Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar Haber

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar

Küresel ekonomide hammaddeye erişim, üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından her zamankinden daha kritik hale geldi. Tedarik açısından zaman zaman yaşanan sıkıntılar hammaddeye erişimi zorlaştırırken, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da girdi maliyetlerini yükseltiyor. Bu yüzden yerli ve geri dönüştürülmüş kaynaklara dayalı bir döngüsel ekonominin önemi her geçen gün artıyor. Geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı işletmelere maliyet avantajı sağlarken, tedarik güvenliğini artırarak ekonominin dış kaynaklı dalgalanmalara karşı dayanıklılığını güçlendiriyor. Plastik sektörü, Türkiye ekonomisinin en önemli aktörlerinden birisi. Bugün 10 milyon tonu geçen toplam üretimi, 40 milyar dolar civarındaki cirosu, 7 milyar doları aşan doğrudan ihracatı ve son 10 yılda GSYH büyümesinin üzerinde gerçekleşen yıllık büyüme performansıyla plastik sektörünün ülke ekonomisine sağladığı katkı giderek artıyor. PAGEV tarafından yayımlanan “Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2025” verilerine göre, plastik mamul üretimi 10 milyon ton olarak gerçekleşirken, tüketimi 8 milyon tonu buldu. Üretim ve tüketim miktarlarının artmasına bağlı olarak plastiğin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması ve geri dönüşüme yönelik girişimler de hızlandı. Atık plastiklerden rPET, rPE ve rPP üretimi, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre iş modeliyle faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik A.Ş. de döngüsel ekonomiye katkıları ile ülkemizin stratejik ve ekonomik bağımsızlığında önemli bir rol oynuyor. Atık plastikleri yüksek kaliteli hammaddeye dönüştürerek yeniden ekonomiye kazandıran Saytek hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de Türkiye'nin üretim gücünü destekliyor. Şirket, geri dönüştürülmüş hammaddeleri sanayinin kullanımına sunarak, ithal kaynaklara olan bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunuyor. “Kaynakları verimli kullanmak bir tercih değil artık bir zorunluluk” Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğuna dikkat çekerek "Dünyada kaynakların verimli kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Geri dönüşüm sayesinde atıkları yeniden üretim süreçlerine dahil ediyor, sanayicilerimize kaliteli ve sürdürülebilir hammadde sunuyoruz. Yerel kaynakların yeniden değerlendirilmesi sayesinde sanayi için sürdürülebilir bir hammadde ekosistemi oluşturulurken, üretim maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi de mümkün oluyor. Böylece hem doğal kaynakların korunmasına hem de ülkemizin üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz" dedi. Tekirdağ yatırımıyla kapasitesini büyüttü, 2028’de Konya yatırımı faaliyete geçecek Stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geçtiğimiz aylarda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikayı bünyelerine kattıklarını hatırlatan Özer Yıldırım, şöyle devam etti: “Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım hamlesi oldu. İlk etapta yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ile Türkiye'nin döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi yoluyla kaynak verimliliğinin artırılmasına da destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlarımız ile bu sürece desteğimiz devam edecek. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek, ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Yaklaşık 6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip sektör; otomotivden savunma sanayisine, tekstilden tarıma, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar birçok stratejik alanın temel girdilerini sağlıyor. Türkiye'de ise kimya, ihracat performansıyla ekonominin stratejik sektörleri arasındaki yerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumundaki kimya sanayisi, 2026 yılının ilk beş ayında 13,8 milyar doları aşan ihracata ulaşırken, mayıs ayında da yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracat performansıyla ekonomiye katkısını sürdürdü. Kimya sanayisinin birçok sektörün üretim gücünü doğrudan etkilediğini belirten Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Otomotivden savunma sanayiine, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar geniş bir üretim ekosisteminin bel kemiğini oluşturan kimya sektörü, Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedeflerinde stratejik bir konumda yer alıyor. Sektörün ortaya koyduğu ihracat performansı da bu gücün en somut göstergelerinden biri" dedi. KİMYADA REKABETİN KURALLARI DEĞİŞİYOR Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu Haber

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu

Üç gün sürecek organizasyonda sektörün güncel gelişmeleri ve geleceği masaya yatırılacak. Fuar ve zirvenin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in fuarcılık kimliğine dikkat çekerek, kentin uluslararası ticaret ve organizasyon geleneğiyle bu tür etkinliklere ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde düzenlenen Sigorta İzmir – 1. Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi kapılarını açtı. 46 katılımcının yer aldığı fuarda sigorta şirketleri, reasürans firmaları, acenteler, eksperler ve kamu temsilcileri, yeni iş birlikleri geliştirmek ve sektördeki güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere Fuar İzmir’de bir araya geldi. 13 Haziran’a kadar sürecek fuar ve zirvenin açılışını gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, organizasyonun sektör için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek, “Çok değerli paydaşların bir araya geldiği bu güzel zirvenin yeni ufuklar açmasını ve iş birliklerine zemin oluşturmasını diliyorum. İzmir gerçekten bir fuarlar şehridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e adeta verdiği bir görevdir. İzmir, uluslararası ticaretin güçlü olduğu, tarihten bu yana önemli bir liman, ticaret ve turizm kenti olarak öne çıkan bir şehirdir. Fuarcılık bu şehre yakışıyor, biz de bunun hakkını vermeye çalışıyoruz. Bu güzel fuar kompleksi Aziz Kocaoğlu başkanımız döneminde yapıldı ve fuarcılık sektörüne hizmet ediyor. Göreve geldiğimden bu yana geliştirmeye çalışıyoruz. Bu yılın başından itibaren 16 fuar düzenledik ve 900 binden fazla ziyaretçiyi ağırladık. Bu fuarda da üç bin metrekarelik alanda 46 katılımcı yer alıyor ve sekiz panel planlandı. Bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Fuarın İzmir’e kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Önceliğimiz sektörün büyümesi” Sigortacılık sektörü hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, sektörün gelişimi ve yaygınlaşması için çalıştıklarını söyledi. Menteş, “Her şeyin başı finansal dayanıklılıktır. Sigorta şirketleri önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Gelinen noktada sermaye yeterlilik sorunu yaşayan şirket kalmamıştır. Önemli bir rehabilitasyon süreci yaşıyoruz. Fiyatlama ve kârlılık konusunda ise son dönemde sektörümüzü itham altında bırakacak şekilde yüksek kârlılık ve sigortasızlık iddiaları ortaya atılmıştır. Bizim görevimiz gerçeği ortaya koymaktır. Bir sektörde fiyatlamanın makul olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden biri karlılıktır. Şu an en önemli önceliğimiz sektörün büyümesidir” diye konuştu. “Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya” Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir’in ekonomik ve sektörel önemine dikkat çekti. Yorgancılar, “TOBB yönetiminde bu fuarın İzmir’de düzenlenmesi gündeme geldiğinde büyük memnuniyet duydum. Fuarın coşkusunu burada çok daha iyi görüyorum. Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya. Uluslararası hukuk giderek zayıflıyor, güçlü ekonomiler yalnızca kendi çıkarlarını gözeterek hareket ediyor. Ticaret politikaları adeta bir araç gibi kullanılıyor. Belirsizlik her geçen gün artıyor. Ülke olarak ayakta kalmak istiyorsak siyasi, askeri ve ekonomik açıdan güçlü olmak zorundayız. Savaşlar, iklim değişikliği, teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, sigorta korumasına olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor” ifadelerini kullandı. Yorgancılar ayrıca sektörün çözüm bekleyen sorunlarına da dikkat çekti. Sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasına vurgu İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’in tarih boyunca ticaretin, girişimciliğin ve yeniliğin merkezi olduğunu belirterek, “İzmir bugün de çok önemli bir fuarın açılışına ev sahipliği yapıyor. Üretimden ihracata lojistikten tarıma ulaşımdan sanayiye kadar en dinamik faaliyetler kentimizde yer alıyor. İzmir risk yönetimi kültürünün geliştirilmesi ve sigorta bilincinin yaygınlaştırılması açısından son derece önemli konumda yer alıyor. Bu stratejik yaklaşımı çok kıymetli buluyorum. Sigortacılık sektörümüz tüm meslek gruplarımızın, iş dünyasında faaliyet gösteren tüm sektörlerin işlerini geliştirmesi için gereklidir. Bu fuarı istemekle çok haklıyız. Her fuar yeni ticaret fırsatları yaratır ama bazı fuarlar sektörün geleceğini de şekillendirir. Bu fuarın da tam böyle bir organizasyon olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı. “Türk ekonomisinin kuruluş kodları olan İzmir’de bir arada olmaktan memnunuz” Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar da “İzmir, Türk ekonomisinin kuruluş kodları, Yerli Mallar Sergisi ile başlayan fuarlara sahip olan bir şehir. Bu şehirde sigorta paydaşlarıyla bir arada olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türk sigorta sektörü son yıllarda sadece büyüyen değil mali yapısını güçlendiren bir gelişim sürecinde. Bugün geldiğimiz noktada sigorta sektörümüz geçmişe göre çok daha güçlü ve geleceğe daha güvenle bakabilen bir yapıya ulaşmıştır. Büyümenin sağlıklı şekilde devam edeceğine inanıyoruz. Büyümenin niteliğini de konuşuyoruz. Toplumun daha geniş kesimlerine ulaşabilen sigorta sektörü oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Riskler ve tehditler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu” TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut ise “Bugün sigortacılık riskleri öngören, yöneten, ekonomik sürdürülebilirliği destekleyen, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir sektör haline gelmiştir. Dünyadaki riskler, tehditler, dönüşümler, savaşlar ve buna benzer gelişmeler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle ülkemizin deprem gerçeği, afetler, ekonomik dalgalanmalar sigorta oranını artırmıştır” dedi. “Güçlü bir sektör, güçlü bir ülkenin ön şartı” TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, sigortacılığın yalnızca teknik bir alan olmadığını vurgulayarak, sektörün toplumsal rolüne dikkat çekti. Erdem, “Sigortacılık sektöründe bizler çoğu zaman poliçe, prim ve teminatları konuşuyoruz ancak işin özüne bakıldığında sigortacılık, insanların yarınlara dair taşıdığı endişeleri azaltma sanatıdır. Sigorta, geleceğe duyulan güvenin kurumsal ifadesidir. Güçlü bir sigorta sektörü, güçlü bir ekonomi ve ülkenin ön koşullarından biridir” diye konuştu. Erdem ayrıca, ilk kez düzenlenen fuarın sektör açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu da ifade etti. Deneyim alanları da yer alıyor Organizasyon kapsamında fuar alanında kurulacak deneyim alanlarında, ziyaretçiler, sektörün yenilikçi uygulamalarıyla buluşacak. Deprem farkındalığını artırmayı amaçlayan DASK Deprem Simülasyon Tırı ile Quick Sigorta’nın güvenli sürüş deneyimi sunan Q Truck uygulaması ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatacak. Katılımcılar, ayrıca, organizasyon için kullanılacak dijital randevu sistemi sayesinde B2B görüşmeler gerçekleştirerek yeni iş bağlantıları kurma fırsatı yakalayacak. Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi’nin, sektör temsilcileri arasındaki iş birliğini güçlendirmesi, yeni ticari bağlantılar oluşturması ve sigortacılığın geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere ev sahipliği yapması hedefleniyor. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek zirve programında sektörün önde gelen isimleri; dijitalleşme, risk yönetimi, hasar süreçleri, dağıtım kanalları, jeopolitik gelişmeler, müşteri deneyimi ve sigortacılığın geleceği gibi başlıklarda görüşlerini paylaşacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde gerçekleştirilen fuarın etkinlik partnerliğini ise IUC Events üstleniyor. T.C. Ticaret Bakanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayesinde düzenlenen fuar; sektörün köklü kurumları tarafından destekleniyor. Organizasyona, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tam destek veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tck by Kıraç  A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı! Haber

Tck by Kıraç A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı!

Türkiye sanayisinde katma değerli üretim ve teknoloji odaklı büyüme ivmesi hız kesmeden devam ediyor. Altyapıdan savunma sanayisine kadar kritik sektörlerde stratejik üretim gerçekleştiren Tck by Kıraç A.Ş., küresel pazarda bölgesel bir üretim merkezi olma vizyonu doğrultusunda dev bir adım daha attı. Şirket, yaklaşık 1,35 milyar TL yatırımlarla tamamlanan Bozüyük Üretim Kampüsü’nde seri üretime geçerken, eş zamanlı olarak Bursa Başköy’de kurulması planlanan yeni üretim tesisi için çalışmaları başlattı. Robotik otomasyon sistemleri, dijital üretim altyapıları ve ileri galvaniz teknolojileriyle donatılan Bozüyük tesisi, Türkiye’nin sanayi gücünü artırmanın yanı sıra; Avrupa, Balkanlar, Körfez Bölgesi, Türk Cumhuriyetleri ve küresel savunma sanayi ekosistemine yönelik yüksek teknoloji ihracatının da yeni üssü olacak. Serkan Malçok: "Günü Değil, Nesiller Boyu Sürecek Bir Sanayi Hikâyesini Planlıyoruz" Yatırım hamleleri ve şirketin küresel vizyonuna dair stratejik açıklamalarda bulunan Tck by Kıraç A.Ş. Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, Bozüyük yatırımının bir final değil, yeni nesil bir başlangıç olduğunu vurguladı. Malçok, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Bozüyük yatırımımız bizim için bir final değil, yeni bir başlangıçtır. Çünkü biz günü değil geleceği planlıyor, kısa vadeli değil nesiller boyu sürecek bir sanayi hikâyesi inşa ediyoruz. Türkiye’nin üretim gücüne, mühendisliğine ve sanayi potansiyeline inanıyoruz. Katma değerli üretim, ileri teknoloji, ihracat ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeye devam edeceğiz.” Küresel Tedarik Zincirinde İleri Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Dönemi İzlenebilir üretim süreçleri ve sürdürülebilirlik odağıyla faaliyetlerini yürüten Tck by Kıraç A.Ş., geniş ürün yelpazesi ve gelişmiş mühendislik kabiliyetleriyle uluslararası projelerde küresel bir oyun kurucu olmayı hedefliyor. Şirket; Ar-Ge gücünü ve yatırım stratejisini özellikle can güvenliğini ön plana çıkaran yol güvenliği sistemleri, motosiklet dostu bariyer teknolojileri ve gürültü önleme sistemleri üzerinde yoğunlaştırıyor. Eş zamanlı olarak yeşil enerji dönüşümüne de yön veren marka, enerji altyapı çelikleri ile güneş enerjisi taşıyıcı sistemlerinin yanı sıra galvanizli çelik çözümleri ve savunma sanayisine yönelik gerçekleştirdiği özel stratejik üretimlerle küresel ölçekteki rekabetçi gücünü her geçen gün pekiştiriyor. Hedef, Türkiye’den Dünyaya Açılan Küresel Bir Sanayi Markası Olmak Bursa Başköy yatırımının da hayata geçmesiyle birlikte üretim kapasitesini ve ihracat hacmini katlamayı hedefleyen Tck by Kıraç A.Ş., sadece bir üretici değil, küresel ölçekte bir teknoloji şirketi olma yolunda ilerliyor. Şirketin vizyonunun çelik üretiminin çok ötesinde olduğunu belirten Serkan Malçok, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz yalnızca çelik üretmiyoruz. Daha güvenli yollar, daha güçlü enerji altyapıları ve daha stratejik savunma projeleri için çözümler geliştiriyoruz. Amacımız, Türkiye’de doğan bir sanayi markasını dünya ölçeğinde rekabet eden bir teknoloji ve üretim şirketine dönüştürmektir. Bugünü değil, geleceği üretiyoruz.” Bozüyük’te devreye alınan yeni nesil tesis ve Bursa Başköy’de yükselmeye hazırlanan stratejik hamle, Türkiye sanayisinin küresel pazardaki ağırlığını artıracak yeni bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Sanayi Devinden Bursa Hamlesi! Resmi Onay Çıktı, Büyük Taşınma Başlıyor Haber

Türkiye'nin Sanayi Devinden Bursa Hamlesi! Resmi Onay Çıktı, Büyük Taşınma Başlıyor

Bursa'nın Gemlik ilçesi Ata Mahallesi Sanayi Caddesi mevkiinde faaliyet gösteren Borusan Birleşik Boru Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş., üretim altyapısını güçlendirmek için yeni bir proje hazırladı. 12 Mart tarihinde ÇED süreci başlayan "Boru Üretim Tesisi Üretim Hattı Revizyonu ve İlave Fosfatlama ve Yüzey Temizleme Hatları (İlave Toplam Havuz Hacmi 395 m³)" projesi için resmi onay çıktı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Bursa Valiliği projeye yönelik resmi kararını duyurdu. ÜRETİM HATLARI GEMLİK'TE BİRLEŞİYOR Planlanan dev yatırım kapsamında, şirketin İstanbul Halkalı ve Bursa'da bulunan diğer tesislerindeki üretim hatları, makine ve ekipmanları Gemlik kampüsüne taşınacak. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Gemlik, otomotiv, inşaat ve endüstri sektörlerine hizmet veren yüksek verimli ve stratejik bir üretim merkezi üssü haline gelecek. Farklı bölgelerdeki faaliyetlerin tek bir kampüste toplanmasıyla, operasyonel verimliliğin artırılması ve şirket içi kararların daha hızlı alınması hedefleniyor. İSTİHDAM 800 KİŞİYE ULAŞACAK Toplam bedeli 301 milyon 658 bin TL olarak belirlenen dev projenin 24 ay içerisinde aşamalı olarak hayata geçirilmesi planlanıyor. Yatırım kapsamında tesise yeni yüzey işlem, yıkama, pas temizleme ve boru üretim hatları entegre edilecek. Ekonomiye ve istihdama doğrudan katkı sağlayacak proje ile tesiste çalışan mevcut 725 kişilik kadroya 75 personel daha eklenecek. Böylece fabrikadaki toplam istihdam sayısı 800 kişiye ulaşmış olacak. KAPASİTE 450 METREKÜPE ÇIKACAK Üretim kapasitesinin artışıyla birlikte çevre yatırımlarına da hız verilecek. Proje kapsamında fabrikanın Atıksu Arıtma Tesisi kapasitesi günlük 300 metreküpten 450 metreküpe çıkarılacak. Ayrıca modernizasyon çalışmaları dahilinde 20 bin metrekarelik alanda çatı yenileme çalışmaları gerçekleştirilecek. BÖLGEYİ ÜS YAPACAK Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları listesinde 50 yıldır aralıksız olarak ilk 100'de yer alan Borusan Boru, üretim süreçlerini tek bir çatı altında toplama hamlesiyle küresel pazardaki rekabetçi gücünü Gemlik'te sürdürecek Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli’de Tekstilin Yanına Oto Aksesuarı Eklendi Haber

Denizli’de Tekstilin Yanına Oto Aksesuarı Eklendi

Şehrin lokomotifi olan ev tekstili ve hazır giyim liderliğini korurken; Denizlili satıcılar e-ticaret sayesinde ürün yelpazesini genişletti. Denizli’den Türkiye’nin dört bir yanına giden sepetlerde artık sadece bornoz ve çarşaf değil; oto aksesuarı başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan sürpriz ürünler de yer alıyor. Türkiye’nin her bölgesinden sipariş alarak bir akıllı alışveriş rotası haline gelen Denizli, Trendyol’daki e-ihracat performansıyla da Türkiye genelinde 5’inciliğe yükseldi. Ev tekstili ve giyim ürünleriyle tanınan Türkiye ekonomisinin dinamik şehirlerinden Denizli'deki Trendyol satıcıları, platform üzerinden ülke geneline yayılan bir satış performansı sergiliyor. Trendyol verilerine göre, Denizlili üreticilerin en çok satış yaptığı iller İstanbul, Ankara ve İzmir olurken, üç büyük şehri Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Mersin, Konya, Muğla, Tekirdağ, Gaziantep ve Balıkesir takip etti. Denizlili satıcıların ilk 100 listesinde sürpriz ürünler Ev tekstili Denizli’nin e-ticaretinin ana omurgasını oluşturmaya devam ederken, Trendyol verileri Denizlili üreticilerin pazarın nabzını tutarak niş alanlarda da Türkiye genelinde söz sahibi olmaya başladığını gösterdi. Denizli'den yurt geneline yapılan satışların hayatın her alanına yayıldığı göze çarparken, ilk 100 listesinde paspas, kılıf, pet shop ürünleri ve oto aksesuarı gibi ürünler dikkat çekti. Denizli’nin üretim gücü, Trendyol ile küresel pazarlara açılıyor Denizli, tekstil başta olmak üzere üretim gücüyle Türkiye’nin ihracat kaslarından biri olmayı sürdürürken, e-ihracat bu potansiyelin küresel pazarlara taşınmasında kritik bir rol üstleniyor. Dijitalleşmenin hız kazandığı bu dönemde, yerel üreticilerin sınır ötesi ticarete erişimini kolaylaştırmak, rekabet güçlerini artırmanın en önemli unsurlarından biri haline geliyor. Trendyol, sunduğu teknoloji, lojistik ve pazarlama altyapısıyla Denizlili üretici ve satıcıların e-ihracata katılımını kolaylaştırarak, ürünlerini dünya pazarlarıyla buluşturuyor. Böylece sadece satış hacmini artırmakla kalmayıp, yerel kalkınmaya da doğrudan katkı sağlayan bir köprü görevi görüyor. Denizli, yıllık 5 milyar dolara ulaşan rakamla Türkiye'nin dünyaya ihracatında sekizinci sırada yer alıyor. Denizli, Trendyol ekosistemi içindeki e-ihracat performansıyla Türkiye beşincisi olarak dikkat çekiyor. E-ihracat, Denizli'de en hızlı büyüyen alan olarak göze çarpıyor. Kentin üretim gücünün dijital kanallarla daha geniş pazarlara taşınması, sanayi ve ihracat temsilcileri tarafından da Denizli’nin yeni büyüme alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. Selim Kasapoğlu: “Rekabetin Yolu Dijitalden Geçiyor” Denizli’nin üretim gücü ve girişimci ruhuyla Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden biri olduğunu belirten Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, günümüzde rekabette öne çıkmanın yolunun üretilen değeri dijital dünyada güçlü bir şekilde konumlandırıp küresel pazarlara doğrudan taşıyabilmekten geçtiğini ifade ederek şunları söyledi: "E-ticaret ve mikro ihracat, özellikle KOBİ’lerimiz için önemli fırsatlar sunuyor. Daha önce yalnızca toptan çalışan birçok işletmemiz bugün kendi markasını oluşturarak dijital platformlar üzerinden son kullanıcıya ulaşabiliyor. Bu dönüşüm hem katma değeri artırıyor hem de firmalarımızın rekabet gücünü yükseltiyor. Biz de Denizli Sanayi Odası olarak şehrimizin e-ihracat ve e-ticaret alanındaki potansiyelinin farkındayız. Hedefimiz, firmalarımızın dijital dönüşüm süreçlerini desteklemek, markalaşmayı güçlendirmek ve Denizli’nin üretim başarısını dijital ticarette de daha ileri taşımaktır.” “Osman Uğurlu: E-ihracat, Denizli’ye esnek ve doğrudan satış kanalı açıyor” Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu ise, e-ihracatın Denizli için stratejik önemine vurgu yaptı: "Avrupa başta olmak üzere birçok pazara yüksek kaliteli tekstil ürünleri ihraç ediyoruz. Ancak geleneksel ihracat modeli genellikle büyük siparişler ve uzun vadeli anlaşmalar üzerine kurulu. E-ihracat ise bu yapıyı tamamlayan ve esnek hale getiren yeni bir kanal oluşturuyor. Bugün Denizlili bir üretici, e-ihracat sayesinde Almanya’daki bir son kullanıcıya tek bir bornoz satışı gerçekleştirebiliyor. Bu, geçmişte mümkün olmayan bir iş modeliydi. Aynı şekilde ABD veya Körfez pazarlarına küçük hacimli ama yüksek katma değerli ürünler gönderilebiliyor." Dijitalin Denizli’ye getirdiği köklü değişim Denizlili işletmeler, e-ticaret ve e-ihracatın sağladığı verilerle daha esnek ve talep odaklı üretim gerçekleştiriyor. Bir ürünün hangi şehirde ya da ülkede çok sattığı, hangi renk veya modelin daha çok talep gördüğü gibi veriler, Denizli'deki üretim planlamasına doğrudan yansıdı. Trendyol verileri, Denizli'deki üretim modelinin köklü bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. E-ticaret ve e-ihracat öncesinde ürünler önce toptancı, ardından perakendeci zinciriyle son kullanıcıya ulaşıyordu. Ancak günümüzde dijitalin gücüyle üretici doğrudan müşteriyle buluşabiliyor. Bu dönüşüm kadın ve genç girişimcilerin daha kolay pazara girmesini, küçük atölyelerin marka haline gelmesini ve sınırlı bir kitleye hitap eden özel ürünlerin üretimini artırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.