Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanatçı

Kapsül Haber Ajansı - Sanatçı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanatçı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul Modern’de Panorama Konuşmaları Devam Ediyor Haber

İstanbul Modern’de Panorama Konuşmaları Devam Ediyor

Sergiyle eş zamanlı olarak başlayan “Panorama Konuşmaları” serisi, sanatçı ve küratörlerin düşünce, üretim ve sergileme süreçlerini izleyicilerle paylaşmalarına olanak tanıyor. Program, Türkiye’de güncel fotoğraf ve mercek temelli sanat pratiklerine dair bir diyalog zemini oluşturmayı hedefliyor. “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lu yıllardan bu yana ürettiği yapıtları bir araya getiriyor. Müzenin birinci kat galerilerine yayılan sergi, düşsel manzaralar, kurgusal portreler ve alternatif mekân tahayyülleri aracılığıyla izleyiciyi dünyayla kurduğumuz ilişkileri yeniden düşünmeye davet ediyor. Sanatçıların düşsel manzaralar, alternatif görsel coğrafyalar ve hayal gücü aracılığıyla bugüne bakan üretimlerini odağına alan sergiye paralel düzenlenen konuşma serisi, çağdaş fotoğrafın güncel yönelimlerini sanatçılarla birlikte tartışmak isteyen izleyiciler için buluşma noktası olacak. Küratörlüğünü İstanbul Modern’in artistik direktörü Çelenk Bafra ve fotoğraf küratörü Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği sergide, müzenin küratöryel bölümünden Selen Erkal ve Şevval Yürüten de görev aldı. Panorama Konuşmaları IV Konuşmacılar: İrem Sözen, Kerem Uzel Moderatör: Refik Akyüz* * Cem Ersavcı'nın (1982-2014) sanat pratiği moderatör Refik Akyüz tarafından ele alınacak. Tarih: 11 Haziran 2026, Perşembe Saat: 18.00 Yer: İstanbul Modern Etkinlik Odası 1 Etkinlik ücretsizdir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Isparta Uluslararası Gül Festivalinde Müzik Şöleni Haber

Isparta Uluslararası Gül Festivalinde Müzik Şöleni

Isparta Uluslararası Gül Festivalinin ilk gününde coşku en üst seviyedeydi. Festivalin gündüz bölümünde kortej düzenlenirken, akşamında da sanatçılar Uğur Aslan ve Armağan Aslan, alanı dolduran binlerce kişiyle buluştu. Binlerce kişi sanatçıların şarkılarına açtıkları cep telefonu ışıklarıyla eşlik etti, şarkıları hep bir ağızdan söyledi. Konserde ilk olarak Armağan Arslan sahne aldı. Şarkılarını söyleyen Arslan’a günün anısına hediyesini Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu takdim etti. Daha sonra sahneye Uğur Aslan çıktı. Aslan da en güzel şarkıları meydanı dolduran binlerce kişiyle söyledi. Kalabalık, Aslan’ın şarkılarıyla eğlendi. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen konserin son bölümünde konser alanına gelerek, sanatçı Uğur Aslan ve hemşehrileriyle buluştu. Başkan Başdeğirmen, çok değerli sanatçıları Isparta’yla buluşturduklarını belirterek, “Isparta’mızın gül festivalinde sanatçılarımızla coşuyor, güzel bir akşam geçiriyoruz. Bu akşamı bize coşkulu yaşattığı için sanatçımız Uğur kardeşime çok teşekkür ediyorum. Uğur kardeşimizden önce çıkan sanatçı arkadaşımız da çok güzel emekler verdi, sağ olsun, var olsun. Sanatçılarımıza gül ürünleri takdim ediyoruz. Bu hediyeleri Uğur kardeşime hemşehrilerim adına veriyorum” dedi. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve eşi Şadiye Başdeğirmen, Uğur Aslan’a çiçek ve gül ürünleri hediye etti. Başdeğirmen çiftine teşekkür eden Uğur Aslan, Isparta’ya en son 1995 yılında bir düğün için geldiğini ifade ederek, “Isparta’da halıcı bir abimizin ekmeğini yedim. Bugün yine sizin rızkınızı paylaşmak varmış. Başkanıma ve değerli hanımefendiye çok teşekkür ediyorum” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sezen Aksu’nun Çorap Hediyesinden "Çukurova Gelinliği"ne Unutulmaz Gece! Haber

Sezen Aksu’nun Çorap Hediyesinden "Çukurova Gelinliği"ne Unutulmaz Gece!

Torosların yemyeşil doğasında yer alan BN Hotel Thermal & Wellness’ın şık ve özel atmosferinde gerçekleşen konsere, otel misafirleri ve çevre illerden gelen hayranları yoğun ilgi gösterdi. Repertuvarındaki sevilen şarkılarıyla kulakların pasını silen Seda Sayan, yüksek enerjisi ve samimi diyaloglarıyla gece boyunca tempoyu zirvede tuttu. Sezen Aksu’nun Çorap Hediyesiyle BN Hotel Sahnesindeydi Gecede giydiği çorabın hikayesini dinleyicileriyle paylaşan Seda Sayan, Sezen Aksu’nun kendisine sahnede giymesi için özel bir çorap hediye ettiğini belirtti. Sanatçı, "Bugün sahnede sadece bir kişi değiliz, iki kişiyiz. Sezen Aksu’nun hediyesi olan bu çorapla sahnedeyim. Meğer Sezen Aksu da benim gibi çorap kadınıymış. Ben çorap kadınıyım kardeşim; seversin sevemezsin, beni ilgilendirmez" diyerek ikonikleşmiş cümlesini Mersinli konukları ile bir kez daha paylaştı. Eşine ve Ailesine Sahneden Teşekkür: "Ben Tarsus Geliniyim" Gecenin bir diğer sürprizi ise Seda Sayan’ın eşi Çağlar Ökten oldu. Sahneye çıkarak şarkı söyleyen ve konuklardan büyük alkış alan Ökten’i, usta sanatçı sahneden övgülerle uğurladı. Kendisini izlemeye gelen kayınvalidesi ve kayınpederine de teşekkür eden Sayan, "Çok iyi insanlar, onları çok seviyorum. Eşim de çok iyi bir adam. Ben zaten kocam köylüyüm. Benim kocam Tarsuslu, ben de artık Çukurova geliniyim, Tarsus geliniyim" diyerek Mersinli hayranlarının kalbini bir kez daha fethetti. "Yıkamazlar Beni" Şarkısının Başarı Sırrı: "Türkiye'de Bunu Benden Başka Okuyacak Kadın Sanatçı Yok" Seda Sayan, son dönemin çok sevilen hit şarkısı "Yıkamazlar Beni"nin çıkış hikayesini de BN Hotel sahnesinde konuklarına anlattı. Şarkıyı ilk duyduğunda çok beğendiğini belirten sanatçı, eserin sahibi Tekir’e ulaşmak istediğini ve hızlıca iletişim kurduklarını söyledi. Şarkının tam kendisine göre olduğunu ifade eden usta sanatçı, "Türkiye'de bunu benden başka okuyacak kadın sanatçı yok. Herkes ağzında gümüş kaşıkla doğmadı, benim gibi buralara tırnaklarıyla kazıyarak gelen kimse de yok. Bu şarkı bana çok uydu" diyerek Tekir ile stüdyoya girip şarkıyı hızla tamamladıklarını ve ortaya çıkan sonuçtan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Mersin turizminin öncü markası BN Hotel Thermal & Wellness’ta yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalan Seda Sayan, hem dillerden düşmeyen şarkıları hem de unutulmaz şovuyla bayram tatilini lüks bir konaklamayla taçlandıran misafirlerden tam not aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Sanat Buluşması Başladı Haber

İzmir’de Sanat Buluşması Başladı

İzmir, mayıs ayında bir kez daha sanatın buluşma noktası oldu. Fuar İzmir’de kapılarını açan Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Türkiye’den ve yurt dışından yüzlerce sanatçıyı, galeriyi ve sanatseveri aynı çatı altında bir araya getirdi. Fuarın açılış törenine, Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, İzmir Kültür AŞ Genel Müdürü Şebnem Şendil, sponsor firmaların yöneticileri, sanatçılar, galerilerin temsilcileri ve sanatseverler katıldı. Açılışta konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’in tarih boyunca sanatın, kültürün ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, “Sanatı yaşamın doğal bir parçası olarak gören bu kentin, kültür - sanat alanındaki üretimini ve uluslararası görünürlüğünü artıran her organizasyonu çok kıymetli buluyoruz” diyerek İzmir Sanat Fuarı’nın da bu güçlü kültürel birikime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Fuara sanat ve destek vurgusu Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, fuarda Türkiye’nin önemli sanatçılarını ağırladıklarını belirterek, beş gün boyunca sanat dolu bir etkinlik gerçekleştireceklerini söyledi. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Denizhan Özer ise sanat fuarlarının sanatçılar, galeriler ve kültür kurumları için büyük önem taşıdığını vurgulayarak, yurt içi ve yurt dışından sanatçıların aynı platformda buluşmasının değerli olduğunu ifade etti. Denizbank İnsan Kaynakları Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tuba Köseoğlu Okçu da İstanbul’un ardından İzmir ayağına da destek vermekten gurur duyduklarını belirtti. Büyükşehir ve İZFAŞ’a ödül İzmir Sanat Fuarı’nın açılışının ardından düzenlenen törende, İzmir Büyükşehir Belediyesi “Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu Ödülü”ne layık görüldü. Türk fuarcılığına sağladığı katkılar nedeniyle İZFAŞ ise Özel Ödül aldı. Ödülleri, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan’dan teslim aldı. “T.C. Yüzyılın Sanatçısı” ödülü Süleyman Saim Tekcan’a, “50. Sanat Yılı” ödülü Hikmet Çetinkaya’ya verildi. “Yılın Sanatçısı” ödüllerine ise Meriç Hızal, Mehmet Aksoy, Neşe Erdok, Mustafa Ata ve Orhan Zafer layık görüldü. “Yılın Genç Resim Sanatçısı” ödülünü Hazal Ayan, “Yılın Genç Heykel Sanatçısı” ödülünü Meryem Dirlik aldı. “Yılın Küratörü” ödülü ise Meral Madra’ya verildi. “Türk Sanatına Yön Veren Kişi ve Kurum” ödülüne Yahşi Baraz ile Galeri Baraz layık görülürken, Denizbank, Borusan, Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Arkas Sanat “Sanata Destek Veren Kurum Onur Ödülü” aldı. “Yılın Koleksiyoneri” ödülü Yusuf Bulut Öztürk’e, “Sanata Destek Veren STK” ödülü Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’ne verildi. Ayrıca Gaziemir Belediyesi ve Seferihisar Belediyesi “Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu” ödülüne layık görüldü. İzmir Ticaret Odası ile Ege Bölgesi Sanayi Odası ise sanata katkıları nedeniyle Özel Ödül aldı. Genç sanatçılar için özel alan Fuarda genç sanatçılar için de özel bölümler oluşturuldu. “Geleceğin Sanatçıları Programı” kapsamında seçilen 100 genç sanatçı, eserlerini sanatseverlerle buluşturma fırsatı yakaladı. 15 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda, Türkiye’den ve yurt dışından 120’yi aşkın galeri, sanat inisiyatifi ve yaklaşık bin 600 sanatçı yer alıyor. Çağdaş sanat eserlerinden klasik tablolara, seramikten cam ve heykel çalışmalarına kadar geniş bir seçki ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bu yılın dikkat çeken bölümlerinden biri de “Malzemenin Dönüşümü” temalı Seramik, Porselen, Cam ve İşleme Teknolojileri Özel Bölümü oldu. Fuar boyunca canlı performanslar, söyleşiler, workshoplar ve müzayedeler de gerçekleştirilecek. 17 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek fuar, 14-16 Mayıs tarihlerinde 11.00-19.00, 17 Mayıs’ta ise 11.00-18.00 saatleri arasında açık olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Sinema Ofisi Törenle Açıldı Haber

İstanbul Sinema Ofisi Törenle Açıldı

Kentin yeni sanat merkezinin açılışına İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Beyoğlu Belediyesi Başkanvekili Sefer Karamahmutoğlu, İBB Bürokratları, sinema ve dizi sektöründen çok sayıda seçkin davetli katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Aslan, sözlerine İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den selamlarını ileterek başladı. Aslan, daha sonra konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Sizleri burada, Sinema Ofisi'nde görmek benim için büyük bir mutluluk. Size Silivri zindanlarından; halkı için mücadele eden, 'Asla pes etmeyeceğim, geri durmayacağım; mücadeleme kimse kalmasa bile tek başıma devam edeceğim,' diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim. Aslında anlattığım bu durum bizim hayatımız... Hani 'hissederek konuşmak' diyoruz ya; bazen televizyonda o anlık kesitleri dinliyoruz. Bizim hayatımız da Vatan Caddesi'nde, Silivri'nin alt katında, orta katında, üst katında, mahkemelerde veya Çağlayan’da geçiyor; fırsat bulduğumuzda da vatandaşımızın yanında yer almaya çalışıyoruz. Ama hiçbir şekilde umudumuzu kaybetmiyoruz. Umudumuzu kaybetmeme sebeplerimizden bir tanesi de aslında çocukluğumuzda ve gençliğimizde seyrettiğimiz filmlerdir. Oradaki o mücadele; köyden gelip hemen bir muhtarla anlaşıp, bir gecekondu dikip yarın sabahleyin oradan çocukları okula gönderme umudu bizim de içimizde. Dolayısıyla Cumhuriyet'in savunucuları ve bekçileri olarak; sizlerin yürüdüğü yolda size yarenlik etmeye, yoldaşlık etmeye ve bize verilen emaneti layıkıyla taşımaya devam ediyoruz; bunun mücadelesini veriyoruz. Geldiğimiz noktada Türk filmleri ve dizi sektörü dünya çapında öyle önemli bir noktaya geldi ki; filmlerimiz her yerde seyrediliyor, dizilerimiz satın alınıyor. Buradan, dizi şirketlerini 'çok vergi ödediği' gerekçesiyle yurt dışına taşıyanlara tekrar seslenmek istiyorum: Bu ülkeden umudunuzu kesmeyin. Gelin birlikte mücadele edelim; yarın çok aydınlık. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet yaşayacağını savunuyorsak, bunu sanatımızla da yapmak durumundayız.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN KAPILARI TÜM SANAT CAMİASINA SONUNA KADAR AÇIK” “Aslında sanatçılar ve yapımcılar elli yıl boyunca çok mücadele ettiler ama başardılar. Bugün Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya kadar dünyanın dört bir tarafında sizin sayenizde Türk kültürü yayılıyor ve dünyaya örnek oluyor. Bu arada, Şubat ayında iki yönetmenimizin Berlin Uluslararası Film Festivali'nde ödül aldığını biliyorum; bu ülkede yaşayan herkes gibi biz de çok sevindik. Hemen arayıp tebrik ettim, 'Yanınızdayız,' dedim. Ben hem Büyükşehir adına hem de Ekrem İmamoğlu adına size diyorum ki: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kapıları tüm sanat camiasına sonuna kadar açık. Hem İstanbul'u birlikte yönetmeye, birlikte fikir üretmeye hem de size destek olmaya açığız. İstanbul öyle sıradan bir şehir değil; İstanbul aslında dünyanın başkentidir. Az kalsın Yerebatan Sarnıcı'nı elimizden alacaklardı, mücadelemiz devam ediyor. Arkadaşlarımız hukuk mücadelesini yürütüyorlar. Cumhuriyet’i, memleketini, ülkesini sevenler bu sorumluluğu sadece bana bırakamazlar. Sinema yapmak, sanat yapmak için nasıl mücadele ettiyseniz; İstanbul'a sahip çıkmak için de öyle mücadele edeceğinizden hiçbir şüphem yok” “BU CUMHURİYET ASLA VE ASLA YIKILMAZ” “Mektubun ardından sabah saatlerinde Silivri’de görülen duruşmaları yerinde takip ettiğini kaydeden Aslan, “Bugün mahkeme salonunda onu izledim. Benim hayatım çok ilginçtir; akşam yorulur yatarım ama sabah büyük bir umutla kalkarım. Bugün Ekrem İmamoğlu'nu dinleyince şuna karar verdim: Bu Cumhuriyet asla ve asla yıkılmaz! Çünkü diyor ki: 'Kimse kalmasa bile ben tek başıma mücadele edeceğim.' Ama bilmediği bir şey var; o içeride kendini tek başına hissediyor olabilir ama tüm İstanbul ve tüm Türkiye onunla beraber. Dolayısıyla ben kardeşimin adına; kardeşimin yanında olan sevgisiyle, duygusuyla, vicdanıyla; Genel Sekreterimiz, Genel Sekreter Yardımcılarımız, sanat camiası, kültür camiası, vatandaş, şoför, esnaf... Tüm yurttaşlara onun adına teşekkür ediyorum. Bir insan ancak böyle sevilebilir; onu da sadece Anadolu'da yetişenler böyle sevebilir. O Anadolu'nun sevgi yüreği ve sanat ruhuyla gelen o güzel kültür, bizim toplumumuza ait. Dolayısıyla hepinizden Allah razı olsun. Hem Ekrem İmamoğlu'nu çok seviyorum hem de tabii ki sizi çok seviyorum; çünkü ben de sizinle büyüdüm, umuda geldim.” “SANATÇI ÜRETMEZSE TOPLUM GELİŞEMEZ” İstanbul Sinema Ofisi’nin açılışına katkı sunan bağışçılara da ayrıca teşekkür eden Aslan, “Eğer bu toplum aile olma kültürünü bugün koruyabiliyorsa ve birbirine tutunabiliyorsa, bu sizlerin sayesindedir. Bağışçılarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Birileri Cumhuriyet'in bütün değerlerini koruyor, getiriyor ve tüm toplum faydalansın diye buraya hediye ediyor. Bu düşünceyle biz asla geri adım atmayacağız, asla pes etmeyeceğiz. Sanatın da asla pes etmeyeceğini gördük. Şu an hemen şurada, Beyoğlu'nda Muammer Karaca Tiyatrosu'nu yeniden yapıyoruz. Hemen ileride Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'ni, Kadıköy’de Haldun Taner Sahnemizi tekrar yapıyoruz. Peki, niçin yapıyoruz? Çünkü sanatçı üretmezse toplum gelişemez. O cesareti ve gücü sizden alıyoruz. Siz bunu filmde belli kurallarla yapıyorsunuz ama biz o heyecanla sabah kalkıp umutla Cumhuriyet’e sarılıyoruz.” İfadelerini kullandı. İSTANBUL SİNEMA OFİSİ ÇOK KATMANLI BİR MERKEZ OLACAK İstanbul Sinema Ofisi, kültür mekânı olmasının yanısıra bir koordinasyon ve üretim merkezi olarak da hizmet verecek. İBB yetki alanındaki mekânlarda gerçekleştirilecek çekimler için izin süreçlerinde kolaylaştırıcı bir rol üstlenen ofis, İstanbul’un bir film platosu olarak etkinliğini de artırmayı amaçlıyor. Toplam 1910 m²’lik kullanım alanına sahip olan İstanbul Sinema Ofisi açık çalışma alanları, cep sineması, amfi ve kütüphanesiyle sektör profesyonellerinden geleceğin sinemacılarına kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Sinema sektörünün İstanbul’daki bileşenlerini uluslararası festivaller, eğitimler ve ağ kurma etkinlikleriyle bir araya getirmeyi hedefleyen İstanbul Sinema Ofisi, yıl boyunca düzenlenen mesleki eğitim programları, atölyeler ve ustalık sınıfları aracılığıyla profesyonelleri, akademisyenleri ve sinema öğrencilerini aynı platformda buluşturacak. Uzun süreli sinema dersleri, sinema tarihi seminerleri, uygulamalı atölye ve ustalık sınıfları, “Açık Akademi” başlıklı teori dersleri ile “Ustamı Dinliyorum” ve “Sinema Sohbetleri” gibi söyleşi serileriyle katılımcılara hem akademik altyapı hem de sektörel pratik kazandırmayı hedefleyen ofis, üniversitelerle işbirlikleri geliştirerek çok katmanlı öğrenme projeleri yürütecek. İstanbul Sinema Ofisi, aynı zamanda İBB Beyoğlu Sineması, Sultangazi ve Kartal sinemaları gibi noktalar üzerinden galalar, festival gösterimleri ve kentin farklı lokasyonlarındaki açık hava sinemalarıyla sinemanın erişilebilirliğini arttırma çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Isparta'da "Yaşayan Miras Şöleni" Coşkusu Haber

Isparta'da "Yaşayan Miras Şöleni" Coşkusu

Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarına ve sanatseverlere ev sahipliği yapan, yaşayan mirasımızın parçası geleneksel el sanatlarımızı desteklemeyi, sanatları ve sanatçıları tanıtmayı ve bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan “Isparta Yaşayan Miras Şöleni” başladı. Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen açılış törenine; Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin, Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Uğur Büyükçulcu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak katıldı. Isparta Valisi Abdullah Erin: “Kültür, Bir Milletin Olmazsa Olmazıdır” Isparta Valisi Abdullah Erin yaptığı açıklamada kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının hayati önemine dikkat çekerek; "Bugün, Yaşayan Miras Şölenimizin ikincisini güller diyarı Isparta’da gerçekleştiriyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan bu şölenin; kültürümüzün, geleneğimizin, örf ve adetlerimizin ve bütün birikimimiz olan mirasımızın yaşamasına yaşatılmasına vesile olmasını diliyorum." dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü projelere değinen Vali Erin, "Bakanlığımız bir taraftan turizm sektöründe milletimizin gelirini zenginliğini arttırmaya çaba sarfederken, diğer taraftan kültürümüzü yaşatmaya gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaya yönelik çok önemli projelere imza atıyor. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanımıza, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm arkadaşlara Isparta’dan teşekkürlerimizi sunuyoruz." ifadelerini kullandı. Kültürün bir milletin temel yapı taşı olduğunu vurgulayan Vali Abdullah Erin; "Yaşayan Miras olarak nitelendirdiğimiz ve milletimizin binlerce yıllık geçmişinden bugüne aktardığı birikimimizi hatırlamak, hatırlatmak ve bu konudaki farkındalığı artırmak sorumluluğumuzdur. Özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın; özüne, geleneğine ve sanatına uygun, bilinçli bireyler olarak yetişmelerini sağlamak amacıyla bu etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Kültür bir milletin olmazsa olmaz esas unsurlarından biridir. Kültürünü koruyan ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktaran toplumlar başarılı olur." diye konuştu. Isparta’nın somut olmayan kültürel miras alanında zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirten Vali Erin, "Şölen boyunca birçok ilimizden 35’e yakın sanatçımız bizimle birlikte olacak. Ürettiklerini ve Ustalarından devraldıkları mirası bizlere ve yeni çıraklara aktarmak için burada bizlerle olacaklar. Isparta’mızda somut olmayan kültürel miras alanında 60’ın üzerinde unsurumuz ve 22 sanatçımız bulunuyor. Bu mirasın devamını sağlamak için usta-çırak ilişkisinin korunması ve desteklenmesi önceliğimizdir." ifadelerini kullandı. Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu: “Yaşayan miras; sadece hafızalarda kalan değil; yaşatılan, üretilen ve nesilden nesile aktarılan değerlerimizin tümüdür.” Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu yaptığı konuşmada; “Hızla değişen ve gelişen dünyada bugün burada; geçmişten günümüze uzanan köklü değerlerimizi yaşatmak, kültürümüzün izlerini geleceğe taşımak ve bu anlamlı açılışta bir arada olmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Yaşayan miras dediğimiz kavram; sadece hafızalarda kalan değil; yaşatılan, üretilen ve nesilden nesile aktarılan değerlerimizin tümüdür. Bu miras; bir ustadan çırağa, bir anneden evlada, bir sanatçıdan başka bir sanatçıya aktarılarak toplumun ortak hafızasında hayat bulmaktadır.” ifadelerini kullandı. Kültürel mirası koruma sorumluluğuna vurgu yapan Büyükçulcu; “Bizler kültürel mirasımızı korumak, ona sahip çıkmak ve gelecek nesillerimize aktarmakla sorumluyuz. Unutmamalıyız ki; köklerinden kopan toplumlar geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez. Bu nedenle kültürel değerlerimize sahip çıkmak, onları yaşatmak, korumak ve geliştirmek hepimizin ortak görevidir.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak: “Halk Kültürü Bir Milletin Hafızasıdır” Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak konuşmasında Halk kültürünün bir milletin en temel hafıza kaydı olduğunu vurgulayarak ‘’geleneklerin, el sanatlarının, müziğin ve tiyatronun toplumsal kimliği oluşturan en kıymetli değerler olduğunu belirtti. “Halk kültürü, bir milletin hafızasıdır. Geleneklerimiz, el sanatlarımız, geleneksel müziğimiz ve tiyatromuz bizi biz yapan en kıymetli değerlerdir. Genel Müdürlüğümüz; bu değerlerin belgelenmesi, kayıt altına alınması ve nesiller arasında aktarılması amacıyla Yaşayan Miras Şölenleri gibi pek çok etkinliğin yanı sıra alan araştırmaları yoluyla belgeleme ve tespit çalışmaları da yürütmektedir.” ifadelerini kullandı. Isparta özelindeki verileri paylaşan Pervin Oymak, kentin kültürel zenginliğine dikkat çekerek, “Bu çalışmalar kapsamında Halk Kültürü Bilgi ve Belge Merkezi'nde Isparta'ya ait toplam 2174 belge, 22 somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve ulusal envanterde kayıtlı 60 unsur bulunmaktadır.” diye konuştu. Yaşayan Miras Şölenleri’nin sanatçıları desteklemek ve geleneksel sanatları yaşatmak adına kritik bir rol oynadığını belirten Pervin Oymak; “2025 yılında toplam 10 ilde gerçekleştirdiğimiz şölenlerimize büyük bir heyecanla Isparta'dan başlamıştık. Bu yıl da 15 ilimizde yapılması planlanan şölen takvimimize yine Türkiye'nin gül bahçesi Isparta'dan başlamanın mutluluğu ve heyecanı içerisindeyiz. Misafirlerimiz, şölenimiz boyunca Isparta'dan ve ülkemizin diğer şehirlerinden gelen sanatçılarımızın el emeği göz nuru geleneksel el sanatları eserlerini yakından görme, kültürümüzün renklerini ve inceliklerini deneyimleme fırsatı bulacaklardır” dedi. Şölenin sadece sergilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda birleştirici bir eğlence atmosferi sunduğunu kaydeden Oymak, “Konserlerimizle müziğin birleştirici gücünü hep birlikte hissederek neşemizi ve coşkumuzu paylaşacağız. Elbette, asırlardır güldüren, düşündüren ve öğreten geleneksel sahne sanatlarımızdan Karagöz ve kukla gösterilerimizle hem çocuklarımız hem de içindeki çocuğu yaşatan herkesle keyifli anlar yaşayacağız.” diye konuştu. Protokol ve beraberindeki heyet açılış töreninin ardından El Sanatları Stantlarında sanatçıların performanslarını izleyip Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı ve Türk Süsleme Sanatları Sergileri’nin açılışına katıldı. DOLU DOLU FESTİVAL Zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni’ne ikinci defa ev sahipliği yapan Isparta’da; Deri İşleme, Keçecilik, Ahşap Oymacılığı, Folklorik Giysili Bebek Yapımı, Bıçakçılık, Ahşap Oyuncak Yapımı, Çini, Kemik ve Boynuz İşçiliği, Gılamık Bezi Dokuma, İpek Dokuma, Yumurta Kabuğu Oyma Sanatı, Cam İşleri, Ahşap Baskı/Yazmacılık, İğne Oyacılığı, Geleneksel Türk Okçuluğu, Hakkak, Dival İşleme (Maraş işi), Gümüş Kazaziye, Çömlekçilik, Çarpana Dokuma, Mücevher Sâdekârlığı gibi geleneksel el sanatlarının usta temsilcileri, Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Isparta Yaşayan Miras Şöleni; Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının farklı birçok etkinliğinin yanısıra Türk Süsleme Sanatları Sergileri’ne de evsahipliği yapıyor. Aynur Demir’in Minyatür, Menel Hüzmeli’nin Mozaik, Havva Genç’in Ebru, Senay Şeyranlı’nın Tezhip sergileri sanatseverlerle buluşurken, ayrıca çocuklara yönelik olarak Bahadır Bıyıklı Kukla ve Karagöz gösterisiyle minik ziyaretçilerle bir araya geliyor. Mangala, Topaç Çevirme, Seksek, Dokuztaş gibi oyunların yer aldığı alanlar da festival kapsamında minik ziyaretçileri geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırıyor. Şölen kapsamında; Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak ve sanatçı Oğuz Aksaç, geleneksel el sanatları stantlarını gezerek sanatçılardan bilgi alıp katılım belgelerini sundu. Isparta Yaşayan Miras Şöleni’nde Akordeon sanatçısı Dr. Evrim Kaşıkçı ‘’Kökler, Kadın ve Göç’’ temalı müzikli söyleşisi ile ziyaretçilerle bir araya gelecek. Şölenin ilk gün akşamında ülkemizin tanınmış sanatçılarından Oğuz Aksaç ve 28 Mart Cumartesi akşamı Türk Halk Müziği sanatçıları Salih Gündoğdu ve Eren Can Yıldız ücretsiz halk konserlerinde sanatseverlerle buluşacak. Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal envanterine kayıtlı 60 unsur ve Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 22 sanatçı bulunan Isparta’da, Şölen kapsamında geleneksel el sanatları ve sanatçıları da yer alıyor. 10 ilden toplam 35 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’nın katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı Isparta Yaşayan Miras Şöleni 29 Mart Pazar gününe kadar Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.