Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanat

Kapsül Haber Ajansı - Sanat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ytong Mimari Fikir Yarışması'nın Kazananları Mısır’ın Mimarlık Mirasını Keşfetti Haber

Ytong Mimari Fikir Yarışması'nın Kazananları Mısır’ın Mimarlık Mirasını Keşfetti

Çağdaş yapılaşmanın ve mimarlık kültürünün destekçisi Türk Ytong, genç mimarların yaratıcı fikirlerini desteklemeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, 2026 yılında 22’ncisi düzenlenen Ytong Mimari Fikir Yarışması’nın kazananları, Mısır’a gerçekleştirilen ödül gezisinde Kahire’nin köklü mimarlık tarihini ve kültürel mirasını yerinde inceleme fırsatı buldu. Yarışmada eşdeğer ödüle layık görülen üç projenin ekip üyeleri, jüri üyeleriyle birlikte Kahire’deki mimarlık gezisine katıldı. Gezide, jüri üyeleri Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, Azaksu Mimarlık Kurucu Ortağı Prof. Dr. Adnan Aksu, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Abdi Güzer, MAS Mimarlık Kurucu Ortağı Mimar Derya Tezel ve Atelier Hakan Demirel Kurucusu Mimar Hakan Demirel yer aldı. Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal ve Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban da program boyunca genç mimarlara ve jüri üyelerine eşlik etti. Kahire’nin tarihî dokusunu ve mimarlık kültürünü yakından tanıma fırsatı bulan katılımcılar, gezi kapsamında kentin farklı dönemlerinin izlerini taşıyan sokaklarını gezdi; Büyük Mısır Müzesi’ni, piramitleri ve Mısır Medeniyetleri Müzesi’ni ziyaret etti. Üç gün süren program, katılımcılara Mısır’ın mimarlık mirasını tasarım ve sanat perspektifinden değerlendirme olanağı sundu. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanındaki “zaman, kimlik ve toplum” gibi evrensel temaları bugünün dönüşüm ve kırılmaları bağlamında yeniden ele alan 2026 Ytong Mimari Fikir Yarışması’nda ödül kazanan fikir projelerine https://ytongakademi.com/index.html adresinden erişilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu Haber

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu

“Sinemanın ışığı DAİMA Altın Portakal’da parlayacak” diyerek başlayan 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, heyecan dolu bir haftanın sonunda merakla beklenen ödül töreniyle sona erdi. Festivalin kapanış gecesinde sinema dünyasının ünlü isimleri ve davetliler kırmızı halıdan geçti. FESTİVAL GELECEK NESİLLERE İLHAM VERECEK Cam Piramit’te düzenlenen gecede konukları selamlayan, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir; “Bizim Altın Portakal’ı, sinemanın ışığını, sanatın birleştirici gücünü ve kültürel belleğimizi yaşatma kararlılığımız da ‘Daima’ sürecektir. Antalya’nın kalbinde atan bu festival, gelecek nesillere ilham verecek. Amacımız; geçmişin ışığını geleceğe taşımak. Daima sinemayla, daima sanatla daima umutla; sinemanın ışığı hiç sönmesin!” diye konuştu. SİNEMA FARKINDALIK YARATIR Ulusal Jüri Başkanı Derviş Zaim ise ödül töreninde sinemaseverlere şu sözlerle seslendi: “Sinema yalnızca bir eğlence aracı değil aynı zamanda toplumsal olayları yansıtan dev bir ayna ve kitleleri harekete geçirme gücü olan güçlü bir dönüştürücüdür. Bu devrin insanının en büyük sorunlarından biri olan yabancılaşmanın aşılması için sinema bize şunu söyler; yalnız değilsin! Sinema, sorunları doğrudan sihirli bir değnekle çözmez; ancak farkındalık yaratır, kamuoyu oluşturur, empati yeteneğini geliştirir ve insanlara rehberlik edecek entelektüel ve duygusal bir zemin hazırlar. Dileğim; sorunlarla boğulan günümüz dünyasına bu topraklardan umut ve uyarı ışığı yayan sinema ateşinin hiç sönmemesi. Yaşasın büyülü fener!” Zaim ayrıca, jüri olarak, gelecek festivallerde ‘festivalin zenginleşmesi ve Türk sinemasının gelişimini teşvik’ amacıyla; ses tasarımı, makyaj, kostüm, dijital efekt ve casting kategorilerinde de ödül tahsis edilmesi tavsiyesinde bulundu. “ARTAKALANLAR” FİLMİ 5 ÖDÜL ALDI Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay’ın sunduğu ödül gecesinin galibi; En İyi Yönetmen de dahil olmak üzere 5 ödülle ayrılan, Yeşim Ustaoğlu imzalı “Artakalan” oldu. Jürinin; “Karakterlerin yolculuk ve dönüşüm süreçlerini ele almadaki titizlik, derinlik ve koruduğu estetik mesafe nedeniyle” En İyi Yönetmen seçtiği Ustaoğlu; ödülünü, jüri başkanı Derviş Zaim’den alırken şunları söyledi: “Benimle bu yolculuğa çıkan, derdimi paylaşan ekibime tek tek teşekkür ederim. Bu filmle tekrar bu ülkenin taşına toprağına dağına suyuna bakma fırsatı bulabildim. Biraz içim acıdı; neyin arta kaldığını gördüm bize. Belki daha iyi bir geleceğe, daha iyi bir yarına, ümide, özgürlüğe dair; çünkü bu bir özgürlük arayışıydı Elif için de benim için de. Herhalde adalete ve vicdana inancımı sürdürüyorum” FESTİVALİN EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ TAŞ VE TÜY’E Ragıp Türk’ün yönettiği “Taş ve Tüy” ise festivalden, En İyi Film dahil 6 ödülle ayrıldı. Jürinin; “Şehrin varoşlarındaki yoksulluk cenderesiyle toplumsal cinsiyet kimliğinin taşıdığı iç ve dış çatışma ve gerilimleri yansıtmadaki başarısı” gerekçesiyle ödüle değer bulduğu filmin yönetmeni Ragıp Türk; ödülünü, jüri başkanı Derviş Zaim ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’den aldı. Yönetmen, teşekkür konuşmasında aynı yarışmadaki Yeşim Ustaoğlu ile başlayan sinema hikâyesini şöyle paylaştı: “2003’te İstanbul’a müzisyen olmak için gelmiştim. Fakat en azından öğrenciliğin nimetlerinden faydalanayım diye üniversite sınavına girdim. İstanbul Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünü kazandım. Okula girerken sinema yapmakla ilgili bir düşüncem yoktu. Birkaç yıl sonra işsiz işsiz dolaşırken tesadüfen bir film setinde iş buldum. O sette gerçekten sinemanın ne olduğunu anlamaya başladım ve oradaki yönetmeni çok gözlemledim ve kendisine büyük hayranlık duymaya başladım. Orada yönetmen olmaya karar verdiğimi biliyorum. Sayın Yeşim Ustaoğlu; bana verdiğiniz ilham için size teşekkür ederim.” ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU Ana jürinin dışında Sungu Çapan Sinema Yazarları Jürisi ve Film- Yön Jürisi’nin de tercihi; Ragıp Türk ile “Taş ve Tüy”den yanaydı. Emir Ziyalar’ın yönettiği “Kadim Mavi” de Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü ile En İyi Müzik ve En İyi Kurgu ödüllerinin sahibi oldu. Ziyalar, teşekkür konuşmasında “Bu ödülü; kalıpları kırmaya yönelik yenilikçi denemeler yapacak olan bütün yönetmenlere adıyorum” dedi. EN İYİ KADIN OYUNCU ÖYKÜ KARAYEL, EN İYİ ERKEK OYUNCU MERT FIRAT VE MEHMET GÜNSÜR “Artakalan” filmindeki performansıyla Öykü Karayel “En İyi Kadın Oyuncu” seçilirken Hüseyin Karabey’in yönettiği “Hakikatin Ölümü” filminde başrolleri paylaşan Mehmet Günsür ve Mert Fırat, “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü de paylaştı. Öykü Karayel; jüri üyesi Fatih Artman’dan aldığı ödülü; ‘hepimizin özgürlüğü için haksız yere içeride olanlar için’ aldığını ifade etti. En İyi Erkek Oyuncu ödülünü; jüri üyesi Meryem Uzerli’nin elinden alan Günsür ve Fırat’sa konuşmalarında daha iyi bir geleceğe işaret etti. “Hüseyin o kadar güzel bir ekip kurdu ki hayatımın sonuna kadar onlarla film çekebilirim. Güzel günler gelecek; biz bunların filmini yapmaya devam edeceğiz” diyen Günsür’e, Fırat da şöyle eşlik etti: “10 metrekarede göz göze diz dize oynadık. Hakikatin ölmediği, hakikatin arkasında yüreğimizle sağlam durduğumuz, vicdanımızla yaşadığımız günlere!” ÇOCUK OYUNCU DUYGU KÖSE ALTIN PORTAKAL KAZANDI Yönetmen Derviş Zaim başkanlığında Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli, Sırma Bradley ve Gökhan Kırdar’dan oluşan Ulusal Jüri; “Bir Anne Hakkında” filmindeki çocuk oyuncu Duygu Köse’yi “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında ödüle layık buldu. Büşra Bülbül’ün yönettiği “Bir Anne Hakkında” ayrıca “Behlül Dal En İyi İlk Film” ödülünün de sahibi oldu. Bülbül; Festival Sanat Yönetmeni Deniz Yavuz’dan aldığı ödülünü, ‘tüm emekçi annelere’ adadığını söyledi. TAŞ VE TÜY ÖDÜLLERİ TOPLADI “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü ise Ferit Karahan imzalı “Cinlerin Düğünü” filminde rol alan İlhan Şen ve Erol Babaoğlu paylaştı. Ödülünü, oyuncu Hülya Duyar’dan alan Babaoğlu; “Umutsuzluğa kapılmadığımız, birbirimizin elini tuttuğumuz ve aydınlık bir gelecek uğruna karanlıkta kalanları da hatırladığımız, zor ama aydınlık günler için alıyorum ödülü” diye konuştu. En İyi Film seçilen “Taş ve Tüy”, aynı zamanda En İyi Senaryo, En İyi Kurgu, En İyi Müzik ve Cahide Sonku ödüllerini de kazandı. En İyi Kurgu ödülünün sahibi Naim Kanat, “Ödülü, üzerimde de çok emeği olan Aylin Zoi Tinel gibi büyük bir ustadan almaktan gurur duydum” dedi. Jüri üyesi, müzisyen Gökhan Kırdar; “Yenilikçi, alternatif ve devrimci bulduğum bir film” sözleriye tarif ettiği “Kadim Mavi” filminin müziklerini yapan Can Kuman’a “En İyi Müzik” ödülünü verdi. Yeşim Ustaoğlu’na En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran “Artakalan” da geceden En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Görüntü Yönetimi ve En İyi Sanat Yönetimi ödüllerini de alarak ayrıldı. En İyi Belgesel ödülünü kazanan “Mükellef”in yönetmeni Arda Sarıgül; “Bu ödülü, sinemamızda yeteri kadar temsil edilmediğini düşündüğüm işçi sınıfı adına almak istiyorum. Ve bu ödülü; maden kazalarında hayatını kaybeden ve halen kaybetmekte olan bütün maden işçileri adına alıyorum” sözleriyle ödülünü aldı. Jüri Özel Ödülü’nün sahibi “Kül ve Tuz”un yönetmeni Çağatay Yurt ise “Biz bu ödülün emanetçisiyiz; çünkü bu ödülün esas sahipleri şu anda Gazze’de: Mahmut, Muahmmed Yakub, Sâfi ve savaşta önce babasını, biz bu filmi çekerken de dedesini kaybeden 9 yaşındaki Melek, kardeşi Ali ve onun gibi dört kardeşi; bu ödül, onların” diye konuştu. Bu yıl kısa film kategorisinde verilmeye başlanan Kısa Film Yönetmenleri Derneği Ödülü’nün ilk sahibi, “Porkatal” filmiyle yönetmen Sis Gürdal oldu. Kısa Film Jürisi ise Soner Alan’ın yönettiği “Kısa Akıl”ı En İyi Kısa Film seçti. Melis Balcı’nın yönettiği “Anaokulu” ise Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Balcı; “Bu ödülü, bir animasyon filme verdiğiniz için çok teşekkür ederim” dedi. Andreas Sinanos başkanlığında Nejat İşler, Yasmin El Massrî, Maryna Er Gorbach ve Fadik Sevin Atasoy’dan oluşan Uluslararası Jüri ise George Ovashvili’nin yönettiği “Babalarımdan Biri Ay’dır” (The Moon is a Father of Mine) filmini “En İyi Film” seçti. Uluslararası Jüri; “Nehir Treni” (The River Train) ile Lorenzo Ferro ve Lucas Vignale’i, “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görürken “Gece Yarısı Tüm Aşıklar / All The Lovers in The Night” (Yukiko Sode) da Jüri Özel Mansiyon Ödülü’nün sahibi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Antalya Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür Ve Sanat Şehri Sardı Haber

Antalya Kültür Yolu Festivali’nin İlk Gününde Kültür Ve Sanat Şehri Sardı

Antalya Kültür Yolu Festivali, ilk gününde her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinliklerle başladı. Tarihi mekanlardan kültür merkezlerine, müzelerden açık hava etkinlik alanlarına uzanan programda; geleneksel sanatlar, bale, sinema, fotoğraf ve çocuk etkinlikleri ön plana çıktı. ANTALYA’NIN KÜLTÜREL MİRASI SANATSEVERLERLE BULUŞTU Festivalin ilk gününde Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Söyleşisi: Düğmeli Mimarinin İzinde” programında, Antalya’nın Akseki ve İbradı ilçeleriyle özdeşleşen geleneksel düğmeli evler ele alındı. Özellikle Ormana ve Ürünlü yerleşimlerinde görülen, çivi, harç ve çimento kullanılmadan inşa edilen yapıların mimari özellikleri ile kuşaktan kuşağa aktarılan ustalık bilgisi katılımcılarla paylaşıldı. Aynı merkezde gerçekleştirilen “Antalya Ressam Joan Miro ile Renkleniyor” atölyesinde ise çocuklar, ünlü ressam Joan Miro’nun eserlerinden ilham alan çizimleri Antalya temasıyla buluşturdu. Katılımcılar, kendilerine sunulan illüstrasyonları hayal güçleri doğrultusunda renklendirerek özgün çalışmalar oluşturdu. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan “Yaşayan Miras: Antalya” sergisi de geleneksel sanat ve zanaat örneklerini ziyaretçilerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin yer aldığı sergi, Antalya’nın köklü el sanatları geleneğine ışık tuttu. Acapella Sanat Evi tarafından hazırlanan “Renkler Portreler ile Buluşuyor” etkinliği de resim sanatının farklı ifade biçimlerini sanatseverlerle bir araya getirdi. “ANNA KARENİNA” ANTALYA’DA SAHNELENDİ Festivalin ilk gününde Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen “Anna Karenina”, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. Lev Tolstoy’un dünya edebiyatına kazandırdığı aynı adlı eserinden uyarlanan ve koreografisini Young Soon Hue’nun üstlendiği bale, 19. yüzyıl Rusya’sında aşk, sadakat, tutku ve kıskançlık arasında şekillenen trajik bir hikâyeyi sahneye taşıdı. Tchaikovsky, Puccini ve Prokofiev’in eserlerinden oluşan müzikler eşliğinde sahnelenen yapım, festivalin ilk gününün öne çıkan sanat etkinliklerinden biri oldu. ASPENDOS’UN TARİHİ MİRASI YERİNDE KEŞFEDİLDİ Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen Aspendos Kazıları Gezisi, katılımcıları antik kentin binlerce yıllık geçmişiyle buluşturdu. Kazı Başkanlığı anlatımı eşliğinde gerçekleştirilen gezide, Aspendos Antik Tiyatrosu ve akropoldeki anıtsal yapıların mimari özellikleri, kullanım amaçları ve antik kent yaşamındaki yerleri ele alındı. Son yıllarda yürütülen arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan yapılar tanıtılarak kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalar hakkında bilgi paylaşıldı. GELENEKSEL SANATLAR ATÖLYELERDE YAŞATILDI Festivalin ilk gününde düzenlenen geleneksel sanat atölyeleri, katılımcılara farklı üretim tekniklerini deneyimleme fırsatı sundu. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde Emel Mülayim eşliğinde gerçekleştirilen Çömlek Torna Atölyesi'nde çocuklar ve yetişkinler, kilin çömlekçi çarkında şekillendirilmesi ve geleneksel çömlekçilik teknikleri hakkında bilgi edindi. Aynı merkezde düzenlenen Çömlek Yüzeyine Astar Dekor Uygulama Atölyesi'nde ise seramik yüzeylerin süslenmesinde kullanılan geleneksel astar ve dekor yöntemleri katılımcılara tanıtıldı. Tekelioğlu İl Halk Kütüphanesi’nde Aslıhan Ünlü Koşar tarafından gerçekleştirilen “Paleolitik Çağda İlerleme” atölyesinde de katılımcılar, insanlığın tarih öncesi dönemlerinden hareketle gelişim ve değişim kavramlarını ele aldı. SİNEMA VE FOTOĞRAF ETKİNLİKLERİ İLGİ GÖRDÜ Festival kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen FotoMaraton Antalya ve FotoMaraton Çocuk etkinlikleri, amatör ve profesyonel fotoğraf meraklıları ile çocukları bir araya getirdi. Katılımcılar, Antalya’nın tarihi dokusunu, doğal güzelliklerini ve kültürel değerlerini kendi objektiflerinden görüntüledi. Etkinlik kapsamında çekilen fotoğraflar jüri değerlendirmesine sunulmak üzere dijital ortamda toplandı. Koç Üniversitesi Suna & İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde düzenlenen “No Date, No Signature: Suç, Hakikat ve İnsanın Ahlaki Sınırları Üzerine Bir Film Okuması” etkinliğinde ise İran sinemasının dikkat çeken yapımlarından No Date, No Signature ele alındı. Spoiler Serbest Film Kulübü tarafından gerçekleştirilen programda filmin anlatı yapısı ve karakterleri üzerinden vicdan, suçluluk, sorumluluk ve adalet kavramları değerlendirildi. ÇOCUKLAR FESTİVALİN İLK GÜNÜNDE EĞLENCEYLE BULUŞTU Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında Konyaaltı Beach Park’ta kurulan Çocuk Köyü, festivalin ilk gününde çocuklara yönelik etkinliklere ev sahipliği yaptı. Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilen Karaoke Karavan etkinliğinde minik katılımcılar, sevdikleri şarkıları seslendirerek müzik dolu anlar yaşadı. TÜRSAK Vakfı tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Çocuk Filmleri Festivali de Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında çocuklarla buluştu. Paribu Cineverse Antalya Migros AVM’de düzenlenen ücretsiz film gösterimlerinin yanı sıra yaratıcı yazarlık, film okuma, yaratıcı drama, kukla, kâğıt tiyatrosu ve bilinçli nefes atölyeleriyle çocuklara farklı etkinlik seçenekleri sunuldu. Antalya Kültür Yolu Festivali, 8 Kasım’a kadar kentin farklı noktalarında gerçekleştirilecek konserler, sergiler, sahne sanatları, söyleşiler, atölyeler ve çocuk etkinlikleriyle kültür ve sanat coşkusunu sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz” Haber

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz”

Türkiye turizminin göz bebeği Antalya, 9 gün boyunca konserlerden sergilere, opera ve baleden geleneksel sanatlara uzanan geniş bir programla Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nin açılışını gerçekleştirerek festival programını, kentte tamamlanan ve devam eden yatırımları ve Antalya turizminin geleceğine ilişkin yeni projeleri açıkladı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin açılışında Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri Kemal Çelik, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş ve Tuba Vural Çokal katıldı. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu belirten Bakan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi. Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Antalya’da 440 Etkinlik, 60’ın Üzerinde Lezzet Durağı Antalya’daki festivalin kapsamına ilişkin Ersoy şu ifadeleri kullandı: “Antalya için 40’tan fazla mekânda 440’tan fazla etkinlik düzenleyeceğiz. Ayrıca 85 lezzet durağı belirledik. Akdeniz mutfağı içerisinde, yörük kültürünün güçlü etkisiyle kendine özel bir yer edinen Türk mutfağının lezzet farkını damakların deneyimine sunacağız.” Festivalin ana sahnesinin Konyaaltı Beach Park’ta kurulacağını belirten Bakan Ersoy, Simge, Poizi, Sefo, Gökhan Türkmen, Ebru Yaşar, Demet Akalın ve Hakan Altun’un konserleriyle müzikseverlerin buluşacağını söyledi. Sahne sanatları programında ise sadakat, tutku ve kıskançlıkla örülü bir hayat mücadelesini anlatan Anna Karenina ile doğayı ve aşkı konu alan metinleriyle Carmina Burana eserlerinin bale yorumlarının sanatseverlerle buluşacağını belirten Ersoy, Attila operasında da tarih ve medeniyetleri şekillendiren bir fatihin gölgesinde yeni bir şehrin doğuşunun sahneye taşınacağını ifade etti. Festival kapsamındaki sergilere de değinen Ersoy, Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri sergisinde kutsal emanetler, Kâbe örtüleri ve Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinden Osmanlı’nın manevi dünyasına özel bir kapı aralanacağını belirtti. Antalya’nın Yaşayan Mirası Ustaların Ellerinde Hayat Bulacak Yaşayan Miras Antalya sergisinde geleneksel değerlerin ve Türk kültürünün sanata yansıyan uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını belirten Bakan Ersoy, Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin sergileneceğini açıkladı. Telkari, cam ve ahşap işleri, kilim ve halı dokuma, çömlekçilik, çinicilik, keçe, ebru, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatların festivalde yer alacağını belirten Ersoy, ziyaretçilerin yalnızca sanat eserlerini değil, asırlardır aktarılan bilgi, beceri, algı ve anlayışı da deneyimleyebileceğini söyledi. Yaşayan Miras programında atölyelerin, kısa film gösterimlerinin ve Düğmeli Evler üzerine bir söyleşinin düzenleneceğini aktaran Ersoy, festivalin geleneksel değerlerin anlatılmasına, yaşatılmasına ve korunmasına katkı sunacağını ifade etti. Sanatseverleri Üç Ressam sergisine de davet eden Bakan Ersoy, Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in farklı sanat yaklaşımlarını buluşturan eserlerin ziyaretçilere sunulacağını belirtti.Taviloğlu’nun sanat tutkusuyla oluşan bu koleksiyonun zengin bir sanat deneyimi sunduğunu vurguladı. Antalya’nın Lezzetleri Toroslar’dan Akdeniz Kıyılarına Taşınacak Gastronomiyi büyük önem verdikleri alanlardan biri olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Türk mutfağını dünyada hak ettiği konuma taşımak ve küresel bilinirliğini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni bu hedef doğrultusunda bir vitrin olarak değerlendirdiklerini belirten Ersoy, şehirlerin ve bölgelerin mutfak zenginliklerini şeflerin hazırladığı lezzetlerle ziyaretçilere deneyimleme imkânı sunduklarını ifade etti. Antalya gastronomi programına şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliği yapacağını açıklayan Ersoy, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş rotasının yanı sıra Manavgat ve Alanya rotalarının oluşturulduğunu söyledi. Ersoy, belirlenen lezzet noktalarında geleneksel mutfak kültürüyle çağdaş gastronomi anlayışını buluşturan yemeklerin sunulacağını ifade etti. Festivalde 10’dan fazla konser, 30’un üzerinde sergi ve yerleştirme, 30’a yakın atölyenin yanı sıra geziler, fotoğrafçılık etkinlikleri ve çocuklar için kültür, sanat, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getiren programlar düzenleneceğini belirten Bakan Ersoy, tüm Antalyalıları aileleriyle birlikte festivale davet etti. Bakan Ersoy Antalya’ya Kazandırılan Yatırımları Açıkladı Antalya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla yürüttükleri çalışmaların, şehrin turizm potansiyelini en doğru şekilde değerlendirerek vatandaşların sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatında önemli farklar oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Bakan Ersoy, kentteki yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. 87 milyon liralık yatırımla İbradı Ormana Kültür Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Ersoy, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında ise 4 projeye toplam 11,1 milyon lira destek sağladıklarını açıkladı. Antalya’nın altyapısını güçlendirmek amacıyla Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ile Boğazkent Terfi Merkezi ve terfi çalışmalarını 2022 yılında, Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’ni ise 2024 yılında tamamladıklarını belirten Ersoy, bu yatırımların toplam maliyetinin 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Kocayatak ve Çandır mahallelerini kapsayacak ilave kanalizasyon terfi hattı ve bağlantılı altyapı tesislerinin yanı sıra Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi’ne 2 son çöktürme havuzu ve dezenfeksiyon ünitesi kazandırılması çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ersoy, bu işlerin ay sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Antalya’da 5 yıldızlı tesis kalitesinde hizmet sunan 14 ücretsiz halk plajını vatandaşların kullanımına açtıklarını da kaydetti. Antalya’nın Tarihine 1 Milyar Lirayı Aşan Arkeoloji Desteği Antalya’nın kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaları da açıklayan Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işinin tamamlandığını, 9 proje ve 9 uygulama işinin ise devam ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki çalışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.” Arkeolojik alanlardaki koruma ve restorasyon çalışmalarının bilimsel altyapısını oluşturmak ve ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 projenin tamamlandığını belirten Ersoy, 7 projenin ise devam ettiğini bildirdi. Son 8 yılda Antalya Etnografya, Mevlevihane, Nekropol, Alanya Atatürk Evi ve Likya Uygarlıkları müzeleri ile Side Arif Müfid Mansel Arkeoloji Müzesi’ni ziyarete açtıklarını belirten Ersoy, 2018 yılından bu yana Antalya’da yürütülen 8 koruma amaçlı imar planı çalışmasından 6’sının tamamlandığını, kalan 2 çalışma üzerinde ise hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Bütün bu yatırımları Antalya’nın dünya turizmindeki payını artırmak, kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Ersoy, çalışmalarını aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Ersoy’dan Turizmde Krizlere Dayanıklı Sektör Vurgusu Türk turizmini 12 aya ve 81 ile yayma hedefinin önemine dikkat çeken Bakan Ersoy, pazar çeşitliliğinin artırılması, farklı pazarların beklentilerini karşılayacak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm ekosisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefe ulaşılmasıyla dünya turizminin de temel ihtiyaçlarından biri olan krizlere dayanıklı bir turizm sektörünün oluşturulacağını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi kurumsal yapılanmaların, şehir ve bölge bazında yatırımların, tesis, personel, ulaşım, tanıtım ve sürdürülebilirlik alanlarında ulaşılan standartların bu hedef doğrultusunda atılmış önemli adımlar olduğunu ifade etti. Thomas Cook krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukrayna savaşından İran-İsrail-ABD çatışmalarına kadar yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin turizmde krizlere karşı direnç kazandığını gösterdiğini belirten Ersoy, bu direnci daha da güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Antalya EXPO Alanında Kongre ve Fuar Turizmine Yeni Dönem Konuşmasının sonunda Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir projeyi açıklayan Bakan Ersoy, kentin toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E. alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedeflediklerini duyurdu. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladıklarını belirten Ersoy, yeni projenin kentin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, organizasyonun ardından EXPO alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini açıklayarak, yeni projeyle kentin turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Antalya için yeni bir turizm hamlesi olarak duyurduğu projeye ilişkin Bakan Ersoy şunları söyledi: “Bu büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra Antalya EXPO alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.” Söz konusu projenin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade eden Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını vurgulayarak projenin Türkiye’ye ve Antalya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mardin'in Tarihi Konaklarında Görkemli Buluşma Haber

Mardin'in Tarihi Konaklarında Görkemli Buluşma

Moda, sanat ve toplumsal farkındalığı aynı podyumda buluşturan "Women on Stage" etkinliği, Mardin ve Midyat'ın büyüleyici atmosferinde büyüledi. Kadın Liderler Kulübü, Fikir Annesiyim ve Pembe Rota öncülüğünde gerçekleştirilen organizasyonda, dünyaca ünlü isimler ve farklı meslek gruplarından kadınlar aynı amaç için yürüdü. Mardin'in binlerce yıllık tarihi, bu kez moda ve sanatın muhteşem buluşmasına ev sahipliği yaptı. "Women on Stage" etkinliği, magazin ve sanat dünyasından pek çok ünlü ismi bir araya getirdi. Tarihi Darius Konağı ve Midyat'taki Hercai Konağı'nda gerçekleştirilen organizasyon, hem büyüleyici görselliğiyle hem de taşıdığı anlamlı mesajla adından uzun süre söz ettireceğe benziyor. Şahmeran Efsanesi Podyumda Yeniden Hayat Buldu Ünlü modacı Perihan Demirdelen'in bu özel etkinlik için hazırladığı tasarımlar göz kamaştırırken, podyumda profesyonel mankenlerin yanı sıra farklı meslek gruplarından kadınların da yürümesi büyük alkış topladı. Gecenin en dikkat çekici anlarından biri ise Miami'den gelen Elif Pisacane'nin, Perihan Demirdelen imzalı Şahmeran kostümüyle podyuma çıkması oldu. Mezopotamya'nın kadim efsanesini moda sanatıyla yeniden yorumlayan bu özel tasarım, Mardin'in kültürel mirasına güçlü bir gönderme yaptı. Öte yandan Serpil Başar'ın tasarladığı özel yelpazeler defileye ayrı bir zarafet kattı. Sanat Dünyası Mardin'de Akın Etti Kültürlerin buluşma noktası olan Mardin'deki bu uluslararası organizasyona sanat dünyasından tanınmış isimler de katılarak destek verdi. Lübnanlı ünlü oyuncu ve yönetmen Rindala Kodeih, Türk sinemasının sevilen ismi Yalçın Dümer ve Mardinli sanatçı Vural, etkinliğin renkli simgeleri arasında yer aldı. Meme Kanseri Farkındalığı İçin Güçlü Mesaj Yalnızca bir moda gösterisinin ötesine geçen etkinlik, Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla çok anlamlı bir misyon üstlendi. Erken teşhisin ve meme sağlığı konusunda bilinçlenmenin hayati önemine dikkat çekilen gecede, kadınların dayanışması, gücü ve yaşam mücadelesi ön plana çıkarıldı. Farklı ülkelerden gelen kadın liderlerin ortak bir amaç etrafında kenetlendiği bu uluslararası platform, kadınların hayatın her alanında ne kadar güçlü bir şekilde var olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Mardin'in kadim taşları, bu kez kadınların cesaretine ve geleceğe bıraktıkları unutulmaz izlere tanıklık etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Amerikan-Türk Cemiyeti’nin Görkemli 2026 Galasında Eğitime Destek ve Eş Başkanlık Değişimi Haber

Amerikan-Türk Cemiyeti’nin Görkemli 2026 Galasında Eğitime Destek ve Eş Başkanlık Değişimi

İş, sanat ve diplomasi dünyasından 300’ü aşkın davetlinin katıldığı gecenin bu yılki teması “The Bridges That Connect Us” (Bizi Birbirimize Bağlayan Köprüler) oldu. İki ülke arasında eğitim, kültür ve dostluk yoluyla kurulan bağların öneminin vurgulandığı galada, açık artırmadan elde edilen gelirler de dahil olmak üzere toplam yaklaşık 1 milyon ABD doları bağış toplandı. Gelir, ABD’deki üniversitelerde eğitim gören Türk öğrencilerin burslarla desteklenmesi amacıyla kullanılacak. Gala aynı zamanda ATS’te bir görev değişimine sahne oldu. 2020 yılından bu yana eş başkanlık görevini yürüten Suzan Sabancı ve Linda Wachner, beş yıllık görev sürelerinin ardından eş başkanlığı Lexin Capital’in kurucusu ve başkanı Metin Negrin ile L’Etoile Sport’un kurucu ortağı, CEO’su ve kreatif direktörü Yeşim Philip’e devretti. Sabancı ve Wachner’ın eş başkanlık döneminde düzenlenen altı galada toplam 6 milyon ABD dolarını aşkın kaynak yaratıldı. Suzan Sabancı, gecede yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Linda Wachner ile birlikte American Turkish Society’nin eş başkanlığını yürüttüğümüz beş yılı geride bırakırken büyük bir gurur ve minnet duyuyorum. Yürütme Kurulumuz ve Yönetim Kurulumuzla birlikte ATS’in konumunu güçlendirdik, mali geleceğini güvence altına aldık ve kuruluş amacına, yani Türkiye ile ABD’yi eğitim, kültür ve dostluk aracılığıyla birbirine yakınlaştırma misyonuna daha güçlü biçimde odaklanmasını sağladık. Eğitimin bu misyonun merkezinde olduğuna inanıyorum. Çünkü eğitim yalnızca gençlerin önüne yeni kapılar açmakla kalmıyor; insanlar, ülkeler ve kuşaklar arasında kalıcı köprüler kuruyor. Bugün desteklediğimiz gençler, yarın iki ülke arasındaki dostluğun ve iş birliğinin taşıyıcıları olacak. Eş başkanlık göreviyle bu misyonu ve sorumluluğu devralan Yeşim Philip ve Metin Negrin’i yürekten tebrik eder, yeni dönemde başarılar dilerim. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü canıgönülden kutlarım.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Turizm Başkenti Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne Ev Sahipliği Yapacak Haber

Türkiye’nin Turizm Başkenti Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne Ev Sahipliği Yapacak

Antalya Kültür Yolu Festivali’nde konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden tiyatroya, arkeoloji gezilerinden geleneksel sanat atölyelerine ve çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı bir program gerçekleştirilecek. Festivalin gastronomi programında ise 40’tan fazla Lezzet Noktası, şef buluşmaları ve Antalya’nın farklı ilçelerini kapsayan gastronomi rotalarıyla kentin zengin mutfak kültürü ön plana çıkacak. Tarihi Kaleiçi sokaklarından antik kentlerine, Akdeniz'in eşsiz kıyılarından Toroslar'ın köklü kültürel mirasına uzanan zenginliğiyle Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne dördüncü kez ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Antalya, yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz’in de en önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak Antalya’yı özel kılan, eşsiz kıyıları ve doğal güzelliklerinin ötesinde, binlerce yıllık medeniyet birikimini bugün hala yaşatıyor olmasıdır. Aspendos’un görkemli tiyatrosundan Perge’nin anıtsal yapılarına, Side’nin tarihi dokusundan Patara’nın arkeolojik zenginliğine, Kaleiçi’nin dar sokaklarından Toroslar’ın köklü Yörük kültürüne kadar Antalya, her köşesinde farklı bir hikâye barındırıyor. Bizim hedefimiz, bu eşsiz birikimi koruyarak geleceğe taşırken Antalya’nın turizmdeki güçlü konumunu kültür, sanat ve gastronomiyle daha da pekiştirmek. Antalya, kültürel mirasın korunması ve turizme kazandırılması Geleceğe Miras Projemiz kapsamında antik kentlerimizde yürüttüğümüz kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarıyla geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni de bu anlayışın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü kültürel mirasımızın yalnızca korunan değil, toplumun her kesimi tarafından tanınan, deneyimlenen ve yaşatılan bir değer olmasını istiyoruz. Kültür turizminin gelişmesi, turizm hareketliliğinin çeşitlenmesi ve yerel ekonominin desteklenmesi açısından Türkiye Kültür Yolu Festivali gibi organizasyonların önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Antalya’nın yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde kültürü, sanatı, tarihi ve gastronomisiyle öne çıkan bir destinasyon olmasını önemsiyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali de bu hedefimize katkı sağlayan önemli organizasyonlarımızdan biri. Tüm Antalyalıları ve şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimizi bu büyük kültür ve sanat buluşmasına davet ediyorum.” dedi. ANTALYA’NIN GASTRONOMİ ROTASI TOROSLAR’DAN AKDENİZ KIYILARINA UZANACAK Antalya Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına Şef Mehmet Akdağ ev sahipliği yapacak. 2 Michelin yıldızlı Şef Ozan Kumbasar, Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran, Michelin Rehberi’nde yer alan Şef Claudio Chinali, Şef Bahtiyar Büyükduman, Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan ile Şef Mutlu Şevket Yılmaz ise konuk olarak yer alacak. 31 Ekim–2 Kasım 2026 tarihleri arasında Şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliğinde Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş’ı kapsayan gastronomi rotası düzenlenecek. Manavgat ve Alanya rotasına ise Şef Mehmet Akdağ ile gastronomi yazarı Ebru Erke birlikte ev sahipliği yapacak. Konuk isimler, festival kapsamında belirlenen Lezzet Noktaları’nı ziyaret ederek Antalya’ya özgü yemekleri yerinde deneyimleyecek. Akdeniz’in taze sebzeleri, narenciyesi ve deniz ürünleriyle Toroslar’ın köklü Yörük kültürünün buluştuğu Antalya mutfağı; zeytinyağlılar, yabani otlar, bakliyat ve tahıl yemeklerinden oluşan zengin bir gastronomi mirasını yansıtıyor. Kıyı kesimlerinde balık ve deniz ürünleri, iç kesimlerde ise et ve hamur işleri öne çıkarken, kuşaktan kuşağa aktarılan yöresel tarifler kentin mutfak kültürünün temel unsurları arasında yer alıyor. Tahinli Antalya piyazı, şiş köfte, hibeş, Alanya’nın gülüklü çorbası ve serpme böreği bölgenin özgün lezzetlerini ortaya koyarken, tahinli kabak tatlısı, turunç reçeli ve yerel turunçgiller Antalya’nın köklü sofra kültürünü tamamlıyor. Antalya’nın gastronomi zenginliği, festival kapsamında belirlenen 40’tan fazla Lezzet Noktası ile ziyaretçilere sunulacak. Muratpaşa ve Konyaaltı başta olmak üzere Kepez, Manavgat, Serik, Alanya, Kemer, Kaş ve Finike’ye uzanan gastronomi rotasında; tahinli piyaz, şiş köfte, oğlak tandır, börek ve kabak tatlısı gibi yöresel lezzetleri sunan işletmelerin yanı sıra balık ve deniz ürünleri restoranları, ev yemekleri lokantaları, dünya mutfaklarından örnekler sunan işletmeler ve şef restoranları da yer alacak. Geleneksel esnaf sofralarından çağdaş restoranlara uzanan seçki, Antalya’nın zengin mutfak mirasını ve gastronomi deneyiminin çeşitliliğini festival ziyaretçileriyle buluşturacak. ANTALYA’DA DOKUZ GÜN BOYUNCA MÜZİK RÜZGARI ESECEK Konyaaltı Beach Park'ta düzenlenecek ücretsiz konserler, festival boyunca birbirinden ünlü sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapacak. 31 Ekim Cumartesi – Murat Boz 1 Kasım Pazar – Özcan Deniz 2 Kasım Pazartesi – Simge 3 Kasım Salı – Poizi 4 Kasım Çarşamba – Sefo 5 Kasım Perşembe – Gökhan Türkmen 6 Kasım Cuma – Ebru Yaşar 7 Kasım Cumartesi – Demet Akalın 8 Kasım Pazar – Hakan Altun Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Kültür ve Sanat Festival Coşkusuyla Buluştu Haber

İzmir’de Kültür ve Sanat Festival Coşkusuyla Buluştu

İzmir Saat Kulesi çevresinde gerçekleştirilen FotoMaraton İzmir ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde, yetişkinler ve çocuklar kentin simgesel mekanlarını farklı temalarla fotoğrafladı. Katılımcıların çektiği fotoğraflar uzman jüri üyelerinin değerlendirmesine sunulurken dereceye giren çalışmaların ödüllendirilmesi ve seçilen fotoğrafların sergilenmesi hedeflendi. OPERA, BALE VE KONSER FESTİVALİN İLK GÜNÜNDE YER ALDI İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi’nde sahnelenen “Troya”, antik dünyanın ünlü efsanesini opera ve bale ile buluşturdu. Bujor Hoinic’in bestesiyle hayat bulan eser, mitolojik anlatıyı müzik, dans ve sahne estetiğiyle izleyicilere sundu. Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Rakım Elkutlu Sahnesi’nde düzenlenen “Türk Dünyasından Ezgiler” konserinde ise İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu Müdürlüğü tarafından hazırlanan repertuvar dinleyicilerle bir araya geldi. Şavk Eryürek’in şefliğindeki konser, farklı coğrafyaların müzikal mirasını geleneksel ezgiler aracılığıyla sahneye taşıdı. İLERİ DÖNÜŞÜMÜN YARATICI GÜCÜ SANAT ESERLERİYLE ANLATILDI İzmir Kültür Sanat Fabrikası Bahçesi’nde yer alan “ASELSAN İleri Dönüşen Bir Gelecek Vizyonu” sergisi, kullanım ömrünü tamamlamış elektronik ve endüstriyel malzemeleri sanatla harmanladı. Uluslararası sanatçıların yorumlarıyla hazırlanan at, kedi, keçi, albatros ve kurt figürleri, atık malzemelerin yaratıcı üretimle yeniden değerlendirilebileceğini ortaya koydu. GELENEKSEL SANATLAR VE EL İŞÇİLİĞİ ATÖLYELERİ FESTİVALDE İLGİ GÖRDÜ İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nın farklı alanlarında düzenlenen atölyeler, katılımcıları geleneksel sanatlar ve el işçiliğiyle buluşturdu. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Özgül Duran Sanat Atölyesi’nde gerçekleştirilen Sgraffito Seramik Tabak Yapımı Atölyesi’nde katılımcılar, seramik yüzeyleri kazıyarak özgün desenler oluşturdu. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde Kadriye Sayınbatur eşliğinde düzenlenen Ebru Atölyesi’nde çocuklar ve yetişkinler, geleneksel Türk kağıt süsleme sanatını deneyimleyerek kendi çalışmalarını hazırladı. Aynı müzede Hakan Çağan eşliğinde gerçekleştirilen Doğal Boyama Atölyesi ise doğadan elde edilen renklerin farklı yüzeylerde kullanımına odaklandı. İzmir Müze Gemiler Müdürlüğü Açık Teşhir Alanı’nda, Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı, Yaşayan İnsan Hazinesi ve gemi model maket ustası Fikret Güvenç eşliğinde düzenlenen Ahşap Gemi Atölyesi’nde katılımcılar, geleneksel gemi yapımcılığının inceliklerini tanıyarak denizcilik mirası hakkında bilgi edindi. İZMİR MUTFAĞININ KÜLTÜREL HAFIZASI SÖYLEŞİDE ELE ALINDI İzmir Kültür Sanat Fabrikası Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde düzenlenen “Yaşayan Miras Söyleşisi: İzmir Mutfak Kültürü”, kentin gastronomi mirasını ele aldı. Söyleşide yerel lezzetler, kuşaktan kuşağa aktarılan ustalık bilgisi ve yemek kültürünün toplumsal yaşamla ilişkisi üzerinde duruldu. ÇOCUKLAR SİNEMA VE EĞLENCEYLE BİR ARAYA GELDİ İzmir Park AVM’deki Paribu Cineverse’de gerçekleştirilen 22. TÜRSAK Çocuk Filmleri Festivali, ücretsiz film gösterimlerinin yanı sıra yaratıcı yazarlık, film okuma, yaratıcı drama, kukla, kağıt tiyatrosu ve bilinçli nefes atölyeleriyle çocukları farklı sanat dallarıyla buluşturdu. Program, çocukların hayal güçlerini geliştirmelerine ve fikirlerini yaratıcı yollarla ifade etmelerine olanak tanıdı. Gündoğdu Meydanı’nda kurulan Çocuk Köyü ise, panayır çadırları, şişme oyun alanları, yaratıcı atölyeler, dijital oyunlar, yarışmalar ve balon turu gibi aktivitelerle çocuklara eğlence ve keşfi bir arada sundu. Alan, ailelerin de çocuklarıyla birlikte festival atmosferini yaşayabilecekleri bir buluşma noktası oldu. İzmir Kültür Yolu Festivali, 1 Kasım’a kadar kentin farklı noktalarında düzenlenecek konserler, tiyatro gösterileri, sergiler, atölyeler ve çeşitli kültür-sanat etkinlikleriyle ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın Portakal “Daima” Diyerek Sinema Meşalesini 63. Kez Yaktı Haber

Altın Portakal “Daima” Diyerek Sinema Meşalesini 63. Kez Yaktı

31 Ekim’e kadar sürecek sinema coşkusu başladı; 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, coşku dolu bir açılış töreniyle sinemaseverleri ve Antalyalılar’ı selamladı. Festival, bir hafta boyunca farklı etkinliklerle şehrin dört bir yanını sinemanın renkleriyle boyayacak ama Altın Portakal ruhu, sinemanın ışığını “Daima” yansıtacak. Türkiye’nin en köklü sinema şenliği, Antalya’da bir kez daha sinema ruhunu ateşledi. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24 Ekim Cumartesi günü, geleneksel kortejle başladı. Sinema ve televizyon dünyasının sevilen isimleri, Antalya sokaklarında seyircilerinin sevgi ve hayranlık dolu coşkusuyla karşılandı. Korteje katılan sanatçılar arasında Menderes Samancılar, Şenay Gürler, Mehmet Özgür, Suna Yıldızoğlu, Asuman Dabak, Levent Özdilek, Bilge Şen, Fadik Sevin Atasoy, Meryem Uzerli, Leyla Smyrna Cabas, Pınar Altuğ, Emre Kınay, Büşra Pekin, Ersin Korkut, Tim Seyfi, Mehmet Esen, Yüksel Arıcı, Necmettin Çobanoğlu, Coşkun Göğen, Ümit Okur, Muttalip Müjdeci, İlyas Salman, Oben Kuday, Şennur Nogaylar, Hülya Duyar, Nurcan Eren vardı. Kortejin ardından kırmızı halıdan geçen sinema tutkunlarını Antalya Spor Salonu’nda başarılı oyuncular Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay karşıladı. Davetlileri ise Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir selamladı. Konuşmasıyla festivalin bu yılki sloganını vurgulayan Özdemir, şunları söyledi: “Sinemaya duyduğumuz sevgi geçici değil, Antalya’nın sanatla kurduğu bağ geçici değil, Altın Portakal’a sahip çıkma irademiz geçici değil. Sinemaya olan tutkumuz daima, kararlılığımız daima, inancımız daima!” Özdemir; festivalin bu yılki “Kökler- Kamera ve Işık” başlıklı özel bölümüne de dikkat çekti: “Dünyanın dört bir yanından savaş haberleri alıyoruz. Hiçbir savaş sıradan değildir, hiçbir çocuğun ölümü bir haber başlığından ibaret değildir. Bu yıl savaşın gölgesinde üretmeye çalışan sinemacıların hikayesine odaklanan bu bölümde Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna’dan gelen 13 film gösterilecek. Bu filmler aracılığıyla bu yıkımların ortasında yaşamaya üretmeye ve anlatmaya devam eden insanların hikâyelerine tanıklık edeceğiz. Dileğimiz; sinemanın ışığı dünyanın hiçbir coğrafyasında sönmesin” Özdemir; sözlerine şöyle son verdi: “Antalya’yı Türkiye’ye, Türkiye’yi dünyaya bağlayan ve her şeye rağmen yoluna kararlılıkla devam eden bu hikâyeyi hep birlikte yazmaya devam edeceğiz; dün, bugün, yarın. Daima sanatla, daima sinemayla, daima umutla sinemanın ışığı hiç sönmesin. Yaşasın sanat, yaşasın sinema, yaşasın Altın Portakal!” Gecede konukları selamlayan bir diğer isim de Ulusal Uzun Metraj Yarışması Jüri başkanı, usta yönetmen Derviş Zaim oldu. İlk filmi “Tabutta Rövaşata” ile ilk ödülünü, 1996’da Altın Portakal’da aldığını hatırlatan Zaim, şunları söyledi: “Aradan bunca yıl geçtikten sonra burada jüri başkanı olarak bulunuyor olmanın gururu içindeyim; festivale teşekkür ediyorum. 63 yıl, çok önemli bir birikim; bu birikime layık olmak amacımız. Bu zor ama geleceği yaratmak için elimizden geleni mümkün olduğu kadar soğukkanlı, alçakgönüllü ve mesafeli olarak yerine getirmeye emin olduğumuzu söylemek isterim. Festivalin, ileriki yıllarda gelişerek büyümesi temennimdir; bunu da hep birlikte el ele başaracağımıza inancım tamdır” Emre Kınay’ın Yeşilçam şarkılarından oluşan performansıyla da renk kattığı gecede Genç Başarı, Onur, Emek ve Sinemaya Katkı ödülleri de sahiplerini buldu. Tilbe Saran’a Onur Ödülü Takdim Edildi Festivalin ilk Onur Ödülü’nü, dört filmde kendisiyle birlikte çalışan yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper, usta oyuncu Tilbe Saran’a sundu. Ödülünü; “Kendisinden dört film için daha söz istiyoruz yoksa ödül bizde kalacak” esprisiyle veren Caner Alper’den alan Saran, “Bu kadar kıymetli bir ödüle layık gördüğünüz ve Menderes ağabeyle aynı satırda anılma şerefi bahşettiğiniz için öncelikle festivale, özellikle de bu büyülü fener için durmadan hayal kuran sinema emekçilerine teşekkür etmek isterim” dedi. Saran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Normallik taş döşenmiş yola benzer; üzerinde rahat yürürsün ama çiçek yetişmez, demiş Van Gogh. Sanat, betonu delip bize selam çakan çiçektir. Kamera, bir derviş gibi, zamanlar, sınırlar, diller, dinler arasında dolaşıp kimselerin görmediğini, duymadığını, unutulanları anlatıp gönülden gönüle köprüler kurar. Sinema; üzerimize yığılan taşların arasından boynunu uzatıp yolumuzu kesen çiçek olur. “Sadece ölmek için gelmedik bu dünyaya/ Gün ağarırken limon kokusu geldiğine göre” demiş şair Ritsos. Bugün haksız yere hapiste yatan milletvekilleri, gazeteciler, hukukçular, şehir planlamacıları, sinemacılar, bürokratlar, belediye başkanları, akademisyenler ve insan hakları aktivistlerinin bir an önce limon kabuğu kokusu ve çiçeklere kavuşması dileğiyle” Menderes Samancılar, Onur Ödülü’nü ‘özgür basın’a adadı Bu yılın ikinci Onur Ödülü sahibi ise Türk sinemasının usta isimlerinden Menderes Samacılar’dı. Samancılar, ödülünü, aynı zamanda yeğeni olan, oyuncu Berkay Ateş’ten aldı. Ateş ise ödülü vermeden önce herkesi duygulandıran şu sözlerle seslendi: “Ben, onun bana bir gün verdiği bir deri ceketin içinden konuşuyorum şu an. Yıllar evvel Özcan Alper’in “Karanlık Gece” filminin galasında kulise deri bir ceketle girdi Menderes ağabey ve şöyle dedi: Bu ceketi yıllar evvel, yıllarca Tuncel Kurtiz giydi. Sonra bana verdi, ben giydim. Şimdi bu ceketi sana veriyorum, sen giy yeğenim. Şimdi ben tam o ceketin içinden bakan biri olarak bahsediyorum Menderes ağabeyden. O çok sevdiği Orhan Kemal’in anlattığı, Adana’nın bereketli topraklarındaki çiçeklere duyduğu sevgiden.. Cebinde taşıdığı acı biberi ama dilindeki tatlılığı gördüğüm Menderes ağabeyden.. Çocukken girdiği Seyhan Nehri’nde bir şiirin peşinde koşan o çocuktan bugün bize şiir kitapları armağan eden bir şairden.. Bugün yine maalesef göçük altında kalan, sesi söz olmayan maden işçilerinin dramını haykıran, pamuk işçilerinin, emekçilerin, hamalların sesi olan Menderes ağabeyden.. Hakkını arayan gençlerin sırtına ceket atarken gördüğüm Menderes ağabeyden.. Her oynadığı karakterde her şeyi tam olarak kendi deyimiyle “Birbirimizi sevmekten başka çaremiz yok” dediği bizleri, bizlere anlatan biri olarak gördüğüm Menderes ağabeyden.. “Belki şu an geri çekiliyoruz ama geri döneceğiz yeğenim” dediği umudu ve mücadeleyi diri tutan Menderes ağabeyden.. Bir onur ödülü, bir insana ancak bu kadar yakışırdı” Usta oyuncu ise ödülünü ‘özgür basın’a adadı ve şöyle konuştu: “Ben her aldığım ödülü başka bir şey için kaldırmayı seviyorum. Bu sene maden işçilerine, zeytinlikleri biçilen köylülere, şehit yakınlarına, gazilere, emeklerinin karşılığını alamayan emeklilere, yoksullara sokakta yatanlara, evleri başlarına yıkılan deprem mağdurlarına… O kadar yaralıyız ki hangi birine kaldırayım ödülü… Şu anda ciddi mücadele veren pek çok kesim var ancak bu ödül; başta Murat Ağırel olmak üzere basın emekçilerine! Özgür basın olmadıkça özgür üke olmaz; yaşasın özgür basın!” Suzan Kardeş: Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi Gecede Sinema Emek Ödülleri’nin sahipleri makyöz Suzan Kardeş ve yapımcı Abdurrahman Keskiner’di. Kardeş’e, ödülünü veren yönetmen Ömer Faruk Sorak; kırk yıldır birlikte çalıştıklarını belirterek “Bu zamanda çok şey değişti; Suzan değişmedi. Aynı heyecan aynı yetenekle sektörün birçok alanında birçok başarıya imza atarak bizi de gururlandırıyor” dedi. Altın Portakal’ı Türkiye’nin “OSCAR”ı olarak gördüğünü dile getiren Suzan Kardeş ise “İyi ki sinemayla bir ömür geçirdim çünkü sinema dünyadaki hiçbir şeye benzemeyen, insanı başka bir hayal dünyasında yaşatan bir şey” diyerek ödülünü, ‘bugüne kadar hayatına girmiş herkes ve bütün set arkadaşlarına’ adadığını söyledi. “Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi” diyen Kardeş, Türk sinemasına en büyük katkıyı sağladığını dile getirdiği Beşiktaş Kültür Merkezi’ne de (BKM) teşekkür etti. Türk sinemasının duayen yapımcılarından Abdurrahman Keskiner ise ödülünü usta oyuncu Suna Yıldızoğlu’ndan aldı. Yapımcılıkta 60 yılı geride bıraktığını söyleyen Keskiner, ilk Altın Portakal’ını da 1970’te “Çirkin Adam” filmiyle aldığını hatırlattı. Onlarca film, dizi ve belgeselin yanı sıra Türk sinemasının mihenk taşlarından “Muhsin Bey” filmiyle de 5 Altın Portakal aldığını dile getiren Keskiner, sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönemden beraber çalıştığım hemen hemen kimse kalmadı. Ama yeni nesil daha farklı geliyor; onların sansürle uğraşması, filmi yurtdışına götürmek için kaçak çıkarması gerekmiyor. Ben Umut filmini yurt dışına gönderdim, üç yıl mahkemelerde uğraştım. Şimdi arkadaşlarımız yurt dışında başarılar elde ediyor, hepsini can u gönülden kutluyorum; demek ki yaptıklarımız boşa gitmemiş” Sinema yolculuğunun henüz başında tutkularının işaretini veren yetenekleri teşvik amacıyla verilen Genç Başarı ödülleri de bu sene Leyla Smyrna Cabas ve Cem Yiğit Üzümoğlu’nun oldu. Ödülünü, Ulusal Jüri Başkanı Derviş Zaim’den alan Cabas, “Bana verilen fırsatların değerini biliyorum, onları en iyi şekilde değerlendireceğim. Kız çocuklarının ve kadınların, hayallerine ulaşmak da hatta hayatta kalmakta zorlandığı bir dünyada kendimi şanslı hissediyorum. Umarım bütün genç kızlar hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulur ve umarım bir gün bunun için şanslı olmak gerekmez” diye konuştu. Son dönemde yer aldığı başarılı projelerde sergilediği performansları ile dikkat çeken Cem Yiğit Üzümoğlu’na ise ödülünü başarılı oyuncu ve seslendirme sanatçısı Şenay Gürler verdi. Üzümoğlu ile henüz lise öğrencisi olduğu dönemde aynı dizide çalıştıklarını ve Üzümoğlu’nun, entelektüel birikimiyle kendisini şaşırttığını anlatan Gürler, “En iyi arkadaşım olmuştu. İyi bir oyuncu olmasının yanında insan olarak da son derece değerli, topluma duyarlı böyle şahane bir insana ödül verdiğim için çok mutluyum” diye konuştu. Başarılı genç oyuncu ise “Bu ödül; bana el veren, bana dokunan, beni hayata hazırlayan insanların. Ben burada sadece bir ismim” ifadesini kullandığı teşekkür konuşmasında şunları söyledi: “Aileme, hayat arkadaşıma, bu zamana kadar yaptığım her şeyde benimle olan bütün oyuncu arkadaşlarıma, ağabeylerime, ablalarıma, ustalarıma, bana örnek olan insanlara teşekkür ederim. Onların bize açtığı bu yolda biz de bugün genç olarak yarın belki başka gençlere benzer fırsatları açacağız. Az önce kaybettiklerimizi izlerken Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan hocam Münir Caner’i gördüm. Kendisi son meddahtı; onu ve kaybettiklerimizi gördükçe okulun, okumanın, hocaların, ‘el verme’nin ne kadar önemli olduğunu hatırladım. Konservatuvara hazırlandığım tiyatro da Emre ağabeyin açtığı tiyatroydu” Festivalin bu yılki Sinemaya Katkı Ödülü ise sinemamıza kazandırdığı eserler ve yetiştirdiği isimlerle bir okul hüviyeti taşıyan BKM oldu. BKM adına ödülü, oyuncular Ersin Korkut ve Ezgi Mola, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’den aldı. Ersin Korkut, BKM ile 30 yıllık geçmişinde pek çok şey öğrendiğini dile getiren Ezgi Mola “Çocukluktan beri yaptıklarını izlediğim, onlarla olma hayalini kurduğum bir kurumdu. Daha sonra o ailenin bir parçası olmak gurur verici. Künyede adı geçen herkes adına aldığımız ödül için teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.