Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ATO'dan Süper Hızlı Tren Güzergâhı İçin Birlik ve Dayanışma Mesajı Haber

ATO'dan Süper Hızlı Tren Güzergâhı İçin Birlik ve Dayanışma Mesajı

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, ATO Yüksek İstişare Kurulu üyeleri ile ATO Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla ATO Duatepe Hizmet Binası'nda gerçekleşen toplantının açılışında birer konuşma yaptı. Toplantıda, Ankara ekonomisine ve iş dünyasına ilişkin değerlendirme, görüş ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. ATO Başkanı Baran yaptığı konuşmada, daha önce gerçekleştirilen Yüksek İstişare Kurulu toplantılarında dile getirilen görüşlerin Ankara'nın tanıtımına yönelik somut çalışmalara dönüştüğünü anlattı. Baran, kurulda dile getirilen görüşler doğrultusunda Ankara'nın tarihi ve kültürel değerlerinin tanıtıldığı bir gezi gerçekleştirdiklerini, bu rotanın daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Başkent Kültür Yolu etkinlikleri programının da rotası olduğunu ifade etti. Baran, "Bugün de amacımız sadece yaptıklarımızı anlatmak değil, bundan sonra Ankara için birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak, yeni fikirleri dinlemek ve ortak aklı ortaya çıkarmaktır" dedi. -ANKARA'YA SERBEST BÖLGE- Ankara ekonomisinin potansiyelini ortaya çıkararak, daha da güçlenmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Baran, Ankara'da bir serbest bölge kurulması gerektiğini her platformda dile getirdiklerini söyledi. Başkent'in coğrafi, lojistik, sektörel ve beşeri sermaye gücüyle serbest bölge kurulması için ideal bir merkez olduğunu belirten Baran, Ankara'nın yaklaşık 40 milyar dolarlık dış ticaret hacmiyle ihracatta da ithalatta da ikinci sırada yer aldığını kaydetti. Baran, "Ankara'da bir serbest bölge kurulmasının tüm Anadolu için stratejik bir adım olacağı, şehrimizin marka değerini artırarak, Başkent ekonomisinde çarpan etkisi oluşturacağı kanaatindeyiz" dedi. -OUTLET KÖYÜ ÖNERİSİ- Baran, Ankara'nın ticaret ve turizm potansiyelini daha da güçlendirecek projeler üzerinde çalıştıklarını belirterek, Avrupa'nın birçok ülkesinde başarıyla uygulanan outlet köyü modelinin Başkent'te de hayata geçirilmesini önerdi. Ankara'nın çevre illerle birlikte milyonlarca kişiye hitap eden önemli bir çekim merkezi olduğuna dikkat çeken Baran, uluslararası standartlarda kurulacak geniş ölçekli bir outlet köyünün kentin turizm ve hizmet sektörüne önemli katkı sağlayacağını ifade etti. "ŞEHİRLER DE ÜLKELER GİBİ REKABET EDİYOR" Dünya ekonomisinin son yıllarda zorlu dönemlerden geçtiğini belirten Baran, "Bu süreçte şehirler de ülkeler gibi rekabet ediyor. Yatırımcılar sadece ülkeye değil şehre de, insan kaynağına da, ulaşım altyapısına da akıyor. Ankara, çok şükür çok yol kat etti. Tamam, 'olduk' demiyorum. Elbette daha çok yolumuz var onun bilincinde olarak söylüyorum" dedi. Temmuz ayı başında gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin Ankara'nın tanıtımı açısından önemli bir organizasyon olduğunu belirten Baran, Ankara'nın 2026 yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesinin de Başkent'in yatırım ortamı ve ticaret potansiyelinin tanıtımına katkı sağlayacağını söyledi. Baran, "Biz de Ankara Ticaret Odası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üyelerimizin üretmesi, ticaretini geliştirmesi, ihracatını artırması ve Ankara'nın uluslararası rekabet gücünün yükselmesi için çalışmayı sürdüreceğiz. Bunu yaparken de ortak akıldan, istişare kültüründen ve sizlerin tecrübelerinden faydalanmaya devam edeceğiz" dedi. -ANKARA'DAN DİREKT UÇUŞLARDA HEDEF YENİ DESTİNASYONLAR- Ankara'nın tanıtımı ve marka değerinin bilinirliği açısından önemli mesafe kat edildiğini ifade eden Baran, Gordion ile Ahi Şerafeddin, diğer adıyla Arslanhane Camii'nin UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesiyle Ankara'nın adının ilk kez listeye yazıldığını söyledi. Ankara'dan yurt dışına doğrudan uçuşların artırılmasına yönelik yürüttükleri çalışmalara da değinen Baran, Esenboğa Havalimanı'ndan doğrudan ulaşılabilen destinasyon sayısının 40'a yaklaştığını kaydetti. Baran, "Yeterli mi? Elbette değil. Biz yeni hatlar istemeye devam ediyoruz" diye konuştu. Kızılay'dan Esenboğa Havalimanı'na kesintisiz raylı ulaşım sağlayacak metro projesine de değinen Baran, projenin başlatılmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti. -BAŞKENT İHRACATININ YÜZDE 20'Sİ İLERİ TEKNOLOJİ ÜRÜNÜ- Ankara ekonomisinin dünyada yaşanan jeopolitik gerilimlere rağmen gelişimini sürdürmeye devam ettiğini ifade eden Baran, "İhracatımız 18.5 milyar dolara, ithalatımız 20,8 milyar dolara yükseldi. Şehrimizde her 100 dolarlık ihracatın yüzde 20'si ileri teknoloji ürünlerinden elde ediliyor. Türkiye ortalamasının yüzde 3 olduğunu dikkate alırsak bu rakamın önemi daha net bir şekilde görülecektir" dedi. Baran, konuşmasında ATO'nun dış ticaret ve ihracatın geliştirilmesi, dijitalleşme, coğrafi işaretli ürünler, markalaşma ve milli katılımlı fuar organizasyonlarına yönelik çalışmaları hakkında da bilgi verdi. -ATO MECLİS BAŞKANI DERYAL- ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal de yaptığı konuşmada, dünyada devam eden savaşların, ticari sıkıntıların ve ekonomik sorunların Türkiye'ye de yansıdığını ifade ederek, üretim maliyetlerindeki artışların sanayiyi de etkilediğini kaydetti. Yüksek İstişare Kurulu'nun karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak amacıyla toplandığını ifade eden Deryal, kurul üyelerinin ATO'nun çalışmalarına ve vizyonuna sağlayacağı katkının önemine dikkat çekti. Deryal, "Burası bir istişare meclisi. Sorunların tespiti, çözüm önerilerinin sunulması gibi her türlü konuyu konuşabiliriz. Biz bugün söylemekten ziyade dinlemeyi tercih ederek sizlere söz vermek istiyoruz" dedi. -AYDIN'DAN "HEDEF ŞEHİR" ÖNERİSİ- ATO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi de olan OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da yaptığı konuşmada, Ankara'nın sanayi ve ticaret alanındaki en önemli eksikliklerinden birinin fuar alanı olduğunu belirterek, fuar alanının bir an önce tamamlanması gerektiğini kaydetti. Ankara'nın üniversiteleri, teknoparkları, teknoloji merkezleri ve yetişmiş insan kaynağıyla Türkiye'nin entelektüel sermayesi en yüksek şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Aydın, Ankara'daki yerli ve yabancı üniversite öğrencilerinin şehrin ekonomisine katkı sağladığını kaydederek, Başkent'teki üniversitelerin ve öğrencilere sunulan imkânların daha etkin şekilde tanıtılabileceğini ifade etti. Farklı ülkelerdeki ticaret ve sanayi odaları ile kardeş oda ilişkilerinin geliştirilmesi önerisini dile getiren Aydın, "Her yıl bir hedef ülke ya da hedef şehir belirleyerek Ankara'nın sanayisini ve ticaretini o pazarda birlikte tanıtabiliriz. Yabancı heyetlerle yapılan görüşmeleri ticarete dönüştürerek sürdürülebilir hale getirmemiz gerekiyor" diye konuştu. CEYLAN: ANKARA-İSTANBUL SÜPER HIZLI TREN HATTININ GÜZERGÂHI ORTAK ÇALIŞMALARIN SONUCU Başkent Ankara Meclisi Başkanı aynı zamanda ATO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Nevzat Ceylan da konuşmasında, Ankara'da yaşayanların şehre yönelik sahiplik bilincinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ceylan, "Ankara'nın en büyük eksiği nedir diye sorarsanız, sahipsizliğidir. Ankara'da yaşayan insanların böyle bir kentte yaşadığının farkında olması ve sahiplik duygusunu artırmamız lazım" dedi. Ceylan, Ankara'nın sorunlarının çözümünde şehirdeki kurum ve kuruluşların birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, Ankara Valisi, Ankara Ticaret ve Sanayi Odalarının katılımıyla 2021 yılında gerçekleştirilen "Ankara'nın Geleceği için Ortak Akıl Buluşmaları" toplantısında ele alınan İstanbul Süper Hızlı Tren hattı güzergâhı konusunu hatırlattı. Ceylan, Ankara'daki kurumların oluşturduğu kamuoyu ve ilgili makamlarla yapılan görüşmeler sonucunda, hattın Ankara-Ayaş-Beypazarı-Nallıhan güzergâhından geçmesi yönünde sonuç alındığını ifade etti. Ankara'nın metro ağı ve toplu taşıma yatırımlarında geri kaldığını belirten Ceylan, turizm potansiyelinin geliştirilebilmesi için de büyük ölçekli bir müzeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Ankara'nın Ahilik tarihindeki önemine de değinen Ceylan, Başkent'e bir Ahilik Müzesi kazandırılması için ATO'nun öncülük edebileceğini ifade etti. Ceylan ayrıca, Ankara'ya Bilişim Vadisi kurulması, EXPO düzenlenmesi, spor tesislerinin geliştirilmesi ve Ankara merkezli büyük firmaların Ankara'da sporun gelişimine destek sağlaması gerektiğini söyledi. ATO'nun Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı'nda üyeler, Ankara'nın ekonomik, ticari, sosyal ve kültürel gelişimine ilişkin görüş ve önerilerini dile getirerek, şu başlıklara değindi: -Finansmana erişiminin kolaylaştırılması, Nefes Kredisi ve benzeri finansman desteklerinin kapsam ve tutarlarının artırılması, -Ankara'da yüksek teknoloji ve savunma sanayisi odaklı bir serbest bölge kurulması, -Serbest bölge çalışmalarında hava kargo, demir yolu bağlantısı, gümrükleme ve limanlara erişim altyapısının birlikte ele alınması, -Ankara'dan limanlara yapılan taşımacılıkta demir yolu ile yük taşımacılığının geliştirilmesi, -İhracatçıların artan üretim ve lojistik maliyetleri ile döviz kuru arasındaki dengesizlik nedeniyle yaşadığı rekabet sorununun çözülmesi, -Başkent'in yatırım ve üretim kapasitesini geliştirecek teşviklerden daha fazla yararlanmasının sağlanması, -Ankara'dan yurt dışına direkt uçuşların ve ulaşılabilen destinasyon sayısının artırılması, -Esenboğa Havalimanı'na metro hattının tamamlanması ve şehir içi ulaşım imkanlarının geliştirilmesi, -Ankara'nın sanayi, yüksek teknoloji ve ihracat kapasitesinin daha etkin şekilde tanıtılması, -Ankara'nın tarihi ticaret yapılarının yer aldığı bir ticaret ve kültür rotası oluşturulması, -Üniversitelerle iş birliği yapılarak Ankara'nın sorunlarına çözüm üretecek bir kent laboratuvarı kurulması ve "İkinci Yüzyılda Ankara Vizyon Belgesi" hazırlanması, -Ankara'daki spor kulüplerinin ve spor tesislerinin desteklenmesi, -Trafik kurallarına uyulmasının sağlanması için şehir içi trafik denetimlerinin artırılması, ATO Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı'na, ATO Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri, Başkent Ankara Meclisi Başkanı ve Ankara Eski Milletvekili Nevzat Ceylan, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, ODTÜ Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lale Özgenel, ASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Eda Ersoy Tombakoğlu, ATO Yönetim Kurulu E. Üyesi Süleyman Ekinci, ATO E. Meclis Üyeleri Mustafa Kaya, Yunus Altun, Fatih Mert, Sertaç Köleli, SAYOKAN Dünya Federasyonu ve Ankara Tekstil Ürünleri Sanayicileri Dernek Başkanı Yaşar Tanrıverdi ve TÜMSİAD Ankara Koordinatör Şube Başkanı İnan Yürek ile ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, ATO Meclis Başkan Yardımcısı Vecdet Fehmi Şendil, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Akça, Ali İhsan Güçlü, Halil İlik, Nihat Uysallı, Doç. Dr. Ömer Çağlar Yılmaz, Yasin Özyolu ve Meclis Başkanlık Divan Katibi Ayşe Nilay Çelik'in katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yedek Parça Depoları Tarih Oluyor, Sanayi Dijital Üretime Geçiyor Haber

Yedek Parça Depoları Tarih Oluyor, Sanayi Dijital Üretime Geçiyor

İlk başlarda yalnızca prototip üretimi için kullanılan 3D baskı teknolojileri, bugün dünyanın en kritik üretim süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Roket motorlarından yolcu uçaklarına, kişiye özel medikal implantlardan enerji ve otomotiv sektörüne kadar birçok alanda üretim anlayışını değiştiren eklemeli imalat teknolojileri, küresel sanayinin yeni rekabet alanlarından biri haline geldi. Üretimde yaşanan bu önemli dönüşüm, Türkiye'nin ilk ve tek 3D Baskı Teknolojileri ve Eklemeli İmalat Fuarı EXPO3D İstanbul'da tüm yönleriyle ele alınacak. 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, mühendisleri, sanayicileri, akademisyenleri ve yatırımcıları bir araya getirerek eklemeli imalat alanındaki son gelişmelere ev sahipliği yapacak. GELECEĞİN FABRİKALARINDA PARÇA YERİNE DİJİTAL DOSYALAR DEPOLANACAK Eklemeli imalat teknolojilerinin artık geleceğin değil, bugünün üretim modeli haline geldiğini belirten EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Bugün GE Aerospace tarafından geliştirilen LEAP uçak motorlarının yakıt nozulları, geçmişte çok sayıda parçanın birleştirilmesiyle üretilirken artık metal 3D baskıyla tek parça halinde üretilebiliyor. Airbus A320neo ve Boeing 737 MAX uçaklarında kullanılan bu motorlar, eklemeli imalatın seri üretimde ulaştığı seviyeyi gösteriyor. Aynı şekilde NASA da enjektörlerden yanma odalarına, turbo pompalardan valf sistemlerine kadar birçok roket motoru bileşenini 3D baskı teknolojileriyle geliştiriyor. Dünyanın ilk büyük ölçekli 3D baskılı roketlerinden Terran 1'in uzaya ulaşması ise bu teknolojinin artık deneysel olmaktan çıktığını ve yüksek güven gerektiren alanlarda kendini kanıtladığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'ın geliştirme sürecinde Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından eklemeli imalat teknolojilerinden yararlanılırken, Baykar tarafından geliştirilen insansız hava araçlarının üretim süreçlerinde de 3D baskı teknolojileri; tasarım doğrulama, hızlı prototipleme ve belirli üretim bileşenlerinde değerlendiriliyor" dedi. Türkiye açısından bu dönüşümün önemli fırsatlar barındırdığına dikkat çeken Ünverdi, "Artık asıl tartışma teknolojiyi kullanmak değil, geliştirmek olmalı. Savunma sanayi, havacılık, otomotiv, makine, kalıpçılık ve medikal gibi alanlarda güçlü bir üretim altyapımız var. Ancak küresel rekabette fark yaratan yalnızca 3D yazıcı kullanmak değil; makineyi, metal ve polimer malzemeleri, yazılımları, tasarımı ve mühendislik bilgisini birlikte geliştirebilmektir. Türkiye bu teknolojinin pazarı değil, üreticisi ve ihracatçısı olmalı. Geleceğin üretiminden daha fazla pay almak istiyorsak yüksek katma değerli teknolojilere yatırım yapmalı ve kendi ekosistemimizi güçlendirmeliyiz” açıklamasında bulundu. TÜRKİYE BU ALANDA ÜRETEN VE İHRAÇ EDEN ÜLKELER ARASINDA YER ALMALI Eklemeli imalatın yalnızca havacılık ve uzayla sınırlı olmadığını vurgulayan Ünverdi, "Bugün aynı teknolojiyle kişiye özel metal implantlar, otomotiv için hafifletilmiş parçalar, enerji sanayisinin karmaşık komponentleri ve savunma sanayisinin kritik ürünleri üretilebiliyor. Önümüzdeki dönemde dönüşüm sadece fabrikalarda değil, tedarik zincirinde de yaşanacak. Fiziksel yedek parçalar yerine güvenli dijital üretim dosyalarının saklandığı, ihtiyaç duyulan parçaların dünyanın herhangi bir noktasında talep edildiği anda üretilebildiği yeni bir üretim modeli konuşuluyor. Lojistikten stok yönetimine, bakım süreçlerinden sürdürülebilirliğe kadar üretimin tüm dinamikleri değişiyor. Dünyada roket motorları, uçak parçaları ve kişiye özel implantlar katman katman üretilirken, Türkiye'nin bu yeni üretim ekonomisinden alacağı payı belirleyecek olan da bu dönüşüme ne kadar hızlı adapte olduğu olacaktır." diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirket Başarı Hikayesi Yazımı Nasıl Yapılır? Haber

Şirket Başarı Hikayesi Yazımı Nasıl Yapılır?

Bir şirketin yeni tesisi, ihracat rekoru ya da teknoloji yatırımı tek başına haber değeri yaratmaz. Asıl farkı, bu gelişmenin hangi ihtiyaca yanıt verdiği, neyi değiştirdiği ve somut olarak nasıl sonuç ürettiği belirler. Şirket başarı hikayesi yazımı, kurumsal övgüyü tekrarlamak yerine bu dönüşümü doğrulanabilir verilerle görünür kılma işidir. İyi yazılmış bir başarı hikâyesi; iletişim ekipleri için itibar aracı, yöneticiler için stratejik anlatı, medya için ise kullanılabilir içerik kaynağıdır. Ancak abartılı sıfatlar, belirsiz rakamlar ve yalnızca şirket yöneticilerinin görüşlerine dayanan metinler beklenen etkiyi üretmez. Özellikle savunma, enerji, lojistik, yapay zekâ, tarım ve sanayi gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda güvenilirlik, anlatının kendisinden önce gelir. Şirket başarı hikâyesi neden stratejik bir içeriktir? Başarı hikâyesi, bir kurumun “ne yaptığı” sorusundan çok “neden anlamlı olduğu” sorusuna yanıt verir. Yeni bir üretim hattı kurmak, dijital dönüşüm projesi başlatmak veya sürdürülebilirlik hedefi açıklamak önemlidir. Fakat okuyucunun dikkatini çeken; bu adımın maliyetleri azaltıp azaltmadığı, kapasiteyi artırıp artırmadığı, istihdama katkısı, tedarik zincirine etkisi ve sektör için taşıdığı örnek değerdir. Bu nedenle metin, reklam dili ile haber dili arasındaki dengeyi korumalıdır. Reklam dili markanın vaatlerini öne çıkarır; haber dili ise iddiayı olay, veri, kaynak ve bağlamla sınar. Kurumsal başarı hikâyesi bu iki alanın kesişiminde yer alır: Kurumun hedefini açıkça anlatır, ancak iddiasını okuyucunun güvenebileceği kanıtlarla destekler. Doğru kurgulandığında bu içerik yalnızca şirketin görünürlüğünü artırmaz. Yatırımcıların, iş ortaklarının, potansiyel çalışanların ve sektör paydaşlarının kurumun yetkinliğine ilişkin algısını da etkiler. Özellikle uzun satış döngülerinin bulunduğu B2B pazarlarda, görünür ve inandırıcı başarı örnekleri karar sürecine dolaylı fakat güçlü katkı sunar. Şirket başarı hikâyesi yazımında başlangıç noktası: Değişimi bulmak Her kurumsal gelişme başarı hikâyesine dönüşmeyebilir. Haberleştirilmeye değer bir hikâyede başlangıç durumu, müdahale ve sonuç arasında net bir ilişki kurulmalıdır. Örneğin bir lojistik şirketinin “dijitalleştiği” bilgisi tek başına sınırlıdır. Filoya eklenen yapay zekâ tabanlı rota optimizasyonunun teslimat süresini yüzde 18 kısalttığı, yakıt tüketimini düşürdüğü ve müşteri deneyimini iyileştirdiği bilgisi ise anlatıya somut bir omurga kazandırır. İlk aşamada iletişim ekibinin şu soruya açık yanıt vermesi gerekir: Bu kurum, hangi sorunu diğerlerinden daha iyi çözdü? Yanıt “büyüdük” ya da “lider olduk” gibi genel ifadelerden ibaretse metin henüz hazır değildir. Sorunun niteliği, uygulanan yöntem, karşılaşılan zorluk ve ölçülebilir sonuç ayrıştırılmalıdır. Başarı, her zaman finansal büyüme anlamına da gelmez. Bir enerji şirketinin şebeke güvenliğini artırması, bir tarım girişiminin su kullanımını azaltması, bir savunma sanayii şirketinin kritik bileşenlerde yerlilik oranını yükseltmesi veya bir üreticinin kadın istihdamını kalıcı biçimde artırması da güçlü başarı çerçeveleri sunabilir. Burada belirleyici olan, etkinin gerçek, açıklanabilir ve mümkünse karşılaştırılabilir olmasıdır. Veriyi hikâyenin süsü değil, ispatı olarak kullanın Rakamlar metni ikna edici hale getirir; ancak bağlamdan kopuk sayılar ters etki yaratabilir. “Yüzde 300 büyüme” ifadesi dikkat çekicidir, fakat bu artışın hangi dönemde, hangi baz üzerinden ve hangi iş kolunda gerçekleştiği belirtilmedikçe okuyucu için eksik kalır. Sağlıklı bir veri setinde başlangıç tarihi, karşılaştırma dönemi ve ölçüm yöntemi bulunur. Gelir artışı veriliyorsa enflasyon, kur etkisi veya yeni satın alma gibi sonuç üzerinde etkili olabilecek unsurlar gerektiğinde açıklanmalıdır. Karbon emisyonunda azalma iddiası varsa, bunun mutlak emisyon mu yoksa üretim başına yoğunluk mu olduğu netleştirilmelidir. Özellikle aşağıdaki dört veri türü, şirket başarı hikâyelerini güçlendirir: Operasyonel sonuçlar: Kapasite, teslimat süresi, verimlilik, hata oranı ve üretim miktarı. Finansal sonuçlar: İhracat, yatırım tutarı, ciro, maliyet avantajı ve yeni pazar geliri. İnsan etkisi: İstihdam, çalışan bağlılığı, eğitim saati, kadın ve genç istihdamı. Sektörel etki: Yerlileşme, tedarikçi gelişimi, çevresel fayda, teknoloji transferi ve müşteri kazanımı. Her başarı hikâyesinde bu başlıkların tamamının bulunması gerekmez. Hatta çok sayıda veri, ana fikri dağıtabilir. En doğru yaklaşım, hikâyenin merkezindeki değişimi kanıtlayan iki ya da üç güçlü göstergeyi seçmektir. Güçlü anlatı için insan unsurunu ihmal etmeyin Kurumsal metinlerin sık düştüğü hata, projeyi yalnızca şirket adı ve yönetim kurulu düzeyinde anlatmaktır. Oysa dönüşümün sahadaki karşılığı, hikâyeye hem inandırıcılık hem de ritim kazandırır. Bir fabrika müdürünün üretim darboğazını nasıl gördüğü, veri analistinin hangi problemi çözdüğü veya çiftçinin yeni uygulamadan nasıl yararlandığı, soyut başarıyı somut hale getirir. Bu noktada röportajlar işlevseldir. Ancak alıntılar uzun, genel ve övgü dolu olmamalıdır. “Sektörde öncü konumumuzu güçlendirdik” yerine, “Yeni hat sayesinde aynı vardiyada daha fazla üretim yaparken kalite kontrol süremizi kısalttık” gibi deneyime dayalı ifadeler tercih edilmelidir. Yönetici görüşü yine de gereklidir; çünkü projenin şirket stratejisindeki yerini açıklar. İdeal denge, üst yönetimin yönü tarif ettiği, operasyon ekibinin uygulamayı anlattığı ve mümkün olduğunda müşteri veya bağımsız paydaşın sonucu doğruladığı içerik yapısıdır. Haber değeri taşıyan kurgu nasıl kurulmalı? Başarı hikâyesinin ilk paragrafı, şirketin kuruluş tarihini ya da genel faaliyet alanını anlatmakla başlamamalıdır. Okuyucu önce gelişmeyi, sonucu veya sektör açısından kritik olan kırılmayı görmelidir. Kurum bilgisi daha sonra, hikâyeyi anlamayı kolaylaştıracak ölçüde verilmelidir. Etkili bir kurgu çoğunlukla dört bölümde ilerler. İlk bölümde gelişme ve en güçlü sonuç açıklanır. İkinci bölüm, başlangıçtaki sorunu veya pazar ihtiyacını tanımlar. Üçüncü bölümde şirketin çözümü, yatırım modeli ve uygulama süreci aktarılır. Son bölüm ise etkinin sınırlarını, gelecek adımlarını ve sektörel karşılığını ele alır. Bu yapı, metni bir başarı ilanından çıkarıp kurumsal vaka anlatısına dönüştürür. Örneğin yapay zekâ uygulaması anlatılırken yalnızca kullanılan platformdan söz etmek yeterli değildir. Veri güvenliği nasıl sağlandı, çalışanlar yeni sisteme nasıl adapte oldu, model hangi süreçlerde karar destek sundu ve insan kontrolü hangi aşamada korundu? Bu sorular, özellikle teknoloji odaklı içeriklerde güven duygusunu belirler. Abartıdan kaçınmak neden daha fazla etki yaratır? “İlk”, “tek”, “en büyük”, “devrim niteliğinde” gibi ifadeler doğrulanmadığında metnin güvenilirliğini hızla aşındırır. Bu tür iddialar kullanılacaksa coğrafi kapsamı, tarihi ve ölçütü belirtilmelidir. “Türkiye’nin ilk” ifadesi yerine, “Şirketin açıklamasına göre Türkiye’de bu kapsamda ilk uygulamalardan biri” demek bazı durumlarda daha doğru ve savunulabilir olabilir. Başarı hikâyesi aynı zamanda zorlukları bütünüyle saklamamalıdır. Bir yatırımın gecikmesi, üretim sürecinde yaşanan uyum sorunu veya pazar koşullarındaki belirsizlik, doğru çerçevelendiğinde metni zayıflatmaz. Tersine, kurumun problem çözme kapasitesini gösterir. Elbette ticari sırlar ve hukuki hassasiyetler korunmalıdır; fakat kusursuzluk iddiası yerine öğrenme ve gelişim çizgisi, profesyonel okuyucu için daha ikna edicidir. Yayın öncesi editoryal kontrol Metin tamamlandığında iletişim onayı ile editoryal kalite kontrolü ayrıştırılmalıdır. İletişim ekibi marka doğruluğunu, hukuk birimi iddiaların güvenliğini, konu uzmanları teknik bilgilerin tutarlılığını kontrol eder. Editoryal göz ise başlığın haberi taşıyıp taşımadığını, verilerin anlaşılır olup olmadığını ve metnin dışarıdan bir okuyucu için gerçekten anlam ifade edip etmediğini değerlendirir. Bu süreçte fotoğraf, video, infografik ve yönetici röportajı gibi destekleyici materyaller de planlanmalıdır. Ancak görsel zenginlik, belgesiz iddiaların yerine geçmez. Yayına hazır içerik, farklı dijital mecralarda kullanılabilecek kadar açık; sektör yayınlarının editoryal standardını karşılayacak kadar da kanıta dayalı olmalıdır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel yayın akışında değer kazanan içerikler, yalnızca kurumun ne söylediğini değil, gelişmenin ekonomi ve sektör ekosistemi için ne ifade ettiğini de ortaya koyar. Başarıyı görünür kılmanın en güvenli yolu, büyük sözler vermek değil; değişimi doğru tanımlamak, veriyi açık sunmak ve okuyucuya kendi değerlendirmesini yapabileceği sağlam zemini bırakmaktır.

ETSO Başkan Adayı Ahmet Ballıca Kimdir? Elazığ İş Dünyasının Tanınan İsmi Yeni Dönem İçin Başkanlığa Talip Haber

ETSO Başkan Adayı Ahmet Ballıca Kimdir? Elazığ İş Dünyasının Tanınan İsmi Yeni Dönem İçin Başkanlığa Talip

Sanayi, ihracat ve yatırım odaklı çalışmalarıyla tanınan Ballıca, açıkladığı projeler ve ortaya koyduğu vizyonla Elazığ iş dünyasının yeni dönemine talip olduğunu duyurdu. "Üreten, büyüyen ve ihracat yapan Elazığ" hedefini ön plana çıkaran Ahmet Ballıca, özellikle sanayinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm, organize sanayi bölgelerinin geliştirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik projeleriyle kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Seçim süreci boyunca her hafta yeni projelerini paylaşan Ballıca, Elazığ ekonomisinin gelecek vizyonuna ilişkin hazırlıklarını sürdürüyor. Ahmet Ballıca kimdir? Ahmet Ballıca, Elazığ iş dünyasının uzun yıllardır yakından tanıdığı sanayici ve iş insanları arasında yer alıyor. Üretim ve sanayi odaklı yatırımlarıyla öne çıkan Ballıca, özel sektörde edindiği tecrübeyi kentin ekonomik kalkınmasına yönelik projelerle birleştiren isimlerden biri olarak biliniyor. İş yaşamı boyunca üretim, yatırım, istihdam ve ihracat ekseninde faaliyetlerini sürdüren Ballıca, aynı zamanda Elazığ'ın sanayi potansiyelinin geliştirilmesine yönelik çeşitli platformlarda aktif rol üstlendi. Şirketlerinin büyüme sürecinde sanayi yatırımlarına ağırlık veren Ballıca, teknolojiye dayalı üretim, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası pazarlara açılma hedeflerini öncelikli çalışma alanları arasında görüyor. İhracat odaklı büyüme vizyonuyla dikkat çekiyor Ahmet Ballıca'nın iş dünyasındaki en dikkat çeken hedeflerinden biri ihracat odaklı büyüme modeli oldu. Daha önce yaptığı açıklamalarda, planlanan yatırımların tamamlanmasının ardından ilk dört yılın sonunda yıllık 500 milyon dolar ihracat hedefi doğrultusunda ilerlediklerini ifade eden Ballıca, Elazığ'ın yalnızca bölgesel değil, uluslararası pazarlarda da güçlü bir üretim merkezi olabileceğini vurguladı. Sanayi yatırımlarının sadece üretimi değil, istihdamı ve katma değerli ihracatı da artıracağını belirten Ballıca, Elazığ'ın sahip olduğu potansiyelin doğru projelerle çok daha ileri seviyeye taşınabileceğine dikkat çekti. ETSO Başkanlığı için neden aday oldu? Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına adaylığını açıklayan Ahmet Ballıca, oda yönetiminde daha katılımcı, şeffaf ve proje odaklı bir anlayış oluşturmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Ballıca'ya göre ETSO yalnızca resmi işlemlerin yürütüldüğü bir kurum değil, üyelerinin ticaretini geliştiren, yeni pazarlara açılmasını sağlayan ve yatırımcıların önünü açan güçlü bir kalkınma merkezi olmalı. Bu kapsamda seçim sürecinde hazırladığı projeleri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşan Ballıca, üyelerin taleplerini doğrudan dinleyen ve ortak aklı esas alan bir yönetim modeli oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyor. Elazığ için hazırladığı projeler öne çıkıyor Başkan adaylığı sürecinde yalnızca seçim çalışması yürütmekle kalmayan Ahmet Ballıca, her hafta farklı bir proje açıklayarak Elazığ iş dünyasının gündemine yönelik çözüm önerileri sunuyor. Bu projeler arasında en çok dikkat çeken çalışmalardan biri Elazığ İş Geliştirme Platformu oldu. Dijital altyapı üzerine kurulan bu platformla Elazığ'daki işletmeler arasında ticaret hacminin artırılması, firmaların yeni müşterilere ulaşması ve şehir içindeki ekonomik hareketliliğin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ballıca, bu sistem sayesinde Elazığ sermayesinin şehir içerisinde daha fazla dolaşacağını ve işletmeler arasında yeni iş birliklerinin oluşacağını ifade ediyor. Sanayi altyapısının güçlendirilmesini savunuyor Ahmet Ballıca'nın seçim sürecinde üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri de Elazığ sanayisinin fiziki altyapısının yenilenmesi oldu. Özellikle mevcut küçük sanayi sitesinin uzun yıllardır hizmet verdiğini ve günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Ballıca, sektörel sanayi sitelerinin oluşturulmasının Elazığ ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını dile getiriyor. Mobilya, mermer, PVC, metal işleme, otomotiv yan sanayi ve diğer üretim sektörlerinin modern tesislerde kümelenmesiyle hem üretim kapasitesinin hem de rekabet gücünün artacağını savunan Ballıca, Elazığ'ın bölgesel bir üretim merkezi haline gelebileceğini ifade ediyor. Şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışını savunuyor Ahmet Ballıca, seçim sürecinde sık sık şeffaflık ve ortak yönetim anlayışına vurgu yapıyor. ETSO seçimlerinin tüm adaylar açısından eşit şartlarda yürütülmesi gerektiğini belirten Ballıca, oda üyelerinin karar alma süreçlerine daha fazla dahil edildiği, meslek komitelerinin etkin çalıştığı ve her sektörün güçlü şekilde temsil edildiği bir yönetim modeli oluşturmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Kadın girişimciler ve genç girişimcilere özel projeler hazırlıyor Ekonomik kalkınmanın yalnızca mevcut işletmelerle sınırlı olmadığını belirten Ahmet Ballıca, kadın girişimcilerin ve genç yatırımcıların desteklenmesini de seçim vizyonunun önemli başlıkları arasında görüyor. Kadınların iş dünyasındaki temsil oranının artırılması gerektiğini vurgulayan Ballıca, girişimciliği teşvik edecek yeni destek mekanizmalarının oluşturulmasını hedeflediklerini açıkladı. Aynı zamanda genç girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak projeler üzerinde çalıştıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Elazığ iş dünyasının geleceğine odaklanan bir vizyon Ahmet Ballıca'nın seçim sürecinde öne çıkardığı başlıklar; sanayide dönüşüm, ihracatın artırılması, dijitalleşme, yatırım ortamının iyileştirilmesi, organize sanayi bölgelerinin güçlendirilmesi ve ortak akıl anlayışı etrafında şekilleniyor. Elazığ'ın sahip olduğu üretim potansiyelini daha etkin kullanarak kenti Doğu Anadolu'nun önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefleyen Ballıca, hazırladığı projelerle yalnızca bugünün değil, gelecek yılların ekonomik altyapısını oluşturmayı amaçlıyor. ETSO seçimlerinin dikkat çeken adaylarından biri Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken Ahmet Ballıca, iş dünyasındaki tecrübesi, ihracat odaklı bakış açısı ve proje temelli seçim çalışmalarıyla öne çıkan isimler arasında yer alıyor. Üretim gücünü artırmayı, yatırımcıların önünü açmayı, ihracatı büyütmeyi ve Elazığ ekonomisini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen Ballıca, açıkladığı vizyon ve projelerle ETSO başkanlık yarışının yakından takip edilen adaylarından biri olmayı sürdürüyor.

Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Toyota Otomotiv Türkiye'de, Üretime Planlı Bakım Arası  Haber

Toyota Otomotiv Türkiye'de, Üretime Planlı Bakım Arası 

Toyota’nın Avrupa’daki en büyük üretim tesislerinden birine sahip olan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye (TMMT), Sakarya’daki fabrikasında gerçekleştirilecek planlı bakım, revizyon ve modernizasyon çalışmaları kapsamında, 3-17 Ağustos tarihleri arasında üretim faaliyetlerine geçici olarak ara veriyor. Yüksek kalite standartları ve ileri teknolojilerle donatılmış üretim hatlarıyla dünyanın önde gelen otomobil üretim üsleri arasında yer alan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, bu süreçte gerçekleştireceği çalışmalarla üretim altyapısını daha da güçlendirerek operasyonel verimliliğini, üretim sürekliliğini ve rekabet gücünü daha da ileri taşımayı hedefliyor. Başta 5 bin çalışanı olmak üzere, tedarikçileri ve tüm iş ortaklarıyla geleceğe odaklı üretim anlayışını benimseyen Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, yüksek üretim ve ihracat kapasitesiyle yarattığı ekonomik değerin yanı sıra çevresel ve toplumsalodaklı uygulamalarıyla da sürdürülebilir bir gelecek için değer yaratmaya devam ediyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” sıralamasında beşinci sırada yer alan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı Araştırması’nda” ise ikinci sırada yer aldı. Aynı zamanda Türkiye’nin en beğenilen şirketleri arasında da yer alan TMMT, güçlü üretim kapasitesi, ihracat performansı ve çevre dostu vizyonuyla sektördeki öncü konumunu kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kardemir Çelik halka arzı başarıyla tamamlandı Haber

Kardemir Çelik halka arzı başarıyla tamamlandı

110 ülkeye ihracat yapan, Türkiye’nin 111’inci, Ege Bölgesi’nin ise 9’uncu büyük sanayi kuruluşu olan Kardemir Çelik, halka arz sürecini başarıyla tamamladı. A1 Capital, Vakıf Yatırım ve Ziraat Yatırım'ın liderliğinde, pay başına 35,0 TL fiyatla gerçekleşen halka arzın toplam büyüklüğü 4 milyar 480 milyon TL, halka açıklık oranı ise yüzde 15,42 oldu. Halka arzda yurt içi bireysel yatırımcılardan 840.067 başvuru ile tahsisatın 1,3 katı; yüksek talepte bulunan yatırımcılardan 794 başvuru ile tahsisatın 13,44 katı; 137 yurt içi kurumsal yatırımcıdan tahsisatın 6,32 katı; 14 yurt dışı kurumsal yatırımcıdan tahsisatın 2,43 katı talep toplandı. Toplamda ise halka arz büyüklüğünün 4,28 katı olmak üzere toplam 841.012 yatırımcıdan talep geldi. Satış sonuçlarına göre; halka arzda 813.950 yurtiçi bireysel yatırımcıya 51 milyon 200 bin adet, 788 yüksek talepte bulunan yatırımcıya 12 milyon 800 bin adet, 104 yurtiçi kurumsal yatırımcıya 38 milyon 400 bin adet, 11 yurtdışı kurumsal yatırımcıya 25 milyon 600 bin adet olmak üzere toplamda 814.853 yatırımcıya 128 milyon adet payın dağıtımı yapıldı. Dağıtımın tahsisat grupları arasındaki dağılımı ise %40 yurt içi bireysel, %10 yüksek talepte bulunan yatırımcı, %30 yurt içi kurumsal ve %20 yurt dışı kurumsal yatırımcı olarak gerçekleşti. “Hedefimiz, sermaye piyasalarıyla bütünleşmiş, sürdürülebilir büyüyen bir sanayi şirketi olmak” Halka arz sürecini başarıyla tamamlayarak şirket tarihine yeni bir kilometre taşı eklediklerini belirten Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Bakırel, "Şirketimize güvenerek ortak olan tüm yatırımcılarımıza teşekkür ediyoruz. Halka arzımızın gördüğü ilgi, Kardemir Çelik'in üretim gücüne, büyüme stratejisine ve geleceğine duyulan güvenin en somut göstergesi oldu. Bugün geldiğimiz noktada, son üç yılda hayata geçirdiğimiz kapasite artırıcı yatırımların tamamını devreye almış, güçlü nakit üreten ve yatırımlarını kendi operasyonel performansıyla destekleyen bir yapıya ulaştık. Halka arz kararımızın temelinde şirketimizi gelecek nesillere taşıyacak kurumsal yönetim anlayışını daha da güçlendirme hedefi yer alıyor. Hedefimiz, sermaye piyasalarıyla bütünleşmiş, şeffaf, sürdürülebilir ve nesiller boyu kalıcı bir sanayi şirketi olmak. Halka arzdan elde edeceğimiz kaynağın büyük bölümünü tamamladığımız yatırımların verimliliğini daha da amacıyla işletme sermayemizin güçlendirilmesinde kullanarak artırmayı planlıyoruz. Böylece üretim kapasitemizi daha etkin kullanacak, katma değerli ürünlerimizin payını artıracak ve ihracat odaklı büyüme stratejimizi daha güçlü şekilde sürdüreceğiz. Bugün Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer alan Kardemir Çelik olarak, entegre üretim altyapımız, güçlü ve 110 ülkeye ulaşan ihracat ağımız ile sürdürülebilir üretim yaklaşımımızla önümüzdeki dönemde de istikrarlı büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Sermaye piyasalarından aldığımız güçle tüm paydaşlarımız için uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri'de Başkan Büyükkılıç, UND Yönetimiyle Kayseri'nin Lojistik Geleceğini Görüştü Haber

Kayseri'de Başkan Büyükkılıç, UND Yönetimiyle Kayseri'nin Lojistik Geleceğini Görüştü

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, UND İkinci Başkanı Ergün Bilen ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerini Büyükşehir Belediyesi’nde ağırladı. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin Kayseri’de gerçekleştirdiği Yönetim Kurulu Toplantısı öncesinde gerçekleşen ziyarette, kentin geleceğine yön verecek Lojistik Merkez Projesi başta olmak üzere ulaştırma, ticaret ve yatırım odaklı çalışmalar değerlendirildi. Başkanlık Toplantı Salonu’nda gerçekleşen görüşmede konuklarını tek tek karşılayan Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, nazik ziyaretlerinden dolayı UND yönetimine teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Görüşmede Kayseri’nin uluslararası vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başkan Büyükkılıç, kentin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ve 2029 Dünya Spor Başkenti ünvanlarıyla önemli organizasyonlara ev sahipliği yapacağını belirterek, Erciyes Kayak Merkezi, Yüksek İrtifa Kamp Merkezi, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi ve Mutfak Sanatları Merkezi gibi yatırımlar hakkında heyete bilgi verdi. Kayseri’nin sanayi, üretim, ihracat ve ulaşım alanındaki güçlü potansiyeline dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak kentin lojistik altyapısını güçlendirecek her projeye büyük önem verdiklerini ifade etti. Kayseri’nin sahip olduğu stratejik konumun, planlanan Lojistik Merkez ile daha da değer kazanacağını belirten Büyükkılıç, projenin hem şehir ekonomisine hem de Türkiye’nin taşımacılık sektörüne önemli katkılar sunacağını vurguladı. UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras ise Kayseri’nin Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip şehirlerden biri olduğunu belirterek, dernek olarak her ay farklı bir bölgede gerçekleştirdikleri yönetim kurulu toplantısını bu ay Kayseri’de yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Kayseri’de planlanan Lojistik Merkez Projesi’ne Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği destekten dolayı Başkan Büyükkılıç’a teşekkür eden Aras, “Kayseri bizim için çok önemli. Özellikle Lojistik Köy projesine verdiğiniz destek bizleri ziyadesiyle mutlu etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde yürüttüğünüz girişimler ve yer tespitine yönelik çalışmalar sektörümüz adına son derece kıymetlidir. Destekleriniz için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ziyarette, Kayseri’de kurulması planlanan Lojistik Merkez Projesi’nin sağlayacağı ekonomik katkılar, ulaştırma altyapısına kazandıracağı avantajlar ve iş birliği imkânları üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette, Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ali Süslü de hazır bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.