Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanal Gerçeklik

Kapsül Haber Ajansı - Sanal Gerçeklik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanal Gerçeklik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklar Bu Fuarı Çok Sevdi Haber

Çocuklar Bu Fuarı Çok Sevdi

İzmir’in bir asra merdiven dayayan geleneği Kültürpark’ta yaşatılıyor. Gelişen teknoloji ve çağın değişen koşullarına rağmen çocukların fuarda yaşadığı neşe ve heyecan nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. 95. İzmir Enternasyonal Fuarı’nı ziyaret eden minikler bir yanda ellerinde boya kalemleriyle resim yapıyor, diğer yanda müzik eşliğinde dans ediyor. Biraz ileride dinozorların dünyasını keşfedenler, sevdikleri karakterlerin sahneye çıkmasını heyecanla bekliyor. İzmir Enternasyonal Fuarı, çocuklara özel hazırlanan etkinliklerle küçük ziyaretçilerine kendi fuarlarını yaşatıyor. Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar için oluşturulan alanlar, fuarı aileler açısından da farklı bir deneyime dönüştürüyor. Çocuklar yalnızca anne ve babalarıyla fuarı gezen ziyaretçiler olmak yerine, kendileri için hazırlanan etkinliklerin doğrudan parçası oluyor. Bu fuarın başrolünde onlar var Zeytin Sahne Çim Alanı’nda oluşturulan çocuk etkinlik alanları 18.00-22.00 saatlerinde 3 yaş ve üzerindeki çocukları ağırlıyor. Çocuklar burada resim yapıyor, oyun oynuyor, dans ediyor, yarışıyor; sevilen karakterlerle buluşuyor ve farklı deneyimlere katılıyor. Bir etkinlikten diğerine koşan miniklerin heyecanı ise gün boyunca alana yansıyor. Fuar yalnızca yetişkinlerin konser, kültür-sanat ve gezi programlarının değil, çocukların da kendi programlarını oluşturabildiği bir buluşma noktasına dönüşüyor. Bir zamanların çocukları şimdi kendi çocuklarıyla burada Çocukların heyecanına eşlik eden anne ve babalar için fuarın bir başka anlamı daha var. Yıllar önce kendileri çocukken Kültürpark’a gelen İzmirliler, bugün kendi çocuklarının elinden tutarak aynı kapıdan içeri giriyor. Onlardan biri de 29 yaşındaki Gizem Karadere. Çocukluğunda fuara geldiğini anlatan Karadere, o yıllardan kalan fotoğraflarını bugün 6 yaşındaki oğlu Kayra’ya gösterdiğini söyledi. Geçmişle bugünü kıyaslamak yerine her kuşağın kendi fuar heyecanını yaşadığını anlatan Karadere, “Biz de o zaman çok eğleniyorduk ama günümüz çocukları şu anki bu alanlarla da çok eğleniyorlar. En azından teknolojiden yine uzaklar baktığınızda. Resim var, müzik var, dans var, her şey var. Biz gayet keyif aldık bugün. Niloya ve Gupi’yi bekledik. Hepsiyle tek tek tanışacağız” dedi. Annesinin anılarının yanına kendininkileri ekliyor Annesinin çocukluk fotoğraflarına merakla bakan 6 yaşındaki Kayra Karadere ise bugün Kültürpark’ta kendi anılarını biriktiriyor. Angry Birds resmi boyayan ve çalışmasını gururla gösteren Kayra, etkinlik alanında eğlenip eğlenmediği sorusuna “Evet” yanıtını verdi. Kayra’nın fuarla ilgili ilk cümlesi ise çok daha netti: “Fuarı çok seviyorum.” “Bu seneki etkinlikler daha iyi” Çocuğuyla fuara gelen Gizem Gündüz de çocuk etkinliklerinin aileler açısından fuarın önemli duraklarından biri olduğunu söyledi. Geçen yıl da fuara geldiklerini belirten Gündüz, “Çok eğleniyoruz. Güzel etkinlikler var. Bu seneki etkinlikler bence geçen seneden daha iyi. Maskotlar falan var, daha iyi olmuş. Çocuğum da çok eğleniyor. Bayağı bir konseptler değişti ve çok daha görsel şölenle beraber daha aktif, daha eğlenceli” diye konuştu. Çocukları eğlensin diye Torbalı’dan geldiler Çocuk etkinliklerinin çekim alanı ilçelere de uzandı. Sedat Karaağaç, çocukları fuar heyecanını yaşasın diye ailesiyle Torbalı’dan Kültürpark’a geldi. Karaağaç, “İzmir Torbalı’dan geldik. Bir saatlik yoldan geldik. Çocukları getirdik biraz eğlensinler diye. Bizim çocukluğumuzda fuar vardı ama biz gelemedik, öyle söyleyeyim. Öncelikle yemek bölümünde yemek yedik. Ondan sonra eğlence için çocuğu getirdik. Şu an resim yapıyor. Dolaşmaya devam ediyoruz. Konsere kalmayacağız ama en azından çocuk eğlenmiş olacak” ifadelerini kullandı. Boya kaleminden sanal gerçekliğe uzanan dünya Çocukların fuardaki rotası ise oldukça geniş. Dinoverse Dinozor Deneyim Alanı’nda sanal gerçeklik teknolojisiyle dinozorların dünyasını keşfeden çocuklar, Hot Wheels Deneyim Alanı’nda oyunlardan temalı kaydıraklara ve rampa etkinliklerine kadar farklı deneyimlere katılıyor. Barbie Temalı Etkinlik Alanı’nda bisiklet, at binme, boyama, basketbol ve futbol etkinlikleri gerçekleştirilirken Barbie Dans Stüdyosu müzik ve hareketi bir araya getiriyor. Angry Birds Eğlence Alanı’nda ise boyama, hedef vurma, dev puzzle ve sünger bloklarla hazırlanan oyunlar çocukları bekliyor. Beklenen an: Sevilen kahramanlar sahnede Fuarın çocuklar için en heyecanlı anlarından biri de ekrandan tanıdıkları kahramanlarla buluşmaları oluyor. Gupi ve Kucho’nun yanı sıra Jurassic Age, Şirinler, Robocar Poli ile Maşa ve Koca Ayı gibi sevilen yapımların gösterileri çocuklarla buluşuyor. Kimi çocuk sahnenin önünde sevdiği karakteri beklerken kimi gösterinin ardından soluğu bir başka etkinlik alanında alıyor. Kuşaklar büyüyor, çocukların dünyası değişiyor. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda ise o çocukluk heyecanına her yıl yeni anılar ekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizcilik ve Savunma Teknolojileri Gölcük’te Buluştu Haber

Denizcilik ve Savunma Teknolojileri Gölcük’te Buluştu

Kocaeli’de düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan, 20-23 Ağustos tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlıyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunun denizlerdeki yansımasını ortaya koyan festival; denizcilik, savunma ve su altı teknolojilerini gençlerin geliştirdiği projelerle aynı platformda buluşturuyor. Festivalin ilk günü, Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirilen açılış seremonisiyle başladı. T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve T.C. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler törende konuşma yaptı. Açılış programında Türkiye’nin denizlerdeki teknolojik kabiliyetleri, savunma sanayisindeki yerli ve milli çözümleri ve gençlerin teknoloji alanındaki üretim gücü öne çıktı. Törenin ardından Müze Gemi Yavuz’un açılış seremonisi, Bayraktar Kalkan DİHA’nın envantere alınması töreni ve FNSS ZAHA’nın lansmanı ile aile fotoğrafı çekimi gerçekleştirildi. Rotası ve menzili olmayan bir gemiye hiçbir rüzgarın faydası olmaz Selçuk Bayraktar açılış konuşmasında: “Türkiye’nin kara yüzölçümü yaklaşık 783 bin kilometrekareyken, Mavi Vatan deniz yetki alanlarımız 462 bin kilometrekarelik geniş bir alanı kapsıyor. Karadaki vatanımız yuvamızsa, Mavi Vatan bizlerin huzur bulduğu bahçemizdir; nasıl ki evimizin bir odasından vazgeçmiyorsak, bahçemiz olan Mavi Vatan’ın tek bir damlasından da asla vazgeçmeyiz. Mavi Vatan’da verdiğimiz mücadele yalnızca bir teknoloji hamlesi değil, aynı zamanda adalet ve bağımsızlık mücadelesidir. Gençlerimizin geliştirdiği insansız deniz araçlarından Bayraktar TB3’ün TCG Anadolu’dan kalkış ve iniş kabiliyetine kadar attığımız her adım, Türkiye’nin denizlerdeki teknolojik gücünü ve bağımsızlık iradesini ortaya koyuyor. Gençlerimize de şunu hatırlatmak istiyorum: Rotası ve menzili olmayan bir gemiye hiçbir rüzgârın faydası olmaz. Hayat denizinde yelken açarken kendinize ait yüksek bir idealiniz, bir KIZILELMA’nız olsun. Köklerinize sımsıkı sarılın ki fırtınalara meydan okuyabilesiniz. Geleceğin adalet, hürriyet ve refahla kuşatılmış dünyasını, medeniyetimizin güneş yüzlü çocukları, TEKNOFEST kuşağı inşa edecektir.” Deniz teknolojileri ve gençlerin projeleri sergilendi Festival alanında savunma sanayisi ürünlerinden denizcilik sistemlerine, su altı araçlarından yeni nesil teknolojilere kadar çok sayıda ürün ve proje ziyaretçilerin incelemesine sunuldu. Türkiye’nin denizlerdeki teknolojik kabiliyetlerinin sergilendiği alanlarda kurum ve kuruluşların stantları ziyaretçilerden ilgi görürken, genç teknoloji takımlarının geliştirdiği projeler de festival kapsamında görücüye çıktı. TEKNOFEST Mavi Vatan’ın teknoloji yarışmaları bölümünde gençler; İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması, Su Altı Roket Yarışması ve İnsansız Deniz Aracı Yarışması kapsamında geliştirdikleri projelerle mücadele ediyor. Festivalde ziyaretçiler ayrıca Türk donanmasının önemli unsurlarını yakından görme, denizcilik tarihine ilişkin sergi ve deneyim alanlarını inceleme, simülasyon ve sanal gerçeklik uygulamalarını deneyimleme fırsatı buluyor. Etkinlik kapsamında Türk donanması ve denizcilik kültürüne yönelik farklı gösteri ve etkinlikler de gerçekleştiriliyor. Festival programında SAT ve SAS Komutanlığı personelinin özel gösterileri de yer alıyor. Çocuklar ve gençler için bilim ve teknoloji atölyeleri TEKNOFEST Mavi Vatan’ın ilk gününde çocuklara ve gençlere yönelik bilim ve teknoloji atölyeleri de düzenlendi. Uygulamalı etkinliklerde çocuklar teknolojiyle doğrudan temas ederken, denizcilik kültürünü tanımaya yönelik sergiler, etkinlikler ve deneyim alanları da ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Festival alanında hatıra fotoğrafı noktalarının yanı sıra paydaş kurumların düzenlediği farklı etkinlikler de gün boyunca devam etti. TEKNOFEST Mavi Vatan’da Sefo Coşkuyu Yükseltecek! TEKNOFEST Mavi Vatan’ın ikinci gününde de teknoloji yarışmaları, sergi ve stantlar, deneyim alanları, bilim ve teknoloji atölyeleri ile çocuk ve gençlere yönelik etkinlikler devam edecek. Festivalin dört günlük programında teknoloji yarışmalarının yanı sıra deniz ve hava gösterileri, bilim atölyeleri, konserler ve denizcilik kültürüne yönelik etkinlikler de gerçekleştirilecek. TEKNOFEST Mavi Vatan heyecanı, festivalin üçüncü gününde gerçekleştirilecek Sefo konseriyle müzikle buluşacak. Sevilen sanatçı Sefo, 22 Ağustos Cuma günü saat 19.00’da Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda sahne alarak festival katılımcılarına unutulmaz bir akşam yaşatacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin ilk MS Yaşam Merkezi Bütüncül Bakım Modeliyle Hizmete Başladı Haber

Türkiye'nin ilk MS Yaşam Merkezi Bütüncül Bakım Modeliyle Hizmete Başladı

Multipl skleroz (MS), yalnızca sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olmanın ötesinde; bireylerin hareket kabiliyetinden psikolojik iyi oluşuna, sosyal yaşamından günlük aktivitelerine kadar yaşamın birçok alanını etkileyebiliyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Türkiye'nin ilk MS Yaşam Merkezi, hastaların farklı ihtiyaçlarını tek merkezde karşılayan bütüncül bakım modeliyle hizmet vermeye başladı. Merkezde hastalar, nöroloji ve fizik tedavi değerlendirmelerinin ardından ihtiyaçlarına göre psikolojik danışmanlık, diyetisyen desteği, pelvik taban rehabilitasyonu, nörofeedback uygulamaları ve fizyoterapi programlarına yönlendiriliyor. Böylece yalnızca hastalığın klinik yönetimine değil; hareket kabiliyetinin korunmasına, bilişsel ve ruhsal iyilik halinin desteklenmesine, günlük yaşam becerilerinin geliştirilmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına odaklanan multidisipliner bir yaklaşım sunuluyor. Merkezde ayrıca robot destekli rehabilitasyon sistemleri ile sanal gerçeklik (VR) teknolojileri de tedavi sürecinin bir parçası olarak kullanılıyor. Denge, koordinasyon ve hareket becerilerinin geliştirilmesine yönelik uygulamaların yanı sıra, günlük yaşam aktivitelerini destekleyen ergoterapi çalışmalarıyla hastaların bağımsız yaşamlarını sürdürmeleri hedefleniyor. MS Yaşam Merkezi'nin fikir babası, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Gümüş, merkezin yalnızca tedavi sunan bir yapı olmadığını, MS ile yaşayan bireylerin yaşamın her alanında desteklenmesini amaçlayan yeni bir bakım modeli olduğunu belirterek şunları söyledi: “MS yalnızca nörolojik bulgularla sınırlı bir hastalık değil; bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşamını birlikte etkileyen kronik bir süreçtir. Bu nedenle hastalarımızı yalnızca tedavi eden değil, yaşamın her alanında destekleyen bir model oluşturmayı hedefledik. Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan MS Yaşam Merkezi'nde nöroloji, fizik tedavi, psikoloji, diyet, pelvik taban rehabilitasyonu ve teknoloji destekli uygulamaları aynı çatı altında buluşturarak kişiye özel, bütüncül bir bakım yaklaşımı sunuyoruz.” Prof. Dr. Gümüş, merkeze "Yaşam Merkezi" adını özellikle verdiklerini belirterek sözlerini, “Amacımız yalnızca rehabilitasyon hizmeti sunmak değil; MS ile yaşayan bireylerin yaşam enerjisini, bağımsızlığını ve toplumsal yaşama katılımını desteklemek. Robot destekli rehabilitasyon, sanal gerçeklik uygulamaları ve nörofeedback gibi yenilikçi yöntemleri multidisipliner yaklaşımla bir araya getirerek hastalarımızın yaşam kalitesini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Hastalarımızın yalnız olmadıklarını hissetmeleri ve ihtiyaç duydukları desteğe tek merkezden ulaşabilmeleri de bu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturuyor.” şeklinde tamamladı. Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan MS Yaşam Merkezi'nin, bütüncül bakım anlayışı ve teknoloji destekli uygulamalarıyla hem hastaların yaşam kalitesine katkı sunması hem de MS yönetiminde multidisipliner yaklaşımların yaygınlaşmasına örnek oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST Mavi Vatan'da Teknoloji ve Savunma Sanayii Buluşuyor Haber

TEKNOFEST Mavi Vatan'da Teknoloji ve Savunma Sanayii Buluşuyor

Milli Teknoloji Hamlesi vizyonunun denizlerdeki yansıması olan TEKNOFEST Mavi Vatan, 20-23 Ağustos tarihleri arasında Gölcük Tersanesi Komutanlığında kapılarını açacak. T.C. Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde gerçekleştirilecek etkinlik; denizcilik kültürü, ileri teknoloji, gençlerin yenilikçi projeleri ve savunma sanayii kabiliyetlerini aynı buluşma noktasında bir araya getirecek. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilen TEKNOFEST Mavi Vatan, yerli ve milli deniz araçlarından su altı teknolojilerine uzanan içeriği, yarışmaları ve yoğun katılımıyla büyük ilgi görmüştü. Bu yıl ise Mavi Vatan’ın adresi Gölcük Tersanesi Komutanlığı olacak. Türkiye’nin denizcilik gücünün önemli merkezlerinden biri olan Gölcük, teknoloji tutkunlarını, gençleri, mühendis adaylarını ve denizcilik meraklılarını ağırlayacak. Denizlerde Geleceğin Teknolojileri Sahnede TEKNOFEST Mavi Vatan’da gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması, Su Altı Roket Yarışması ve İnsansız Deniz Aracı Yarışması dikkat çekecek. Türkiye’nin geleceğin deniz teknolojilerini geliştirecek genç mühendislerini ve girişimcilerini aynı platformda buluşturacak yarışmalarda ortaya çıkacak projeler, ziyaretçilere yalnızca bugünün teknolojilerini değil, yarının denizcilik vizyonunu da yakından görme fırsatı sunacak. Gemiler, Teknoloji ve Denizcilik Ruhu Bir Arada Festival kapsamında donanmanın önemli gemilerinin gezilebileceği sergiler, denizcilik dünyasını yakından tanımak isteyen ziyaretçiler için özel bir deneyim sunacak. Denizcilik tarihini yansıtan deneyim alanları ise Mavi Vatan’ın geçmişten geleceğe uzanan hikâyesini keşfetme fırsatı verecek. Festival alanında kurulacak sanal gerçeklik oyun alanları, teknolojinin sunduğu imkânlarla ziyaretçileri farklı bir deneyime davet ederken; denizcilik kültürünü yaşatmayı amaçlayan yarışmalar ve çeşitli etkinlikler de festival atmosferini zenginleştirecek. TEKNOFEST paydaş kurumları da stant alanlarında ziyaretçilerle buluşarak yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verecek, teknoloji ve savunma sanayii alanındaki faaliyetlerini doğrudan ziyaretçilerle paylaşacak. TEKNOFEST Mavi Vatan, teknoloji meraklılarının yanı sıra denizcilik kültürünü yakından tanımak isteyen herkes için farklı deneyim alanları sunacak. SAT, SAS ve deniz havacılık birimi gösterileri, denizcilik tarihini yansıtan alanlar, gemi ziyaretleri, sanal gerçeklik deneyimleri ve çeşitli yarışmalarla ziyaretçiler festival boyunca yalnızca izleyen değil, deneyimleyen bir katılımcı olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan Davranışlarının Bilişsel ve Fizyolojik Temelleri İleri Teknolojiyle İncelenecek Haber

İnsan Davranışlarının Bilişsel ve Fizyolojik Temelleri İleri Teknolojiyle İncelenecek

Üsküdar Üniversitesi, bilimsel araştırma altyapısına Türkiye’de bir ilki daha kazandırdı. Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Anabilim Dalı bünyesinde kurulan Türkiye’nin ilk ve tek Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı, düzenlenen törenle hizmete açıldı. İleri teknoloji cihazlarla donatılan laboratuvar, insan davranışlarını bilişsel ve fizyolojik boyutlarıyla inceleyen araştırmalara ev sahipliği yaparak psikoloji, nörobilim, nöropazarlama, sağlık bilimleri, mühendislik ve davranış bilimleri alanlarında yürütülecek disiplinlerarası çalışmalara önemli katkılar sunacak. Laboratuvarın açılış törenine Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör, Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Anabilim Dalı Başkanı ve Laboratuvar Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Selami Varol Ülker ile akademisyenler katıldı. Kurdele kesimiyle açıldı Açılışta laboratuvarın kuruluş amacı, araştırma altyapısı ve bilimsel hedefleri hakkında katılımcılara bilgi verildi. Konuşmaların ardından laboratuvarın açılışı kurdele kesimiyle gerçekleştirildi. Kurdele kesiminin ardından katılımcılar laboratuvarı gezerek araştırma altyapısını yerinde inceledi. Laboratuvarda bulunan ileri teknoloji cihazlar tanıtılırken yürütülecek araştırmalar, uygulama alanları ve eğitim süreçlerine sağlayacağı katkılar hakkında bilgi paylaşıldı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bilimsel araştırma altyapımız güçlenmeye devam ediyor” Açılışta konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, güçlü araştırma laboratuvarlarının üniversitelerin bilimsel üretim kapasitesini artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu belirtti. Tarhan; “Bilimsel araştırma altyapımız güçlenmeye devam ediyor.” dedi. Tarhan, Türkiye'nin ilk ve tek Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarının öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için önemli bir araştırma ortamı sunacağını ifade ederek laboratuvarın insan davranışını bilimsel yöntemlerle inceleyen çalışmalara değerli katkılar sağlamasını temenni etti. Tarhan, laboratuvarın kurulmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Prof. Dr. Nazife Güngör: “Bilgi üreten üniversite anlayışını güçlendirecek” Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör ise Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarının farklı disiplinlerden araştırmacıları aynı çatı altında buluşturacak güçlü bir araştırma altyapısı sunduğunu ifade etti. Güngör; “Bu laboratuvar sayesinde bilgi üreten üniversite anlayışımız güçlenecek.” şeklinde konuştu. Güngör, laboratuvarda yürütülecek bilimsel çalışmaların ulusal ve uluslararası araştırmalara önemli katkılar sağlamasını diledi. Dr. Öğr. Üyesi Selami Varol Ülker: “Uygulamalı araştırmalar güçlenecek” Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Anabilim Dalı Başkanı ve Laboratuvar Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Selami Varol Ülker ise Türkiye'de ilk ve tek olma özelliği taşıyan Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarının bilimsel araştırmalara önemli katkılar sunacağını belirterek, laboratuvarın özellikle lisans ve lisansüstü eğitim süreçlerinde uygulamalı araştırmaları güçlendireceğini, farklı disiplinlerden araştırmacıları ortak projelerde buluşturarak ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalara değer katacağını ifade etti. Bilişsel ve davranışsal süreçler ileri teknolojiyle analiz edilecek Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı, bireylerin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini objektif fizyolojik ölçümlerle incelemek amacıyla kuruldu. Laboratuvarda katılımcıların farklı uyaranlara verdikleri bilişsel ve fizyolojik tepkiler; Eye Tracking (Göz İzleme Sistemi), Elektroensefalografi (EEG), Shimmer Biyofizyolojik Ölçüm Sistemi ve Sanal Gerçeklik (VR) teknolojileri kullanılarak değerlendirilecek. Bu sistemler sayesinde göz hareketleri, beyin aktivitesi, kalp atım hızı, deri iletkenliği ve diğer fizyolojik veriler yüksek doğrulukla kaydedilecek, elde edilen veriler gelişmiş analiz yöntemleriyle bilimsel araştırmalarda kullanılacak. Türkiye’nin ilk ve tek laboratuvarı araştırmalara yön verecek Laboratuvar altyapısında iki adet EEG sistemi (Epoc Emotiv), iki adet Sanal Gerçeklik (VR) sistemi, bir adet Eye Tracking sistemi ve bir adet Shimmer biyofizyolojik veri toplama sistemi bulunuyor. Bu cihazlar tek başına veya eş zamanlı olarak kullanılabiliyor. Böylece dikkat, algı, duygu, karar verme, öğrenme, stres, insan-bilgisayar etkileşimi, nöropazarlama ve klinik araştırmalar başta olmak üzere birçok alanda disiplinlerarası bilimsel çalışmalar yürütülebiliyor. Türkiye’nin ilk ve tek Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı olma özelliğini taşıyan merkez, sahip olduğu entegre araştırma altyapısıyla bilişsel süreçlerin fizyolojik ölçümlerle değerlendirilebildiği özgün bir araştırma ortamı sunuyor. Laboratuvarın, disiplinlerarası bilimsel çalışmaları destekleyerek başta nöropazarlama olmak üzere birçok alanda yenilikçi araştırmaların yürütülmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Eğitimden uluslararası projelere geniş katkı Nöropsikofizyoloji Araştırma Laboratuvarı, lisans ve lisansüstü eğitim süreçlerine uygulamalı destek sunmanın yanı sıra ulusal ve uluslararası araştırma projelerine de ev sahipliği yapacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Enerji "Enerjini Geleceğe Taşı" Projesiyle 70 Bin Öğrenciye Ulaştı Haber

Uludağ Enerji "Enerjini Geleceğe Taşı" Projesiyle 70 Bin Öğrenciye Ulaştı

Uludağ Enerji' nin enerji verimliliği ve tasarruf bilincini çocuk yaşta kazandırmak amacıyla hayata geçirdiği "Enerjini Geleceğe Taşı" projesi büyümeye devam ediyor. 2018 yılından bu yana sürdürülen proje kapsamında Güney Marmara Bölgesi'nde yer alan 548 okulda toplam 70 bin 185 öğrenciye ulaşıldı. Yenilikçi eğitim yöntemleriyle enerji tasarrufu konusunda farkındalık oluşturan proje, öğrencilerin yanı sıra ailelerinin de bilinçlenmesine katkı sağlıyor. Enerji Bilinci Sanal Gerçeklikle Geleceğe Taşınıyor Uludağ Enerji'nin toplumsal fayda vizyonuyla hayata geçirdiği "Enerjini Geleceğe Taşı" projesi, enerji kaynaklarının verimli kullanımı konusunda geleceğin yetişkinlerini bilinçlendirmeyi sürdürüyor. Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle belirlenen okullarda gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler, sanal gerçeklik (VR) teknolojisiyle desteklenen interaktif bir deneyim yaşıyor. Proje kapsamında öğrenciler, enerji kaynaklarının bilinçli kullanıldığı ve kullanılmadığı iki farklı gelecek senaryosunu deneyimleme fırsatı buluyor. Yüz yıl sonrasını konu alan bu interaktif eğitim sayesinde çocuklar, enerji tasarrufu ve verimliliğinin günlük yaşam üzerindeki etkilerini eğlenceli ve akılda kalıcı bir şekilde öğreniyor. Enerjinin doğru kullanımına ilişkin farkındalığın erken yaşlarda kazanılmasının önemine dikkat çeken proje, öğrencilerin edindikleri bilgileri aileleriyle paylaşarak toplumsal ölçekte davranış değişikliği oluşturmayı hedefliyor. "Enerji Bilincini Gelecek Nesillere Aktarmayı Önemsiyoruz" Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Enerjini Geleceğe Taşı projesiyle yalnızca çocuklarımıza enerji tasarrufu ve verimliliğini anlatmıyor, aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek için toplumsal farkındalık oluşturuyoruz. 2018 yılından bu yana 548 okulda 70 bin 185 öğrenciye ulaşmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Çocuklarımızın enerji kaynaklarının değerini erken yaşlarda öğrenmesi, hem bireysel hem de toplumsal ölçekte önemli kazanımlar sağlıyor. Teknolojiyi eğitimle buluşturan bu projemizle öğrencilerimizin enerjinin geleceğine ilişkin bilinç geliştirmelerine katkı sunmaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İletişimin Yüzde 70’i Artık Görsel Olarak Gerçekleşiyor! Haber

İletişimin Yüzde 70’i Artık Görsel Olarak Gerçekleşiyor!

Seminerde konuşan Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonuyla düzenlenen Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerleri kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım Okumaları: Görsel İletişim Alanında Vaka Analizleriyle Farkındalık Yaratmak” başlıklı çevrimiçi seminere yoğun katılım sağlandı. Seminerde konuşan Üsküdar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. And Algül oldu. Görsel iletişimin günümüz toplumsal yaşamındaki belirleyici rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Algül, görsellerin yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda güçlü bir anlam üretim aracı olduğunu vurguladı. İletişimin Yüzde 70’i görseller üzerinden kuruluyor… Prof. Dr. Algül, günümüzde iletişimin büyük ölçüde görsel unsurlar üzerinden kurulduğunu ifade ederek, “Artık iletişimin yaklaşık yüzde 70’i görsel olarak gerçekleşiyor. Sosyal medya, reklam ve sivil toplum kampanyaları görsel iletişimin en yoğun kullanıldığı alanlar. Bu nedenle bireylerin yalnızca okuryazar değil, aynı zamanda görsel okuryazar olmaları gerekiyor.” dedi. Kuram ve vaka analizi birlikte ele alındı Seminerde görsel iletişimi; Roland Barthes, Marshall McLuhan ve Stuart Hall’un kuramsal yaklaşımları üzerinden değerlendiren Prof. Dr. Algül, bu üç ismi seçme nedenini şöyle açıkladı: “Barthes ve Stuart Hall daha eleştirel bir perspektif sunarken, McLuhan daha geleneksel medya yaklaşımını temsil ediyor. Amacım, görsel anlam üretimini hem geleneksel hem de dijital medya açısından birlikte gösterebilmek.” Dijital medyada “görünmez reklam” Dijital platformlarda reklamların artık klasik biçimde sunulmadığını belirten Prof. Dr. Algül, “Bir sosyal medya platformunda örneğin paylaşılan bir içecek, reklam gibi görünmez. Gündelik hayatın doğal bir parçasıymış gibi sunulur.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Algül, aynı içeriğin farklı mecralarda bambaşka anlamlar üretebildiğini ifade ederek, “Aynı içecek markasını televizyonda görmekle dijital platformlarda görmek aynı şey değildir. Televizyonda pasif izleyici ve tek yönlü iletişim varken, sosyal medyada etkileşim ve yeniden üretim vardır. Bu nedenle mesaj da dönüşür.” ifadesinde bulundu. Aynı görselin herkes tarafından aynı şekilde okunmadığını da dile getiren Prof. Dr. Algül, “İzleyici, mesajı kendi kültürel ve toplumsal konumuna göre çözümler.” dedi. UNICEF ve WWF örnekleriyle toplumsal farkındalık UNICEF ve WWF kampanyalarını görsel iletişim açısından değerlendiren Prof. Dr. Algül, minimalist tasarım, görsel metafor, boşluk kullanımı ve sınırlı renk paleti gibi unsurların toplumsal mesajı güçlendirdiği vurgulandı. WWF’in panda logosu üzerinden konuşan Prof. Dr. Algül, “Düz anlamda siyah-beyaz bir panda görürüz. Yan anlamda masumiyet ve korunmaya muhtaçlık vardır. Mit düzeyinde ise doğayı korumanın insani bir sorumluluk olduğu fikri üretilir.” dedi. Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda etik ve toplumsal bir sorumluluktur. Tasarım, süslemekten çok fark ettirmek için vardır.” diye konuştu. Görsellerde kullanılan imgelerin yalnızca görünen anlamla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Algül, şu ifadeleri kullandı: “Eriyen hayvan silüetleri, insan vücuduna dönüşen doğa imgeleri, yok olan ormanlar… Bunlar sadece düz anlam taşımıyor; yan anlam ve mit de üretiyor. Düz anlamda doğa masumiyeti simgelerken, insan tahrip edici güç olarak karşımıza çıkıyor. Tasarımda bu karşıtlıklar çok önemlidir. Bu zıtlıklar izleyicide suçluluk, sorumluluk ve empati duygularını tetikleyerek farkındalık yaratır.” Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitler ne anlatıyor? Çevre temalı afiş ve kampanyalarda üretilen görsel mitlere dikkat çeken Prof. Dr. Algül, “Görsel mitler aracılığıyla çevresel yıkım, doğal bir süreç olmaktan çıkarılıp insan eliyle yaratılan bir kriz olarak sunuluyor. Doğa, kendi kendine yok olan bir unsur değil; insan müdahalesiyle tahrip edilen bir varlık olarak kodlanıyor.” dedi. Kodlama–kod çözümleme modeli üzerinden yapılan değerlendirmelerde ise görsel mesajların tek bir anlam üretmediği vurgulayan Prof. Dr. Algül, “Üretici tarafından ‘Orman kesilirse yaşam biter’ şeklinde kodlanan mesaj, izleyici tarafından farklı biçimlerde çözümlenebiliyor. Kimisi bunu bir tehdit, kimisi bir çağrı, kimisi ise ahlaki bir sorumluluk olarak algılıyor.” ifadesinde bulundu. Prof. Dr. Algül, bazı izleyicilerin mesajı bireysel sorumluluk yerine kurumsal bir sorun olarak gördüğünü ya da görselleri “abartılı ve duygusal” bulabildiğini belirterek, “Farkındalık tek yönlü bir süreç değil. Anlam, izleyicinin toplumsal ve kültürel konumuna göre değişkenlik gösteriyor.” şeklinde konuştu. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor Aynı çevresel mesajın farklı mecralarda farklı etkiler ürettiğini vurgulayan Prof. Dr. And Algül, “Mesajın afiş formunda verilmesi kamu alanında doğrudan görünürlük sağlıyor. Aynı mesaj sosyal medyada paylaşıldığında ise hızlı ve küresel bir farkındalık dalgasına dönüşüyor. Kampanyalar yalnızca içerikleriyle değil, kullanılan mecralarla da anlam üretiyor.” dedi. Earth Hour gibi küresel katılıma dayalı etkinlikleri örnek gösteren Prof. Dr. Algül, “Mesaj, medyanın doğasıyla bütünleşerek izleyicinin gündelik yaşamına doğrudan müdahale ediyor. Çevresel mesajın etkisi, içeriğin kendisinden çok iletişim aracının deneyimsel gücüyle artıyor.” diye konuştu. Görsel iletişim dönüştürücü bir güç Genel bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Algül, görsel iletişimin yalnızca estetik bir üretim alanı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi ve “Görsel iletişim araçları, toplumsal sorunların anlaşılmasını, görünür kılınmasını ve bu sorunlara yönelik farkındalık oluşturulmasını sağlar. Vaka analizleriyle bireylerin eleştirel düşünme becerileri gelişir, toplumsal sorumluluk bilinci güçlenir.” dedi. Gelecekte artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve dijital aktivizmin farkındalık yaratmada daha büyük rol oynayacağını ifade eden Prof. Dr. Algül, “Görsel iletişim tasarımı; bilinçlendiren, dönüştüren ve etki yaratan güçlü bir iletişim aracıdır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DOF Robotics’ten Asya Pasifik’te Güçlü Büyüme Hamlesi Haber

DOF Robotics’ten Asya Pasifik’te Güçlü Büyüme Hamlesi

Robotik sistemler, sürükleyici eğlence teknolojileri, hareketli simülatörler, oyun ve içerik geliştirme ile yapay zeka destekli deneyim çözümleri alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden DOF Robotics, Hong Kong’da düzenlenen IAAPA Expo Asia 2026’da sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerle bir araya geldi. Hall 5B-E’de yer alan 718 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayan şirket, fuarın ilk günlerinden itibaren yoğun ilgi gördü. DOF Robotics’in Flying Theater, Hurricane 360, AIQ Photo Booth ve yeni nesil sürükleyici eğlence çözümleri ziyaretçilerden büyük ilgi görürken, stantta gün boyunca uzun ziyaretçi kuyrukları oluştu. Şirket, fuar boyunca mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirmenin yanı sıra yeni iş birlikleri ve proje fırsatları için de önemli görüşmeler gerçekleştirdi. “Asya Pasifik bölgesindeki büyümemizi hayata geçireceğimiz projelerle sürdüreceğiz” Asya Pasifik bölgesinin küresel eğlence ve tema parkı yatırımlarında en hızlı büyüyen pazar konumunda bulunduğunu belirten DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, “Bugün deneyim ekonomisinin büyümesine paralel olarak Asya Pasifik bölgesinde çok önemli eğlence ve tema parkı yatırımları hayata geçiriliyor. Özellikle Çin, Vietnam ve Endonezya başta olmak üzere birçok ülkede yeni tema parkları, aile eğlence merkezleri ve sürükleyici deneyim alanları geliştiriliyor. Bölge ziyaretçi sayılarının yanı sıra yeni proje geliştirme kapasitesi ve yatırım hacmiyle de sektörün büyüme merkezi haline gelmiş durumda. Son yıllarda ziyaretçilerin geleneksel eğlence parklarıyla beraber teknolojiyle zenginleştirilmiş deneyimlere yöneldiğini görüyoruz. Flying Theater sistemleri, sanal gerçeklik uygulamaları, yapay zeka destekli deneyim alanları ve dijital tema parkı konseptleri yatırımcıların en fazla ilgi gösterdiği alanlar arasında yer alıyor. DOF Robotics olarak biz de bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Asya Pasifik bölgesinde uzun yıllara dayanan iş bağlantılarımız ve devam eden projelerimiz bulunuyor. IAAPA Expo Asia kapsamında da özellikle Flying Theater ve teknolojik dijital tema parkı projelerine yönelik çok verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Hong Kong’da yaptığımız temasların yeni iş birliklerine ve uzun vadeli projelere dönüşeceğine inanıyoruz. Asya Pasifik, önümüzdeki dönemde de büyüme stratejimizin en önemli odak noktalarından biri olmaya devam edecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Aroya Cruises'in Akdeniz Üssü Oluyor Haber

İstanbul Aroya Cruises'in Akdeniz Üssü Oluyor

Kruvaziyer turizminde son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş yakalayan Türkiye, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin stratejik planlarında daha fazla yer almaya başladı. Bu gelişmelerin son örneği, Suudi Arabistan'ın ilk kruvaziyer markası AROYA Cruises'ın İstanbul'u Akdeniz operasyonlarının önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırması oldu. Şirket, 6 Haziran'da İstanbul'a gerçekleştirdiği ilk sefer kapsamında gemide özel bir lansman etkinliği düzenledi. Seyahat acenteleri, sektör temsilcileri, basın mensupları ve Galataport İstanbul yöneticilerinin katıldığı etkinlikte, AROYA Cruises'ın Türkiye'ye yönelik büyüme planları ve İstanbul'un uzun vadeli operasyonlardaki stratejik rolü paylaşıldı. Etkinlikte verilen en önemli mesaj ise şirketin Türkiye pazarına duyduğu güven ve İstanbul'a yönelik uzun vadeli bağlılığı oldu. İstanbul, kruvaziyer turizminde uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Suudi Arabistan'ın ilk kruvaziyer markası AROYA Cruises, 6 Haziran'da gemide düzenlediği özel etkinlikte Türkiye pazarına yönelik uzun vadeli hedeflerini ve Akdeniz operasyonlarına ilişkin planlarını paylaştı. İstanbul'u bölgesel operasyonlarının önemli merkezlerinden biri olarak konumlandıran şirket, Türkiye'nin kruvaziyer turizmindeki büyümesine olan güvenini güçlü mesajlarla ortaya koydu. Akdeniz'in En Büyük Gemileri Arasında Yer Alıyor 151 bin groston ağırlığındaki AROYA, 335 metre uzunluğu, 19 güvertesi, 1.678 kabini ve 3.362 yolcu kapasitesiyle Akdeniz'in en dikkat çekici kruvaziyer gemileri arasında bulunuyor. Yaklaşık 1.600 kişilik mürettebatın görev yaptığı gemide 15 restoran, 20 farklı eğlence ve yaşam alanı, bin kişiden fazla kapasiteye sahip tiyatro salonu, çocuk kulüpleri, su eğlence alanları, sanal gerçeklik merkezleri ve premium spa alanları yer alıyor. Geminin öne çıkan konseptlerinden biri ise Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı iş birliğiyle geliştirilen ve denizdeki ilk Suudi restoranı olarak konumlanan "Irth" restoranı. Farklı Kültürlere Hitap Eden Kapsayıcı Tatil Anlayışı AROYA Cruises'ın öne çıkan özelliklerinden biri de farklı kültür ve yaşam tarzlarına hitap eden kapsayıcı hizmet anlayışı. Gemide alkol servisi bulunmazken, kadınlar ve erkekler için ayrı tasarlanan spa ve havuz alanlarının yanı sıra belirli saatlerde ortak kullanım imkânı da sunuluyor. Türkiye, Rusya, Almanya, Türk Cumhuriyetleri, Körfez bölgesi ve Avrupa'nın farklı ülkelerinden misafirleri ağırlayan AROYA Cruises, bu yaklaşımıyla farklı beklentilere sahip yolculara konforlu ve keyifli bir tatil deneyimi sunan uluslararası bir kruvaziyer markası olarak öne çıkıyor. Çocuk Dostu Konseptiyle Ailelere de Hitap Ediyor AROYA Cruises, çocuklar ve gençler için tasarlanan eğlence alanları, oyun merkezleri, su aktiviteleri ve yaş gruplarına özel programlarıyla ailelere yönelik kapsamlı bir tatil deneyimi sunuyor. Küçük misafirler için özel olarak hazırlanan alanlar sayesinde çocuklar keyifli vakit geçirirken, ebeveynler de geminin dinlenme ve eğlence olanaklarından faydalanabiliyor. Yıl boyunca sunulan kampanya ve promosyonların yanı sıra belirli dönemlerde uygulanan "çocuklar ücretsiz seyahat ediyor" avantajı da ailelerin ilgisini çekiyor. AROYA Cruises, her yaştan misafire hitap eden yaşam alanlarıyla ailelerin birlikte unutulmaz anılar biriktirebileceği bir kruvaziyer deneyimi sunuyor. Kruvaziyer Turizmi Büyümesini Sürdürüyor Küresel turizm endüstrisinin en hızlı büyüyen segmentlerinden biri olarak öne çıkan kruvaziyer turizmi, her yıl milyonlarca yeni yolcuyu deniz seyahatleriyle buluşturmaya devam ediyor. AROYA Cruises'ın Türkiye'deki yetkili temsilcilerinden Sunorama Cruises Genel Müdürü Alper Taşkıranlar, kruvaziyer sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, "Kruvaziyer turizmine yönelik ilgi dünya genelinde artmayı sürdürüyor. Cruise Lines International Association (CLIA) verilerine göre, daha önce kruvaziyer deneyimi yaşamamış kişilerin yüzde 75'i gelecekte bu deneyimi yaşamak istiyor. Bir kez gemi turuna çıkan misafirlerin büyük bölümü ise yeniden bu tatil modelini tercih ediyor. Bu tablo, sektörün büyüme potansiyelini net şekilde ortaya koyuyor" dedi. Taşkıranlar ayrıca kruvaziyer rezervasyonlarında seyahat acentelerinin kritik rol oynadığını belirterek, doğru rota ve gemi seçiminde profesyonel danışmanlığın önemine dikkat çekti. İstanbul'a Gelen Sadece Bir Gemi Değil, Ekonomik Değer Sektör temsilcilerine göre AROYA Cruises'ın İstanbul'u homeport olarak tercih etmesi, Türkiye kruvaziyer turizmi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Homeport modeli sayesinde yolcular gemiye binmeden önce veya seyahat sonrasında destinasyonda daha uzun süre kalıyor. Bu süreçte otellerde konaklıyor, restoranları ziyaret ediyor, alışveriş yapıyor, müze ve kültürel alanları geziyor ve çeşitli turizm hizmetlerinden yararlanıyor. Taşkıranlar, kruvaziyer yolcularının turizm ekonomisine yüksek katkı sağladığını belirterek, "Özellikle homeport operasyonlarında oluşan ekonomik katkı yalnızca limanlarla sınırlı kalmıyor. Konaklama, yeme-içme, ulaşım, alışveriş ve kültürel aktiviteler şehir ekonomilerine doğrudan değer yaratıyor. İstanbul'un kruvaziyer merkezi olarak güçlenmesi, turizm gelirlerinin artmasına da önemli katkı sağlayacaktır." dedi. İstanbul Merkezli Yeni Dönem Başlıyor AROYA Cruises'ın gelecek planlarında İstanbul'un rolünün daha da güçlenmesi öngörülüyor. Şirket, önümüzdeki dönemde İstanbul çıkışlı operasyonları artırmayı, yeni rota alternatifleri geliştirmeyi ve sezonu daha uzun bir döneme yaymayı hedefliyor. Yunan Adaları ve Ege rotalarının yanı sıra gelecekte Türk kıyıları, Doğu Akdeniz ve Batı Akdeniz limanlarını kapsayan daha geniş operasyon modellerinin de gündeme gelmesi bekleniyor. 2027 yılı planlamaları kapsamında ise geminin İstanbul operasyonlarına daha erken başlaması ve sezonun mevcut yıllara göre daha uzun sürmesi hedefleniyor. Sunorama Cruises Genel Müdürü Alper Taşkıranlar, "İstanbul yalnızca bir uğrak limanı değil, Akdeniz'in en önemli kruvaziyer merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip. Artan seferler, yeni rotalar ve büyüyen yolcu sayılarıyla İstanbul'un bölgesel kruvaziyer trafiğindeki rolü her geçen yıl daha da güçlenecek" dedi. AROYA Cruises'ın İstanbul'u uzun vadeli operasyon merkezlerinden biri olarak konumlandırması, Türkiye'nin Akdeniz kruvaziyer pazarındaki yükselen konumunun en somut göstergelerinden biri olarak değerlendirilirken, sektör temsilcileri bu gelişmenin önümüzdeki yıllarda turizm gelirlerine, istihdama ve şehir ekonomilerine önemli katkılar sağlayacağını ifade ediyor. İstanbul Çıkışlı Vizesiz Rotalar İlgi Görüyor İstanbul çıkışlı programlarıyla Türk misafirlere vizesiz seyahat imkânı sunan AROYA Cruises, Marmaris, Bodrum, Kaş ve İskenderiye'nin yer aldığı birbirinden özel rotalarıyla dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra yeşil pasaport sahibi Türk vatandaşlarının vizesiz olarak seyahat edebildiği Yunan Adaları ve Atina programları da misafirlerin yoğun ilgi gösterdiği rotalar arasında yer alıyor. Deniz tatilini kültürel keşiflerle birleştiren bu rotalar, Akdeniz'in farklı destinasyonlarını tek bir seyahatte deneyimleme fırsatı sunuyor. Kruvaziyer Seyahatiyle Umre Deneyimi AROYA Cruises ayrıca 12 Eylül tarihinde İstanbul'dan hareket edecek özel bir sefer de sunuyor. Marmaris, Bodrum, Süveyş Kanalı ve Şarm El-Şeyh'in ardından Cidde'de sona erecek bu program kapsamında Sunorama Cruises tarafından hazırlanan uçaklı paketlerde misafirler, gemi seyahatlerinin ardından Mekke ve Medine'yi ziyaret ederek umre ibadetlerini de yerine getirebilecek. Özellikle deniz tatilini kültürel ve manevi deneyimlerle birleştirmek isteyen misafirler için tasarlanan bu özel program, kruvaziyer seyahati ile umre ziyaretini tek bir seyahatte buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.