Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme Haber

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme

1. Giriş: Türkiye’de Yapay Zeka’ya Artan İlgi Son yıllarda yapay zeka (YZ), hem küresel hem de yerel gündemde Türkiye’nin dijital dönüşümünün merkezine yerleşti. Gazetelerden dergilere, akademiden kamu politikalarına kadar her alanda YZ tartışılıyor. Türkiye için bu teknoloji sadece bir yenilik değil; ekonomik büyüme, verimlilik artışı ve küresel rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor. Google Discover gibi içerik platformlarında yer almak için de ilgi çekici, özgün ve güncel konular öne çıkıyor. Yapay zeka, arama eğilimleri ve trendlerde ilk sıralarda yer alıyor ki bu da doğru şekilde yazılmış bir makalenin Discover’da görünme ihtimalini ciddi şekilde artırıyor. Bu makalede, Türkiye’de yapay zekanın ne olduğunu, nerelerde uygulandığını, iş gücüne etkilerini, fırsatlarını ve geleceğe dair stratejik yaklaşımları ele alacağız. 2. Yapay Zeka Nedir? Temel Kavramlar Yapay zeka kavramı genellikle karmaşık gibi görünse de aslında birkaç temel alt başlıktan oluşur. 2.1. Makine Öğrenimi Makine öğrenimi, bilgisayarların verilerden öğrenmesini sağlayan bir YZ dalıdır. İnsan müdahalesi olmadan örüntüler çıkarabilir. 2.2. Derin Öğrenme Derin öğrenme, makine öğreniminin bir alt kategorisidir ve sinir ağları kullanarak büyük veriler üzerinde daha karmaşık öğrenmeler yapabilir. 2.3. Doğal Dil İşleme Doğal dil işleme (NLP), makinelerin insan dilini anlaması ve üretmesidir. Örneğin sanal asistanlar ve otomatik çeviri sistemleri bu teknolojiyi kullanır. 3. Küresel Ölçekte Yapay Zeka Trendleri Dünya genelinde devletler ve şirketler yapay zekaya stratejik yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların bazı ana hatları şöyle: 3.1. Devlet Politikaları Çin, ABD ve AB ülkeleri gibi ekonomik güçler, ulusal yapay zeka stratejileri belirleyerek eğitim, Ar-Ge ve altyapı alanında dev bütçeler ayırıyor. 3.2. Büyük Teknoloji Şirketlerinin Rolü Google, Microsoft, Amazon gibi devler yapay zeka araştırmalarını ticari ürünlere dönüştürüyor. Bu da teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. 4. Türkiye’de Yapay Zeka Ekosistemi Türkiye’de hem kamu hem özel sektör yapay zeka alanında yatırımlarını artırıyor. 4.1. Üniversiteler ve Araştırma Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde YZ araştırma merkezleri aktif şekilde faaliyet gösteriyor. Akademik yayınlar ve uluslararası projelerle Türkiye bu alanda ses getiriyor. 4.2. Yerli Teknoloji Girişimleri Türkiye’de yapay zeka odaklı startup’lar ortaya çıkıyor. Özellikle sağlık, e-ticaret ve finans sektöründe inovatif çözümler sunan firmalar dikkat çekiyor. 5. Yapay Zeka Uygulama Alanları Yapay zekanın yaşamımıza etkisi sadece teori değil; günlük hayatta birçok sektörde somut sonuçlar doğuruyor. 5.1. Sağlık Sektörü Hastalık teşhisinden tedavi planlamasına, tıbbi veri analizinden robot yardımlı cerrahiye kadar YZ sağlıkta devrim yaratıyor. Türkiye’de bazı hastaneler yapay zeka destekli görüntüleme sistemleri kullanmaya başladı. 5.2. Eğitim Öğrencilerin öğrenme stillerine göre kişiselleştirilmiş içerikler sunan yapay zeka tabanlı eğitim uygulamaları yaygınlaşıyor. 5.3. Tarım Tarımda verimliliği artırmak için yapay zekalı drone’lar, sensörler, toprak analiz sistemleri kullanılıyor. Bu sayede kaynaklar daha etkin yönetiliyor. 5.4. Finans Bankacılık ve finans sektöründe risk analizi, dolandırıcılık tespiti ve otomatik yatırım danışmanlığı (robo-advisors) gibi YZ tabanlı uygulamalar yükselişte. 6. Yapay Zeka ve İş Gücü: Fırsatlar & Riskler Yapay zeka, iş dünyasını baştan aşağı değiştirecek iki yönlü bir etkiye sahip: 6.1. Yeni İş Alanları YZ uzmanları, veri bilimciler, robotik mühendisleri gibi yeni meslekler ortaya çıkıyor. Ayrıca mevcut mesleklere YZ yetkinlikleri ekleniyor. 6.2. Otomasyonun Etkileri Bazı rutin işler otomasyonla elimine olabilir. Bu durum çalışanların yeniden eğitim ve beceri kazanmasını önemli hale getiriyor. 7. Türkiye İçin Stratejik Öneriler Türkiye, yapay zekada dışa bağımlılığı azaltmak ve global rekabette güçlü bir konuma gelmek için aşağıdaki stratejileri değerlendirebilir: 7.1. Eğitim Reformu İlk ve orta öğretimde temel yapay zeka ve kodlama dersleri eklenmeli. Üniversiteler YZ odaklı programlar açmalı. 7.2. Ar-Ge Teşvikleri Startuplar ve KOBİ’ler için Ar-Ge destekleri artırılmalı, vergi indirimleri ve hibe programları yaygınlaştırılmalı. 7.3. Yerli Yapay Zeka Politikası Milli veri stratejisi ve yerli algoritma geliştirme politikaları oluşturulmalı. 8. Yapay Zeka Etiği & Hukuki Boyut Teknoloji ilerledikçe etik ve hukuki standartlar da önem kazanıyor. 8.1. Veri Güvenliği Kişisel verilerin korunması kanunlarına uyum, YZ uygulamalarında temel bir gerekliliktir. 8.2. Adil Kullanım Algoritmalarda önyargıların önlenmesi, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu etik ilkeler arasında yer almalı. 9. Başarılı Türk Yapay Zeka Projeleri Türkiye’de geliştirilmiş dikkat çeken yapay zeka projelerinden bazıları: Sağlıkta görüntüleme analiz sistemleri Tarımda verim takip platformları E-ticarette müşteri analiz araçları Akıllı şehir çözümleri Bu projeler hem yatırım çekiyor hem de uluslararası pazarda yer buluyor. 10. Sonuç: Türkiye’nin Dijital Geleceği Yapay zeka teknolojisi Türkiye için sadece bir trend değil; ekonomik büyüme, inovasyon ve küresel rekabet avantajı yaratacak bir dönüştürücü güçtür. Devlet politikalarından özel sektöre, eğitimden etik standartlara kadar bütüncül bir yaklaşım ile Türkiye bu alanda güçlü bir aktör olabilir. ???? Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) 1. Yapay zeka nedir? Yapay zeka, makinelerin insan benzeri öğrenme ve karar verme yeteneklerini ifade eder. 2. Türkiye’de yapay zeka eğitimi almak için hangi şehirler öne çıkıyor? İstanbul, Ankara ve İzmir’deki üniversiteler YZ eğitiminde güçlü programlara sahip. 3. Yapay zeka işsizliği artırır mı? Bazı rutin işler otomatikleşebilir; ancak yeni iş alanları da yaratacaktır. 4. Yapay zeka herkes için erişilebilir mi? Teknoloji yaygınlaştıkça yapay zeka araçları bireyler ve küçük işletmeler için de erişilebilir hale geliyor. 5. Türkiye’de yapay zeka politikası var mı? Türkiye’nin dijital dönüşüm stratejileri arasında yapay zeka için yol haritaları geliştirme çabaları bulunuyor. 6. Yapay zeka etik bir risk oluşturur mu? Veri güvenliği ve algoritmik önyargı gibi konular yapay zekada etik risklerdir ve düzenleme gerektirir.

Sanofi’nin PharmUp Platformu İlk Buluşmasını Fark Labs İş Birliğiyle Gerçekleştirdi Haber

Sanofi’nin PharmUp Platformu İlk Buluşmasını Fark Labs İş Birliğiyle Gerçekleştirdi

2019 yılından bu yana sağlık alanında katma değer yaratacak yenilikçi fikirleri destekleyen PharmUp; girişimcilere mentorluk, eğitim ve hızlandırma süreçleri sunarken, kamu, özel sektör, yatırımcılar ve akademiyi bir araya getiren sürdürülebilir bir inovasyon ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda düzenlenen buluşma, sağlık teknolojilerinde dönüşümü çok paydaşlı bir perspektifle ele aldı. Stratejik iş birlikleriyle sağlıkta dönüşüm Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk ve Fark Labs Kurucusu Ahu Serter’in katılımıyla gerçekleşen buluşma, kamu, özel sektör ve girişimcilik ekosisteminden çok sayıda temsilciyi bir araya getirdi. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, PharmUp’ın yalnızca bir hızlandırma programı değil, sağlıkta sürdürülebilir değer üretmeyi amaçlayan stratejik bir platform olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sağlıkta dönüşüm artık tek bir kurumun ya da tek bir sektörün başarabileceği bir süreç değil. Artan kronik hastalık yükü, yaşlanan nüfus ve sistemler üzerindeki sürdürülebilirlik baskısı; daha entegre, daha hızlı ve daha iş birlikçi bir modele ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor. PharmUp buluşmalarını da tam olarak bu nedenle gerçekleştiriyoruz: Sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarını aynı masada bir araya getirerek fikirlerin yalnızca konuşulduğu değil, birlikte tasarlandığı, test edildiği ve ölçeklendiği bir zemin oluşturmak için. Amacımız yalnızca yenilikçi girişimleri desteklemek değil; bu fikirleri sahaya taşımak ve gerçek, ölçülebilir etki yaratmak. Türkiye’de sağlık inovasyonunun sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.” Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, PharmUp platformunun sağlık alanındaki inovasyonu güçlendirme amacını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sağlık sektörü, hem yerel hem de küresel ölçekte köklü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönüşüm; dijitalleşme, veri odaklı yaklaşımlar ve yenilikçi iş modelleriyle şekillenirken, sürdürülebilir ve katma değer üreten iş birliklerinin önemini her geçen gün artırmaktadır. Sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarının ortak bir vizyon etrafında buluşması, inovasyonun kalıcı ve ölçülebilir çıktılara dönüşmesi açısından kritik bir gerekliliktir. PharmUp platformunun, stratejik iş birliklerini teşvik ederek Türkiye’de sağlık inovasyonunun gelişimine ivme kazandıracağına ve burada ortaya çıkacak somut projelerin küresel ölçekte rekabet gücü oluşturacağına inanıyorum. Kamu, özel sektör, akademi ve girişimcilerin eşgüdüm içinde hareket etmesi; sağlıkta daha hızlı, daha kapsayıcı ve daha etkili bir dönüşümün temelini oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak, ülkemizin sağlık alanındaki yenilikçi potansiyelini güçlendiren, uluslararası ölçekte değer üretmeyi hedefleyen her türlü girişimi desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Fark Labs Kurucusu Ahu Serter ise “İnovasyona Yatırım Portföyü Perspektifi” başlıklı değerlendirmesini paylaşarak “Makineyi optimize ettiğimiz bir çağdan, insanı optimize ettiğimiz bir çağa geçiyoruz. Sağlık teknolojileri bu dönüşümün merkezinde yer alırken, ilerlemenin tek başına koşarak değil birlikte yürüyerek mümkün olduğunu görüyoruz. Otomotivden sağlığa uzanan yatırım deneyimimiz bize şunu gösterdi: Sektörler değişse de çözdüğümüz problemler ortak; bu alanlar arasındaki öğrenme transferi ise güçlü bir kaldıraç yaratıyor. Türkiye’nin gerçek gücü, riskleri paylaşan ve küresel başarılarını yeniden kendi ekosistemine yatırım olarak geri döndüren girişimciler yetiştirmesinde yatıyor. Çünkü gelecek, iyi organize olmuş iyimserlerin oyunu. Sanofi ile iş birliğimiz kapsamında hayata geçirdiğimiz tüm çalışmaları da tam olarak bu vizyonla tasarlıyoruz.” dedi. Kamu, akademi ve yatırım dünyası aynı masada Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “İyi Uygulama Örnekleri – Kurum & Girişim İş Birlikleri” oturumunda; Fark Labs Kurucusu Ahu Serter, MENE Health Group CEO’su Şule Mene, MobiQu Kurucu Ortağı Selçuk Koçhan, Sanofi Avrasya Yerleşik Ürünler Direktörü Gözde Haksal ile Corpal Health Kurucusu Göksel Çinier ve Reprai Kurucu Ortağı Didem Aral değerlendirmelerini paylaştı. Selcen Uyguntüzel’in moderasyonunda gerçekleştirilen “Sağlık Ekosisteminde İnovasyon” panelinde; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Damla Turan, TÜSEB TTO Müdürü Doç. Dr. Zeliha Özdemir Köken ve Boğaziçi Üniversitesi CSO’su ve RS Research Kurucusu Prof. Dr. Rana Sanyal konuşmacı olarak yer aldı. Programın son bölümünde PharmUp platformu kapsamında desteklenen girişimler sahne alarak çözümlerini yatırımcılar ve sektör temsilcilerine tanıttı. Etkinlik, girişimciler ile yatırımcıları bir araya getiren networking oturumuyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ONCOSEM’den Avrupa Hamlesi: Polonya’da Yeni Şirket Kuruluyor Haber

ONCOSEM’den Avrupa Hamlesi: Polonya’da Yeni Şirket Kuruluyor

ONCOSEM Onkolojik Sistemler Sanayi ve Ticaret A.Ş. (ONCSM), Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamayla yurt dışı büyüme stratejisi kapsamında önemli bir adım attığını duyurdu. Şirket, Polonya’da yeni bir iştirak kurulmasına yönelik yönetim kurulu kararını kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya göre, ONCOSEM Yönetim Kurulu’nun 22 Ocak 2026 tarihli ve 2026/03 sayılı kararı doğrultusunda; başta sağlık sektörü olmak üzere çeşitli ticari faaliyetlerde bulunmak amacıyla, Polonya’da “Oncosem sp. z o.o.” unvanlı bir şirket kurulacak. %10 Ortaklık, 100 Bin PLN Sermaye Kurulacak şirketin sermayesinin 100.000 Polonya Zlotisi (PLN) olacağı belirtilirken, ONCOSEM’in bu şirkete %10 oranında sermaye payı ile iştirak edeceği ifade edildi. Şirket yapısı, Polonya hukukuna göre “spółka z ograniczoną odpowiedzialnością” (limited şirket) statüsünde olacak. Faaliyet Alanları Daha Sonra Açıklanacak ONCOSEM tarafından yapılan KAP bildiriminde, yeni kurulacak şirketin faaliyet alanları ve gelişimine ilişkin detayların ilerleyen dönemde ayrıca kamuoyuyla paylaşılacağı vurgulandı. Bu yatırımın, şirketin uluslararası pazarlarda daha etkin rol alma hedefiyle uyumlu olduğu değerlendiriliyor. Şirket ayrıca, açıklamanın İngilizce çevirisinin de KAP’ta yer aldığını, herhangi bir farklılık durumunda Türkçe metnin esas alınacağını bildirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Çözümler ve Yaşlanan Nüfus ile Evde Bakım Talebi Artıyor Haber

Dijital Çözümler ve Yaşlanan Nüfus ile Evde Bakım Talebi Artıyor

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst &Young), Küresel Tüketici Sağlığı Araştırması’nı yayımladı. Küresel çapta 50 yaş ve üzeri 4 bin 500 tüketici, 30’dan fazla sağlık yöneticisi ve yaşlı bakım uzmanı ile yapılan görüşmelere dayanan araştırma, yaşlanmanın geleceğini ve sağlık sektörünün bu alandaki ihtiyaçlarını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; katılımcıların %60’ı yaşlı bakım sistemini “orta” ile “zayıf” arasında derecelendiriyor. Bu oran, genel sağlık sistemi ve ruh sağlığı hizmetlerine kıyasla yaşlı bakım sistemine karşı daha olumsuz bir algıya işaret ediyor. Aynı zamanda evde, dijital destekle bakıma olan talep artarken bakım sağlayan kişilerde tükenmişlik riskinin yükseldiği görülüyor. Katılımcıların %75’i akıllı evlerde yaşamayı tercih ediyor Katılımcıların %75’i, sensörler ve teknolojik cihazlarla donatılmış, olası acil durumlarda sağlık ekibi ve ailesini uyaran akıllı evlerde yaşamayı tercih edeceğini belirtiyor. Katılımcılar, yaşlanma sürecine destek sağlayan dijital araçları kullanmaya açık olduklarını belirterek, sağlık ve yaşam tarzı ihtiyaçlarını destekleyen dijital çözümleri kullanmaya isteklerinin arttığını söylüyor. Bu dijital çözümlerle birlikte ise özel ve ortak yaşam alanlarına, erişilebilir imkânlara sahip olarak bağımsız yaşamak istedikleri ortaya çıkıyor. Sağlık ve bakımda teknoloji kullanımı yükseliyor Katılımcıların %67’si, tansiyon gibi sağlık verilerini toplayarak sağlık ekibine ileten dijital teknolojileri kullanmaya orta düzeyden çok yüksek düzeye kadar istekli olduğunu belirtirken, %64’ü hem sanal hem yüz yüze seçenekler sunan dijital destekli sağlık hizmetlerine açık olduğunu söylüyor. Sağlık verilerini analiz ederek yaşlandıkça artması beklenen sağlık risklerini belirleyen ve uygun tedaviler öneren yapay zekâ teknolojilerini kullanmaya olumlu yaklaşanların oranı %49’u bulurken, 50 ila 59 yaş aralığındaki katılımcılar, daha ileri yaş gruplarına kıyasla evde hasta bakım programları, giyilebilir teknolojiler, sanal bakım, sesli asistanlar ve yapay zekâ gibi teknolojilerin sağlıkta farklı alanlarda kullanılmasına daha yüksek ilgi gösteriyor. Öte yandan bakım ihtiyacı, teknoloji kullanımını aşan derecede arttığında, tüketicilerin %70’i evde hastane programlarını değerlendirebileceğini ifade ediyor. Bu programlar için en yüksek beklentiler ise günlük aktivitelerin tamamlanabilmesi için destek sağlanması, ilaç yönetimi, hemşirelik hizmetleri ve ev içi güvenlik ekipmanlarının kurulumu olarak sıralanıyor. Bakım sağlayan kişilerde tükenmişlik artıyor Araştırma, mevcut sistemlerin büyük ölçüde bakım sağlayan kişilerin karşılıksız emeğine dayandığını ortaya koyuyor. Bakım sağlayan katılımcıların %20’si, yaşlanan bir yakınının bakımına haftada 31 saatten fazla zaman ayırdığını belirtirken %80’i ise haftada en az beş saatini hasta bakımı için harcadığını söylüyor. Bakım sağlayan katılımcıların neredeyse yarısı (%48), bakım sistemi içinde yer almanın çok zor olduğunu değerlendirirken, durumu zor olarak nitelendiren kadınların oranının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Sağlık yöneticileri, önceliği sağlıklı yaşam olan bir modele geçiş çağrısı yapıyor Sağlık yöneticileri küresel sağlık sistemlerindeki mevcut tedavi odaklı modelden, önceliği sağlıklı yaşam olan bir modele geçiş çağrısı yapıyor. Bulgular; sağlıklı yaşlanmada beslenme, sosyalleşme, fiziksel aktivite ve bilişsel faaliyetlerin önemine işaret ediyor. Bunlarla birlikte, bazı uzmanlar bilişsel taramaların birinci basamak sağlık hizmetlerinin rutin bir parçası haline gelmesi gerektiğini destekliyor. Buna karşın araştırma, katılımcıların yalnızca %25’inin sosyal kulüplere katıldığını, %26’sının kişiselleştirilmiş beslenme programı uyguladığını, %43’ünün bir egzersiz planını takip ettiğini ve %50’sinin bilişsel faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu sonuçlar sağlıklı yaşlanmayı etkileyen konularda sağlık kurumları için gelişim fırsatlarına işaret ediyor. EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Av. Ahmet Sağlı, EY Tüketici Sağlığı Araştırması hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Araştırma sonuçları; artık hayatın pek çok alanında dijital deneyimlere alışkın olan tüketicilerin, dijitalleşmeyi hasta bakım alanında ve sağlık hizmetlerinde daha fazla görmek istediğini ortaya koyuyor. Günümüzde akıllı sağlık teknolojileri, süreçleri dönüştürerek sağlık ve hasta bakım deneyimini optimize etmeye yardımcı oluyor. Bu da sağlık sektörü için uzun vadeli gelecek açısından önemli bir fark ve değer sunarak, yeni fırsatlar doğuruyor. Buna ek olarak, giyilebilir teknolojik cihazlardan sosyal ve ekonomik göstergelere kadar mevcut kaynakların zenginliğinden elde edilen verileri birleştirmek ve analiz etmek; sağlık hizmetlerinin daha kişisel, daha etkili ve daha verimli hale getirebilir. Bu doğrultuda sağlık hizmetleri; hızla gelişen teknoloji, yaşlanan nüfus ve büyük veri ekosistemiyle giderek daha iyi yönetilmesi gereken bir yapıya evrilirken, sağlık sektöründeki şirketler dönüşen sağlık ekosisteminde daha etkili deneyimler sağlamak adına yeni bir stratejik vizyon belirleyerek ve geleceğe yönelik uygulamaları hayata geçirerek öne çıkabilir. Teknoloji, stratejik planlama, organizasyonel tasarım ve süreç dönüşümünü bir arada değerlendiren kuruluşlar, hasta bakım süreçlerinin geleceğine önemli bir rol oynayabilir. ” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Finansal Erişimi Kolaylaştıran Venlo, Yatırım Aldı Haber

Sağlıkta Finansal Erişimi Kolaylaştıran Venlo, Yatırım Aldı

Fintech ve Healthtech alanlarında faaliyet gösteren yerli girişim Venlo, Kayacan Ventures'tan yatırım aldı. Türkiye'de sağlık sektörüne özel dikey odaklanan ilk fintech çözümü olarak konumlanan Venlo, bu yatırımla birlikte ulusal ve uluslararası pazarlardaki büyüme hedeflerine hız vermeyi amaçlıyor. Girişim, bireylerden sağlık profesyonellerine, eczanelerden hastanelere kadar tüm sağlık ekosistemini kapsayan paydaşları ortak bir dijital finansal ağda buluşturuyor. Sağlık sektörünün güvenli, erişilebilir ve avantajlı koşullarda finansal süreçlerini yönetme misyonuyla hareket eden Venlo; dijital cüzdan, cashback ve HNPL gibi inovatif hizmetleri tek bir platformda sunuyor. Ulaş Kayacan: "Venlo, Sağlık Harcamalarını Daha Erişilebilir Kılıyor" Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kayacan Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Kayacan, "Sağlık sektörü, finansal teknolojilerin dönüştürücü etkisini en güçlü hisseden alanlardan biri haline geliyor. Venlo, bu dönüşümün merkezinde yer alarak, bireylerin sağlık harcamalarını daha erişilebilir ve yönetilebilir hale getiriyor. Sağlıkta güven, kolaylık ve verimlilik odağında geliştirilen bu modelin Türkiye'de öncü, Avrupa ve MENA bölgesinde ise hızla büyüyen bir çözüm olacağına inanıyoruz. Kayacan Ventures olarak, Venlo'nun vizyonuna katkı sunmaktan ve bu dönüşüm hikayesinin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz" dedi. Volkan Dövenci: "Sağlıkta Finansal Dönüşümü Hızlandırıyoruz" Sağlıkta finansal dönüşümün önemine dikkat çeken Venlo Kurucu Ortağı Volkan Dövenci, "Sağlık harcamaları, bireyler için artan bir finansal yük haline gelirken; sağlık profesyonelleri ve kurumlar için de tahsilat süreçleri, kampanya yönetimi ve kullanıcı deneyimi açısından verimlilik sorunları yaratıyor. Bu noktada devreye giren Venlo, sağlık sektöründe finansal erişimi kolaylaştıran, güvenli ve entegre çözümleriyle bu yapısal soruna gelişmiş bir alternatif sunuyor. Sağlık sektörünün dijital bankacılık platformu olma yolunda ilerliyoruz. Geliştirdiğimiz dijital cüzdan, cashback ve Health Now Pay Later (HNPL) özellikleriyle bireylerin sağlık harcamalarını avantajlı ve esnek biçimde yönetmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda eczaneler, klinikler, laboratuvarlar, özel hastaneler, diyetisyenler, diş hekimleri, psikologlar, veterinerler ve pet shoplar gibi sağlık ekosisteminin tüm paydaşlarını tek bir finansal altyapı altında buluşturuyoruz. Kayacan Ventures'tan aldığımız yatırımla birlikte çalışmalarımızı büyüterek Türkiye'de sağlıkta finansal dönüşümü hızlandırmayı ve kısa vadede Avrupa pazarına açılmayı hedefliyoruz" açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diz Protezi İle Ağrısız Yürümek Mümkün Haber

Diz Protezi İle Ağrısız Yürümek Mümkün

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, diz protezi cerrahisinin eklem kıkırdak hasarının son evresinde, yani artık ileri düzey kireçlenme veya artroz olarak adlandırılan durumda uygulanan etkili bir tedavi seçeneği olarak öne çıktığını belirterek, “2024 yılı verilerine göre, dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyon, ülkemizde de yaklaşık 100 bin kişi diz protezi cerrahisi olmaktadır. Üstelik, yaşam süresinin uzamasına ve obezitenin görülme sıklığının yükselmesine paralel olarak diz protezi cerrahisi olan kişi sayısı giderek artmaktadır” diyor. Modern cerrahi teknikler ve gelişen teknoloji sayesinde ameliyatların başarı oranı günümüzde giderek artıyor ve bu sayede protezlerin ömrü uzarken, hastalar da günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, diz protezi cerrahisinden başarılı sonuç alınmasında bazı kurallara dikkat edilmesinin kilit bir rol üstlendiğini vurgulayarak, “Diz protezi cerrahisi öncesinde hasta detaylıca değerlendirilmeli; genel durumu, hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve beklentileri çok iyi bilinmelidir. Çünkü, titiz bir hazırlık süreci ameliyatın başarısı için büyük önem taşımaktadır” bilgisini veriyor. Ağrısız ve konforlu bir yürüyüş! Diz eklemi iç kısım ve dış kısım olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. Sadece iç kısımda oluşan kıkırdak aşınmaları yarım diz proteziyle tedavi edilirken, her iki kısımda gelişen kireçlenmelerde ise tam diz protezi ameliyatına başvuruluyor. Protezler genellikle metal ve plastik bileşenlerden oluşuyor ve diz ekleminin doğal hareketlerini taklit edecek şekilde tasarlanıyor. Diz protezi cerrahisinin amacı; şiddetli ağrıya neden olan aşınmış kıkırdak yüzeylerinin temizlenmesi ve yerine protezin yerleştirilmesiyle ağrının azalmasını sağlamak, böylece hastaların konforlu bir şekilde yürüyebilmelerini mümkün kılmak. Yapılan çalışmalarda, eklem protezi ameliyatlarının hastanın ağrısını azaltmada son derece başarılı olduğu ortaya konmuş. Ameliyat ileri aşamada gündeme geliyor Diz ağrısı sorunu olan hastalarda ağrı kesici ilaçlar ve koltuk değneği gibi yürümeye yardımcı yöntemler ilk aşamada başvurulması gereken tedavileri oluşturuyor. Ayrıca, eklem içi enjeksiyonlar da eklem kireçlenmesinin erken dönemlerinde faydalı olabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, ancak ileri düzey eklem kireçlenmelerinde ve eklem aşınmalarında artık bu tedaviler şiddetli ağrıyı geçirmiyorsa, eklem hareketleri ciddi şekilde kısıtlanmışsa, o zaman diz protezi ameliyatının önerildiğini belirtiyor. Her yaş grubu protez ameliyatı olabiliyor Genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişilere uygulanan diz protezi cerrahisi için kesin bir yaş sınırı bulunmuyor. Hastanın genel durumu, mevcut diğer hastalıkları ve beklentileri göz önüne alınarak her yaş grubuna diz protezi cerrahisi yapılabiliyor. Ancak 60 yaş öncesindeki genç hastalarda ameliyata detaylı bir değerlendirmeyle karar veriliyor. Diz protezlerinin ömrü 30-40 yıla kadar uzuyor Gelişen protez üretimi, tasarım teknolojileri, ameliyathane tekniklerinin gelişmesi ve ameliyathane sterilizasyon yöntemlerinin daha sıkı takip edilmesiyle birlikte vücuda yerleştirilen protezlerin ömürleri artık giderek uzuyor ve 30-40 yıl olarak hesaplanıyor. Diz protezlerinde yıllardır başarıyla uygulanan geleneksel cerrahi yöntemlerine son yıllarda eklenen robotik cerrahi yöntemi de protezin ömrünün uzamasında önemli bir rol üstleniyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, “Robotik cerrahi yöntemi hekimlere kemik kesimlerinde ve protezin dizlere yerleştirilmesinde milimetrik hassasiyetle destek sağlamaktadır. Bu kolaylık sayesinde ameliyat sonrasındaki komplikasyon riski oldukça azalırken, protezlerin ömürleri de uzamaktadır” diyor. Prof. Dr. Selami Çakmak, ancak son yıllarda robotik yöntem ön plana çıkmış olsa da halen yıllardır bilinen geleneksel yöntemlerin de başarıyla uygulanmaya devam ettiğini söylüyor. Hastalar ilk gün destek yardımıyla yürüyebiliyor Diz protezi cerrahisi sonrasında ilk gün hastaların ağrıları olabiliyor. Ancak, damar yoluyla verilen ilaçlar ve lokal veya bölgesel anestezi yöntemleri sayesinde ağrı minimal seviyeye indiriliyor. Hastalar ilk günden itibaren yürüteç veya koltuk değneği gibi yardımcı yöntemlerle, 15-20 gün sonrasında da desteksiz yürümeye başlayabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Selami Çakmak, ameliyat sonrasında fizyoterapi tedavisine başlamanın hızlıca iyileşmenin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret ederek, “Beslenmeye dikkat edilmesi ve verilen ilaçların düzenli kullanılması da hızlı iyileşmeyi desteklemektedir” diye konuşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Expomed Eurasia 2025 Sağlık   Dünyasına Kapılarını Açtı! Haber

Expomed Eurasia 2025 Sağlık Dünyasına Kapılarını Açtı!

24-26 Nisan 2025 tarihleri arasında düzenlenen fuar, sağlık sektöründeki yenilikçi ürünlerin ve geleceğe yön veren teknolojilerin tanıtıldığı dev bir buluşma noktası olarak dikkat çekiyor. Medikal endüstrisinin dünya çapındaki temsilcilerini İstanbul'da buluşturan Expomed Eurasia 2025, dünya genelinden de yoğun ilgi görüyor. Bu yıl fuara 120'den fazla ülkeden 5 bini uluslararası olmak üzere 25 bini aşkın ziyaretçi bekleniyor. Fuarda 650'yi aşkın yerli ve yabancı firma ve firma temsilcisi, 6 salonda medikal sektörün en yeni çözümlerini sergiliyor.  Sağlık sektörünün kalbi İstanbul’da atıyor Expomed Eurasia, tıbbi analizden teşhis, tedavi ve rehabilitasyona, laboratuvar ürünlerinden hastane teknolojilerine uzanan geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Fuar ayrıca OTC (reçetesiz ilaçlar), bitkisel ilaçlar, gıda takviyeleri, kişisel bakım ve dermokozmetik ürünlerine özel bölümleriyle de zengin bir içerik sunuyor. RX Tüyap organizasyonunda gerçekleşen fuar, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından destekleniyor. Ayrıca, sektörün güçlü kurumları Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF), Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) ve Sağlık Gereçleri ve Üreticileri Derneği (SADER) katkılarıyla düzenleniyor. Uluslararası iş birlikleri ve yeni yatırım fırsatları için stratejik bir buluşma noktası olan Expomed Eurasia 2025, Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki bölgesel liderlik hedeflerine önemli bir katkı sağlıyor. Bu kapsamda yerli üreticiler, ürün ve markalarını küresel arenada duyurma fırsatı bulurken, uluslararası ziyaretçilerle kurulan yeni iş bağlantıları sayesinde sağlık sektöründeki yatırım potansiyelini de artırıyor. Sektörün liderleri Expomed Eurasia'nın önemini vurguladı Fuarın açılış töreninde konuşan RX Tüyap Genel Müdürü Sn. Berkan ÖNER, şunları söyledi: "Expomed Eurasia, pandemi döneminde bile gerçekleştirilerek bölgenin en büyük üç fuarı arasındaki yerini sağlamlaştırdı. 32'nci yılımızda 650'yi aşkın katılımcı firmayı ağırlamanın gururunu yaşıyoruz. Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki bölgesel liderliğini güçlendirmek için sektöre yön vermeye devam edeceğiz." Üretim ve ihracatta yeni hedefler Expomed Eurasia'nın açılış töreninde konuşan SEİS Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Metin DEMİR şunları kaydetti; "Sektörümüzün ihracat hedeflerini %1’den %10’a çıkarmak adına büyük adımlar attık. Zorluklara rağmen birlikte hareket ederek sürdürülebilirlik ve dayanıklılığımızı artırabiliriz. Tıbbi cihaz üretiminde küresel rekabette daha güçlü olmamız için gereken destek ve iş birliği ortamını hep beraber yaratacağız." dedi. TÜMDEF Genel Başkanı Sn. Kemal YAZ ise yaptığı açılış konuşmasında şunları belirtti: "Sağlık sektörü, sürekli yenilikçi çözümlerle ilerliyor. Expomed, bu yeniliklerin paylaşıldığı ve sektör dayanışmasının güçlendiği en önemli platformlardan biri. Hedefimiz, tıbbi cihaz ihracatını artırmak ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmak. Bu vizyona katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum." dedi. Bu sadece Türkiye’nin fuarı değil, insanlığın fuarıdır Törende konuşan T.C. Sağlık Bakanı Sn. Prof. Dr. Kemal MEMİŞOĞLU ise şunları söyledi: "Bu sadece Türkiye’nin fuarı değil, insanlığın fuarıdır. Türkiye, sağlık alanında kaliteli ve maliyet etkin ürünleriyle küresel ölçekte büyük bir potansiyele sahip. Sağlık Bakanlığı olarak 'Üreten Sağlık' yaklaşımımızla, yenilikçi fikirleri destekleyerek sağlık sektörümüzü dünya çapında örnek hale getirmeyi hedefliyoruz. Sağlık sektörü, ülkemizin lokomotif sektörlerinden biri olacak." Stratejik panellerle sağlık sektörünün geleceği tartışılıyor Fuarla eş zamanlı olarak, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından düzenlenen "Fikirden Ürüne Üreten Sağlık Programı" dikkat çekiyor. Panel programı kapsamında MDR/IVDR süreçleri, tıbbi cihaz sektöründe girişimcilik ve start-up’ların geleceği ele alınıyor. Etkinlikte ayrıca yapay zekâ destekli tıbbi teknolojiler, klinik araştırmalar, akıllı yara bakım sistemleri gibi kritik başlıklar masaya yatırılarak sektörün geleceği şekillendirilecek. Sektör Profesyonelleri ve Karar Vericiler Expomed Eurasia’da Buluşuyor  Türkiye’nin dört bir yanından ve dünyadan gelen biyomedikal mühendisler, hastane satın alma yöneticileri, eczacılar ve laboratuvar uzmanları, fuarda sektörün öncü firmalarıyla doğrudan bağlantı kurma imkânına sahip olacak. Özellikle Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve Balkan ülkelerinden yoğun katılımın gerçekleşmesi beklenen fuarda, yeni ticari anlaşmaların yapılması hedefleniyor. Expomed Eurasia 2025, sağlık sektörünün geleceğini belirleyen önemli yatırımlara ve yeniliklere ev sahipliği yaparak, medikal endüstride global düzeyde önemli bir buluşma noktası olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.