Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Samimiyet

Kapsül Haber Ajansı - Samimiyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Samimiyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer’in Hikayesi Çocukların Fırçasında Hayat Buldu Haber

Nilüfer’in Hikayesi Çocukların Fırçasında Hayat Buldu

Nilüfer Belediyesi ile Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen “Nilüfer Resim Yarışması”nın ödül töreni ve sergi açılışı Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bu yıl “Nilüfer’in Çocuklarıyız” temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya, ilçe genelindeki 19 farklı okuldan öğrenciler katılarak eserleriyle kente dair duygu ve düşüncelerini resmetti. Düzenlenen törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Aydın Narin ve Mehmet Orhan, öğretmenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. BİR ŞEHİR, KENDİNİ ANLATAN ÇOCUKLARIYLA BÜYÜR Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, uzun yıllardır sürdürülen yarışmanın kentin kültür ve sanat hayatı açısından önemli bir değer olduğunu söyledi. Yarışmanın yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda çocukların kendilerini ifade ettikleri güçlü bir alan olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Bu yılki konu başlığımız ‘Nilüfer’in Çocuklarıyız’dı. Çünkü bir şehir, kendini anlatan çocuklarıyla büyür” dedi. Son 14 yılda bin 455 öğrencinin yarışmaya katıldığını açıklayan Başkan Şadi Özdemir, çocukların eserlerinde samimiyet ve özgünlüğün öne çıktığını ifade ederek, “Çocuklar fırçayı eline aldığında yapmacıklık ortadan kalkıyor. Her biri ayrı bir duygu, ayrı bir bakış açısı taşıyor” diye konuştu. Yarışmaya katılan tüm öğrencileri tebrik eden de Başkan Şadi Özdemir, ödül alan öğrencilerin yanı sıra katılım gösteren her çocuğun bu sürecin değerli bir parçası olduğunu sözlerine ekledi. DERECEYE GİREN ÖĞRENCİLER ÖDÜLLERİNİ ALDI Alanında uzman jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucunda yarışmada birinciliği Halil İnalcık Bilim ve Sanat Merkezi öğrencisi İdil Ece Topan kazandı. İkincilik ödülü Özel 22. Yüzyıl Koleji öğrencisi Derin Su Bulut’a, üçüncülük ödülü ise Nilüfer Şehitler Ortaokulu öğrencisi Nisanur Acar’a verildi. Mansiyon ödüllerine ise Akçalar Fahriye Sayarel Ortaokulu’ndan Esma Nur Kıran, Saadettin Türkün Ortaokulu’ndan Mete Eymen ve Vahide Aktuğ Ortaokulu’ndan Hüseyin Arslan layık görüldü. Nilüfer Resim Yarışması kapsamında öğrencilerin eserlerinden oluşan sergi, 8 Nisan’a kadar Konak Kültürevi’nde sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizmde “Görünmez Lüks” Devri Haber

Turizmde “Görünmez Lüks” Devri

Sektördeki başarısını "misafiri odadan çok bir deneyime davet etmek" olarak tanımlayan Şamhal, 2026 sezonuyla birlikte turizmde dijitalleşmeden ziyade "insani dokunuşun" ve "küçük detayların" belirleyici olacağını vurguluyor. “Misafir Odayı Değil, Hikâyeyi Satın Alır” Turizm yolculuğuna Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde başlayan ve mesleği bir “yaşam biçimi” olarak içselleştiren Şamhal, Anadolu kültüründeki misafirperverlik kodlarını modern otelcilikle birleştiriyor. Şamhal’a göre iyi bir otel sadece konaklama sunmakla kalmaz, bir hatıra bırakır: “Bir otelin gerçek kalitesi lobisine bakınca değil, misafir ayrılırken yüzündeki ifadeden anlaşılır. İnsanlar dünyanın neresinden gelirse gelsin aslında tek bir şeyi arıyor: Samimiyet ve değer görmek. Bizim işimiz, insanların hayallerini gerçeğe dönüştürme sanatıdır.” 2026 Sezonu: Sessiz Lüks ve Anlamlı Deneyimler 2026 turizm projeksiyonlarını değerlendiren Hakan Şamhal, yeni nesil gezginlerin artık gösterişten uzak, ruhu olan ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin peşinde olduğunu belirtiyor. Şamhal’a göre 2026’da fark yaratacak ana unsurlar şunlar olacak: •⁠ ⁠Detaylardaki Güç: Büyük yatırımlardan ziyade; hızlı çözüm, güler yüz ve misafirin kendini özel hissetmesini sağlayacak kişisel dokunuşlar. •⁠ ⁠Orkestra Disiplini: Bulaşıkçısından genel müdürüne kadar her çalışanın “Başarının Suç Ortağı” olduğu, uyumlu bir takım ruhu. •⁠ ⁠Duygusal Bağ: Teknolojinin imkanlarını kullanırken, hizmetin odağına “insan ilişkisini” koyarak unutulmaz anlar yaratmak. Başarının Görünmeyen Kahramanları Başarılı bir operasyonun arkasında devasa bir görünmez ordunun olduğunu hatırlatan Şamhal, bir otelin gerçek gücünün operasyon disiplini ve güçlü bir organizasyon kültüründen geldiğini ifade ediyor. Kat hizmetlerinden teknik servise, mutfaktan güvenliğe kadar her birimin bu "deneyim orkestrasının" hayati birer parçası olduğunun altını çiziyor. Hakan Şamhal, 24 Nisan 2026' da kapılarını açacak The Norm Collection Door’a çatısı altında yeni sezonda misafirlerine sadece lüks bir konaklama değil, yıllar sonra dahi bir gülümsemeyle hatırlanacak "yaşayan hatıralar" sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arzu Sabancı MAG Mart Sayısında Başarı Yolculuğunu Anlattı Haber

Arzu Sabancı MAG Mart Sayısında Başarı Yolculuğunu Anlattı

Başarı Zamanla İnşa Edilir Tekstilden sanata, farklı sektörlerde imzası bulunan Arzu Sabancı, başarı yolculuğunda en çok hangi deneyimlerden ders aldığını şöyle özetliyor: "İlgi duyduğum, kalbime dokunan alanlarda çalışmaya ve üretmeye özen gösterdim. Hangi alanda olursam olayım, önce öğrenmeyi, gözlemlemeyi ve çalışmayı merkeze aldım. Gerçek başarı, zaman içinde inşa edilen ve içi doldurulmuş bir yolculuk. Öğretici olan tarafı da şu oldu: Her şey zaman istiyor. Emek vermeden, öğrenmeden, sabretmeden hiçbir şey kalıcı olmuyor." Sabancı, isimlerin kapıları açabileceğini, ancak kalıcı olmanın ve işin arkasında durabilmenin emek ve sabır gerektirdiğine dikkat çekiyor. Samimiyet ve Acele Etmemek Hayatında ödün vermediği prensipleri sorulduğunda Arzu Sabancı, samimiyetin ve acele etmemeyi öğrenmenin öncelikli olduğunu vurguluyor: "Göründüğüm gibi olmayı çok önemsiyorum. Söylediğimle yaptığımın aynı yerde durması benim için çok kıymetli. Hayatta bazı şeylerin olgunlaşması gerekiyor; zorlamadan, zamanı gelince…" Çağdaş Kadın Profiline Bakış Sabancı’ya göre çağdaş kadın, kendini tanıyan ve ne istediğini bilen bir kadın olmalı, aynı zamanda nereden geldiğini de unutmamalı. Eğitim, merak ve cesaretin eşit derecede önemli olduğunu belirtiyor: "Kadın kendi ayakları üzerinde durabildiğinde, hem hayatla hem çevresiyle hem de ailesiyle daha sağlıklı bir ilişki kuruyor." İş Dünyasında Kadın Olmak Bir kadının iş dünyasında karşılaştığı en büyük bariyerin, kadınların kendilerine karşı fazla acımasız olmaları olduğunu belirten Sabancı, şunları ekliyor: "Hep daha fazlasını yapmaya çalışıyoruz. Zamanla öğrendim ki her şeyi aynı anda mükemmel yapmak zorunda değiliz. Elimden gelenin en iyisini yapıp, gerisini zamana bırakmayı öğrendim." Sosyal Sorumluluk ve Hayat Dengesi Sosyal sorumluluk projeleri, iş ve aile hayatı arasındaki dengeyi açıklarken Sabancı, günlük olarak önceliklerini kalbine göre belirlediğini ifade ediyor: "Denge dediğimiz şey her gün yeniden kurulan bir şey. O gün kalbim nereye daha çok ihtiyaç duyuyorsa, oraya yöneliyorum." 8 Mart Mesajı 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınlara iletmek istediği mesajını ise şöyle özetliyor: "Hayatınızın başrolü sizsiniz. Kendinize karşı şefkatli olun. Hayallerinizden vazgeçmeyin ve ertelemeyin. Birbirimizi desteklediğimizde her şey çok daha kolay ve güzel oluyor. Gücünüzü başkalarının beklentilerinden değil, kendi potansiyelinizden alın." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta İletişim Bir Tedavi Yöntemi! Haber

Sağlıkta İletişim Bir Tedavi Yöntemi!

Özellikle sağlık çalışanlarının hasta ile kurduğu ilişkinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiğini dile getiren İletişim Uzmanı Şaban Özdemir, “Sağlık alanında iletişimi tedavinin bir parçası olarak görüyorum. Sağlık alanında çalışanlar hastalarını, danışanlarını ve kendilerine ihtiyaç duyan kişileri bu tedavi yönteminden mahrum bırakmamalı.” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Perfüzyon Kulübü tarafından “Etkili Konuşma, Hitabet ve Kendini Dinletme” başlıklı etkinlik düzenledi. Düzenlenen etkinliğe İletişim Uzmanı Şaban Özdemir konuk oldu. Sağlık alanında iletişimin yalnızca bir “yumuşak beceri” değil; insanı merkeze alan, iyileştirici ve koruyucu bir güç olduğuna dikkat çekildi. Sağlık alanında öğrencilerin ilgi gösterdiği söyleşide Özdemir, özellikle sağlık çalışanlarının hasta ile kurduğu ilişkinin tedavi sürecine doğrudan etki ettiğini dile getirerek, güçlü iletişimin hastada güven duygusunu artırdığını, bunun da plasebo etkisini tetikleyen önemli bir unsur olduğunu ifade etti. Hastalar şefkat dolu bir ifade bekliyor… Sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmının iletişim kazalarından kaynaklandığını dile getiren Özdemir, hastaların çoğu zaman tıbbi bilgiden önce şefkatli bir ses, sakin bir ton ve anlaşılma hissi aradığını söyledi. Özdemir, “Bugün sağlık alanında yaşanan şiddet olaylarının önemli bir kısmı iletişim kazalarından kaynaklı yaşanıyor. Elbette sistemsel aksaklıklar da söz konusu onları bir kenara bırakırsak özellikle sizler sağlıkçı olduğunuz için bunu vurgulamak istiyorum. Sağlıkta güçlü iletişimin plasebo etkisi olduğunu düşünüyorum. Hastalar sağlık personelinin dudakları arasından çıkacak bir sese, şefkat dolu ve güven veren bir ifade bekleyişi içinde. Sağlıkta hastalar sadece vaka olarak görülmemeli. Son teknolojik aletlere sahip olabilirsiniz, donanımlı sağlık komplekslerinde çalışıyor olabilirsiniz ancak sadece reçete etmek bir kimyasal, ilaç vermekten öteye gidemeyecektir. Sağlık alanında iletişimi tedavinin bir parçası olarak görüyorum. Hastalarımızı, danışanlarımızı ve bizlere ihtiyaç duyan kişileri bundan mahrum bırakmamalıyız.” diye konuştu. Nefes, en büyük cephanemiz! İletişimin büyük bölümünün kelimelerle değil; beden dili, ses tonu ve tonlama ile kurulduğuna dikkat çeken Özdemir, iletişimin yaklaşık yüzde 90’ının sözcüklerin ötesinde gerçekleştiğini söyledi. “En doğru tonlama, kelimeye anlamsal olarak hakkını verebilmektir” diyen Özdemir, bir kelimenin ancak doğru ses, ton ve vurgu ile duygusunun verilebileceğini ifade etti. Özdemir, “Nefes en büyük cephanemiz. Nefesi doğru, ekonomik ve tasarruflu kullanmak zorundayız. Aldığınız nefesi boğazdan geçirip, ses tellerindeki titreşimi maske bölgesine taşıyıp tınlatacaksınız. Sesi buraya taşıdığınızda hacimsel olarak daha geniş bir alanda yayılıyor sesiniz daha güzel tınlıyor ve ses tellerinize fazla yük binmiyor, zorlanmadan, yorulmadan kolay ve uzun süre konuşabiliyorsunuz. Birçok öğretmenin ses tellerinde nodül gibi sorunlar yaşamasının nedeni de aslında diyafram nefesini doğru alamamaları ve nefesi düzgün kullanmayıp ses tellerine yüklenmeleridir. Spikerler, sunucular ve sesiyle sürekli çalışan kişiler ses tellerini çok fazla yormazlar. Çünkü sesi maske bölgesine taşırlar ve doğru tonlamayı orada yaparlar.” şeklinde konuştu. Pozitif yaklaşım iletişimi güçlendiriyor İletişimde samimiyetin önemini vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti: “İnsanların dilleri gibi beyinleri de konuşuyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamızın da vurguladığı gibi beyinde ayna nöronlar var. Eğer iletişimde samimiyet varsa, beyinler de etkileşime giriyor. Birbirimizi anladıkça, tanıdıkça ve güvendikçe, belki iddialı olacak ama gerçekten bir olmaya, tek olabilmeye başlıyorsunuz. Bu da karşımdaki kişinin bana verebileceği reaksiyonu önceden sezebilmemi sağlıyor, kişi güvendiği için kendisini size açıyor. Benzeşiyorsunuz… İletişim samimi bir şekilde akıyor. İletişim bir manada niyetlerin değiş tokuşu bu bağlamda da. Niyet açık ve samimi olunca ortaya enerji çıkıyor, iki kişinin enerjisi sinerjiye dönüşüyor. Kişilik olarak pozitif biriyim, pozitif olmayı çok seviyorum. Pozitif olmak iletişimin seyrini de belirliyor, iletişimin gücünü artırıyor. Benim en büyük yakıtım pozitif olmak, pozitif enerji. Bu da iletişim hayatının temel kurallarından biri aslında. Pozitif kalabilme ve pozitif olabilme gayreti…” Heyecan doğru yönetilmeli… Programda sahne korkusu ve heyecan konusuna da değinen Özdemir, heyecanın bastırılması gereken bir duygu değil, doğru yönlendirildiğinde başarıyı besleyen bir enerji olduğunu, heyecanın ses, beden dili ve mimiklere doğru şekilde aktarılmasının önemine dikkat çekti. Kalemle konuşma egzersizi ve nefesin gücü Şaban Özdemir, artikülasyon ve diksiyon çalışmaları için kullandığı “kalem tekniği” ni kendi yaşamından örneklerle aktarırken; doğru nefesin sesi koruyan ve güçlendiren en temel unsur olduğunu vurguladı. Özdemir, diyafram nefesi ve sesi maske bölgesine taşımanın, özellikle sağlık çalışanları ve eğitimciler için sağlıklı ve etkili iletişimde hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Öğrenciler yoğun ilgi gösterdi Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik üstlendi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği program, soru-cevap bölümüyle interaktif bir şekilde tamamlandı. Programın sonunda Özdemir’e teşekkür belgesi takdim edildi…

Sürdürülebilirliğin Öncüleri 16. Kurumsal Sorumluluk Zirvesi'nde Buluşuyor Haber

Sürdürülebilirliğin Öncüleri 16. Kurumsal Sorumluluk Zirvesi'nde Buluşuyor

Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği tarafından, kurumsal sorumluluk bilincini yaygınlaştırmak ve sürdürülebilirlik alanındaki iyi uygulamaları görünür kılmak amacıyla düzenlenen Kurumsal Sorumluluk Zirvesi, 5 Aralık tarihinde 16. kez gerçekleştirilecek. Alanında uzman konu şmacıların, sektör liderlerinin ve sivil toplum temsilcilerinin bir araya geleceği zirve, bu yıl "Güven" teması etrafında şekillenecek. Etkinlikte, kurumsal sorumluluk yaklaşımında güven ve samimiyetin taşıdığı önem, kurumların sürdürülebilir bir gelecek inşa ederken üstlendiği roller ve bu dönüşümün yol haritaları kapsamlı biçimde ele alınacak. Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nuran Aksu tarafından yapılacak açılış konuşmasının ardından, "20 Yılın Hikayesi: Kuruluştan Bugüne TKSD" başlıklı panelde derneğin 20 yıllık yolculuğu ve bu süreçte sunduğu katkıları, Nuran Aksu, TKSD Kurucu Başkanı Serdar Dinler ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Feride Doğan tarafından konuşulacak. Paneliste katılımcılar, derneğin kuruluşundan günümüze gelişim sürecini, misyonunu ve ge leceğine dair vizyonunu kapsamlı biçimde paylaşacaklar. Etkinliğin Keynote bölümü, Marka Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı ve Brandmap Genel Yayın Yönetmeni Bülent Fidan tarafından "Samimiyet" temasıyla gerçekleştirilecek. Program kapsamında ayrıca, Researchmate Insights Genel Koordinatörü Barış Emrah tarafından hazırlanan "Güven ve Sorumluluğun Markalara Etkisi" araştırması da katılımcılarla paylaşılacak. "Zirvenin ilerleyen oturumlarında ise 'Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının Neresindeyiz?', 'Gezegen İçin Son Çağrı: Samimi Olma Zamanı' ve 'Söylemden Eyleme: Eşitliğin Samimiyeti' başlıklı konuşmalarla, sürdürülebilir kalkınma amaçları güven perspektifinden ele alınacak." Zirve, kurumsa l sorumluluk alanına değer katan projeler ve iyi uygulamaların ödüllendirileceği, gelenekselleşen Sürdürülebilirliğe Değer Katan Kuruluş Ödülleri töreniyle sona erecek.

130’dan Fazla Girişimci Kadın ‘Güç ve İş Birliği’nde Buluştu Haber

130’dan Fazla Girişimci Kadın ‘Güç ve İş Birliği’nde Buluştu

Aynı hikâyenin birer parçası olduklarını dile getiren Dernek Başkanı Ayşe Tuğba Dedeoğlu, "Güç, tek başına değil; birliğimizde. O yüzden birlikte üretiyoruz. Birlikte öğreniyoruz. Birlikte çoğalıyoruz. Bu çoğalmak sadece sayımızı değil, etkimizi artırmak" dedi. 10 Bin Kadın Girişimciler Derneği, kadınların girişimcilik ekosistemindeki rolünü güçlendirmek amacıyla düzenlediği "Güç ve İş Birliği Buluşmaları"nın ilkini büyük bir katılımla gerçekleştirdi. Fairmont Quasar – Ofis Mekân'da düzenlenen etkinliğe, Türkiye'nin farklı bölgelerinden 130'dan fazla girişimci kadın katıldı. Bu buluşmalarla girişimcilik ekosisteminde kadınların daha aktif rol almasını sağlamak, iş birliği ağlarını genişletmek ve ortak projeler geliştirmelerine zemin hazırlamak isteyen dernek, alanında uzman kişileri katılımcılarla buluşturdu. Bu sunumlarda kadın girişimcilerin işlerini büyütmeleri, yeni pazarlara açılmaları ve finansal kaynaklara erişimleri gibi kritik konular ele alınırken iş hayatına dair stratejik bakış açıları da deneyimlerle paylaşıldı. Her Sunum Girişimcilere Ayrı bir Yol Haritası Oluşturdu Etkinlikte sunum yapan Aret Vartanyan, "Yaşamda kendin olabilmenin günü" diyerek katılımcılara güçlü bir içsel yüzleşme alanı açarken, Saadet Büyük ise kadınların yaptığı her yatırımın sadece bireye değil; ailelere, topluluklara ve geleceğe nasıl değer kattığını çarpıcı örneklerle anlattı. Yatırımcılığın girişimci kadınlara sunduğu gerçek fırsatlar, Fuat Sami tarafından paylaşıldı. Etkinlikte, Canan Gül Ayata, liderlerin güç duruşunu katılımcılarla birebir deneyimletirken Ertuğrul Belen, network kurmanın aslında samimiyet, güven ve uzun soluklu bağlar inşa etmek olduğunu hatırlattı. Haluk Can Hür ise geleceğin yönetim anlayışını şekillendirecek "lidersiz şirketler" kavramıyla katılımcıları alışılmış kalıpların dışına taşırken Sanem Oktar da kadın gücünün sivil toplum kuruluşlarına aktığında nasıl bir ekosistemi dönüştürdüğünü kendi yaşam hikâyesiden deneyimler ile anlattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.