Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Togg’un Ortaklık Yapısındaki Değişime İlişkin Pay Devir Sözleşmesi İmzalandı Haber

Togg’un Ortaklık Yapısındaki Değişime İlişkin Pay Devir Sözleşmesi İmzalandı

Kurucu ortaklar arasında karşılıklı mutabakatla yürütülen süreç sonucunda Togg’un ortaklık yapısı yeniden şekillendi. Yeni ortaklık yapısında Türkiye Varlık Fonu, Togg’un en büyük paya sahip hissedarı oldu. Pay Devir Sözleşmesi’nin imzalanmasıyla birlikte, kuruluşundan bugüne kadar oluşan kurumsal birikimin ve kazanılan yetkinliklerin yeni ortaklık yapısına taşınması yönünde önemli bir adım atıldı. 2018 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile kurucu ortakların katkılarıyla hayata geçirilen Togg; Millî Teknoloji Hamlesi’nin önemli girişimlerinden biri olarak Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki dönüşümünde önemli bir rol üstlendi. Farklı sektörlerin üretim gücünü, mühendislik yetkinliğini ve kurumsal deneyimini ortak bir hedef etrafında buluşturan Togg’un gelişimine; Anadolu Grubu, BMC, Turkcell, Zorlu Holding ve TOBB, gerçekleştirdikleri yatırımlar, ortaya koydukları bilgi birikimi ve üstlendikleri rollerle önemli katkılar sağladı. Bu süreçte mühendislikten yazılıma, üretimden teknoloji geliştirmeye uzanan farklı alanlarda yeni yetkinlikler kazanılırken; nitelikli insan kaynağı ve teknoloji girişimciliğini de kapsayan daha geniş bir ekosistemin gelişimi desteklendi. Togg, kamu ile özel sektörün Türkiye’nin sanayi ve teknoloji hedefleri doğrultusunda birlikte hareket etmesinin güçlü örneklerinden biri oldu. 2023 yılında 19.583 adet araç satışıyla otomobil pazarına giriş yapan Togg, 2026 yılının ilk dokuz ayında 37.426 adet araç satışına ulaştı. Aynı dönemde Türkiye elektrikli otomobil pazarında elde ettiği %31 pay ile sektör lideri olan Togg, ülkemizin elektrikli mobilite dönüşümündeki konumunu güçlendirdi. Türkiye Varlık Fonu’nun Togg’un hissedarları arasına katılması, Fon’un ülkemizin öncelikleri doğrultusunda yurt içindeki stratejik yatırımları hayata geçirme hedefinin önemli bir adımını oluşturuyor. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, teknolojik yetkinliklerinin güçlendirilmesi ve küresel ölçekte rekabet edebilen markalarının desteklenmesi, TVF’nin uzun vadeli yatırım yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda Togg’a yapılan yatırım, şirketin büyüme yolculuğuna katkı sağlayan bir ortaklık adımı olmanın yanı sıra Türkiye’nin mobilite ve teknoloji alanındaki uzun vadeli hedeflerini destekleyen stratejik bir yatırım niteliği de taşıyor. İmzalanan Pay Devir Sözleşmesi ile Togg, kuruluşundan bugüne kurucu ortaklarının katkılarıyla oluşturduğu birikimi yeni ortaklık yapısıyla geleceğe taşıyacağı bir döneme adım attı. Türkiye Varlık Fonu’nun hissedarlar arasına katılmasıyla birlikte; bugüne kadar ortaya konulan çalışmaların üzerine yeni kazanımlar eklenmesine, Togg’un teknolojik yetkinliklerinin ve rekabet gücünün daha da geliştirilmesine ve markanın yurt içi ve küresel pazarlardaki büyüme yolculuğunun güçlenerek devam etmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor Haber

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin en büyük 400 sanayi kuruluşu ve dünya genelinde 100’e yaklaşan ülkeyi kapsayan geniş bir coğrafyaya gerçekleştirdiği ihracatla ülkemizin ilk 300 ihracatçısı arasında yer alan Borsan Kablo, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile destek sözleşmesi imzaladı. "Ar-Ge ve Yatırım Süreçlerinde Ticari Fizibilite Analizi Yetkinliklerinin Güçlendirilmesi" başlıklı proje kapsamında Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım fikirlerinin pazar potansiyeli, müşteri ihtiyaçları, rekabet koşulları, ekonomik yapılabilirlik, ihracat kapasitesi ve ticarileştirme fırsatları açısından değerlendirilmesine yönelik kurumsal yetkinliklerini geliştirecek. Adnan Ölmez: “Hedefimiz, Geliştirdiğimiz Teknolojileri Küresel Pazarlarda Rekabet Edebilen Ürünlere Dönüştürmek” Destek sözleşmesini Borsan Kablo adına imzalayan Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ölmez, Ar-Ge ve yatırım süreçlerinde ticari fizibilite yetkinliklerini geliştirmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sanayide rekabet gücümüzü korumak ve büyütmek için üretim kapasitemizi artırırken, hangi teknolojilere yatırım yaptığımız ve bu yatırımlardan nasıl değer yarattığımız da büyük önem taşıyor. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı, değişen küresel pazar koşullarını ve müşteri ihtiyaçlarını gözeten uzun vadeli bir stratejiyle yönetiyoruz. Hedefimiz, geliştirdiğimiz teknolojileri yüksek katma değerli ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen ürünlere dönüştürmek. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma da yatırım kararlarımızda pazar verilerini, ticari potansiyeli ve sürdürülebilirlik kriterlerini daha etkin değerlendirmemize katkı sağlayacak.” Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mehlika DİCLE de, "Borsan Kablo'nun sanayide değer yaratma ve küresel rekabet vizyonu çerçevesinde, geliştirilen teknolojilerin uluslararası pazarlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesi ancak veriye dayalı pazar stratejileriyle mümkün. Hayata geçirdiğimiz bu iş birliği; Ar-Ge yatırımlarının pazar dinamikleriyle uyumlandırılması ve projelerin sürdürülebilir rekabet avantajına dönüştürülmesi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu yaklaşımın, yatırım kararlarının daha sağlıklı verilmesine, kaynakların etkin kullanılmasına ve geliştirilen projelerin ticarileşme potansiyelinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz." şeklinde konuştu Borsan Kablo’nun kurum içinde yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra üniversite-sanayi iş birlikleri, ulusal ve uluslararası destek programları kapsamında geliştirdiği projelerin sayısı ve teknoloji çeşitliliği artıyor. OKA desteğiyle gerçekleştirilecek eğitim, bu projelerin başlangıç aşamasından itibaren daha kapsamlı pazar analizleri ve ticari fizibilite çalışmalarıyla değerlendirilmesine odaklanacak. Böylece proje ve yatırım önceliklerinin nesnel kriterlerle belirlenmesi, kaynakların verimli kullanılması ve yatırım risklerinin azaltılması hedefleniyor. Yeşil Dönüşüm ve Yeni Teknolojilerin Ticarileştirilmesi Ön Planda Eğitim kapsamında, Ar-Ge ve yatırım projelerinin ticari fizibilite analizlerinde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim kriterleri de ele alınacak. Enerji ve kaynak verimliliği, çevresel etkiler ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle birlikte yeşil dönüşümün oluşturduğu yeni pazar fırsatlarının değerlendirilmesine yönelik yetkinlikler geliştirilecek. OKA’nın teknik desteği kapsamında gerçekleştirilecek eğitimle Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım projelerinde pazar odaklı, veri temelli ve sistematik fizibilite analizi yetkinliklerini daha da geliştirmeyi hedefliyor. Çalışmanın bir diğer odağını ise yeni teknolojilerin fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında korunması ve ticarileştirilmesi oluşturuyor. Bu doğrultuda, patent araştırmaları, teknoloji eğilimlerinin analizi, rakip ürün ve teknolojilerin incelenmesi gibi çalışmaların fizibilite süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marka Şehirlerin Geleceği Dijitalleşme, Gençlik ve Sporla Şekilleniyor Haber

Marka Şehirlerin Geleceği Dijitalleşme, Gençlik ve Sporla Şekilleniyor

Turkuvaz Medya Grubu ev sahipliğinde A Haber tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Marka Şehirler Zirvesi”, öğleden sonraki oturumlarla devam etti. Haktan Uysal ve Merve Türkay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panellerde, dijitalleşmenin yerel yönetim hizmetlerine yansımaları, gençlere yönelik çalışmalar, spor yatırımları ve şehirlerin turizm potansiyeli değerlendirildi. Zirvenin öğleden sonraki programında Haktan Uysal’ın moderatörlüğünde “Akıllı Şehirler, Dijitalleşme ve İnovatif Uygulamalar” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ve Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, teknolojinin yerel yönetim süreçlerinde kullanılması ve yenilikçi uygulamaların şehir yaşamına katkısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu: “Belediyecilikte doğru işin karşılığı aritmetik, yanlışın sonucu geometrik büyür” Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, panelde yaptığı konuşmada belediyecilikte yapılan işlerin sonuçlarının zamanla büyüdüğünü belirterek, “Belediyecilikte iyi yaptığınız şeyler aritmetik olarak büyür. Kötü yaptığınız şeyler geometrik olarak büyür. Yanlış yaptığınız işin sonucunu geometrik olarak alırsınız” dedi. Belediyeciliğin canlı bir organizasyonu yönetmek olduğunu ifade eden Göksu, “Belediyecilikte bir saat öncenin işini bir saat sonraya tehir ettiğinizde o karşınıza üç saat sorun olarak çıkar” ifadelerini kullandı. Şehirlerin yaşayan organizmalar olduğunu vurgulayan Göksu, “Bir şehrin yöneticisi şehre gönlünü vermezse şehir ona esrarını açmaz. Çünkü bizde şehirler yaşayan organizmalardır. Şehirle konuşursunuz. Eğer siz şehirle konuşmuyorsanız, şehir size esrarını açmaz ve şehir size küser,” diye konuştu. “Marka şehir olmak için önce bir hikayeniz olacak” Şehirlerin geçmişten gelen hikayelerinin geleceği şekillendirdiğini belirten Göksu, İstanbul’un göçle büyümesinin planlama açısından önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Göksu, “Şehirlerimiz rüyalarımız gibidir. İnsan rüyasında umutla korku arasındadır. Bazen umutlarınızı görürsünüz, bazen korkularınızı. Bizim şehirlerimiz de umutla korku arasında kurulmuştur” dedi. Geçmişte ihtiyaçlar doğrultusunda kat kat büyüyen yapıların kentsel dönüşüm sürecini zorlaştırdığını anlatan Göksu, marka şehir olmanın yalnızca tanıtım çalışmalarıyla mümkün olmayacağını ifade etti. Göksu, “Marka şehir olmak için önce bir hikayeniz olacak. Eğer siz bir şeyi marka şehir yapmak için sadece iletişimle marka şehir yapacağım diyorsanız onu marka şehir olarak kurgulayamıyorsunuz. Şehirler, hikayesi olan mekanlardır” ifadelerini kullandı. “Esenler İstanbul’un en güvenli ilçelerinden bir tanesi” Esenler’de güvenliğin yanı sıra sosyal, kültürel ve mekansal dönüşüme önem verdiklerini belirten Göksu, “Ben Esenler’i İstanbul’un en güvenli ilçelerinden bir tanesi yapacağım diyordum. Evet, elhamdülillah şu anda Esenler İstanbul’un en güvenli ilçelerinden bir tanesi” dedi. İlçenin 1291 cadde ve sokağında, okullarında, parklarında, kamu alanlarında ve meydanlarında 616 yapay zekâ destekli yüz tanıma sistemi kamerası bulunduğunu ifade eden Göksu, kentsel dönüşüm kapsamında yenilenen konut sayısının 68-70 bine ulaştığını ve 100 bine doğru ilerlediklerini söyledi. Dijitalleşme, akıllı şehir ve inovasyon alanlarında 32 büyük projelerinin bulunduğunu aktaran Göksu, yaklaşık 2 milyon metrekarelik Bilim, Teknoloji, Kültür, Sanat ve Spor Vadisi projesi BİTEK’in yüzde 70’inin tamamlandığını belirtti. Projenin kapsamına ilişkin Göksu, “Türkiye’nin en büyük bilim merkezi, teknoparklar, yapay zekâ merkezleri, spor aktivite merkezleri… Aklınıza gelen hayata dair bilim, teknoloji, inovasyon, kültür, spor ne istiyorsanız hepsi var içinde” ifadelerini kullandı. “Vatandaş projenin paydaşı olursa bir olursunuz” Akıllı şehir uygulamalarının verilerin doğru analiz edilmesi ve şehrin ihtiyaçlarının bütüncül biçimde değerlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Göksu, dijitalleşmenin yalnızca verileri sayısal ortama aktarmak olmadığını söyledi. Göksu, “Dijitalleşme dediğimiz şey sadece alıp veriyi bir sayısal ortama aktarmak değildir. Artık bu kadar bilginin üretildiği bir çağda oturup Excel’le ya da elinizle bir veri setini tasnif etmeniz mümkün mü? Değil. Dijitalleşme bize veri setlerini tasnif etme imkânı sunuyor” dedi. Vatandaşın projelere katılımının önemine dikkat çeken Göksu, “Vatandaş sizin projeksiyonunuzda projenizin bir paydaşı olursa, ona katılım sağlarsa o zaman bir olursunuz. Siz onun projenin içine dahil ederseniz, o zaman adını ona koydurursanız daha çok katılım olur” ifadelerini kullandı. Muhtarlardan gelen yaklaşık 5 bin 300 talebin yüzde 99’unun üzerinde bir oranla çözüldüğünü belirten Göksu, şehirlerin bütün ihtiyaçlarına cevap verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Şehri sadece yönetilmesi gereken bir şey değil, içinde yaşanılan bir mekân olduğunu bilerek ve içerisinde insanın olduğunu bilerek çözümlerinizi sunduğunuz zaman o şehir kendi içerisinde mutluluğunu inşa eder. Şehirle bütünleşirseniz şehir sizinle bütünleşir. Yaşatırsanız yaşarsınız” diye konuştu. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu: Dijital ikiz yönetim merkezimizi oluşturduk Paneldeki konuşmasında ilçenin dijital ikizini oluşturduklarını belirten Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, “Derelerimize koymuş olduğumuz sensörlerle biz ilçemizin dijital ikizini oluşturduk. Şu anda mevcutta yapılarıyla, sosyal alanlarıyla, dereleriyle, topografik yapısına göre dijitalde ilçemizi oluşturduk, şu anki yapısına göre ve planlanan, master planda hayata geçmesi öngörülen binalarıyla, yapılarıyla, şehrin tamamen suretiyle dijital ikizde bunu yansıttık. Dijital ikizde verileri almak için, toplamak ve ölçümlemek için hava, su gibi sensörlerimizi yerleştirdik. Cadde sokaklarımızda, meydanlarımızda kameralarımızı aktif hale getirdik ve bu dijital ikiz yönetim merkezimizi oluşturduk. Tıpkı afet koordinasyon merkezi gibi. 7/24 oradaki anlık gelişmeleri yönetecek bir merkez kurduk. Biz bu merkezde oluşabilecek risklere karşı önlemlerimizi önceden alabiliyoruz, tedbirlerimizi alabiliyoruz” dedi. Yine bir rekor kırılacak İstanbul Havalimanı’nda yeni bir rekor kırılacağını müjdeleyen Başkan Candaroğlu, “358 bin nüfusumuz var, 500 kilometre kare bir alana sahibiz. İstanbul'un en büyük yüz ölçümüne sahip ilçelerinden bir tanesiyiz. İstanbul Havalimanı bizde, ilçe sınırlarımızda. Yıllık geçen sene 86 milyon yolcu kapasitesiyle çalıştı, kapattı yılı. Bu sene 90'ın üzerinde bir rakam olacak. Yine bir rekor kırılacak. Oraya gelen hem turist sayısı, yerli yabancı ziyaretçi sayısı, yeni şehir planları tamamı yüzde 65'i 70'i bizden neredeyse. Şu anda sosyal konut, 100 bin sosyal konutun tamamı bizde. 2 sene içerisinde burada vatandaşımız ikamet etmeye başlayacaklar. Yaklaşık 400 bin nüfusun gelmesi öngörülüyor. 2 sene içerisinde 750 bin nüfusa sahip bir ilçe olacağız. 2 sene içinde iki katından daha fazla olacağız. Altyapı, üst yapı çalışmaları devam ediyor. Bizim de yerel yönetim anlamında vatandaşımıza vereceğimiz hizmetle alakalı şu anda tabii ki planlarımız var, master planlarımız var, gelecek zamanlı planlarımız var. Yaklaşık 2 buçuk yılda 10’un üzerinde aile sağlığı merkezi oluşturduk. Okullarımız çok çok önemli. Genç nüfus bizde de genç bir nüfusa sahibiz. Gençlerimizin beklentileri, gençlerimizin bu anlamda yönetime katılımları bizler için de çok önemli ve inşallah ben gelecekte bu inovatif düşüncenin ve dijitalleşmenin gençlerimizin hayırlı elleriyle daha farklı yere geleceğine inanıyorum” diye konuştu. “Dalga enerjisinden elektrik ürettik” Türkiye’de yerli ve milli bir proje olan Karadeniz'de dalgalardan enerji ürettiklerini belirten Başkan Candaroğlu, “15 tane elektrikli toplu taşıma aracı aldık. Ücretsiz mahallelerimizin arasında ring servisi yapıyoruz. Belediye bünyesinde şu anda elektrikli araçlarımızın sayısı çoğaldı ve bunların ihtiyaçlarını karşılamak adına güneş enerjisi sistemleri, GES'ler kurduk. Karadeniz'in hırçın dalgalarından istifade etmek adına ilçemizin 22 kilometre sınırı var Karadeniz'e. Karadeniz'de o dalgalardan enerji ürettik. Bu çok inovatif bir projedir. Türkiye'de yerli ve milli tektir bu proje. Dalga enerjisinden. Bu ürettiğimiz elektriklerle hem hizmet binalarımızın hem de bu tür araçlarımızın, hizmet araçlarımızın elektrik ihtiyacını karşılıyoruz. Bu tür projelerle ayakta duruyoruz. Çünkü sürdürülebilir bir proje” şeklinde konuştu. Merve Türkay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Şehirlerde Gençlik ve Spor” panelinde Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat ve Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun yer aldı. Panelde, gençlere yönelik çalışmalar, spor yatırımları ve yerel yönetimlerin gençlerin sosyal yaşama katılımını destekleyen projeleri ele alındı. Malatya’da depremin ardından geleceğin şehri inşa ediliyor Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, panelde yaptığı konuşmada, 6 Şubat depremlerinin ardından şehirde yürütülen yeniden yapılanma çalışmalarını, sanayi yatırımlarını ve gençlere yönelik projeleri anlattı. Malatya’nın depremden ağır yara aldığını vurgulayan Başkan, “Malatya çok büyük bir hasar aldı. Ama biz artık Malatya’da depremin yaralarını sarmıyoruz. Biz geleceğin Malatyası’nı inşa ediyoruz.” dedi. Yeniden yapılanma sürecinin yalnızca konut ve iş yeri inşasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Başkan, şehircilikten ulaşıma, turizmden sanayiye, gençlik ve spordan sosyal donatılara kadar geniş bir alanda yeni bir şehir modeli oluşturduklarını söyledi. 125 bin bağımsız bölümle çok merkezli şehir planlaması Malatya’da konut ve iş yerlerini kapsayan 125 bin bağımsız bölümün inşa edildiğini belirten Başkan, yeniden yapılanmada şehrin demografik yapısının ve toplumsal bağlarının korunmasına önem verdiklerini kaydetti. “Biz sadece bu konutları yapmadık.” diyen Başkan, planlamada mahalle kültürünü ve komşuluk ilişkilerini gözeterek hareket ettiklerini ifade etti. Başkan, “Yeni bir Malatya kurgularken Malatya’nın demografik yapısı bozulmasın, Malatya’da insanlarımız kendi komşusuyla, kendi akrabalarıyla aynı sokakta, aynı caddede, aynı yerde yaşasınlar istedik ve bu şekilde bir planlama yaptık.” sözleriyle yeniden yapılanmanın sosyal boyutuna dikkat çekti. Yeni yerleşim planlamasıyla Malatya’nın tek merkezli yapıdan çok merkezli bir şehir modeline dönüştürüldüğünü belirten Başkan, bu yaklaşımın şehrin gelecekteki gelişiminde belirleyici olacağını söyledi. Sanayide yeni yatırımlar, gençlik ve sporda kapsamlı projeler Malatya’nın ekonomik yapısında tarımın yanı sıra sanayinin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Başkan, mevcut sanayi yapısının geliştirilmesi ve yeni üretim alanlarının oluşturulması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. İki yeni organize sanayi bölgesinin kurulma sürecine değinen Başkan, “İlk yerli ve milli akıllı telefonu da Malatya’da üretilecek.” diyerek şehirdeki üretim kapasitesinin yeni alanlara taşınmasına yönelik hedeflerini aktardı. Gençlere yönelik yatırımların da yeniden yapılanma sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirten Başkan, tamamlanan 43 spor yatırımının yanı sıra yeni projelerin sürdüğünü söyledi. Kaynarca-Melekbaba bölgesinde 57 dönüm üzerine kurulan spor kompleksinin tamamlandığını belirten Başkan, tesiste tam nizami futbol sahası, bin 500 seyirci kapasiteli stadyum, bin seyirci kapasiteli spor salonu, kapalı halı saha ve golf sahasının bulunduğunu anlattı. Kompleksin gençlik merkeziyle birlikte gençlerin farklı spor dallarına erişimini artıracağını ifade etti. Kütüphane yatırımlarına da değinen Başkan, Malatya genelinde 13 kütüphanenin inşaatının sürdüğünü belirterek, spor tesisleri ve gençlik merkezleriyle birlikte gençlerin sosyal ve sportif imkânlara erişimini kolaylaştırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Bu yaklaşımı, “Malatya’da bir evladımız veya bir kişi evinden çıktığı zaman 5 dakika yürüme mesafesiyle kütüphaneye, sosyal tesise, bir gençlik merkezine, bir spor tesisine ulaşabilir.” sözleriyle anlattı. Türkiye’de dördüncü Keşif Kampüsü Panelde konuşma yapan Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat: “Yaklaşık 5 tane kütüphanemiz var. Şu an 6'ncıyı inşa ediyoruz. 452 kişi kapasiteli modern kütüphaneler. Dünya ve Türkiye'deki ilk ve tek olan bir Teknofest'i Şanlıurfa'da icra ettik. Şehre de heyecan geldi. Gençlere de var olan güvenlerine bir özgüven daha tekrar geldi. Bizlere bunu tevdi eden Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Şu anda gençlikle ilgili gelecekteki bilim, sanayi, teknoloji, uzay bilimleriyle ilgili, havacılıkla ilgili şu anda keşif kampüsümüz yaklaşık bir 6 dönümlük alan üzerinde bin 600 metrekarelik kapalı alan üzerinde inşaatımız bitmek üzere. Türkiye'de de dördüncü keşif kampüsü olacak” şeklinde konuştu. Gençlerimize ‘Kanala değil, havuza’ diyoruz Başkan Canpolat, “Urfa spora da ilgili. Sadece Haliliye ilçemizde sadece 34 tane amatör spor kulübü var. Şehrimizde turnuvaların yapılacağı spor kompleksleri var ama bir de Haliliye'ye özgü daha büyük bir spor kulübü yapmayı düşündük. Temellerini attık. Yaklaşık 17 dönümlük bir alan üzerinde. Buraya aynı zamanda basketbol da ekledik. Tribünü ve diğer sosyal donatı alanlarıyla beraber burada hem il içindeki hem de bölge içerisindeki yarışmaların yapılabileceği bir amatör spor kompleksini de inşallah bitirmiş olacağız. O sportif alandaki gençlerimize yapmış olduğumuz yatırımlara bir de yüzme havuzlarına destek verdik. 5 tane olan ulusal standartlardaki modern yüzme havuzlarına şu an altıncısını bitirmek üzereyiz. Bunlar yarı olimpik şeklinde oluyor. Şanlıurfa'da kardeşlerimize, gençlerimize kanala değil, havuza diyoruz. Ulusal standartta da turnuvaların yapılabileceği bir açık okçuluk merkezini şu anda inşa ediyoruz. Burada da bir spor merkezi de yine olup içerisinde minder güreşlerinin yapılabileceği ata sporları merkezlerimizde yaklaşık bir 10 dönüm alan üzerinde şu anda inşası bitmek üzere” dedi. “Belediye Başkanı şehrin dert babasıdır” Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, panelde yaptığı konuşmada belediyecilik anlayışının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde farklı bir boyuta taşındığını belirterek, “Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu belediyecilik vizyonu başka bir çehre kazandırdı. ‘Sokakta olacaksınız, dertliyle dertleneceksiniz. Siz o şehrin dert babasısınız. Girmediğiniz ev kalmayacak’ dedi” ifadelerini kullandı. Vatandaşların belediye başkanlarından beklentilerinin arttığını kaydeden Ercan, “Vatandaş artık belediye başkanının kanunda yetkisinin ne olduğuyla ilgilenmiyor. ‘Ben sana ulaşırım kardeşim, benim şehrimin şehremini sensin. Git, yetkili kimse sen de ona ulaş’ diyor. Halkın dertleriyle dertlendiğiniz zaman gerçekten gidiyorsunuz, uğraşıyorsunuz. Sizinle hiç ilgisi olmayan konular, kurumlar olsa da vatandaşın meselesini çözüyorsunuz. O artık sizin yaşam biçiminiz haline geliyor” dedi. “Sincan’da her an interaktif olmak zorundasınız” Sincan’ın hızla büyüyen ve dinamik bir ilçe olduğunu vurgulayan Ercan, “Sincan’da her an interaktif olmak zorundasınız. Yoksa ne Sincan’a uyabilirsiniz ne de orada başarılı bir belediye başkanlığı yapabilirsiniz” diye konuştu. İlçenin nüfusunun son yıllarda yıllık ortalama 20-25 bin arttığını, dokuz yıllık belediye başkanlığı döneminde ise yaklaşık 150 bin kişilik artış yaşandığını belirten Ercan, “120 bin ilk, orta ve lise düzeyinde öğrencimiz var. 30 yaş altı 300 bin. Böyle bir genç şehirden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı. Sincan’ın Ankara’nın sanayi ve üretim kapasitesinde önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Ercan, “Ankara’nın ihracatının yüzde 70’ini Sincan yapıyor. Beş tane organize sanayisi var. Her biri hacmini ikiye katlıyor. Sincan’da hem tarım hem endüstri hem de metropol kent belediyeciliği var. Bu katmanların her birinde aktif olarak yer almaya gayret ediyoruz,” dedi. “Herhangi bir sanatı, mesleği olmayan gençlere sanat ve meslek kazandırıyoruz” Gençlerin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalara öncelik verdiklerini belirten Ercan, Sincan’da 13 millet kütüphanesi bulunduğunu ve kütüphanelerin yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Ercan, “İlkini yaptığımızda ‘Belediyenin işi mi bu, kim gidecek, boşuna para harcıyorsun’ diyenler oldu. Sonra yaptık, sırada bekliyor gençler. Şimdi hamdolsun 13 tane var Sincan’da. Dolup dolup taşıyor” ifadelerini kullandı. İlçede yaklaşık 100 bin kütüphane üyeleri bulunduğunu, bebek kütüphanesiyle 0-6 yaş grubundaki çocuklara ve ailelerine yönelik çalışmalar yürüttüklerini aktaran Ercan, spor, sanat ve kültür alanındaki yatırımları da anlattı. Spor salonları, gençlik merkezleri, futbol sahaları, bilim merkezi, konservatuvar ve Gastronomi Akademisi gibi projelerle farklı alanlarda eğitim ve etkinlik imkânı sunduklarını belirten Ercan, organize sanayi bölgeleriyle iş birliği yaparak meslek kursları düzenlediklerini ve istihdam ofisi aracılığıyla gençleri işe yerleştirdiklerini kaydetti. Ercan, “Herhangi bir sanatı, mesleği olmayan gençlere sanat ve meslek kazandırıyoruz. Aylık binleri bulan rakamlarla gençlerimizi işe yerleştiriyoruz” dedi. Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun: “Gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmanın yolu spor” Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, yaptığı konuşmasında genç nüfusa sahip ilçede spor altyapısını güçlendirmeyi öncelikleri arasına aldıklarını belirtti. Belediyeciliğin yalnızca imar ve inşa faaliyetlerinden ibaret olmadığını ifade eden Dursun, “Şehri ihya etmek, nesli ihya etmek de yerel yönetimlerin en büyük vazifelerinden birisi. Gençleri kötü alışkanlıklardan, kötü işlerden, kötü arkadaşlıklardan, uyuşturucudan, sigaradan ve benzeri kötü huylardan uzaklaştırmanın en önemli araçlarından birisi spor” dedi. “Hedef Avrupa’nın en iyi spor şehri olmaktı” Sultangazi’de spor altyapısının güçlendiğini söyleyen Dursun, Gençlik ve Spor Bakanlığı verilerine göre aktif lisanslı sporcu sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük spor kulübü olduklarını ifade etti. Kulüplerinde 27 branşta 3 bin 500 aktif lisanslı sporcu bulunduğunu belirten Dursun, “Biz artık bir markalaşma hikâyemiz olmalı dedik. Kendi platformlarımızda birbirimizle yarışan bir hale büründük ama artık bunu bir marka haline getirmeliyiz, platformu başka yerlere götürmeliyiz” diye konuştu. Bu hedef doğrultusunda Avrupa’daki spor organizasyonlarına yöneldiklerini kaydeden Dursun, Sultangazi ve İstanbul’un 2012 yılında Avrupa Spor Başkenti unvanını aldığını, o tarihten bu yana bu unvanı alan başka bir şehir olmadığını söyledi. Dursun, 2026 yılında Avrupa’da 21 şehrin “Avrupa’nın en iyi spor şehri” unvanı için yarıştığını belirterek, “Biz platformu artık başka bir yere getirdik” ifadelerini kullandı. “Sporun yaygın bir şekilde bütün katmanlara ulaştırıldığı ilçe sıfatını aldık” Brüksel’de yürütülen sürecin tamamlandığını açıklayan Dursun, Avrupa’nın en iyi spor şehri unvanını kazandıklarını belirterek, “Geçen hafta Brüksel’deydim. Avrupa’nın en iyi spor şehri unvanını Sultangazi, İstanbul, Türkiye’ye getirdik. Bu bizim için çok büyük bir başarı” dedi. Spor şehri olmanın yalnızca başarıya odaklanmak anlamına gelmediğini vurgulayan Dursun, “Sporun yaygın bir şekilde bütün katmanlara ulaştırıldığı ilçe sıfatını aldık. Başarıdan daha çok, sporun kitlelere ne kadar yaygın olarak yapıldığına da bakılıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu'nun Kalbinde Yapay Zekâ ve Geleceği Ele Alındı Haber

Anadolu'nun Kalbinde Yapay Zekâ ve Geleceği Ele Alındı

Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk teknoloji liderleri ile yapay zekâ uzmanları, ondan fazla panel ve yan oturumda yapay zekânın ekonomik değerden iş gücüne, güvenilirlikten ulusal yol haritasına uzanan farklı boyutlarını tartıştı. Buluşmada akademi, kamu, iş dünyası, girişimciler ve öğrenciler bir araya geldi. “Çok kapsayıcı bir ekosistemi bir araya getirdik” Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın bu yılki farklılıklarının başında katılımın geldiğini söyledi: “Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından Türk teknoloji liderleri ve yapay zekâ uzmanları burada buluştu. Akademiden ve reel sektörün içinden isimler, milyar dolar eşiğine yürüyen girişimciler vardı. Türkiye'nin en büyük holdinglerinden start-up'lara kadar çok kapsayıcı bir ekosistemi burada bir araya getirmeyi başardık.” Buluşmada öne çıkanlar İki gün süren oturumlarda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Kullanım biçimi belirleyici olacak: Sanayide ve hizmet sektöründe verimliliğin artırılması, daha hızlı ve daha doğru karar alınması ve eğitimin dönüşümü yapay zekânın nasıl kullanılacağıyla şekillenecek. Rekabette yeni bir denge: Yapay zekâ, farklı büyüklükteki işletmeler arasındaki rekabeti kolaylaştırabilir. Doğru kullanıldığında KOBİ'lerin ve Anadolu'daki üreticilerin büyük ölçekli işletmelerle aynı sahada yer alabilmesinin önünü açıyor. Korku değil dönüşüm: Yapay zekânın meslekleri bitireceği korkusu yerine, meslekleri nasıl dönüştürdüğünü konuşmak daha doğru bir yaklaşım. İş gücünün yeni beceriler kazanması ve yetkinliklerin dönüşümü bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Zaman ve bütçe: Yapay zekânın iş gücüne ve sektörlere gerçek katkı sağlayabilmesi için kurumların bu alana iki temel kaynak ayırması gerekiyor: zaman ve bütçe. Dönüşümün kilit aktörü gençler: Yapay zekâ dönüşümünde en kritik oyuncular gençler. Bu nedenle buluşmada gençlerin üretimlerine ve fikirlerine geniş yer ayrıldı. Panellerde yapay zekânın tüm boyutları Buluşma, “Türkiye Yapay Zekâ ile Ekonomik Değeri Nasıl Büyütür?” başlıklı açılış paneliyle başladı. Bu panelde Türkiye'nin yapay zekâ haritası, uygulama-ürün-ihracat zinciri ve kamu, regülasyon ve veri erişimi konuları ele alındı. Ardından finans, sağlık, sanayi ve kamudan gerçek uygulamaların vaka örnekleri üzerinden yapay zekânın Türkiye'de hangi alanlarda katma değer ürettiği tartışıldı; nelerin işe yaradığı, projelerin neden büyüdüğü ya da büyüyemediği masaya yatırıldı. “Modelden Pazara” başlıklı panelde yapay zekâda ürünleştirme ve ticarileşmenin önündeki engeller, üniversite ile ürün arasındaki kopukluk ve kamu ihalelerindeki risk algısı konuşuldu. Türkiye'den küresel ölçekte yapay zekâ uygulamalarının nasıl çıkabileceği, girişimcilik ve yatırımcı perspektifiyle değerlendirildi. İnsan kaynağına ayrılan oturumlarda, Türkiye'de yapay zekâ bilen insan kaynağı bulunmasına karşın neden yeterince ürün çıkmadığı sorusu ele alındı. Üniversitelerin bilgi aktaran yapıdan değer üreten ekosisteme dönüşümü, mezunların değişen iş dünyasına hazırlanması ve bilginin laboratuvardan ürüne, üründen pazara taşınması tartışıldı. Üniversite ve özel sektörün yapay zekâ Ar-Ge'sine birlikte nasıl yön verebileceği de ortak proje, veri ve insan kaynağı ekseninde değerlendirildi. “Belirsizlik Çağında Türkiye İçin Fırsatlar” panelinde yapay zekânın meslekler ve istihdam yapısı üzerindeki etkisi, verimlilik artışı ile istihdam arasındaki denge ve geçiş dönemi destek mekanizmaları ele alındı. “Güvenilir Yapay Zekâ” panelinde ise veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık ve hesap verebilirlik, insan denetimi ve inovasyonu destekleyen etik ve hukuki çerçeve konuşuldu. Buluşma, “Türkiye'nin Yapay Zekâ Entegrasyonu İçin Stratejik Yol Haritası” paneliyle tamamlandı. Bu panelde Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemindeki konumu, veri, altyapı, insan kaynağı ve yatırım öncelikleri ile kısa, orta ve uzun vadeli ulusal hedefler değerlendirildi. Demo Day'de girişimler jüri karşısında Etkinlik kapsamında düzenlenen Demo Day'de yapay zekâ tabanlı projeler geliştiren start-up'lar projelerini jüriye sundu ve Ar-Ge çalışmalarını anlattı. Yarışmada dereceye giren ilk üç girişime ödülleri Amazon Web Services (AWS) tarafından verildi. Liseliler ve üniversiteliler yapay zekâ posterleriyle yarıştı Bu yılın yeniliklerinden biri de lise öğrencileri arası ve üniversite öğrencileri arası poster yarışmaları oldu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlenen liseler arası yarışmaya ülkenin doğusundan batısına geniş bir katılım oldu; yarışmada Bitlis'ten de Trakya'dan da öğrenciler yer aldı. Rektör Karasar, gençlerin katılımını şöyle değerlendirdi: “Liseler arası yarışmada ülkemizle gurur duyduk. Gördük ki lise gençliği şu anki üniversite gençliğini geçecek; üniversite gençliği ise bizim kuşağımızı çoktan geçmiş durumda. Siyaset bilimcilerin ‘belirsizlikler çağı’ olarak adlandırdığı, öngörülemeyen bir dönemdeyiz; ama Türk genci kendini bu çağa hazırlamış, bizim kuşağımızdan çok daha hazır. Gençlerimizin fikirleri bizler için gerçekten yol gösterici oldu.” Ortak çağrı metni yayımlandı Buluşmanın sonunda, iki günün değerlendirmelerini özetleyen ortak çağrı metni yayımlandı. Karasar, metni şöyle tanımladı: “Ortak çağrı metni, buluşmaya katılan 600'e yakın katılımcının fikirlerini, tespit edilen eksik alanları ve önümüzdeki dönemde nelere ihtiyacımız olduğunu özetliyor. Politika belgesi niteliğindeki bu metin yalnızca kamuya ve devlete değil; özel sektöre, girişim kurmayı düşünenlere ve önümüzdeki yıllarda yapay zekâ alanında çalışmayı planlayan herkese bir yol haritası sunuyor.” Buluşmanın gelecek yıllarda da süreceğini belirten Karasar, “Önümüzdeki yıllarda devamını sağlayacağız, yeniliklerle geleceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, 2027 IFPSM Dünya Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak Haber

Türkiye, 2027 IFPSM Dünya Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yapacak

Uluslararası satın alma ve tedarik zinciri yönetimi alanında faaliyet gösteren International Federation of Purchasing and Supply Management (IFPSM) tarafından düzenlenen Dünya Zirvesi’nin 2027 yılında Türkiye’de gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Gana’da düzenlenen IFPSM Dünya Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen bayrak devir teslim töreniyle, federasyonun resmi zirve bayrağı TÜSMOD Gana Ülke Başkanı ve AkdenizRack Afrika Genel Müdürü Büşra Kurt’a teslim edildi. Küresel tedarik zinciri liderleri Türkiye’de buluşacak Dünyanın farklı ülkelerinden satınalma ve tedarik zinciri liderlerini, akademisyenleri ve sektör profesyonellerini bir araya getiren IFPSM Dünya Zirvesi; uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, sektörel bilgi paylaşımının artırılması ve küresel tedarik zinciri vizyonunun güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. Türkiye’nin 2027 zirvesine ev sahipliği yapacak olması, ülkenin satınalma ve tedarik zinciri yönetimi alanındaki uluslararası temsiliyeti açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Ev sahibi ülke ve kurumun belirlenmesinde uluslararası temsil kapasitesi, organizasyon yetkinliği, ülkenin sanayi ve tedarik zinciri altyapısı ile küresel vizyona sağlanan katkıların dikkate alındığı belirtiliyor. "Türkiye’nin Küresel Tedarik Zincirindeki Rolü Güçleniyor" Devir teslim töreninde değerlendirmelerde bulunan TÜSMOD Gana Ülke Başkanı ve AkdenizRack Afrika Genel Müdürü Büşra Kurt, şu ifadeleri kullandı: "IFPSM Dünya Zirvesi’nin 2027 yılında ülkemizde gerçekleşecek olması, Türkiye’nin satınalma ve tedarik zinciri yönetimindeki uluslararası gücünü ve temsil yeteneğini açıkça ortaya koyuyor. Bayrağı devralmaktan büyük gurur duyuyoruz. 2027’de küresel sektör temsilcilerini Türkiye’de ağırlayarak hem ülkemizin lojistik ve sanayi potansiyelini sergileyecek hem de sektörel iş birliklerine yön vereceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı Kapılarını Açtı

Avrasya Ambalaj İstanbul 2026 üreticiler, tedarikçiler, yatırımcılar ve satın alma profesyonelleri için ticari temas ve yeni iş bağlantıları açısından önemli bir buluşma zemini oluşturuyor. Ambalaj ticaretinin Avrasya Bölgesindeki önemli platformlarından Avrasya Ambalaj İstanbul, 13–16 Ekim 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde, T.C. Ticaret Bakanlığı’nın desteği, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonu ve Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Fuar; Ambalaj Makinecileri Derneği (AMD), Etiket Sanayicileri Derneği (ESD), Esnek Ambalaj Sanayicileri Derneği (FASD), Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD), Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) ve Sert Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin (SEPA) de desteğini alıyor ve 120 bin metrekare kapalı alanda, 14 salonda yerli ve yabancı firma ve firma temsilcisini ağırlıyor. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın açılışına; RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı Ender Yılmaz, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ile birçok sektörel sivil toplum kuruluşu yöneticileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. 130’ün Üzerinde Ülkeden Katılım Var RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, açılışta yaptığı konuşmada Avrasya Ambalaj İstanbul'un, Avrupa’nın ikinci büyük, Avrasya Bölgesi’nin ise her yıl düzenlenen en büyük ve en etkili ambalaj endüstrisi fuarı olduğuna işaret ederek, fuarın 35 ülkeden 1100’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğinin katılımıyla açıldığını kaydetti. Yıl boyunca yurt içi ve yurt dışı pazarlarda kapsamlı dijital ve geleneksel tanıtım çalışmaları yürüttüklerini ve fuarın uluslararası bilinirliğini ve erişim alanını sürekli genişlettiklerini kaydeden Öner, "Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, Türkiye ambalaj endüstrisinin küresel pazarlara açılmasında önemli bir ticaret platformu olma özelliğini taşıyor. Bu yıl 135 ülkeden ziyaretçiyi ağırlamayı hedefleyerek fuarımızın uluslararası erişimini daha da güçlendirmeyi ve küresel ambalaj sektörünün önde gelen buluşma noktalarından biri olarak konumunu pekiştirmeyi amaçlıyoruz. 40 ülkede yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde; gıda, içecek, kozmetik, e-ticaret, lojistik ve catering alanları başta olmak üzere yaklaşık 200 kişiden oluşan uluslararası VIP alım heyetimizi, katılımcı firmalarımızla karşılıklı görüştürerek yeni iş bağlantıları kurulmasına aracı olacağız. Bu ikili iş görüşmelerinin ülkemizin ihracat hacmine katkı sağlamasını temenni ediyoruz" dedi. İstanbul Dört Gün Boyunca Dünyanın Ambalaj Başkenti Olacak Fuarın açılışında konuşan Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı Zeki Sarıbekir, Türkiye ambalaj sanayisinin dünyada kazandığı güveni pekiştirmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir sektör bırakmak için birlikte çalıştıklarını belirterek, "Otuz yılı aşkın süre önce, yaklaşık bin metrekarelik bir alanda, 50 katılımcıyla başlayan bu mütevazı buluşma, bugün dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturuyor. Bu tablo, Türkiye ambalaj sanayisinin üretim gücünü ve dünyada kazandığı itibarı gösteriyor. İstanbul, bu yıl da dört gün boyunca dünyanın ambalaj başkenti olacak" dedi. Zeki Sarıbekir, sektörün 2026’nın ilk yarısında gerçekleştirdiği ihracatın geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 9 artarak 3,8 milyar doların üzerine çıktığını belirtti. Aynı dönemde dış ticaret fazlasının da yaklaşık yüzde 13 artışla 1,6 milyar dolara yaklaştığını vurgulayan Sarıbekir, sektörün böylece son yedi yılın ilk altı aylık dönemleri içinde en yüksek dış ticaret fazlasına ulaştığını ifade etti. Sektörün 2030 yılı için 50 milyar dolarlık büyüklük ve 10 milyar dolarlık ihracat hedefi bulunduğuna dikkat çeken Zeki Sarıbekir, bu hedeflere ulaşmada üretim kapasitesinin yanı sıra katma değerli ürünlerin payının artırılmasının belirleyici olacağını söyledi. Zeki Sarıbekir, "Katma değerli ürünlerin ihracatımızdaki payını artırmak, sektörümüzün kalıcı rekabet gücü için bir zorunluluk. Bunu başarabilecek tecrübemiz, mühendislik birikimimiz ve üretim altyapımız var. Küresel pazarlarda yoğunlaşan rekabette, tasarım, teknoloji ve sürdürülebilir üretimle daha güçlü bir konuma gelebiliriz. Dünyanın değişen ihtiyaçlarına kendi teknolojimiz ve tasarımımızla cevap vererek güçleneceğiz. Önümüzdeki büyüme alanı burada. Türkiye ambalaj sanayisinin bu adımı atacağına yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı. Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran, ambalaj sektörünün ürünlerin markalaşma sürecinde kritik bir rol üstlendiğini belirterek, Türkiye’nin değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlaması gerektiğine dikkat çekti. Dalgakıran, “Türkiye artık düşük iş gücü maliyetleriyle rekabet edebileceği bir noktada değil. Bu nedenle yeni rekabet unsurlarımızı doğru belirlememiz gerekiyor. Ambalaj sektörü, yalnızca teknolojisiyle değil, tasarım gücüyle de Türkiye’nin yeni rekabet avantajlarından biri olabilir. Ürünlerin markalaşmasında ambalajın çok büyük önemi var. Ancak bunun için yalnızca kendi toplumumuzun değil, ihracat yaptığımız ülkelerin de sosyolojik yapısını doğru analiz etmeliyiz. Dünyada değişmeyen tek gerçek değişimin kendisi. Türkiye olarak bu değişimi yaratan ülkeler arasında olamasak bile, yaşanan dönüşümü hızla anlayıp buna uyum sağlayabilecek beceriyi göstermemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, kimya ve plastik ambalaj sektörlerinin ihracat performansına dikkat çekerek, sektörün Türkiye ekonomisine sağladığı katkıyı vurguladı. Aracı, “Bugün, ambalaj sektörümüzün Türkiye’deki en prestijli ve en büyük buluşma noktası olan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın 31’incisinin açılışında bulunuyoruz. 2026 yılı Ocak-Eylül döneminde kimya sektörü ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 7 artarak 25,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yıl sonu hedefimiz ise 35 milyar dolar. Bu büyük başarıda, en dinamik sektörlerimizden biri olan plastik sektörünün de önemli bir payı bulunuyor. 2026 yılının ilk dokuz ayında plastik ambalaj ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,6 artarak 3,2 milyar dolara yükseldi. Bu başarının tesadüf olmadığını ve arkasında güçlü sektör yapılanmasının bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Fuarın tüm katılımcı firmalarımıza bereketli kazançlar getirmesini temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı Ender Yılmaz, ambalaj sektörünün farklı üretim alanlarını destekleyen stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı dönüşümün önemine dikkat çekti. Yılmaz, “Ambalaj, günlük hayatımızın görünmeyen ama vazgeçilmez bir parçası konumunda. Üretilen her ürünün korunması, taşınması, saklanması ve tüketiciye sağlıklı biçimde ulaştırılması ambalaj sayesinde mümkün. Bu yönüyle ambalaj sektörü, yalnızca bir üretim alanı değil; gıdadan sağlığa, makineden lojistiğe ve perakendeye kadar geniş bir ekosistemi besleyen stratejik güç. Ambalaj sanayisinde 3 binin üzerinde şirket, 100 bini aşkın kişiye istihdam sağlıyor. Sektörün oluşturduğu ekonomik ekosistemin yıllık büyüklüğünün ise 30 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ancak dünyada rekabet koşulları hızla değişiyor. Artık yalnızca üretmek yetmiyor; daha iyi tasarlamak, daha verimli üretmek, kaynakları daha akıllı kullanmak ve çevreye daha duyarlı çözümler geliştirmek gerekiyor. Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, sanayimizin geleceği için bir zorunluluk.” ifadelerini kullandı. Fuarın açılışında konuşan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, ambalaj sektörünün Türkiye’nin sanayi ve ihracatındaki önemli rolüne dikkat çekerek, sektörün gelişiminin diğer üretim alanlarını da doğrudan desteklediğini vurguladı. Bahçıvan, “Ambalaj, hayatımızın her aşamasında yer alan ve sanayimizin gelişimine önemli katkılar sağlayan bir sektör. Ambalajınızı geliştirdikçe ürününüzün kalitesini artırmaya, ürününüzü geliştirdikçe de ambalaja yönelik yatırımlarınızı büyütmeye yöneliyorsunuz. Dolayısıyla birbirini besleyen ve sanayimizin gelişimini hızlandıran bir yapıdan söz ediyoruz. Türkiye’nin üretiminde, sanayisinde ve ihracatında ambalaj sektörümüzün çok büyük payı var. Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı ürünlerimizi, projelerimizi ve yenilikçi çözümlerimizi mevcut ve potansiyel alıcılarla buluşturarak son derece kıymetli bir görev üstleniyor. Dünyada ve ülkemizde yaşanan tüm zorluklara rağmen sanayicilerimizin bu fuara enerjisini, heyecanını ve geleceğe yönelik umudunu ortaya koyarak katılması, sektörümüzün kararlılığını ve üretim gücünü gösteriyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca konuşmasında Tüyap Fuarcılık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal’a da özel olarak teşekkür eden Bahçıvan, Ünal’ın yıllar önce ortaya koyduğu vizyonla Türkiye’de fuarcılık sektörünün gelişimine, sanayinin güçlenmesine ve uluslararası ticaretin büyümesine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Ambalaj Sektörünün Dünya Pazarındaki Payını Artırmalıyız Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu fuarın açılışında yaptığı konuşmada, Türk ambalaj sektörünün ihracat potansiyeline dikkat çekerek, küresel pazardaki payının artırılması ve sürdürülebilir üretim yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. Tecdelioğlu, “Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’nın 31 yıldır başarıyla sürdürülmesi, sektörümüzün üretim ve ihracat gücünün önemli bir göstergesi. Türk ambalaj sektörü, geçtiğimiz yıl 7,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu yıl ise 8 milyar dolar seviyesinin aşılması hedefleniyor. Ancak yaklaşık 380 milyar dolarlık dünya ambalaj pazarından aldığımız pay hâlâ yüzde 2 seviyesinde. Bu oranı mutlaka yukarı taşımamız gerekiyor. Daha fazla yatırım yaparak, üretim kapasitemizi artırarak ve yeni pazarlarda güçlü ticari ilişkiler kurarak Türk ambalaj ürünlerinin dünyadaki varlığını genişletmeliyiz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik, yeni nesil ambalaj teknolojileri ve karbon ayak izinin azaltılması sektörümüzün öncelikli gündemleri arasında yer alıyor. Firmalarımızın atık yönetimi ve enerji dönüşümü alanındaki yatırımlarını hızlandırması, küresel rekabet gücümüzü korumamız açısından büyük önem taşıyor. Fuarın yeni iş birliklerine, daha güçlü ihracat rakamlarına ve sektörümüzün büyümesine katkı sağlamasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Ambalaj Değer Zinciri Tek Çatı Altında Avrasya Ambalaj İstanbul’da ambalaj ürünlerinden ambalaj makinelerine, gıda ve içecek işleme makinelerinden baskı ve konverting teknolojilerine, içecek ve sıvı gıda üretim teknolojilerinden entegre üretim ve lojistik sistemlerine kadar uzanan yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler tek çatı altında ziyaretçilerle buluşuyor. Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan fuar, üreticiler, tedarikçiler, yatırımcılar ve satın alma profesyonelleri için ticari temas ve yeni iş bağlantıları açısından önemli bir buluşma zemini oluşturuyor. Uluslararası Alım Heyetleri B2B Görüşmeler İçin İstanbul’da Avrasya Ambalaj İstanbul kapsamında yürütülen Uluslararası Alım Heyeti Programı, farklı pazarlardan satın alma ve tedarik ihtiyaçları bulunan profesyonelleri katılımcı firmalarla bir araya getiriyor. Orta Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan gelen alıcılarla gerçekleştirilen B2B görüşmelerde ambalaj makineleri, gıda işleme teknolojileri ve ilgili çözümlere yönelik ticari fırsatların geliştirilmesi hedefleniyor. Program, özellikle belirli ürün ve teknoloji gruplarına yönelik satın alma ihtiyacı bulunan profesyonellerin doğru tedarikçilerle doğrudan temas kurmasına imkân sağlıyor. Yeni Nesil Çözümler ve Sürdürülebilirlik Gündemde Ambalaj sektöründe üretim verimliliği, kaynakların daha etkin kullanılması ve sürdürülebilir üretim modellerine yönelik ihtiyaçlar teknolojik dönüşümü hızlandırıyor. Avrasya Ambalaj İstanbul da bu dönüşümün farklı başlıklarını bir araya getiriyor. Fuarda otomasyon, malzeme optimizasyonu, kaynak verimliliği, geri dönüştürülebilir malzemeler ve döngüsel ekonomi hedeflerini destekleyen uygulamaların yanı sıra ambalaj tasarımı ve üretim teknolojilerindeki yeni çözümler ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Bu kapsamıyla fuar, sektör profesyonellerine yalnızca yeni ürün ve tedarikçileri keşfetmek değil, aynı zamanda üretim süreçlerini geliştirebilecek ve rekabet gücünü destekleyebilecek teknolojileri değerlendirme fırsatı da sunuyor. Food-Tech Eurasia ve Printpack & Converting Özel Bölümleri ile Anahtar Teslimi Çözümler Ambalaj endüstrisinin tüm ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı çözümleri buluşturan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı, sektör profesyonellerine üretimden son ürüne uzanan geniş bir ürün ve teknoloji yelpazesini keşfetme fırsatı sunuyor. Food-Tech Eurasia Özel Bölümü gıda ve içecek üreticileri ile, işleme ve hazırlık süreçlerinden üretim hatlarına, dolum teknolojilerinden ambalajlama çözümlerine kadar üretimin farklı aşamalarına yönelik teknolojileri aynı çatı altında incelemek isteyen, profesyoneller için tamamlayıcı bir teknoloji alanı olarak ön plana çıkıyor. Printpack & Converting Özel Bölümü’nde ise ambalaj baskı, etiket, oluklu mukavva, kağıt-karton ambalaj üretimi ve konverting teknolojilerine yönelik en yeni çözümler bir arada sunuluyor ve baskıdan laminasyona, kesimden kaplamaya kadar üretim süreçlerini geliştirmek isteyen sektör profesyonellerinin incelemesine sunuluyor. Genç Tasarımcılar Ödüllendirilecek Türkiye’de ambalaj tasarımı alanındaki genç yeteneklerin keşfedilmesine öncülük eden Ambalaj Ay Yıldızları Öğrenci Yarışması, 2004 yılından bu yana Ambalaj Sanayicileri Derneği tarafından, Avrasya Ambalaj İstanbul kapsamında ve Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. iş birliğiyle kesintisiz olarak düzenleniyor. Yarışmanın 22. dönem kazananları, fuarın açılış günü akşamında gerçekleştirilecek resepsiyonda açıklanacak. Fuar Sektör Ekosistemine Ev Sahipliği Yapıyor 30 yılı aşkın geçmişiyle Avrasya Ambalaj İstanbul, 2026 yılında da ambalaj endüstrisinin farklı segmentlerini uluslararası ticaret odağında bir araya getiriyor. 13–16 Ekim tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyaret edilebilecek fuar; ambalaj üreticilerinden makine ve teknoloji tedarikçilerine, gıda işleme teknolojilerinden baskı ve konverting çözümlerine kadar geniş bir sektör ekosistemine ev sahipliği yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Paslanmaz Çeliğin Geleceği II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde Konuşulacak Haber

Paslanmaz Çeliğin Geleceği II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde Konuşulacak

Paslanmaz Çelik Sanayi Derneği (PASSAD), sanayi, akademi ve kamu temsilcilerini 13 Ekim 2026’da İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenlenecek II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde bir araya getirecek. “Türkiye’de Paslanmaz Çelik Sektörünün Yakın Gelecekteki Dönüşümü” temasıyla gerçekleştirilecek zirvede, sektörün rekabet gücü, küresel tedarik zincirindeki değişimler ve yeni kullanım alanları ele alınacak. Türkiye’de paslanmaz çelik sektörünün gelişimini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren PASSAD’ın düzenlediği zirve, sektör temsilcilerine deneyimlerini paylaşma ve ortak öncelikleri değerlendirme fırsatı sunacak. Üretimden ticarete uzanan gündemin ele alınacağı oturumlarda, değişen talep koşulları, son kullanıcı beklentileri ve teknik bilgi ile nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi üzerinde durulacak. “Sektörün gelişimi için ortak önceliklerimizi belirleyeceğiz” Zirveye ilişkin bir değerlendirmede bulunan PASSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ji Seob Choi, “Türkiye paslanmaz çelik sektörünün gelişimi için değişen pazar koşullarını yakından takip etmeyi ve yeni kullanım alanlarının sunduğu fırsatları değerlendirmeyi önemsiyoruz. Rekabet gücümüzü artırırken teknik bilgi birikimimizi ve nitelikli insan kaynağımızı da geliştirmemiz gerekiyor. II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde sektörümüzün önündeki fırsat ve riskleri farklı paydaşların görüşleriyle ele alacağız. Bu buluşmanın, ortak önceliklerimizi belirlememize ve sektörün gelişimini destekleyecek iş birliklerine katkı sunmasını bekliyoruz” dedi. Ekonomik gelişmelerden yeni kullanım alanlarına uzanan program Zirve, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, PASSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ji Seob Choi, PASSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Cemil Abiş ve PASSAD Genel Sekreteri Dr. Erdem Şireli’nin açılış konuşmalarıyla başlayacak. Programda Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelerin sektöre etkileri değerlendirilirken, gün boyu sürecek oturumlarda küresel tedarik zinciri, son kullanıcı beklentileri ve paslanmaz çeliğin yeni kullanım alanları ele alınacak. Teknik bilgi, eğitim ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi de programın başlıkları arasında yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşletmelere 81 İlde İndirimli Elektrik Fırsatı Haber

İşletmelere 81 İlde İndirimli Elektrik Fırsatı

Serbest tüketici uygulaması kapsamında, yıllık elektrik tüketimi 15.000 kWh’i aşan işletmeler, Uludağ Elektrik’in sunduğu indirimli tarifelerden yararlanarak, enerji maliyetlerinden tasarruf edebiliyor. Serbest tüketici hakkına sahip sanayi ve ticarethane aboneleri, elektrik hizmet kalitesinde herhangi bir değişiklik olmadan şirketle indirim sözleşmesi imzalayabiliyor. Vadeli ve ön ödemeli alternatifler de işletmelere bütçe planlamasında esneklik sağlıyor. “İşletmelerin Rekabet Gücünü Destekliyoruz” Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, işletmelerin enerji maliyetlerini azaltmaya yönelik çözümler geliştirdiklerini belirterek şunları söyledi: “Enerji sektöründe güven ve süreklilik esastır. Türkiye'nin dört bir yanındaki sanayi ve ticarethanelerin ihtiyaçlarına uygun tarifelerle işletmelerin enerji planlamalarını destekliyoruz. Tüketim profillerine ve ödeme alışkanlıklarına göre sunduğumuz vadeli ve ön ödemeli seçeneklerle maliyet kontrolüne ve rekabet güçlerine katkı sağlıyoruz. Müşterilerimiz bu avantajlara fiziki işlem merkezlerimizden, dijital platformlarımızdan ve acentelerimizden kolaylıkla ulaşabiliyor.” 77 İlde Acentelik Ağı Genişliyor Uludağ Elektrik, hizmet bölgesi dışındaki 77 ilde acentelik ağını genişleterek indirimli elektrik avantajını daha fazla işletmeye ulaştırmayı hedefliyor. Şirket, bu modelle müşterilerine uygun fiyatlı enerji sunarken iş ortaklarına da yeni kazanç fırsatları oluşturuyor. Türkiye genelinde “İndirimli Elektrik Avantajıyla İşleriniz Yolunda” mesajıyla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Arslan, “Acentelik modelimizle hem işletmelerin indirimli elektrik tarifelerine erişimini kolaylaştırıyor hem de iş ortaklarımıza gelir elde etme imkânı sunuyoruz. Kazan-kazan anlayışıyla geliştirdiğimiz bu yapıyı Türkiye genelinde büyütmeye devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tepebaşı'nda Engelsiz Üretimin Gücü Haber

Tepebaşı'nda Engelsiz Üretimin Gücü

Tepebaşı Belediyesi’nin EOSB Engelliler Montaj Atölyesi ile İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde bugüne kadar 22 milyon 112 bin 45 ürünün montajı gerçekleştirildi. İki atölyeden yararlanan 221 özel gereksinimli bireyden 73’ü istihdama katılırken, 39 birey mesleki eğitimlerini sürdürüyor. Tepebaşı Belediyesi, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata tam ve eşit katılımını güçlendiren çalışmalarını üretim ve istihdamla buluşturuyor. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren EOSB Engelliler Montaj Atölyesi ile İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi, bireylerin mesleki becerilerini geliştirmelerine, özgüven kazanmalarına ve çalışma hayatında bağımsız bir yer edinmelerine olanak sağlıyor. Üretirken Güçleniyor, Sosyal Hayata Katılıyorlar EOSB Engelliler Montaj Atölyesi ile İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde bireyler, üretime katılarak hem aile ekonomilerine hem de kent ekonomisine katkı sunuyor. Atölyeler aynı zamanda bireylerin sosyal yaşamdan kopmadan güçlenebilecekleri bir buluşma alanı oluşturuyor; katılımcılar sosyal ve kültürel etkinliklerde bir araya geliyor, spor yapma, eğlenme, yeni arkadaşlıklar kurma ve birlikte kaliteli zaman geçirme imkânı buluyor. Böylece atölyeler, mesleki becerilerin yanı sıra özgüveni, sosyal iletişimi, dayanışmayı ve yaşam sevincini de büyütüyor. Başkan Ataç: “Bu atölyeler sosyal adalet anlayışımızın somut karşılığıdır” Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, montaj atölyelerinin sosyal belediyecilik anlayışının güçlü örneklerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bizim için özel gereksinimli bireylerin yaşamın içinde yer alması yalnızca destek hizmeti sunmakla sınırlı değildir. Asıl hedefimiz; onların yeteneklerini ortaya çıkaracak, üretime katılmalarını sağlayacak ve ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirecek fırsatları büyütmektir. EOSB Engelliler Montaj Atölyemiz ve İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyemiz, bu anlayışın en kıymetli örnekleridir. Çünkü bir bireyin kendi emeğiyle ayakta durabilmesi, ailesine, kentine ve ülkesine değer katması; sosyal adaletin en güçlü ifadesidir.” Sanayiye uzanan güçlü iş birliği Başkan Ataç, özel gereksinimli bireylerin istihdamına yönelik çalışmaların kent ekonomisi ve sanayisi açısından da önemli olduğuna dikkat çekerek, “Sanayinin nitelikli emeğe, toplumun ise eşit fırsatlara ihtiyacı var. Montaj atölyelerimiz bu iki ihtiyacı bir araya getiriyor. Firmalarımız üretim süreçlerine değer katan güvenilir bir iş gücüyle buluşurken, bireylerimiz de becerilerini gerçek iş ortamlarında geliştiriyor. Tepebaşı’nda hiç kimsenin üretimin, eğitimin ve yaşamın dışında kalmaması için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Tepebaşı Belediyesi, özel gereksinimli bireyleri eğitimden istihdama uzanan bir yolculukta destekleyen montaj atölyeleriyle; sosyal dayanışmayı, bireysel gelişimi ve ekonomik üretimi aynı çatı altında büyütmeyi sürdürüyor. EOSB’de 14 milyonu aşkın ürün montajı 2019 yılında faaliyete başlayan EOSB Engelliler Montaj Atölyesi, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi ile kurduğu bağ sayesinde özel gereksinimli bireyleri doğrudan sanayi yaşamıyla buluşturuyor. Bugüne kadar 11 firma ile gerçekleştirilen iş birlikleri kapsamında 14 milyon 171 bin 755 ürünün montajı yapıldı. Atölyeden kuruluşundan bu yana 103 özel gereksinimli birey yararlanırken, 24 birey eğitimlerine devam ediyor. Atölyede edindikleri bilgi, beceri ve iş deneyimiyle çalışma hayatına hazırlanan 54 birey ise EOSB’de faaliyet gösteren çeşitli firmalarda istihdama katıldı. İbrahim Ethem Kesikbaş Atölyesi 12 yıldır üretime değer katıyor 2014 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren İbrahim Ethem Kesikbaş Montaj Atölyesi’nde ise 2014-2026 yılları arasında 7 milyon 940 bin 290 ürünün montajı gerçekleştirildi. Bugüne kadar 118 özel gereksinimli bireyin yararlandığı atölyede 15 birey mesleki eğitimlerini sürdürürken, 19 birey çalışma hayatına kazandırıldı. Atölyelerde yalnızca üretim yapılmıyor; bireylerin iş disiplini, sorumluluk duygusu, iletişim, ekip çalışması ve problem çözme becerileri de gelişiyor. Böylece özel gereksinimli bireyler, üretimin her aşamasında aktif sorumluluk alan, ekonomik yaşama katkı sunan ve kendi yaşamları üzerinde daha güçlü söz sahibi olan bireyler haline geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.