Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şarj Altyapısı

Kapsül Haber Ajansı - Şarj Altyapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şarj Altyapısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elektrikli Araç Ekosistemi İstanbul’da Buluşacak Haber

Elektrikli Araç Ekosistemi İstanbul’da Buluşacak

Elektrikli araç şarj teknolojileri ve ekipmanları alanında Türkiye’nin öne çıkan fuarlarından EV Charge Show, 5. yılında e-mobilite ekosisteminin tüm paydaşlarını İstanbul’da bir araya getirmeye hazırlanıyor. EV Charge Show 2026, 26-28 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Şarj altyapısından enerji yönetimine, akıllı şebeke çözümlerinden filo elektrifikasyonuna kadar e-mobilite sektöründeki güncel teknolojilerin sergileneceği fuar, 2026 yılında kapsamını genişletecek. E-mobilite ekosistemi tek çatı altında EV Charge Show 2026’nın öne çıkan yenilikleri arasında elektrikli araçlar, enerji depolama sistemleri (ESS) ve şarj altyapısı çözümlerinin ilk kez aynı platformda buluşturulması yer alıyor. Ziyaretçiler, araçtan şebekeye (V2G), araçtan binaya (V2B) ve araçtan araca (V2V) entegrasyon çözümlerini de yakından inceleyebilecek. Fuarın kapsamının genişletilmesiyle birlikte enerji depolama ve elektrikli araç teknolojileri arasındaki entegrasyona yönelik yeni çözümlerin de sektör profesyonellerinin gündemine taşınması hedefleniyor. Fuar; müteahhitlerin yanı sıra filo ve tesis yöneticileri, belediyeler, enerji şirketleri ve e-mobilite sektöründe faaliyet gösteren profesyonelleri bir araya getirecek. İş bağlantıları ve yeni teknolojiler öne çıkacak EV Charge Show 2026 kapsamında uluslararası sergi alanının yanı sıra konferans programı, Talks Corner sunumları, StartUP Zone ve yarışma programı da düzenlenecek. Fuarın; yeni teknolojileri takip etmek, tedarikçi ve iş ortaklarıyla bağlantı kurmak ve elektrikli araç şarj ekosistemindeki gelişmeleri yakından izlemek isteyen sektör temsilcileri için önemli bir buluşma noktası olması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Bağlı ortaklıkların ve ilgili iştiraklerin performansını daha geniş bir çerçevede ele alan rapor, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümünü güçlü ve ölçülebilir sonuçlarla ortaya koyuyor. 133 dijital projeyle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlanması, D-Charge’ın 45 ilde 621 şarj soketine ulaşması, Şekerpınar Lojistik Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünün güneş enerjisinden karşılanması ve kurumsal yönetim derecelendirme notunun 9,81’e yükselmesi, 2025 yılının öne çıkan performansları arasında yer aldı. Otomotiv sektörünün elektrifikasyon, dijital teknolojiler, yeni iş modelleri ve değişen müşteri beklentileriyle yeniden şekillendiği bir dönemde yayımlanan 2025 raporu, Doğuş Otomotiv’in dönüşüme nasıl hazırlandığını ve mobilite alanındaki güçlü konumunu geleceğe nasıl taşıdığını gösteriyor. Raporda şirketin iş modeli ve değer zinciri; finansal performans, elektrifikasyon, dijitalleşme, iklim yönetimi, insan kaynağı, toplumsal katılım ve kurumsal yönetişim alanlarındaki gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. . “Geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz” Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su E. Ali Bilaloğlu, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümde üstlendiği role ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Mobilite artık sadece araç sahipliğiyle sınırlı bir alan olmaktan çıkarak enerji, veri, yazılım, şarj altyapısı, müşteri deneyimi, satış sonrası hizmetler ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla birlikte yönetilen bütüncül bir ekosisteme dönüşüyor. Doğuş Otomotiv olarak bu dönüşümü yalnızca izlemekle yetinmiyor, geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı performansımız, güçlü finansal yapımızı, dijital yetkinliklerimizi, elektrikli mobilite yatırımlarımızı, insan kaynağımızı ve yönetişim yaklaşımımızı aynı değer yaratma modeli içinde ilerletebildiğimizi gösteriyor. Geçmişimizden aldığımız güçle değişimi yöneten, dönüşümün yönünü okuyan ve yarını şekillendirmek için sorumluluk alan bir şirket olmayı sürdüreceğiz.” Dijital projeler 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağladı Dijital dönüşüm, Doğuş Otomotiv’in 2025 performansının en güçlü alanlarından biri oldu. Müşteri deneyimi, yapay zekâ, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve IoT tabanlı lojistik uygulamalarını kapsayan tamamlanmış dijital proje sayısı 133’e ulaştı. Bu projelerle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlandı. Çalışanların süreçlerin geliştirilmesine doğrudan katılımını sağlayan Fikir Platformu’na yıl boyunca 2.844 fikir sunuldu. Bunlardan 601’i hayata geçirilerek 175 milyon TL proje getirisi elde edildi. Şirket, yapay zekâ uygulamalarının ortak kurumsal standartlarla yönetilmesi amacıyla Yapay Zekâ Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçirdi. Çalışanların kurumsal bilgilere daha hızlı ulaşmasını sağlayan üretken yapay zekâ destekli AsistOn kullanıma sunulurken, kritik yeteneklerin elde tutulmasına yönelik makine öğrenmesi tabanlı erken uyarı mekanizması geliştirildi. İklim çalışmalarının kapsamı değer zincirinde genişledi Doğuş Otomotiv, 2025 yılında iklim çalışmalarının kapsamını tedarikçiler, lojistik süreçleri, Yetkili Satıcı ve Servis ağı, şarj hizmetleri ve araçların kullanım aşamasını içerecek biçimde genişletti. Kapsam 3 emisyonlarının yaklaşık yüzde 98’i hesaplama kapsamına alınırken, değer zincirinden kaynaklanan emisyonların daha sistematik ve izlenebilir biçimde yönetilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuldu. Şekerpınar Lojistik Merkezi’nde kurulu Güneş Enerjisi Santrali, 2025 yılında 4.382.500 KWh elektrik üretti ve tesisin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünü karşıladı. Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2021 baz yılına göre yüzde 20 azaltmayı ve elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir kaynak kullanımına geçmeyi hedeflediğini de rapor kapsamında açıkladı. Yetkili Satıcı ve Servis ağındaki çevresel dönüşüm de 2025 yılında hız kazandı. Ağ genelinde 44 GES lokasyonuna ulaşılırken enerji tüketiminin izlenmesi, karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel standartlara uyum çalışmaları yaygınlaştırıldı. Güçlü pazar performansı yeni mobilite yatırımlarıyla birleşti Elektrifikasyondaki gelişimi araç portföyüyle sınırlamayan Doğuş Otomotiv, şarj altyapısı ve teknik servis kapasitesini de büyüttü. Şirketin şarj çözümleri markası D-Charge, 254 AC ve 367 DC olmak üzere 45 ilde toplam 621 şarj soketine ulaştı. Yüksek voltajlı batarya onarım merkezlerinin sayısı 7’ye çıkarıldı. Böylece elektrikli araç müşterilerine satıştan şarja, teknik servisten ikinci el değer yönetimine uzanan kapsamlı bir hizmet altyapısı sunuldu. Kurumsal yönetim notu 9,81’e yükseldi Doğuş Otomotiv’in kurumsal yönetim derecelendirme notu 2025 yılında 9,81’e yükseldi. Yetkili Satıcı ve Servis ağında gerçekleştirilen 518 adet ISO 9001, DOS5 ve marka standardı denetiminde yüzde 94,59 genel başarı oranına ulaşıldı. Şirket, insan hakları, etik ve uyum, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi güvenliği ve değer zinciri yönetimi alanlarındaki yapısını güçlendirirken sürdürülebilirlikle bağlantılı gelişmeleri strateji ve karar alma süreçleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirdi. Çalışan katılımı somut sonuçlara dönüştü Doğuş Otomotiv çalışanlarına yıl boyunca toplam 33.769 saat eğitim verilirken mavi yakalı çalışanların kişi başına ortalama eğitim süresi yüzde 86,22 artarak 49,63 saate yükseldi. Dijital yetkinlikler, elektrikli araç teknolojileri, liderlik, iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki gelişim programları, çalışanların otomotiv sektöründeki dönüşüme hazırlanmasını destekledi. Doğuş Otomotiv çalışanları aynı dönemde toplumsal katılım çalışmaları kapsamında bir önceki yıla göre yüzde 64 artışla 1.315 saat gönüllülük faaliyeti gerçekleştirdi. Uzun soluklu programlarla binlerce kişiye ulaşıldı “Trafik Hayattır!” platformu 21’inci yılında güvenli mobilite kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Güvenli Trafik Becerileri” programı kapsamında otizmli bireylerin trafikte daha güvenli ve bağımsız hareket etme becerilerini desteklemek amacıyla kendilerine ve ebeveynlerine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. “Doğaya Kanat Açtık” programı kapsamında ise bugüne kadar 60 bin kilometreden fazla yol kat edildi, Türkiye genelinde 395 kuş ve 30 memeli türü gözlemlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN, IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Elektrikli ve Dijital Ulaşım Ekosistemini Tanıtacak Haber

MAN, IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Elektrikli ve Dijital Ulaşım Ekosistemini Tanıtacak

Gelecekte 12 ila 50 ton arasındaki eksiksiz bir elektrikli kamyon portföyüne sahip olacak olan MAN; eTGL, eTGM, eTGS ve eTGX modellerinden oluşan eTruck ailesinin tamamını ilk kez IAA Transportation 2026’da sergileyecek. Kentsel dağıtım lojistiğinden belediye uygulamalarına, şantiye trafiğinden uzun mesafeli taşımacılığa kadar neredeyse tüm uygulama alanlarını kapsayan bu portföy, modüler batarya teknolojisiyle her görev için en doğru konfigürasyonu mümkün kılıyor. Özellikle uzun mesafe yarı römork kombinasyonunda MAN eTGX modeli, ara şarj gerektirmeden 570 kilometreye varan menziliyle klasik nakliye operasyonlarının ekonomik olarak yürütülebileceğini kanıtlıyor. Geleneksel tahrik sistemlerinde de maliyet etkinliğini ön planda tutan MAN, yeni D30 PowerLion güç aktarma sistemiyle öne çıkıyor. Bu sistem, bir önceki modele kıyasla yakıt tüketimini yüzde 5’e kadar azaltarak pazardaki en verimli çözümlerden biri olmayı başarıyor. MAN Truck & Bus CEO’su Alexander Vlaskamp fuarda sergileyecekleri yeniliklere ilişkin şunları söyledi: "Driving. People. Partner." (Sürüşte öncü, insan odaklı, güvenilir ortak) sloganı, MAN’ın temsil ettiği değerlerin özünü yansıtıyor. Son derece verimli, güvenilir ve emniyetli araçlarla taşımacılığın dönüşümünü ileriye taşıyoruz. Çalışanlarımız ve servis ağımızla müşterilerimize yakınız ve önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya çapında 300 milyon Euro’luk yatırımlarla bu yakınlığı daha da artıracağız. Güvenilir bir iş ortağı olarak, müşterilerimizi ekonomik açıdan başarılı ve sürdürülebilir bir nakliye işine giden yolda bütünsel çözümlerle destekliyoruz." Yeni teknolojiler yakıt ve enerji tüketimini azaltıyor MAN’ın fuarda sergileyeceği bu yılki yeniliklerden bir de PredictiveDrive özelliğine sahip GPS destekli MAN EfficientCruise sisteminin daha da geliştirilmiş versiyonu olacak. Güzergâh profilini, trafik altyapısını ve hız şartlarını akıllı bir şekilde dikkate alan sistem, standart kullanımda araç tipine ve uygulama profiline bağlı olarak yüzde 5,5’e varan, zorlu arazi koşullarında ise yüzde 9’a varan enerji ve yakıt tasarrufu sağlıyor. Bu yeni sistem, sadece işletme maliyetlerinin düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda sürücünün iş yükünün hafifletilmesine de doğrudan katkı sağlıyor. Araçlarının operasyonel kullanılabilirliğini de artıran bu yenilik, ayrıca kablosuz olarak gerçekleştirilen otomatik harita güncellemeleri sayesinde servise gitmeye gerek kalmadan sistemlerin her zaman güncel kalmasını sağlıyor. Önemli bir bileşen olarak güvenlik MAN, IAA Transportation 2026'da verimlilik ve kullanılabilirliğin yanı sıra yol güvenliğine de odaklanıyor. Modern sürücü destek sistemleri, zorlu trafik durumlarında sürücülere destek olup, kazaları önlemeye veya etkilerini azaltmaya yardımcı olurken, aynı zamanda filo işletmecilerinin plan dışı arıza sürelerini en aza indirgemelerine katkı sağlıyor. Böylece güvenlik, filo işletiminin ekonomik bir bileşeni haline geliyor. Fuarda tanıtılacak yeni nesil acil frenleme sistemi MAN Acil Fren Yardımı (EBA Advanced) ise dikkat dağınıklığını ve yorgunluğu algılayan sürücü izleme sistemi ile dönüş noktalarında yayaları, bisikletlileri ve diğer yol kullanıcılarını koruyan genişletilmiş aktif güvenlik sistemlerini bir araya getirerek yollardaki güvenliği en üst seviyeye çıkarıyor. Ayrıca MAN, kör nokta izleme için yeni çözümleri ve MAN OptiView dijital ayna ikame sistemine eklenen yeni ve avantajlı giriş seviyesi versiyonu da fuarda ziyaretçilerle buluşturulacak diğer güvenlik sistemleri arasında yer alıyor. Ekonomik elektromobilite için bütünsel çözümler Elektrikli tahrike geçiş sadece araçla sınırlı görmeyen MAN Transport Solutions, IAA’da şarj altyapısı, akıllı şarj ve enerji yönetimi için akıllı çözümlerle e-mobilite ekosisteminin tamamını kapsayacak ekonomik çözümleri de paylaşacak. MAN’ın geliştirdiği bu yeniliklerin amacı ise şarj sürelerini optimize etmek, enerji maliyetlerini düşürmek ve elektrikli filo kullanımını ekonomik hale getirmek. Buna paralel olarak, MAN Charge&Go’nun hizmet ağı, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan ve Portekiz dahil olmak üzere Avrupa’da 50 yeni şarj istasyonuyla genişletiliyor. Bu şarj hizmeti, filo müşterilerine MAN tarafından elektrikli kamyonlara uygunluğu test edilmiş, sürekli büyüyen ve ülkeler arası kullanılabilen bir şarj ağına erişim imkânı sağlıyor. Ayrıca MAN, çift yönlü şarj gibi yeni uygulamalarının yanı sıra, yüksek performanslı şebeke bağlantısı bulunmayan bölgeler için yeni çözümler geliştiren Smart Charging Cube sistemini de fuarda sergileyecek. MAN, kendi hizmetleri ile enerji ve şarj altyapısı alanındaki iş ortaklarıyla birlikte elektrikli mobiliteye başarılı bir geçiş için kapsamlı bir hizmet ekosistemi oluşturuyor. Yeni ücretsiz "Lifetime Connectivity" özelliğine sahip MAN TGE Bu yılki IAA'da MAN TGE de verimlilik, üretkenlik ve sürücü konforu özellikleriyle yine ön planda olacak. Hannover'deki dünya prömiyerinden on yıl sonra MAN, bu kez MAN Individual'dan yeni kişiselleştirme seçeneklerinin yanı sıra yeni MAN TGE Connect hizmetlerini de tanıtacak. MAN Individual yelpazesi, MAN TGE Individual Lion X donanım serisi ve Individual Black giriş seviyesi paketi ile genişleyecek. MAN ticari araç için geliştirilen dijital hizmetlerin en önemli özelliği ise Eylül ayından itibaren müşteriye ücretsiz olarak verilmeye başlanacak olan yeni "Lifetime Connectivity" olacak. Bu geliştirme sayesinde, çevrimiçi işlevler ve harita güncellemeleri dahil MAN TGE'deki tüm dijital hizmetler ek ücret ödemeden kullanılabilecek. TGE’deki bir diğer yenilik ise sürücülerin günlük işlerini daha konforlu, verimli ve şeffaf hale getirmelerini sağlayan MAN TGE Connect uygulaması olacak. Uygulama, sürücü ile aracı gerçek zamanlı olarak birbirine bağlayarak kontrol ve bilgi için merkezi bir arayüz oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Her İki Şirketten Biri Elektrikli Araçlara Yeşil Işık Yakıyor Haber

Türkiye’de Her İki Şirketten Biri Elektrikli Araçlara Yeşil Işık Yakıyor

BNP Paribas Grubu çatısı altında faaliyet gösteren ve Türkiye’de kurumların mobilite, filo yönetimi ve operasyonel verimlilik hedeflerine ulaşmalarında güvenilir ve uzun vadeli iş ortağı olarak konumlanan TEB Arval’in desteğiyle her yıl gerçekleştirilen Arval Mobility Observatory (AMO) Filo ve Mobilite Barometresi 2026 araştırma sonuçları açıklandı. 33 ülkede 10 bin 157 yöneticinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, şirketlerin filo ve mobilite yönetiminde artık strateji geliştirme aşamasını geride bırakarak, uygulama dönemine geçtiğini ortaya koydu. Araştırma sonuçları, elektrikli araç dönüşümünün hızla devam ettiğini gözler önüne sererken, şirketlerin odağını operasyonel verimlilik, alternatif mobilite çözümleri ve veri odaklı filo yönetimine çevirdiğini gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 54’ü bataryalı elektrikli araçlar (BEV), şarj edilebilir hibrit araçlar (PHEV) veya hibrit araçlar (HEV) gibi alternatif enerji teknolojilerini kullanıyor ya da önümüzdeki üç yıl içinde kullanmayı planlıyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 27’si filolarında en az 1 elektrikli araca sahip. Binek araç filolarındaki elektrikli araç oranının önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 12’ye ulaşması bekleniyor. TEB Arval Genel Müdürü Fatih Deynek: “Veriyi etkin yöneten ve çalışan beklentilerine çeviklikle yanıt veren şirketler rekabet avantajı sağlayacak” Araştırma sonuçlarını değerlendiren TEB Arval Genel Müdürü Fatih Deynek şunları söyledi: “2026 Barometresi, Türkiye'de filo yönetiminin yeni bir evreye geçtiğini gösteriyor. Şirketler artık elektrifikasyonun gerekliliğini tartışmaktan çok, bu dönüşümü nasıl daha verimli ve sürdürülebilir şekilde hayata geçireceklerine odaklanıyor. Araştırma sonuçları, Türkiye'de elektrikli araç kullanımına yönelik güçlü bir irade bulunduğunu ancak şarj altyapısı ve operasyonel verimlilik gibi başlıkların dönüşümün başarısında belirleyici olacağını ortaya koyuyor. Bununla beraber mobilite anlayışı da değişiyor. Şirketler çalışanlarına yalnızca araç sunmak yerine daha esnek, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı ulaşım çözümleri geliştirmeye yöneliyor. Önümüzdeki süreçte çevresel hedefleri mali disiplinle buluşturan, veriyi etkin yöneten ve çalışan beklentilerine çeviklikle yanıt veren şirketler rekabet avantajı sağlayacak. TEB Arval olarak, müşterilerimizin bu dönüşüm sürecinde filo çözüm ortaklığının ötesine geçerek, onların stratejik sürdürülebilir mobilite danışmanı olma kararlılığımızı sürdürüyoruz.” Elektrikli araçların önündeki kritik eşik: Şarj altyapısı Araştırmaya göre elektrifikasyon konusunda önemli ilerleme kaydedilmesine rağmen, şirketler bazı yapısal engellerle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Türkiye'de elektrikli araç kullanımının önündeki engellerden birinin şarj noktaları olduğunu belirten şirketlerin oranı %68'i buluyor. Buna rağmen araştırmaya katılan şirketlerin tamamı en az bir şarj politikası uyguluyor veya uygulamayı planlıyor. Araştırmada elektrikli araçlar, şirketlerin çevresel sorumluluklarını destekleyen ve mobilite dönüşümünü hızlandıran önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirketlerin elektrikli araçlara geçiş sebepleri arasında; sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak, karbon emisyonlarını azaltmak ve geleceğin mobilite ihtiyaçlarına hazırlıklı olmak önemli etkenler arasında. Araştırmaya göre şirketlerin büyük bölümü için elektrifikasyon artık kısa vadeli bir tercih değil, uzun vadeli dönüşüm stratejilerinin temel unsurlarından biri olarak dikkat çekiyor. Araştırmada ikinci el araç pazarına ilişkin veriler de dikkat çekiyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 31’i filolarında ikinci el araç kullanırken, yüzde 44’ü önümüzdeki üç yıl içinde ikinci el araçları filolarına dahil etmeyi planlıyor. Ayrıca şirketlerin yüzde 27’si ikinci el araç finansmanında operasyonel kiralamayı tercih ediyor veya etmeyi değerlendiriyor. Veri odaklı filo yönetimine ilgi artıyor Araştırma sonuçları, şirketlerin filo yönetiminde veriye dayalı çözümlere ve uzman desteğine olan ihtiyacının arttığını gösteriyor. Türkiye’de filo yöneticilerinin yüzde 45’i performans yönetimi konusunda daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade ederken, yüzde 24’ü filo optimizasyonu alanında danışmanlık desteğine ihtiyaç duyuyor. Otomatik araç performans takibi, önleyici bakım sistemleri ve gerçek zamanlı araç izleme çözümleri en çok talep edilen teknolojiler arasında yer alıyor. Şirketler, filolarını daha verimli yönetebilmek ve operasyonel süreçlerini iyileştirebilmek için veri odaklı yönetim araçlarına yönelirken, araçlar ve operasyonlara ilişkin daha fazla görünürlük sağlayan çözümler de giderek daha fazla önem kazanıyor. Araştırma sonuçları, şirketlerin filo yönetiminde dijitalleşme ve veri odaklı yaklaşımı stratejik bir öncelik olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre çalışan mobilitesi alanında da dönüşüm hız kazanıyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 91’i en az bir mobilite politikası veya çözümünü uyguluyor ya da uygulamaya hazırlanıyor. Araç paylaşımı, mobilite bütçeleri ve toplu taşıma destekleri giderek daha fazla tercih edilirken, şirketler bu çözümleri yalnızca operasyonel verimlilik için değil, çalışan memnuniyeti ve yetenek çekimi açısından da stratejik bir araç olarak görüyor. Araştırma sonuçları, Türkiye’de filo ve mobilite sektörünün çevresel sürdürülebilirlik, operasyonel verimlilik ve çalışan deneyimi ekseninde önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ortaya koyuyor. Şirketler artık yalnızca yeni teknolojilere yatırım yapmakla kalmıyor; bu yatırımların maliyet, operasyon ve insan kaynağı üzerindeki etkilerini de bütüncül bir yaklaşımla yönetmeye odaklanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönemi Blockchain ve RWA Şekillendirecek Haber

Elektrikli Araç Ekosisteminde Yeni Dönemi Blockchain ve RWA Şekillendirecek

Küresel elektrikli araç pazarı 2026 yılında yeni rekorlara hazırlanırken Türkiye'de de elektrikli otomobil satışları hız kesmeden büyümeye devam ediyor. Artan araç sayısı yalnızca şarj istasyonlarına olan talebi değil, bu altyapının nasıl finanse edileceği sorusunu da sektörün gündemine taşıyor. Blockchain teknolojisi ve RWA tokenizasyonu ise şarj altyapısını daha şeffaf, erişilebilir ve yatırım yapılabilir hale getirecek çözümler arasında öne çıkıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SAFEbit İş Geliştirme Direktörü Leo Enes Şahin, elektrikli araç ekosisteminin artık yalnızca otomotiv sektörünün değil, enerji ve dijital finans dünyasının ortak dönüşüm alanı haline geldiğini söyledi. Elektrikli araç pazarı yeni bir büyüme evresine giriyor "Elektrikli araç pazarı artık niş bir segment olmaktan çıktı ve küresel otomotiv sektörünün ana büyüme alanına dönüştü. Uluslararası Enerji Ajansı'nın öngörülerine göre 2026 yılında küresel elektrikli araç satışlarının 23 milyon adede ulaşması bekleniyor. Türkiye'de de ilk dört ayda yaklaşık 55 bin elektrikli otomobil satıldı ve elektrikli araçların toplam pazardaki payı yüzde 19 seviyesine yükseldi. Togg, BYD ve Tesla'nın aynı pazarda güçlü şekilde büyümesi, Türkiye'nin elektrikli mobilite dönüşümünde önemli bir merkez haline geldiğini gösteriyor. Bu büyüme doğal olarak şarj altyapısına olan ihtiyacı da aynı hızla artırıyor. Elektrikli araçlara geçişi destekleyen en önemli faktörlerden biri de yükselen akaryakıt maliyetleri. Benzin fiyatlarının yüksek seyretmesi ve küresel enerji piyasalarındaki belirsizlikler, bireysel kullanıcıları ve filo şirketlerini daha düşük işletme maliyetine sahip elektrikli araçlara yönlendiriyor. Elektrikli araç sahipliği artık yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik karar haline geliyor. Bu eğilim devam ettikçe şarj altyapısı yatırımlarının da çok daha hızlı büyümesi gerekecek. Şarj altyapısının finansmanı yeniden tanımlanıyor Bugün sektörün en büyük sorusu daha fazla elektrikli araç değil, bu araçları destekleyecek şarj altyapısının nasıl finanse edileceği. Türkiye'de AC ve DC şarj soketlerinin sayısı hızla artarken, bayram dönemlerinde şarj işlemleri ve elektrik tüketiminde yüzde 100'ün üzerinde büyüme görülmesi mevcut yatırımların daha da hızlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Geleneksel finansman modelleri bu büyüme hızını tek başına karşılamakta zorlanabilir. Bu nedenle yeni nesil finansman modellerine ihtiyaç duyuluyor. Gerçek Dünya Varlıkları'nın tokenizasyonu, şarj istasyonu yatırımlarını çok daha geniş bir yatırımcı kitlesine açabilecek önemli bir model sunuyor. Bir şarj istasyonunun yatırım maliyetinin dijital tokenlara bölünmesi, yatırımcıların küçük paylarla altyapı yatırımlarına ortak olabilmesini sağlayabilir. İstasyonun elde ettiği gelir ise akıllı sözleşmeler aracılığıyla token sahiplerine otomatik olarak dağıtılabilir. Böylece operatörler daha hızlı finansmana ulaşırken yatırımcılar da gelir üreten somut altyapı varlıklarına erişebilir. Blockchain şarj ekosistemini daha verimli hale getirecek Blockchain teknolojisi yalnızca finansman tarafında değil, şarj altyapısının işletilmesinde de önemli avantajlar sunuyor. Şarj işlemleri, ödeme sistemleri, enerji mutabakatı ve araçtan şebekeye enerji aktarımı gibi süreçler merkezi yapılara ihtiyaç duymadan daha şeffaf ve güvenli biçimde yönetilebilir. Akıllı sözleşmeler sayesinde hem kullanıcı deneyimi iyileşirken hem de enerji ticaretinde verimlilik artabilir. Özellikle V2G modelleriyle elektrikli araçlar yalnızca enerji tüketen değil, gerektiğinde enerji sağlayan mobil depolama ünitelerine dönüşebilir. Bugün tokenize edilmiş gerçek dünya varlıkları pazarı hızla büyüyor ve enerji altyapısı bu alanın en güçlü kullanım senaryolarından biri olmaya aday görünüyor. Elektrikli araç şarj ağları düzenli nakit akışı üreten, ölçeklenebilir ve yatırımcı açısından anlaşılabilir altyapılar sunuyor. SAFEbit olarak blockchain ve RWA teknolojilerinin elektrikli araç ekosisteminde kalıcı bir finansman modeli oluşturacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde şarj istasyonlarının token bazlı sahiplik modelleriyle finanse edilmesi hem sektörün büyümesini hızlandıracak hem de dijital varlık yatırımcılarına reel ekonomiye bağlı yeni yatırım fırsatları sunacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı

Türkiye’de şehirleşme oranı hızla artarken kentler hem karbon salımının merkezinde hem de enerji dönüşümünün en büyük fırsat alanında konumlanıyor. Temiz enerji dönüşümüne katkı sunan küresel enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan “2025 Türkiye Elektrikli Araç Ekosistemi ve Şarj Altyapısı Dönüşümü Raporu” elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısında stratejik bir dönüşüm yarattığını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye de raporda yer alan verilerin, elektrikli mobilitenin enerji sistemi ve şehir yaşamı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi hem toplam enerji tüketimi hem de kullanım yoğunluğu açısından güçlü bir büyüme sergiledi. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. 2025 yılında elektrikli araçların gerçekleştirdiği toplam elektrik tüketimi 460 MWh seviyesine ulaştı. Bu değer, yaklaşık 166 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Aynı yıl içinde gerçekleşen toplam şarjlanma sayısının 21,7 milyonun üzerine çıkması ise elektrikli araçların artık günlük yaşamın organik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Siemens eMobility de 2025 boyunca yürüttüğü faaliyetlerle 26 bin ton CO₂ salımının önlenmesine katkı sağlarken, 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla Türkiye’deki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. “eMobilite, enerji sisteminin merkezi bir bileşeni haline geliyor” Rapordaki verilerle ilgili olarak açıklamada bulunan Siemens Türkiye eMobility Yöneticisi Rıfkı Çolak, “2025 verileri, elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldiğini açıkça gösteriyor. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. Bu veriler, eMobilite’nin enerji şebekesi ve şehir planlamasında merkezi bir bileşen haline geldiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Siemens eMobility’nin 2025 boyunca yürüttüğü operasyonel faaliyetler, geliştirdiği enerji verimli çözümler ve yüksek performanslı şarj teknolojileri sayesinde yalnızca bir yıl içinde 26 bin ton CO₂ salımının oluşması engellendi. Siemens olarak 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla ülke genelindeki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir paya sahibiz. Bu geniş kapsamlı enerji sağlama kapasitesi, Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir şekilde desteklenmesini ve günlük yaşamla uyumlu bir yapıda ilerlemesini mümkün kılıyor. Sahadaki bu sonuçlar, geliştirilen teknolojilerin ve operasyonel mükemmeliyet yaklaşımının etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de eMobilite ekosistemi hızla büyürken gerçek fark, istasyonların sayısından çok, her bir istasyonun kesintisiz ve verimli çalışabilmesinde ortaya çıkıyor” dedi. Türkiye’deki şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü de yaklaşık 3 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu değer, Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125 GW’ın yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Bu durum şarj altyapısının ulusal enerji sistemi içinde artık ölçülebilir, görünür ve planlamada dikkate alınması gereken bir büyüklüğe eriştiği görülüyor. Türkiye, Elektrikli Araç Satışlarında Avrupa ile Uyumlu Gidiyor Rapora göre Türkiye, elektrikli araç satışlarında Avrupa ile paralel, bazı segmentlerde ise daha hızlı bir büyüme yakaladı. 2025 yılında Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 17’si tamamen elektrikli araçlardan oluştu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Böylece yalnızca bir yılda dikkat çekici bir artış kaydedildi. Avrupa Birliği’nde de aynı dönemde elektrikli araç payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye yükseldi. Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde Avrupa ile benzer bir düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu performansı küresel ölçekte de dikkat çekiyor. 2024 yılında dünya elektrikli araç satış sıralamasında 9. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 4. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, yalnızca iç pazardaki büyümeyi değil, Türkiye’nin küresel eMobilite dönüşümünde hızla güçlenen bir oyuncu haline geldiğini de gösteriyor. Teknolojik yatırımların artması, şarj altyapısının genişlemesi ve tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması bu büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle Haber

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle

Ford, bayileri ve iş ortaklarıyla düzenlediği toplantıda, Avrupa’daki geleceğine yönelik yeni dinamik vizyonunu paylaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde ticari ve bireysel müşteriler için kapsamlı bir ürün ve teknoloji planı devreye almaya hazırlanan Ford, Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere yönelik vaatlerini yeniliyor. Ford Avrupa stratejisini, markanın gerçek anlamda güçlü olduğu ve farklılaştığı alanlara odaklanan yeni küresel marka platformu Ready-Set-Ford ile gözler önüne seriyor: İnşa Et (Build), Heyecan Ver (Thrill) ve Maceraya Atıl (Adventure). Avrupa’da ‘Ready-Set-Ford’ çatısı altındaki ilk kampanyalar bu ay başlıyori Ford Pro, Avrupa İşletmeleri için Araç Üreticisinden Üretkenlik Ortağına Dönüşüyor Onbir yıldır Avrupa'nın lider ticari araç markası olan Ford Pro1, her bir araçtan elde edilen çıktıyı en üst düzeye çıkarmak için yazılım ve hizmetlerden yararlanarak, bir araç üreticisinden her büyüklükteki işletme için vazgeçilmez bir üretkenlik ortağına dönüşüyor. Ford Pro’nun Avrupa’daki işin bel kemiği olduğunu ifade eden Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “Biz sadece van ve pick-up satmıyoruz; araçlar, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunuyoruz. Araçlarımız pazara liderlik ediyor ve onların etrafında rakiplerimizin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandıran bir ekosistem inşa ettik. Müşterilerimiz için bu yalnızca ulaşım değil, daha iyi bir yatırım getirisi anlamına geliyor.” Ford Pro’nun Uptime Services hizmetleri, bağlantılı araç verilerini ve öngörüsel zekâyı kullanarak sorunları probleme dönüşmeden önce tespit ediyor. 2019’dan bu yana her Ford Pro aracı entegre modemle üretiliyor. Bugün Avrupa’da 1,2 milyondan fazla müşterinin aracı bağlantılı durumda ve bu araçlar, araç sağlığı hakkında günde yaklaşık 6 milyon sinyal üretiyor. Sadece geçtiğimiz yıl, Ford’un bağlantılı hizmetleri müşterilerimizin kesintisiz çalışma süresini yaklaşık bir milyon gün artırdı. Ford Pro şimdi bu yetenekleri ilk kez küçük işletmelere de taşıyor. Yeni “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” sayesinde her Ford bayisi özel bir operasyon yöneticisine dönüşebiliyor; araç sağlığını izleyebiliyor, müşterilere proaktif şekilde ulaşabiliyor, araç gelmeden önce parça ve servis hazırlıklarını yapabiliyor. Bu hizmet ile Avrupa’da yapılan ilk pilot uygulamalar, araçların onarım sürelerinin yüzde 50’ye kadar kısaldığını ve onarımların yüzde 80’inin proaktif şekilde tespit edildiğini gösteriyor.2 Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti, iş sahibi müşteriler açısından daha fazla çalışma süresi, daha verimli ve üretken bir iş günü ve sahip oldukları her araçtan daha fazla gelir elde etmek anlamına geliyor. Bayiler açısından ise daha fazla servis fırsatı, daha güçlü müşteri bağlılığı ve gelir potansiyelinde önemli bir artış anlamına geliyor. Tüm bunlar bayilerin araç ve servis sağlayıcı olmanın ötesinde, ticari müşterilerinin kazanç sağlamaya devam etmesine yardımcı olan; içgörü, araç ve bağlantı kabiliyetleriyle donatılmış, veri destekli bir verimlilik ortağına dönüşmeleri ile mümkün oluyor. Ayrıca, Ford Pro ürün gamına zorlu görevler için tasarlanan Ranger Super Duty‘i ekliyor. Ranger Super Duty: Avrupa’nın En Zorlu Görevleri İçin Sınırları Zorlayan Kabiliyet Ranger, 11 yıldır üst üste Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli konumunda.1 Yeni Ranger Super Duty, bu model ailesini, acil durum hizmetleri, ormancılık, madencilik ve askeriye gibi zorlu iş alanlarına da taşıyor. Model; toplam 8 ton birleşik kütle kapasitesiyle3,4 4,5 tona kadar çekme kapasitesi4 ve yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi3 sunuyor. Araç fabrikadan çıktığı andan itibaren ağır hizmet tipi süspansiyon, ekstra alt gövde koruması ve rakiplerine göre yerden daha yüksek bir yapı ile donatılıyor. Ranger’ın standart kabin konforu, bağlantı özellikleri ve sürüş destek teknolojileriyle5, iş odaklı yaklaşım bu araçta birleştiriyor. Jim Baumbick, Ranger Super Duty için şunları ifade etti “Avrupa’daki kamu kurumları ve savunma sanayisine hizmet veren dönüşüm firmaları, sınırları zorlayan özellikler sunan hazır araçlara giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. Aslında Ranger Super Duty, tam olarak bu görevler için tasarlandı. Şimdiye kadar geliştirdiğimiz en kabiliyetli Ranger olan model, aynı zamanda Avrupa’da yeni bir ağır hizmet kamyonet segmenti oluşturuyor. Ranger Super Duty, fabrikamızdan doğrudan ve yüksek adetlerde temin edilebiliyor.” Avrupa’da Ford Binek Araçları İçin Yeni Bir Dönem Ford’un özellikle Avrupa’nın kendi yarış formatı olan ralli dünyasında bir asrı aşan yarış mirası bulunuyor. Ford, bu off-road ruhunu sürüş performansıyla birleştirerek Avrupa’ya özel ralli ruhu taşıyan araçlar geliştirecek. Ford Avrupa’nın yeni ürün ailesi, kontrol ve hassasiyetten ödün vermeden heyecan ve macerayı bir araya getiren “multi energy” çözümler sunacak. Bu araçlar, Avrupa’nın Alp geçitleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve virajlı yolları gibi kendine özgü zorlukların üstesinden gelebilecek karaktere sahip. Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa’da, Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek: Global Bronco ailesinin yeni üyesi Avrupa’ya geliyor: Global Bronco ailesinin bu yeni “multi energy” üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olacak. Model 2028’den itibaren Ford’un İspanya Valencia’daki fabrikasında üretilecek. Elektrikli Hatchback: Bu yeni küçük elektrikli araç, özgün tasarımı Ford’un imza niteliğindeki sürüş dinamikleriyle birleştirerek “yarıştan yola” uzanan kabiliyetleri B segmentine taşıyacak. Küçük Elektrikli SUV: Ralli mirasından gelen tasarım dilini ve sürüş dinamiklerini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunan dinamik, tamamen elektrikli küçük SUV. İki Multi Energy Enerji Crossover: Ralli ruhu taşıyan iki yeni crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak. Hız ve Ölçek için İş Birlikleri Stratejik iş birlikleri, Ford’un Avrupa’daki rekabet yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Geliştirme süreçlerini hızlandıran bu iş birlikleri ölçek ekonomisine zemin sağlarken hem ticari araç hem de binek araç segmentlerinde değer yaratıyor. Ford ve iş ortaklarının uzmanlığını, endüstriyel ayak izini ve tedarik altyapısını bir araya getirmek, her iki tarafa da dünyanın en rekabetçi bölgelerinden birinde kazanmak için gerekli verimlilik, rekabet gücü ve üretim imkanı sağlıyor. Baumbick, “Bunlar yalnızca birer anlaşma değil, stratejik kaldıraçlar. Hız ve ölçekle hareket etmek için en iyilerle iş birliği yapıyoruz ve ürünlere tutkuyla, belirgin şekilde Ford karakteri taşıyan araçlar sunmaya odaklanıyoruz.” dedi. Ford Türkiye İş Birimi Lideri Özgür Yücetürk ise “Ready-Set-Ford, Ford’un Avrupa’daki yeni bir marka platformu olmanın ötesinde aslında Ford’un Avrupa pazarında rekabete karşılık kendi off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını, müşteri merkezci bir yaklaşımla “multi energy” seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiği yeni bir çağın habercisi. Ford Türkiye olarak önceliğimiz binekte ve ticari araçlarda ürünü, finansmanı, satış kanalını ve müşteri deneyimini birlikte yöneten bir yapı ile değer yaratmak. Ready Set Ford stratejisinin altındaki müşteri merkezci felsefe ve yenilikler, bu yapımız için önemli bir zemin sağlayacak.” dedi. Karbonsuz Mobiliteye Gerçekçi Bir Yol Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere 100 yılı aşkın süredir sevdikleri ve hayatlarını kolaylaştıran otomobiller, kamyonetler ve van modelleri sunan Ford, sıfır emisyonlu geleceğe doğru yolculukta, müşterilerini desteklemekte kararlı. Ancak emisyon hedefleri tüketici talebinin gerçeklerinden koptuğunda sonuçlar ters etki yaratabiliyor: Alıcılar daha eski ve daha yüksek emisyonlu araçlarını daha uzun süre kullanmaya devam ediyor; endüstriyel yatırımın ekonomik temelleri zayıflıyor. Buna ek olarak, “Made in Europe” düzenlemelerinin bölgesel entegre tedarik zincirlerinin gerçekliğini ve Türkiye, Fas ve Birleşik Krallık gibi bölgesel ortakların endüstriyel ekosistemimizde oynadığı önemli rolü yansıtması önem taşıyor. Bu pazarların dışarıda bırakılması veya kısıtlanması Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacak ve sonuçta tüketiciler için maliyetleri artıracaktır. Avrupa’nın acil ihtiyacı, hedefleri tüketici tercihleriyle uyumlu hale getiren ve gerçekçi, güvenilir bir planlama ufku sağlayan düzenleyici bir çerçevedir. Ford, müşteri öncelikli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor: · Gerçekçi Hedefler ve Doğru Şarj Altyapısı: CO2 hedefleri gerçek tüketici talebini ve altyapı koşullarını yansıtmalı. Pazarın hareket edebileceğinden daha hızlı bir geçişi zorlamak, emisyonların azaltılmasında kritik öneme sahip araç parkı yenilenme hızını yavaşlatma riski taşıyor. · Yeni Bir Yol: Mevzuat, plug-in hibritler (PHEV) ve menzil artırıcılı elektrikli araçlar (EREV) gibi elektrikli teknolojileri desteklemeli ve teşvik etmeli. Bu teknolojiler, tamamen elektrikli bir geleceğe pratik bir geçiş yolu sunuyor. Ailelerin ve işletmelerin Avrupa genelinde gerekli şarj altyapısı kurulurken bugünden emisyonlarını azaltmaya başlamasını, elektrikli kilometre kullanımını en üst seviyeye çıkarmasını sağlıyor. · Küçük İşletmeler İçin Koruma: Yeni van satışlarının yaklaşık yüzde 10’u elektrikli araçlardan oluşuyor. İşletmeler, binek araçlara göre optimize edilmiş şarj altyapısı ve depolar için şebeke erişiminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zorlanıyor. Ticari araçlara agresif hedefler dayatmak; Avrupa ekonomisini ayakta tutan tesisatçılar, inşaatçılar ve dağıtım sürücüleri üzerinde ek bir vergi etkisi yaratıyor. Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.