Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi Altyapısı

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi Altyapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi Altyapısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kacır, GITEX Ai Türkiye’de Türkiye’nin Teknoloji Alanındaki Yeni Büyüme Vizyonunu Anlattı Haber

Bakan Kacır, GITEX Ai Türkiye’de Türkiye’nin Teknoloji Alanındaki Yeni Büyüme Vizyonunu Anlattı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bugün İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen GITEX Ai Türkiye’de küresel teknoloji liderlerine hitap etti. Kacır, Türkiye’nin 100 bin teknoloji girişimi ve toplam 100 milyar dolarlık unicorn değerlemesi hedefiyle dünyanın en büyük 10 girişim ekosisteminden birini kurmayı amaçladığını söyledi. Kacır, “Teknoloji girişimciliğini, Türkiye’nin yeni nesil başarı hikâyelerinin temel itici güçlerinden biri olarak görüyoruz” dedi. Bu büyümeyi desteklemek amacıyla Türkiye, yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağı ayırarak gelecek vadeden yapay zekâ girişimlerinin finansmana erişimini genişletiyor. Kacır, “Türkiye’nin; yeni teknolojilerin geliştirildiği, yenilikçi şirketlerin ölçeklendiği ve ileri sanayi çözümlerinin küresel pazarlara ulaştığı, yapay zekâ çağının öncü merkezlerinden biri olmasını istiyoruz” dedi. GITEX Ai Türkiye’ye 88 ülkeden katılan binlerce uluslararası ziyaretçiye de çağrıda bulunan Kacır, “Bir sonraki çığır açıcı projenizi Türkiye’de hayata geçirmeye davet ediyorum. Yeni şirketinizi Türkiye’den büyütün; Türkiye’yi iş ortağınız olarak konumlandırarak bölgesel ve küresel pazarlara ulaşın” diye konuştu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejik ortaklığında ve inD organizasyonuyla düzenlenen GITEX Ai Türkiye; yapay zekâ altyapısı ve yatırımlarından siber güvenliğe, fiziksel yapay zekâdan dijital kamu hizmetlerine ve girişimciliğe uzanan geniş bir yelpazede Türkiye'nin teknoloji alanındaki önceliklerinin ele alındığı küresel bir platform sundu. Türkiye yapay zekâ yol haritasında ilerliyor Etkinliğin ikinci günündeki programın açılışını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, Türkiye'nin yapay zekâ alanındaki hedeflerini somut adımlara dönüştürme kararlılığını anlattı. Uzun, "2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonumuz ve Eylem Planımız en üst düzeyde güçlü destek görüyor. Kamu harcamalarının yüzde 2’sinin yapay zekâya ayrılması ve beş milyon vatandaşımızın yapay zekâ ekonomisine katılabilecek yetkinliklere kavuşturulması hedefleniyor. Türkiye'nin yalnızca yapay zekâyı kullanan değil; aynı zamanda geliştiren, ticarileştiren ve ölçeklendiren bir ülke olmasını istiyoruz. " dedi. Türkiye’nin coğrafi bir köprüden uluslararası bir iş ve yatırım merkezine dönüşümüne dikkat çeken Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ise Türkiye’nin teknoloji, yatırım ve uluslararası ticaret alanlarındaki bölgesel merkez konumuna dikkat çekti. Dağlıoğlu, "Yirmi yıl önce Türkiye çoğunlukla Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görülüyordu. Bugün ise üretim, Ar-Ge, lojistik, teknoloji ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir merkez konumunda. Ancak bölgesel bir merkez olmak bizim için yeterli değil. Önümüzdeki dönem hedefimiz, küresel bir ekonomik güç hâline gelmek. Türkiye; zengin yetenek havuzu, reform konusundaki güçlü kararlılığı ve yatırımcıları destekleyen kamu politikalarıyla dirençli ve hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Kıtaların kesişimindeki konumumuzla birlikte tüm bu güçlü yönler, yapay zekânın küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiği bir dönemde rekabet gücümüzü korumamız için sağlam bir temel oluşturuyor" dedi. GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise Türkiye’nin sahip olduğu bu güçlü yönleri daha hızlı uluslararası büyümeye ve yatırıma dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. LohMirmand ayrıca GITEX’in uluslararası iş birliklerini güçlendiren, yatırımların ve yeni fırsatların önünü açan rolüne dikkat çekti. LohMirmand, "Türkiye; küresel ölçekte güçlü sanayi altyapısı, dinamik dijital ekonomisi ve yaklaşık 1.500 yapay zekâ girişimiyle yapay zekâ çağına son derece güçlü bir birikimle giriyor. Ancak yapay zekâ rekabetin kurallarını değiştirdi. Şimdi belirlenen hedefler doğrultusunda hızla harekete geçme zamanı. GITEX; güveni pekiştiren, bilgi paylaşımını arttıran, yeni iş bağlantıları ve fırsatlar oluşturan bir platform olarak Türkiye’yi yeni pazarlar, yatırım kaynakları ve nitelikli insan kaynağıyla geniş ölçekte buluşturmak için burada. Sanayi çağında büyük ölçekte üretim yapabilenler öne çıktı; yapay zekâ çağında ise yapay zekâ kapasitesini geniş ölçekte kullanabilenler öne çıkacak. Cumhurbaşkanlığından Türkiye’de Yatırım’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından ekosistemin tamamına kadar gördüğümüz kararlılık, güçlü hedefler ve üst düzey yönetim desteğiyle Türkiye, yakından izlenecek ülkelerden biri olacak” dedi. Bakan Kacır’ın konuşması, GITEX Ai Türkiye’nin İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen iki günlük programının kapanışında gerçekleşti. Etkinlik, 350’den fazla şirket ve girişimi küresel yatırımcılar, politika yapıcılar ve teknoloji liderleriyle buluşturdu. Etkinlik alanında şirketler yeni teknolojilerini sergilerken ortaklıkları, yatırım fırsatlarını ve uluslararası pazarlara açılma yollarını değerlendirdi. Yapay zekâ ekonomisinde kadınların potansiyelini açığa çıkarmak Yapay zekânın kadın girişimcilere sunabileceği ekonomik fırsatlar, Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar'ın dün katıldığı oturumda ele alındı. "Fikirden Etkiye: Türkiye'nin İnovasyon Ekonomisinde Kadınların Gücünü Açığa Çıkarmak" başlıklı oturumda Bayraktar, yapay zekânın küçük ekiplerle ve sınırlı kaynaklarla çalışan girişimcilerin kapasitesini arttırarak daha önce yalnızca çok daha büyük şirketlerin ulaşabildiği sonuçlara ulaşmalarına nasıl imkân tanıdığını anlattı. Bayraktar, "Kadınlar için çok büyük bir fırsat söz konusu. Kadın girişimcilerin yapay zekâdan yararlanarak kapasitelerini nasıl arttırdıklarına bizzat tanıklık ediyoruz. Çok küçük ekiplerle ve sınırlı ekonomik kaynaklarla çalışıyor, ancak geçmişte yalnızca büyük şirketlerin elde edebildiği sonuçlara ulaşıyorlar" dedi. Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: "Kadınların ekonomik açıdan daha güçlü hâle gelmesi için yalnızca yapay zekâyı kullanmaları yeterli değil. Mentorluk, yatırım ve daha iyi istihdam olanaklarına da erişmeleri gerekiyor." GITEX, Dubai merkezli şirketlerin küresel büyümesini hızlandırıyor Küresel GITEX ağı, teknoloji şirketlerinin dünya genelinde yeni pazarlara ve iş fırsatlarına erişmesini destekliyor. Merkezi Dubai'de bulunan, dijital kamu hizmetleri ve akıllı şehir çözümleri alanlarında uzman teknoloji entegratörü INTEGRA CITY de GITEX'in farklı ülkelerdeki etkinliklerine katılımını arttıran şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirket; Dubai’deki GITEX GLOBAL’in yanı sıra Mısır, Fas ve Türkiye’de düzenlenen GITEX etkinliklerine de katılıyor. INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye kapsamında GITEX Ai Belgrad'a (25-27 Mayıs 2027) ve GITEX Ai Kazakistan'a (7-8 Haziran 2027) katılmak üzere mutabakat anlaşmaları imzaladı. Böylece şirket, GITEX ağı içindeki varlığını daha da genişletirken kamu kurumları ve özel sektörle kurulabilecek yeni iş birliklerinin de önünü açtı. INTEGRA CITY ayrıca farklı kentsel sistemlerden gelen verileri, yapay zekâ destekli analiz ve yönetim amacıyla tek bir platformda buluşturan akıllı şehir çözümünü tanıttı. INTEGRA CITY Teknolojiden Sorumlu Başkanı Ilya Belyakov, "Bugün kamu kurumlarının temel beklentisi artık süreçlerin birbirinden bağımsız biçimde dijitalleştirilmesi değil; yapay zekânın karar alma süreçlerinin merkezinde yer aldığı bütünleşik platformların geliştirilmesi. Çözümlerimiz, yapay zekâ modülleri, gerçek zamanlı analiz ve entegre platformlar aracılığıyla kamu güvenliğinden yol güvenliğine ve kent altyapısına kadar karmaşık sistemlerin verimli biçimde yönetilmesini sağlıyor" dedi. Yapay zekâ ekonomisinde güveni güçlendirmek Yapay zekâ kullanımı hızlanırken siber güvenlik de GITEX Ai Türkiye’nin öne çıkan gündem başlıklarından biri oldu. Türkiye’de gelişen düzenleyici çerçeve, dayanıklılık, yönetişim ve hesap verebilirlik konularına daha fazla önem veriyor. Yapay zekâ destekli dijital risk koruması ve tehdit istihbaratı alanlarında uzmanlaşan Türkiye merkezli siber güvenlik şirketi Brandefense, değişen tehditlerin ve düzenleyici beklentilerin kurumların siber riskleri belirleme, yönetme ve bu risklere müdahale etme biçimlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı. Brandefense Büyümeden Sorumlu Başkanı ve Kurucu Ortağı Hakan Uzun, "Uyum, artık yalnızca yapılacaklar listesindeki bir kutuyu işaretlemekten ibaret değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınan bir konu hâline geliyor. Kurumların yalnızca çevre güvenliğine odaklanan yaklaşımdan uzaklaşarak üçüncü taraflardan kaynaklanan tehditleri, dijital marka risklerini ve dış saldırı yüzeylerini de kapsayan çok daha geniş bir risk anlayışına yöneldiğini görüyoruz" dedi. Brandefense, etkinlikte dış saldırı yüzeyi yönetimi, tehdit istihbaratı, marka koruması ve üçüncü taraf risk yönetimini kapsayan yapay zekâ destekli çözümlerini tanıttı. Tehdit tespiti, müdahale ve dijital dayanıklılık için yapay zekâ destekli çözümler geliştiren siber güvenlik teknolojileri şirketi UMV ise kurumların yapay zekâyı ve dijital dönüşümü güvenle benimsemesinde siber güvenliğin taşıdığı role odaklandı. UMV CEO'su Yun Sung Kephas Bang, "Yapay zekâ ekonomisinin başarısını yalnızca inovasyon değil, güven de belirleyecek. Kurumlar yapay zekâ kullanımını hızlandırırken siber güvenlik, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline gelmeli. Böylece işletmeler tehditlere karşı hazırlıklı olurken inovasyon çalışmalarını da güvenle sürdürebilir” dedi. Şirket; gelişmiş web shell tespiti için WSS AI ve internet sitelerinde yetkisiz içerik değişikliklerini gerçek zamanlı olarak gideren WARSS dâhil olmak üzere yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerini tanıttı. GITEX Ai Türkiye, iki gün boyunca Türkiye’nin teknoloji ekosistemini uluslararası GITEX ağıyla buluşturdu. Küresel teknoloji, sermaye ve uzmanlıkla kurulan bağları güçlendiren etkinlik, iş geliştirme ve küresel büyüme için yeni fırsatlar oluşturdu. GITEX Ai Türkiye’nin bir sonraki buluşması 15-16 Eylül 2027 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30,5 Milyar Dolarlık Sektörün Büyük Buluşmasına Sayılı Günler Kaldı  Haber

30,5 Milyar Dolarlık Sektörün Büyük Buluşmasına Sayılı Günler Kaldı 

Savunma sanayiinden havacılığa, otomotivden medikal teknolojilere kadar pek çok sektörde üretim anlayışını değiştiren yenilikçi 3D projeleri, EXPO3D İstanbul’da aynı çatı altında bir araya gelecek. Fuarda Türkiye’de geliştirilen öncü çalışmaların yanı sıra dünya genelinde dikkat çeken uygulamalara yön veren teknolojiler, yeni nesil üretim sistemleri ve ileri malzeme çözümleri sergilenecek. 120’DEN FAZLA MARKA, 100’Ü AŞKIN FİRMA EXPO3D’DE BULUŞACAK Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul’da, 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla marka yer alacak. 3D yazıcı üreticilerinden ileri malzeme tedarikçilerine, yazılım geliştiricilerinden otomasyon firmalarına, tarama sistemlerinden son işlem teknolojilerine uzanan geniş katılımcı profiliyle fuarın, üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. 3D BASKI PROTOTİPTEN NİHAİ ÜRÜNE TAŞINIYOR EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, fuara sayılı günler kala sektörün tüm paydaşlarını İstanbul’da buluşmaya davet ederek şu değerlendirmede bulundu: “EXPO3D İstanbul’da eklemeli imalat teknolojilerinin ulaştığı son noktayı, yenilikçi uygulamalar ve ileri üretim çözümleri üzerinden ortaya koyacağız. Ziyaretçiler, 3D baskının prototiplemeden nihai ürün imalatına kadar ulaştığı seviyeyi yenilikçi uygulamalar üzerinden yakından görebilecek. Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim yöntemi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren stratejik bir üretim modeli. Küresel pazarın sekiz yıl içinde yaklaşık 5,5 kat büyümesinin beklenmesi de yaşanan dönüşümün boyutunu açıkça gösteriyor. Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve mühendislik kapasitesiyle bu pazarda bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi olabilir.” AKADEMİK BİLGİ SANAYİNİN ÜRETİM GÜCÜYLE BULUŞACAK EXPO3D İstanbul kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı, akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle buluşturacak. Konferansta yeni nesil üretim yöntemleri, ileri malzemeler, endüstriyel uygulamalar ve sektördeki teknolojik gelişmeler uzman isimler tarafından ele alınacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Çekya Arasında 10 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi Haber

Türkiye ile Çekya Arasında 10 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişiminden memnuniyet duyduklarını belirterek, "İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 6,5 milyar dolar seviyesini aştı. Bu rakamın daha da yukarı taşınabileceğine inanıyoruz. Kısa vadede ticaret hacmimizi 8-10 milyar dolar seviyesine çıkarabilecek potansiyele sahibiz. Ankara'nın da ihracat potansiyeli sayesinde Çek Cumhuriyeti ile ticaret hacmimizi daha da arttırabiliriz" dedi. Çek Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran'ı makamında ziyaret etti. ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran'ın da yer aldığı görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. -TÜRKİYE VE ÇEKYA ARASINDA GÜÇLÜ EKONOMİK TAMAMLAYICILIK- Türkiye'nin Çekya'nın bağımsızlığının ardından ilk tanıyan ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Baran, NATO üyesi olan iki ülke arasındaki ilişkilerin yıllar içinde güçlü bir zemine oturduğunu söyledi. Çekya'nın Avrupa'nın en geniş sanayi altyapılarından birine sahip olduğuna dikkat çeken ATO Başkanı Baran, "Türkiye ise güçlü sanayi altyapısı, dinamik üretim gücü, genç nüfusu ve Avrupa, Asya ile Orta Doğu'yu birbirine bağlayan stratejik konumuyla uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunuyor. Bu özellikler, ekonomilerimizin birbirini tamamlayan güçlü yönlere sahip olduğunu gösteriyor" dedi. İki ülke arasındaki ticaretin istikrarlı bir şekilde geliştiğini kaydeden Baran, 2025 yılı sonu itibariyle iki ülkenin dış ticaret hacminin 2,4 milyar doları Türkiye'nin ihracatı olmak üzere 6,2 milyar dolar düzeyine yükseldiğini anlattı. Türkiye ile Çekya arasındaki ticarette Ankara'nın payının dikkat çekici bir şekilde arttığını da bildiren Baran, "2025 yılında Ankara'dan Çekya'ya 402 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, 183 milyon dolar da ithalat yapıldı. Başkentimiz, Çekya ile ticaretinde dış ticaret fazlası vererek, güçlü bir performans ortaya koydu" diye konuştu. Çekya ile özellikle savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda iş birliği potansiyeli bulunduğunu ifade eden Baran, iki ülke arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinin dengeli şekilde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. -ANKARA'DA JETCO HAZIRLIĞI- Çek Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek de konuşmasında, Türkiye ile Çekya arasındaki ilişkilerin son dönemde önemli bir ivme kazandığını anlattı. Yakın zamanda Ankara'da Türkiye-Çekya Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) toplantısı düzenleneceği bilgisini veren Büyükelçi Stepanek, bu toplantıda iki ülke iş insanlarının bir araya gelerek ticari bağlantılar ve işbirlikleri kurmasını hedeflediklerini söyledi. İki ülke şirketleri arasında işbirlikleri olduğunu hatırlatan Büyükelçi, İDEF Fuarı'nda Türkiye ve Çekya firmaları arasında savunma ve havacılık ürünlerinin üretimi konusunda iş birliği protokolü imzalandığını anlattı. Büyükelçi, Türkiye ile Çekya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek için çalışmalar yürüteceklerini de söyledi. Görüşmede ayrıca, iki ülke arasında ticaret heyetlerinin artırılması, sektörel iş birliklerinin geliştirilmesi ve ticaret odaları arasında doğrudan temas kurulmasına yönelik çalışmalar yapılması da ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi Haber

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi

Dünyanın önde gelen ekonomi ve iş dünyası yayınlarından Forbes, Türkiye’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi’nin kritik hammadde tedariğinin güçlendirilmesi ve geri dönüşümün ekonomik altyapıya dönüştürülmesi gibi avantajlarını öne çıkararak dünyaya örnek gösterdi. Wesley Alexander Hill imzasıyla 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan “American Defense Should Champion Recycling To Compete With China” başlıklı analizde geri dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olmadığı, sanayi üretimi, ulusal güvenlik ve kritik hammaddelere erişim açısından stratejik öneminin arttığı ele alındı. Analizde özellikle alüminyum, lityum, bakır ve kalay gibi üretim, enerji, teknoloji ve savunma sanayi açısından kritik öneme sahip malzemelerin ekonomiye yeniden kazandırılmasının, ülkelerin hammaddede dışa bağımlılığını ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığı azaltabileceği vurgulandı. Türkiye Modeli “En Uygulanabilir Ulusal Sistem” Olarak Gösterildi Forbes’un analizinde birçok ABD eyaletinde ve Avrupa ülkesinde depozito iade sistemlerinin uygulandığı hatırlatılırken, Türkiye’nin geliştirdiği DOA Sistemi ulusal ölçekte uygulanabilecek en güçlü örneklerden biri olarak değerlendirildi. Haberde Türkiye’de uygulanan modelin en önemli avantajlarından birinin kamu finansmanı yerine özel sermayeye ve genişletilmiş üretici sorumluluğuna dayanması olduğuna yer verilirken, bu yaklaşımın DOA Sistemi’ni vergi mükelleflerine ilave yük getirmeden hayata geçirilmesini mümkün kıldığı belirtildi. Analizde, DOA’nın güçlü dijital altyapısını oluşturan barkodlar, uçtan uca takip sistemi, Depozito İade Makineleri ve vatandaşların iadelerini mobil cüzdanlarına alabilmesini sağlayan teknoloji de sistemin öne çıkan unsurları olarak yer aldı. Kurgulanan altyapının vatandaşların sisteme katılımını kolaylaştırdığı, toplama verimliliğini artırdığı ve kullanılmış içecek ambalajlarının çöp veya atık olarak değil, ülke ekonomisinde tutulması gereken değerli endüstriyel girdiler olarak değerlendirilmesini sağladığı ifade edildi. ABD’ye “Türkiye Modeli Depozito Sistemi” Önerisi Analizde Türkiye’de uygulanan sistemin yalnızca çevresel bir proje değil, yerli tedarik zincirlerini güçlendiren modern bir sanayi altyapısı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ABD’nin geri dönüşüm ve kritik hammadde politikalarını güçlendirmesi için “Türkiye modeli bir depozito iade sistemi” kurabileceği belirtilirken, mevcut perakende noktaları, belediye tesisleri ve farklı kurumların modern dijital takip teknolojileriyle entegre edilebileceği aktarıldı. Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin DOA modeli, Batılı ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabileceği bir yol haritası olarak tanımlandı. Ayrıca Türkiye’nin yaptığına benzer modern bir depozito iade sisteminin kısa sürede kurulabileceği, özel kaynaklarla finanse edilebileceği ve yalnızca çevresel bir uygulama olarak görülmenin ötesine geçerek sanayi altyapısının bir parçasına dönüştürülebileceği ifade edildi. Türkiye’deki Yerli Teknoloji Üreticileri İçin Önemli Bir Fırsat Forbes’un haberinde görüşlerine yer verilen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, DOA Sistemi’nin Türkiye’nin yerli teknoloji sektörü açısından da önemli bir araç olduğunu belirtti. Türkiye’nin tek bir ekipman tedarikçisine bağımlı bir yapı yerine rekabete açık bir model benimsediğini ifade eden Öztürk, son iki yılda farklı Türk üreticilerin gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak yerli Depozito İade Makineleri üretmeye başladığını aktardı. Yerli üreticilerin ihracat pazarlarını da hedeflediğini belirten Öztürk, bu gelişmenin geri dönüşüm teknolojileri alanında tamamen yeni bir sanayi ekosisteminin oluşmasına yol açacağını ifade etti. Öztürk, değerli hammaddelerin Türkiye ekonomisi içerisinde tutulması sayesinde DOA Sistemi’nin cari açığın düşürülmesine katkıda bulunacağını, sistemin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yılda yaklaşık 1 milyar dolar katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trakya’nın Gücüne Güç Katacak Stratejik İşbirliği Haber

Trakya’nın Gücüne Güç Katacak Stratejik İşbirliği

Encümen toplantısında üye belediyelerin hizmet kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel kalkınmaya katkı sunacak projeler ele alındı. Toplantının ardından Trakya Belediyeler Birliği ile Trakya Kalkınma Ajansı arasında imzalanan işbirliği protokolüyle, üye belediyelerin Avrupa Birliği hibe programları ile ulusal ve uluslararası fon kaynaklarından daha etkin yararlanmasının önü açıldı. BELEDİYELERİN PROJE KAPASİTESİ GÜÇLENECEK Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin ile Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer tarafından imzalanan protokol kapsamında, üye belediyelerin proje üretme kapasitelerinin artırılması, fon kaynaklarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve bölgesel kalkınmaya yönelik ortak projelerin geliştirilmesi amaçlanıyor. FON KAYNAKLARINA ERİŞİM GÜÇLENECEK İşbirliği çerçevesinde sosyal ve ekonomik kalkınma, tarım, hayvancılık, turizm, kültür, iklim değişikliği, doğal afetler, sürdürülebilir enerji ve sanayi altyapısı gibi birçok stratejik alanda ortak çalışmalar yürütülebilecek. Ayrıca ulusal ve uluslararası fon çağrılarının düzenli olarak takip edilmesi, belediyelerin bu süreçler hakkında bilgilendirilmesi ve uygun paydaşlarla eşleştirilmesi sağlanacak. GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ, GÜÇLÜ TRAKYA Toplantının ardından değerlendirmelerde bulunan Candan Başkan, “Trakya Belediyeler Birliği olarak Trakya’mızı güçlendirecek çalışmalarımıza devam ediyoruz. Trakya Kalkınma Ajansı ile imzaladığımız işbirliği protokolü sayesinde üye belediyelerimizin Avrupa Birliği hibe programları ve desteklerinden daha etkin yararlanabilmeleri için önemli bir adım attık. Güçlü işbirliği ve ortak akıl ile ‘Hep Birlikte Daha Güçlü Trakya’ vizyonuyla bölgemiz için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Peak PV’den Batarya ve Enerji Yönetim Sistemlerine Büyük Yatırım Haber

Peak PV’den Batarya ve Enerji Yönetim Sistemlerine Büyük Yatırım

Küresel enerji dönüşümünde rekabet artık yalnızca panel üretim kapasitesiyle değil; şebeke, depolama, mühendislik ve saha yönetimini aynı yapı altında buluşturabilen şirketlerle şekilleniyor. Peak PV de son dönemde devreye aldığı kapasite artışı ve yeni nesil enerji yatırımlarıyla Türkiye’de bu dönüşümün dikkat çeken oyuncularından biri olarak öne çıkıyor. Şirketin üretim tesisi gerçekleştirilen yatırımlarla yaklaşık 30 bin metrekare kapalı alana ulaştı. Yıllık 2,5 GW güneş paneli üretim kapasitesine yönelik yatırım süreci başlatılırken, ilk etapta 1 GW’lık bölüm aktif üretime geçti. Üretilen panellerin önemli bölümü grup bünyesindeki güneş enerjisi projelerinde kullanılmaya başlandı. PeakPV’nin yeni dönemdeki büyüme stratejisinde ise yalnızca panel üretimi değil, enerji depolama sistemleri ve entegre üretim altyapısı dikkat çekiyor. Kapasitesi genişletilen tesisin; panel üretiminin yanı sıra batarya ve konstrüksiyon üretimini de aynı çatı altında buluşturan entegre bir enerji üretim üssüne dönüştürülmesi hedefleniyor. İlk etapta 2,5 GW kurulu kapasiteyle başlaması planlanan batarya üretiminin, 2028 yılı itibarıyla 5 GW seviyesine çıkarılması öngörülüyor. Tesiste; 1C, 0,5C, 0,25C ve 1/8C uygulamalara yönelik farklı batarya çözümlerinin yanı sıra, cell’den modüle, modülden komple batarya sistemine kadar tüm süreçlerin aynı yapı içerisinde yönetilmesi hedefleniyor, ayrıca PCS ve EMS üretiminin de tesiste gerçekleştirilmesi planlanıyor. Enerji sektöründe özellikle veri merkezleri, elektrikli ulaşım, yapay zekâ yatırımları ve depolamalı yenilenebilir enerji projeleriyle birlikte elektrik altyapısına yönelik ihtiyaçların hızla arttığını belirten Peak PV Yönetim Kurulu Başkanı M. Behiç Harmanlı, enerji dönüşümünün artık yalnızca üretim değil, depolama ve şebeke tarafında da yeni bir sanayi ölçeği oluşturduğunu söyledi. Harmanlı, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji dönüşümünün yeni döneminde rekabet yalnızca panel üretmekle şekillenmiyor. Depolama teknolojileri, enerji yönetimi, şebeke altyapısı ve mühendislik kabiliyeti artık aynı bütünün parçaları haline geldi. Peak PV yatırımımızı da bu uzun vadeli dönüşüm perspektifiyle konumlandırıyoruz. Hedefimiz; üretim, depolama ve enerji teknolojilerini aynı ekosistem içerisinde geliştirebilen güçlü bir sanayi altyapısı oluşturmak.” Bu vizyonu yalnızca üretim tarafında değil, yatırım tarafında da hayata geçirdiklerini belirten Harmanlı, “Peak PV ile yenilenebilir enerjide üretimin yanı sıra yatırımcı kimliğimizi de güçlendiriyoruz. Konstrüksiyon tarafında arazi, çatı ve carport çözümlerinin tamamı Peak PV çatısı altında ilerliyor. Yatırımcı olarak Türkiye, Avrupa ve Azerbaycan’da solar ve hibrit depolama projelerinde de önemli bir pay üstleneceğiz. Bugün Romanya’da 0.25C depolama sistemiyle 150 MW’lık bir yatırımın sahibiyiz; ESCO modeli kapsamında kurulan özel amaçlı (SPV) şirketlerin sahibi ve Türkiye’de kurulan ESCO şirketlerinin ana ortaklarından biri konumundayız” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu  Haber

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu 

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor” Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip” Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi. Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi” Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi. Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GEA’dan Sürdürülebilir Mühendislikte %60 Hedefi Haber

GEA’dan Sürdürülebilir Mühendislikte %60 Hedefi

GEA Türkiye Genel Müdürü İlker Damar, günümüzde mühendislik çözümlerinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileriyle birlikte ele alındığı sürdürülebilir mühendislik kavramının yükselişte olduğunu belirterek, “Biz de sürdürülebilirliği büyüme ve karlılık stratejilerinden ayrı bir hedef olarak ele almıyoruz. Müşterilerimiz için sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp, rekabet avantajı yaratan bir performans unsuruna dönüştürüyoruz. Bugün itibarıyla GEA Grup cirosunun yaklaşık olarak yüzde 45’i, enerji, su ve diğer kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayan sürdürülebilir çözümlerden oluşuyor. Hedefimiz, 2030 itibarıyla bu oranı yüzde 60’ın üzerine taşımak…” dedi. Müşterileri açısından değer önerilerinin operasyonel süreklilik, öngörülebilirlik ve uzun vadeli performans olarak üç temel başlıkta şekillendiğine vurgu yapan Damar, açıklamalarına şöyle devam etti: “Sürdürülebilir mühendislik çözümlerimiz; enerji tüketimini düşüren, emisyonları azaltan ve üretim verimliliğini artıran sistemler sunarken, dijital izleme ve kestirimci bakım platformlarımız sayesinde tesisler daha şeffaf ve yönetilebilir hale geliyor. Dijital ikizler, bulut bağlantılı ekipmanlar ve veri analitiği destekli servis modelleriyle müşterilerimiz plansız duruş risklerini azaltıyor, bakım bütçelerini kontrol altına alıyor ve yatırım kararlarını veriye dayalı şekilde alabiliyor. Bu da özellikle dalgalı piyasa koşullarında operasyonel dayanıklılığı güçlendiren kritik bir avantaj sağlıyor.” Enerji verimliliği yatırımlarında geri dönüş süresi 18–36 ay GEA projelerinde enerji ve kaynak verimliliği yatırımlarının geri dönüş süresi, sektör ve uygulama alanına bağlı olmakla birlikte, çoğunlukla 18 ila 36 ay arasında gerçekleşiyor. Dijital optimizasyon, proses entegrasyonu ve atık ısı geri kazanımı gibi çözümler söz konusu olduğunda bu süre daha da kısalabiliyor. Özellikle dijital servislerle desteklenen tesislerde, yalnızca enerji maliyetlerinde değil; bakım, duruş ve ürün kaybı gibi dolaylı maliyetlerde elde edilen tasarruflar, toplam yatırım geri dönüşünü hızlandıran önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Artan maliyet baskılarının şirketleri dönüştürdüğünü belirten Damar, şunları söyledi: “Enerji verimliliği artık isteğe bağlı bir yatırım değil, finansal risk yönetiminin bir parçası. Artan enerji fiyatları ve regülasyon baskıları, şirketleri hızlı geri dönüş sağlayan projelere yönlendiriyor. Biz de enerji etütleri, yaşam döngüsü maliyet analizleri ve performans bazlı servis modelleriyle yatırım kararlarını daha öngörülebilir hale getiriyoruz.” Türkiye, yüksek dönüşüm potansiyeline sahip stratejik bir pazar Türkiye’nin GEA açısından güçlü sanayi altyapısı ve yüksek dönüşüm potansiyeliyle stratejik bir Pazar olduğunun da altını çizen İlker Damar, “GEA Türkiye olarak önceliğimiz, uluslararası Mission 30 hedeflerini yerel ihtiyaçlara uyarlayarak; ölçülebilir, uygulanabilir ve hızlı etki yaratan çözümler sunmak. Dijital izleme, uzaktan destek ve kestirimci bakım hizmetlerimizi yaygınlaştırırken; enerji ve su verimliliği yüksek ekipman kurulumları ve mevcut tesislerin modernizasyonuna odaklanıyoruz. Yerel mühendislik ve servis gücümüzle müşterilerimize yalnızca teknoloji değil, uzun vadeli operasyonel ortaklık sunuyoruz” diye konuştu. Regülasyonlar yeni fırsatlar sunuyor Günümüzde regülasyonlar, sanayi şirketleri için yalnızca bir uyum konusu olmaktan çıkıp, iş modellerini dönüştüren stratejik bir itici güç haline geliyor. Karbon raporlaması, enerji verimliliği standartları ve çevresel performans kriterleri, tesis yatırımlarından günlük operasyonlara kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. GEA’nın müşterilerini bu dönüşümde de yalnız bırakmadığını dile getiren Damar, “Emisyon azaltan teknolojiler, dijital raporlama altyapıları ve uyumlu tasarım çözümleriyle müşterilerimizin bu sürece hazır olmasını sağlıyoruz. Amacımız, regülasyonları bir yük olmaktan çıkarıp rekabet avantajına dönüştürmek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WEC Türkiye ve EPRI İş Birliğinde Nükleer Enerji Çalıştayı Gerçekleştirildi Haber

WEC Türkiye ve EPRI İş Birliğinde Nükleer Enerji Çalıştayı Gerçekleştirildi

İstanbul Gelişim Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve uluslararası kuruluşlardan katılımcılar yer aldı. Çalıştayda Türkiye’nin nükleer enerji programına ilişkin farklı başlıklar ele alındı. Açılış konuşmasını WEC Türkiye Genel Sekreteri Mehmet Ertürk yaptı. Ertürk, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde nükleer enerjinin artan enerji talebi, sanayinin dönüşümü ve kesintisiz enerji ihtiyacı açısından önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Nükleer enerjinin yalnızca üretim kapasitesi değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme, sanayi altyapısı ve yerli tedarik zinciri açısından da stratejik bir alan olduğunu vurguladı. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Projeleri Koordinatörü Volkan Türkeş, Türkiye’nin nükleer enerji programına ilişkin mevcut durum ve hedeflere dair bilgi paylaştı. Türkiye’nin nükleer kapasitesinin 2035 yılına kadar 7,2 GW’a, 2050 yılına kadar ise 20 GW’a ulaşmasının hedeflendiği aktarıldı. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin tamamlandığında Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılamasının beklendiği belirtildi. EPRI adına gerçekleştirilen sunumlarda, Nükleer Geliştirme (Nuclear Development) Başkan Yardımcısı Steve Chengelis, International Director Maria Martin, EPRI Avrupa Nükleer Programlar Lideri Xavier Jardí ve Gelişmiş Nükleer Teknolojiler Programı (Advanced Nuclear Technology Program) Yöneticisi Hasan Charkas, nükleer enerjide küresel iş birliği, tedarik zinciri dinamikleri ve yeni nesil nükleer projelerin planlama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas finansal modeller ve yatırım yapıları üzerine değerlendirmelerini paylaştı. Farklı paydaşları bir araya getiren çalıştay, nükleer enerji alanında bilgi paylaşımına ve sektörün gelişimine yönelik başlıkların ele alınmasına olanak sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.