Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sanayi Üretimi

Kapsül Haber Ajansı - Sanayi Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi Haber

AKO Grup’tan Yıllık 45,7 Milyon kWh’lik Yenilenebilir Enerji Üretimi

Türkiye’de sanayi üretimi, artan enerji maliyetleri ve küresel fiyat dalgalanmalarıyla daha kritik bir sürece girerken; enerji yönetimi şirketler için temel bir rekabet unsuru haline geldi. Bu dönemde kendi enerjisini üreten ve tüketimini optimize eden üretim modelleri hem maliyet kontrolü hem de sürdürülebilirlik açısından en etkili çözüm olarak öne çıkıyor. AKO Grup da bu dönüşümün bir parçası olarak enerji yönetimini güçlendiren yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Grup, Petlas, AKO Grup Aküleri, AKO Jant ve Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi’nde hayata geçirilen GES yatırımları 'kendi enerjisini üreten üretim modeli'ni gerçeğe dönüştürüyor. Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir kaynaklardan karşılayan bu yaklaşım; yalnızca maliyet avantajı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda karbon azaltım hedefleri ve uzun vadeli rekabet gücü açısından da stratejik bir dönüşümü ifade ediyor. “Enerjimizin yüzde 40’ını güneşten karşılıyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, enerji yatırımlarına ilişkin açıklamasında “Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, üretim süreçlerimizin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol oynuyor. Hayata geçirdiğimiz GES projeleriyle hem karbon ayak izimizi azaltmayı hem de enerji kaynaklarını daha verimli kullanmayı hedefliyoruz. ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde enerji ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 40’ını güneş enerjisinden karşılıyor olmamız, bu yaklaşımımızın somut örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda enerji verimliliği odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Enerji ve çözüm modeli: Kendi enerjisini üreten sanayi yapısı AKO Grup’un enerji stratejisi; üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artıran, kendi elektriğini üreten ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalara karşı dayanıklı, sürdürülebilir bir yapı üzerine şekilleniyor. Grup genelinde devreye alınan GES yatırımlarıyla yıllık yaklaşık 45,7 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirilirken, bu sayede yılda yaklaşık 2 bin 161 ton CO₂e emisyon azaltımı sağlanıyor. Tüm fabrikalarda tamamlanan GES projeleriyle birlikte, toplam 310 bin metrekare kurulu alan üzerinde yılda 40.000 MWh elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı. Bu üretim, tesislerin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini yenilenebilir kaynaklardan karşılama imkanı sunuyor. Özellikle Ankara’daki ÖTL Geri Dönüşüm Tesisi’nde kurulan 1.476 kW AC gücündeki sistem ile yılda 2 milyon kWh elektrik üretimi hedefleniyor ve fabrikanın enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ı karşılanıyor. AKO Jant tarafında ise devreye alınan GES yatırımı ile yılda 2,4 milyon kWh temiz enerji üretimi sağlanıyor. Kriz dönemlerinde stratejik avantaj: Enerji bağımsızlığı AKO Grup’un kendi enerjisini üretme modeli sayesinde üretim maliyetleri daha öngörülebilir hale gelirken, enerji arzındaki belirsizliklere karşı operasyonel dayanıklılık da güçleniyor. Özellikle ihracat odaklı üretim modelinde, enerji maliyetlerinin kontrol altına alınması rekabetçiliği doğrudan destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor. AKO Grup’un yaklaşımı, sanayide “enerji bağımsızlığı”nın artık bir tercih değil, stratejik bir gereklilik haline geldiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 58 emisyon azaltımı hedefleyen grup; bu doğrultuda sadece yenilenebilir enerjiye değil; su geri kazanımı, atık yönetimi ve düşük karbonlu ürün geliştirme süreçlerini de eş zamanlı olarak yürütüyor. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisi’nin yıllık 75 bin ton lastik işleme kapasitesiyle Türkiye’deki lastik atığının önemli bir kısmını geri kazanması, döngüsel ekonomi yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hürmüz Gerilimi ‘Arz’ı Vurdu  Sanayide Tedarik Ve Üretim Baskısı Derinleşiyor Haber

Hürmüz Gerilimi ‘Arz’ı Vurdu Sanayide Tedarik Ve Üretim Baskısı Derinleşiyor

Küresel ticaretin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda artan jeopolitik gerilim, yalnızca enerji fiyatlarını değil, petrokimya tedarik zincirinin tamamını etkileyen çok katmanlı bir krize dönüşmüş durumda. Enerji ve hammadde akışının aynı hatta yoğunlaştığı bu dar boğazda yaşanabilecek en küçük aksama dahi küresel piyasada zincirleme etkiler yaratırken, süreç artık sadece fiyat artışlarıyla sınırlı kalmıyor; doğrudan arz tarafında ciddi bir daralma riski ortaya çıkıyor. Bu tablo, sanayi üretimi açısından yönetilmesi giderek zorlaşan bir kırılganlığa işaret ediyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, söz konusu gelişmelerin Türkiye plastik sanayisi üzerinde doğrudan ve çok yönlü bir baskı oluşturduğunu belirterek, “Hürmüz hattında yaşanacak bir aksama yalnızca maliyetleri artırmaz; arzı daraltır, teslimat sürelerini uzatır ve üretim planlarını bozar. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, fiyat dalgalanmasının ötesinde, doğrudan arz tarafında yaşanan ciddi bir kırılmadır” ifadelerini kullandı. “Hürmüz’de en küçük risk bile küresel tedariki sarsıyor” Karadeniz, bölgede yaşanabilecek en küçük bir gerilimin dahi enerji ve petrokimya fiyatlarını anında yukarı çektiğine dikkat çekerek, bunun artık öngörülebilir bir risk değil, doğrudan küresel piyasaları sarsan bir kırılganlık haline geldiğini ifade etti. Hürmüz hattında oluşacak herhangi bir aksamanın yalnızca enerji piyasalarını değil, petrokimya tedarik zincirinin tamamını sekteye uğratacağını vurgulayan Karadeniz, bu durumun sanayi üretimini doğrudan tehdit ettiğini söyledi. Türkiye plastik sektörünün hammaddede büyük ölçüde dışa bağımlı olduğuna işaret eden Karadeniz, yaşanan gelişmelerin “uzak bir coğrafyada yaşanan sınırlı bir kriz” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun doğrudan üretim sürekliliğini, maliyetleri ve ihracat performansını etkileyen kritik bir sorun olduğunu dile getirdi. “Jeopolitik riskler ekonomiyi vuruyor” Hürmüz Boğazı’nda artan risklerin ekonomi ile jeopolitiğin en sert şekilde kesiştiği alanlardan biri haline geldiğini ifade eden Karadeniz, “Enerji, lojistik ve hammadde akışının aynı hatta sıkışması, zincirleme etkiler yaratıyor. Bu durum yalnızca sektörel değil, genel ekonomi üzerinde de ciddi sonuçlar doğuruyor” dedi. “Sanayici üzerindeki baskı derinleşiyor” Sahadaki etkilerin her geçen gün daha net hissedildiğini belirten çatı kuruluş PLASFED Başkanı, petrokimya hammaddelerinde fiyatların hızla yükseldiğini, tedarik sürelerinin uzadığını ve belirsizliğin derinleştiğini ifade etti. Bu sürecin sanayiciyi daha yüksek maliyetle stok yapmaya zorladığını, bunun da finansman yükünü artırdığını vurgulayan Karadeniz, aynı zamanda uluslararası pazarlarda rekabet gücünün zayıfladığını ve Türk üreticisinin ciddi bir baskı altında kaldığını dile getirdi. Karadeniz, gelinen noktada sektörün yalnızca maliyet artışıyla değil, tedarik güvenliği riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, bu durumun sürdürülebilir üretim açısından kritik bir eşik oluşturduğunu ifade etti. “Alternatif tedarik artık zorunluluk” Sürecin yönetilebilmesi için acil ve stratejik adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Karadeniz, alternatif tedarik kanallarının hızla devreye alınmasının ve yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. PLASFED Başkanı Karadeniz, “Küresel kırılganlıkların bu kadar arttığı bir dönemde, sanayimizin dışa bağımlılığını azaltacak adımlar gecikmeden hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu’nun Buğday Mirası Türkiye’nin Üretim Gücüne Yön Veriyor Haber

Anadolu’nun Buğday Mirası Türkiye’nin Üretim Gücüne Yön Veriyor

Özkan, unun beslenme açısından hayati öneminin yanı sıra gıda arz güvenliği, sanayi üretimi, ihracat ve sürdürülebilirlik başlıkları açısından taşıdığı stratejik değere dikkat çekti. Türkiye un sanayisinin bu yıl için belirlediği 3 milyon ton buğday unu ihracatı hedefine 200’ü aşkın ürün çeşidi ve 20’den fazla ülkeye ulaşan ihracat ağıyla destek verdiklerini kaydeden Özkan, un pazarında 60 yılı aşkın Sinangil tecrübesini değişen tüketici ihtiyaçlarını karşılayan bir yapıya taşıdıklarını vurguladı. 20 Mart Dünya Un Günü bu yıl “Un hayattır” temasıyla kutlanırken, Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan unun gündelik hayatın ötesine geçen ekonomik ve toplumsal rolüne ilişkin konuştu. Türkiye’nin un ihracatında sahip olduğu güçlü konumun ve bu alandaki köklü birikiminin altını çizen Özkan, Eksun Gıda’nın da yüksek işleme kapasitesi, geniş ürün yelpazesi ve ihracat erişimiyle bu yapının güçlü temsilcileri arasında yer aldığını söyledi. “Anadolu’nun tarihsel birikimi modern üretim gücüne dönüştü” “Un medeniyetin kurucu unsurlarından biridir” diyen Hasan Abdullah Özkan, “Anadolu’nun buğdayla kurduğu köklü ilişki, bugün Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesine yön veren en güçlü alanlardan birine dönüşmüş durumda. Geçmişte sofranın ve gündelik hayatın merkezinde yer alan un, bugün aynı zamanda sanayi üretiminin, gıda arz güvenliğinin ve dış ticaretin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle un sanayisi, tarihsel birikim ile çağdaş üretim gücünün kesiştiği özel bir alan niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı. “Türkiye gıda diplomasisini doğru okuyan, saygın bir aktör” Değerlendirmesinde Türkiye’nin un ihracatında liderliğinin arkasındaki yapısal güce de dikkat çeken Özkan, “Bugün ülkemizin dünya un endüstrisi içerisindeki yerini konuşurken, yalnızca bir ihracat başarısından söz etmiyoruz. Burada belirleyici olan buğdayı katma değere dönüştüren güçlü bir sanayi altyapısı, dünya ölçeğinde karşılık bulan bir tedarik kabiliyeti ve kriz zamanlarında dahi küresel gıda akışının korunmasına katkı sunabilen bir devlet ve sektör refleksidir. Jeopolitik gerilimlere rağmen 2025’te gerçekleşen 2,34 milyon tonluk ihracat ve 2026 için Türkiye un sanayisinin 3 milyon ton hedefi bu sürekliliği açık biçimde yansıtıyor. Biz de şirket olarak bu özverili çalışmaların ve sektörümüzce belirlenen hedefin en büyük destekçileri arasındayız” dedi. “Eksun Gıda 2025’i 474 milyon TL’lik FAVÖK artışıyla kapattı” Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise Eksun Gıda’nın son dönemde üretim altyapısını sürdürülebilir şekilde destekleyen yatırımları oldu. Özkan, “2025 boyunca lisanslı depoculuk tarafında attığımız adımlarla depolama kapasitemizi 100 bin ton seviyesine çıkardık. Yılı 474 milyon TL’lik FAVÖK artışıyla tamamlarken, 200’ü aşkın ürün çeşidimiz, 20’den fazla ülkeye uzanan ihracat ağımız ve Sinangil’in 60 yılı aşan birikimiyle üretim standartlarımızı değişen tüketici ihtiyaçlarına uyumlu bir çizgide sürdürdük. Üretim tesislerimizin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yenilenebilir enerji projelerimizde de önemli bir aşamayı geride bıraktık. Toplam 18,9 MW kapasiteli iki ayrı rüzgar enerjisi santrali (RES) projesinin yapımına başladık. Santrallerimizin tamamlanmasıyla tüm üretim süreçlerimizde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen temiz enerjiyi kullanacağız” şeklinde konuştu. Hasan Abdullah Özkan sözlerinin sonunda Dünya Un Günü’nün bu yıl Ramazan Bayramı’na denk geldiğini belirterek, bu vesileyle herkesin Ramazan Bayramı’nı da kutladığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polisan Holding, 2025 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

Polisan Holding, 2025 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Şirket, küresel ve yerel ekonomik olumsuzlukların devam ettiği 3. çeyrekte operasyonel verimliliği ve bilanço disiplinini önceliklendirmeye devam ederken, stratejik öncelik olarak belirlediği yeniden yapılanma adımlarında da önemli ilerlemeler kaydetti. Bu kapsamda; Boya Grubu iştiraklerinin kısmi bölünme sürecinin başlatılması, Polisan Hellas’ta üretimin durdurulması, faaliyet giderlerinin azaltılması ve finansal borçların yapılandırılması bu yılın ilk dokuz ayında öne çıkan başlıklar oldu. Polisan Holding’in Boya Grubu iştiraklerinin kısmi bölünme yoluyla yeni kurulan Marmara Holding A.Ş.’ye devri işlemi tamamlandı. Kısmi bölünme süreci kapsamında; 29.08.2025 tarihinde gerçekleştirilen Polisan Holding’in Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan kararlar çerçevesinde, Marmara Holding A.Ş.'nin kuruluşu 10.09.2025 tarihinde tescil edildi. Polisan Holding A.Ş.’nin Rohm and Haas Kimyasal Ürünler Üretim Dağıtım ve Ticaret A.Ş. ile Polisan Kansai Boya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de sahip olduğu iştirak payları Marmara Holding A.Ş.’ye devredildi. Marmara Holding, 16.09.2025 tarihinden itibaren MARMR koduyla Borsa İstanbul’da işlem görmeye de başladı. Hellas paylarının devri için görüşmeler devam ederken, operasyonel zararlarının konsolide finansal tablolar üzerindeki etkisini azaltmak adına faaliyetler durduruldu ve faaliyet giderleri en düşük seviyeye indirildi. Polisan Hellas tarafında ise faaliyet zararlarının konsolide finansal tablolar üzerindeki etkisini azaltmak adına Haziran ayında faaliyetlerin durdurulmasına karar verilmişti. 3. Çeyrekte ise operasyonel maliyetler en düşük seviyeye indirilirken, şirketin finansal borçları gerçekleştirilen sermaye artırımı yoluyla kapatıldı. Hellas paylarının satışı için potansiyel alıcılarla görüşmeler ise devam etmekte. Polisan Holding CEO’su Cantekin Dinçerler, finansal sonuçlara ilişkin genel değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025’in üçüncü çeyreğinde küresel ve yerel ekonomik belirsizlikler etkisini sürdürdü. Özellikle Avrupa kimya sanayinde zayıf talep, yüksek enerji maliyetleri ve düşük kapasite kullanımı sektörde rekabet koşullarını zorlaştırırken, Türkiye’de iç talepteki zayıflama ve finansman maliyetlerindeki artış sanayi üretimi üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Kur tarafında görece bir istikrar görülse de, kur-enflasyon makasının daralmış ancak henüz kapanmamış olması, ihracatçı sektörler açısından baskı yaratmayı sürdürüyor. Tüm bu koşullar altında, mali disiplinimizi koruyarak operasyonel verimliliğimizi artırmaya ve stratejik önceliklerimize odaklanmaya devam ettik.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.