Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlıklı Beslenme

Kapsül Haber Ajansı - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yemekten Kısa Süre Sonra Neden Yeniden Acıkıyoruz? Haber

Yemekten Kısa Süre Sonra Neden Yeniden Acıkıyoruz?

Öğle yemeğinden kısa bir süre sonra yeniden acıkmak, pek çok kişinin günlük hayatta karşılaştığı durumlardan biri. Bu durum her zaman yeterince yemek yememekten kaynaklanmıyor. Öğünün protein ve lif içeriği, tercih edilen besinlerin çeşitliliği ve tüketilen miktar da tokluk hissini etkileyebiliyor. Araştırmalar, protein içeriği yüksek öğünlerin tokluk hissini destekleyebildiğini gösterirken bazı lif türlerinin de iştah kontrolünde rol oynayabildiğine işaret ediyor. Ancak tek bir besin öğesinin tüketilmesi, uzun süre tok kalmak için yeterli olmayabiliyor. Bu nedenle öğünün tamamını değerlendirmek önem taşıyor. Yalnızca porsiyon miktarına odaklanmak yeterli değil Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay, öğünlerin doyuruculuğunu değerlendirirken tüketilen miktar kadar besin çeşitliliğine de dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Yemek yedikten kısa süre sonra yeniden acıktığımızda ilk aklımıza gelen yeterince yemediğimiz olabilir. Ancak burada tabağımızın içeriğini de değerlendirmemiz gerekiyor. Örneğin yalnızca sebzelerden oluşan bir salata ile protein kaynağı ve tahıllarla zenginleştirilmiş bir salata aynı besin içeriğine sahip değildir. Öğünlerimizde protein kaynaklarına, lif içeren karbonhidratlara ve uygun miktarda sağlıklı yağlara yer vermek, daha dengeli ve doyurucu seçenekler oluşturmamıza yardımcı olabilir. Önemli olan tek bir besine odaklanmak yerine farklı besin gruplarını bir arada değerlendirmektir.” Dengeli bir tabak oluşturmak için nereden başlamalı? Dengeli öğünler hazırlamak için karmaşık beslenme programlarına ihtiyaç duyulmuyor. Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu'nun Sağlıklı Beslenme Tabağı modeli, günlük öğünlerin planlanmasında uygulanabilecek pratik bir yaklaşım sunuyor. Modele göre tabağın yaklaşık yarısının sebze ve meyvelerden, dörtte birinin tam tahıllardan, kalan dörtte birinin ise sağlıklı protein kaynaklarından oluşması öneriliyor. Zeytinyağı gibi bitkisel yağlar da ölçülü miktarda beslenmeye dahil edilebiliyor. Uluçay, bu yaklaşımın günlük yemeklere kolaylıkla uyarlanabileceğini belirtiyor: “Dengeli bir öğün hazırlamak için alıştığımız yemeklerden vazgeçmemize gerek yok. Örneğin bulgur pilavını nohut, mevsim sebzeleri ve yoğurtla tamamlayabiliriz. Yeşil mercimekli bulgur salatasına domates, salatalık ve taze yeşillikler ekleyerek farklı besin gruplarını bir araya getirebiliriz. Burada önemli olan, tabağımızdaki çeşitliliği artırırken porsiyonları da kişisel ihtiyaçlarımıza göre belirlemek.” Bulgur ve bakliyatlarla pratik öğün alternatifleri Günlük beslenmede karbonhidrat kaynaklarını tamamen sınırlandırmak yerine besin değeri yüksek seçeneklere yönelmek, dengeli öğünler oluşturmayı kolaylaştırabiliyor. Bulgur, lif içeren bir tahıl olarak öğünlerin karbonhidrat bölümünde değerlendirilebilirken nohut, mercimek, kuru fasulye ve börülce gibi bakliyatlar bitkisel protein ve lif içerikleriyle öne çıkıyor. Bulgur ve bakliyatların birlikte ya da farklı besinlerle tamamlanarak tüketilebileceğini belirten Uluçay, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Günlük öğünlerimizde küçük değişikliklerle besin çeşitliliğini artırabiliriz. Örneğin sebze yemeklerinin yanına bulgur pilavı ve yoğurt eklemek veya bakliyatları salatalarda kullanmak pratik seçenekler arasında. Ancak herkesin enerji ve besin ihtiyacı aynı değil. Fiziksel aktivite düzeyi, günlük yaşam alışkanlıkları ve tüketilen porsiyonlar da açlık ve tokluk hissini etkileyebilir. Bu nedenle hedefimiz belirli bir süre tok kalmak değil, vücudumuzun ihtiyaçlarına uygun, yeterli ve dengeli beslenmek olmalı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Obezite Sağlığı Nasıl Etkiliyor? Haber

Obezite Sağlığı Nasıl Etkiliyor?

Obezite, günümüzde toplum sağlığını etkileyen önemli kronik hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve çevresel koşullar, obezite gelişiminde rol oynayabiliyor. Vücutta aşırı yağ dokusu birikimiyle karakterize edilen obezite, zaman içerisinde farklı organ ve sistemlerin işleyişini olumsuz etkileyebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitenin yalnızca dış görünüşle ilgili bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, fazla kilonun metabolik sağlık, yaşam kalitesi ve kronik hastalık riskleri üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Obezite Nedir ve Neden Önemlidir? Obezite, vücutta sağlığı olumsuz etkileyebilecek düzeyde aşırı yağ birikmesiyle ortaya çıkan kronik ve çok faktörlü bir hastalıktır. Yetişkinlerde vücut kitle indeksinin 30 ve üzerinde olması, obezite sınıflandırmasında yaygın olarak kullanılan ölçütlerden biridir. Ancak vücut kitle indeksi tek başına kişinin sağlık durumunu tam olarak ortaya koymayabilir. Bel çevresi, vücut yağ dağılımı, metabolik göstergeler ve eşlik eden hastalıklar da değerlendirilmelidir. Op. Dr. Ahmet Bekin, özellikle karın bölgesinde biriken yağ dokusunun metabolik hastalıklarla ilişkili olabileceğini ve obezite değerlendirmesinde yalnızca tartıdaki kiloya odaklanılmaması gerektiğini vurguluyor. Obezite Kalp ve Damar Sağlığını Nasıl Etkiler? Obezite, yüksek tansiyon, kan yağlarında bozulma ve damar sertliği gibi kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlayan durumlarla ilişkili olabiliyor. Vücut ağırlığının artması, kalbin dolaşım sistemine kan pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olabiliyor. Özellikle karın çevresindeki yağ birikimi, insülin direnci ve kronik düşük dereceli iltihaplanma ile ilişkili metabolik değişikliklere katkıda bulunabiliyor. Obezitesi bulunan bireylerde koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği ve inme riski artabiliyor. Bununla birlikte risk düzeyi kişinin yaşı, genetik özellikleri, sigara kullanımı ve mevcut sağlık sorunlarına göre değişiklik gösterebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, kalp ve damar sağlığının korunmasında sağlıklı kilo yönetimi, düzenli fiziksel aktivite ve kan basıncı kontrolünün önemli olduğunu belirtiyor. Obezite Tip 2 Diyabet Riskini Artırıyor mu? Obezite ile tip 2 diyabet arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Özellikle karın bölgesinde artan yağ dokusu, hücrelerin insüline verdiği yanıtı azaltarak insülin direncinin gelişmesine katkıda bulunabiliyor. İnsülin direncinin ilerlemesiyle kan şekeri seviyelerinde yükselme görülebiliyor ve bazı bireylerde zamanla tip 2 diyabet ortaya çıkabiliyor. Obezitesi bulunan herkesin diyabet geliştireceği söylenemez. Ancak fazla yağ dokusu, genetik yatkınlık ve yaşam tarzı faktörleri bir araya geldiğinde diyabet riski artabiliyor. Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitesi bulunan bireylerde açlık kan şekeri, HbA1c ve diğer metabolik göstergelerin gerektiğinde değerlendirilmesinin erken tanı açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Obezite Karaciğer Yağlanmasına Neden Olabilir mi? Obezitenin etkilediği organlardan biri de karaciğerdir. Özellikle insülin direnci ve metabolik bozukluklarla birlikte görülen karaciğer yağlanması, uzun dönemde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Günümüzde metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) olarak adlandırılan bu durum, bazı hastalarda karaciğer iltihaplanmasına, fibrozise ve ileri evrelerde siroza kadar ilerleyebiliyor. Karaciğer yağlanması başlangıç dönemlerinde belirgin şikâyet oluşturmayabiliyor. Bu nedenle risk faktörleri bulunan kişilerin gerekli tıbbi değerlendirmelerden geçmesi önem taşıyor. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve uygun kilo kaybı, metabolik karaciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yere sahip. Obezite Uyku Apnesine Yol Açar mı? Obezite, obstrüktif uyku apnesi gelişimi açısından önemli risk faktörlerinden biridir. Özellikle boyun ve üst solunum yolları çevresindeki yağ dokusunun artması, uyku sırasında hava yolunun daralmasına katkıda bulunabiliyor. Uyku apnesi bulunan kişilerde yüksek sesle horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı, gündüz uykululuk ve dikkat dağınıklığı gibi belirtiler görülebiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesi, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebildiği gibi yüksek tansiyon ve bazı kalp ve damar sorunlarıyla da ilişkili olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obeziteyle birlikte horlama ve gündüz aşırı uykululuk şikâyetleri bulunan bireylerin uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Obezite Eklem ve Omurga Sağlığını Nasıl Etkiler? Vücut ağırlığının artması, özellikle diz, kalça ve omurga gibi yük taşıyan bölgelerde mekanik baskının artmasına neden olabiliyor. Obezitesi bulunan kişilerde diz osteoartriti, eklem ağrısı, hareket kısıtlılığı ve bazı kas-iskelet sistemi sorunları daha sık görülebiliyor. Bunun yanı sıra yağ dokusuyla ilişkili inflamatuvar süreçler de eklem sağlığını etkileyebiliyor. Eklem ağrısı nedeniyle fiziksel aktivitenin azalması, kilo kontrolünü daha da zorlaştırabilen bir döngü oluşturabiliyor. Bu nedenle obezite tedavisinde kişinin fiziksel kapasitesine uygun egzersizlerin belirlenmesi ve gerektiğinde kas-iskelet sistemi değerlendirmesinin yapılması önemlidir. Obezite Kanser Riskini Artırıyor mu? Bilimsel araştırmalar, obezitenin bazı kanser türlerinin gelişme riskiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle menopoz sonrası meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, endometrium kanseri, böbrek kanseri ve bazı diğer kanser türlerinde obezite önemli bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Aşırı yağ dokusunun hormonal dengeyi değiştirmesi, kronik düşük dereceli iltihaplanma ve insülinle ilişkili metabolik süreçler bu ilişkinin olası mekanizmaları arasında yer alıyor. Ancak obezitesi bulunan her bireyde kanser gelişeceği anlamına gelmediği gibi, kanser riskini yalnızca vücut ağırlığı üzerinden değerlendirmek de doğru değildir. Obezite Ruh Sağlığını ve Günlük Yaşamı Etkiler mi? Obezite, fiziksel sağlığın yanı sıra psikososyal yaşamı da etkileyebiliyor. Bazı kişilerde hareket kısıtlılığı, uyku sorunları, sosyal damgalanma ve beden algısıyla ilgili güçlükler yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Depresyon ve obezite arasında çift yönlü bir ilişki bulunabildiğini gösteren araştırmalar mevcut. Bununla birlikte obezitenin her bireyde ruh sağlığı sorunu oluşturduğu söylenemez. Op. Dr. Ahmet Bekin, kilo yönetiminde kişilerin yalnızca fiziksel ölçümleriyle değil, psikolojik iyilik halleri ve günlük yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Obezitenin Sağlık Üzerindeki Etkileri Kilo Vererek Azaltılabilir mi? Uygun ve sürdürülebilir kilo kaybı, obeziteyle ilişkili birçok sağlık riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Özellikle vücut ağırlığında sağlanan mütevazı düzeydeki kayıplar bile kan şekeri kontrolü, kan basıncı ve bazı metabolik göstergeler üzerinde olumlu etkiler oluşturabiliyor. Daha fazla kilo kaybı bazı hastalarda daha belirgin yararlar sağlayabilse de hedefler kişinin sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Obezite tedavisinde beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, davranış değişiklikleri, uygun hastalarda ilaç tedavileri ve metabolik cerrahi gibi farklı seçenekler bulunuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezite tedavisinin yalnızca kısa sürede kilo vermeye odaklanmaması, uzun vadeli sağlık kazanımlarını ve verilen kilonun korunmasını hedeflemesi gerektiğini belirtiyor. Obezite Tedavisinde Erken Müdahale Önem Taşıyor Obezite, zaman içinde farklı sağlık sorunlarına yol açabilen kronik bir hastalık olması nedeniyle erken değerlendirme ve düzenli takip gerektiriyor. Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, uyku apnesi, karaciğer yağlanması veya eklem sorunları bulunan bireylerde kilo yönetimi, genel tedavi planının önemli bir parçasını oluşturabiliyor. Op. Dr. Ahmet Bekin, her hastanın kilo geçmişinin, metabolik durumunun ve eşlik eden hastalıklarının farklı olduğunu belirterek, tedavi planlarının bireysel ihtiyaçlara göre oluşturulmasının önemini vurguluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Bekin, obezitenin yalnızca fazla kilo sorunu olmadığını, birçok organ ve sistemi etkileyebilen kronik bir hastalık olduğunu hatırlatarak, sağlıklı kilo kontrolünün yaşam kalitesini artırmak ve obeziteyle ilişkili sağlık risklerini azaltmak açısından önemli olduğunu ifade ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Armada Gıda, FMO ve Proparco Sendikasyon Kredisi İçin İmza Töreninde Bir Araya Geldi Haber

Armada Gıda, FMO ve Proparco Sendikasyon Kredisi İçin İmza Töreninde Bir Araya Geldi

Armada Gıda, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirme hedefleri doğrultusunda sağladığı 110 milyon dolarlık uzun vadeli sendikasyon kredisi için uluslararası finansman kuruluşlarının temsilcileriyle 29 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen imza töreninde bir araya geldi. Finansman, şirketin katma değerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarının yanı sıra bitkisel protein bazlı gıda ürünleri alanındaki büyüme stratejisini destekleyecek. Kaynağın, Mersin’de planlanan yeni üretim ve depolama kompleksi Armada 4 ile Kazakistan’daki bakliyat işleme yatırımlarının geliştirilmesinde değerlendirilmesi planlanıyor. Söz konusu yatırımların, Türkiye’nin tarım ve gıda sektörünün küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlenmesine de katkı sağlaması hedefleniyor. Uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri imza töreninde buluştu Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez liderliğinde aile ve yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerin ev sahipliği yaptığı imza törenine; Hollanda Kalkınma Bankası FMO (Nederlandse Financierings-Maatschappij voor Ontwikkelingslanden N.V.) Tarım, Gıda ve Ormancılık Direktörü Hans Bogaard, FMO Tarım, Gıda ve Su Sektörleri Müdürü Tuğçe Koçkaya Beker, FMO Tarım ve Gıda Sektörü Yatırım Uzmanı Alexander van de Water, FMO Portföy Uzmanı Anıl Göker, FMO Sendikasyon Kıdemli Uzmanı Ahmad Salman, FMO Hukuk Müşavirleri Wen Liu ve Bahar Car Deahl ile Fransız Kalkınma Finans Kuruluşu PROPARCO (Société de Promotion et de Participation Pour la Coopération Economique S.A.) Tarım-Gıda Sektörü Başkanı Marie Garcin ve PROPARCO Kıdemli Yatırım Uzmanı Cédric Martin katıldı. Hans Bogaard: “Önümüzdeki 10 yılda Armada Gıda’nın global bir şirket olma yolculuğunda yanında olmayı umuyoruz” Törende konuşan FMO Tarım, Gıda ve Ormancılık Direktörü Hans Bogaard, Türkiye’nin ve Armada Gıda’nın tarım ve gıda sektöründeki potansiyeline duydukları inancın, uzun vadeli finansman desteğinin temelini oluşturduğunu belirtti. Bogaard, “Biz sadece kâr odaklı bir ticari banka değiliz; aynı zamanda etki yaratmaya çalışıyoruz. Armada Gıda da topluma pek çok alanda etki eden, ayakları yere sağlam basan bir şirket olarak globalleşme yolunda ilerliyor. Armada Gıda’yı farklılaştıran en önemli özelliklerden biri, öğrenmeye ve gelişime açık yapısının yanı sıra işine duyduğu tutku. Önümüzdeki 10 yılda Armada Gıda’nın global bir şirket olma yolculuğunda yanında olmayı umuyoruz” değerlendirmesinde bulundu. FMO Tarım, Gıda ve Su Sektörleri Müdürü Tuğçe Koçkaya Beker de Armada Gıda ile 2022’den bu yana çalıştıklarını ve uzun vadeli sendikasyon kredisiyle şirketin yeni yatırımlarına destek vermekten memnuniyet duyduklarını belirtti. PROPARCO Tarım ve Gıda Sektörü Başkanı Marie Garcin ise finansmanın Türkiye ve bölgedeki gıda değer zincirlerinin güçlenmesine katkı sağlayacak yatırımları desteklemesi bakımından önem taşıdığını belirterek, “Her iki grup arasında uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcı olan bu destekle, bölgesel gıda kapasitesini artıracağız ve bu alandaki enerji tüketimini düşüreceğiz” dedi. Fethi Kalıpçı Sönmez: “Bölgesel liderlik hedefimizden global büyümeye ilerliyoruz” Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez, 110 milyon dolarlık finansmanın şirketin bölgesel liderlik hedefi açısından önemli bir destek olduğunu belirterek, Armada Gıda’nın güçlü üretim altyapısı ve uluslararası ihracat ağıyla global ölçekte büyüme yolunda ilerlediğini söyledi. Sönmez, “Anlaşma sayesinde uluslararası finans kuruluşlarından aldığımız güvenle, bölgesel liderlik hedefimize giden yolda çok önemli bir adım attık. Bu kredi desteği bizim için sadece miktarı nedeniyle değil, büyüme ve yeni yatırımlarımız açısından da önemli bir kilometre taşı. Bize güvenen bütün ortaklarımıza destekleri için teşekkür ediyoruz. Öncelikle hâlihazırda başarı gösterdiğimiz MENA bölgesinde güçlü bir gıda firması olmak istiyoruz. Şu anda bölgesel güç olma aşamasındayız. Vizyonumuz ise Armada Gıda’nın daha geniş bir coğrafyada üretim yapabilen global bir gıda firması olmasıdır” diye konuştu. Bitkisel protein ve katma değerli ürünlere yatırım Armada Gıda’nın büyüme stratejisinde sağlıklı beslenme ve bitkisel protein alanındaki gelişmeler önemli bir yer tutuyor. Bakliyatın geleneksel bir gıda kategorisinin ötesinde sağlıklı yaşam, sürdürülebilir beslenme ve yüksek protein ihtiyacına yanıt veren ürünlerde daha fazla kullanılması, şirketin yeni yatırım alanlarının da odağını oluşturuyor. Bu kapsamda finansmanın değerlendirileceği yatırımlar arasında Mersin’de kurulması planlanan Armada 4 projesi öne çıkıyor. Toplam 45 bin metrekare kullanım alanına sahip olması planlanan Armada 4’ün, ileri teknolojiye sahip katma değerli ürün işleme ve depolama kompleksi olarak hayata geçirilmesi hedefleniyor. Sönmez, yatırımlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeni nesil ve protein bazlı ürünler konusunda önemli bir yatırım hamlesi içerisindeyiz. Bu kapsamda finansmanı değerlendirdiğimiz yatırımlardan Armada 4, Mersin’de ileri teknolojiye sahip yeni bir katma değerli ürün işleme ve depolama kompleksi olacak. Yeni yatırımımızı özellikle sağlıklı atıştırmalıklar, protein bazlı ürünler ve katma değerli gıda ürünleri üretimi için önemli bir kampüs olarak planladık. Finansman ayrıca Kazakistan’daki tesis yatırımımızı genişletmemize ve bölgedeki üretim kapasitesini artırmamıza katkı sağlayacak.” Kazakistan’daki bakliyat işleme tesisi genişletilecek Armada Gıda’nın global büyüme stratejisinde Kazakistan önemli bir üretim ve tedarik merkezi olarak konumlanıyor. Hububat üretimi açısından stratejik bir merkez olarak değerlendirilen ülkede Armada Gıda, hâlen yüzde 70 ortaklık yapısıyla faaliyet gösteriyor. Şirket, yeni finansman desteğiyle Kazakistan’daki bakliyat işleme tesisi yatırımını genişletmeyi ve bölgedeki üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Böylece Türkiye’deki üretim altyapısının yanı sıra farklı coğrafyalardaki üretim ve tedarik imkânlarının kullanılmasıyla daha geniş bir uluslararası operasyon yapısının oluşturulması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Armada Gıda, FMO ve PROPARCO Sendikasyon Kredisi İçin İmza Töreninde Buluştu Haber

Armada Gıda, FMO ve PROPARCO Sendikasyon Kredisi İçin İmza Töreninde Buluştu

Finansman, şirketin Mersin’de planladığı Armada 4 üretim ve depolama kompleksi ile Kazakistan’daki bakliyat işleme yatırımlarının geliştirilmesinde kullanılacak. Armada Gıda, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirme hedefleri doğrultusunda sağladığı 110 milyon dolarlık uzun vadeli sendikasyon kredisi için uluslararası finansman kuruluşlarının temsilcileriyle 29 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen imza töreninde bir araya geldi. Finansman, şirketin katma değerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlarının yanı sıra bitkisel protein bazlı gıda ürünleri alanındaki büyüme stratejisini destekleyecek. Kaynağın, Mersin’de planlanan yeni üretim ve depolama kompleksi Armada 4 ile Kazakistan’daki bakliyat işleme yatırımlarının geliştirilmesinde değerlendirilmesi planlanıyor. Söz konusu yatırımların, Türkiye’nin tarım ve gıda sektörünün küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlenmesine de katkı sağlaması hedefleniyor. Uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri imza töreninde buluştu Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez liderliğinde aile ve yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilerin ev sahipliği yaptığı imza törenine; Hollanda Kalkınma Bankası FMO (Nederlandse Financierings-Maatschappij voor Ontwikkelingslanden N.V.) Tarım, Gıda ve Ormancılık Direktörü Hans Bogaard, FMO Tarım, Gıda ve Su Sektörleri Müdürü Tuğçe Koçkaya Beker, FMO Tarım ve Gıda Sektörü Yatırım Uzmanı Alexander van de Water, FMO Portföy Uzmanı Anıl Göker, FMO Sendikasyon Kıdemli Uzmanı Ahmad Salman, FMO Hukuk Müşavirleri Wen Liu ve Bahar Car Deahl ile Fransız Kalkınma Finans Kuruluşu PROPARCO (Société de Promotion et de Participation Pour la Coopération Economique S.A.) Tarım-Gıda Sektörü Başkanı Marie Garcin ve PROPARCO Kıdemli Yatırım Uzmanı Cédric Martin katıldı. Hans Bogaard: “Önümüzdeki 10 yılda Armada Gıda’nın global bir şirket olma yolculuğunda yanında olmayı umuyoruz” Törende konuşan FMO Tarım, Gıda ve Ormancılık Direktörü Hans Bogaard, Türkiye’nin ve Armada Gıda’nın tarım ve gıda sektöründeki potansiyeline duydukları inancın, uzun vadeli finansman desteğinin temelini oluşturduğunu belirtti. Bogaard, “Biz sadece kâr odaklı bir ticari banka değiliz; aynı zamanda etki yaratmaya çalışıyoruz. Armada Gıda da topluma pek çok alanda etki eden, ayakları yere sağlam basan bir şirket olarak globalleşme yolunda ilerliyor. Armada Gıda’yı farklılaştıran en önemli özelliklerden biri, öğrenmeye ve gelişime açık yapısının yanı sıra işine duyduğu tutku. Önümüzdeki 10 yılda Armada Gıda’nın global bir şirket olma yolculuğunda yanında olmayı umuyoruz” değerlendirmesinde bulundu. FMO Tarım, Gıda ve Su Sektörleri Müdürü Tuğçe Koçkaya Beker de Armada Gıda ile 2022’den bu yana çalıştıklarını ve uzun vadeli sendikasyon kredisiyle şirketin yeni yatırımlarına destek vermekten memnuniyet duyduklarını belirtti. PROPARCO Tarım ve Gıda Sektörü Başkanı Marie Garcin ise finansmanın Türkiye ve bölgedeki gıda değer zincirlerinin güçlenmesine katkı sağlayacak yatırımları desteklemesi bakımından önem taşıdığını belirterek, “Her iki grup arasında uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcı olan bu destekle, bölgesel gıda kapasitesini artıracağız ve bu alandaki enerji tüketimini düşüreceğiz” dedi. Fethi Kalıpçı Sönmez: “Bölgesel liderlik hedefimizden global büyümeye ilerliyoruz” Armada Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Kalıpçı Sönmez, 110 milyon dolarlık finansmanın şirketin bölgesel liderlik hedefi açısından önemli bir destek olduğunu belirterek, Armada Gıda’nın güçlü üretim altyapısı ve uluslararası ihracat ağıyla global ölçekte büyüme yolunda ilerlediğini söyledi. Sönmez, “Anlaşma sayesinde uluslararası finans kuruluşlarından aldığımız güvenle, bölgesel liderlik hedefimize giden yolda çok önemli bir adım attık. Bu kredi desteği bizim için sadece miktarı nedeniyle değil, büyüme ve yeni yatırımlarımız açısından da önemli bir kilometre taşı. Bize güvenen bütün ortaklarımıza destekleri için teşekkür ediyoruz. Öncelikle hâlihazırda başarı gösterdiğimiz MENA bölgesinde güçlü bir gıda firması olmak istiyoruz. Şu anda bölgesel güç olma aşamasındayız. Vizyonumuz ise Armada Gıda’nın daha geniş bir coğrafyada üretim yapabilen global bir gıda firması olmasıdır” diye konuştu. Bitkisel protein ve katma değerli ürünlere yatırım Armada Gıda’nın büyüme stratejisinde sağlıklı beslenme ve bitkisel protein alanındaki gelişmeler önemli bir yer tutuyor. Bakliyatın geleneksel bir gıda kategorisinin ötesinde sağlıklı yaşam, sürdürülebilir beslenme ve yüksek protein ihtiyacına yanıt veren ürünlerde daha fazla kullanılması, şirketin yeni yatırım alanlarının da odağını oluşturuyor. Bu kapsamda finansmanın değerlendirileceği yatırımlar arasında Mersin’de kurulması planlanan Armada 4 projesi öne çıkıyor. Toplam 45 bin metrekare kullanım alanına sahip olması planlanan Armada 4’ün, ileri teknolojiye sahip katma değerli ürün işleme ve depolama kompleksi olarak hayata geçirilmesi hedefleniyor. Sönmez, yatırımlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeni nesil ve protein bazlı ürünler konusunda önemli bir yatırım hamlesi içerisindeyiz. Bu kapsamda finansmanı değerlendirdiğimiz yatırımlardan Armada 4, Mersin’de ileri teknolojiye sahip yeni bir katma değerli ürün işleme ve depolama kompleksi olacak. Yeni yatırımımızı özellikle sağlıklı atıştırmalıklar, protein bazlı ürünler ve katma değerli gıda ürünleri üretimi için önemli bir kampüs olarak planladık. Finansman ayrıca Kazakistan’daki tesis yatırımımızı genişletmemize ve bölgedeki üretim kapasitesini artırmamıza katkı sağlayacak.” Kazakistan’daki bakliyat işleme tesisi genişletilecek Armada Gıda’nın global büyüme stratejisinde Kazakistan önemli bir üretim ve tedarik merkezi olarak konumlanıyor. Hububat üretimi açısından stratejik bir merkez olarak değerlendirilen ülkede Armada Gıda, hâlen yüzde 70 ortaklık yapısıyla faaliyet gösteriyor. Şirket, yeni finansman desteğiyle Kazakistan’daki bakliyat işleme tesisi yatırımını genişletmeyi ve bölgedeki üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Böylece Türkiye’deki üretim altyapısının yanı sıra farklı coğrafyalardaki üretim ve tedarik imkânlarının kullanılmasıyla daha geniş bir uluslararası operasyon yapısının oluşturulması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beslenmede Mucize Besin ve Trendlere Karşı Uyarı Haber

Beslenmede Mucize Besin ve Trendlere Karşı Uyarı

Kalp, kanı vücuda pompalayarak organ ve dokuların ihtiyaç duyduğu oksijen ve besin ögelerinin taşınmasını sağlıyor ve yaşamın devamlılığında hayati bir rol üstleniyor. Kalp sağlığının korunmasında genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı alışkanlıkları da önemli rol oynuyor. Bu tercihlerin başında da beslenme alışkanlıkları geliyor. Ancak sosyal medya ve popüler trendler doğrultusunda sık sık gündeme getirilen mucizevi besinler ya da farklı beslenme önerileri; kulaktan dolma bilgiyle doğru bilgiyi birbirinden ayırmayı zorlaştırıyor. İşte bu noktada bilimsel bilgi, hangi besinin ne miktarda ve hangi beslenme düzeninin parçası olarak tüketilmesi gerektiğini anlamak açısından yol gösterici rol üstleniyor. Kalp Sağlığıyla İlgili En Yaygın 5 Yanlış İnanış ve Bilimsel Gerçekler Sosyal medyada bir bilginin sıkça paylaşılmasının, o bilginin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, sağlık ve beslenme konusunda güvenilir kaynaklara ve bilimsel araştırmalara dayanan bilgilerin rehber alınmasının önemine dikkat çekiyor. Beslenme ve gıdada doğru bilgiyi toplumla buluşturma misyonuyla çalışmalarını sürdüren Vakıf, kalp sağlığı konusunda yaygın olarak doğru kabul edilen 5 yanlış inanışı ve bunlara ilişkin bilimsel gerçekleri paylaşıyor. 1-Zeytinyağı ne kadar çok tüketilirse o kadar iyidir. (YANLIŞ) Zeytinyağı, içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan bileşenler nedeniyle dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeninin önemli bir parçasıdır. Ancak sağlıklı bir besin olması, sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez. Gereğinden fazla tüketilmesi günlük enerji alımının artmasına neden olabilir. Önemli olan zeytinyağını dengeli bir beslenme düzeni içinde, uygun miktarlarda tüketmektir. 2-Kolesterol içeren her gıda zararlıdır. (YANLIŞ) Uzun yıllar boyunca yumurta gibi kolesterol içeren besinlerin kalp sağlığı açısından olumsuz etkileri olduğu düşünülmüştür. Ancak güncel bilimsel çalışmalar, kan kolesterol düzeyleri üzerinde besinlerle alınan kolesterolün yanı sıra, özellikle doymuş ve trans yağ tüketimi başta olmak üzere beslenme düzeninin bütününün etkili olduğunu gösteriyor. Yumurta gibi kaliteli protein ve elzem besin ögeleri içeren gıdalar, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Bu nedenle yalnızca besinlerin içerdiği kolesterole değil, beslenme düzeninin bütününe odaklanmak önem taşıyor. 3-Kalp hastalığı yalnızca ileri yaşlarda görülür. (YANLIŞ) Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan sağlık sorunları değildir. Ateroskleroz olarak adlandırılan, damar duvarlarında plak birikimiyle ilerleyen süreç genç yaşlarda başlayabilir ve yıllar içinde gelişebilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren benimsenmesi önem taşır. 4- Zayıf olmak kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlar. (YANLIŞ) Vücut ağırlığının sağlıklı aralıkta olması kalp ve damar sağlığı açısından önemlidir ancak tek başına koruyucu değildir. Kişi zayıf görünebilir ancak karın bölgesindeki iç organların çevresinde yağlanma görülebilir; kolesterol, kan şekeri veya tansiyon gibi kardiyovasküler risk göstergeleri yüksek olabilir. Bu nedenle kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca vücut ağırlığına değil; beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, genetik faktörler ve diğer kardiyovasküler risk faktörleri de dikkate alınmalıdır. 5-Takviyeler sağlıklı beslenmenin yerini tutar. (YANLIŞ) Vitamin, mineral veya omega-3 gibi besin takviyeleri, sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin yerini tutmaz. Takviye kullanımı, kişinin gereksinimleri ve sağlık durumu doğrultusunda hekim veya diyetisyen önerisiyle planlanmalıdır. Sebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagiller; lif, vitamin, mineral ve çeşitli biyoaktif bileşenleri bir arada içerir. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını desteklemek için öncelik, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin sürdürülmesi olmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Humm Organic ve AÇEV’den 13 Bin Ebeveyne Ulaşacak Beslenme Rehberi Haber

Humm Organic ve AÇEV’den 13 Bin Ebeveyne Ulaşacak Beslenme Rehberi

Humm Organic ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), çocukların sağlıklı beslenmesine yönelik Diyarbakır’da başlattıkları iş birliğinin ikinci aşamasında, ebeveynlerin çocuk beslenmesine dair güvenilir bilgiye erişimini destekleyen yeni bir projeye imza attı. Ekim 2025’te başlayan “Sağlıklı Gelecek için Organik Bir Destek” projesinin ilk aşamasında, Migros’ta satışa sunulan Çilekli ve Zencefilli Kurabiyelerin satışından elde edilen gelirin bir bölümü AÇEV’e aktarılırken, bu destekle bugüne kadar AÇEV’in Okul Öncesi Eğitim Programı ve Okuyan Bir Gelecek Projesi okuma grupları aracılığıyla 1.380 çocuğun eğitim malzemelerinin karşılanmasına katkı sağlandı. İş birliğinin ikinci aşamasını oluşturan “Her Ebeveyn, Çocuğunun İlk Beslenme Rehberidir” kitabı, çocukların beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde ebeveynlerin rolünü merkeze alıyor. Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel’in kaleme aldığı rehber; gıda okuryazarlığı ve etiket okuma, organik ve doğal kavramlarının ayrımı, mevsimsel beslenme, çocukların farklı tatlarla tanışması ve aile sofrasındaki iletişim gibi pek çok başlığı bir arada ele alıyor. Kitapta ayrıca ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte evde hazırlayabilecekleri pratik tariflere yer veriliyor. Gerçekleştirilen lansmanda Humm Organic kurucu ortakları Damla Şener Akkaynak, Hale Şener ve Aslı Acundaş, Humm Organic Genel Müdürü Melek Soklangıç Dinçer, Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel ile AÇEV Kaynak Geliştirme ve İletişim Direktörü Asu Sanem Kaya bir araya geldi. Buluşmada çocukların erken yaşta geliştirdiği beslenme alışkanlıkları, ebeveynlerin bu süreçteki rolü ve çocukların gıdayla kurduğu ilişkinin nasıl şekillendiği ele alındı. Diyarbakır’dan Ebeveynlerin Günlük Hayatına Uzanan Bir Rehber Humm Organic ve AÇEV’in Diyarbakır’da başlayan iş birliğinin ikinci aşamasını oluşturan kitap, çocuk beslenmesine ilişkin bilgilerin ebeveynler için daha anlaşılır ve uygulanabilir hale getirilmesine odaklanıyor. Çocukluk döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yıllardaki seçimlere de zemin hazırladığı yaklaşımından hareket eden rehber, ebeveynlerin yalnızca çocuklarına ne yedireceklerine değil, onların gıdayla kurduğu ilişkiye de dikkat çekiyor. Bu çerçevede gıda okuryazarlığı, besin etiketlerini doğru okuyabilme, organik ve doğal kavramlarını birbirinden ayırabilme gibi konular günlük yaşamdan örneklerle ele alınıyor. Çocukların farklı tat, koku ve dokularla tanışmasının beslenme alışkanlıklarının oluşumundaki rolüne de yer verilen kitapta, “lezzet haritası” yaklaşımıyla çocukların damak zevkinin farklı gıdalarla kurulan deneyimler üzerinden zaman içinde gelişimine dikkat çekiliyor. Aile sofrası da bu sürecin önemli bir parçası olarak ele alınarak, ebeveynlerin kendi beslenme davranışlarıyla çocuklarına model olmasının ve yemek zamanlarını bir keşif alanına dönüştürmesinin önemi vurgulanıyor. Kitapta ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte evde hazırlayabilecekleri pratik tariflere de yer veriliyor. Bu tariflerle çocukların hazırlama sürecine katılması, farklı besinleri ve tatları keşfetmesi desteklenirken, sağlıklı beslenmenin günlük yaşam içinde deneyimlenen bir sürece dönüşmesi hedefleniyor. Kitap, AÇEV’in Saha Çalışmalarına da Ulaşacak “Her Ebeveyn, Çocuğunun İlk Beslenme Rehberidir” kitabının sosyal etkisi, okuyucuyla buluştuğu noktanın ötesine taşınacak şekilde kurgulandı. Toplam 13 bin adet basılan kitabın 10 bin adedi AÇEV’e doğrudan ulaştırılarak Anne Destek Programı ve Baba Destek Programı’na katılan ebeveynlere verilecek. Kalan 3 bin kitap ise satışa sunulacak ve satıştan elde edilen gelirin tamamı AÇEV’in çocuklar ve ebeveynlere yönelik çalışmalarına aktarılacak. 180 TL satış fiyatıyla okuyucuyla buluşacak kitap; D&R, Remzi Kitabevi ve Penguen Kitabevi mağazalarının yanı sıra dr.com.tr, Kitapyurdu, BKM Kitap, Trendyol, Hepsiburada, Amazon ve Ceres Dükkân gibi çevrim içi satış kanallarında satışa sunulacak. Böylece kitap, bir yandan ebeveynlerin çocuk beslenmesine ilişkin güvenilir bilgiye erişimini desteklerken, diğer yandan kitabı satın alan okurların AÇEV’in çocuk ve ebeveynlere yönelik çalışmalarına katkıda bulunmasına imkân sağlayacak. “Çocuk Beslenmesine Dair Sorumluluğumuzu Kitapla Başka Bir Boyuta Taşıdık” Humm Organic Kurucu Ortağı Damla Şener Akkaynak, markanın kuruluşundan bu yana çocukların beslenmesine yönelik yaklaşımının zaman içinde farklı alanlara uzandığını belirterek, “Humm Organic’in çıkış noktası çocuklarımız için daha sağlıklı seçenekler aramaktı. 2017’de başlayan bu yolculukta bugüne kadar 20 milyondan fazla ürünü çocuklarla buluşturduk. Son beş yılda adet bazında sekiz kattan fazla büyürken, her yıl çift haneli büyüme kaydettik. Zaman içinde bu arayışın yalnızca ürünlerle sınırlı kalamayacağını gördük. Ebeveynin neyi, neden seçtiğini bilmesi de çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bir parçası. AÇEV ile Diyarbakır’da başlayan iş birliğimizin bugün ebeveynlerin hayatına doğrudan girecek bir rehberle devam etmesi, bizim için bu sorumluluğun doğal bir uzantısı.” dedi. “Ebeveynin Elindeki Bilgi, Günlük Hayatında Kullanabileceği Bir Rehbere Dönüşmeli” Humm Organic Kurucu Ortağı Hale Şener, ebeveynlerin çocuk beslenmesi konusunda karşılaştığı bilgi yoğunluğuna dikkat çekerek, “Çocuk beslenmesi üzerine çok sayıda öneri ve farklı yaklaşım var. Ebeveynin bütün bunlar arasında doğru bilgiyi seçebilmesi kadar, öğrendiğini günlük yaşamına taşıyabilmesi de önemli. Biz bu kitabın ebeveynin elinde yalnızca okunup bırakılan bir kaynak değil, ihtiyaç duyduğunda başvurabileceği sade ve anlaşılır bir rehber olmasını istedik. Kitabın içeriğini oluştururken etiket okuma, mevsimsellik, karşılaştırmalar ve günlük hayatta kullanılabilecek pratik bilgiler gibi farklı araçları bir araya getirdik. AÇEV’in ebeveynleri güçlendirmeye dayalı yaklaşımı da bu bakışın önemli bir tamamlayıcısı oldu.” diye konuştu. “Lezzet Haritası, Çocuğun Gıdayla Kurduğu İlişkinin İzlerini Taşıyor” Humm Organic Kurucu Ortağı Aslı Acundaş, çocukların farklı tatlarla tanışmasının beslenme yolculuğundaki yerine değinerek, “Humm Organic’de yıllardır çocukların sağlıklı içeriklerle tanışırken lezzetten uzaklaşmamasına odaklanıyoruz. Çocukların karşılaştığı her yeni tat, zaman içinde oluşan damak zevkinin de bir parçası haline geliyor. Kitapta yer verdiğimiz lezzet haritası yaklaşımı, bu deneyimi yalnızca ‘ne yedi?’ sorusuyla değil, çocuğun gıdayı nasıl keşfettiği üzerinden değerlendirmemize olanak tanıyor. Farklı tat, koku ve dokularla tanışmanın çocukların beslenme yolculuğunun doğal bir parçası olduğunu düşünüyoruz.” dedi. “Gıda Okuryazarlığı, Ebeveynin Bilinçli Seçim Yapma Becerisinin Temelinde Yer Alıyor” Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel, kitabın hazırlanma sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “Çocuk beslenmesi konusunda ebeveynlerin karşılaştığı bilgi kaynaklarının sayısı her geçen gün artıyor. Bu noktada ebeveynin yalnızca bilgiye ulaşması değil, karşısındaki bilginin doğruluğunu değerlendirebilmesi ve bunu çocuğunun günlük yaşamına uyarlayabilmesi önem taşıyor. Kitapta gıda okuryazarlığını bu nedenle temel başlıklardan biri olarak ele aldık. Etiketleri okumaktan organik ve doğal kavramlarını doğru anlamaya, çocukların farklı tatlarla tanışmasından aile sofrasındaki davranışlara kadar uzanan bir çerçeve oluşturduk. Pratik tarifler ve lezzet haritası gibi bölümlerle de bilgiyi günlük hayatın içine taşımayı amaçladık. Amacımız ebeveynlere tek bir doğruyu anlatmak yerine, çocuklarının beslenmesiyle ilgili kararlarını daha bilinçli verebilmeleri için güvenilir ve anlaşılır bir kaynak sunmaktı.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Humm Organic ve AÇEV’den 13 Bin Ebeveyne Ulaşacak Beslenme Rehberi Haber

Humm Organic ve AÇEV’den 13 Bin Ebeveyne Ulaşacak Beslenme Rehberi

Toplam 13 bin adet basılan kitabın 10 bin adedi AÇEV’e doğrudan ulaştırılarak annelere ve babalara yönelik destek programlarına katılan ebeveynlere verilecek. Kalan 3 bin kitabın satışından elde edilen gelir ise AÇEV’in çalışmalarına aktarılacak. Humm Organic ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), çocukların sağlıklı beslenmesine yönelik Diyarbakır’da başlattıkları iş birliğinin ikinci aşamasında, ebeveynlerin çocuk beslenmesine dair güvenilir bilgiye erişimini destekleyen yeni bir projeye imza attı. Ekim 2025’te başlayan “Sağlıklı Gelecek için Organik Bir Destek” projesinin ilk aşamasında, Migros’ta satışa sunulan Çilekli ve Zencefilli Kurabiyelerin satışından elde edilen gelirin bir bölümü AÇEV’e aktarılırken, bu destekle bugüne kadar AÇEV’in Okul Öncesi Eğitim Programı ve Okuyan Bir Gelecek Projesi okuma grupları aracılığıyla 1.380 çocuğun eğitim malzemelerinin karşılanmasına katkı sağlandı. İş birliğinin ikinci aşamasını oluşturan “Her Ebeveyn, Çocuğunun İlk Beslenme Rehberidir” kitabı, çocukların beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde ebeveynlerin rolünü merkeze alıyor. Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel’in kaleme aldığı rehber; gıda okuryazarlığı ve etiket okuma, organik ve doğal kavramlarının ayrımı, mevsimsel beslenme, çocukların farklı tatlarla tanışması ve aile sofrasındaki iletişim gibi pek çok başlığı bir arada ele alıyor. Kitapta ayrıca ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte evde hazırlayabilecekleri pratik tariflere yer veriliyor. Gerçekleştirilen lansmanda Humm Organic kurucu ortakları Damla Şener Akkaynak, Hale Şener ve Aslı Acundaş, Humm Organic Genel Müdürü Melek Soklangıç Dinçer, Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel ile AÇEV Kaynak Geliştirme ve İletişim Direktörü Asu Sanem Kaya bir araya geldi. Buluşmada çocukların erken yaşta geliştirdiği beslenme alışkanlıkları, ebeveynlerin bu süreçteki rolü ve çocukların gıdayla kurduğu ilişkinin nasıl şekillendiği ele alındı. Diyarbakır’dan Ebeveynlerin Günlük Hayatına Uzanan Bir Rehber Humm Organic ve AÇEV’in Diyarbakır’da başlayan iş birliğinin ikinci aşamasını oluşturan kitap, çocuk beslenmesine ilişkin bilgilerin ebeveynler için daha anlaşılır ve uygulanabilir hale getirilmesine odaklanıyor. Çocukluk döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yıllardaki seçimlere de zemin hazırladığı yaklaşımından hareket eden rehber, ebeveynlerin yalnızca çocuklarına ne yedireceklerine değil, onların gıdayla kurduğu ilişkiye de dikkat çekiyor. Bu çerçevede gıda okuryazarlığı, besin etiketlerini doğru okuyabilme, organik ve doğal kavramlarını birbirinden ayırabilme gibi konular günlük yaşamdan örneklerle ele alınıyor. Çocukların farklı tat, koku ve dokularla tanışmasının beslenme alışkanlıklarının oluşumundaki rolüne de yer verilen kitapta, “lezzet haritası” yaklaşımıyla çocukların damak zevkinin farklı gıdalarla kurulan deneyimler üzerinden zaman içinde gelişimine dikkat çekiliyor. Aile sofrası da bu sürecin önemli bir parçası olarak ele alınarak, ebeveynlerin kendi beslenme davranışlarıyla çocuklarına model olmasının ve yemek zamanlarını bir keşif alanına dönüştürmesinin önemi vurgulanıyor. Kitapta ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte evde hazırlayabilecekleri pratik tariflere de yer veriliyor. Bu tariflerle çocukların hazırlama sürecine katılması, farklı besinleri ve tatları keşfetmesi desteklenirken, sağlıklı beslenmenin günlük yaşam içinde deneyimlenen bir sürece dönüşmesi hedefleniyor. Kitap, AÇEV’in Saha Çalışmalarına da Ulaşacak “Her Ebeveyn, Çocuğunun İlk Beslenme Rehberidir” kitabının sosyal etkisi, okuyucuyla buluştuğu noktanın ötesine taşınacak şekilde kurgulandı. Toplam 13 bin adet basılan kitabın 10 bin adedi AÇEV’e doğrudan ulaştırılarak Anne Destek Programı ve Baba Destek Programı’na katılan ebeveynlere verilecek. Kalan 3 bin kitap ise satışa sunulacak ve satıştan elde edilen gelirin tamamı AÇEV’in çocuklar ve ebeveynlere yönelik çalışmalarına aktarılacak. 180 TL satış fiyatıyla okuyucuyla buluşacak kitap; D&R, Remzi Kitabevi ve Penguen Kitabevi mağazalarının yanı sıra dr.com.tr, Kitapyurdu, BKM Kitap, Trendyol, Hepsiburada, Amazon ve Ceres Dükkân gibi çevrim içi satış kanallarında satışa sunulacak. Böylece kitap, bir yandan ebeveynlerin çocuk beslenmesine ilişkin güvenilir bilgiye erişimini desteklerken, diğer yandan kitabı satın alan okurların AÇEV’in çocuk ve ebeveynlere yönelik çalışmalarına katkıda bulunmasına imkân sağlayacak. “Çocuk Beslenmesine Dair Sorumluluğumuzu Kitapla Başka Bir Boyuta Taşıdık” Humm Organic Kurucu Ortağı Damla Şener Akkaynak, markanın kuruluşundan bu yana çocukların beslenmesine yönelik yaklaşımının zaman içinde farklı alanlara uzandığını belirterek, “Humm Organic’in çıkış noktası çocuklarımız için daha sağlıklı seçenekler aramaktı. 2017’de başlayan bu yolculukta bugüne kadar 20 milyondan fazla ürünü çocuklarla buluşturduk. Son beş yılda adet bazında sekiz kattan fazla büyürken, her yıl çift haneli büyüme kaydettik. Zaman içinde bu arayışın yalnızca ürünlerle sınırlı kalamayacağını gördük. Ebeveynin neyi, neden seçtiğini bilmesi de çocukların sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bir parçası. AÇEV ile Diyarbakır’da başlayan iş birliğimizin bugün ebeveynlerin hayatına doğrudan girecek bir rehberle devam etmesi, bizim için bu sorumluluğun doğal bir uzantısı.” dedi. “Ebeveynin Elindeki Bilgi, Günlük Hayatında Kullanabileceği Bir Rehbere Dönüşmeli” Humm Organic Kurucu Ortağı Hale Şener, ebeveynlerin çocuk beslenmesi konusunda karşılaştığı bilgi yoğunluğuna dikkat çekerek, “Çocuk beslenmesi üzerine çok sayıda öneri ve farklı yaklaşım var. Ebeveynin bütün bunlar arasında doğru bilgiyi seçebilmesi kadar, öğrendiğini günlük yaşamına taşıyabilmesi de önemli. Biz bu kitabın ebeveynin elinde yalnızca okunup bırakılan bir kaynak değil, ihtiyaç duyduğunda başvurabileceği sade ve anlaşılır bir rehber olmasını istedik. Kitabın içeriğini oluştururken etiket okuma, mevsimsellik, karşılaştırmalar ve günlük hayatta kullanılabilecek pratik bilgiler gibi farklı araçları bir araya getirdik. AÇEV’in ebeveynleri güçlendirmeye dayalı yaklaşımı da bu bakışın önemli bir tamamlayıcısı oldu.” diye konuştu. “Lezzet Haritası, Çocuğun Gıdayla Kurduğu İlişkinin İzlerini Taşıyor” Humm Organic Kurucu Ortağı Aslı Acundaş, çocukların farklı tatlarla tanışmasının beslenme yolculuğundaki yerine değinerek, “Humm Organic’de yıllardır çocukların sağlıklı içeriklerle tanışırken lezzetten uzaklaşmamasına odaklanıyoruz. Çocukların karşılaştığı her yeni tat, zaman içinde oluşan damak zevkinin de bir parçası haline geliyor. Kitapta yer verdiğimiz lezzet haritası yaklaşımı, bu deneyimi yalnızca ‘ne yedi?’ sorusuyla değil, çocuğun gıdayı nasıl keşfettiği üzerinden değerlendirmemize olanak tanıyor. Farklı tat, koku ve dokularla tanışmanın çocukların beslenme yolculuğunun doğal bir parçası olduğunu düşünüyoruz.” dedi. “Gıda Okuryazarlığı, Ebeveynin Bilinçli Seçim Yapma Becerisinin Temelinde Yer Alıyor” Diyetisyen ve Gastronomi Uzmanı Yasemin Güzel, kitabın hazırlanma sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “Çocuk beslenmesi konusunda ebeveynlerin karşılaştığı bilgi kaynaklarının sayısı her geçen gün artıyor. Bu noktada ebeveynin yalnızca bilgiye ulaşması değil, karşısındaki bilginin doğruluğunu değerlendirebilmesi ve bunu çocuğunun günlük yaşamına uyarlayabilmesi önem taşıyor. Kitapta gıda okuryazarlığını bu nedenle temel başlıklardan biri olarak ele aldık. Etiketleri okumaktan organik ve doğal kavramlarını doğru anlamaya, çocukların farklı tatlarla tanışmasından aile sofrasındaki davranışlara kadar uzanan bir çerçeve oluşturduk. Pratik tarifler ve lezzet haritası gibi bölümlerle de bilgiyi günlük hayatın içine taşımayı amaçladık. Amacımız ebeveynlere tek bir doğruyu anlatmak yerine, çocuklarının beslenmesiyle ilgili kararlarını daha bilinçli verebilmeleri için güvenilir ve anlaşılır bir kaynak sunmaktı.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Keskinoğlu, Perakende Zirvesi’nde Marka Gücüyle Sektörün İlgi Odağındaydı Haber

Keskinoğlu, Perakende Zirvesi’nde Marka Gücüyle Sektörün İlgi Odağındaydı

Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Ömer Düzgün, Keskinoğlu standını ziyaret ederek markaya başarı dileklerini iletti ve Federasyona verdikleri destek için teşekkür etti. Zirve kapsamında Keskinoğlu Mundo Food Truck’ta gerçekleştirilen tadımlar ile K-Takımı’nın sevilen karakteri Güçlü de dikkat çekti. 9-10 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Türkiye’de perakende sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan Perakende Zirvesi’ne katılan Keskinoğlu, ürünleri, marka deneyimleri ve ziyaretçilere yönelik etkinlikleriyle sektörün ilgi odağındaydı. Zirve’nin “Kurumsal Sponsor”u olan Keskinoğlu, iki gün boyunca biri iç, diğeri açık alanda olmak üzere iki ayrı noktada perakende alanındaki güçlü marka konumunu ve vizyoner yaklaşımını ziyaretçilerle buluşturdu. Zirve kapsamında Keskinoğlu standını ziyaret eden Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) Başkanı Ömer Düzgün, markaya başarı dileklerini iletirken, Türkiye Perakendeciler Federasyonu’na verilen destek dolayısıyla Keskinoğlu’na teşekkür etti. Ziyaret, Keskinoğlu’nun perakende ekosistemiyle kurduğu güçlü iş birliklerinin de önemli bir göstergesi oldu. Mundo’dan Zirve’ye lezzet dokunuşu İç alandaki standında yumurta, piliç eti ve ileri işlenmiş ürünlerinden seçkiler sunarak tadım deneyimi gerçekleştiren Keskinoğlu’nun yeni nesil restoran markası Mundo, fuarın açık alanında kurulan “Food Truck” konseptiyle ziyaretçilerle buluştu. Mundo Food Truck’ta Bites, Wings, Tenders ve Burger menüleriyle oluşturulan tadımlar, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Böylece ziyaretçiler, Keskinoğlu’nun dünyanın dört bir yanından nefis soslarla lezzetine lezzet katılan yaratıcı menülerini deneyimleme fırsatı buldu. K-Takımı’ndan Güçlü de Zirve’de ilgi odağı oldu Keskinoğlu’nun çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yumurtanın faydalarını eğlenceli bir anlatımla aktarmak amacıyla hayat verdiği K-Takımı’ndan “Güçlü” de zirvede markanın dikkat çeken yüzlerinden biri oldu. Yoğun ilgiyle karşılanan Güçlü, ziyaretçilerle fotoğraf karelerinde buluşarak alana renk kattı. Perakendeyi stratejik büyümenin kritik bir alanı olarak gören Keskinoğlu, Zirve boyunca sektör profesyonelleriyle doğrudan temas kurarak, tüketici beklentilerini yakından takip eden, inovatif ürünler geliştiren ve güçlü iş birlikleriyle büyüyen marka yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Perakende Zirvesi, oluşan yoğun ziyaretçi ilgisi ve sektör profesyonelleriyle yeni iş birliklerine yönelik B2B görüşmelerle, Keskinoğlu’nun perakende kanalındaki güçlü konumunu ve gelecek dönem büyüme hedeflerini destekleyen önemli bir buluşma oldu. Keskinoğlu, değişen tüketici beklentilerini yakından takip eden ürün ve marka yaklaşımıyla perakende kanalındaki büyümesini sürdürürken, sektör paydaşlarıyla güçlü iş birlikleri geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi Haber

Mersin Büyükşehir’den ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ Konulu Farkındalık Eğitimi

Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar ve velilere; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında eğitim verildi. Psikologdan diyetisyene, diş hekiminden fizyoterapiste farklı sağlık profesyonellerinin yer aldığı etkinlikle, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve öğrendiklerini çevreleriyle paylaşarak birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. MERSİN / ( FOTOĞRAFLI - GÖRÜNTÜLÜ) Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlığında, Halk Sağlığı haftası kapsamında Toroslar Çocuk Kampüsü ve Halkkent Çocuk Atölyesi’nde ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı farkındalık ve eğitim etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ çalışmaları doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri amaçlandı. Çocuklar ve velilerin katıldığı programda; psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi sağlık profesyonellerinin yanı sıra, Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Etkinlikle çocukların yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan bireyler değil; aynı zamanda kendi sağlığını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini hem ailesi hem de çevresiyle paylaşabilen birer ‘Sağlık Elçisi’ olmaları amaçlandı. Öztürk: “Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Halk Sağlığı haftası kapsamında, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü anlatarak, “Çeşitli stantların bulunduğu etkinlik kapsamındaki oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı” ifadelerini kullandı. Hem çocuklar hem de aileleri için önemli ve faydalı bir etkinlik gerçekleştiğini dile getiren Öztürk, “Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur” dedi. Veliler, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun 2 çocuğunun da Toroslar Çocuk Kampüsü’nden yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri için Büyükşehir’in Çocuk Kampüsleri’ni tercih ettiğini söyledi. Hem kendisinin hem de çocuklarının Toroslar Çocuk Kampüsü’nün etkinliklerinden çok memnun olduğunu kaydeden Cin, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ aktivitesini de çok faydalı bulduğunu ifade ederek, “Sağlık çalışanları değişik konularda bilgi verdiler. Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler” diye konuştu. Program içeriğinin de oldukça verimli olduğuna dikkat çeken Cin, “Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik” dedi. Toroslar Çocuk Kampüsü velilerinden Kübra Tezcan da düzenlenen etkinliği çocuklar ve veliler açısından değerli bulduğunu belirterek, “Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar” dedi. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’nde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliğine çocuklarıyla birlikte katılan Sevda Sulhan, özellikle sağlık konusundaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sulhan, “Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesi’ne 3,5 yaşındaki kızı ile katılan Merve Ertuğrul ise etkinliğin özellikle veliler için çok yararlı olduğunu söyleyerek, “Bilmediğimiz çok şey vardı. Mesela 0-3 yaşındaki çocuklarda bazen otizm görülebiliyormuş. Kızımda olan bazı şeyleri de fark ettim. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler” diye konuştu. Büyükşehir'in düzenlediği etkinliklerden çok memnun olduğunu sözlerine ekleyen Ertuğrul, “Bu tür etkinlikler olduğunda her zaman katılacağız. Çünkü biz de bilgileniyoruz çocuklarımız da bilgileniyor” dedi. Velilerden Özlem Akbaş, Büyükşehir’in tüm çocuk kampüslerinden memnun olduğunu belirterek, “Bizim için de iyi oldu. Bu tür iş birliklerini hem seviyor hem de kaçırmıyoruz. Belediyemize de bizleri düşündüğü için çok teşekkürler” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.