktayız” şeklinde sözlerini tamamladı. Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, Sağlık Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Sağlık Teknolojisi Değerlendirme Daire Başkanlığı’ndan Olgun Şener, Vantive Pazar Erişim ve Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Volkan Doğan, T.C. Sağlık Bakanlığı Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Daire Başkanı Prof. Dr. Erkan Ölçücüoğlu’nun katılımı ile gerçekleşen Sağlık Politikaları Zirvesi’nde, böbrek sağlığı konusu tüm boyutları ile ele alınırken, Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı’nda ise böbrek sağlığına yönelik olarak, önleyici ve koruyucu hekim hizmetleri noktasında çok önemli bilgilere yer verildi. TND Yönetim Kurulu üyelerinden Prof.Dr. Aydın Türkmen, böbrek nakline verilen önemin arttırılması, Prof.Dr.Ercan Ok, tuz tüketimine dikkat edilmesi, Prof.Dr. Özkan Güngör, ülkemizde nefrolog sayısının giderek azalması ve bunun nedenleri, Prof.Dr. Galip Güz, obezite, diyabet ve KBH ilişkisi, Prof.Dr. Şükrü Ulusoy, hipertansiyon kontrolü, Prof.Dr. İsmail Koçyiğit, periton diyalizi, Prof.Dr. Elif Arı Bakır, diyabetik böbrek hastalığı açıklamalarda bulundu. Yine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk’de KBH’nin erken teşhisine vurgu yaptı. "Hastaları Hastaneye Değil, Tedaviyi Evlere Taşıyoruz" Konuşmasında, böbrek sağlığının iyileştirilmesine yönelik Vantive’in çözüm ve bilinçlendirme yaklaşımlarına vurgu yapan Vantive Ülke Müdürü Fuat Çukadar ise “Türkiye’de diyaliz tedavisine başlayan her hastanın zihninde aynı korku belirir: ‘Artık haftamın üç günü hastanede geçecek.’ Bu inanış, maalesef pek çok hastamızın tedaviden uzak durmasına ya da yaşam kalitesinden ciddi ödünler vermesine yol açıyor. Oysa bugün bu tablo köklü biçimde değişti. Evde diyaliz; bir hayal değil, binlerce hastamızın her gün yaşadığı somut ve erişilebilir bir gerçektir. Vantive olarak geliştirdiğimiz ileri teknoloji sayesinde hastalarımız çocuklarını okula uğurlayabilir, seyahat edebilir, çalışmaya devam edebilir; kısacası yaşamlarının kontrolünü yeniden ellerine alabilir. Böbrek hastalığı, bir insanın hayatını durma noktasına getirmek zorunda değil. Periton diyalizi başta olmak üzere sunduğumuz evde tedavi seçenekleri, hastalarımıza yalnızca bir tedavi yöntemi değil, özgürlüklerini geri veriyor. Misyonumuz açık ve nettir: Tedaviyi hastanın hayatına entegre etmek; hastanın hayatını tedavinin etrafında şekillendirmek zorunda bırakmamak.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı  Haber

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı 

Bu yapılar, insan kök hücrelerini evrensel hücrelere “yeniden programlamayı” mümkün kılıyor ve bağışıklık reddine neden olmadıkları için herhangi bir hastaya uygun dokuların yetiştirilmesinde kullanılabiliyor. Bu başarı, tıpta büyük umutlara yol açıyor ve dünyanın en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul ediliyor. Diğer sergiler arasında doku mühendisliğiyle üretilmiş bir kalp kapakçığı ve Rosatom uzmanlarının laboratuvar ortamında geliştirdiği bu kapakçık ile sağlık sistemini bir üst seviyeye taşıyacak minyatür enerji kaynakları olan ‘nükleer piller’ bulunuyor. Likhachev, “Rosatom bugün sağlık hizmetleri alanında öncü araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütüyor ve her adımla geleceği daha da yakınlaştırıyor. Bilim insanlarımız gerçekten olağanüstü, çünkü hem vizyoner hem de hayalperestler. Fikirleri kağıt üzerinde kalmayıp çığır açan teknolojilere dönüşüyor. Tıbbi amaçlı aditif biyoteknoloji alanındaki çalışmaları, bilimsel düşüncenin teknolojik ilerlemenin temeli haline nasıl gelebileceği ve insanlığa fayda sağlayabileceğinin bir örneğidir” dedi. Tıbbi Cihazlar ve Hücresel Ürünler Bilimsel ve Üretim Merkezi (NIITFA A.Ş.) Müdürü Vladislav Parfenov da, “Genom düzenleme teknolojileri, hücreleri 'programlamamıza', yani onlara gerekli özellikleri kazandırmamıza olanak sağladı. Bu keşfin ölçeği, insanlığın atom alanındaki gelişmeleriyle kıyaslanabilir. Yakın gelecekte, hormon üreten bezlerin parçacıkları veya kalp dokusunun parçacıkları gibi insan vücudu için bireysel 'parçacıklar' yaratacağız. Yaşam kalitesini iyileştiren teknolojiler, yeni bir biyoekonominin temelini oluşturuyor. Disiplinlerarası sinerji sayesinde, geleceğin ekonomisi için sağlam bir temel oluşturabileceğimize inanıyoruz!” ifadelerini kullandı. Sergi turu, Erimiş Tuz Araştırma Reaktörü (MSRR) maketinin sunumunu da içeriyordu. Reaktörün, Krasnoyarsk Bölgesi'ndeki Zheleznogorsk şehrinde bulunan Çevre Çözümleri şirketi Madencilik ve Kimya Kombinesi'nde inşa edilmesi planlanıyor. Maket, uzun ömürlü ve en tehlikeli radyoaktif atıklar olan ve aynı zamanda reaktör yakıtı olarak da kullanılacak küçük aktinitlerin neredeyse tamamen “yakılmasına” olanak tanırken, aynı zamanda yüksek verimli elektrik üretimi sağlayan bu teknolojinin avantajlarını gösteriyor. Projenin teknolojik zorluğu, erimiş tuzun aşırı aşındırıcılığının üstesinden gelmek olduğu için Vladimir Putin'e gelecekteki reaktörün tasarımına dahil edilmesi planlanan yeni malzemeler de gösterildi. Putin’e, Leningrad Oblastı'ndaki Krasny Bor tehlikeli atık depolama sahasındaki çevresel zararları gidermek için Rosatom’un kullandığı gelişmiş teknolojiler de tanıtıldı. İnteraktif sergide, tesis için özel olarak tasarlanmış yüksek teknolojili bir altyapı gösterildi. Bu altyapı, arıtılmış suyun doğal su kaynaklarına geri dönüşünü sağlayan 13 aşamalı sıvı atık arıtma sistemini içeriyor. Sergide, arıtılmış suyun toplandığı Tosna Nehri'ne özgü bir tür olan iki canlı gümüş sazan balığı da yer aldı. Stantta ayrıca geri dönüştürülmüş atıklardan üretilen jeopolimer geri kazanım malzemeleri de sergilendi. Bu malzemeler doğal peyzajları restore etmek için kullanılabilir. Likhachev, Vladimir Putin'e, Rosatom'un denetiminden sorumlu olduğu ‘kuantum projesi’nin gelişimi hakkında bilgi verdi ve nükleer sanayinin kuantum hesaplama alanındaki pratik deneyimini sundu. Rusya'nın, Rus hükümetinin himayesinde bu alanda sistematik çalışmaların başladığı 2020 yılına kıyasla, küresel kuantum alanındaki konumunu temelden güçlendirdiği belirtildi. Ayrıca, Rusya'nın dört öncelikli platformda yedi prototip kuantum bilgisayara sahip olduğu ve işlemcilerden üçünün 70 veya daha fazla kübit kapasitesine ulaştığı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kamu Kurumlarına Yönelik Şiddet Alarm Veriyor Haber

Kamu Kurumlarına Yönelik Şiddet Alarm Veriyor

Yargı süreci devam eden ve hakkında yayın kısıtlaması bulunan son gelişmelerin ardından sivil toplum kuruluşlarından art arda açıklamalar gelmeye başladı. Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, yaptığı yazılı açıklamada şiddetin artık münferit bir sorun olmaktan çıktığını belirterek, tüm sivil toplum yapılarının ortak ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini vurguladı. Son dönemde kamu hizmeti sunan kurumlara ve görev başındaki çalışanlara yönelik artan şiddet vakaları, toplum vicdanında derin bir endişe yaratmaktadır. Sahim-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şiddetin hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını vurgulayarak tüm sivil toplum kuruluşlarına ortak duruş çağrısında bulundu. Akarken, “Görevini kamu adına, insan hayatına ve toplumsal geleceğe hizmet için icra eden çalışanlara yönelik her türlü şiddet, yalnızca bireysel bir saldırı değil; devletin kurumlarına, kamu düzenine ve toplumsal barışa yönelmiş bir tehdittir. Şiddetin normalleşmesine asla izin vermemeliyiz. Bu noktada yalnızca sendikaların değil, tüm sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve toplumsal paydaşların aralıksız şekilde ses yükseltmesi gerekmektedir.” dedi. “Kurumlara Yönelen Şiddet, Toplumsal Güvene Zarar Veriyor” Kamu hizmeti sunan alanlarda güven ortamının zedelenmesinin, hizmet kalitesini ve toplumsal huzuru doğrudan etkilediğini belirten Akarken, “Şiddetin önlenmesine yönelik daha etkin, caydırıcı ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmeli. Şiddet; sağlıkta, eğitimde, adliyede ya da herhangi bir kamu kurumunda yaşandığında yalnızca bir çalışanı değil, hizmet bekleyen milyonları da mağdur etmektedir. Güvenli çalışma ortamı sağlanmadan nitelikli kamu hizmetinden söz edilemez. Bu nedenle koruyucu ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.” İfadelerini kullandı. Sivil Toplum Kuruluşlarına Ortak Mücadele Çağrısı SAHİM-SEN olarak şiddete karşı sıfır tolerans ilkesini savunduklarını belirten Özlem Akarken, “Toplumsal vicdanı yaralayan her şiddet olayında ortak bir ses çıkarmak zorundayız. Bu mesele yalnızca bir meslek grubunun değil, tüm toplumun meselesidir. Tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini ve demokratik kitle yapılarını; kurumlara ve kamu çalışanlarına yönelik şiddete karşı kararlı ve aralıksız bir duruş sergilemeye davet ediyoruz. Şiddetin karşısında birlikte ve güçlü bir ses olmalıyız.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.