Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Sorunu

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Sorunu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Sorunu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Serviks Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Haber

Serviks Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

Kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biri olan serviks kanseri, önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olmasına rağmen Türkiye’de tarama alışkanlığının yeterince yaygın olmaması nedeniyle halen önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Serviks kanseriyle mücadelede en etkili yaklaşımın düzenli jinekolojik kontroller olduğuna dikkat çekiliyor. Belirlenen aralıklarla yapılan taramalar sayesinde hastalık gelişmeden önce riskli hücresel değişiklikler saptanabiliyor ve süreç çok daha kontrollü şekilde yönetilebiliyor. Düzenli Tarama Neden Önemli? Serviks kanserinin büyük ölçüde tarama testleriyle saptanabildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, bu testlerin yalnızca tanı koymak için değil, hastalık gelişimini önlemek açısından da kritik rol oynadığını vurguluyor. Op. Dr. Khıavı, “Pap smear ve HPV testleri, serviks kanserine yol açabilecek hücresel değişiklikleri henüz kansere dönüşmeden yakalamamızı sağlıyor. Bu nedenle düzenli tarama, serviks kanseriyle mücadelede en etkili basamaklardan biridir” diyor. HPV Türkiye’de Sanılandan Çok Daha Yaygın Serviks kanserinin en önemli nedenlerinden birinin HPV enfeksiyonu olduğunu belirten Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, toplumda sık görülen bir virüs olduğuna dikkat çekiyor. “Türkiye’de özellikle genç kadınlar, evlilik sonrası kontroller sırasında HPV pozitifliği ile karşılaşabiliyor. Ancak bu durum her zaman kansere işaret etmez” diyen Op. Dr. Khıavı, düzenli takip ve taramanın belirleyici rol oynadığını vurguluyor. HPV’den Korunmak Mümkün HPV enfeksiyonundan korunmada bazı temel adımlar önemli rol oynuyor. HPV aşısının virüse karşı en etkili koruyucu yöntemlerden biri olduğunu ifade eden Op. Dr. Khıavı, düzenli jinekolojik muayene, tarama testlerinin aksatılmaması ve cinsel sağlık konusunda bilinçli davranmanın riski azalttığını vurguluyor. “HPV çok yaygın olduğu için ‘bana olmaz’ düşüncesi en büyük yanılgılardan biridir” diyen Op. Dr. Khıavı, korunmada sürekliliğin önemine işaret ediyor. HPV Bulaştığında Ne Yapılmalı? HPV pozitifliği saptandığında panik yapılmaması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, izlenecek yolun kişiye özel olarak planlandığını belirtiyor. “HPV saptandığında ilk yapılması gereken doğru değerlendirme ve düzenli takip. Pek çok HPV tipi bağışıklık sistemi tarafından zamanla temizlenebiliyor” diyen Op. Dr. Khıavı, bu süreçte Smear ve HPV testleriyle düzenli izlem yapılmasının büyük önem taşıdığını belirtiyor. Geç Tanı Tedavi Sürecini Zorlaştırıyor Serviks kanserinin geç evrede tanı alması, tedavi sürecini daha uzun ve zor hale getirebiliyor. Op. Dr. Khıavı, “Erken evrede tanı alan hastalarda tedavi süreci çok daha kontrollü ilerliyor. Bu nedenle düzenli tarama bir tercih değil, kadın sağlığının temel bir parçası olarak görülmeli” diyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Parısa Ebrahımzadeh Khıavı, düzenli taramanın hastalıkla mücadelede belirleyici rol oynadığını ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor.

İştahsız Çocuk Nedir? Aileler Nelere Dikkat Etmeli? Haber

İştahsız Çocuk Nedir? Aileler Nelere Dikkat Etmeli?

“Çocukta iştahsızlık, yeme isteğinin azalması ya da tamamen kaybolmasıdır” diyen Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Sinan Gültekin, “Ancak anne ya da babanın istediği kadar yemeyen her çocuk iştahsız değildir. Ailelerin yaklaşık yüzde 30–40’ı çocuklarının yeterince yemediğini düşünmektedir. İştahsızlık, çocuk polikliniklerinde en sık karşılaşılan şikâyetlerden biridir” dedi. “İştahsız çocukta nelere dikkat edilmeli?” Gültekin, “İştahsızlık çocuğun büyümesini etkileyebilir. Bu nedenle öncelikle çocuğun genel durumu değerlendirilmelidir. Kilo ve boyunun büyüme eğrisindeki yeri ile yıllık kilo ve boy artışı önemlidir. Ayrıca altta yatan bir hastalık belirtisi olup olmadığına bakılmalıdır. Sürekli kusma, ishal ya da kabızlık, aşırı su içme, halsizlik, karın ağrısı gibi bulgular varsa değerlendirme yapılmalıdır. Gerekli görülürse tetkikler yapılır, tanı konur ve tedavi planlanır. Ancak sağlık sorunu olmayan, büyüme eğrisinde sapma bulunmayan, boyu ve kilosu orantılı çocuklar için endişe edilmemelidir. Bu çocuklarda laboratuvar tetkikleri ya da vitamin kullanımı gereksiz ve yanlıştır” dedi. Çocukta iştahı etkileyen faktörler Çocukta iştahı etkileyen faktörlerini sıralayan Gültekin, “Çocuğun iştahı; çocuğun kendisi (bağımlılık, ayrılma ve bireysellik evreleri), aile ve çevre gibi faktörlerden etkilenir” dedi. “Anne ve babanın görevi nedir?” “Anne-babanın temel görevi, çocuğa çeşitli ve sağlıklı gıdaları sunmaktır” diyen Uzm. Dr. Sinan Gültekin, “Ne zaman ve ne yiyeceğine ebeveynler karar verir ne kadar yiyeceğine ise çocuk kendisi karar vermelidir. Ebeveynler anlayışlı, sabırlı ve sakin olmalı, belirli kurallar koymalıdır. Yemek sırasında göz teması kurulmalıdır” dedi. “Çocuğun yemek düzeni nasıl olmalı?” Gültekin, “Çocuk mümkünse aileyle birlikte ve mama sandalyesinde yemek yemelidir. Çocuk söyleneni değil, gördüğünü yapar; bu nedenle anne-babanın yemek davranışı tutarlı olmalıdır. Ne kadar yediğinden çok ne yediği önemlidir. Yemek saatleri düzenli olmalı, ara öğünlerde iştah kesici besinler verilmemeli, tatlılar ödül olarak sunulmamalıdır. Yemekten bir saat önce ve yemek sırasında sıvı tüketimi sınırlandırılmalıdır. Beslenme ortamı sessiz olmalı, televizyon açık olmamalıdır. Televizyon karşısında atıştırma, obezite riskini artırır. “Ağzına kuş uçtu”, “araba geldi” gibi oyunlarla zorla yedirme yapılmamalıdır. Yemek masasına oturulduktan sonra beslenme kısa sürede başlamalı, yemek çok uzatılmamalıdır” dedi. “Çocuk ne kadar yemeli?” Dr. Gültekin, “Yaşa uygun küçük porsiyonlar tercih edilmeli, çocuğa yemeği bitirme hissi verilmelidir. Porsiyon miktarı çocuğun kendi yumruğu kadar olmalıdır. Yaklaşık olarak ay başına 1–1,5 yemek kaşığı ya da 30 ml/kg hesabı yapılabilir. Araştırmalar, tabağın büyük olmasının çocuğun daha fazla yemesine neden olduğunu göstermektedir” diye konuştu. “Okul öncesi dönemde beslenme” “Okul öncesi çocuklar besin seçicidir, sevdikleri gıdalar sınırlıdır” diyen Gültekin, “Ancak görerek ve zamanla alışarak yeni besinleri sevebilirler. Sevmediği gıdayı ebeveynini yerken görmesi önemlidir. Çocuğa yemek yemesi için ısrar edilmemeli, yemek ödül olarak kullanılmamalıdır. Aksi halde çocuk kendi kendine yemeyi öğrenemez. Bu yaş grubunda çocuklar en az sebzeleri sever; ancak tekrar denemeye devam edilmelidir” açıklamalarında bulundu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.