Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Efor Holding’den Efor Yatırım’da 2 Milyar TL’ye Kadar Pay Alım Planı Haber

 Efor Holding’den Efor Yatırım’da 2 Milyar TL’ye Kadar Pay Alım Planı

Efor Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortaklarından Efor Holding A.Ş., şirkete olan bağlılığını ve uzun vadeli yatırım taahhüdünü yansıtmak amacıyla Efor Yatırım paylarında alım yapmayı planlıyor. Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda paylaşılan bilgiye göre Efor Holding, 18 Eylül 2026 tarihinden itibaren Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda Efor Yatırım paylarında alım gerçekleştirebilecek. Alımların piyasa koşullarına bağlı olarak azami 2 milyar TL tutarla sınırlı olması ve 31 Aralık 2026 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor. Uzun vadeli yatırım yaklaşımının sermaye piyasalarına yansıması Efor Holding’in pay alım planı, grubun yatırım yaptığı şirketlerde uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının sermaye piyasalarına yönelik önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Holding; üretim, tarım, enerji ve sanayi alanlarında sürdürdüğü yatırımlarında büyüme, sürdürülebilirlik ve katma değer yaratmayı merkezine alırken, Efor Holding pay alım planıyla, Efor Yatırımın uzun vadeli büyüme potansiyeline yönelik yaklaşımını da ortaya koyuyor. Efor Holding halihazırda Efor Yatırım sermayesinin yüzde 6,58’ine sahip bulunuyor. Alımlar sonucunda ulaşılacak pay oranı ve II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği kapsamında eşik aşımı söz konusu olması halinde gerekli açıklamalar ayrıca yapılacak. Pay alımlarının miktarı ve zamanlaması piyasa koşullarına bağlı olarak şekillenecek. Efor Holding, uzun vadeli yatırım anlayışı doğrultusunda Türkiye’de üretim, yatırım, istihdam ve katma değer yaratmaya yönelik büyüme stratejisini sürdürürken, sermaye piyasalarındaki yatırımlarını da aynı perspektifle ele alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı

Türkiye’nin 3D baskı teknolojileri ve eklemeli imalat alanındaki en kapsamlı ihtisas buluşması EXPO3D İstanbul, 17 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. 19 Eylül’e kadar devam edecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, sanayicileri, mühendisleri, akademisyenleri, girişimcileri ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturuyor. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda düzenlenen EXPO3D İstanbul’da endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden 3D tarama sistemlerine, prototiplemeden seri üretim uygulamalarına kadar sektörün farklı alanlarındaki yeni teknolojiler sergileniyor. Fuarın üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ YENİ NESİL TEKNOLOJİLERLE BULUŞTURUYORUZ” Fuarın açılışında konuşan TAM Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sucaklı, EXPO3D İstanbul’un Türkiye’nin ileri üretim teknolojilerindeki potansiyelini dünyaya göstermeyi amaçladığını belirterek şunları söyledi: “Üretimde yeni bir dönemin içindeyiz. Artık bilgisayarda hazırlanan bir tasarım, büyük kalıplara ve haftalar süren hazırlık süreçlerine ihtiyaç duyulmadan birkaç saat içerisinde somut bir ürüne dönüşebiliyor. EXPO3D İstanbul ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısını, mühendislik birikimini ve girişimcilik kabiliyetini yeni nesil üretim teknolojileriyle buluşturuyoruz. 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla markanın yer aldığı fuarımızın, yeni iş birliklerine ve yatırımlara zemin hazırlamasını hedefliyoruz. Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olmasını istiyoruz.” “YERLİ HAM MADDE VE MALZEME GELİŞTİRMEK STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR” PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz ise 3D baskı teknolojilerinin plastik sektörüne yeni üretim ve ürün geliştirme alanları kazandırdığına dikkat çekti. Karadeniz, “Eklemeli imalatın gelişmesinde makine ve yazılım kadar kullanılan ham maddeler de belirleyici bir role sahip. Polimer teknolojileri; otomotivden savunmaya, medikal uygulamalardan tüketici ürünlerine kadar çok geniş bir kullanım alanı sunuyor. Türkiye’nin güçlü plastik sanayisini 3D baskı teknolojileriyle buluşturması, yüksek katma değerli üretim açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Yerli ham madde ve ileri malzeme geliştirme kabiliyetimizi güçlendirerek bu alandaki dışa bağımlılığı azaltabilir, küresel pazardan daha fazla pay alabiliriz” dedi. Eklemeli imalatın malzemenin yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelerde kullanılmasına imkân verdiğini ifade eden Karadeniz, teknolojinin kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri açısından da önemli olduğunu vurguladı. “AKADEMİK BİLGİNİN SANAYİDE KARŞILIK BULMASI GEREKİYOR” Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Binnur Sağbaş da 3D baskı ve eklemeli imalat teknolojilerinin disiplinler arası bir çalışma alanı olduğuna dikkat çekti. Sağbaş, “Eklemeli imalat; makine mühendisliğinden malzeme bilimine, yazılımdan tasarıma ve biyomedikal uygulamalara kadar çok sayıda alanı bir araya getiriyor. Üniversitelerde üretilen akademik bilginin sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşması, geliştirilen projelerin ticarileşmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. EXPO3D İstanbul gibi buluşmalar, öğrencilerimizin ve genç mühendislerimizin teknolojinin ulaştığı noktayı yakından görmesine imkân sağlarken üniversite-sanayi iş birliklerinin gelişmesine de katkıda bulunuyor” diye konuştu. 3D YAZICILARLA ÜRETİLEN GERÇEK BOYUTLU TASARIMLAR İLGİ ODAĞI OLDU EXPO3D İstanbul’da endüstriyel uygulamaların yanı sıra 3D yazıcıların ulaştığı boyutları gösteren dikkat çekici çalışmalar da ziyaretçilerle buluştu. 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yüksekliğindeki dinozor, birebir gerçek boyutlu yarış motosikleti, Anıtkabir ve Aslanlı Yol modeli, 2 metre yüksekliğindeki Thor ve Spider-Man figürleri fuarın öne çıkan eserleri arasında yer aldı. Fuarda ayrıca 1 metre boyundaki metal uçak motoru, 1,5 metrelik insansız hava aracı ve roket parçaları, medikal protezler, otomobiller için mekanik parçalar ile 3D baskıyla hazırlanan gömlek, etek, çanta ve şapka gibi tasarımlar sergileniyor. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki Ayasofya Camii modeli ise fuar alanında çalışan 3D yazıcıyla iki gün içerisinde üretilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan, Türkiye'nin de Dahil Olduğu Avrupa için Yeni Modelini Duyurdu Haber

Nissan, Türkiye'nin de Dahil Olduğu Avrupa için Yeni Modelini Duyurdu

Nissan, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa pazarına yönelik yeni bir model lansmanı gerçekleştireceğini duyurdu. Bu yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan İngiltere'deki fabrikasında söz konusu modelin üretimi için 170 milyon sterlin yatırım yapılacak. Kompakt (B-segment) bir crossover olan Nissan Kicks, Nissan'a özgü e-POWER hibrit teknolojisiyle donatılacak ve Sunderland'de Qashqai, Juke ve LEAF modelleriyle birlikte üretilecek. Nissan AMIEO Bölgesi Başkanı Massimiliano Messina konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bu haber, Avrupa bölgemiz için son derece sevindirici bir gelişme ve yeni modelleri yeni pazarlara ne denli çevik ve hızlı bir şekilde sunabildiğimizin en somut göstergesi. "Kicks, kendine özgü e-POWER hibrit aktarma organları, dikkat çekici tasarımı ve yenilikçi teknolojisiyle öne çıkan kompakt bir crossover. Avrupalı müşteriler, seçenek sunan bir elektrifikasyon anlayışı arıyor; Kicks'in tanıtımı da Nissan'ın herkese uygun seçenekler sunduğunu bir kez daha ortaya koyacak." İngiltere Ticaret ve Sanayi Bakanı Jonathan Reynolds ise şunları söyledi: "Nissan, kırk yıldır İngiliz üretim sektörünün kalbinde yer alıyor; Sunderland'de üretilen milyonlarca araç binlerce nitelikli iş imkânı yarattı ve Kuzeydoğu bölgesinin küresel bir otomotiv üssü olarak konumlanmasına katkı sağladı. "Bu yeni modelin Sunderland'de üretilmesi kararı, İngiltere'nin üretim alanındaki uzmanlığına ve otomotiv sektörünün geleceğine duyulan güvenin büyük bir göstergesi. Sanayiyle kurduğumuz iş birliğinin, hükümetimizin her bölgede sağlıklı büyüme, yatırım ve nitelikli istihdam sağlama hedefine nasıl katkı sunabileceğini görmekten heyecan duyuyorum." İkinci nesil Kicks modeli hâlihazırda Japonya, Meksika ve Brezilya'da üretilerek küresel pazarlara sunuluyor. Kicks, bugüne kadar 70'ten fazla pazarda 1,8 milyon adedin üzerinde satış rakamına ulaştı. Bu duyuru, modelin Avrupa'daki ilk kez tanıtılacağı anlamına geliyor ve gamı yeni bir e-POWER hibrit modelle daha da zenginleştirerek Nissan'ın her müşteri ihtiyacına uygun çeşitli elektrifikasyon seçenekleri sunmaya devam etmesini sağlıyor. Kicks, bu yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan Nissan'ın İngiltere'nin kuzeydoğusundaki Sunderland Fabrikası'nda üretilecek onuncu model olacak. Nissan'ın ayrıca Londra Paddington'da bir tasarım merkezi, Bedfordshire Cranfield'de ise bir Ar-Ge tesisi bulunuyor. Fabrika, 1986 yılında üretim hattından ilk Nissan Bluebird'ün çıkmasından bu yana 12 milyon araç üreterek yeni bir dönüm noktasını daha geride bıraktı. Bu rakam, ortalama olarak her 1 dakika 45 saniyede bir araç üretimine karşılık geliyor. Nissan Sunderland Fabrikası Üretimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Adam Pennick şunları kaydetti: "Sunderland için yapılan bu yeni model tahsisini duyurmaktan gurur duyuyorum. Bu, dünya standartlarında bir üretim merkezi olarak 40. yılımızı kutlamanın en güzel yolu. Kicks e-POWER hibrit modelinin, elektrifikasyon odaklı ürün gamımızda yer alan Qashqai, Juke ve LEAF ile birlikte üretim hattında yerini almasını sabırsızlıkla bekliyoruz." e-POWER – kendine özgü hibrit aktarma organı teknolojisi Nissan Sunderland Fabrikası, hâlihazırda Qashqai'nin e-POWER hibrit versiyonlarını üretiyor ve bu alanda edindiği deneyimi, İngiltere, Avrupa ve Türkiye'deki müşteriler için üretilecek yeni Kicks modeline de taşıyacak. 2016 yılındaki lansmanından bu yana dünya genelinde 1,9 milyondan fazla e-POWER hibrit model satıldı; bunların 200 bini İngiltere'de üretilen Qashqai e-POWER hibrit modellerinden oluşuyor. Kicks, 2025 yılında piyasaya sürülen ve daha iyi yakıt verimliliği, daha düşük emisyon değerleri ile daha üstün bir sürüş konforu sağlamak amacıyla kapsamlı biçimde yeniden tasarlanan üçüncü nesil sistemle donatılacak. e-POWER hibrit teknolojisini benzersiz kılan özellik, tekerleklerin yalnızca güçlü bir elektrik motoru tarafından tahrik edilmesi. Benzinli motor ise yalnızca elektrik üretmek ve araçtaki bataryayı şarj etmek için kullanılıyor. Bu sayede sürücüler, bir elektrikli araca özgü konfor, anlık tepki verme ve akıcı, doğrusal hızlanmanın keyfini yaşarken bir yandan da benzin istasyonunda yakıt doldurmanın pratikliğinden ve alışkanlığından vazgeçmiyor. Sunderland'de 40 yıllık üretim deneyimi Nissan Motor Manufacturing UK (NMUK), kırk yılı aşkın süredir büyümesini sürdürerek İngiltere'nin tek lokasyonda faaliyet gösteren en büyük otomobil üretim tesisi hâline geldi ve Sunderland'i İngiltere'nin otomotiv üretimi ile ihracatındaki başlıca merkezlerinden biri olarak konumlandırdı. Bugüne kadar 5 milyar sterlinlik yatırımla desteklenen tesis, dünya genelinde 100'den fazla pazara araç üretiyor; doğrudan yaklaşık 6.000 kişiye istihdam sağlarken tedarik zincirinde de 30.000 ek iş imkânı yaratıyor. Kicks, 1986'dan bu yana Sunderland'de üretilmek üzere tahsis edilen 10. model olma özelliğini taşıyor ve bu listede kendisinden önce Bluebird, Primera, Micra, Almera, Note, Infiniti Q30, JUKE, Qashqai ve LEAF modelleri yer alıyor. Sunderland, önümüzdeki yıldan itibaren, ilk kez tamamen elektrikli olarak üretilecek olan üçüncü nesil Nissan JUKE'un üretimini de üstlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CTO Maaşları CEO Maaşlarını Geçti Haber

CTO Maaşları CEO Maaşlarını Geçti

Kruze Consulting’in araştırmasına göre, ABD’de yatırım almış yüzlerce girişimin bordro verilerinde CTO’ların ekstrem düşük ve yüksek ücretler çıkarıldığında ortaya çıkan yıllık maaşı 166 bin dolarla CEO’ların 159 bin dolarlık ortalamasını geçti. Bu fark, yeni kurulan ve hızla büyüyen firmalarda daha da belirgin; CTO’lar yılda ortalama 238 bin dolar kazanırken CEO’ların ortalaması 216 bin dolarda kalıyor. CTO’ların üst yönetimdeki yükselişi bu tür şirketlerle de sınırlı kalmıyor. Harvard Law School Forum’da yayımlanan bir analize göre, Russell 3000 borsa endeksi şirketlerinde en yüksek ücretli yöneticiler arasında yer alan CTO sayısı 2021’de 155 iken bu sayı 2025’te 249’a çıktı ve sadece dört yıldaki artış %61 oldu. CTO’ların gelirlerindeki artış, teknolojinin şirketler içindeki rolünün genişlemesiyle paralel ilerliyor. Teknoloji liderliği artık yalnızca teknik sistemlerin yönetimiyle sınırlı kalmıyor. Dijital dönüşüm, siber güvenlik, veri yönetimi ve yapay zekâ gibi şirketin bütününü ilgilendiren alanlar da üst yönetimin teknoloji gündeminde yer alıyor. Bu değişim, CTO’ların şirketlerin en yüksek ücretli yönetici kadrolarında daha fazla yer bulmasına da yansıyor. Teknoloji Liderliği Yalnızca Teknoloji Şirketlerinde Yükselmiyor Bu yükselişin dikkat çeken bir diğer yönü, sadece teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmaması. Harvard Law School Forum’daki analize göre, 2025’te en yüksek ücretli yöneticiler arasına giren CTO’ların yalnızca %31’i bilişim sektöründe görev yapıyor, geri kalan %69’u teknoloji dışındaki sektörlerde çalışıyor. Bu durum, teknoloji liderliğinin artık yalnızca yazılım ve teknoloji şirketlerinin gündemi olmadığının açık bir kanıtı. CTO’lar artık finans, sanayi ve tüketici ürünleri gibi farklı sektörlerde de üst yönetimin daha görünür ve yüksek ücretli rolleri arasında yer alıyor. “Ücret Yapısı, Şirketin Nereye Yatırım Yaptığını Gösterir” İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, üst yönetim ücretlerinin aslında şirketin önceliklerini ortaya koyduğunu vurguluyor. “Üst yönetim ücretleri, bir şirketin gelecekte nerede değer üreteceğine dair en açık göstergelerden biridir. Teknoloji yöneticiliği uzun yıllar destek fonksiyonu olarak konumlandırıldı ve ücret yapısı da bunu yansıttı. Gelen veriler, şirketlerin teknoloji liderliğini artık büyümenin merkezine koyduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise teknoloji liderliği çoğu şirkette hâlâ genel müdür yardımcılığı seviyesinde ve diğer fonksiyonlarla aynı ücret bandında konumlanıyor. Oysa bu rol tüm dünyada ürün, veri ve müşteri deneyimi üzerinden doğrudan gelire etki etmeye başladı. Şirketlerin teknoloji liderliğine hangi kademede ve hangi ücret bandında yer verdiği, bu yetkinliği ne kadar süre koruyabileceklerinin de belirleyicisi. Bu kararı geciktiren kurumlar, yetiştirdikleri teknoloji liderlerini küresel şirketlere kaptırma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Teknoloji yetkinliğini doğru kademede konumlandırmak, önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyecektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DAPEK'te Altyapı Yatırımları Hız Kesmeden Devam Ediyor Haber

DAPEK'te Altyapı Yatırımları Hız Kesmeden Devam Ediyor

DAPEK'i Türkiye'nin yüksek katma değerli sanayi ve petrokimya üretiminde önde gelen merkezlerinden biri olarak kurma vizyonu kapsamında, bölgedeki yatırımcılara hizmet verecek kritik altyapının ilk aşaması hayata geçirildi. DAPEK'teki projelerin toplam yatırım değeri 3 milyar ABD dolarına ulaştı. Enerji altyapısında, Siemens'in Gaz Yalıtımlı Şalt Cihazı (GIS) teknolojisi, 2027 yılının ilk yarısında devreye alınması planlanan trafo merkezinde kullanılacaktır. Enerji arz güvenliğini artırmak için, altyapı ilk aşamada toplam 2x125 MW kapasiteli yedekli bir güç trafo sistemi ile güçlendirilecektir. İkinci aşama için daha yüksek kapasiteli trafolar için siparişlerin 2027 yılında verilmesi planlanmaktadır. Su altyapısı tarafında ise, saniyede 300 litre kapasiteli bir su temin sisteminin ilk aşamasını oluşturan ön filtreleme tesisleri ve iletim hattının inşaatına başlanmıştır. Uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda, arıtılmış deniz suyunun kullanımını mümkün kılacak tuzdan arındırma yatırımlarının yanı sıra yenilenebilir ve yeşil enerji üretim projelerinin de sonraki aşamalarda hayata geçirilmesi planlanmaktadır. DAPEK'teki yatırımcıların ihtiyaç duyduğu sağlam altyapı geliştirilirken, aynı zamanda bölgenin sanayi ve petrokimya sektörlerindeki uzun vadeli büyümesine de katkılar sağlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGSAŞ, Sektörde Bir İlke İmza Atarak ‘Tarım Danışma Kurulu’nu Hayata Geçirdi Haber

İGSAŞ, Sektörde Bir İlke İmza Atarak ‘Tarım Danışma Kurulu’nu Hayata Geçirdi

Yıldızlar Yatırım Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve Türkiye tarım ve kimya sektörünün öncü şirketlerinden İGSAŞ, Türk tarım sektöründe bir ilke imza atarak ülkenin sürdürülebilir geleceğine katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği Tarım Danışma Kurulu’nun ilk toplantısını gerçekleştirdi. Şirket yöneticileri ile finans, medya, akademi ve strateji alanlarından bağımsız uzman isimleri buluşturan kurul, "Tarımda Dönüşüm: İklim, Enerji, Tedarik Zinciri, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik" teması etrafında bir araya geldi. Sektördeki görünümü ve gelecek stratejilerini kapsamlı şekilde ele alan yapı, ortaya koyacağı ortak akılla hem İGSAŞ’ın yol haritasına hem de Türkiye tarımının yarınlarına rehberlik etmeyi hedefliyor. Gübre ve tarım girdileri sektörünün öncü markalarından İGSAŞ, ülke tarımına değer katmak ve sektörün sürdürülebilir gelişimini desteklemek amacıyla Tarım Danışma Kurulu’nu kurdu. Sektöründe bir ilk olma niteliği taşıyan kurul, ilk toplantısını gerçekleştirdi. Farklı disiplinlerden gelen uzmanlıkları ortak bir değerlendirme zemininde birleştiren kurul, tarım ekosistemine bütüncül bir perspektif kazandırmayı amaçlıyor. Toplantıda İGSAŞ yönetimini Genel Müdür İlkay Ünal ile şirket yöneticileri temsil etti. Danışma kurulunda Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit, Stratejik Danışman Tunç Emre Toptaş ve İGSAŞ Akademik Danışmanı Metin Turan’ın yanı sıra medya sektöründen bir temsilci de yer alarak görüş ve önerilerini paylaştı. Kapsamlı Gündem: İklimden Dijitalleşmeye Tarımda Dönüşüm “Tarımda Dönüşüm: İklim, Enerji, Tedarik Zinciri, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik” başlığı altında gerçekleşen ilk buluşmada, küresel ve yerel tarım sektörünün mevcut durumu kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı. İklim değişikliğinin yansımaları ve yeni karbon düzenlemelerinin sektöre etkilerinin yanı sıra enerji maliyetleri, tedarik zinciri dayanıklılığı ve dijital teknolojilerin sunduğu fırsatlar detaylıca değerlendirildi. Toplantıda ayrıca önümüzdeki dönemin öncelikli stratejik başlıkları tespit edildi. Ortak Akılla Geleceğe Yön Verilecek Farklı uzmanlık alanlarının sunduğu zengin bakış açısını merkeze alan İGSAŞ Tarım Danışma Kurulu, düzenli toplantılarla çalışmalarına devam edecek. Yapılan değerlendirmelerin ve üretilen stratejik fikirlerin, İGSAŞ’ın uzun vadeli yol haritasına yön vermesinin yanında Türkiye tarımının küresel ölçekte rekabet edebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına da önemli katkılar sunması hedefleniyor. Yıldızlar Yatırım Holding Hakkında Temelleri 1890’lı yıllarda Hasan Yıldız’ın Trabzon’un Of ilçesinde başlattığı kereste ticaretiyle atılan Yıldızlar Yatırım Holding, 130 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin önde gelen sanayi gruplarından biridir. Holding, bugün Yıldız Entegre, İGSAŞ ve Yıldız Demir Çelik gibi sektörünün öncü şirketleriyle orman ürünleri, kimya ve gübre sanayi, demir-çelik, liman işletmeciliği, deniz taşımacılığı, enerji ve sigortacılık olmak üzere sekiz ana sektörde faaliyetlerini sürdürmektedir. Holding, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yer alan 14 üretim tesisi, 2 limanı ve 5 bini aşkın çalışanıyla ülke ekonomisine değer katmaktadır. Romanya ve Slovenya’daki uluslararası yatırımlarıyla küresel ölçekte üretim ve dağıtım gerçekleştiren Yıldızlar Yatırım Holding, bugün 80’i aşkın ülkeye ihracat yapmaktadır. Yıldızlar Yatırım Holding, toplumsal fayda yaklaşımını “Sürdürülebilir İyiliğin İzinde” vizyonu doğrultusunda şekillendirmekte, sosyal sorumluluk projelerini Fehmi Yıldız Vakfı aracılığıyla hayata geçirmektedir. Holding’in Kurucusu Fehmi Yıldız’ın topluma kalıcı eserler bırakma anlayışıyla şekillenen Vakıf, eğitim, çevre, Sanat, Spor ve toplumsal fayda alanlarında yürüttüğü çalışmalarla özellikle çocukların ve gençlerin gelişimini desteklemeyi, eğitim olanaklarının güçlendirilmesine katkı sunmayı ve kalıcı sosyal değer üretmeyi hedeflemektedir. İGSAŞ Hakkında 1971’den bu yana faaliyet gösteren İstanbul Gübre Sanayi A.Ş. (İGSAŞ), 900’ü aşkın çalışanı, 800’ü aşkın bayisi ve güçlü endüstriyel iş ortaklarıyla Türkiye’nin lider gübre üreticisi konumundadır. Türkiye’nin gübre ihtiyacının yüzde 20’sini tek başına karşılayan İGSAŞ; Kocaeli, Kütahya, Antalya, Samsun ve Hatay’daki modern tesislerinde üre, NPK, DAP, CAN, AS ve AN gibi temel gübrelerin yanı sıra özel formülasyonlu ve organomineral ürünleriyle çiftçilere ve sanayiye güvenilir çözümler sunmaktadır. Türkiye’nin ilk üre, PPAN ve potasyum nitrat üreticisi olarak sektördeki benzersiz konumunu koruyan İGSAŞ, sürdürülebilir tarımı destekleyen, geniş yelpazede yenilikçi ve çevre dostu çözümleriyle tarımın geleceğine yön vermektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Teknolojilerinin Uluslararası Buluşması Fastener Expo Eurasia İstanbul’da Gerçekleşecek Haber

Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Teknolojilerinin Uluslararası Buluşması Fastener Expo Eurasia İstanbul’da Gerçekleşecek

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda ve Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) iş birliğiyle düzenlenecek fuar, bağlantı elemanlarından üretim teknolojilerine, ısıl işlem ve yüzey işlem çözümlerinden ölçüm ve kalite kontrol sistemlerine kadar sektörün geniş değer zincirini aynı platformda buluşturacak. Türkiye bağlantı elemanları sektörünün güçlü üretim kapasitesini ve uluslararası ticaret potansiyelini küresel sektör profesyonelleriyle buluşturmayı hedefleyen Fastener Expo Eurasia, farklı sanayi kollarından üreticileri, tedarikçileri ve satın alma profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirecek. Fuarda yenilikçi bağlantı ve sabitleme çözümlerinin yanı sıra ileri mühendislik ve üretim teknolojileri, yüksek performanslı özel üretim ürünler, kalite ve üretim verimliliğini artıran sistemler ile güvenilir ve esnek tedarik zincirine yönelik çözümler öne çıkacak. Bağlantı Elemanları Sektörü İstanbul’da Buluşacak Yaklaşık 3 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne sahip Türkiye bağlantı elemanları sektörü, yıllık 1 milyon tonun üzerindeki üretim hacmi, 250 binden fazla ürün çeşidi ve yaklaşık 800 milyon dolarlık ihracatıyla Avrupa’nın ikinci büyük üretim merkezi konumunda bulunuyor. Sektörün üretim kapasitesi, ileri mühendislik yetkinliği, özel üretim kabiliyeti ve güvenilir tedarik yapısı, otomotiv, makine, inşaat, enerji, beyaz eşya, mobilya, savunma ve havacılık başta olmak üzere çok sayıda sanayi kolu açısından stratejik önem taşıyor. Fastener Expo Eurasia, bu güçlü üretim ekosisteminin farklı bileşenlerini aynı çatı altında buluşturarak Türkiye’nin bağlantı elemanları alanındaki üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası pazarlara daha güçlü biçimde taşınmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Bağlantı Elemanlarından Üretim Teknolojilerine Geniş Ürün Yelpazesi Fuar kapsamında standart ve özel üretim cıvata, vida, somun, rondela, ankraj ve perçinler başta olmak üzere çok sayıda bağlantı ve sabitleme çözümü sergilenecek. Filmaşin, metal ve çelik teller, diş haddeleme ve tel şekillendirme makineleri, U-cıvata bükme sistemleri ve tam otomatik tij üretim makineleri de fuarın öne çıkan ürün grupları arasında yer alacak. Isıl işlem, sementasyon, karbonitrasyon, sertleştirme, menevişleme ve yüzey işlem teknolojilerinin yanı sıra ölçüm sistemleri, kaplama kalınlığı analizi, XRF analiz cihazları, çatlak tespiti ve tahribatsız muayene çözümleri de profesyonel ziyaretçilerle buluşacak. Basınç, kuvvet, tork ve ivme ölçümüne yönelik sensörler ve proses izleme teknolojileri ile metal işleme, kalite kontrol, üretim verimliliği, depolama ve istifleme ekipmanları fuarın teknoloji odaklı kapsamını tamamlayacak. Sektörün Türkiye ve Dünyadan Önde Gelen Firmaları İstanbul’da Buluşuyor Fastener Expo Eurasia 2026’nın katılımcıları arasında Acar Vida, Asil Civata, Çetin Civata, Standart Civata, Murat Civata, UGC Uğur Gürbüz Civata, Vis Vidasan, Omega Civata, Reform Civata, BRC Bağlantı Elemanları, Emek Perçin, Onurfix, Kaleliler Civata ve Konak Civata gibi Türkiye bağlantı elemanları sektörünün önde gelen firmaları yer alacak. Uluslararası katılımcılar ve fuarda temsil edilen markalar arasında ise Almanya’dan Arnold Umformtechnik, Helmut Fischer ve ibg Prüfcomputer, Japonya’dan Mitutoyo, ABD’den Bowman Analytics, İngiltere’den Arun Technology ve Tayland’dan Alfirs Hardware bulunuyor. Fuar, farklı üretim alanlarından profesyonellere yeni ürün ve teknolojileri yakından inceleme, alternatif tedarikçileri değerlendirme ve uzun vadeli iş ortaklıkları geliştirme imkânı sunacak. Farklı Sektörlerin Tedarik Zincirleri Aynı Platformda Fastener Expo Eurasia, bağlantı elemanları sektörünün yanı sıra otomotiv ve otomotiv yan sanayisi, beyaz eşya, elektronik, makine imalatı, enerji, inşaat, ısıtma, soğutma, havalandırma ve iklimlendirme sistemleri, metal, gemi inşa ve denizcilik, havacılık ve uzay ile mobilya sektörlerinden profesyonelleri ağırlamaya hazırlanıyor. Üretici ve tedarikçilerin yanı sıra ithalatçı, ihracatçı, bayi, distribütör ve toptancıların da ziyaretçi profili içerisinde yer alacağı fuarda, satın alma, tedarik zinciri, üretim, mühendislik, Ar-Ge ve kalite süreçlerinden sorumlu karar vericilerin yeni iş bağlantıları geliştirmesi amaçlanıyor. Fastener Expo Eurasia’nın İntermob ile eş zamanlı düzenlenmesi sayesinde özellikle mobilya üreticileri ve mobilya yan sanayisi profesyonellerinin bağlantı ve sabitleme çözümlerine doğrudan erişmesi ve iki sektör arasında yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi hedefleniyor. Uluslararası Alım Heyetleri İstanbul’da Ağırlanacak Fastener Expo Eurasia’nın 2026 edisyonunda hedef pazarlardan nitelikli profesyonel ziyaretçilerin ve alıcıların fuara katılımı, katılımcı firmaların yeni ihracat pazarlarına erişiminin desteklenmesi ve farklı sanayi kollarıyla kurulacak ticari bağlantıların artırılması hedefleniyor. Fuar kapsamında Avrupa Bağlantı Elemanları Distribütörleri Birliği (EFDA) bünyesinden gelecek alım heyetleri İstanbul’da ağırlanacak. Ayrıca Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) iş birliğiyle İtalya, İspanya, Almanya ve İngiltere’den gelecek profesyonel alıcıların yer aldığı heyetler katılımcı firmalarla buluşturulacak. Bu temaslarla katılımcıların uluslararası satın alma profesyonellerine doğrudan ulaşması, yeni tedarik ilişkileri kurması ve ihracat odaklı iş birlikleri geliştirmesi amaçlanıyor. Uluslararası Ticari İş Birliklerine Açılan Kapı Fastener Expo Eurasia’nın 2024 yılında Hardware Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilen önceki edisyonunda iki fuar birlikte 18 ülkeden 341 katılımcı firmayı ve 92 ülkeden 11.114 ziyaretçiyi ağırladı. Toplam ziyaretçilerin 2.309’unu 91 ülkeden gelen uluslararası sektör profesyonelleri oluştururken, uluslararası ziyaretçi sayısında bir önceki edisyona göre yüzde 30 artış kaydedildi. Fuarlar kapsamında ayrıca 400 kişilik uluslararası alım heyeti ağırlandı. 2026 edisyonunda yeni tedarikçi ve iş ortakları arayan profesyonel alıcıların fuara erişiminin artırılması ve uluslararası ziyaretçi profilinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Fastener Expo Eurasia, ürünlerin sergilendiği bir ihtisas fuarının ötesinde, ticaret, tedarik, teknoloji ve uluslararası iş birliklerini aynı platformda buluşturan stratejik bir endüstri buluşması olarak öne çıkıyor. Fastener Expo Eurasia 17–20 Eylül’de İstanbul’da Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda ve BESİAD iş birliğiyle düzenlenecek Fastener Expo Eurasia, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde 10.00–18.00, 20 Eylül 2026 tarihinde ise 10.00–17.00 saatleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi, İstanbul’da ziyaret edilebilecek. Fuarın, Türkiye’nin bağlantı ve sabitleme teknolojilerindeki üretim gücünü uluslararası alıcılarla buluştururken sektör firmalarının ihracat, yeni pazar ve uzun vadeli ticari iş birliği fırsatlarını geliştirmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri’nden Ağustos Ayında 1 Milyar 605 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden Ağustos Ayında 1 Milyar 605 Milyon Dolarlık İhracat

EİB’nin 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihracatı yüzde 5 artışla 12 milyar 784 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 4 artışla 19 milyar 129 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Ağustos ayında yüzde 1 artışla 824 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 6 artışla 632 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 38 artışla 148 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yaptık Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Almanya, ABD ve İspanya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği'ne ihracatımız yüzde 6 artışla 764 milyon dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 53’e ulaştı. Son bir yıllık ihracatımızda ilk kez 19 milyar dolar barajını aşarak 19 milyar 129 milyon dolara ulaştık. Ağustos ayındaki yüzde 4’lük ihracat artışı potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor.” dedi. İhracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru üçgeninde rekabetçiliklerini korumakta zorlandıklarını vurgulayan Öztürk, “Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu. “İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli” İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.