Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sağlıklı Yaşlanma

Kapsül Haber Ajansı - Sağlıklı Yaşlanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Yaşlanma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Araştırmaya Göre Hayvan Sahipleri Yaşlanmayı Konuşmaktan Kaçınıyor Haber

Araştırmaya Göre Hayvan Sahipleri Yaşlanmayı Konuşmaktan Kaçınıyor

Royal Canin tarafından yürütülen yeni küresel araştırma, bu orta yaş dönemine geçişle birlikte hayvan sahiplerinin yaşlanmaya bakışı ile bilimsel gerçekler arasında önemli bir fark bulunduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre hayvan sahiplerinin üçte birinden fazlası (yüzde 38), yaşlanma sürecinde etkili müdahalenin mümkün olmadığına inanıyor ve üçte ikisi (yüzde 66) bu konuyu duygusal nedenlerle erteliyor ve (yüzde 44) yaşlanmayı ancak sağlık sorunları ortaya çıktıktan sonra gündeme alıyor. Bu yaklaşım, kedi ve köpeklerde sağlıklı yaşam süresini uzatabilecek erken önlem fırsatlarının kaçırılmasına işaret ediyor.¹ Kedi ve köpeklerin yaşam süreleri uzadıkça, sağlıklı yaş alma ve yaşam kalitesini koruma konusu hayvan sahipleri için her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Bilimsel temellere dayanan yüksek kaliteli beslenmeye yönelik ilginin artmasıyla birlikte, kedi ve köpek sağlığı alanında odak noktası da belirli sağlık sorunlarına yönelik tekil çözümlerden, canlılığı destekleyen ve sağlıklı yaşlanmayı teşvik eden bütüncül yaklaşımlara kayıyor. Özellikle pandemi döneminde sahiplenilen kedi ve köpeklerin bugün orta yaş dönemine ulaşması, bu dönüşümü daha da önemli hale getiriyor. Veteriner hekimler, bu dönemi sağlık açısından kritik bir eşik olarak tanımlıyor. Ancak yeni araştırma, birçok hayvan sahibinin bu dönemin önemini kavramakta zorlandığını veya bilinçli olarak görmezden geldiğini ortaya koyuyor. Hayvan sahipleri yaşlanmayı konuşmaktan kaçınıyor ROYAL CANIN® tarafından gerçekleştirilen küresel araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 38’i hayvanlarının yaşlanması konusunda yapılabilecek hiçbir şey olmadığını düşünürken*, üçte ikisi (yüzde 66) hayvanlarının yaşlandığını düşünmenin kendilerini üzdüğünü ve yarısından fazlası (yüzde 55) bu nedenle konu hakkında konuşmaktan kaçındığını belirtiyor. ¹ Uzmanlar uyarıyor: Orta yaş dönemi sağlıklı yaşlanma için kritik bir fırsat Kedi ve köpekleriyle güçlü bir duygusal bağ kurduklarını ifade eden katılımcılar, hayvanlarının uzun vadeli sağlığını desteklemek açısından kritik öneme sahip bir dönemi farkında olmadan gözden kaçırabiliyor. Araştırmaya katılanların yüzde 44’ü, hayvanlarının yaşlanmasını ancak sağlık sorunları ortaya çıktığında düşünmeye başladığını belirtiyor. Bu durum, aslında daha erken dönemde alınabilecek önlemler açısından önemli bir fırsatın kaçırılması anlamına gelebileceğine işaret ediyor. Veteriner hekimler, özellikle pandemi döneminde sahiplenilen bir kedi ve köpek kuşağının bugün orta yaş evresine ulaşması nedeniyle bu durumun önemine dikkat çekiyor. Kedi ve köpeklerde genellikle 6-7 yaş civarında başlayan bu dönemde, yaşlanmaya bağlı biyolojik değişiklikler hücresel düzeyde ortaya çıkmaya başlıyor ve çoğu zaman görünür belirtiler ortaya çıkmadan ilerliyor. Bu nedenle uzmanlar, hayvanlar hâlâ sağlıklı ve aktif görünürken atılacak küçük ve proaktif adımların, ilerleyen yaşlarda sağlık, canlılık ve yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynayabileceğini vurguluyor. Orta yaşa ulaşan pandemi kuşağı kedi ve köpeklerde sağlıklı yaşlanma doğru yaklaşım ile mümkün Pandemi döneminde dünya genelinde hayvan sahipliğinde yaşanan büyük artışın ardından, bu nesil şimdi orta yaş dönemine girmeye başladı. Bu da bir neslin sağlıklı yaşam süresini iyileştirmek için önemli bir fırsat yaratıyor. Bu değişim kültürel olarak da kendini gösteriyor; TikTok’ta milyonlarca görüntülenme alan paylaşımlarda altı yaşına giren “pandemi hayvanları” kutlanıyor. Orta yaş dönemindeki hayvanlar genellikle sağlıklı ve enerjik görünse de, Royal Canin Veterinary Symposium 2026’da sunulan yeni bilimsel araştırmalar yaşlanmanın birçok kişinin düşündüğünden daha erken başlayan kademeli bir biyolojik süreç olduğunu ortaya koyuyor. Kedilerde enerji seviyelerindeki değişimler veya köpeklerde hareket kabiliyetindeki azalma gibi küçük fizyolojik değişimler, gözle görülür belirtilerden çok önce ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle söz konusu dönem, uzun vadeli sağlık ve yaşam kalitesini desteklemek için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu erken dönem kolaylıkla gözden kaçabiliyor. Araştırmaya katılan hayvan sahiplerinin yaklaşık üçte biri (yüzde 31), kedi ve köpekleri “iyi göründüğü” için erken önlem almayı ertelediğini söylüyor. Dr. Tanya Schoeman: “Hayvanlarımızın yaşlanma süreci, düşündüğümüzden çok daha erken başlıyor” Yaşlanmanın kendisi kaçınılmaz olsa da hayvanların nasıl yaşlandığı; beslenme, ideal vücut ağırlığının korunması, düzenli egzersiz, sağlık takibi ve erken müdahale gibi faktörlerden önemli ölçüde etkileniyor. Royal Canin Veterinary Symposium 2026’da paylaşılan bilimsel veriler, “sağlıklı yaşam süresi” kavramına dikkat çekiyor. Bu kavram, yaşa bağlı kronik hastalıklar ve fonksiyon kayıpları ortaya çıkmadan önce, hayvanın sağlıklı olarak geçirdiği yaşam dönemini ifade ediyor. Orta yaş döneminde verilen destek, ilerleyen yıllarda sağlık, canlılık ve genel yaşam kalitesinin korunmasında önemli rol oynayabiliyor. Buna rağmen yanlış inanışlar devam ediyor. Araştırmaya katılan hayvan sahiplerinin yüzde 25 diyabet gibi bazı sağlık risklerinin yaş ilerledikçe artabileceğinin farkında olmadığını belirtiyor. Royal Canin Kedi Sağlığı ve Veteriner İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tanya Schoeman, yaşlanma süreci ile ilgili olarak, “Artık biliyoruz ki hayvanlarımızın yaşlanma süreci, düşündüğümüzden çok daha erken başlıyor. Genellikle kedi ve köpekler hâlâ sağlıklı ve enerjik görünürken, orta yaş döneminde bu süreç başlamış oluyor. Bu dönem, uzun vadeli sağlıklarını desteklemek için basit ama etkili adımlar atmak adına değerli bir fırsat sunuyor. Hem bir veteriner hekim hem de bir hayvan sahibi olarak, dostlarımız sağlıklı görünürken bugüne odaklanmanın ve yaşlanma düşüncesinin rahatsız edici olmasının ne kadar doğal olduğunu görüyorum. Ancak sağlık kontrollerine ve yaş alma konusundaki konuşmalara daha erken başlamak, küçük değişikliklere dikkat etmek; yalnızca daha uzun değil, aynı zamanda daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olabilir. Düzenli veteriner hekim kontrolleri, sağlıklı yaş alma konusunu veteriner hekiminizle proaktif şekilde değerlendirmek ve davranış, hareket kabiliyeti veya enerji seviyelerindeki küçük değişikliklere dikkat etmek gibi temel adımlar büyük fark yaratabilir”, dedi. Pandemi döneminde sahiplenilen hayvanlar orta yaş dönemine girerken, bu bulgular yaş almanın korkulacak bir süreç olmadığını gösteriyor. Aksine, hayvan sahipleri için küçük ama etkili adımlarla dostlarının daha uzun süre sağlıklı, aktif ve yaşam dolu kalmalarını desteklemek adına önemli bir fırsat sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Longevity, Egzozom ve Aromaterapi Uzmanları Aynı Sahnede Buluştu Haber

Longevity, Egzozom ve Aromaterapi Uzmanları Aynı Sahnede Buluştu

Fuar kapsamında gerçekleştirilen MasterClass oturumlarında, medikal estetikten anti-aging uygulamalarına, aromaterapiden fonksiyonel wellness yaklaşımlarına kadar geniş bir içerik ele alındı. Uzman isimler, longevity yaklaşımının bilimsel temellerini, egzozom uygulamalarının güncel kullanım alanlarını ve aromaterapinin bütüncül sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Oturumlarda, kişiselleştirilmiş bakım uygulamaları ile bütüncül sağlık yaklaşımının sektörde giderek daha belirleyici hale geldiği, sürdürülebilir ve bilim temelli uygulamaların ise önümüzdeki dönemin ana yönünü şekillendireceği öne çıktı. MasterClass sahnesinde sektörün önde gelen doktorları, eczacıları, akademisyenleri ve uygulayıcıları; uzun yaşam (longevity), rejeneratif tıp, dermokozmetik, aromaterapi ve holistik cilt bakımı gibi güncel başlıklarda bilgi ve deneyimlerini paylaştı. HÜCRELER ARASI ‘GENÇLİK MESAJLARI’ HASARLI DNA’YI ONARIYOR Programın öne çıkan oturumlarından biri olan “Longevity ve Anti-Aging İçin Mezoterapi” başlıklı sunumda, medikal estetik uygulamaların yalnızca dış görünümü iyileştirmeye odaklanmadığını; sağlıklı yaşlanma ve yaşam kalitesini artırma hedefiyle şekillendiğini belirten Mezoterapi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ufuk Alatekin, longevity ve anti-aging uygulamalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Longevity yaklaşımıyla birlikte, mezoterapi gibi uygulamalar kişiselleştirilmiş tedavi planlarının önemli bir parçası haline geliyor. Bireyin ihtiyacına göre planlanan uygulamalar, cilt sağlığını desteklerken yaşlanma sürecini daha dengeli ve kontrollü hale getirmeyi amaçlıyor. Önümüzdeki dönemde bilimsel temele dayanan, kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların medikal estetik alanında daha belirleyici olacağını öngörüyoruz.” Rejeneratif tıp alanında çalışan Medikal Estetik Doktoru Dr. Ersun Çobanoğlu ise “Rejeneratif Tıpta Egzozomların Yeri ve Geleceği” başlıklı oturumunda, son dönemde estetik ve dermatoloji alanında giderek daha fazla konuşulan egzozom teknolojilerine ilişkin güncel gelişmeleri ve uygulama alanlarını aktardı. ARTIK KIRIŞIKLIK DOLDURMUYORUZ, HÜCRELERE GENÇ DAVRANMAYI ÖĞRETİYORUZ Son yıllarda sağlık, güzellik ve estetik alanlarında öne çıkan “longevity” yaklaşımı, 38. Güzellik & Bakım İstanbul Fuarı’nda MasterClass sahnesinin en yoğun ilgi gören başlıklarından biri oldu. Yaşam süresini uzatmanın ötesinde yaşam kalitesini artırmaya odaklanan bu yaklaşım; beslenmeden cilt bakımına, rejeneratif tıptan estetik uygulamalara kadar geniş bir perspektifte ele alındı. Medikal Estetik Mastırlılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ömer Aycan, “İçten Desteklenen Longevity, Genç Görünmek mi, Genç Kalmak mı?” başlıklı sunumunda longevity kavramını bütüncül bir çerçevede değerlendirirken; Medikal Estetik Doktoru Dr. Saliha Sönmezateş ve Güzellik Teknolojileri Uzmanı Mehmet Onur İşim, “Fraksiyonel CO₂ Lazer ile Dermal Kolajen Rejenerasyonu” oturumunda teorik temelleri ve uygulama süreçlerini aktardı. Longevity odağındaki oturumlarda Senem Sena İnanır ve Logevity Uzman Danışmanı Bora Özkurt, yeni nesil yaklaşımları ve danışmanlık perspektifini paylaşırken; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aylin Akıncı “Menopoz ve Antı-Aging” oturumunda menopoz sürecinin sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerini ele aldı YÜZÜNÜZ GERÇEKTE NE İSTİYOR? CİLT, AĞIZ, ÇENE VE DOĞAL GENÇLEŞMENİN BULUŞMASI Güzellik ve estetik anlayışı her geçen gün daha bütüncül bir perspektife evrilirken, yüzün yalnızca cilt yüzeyinden ibaret olmadığı gerçeği de giderek daha fazla önem kazanıyor. “Yüzünüz Gerçekte Ne İstiyor? Cilt, Ağız, Çene ve Doğal Gençleşmenin Buluşması” başlıklı panelde, Doğal Gençleştirme Uzmanı Mehtap Arslandöl moderatörlüğünde; Dermatoloji Uzmanı Dr. Gözde Emel Gökçek ve İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hümeyra Arıkan Kocaelli, yüz estetiğini etkileyen görünmeyen faktörleri disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirdi. Uzmanlar, yüzün cilt, kas yapısı, çene formu ve mimik alışkanlıklarıyla birlikte bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak, sağlıklı ve genç bir görünüm için cildi zorlamak yerine dengeyi koruyan, nazik ve bütüncül yaklaşımların öne çıktığını ifade etti. “Gerçek gençlik; abartısız, dengeli ve sağlıklı görünen bir ciltten geçer” değerlendirmesinde bulundu. AROMATERAPİ VE HOLİSTİK CİLT BAKIMI YAKLAŞIMLARI Güzellik ve cilt bakımı alanında doğal içeriklere ve bütüncül yaklaşımlara olan ilginin artmasıyla birlikte aromaterapi, dermokozmetik ve holistik uygulamalar Güzellik & Bakım İstanbul Fuarı’nda MasterClass sahnesinin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. “Sağlık ve Güzellik Sunan Dermokozmatik ve Aromaterapötik Ürünler” oturumunda sahne alan Aromaterapi Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Sevil Ağalar, Uzm. Ecz. Funda Figen Şirin Bal ve Ecz. İlknur Bozkaya sektördeki güncel duruma ilişkin deneyimlerini paylaştı. ZİHİN, BEDEN VE DOĞA DENGESİ Program kapsamında Fonksiyonel Tıp Wellness ICF & Usta Öğretici Estetisyen Nilay Kurt, “Kokuların Şifası: Bitkilerle Ruh ve Zihin Yolculuğu” başlıklı oturumda aromatik bitkilerin iyi yaşam üzerindeki etkilerini ele aldı. Diş Hekimi & Kahkaha Lideri ve Eğitmeni Nezahat Solak ise “Gülmenin Bilimi: Kahkaha Yogası ile Enerji ve Güzellik” oturumunda zihin ve beden dengesine odaklanan yaklaşımını aktardı. “Trans Dermal Bukkal Masaj & Holistik Face UP” oturumunda, uygulamaya ilişkin değerlendirmede bulunan Eğitimci, Yazar PhD. Dr. Pelin Balı, “İğne ve enjeksiyon gerektirmeyen, kas hafızasıyla çalışan bu yaklaşım yüz gençleşmesini desteklerken, çene sıkma ve yüz gerginliği gibi şikayetlere yönelik de alternatif bir çözüm sunuyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ordu’da 60 Yaş ve Üstüne Üniversite Projesi Haber

Ordu’da 60 Yaş ve Üstüne Üniversite Projesi

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ve Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş’ın öncülüğünde imzalanan proje kapsamında anne ve ileri yaş grubundaki vatandaşların eğitim ve sosyal faaliyetlerle desteklenmesi amaçlanıyor. 60 YAŞ VE ÜZERİ VATANDAŞLARA YÖNELİK OLACAK Proje çerçevesinde 3. Yaş Üniversitesi, 60 yaş ve üzeri vatandaşlara yönelik olacak. Bu programla ileri yaştaki bireylerin öğrenmeye devam etmelerini sağlamak, yalnızlıklarını gidermek, kuşaklar arası iletişimi geliştirmek ve sağlıklı yaşlanma, kültürel katılım ve toplumsal üretkenliği artırmak amacıyla çeşitli eğitim ve etkinlikler düzenlenecek. ANNELER İÇİN EĞİTİM VE SOSYAL ETKİNLİKLER Öte yandan geçtiğimiz yıl hayata geçirilen ve ilk mezunlarını veren Anne Üniversitesi projesi de işbirliği kapsamında sürdürülecek. Proje ile de annelerin kendini tanıma, potansiyellerinin farkına varma, aile içi iletişimi güçlendirme, ebeveynlik becerisi kazanma, sağlıklı yaşam davranışları edinme ve sürdürme, stresle baş etme yöntemlerini öğrenme, sanatsal becerilerinin desteklenmesi sağlanacak. Bu kapsamda yine annelere özel eğitimler, sosyal etkinlikler ve bilgilendirici çalışmalar gerçekleştirilecek. “NİTELİKLİ BİR PROGRAM BAŞLATIYORUZ” Protokol imzaları Ordu Büyükşehir Belediyesinde atıldı. İmza sonrası açıklamalarda bulunan Başkan Güler konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Şehrimizde güzel yenilikleri uygulamaya devam ediyoruz. Ordu Üniversitemiz ile birlikte nitelikli bir program başlatıyoruz. Daha evvelden ev hanımları ile ilgili yapmıştık. Şimdi 60 yaş ve üzeri için böyle bir çalışmayı yapıyoruz. Yirmişer kişilik ekipler ile çok güzel bir dönem başlatacağız. Örnek olacak bu çalışmayı üniversitemiz ile birlikte sürdüreceğiz.” “BİREYLERE GÜZEL MOTİVASYON SAĞLAYACAĞIZ” Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş ise bu program sayesinde bireylere güzel motivasyon sağlayacakları dile getirdi. Rektör Baş şöyle konuştu: “3. Yaş Üniversitesi Projesi kapsamında 60 yaş üzeri bireylerin tekrar hayata kazandırılması, tekrar sosyal faaliyetlere karışması ve güzel zaman geçirebilmesi amacıyla 2 aylık bir eğitim verilecek. Bu süre içerisinde bireylere güzel bir motivasyon sağlamış olacağız. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ile birlikte bu projeyi tasarladık. İnşallah güzel ve verimli bir proje olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İleri Yaşta Sağlıklı Beslenmek Bilişsel Fonksiyonları Koruyor! Haber

İleri Yaşta Sağlıklı Beslenmek Bilişsel Fonksiyonları Koruyor!

İleri yaşlardakilerin beslenmede dikkat etmesi gereken bazı noktalar olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Günlük 5 porsiyon sebze ve meyve tüketimi, ‘gökkuşağı gibi beslenmek’, vitamin ve fitokimyasallardan zengin beslenme için önemli. Süt ve süt ürünleri, kemik sağlığı için hayati rol oynar. Az yağlı kırmızı ve beyaz etler, yağlı balıklar ve kurubaklagiller kaliteli protein kaynakları olarak beslenmede yer almalı.” dedi. Tam tahılların, posa ve B vitamini ihtiyacını karşılayarak bilişsel fonksiyonların korunmasına destek olduğunu da vurgulayan Yiğit, zeytinyağı, ceviz, badem gibi bitkisel yağların kalp-damar sağlığı için günlük beslenmede mutlaka bulunması gerektiğini aktardı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sağlıklı yaşlanma ve ilerleyen yaşlarda sağlığı korumak için beslenme önerileri paylaştı. Fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme, ilerleyen yaşlarda kilit rol oynar! Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa'da 65 yaş üstü bireylerin sayısının 15 yaş altı bireylerin sayısını geçebileceğinin öngörüldüğünü aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu raporlarda fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kilit bir rol oynadığı belirtiliyor.” dedi. İlerleyen yaşlarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak zayıflık, obezite, kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda azalma/demans gibi sağlık problemlerinin daha sık görülebildiğini ifade eden Yiğit, “Bu dönemde, beslenmede dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.” şeklinde konuştu. Süt ürünleri, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarına beslenmede mutlaka yer verilmeli! Besinler süt, protein, tahıl, sebze-meyve ve yağ olarak beş gruba ayrıldığında özellikle kalsiyumdan zengin olan süt grubunun kemik kırıklarının önlenmesinde hayati önem taşıdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle ilerleyen yaşlardaki her birey; günlük toplamda 2-3 porsiyon yoğurt, peynir gibi protein, kalsiyum ve fosfor kaynaklarına beslenmelerinde yer açmalı. Yoğurt tüketimi özellikle ilerleyen yaşlarda oluşan uyku bozukluğu sorunlarına da yardımcı olur.” dedi. İleri yaşlarda belli porsiyonlarda az yağlı kırmızı ve beyaz etlere, Omega 3 kaynağı olan yağlı küçük balıklara, kuru baklagil gibi bitkisel kaynaklı proteinlere yönelmekte fayda olduğunu kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak kurubaklagillere gaz şikayetlerini arttırması nedeniyle dikkat edilmeli. Kurubaklagilleri pişirmeden önce suda bekletmek, haşlarken kimyon eklemek gaz şikayetlerini azaltabilir. Vücudun kan şekeri dengesini sağlayabilmesi, kabızlık şikayetlerinin yaşanmaması için posa ihtiyacı da unutulmamalı. Bu nedenle tam buğday unundan yapılmış ekmekler, siyez, karabuğday gibi tahıllar günlük beslenmede mutlaka bulunmalı. Unutmayın bu dönemde vücut bilişsel fonksiyonlar için B vitaminlerine de ihtiyaç duyar ve bunların en iyi kaynakları arasında tam tahıllar vardır.” Gökkuşağı gibi beslenmek, sağlıklı yaşlanma için önemli! Günlük toplamda 5 porsiyon sebze ve meyve tüketiminin ilerleyen yaşlarda elzem olduğunun altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Sebze ve meyveler fitokimyasallardan, beta karotenlerden, A ve C vitaminlerinden oldukça zengindir. Bu nedenle tek öğünde farklı renklerde sebze ve meyvelerin bulunması, yani ‘gökkuşağı gibi beslenmek’ kavramı oldukça uygun.” dedi. Özellikle ilerleyen yaşlarda kalp damar sağlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için kullanılan yağın çeşidi ve miktarına da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Günlük olarak beslenmede zeytinyağı, kavrulmamış fındık, ceviz, badem gibi bitkisel yağlar mutlaka bulundurulmalı. Eğer diş problemleri yaşanıyorsa bu kuruyemişler meyve veya yoğurt ile birlikte, küçük parçalara bölünerek, yumuşatılarak da tüketilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.