Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlıklı Beslenme

Kapsül Haber Ajansı - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Keskinoğlu, Perakende Zirvesi’nde Marka Gücüyle Sektörün İlgi Odağındaydı Haber

Keskinoğlu, Perakende Zirvesi’nde Marka Gücüyle Sektörün İlgi Odağındaydı

Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Ömer Düzgün, Keskinoğlu standını ziyaret ederek markaya başarı dileklerini iletti ve Federasyona verdikleri destek için teşekkür etti. Zirve kapsamında Keskinoğlu Mundo Food Truck’ta gerçekleştirilen tadımlar ile K-Takımı’nın sevilen karakteri Güçlü de dikkat çekti. 9-10 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Türkiye’de perakende sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan Perakende Zirvesi’ne katılan Keskinoğlu, ürünleri, marka deneyimleri ve ziyaretçilere yönelik etkinlikleriyle sektörün ilgi odağındaydı. Zirve’nin “Kurumsal Sponsor”u olan Keskinoğlu, iki gün boyunca biri iç, diğeri açık alanda olmak üzere iki ayrı noktada perakende alanındaki güçlü marka konumunu ve vizyoner yaklaşımını ziyaretçilerle buluşturdu. Zirve kapsamında Keskinoğlu standını ziyaret eden Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün, markaya başarı dileklerini iletirken, Türkiye Perakendeciler Federasyonu’na verilen destek dolayısıyla Keskinoğlu’na teşekkür etti. Ziyaret, Keskinoğlu’nun perakende ekosistemiyle kurduğu güçlü iş birliklerinin de önemli bir göstergesi oldu. Mundo’dan Zirve’ye lezzet dokunuşu İç alandaki standında yumurta, piliç eti ve ileri işlenmiş ürünlerinden seçkiler sunarak tadım deneyimi gerçekleştiren Keskinoğlu’nun yeni nesil restoran markası Mundo, fuarın açık alanında kurulan “Food Truck” konseptiyle ziyaretçilerle buluştu. Mundo Food Truck’ta Bites, Wings, Tenders ve Burger menüleriyle oluşturulan tadımlar, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Böylece ziyaretçiler, Keskinoğlu’nun dünyanın dört bir yanından nefis soslarla lezzetine lezzet katılan yaratıcı menülerini deneyimleme fırsatı buldu. K-Takımı’ndan Güçlü de Zirve’de ilgi odağı oldu Keskinoğlu’nun çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yumurtanın faydalarını eğlenceli bir anlatımla aktarmak amacıyla hayat verdiği K-Takımı’ndan “Güçlü” de zirvede markanın dikkat çeken yüzlerinden biri oldu. Yoğun ilgiyle karşılanan Güçlü, ziyaretçilerle fotoğraf karelerinde buluşarak alana renk kattı. Perakendeyi stratejik büyümenin kritik bir alanı olarak gören Keskinoğlu, Zirve boyunca sektör profesyonelleriyle doğrudan temas kurarak, tüketici beklentilerini yakından takip eden, inovatif ürünler geliştiren ve güçlü iş birlikleriyle büyüyen marka yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Perakende Zirvesi, oluşan yoğun ziyaretçi ilgisi ve sektör profesyonelleriyle yeni iş birliklerine yönelik B2B görüşmelerle, Keskinoğlu’nun perakende kanalındaki güçlü konumunu ve gelecek dönem büyüme hedeflerini destekleyen önemli bir buluşma oldu. Keskinoğlu, değişen tüketici beklentilerini yakından takip eden ürün ve marka yaklaşımıyla perakende kanalındaki büyümesini sürdürürken, sektör paydaşlarıyla güçlü iş birlikleri geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir Haber

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir

3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Funda Yıldız, halk sağlığında hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımın önemine dikkat çekti. Koruyucu sağlık uygulamalarının toplum sağlığı üzerindeki etkisi küresel verilerde çarpıcı biçimde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışmaya göre, aşılama programları son 50 yılda dünya genelinde en az 154 milyon kişinin hayatını kurtardı. Aşılamanın küresel bebek ölümlerindeki azalmanın yüzde 40’ına katkıda bulunduğu hesaplandı. Hastalıkların ortaya çıkmasına yol açan önlenebilir risklerin azaltılması da halk sağlığının önemli çalışma alanlarından biri. DSÖ ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) 2026 yılında yayımladığı, 185 ülke ve 36 kanser türünü kapsayan küresel analize göre, incelenen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yaklaşık 7,1 milyon vaka, önlenebilir nitelikte. Tütün kullanımı, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi önlenebilir kanser nedenleri arasında ilk sıralarda yer alırken; yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği de risk faktörleri arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra, güvenli su, sanitasyon ve hijyen de hastalıkların önlenmesinde kritik önem taşıyor. DSÖ’ye göre güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları dünya genelinde her yıl en az 1,4 milyon önlenebilir ölümle ilişkili. Hastalıklara yönelik koruyucu sağlık önlemlerinin önemine değinen Yıldız, “Halk sağlığının asıl gücü, yalnızca geniş çalışma alanından değil, hastalığı ortaya çıktıktan sonra ele almak yerine mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önlemeyi hedeflemesinden gelir. Bu yönüyle halk sağlığı, ‘Nasıl tedavi ederiz?’ sorusundan önce ‘Nasıl koruruz, nasıl önleriz ve nasıl daha sağlıklı bir yaşamı mümkün kılarız?’ sorularını sorar” dedi. ‘Halk sağlığı yaşamın her alanındadır’ Aşılama, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, temiz su ve hijyen gibi birbirinden farklı alanların halk sağlığının kapsamına girdiğini belirten Yıldız, halk sağlığının bireyi yaşamın belirli bir döneminde değil, doğum öncesinden yaşlılığa uzanan yaşam yolculuğunun tamamında ele aldığını söyledi. Yıldız, “Halk sağlığı, anne ve çocuk sağlığından adolesan, erişkin, kadın, erkek ve yaşlı sağlığına; bağışıklamadan bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların kontrolüne; erken tanı ve tarama programlarından sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteye; ruh ve aile sağlığından çevre, iş ve okul sağlığına; evde sağlık ve bakım hizmetlerinden dezavantajlı grupların sağlık gereksinimlerine ve sağlıkta eşitsizliklerin azaltılmasına kadar çok geniş bir alanda bireyin ve toplumun sağlığını korumayı ve geliştirmeyi amaçlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB Okul Beslenme Desteği Yeni Dönem Başvuruları Başlıyor Haber

İBB Okul Beslenme Desteği Yeni Dönem Başvuruları Başlıyor

İBB tarafından yürütülen “Okul Beslenme Destek Kartı” için 2026 - 2027 eğitim-öğretim dönemi başvuruları 25 Ağustos’ta online başvuru ile başlıyor. Bugüne kadar 15.714 haneye 306 milyon TL nakdi destek ve 4,6 milyon adet Halk Ekmek ulaştıran İBB, yeni dönemde de okul çağındaki çocukların yanında olmaya devam ediyor. Yeni dönemde destek miktarı aylık 2.500 TL'ye çıkarıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) ihtiyaç sahibi ailelerin okul çağındaki çocukları için hayata geçirdiği Okul Beslenme Destek Kartı uygulamasında yeni dönem takvimi belli oldu. 2026 - 2027 eğitim-öğretim dönemi için online başvuru tarihi 25 Ağustos 2026 olarak belirlendi. Başvurular sosyalyardim.ibb.gov.tr internet adresi üzerinden alınacak. EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ VE SAĞLIKLI BESLENME Okul Beslenme Destek Kartı ile İstanbul’da ikamet eden ve sosyoekonomik açıdan dezavantajlı koşullarda yaşayan okul çağındaki çocukların temel beslenme ihtiyaçlarının desteklenmesi amaçlanıyor. Beslenmenin çocuğun öğrenme kapasitesi, dikkat süresi ve genel sağlık durumu üzerindeki belirleyici rolü doğrultusunda geliştirilen uygulama; çocukların yeterli ve dengeli beslenmesini güvence altına alarak eğitimde sürekliliği ve fırsat eşitliğini sağlamayı hedefliyor. AYLIK 2.500 TL NAKDİ DESTEK VE GÜNLÜK HALK EKMEK DESTEĞİ Kasım 2025 tarihinde başlayan hizmet kapsamında; sosyoekonomik desteğe ihtiyacı olduğu tespit edilen ve okul çağında çocuğu bulunan hanelere aylık 2.500 TL tutarında nakdi destek ile günlük 1 adet Halk Ekmek desteği veriliyor. BAŞVURU KRİTERLERİ İBB’nin sunduğu bu destekten yararlanabilmek için belirlenen kriterler ise şöyle; Başvurular sosyalyardim.ibb.gov.tr internet adresi üzerinden alınacak.Sosyal inceleme sonucu sosyoekonomik desteğe ihtiyacı olduğu tespit edilen, halihazırda herhangi bir sosyal destekten faydalanmayan, ilköğretim çağında olan ve okul kaydı olan çocuğu bulunan hanelere nakdi destek ve günlük Halk Ekmek desteği sunulacak.Başvurusu olumlu değerlendirilen hanelere iki eğitim-öğretim dönemi boyunca destek sunulacak. 1 YILDA 15 BİNİ AŞKIN HANEYE ULAŞILDI Uygulama kapsamında 10.11.2025 ile 31.07.2026 tarihleri arasında 15.714 haneye toplam 306.668.000,00 TL tutarında nakdi destek ve 4.600.020 adet Halk Ekmek desteği Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvanların Yaz Konforu için Güvenli ve Fonksiyonel Çözümler Öne Çıkıyor Haber

Evcil Hayvanların Yaz Konforu için Güvenli ve Fonksiyonel Çözümler Öne Çıkıyor

Uzun süreli ayrılıklarda alışkanlıkların korunması, sağlıklı beslenme alanlarının oluşturulması ve sıcak havalara uygun yaşam koşullarının sağlanması, can dostların huzurlu bir yaz geçirmesinde belirleyici rol oynuyor. Fonksiyonel, dayanıklı ve konfor odaklı ürünler ise evcil hayvanların günlük ihtiyaçlarını destekleyen pratik çözümler olarak öne çıkıyor. Tatil döneminde evcil hayvanlarını pet otellerine emanet edenlerin yanı sıra, aile bireyleri ya da profesyonel bakıcı desteğiyle kendi yaşam alanlarında kalmasını tercih edenlerin sayısı da her geçen yıl artıyor. Ancak bakım yöntemi ne olursa olsun, evcil hayvanların alışık oldukları yaşam düzeninin korunması; hijyenik beslenme alanlarının oluşturulması, güvenli dinlenme noktalarının sağlanması ve sıcak havalara uygun konforlu yaşam koşullarının sunulması büyük önem taşıyor. Evcil hayvanların değişen ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen ürünlerle dikkat çeken Gobypet ise yaz döneminde can dostların yaşam konforunu artırmaya yönelik çözümler sunuyor. Hijyen, dayanıklılık ve estetik tasarımı bir araya getiren ürünleriyle marka, evcil hayvanların günlük yaşamını kolaylaştırırken onların daha güvenli ve konforlu bir ortamda vakit geçirmesine katkı sağlıyor. Ağustos Sıcaklarında Beslenme Alanlarında Hijyen Ön Plana Çıkıyor Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte evcil hayvanların beslenme alanlarının hijyeni daha kritik hale geliyor. Mama ve su kaplarının kolay temizlenebilir olması, kullanılan malzemelerin dayanıklı ve sağlıklı yapıda bulunması, günlük bakım rutinlerinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Son dönemde evcil hayvan sahipleri arasında paslanmaz çelik kaseler, kaymayı önleyen taban sistemleri ve ergonomik yükseklikte tasarlanan mama standlarına olan ilgi artıyor. Bu ürünler hem kullanım kolaylığı sağlıyor hem de beslenme alanlarının daha düzenli ve hijyenik tutulmasına yardımcı oluyor. Gobypet’in ahşap mama ve su kabı standları da bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen ürünler arasında yer alıyor. Kaliteli malzeme kullanımı, sağlam ahşap tasarım, kaymayı önleyen detaylar ve kullanım kolaylığı sunan özellikler, hem evcil hayvanların konforunu artırıyor hem de bakım süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Evcil Hayvanlara Özel Yaşam Alanları Yaz Döneminde Daha Fazla Tercih Ediliyor Ağustos ayında artan sıcaklıklarla birlikte evcil hayvanların serin, güvenli ve kendilerini rahat hissedebilecekleri alanlara duyduğu ihtiyaç da artıyor. Özellikle doğal malzemelerden üretilen, hava dolaşımını destekleyen ve ev ortamına uyum sağlayan yaşam alanları, pet sahiplerinin tercih ettiği ürün grupları arasında öne çıkıyor. Gobypet’in doğal ahşaptan üretilen dekoratif kedi evleri ve sallanan kedi beşikleri de bu yaklaşımı yansıtan ürünler arasında bulunuyor. Güvenli yapısı, konfor odaklı tasarımı ve yaşam alanlarına uyum sağlayan görünümüyle bu ürünler, kediler için özel dinlenme alanları oluşturuyor. Fonksiyonel Tasarımlar Evcil Hayvan Bakımını Kolaylaştırıyor Evcil hayvan ürünlerinde kullanıcı beklentileri de değişiyor. Günümüzde pet sahipleri yalnızca görsel olarak uyumlu değil; uzun ömürlü, kolay temizlenebilir ve hayvanların ihtiyaçlarına cevap veren ürünleri tercih ediyor. Paslanmaz çelik kaseler, dayanıklı ahşap gövdeler, kaymaz taban sistemleri ve pratik kullanım özellikleri, hem ürünlerin kullanım ömrünü artırıyor hem de günlük bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Gobypet’in mama ve su kapları, dinlenme alanları ve bakım ürünlerinden oluşan ürün gamı da bu anlayışla şekilleniyor. Özellikle yaz tatilinin yoğunlaştığı Ağustos döneminde evcil hayvanların düzenli yaşam rutinlerini korumaya yardımcı olan güvenli ve konforlu ürünler, can dostların yaşam kalitesini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nin Programı Açıklandı Haber

9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nin Programı Açıklandı

“Güvenli Gıdaya Erişim: Herkesin Hakkı, Herkesin Sorumluluğu” sloganıyla düzenlenen Kongre’de 12 farklı ülkeden konuşmacı yer alacak. Kongre, iki gün boyunca ele alınacak güncel konular, bilimsel çalışmalar ve farklı bakış açılarıyla gıda güvenliğinin nabzını tutacak. Gıda güvenliği alanında ulusal ve uluslararası düzeyde her geçen yıl daha yoğun ilgi gören 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nin programı açıklandı. İki gün boyunca 12 oturumda 45 sözlü sunumun yer alacağı programda ayrıca üç interaktif panel gerçekleştirilecek. Kongre’nin her iki günü de alanında dünya çapında tanınan otoritelerin açılış konferanslarıyla başlayacak. Prof. Charles Spence yeme biliminin duyusal boyutlarını ele alacak Kongre’nin ilk gününün açılış konferansını, dünyaca ünlü deneysel psikolog Prof. Charles Spence gerçekleştirecek. Gastronomi ile psikolojiyi buluşturan alanda uzun yıllardır çalışan ve bu konuda çok sayıda yayını bulunan ve önemli araştırmaları yürüten Prof. Spence, “Gastrofizik: Yeme Bilimi” başlıklı son derece ilgi çekici konferansında, çok duyulu tat alma deneyiminin tüketici algısı üzerindeki etkilerini ele alacak. Prof. Spence; tüketilen gıdanın kendisinin yanı sıra ambalajın rengi, gıdanın sunumu ve arka planda çalan müzik gibi unsurların tat alma deneyimini nasıl etkilediğini aktaracak. “Sesli baharat” olarak da tanımlanan müziğin yanı sıra gıdanın dışındaki farklı duyusal unsurların tüketici algısı üzerindeki etkilerini irdeleyecek. Prof. Spence ayrıca algı üzerinde yaratılan bu etkinin, tüketicileri gezegenimiz için daha sürdürülebilir bir beslenme düzenine yönlendirmek amacıyla nasıl kullanılabileceği ve tüketicilerin gıda güvenliği ile kalitesine ilişkin algılarında oluşturabileceği muhtemel değişiklikler konusunda önemli bilgiler paylaşacak. Prof. Francesco Branca gıda güvenliğinde bireysel ve toplumsal önlemleri ele alacak Kongre’nin ikinci günü ise Prof. Francesco Branca’nın açılış konferansıyla başlayacak. 2008–2024 yılları arasında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Cenevre Merkez Ofisi’nde Beslenme ve Gıda Güvenliği Bölümü Başkanı olarak görev yapan ve halen Cenevre Üniversitesi Küresel Sağlık Enstitüsü’nde davetli profesör olarak yazısı kaldırıldı çalışmalarını sürdüren Prof. Branca, “Gıdalarımızı Güvenli Hale Getirmek: Çiftlikten Sofraya Gıdalarımızı Güvenli Hale Getirmek İçin Bireysel ve Toplumsal Önlemler” başlıklı bir konferans verecek. Dünya Sağlık Örgütü’ndeki uzun yıllara dayanan çalışmaları boyunca sağlıklı beslenme ve gıda güvenliği alanında bilim temelli önerilerin ve küresel politikaların geliştirilmesine katkıda bulunan Prof. Branca; ülkelere politika ve teknik destek sağlanmasından Birleşmiş Milletler kuruluşları, sivil toplum ve gıda sektörüyle yürütülen iş birliklerine kadar geniş bir alanda çalışmalar gerçekleştirdi. Prof. Branca, bilimsel birikimini küresel sağlık politikaları alanındaki deneyimiyle bir araya getirerek, gıda güvenliğinin çiftlikten sofraya uzanan süreçte ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekecek. Bireylerden üreticilere, kamu otoritelerinden özel sektöre kadar tüm kesimlerin rollerini değerlendirirken, güvenli gıdaya erişimin gıda sistemleri, kamu politikaları ve toplumsal sorumluluk çerçevesinde ele alınmasının önemini küresel deneyimleri ışığında aktaracak. 12 ülkeden konuşmacı İstanbul’da buluşacak Her geçen yıl gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde daha yoğun ilgi gören Kongre’de bu yıl Türkiye’den konuşmacıların yanı sıra 12 farklı ülkeden uzman isimler yer alacak. “Güvenli Gıdaya Erişim: Herkesin Hakkı, Herkesin Sorumluluğu” sloganıyla düzenlenen Kongre’nin öne çıkan özelliklerinden biri de akademik araştırmaların yanı sıra sektörden iyi uygulama örnekleri ve yeniliklerin program kapsamında paylaşılması olacak. Kongre; akademi, kamu ve özel sektör temsilcileri, genç araştırmacılar, öğrenciler ve tüketici temsilcilerini aynı platformda bir araya getiren yapısını bu yıl daha da genişleterek sürdürmeyi hedefliyor. Yapay zekâdan iklim değişikliğine gıda güvenliğinin güncel gündemi ele alınacak İki gün sürecek Kongre programı, gıda güvenliği alanında gıdanın var oluşundan bu yana gündemde olan temel risk alanlarını kapsayan sunumların yanı sıra günümüzün yeni ve güncel konularını da içerecek. Yeni riskler ve trendler, yapay zekâ uygulamaları ve dijitalizasyon, doğal koruma yöntemleri, ileri analiz teknolojileri, iklim değişikliği ve gıda güvenliği ile döngüsel ekonomi gibi başlıklar alanlarında uzmanlaşmış bilim insanları ve sektör temsilcileri tarafından ele alınacak. Gıda güvenliği alanındaki farklı tarafların bir araya gelmesini hedefleyen 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, katılımcı çeşitliliği ve yoğunluğu arttıkça yaratacağı ortak faydanın da büyüyeceği anlayışıyla, konuya ilgi duyan tüm kesimleri Kongre’ye katılmaya davet ediyor. 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, 5–6 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Hotel & Convention Center’da gerçekleştirilecek. Kongre için erken kayıt dönemi 14 Ağustos 2026 tarihinde sona erecek. 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresine katılmak için kayıt ve ayrıntılı bilgiye http://www.gidaguvenligikongresi.org ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kore Wellness Trendi Türkiye’ye Geliyor Haber

Kore Wellness Trendi Türkiye’ye Geliyor

Son yıllarda tüketicilerin yaşam tarzlarında önemli değişimler yaşanırken, sağlıklı yaşam odağı yalnızca beslenme tercihlerinde değil, günlük tüketim alışkanlıklarında da kendini gösteriyor. Fonksiyonel gıda ve içecek kategorisi dünya genelinde büyümesini sürdürürken, tüketiciler klasik içecek alternatifleri yerine içerik değeri daha yüksek ürünlere yöneliyor. Kombucha pazarı da bu dönüşümün dikkat çeken alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Global kombucha pazarının 2025 yılında yaklaşık 4,8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı, önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdürmesinin beklendiği belirtiliyor. Kore ise sağlıklı yaşam ve fonksiyonel ürünler konusunda dünyada dikkat çeken pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Ülkede sağlık fonksiyonlu gıda pazarının 2024 yılında yaklaşık 4,1 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Kore wellness yaklaşımının temelinde yalnızca sağlıklı beslenme değil; günlük yaşam içerisinde sürdürülebilir ve dengeli alışkanlıklar oluşturmak yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen Teazen Kombucha, fermente çay kültürünü modern tüketici alışkanlıklarıyla buluşturuyor. K-Land Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, Kore wellness kültürünün yükselişi ve kombucha trendine ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Kore’de sağlıklı yaşam anlayışı günlük hayatın doğal bir parçası olarak görülüyor. Tüketiciler artık yalnızca lezzet sunan ürünleri değil, yaşam tarzlarına uyum sağlayan, içerik açısından fark yaratan alternatifleri tercih ediyor. Kombucha da bu değişimin önemli temsilcilerinden biri haline geldi. Teazen olarak biz de Kore’nin geleneksel fermente çay kültürünü modern teknoloji ve yenilikçi yaklaşımla bir araya getirerek tüketicilere farklı bir deneyim sunuyoruz.” Kombuchanın klasik çaylardan ve şekerli gazlı içeceklerden ayrışmasının temelinde ise fermente yapısı, farklı aroma seçenekleri ve fonksiyonel içecek kategorisinde konumlanması bulunuyor. Özellikle bağırsak sağlığı, dengeli yaşam ve bilinçli tüketim konularına yönelik artan ilgi, bu kategorinin büyümesini destekleyen önemli faktörler arasında gösteriliyor. Türkiye’de de sağlıklı yaşam trendinin güçlenmesiyle birlikte fonksiyonel içeceklere yönelik tüketici ilgisinin arttığını belirten Hande Akbaş Bilici, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tüketicilerin sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığının her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Özellikle genç tüketiciler, günlük rutinlerine kolayca adapte edebilecekleri, yeni nesil ve alternatif ürünleri keşfetmeye daha açık. Teazen olarak Türkiye pazarında Kore wellness anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve kombucha kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Önümüzdeki dönemde fonksiyonel içecek kategorisinin büyümeye devam etmesi beklenirken, kombucha gibi geleneksel üretim yöntemlerini modern yaşam alışkanlıklarıyla birleştiren ürünlerin sağlıklı yaşam trendinde daha fazla yer alacağı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor Haber

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor

Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaşan sektör, yaklaşık 100 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlarken, yetiştiricilikte Avrupa Birliği ülkeleri arasında lider konumunu sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, toplam su ürünleri üretiminin 1 milyon 37 bin tona ulaşarak rekor kırdığını belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin yüksek kalite standartları sayesinde Türk balığını tercih ettiğini söyledi. Tarım ve gıda sektörünün yükselen yıldızlarından biri haline gelen su ürünleri sektörü, üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla dikkat çekiyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olmanın avantajını üretim, yetiştiricilik ve ihracat gücüne dönüştüren Türkiye, artık yalnızca balık avlayan değil, balık üreten, işleyen ve dünya pazarlarına ihraç eden ülkeler arasında öne çıkıyor. Türkiye, son yıllarda yetiştiricilik alanında elde ettiği başarı sayesinde Avrupa'nın lider üreticileri arasına girerken, yıllık 2,3 milyar doları aşan ihracat geliriyle dış ticarette de önemli bir başarı hikayesi yazıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türkiye’nin su ürünleri üretiminde Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını belirterek, toplam üretimin 1 milyon 37 bin tona ulaştığını açıkladı. Av sezonunun son yılların en bereketli dönemlerinden biri olarak tamamlandığını ifade eden Türkyılmaz, avcılıktan elde edilen üretimin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 arttığını söyledi. Yetiştiricilikte Avrupa Lideri Su ürünleri yetiştiriciliğinde Türkiye’nin güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Türkyılmaz, Türkiye’nin dünya sıralamasında 15’inci, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise birinci sırada yer aldığını belirtti. Çipura ve levrek üretiminde Avrupa lideri olduklarını ifade eden Türkyılmaz, alabalık üretiminde de Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu kaydetti. Sektörün ekonomik katkısına da dikkat çeken Türkyılmaz, 2025 yılında su ürünleri ihracatından yaklaşık 2,3 milyar dolar döviz girdisi sağlandığını söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 100 ülkeye su ürünleri ihraç ettiğini belirten Türkyılmaz, Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinin en önemli pazarlar arasında yer aldığını dile getirdi. "Avrupa Birliği Türk Balığını Tercih Ediyor" Avrupa Birliği ülkelerine su ürünleri ihracatının yüksek standartlar gerektirdiğini ifade eden Türkyılmaz, Türkiye’nin üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde güçlü denetim mekanizmalarına sahip olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği ülkeleri Türk balığını tercih ediyor. Çünkü sağlıklı, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyoruz. Deniz suyu kalitesinden yem içeriğine, üretim tesislerinden işleme süreçlerine kadar her aşama kontrol altında tutuluyor. Bu denetimler yalnızca ihracata giden ürünler için değil, iç piyasaya sunulan tüm su ürünleri için uygulanıyor. Vatandaşlarımız Türk balığını gönül rahatlığıyla tüketebilir." dedi. Türk Somonu Dünya Pazarında Markalaşıyor Türk somonunun son yıllarda dünya pazarlarında önemli bir marka haline geldiğini belirten Türkyılmaz, Türk somonunun Türkiye’nin ihracat gücünü artıran stratejik ürünlerden biri olduğunu söyledi. Çipura, levrek ve alabalığın da Türkiye’nin güçlü olduğu ürün grupları arasında yer aldığını ifade eden Türkyılmaz, önümüzdeki dönemde “Türk Havyarı” markasını da dünya pazarına kazandırmayı hedeflediklerini açıkladı. Türkyılmaz, 2027 yılından itibaren Türkiye’de siyah havyar üretiminin ticari ölçekte gerçekleştirileceğini belirterek, bu alanda önemli bir ihracat potansiyeli bulunduğunu vurguladı. Kişi Başı Tüketimin Artırılması Hedefleniyor Türkiye’de kişi başı yıllık balık tüketiminin yaklaşık 8 kilogram seviyesinde olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, bu rakamın dünya ortalamasının altında kaldığını belirtti. Balığın özellikle çocuk gelişimi, sağlıklı beslenme ve hayvansal protein ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Türkyılmaz, balık tüketiminin artırılması için okullardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. Su ürünleri sektörünün üretim, ihracat, istihdam, kırsal kalkınma ve sağlıklı beslenme açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Türkyılmaz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelle küresel pazarlardaki payını daha da artırmayı hedeflediğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor Haber

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor

Özellikle katkı maddesi içermeyen, doğal malzemelerle hazırlanan dondurmalar son yıllarda daha fazla tercih ediliyor. "Evde dondurma nasıl yapılır?", "Dondurma yapımında hangi malzemeler kullanılır?", "Kıvamlı dondurma nasıl yapılır?" ve "Dondurma neden buzlanır?" gibi sorular internet kullanıcılarının en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan dondurmalar, hem içerik kontrolü hem de kişisel damak zevkine göre şekillendirilebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Özellikle mevsim meyveleriyle hazırlanan tarifler, ev yapımı dondurmaya olan ilgiyi her geçen yıl artırıyor. Dondurma Yapımı Neden Yeniden Popüler Hale Geldi? Son yıllarda sağlıklı beslenme eğiliminin güçlenmesiyle birlikte evde hazırlanan gıdalara olan ilgi önemli ölçüde arttı. Bu değişimden dondurma da nasibini aldı. Tüketiciler, hazır ürünlerde bulunan koruyucu maddeler ve yapay aromalar yerine doğal içeriklerle hazırlanan alternatiflere yönelmeye başladı. Ev yapımı dondurma, kullanılan süt, meyve ve tatlandırıcıların kontrol edilebilmesi açısından önemli avantajlar sunuyor. Özellikle çocuklu aileler, içerik güvenliği nedeniyle kendi dondurmalarını hazırlamayı tercih ediyor. Bunun yanında sosyal medyada paylaşılan tarif videoları ve gastronomi içerikleri de evde dondurma yapımının yaygınlaşmasında etkili oluyor. Farklı aromalarla hazırlanan tarifler, kullanıcıların yeni lezzetler denemesine olanak tanıyor. Kaliteli Dondurmanın Temelinde Doğru Malzeme Seçimi Bulunuyor Lezzetli bir dondurmanın en önemli unsurlarından biri kullanılan hammaddelerin kalitesi olarak gösteriliyor. Özellikle süt ve krema seçimi, dondurmanın kıvamı üzerinde doğrudan etkili oluyor. Yağ oranı dengeli süt ürünleri, daha yoğun ve kremamsı bir yapı elde edilmesini sağlıyor. Bunun yanında kullanılan meyvelerin olgun ve taze olması da aromanın daha belirgin hale gelmesine yardımcı oluyor. Doğal vanilya, kakao, çilek, muz veya farklı mevsim meyveleriyle hazırlanan karışımlar, dondurmanın lezzet profilini zenginleştiriyor. Uzmanlar, yapay aroma yerine gerçek meyve kullanımının daha doğal sonuçlar verdiğini belirtiyor. Dondurma Kıvamını Etkileyen Faktörler Neler? Evde dondurma yapanların karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri buz kristallerinin oluşmasıdır. Kıvamlı ve pürüzsüz bir dondurma elde etmek için karışımın doğru hazırlanması büyük önem taşıyor. Karışım içerisindeki yağ, şeker ve sıvı dengesi, dondurmanın dokusunu belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor. Şeker yalnızca tat vermekle kalmıyor, aynı zamanda donma sürecini de etkileyerek daha yumuşak bir yapı oluşmasına katkı sağlıyor. Dondurma karışımının dondurma aşamasında belirli aralıklarla karıştırılması da buzlanmayı azaltan yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu işlem sayesinde karışım daha homojen hale geliyor ve kremsi yapı korunabiliyor. Meyveli Dondurma Tarifleri Daha Fazla İlgi Görüyor Son dönemde özellikle çilekli, vişneli, muzlu ve mango aromalı dondurmalar ön plana çıkıyor. Meyveli dondurmalar, hem doğal içerikleri hem de ferahlatıcı etkileri nedeniyle yaz aylarında yoğun ilgi görüyor. Şeker tüketimini azaltmak isteyen kullanıcılar ise doğal meyve şekeriyle hazırlanan tariflere yöneliyor. Böylece daha hafif ve doğal bir tat elde edilebiliyor. Ev yapımı meyveli dondurmalar aynı zamanda renkleriyle de dikkat çekiyor. Katkı maddesi kullanılmadan elde edilen canlı tonlar, özellikle sosyal medya paylaşımlarında ilgi görüyor. Dondurma Yapımında Saklama Koşulları Büyük Önem Taşıyor Hazırlanan dondurmanın lezzetini ve kıvamını koruyabilmesi için uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, hava almayan kapların kullanılmasını öneriyor. Bu sayede dondurmanın yüzeyinde buzlanma oluşmasının önüne geçilebiliyor. Dondurmanın uzun süre derin dondurucuda bekletilmesi, aroma kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle ev yapımı ürünlerin belirli süre içerisinde tüketilmesi tavsiye ediliyor. Doğru saklama koşulları sağlandığında ev yapımı dondurmalar hem lezzetini hem de dokusunu daha uzun süre koruyabiliyor. Dondurma Kültürü Her Geçen Gün Daha Fazla İlgi Çekiyor Dondurma yalnızca yaz aylarının serinletici tatlarından biri değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi kültürünün de parçası olarak görülüyor. Geleneksel Maraş dondurmasından modern İtalyan gelatolarına kadar farklı çeşitler, dünya genelinde büyük ilgi görüyor. Türkiye’de de dondurma tüketimi her yıl artış gösterirken, tüketiciler yeni lezzetler keşfetmeye devam ediyor. Ev yapımı tariflere yönelenlerin sayısındaki artış ise doğal ve kontrollü beslenme anlayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Kaliteli malzeme, doğru teknik ve uygun saklama koşulları bir araya geldiğinde, evde hazırlanan dondurmalar profesyonel lezzetlerle yarışabilecek sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Evde Sade Dondurma Nasıl Yapılır? İşte Pratik ve Lezzetli Tarif Evde katkısız ve doğal bir dondurma hazırlamak isteyenler için sade dondurma tarifi oldukça pratik bir seçenek sunuyor. Özellikle yaz aylarında serinletici bir tat arayanlar, birkaç temel malzeme ile yumuşak kıvamlı ve lezzetli bir dondurma hazırlayabiliyor. Bir litre tam yağlı süt, bir su bardağı toz şeker, bir paket vanilin ve iki yüz mililitre sıvı krema sade dondurma yapımı için yeterli oluyor. İlk olarak süt ve şeker orta ateşte karıştırılarak şeker tamamen eriyene kadar ısıtılıyor. Karışım kaynatılmadan ocaktan alınarak soğumaya bırakılıyor. Soğuyan süt karışımına vanilin ve krema eklenerek homojen bir kıvam elde edilene kadar karıştırılıyor. Hazırlanan karışım derin dondurucuya uygun bir kaba aktarılıyor. Dondurma kıvamının daha pürüzsüz olması için ilk birkaç saat boyunca yaklaşık yarım saatte bir çıkarılıp karıştırılması öneriliyor. Yaklaşık altı ila sekiz saatlik bekleme süresinin ardından sade dondurma servise hazır hale geliyor. İsteğe bağlı olarak üzerine çikolata parçaları, mevsim meyveleri, fındık veya Antep fıstığı eklenerek farklı aromalar elde edilebiliyor. Ev yapımı sade dondurma, doğal içeriği ve katkı maddesi içermeyen yapısıyla özellikle çocuklar ve sağlıklı beslenmeye önem veren tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Doğru kıvam elde edildiğinde evde hazırlanan sade dondurma, birçok hazır ürüne göre daha yoğun süt aroması ve daha doğal bir lezzet sunabiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.