Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eksun Gıda ile Konya Selçuk Üniversitesi’nden Stratejik İş Birliği Haber

Eksun Gıda ile Konya Selçuk Üniversitesi’nden Stratejik İş Birliği

Selçuk Üniversitesi ile yapılan iş birliğiyle Eksun Gıda’nın Konya’da bulunan fabrikasında, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin geliştirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve sektör odaklı akademik çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye’nin lider un üreticilerinden Eksun Gıda, yatırımlarını akademik iş birlikleriyle güçlendiriyor. Bu kapsamda Konya Selçuk Üniversitesi ile imzalanan stratejik protokol, üniversite ve sanayinin birlikte çalışmasına yönelik somut adımlar içeriyor. Protokol, Ar-Ge projeleri, teknik danışmanlık, tez çalışmaları, laboratuvar ve altyapı olanaklarının paylaşımı gibi pek çok alanda ortak çalışma fırsatları sunarken, öğrencilerin iş hayatına kazandırılmasını da kapsıyor. Uzun soluklu proje hem sektörel gelişim hem de toplumsal fayda odaklı bir iş birliği modeli sunuyor. Ar-Ge ve insan kaynağında ortak hedef Konya Selçuk Üniversitesi ile imzalanan protokolün üniversite-sanayi iş birliğinin güzel örneklerinden biri olduğunun altını çizen Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO'su Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: “İmzaladığımız bu protokol iki kurumun birlikte Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji geliştirmelerinin yanı sıra sektöre yetişmiş insan kaynağı kazandırmayı amaçlıyor. Sanayinin gelişimi teknoloji yatırımıyla birlikte bu teknolojiyi doğru anlayan, yöneten ve dönüştürebilen insan kaynağıyla mümkün hale geliyor. Selçuk Üniversitesi ile yaptığımız stratejik iş birliği, genç mühendis adaylarının yetkinliklerini geliştirmeleri, sahaya dokunan projelerde yer almaları ve gerçek üretim süreçlerini deneyimlemeleri açısından da önemli bir fırsatlar sunuyor.” Bilimsel üretim sektörel ihtiyaçlara entegre ediliyor Selçuk Üniversitesi Akşehir Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi imzalanan protokolle aynı zamanda TÜBİTAK, AB ve SAN-TEZ gibi ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik projeler geliştirilmesi, lisans ve lisansüstü tez çalışmalarının sektörel ihtiyaçlara entegre edilmesi ve akademik danışmanlık süreçlerinin desteklenmesi planlanıyor. Öğrencilere uygulamalı eğitim, staj ve saha destekli öğrenme imkanları sunan programlar da protokol kapsamında yer alıyor. Şirket, geleceğin mühendislerini iş dünyasına donanımlı bir şekilde hazırlayarak sektöre uzun vadeli kazanımlar sağlamayı hedefliyor.

Manisa Büyükşehir’den Amatör Spor Kulüplerine 12 Milyon 750 Bin Liralık Destek Haber

Manisa Büyükşehir’den Amatör Spor Kulüplerine 12 Milyon 750 Bin Liralık Destek

Bu yıl 3 katına çıkartılan destekle 123 kulübe 12 milyon 750 bin liralık maddi katkı sağlandı. Tüm branşlarda destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Manisa’mızı her alanda parmakla gösterilen, spor açısından da centilmenlik ruhunu tam yaşatan bir spor şehri haline getirmek istiyoruz” dedi. Spora ve sporcuya destek olmak, genç nesilleri spora teşvik etmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerine nakdi destekte bulundu. Tarık Almış Spor Salonu’nda gerçekleştirilen törene Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Manisa Amatör Kulüpler Birliği Başkanı Mehmet Salih Pektaş, Manisa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Erol Timur, amatör spor kulüplerinin başkan ve yöneticileri ile sporcular katıldı. “Tüm Branşlarda Destek Vermeye Devam Edeceğiz” Her zaman sporun ve sporcunun yanında olacaklarını vurgulayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Özellikle gençlerimiz için amatör sporların ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Geçtiğimiz hafta amatör futbol kulüpleriyle kahvaltı düzenlemiş, verdiğimiz desteği üç katına çıkarttığımızın müjdesini vermiştik. 123 kulübümüze 12 milyon 750 bin liralık destek vereceğiz. Türkiye’de sporu futbol ve diğerleri olarak ne yazık ki ikiye ayırmak durumunda kalıyoruz. Diğer spor kulüplerimizin de içi ferah olsun. Arkadaşlarımız onunla ilgili çalışmalarına devam ediyor. Manisa’nın 17 ilçesinde, tüm branşlardaki amatör spor kulüplerimize desteğimiz katlanarak devam edecek” dedi. “Türkiye’ye Örnek Olalım” Gençlerle bir arada olmanın çok keyifli olduğunu dile getiren Başkan Besim Dutlulu, “Bir spor takımında spor ile uğraşmak, sizlerin kişisel gelişimi için çok önemli. Biz Manisalılar olarak, futbolundan basketboluna kadar tüm amatör sporlarda herkese örnek olmalıyız. Yaptığınız sporlarda hem oyununuz ile hem ahlakınız ile tüm Türkiye’ye örnek olalım. Kavgadan uzak duralım. Dilimize dikkat edelim. Bu sporları yaparken düşman değil, dost kazanalım. Buraya gelen her bir kulübün bizim misafirimiz olduğunu unutmayalım. İnsanlar Manisa’ya geldikten sonra ‘Burada öyle bir şekilde ağırlandık ki hakikaten bir kardeş takıma gelmişiz’ desinler. Sizler aynı zamanda Manisa’nın spor ve kültür elçilerisiniz. Bu bakımdan sporcularımıza güveniyoruz, inanıyoruz. Nasıl amatör kulüplerimizin yanındaysak, nasıl gençlere yatırım yapan her kulübün yanında oluyorsak, sizlerin de yanında olmaya, destek vermeye devam edeceğiz. Bir kısmınızın profesyonel sporlara yönlenmesinde, bir kısmınızın da daha sağlıklı bir hayat kurmanıza faydalı olan bu sporları yapmanız için elimizden gelen desteği ve yatırımı yapacağız. Çünkü sizleri çok seviyor ve önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. “Manisa’yı Spor Şehri Yapmak İstiyoruz” Hem spor salonları yapacaklarını hem de amatör sporlara destek vermeye devam edeceklerini kaydeden Başkan Dutlulu, “Kendi kulübümüzde sporcu sayımızı arttıracağız. Her bakımdan amacımız bir spor şehri yaratmak. Manisa’yı parmakla gösterilen, spor açısından centilmenlik ruhunu tam yaşatan bir spor şehri haline getirmek istiyoruz. Misafir olan takımlara, misafir gittiğiniz takımlara şunu dedirtin. ‘Bu Manisalılar ne kadar düzgünler, ne kadar iyi sporcular yetiştirilmiş. Bu Manisalılar hem sporda örnek olmuşlar hem de ahlaken örnek olmuşlar.’ Biz bu konuda sizlere güveniyoruz” şeklinde konuştu. ASKF Başkanı Timur Teşekkür Etti Manisa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Erol Timur da törende yaptığı konuşmasında, “Sanayi, ticaret, turizm, eğitim ve sporda Ege’nin yükselen değerleri arasında bulunan, marka olma yolunda hızla ilerleyen Manisa’nın Manisa Büyükşehir Belediyemiz ve Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’nun destekleriyle bu markayı yükseltmek adına 123 spor kulübüne yapılacak olan 12 milyon 750 bin liralık nakdi yardım için kendim ve kulüplerimiz adına teşekkür ederim. Besim Başkan’ımız her istediğimize yardımcı oluyor. Tüm spor kulüplerimiz adına Besim başkanımıza yürekten teşekkür ediyorum” dedi. “Bizi Hiçbir Zaman Kırmadılar” Manisa Amatör Kulüpler Birliği Başkanı Mehmet Salih Pektaş ise konuşmasında, “Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Bizi hiçbir zaman kırmadılar. Amatör spor kulüpleri Manisa’da taraftarıyla, sporcusuyla, yöneticileriyle çok büyük bir aile olduğunu gösteriyor. Bu destekler çocuklarımıza gerçekten fayda sağlıyor. Başta Besim Başkanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Federasyon Başkanı Erol Timur, Başkan Besim Dutlulu’ya amatör spor kulüplerine verdiği destekten dolayı teşekkürlerini ileterek plaket takdim etti. Ardından kulüp başkanlarına nakdi yardım çekleri teslim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Mustafa Bozbey: Su Kaynaklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuz Haber

Başkan Mustafa Bozbey: Su Kaynaklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuz

Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2050’DEKİ DÜNYA SICAKLIĞINA 2025'TE ULAŞILDI Etkinliğin açılışında konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025'in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. “TÜRKİYE, SU KITLIĞI ÇEKEN ÜLKE DURUMUNA GELEBİLİR” Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Ülkemizin yüzde 88'inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye'nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi” dedi. “SUYU NASIL KORUYACAĞIMIZI KONUŞMALIYIZ” Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı'dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz” diye konuştu. “SU SEVİYESİ 250 METRENİN ALTINA İNDİ” Bursa’nın, Uludağ'dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. “ÜRETİM İLE SU ARASINDA YENİ BİR DENGE KURMALIYIZ” Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız” diye konuştu. “GERİ KAZAN, YENİDEN DEĞERLENDİR” Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15'inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa'da atık su arıtma tesislerini bu bağlamda ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa'nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır” dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı'nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Liderler İçin Küresel Sıçrama Noktası: IWF Leadership Fellows Programı Türkiye’de Haber

Kadın Liderler İçin Küresel Sıçrama Noktası: IWF Leadership Fellows Programı Türkiye’de

IWF Global Leadership Fellows Programı, kadın liderlerin profesyonel ağlara erişimde yaşadığı kısıtlar, liderlik gelişimindeki eşitsizlikler ve mentorluk eksiklikleri gibi sorunlara çözüm üretmek amacıyla, 1991 tarihli ABD Glass Ceiling Raporu sonrasında başlatıldı. Program, pek çok kadın liderin kariyerinde cam tavanları kırmalarının ve üst düzey liderlik rollerini üstlenmelerinin önünü açarak küresel ölçekte prestij kazandı. 50 yılı aşkın süredir dünya genelinde kadın liderliğinin gelişimine hizmet eden International Women’s Forum tarafından sunulan bu program, Türkiye’de özel bir versiyonla hayata geçiyor. IWF Türkiye tarafından yerel dinamiklere özgü bütüncül bir liderlik modeliyle tasarlanan IWF Türkiye Leadership Fellows Programı, Türkiye’den daha fazla kadın lideri en üst düzey liderlik rollerine hazırlamayı, gelişimlerini hızlandırmayı ve uluslararası ağlara erişimlerini güçlendirmeyi amaçlıyor. Böylece IWF Türkiye; akademisyenler, bilim insanları, mucitler, girişimciler, yönetim kurulu başkanları, CEO’lar, devlet başkanları, astronotlar, olimpiyat sporcuları, sanatçılar, yazarlar, film yapımcıları, sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve hukuk, teknoloji, finans, sanayi, iletişim alanlarında güçlü üyeler bulunan IWF ağına Türkiye’den daha fazla kadın liderin katılmasına hizmet edecek. “Kadın liderliği toplumsal dönüşümün anahtarıdır” Programın lansmanı kapsamında gerçekleştirilen resepsiyonda konuşan IWF Türkiye Başkanı ve IWF Global Yapay Zekâ ve Data Grubu Eş Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün, kadın liderliğinin ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olduğunun altını çizdi: “IWF Türkiye Leadership Fellows Programı ile ülkemizden kadın liderlerin küresel yolculuğunu hızlandıracak stratejik bir vizyonu hayata geçiriyoruz. Liderliğin cinsiyete bağlı olmadığı bir geleceği birlikte inşa ediyoruz. IWF Türkiye; küresel bir ağın parçası olarak, yerelden aldığı gücü dünya sahnesine taşıyan bağlar kurmaya ve Türkiye’den daha fazla kadın liderin küresel karar mekanizmalarında yer almasına öncülük etmeyi sürdürecek.” Resepsiyona video-mesaj ile katılım gösteren ve IWF Türkiye Leadership Fellows Programı’na duyduğu güveni vurgulayan IWF Global Yönetim Kurulu Başkanı Kimberly Cooper Jaqua ise “Veriler ve deneyimlerimiz, kadınların en üst liderlik kademelerine ulaşmasının önünde hâlâ kalıcı engeller olduğunu açıkça gösteriyor. IWF Global Leadership Fellows Programı, eğitim, mentorluk ve güçlü kadın ağlarını bir araya getirerek kadın liderliğinin önündeki yapısal engelleri aşmaya yönelik, küresel ölçekte etki yaratma potansiyeline sahip stratejik bir girişimdir. 35 ülkede, 77 forumda 8.400’ü aşkın kadın lideri bir araya getiren IWF küresel ağı adına; bu vizyoner programı ülkelerinde hayata geçiren IWF Türkiye’yi, Yönetim Kurulu’nu ve ekibini, kadın liderliğini güçlendirmeye yönelik kararlı duruşları için tebrik ediyorum. Bir sonraki neslin yükselişine alan açan bu güçlü yatırım ve sergilenen liderlik sayesinde, kadınlar yükseldikçe dünyanın daha adil ve daha güçlü bir yer olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Dünyadan ve Türkiye’den ilham veren mezunlar Otuz yılı aşkın süredir dünyanın farklı coğrafyalarında kadın liderlerin kariyer yolculuklarında dönüştürücü bir rol üstlenen IWF Global Leadership Fellows Programı, kapsamı, akademik derinliği ve küresel etki alanıyla alanında benzersiz bir liderlik gelişim programı olarak öne çıkıyor. Program, kariyerlerinde en üst liderlik rollerine iki-üç yıl mesafede bulunan kadın liderlerin gelişim yolculuklarını hızlandırıyor. Aynı zamanda kurumlar için güçlü bir yetenek ve ardıl planlama aracı olarak öne çıkıyor. Programın mezunları arasında Chanel CEO’su Leena Nair, NASA Johnson Space Center Direktörü Vanessa Wyche gibi küresel liderler ile Accenture EMEA Lead Dilnişin Bayel, milli sporcu Şahika Ercümen ve Ashoka Global Community and Resources Co-Director Zeynep Meydanoğlu Ertan gibi Türkiye’den ilham veren isimler yer alıyor. 2026 yılında ise IWF Türkiye tarafından aday gösterilen; Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Uluslararası Program Koordinatörü ve Hücresel Moleküler Biyoloji Program Koordinatörü Ceyda Açılan Ayhan, IWF Leadership Fellows Programı’na tam burslu olarak kabul edilerek Türkiye adına önemli bir başarıya imza attı. İki fazlı liderlik modeli Türkiye’den başarı hikâyelerini çoğaltmak üzere bu yıl ilki gerçekleştirilecek IWF Türkiye Leadership Fellows Programı, yerel mentörlük ve küresel liderlik gelişimi olmak üzere iki fazdan oluşan bütüncül bir yapı sunuyor. 1. Faz: Mentörlük Programı Yüksek potansiyele sahip kadın liderler, IWF Türkiye’nin deneyimli kadın üyeleriyle yapılandırılmış bir mentörlük sürecine katılıyor. Mentor ve mentiler, eşleşme öncesinde Program Komitesi’nin uzman ekipleri tarafından yürütülen yönlendirici bir hazırlık sürecine dâhil olacak. 2. Faz: Küresel Liderlik İlk süreci başarıyla tamamlayan ve global kriterleri karşılayan liderler, INSEAD ve University of Cambridge gibi dünyanın en saygın kurumları iş birliğinde yürütülen IWF Global Leadership Fellows Programı’nda Türkiye’nin resmî adayı olarak değerlendiriliyor. Global programa katılım, adayın niteliklerine bağlı olarak burslu ya da bireysel kurumsal sponsorluk yoluyla mümkün oluyor. IWF Türkiye Leadership Fellows Programı için başvurular, 16–31 Ocak 2026 tarihleri arasında, IWF Türkiye’nin sosyal medya kanalları üzerinden kabul edilecek. Program; iş dünyası, akademi, kültür-sanat, sivil toplum, kamu ve sosyal girişimcilik alanlarında somut etki yaratmış, kadınların güçlenmesine katkı sağlayan veya bu hedefi taşıyan, ileri düzey İngilizce yeterliliğine sahip kadın liderlere açık olacak. Doğrudan başvuru yapılabildiği gibi paylaşılan aday önerileri de değerlendirmeye alınacak. IWF Türkiye, programa yönelik güçlü bir mentor havuzu oluşturuyor. IWF Türkiye’nin seçkin ağından her bir üyenin en az bir katılımcıya rehberlik etmesi hedefleniyor. Böylece program katılımcılarının etkili şekilde geleceğe hazırlanmasına destek olacak. Çalışmalar 15 Şubat-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında üç ay sürecek ve en az altı mentorluk görüşmesi gerçekleştirilecek. Küresel liderlik yolculuğunun Türkiye’den elçileri aynı sahnede buluştu Düzenlenen resepsiyonda, IWF Global Leadership Fellows Programı’nda Türkiye’yi temsil eden kadın liderler, özel bir panelde bir araya geldi. Panelde; Dilnişin Bayel, Zeynep Meydanoğlu Ertan ve Ceyda Açılan Ayhan, kendi liderlik yolculuklarını ve kadınların küresel liderlikte temsilinin yollarını paylaşırken Şahika Ercümen de canlı yayınla panele katıldı. Söyleşi, kadın liderliğinin bireysel başarının ötesinde, kolektif bir etki ve sorumluluk alanı olduğuna dair güçlü bir perspektif sundu. Bu anlamlı buluşma özel bir ödül töreniyle taçlandırıldı. Panelde görüşlerini paylaşan kadın liderlere ödüller; IWF Türkiye Kurucu Başkanı Funda Sivrikaya, geçmiş dönem IWF Türkiye Başkanı Gülden Türktan ve IWF Türkiye Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün tarafından takdim edildi. Sunulan ödüller ise IWF Türkiye üyesi, uluslararası tanınmış mimar ve tasarımcı Şebnem Buhara imzasını taşıdı. Bu özel törenle birlikte, liderliğin deneyimle derinleşen, paylaşıldıkça güçlenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir etki alanı olduğu vurgulandı. İmza Tasarım ile Anlamlı Destek IWF Türkiye’nin kadın liderliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarına destek sağlamak amacıyla özel bir iş birliği hayata geçirildi. Lansman töreninde duyurulan bu girişim kapsamında, ödüllü Türk tasarımcı Arzu Kaprol’ün tasarım yaklaşımıyla Ramsey’nin üretim tecrübesini bir araya getiren özel ipek eşarp serisi IWF Türkiye için üretildi. Sınırlı sayıda üretilen eşarplar IWF Türkiye bağışçılarına teşekkür niteliğinde hediye ediliyor. Türkiye, IWF Global’de etkin rol oynuyor IWF Türkiye’nin küresel platformlardaki temsili de dikkat çekiyor. IWF Türkiye Kurucu Başkanı Prof. Dr. Funda Sivrikaya’nın IWF Global Yönetim Kurulu ve Global Eğitim Komitesi’nde yer alması, Türkiye’nin bu alandaki görünürlüğünü güçlendiriyor. Ayrıca, IWF Türkiye Başkanı Av. Dr. Çiğdem Ayözger Öngün’ün IWF Global Yapay Zekâ ve Data Grubu Eş Başkanı olarak görev alması, Türkiye’nin liderlik ve teknoloji perspektifini global gündeme taşıyor. Güçlü paydaşlar, ortak vizyon IWF Türkiye Leadership Fellows Programı; Pluxee, Hepsiburada, Gantek, Ramsey, Homemade by Macrocenter ve Troy sponsorluğu ile CNBC-e, LINKAGE, SRP Legal ve UNITE Edelman stratejik ortaklığıyla hayata geçiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MESS’ten Çağrı:  “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın” Haber

MESS’ten Çağrı: “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın”

Metal sektöründe 150 binden fazla çalışanı ilgilendiren MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri 13 Ekim 2025 tarihinde başlamıştı. Altmış günlük yasal müzakere sürecinde anlaşma sağlanamayınca, uyuşmazlık tutanağı tutularak süreç arabulucuya taşınmıştı. Arabuluculuk süreci de anlaşma sağlanamadan sona erdi. MESS tarafından yapılan basın açıklamasında, “Türkiye’nin en köklü işveren sendikası olarak, üyelerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın kalıcı refahı için, üretimin ve istihdamın korunması için, çalışma barışı için, sanayimiz ve ülkemiz için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu doğrultuda, hatırlanacağı üzere daha evvel MESS olarak zor zamanlarda her daim işçilerimizin yanlarında olduk. Ara dönemde yapılan ücret düzeltmeleri ve kıdem zamları, sözleşme imzası öncesi yapılan avans ödemesi, özel sağlık sigortası, çalışma arkadaşlarımızın çocuklarına burs gibi birçoğu halen ülkemizde ilk ve yeni birtakım uygulamalarla, ihtiyaç duyulduğu her zaman taşın altına elimizi koyduk” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, MESS üyelerinin sektörde örnek gösterilen yan hak ve sosyal yardımlara sahip, işçisine en değer veren kurumlar arasında yer aldığı belirtilerek; “MESS olarak bugüne kadar daima işçilerimizi ön planda tuttuk. İkramiye, sağlık sigortası, çocukları için karşılıksız burs, ailelerle birlikte ücretsiz tatil, kanuni sürelerin üzerindeki fazla mesai ücretleri, yakacak yardımı, yıllık izin yardımı, Kurban Bayramı yardımı, Ramazan Bayramı yardımı, öğrenim ve çocuk yardımı, mevzuatın üzerinde yıllık izin hakları, askerlik, evlenme ve doğum yardımı gibi sektörde örnek gösterilen birçok sosyal yardımı uygulamaya aldık” denildi. “Tamam mı, Devam mı” Senesi Açıklamada imalat sanayi ve bunun en önemli parçası olan üyelerinin son dönemde mevcut maliyetleri yönetmekte zorlanır hale geldiği vurgulanarak; “İmalat sanayinde işgücü maliyetleri döviz bazında tarihi zirvelere ulaşmıştır. İşçilik giderlerinin toplam işletme giderleri içindeki payı son yıllarda kademeli olarak artış göstermiş ve bu işgücü maliyeti seviyesi ile sanayimiz, üretim ve ihracat bakımından rekabette zorlanmaktadır. İlave olarak, kayıt dışı çalışan işletmeler ve sendikal örgütlü olmayan işyerleri ile maliyet farkları sebebiyle, koşullar zorlu hale gelmiştir. Global gelişmelerin de etkisiyle, ana sanayi ve yan sanayi, beyaz eşya ve demir-çelik gibi imalat sanayinin lokomotifi sektörlerde çarklar yavaşlamıştır. Çalışma arkadaşlarımızın da durumunun farkındayız. Ancak, içinde bulunulan koşullarda sanayicimiz üretime ve ihracata devam etmekte zorluklar yaşamaktadır.” saptaması yapıldı. Açıklama şöyle devam etti: “Önceki yıllardan çok daha zor bir müzakere süreci yürütülürken, sosyal diyaloğu ve istişare kültürünü artırmak, çalışma barışını bozmadan yapıcı yaklaşımlar sergilemek ve bu dönemi en az hasarla kapatmaya çalışmak; hepimizin önceliğidir. Bu çerçevede, müzakerelere başlamadan çok önce, yıl boyunca muhatabımız üç işçi sendikasına, işverenlerin içinde bulunduğu zorlu koşulları ayrıntılarıyla anlattık. Müzakereler sırasında da bu hususları ve sanayicinin bir can suyuna ihtiyaç duyduğunu tekrar tekrar vurguladık. Her fırsatta, muhatap işçi sendikalarına sanayimizin durumunu göz önünde bulundurmaları amacıyla samimi çağrıda bulunarak, sanayinin “Tamam mı, Devam mı” senesi olan bu dönemde, sağduyulu bir yaklaşıma davet ettik. Bu doğrultuda, işlerin ve istihdamın devamlılığı, ülkemizin rekabetçiliğinin korunması ve fabrikaların ayakta kalabilmesi için birinci 6 aya ilişkin %10 olarak önerdiğimiz ücret zammı teklifimizi, tüm imkanlarımızı zorlamak suretiyle, iki kez revize ederek %18’e kadar artırdık. Bu zam oranı sadece 6 aylık olup, üzerine ikinci 6 aylık zam oranı ilave gelecektir. Ayrıca yıllık %25 olarak önerdiğimiz sosyal yardımlara ilişkin artış teklifimizi de %33 seviyesine çıkardık. Yaptığımız nihai tekliften sonra çalışma arkadaşlarımızın ortalama gelirinin brüt 87.000 TL seviyelerine ulaşacağını belirtmek isteriz. Yaklaşık enflasyon öngörüleri doğrultusunda, üzerine ikinci 6 aylık zam geldiğinde, bu tutar brüt 97.000 TL seviyelerine ulaşacaktır. İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz. Ülkemizde ve çalışma yaşamında köklü bir geçmişe sahip olan muhatap işçi sendikalarımızın da ellerini taşın altına koymadığı takdirde, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi mümkün olmayacaktır. MESS olarak her zaman ‘İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz’ düsturuyla hareket ediyoruz. Yıl boyunca ve müzakereler süresince sanayimizin içinde bulunduğu zor koşulları tekrar tekrar anlattığımız muhatap işçi sendikalarının da tekliflerimizi değerlendirirken sağduyulu hareket edeceğine dair inancımızı koruyoruz. İmzalanacak Toplu Sözleşme ile sanayimizin, işçilerimizin refahını sürdürebilecek ve ülkemizi daha ileriye taşıyabilecek günlerine tekrar kavuşması için var gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede, sürecin masa başında sonuçlanması amacıyla her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğiz.”

GEA Sanayide Isı Pompası Uygulamalarını Anlattı Haber

GEA Sanayide Isı Pompası Uygulamalarını Anlattı

Makina Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şubesi tarafından 8–9 Ocak tarihlerinde düzenlenen Enerji Verimliliği Haftası kapsamında, alanında uzman konuşmacıların katılımıyla ikli m değişikliği, iklim teknolojileri, yaşam alanları ve sanayide enerji verimliliği uygulamaları, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sürdürülebilir dönüşüm, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği finansmanı ve ısı pompası teknolojileri gibi başlıklarda on ayrı oturum düzenlendi. Eneri Verimliliği Haftası etkinliklerinin açılış konuşmasını gerçekleştiren temsilcilerden biri; GEA Türkiye Kıdemli Satış Müdürü ve MMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ezgi Kılıç oldu. Isı Pompası Oturumu ise, MMO İzmir Şube Başkan Vekili ve İSKİD–DOSİDER Isı Pompası Komisyonu Üyesi Arslan Çağlayan Gürel’in moderatörlüğünde gerçekleştirildi. GEA Türkiye Servis Direktörü Nahsen Topuz, ısı pompası teknolojilerinin güncel durumu, pazar dinamikleri ve farklı uygulama alanlarının ele alındığı oturumda, ‘Sanayide Isı Pompası Uygulamaları’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Bu sunumda, sanayide ı sıtma ve soğutma sistemlerinin mevcut yapısı, enerji verimliliği açısından taşıdığı potansiyel ve ısı pompası teknolojilerinin bu alandaki rolüne değinen Topuz, klasik kazan sistemleri ile ısı pompası sistemleri arasındaki farklara dikkat çekti. Isı pompalarının yüksek verimlilik değerleri sayesinde fosil yakıtlı sistemlere kıyasla avantaj sağladığını aktardı. Ayrıca bütüncül bir tasarımla atık ısının geri kazanılmasıyla sanayi tesislerinde hem ısıtma hem de soğutma ihtiyaçlarının tek bir sistem üzerinden karşılanabildiğini belirtti. NH₃ (Amonyak) kullanılan ısı pompası sistemlerinin çevresel etkiler açısından sunduğu avantajları da anlatan Topuz, NH₃ tabanlı sistemlerin sıfır küresel ısınmaya sahip olduğu, yüksek besleme sıcaklıklarına ulaşabildiği ve sanayi uygulamalarında yaygın olarak tercih edildiğini de ifade etti. GEA, yüksek verimli ısı pompası çözümleri sunuyor G EA, endüstriyel uygulamalara yönelik geliştirdiği yüksek verimli ısı pompası çözümleriyle enerji verimliliğini artırmayı ve karbon emisyonlarını azaltmayı hedefliyor. Isıtma ve soğutma süreçlerinde atık ısının geri kazanılmasını sağlayan bu sistemler, fosil yakıt kullanımını azaltarak işletmelerin enerji tüketimi ve maliyetlerinde önemli düşüşler sağlıyor. Sanayide atık ısı geri kazanımı, bölgesel ısıtma ve proses ısıtma uygulamalarında kullanılan GEA ısı pompaları, yüksek verimlilik ve sürdürülebilirlik avantajı sunuyor. GEA’nın portföyünde yer alan açık tip ve RedGenium serisi ısı pompaları, +95 °C’ye varan sıcaklıklarda çalışabilen yapılarıyla sanayi tesislerinin farklı ihtiyaçlarına çözüm oluşturuyor. Isı pompası teknolojileri; gıda ve içecek, süt ve süt ürünleri, kimya, ilaç, petrokimya, metal, tekstil ve kâğıt sanayisi başta olmak üzere birçok endüstride kullanılıyo r. Ayrıca bölgesel ısıtma sistemleri, yardımcı tesisler, soğuk hava depoları ve denizcilik uygulamalarında da yaygın olarak tercih ediliyor. Bu sektörlerde ısı pompaları, atık ısının geri kazanılması yoluyla hem ısıtma hem de soğutma ihtiyaçlarını karşılayarak enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlıyor. Panelde yapılan değerlendirmelerde, sanayide ısıtma ve soğutma sistemlerinin bütünleşik şekilde tasarlanmasının, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsa İstanbul’da Gong Meysu için Çaldı Haber

Borsa İstanbul’da Gong Meysu için Çaldı

Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 5–6–7 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen talep toplama sürecinin ardından “gong töreni” Borsa İstanbul’da yapıldı. Halka arz sürecinde toplam tahsisat tutarının 8,5 katı talep gören Meysu için düzenlenen törende gongu; Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Osman Güldüoğlu, Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Güldüoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Ali Rıza Güldüoğlu, Mehmet Güldüoğlu ve Orhan Güldüoğlu, ile halka arzın konsorsiyum lideri Alnus Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Altınbaşbirlikte çaldı. Gong töreninde konuşan Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, “Bugün, toplumun hafızasında önemli bir yere sahip olan, köklü bir markayı piyasalarımızla buluşturuyoruz. Meysu Gıda, uzun yıllar boyunca her zaman sektörüne yön veren önemli adımlar atmıştır. Bugün de bu önemli adımlardan birini atarak, Borsamızda işlem görmeye başlayan Meysu Gıda, halka arzdan elde ettiği gelirle yatırımlarını gerçekleştirecek, böylece hem iç pazardaki gücünü artıracak hem de yurt dışındaki ihracat ağını genişletecektir. Borsa İstanbul olarak; üretim yapan, yatırım yapan, ihracat yapan şirketlerimizin her zaman yanındayız. Bu nedenle, Halka arz sürecinde emek harcayan herkese, tüm şirket çalışanlarına ve aracıkuruma teşekkür ediyorum. Halka arzın, sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyor, Meysu Gıda’ya Borsamız ailesine hoş geldiniz diyorum” dedi. Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. CEO’su Osman Güldüoğlu, gong töreninde yaptığı konuşmada, halka arzın şirketin uzun vadeli büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti. Güldüoğlu, “Borsa İstanbul’da bugün çalan gong, yalnızca paylarımızın işlem görmeye başlamasını değil; emeğin, üretimin ve disiplinli büyümenin sermaye piyasalarıyla buluşmasını simgeliyor. Yarım asrı aşan köklü geçmişimizden aldığımız güçle, bugün geleceğe daha şeffaf, daha kurumsal ve daha güçlü bir adım atıyoruz.” dedi. Meysu’nun üretim gücü ve ihracat performansına da değinen Güldüoğlu, “Türkiye’nin önde gelen meyve suyu ve içecek üreticilerinden biri olarak; entegre üretim yapımız, geniş ürün portföyümüz ve yüksek kalite standartlarımızla uzun yıllardır hem yurt içinde hem de yurt dışında güven inşa ediyoruz. Bugün ürünlerini 50’den fazla ülkeye ihraç eden, uluslararası kalite standartlarında üretim yapan güçlü bir sanayi şirketiyiz.” ifadelerini kullandı. Halka arz sürecine gösterilen yoğun ilginin altını çizen Güldüoğlu, elde edilen sonucun Meysu’nun finansal disiplinine ve uzun vadeli büyüme vizyonuna duyulan güvenin açık bir göstergesi olduğunu vurguladı. Halka Arz Kaynakları Yatırım ve Verimlilik İçin Kullanılacak Halka arzı yalnızca bir finansman aracı olarak değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve kurumsal yönetim ilkelerini daha ileri taşıyan stratejik bir adım olarak gördüklerini belirten Güldüoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elde edilen kaynakları; Kayseri Melikgazi ve İncesu’daki üretim tesislerimizde kapasite ve verimlilik artışı, yeni üretim hatları, depolama altyapısının güçlendirilmesi ve işletme sermayesinin sağlamlaştırılması için değerlendireceğiz. Mart 2025 itibarıyla devreye aldığımız arazi tipi Güneş Enerjisi Santralimizle üretim tesislerimizin elektrik ihtiyacının neredeyse tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Meysu olarak; ülkemiz ekonomisine, istihdama ve sermaye piyasalarına değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Bugün attığımız bu adımı, sürdürülebilir büyüme yolculuğumuzun güçlü bir başlangıcı olarak görüyoruz.” Halka arzın konsorsiyum lideri Alnus Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Altınbaş ise, Meysu halka arzına gösterilen yoğun ilginin sermaye piyasalarına duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu vurguladı. Altınbaş, “Yaklaşık 650 bin yatırımcının, halka arz büyüklüğünün 8,5 katına ulaşan talep ile Meysu’ya ilgi göstermesi hem şirketin iş modeline hem de sermaye piyasalarımızın derinliğine duyulan güveni açıkça ortaya koyuyor. Alnus Yatırım liderliğinde oluşturulan ve 47 yatırım kuruluşunun yer aldığı güçlü konsorsiyum yapısıyla Meysu’yu yatırımcılarla buluşturmaktan memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin halka arzında, 648.000 yatırımcıdan, satışa sunulan payların 8,5 katına denk gelen talep toplandı. Halka arzda payların yüzde 45’i yurt içi bireysel yatırımcılara, yüzde 10’u yüksek başvurulu yatırımcılara ve yüzde 45’i yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edildi. Halka arzda yurt içi bireysel yatırımcılara tahsis edilen paylara 2,6 kat, yüksek başvurulu yatırımcılara tahsis edilen paylara 51,4 kat ve yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edilen paylara ise 4,9 kat talep geldi. Meysu Hakkında 55 yılı aşkın köklü marka mirasıyla Türkiye’nin önde gelen meyve suyu ve alkolsüz içecek üreticilerinden biri olan Meysu Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., güçlü üretim altyapısı, entegre üretim modeli ve geniş ürün portföyüyle faaliyetlerini sürdürmektedir. Meysu; meyve suları, nektarlar, gazlı içecekler ve enerji içecekleri başta olmak üzere farklı kategorilerde hem kendi markaları ile hem de özel markalı (private label) ürün üretmektedir. Yurt içi pazardaki güçlü konumunun yanı sıra ihracat odaklı büyüme stratejisiyle de öne çıkan Şirket, ürünlerini Asya, Avrupa, Amerika ve Afrika kıtalarında çok sayıda ülkeye ihraç etmektedir. Ara mamul ve tüketime hazır ürün üretimini birlikte gerçekleştiren entegre yapısı sayesinde maliyet, kalite ve tedarik sürekliliği açısından rekabet avantajı sağlayan Meysu, üretim faaliyetlerini Kayseri’de bulunan tesislerinde sürdürmektedir. Teknoloji odaklı yatırım vizyonuyla hareket eden Meysu, değişen tüketici beklentileri ve küresel içecek trendleri doğrultusunda ürün geliştirme çalışmalarına önem vermekte; üretim kapasitesini artırmayı ve ihracat pazarlarındaki varlığını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Şirket, kalite ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla uzun vadeli ve istikrarlı büyüme hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!" Haber

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!"

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayın sonuçları, Türkiye'nin "Toplum 5.0" vizyonuyla uyumlu bir dijital dönüşüm sürecinde olduğunu ancak stratejik hataların veri güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor. Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, raporun ülkemiz için bir yol haritası niteliğinde olduğunu vurguladı. Yapay Zeka Çıkmazı: Veri Güvenliği Riski Altında mı? Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, sanayicinin teknolojiye olan bakış açısı oldu. Sektörlerin yapay zeka ve dijitalleşme konusunda oldukça istekli olduğu görülse de iki büyük engel öne çıkıyor: KVKK İhmali: Yapay zeka projelerinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yeterince önemsenmiyor. Doç. Dr. Balbay, "KVKK'nın göz ardı edildiği bir yapay zeka hamlesi, sektörel veri güvenliğini doğrudan riske atmaktadır" uyarısında bulundu. Veri Toplama Zayıflığı: Yapay zekayı besleyecek yeterli verinin toplanamaması ve süreç optimizasyonundaki hatalar, teknolojik dönüşümün verimini düşürüyor. KOBİ'ler İçin "Yeşil Finansman" Şart Türkiye sanayisinin bel kemiği olan KOBİ'ler, yeşil dönüşümde yalnız bırakılmamalı. Rapor, KOBİ'lerin önündeki iki temel bariyeri şu şekilde tanımlıyor: Raporlama Maliyetleri: Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na (TSRS) uyum sağlamak KOBİ'ler için mali bir yük. Bürokratik Engeller: Dönüşüm için gerekli finansmana erişimdeki zorluklar ve destek mekanizmalarının yetersizliği süreci yavaşlatıyor. En Büyük Tehdit: "Yetkin Uzman Eksikliği" Rapor, Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında en büyük yapısal sorunun insan kaynağı olduğunu ortaya koydu. Koordinasyon Eksikliği: Kamu, üniversite ve sanayi arasındaki iş birliğinin zayıf kalması, projelerin kağıt üzerinde kalmasına neden oluyor. Stratejik Karar Verici Sorunu: Sürdürülebilirlik alanında stratejik kararlar alabilecek, teknik donanıma sahip uzman eksikliği sektörler için ciddi bir "tehdit" olarak tanımlanıyor. Eğitimde "Toplum 5.0" Modeli Üniversitelerden beklentinin değiştiğini belirten Doç. Dr. Balbay, klasik eğitim modellerinin yerine disiplinler arası ve "insan merkezli teknoloji eğitimi" anlayışının getirilmesi gerektiğini savundu. Sektör, üniversitelerden daha fazla uygulamalı eğitim programı talep ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.