Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlıklı Beslenme

Kapsül Haber Ajansı - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB’den Ekran Bağımlılığı ve Obezite Farkındalık Paneli Haber

İBB’den Ekran Bağımlılığı ve Obezite Farkındalık Paneli

İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, bağımlılıkla mücadele kapsamında hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri’nin (SUDEM) sayısının 2029 yılına kadar 9’dan 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü ev sahipliğinde, Üsküdar Belediyesi paydaşlığında “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli gerçekleştirildi. Panele, İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, İBB Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Mustafa Hakan Yılmaztürk ile Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürü Mustafa Erata katıldı. Panel, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye personeli ve üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşti. SOSYAL UYUM DESTEK MERKEZLERİ’NİN 2029’A KADAR 15’E ÇIKARILMASI HEDEFLENİYOR Panelin açılışında konuşan Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, teknolojinin hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek aşırı ekran kullanımının sosyal ilişkileri zayıflattığını, dikkat dağınıklığına yol açtığını ve zihinsel sağlığı olumsuz etkilediğini söyledi. Eryiğit, hareketsiz yaşamın obeziteyi tetiklediğine dikkat çekerek, bu iki sorunun birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Bağımlılıkla mücadele kapsamında 2020 yılından bu yana Bağcılar, Sultanbeyli, Esenyurt, Sultangazi, Ataşehir, Arnavutköy, Beyoğlu, Sancaktepe ve Tuzla’da hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri (SUDEM) aracılığıyla çalışmalar yürütüldüğünü belirten Eryiğit, mevcut 9 merkezin sayısının 2029 yılına kadar 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. UZMANLAR EKRAN BAĞIMLILIĞI VE OBEZİTE İLİŞKİSİNİ ELE ALDI İki oturum halinde gerçekleştirilen panelde ekran bağımlılığı ile obezite arasındaki ilişki bilimsel, psikososyal ve toplumsal boyutlarıyla ele alındı. Uzmanlar, uzun süreli ekran maruziyetinin kilo artışı, uyku bozuklukları ve davranış değişiklikleriyle bağlantısına dikkat çekti. Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Belma Yön’ün yaptığı ilk oturumda; Prof. Dr. Cemal Onur Noyan, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Tekden ve Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais sunum gerçekleştirdi. Oturumda çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan bağımlılık süreci, beynin ödül mekanizması ve dijital alışkanlıkların yeme davranışları üzerindeki etkileri ele alındı. İBB Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü de sahadaki deneyimlere dayanan vaka örnekleri paylaştı. ATÖLYE ÇALIŞMALARIYLA FARKINDALIK YARATILDI Panel kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında ekran bağımlılığı, sağlıklı beslenme, otokontrol ve hareketli yaşam konularında katılımcılara farkındalık kazandırılması amaçlandı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde dijital alışkanlıkların günlük yaşam üzerindeki etkileri uygulamalı olarak ele alındı. ÖNLEME VE KORUMA STRATEJİLERİ MASAYA YATIRILDI İkinci oturumda ise hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin obezite üzerindeki etkileri ile önleme ve koruma stratejileri değerlendirildi. Obezite ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Hafize Kovancı ile Doç. Dr. Ali Durmuş, ekran bağımlılığının beslenme alışkanlıkları ve fiziksel sağlık üzerindeki sonuçlarını anlattı. Panelin sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi, program toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Etkinlik, “Bağımlılık ekranda başlar, bedende iz bırakır” mesajıyla tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi Haber

 İkinci Bahar Akademisi İlk Mezunlarını Verdi

Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi. Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edeceğiz.” dedi. Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi’nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapılan diploma töreninde açılış konuşmasını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı yaptı. Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel ve Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan’ın konuşmaları sonrasında mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı gruplarla devam ediyor Akademi kapsamında Ekim ayında başlayan ve Haziran 2026’ya kadar düzenli aralıklarla tekrarlanacak “İleri Yaşta Sağlıklı Beslenme” eğitimleri, Muratbey sponsorluğunda farklı katılımcı gruplarıyla devam ediyor. Eğitimler, Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muazzez Garipağaoğlu ve değerli akademisyenlerin katkılarıyla Fenerbahçe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından gerçekleştiriliyor. Atölyelerde, ileri yaşta doğru beslenmenin temelleri, kritik besin ögeleri, sağlıklı menü planlama gibi konular uygulamalı örneklerle ele alınıyor. Seminer sonunda katılımcıların soruları cevaplanıyor ve Muratbey peynirleriyle sağlıklı tarifler birlikte hazırlanıyor. İleri yaşta beslenme menüleri, Muratbey’in Burgu, Topi, Kaymaklı gibi az tuzlu, besleyici değeri yüksek, glüten içermeyen peynirleri ile zenginleştiriliyor. “Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyoruz” Akademiye verilen destekle ilgili konuşan Muratbey İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, “İkinci Bahar Akademisi’ne verilen destek, Muratbey’in toplumun her kesimine dokunma arzusunun bir göstergesi olarak büyük önem taşıyor. 65 yaş üzeri bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, sağlıklı, aktif ve bilinçli bir yaşamı teşvik etmeyi hedefleyen İkinci Bahar Akademisi; Haziran 2026’ya kadar farklı katılımcılarla buluşarak büyümeye ve daha fazla hayata dokunmaya devam edecek. Muratbey olarak, her yaşta öğrenmenin ve birlikte güçlenmenin değerine inanıyor; ikinci baharların da umutla yeşermesine destek olmaktan gurur duyuyoruz. Muratbey, bir yandan sağlıklı ve dengeli beslenme kültürünü yaygınlaştırırken diğer yandan sürdürülebilirlik adımlarıyla geleceğe karşı sorumluluk üstleniyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya'da Halk Ekmek’ten 5 Milyonluk Üretim Haber

Antalya'da Halk Ekmek’ten 5 Milyonluk Üretim

Döşemealtı Halk Ekmek Fabrikası’nda modern ve hijyenik koşullarda üretilen 5 milyon adet ekmek ve unlu mamül, kent genelindeki büfeler aracılığıyla vatandaşla buluşturuldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmete açtığı Halk Ekmek Fabrikası, 2025 yılında da uygun fiyatlı ve sağlıklı ürünleri Antalyalıların sofralarına taşımaya devam etti. EKDAĞ A.Ş.’ye bağlı Döşemealtı’nda faaliyet gösteren Halk Ekmek Fabrikası’nda gerçekleştirilen üretimle, 2025 yılı toplamında 5 milyon adet ekmek ve unlu mamul üretildi. 5 MİLYON ADET EKMEK VE UNLU MAMUL ÜRETİLDİ Ürün çeşitliliğiyle dikkat çeken Halk Ekmek’te, beyaz ekmeğin yanı sıra kepekli, köy, tam buğday, çavdar ve çok tahıllı gibi alternatifler ile roll, tost, sandviç, hamburger ekmeği ve pide çeşitleri olmak üzere 25 çeşit ürün vatandaşın tercihine sunuldu. Üretimde en yüksek pay 3 milyon 686 bin adet ile 200 gram beyaz ekmekte gerçekleşti. Daha sağlıklı beslenme tercih edenler için kepekli, köy, tam buğday, çavdar, çok tahıllı ve sarı buğday ürünlerinde ise 520 bin adet üretim gerçekleşti. 74 NOKTADA SATIŞ Halk Ekmek ürünleri, Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu ilçelerindeki Halk Ekmek büfeleri aracılığıyla vatandaşa ulaşıyor. Merkez ilçelerde bulunan 74 satış noktasında vatandaşlar uygun fiyatlı ekmeğe kolayca erişebiliyor. Ayrıca EKDAĞ A.Ş kiosk noktalarını çoğaltarak vatandaşın uygun ve taze ekmeğe ulaşmasını kolaylaştıracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci Bahar’da Mezuniyet Sevinci Haber

İkinci Bahar’da Mezuniyet Sevinci

Kadıköy Belediyesi ile Fenerbahçe Üniversitesi'nin Kadıköylü 65 yaş üstü bireylerin dijital okuryazarlık, sağlıklı beslenme, spor, iletişim, akılcı ilaç kullanımı ve ilk yardım konularında bilgi ve becerilerini artırmak için hayata geçirdiği “İkinci Bahar Akademisi” ilk mezunlarını verdi. Mezunların diploma töreni 26 Ocak Pazartesi günü Kozyatağı Kültür Merkezi’nde yapıldı. Kokteyl ile başlayan, Kadıköy Belediyesi Gençlik Sanat Merkezi öğretmen ve öğrencilerinin verdiği müzik dinletisi ile renklenen tören, açılış konuşmalarıyla devam etti. “KADIKÖY SİZLERLE GÜZEL” Törenin açılış konuşmasını yapan Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, “Kadıköy, çoğunlukla 65 yaş üstü vatandaşımızın ikamet ettiği bir yer. Biz de bundan gurur duyuyoruz. Çünkü hepsinin çok güzel geçmişleri, yaşanmışlıkları var. Her sahaya çıktığımda onlardan çok şey öğreniyorum. Onların tecrübelerinden yararlanmaya çalışıyorum. Bu dönem özellikle temel hedefimiz 65 yaş üstü vatandaşlarımızı evde oturtmamak. Onları sürekli hem kendi belediyemizin imkanıyla hem de şu anda Fenerbahçe Üniversitesi'nde olduğu gibi ortak paydaşlarla, ortak protokol ve ortak projelerle onların sosyalleşmesi ve hayata daha çok katkı sunmaları için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Atölyeler, kurslar, korolar ile vatandaşlarımıza dokunarak onların sosyalleşmesini amaçlıyoruz. Bu çalışmaların en güzel örneklerinden biri de İkinci Bahar Akademisi. İleri yaşta sağlıklı beslenme, ilk yardım, iletişim eğitimi, ileri yaşta akılcı ilaç kullanımı eğitimleri alındı. Bu yaş grubu için çok değerli işler. Ben de yemek yapma atölyesine katıldım. Çok güzel geçmişti.” diye konuştu. Kösedağı konuşmasını şu sözlerle bitirdi: “Projeye emek veren herkese ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Kadıköy sizlerle güzel. Biz de her zaman sizin yanınızda olmaya, taleplerinize cevap vermeye devam edeceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum.” “ÖZVERİLİ BİR ÇALIŞMA” Fenerbahçe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükriye Güniz Küçükgüzel de projeye dair duygu ve düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Çok özverili bir çalışma yapıldı. Bugün de mezuniyet heyecanı yaşadık. Sağlıklı beslenme, spor, iletişim teknikleri, ileri yaşlardaki akılcı ilaç kullanımı, evde geçirilen kazalarda uygulanacak durumlar ile ilgili dersler verildi. Atölyelerde en güzel sahnelerinden biri de başkanımızla yaptığımız mutfak atölyesiydi. Bu projenin devam etmesiyle daha fazla kişiye ulaşması iyi olacak. Bu törenin hazırlanmasında emeği geçen tüm Kadıköy Belediyesi çalışanları ile üniversitemizde büyük mesai harcayan çalışma arkadaşlarıma özellikle teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten çok büyük özveriyle ve büyük bir istekle çalıştılar.” Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Zeynep Özen Aslan da projede emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti, projeden daha fazla kişinin faydalanması için çalışmalarına devam edeceklerini söyledi. “HER AN ÖĞRENEBİLİRSİNİZ” Konuşmaların ardından beklenen o mutlu an geldi, mezuniyet diplomaları verildi, kepler havaya atıldı. Diploma heyecanı yaşayan İkinci Bahar Akademi öğrencisi 90 yaşındaki Mustafa Şavur ise şöyle konuştu: “Saygılı hocalarımız, kıymetli yöneticilerimiz, değerli arkadaşlarım İkinci Bahar Akademisi’nden mezun olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu süreç benim için sadece bir eğitim değil paylaşmanın ve yeniden üretiminin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir yolculuk oldu. Emek veren tüm hocalarıma, bu ortamı hazırlayan herkese ve birlikte güzelleştirdiğimiz arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim. İkinci bahar bize hayatın her anında öğrenmenin mümkün olduğunu gösterdi. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum. Bu güzel programın uzun yıllar devam etmesini diliyorum." Mezuniyet mutluluğu, Parlak Şapkalılar dans grubunun gösterisi ile Fenerbahçe Üniversitesi öğrencileri ve öğretmenlerinden oluşan Türbülans müzik grubunun konseri ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 10 Hamileden 1’inde Görülen Sessiz Tehdit: Gebelik Şekeri Haber

Her 10 Hamileden 1’inde Görülen Sessiz Tehdit: Gebelik Şekeri

Gebelik şekeri olarak tanımlanan gestasyonel diyabet, her on anne adayından birinde görülmesine rağmen çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için fark edilmeden kalıyor. Erken tanı sağlanamadığında ise doğum sürecini zorlaştıran ve uzun vadeli sağlık sorunlarına zemin hazırlayan sonuçlar ortaya çıkıyor. Gebelikte hormonal değişimlere bağlı olarak gelişen kan şekeri yüksekliği, daha önce şeker hastalığı öyküsü olmayan kadınlarda da görülüyor. Özellikle gebelikte hızlı kilo alımı yaşayan anne adayları ve ailesinde diyabet öyküsü bulunan kadınlar açısından risk daha belirgin hale geliyor. Belirti vermeden ilerleyen bu süreç birçok anne adayının kendisini sağlıklı hissederken dahi risk altında kalmasına neden oluyor. Belirti Vermeyen Seyir Tehlikeyi Artırıyor Gebelik şekeri çoğu zaman halsizlik ya da belirgin yakınmalarla kendini göstermiyor. Bu nedenle anne adayları günlük yaşamlarını sürdürürken kan şekeri yükselmesini fark edemiyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Nubar Rasulova, gestasyonel diyabetin en önemli özelliğinin sessiz ilerlemesi olduğuna dikkat çekerek “Anne adaylarının büyük bir kısmı herhangi bir şikayet yaşamadan bu süreci geçiriyor. Ancak kontrol altına alınmayan kan şekeri hem anne hem de bebek için ciddi sonuçlara yol açıyor” diyor. Gebeliğin yirmi dört ile yirmi sekizinci haftaları arasında uygulanan şeker yükleme testinin kritik rol taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Rasulova, testin zararlı olduğu yönündeki yanlış inanışların tanının gecikmesine neden olduğunu belirtiyor. Şeker yükleme testinin anne ve bebeği korumayı amaçlayan güvenilir bir tarama yöntemi olduğunun altını çiziyor. Anne Sağlığı Doğrudan Etkileniyor Kan şekeri kontrolünün sağlanamadığı gebeliklerde, anne adaylarında tansiyon problemleri ve doğum sırasında gelişebilecek komplikasyonlar daha sık görülüyor. Doğumun zorlaşması ve sezaryen gereksiniminin artması da gebelik şekeriyle ilişkili sorunlar arasında yer alıyor. Uzm. Dr. Rasulova, gebelik şekerinin yalnızca geçici bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Gebelikte ortaya çıkan kan şekeri yüksekliği ilerleyen yıllarda diyabet gelişme riskini artırıyor. Bu nedenle gebelik sürecindeki düzenli takip büyük önem taşıyor” ifadelerini kullanıyor. Anne Karnındaki Bebek de Risk Altında Gestasyonel diyabetin en belirgin etkileri anne karnındaki bebekte ortaya çıkıyor. Yüksek kan şekeri bebeğin normalden fazla kilo almasına neden oluyor. İri bebek olarak tanımlanan bu durum, doğum sırasında zorluklara yol açarken doğum sonrasında bebekte kan şekeri düşüklüğü görülmesine neden oluyor. “Anne karnında aşırı kilo alan bebeklerde doğum güçleşiyor. Doğumdan sonra ise kan şekeri düşüklüğüyle karşılaşılıyor” diyen Uzm. Dr. Rasulova, gebelik şekeri tanısı alan anne adaylarının yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Gebelik Şekerinde Erken Tanı İçin Kritik Adımlar Gebelik şekerinin erken dönemde saptanabilmesi için gebelik boyunca düzenli hekim kontrollerinin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle gebeliğin yirmi dört ile yirmi sekizinci haftaları arasında önerilen şeker yükleme testinin zamanında yapılması, kan şekeri yükselmesinin erken fark edilmesini sağlıyor. Erken tanı konulan anne adaylarında sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve gerekli durumlarda uygulanan tedaviyle kan şekeri kontrol altına alınıyor. Bu sayede hem anne sağlığı korunuyor hem de anne karnındaki bebeğin karşılaşabileceği riskler büyük ölçüde azaltılıyor. Anne adaylarının kendilerini iyi hissetmelerinin yanıltıcı olabileceğini belirten Uzm. Dr. Rasulova, “Gebelikte kan şekeri kontrolü, sağlıklı doğumun en önemli adımlarından biridir. Bu nedenle önerilen tarama testlerinin aksatılmaması büyük önem taşır” ifadelerini kullanıyor. Anne Adaylarına Önemli Hatırlatma Gestasyonel diyabet, erken tanı ve doğru takip ile yönetilebilen bir sağlık sorunu olmasına rağmen fark edilmediğinde anne ve bebek sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Gebelik sürecinde düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi ve hekim önerilerine uyulması güvenli bir doğum sürecinin temelini oluşturuyor. Çakmak Erdem Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Nubar Rasulova “Gebelik boyunca yapılan düzenli kontroller anne ve bebeğin sağlığını korur. Gebelik şekerini ciddiye almak sağlıklı bir geleceğe atılan en önemli adımdır” mesajını paylaşıyor.

Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu? Haber

Hasta Olunca C Vitamini Takviyesi Almak Doğru mu?

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Topçugil, C vitamininin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin doğru zamanlama ile değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. C Vitamini Bağışıklık Sistemini Destekler C vitamini, bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışmasında rol oynayan temel vitaminlerden biridir. Antioksidan özellikleri sayesinde hücreleri oksidatif stresten korur, bağışıklık hücrelerinin normal fonksiyonlarını sürdürmesine katkı sağlar. Ancak bu etki, düzenli ve yeterli alım sonucunda ortaya çıkabilir. Hastalık başladıktan sonra alınan C vitamini takviyesi, enfeksiyonu ortadan kaldıran ya da süreci doğrudan sonlandıran bir etkisi yoktur. Bu nedenle C vitaminini bir ilaç gibi değerlendirmek doğru değildir. Hastalık Başladıktan Sonra Yüksek Doz C Vitamini Almak İyileşmeyi Hızlandırmaz Toplumda sık karşılaşılan bir diğer yanlış inanış, hastalık döneminde yüksek doz C vitamini almanın süreci kısalttığı yönündedir. Güncel bilimsel veriler, C vitamininin soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonların süresini anlamlı ölçüde azaltmadığını göstermektedir. Bu noktada C vitamini, bağışıklık sistemini önceden destekleyen bir unsurdur; hastalık ortaya çıktıktan sonra tek başına tedavi edici bir rol üstlenmez. C Vitamini Ne Zaman Alınmalı? C vitamini suyla eriyen bir vitamindir ve vücudumuzda depolanmaz. Bu yüzden "bir defada çok almak" yerine "her gün yeteri kadar almak" asıl stratejimiz olmalıdır. Koruyucu Kalkan Olarak: C vitamini, düzenli kullanıldığında bağışıklık sistemini zinde tutabilir. Düzenli alan kişilerde soğuk algınlığı süresinin kısalabildiği gözlemlenmiştir. Stres ve Yorgunluk Dönemlerinde: Vücudun fiziksel ve mental stres altında olduğu dönemlerde C vitamini ihtiyacı artabilir. Demir Eksikliği Varsa: C vitamini, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırır. Bu nedenle demir eksikliği olan hastaların öğünlerinde C vitaminine yer vermesi önemlidir. Günlük C Vitamini İhtiyacı Öncelikle Besinlerle Karşılanmalıdır Sağlıklı bireylerde C vitamini ihtiyacının büyük bir bölümü dengeli ve sağlıklı beslenme ile karşılanabilir. Taze sebze ve meyveler, C vitamini açısından zengin doğal kaynaklardır. Takviye kullanımı ise herkes için rutin bir gereklilik değildir. Emilim sorunları olanlar, yetersiz beslenen kişiler ya da doktor tarafından ihtiyaç saptanan durumlarda takviyeler gündeme gelebilir. Uzm. Dr. Füsun Topçugil’den 3 Altın Öneri Güne Yayarak Tüketin: Tek seferde 1000 mg almak yerine, gün içinde taze sebze ve meyvelerle doğal yoldan karşılayın. Sigara Kullanıyorsanız Dikkat: Sigara içenlerin vücudundaki C vitamini seviyesi daha hızlı düşer; bu bireylerin ihtiyacı daha fazladır. Doktorunuza Danışın: Kronik bir hastalığınız veya böbrek probleminiz varsa, "nasıl olsa vitamin" diyerek takviyeye başlamayın. Sonuç olarak; C vitamini bir acil yardım butonu değil, bir yaşam biçimi olmalıdır. Bağışıklığınızı hastalık gelmeden önce inşa edin. Uzm. Dr. Füsun Topçugil kapanışta şu vurguyu yapıyor: “Bağışıklık sistemi, son anda alınan takviyelerle değil; günlük yaşamda sürdürülen dengeli beslenme ve sağlıklı alışkanlıklarla güçlenir. C vitamini bu sürecin destekleyici bir parçasıdır, tek başına bir tedavi yöntemi değildir.”

Yoğun Tatlı İsteği Diyabetin Habercisi Olabilir Haber

Yoğun Tatlı İsteği Diyabetin Habercisi Olabilir

Pek çok kişinin tatlı krizi şikâyetiyle doktora başvurarak tanı aldığı biliniyor. Diyabetin giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2025 Diyabet Atlası’na göre Türkiye, Avrupa kıtasındaki en yüksek diyabet oranına sahip ülke. Avrupa’da her 10 yetişkinden biri diyabetliyken, Türkiye’de bu sayı neredeyse 6 yetişkinden birine kadar yükselmiş durumda. Son yıllarda yaşanan %170’lik artış ise bu durumu daha da çarpıcı hâle getiriyor” dedi. Beynin yakıtı şeker Diyabete giden yolda önemli bir basamak olan insülin direnci veya pre-diyabet gibi hücrelerin glikozu yeterince kullanamadığı durumlarda beynin ‘enerji açığı var’ şeklinde algı yaparak tatlı isteğini artırdığını dile getiren Eren, “Beyin glikozu birincil enerji kaynağı olarak kullanır. İnsülin direnci olan bireylerde glikoz hücre içine girmediği için kanda yüksek görünmesine rağmen beyin bunu enerji eksikliği gibi yorumlar. Bilimsel veriler, bu durumun ödül mekanizmasını artırarak kişide karbonhidrat ve tatlı tüketme davranışını güçlendirdiğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Paketleri ürünlerin etiketi dikkatle incelenmeli Etiket okuryazarlığının özellikle kan şekeri kontrolü ve sağlıklı beslenme açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Eren, “Paketli ürünlerin ön yüzünde yer alan ‘şeker ilavesiz’ ya da ‘diyabetik’ gibi ifadeler her zaman sağlıklı bir içeriğe işaret etmeyebilir. İçerik listesi ve besin değerleri tablosu dikkatle incelenmediğinde gizli şekerler ve yüksek karbonhidratlar fark edilmez. Bu nedenle market alışverişlerinde doğru ürün seçimi günlük beslenme alışkanlıkları üzerinde belirleyici rol oynar” dedi. Diyabet hastalarına özel tatlandırıcılar da sınırsız tüketilemez Diyabetik ürünlerin kontrollü tüketildiğinde güvenli kabul edildiğini ancak bu tüketimin “sınırsız” olamayacağını dile getiren Eren, “Poliol grubu tatlandırıcılar (sorbitol, maltitol vb.) bazı bireylerde gaz, şişkinlik ve ishal yapabilir. Yapay tatlandırıcıların ise bağırsak mikrobiyotasını etkileyebileceğine dair güncel çalışmalar mevcut. Bu sebeple Dünya Sağlık Örgütü ve FDA, bu tatlandırıcıların günlük tavsiye edilen dozlarda alınması gerektiğinin önemini vurguluyor. En güvenli yaklaşım, doğal ve dengeli bir beslenme planı içinde sınırlı miktarda tatlı tüketimidir” dedi.

Diyabet Alarmı: 2045’te Hasta Sayısı 700 Milyona Ulaşabilir Haber

Diyabet Alarmı: 2045’te Hasta Sayısı 700 Milyona Ulaşabilir

İnsülin direnci, insülin eksikliği ya da her iki durumun birlikte görülmesiyle ortaya çıkan ve yüksek kan şekeriyle seyreden diyabet, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Diyabetli birey sayısının 2045’te 700 milyon olacağının öngörüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Ülkemizde 20 yaş üzeri her 100 kişiden yaklaşık 15’inin diyabetli olduğu tahmin ediliyor. Şu anda Avrupa’da en fazla diyabetli bireye sahip üçüncü ülke olan Türkiye’nin 2045’te de dünyada en yüksek diyabetli nüfusa sahip ilk 10 ülke arasında yer alması bekleniyor” dedi. Tip 1’de insülin tedavisi şart Diyabetin temel olarak Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki farklı türü bulunduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Tip 1 diyabette genetik yatkınlığa ek olarak bazı çevresel tetikleyiciler hastalığın ortaya çıkmasına neden olur ve vücut insülin üretemez hale gelir. Dolayısıyla Tip 1 diyabette insülin tedavisi yaşam için zorunludur. Tip 2 ise daha çok yaşam tarzı, obezite ve hareketsizlikle ilişkilidir ve vücut insülini yeterince kullanamaz. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle Tip 2 diyabetin önüne geçmek ve hastalığı kontrol altında tutmak mümkün” dedi. Kazalardan sonra en sık amputasyon nedeni diyabet Diyabetin, trafik kazalarından sonra en sık görülen ayak kesilme nedeni olduğunu vurgulayan Akın, “Bu durum, diyabetin ciddiyetinin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini en çarpıcı şekilde gösteriyor. Böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biri olan diyabetin yaygın belirtileri arasında sık idrara çıkma, aşırı susama, iştah artışı, halsizlik ve ağız kuruluğu yer alıyor. Tedavi edilmediğinde böbrekler, damarlar ve kalp başta olmak üzere birçok organı etkileyen hastalık, kalp-damar hastalığı riskini üç kata kadar artırıyor. Ayrıca erişkinlerde körlüğe ve ciddi dolaşım bozukluklarına da yol açabiliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diyarbakır'da Çocukların Geleceğine Dokunan Buluşma Haber

Diyarbakır'da Çocukların Geleceğine Dokunan Buluşma

Organik atıştırmalık pazarının öncü markası Humm Organic, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile çocukların sağlıklı bir geleceğe adım atmalarını destekleyen anlamlı bir iş birliğine imza at tı. "Sağlıklı Gelecek için Organik Bir Destek" adıyla hayata geçirilen proje, tüketici tercihlerini sosyal faydaya dönüştürerek çocukların sağlıklı beslenmesi ve bilinçli gıda tüketimi konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Projenin ilk adımında Humm Organic'in en çok satılan ürünleri olan Zencefilli & Tarçınlı Kurabiye ve Çilekli Kurabiye paketleri üzerine AÇEV logosu konuldu ve bu ürünler Migros mağazaları ile Migros'un sanal market uygulaması aracılığıyla tüketicilerle buluştu. Bu ürünlerin satışından elde edilen gelirin bir kısmı, AÇEV'in çocuklara ve ailelerine yönelik yürüttüğü bilimsel temelli eğitim programlarına aktarılacak. Projenin ikinci adımında ise ebeveynlere yönelik sağlıklı beslenmeye dair rehber niteliğinde bir kitap, çocuklar içinse oyunlarla öğrenmeye odaklı bir etkinlik kitabı hazırlanacak. İlk yılın verileri, sahada edinilen dene yimler ve ihtiyaçlara göre projeye dair gelecek hedefleri planlanacak. "İş birliğimiz, bir neslin daha iyi beslenmesi için" Diyarbakır'daki AÇEV Çocuk ve Aile Merkezi'nde gerçekleştirilen proje lansmana AÇEV Genel Müdürü Senem Başyurt ve Humm Organic kurucuları Aslı Acundaş, Hale Şener ve Damla Şener Akkaynak ev sahipliği yaptılar. Diyarbakırlı çocuklar ve annelerin de katıldığı buluşmada AÇEV Genel Müdürü Senem Başyurt; "30 yılı aşkın süredir çocukların sağlıklı gelişimi ve eşit fırsatlara erişimi için çalışıyoruz. Sağlıklı beslenme, çocukların gelişiminin temel taşlarından biri. Humm Organic ile yollarımızın kesişmesi tesadüf değil; her iki kurumun da çocukların geleceğine dair ortak vizyonunun bir sonucu. Bu proje, erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenmenin her çocuğun hakkı olduğuna dair sürdürülebilir farkındalık yaratma misyonu taşıyor. Humm Organic'in değerleriyle AÇEV'in deneyimini buluşturarak, gelecek neslin daha iyi beslenerek büyümesine katkı sunmak istiyoruz." dedi. "Hedefimiz 10 bin çocuğa ve ebeveyne ulaşmak" Basın toplantısında konuşan Humm Organic Kurucularından Damla Şener Akkaynak; "Hedefimiz erken çocukluk dönemi. Çünkü bu yaş grubundaki çocuklarda sağlıklı beslenme bilincini oluşturmak çok zor ancak çok kıymetli. Temeli oluşturduğumuz bir dönem ve ne yazık ki yapılacak olası hataların telafisi yok. Bu çocukların gelişimlerini desteklemek, sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmelerini sağlamak ve ailelerini de bu alanda desteklemek amacıyla AÇEV'in yürüttüğü bilimsel temelli eğitim programlarına maddi kaynak sağlamakla kalmıyor, böylece Türkiye genelindeki bu eğitimlerin sürdürülebilirliğine de destek oluyoruz. Kurduğumuz sosyal yatırım ekosistemi bir yıl boyunca devam edecek ve satış sınırımız olmayacak. Eğitimler devam ederken diğer yandan hem ebeveynlere hem de çocuklara yönelik iki farklı kitap projemiz hayata geçmiş olacak. Ebeveynlere yönelik rehber kitapta, etiket okuryazarlığı, çocuklarda lezzet haritası oluşturma, organik ve doğal ürünlerin ayrımı gibi kaynak bilgiler ve çocukların seveceği sağlıklı tarifler yer alacak. Aynı zamanda okul öncesi yaş grubundaki çocuklara yönelik eğlenceli bir kitap hazırlayacağız. Bu kitapla, çocuklar bir yandan masallarla, oyunlarla eğlenirken diğer yandan kendileri için faydalı olan besin kaynaklarını öğrenecekler. Tüm bu çalışmalarla birlikte hedefimiz bir yıl sonunda toplam 10 bin çocuğa ve ebeveyne ulaşmak" dedi. Üç anne girişimcide n sosyal sorumluluk manifestosu Basın toplantısında söz alan Humm Organic kurucularından Hale Şener; "3 girişimci ve anne olarak ortak hedefimiz, 'sağlıklı beslenmek çocukların hakkıdır' bilincini yaygınlaştırmaya çalışmak. 'Sağlıklı Gelecek için Organik Bir Destek' projesi, Humm Organic'in ve AÇEV'in sahada deneyimledikleriyle ortaya çıktı. Bu bizim için sadece bir bağış değil; sürdürülebilir bir sosyal etki modeli. Söylerken basit görünse de bu projenin kıymeti; sonuçlarının sosyal faydasını ölçebileceğimiz bir sosyal yatırım olmasıdır" dedi. "Sağlıklı beslenme bir ayrıcalık değil, her çocuğun en temel ve öncelikli hakkıdır" diyerek konuşmasına başlayan Humm Organic Kurucularından Aslı Acundaş ise; "Yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki, katılımcıların yü zde 30'undan fazlası, hamilelik sürecinde veya çocuğu olduğunda ilk kez organik gıda tüketimine başlıyor. Bu sonuçlar, annelerin çocuklarının sağlığı için son derece duyarlı ve öğrenmeye açık olduğunu gösteriyor. Amacımız sadece en doğru, en sağlıklı ürünü sunmakla kalmayıp, bir adım ileriye taşımaktı. Ve bugün Diyarbakır'da burada şahit olduğumuz çocukların gözlerindeki merak ve yüzlerindeki gülümseme, aslında her şeyin özetidir. Bizler sadece bugünün değil, yarının da sorumluluğunu taşıyoruz. Bir çocuğa sağlıklı beslenmeyi öğretmek, sadece bedenini değil, düşünme biçimini de dönüştürür. Onlara seçim yapmayı, sorgulamayı, bilinçli tüketici olmayı öğretir. Bizim geleceğe dair hayalimiz çok net: Sağlıklı, mutlu, bilinçli bir nesil..."dedi. "5 gün boyunca organik beslenen çocukların vücudundaki değişim şaşırtıcı" Projenin akademik kısmında görev alan Beslenme Uzmanı Yasemin Güzel ise organik beslenmenin bilimsel önemine dikkat çekti: "Çocukluk dönemi yalnızca fiziksel değil; zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimin de en kritik evresidir. Erken yaşta kazandırılan doğru beslenme alışkanlıkları kalıcıdır ve yaşam boyu sağlıklı seçimler yapmanın en güçlü teminatıdır. Bilimsel olarak biliyoruz ki; çocuklar yetişkinlere göre pestisit ve diğer kimyasallara çok daha hassastır. Yalnızca 5 gün boyunca tamamen organik besinlerle beslenen çocukların idrar örnekleri incelendiğinde, vücutlarındaki pestisit kalıntılarında %80'e varan azalma saptanmıştır. Bu bulgu, organik beslenmenin çocukların kimyasal madde maruziyetini kısa sürede dahi ne kadar etkili biçimde azalttığını göstermektedir. Ebeveynler olarak çocuklarımıza doğru seçenekleri sunduğumuzda, onların damak hafız alarını ve lezzet haritalarını da inşa etmiş oluyoruz. Ne yediğimizi, çocuklarımıza ne sunduğumuzu bilmek; ebeveyn olarak en temel sorumluluklarımızdan biridir."

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.