Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanatçı

Kapsül Haber Ajansı - Sanatçı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanatçı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Isparta'da "Yaşayan Miras Şöleni" Coşkusu Haber

Isparta'da "Yaşayan Miras Şöleni" Coşkusu

Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarına ve sanatseverlere ev sahipliği yapan, yaşayan mirasımızın parçası geleneksel el sanatlarımızı desteklemeyi, sanatları ve sanatçıları tanıtmayı ve bu eşsiz mirası gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlayan “Isparta Yaşayan Miras Şöleni” başladı. Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde gerçekleşen açılış törenine; Isparta Valisi Sayın Abdullah Erin, Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Uğur Büyükçulcu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak katıldı. Isparta Valisi Abdullah Erin: “Kültür, Bir Milletin Olmazsa Olmazıdır” Isparta Valisi Abdullah Erin yaptığı açıklamada kültürel değerlerin gelecek nesillere aktarılmasının hayati önemine dikkat çekerek; "Bugün, Yaşayan Miras Şölenimizin ikincisini güller diyarı Isparta’da gerçekleştiriyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan bu şölenin; kültürümüzün, geleneğimizin, örf ve adetlerimizin ve bütün birikimimiz olan mirasımızın yaşamasına yaşatılmasına vesile olmasını diliyorum." dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü projelere değinen Vali Erin, "Bakanlığımız bir taraftan turizm sektöründe milletimizin gelirini zenginliğini arttırmaya çaba sarfederken, diğer taraftan kültürümüzü yaşatmaya gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaya yönelik çok önemli projelere imza atıyor. Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanımıza, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm arkadaşlara Isparta’dan teşekkürlerimizi sunuyoruz." ifadelerini kullandı. Kültürün bir milletin temel yapı taşı olduğunu vurgulayan Vali Abdullah Erin; "Yaşayan Miras olarak nitelendirdiğimiz ve milletimizin binlerce yıllık geçmişinden bugüne aktardığı birikimimizi hatırlamak, hatırlatmak ve bu konudaki farkındalığı artırmak sorumluluğumuzdur. Özellikle gençlerimizin ve çocuklarımızın; özüne, geleneğine ve sanatına uygun, bilinçli bireyler olarak yetişmelerini sağlamak amacıyla bu etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Kültür bir milletin olmazsa olmaz esas unsurlarından biridir. Kültürünü koruyan ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktaran toplumlar başarılı olur." diye konuştu. Isparta’nın somut olmayan kültürel miras alanında zengin bir potansiyele sahip olduğunu belirten Vali Erin, "Şölen boyunca birçok ilimizden 35’e yakın sanatçımız bizimle birlikte olacak. Ürettiklerini ve Ustalarından devraldıkları mirası bizlere ve yeni çıraklara aktarmak için burada bizlerle olacaklar. Isparta’mızda somut olmayan kültürel miras alanında 60’ın üzerinde unsurumuz ve 22 sanatçımız bulunuyor. Bu mirasın devamını sağlamak için usta-çırak ilişkisinin korunması ve desteklenmesi önceliğimizdir." ifadelerini kullandı. Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu: “Yaşayan miras; sadece hafızalarda kalan değil; yaşatılan, üretilen ve nesilden nesile aktarılan değerlerimizin tümüdür.” Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu yaptığı konuşmada; “Hızla değişen ve gelişen dünyada bugün burada; geçmişten günümüze uzanan köklü değerlerimizi yaşatmak, kültürümüzün izlerini geleceğe taşımak ve bu anlamlı açılışta bir arada olmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Yaşayan miras dediğimiz kavram; sadece hafızalarda kalan değil; yaşatılan, üretilen ve nesilden nesile aktarılan değerlerimizin tümüdür. Bu miras; bir ustadan çırağa, bir anneden evlada, bir sanatçıdan başka bir sanatçıya aktarılarak toplumun ortak hafızasında hayat bulmaktadır.” ifadelerini kullandı. Kültürel mirası koruma sorumluluğuna vurgu yapan Büyükçulcu; “Bizler kültürel mirasımızı korumak, ona sahip çıkmak ve gelecek nesillerimize aktarmakla sorumluyuz. Unutmamalıyız ki; köklerinden kopan toplumlar geleceğe sağlam adımlarla yürüyemez. Bu nedenle kültürel değerlerimize sahip çıkmak, onları yaşatmak, korumak ve geliştirmek hepimizin ortak görevidir.” dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak: “Halk Kültürü Bir Milletin Hafızasıdır” Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak konuşmasında Halk kültürünün bir milletin en temel hafıza kaydı olduğunu vurgulayarak ‘’geleneklerin, el sanatlarının, müziğin ve tiyatronun toplumsal kimliği oluşturan en kıymetli değerler olduğunu belirtti. “Halk kültürü, bir milletin hafızasıdır. Geleneklerimiz, el sanatlarımız, geleneksel müziğimiz ve tiyatromuz bizi biz yapan en kıymetli değerlerdir. Genel Müdürlüğümüz; bu değerlerin belgelenmesi, kayıt altına alınması ve nesiller arasında aktarılması amacıyla Yaşayan Miras Şölenleri gibi pek çok etkinliğin yanı sıra alan araştırmaları yoluyla belgeleme ve tespit çalışmaları da yürütmektedir.” ifadelerini kullandı. Isparta özelindeki verileri paylaşan Pervin Oymak, kentin kültürel zenginliğine dikkat çekerek, “Bu çalışmalar kapsamında Halk Kültürü Bilgi ve Belge Merkezi'nde Isparta'ya ait toplam 2174 belge, 22 somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve ulusal envanterde kayıtlı 60 unsur bulunmaktadır.” diye konuştu. Yaşayan Miras Şölenleri’nin sanatçıları desteklemek ve geleneksel sanatları yaşatmak adına kritik bir rol oynadığını belirten Pervin Oymak; “2025 yılında toplam 10 ilde gerçekleştirdiğimiz şölenlerimize büyük bir heyecanla Isparta'dan başlamıştık. Bu yıl da 15 ilimizde yapılması planlanan şölen takvimimize yine Türkiye'nin gül bahçesi Isparta'dan başlamanın mutluluğu ve heyecanı içerisindeyiz. Misafirlerimiz, şölenimiz boyunca Isparta'dan ve ülkemizin diğer şehirlerinden gelen sanatçılarımızın el emeği göz nuru geleneksel el sanatları eserlerini yakından görme, kültürümüzün renklerini ve inceliklerini deneyimleme fırsatı bulacaklardır” dedi. Şölenin sadece sergilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda birleştirici bir eğlence atmosferi sunduğunu kaydeden Oymak, “Konserlerimizle müziğin birleştirici gücünü hep birlikte hissederek neşemizi ve coşkumuzu paylaşacağız. Elbette, asırlardır güldüren, düşündüren ve öğreten geleneksel sahne sanatlarımızdan Karagöz ve kukla gösterilerimizle hem çocuklarımız hem de içindeki çocuğu yaşatan herkesle keyifli anlar yaşayacağız.” diye konuştu. Protokol ve beraberindeki heyet açılış töreninin ardından El Sanatları Stantlarında sanatçıların performanslarını izleyip Geleneksel Çocuk Oyunları Alanı ve Türk Süsleme Sanatları Sergileri’nin açılışına katıldı. DOLU DOLU FESTİVAL Zengin sanatsal ve kültürel birikimiyle Yaşayan Miras Şöleni’ne ikinci defa ev sahipliği yapan Isparta’da; Deri İşleme, Keçecilik, Ahşap Oymacılığı, Folklorik Giysili Bebek Yapımı, Bıçakçılık, Ahşap Oyuncak Yapımı, Çini, Kemik ve Boynuz İşçiliği, Gılamık Bezi Dokuma, İpek Dokuma, Yumurta Kabuğu Oyma Sanatı, Cam İşleri, Ahşap Baskı/Yazmacılık, İğne Oyacılığı, Geleneksel Türk Okçuluğu, Hakkak, Dival İşleme (Maraş işi), Gümüş Kazaziye, Çömlekçilik, Çarpana Dokuma, Mücevher Sâdekârlığı gibi geleneksel el sanatlarının usta temsilcileri, Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde kendileri için hazırlanan stantlarda eserlerini tanıtıyor. Isparta Yaşayan Miras Şöleni; Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılarının farklı birçok etkinliğinin yanısıra Türk Süsleme Sanatları Sergileri’ne de evsahipliği yapıyor. Aynur Demir’in Minyatür, Menel Hüzmeli’nin Mozaik, Havva Genç’in Ebru, Senay Şeyranlı’nın Tezhip sergileri sanatseverlerle buluşurken, ayrıca çocuklara yönelik olarak Bahadır Bıyıklı Kukla ve Karagöz gösterisiyle minik ziyaretçilerle bir araya geliyor. Mangala, Topaç Çevirme, Seksek, Dokuztaş gibi oyunların yer aldığı alanlar da festival kapsamında minik ziyaretçileri geleneksel çocuk oyunlarıyla tanıştırıyor. Şölen kapsamında; Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak ve sanatçı Oğuz Aksaç, geleneksel el sanatları stantlarını gezerek sanatçılardan bilgi alıp katılım belgelerini sundu. Isparta Yaşayan Miras Şöleni’nde Akordeon sanatçısı Dr. Evrim Kaşıkçı ‘’Kökler, Kadın ve Göç’’ temalı müzikli söyleşisi ile ziyaretçilerle bir araya gelecek. Şölenin ilk gün akşamında ülkemizin tanınmış sanatçılarından Oğuz Aksaç ve 28 Mart Cumartesi akşamı Türk Halk Müziği sanatçıları Salih Gündoğdu ve Eren Can Yıldız ücretsiz halk konserlerinde sanatseverlerle buluşacak. Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal envanterine kayıtlı 60 unsur ve Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 22 sanatçı bulunan Isparta’da, Şölen kapsamında geleneksel el sanatları ve sanatçıları da yer alıyor. 10 ilden toplam 35 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’nın katıldığı ve birçok sanat dalının tanıtıldığı Isparta Yaşayan Miras Şöleni 29 Mart Pazar gününe kadar Isparta Belediyesi Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Heey Keçiler, Hooy Keçiler" Mozaik Sergisi Açıldı Haber

"Heey Keçiler, Hooy Keçiler" Mozaik Sergisi Açıldı

Açılış kokteylinde sanat camiasının önde gelen isimleri, koleksiyonerler ve çok sayıda davetli bir araya gelerek sanatçının son dönem çalışmalarını yakından inceleme fırsatı buldu. Uzun yıllardır mozaik sanatını geleneksel tekniklerle çağdaş bir anlatım dili içinde yeniden yorumlayan Mehmet Kına, üretimlerinde kültürel belleği, kırsal yaşamı ve toplumsal dönüşümleri odağına alıyor. Doğayla ve özellikle keçilerle kurduğu kişisel ve ailevi bağ, sanatçının eserlerinde güçlü bir metafor olarak öne çıkıyor. Taş, cam ve doğal malzemelerle oluşturduğu yüzeylerde hem Anadolu'nun kadim mozaik geleneğine gönderme yapıyor hem de güncel meseleleri simgesel bir anlatımla ele alıyor. Sanatçı sergiye ilişkin düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: "Heey Keçiler, Hooy Keçiler" sergisiyle binlerce yıldır insanlarla birlikte yaşayan keçilerin hallerini ve biçimlerini estetize edilmiş mozaikler aracılığıyla anlatıyorum. Keçilerle kurduğum bağ, aile geçmişime kadar uzanıyor. 2024 yılında açtığım "Keçileri Kaçırmadan Keçiler" sergisinin devamı niteliğini taşıyan bu sergide, son dönemime ait 21 eserimi izleyiciyle buluşturuyorum. Eserlerimde toplumsal yaşamı da irdeliyor, keçiler üzerinden günümüze dair göndermelerde bulunuyorum." Evrim Sanat Galerisi'nin kurucusu Betül Ketenci, Mehmet Kına'nın bu özel sergisine ev sahipliği yapmaktan büyük bir onur duyduklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Sergide yer alan mozaik eserler; figüratif anlatımı, güçlü renk kullanımı ve dokusal zenginliğiyle dikkat çekerken, keçi imgesini kimi zaman direnişin, kimi zaman uyumun, kimi zaman da toplumsal eleştirinin sembolü olarak izleyiciyle buluşturuyor." Sanatçının geleneksel mozaik tekniğini çağdaş bir kavramsal çerçeveyle bir araya getirerek hem estetik hem de düşünsel bir deneyim sunmasının, sergiye gösterilen yoğun ilginin en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Ketenci, tüm sanatseverleri 11 Mart 2026 tarihine kadar galeride ziyaret edilebilecek "Heey Keçiler, Hooy Keçiler" sergisini keşfetmeye davet etti. "Heey Keçiler, Hooy Keçiler" sergisi, 11 Mart 2026 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi'nde ziyaret edilebilir. Evrim Sanat Galerisi Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul, Tel.: (0533) 237 59 06 Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00 Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır. MEHMET KINA KİMDİR ? Mehmet Kına, 1967 yılında Hatay Yayladağı'nda doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Aykırı aylık kültür sanat edebiyat dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptı. Kasım Koçak ve Soner Çakmak'tan desen ve resim dersleri aldı. 2000-2006 yılları arasında Maltepe Sanat Galerisi'nde yönetim kurulunda bulundu. 2010 yılında Düş Yolcusu Sanat Durağı'nı kurdu, çeşitli sanatçılara birçok kişisel ve karma sergi açtı. Çocukluğunda Hatay Mozaik Müzesi'nde karşılaştığı mozaiklerden etkilendi. Lise döneminden itibaren mozaikle uğraşmaya başladı. Düş Yolcusu Sanat Durağı, Kozyatağı Kültür Merkezi, Caddebostan Kültür Merkezi, Neta Art, Suadiye Sanat Atölyeleri, Şahinbey Kültür Merkezi, Kuytu Artline, Foça Rüstem Ersöz sergi salonu, Hatay günleri, Evrim sanat galerisinde sergi açtı. Sanatçı Kültür Bakanlığının mozaik sanatçısıdır. Mozaik çalışmalarına Maltepe'deki atölyesinde devam etmektedir.

Türkiye’de çocuklar, akıllı telefon ile mutlu oluyor Haber

Türkiye’de çocuklar, akıllı telefon ile mutlu oluyor

Türkiye’nin ilk ve tek çocuklar ülkesi KidZania İstanbul, FutureBright iş birliğiyle çocukların dijital araçlarla nasıl ilişki kurduğunu, finansal farkındalıklarının nasıl şekillendiğini ve medya dünyasına nasıl baktıklarını ortaya koyan “Dijital Çocuk, Hibrit Ebeveyn” araştırmasını gerçekleştirdi. Çocukların dijital dünyaya bakışını merkeze alan araştırmanın dikkat çekici bulguları, geçtiğimiz gün, KidZania İstanbul Edutainment Zummit’te basın mensuplarının yanı sıra, pazarlama profesyonelleri ve iş dünyasından temsilcilerle paylaşıldı. Araştırmada Türkiye’den ve KidZania İstanbul’da deneyim yaşamış olan 6 ile 14 yaş arasında çocuk ve ebeveynleri yer aldı. Araştırmanın çarpıcı sonuçları, KidZania İstanbul CEO’su Ebru Timur ve FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula tarafından açıklandı. Araştırmadan öne çıkan bulgular ise alfa kuşağına ışık tutar nitelikteydi. Buna göre Alfa kuşağı, bugünün tüketicisi olmanın ötesine geçerek geleceğin ekonomik aktörü profiline hızla yaklaşıyor. Çocuklar para biriktiriyor, harçlıklarını yönetiyor ve finansal karar alma pratikleri geliştiriyor. Dijitalde sosyalleşme uzmanları Raporda dikkat çeken bir başlık, dijital hayatın gölgesinde büyüyen Alfa kuşağının sosyal gerçekliği. Çocukların neredeyse yarısında ekranlı cihazlara yönelik bir bağımlılık eğilimi gözlemleniyor. Her 10 çocuktan dördü sosyal medyada aktifken, tamamı YouTube kullanıyor. TikTok kullanımı Instagram’ı yakalamış durumda. Klasik mesleklere ilgi azalıyor Meslek hayalleri, değişen jenerasyondaki farklılıkların bir başka göstergesi. Klasik meslekleri tercih eden çocukların oranı yüzde 47’den yüzde 38’e gerilerken; sporcu, sanatçı, iş insanı ve içerik üreticisi olma isteği güçleniyor. Erkek çocuklar sporcuları, kız çocuklar ise sanatçıları ve influencer’ları rol model alıyor. Popülerlik, Alfa kuşağı için görünürlük alanı olmaktan çıkıp başarı ve anlam üretmenin temel unsurlarından biri haline geliyor. Eşya değil, anı biriktirmek istiyorlar Araştırma hem Türkiye genelinde hem KidZania’da çocukların bir şeyler satın almaktansa tatile çıkmayı, yeni yerler görmeyi ve deneyim yaşamayı daha değerli bulduğunu gösteriyor. Türkiye genelinde çocukların yüzde 61’i, KidZania deneyimi yaşamış çocukların ise yüzde 77’si bir eşya almaktansa tatile gitmeyi tercih ediyor. Türkiye’deki çocuklar için akıllı telefonlar, mutluluk ve ilgi yaratan unsurlar arasında Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye genelinde çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişki oldukça yoğun bir seyir izliyor. Telefon ve tablet, çocukların günlük hayatında oyun oynamak, video izlemek ve arkadaşlarıyla iletişim kurmak için en çok kullanılan araçlar arasında yer alıyor. Türkiye’deki çocuklar için akıllı telefonlar, mutluluk ve ilgi yaratan unsurlar arasında üst sıralarda konumlanırken, dış görünüşü destekleyen ürünler ve elektronik cihazlar da güçlü bir çekim alanı oluşturuyor. KidZania’yı deneyimleyen çocuklarda ise tablo farklılaşıyor; bu grupta oyuncaklar ve deneyim temelli aktiviteler daha fazla öne çıkıyor. KidZania deneyimi yaşamış çocuklarda ekran bağımlılığı önemli ölçüde daha düşük seyrediyor. Para biriktirip harçlık yönetiyorlar Araştırma sonuçları, Alfa kuşağının bugünün tüketicisi olmanın ötesine geçerek geleceğin ekonomik aktörü profiline hızla yaklaştığını gösteriyor. Çocuklar para biriktiriyor, harçlıklarını yönetiyor ve finansal karar alma pratikleri geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Müzelerde Çocuklara Özel Sanat Buluşmaları Haber

Müzelerde Çocuklara Özel Sanat Buluşmaları

Hayal gücünü ve yaratıcılığı besleyen atölyeler, temel sanatsal kavramları duyular yoluyla keşfetmeye odaklanıyor. “Renkli Şehir Haritaları”, “Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Motifleri”, “Melahat Üren’den İlhamla Eskiz Atölyesi” ve “Köklerden Gökyüzüne” gibi eğlenceli atölyeler, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin “Yan Yana” isimli süreli sergisinden ilham alırken; suluboya, eskiz ve portre atölyeleri minik sanatçıları, şekillerin, renklerin ve dokuların büyülü dünyasıyla tanıştırıyor. Bu ay sanatçı Ayşegül İzer’in konuk olacağı “Müzede Sanat Buluşması” atölyelerinde ise çocuklar, İzer’in “İlkbahar”, “Yaz”, “Sonbahar” ve “Kış” isimli resimli enstalasyonlarından ilhamla kendi tasarımlarına imza atıyor. Dünya Kediler Günü için Türkiye İş Bankası Müzesi’nin “Şık Kediler” atölyesinde bir araya gelecek olan çocuklar, hayvan sevgilerini yaratıcılıkla birleştirerek minik dostları için özel kıyafetler tasarlıyor. “Canlanan Kartpostallar” atölyesinde ise kağıtlar çocukların sihirli dokunuşlarıyla derinlik kazanarak içlerine koskoca birer dünya sığdırıyor. Tüm atölyelerin tarih ve saatlerine İş Sanat’ın internet sitesinden ulaşabilir, ücretsiz kaydolabilirsiniz. Hafta sonları bireysel katılımlı olarak düzenlenen atölyelere okul grupları olarak katılmak da mümkün. Rezervasyon için issanat.com.tr’yi ziyaret etmeyi unutmayın. Ziyaret Saatleri Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi: Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 10.00-19.00 / Cumartesi-Pazar 12.00-19.00 Türkiye İş Bankası Müzesi: Salı-Pazar 10.00-18.00 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı, Genç Sanatçıları Destekleyerek Kültürel Üretime Katkısını Sürdürüyor Haber

Tosyalı, Genç Sanatçıları Destekleyerek Kültürel Üretime Katkısını Sürdürüyor

Endüstri ile sanat arasında kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen bu yaklaşım doğrultusunda Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” adlı kişisel sergisine katkı sunarak sanata verdiği desteği bir kez daha güçlü biçimde ortaya koyuyor. Yeşil çelik üretimindeki öncü vizyonuyla kültür ve sanat alanındaki uzun soluklu desteklerini sürdüren Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” adlı kişisel sergisi için hazırlanan kitabın sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında kalıcı ve anlamlı bir diyalog kurulmasına öncülük ediyor. Pilevneli Dolapdere’de 29 Ocak’ta kapılarını açan ve 28 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan “The Grand Excess”, Lal Batman’ın sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorguladığı, geçmişin estetik zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştirdiği kapsamlı bir anlatı sunuyor. Sergide Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik yaklaşımlarıyla bir araya geliyor. Batman’ın eserleri; dijital ile plastiği yan yana getirirken mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda buluştuğu zengin bir malzeme diliyle hayat buluyor. Bu çok katmanlı yapı, izleyiciye yalnızca görsel değil, yoğun bir duyusal deneyim de sunuyor. “The Grand Excess”, geçmişin estetik değerlerini çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan güçlü bir görsel manifesto olarak öne çıkıyor. Tosyalı, sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında ilham verici ve kalıcı bir bağ kurulmasına katkı sunarken; kültürel üretimin sürdürülebilirliğine verdiği önemi bir kez daha vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Loreen’den Dokuz Yıl Sonra Yeni Albüm: “Wildfire” Geliyor Haber

Loreen’den Dokuz Yıl Sonra Yeni Albüm: “Wildfire” Geliyor

Modern pop müziğin en güçlü ve duygusal sesi olarak kabul edilen Loreen, uzun bir aranın ardından yeni albümüyle yeniden sahnede. Sanatçının merakla beklenen albümü “Wildfire”, 27 Mart 2026 tarihinde yayımlanacak. Albümden ilk single olan “Feels Like Heaven” ise bugün müzikseverlerle buluştu. Dokuz yıl sonra gelen bu albüm, Loreen’in kariyerindeki ilk tam uzunluklu çalışma olma özelliğini taşıyor ve sanatçının müzikal yolculuğunda yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Sia ile Özel Bir İş Birliği “Feels Like Heaven”, dünya çapında ünlü sanatçı ve söz yazarı Sia ile birlikte kaleme alındı. Parça; mücadelenin teslimiyete dönüştüğü, acının yumuşadığı ve sevginin öne çıktığı bir anı anlatıyor. Şarkı, Loreen’in içsel dönüşüm temasını güçlü bir duygusal anlatımla yansıtıyor. Şarkının prodüksiyonunda Jesse Shatkin (Sia, Kylie Minogue), Calum Landau ve Sia yer alırken, ek prodüksiyonlar Myles Avery (Tate McRae, Megan Thee Stallion) tarafından gerçekleştirildi. Ortaya çıkan sound; elektronik altyapılarla şekillenen, küresel pop etkileri taşıyan ve Loreen’in özgün müzikal kimliğini yansıtan güçlü bir yapı sunuyor. “Wildfire”: Duygular Arasında Bir Yolculuk Loreen’in yeni albümü Wildfire, umutsuzluk ve öfkeden tutkuya, cinsel enerjiye ve özgürleşmeye uzanan geniş bir duygusal yelpazeyi kapsıyor. Sanatçının spiritüel ve cesur anlatımı, albümün temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Albümde, daha önce büyük ilgi gören “Is It Love” ve küresel listelerde zirveye çıkan “Tattoo” da yer alıyor. Loreen, yeni çalışmasıyla hem geçmiş başarılarını taçlandırıyor hem de sanatsal sınırlarını genişletiyor. “Güç, Dürüstlükten Doğar” Loreen, albümün taşıdığı anlamı şu sözlerle özetliyor: “Benim dünyamda güç, baskın olmaktan değil dürüst olmaktan gelir. Gerçekle yüzleştiğimizde, küllerin arasından daha saf ve güçlü bir şey doğar.” Ekranlarda da Yer Alacak Müzik çalışmalarının yanı sıra Loreen, 27 Ocak’ta RuPaul’s Drag Race UK programına konuk jüri olarak katılacak. Sanatçı, dünya çapında büyük ilgi gören bu yapımda deneyimini ve karizmasını izleyicilerle paylaşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.