Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Saha Deneyimi

Kapsül Haber Ajansı - Saha Deneyimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saha Deneyimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEMSA, Avrupa’daki Rekorların Ardından Midibüste de Pazar Liderliğini Pekiştirdi Haber

TEMSA, Avrupa’daki Rekorların Ardından Midibüste de Pazar Liderliğini Pekiştirdi

Otobüs endüstrisinin küresel ölçekteki buluşma noktalarından FIAA 2026, 22-24 Eylül tarihleri arasında İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlendi. Avrupa’daki güçlü büyümesini müşteri odaklı yaklaşımı ve pazarların değişen ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği yeni nesil araçlarla sürdüren TEMSA, FIAA 2026’da yenilenen Prestij ile tamamen elektrikli Avenue Neo 9e modellerini sergiledi. Bugüne kadar yaklaşık 19 bin aracı dünyanın 70 farklı ülkesine ihraç eden TEMSA, Avrupa pazarındaki güçlü konumunu ve bölgeye yönelik ürün stratejisini de katılımcılarla paylaştı. 2025 yılında Avrupa pazarlarında satış rekoru kırmıştı Geçtiğimiz yıl ortaya koyduğu güçlü performansla, Fransa, İngiltere, İrlanda, Yunanistan ve Belçika gibi kilit pazarlarda tarihinin en yüksek satış rakamlarına ulaşan TEMSA, şehirlerarası otobüs segmentindeki başarısını midibüs pazarına da taşıdı. TEMSA’nın 2025’te pazara sunduğu yenilenen Prestij, gördüğü güçlü taleple birlikte 2026’nın ilk sonuçlarına göre Avrupa midibüs pazarında yüzde 30’un üzerinde paya ulaşarak segment liderliğini pekiştirdi. Midi segmentinde oyunun kurallarını yeniden yazıyoruz FIAA 2026 kapsamında değerlendirmelerde bulunan TEMSA CEO’su Evren Güzel, “Güçlü mühendislik ve üretim yetkinliğimizi Avrupa’nın gelişen mobilite ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Bugün 70 ülkede yollarda olan araçlarımız ve 10 milyar kilometreyi aşan saha deneyimimiz, bu anlayışımızın en güçlü göstergelerinden biri. İspanya ise Avrupa’daki büyümemizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Burada edindiğimiz deneyimi, komşu pazarlarda büyümemizi destekleyecek önemli bir avantaj olarak değerlendiriyoruz. Bu anlayış doğrultusunda Avrupa’daki toplam satış hacmimizi pandemi öncesi döneme kıyasla iki katına yükselttik. Geçtiğimiz yıl piyasaya sürdüğümüz yenilenen Prestij ile midi segmentinde oyunun kurallarını yeniden yazıyoruz. 2026 yılının ilk sonuçlarına göre, midi pazarında %30’u aşan pazar payıyla Avrupa’nın lideri konumundayız. Büyümemizin temel dinamiğini oluşturan midibüs segmentindeki bu başarımızı hem Avrupa hem de İspanya’da coach pazarının ilk 10 oyuncusu arasında yer alarak güçlendiriyoruz” dedi. Elektrifikasyon dönüşümü pazar dinamiklerini etkiliyor Avrupa’daki elektrifikasyon dönüşümüne de değinen Güzel, “2026’nın ilk yarısında şehir içi otobüs pazarı %50 büyürken, yeni tescil edilen şehir içi otobüslerin %60’tan fazlası elektrikli oldu. Bu dönüşüm, otobüs üreticileri ve toplu taşıma operatörleri için yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Bölgede artık tek bir müşteri beklentisinden söz etmemiz mümkün değil. Her ülke; regülasyonlar, altyapı, kullanım alışkanlıkları ve elektrifikasyonun ilerleme hızı açısından farklılık gösteriyor. TEMSA olarak, bu çeşitliliği ürün ve teknoloji kabiliyetlerimizle karşılamaya odaklanıyoruz. Böylece her pazara aynı formülü uygulamak yerine, pazarların kendine özgü ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmeye çalışıyoruz” diye konuştu. 5 milyon kilometrelik deneyimden yeni nesil elektrikli otobüse: Avenue Neo 9e FIAA 2026’da sergilenen elektrikli Avenue Neo 9e, 9 metrelik kompakt yapısıyla dikkat çekiyor. 75 kişiye kadar yolcu kapasitesi ve 600 kilometreye kadar menziliyle öne çıkan araçta 300 kW DC hızlı şarj ile 75 dakikada tam şarj imkânı bulunurken, gelişmiş güvenlik teknolojileri de operasyonel verimlilik ve kullanıcı deneyimini destekliyor. Avenue Neo 9e’nin temelinde ise TEMSA’nın saha deneyimi bulunuyor. Modelin geliştirilmesinde referans alınan MD9 Electricity, 2016’dan bu yana farklı coğrafyalarda 5 milyon kilometrenin üzerinde yol kat ederek, TEMSA mühendislerine önemli bir operasyonel deneyim kazandırdı. 22 bin satış adedine ulaşan güçlü miras: Prestij Fuarda ziyaretçilerin beğenisine sunulan Prestij ise TEMSA’nın midibüs alanındaki köklü deneyimini yeni nesil ürün anlayışıyla yeniden yorumluyor. İlk üretimi 1992 yılında gerçekleştirilen Prestij, bugüne kadar 22 bin adetlik satış başarısına ulaşarak TEMSA’nın sembollerinden biri haline geldi. 2025 yılında yenilenen tasarımıyla pazara sunulan Prestij; turizm taşımacılığından havalimanı transferlerine, personel ve okul taşımacılığından kurumsal filolara kadar pek çok farklı kullanım alanında tercih ediliyor. Yenilenen Prestij; modern tasarımı, gelişmiş güvenlik teknolojileri ve sürücü-yolcu deneyimini odağına alan iç mekanıyla yeni bir standart ortaya koyuyor. Aracın 29 farklı dil seçeneği ise uluslararası pazarlarda kullanım kolaylığı sağlıyor. Prestij, üç yıl/sınırsız kilometre garanti sunarak müşteri memnuniyetini daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu Haber

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu

Bursa Kız Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve Uzman Biyolog Emine Poyraz yürütücülüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhayat Dalkıran'ın proje uzmanlığında hayata geçirilen "Doğanın Dilini Öğreniyorum-3" programı 31 Ağustos-5 Eylül 2026 tarihleri arasında Bursa'da gerçekleştirildi. TÜBİTAK 4004 kapsamında desteklenen projenin amacı; katılımcıların doğayı tanıma ve koruma bilincini geliştirmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla kullanılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini kavratmaktı. Bu kapsamda; Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde ikamet eden, farklı devlet liselerinde öğrenim gören ve 10. sınıftan 11. sınıfa geçen 36 öğrenci, doğayla iç içe çok yönlü bir eğitim programına katıldı. Doğa, öğrenciler için açık hava laboratuvarına dönüştü Proje sayesinde öğrenciler, doğayı yalnızca teorik bilgilerle değil; gözlem, inceleme ve uygulamaya dayalı deneyimlerle keşfetti. Doğal ortamların birer açık hava laboratuvarı olarak ele alındığı programda katılımcılar, sorgulayıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ekosistemleri değerlendirme imkânı buldu. Öğrenciler proje süresince; ekosistemler, canlı ve cansız etmenler, doğal denge, biyolojik ve ekolojik çeşitlilik, jeomorfolojik oluşumlar, atık yönetimi, yaban hayatı, orman yangınları, çevre kirliliği, küresel iklim değişikliği, doğal-tarihi-kültürel miras, milli parklar ve korunan alanlar gibi başlıklarda alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Uludağ Milli Parkı, Uluabat Gölü, Karacabey Longoz Ormanları, Nilüfer Çayı ve Aktopraklık Höyük Arkeoparkı gibi duraklarda gerçekleştirilen eğitimler sayesinde öğrenciler, doğadaki ilişkileri, döngüleri ve insanın ekosistem içindeki yerini yerinde gözlemleme şansı yakaladı. Böylece programın; öğrencilerin çevre okuryazarlığını ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalığını artırma, çevreye karşı sorumluluk duygularını güçlendirme ve bilime yönelik olumlu tutumlarını destekleme hedefine ulaşıldı. Harmanlık RES'te sürdürülebilir enerji yolculuğu Projenin beşinci gününde Harmanlık RES'te gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlere Borusan EnBW Enerji ev sahipliği yaptı. Bursa'nın Karacabey ilçesinde bulunan ve 55,2 MW kurulu gücüyle 16 rüzgâr türbininden oluşan Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesine önemli katkı sağlayan santraller arasında yer alıyor. Şirketin tesis ekibi ve uzman biyoloğu eşliğinde düzenlenen programda öğrenciler, rüzgâr enerjisinin çalışma prensiplerini, tesislerde yürütülen çevresel süreçleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında kapsamlı bir saha deneyimi edindi. "Sürdürülebilir Enerji Yolculuğu: Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali" başlıklı saha eğitiminin ardından, "Doğadan Güç Alıyoruz: Rüzgâr Enerjisi ve Sürdürülebilir Gelecek, RES Santrallerinin Ekosisteme Etkisi" başlıklı oturum gerçekleştirildi. Bu oturumlarda rüzgâr enerjisinin temiz enerji dönüşümündeki rolü, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevreyle uyumlu şekilde planlanmasının önemi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı. Altı gün süren proje kapsamında öğrencilerin bilimsel gözlem becerilerinin geliştirilmesi, çevresel farkındalıklarının artırılması ve doğayla kurdukları bağın güçlendirilmesi amaçlandı. Program, proje çıktılarının değerlendirilmesi ve sertifika töreniyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım İşçisi Ailelerin Çocukları için Nitelikli Eğitim Desteği Haber

Tarım İşçisi Ailelerin Çocukları için Nitelikli Eğitim Desteği

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Turkish Philanthropy Funds (TPF) desteğiyle tarım işçisi ailelerin eğitimden kopma riski taşıyan çocukları için nitelikli eğitim desteği sunan "Dört Mevsim Eğitim Projesi"ni Şanlıurfa'da hayata geçiriyor. Depremden etkilenen iller arasında yer alan Şanlıurfa'da Ateşböceği Öğrenim Biriminde yürütülen etkinliklerle, tarım işçisi ailelerin çocuklarının yaz döneminde nitelikli eğitime erişimlerinin ve gelişimlerinin desteklenmesi hedefleniyor. TPF’nin işletme sponsorluğunu üstlendiği TEGV Tasarım Mucitleri Ateşböceği Öğrenim Birimi aracılığıyla Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesinde yürütülen proje, Ağustos ayı sonuna kadar devam edecek. Proje kapsamında çocuklar, yaş ve gelişim düzeylerine uygun olarak hazırlanan oyun ve deneyim temelli etkinliklerle nitelikli eğitim desteği alacak. Çocukların bütüncül becerilerinin gelişimi amaçlanıyor Çocukların çok yönlü gelişimini destekleyen proje kapsamında hijyen ve öz bakım, sanat, müzik, spor ve temel akademik beceriler gibi farklı alanlarda etkinlikler gerçekleştirilecek. Projeyle dezavantajlı koşullarda yaşayan çocukların sosyal-duygusal, bilişsel ve fiziksel gelişimlerinin desteklenmesinin yanı sıra öğrenmeye aktif katılım göstermeleri, günlük yaşam becerileri kazanmaları ve kendilerini güvenle ifade edebilmeleri amaçlanıyor. Bölgede tarım işçisi olarak çalışan aileler, mevsimlik tarım göçü nedeniyle yer değiştirebiliyor, bu durumun çocuklarının yaz döneminde eğitim ve öğretimden uzak kalmasına neden olduğu gözlemleniyor. Dört Mevsim Eğitim Projesiyle çocukların öğrenme kayıplarının önüne geçilmesi ve gelişimlerini kesintisiz biçimde desteklemesi amaçlanıyor. TEGV'in bu alandaki saha deneyimi 15 yıl öncesine dayanıyor TEGV'in tarım işçisi ailelerin çocuklarına yönelik projelerdeki saha deneyimi 2011 yılına kadar uzanıyor. Tarım göçü nedeniyle eğitimi kesintiye uğrayan ve akranlarının eğitimsel kazanımlarına henüz erişememiş çocuklara destek olmak amacıyla, 2011-2016 yılları arasında Ankara, Şanlıurfa ve Adana'da Mevsimlik Tarım İşçileri Projesi (METİP) kapsamında TEGV Ateşböceği Öğrenim Birimi etkinlikleri düzenlenmişti. Bu çalışmalardan edinilen deneyim, 2021 yılından bu yana kesintisiz sürdürülen ve fındık hasadı bölgesi olan Ordu ve Sakarya’da hayata geçirilmiş olan Dört Mevsim Eğitim Projesi'nin de temelini oluşturmuştur. Proje kapsamında bu yıl 6. kez Sakarya’da gerçekleştirilecek etkinliklerin yanı sıra TPF desteğiyle Şanlıurfalı çocuklarla da buluşuluyor. TEGV ve TPF iş birliği binlerce çocuğun hayatına etki etti TEGV ile TPF arasında uzun yıllardır devam eden güçlü iş birliği, 6 Şubat depremlerinin ardından deprem bölgesinde yürütülen eğitim çalışmalarına verilen sürdürülebilir destekle daha da güçlendi. 2024 yılında Lloyd's Register Foundation ile birlikte Gaziantep Öğrenim Birimi'nin yapım sponsorluğunu üstlenen TPF, Ateşböceği Öğrenim Birimlerinin faaliyetlerine de katkı sağlayarak binlerce çocuğu nitelikli eğitimle buluşturdu. TPF'nin de destekleriyle Hatay'da dört konteyner kentte 1000 çocuğa bisiklet hediye edilerek "Bisiklet Temel Eğitim Programı" uygulandı. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen iller arasında bulunan Şanlıurfa'da hayata geçirilen Dört Mevsim Eğitim Projesi de bu stratejik iş birliğinin yeni halkasını oluşturuyor. "Çocukların gözlerindeki merakı, öğrenme isteklerini ve mutluluklarını görüyoruz" TEGV Ateşböceği Öğrenim Birimi Yöneticisi Mehmet Karaduman, projeye ilişkin duygularını şu sözlerle ifade etti: “Daha önce hem deprem bölgesinde hem de Dört Mevsim Eğitim Projesi kapsamında Sakarya'da görev yapmış biri olarak, bu projenin benim için ayrı bir anlamı var. Şanlıurfa'da tarım işçisi ailelerin çocuklarıyla Ateşböceğimizde bir araya geldiğimizde onların gözlerindeki merakı, öğrenme isteğini ve mutluluklarını görüyoruz. Aileleri tarım ile uğraşırken çocuklar vakitlerini evde oturarak değil Ateşböceğinde geleceklerine hazırlanarak geçiriyor eğlenirken öğreniyorlar. Zorlu koşullara rağmen çocukların nitelikli eğitim desteğiyle potansiyellerini keşfedeceklerine inanıyoruz. Onlara güvenli ve nitelikli bir öğrenme ortamı sunabilmek, bizim için yalnızca bir görev değil, bir sorumluluk ve büyük bir umut kaynağı.” “Çocukların yaz dönemini nitelikli bir öğrenme ortamında geçirmelerini hedefliyoruz” TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Çocukların nitelikli eğitime erişiminin sürekliliğini sağlamak bizim için büyük önem taşıyor. Turkish Philanthropy Funds ile uzun yıllardır sürdürdüğümüz güçlü iş birliği sayesinde, deprem bölgesindeki eğitim çalışmalarımızı sürdürülebilir biçimde geliştirmeye devam ediyoruz. Saha deneyimimizle hayata geçirdiğimiz Dört Mevsim Eğitim Projesi'ni, TPF'nin destekleriyle bu yıl Şanlıurfa'ya da taşıyoruz. Amacımız, tarım işçisi ailelerin çocuklarının yaz dönemini güvenli, destekleyici ve nitelikli bir öğrenme ortamında geçirmelerini sağlamak. Her çocuğun, gelişim ihtiyaçlarına duyarlı ortamlarda nitelikli eğitimle buluşmasının çok önemli olduğunu biliyoruz. Dört Mevsim Eğitim Projesi'nde ve tüm faaliyetlerimizde benimsediğimiz ilke şu: çocuklarımız nerede olursa olsun, biz de oradayız. Bu proje sayesinde çocuklarımızın yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerinin de destekleneceğine ve yaşamlarına uzun vadeli katkılar sunacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yemeksepeti Çalışanları Yaya Kurye Deneyimi’nde 79 Kilometre Yürüdü Haber

Yemeksepeti Çalışanları Yaya Kurye Deneyimi’nde 79 Kilometre Yürüdü

Türkiye’nin En Sevilen ve En Teknolojik Online Yemek Siparişi Markası Yemeksepeti, çalışanlarının kurye operasyonunu sahada birebir deneyimlemesini sağlayan “Yaya Kurye Deneyimi” programının üçüncüsünü gerçekleştirdi. “Delivery mode on” mottosuyla düzenlenen program, 17-26 Haziran tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir’de hayata geçirildi. Bu yıl kapsamı daha da genişletilen programa Yemeksepeti’nin merkez ofis ve destek ekiplerinden 43 çalışan katıldı. Program kapsamında katılımcılar, kendilerine ayrılan iki saatlik zaman dilimlerinde yaya kurye deneyimini uçtan uca yaşadı. Siparişin kabul edilmesinden restorandan teslim alınmasına, rota planlamasından kullanıcıya ulaştırılmasına kadar sürecin tüm adımlarını sahada deneyimleyen çalışanlar, 10 gün boyunca toplam 145 siparişi kullanıcılarla buluşturdu. Çalışanlar operasyonel süreçlere dair somut gözlemler elde etti Yemeksepeti çalışanları program boyunca toplam 80 saat sahada görev aldı ve üç şehirde toplam 79 kilometre yürüdü. Ortalama teslimat süresi 18 dakika olarak gerçekleşirken, program farklı ekiplerden çalışanların operasyonun günlük akışını yakından gözlemlemesine olanak sağladı. Yaya Kurye Deneyimi’nin en hızlı teslimatını, siparişi 6 dakika 56 saniyede kullanıcıya ulaştıran Yemeksepeti Hukuktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Duygu Tanıt gerçekleştirdi. Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver 8 dakika 15 saniyelik teslimat süresiyle ikinci, Çağrı Merkezi Temsilcisi Çağdaş Durna ise 8 dakika 36 saniyelik teslimat süresiyle üçüncü oldu. Böylece en hızlı üç teslimat, şirketin farklı birimlerinde görev yapan çalışanlar tarafından gerçekleştirildi. Saha deneyimi kurum kültürünün parçası haline getirildi İlk kez 2024 yılında düzenlenen Yaya Kurye Deneyimi, her yıl kapsamını genişleterek Yemeksepeti’nin çalışan gelişimine ve saha odaklı öğrenmeye yönelik programları arasındaki yerini güçlendiriyor. Program, çalışanların operasyonun günlük gerçekliğini yerinde deneyimlemesini sağlarken, kurye deneyimini iyileştirmeye yönelik gözlem ve geri bildirimlerin doğrudan sahadan toplanmasına da katkı sunuyor. Yemeksepeti, Yaya Kurye Deneyimi ile farklı ekiplerden çalışanlarını teslimat operasyonunun kalbine taşıyarak kullanıcı, restoran ve kurye deneyimini bütüncül biçimde anlamayı hedefliyor. Program, şirket içinde saha odaklı öğrenme kültürünü desteklerken, operasyonel süreçlerin farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesine de imkân tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi “Geleceğin Önder Çiftçileri”ni Yetiştiriyor Haber

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi “Geleceğin Önder Çiftçileri”ni Yetiştiriyor

Gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından olan tarım sektörünün önemi her geçen gün artıyor. Küresel iklim değişikliği, yüksek girdi maliyetleri, kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması önemli gibi gelişmelere rağmen sektör, akıllı tarım uygulamaları, veri odaklı üretim modelleri ve sürdürülebilir yaklaşımlar ile yenilikçi bir yapıya kavuşma potansiyeli taşıyor. “Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı”, bu dönüşümün gelecekteki öncüleri olacak genç üreticileri desteklemek amacıyla İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. 31 Mayıs’a kadar başvuruların devam edeceği program kapsamında; bitkisel ve/veya hayvansal üretimle ilgilenen, teknolojiye ve yeni nesil tarım uygulamalarına ilgi duyan ziraat fakültelerinin ikinci sınıf öğrencileri arasından 20 genç çiftçi seçilecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılması beklenen öğrenciler, bir hafta boyunca eğitimler alacak. Teori ve pratik bir arada İki aşamalı bir yapı üzerine kurgulanan programın ilk aşamasında genç çiftçilere finansal okuryazarlık, tarım politikaları, katma değerli üretim ve ürün hikâyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik, tarımsal finans, kooperatifçilik, üretim ve pazarlamada dijital uygulamalar, iş modeli geliştirme başlıklarında disiplinler arası içerikler sunulacak. Programın devamında öne çıkan katılımcılar, ikinci yıl planlanan uygulama aşamasına dahil edilecek. İkinci aşama, teorik kazanımların toprakla buluştuğu bir basamak olarak kurgulanıyor. Bu süreçte genç çiftçilerin örnek çiftlikler, tarımsal işletmeler, girişimler ve kooperatiflerle bir araya gelerek ekosistem deneyimi kazanması hedefleniyor. Ayrıca, yeni nesil tarım teknolojileri ve çözümleri, verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda saha deneyimi edinmeleri planlanıyor. Böylece katılımcılar yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama deneyimiyle de desteklenecek. Uzun vadeli ve çok boyutlu bir gelişim modeli olarak tasarlanan programın; tarım sektöründe insan kaynağının güçlendirilmesine, teknolojik dönüşümün desteklenmesine ve sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2.000 Öğrenciye Ulaşan Omega Grup’tan Eğitimde Dönüşüm Adımı Haber

2.000 Öğrenciye Ulaşan Omega Grup’tan Eğitimde Dönüşüm Adımı

Türkiye’de teknik bilgi ve saha deneyimi gerektiren alanlarda, yetişmiş insan kaynağına duyulan ihtiyaç giderek artıyor. Özellikle iklimlendirme-soğutma, mekanik bakım onarım ve kazan bakımı alanlarında eğitimli personel bulmak sektörün en önemli ihtiyaçları arasında yer alıyor. Türkiye genelinde 3000’ e yakın teknik kadrosu olan çözüm ortakları ağına sahip Omega Grup, eğitim kurumlarıyla yürüttüğü çalışmalarla bu alanlarda ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünün yetişmesine katkı sağlıyor. “Geleceğin mesleği ustalık, teknolojiyle gelişen bir uzmanlık alanı” Meslek eğitimleri projesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Omega Grup Yönetim Kurulu Başkanı Öner Çelebi, teknik mesleklerin ve teknik ustalığın geleceğin üretim gücü açısından kritik bir rol üstlendiğini belirterek “Mesleki eğitimleri ve bu alandaki akademi-sanayi buluşmalarını, sektörün geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Özellikle iklimlendirme-soğutma, mekanik bakım onarım ve kazan bakımları alanında eğitimli personel bulmak sektör açısından önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Biz de gençlerin bu alanlara yönelmesini destekleyen çalışmalarımızla, ustalığı çağın ihtiyaçlarına uygun yetkinliklerle güçlendirmeyi hedefliyoruz. Öğrencileri teknik alanlarla buluşturan eğitimler, kariyer günleri, sanayi gezileri ve staj olanaklarıyla gençlere bu alandaki ihtiyacı anlatıyor, bu mesleklere de ilgi duymasını hedefliyoruz. Geliştirdiğimiz modelin farklı şehirlerdeki eğitim kurumlarına ilham vererek, Türkiye genelinde nitelikli teknik insan kaynağının yetişmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Eğitimden istihdama uzanan kapsamlı bir model Omega Grup gerçekleştirdiği kariyer günleri, bilinçlendirme eğitimleri, sanayi gezileri ve meslek erbaplarıyla buluşmalarla öğrencilerin teknik alanlarda bilgisini ve farkındalığını artırıyor. Bu çalışmalar kapsamında gençler, staj ve saha deneyimi kazanarak iş hayatına daha hazırlıklı bir şekilde adım atıyor. Grup, meslek eğitimleri için 6 yükseköğretim kurumu ve 5 meslek lisesi olmak üzere toplam 11 eğitim kurumu ile yaptığı protokollerle çalışmalarını yürütüyor. Proje dahilinde öğrencilere staj ve istihdam olanakları da sunan Omega Grup, akademisyen ve teknik öğreticiler için de referans alınan bir yapı haline geldi. Hedef, Türkiye genelinde rol model olacak bir eğitim ekosistemi oluşturmak Omega Grup, yeni okullar ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliklerini artırarak geliştirdiği modeli daha geniş bir yapıya taşımayı planlıyor. Meslek odaları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla protokol kapsamında yürütülen çalışmalar devam ederken, yeni kurumlarla temaslar da sürüyor. Şirket, bu modeli yeni etkinliklerle daha cazip ve sürdürülebilir hale getirerek sektörde rol model olmayı amaçlıyor. Omega Akademi kapsamında planlanan canlı yayınlar, eğitim videoları ve uzman buluşmaları teknik bilinçlendirme ve mesleki özendirme konularına odaklanacak. Uzun vadede bu platformun eğitim kurumlarıyla bütünleşen bir teknik eğitim üssüne dönüşmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor Haber

Rüzgâr ve Güneş Projelerinde Yatırıma Dönüş Hız Kazanıyor

Özellikle izin süreçlerini tamamlamış ve uzun süredir hazırlığı yapılan rüzgâr projelerinin 2026 yılı itibarıyla sahada karşılık bulması öngörülürken; yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama disiplininin sektör açısından belirleyici hale geldiği görülüyor. 2025 yılı ile 2026’nın ilk çeyreği, izin süreçlerindeki iyileştirmeler açısından bugüne kadarki en yapıcı dönemler arasında yer alıyor. Geride kalan iki kritik düzenleme ve uygulamada yapılması öngörülen sadeleştirmelerle, bugün ortalama 5,4 yıl olan yatırıma geçiş sürelerinin orta vadede 15–18 ay bandına çekilmesi mümkün hale gelebilecektir. Bu kapsamda ARI-ES Enerji, 2026 yılına yönelik beklentilerini Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri çerçevesinde değerlendiriyor. Türkiye’nin rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi doğrultusunda, yatırım süreçlerinde zaman yönetimi ve sahadaki uygulama kalitesinin belirleyici hale geldiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, yatırımların hız kaybetmeden devreye alınmasının sektörün gücünü ve yatırım iştahını koruması açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Arıcı, önümüzdeki dönemde devreye alma performansının sektörün ana gündem başlıklarından biri olacağını ifade ediyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi alanında proje geliştirme, mühendislik ve uygulama süreçlerinde faaliyet gösteren ARI-ES Enerji; özellikle izin süreçlerini tamamlamış projelerin sahaya taşınması, devreye alma yönetimi ve uygulama kalitesi konularında uzmanlaşıyor. Farklı ölçeklerdeki yenilenebilir enerji yatırımlarında saha deneyimi ve zaman yönetimi odaklı yaklaşımıyla öne çıkan şirket; 15.000 MW işletmedeki, 25.000 MW izin süreçlerindeki toplam 40.000 MW’lık yenilenebilir enerji portföyünün (rüzgâr + güneş) yüzde 25’ine karşılık gelen 10.000 MW’lık bölümünde, rüzgâr projeleri olmak üzere aktif olarak proje geliştirme süreçlerini yürütüyor. Bu portföy içerisinde, rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün 20.000 MW’lık bölümünde edinilen saha tecrübesinin, 2026 yılı itibarıyla rüzgâr yatırımlarının daha hızlı ve öngörülebilir şekilde devreye alınmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor. ARI-ES Enerji’nin rüzgâr enerjisine dayalı 25.000 MW’lık RES portföyünün önemli bir bölümünün 2026 yılı itibarıyla sahaya taşınması öngörülürken; bu süreçte devreye alma aşamaları ve zaman planlamasının belirleyici olduğu görülüyor. Mevcut proje stoğunun fiili yatırıma dönüşmesi, rüzgâr enerjisinde yatırım temposunun korunması ve sektör genelindeki uygulama performansı açısından kritik önem taşıyor. TEK BİR MEGAVATI BİLE KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK Rüzgâr enerjisinde bugüne kadar oluşan proje birikiminin artık sahada karşılık bulması gerektiğini vurgulayan ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı şunları söyledi: “Türkiye’de rüzgâr enerjisinde ciddi bir proje birikimi oluştu. Bugün yaklaşık 15 bin MW seviyesindeki kurulu güç, güçlü bir ekosisteme işaret ediyor. Ancak bu birikimin gerçek karşılığı, projelerin sahaya ne kadar hızlı ve sağlıklı taşındığıyla ölçülecek. Rüzgâr projelerinde yatırıma geçiş sürelerinin kısaltılması ve tek bir megavatın bile sahada kaybedilmemesi, sektör açısından kritik önemde.” 2035 HEDEFLERİ HIZ VE UYGULAMA KALİTESİNİ ÖNE ÇIKARIYOR Türkiye’nin 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneş enerjisinde toplam 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, her yıl ortalama 7,5–8 bin MW yeni kapasitenin devreye alınmasını gerektiriyor. Bu ölçekte bir dönüşümün yalnızca yeni projelerin geliştirilmesiyle değil; yatırım süreçlerinin etkin yönetilmesi ve sahadaki uygulama kalitesinin artırılmasıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Arıcı, önümüzdeki dönemde hız, zaman yönetimi ve devreye alma performansının sektör açısından belirleyici başlıklar olacağını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş’tan Öğrencilere Rafinericilik Staj Fırsatı Haber

Tüpraş’tan Öğrencilere Rafinericilik Staj Fırsatı

Türkiye'nin lider sanayi kuruluşu Tüpraş, rafinelerinin bulunduğu illerde öğrencilere saha deneyimi ve teknik gelişim fırsatı sağlayarak yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Batman Üniversitesi ile Tüpraş geçtiğimiz yıl başlattıkları Temel Rafinericilik Staj Programı iş birliğini bu yıl da sürdürmek üzere bir protokol imza töreni düzenledi. 3 Şubat 2026 tarihindeki imza töreni Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr İdris Demir ve Tüpraş Batman Rafinerisi Müdürü Ahmet Cemil Karaoğuz'un katılımlarıyla gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve öğrencilerden yoğun ilgi gören program, bu yıl da rafinericilik alanında teorik bilgi ile saha deneyimini bir arada sunarak; öğrencilerin sektöre dair farkındalığını artırmayı ve yerel kalkınmaya nitelikli insan kaynağıyla katkı sağlamayı amaçlıyor. Programa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu'nun, Rafineri ve Petrokimya Teknolojisi, Elektrik, Elektrik Haberleşme Teknolojisi ve Makine Bölümü öğrencileri başvurabilecek. Batman Rafinerisi'nde yürütülecek program kapsamında öğrenciler; temel rafinericilik eğitimleri, birimlerde iş başı uygulamaları ve teknik kariyer gelişim modüllerinden oluşan çok yönlü bir sürece katılacak. Programı başarıyla tamamlayan öğrenciler Tüpraş Temel Rafinericilik Sertifikası almaya hak kazanacak. Başvurular 27 Şubat 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvuru sürecinde Tüpraş tarafından Batman Üniversitesi'nde öğrencilere yönelik bir tanıtım semineri de düzenlenecek. Seminerde programın içeriği ve süreçlerine ilişkin detaylı bilgilendirme yapılacak. Prof. Dr. İdris Demir: "Üniversite-sanayi iş birliklerini sürdürülebilir kılmak temel hedefimiz" Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Bu yıl ikincisini hayata geçirdiğimiz iş birliği ile öğrencilerimiz Türkiye'nin lider sanayi şirketinde deneyim kazanarak teorik bilgilerini pratiğe dönüştürme fırsatı buluyor. Program, öğrencilerimize mesleki yetkinlik gelişimini ve mezuniyet sonrası istihdam şansını önemli ölçüde artıyor. Üniversite-sanayi iş birliklerini sürdürülebilir kılmak, öğrencilerimizi nitelikli bireyler olarak geleceğe hazırlamak temel hedefimizdir. Bu vesile ile başta Tüpraş Batman Rafineri Müdürü Sayın Ahmet Cemil Karaoğuz olmak üzere Tüpraş yöneticilerine, çalışanlarına ve öğrencilerimize verdikleri katkılar için teşekkür ediyorum." "İş birliğimizle hem gençlere hem bölgemize kalıcı değer sağlamayı sürdürüyoruz" Tüpraş Batman Rafineri Müdürü Ahmet Cemil Karaoğuz ise programın sağladığı katkıya dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Batman'da hayata geçirdiğimiz toplumsal projelerle bölgeye değer katmayı sürdürüyoruz. Bu projelerimizden biri olan Temel Rafinericilik Staj Programı'nı, Batman Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. İdris Demir ve değerli akademisyenlerimizin süreçteki kıymetli destekleriyle bu yıl ikinci kez hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Bu program ile gençlerimiz, edindikleri teorik bilgileri rafinerimizin üretim, bakım ve kalite birimlerinde; laboratuvar, elektrik, enstrüman, kaynak ve mekanik atölyelerinde deneyimli ekiplerimizin yanında pratiğe dönüştürme imkânı elde ediyor. Aynı zamanda, ihtiyaç duyduğumuz yetkinliklere sahip genç yetenekleri yetiştirme ve onları daha yakından değerlendirme fırsatımız oluyor. Bu sene de iş birliğimizin hem öğrencilere hem de bölgemize kalıcı katkı sunmaya devam edeceğine inanıyoruz." Tüpraş, Batman Üniversitesi iş birliği ile yürüttüğü bu başarılı modeli, eş zamanlı olarak Kırıkkale'de de gerçekleştiriliyor. Şirket, programı ilerleyen yıllarda devam ettirmeyi ve daha çok genci enerji sektörüne hazırlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.