Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlık Teknolojileri

Kapsül Haber Ajansı - Sağlık Teknolojileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Teknolojileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Girişimcilikte Yeni Model: BiGG ve Venture Stüdyo Entegrasyonu Haber

Girişimcilikte Yeni Model: BiGG ve Venture Stüdyo Entegrasyonu

Hem yatırım sürecinin hem de şirketleşmenin aktif parçası olan üniversite, bu modelle fikrin laboratuvardan pazara uzanan yolculuğunu hızlandırıyor. Türkiye, teknoloji üreten ve kendi ayakları üzerinde duran bir ülke olma hedefi doğrultusunda girişimcilik ekosisteminde yeni bir döneme giriyor. TÜBİTAK tarafından yürütülen 1812 BiGG Yatırım Programı, 2026–2028 dönemi için açıkladığı yeni yapısıyla girişimcilere yalnızca hibe değil, doğrudan yatırım sunan bir modele geçiyor. Bu dönüşümün üniversite ayağında ise Yeditepe Üniversitesi, kurduğu Venture Stüdyo ile dikkat çekiyor. Yeni modelle birlikte devlet, erken aşama teknoloji girişimlerine yatırımcı olarak ortak olurken Yeditepe Üniversitesi de Venture Stüdyosu aracılığıyla girişimlerin fikirden ürüne, şirketleşmeden pazara kadar olan tüm süreçlerinde aktif rol üstleniyor. Stratejik Ortaklık, Güçlü Ekosistem Yeditepe Üniversitesi’nin önemli aktörleri arasında olduğu BiGG (Bireysel Genç Girişim) Yatırım Programı, İstanbul Kültür Üniversitesi TTO, Medipol TTO A.Ş. ve Ankara Medipol Üniversitesi iş birliğiyle yürütülüyor. Program kapsamında Yeditepe Üniversitesi; özellikle sağlık teknolojileri, yapay zekâ ve mühendislik alanlarında girişimci yetiştiren ve hızlandıran stratejik ortaklardan biri olarak konumlanıyor. Girişimcilere Doğrudan Uygulama Alanı Yeditepe Üniversitesi, BiGG Yatırım Programı’na yalnızca başvuru ve eğitim desteği sunmakla kalmıyor. Üniversite, Teknopark İstanbul bünyesinde hayata geçirdiği Venture Stüdyo ile girişimcilere doğrudan uygulama alanı sağlıyor. Venture Stüdyo; akademisyenler, öğrenciler ve girişimci adaylarıyla birlikte yeni startup’lar geliştirmeyi, geleneksel hızlandırma programlarının ötesine geçerek fikrin ürün-pazar uyumuna kadar birebir desteklenmesini hedefliyor. Böylece BiGG kapsamında yatırım almaya aday projeler, daha baştan güçlü bir altyapıyla şekilleniyor. Yatırım dönemi başladı Yeni sistemle birlikte başarılı bulunan girişim fikirlerine 900 bin TL’ye kadar doğrudan yatırım yapılıyor. Çevre, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı projelerde bu tutar 1,5 milyon TL’ye kadar çıkabiliyor. Bu yatırım karşılığında TÜBİTAK, kurulan şirkete ortak oluyor. Girişimler böylece daha yolun başında hem finansal güç hem de güçlü bir kamu desteğiyle pazara çıkma avantajı elde ediyor. Üniversite altyapısı girişimcinin hizmetinde Yeditepe Üniversitesi, bu programda klasik bir “danışman” rolünün ötesine geçiyor. Girişimciler üniversitenin: • Gelişmiş mühendislik ve ARGE laboratuvarları, • Uluslararası araştırma merkezleri ve hastane altyapıları ile işbirliği, • Yapay zeka ve mühendislik ARGE çalışmalarına dahil olabilme, • TTO işbirlikleri ile geniş bir network ulaşım ve mentorluk/danışmanlık gibi olanaklarından yararlanabiliyor. Özellikle sağlık teknolojileri, biyoteknoloji ve yapay zekâ alanlarında geliştirilen projeler, kâğıt üzerinde kalmadan test ediliyor, geliştiriliyor ve ürüne dönüştürülüyor. Girişimci Olmak İsteyenler için Net Yol Haritası BiGG Yatırım Programı’na başvurmak için şirket sahibi olma şartı aranmıyor. Üniversite öğrencileri, yeni mezunlar ile yüksek lisans ve doktora öğrencileri programa başvurabiliyor. Tek şart; fikrin teknoloji tabanlı olması ve daha önce benzer bir kamu desteği almamış olması. Süreç şu adımlarla ilerliyor: Girişimci, Yeditepe Üniversitesi gibi uygulayıcı kuruluşa başvuruyorEğitim ve hızlandırma sürecine katılıyorProje/iş planı TÜBİTAK’a sunuluyorBaşarılı projeler “Mükemmeliyet Mührü” alıyorŞirket kuruluyor ve yatırım süreci başlıyor Eğitim, Mentorluk ve Ofis Desteği Tek Çatı Altında Programa kabul edilen girişimcilere; ücretsiz ofis alanı, laboratuvar ve teknik altyapı, şirket kuruluşu ve fikri haklar danışmanlığı, pazar analizi, iş planı eğitimi ve birebir mentorluk desteği sunuluyor. Amaç, yalnızca fikir üretmek değil; sürdürülebilir ve ölçeklenebilir şirketler kurmak. Konuya ilişkin bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Araştırma Geliştirme ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, şunları söyledi: “BiGG Yatırım Programı ile Venture Stüdyo modelinin birleşmesi sayesinde; gençler iş arayan değil iş kuran bireylere dönüşürken Türkiye’nin sağlık ve teknoloji alanındaki dışa bağımlılığının azalması ve küresel pazarlara açılabilecek girişimlerin doğması hedefleniyor. Yeditepe Üniversitesi, sahip olduğu bilimsel altyapı ve Venture Stüdyo modeliyle bilgiyi laboratuvarda bırakmayıp yatırıma ve ürüne dönüştürme iddiasını bu programla sahaya taşıyor. Bu iş birliğinden doğacak girişimlerin, Türkiye’de olduğu kadar uluslararası arenada da adından söz ettirmesini bekliyoruz.”

İstinye Üniversitesi’nden Üniversite–Sanayi İş Birliğinde Önemli Adım Haber

İstinye Üniversitesi’nden Üniversite–Sanayi İş Birliğinde Önemli Adım

İlk patent lisanslamalarının tanıtıldığı lansman Vadi Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Üniversite yönetimi, patent ticarileştirme ve sanayi iş birliklerini artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. İstinye Üniversitesi, araştırma çıktılarının ekonomik değere dönüştürülmesi ve üniversite–sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi yolunda önemli bir başarıya imza attı. Dijital dönüşüm, farmakoloji ve sağlık teknolojileri alanlarında geliştirilen 6 patent, 5 farklı firmaya lisanslandı. İlk patent lisanslamalarının tanıtıldığı lansman, 19 Aralık’ta Vadi Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. “Ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından stratejik bir öneme sahip” İstinye Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Muharrem Usta lansmanda yaptığı konuşmasında fikri mülkiyetin bilgi ekonomisindeki rolüne dikkat çekerek, şunları söyledi: “Fikri mülkiyet, yalnızca akademik üretimin korunması değil, aynı zamanda sürdürülebilir değer üretiminin de temel unsurudur. Üniversitelerde üretilen bilginin ticarileşmesi, ekonomik ve toplumsal kalkınma açısından stratejik bir öneme sahiptir.” “Üniversite–sanayi iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz” Lansmanın açılış konuşmasını yapan İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, üniversite–sanayi iş birliğinin stratejik bir öncelik olduğuna dikkat çekerek, “İstinye Üniversitesi olarak üniversite–sanayi iş birliğini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Gerçekleştirilen bu ilk patent lisanslamaları, üniversitemizin yükselen akademik ve araştırma çizgisinin önemli bir göstergesidir. Üretilen bilginin sahada karşılık bulması, üniversitemizin araştırma misyonunu güçlendiren temel unsurlardan biridir” dedi. “En önemli çalışmalardan biri” Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya ise üniversitenin gelişen patent portföyüne ve ticarileşme vizyonuna değinerek şöyle konuştu: “Üniversitemizin patent portföyü, son dönemde hem nitelik hem de etki açısından önemli bir gelişim göstermektedir. Bu lisanslama faaliyeti, İstinye Üniversitesi’nde bugüne kadar gerçekleştirilen en önemli çalışmalardan biridir ve araştırma çıktılarının ekonomik değere dönüşmesi açısından kritik bir dönüm noktasıdır.” “Üniversitelerde üretilen bilginin katma değere dönüşmesi önemli” Lansmana katılan Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. M. Zeki Durak ise Türkiye’nin sınai mülkiyet alanında son yıllarda elde ettiği ulusal ve uluslararası başarılara değindi. Prof. Dr. Durak, patentlerin ticarileşme sürecinin ve sınai mülkiyet haklarının ekonomik değer üretmedeki kritik rolüne vurgu yaparak, üniversitelerde üretilen bilginin etkin ticarileşme mekanizmalarıyla katma değere dönüşmesinin ülke ekonomisi ve inovasyon ekosistemi açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. İstinye Üniversitesi, başta dijital dönüşüm, farmakoloji ve sağlık teknolojileri olmak üzere stratejik alanlarda geliştirdiği araştırma çıktılarının sanayi ile buluşmasını desteklemeye ve patent ticarileştirme faaliyetlerini artırmaya yönelik çalışmalarını önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi hedefliyor. Gerçekleşen lisanslamalar, üniversitenin inovasyon, girişimcilik ve etki odaklı araştırma yaklaşımının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu Haber

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu

Etkinlikte, sağlık teknolojileri alanında yapılan akademik ve girişimcilik ekosisteminin çalışmaları iki panel altında ele alındı. Programın açılış konuşmalarını İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek ve Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu gerçekleştirdi. Açılışta, sağlık teknolojileri alanında akademik bilgi birikiminin girişimcilik mekanizmalarıyla desteklenerek ticarileştirilmesinin önemi vurgulandı. Açılış konuşmasında Dr. Muhammed Kasapoğlu, sağlık teknolojileri girişimlerinin karşılaştığı sermaye ihtiyacı, regülasyon süreçleri ve pazara erişim zorluklarına dikkat çekerek, teknokentlerin bu süreçte yalnızca bir altyapı sağlayıcısı değil; girişimlerin ticarileşme yolculuğunda aktif birer yol arkadaşı olduğunu ifade etti. Kasapoğlu, akademik üretimin ekonomik değere dönüşmesinde üniversite–teknokent–girişim iş birliklerinin kritik rolüne vurgu yaptı. Açılışın ardından, TÜBİTAK 1812 Girişimcilik Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazanan İstanbul Üniversitesi mensubu akademisyenlerine plaket takdimi gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen ilk panel, “3 Perspektif, 1 Gelecek: Yeni Nesil Sağlık Girişimleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Nuri Yenerel’in üstlendiği panelde; Entertech bünyesinde faaliyet gösteren sağlık teknolojileri girişimleri, ürün geliştirme süreçleri, klinik ihtiyaçlara yanıt üretme pratikleri ve sahadaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Programın ikinci paneli olan “Sağlık Teknolojileri ve Tıpta Regülasyonlar” oturumunda ise regülasyon, sertifikasyon ve klinik onay süreçleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın yaptığı panelde, kamu, sektör ve girişimcilik ekseninde sağlık teknolojilerinin mevzuatla uyumlu şekilde ticarileştirilmesine ilişkin güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Etkinlik, akademi ve girişimcilik ekosisteminin temsilcilerini bir araya getiren network oturumu ile sona erdi. Entertech İstanbul Teknokent, sağlık teknolojileri alanında üniversite temelli girişimciliği destekleyen ve akademik bilginin sahaya aktarılmasını hızlandıran iş birliklerini önümüzdeki dönemde de güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyor.

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu Haber

BioScience Managers ve Maxis’ten Sağlık Teknolojileri Fonu

BioScience Managers Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun tanıtımı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, BioScience Managers Yönetici Ortağı Jeremy Curnock Cook ve BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney ile girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinin katıldığı etkinlikle gerçekleştirildi. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, programın açılışında yaptığı konuşmada, yeni kurulan fonun Türkiye’nin inovasyon yetkinliğine duyulan küresel güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, “Bu fon girişimcilik ekosistemi için olduğu kadar sağlık teknolojilerinde dönüştürücü çözümlerin geleceği için de önemli bir adım. Geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüğümüz fon ile ülkemizin teknolojide tüketici bir konumdan küresel alanda teknoloji üreten bir konuma ulaşması yolculuğuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz” dedi. Biyobilim, genetik ve dijital sağlık alanlarını kapsayan tıp alanındaki derin teknolojinin küresel ölçekte en kritik ve yüksek etkili sektörlerden biri olduğuna işaret eden Lüle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu bakış açısıyla hayata geçirdiğimiz BioScience Managers GSYF halihazırda güçlü bir sağlık altyapısına ve bu alanda önemli yeteneklere sahip olan ülkemizin tıptaki potansiyelini ortaya çıkarmak için tasarlandı. Aynı zamanda ülkemizin bilimsel bilgi birikimini küresel ölçekte rekabetçi, yüksek değerli varlıklara dönüştürerek ihracat profilimizin yeniden tanımlanmasına katkı sunacak. Yeni fonun en önemli kazanımlarından birinin de bilimsel mükemmellik için yeni bir çekim merkezi inşa etmesiyle Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesi için önde gelen bir merkez haline getirmesi ve dünya standartlarında bir inovasyon kültürünü teşvik etmesi olacağına inanıyoruz.” BioScience Managers Türkiye Yönetici Ortağı Dr. Işıl Güney de sağlık ve biyobilim alanında köklü geçmişe sahip olan BioScience Managers’ın bugüne kadar 200’den fazla sağlık yatırımı gerçekleştirdiğini; 40’ı aşkın halka arz ve birleşme sürecine liderlik ettiğini belirtti. Kurdukları fonlarla yüzde 20’nin üzerinde yıllık net getiri başarısı yakaladıklarını kaydeden Güney, “Türkiye’nin sağlık alanındaki yüksek potansiyeline yatırım yapmak; inovasyon odaklı şirketleri ticari olarak sürdürülebilir küresel işletmelere dönüştürme vizyonuyla hareket ederek sağlık teknolojilerinin geleceğine yön vermek ve değer yaratmak için çalışacağız. Bu fonu Maxis ile hayata geçirerek Türkiye’de önemli bir kurumla iş birliği kurmanın mutluluğunu ve bu potansiyelle yola başlamanın heyecanını yaşıyoruz” diye konuştu. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel ise “Bugün ülkemiz girişimcilik ekosistemi için önemli bir kilometre taşına şahitlik ediyoruz. Global olarak sağlık ve yaşam bilimleri teknolojileri alanında büyük başarılara imza atmış bir grupla, Türk kuruculara sahip startup’lara finansman sağlamanın yanı sıra büyük bir know how transfer imkânı yaratacağımız için heyecanlıyız. İş Bankası Grubu’nun bu alana ihtisaslaşan iştiraki olarak bu yıl hem yatırımlarımız hem de hayata geçirdiğimiz fonlarla ekosisteme önemli bir katma değer yarattığımızı düşünüyoruz” dedi. Türk girişimcilere ve ekosisteme katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF sağlık teknolojileri başta olmak üzere, biyoteknoloji, genetik ve dijital sağlık gibi alanlara odaklanıyor. Ülkemizin güçlü sağlık altyapısı ve nitelikli araştırma havuzu ile bu alanda global tecrübe ve yönetim uzmanlığı arasında köprü oluşturacak fon ile Türkiye’nin küresel ölçekte rekabetçi sağlık çözümleri geliştirmesi hedefleniyor. Ülkemiz girişimcilerine, yurt dışındaki Türk girişimcilere veya Türkiye ekosistemine katkı sağlayacak yabancı şirketlere odaklanacak BioScience Managers GSYF için belirlenen hedef fon büyüklüğü 100 milyon dolar oldu. İlk yatırımlarda 5 ila 10 milyon dolar arasında yatırımlar hedefleyen fonun toplam 10-12 şirkete yatırım yapması öngörülüyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Maxis bünyesinde kurulan fonun yönetiminden de Maxis sorumlu olacak. Kuruluşundan bu yana yönettiği 17 fon ve yaptığı 100’ün üzerinde yatırımla 500 milyon dolara yaklaşan yönetilen varlık büyüklüğü ile girişimcilik ekosistemine önemli destek sunan Maxis, bu alanın önde gelen yatırım şirketi olma konumunu sürdürüyor. Uluslararası alanda 20 yılı aşkın fon yönetim tecrübesine sahip BioScience Managers ise deneyimi ile stratejik yönlendirme desteği sağlayacak. BSM sağlık teknolojileri alanında yaptığı küresel yatırımları son 20 yılda yıllık yüzde 20’nin üzerinde iç verim oranı ile getiri elde etti.

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği Haber

Sağlıkta Yapay Zekâ İçin 7 Ülkeden Güç Birliği

Sağlıkta dijital dönüşümün yeni adımı olan yapay zekâya odaklanan PHRESH projesinin başlangıç toplantısı için 7 ülke, İstanbul’da İstinye Üniversitesi Topkapı Kampüsü’nde bir araya geldi. Adını “Bağlantılı Sağlık Hizmetleri için Acil Durum ve Güvenli Ortamlarda Hasta Sağlığı Müdahalesi” kelimelerinin baş harflerinden alan uluslararası PHRESH projesinin İstanbul’daki ilk toplantısına, Hollanda, Kanada, Türkiye, İspanya, Portekiz, Romanya ve Birleşik Krallık’tan önde gelen sağlık kuruluşları, teknoloji şirketleri ve araştırma merkezleri katıldı. BAĞLANTILI SAĞLIK HİZMETLERİ DÖNEMİ Sağlıkta dijital dönüşümün yeni bir adımı olan bağlantılı, güvenli ve yapay zekâ destekli sağlık ekosistemlerini ortak bir vizyonla şekillendirmeyi amaçlayan PHRESH çerçeve projesi, yedi farklı ülkeden kurum ve araştırma kuruluşlarının katılımıyla, sağlık risk değerlendirmesi, acil müdahale ve tedavi süreçlerini yeniden tanımlamayı hedefleyen kapsamlı bir yapıyı bir araya getiriyor. Etkinlikte ülke temsilcilerinin yanı sıra, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) TEYDEB Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Selçuk Selek, İstinye Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya konuşma yaptı. ‘İYİLEŞTİRİLMİŞ HASTA SONUÇLARI İÇİN ÇÖZÜM GELİŞTİRMEKTEN GURUR DUYUYORUZ’ Projenin bilimsel, akademik ve stratejik yürütücülerinden biri olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını ifade eden İstinye Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, sağlık teknolojileri alanında önde gelen üniversitelerden biri olduklarının altını çizerek şunları söyledi: “Öncelikle, hepinizi İstanbul'da ağırlamaktan ve bu önemli başlangıç toplantısına ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. MLP Care ve İstinye Üniversitesi olarak akademik araştırmalara ve klinik uygulamalara tek bir çatı altında birlikte devam ediyoruz. İnovasyona, yapay zeka destekli teknolojilere, yapay zeka destekli sağlık hizmetlerine ve uluslararası işbirliklerine odaklanıyoruz. PHRESH projesi, bilim, teknoloji ve klinik uzmanlığın hastaların yararı için bir araya geldiği bu vizyonu mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Türkiye'de erken teşhis, daha iyi karar desteği ve iyileştirilmiş hasta sonuçları için çözümler geliştirmeye aktif katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. İstinye Üniversitesi olarak, önümüzdeki yıllarda sağlık teknolojilerinde önde gelen üniversitelerden biri olmayı, inovasyonu yönlendirmeyi ve sağlığın geleceğini şekillendirmeyi sürdürmeyi hedefliyoruz.” GELECEĞE YÖN VERECEK BULUŞMA Projenin Türkiye’deki katılımcılarından MLP Care Proje Yönetimi Direktör Yardımcısı Esra Alkurt ise, buluşmanın uluslararası iş birliği ve bilgi paylaşımını güçlendirdiğini, sağlık teknolojilerinin geleceğine yön verecek stratejik bir buluşma niteliği taşıdığını söyledi. Alkurt, proje hakkında şöyle konuştu: “Bu girişim; yüksek doğruluklu sensörler, gerçek zamanlı analiz teknikleri, yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, gelişmiş veri-ağ bağlantıları ve kuantuma dayanıklı şifreleme teknolojileri gibi öncü çözümlerin entegrasyonunu içeriyor. Projenin Türkiye konsorsiyumu, risk altındaki bireylerde akciğer hastalıklarının erken teşhis ve tedavisini desteklemek amacıyla, hastane sistemleriyle entegre çalışabilen; Yapay Zekâ (AI) ve giyilebilir teknolojiler kullanan, hasta ve sağlık profesyonellerine yönelik web ve mobil uygulamalardan oluşan bütünleşik bir sistem geliştirmeyi hedefliyor.” DÖRT ALANDA YENİLİK HEDEFLENİYOR Toplantı süresince, her ülke kendi vaka çalışmasını sunarak PHRESH projesinin şu dört temel yenilik alanına odaklandı: Sense for Health: Gelişmiş sensörlerle sürekli veri takibi.Alert to Prevent: Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri.Connected Transport: 5G/6G altyapısıyla entegre ambulans-hastane veri akışı.Secure and Collaborative Learning: Gizlilik artırıcı ve kuantuma dayanıklı güvenlik çözümleri. SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM KOLAYLAŞACAK Projede, sağlık sektöründe yapay zekâ ve dijital sağlık teknolojileri gibi yeniliklerle firmaların verimliliğini ve rekabet gücünü artırarak önemli bir katma değer sağlamak hedefleniyor. Küresel dijital sağlık pazarının 2025 yılı sonunda 505 milyar dolara ulaşması beklenirken, Türkiye'de de sağlık harcamalarının artması ve yapay zekâ entegrasyonu ile GSYİH'ye önemli katkılar sağlanması öngörülüyor. Projedeki yenilikçi sağlık teknolojilerinin devreye girmesi sonucunda, Türkiye ve dünya genelindeki firmalarda rekabet avantajı oluşması, sağlık hizmetlerine erişimde kolaylık ve firmaların gelirlerini artırması hedefleniyor.

Samsung, Geliştirdiği Sensör Teknolojisiyle Giyilebilir Cihazlarda Yeni Dönemi Başlattı Haber

Samsung, Geliştirdiği Sensör Teknolojisiyle Giyilebilir Cihazlarda Yeni Dönemi Başlattı

Bilim insanları, sağlık uzmanları ve Samsung mühendislerinin Galaxy Watch8 için geliştirdiği inovasyonla sadece başparmak taramasıyla antioksidan seviyesi 5 saniyede ölçülebiliyor. Samsung'un geliştirdiği teknoloji, uzmanlar tarafından gelecekteki araştırmalar için de bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Samsung, Galaxy Watch8’de sunduğu, meyve ve sebze tüketiminin bir göstergesi olabilen cildin karotenoid seviyelerini ölçen yeni Antioksidan İndeksi özelliği tanıttı. Giyilebilir sağlık teknolojileri alanının bu yeni ölçütü; yıllarca süren yoğun Ar-Ge çalışmaları, sayısız prototip ve kapsamlı denemeler sonucunda hayata geçirildi. Yaşam süresi uzadıkça odak noktası yaşam kalitesini iyileştirmeye yöneldi. Beslenmenin sağlığa nasıl etki ettiğini ölçmenin kolay ve herkes için erişilebilir bir yolunu sunmaya odaklanan Samsung, 2018 yılında başlattığı kapsamlı inovasyon çalışmalarını giyilebilir cihaz alanında bir ilk olan sensör teknolojisine dönüştürdü. Laboratuvar ortamından bileğe taşındı Yaşam kalitesini artırmak için antioksidanların önemine dikkat çeken Seul Ulusal Üniversitesi Halk Sağlığı ve Beslenme Uzmanı Dr. Hyojee Joung, “Antioksidasyon, yaşlanmayı yavaşlatmak konusunda doğal olarak öne çıkıyor. Antioksidan yönetimi ihmal edilirse, Reaktif Oksijen Türleri (ROS) vücutta birikiyor ve kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıkların riski artıyor” dedi. Samsung mühendisleri ve bilim insanları, karotenoidlere (meyve ve sebze alımının kanıtlanmış göstergeleri olan önemli antioksidanlara) odaklanarak, kullanıcının bileğine takabileceği kadar küçük ancak karmaşık antioksidan verilerini herkes için basit ve uygulanabilir sağlık bilgilerine dönüştürebilecek kadar güçlü bir cihaz geliştirdi. İlk prototipin geliştirilmesinden bu yana 7 yıl süren testlerin ve optimizasyon çalışmalarının ardından ekip, laboratuvar düzeyindeki teknolojiyi madeni para büyüklüğünde bir sensöre sığdırmayı başardı. Çoklu dalga boyu yayan LED'leri özel bir fotodedektör dizilimiyle birleştirerek kompakt bir tasarım içinde doğru karotenoid okumaları sağlayan bu teknoloji, sağlık takibi alanında da yeni bir dönemi başlatıyor. Samsung mühendisleri parmak uçlarında daha az melanin bulunmasından yola çıkarak farklı cilt tonlarında doğruluğu sağlamak amacıyla Antioksidan İndeks sensörünü bilek yerine başparmak ucundan ölçüm alacak şekilde tasarladı. Yapılan taramalar sırasında başparmağa hafif basınç uygulamanın kan akışını ve hemoglobin kaynaklı etkileşimi azaltarak daha hassas ve tutarlı ölçümler sağladığı da kanıtlandı. Samsung Medical Center bünyesinde yüzlerce katılımcıyla gerçekleştirilen kapsamlı denemeler de sensörün performansını doğruladı. Bu gelişme, laboratuvardan çıkıp dünya çapında kullanıcılara sorunsuz bir şekilde ulaşan ve günlük kullanım için tasarlanmış kapsayıcı bir çözüm sunan özelliğin yolunu açtı. Nasıl çalışıyor? Meyve ve sebzelerde doğal kırmızı, sarı ve yeşil pigmentler olarak bulunan karotenoidleri vücudumuz kendi başına üretemiyor. Bu nedenle vücutta depolanan karotenoid seviyeleri, bir kişinin ne kadar meyve ve sebze yediğinin net bir görüntüsünü sunuyor. Bu noktada, karotenoid seviyelerini yansıtan Antioksidan İndeksi skor sistemi devreye giriyor: Çok düşük: DSÜ’nün günlük 400 g önerisinin %50'sinden düşük Düşük: %50 ile %100 arasında Optimal: %100 veya daha yüksek Dr. Hyojee Joung, bu konuyu şöyle açıkladı: “Cilt karotenoidleri dokularda yavaş metabolize olur ve birikir, bu nedenle meyve ve sebze yendiği andaki kısa vadeli değişiklikler skorda hemen görünmez. Araştırmalarımız, karotenoid alımından yaklaşık bir ila iki hafta sonra ciltteki karotenoid seviyelerinde anlamlı bir artış olduğunu gösteriyor. Bu da Antioksidan İndeksini, uzun vadeli beslenme alışkanlıklarını takip etmek için tutarlı ve değerli bir araç haline getiriyor.” Sağlık takibinde bütünsel yaklaşım Uyku kalitesi, stres seviyesi ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzıyla ilgili faktörler de İndeksi etkiliyor ve onu kapsamlı bir genel sağlık göstergesi olarak konumlandırıyor. Uyku Koçluğu, Aktivite Takibi ve Vasküler Yük gibi diğer Galaxy Watch8 özelliklerinin yanında Antioksidan İndeksi, kullanıcıya sağlığı hakkında bütünsel bir bakış sunarak daha sağlıklı bir yaşlanma için daha akıllı kararlar alınmasını mümkün kılıyor. Galaxy Watch8'in sunduğu Antioksidan İndeksi, sektördeki mevcut gelişmelerinin ötesine geçerek anlamlı bir inovasyon sunuyor. Kullanıcıların riskleri erken tespit etmesine ve daha sağlıklı olmak için proaktif adımlar atmasına yardımcı olan Samsung, sağlık konusunda daha akıllı ve proaktif yaklaşımların önünü açıyor ve önleyici sağlık hizmetlerinde giyilebilir cihazların rolünü yeniden tanımlıyor.

Entertech Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Tanıtıldı Haber

Entertech Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu Tanıtıldı

İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın ortak olduğu, teknolojik bilgi üretmeyi, yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri geliştirmeyi, ürün kalitesini yükseltmeyi, verimliliği artırmayı, maliyetleri düşürmeyi ve teknolojik bilgiyi ticarileştirmeyi amaçlayan teknokent, Entertech İstanbul Teknokent ve Yapı Kredi Portföy iş birliğiyle kurulan Entertech Birinci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun (Entertech GSYF) lansmanı Wyndham Grand Levent’te yatırımcıların, girişimcilerin ve ekosistem paydaşlarının yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarını Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker, İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa Rektörü Prof Dr. Nuri Aydın ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar yaptı. Dr. Kasapoğlu konuşmasında, girişimciliğin artık Türkiye ekonomisinin ana itici gücü hâline geldiğini belirterek şunları söyledi: “Entertech GSYF'nin amacı 5 yıl içinde toplam 20 girişime toplam 500 Milyon TL yatırım yapmak. Entertech GSYF, Üniversitelerimizin 500 yıllık bilgi birikimini, Entertech'in dinamik yapısını, Yapı Kredi Portföy Yönetiminin Finans Tecrübesini bir araya getiren güçlü bir platform. Fonun hedefine dikkat çeken Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Müge Peker ise şöyle konuştu; “Fonumuzun hedefi çok net: Teknoloji tabanlı, ölçeklenebilir, sürdürülebilir iş modellerine sahip girişimlerin yanında olmak. Bununla birlikte oyun, sağlık teknolojileri, yapay zekâ, ileri malzeme ve yaratıcı endüstriler gibi alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yaparak, ülkemizin yenilikçi üretim kapasitesini artırmayı hedefliyoruz. Yapı Kredi Portföy olarak, girişim sermayesi yatırım fonlarımızla girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz.” Fonun odağında, kreatif teknolojiler ve sürdürülebilirlik var Entertech GSYF; oyun teknolojileri, sağlık teknolojileri, finansal teknolojiler ve yenilenebilir ve temiz teknolojiler gibi stratejik alanlarda faaliyet gösteren girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor. Lansmanda, fonun 250.000 dolar yatırım yaptığı Pax Animi ile potansiyel girişimler Game Actor ve Zenith de yatırımcılara ve konuklara girişimlerini tanıttı. Yatırımcılar için yeni bir fırsat Entertech GSYF, başta yüzde 3 yatırım yükümlülüğü bulunan Teknoloji Geliştirme Bölgesi (TGB) firmaları ve Ar-Ge merkezleri olmak üzere, tüm nitelikli yatırımcılar için 15 – 30 Kasım tarihleri arasında talep toplama işlemi gerçekleştirecek. Bu sayede yatırımcılar, yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji girişimlerine ortak olurken, aynı zamanda Türkiye’nin yenilikçi üretim ekosistemine doğrudan katkı sunma fırsatı da elde edecek. Yatırımcılar, talep toplama tarihlerinde tüm işlemlerini Yapı Kredi şubeleri üzerinden direkt olarak gerçekleştirebilecek ya da Entertech VC web sitesi üzerinden başvuruyla beraber süreç danışmanlığı talebinde de bulunabilecek.

Ankara Girişim Ekosistemine Işık Tutan Yeni Rapor, Yoğun Katılımla Değerlendirildi Haber

Ankara Girişim Ekosistemine Işık Tutan Yeni Rapor, Yoğun Katılımla Değerlendirildi

Açılış konuşmalarını StartupCentrum kurucuları Müge Bezgin ve Nizamettin Sami Harputlu, ODTÜ Teknokent İnovasyon Direktörü Aytülü Sert ve Ankara Kalkınma Ajansı Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Ahmet Arvas gerçekleştirdi. Raporun öne çıkan verilerine göre, Ankara'da 3000'in üzerinde teknoloji girişimi faaliyet gösteriyor. 2018'den bu yana 210 girişim yatırım aldı ve bu yatırımların toplam kümülatif hacmi 331 milyon doları aştı. 2025'in ilk yarısında ise Ankara ekosisteminde 14 yatırım işlemi gerçekleşti ve toplam 7,4 milyon dolar yatırım toplandı. Aynı dönemde medyan yatırım tutarı 240 bin dolar olarak gerçekleşti. 2025'in ilk yarısı, Ankara girişimcilik ekosistemi için bir normalleşme dönemi olarak değerlendirildi. 2024'teki rekor seviyelere göre yatırım hacmi azalsa da ekosistem canlılığını korudu. Bu dönemde özellikle sağlık teknolojileri, biyoteknoloji ve üretim teknolojileri dikkat çekerken, savunma ve siber güvenlik gibi stratejik alanlarda da küçük ölçekli yatırımların varlığı öne çıktı. Ankara, İstanbul'un ardından hem yatırım miktarı hem de işlem adedi açısından Türkiye'nin ikinci girişimcilik merkezi konumunu sürdürdü. Rapor sunumunun ardından gerçekleştirilen "Ankara Startup Ekosisteminin Geleceği" başlıklı panelde, Ankara'nın girişimcilik ortamı çok yönlü olarak ele alındı. ODTÜ70 Fon Yönetiminden Ece İdil Reşa, Büyütech Kurucu Ortağı Alparslan Işıklı, Melek Yatırımcı ve StartupCentrum Melek Yatırım Ağı Ankara Temsilcisi Mehmet Toprak ve Ankara Kalkınma Ajansı'ndan Ahmet Arvas, StartupCentrum Kurucu Ortağı Nizamettin Sami Harputlu'nun moderatörlüğünde Ankara ekosisteminin güçlü yönleri, dönüşümü ve geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik, yüksek katılım ve etkileşimle tamamlanırken, katılımcılar Ankara'nın girişimcilik potansiyelinin giderek güçlendiğini, üniversite ve teknokentlerin ekosistemdeki rolünün artmaya devam ettiğini vurguladı. Rapora ücretsiz ulaşmak için: https://startupcentrum.com/tr/rapor/2025-midyear-ankara-startup-ecosystem-report Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.