Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şarj Altyapısı

Kapsül Haber Ajansı - Şarj Altyapısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şarj Altyapısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı

Türkiye’de şehirleşme oranı hızla artarken kentler hem karbon salımının merkezinde hem de enerji dönüşümünün en büyük fırsat alanında konumlanıyor. Temiz enerji dönüşümüne katkı sunan küresel enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan “2025 Türkiye Elektrikli Araç Ekosistemi ve Şarj Altyapısı Dönüşümü Raporu” elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısında stratejik bir dönüşüm yarattığını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye de raporda yer alan verilerin, elektrikli mobilitenin enerji sistemi ve şehir yaşamı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi hem toplam enerji tüketimi hem de kullanım yoğunluğu açısından güçlü bir büyüme sergiledi. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. 2025 yılında elektrikli araçların gerçekleştirdiği toplam elektrik tüketimi 460 MWh seviyesine ulaştı. Bu değer, yaklaşık 166 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Aynı yıl içinde gerçekleşen toplam şarjlanma sayısının 21,7 milyonun üzerine çıkması ise elektrikli araçların artık günlük yaşamın organik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Siemens eMobility de 2025 boyunca yürüttüğü faaliyetlerle 26 bin ton CO₂ salımının önlenmesine katkı sağlarken, 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla Türkiye’deki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. “eMobilite, enerji sisteminin merkezi bir bileşeni haline geliyor” Rapordaki verilerle ilgili olarak açıklamada bulunan Siemens Türkiye eMobility Yöneticisi Rıfkı Çolak, “2025 verileri, elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldiğini açıkça gösteriyor. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. Bu veriler, eMobilite’nin enerji şebekesi ve şehir planlamasında merkezi bir bileşen haline geldiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Siemens eMobility’nin 2025 boyunca yürüttüğü operasyonel faaliyetler, geliştirdiği enerji verimli çözümler ve yüksek performanslı şarj teknolojileri sayesinde yalnızca bir yıl içinde 26 bin ton CO₂ salımının oluşması engellendi. Siemens olarak 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla ülke genelindeki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir paya sahibiz. Bu geniş kapsamlı enerji sağlama kapasitesi, Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir şekilde desteklenmesini ve günlük yaşamla uyumlu bir yapıda ilerlemesini mümkün kılıyor. Sahadaki bu sonuçlar, geliştirilen teknolojilerin ve operasyonel mükemmeliyet yaklaşımının etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de eMobilite ekosistemi hızla büyürken gerçek fark, istasyonların sayısından çok, her bir istasyonun kesintisiz ve verimli çalışabilmesinde ortaya çıkıyor” dedi. Türkiye’deki şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü de yaklaşık 3 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu değer, Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125 GW’ın yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Bu durum şarj altyapısının ulusal enerji sistemi içinde artık ölçülebilir, görünür ve planlamada dikkate alınması gereken bir büyüklüğe eriştiği görülüyor. Türkiye, Elektrikli Araç Satışlarında Avrupa ile Uyumlu Gidiyor Rapora göre Türkiye, elektrikli araç satışlarında Avrupa ile paralel, bazı segmentlerde ise daha hızlı bir büyüme yakaladı. 2025 yılında Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 17’si tamamen elektrikli araçlardan oluştu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Böylece yalnızca bir yılda dikkat çekici bir artış kaydedildi. Avrupa Birliği’nde de aynı dönemde elektrikli araç payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye yükseldi. Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde Avrupa ile benzer bir düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu performansı küresel ölçekte de dikkat çekiyor. 2024 yılında dünya elektrikli araç satış sıralamasında 9. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 4. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, yalnızca iç pazardaki büyümeyi değil, Türkiye’nin küresel eMobilite dönüşümünde hızla güçlenen bir oyuncu haline geldiğini de gösteriyor. Teknolojik yatırımların artması, şarj altyapısının genişlemesi ve tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması bu büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle Haber

Ford’dan Avrupa Pazarı İçin Yeni Hamle

Ford, bayileri ve iş ortaklarıyla düzenlediği toplantıda, Avrupa’daki geleceğine yönelik yeni dinamik vizyonunu paylaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde ticari ve bireysel müşteriler için kapsamlı bir ürün ve teknoloji planı devreye almaya hazırlanan Ford, Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere yönelik vaatlerini yeniliyor. Ford Avrupa stratejisini, markanın gerçek anlamda güçlü olduğu ve farklılaştığı alanlara odaklanan yeni küresel marka platformu Ready-Set-Ford ile gözler önüne seriyor: İnşa Et (Build), Heyecan Ver (Thrill) ve Maceraya Atıl (Adventure). Avrupa’da ‘Ready-Set-Ford’ çatısı altındaki ilk kampanyalar bu ay başlıyori Ford Pro, Avrupa İşletmeleri için Araç Üreticisinden Üretkenlik Ortağına Dönüşüyor Onbir yıldır Avrupa'nın lider ticari araç markası olan Ford Pro1, her bir araçtan elde edilen çıktıyı en üst düzeye çıkarmak için yazılım ve hizmetlerden yararlanarak, bir araç üreticisinden her büyüklükteki işletme için vazgeçilmez bir üretkenlik ortağına dönüşüyor. Ford Pro’nun Avrupa’daki işin bel kemiği olduğunu ifade eden Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “Biz sadece van ve pick-up satmıyoruz; araçlar, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunuyoruz. Araçlarımız pazara liderlik ediyor ve onların etrafında rakiplerimizin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandıran bir ekosistem inşa ettik. Müşterilerimiz için bu yalnızca ulaşım değil, daha iyi bir yatırım getirisi anlamına geliyor.” Ford Pro’nun Uptime Services hizmetleri, bağlantılı araç verilerini ve öngörüsel zekâyı kullanarak sorunları probleme dönüşmeden önce tespit ediyor. 2019’dan bu yana her Ford Pro aracı entegre modemle üretiliyor. Bugün Avrupa’da 1,2 milyondan fazla müşterinin aracı bağlantılı durumda ve bu araçlar, araç sağlığı hakkında günde yaklaşık 6 milyon sinyal üretiyor. Sadece geçtiğimiz yıl, Ford’un bağlantılı hizmetleri müşterilerimizin kesintisiz çalışma süresini yaklaşık bir milyon gün artırdı. Ford Pro şimdi bu yetenekleri ilk kez küçük işletmelere de taşıyor. Yeni “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” sayesinde her Ford bayisi özel bir operasyon yöneticisine dönüşebiliyor; araç sağlığını izleyebiliyor, müşterilere proaktif şekilde ulaşabiliyor, araç gelmeden önce parça ve servis hazırlıklarını yapabiliyor. Bu hizmet ile Avrupa’da yapılan ilk pilot uygulamalar, araçların onarım sürelerinin yüzde 50’ye kadar kısaldığını ve onarımların yüzde 80’inin proaktif şekilde tespit edildiğini gösteriyor.2 Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti, iş sahibi müşteriler açısından daha fazla çalışma süresi, daha verimli ve üretken bir iş günü ve sahip oldukları her araçtan daha fazla gelir elde etmek anlamına geliyor. Bayiler açısından ise daha fazla servis fırsatı, daha güçlü müşteri bağlılığı ve gelir potansiyelinde önemli bir artış anlamına geliyor. Tüm bunlar bayilerin araç ve servis sağlayıcı olmanın ötesinde, ticari müşterilerinin kazanç sağlamaya devam etmesine yardımcı olan; içgörü, araç ve bağlantı kabiliyetleriyle donatılmış, veri destekli bir verimlilik ortağına dönüşmeleri ile mümkün oluyor. Ayrıca, Ford Pro ürün gamına zorlu görevler için tasarlanan Ranger Super Duty‘i ekliyor. Ranger Super Duty: Avrupa’nın En Zorlu Görevleri İçin Sınırları Zorlayan Kabiliyet Ranger, 11 yıldır üst üste Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli konumunda.1 Yeni Ranger Super Duty, bu model ailesini, acil durum hizmetleri, ormancılık, madencilik ve askeriye gibi zorlu iş alanlarına da taşıyor. Model; toplam 8 ton birleşik kütle kapasitesiyle3,4 4,5 tona kadar çekme kapasitesi4 ve yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi3 sunuyor. Araç fabrikadan çıktığı andan itibaren ağır hizmet tipi süspansiyon, ekstra alt gövde koruması ve rakiplerine göre yerden daha yüksek bir yapı ile donatılıyor. Ranger’ın standart kabin konforu, bağlantı özellikleri ve sürüş destek teknolojileriyle5, iş odaklı yaklaşım bu araçta birleştiriyor. Jim Baumbick, Ranger Super Duty için şunları ifade etti “Avrupa’daki kamu kurumları ve savunma sanayisine hizmet veren dönüşüm firmaları, sınırları zorlayan özellikler sunan hazır araçlara giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. Aslında Ranger Super Duty, tam olarak bu görevler için tasarlandı. Şimdiye kadar geliştirdiğimiz en kabiliyetli Ranger olan model, aynı zamanda Avrupa’da yeni bir ağır hizmet kamyonet segmenti oluşturuyor. Ranger Super Duty, fabrikamızdan doğrudan ve yüksek adetlerde temin edilebiliyor.” Avrupa’da Ford Binek Araçları İçin Yeni Bir Dönem Ford’un özellikle Avrupa’nın kendi yarış formatı olan ralli dünyasında bir asrı aşan yarış mirası bulunuyor. Ford, bu off-road ruhunu sürüş performansıyla birleştirerek Avrupa’ya özel ralli ruhu taşıyan araçlar geliştirecek. Ford Avrupa’nın yeni ürün ailesi, kontrol ve hassasiyetten ödün vermeden heyecan ve macerayı bir araya getiren “multi energy” çözümler sunacak. Bu araçlar, Avrupa’nın Alp geçitleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve virajlı yolları gibi kendine özgü zorlukların üstesinden gelebilecek karaktere sahip. Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa’da, Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek: Global Bronco ailesinin yeni üyesi Avrupa’ya geliyor: Global Bronco ailesinin bu yeni “multi energy” üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olacak. Model 2028’den itibaren Ford’un İspanya Valencia’daki fabrikasında üretilecek. Elektrikli Hatchback: Bu yeni küçük elektrikli araç, özgün tasarımı Ford’un imza niteliğindeki sürüş dinamikleriyle birleştirerek “yarıştan yola” uzanan kabiliyetleri B segmentine taşıyacak. Küçük Elektrikli SUV: Ralli mirasından gelen tasarım dilini ve sürüş dinamiklerini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunan dinamik, tamamen elektrikli küçük SUV. İki Multi Energy Enerji Crossover: Ralli ruhu taşıyan iki yeni crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak. Hız ve Ölçek için İş Birlikleri Stratejik iş birlikleri, Ford’un Avrupa’daki rekabet yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Geliştirme süreçlerini hızlandıran bu iş birlikleri ölçek ekonomisine zemin sağlarken hem ticari araç hem de binek araç segmentlerinde değer yaratıyor. Ford ve iş ortaklarının uzmanlığını, endüstriyel ayak izini ve tedarik altyapısını bir araya getirmek, her iki tarafa da dünyanın en rekabetçi bölgelerinden birinde kazanmak için gerekli verimlilik, rekabet gücü ve üretim imkanı sağlıyor. Baumbick, “Bunlar yalnızca birer anlaşma değil, stratejik kaldıraçlar. Hız ve ölçekle hareket etmek için en iyilerle iş birliği yapıyoruz ve ürünlere tutkuyla, belirgin şekilde Ford karakteri taşıyan araçlar sunmaya odaklanıyoruz.” dedi. Ford Türkiye İş Birimi Lideri Özgür Yücetürk ise “Ready-Set-Ford, Ford’un Avrupa’daki yeni bir marka platformu olmanın ötesinde aslında Ford’un Avrupa pazarında rekabete karşılık kendi off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını, müşteri merkezci bir yaklaşımla “multi energy” seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiği yeni bir çağın habercisi. Ford Türkiye olarak önceliğimiz binekte ve ticari araçlarda ürünü, finansmanı, satış kanalını ve müşteri deneyimini birlikte yöneten bir yapı ile değer yaratmak. Ready Set Ford stratejisinin altındaki müşteri merkezci felsefe ve yenilikler, bu yapımız için önemli bir zemin sağlayacak.” dedi. Karbonsuz Mobiliteye Gerçekçi Bir Yol Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere 100 yılı aşkın süredir sevdikleri ve hayatlarını kolaylaştıran otomobiller, kamyonetler ve van modelleri sunan Ford, sıfır emisyonlu geleceğe doğru yolculukta, müşterilerini desteklemekte kararlı. Ancak emisyon hedefleri tüketici talebinin gerçeklerinden koptuğunda sonuçlar ters etki yaratabiliyor: Alıcılar daha eski ve daha yüksek emisyonlu araçlarını daha uzun süre kullanmaya devam ediyor; endüstriyel yatırımın ekonomik temelleri zayıflıyor. Buna ek olarak, “Made in Europe” düzenlemelerinin bölgesel entegre tedarik zincirlerinin gerçekliğini ve Türkiye, Fas ve Birleşik Krallık gibi bölgesel ortakların endüstriyel ekosistemimizde oynadığı önemli rolü yansıtması önem taşıyor. Bu pazarların dışarıda bırakılması veya kısıtlanması Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacak ve sonuçta tüketiciler için maliyetleri artıracaktır. Avrupa’nın acil ihtiyacı, hedefleri tüketici tercihleriyle uyumlu hale getiren ve gerçekçi, güvenilir bir planlama ufku sağlayan düzenleyici bir çerçevedir. Ford, müşteri öncelikli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor: · Gerçekçi Hedefler ve Doğru Şarj Altyapısı: CO2 hedefleri gerçek tüketici talebini ve altyapı koşullarını yansıtmalı. Pazarın hareket edebileceğinden daha hızlı bir geçişi zorlamak, emisyonların azaltılmasında kritik öneme sahip araç parkı yenilenme hızını yavaşlatma riski taşıyor. · Yeni Bir Yol: Mevzuat, plug-in hibritler (PHEV) ve menzil artırıcılı elektrikli araçlar (EREV) gibi elektrikli teknolojileri desteklemeli ve teşvik etmeli. Bu teknolojiler, tamamen elektrikli bir geleceğe pratik bir geçiş yolu sunuyor. Ailelerin ve işletmelerin Avrupa genelinde gerekli şarj altyapısı kurulurken bugünden emisyonlarını azaltmaya başlamasını, elektrikli kilometre kullanımını en üst seviyeye çıkarmasını sağlıyor. · Küçük İşletmeler İçin Koruma: Yeni van satışlarının yaklaşık yüzde 10’u elektrikli araçlardan oluşuyor. İşletmeler, binek araçlara göre optimize edilmiş şarj altyapısı ve depolar için şebeke erişiminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zorlanıyor. Ticari araçlara agresif hedefler dayatmak; Avrupa ekonomisini ayakta tutan tesisatçılar, inşaatçılar ve dağıtım sürücüleri üzerinde ek bir vergi etkisi yaratıyor. Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu Haber

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay Oldu

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) çatısı altında örgütlenen Avrupa otobüs üreticileri, MAN Truck & Bus’ın Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay’ı ACEA’nın yeni Otobüs Bölüm Başkanı olarak atadı. Görev süresi bir yıl olan Oktay; otobüs pazarında elektrifikasyon dönüşümünün hız kazandığı ve “Avrupa’dan Satın Al” (Buy European) yaklaşımı gibi yeni düzenlemelerin sektörün geleceğini doğrudan etkilediği kritik bir dönemde bu önemli sorumluluğu üstlenecek. Barbaros Oktay, görev süresi boyunca Avrupa’daki otobüs üreticileri ile Brüksel’deki politika yapıcılar arasındaki ilişkilerde sektörün sesi olacak. “Sürdürülebilir ulaşım hedefleri için destek şart” Atama sonrası değerlendirmelerde bulunan Barbaros Oktay, şunları söyledi: “Şehir içi otobüs taşımacılığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin karbondan arındırma konusunda en ileri seviyedeki segmentidir. Aynı zamanda otobüsler, milyonlarca Avrupalının günlük yaşamında vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle yasa koyucuların yeni düzenlemeleri şekillendirirken; Portekiz’den Polonya’ya, İsveç’ten Sicilya’ya kadar toplumların ihtiyaç duyduğu sosyal ve sürdürülebilir ulaşımı, Avrupa otobüs üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmadan desteklemeleri büyük önem taşımaktadır. Sektörümüzün rekabetçiliğini ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek daha fazla siyasi desteğe ihtiyaç duyulmaktadır.” Sanayi hızlandırıcı yasası, sanayi değer yaratımını şekillendiriyor Avrupa Komisyonu tarafından yakın zamanda sunulan Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın merkezinde “Avrupa’dan Satın Al” düzenlemeleri yer alıyor. Planlara göre; değer zincirinde yüksek oranda Avrupa ürünü bulunduran üreticilerin, Avrupa’da otobüs satışı yapabilmesine yalnızca kamu ihaleleri yoluyla izin verilmesi öngörülüyor. Hâlen devam eden yasama sürecinde önemli değişiklikler yapılması bekleniyor. Barbaros Oktay konuya ilişkin olarak şunları ifade etti: “Avrupalı otobüs üreticileri, prensipte ‘Avrupa’dan Satın Al’ yaklaşımını olumlu karşılamaktadır. Ancak önerilen planların ciddi bir bürokratik yük oluşturma riski bulunmaktadır. Biz ise kaynaklarımızı; müşterilerimize daha fazla fayda sağlayan, ulaşımı daha sürdürülebilir ve verimli hâle getiren ürünlerin geliştirilmesine yönlendirmeyi tercih etmekteyiz.” Otobüs sektöründe büyümenin motoru olarak elektrikli araçlar Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana MAN Truck & Bus’ta Otobüs Bölümü Başkanı olarak bu dönüşümü aktif şekilde yönetiyor. Bu süre zarfında şirket, otobüs iş kolundaki pazar konumunu önemli ölçüde güçlendirdi ve 2025 mali yılında 7.000’in üzerinde otobüs satışı gerçekleştirerek pandemi öncesi seviyelere yeniden ulaştı. Özellikle elektrikli mobilite alanı güçlü bir performans sergiledi. Elektrikli şehir içi otobüs satışları yüzde 118’in üzerinde artış göstererek 1.300 adedi aştı ve rekor seviyeye ulaştı. Oktay, “Otobüs sektörü, Avrupa ticari araç endüstrisinin sıfır emisyonlu güç aktarma sistemlerine geçişte en dinamik segmentlerinden biridir. Şehir içi otobüsler, otomotiv endüstrisinde elektrifikasyonun öncü alanlarından birini oluşturmaktadır,” değerlendirmesinde bulundu. Elektrikli ulaşım, şehirlerarası seyahat alanında da giderek önem kazanıyor. 2026 yılının sonunda piyasaya sunulması planlanan MAN Lion’s Coach E ile birlikte, Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen tamamen elektrikli bir otobüs, ilk kez uzun mesafeli yolculuk ve turizm uygulamalarında kullanıma hazır hâle gelecek. Geçtiğimiz sonbaharda Brüksel’de gerçekleştirilen fuar lansmanı, tüm kullanım alanlarında elektrikli otobüs uygulamalarına geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu. Şarj altyapısının hedeflenen şekilde genişletilmesi çağrısı Olumlu piyasa eğilimlerine rağmen, altyapı eksiklikleri önemli bir zorluk olmaya devam ediyor. Şehir içi segmentte elektrifikasyon ilerlemiş olsa da şehirlerarası otobüsler için şarj altyapısı konusunda ciddi bir gelişmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle otobüs sektörü; ulaşım merkezleri, şehirlerarası otobüs terminalleri, turistik bölgeler ve ana güzergâhlar başta olmak üzere, Avrupa genelinde yüksek performanslı bir şarj ağının kurulması için siyasi destek bekliyor. Barbaros Oktay konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Şehirlerarası otobüsler için kapsamlı ve yüksek performanslı bir şarj altyapısı olmadan, uzun mesafeli taşımacılıkta elektrikli mobilite potansiyelinin tamamı hayata geçirilemez. Önümüzdeki yıllarda alınacak politika kararları, dönüşümün ne kadar hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşeceğini belirleyecektir.” Ankara'daki MAN üretim hattından Avrupa liderliğine 1979 yılında doğan Barbaros Oktay, lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2012 yılları arasında Bilkent Üniversitesi İşletme ve Yönetim (MBA) yüksek lisans programını tamamladı. Kariyerine 2004 yılında MAN Türkiye A.Ş.’de üretim mühendisi olarak başlayan Oktay; şirket bünyesinde sırasıyla Üretim Mühendisi, Üretim Mühendisi Grup Lideri, Üretim Müdürü ve Satın Alma & Tedarikçi Geliştirme Bölüm Sorumlusu olarak görev yaptı. 2013 yılında iç rotasyon kapsamında Almanya’daki MAN merkezine Otobüs Satın Alma Grup Başkanı olarak atanan Oktay, 2016 yılında MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs Bölüm Başkanlığı görevini üstlendi. 2021 yılında ise MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs, Ürün ve Proje Yönetimi Başkanlığı görevine getirildi. Bu göreviyle birlikte dünyanın en büyük ticari araç üreticilerinden TRATON Group’ta Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Otobüs Çözümleri Başkanlığı görevini de yürüttü. Nisan 2022 itibarıyla MAN Türkiye A.Ş. İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana ise MAN Truck & Bus’ın global Otobüs Bölümü Başkanı olarak görev yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor Haber

Elektrikli Araç Şarj Altyapısı, EPDK Düzenlemesiyle Konutlara Taşınıyor

Üçay Mühendislik iştiraki Elaris Direktörü Volkan Demir, kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyonun Türkiye’de şarj altyapısı ile elektrikli araç kullanımını yaygınlaştıracağını vurguladı. Şehir içi mobilite alışkanlıkları değişiyor Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrikli araçlara (EV) yönelik şarj hizmetleri yönetmeliğinde yaptığı kapsamlı değişiklik, Türkiye’nin elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. 23 Mart’ta Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, şarj altyapısının özellikle konut ve site otoparklarına entegre edilmesini önceliklendirerek sektörde yapısal bir dönüşüm hedefliyor. Elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve şarj istasyonu çözümleri alanında faaliyet gösteren Elaris, düzenlemenin Türkiye’de şarj altyapısının yaygınlaşmasını hızlandıracağını ve pazarın büyüme ivmesini artıracağını belirtti. Sektörün 30 milyar TL’yi aşması bekleniyor Yeni düzenleme kapsamında, 2030 yılına kadar elektrikli araçların büyük bölümünün apartman ve site otoparklarında şarj edilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın, şehir içi mobilite alışkanlıklarını değiştirmesinin yanı sıra şarj altyapısının erişilebilirliğini de önemli ölçüde artırması bekleniyor. Sektörün, dönüşümle birlikte 2030 yılına kadar 30 milyar TL’nin üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. Dönüşüm, uluslararası ölçekte de karşılık buluyor Küresel eğilimler de bu dönüşümle paralel ilerliyor. International Energy Agency (IEA) verilerine göre, elektrikli araç kullanıcılarının yüzde 70–80’i şarj işlemlerini ev veya iş yerinde gerçekleştiriyor. Bu oran Avrupa’da bazı ülkelerde yüzde 85’e kadar çıkıyor. Veriler, şarj altyapısının yaşam alanlarına entegre edilmesine yönelik yaklaşımın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Elektrikli araç talebi, altyapı ihtiyacını artırıyor Türkiye’de elektrikli araç sayısındaki hızlı artış da dönüşümün önemini güçlendiriyor. 2022 yılında yaklaşık 15 bin seviyesinde olan elektrikli araç sayısı, 2026 itibarıyla 400 binin üzerine çıktı. 2030 yılı projeksiyonları ise bu sayının 1 ila 1,5 milyon seviyesine ulaşacağını gösteriyor. Bu büyüme, yalnızca kamusal şarj istasyonlarının yeterli olmayacağını, konut ve iş yeri bazlı çözümlerin kritik rol oynayacağını ortaya koyuyor. Elaris Direktörü Volkan Demir, düzenlemeye ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “EPDK’nın, elektrikli araç ekosisteminde önemli bir eşik niteliği taşıyan yeni düzenlemesi ile birlikte şarj altyapısının yaşam alanlarına entegrasyonunun hızlanacağını öngörüyoruz. Kullanıcı deneyimini iyileştirecek olan bu entegrasyon, elektrikli araçların yaygınlaşmasını da hızlandıracaktır. “Ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz” Elaris olarak, ücretsiz olarak sunduğumuz elektrikli araç şarj istasyonu kurulumu ve şarj ağı işletmeciliği hizmetimizle bu dönüşüme aktif katkı sağlıyoruz. Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için geliştirdiğimiz çözümlerle ekosistemin büyümesini desteklemeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow, Yeni Nesil Enerji Teknolojilerini Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde Tanıttı Haber

Sungrow, Yeni Nesil Enerji Teknolojilerini Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde Tanıttı

PV invertör ve enerji depolama sistemleri (ESS) alanında dünyanın önde gelen temiz enerji çözümleri sağlayıcılarından Sungrow, giderek karmaşıklaşan enerji sistemlerine yönelik geliştirdiği şebeke oluşturma (grid-forming) ve senaryo odaklı yeni teknolojilerini tanıttı. Sungrow’un Çin’in Hefei kentindeki genel merkezinde düzenlenen üçüncü Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi (GRES) kapsamında tanıtılan çözümler; büyük ölçekli PV-ESS entegrasyonu, yapay zekâ veri merkezleri, yeşil hidrojen, elektrikli araç şarj altyapısı ve mikro şebekeler gibi geniş bir uygulama alanını kapsıyor. Gelişmiş enerji çözümlerinin; düşük maliyetli üretim için çoklu enerji entegrasyonuna, güç stabilitesi için sistematik şebeke oluşturma teknolojilerine ve farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek tasarımlara dayanması gerektiğini belirten Sungrow Başkan Yardımcısı Jack Gu, “PV ve enerji depolamayı derinlemesine entegre ederek düşük maliyetli yeşil enerji sunuyoruz. Her bir ışını enerjiye, her bir enerjiyi değere dönüştürerek tüm enerji zinciri boyunca maksimum fayda yaratıyoruz” dedi. Zirve, 500’den fazla katılımcıyı bir araya getirirken; teknik raporlar ve saha uygulamalarına dayanan vaka analizleriyle desteklendi. GRES kapsamında Sungrow, 11 GWh’nin üzerinde yeni siparişi kapsayan stratejik proje anlaşmaları imzaladığını, bunun 2 GWh’den fazlasının Avrupa’da gerçekleştiğini duyurdu. Büyük Ölçekli Şebeke Oluşturma Çözümleri Zirvede PV, rüzgâr ve enerji depolama sistemlerini kapsayan şebeke oluşturma (grid-forming) çözümlerini tanıtan Sungrow, artan yenilenebilir enerji kapasitesiyle birlikte karmaşıklaşan sistemleri daha stabil ve verimli hale getiriyor. Etkinlikte TÜV tarafından doğrulanan ve büyük pazarlardaki şebeke gereksinimleriyle uyumlu 14 farklı senaryoyu kapsayan dünyanın ilk büyük ölçekli grid-forming ekstrem testi de sergilendi. Testler, kapsamlı bir enerji sisteminin yarım dakika içinde blackstart (sıfırdan devreye alma) kabiliyetine sahip olduğunu ortaya koydu. Şirket ayrıca şebeke oluşturma özelliklerine sahip 7.14 MW kapasiteli şebeke ölçekli enerji depolama sistemi PowerTitan 3.0’ı tanıttı. Sistem, 1 GWh’lik bir projenin 12 gün içinde devreye alınmasına imkân tanıyor. Tüm Senaryoları Kapsayan Enerji Uygulamaları Sungrow’un zirvede tanıttığı çözümler arasında yapay zekâ veri merkezleri (AIDC), yeşil hidrojen, PV-ESS-EV entegre elektrikli araç şarj ve madencilik mikro şebekeleri yer alıyor. Yapay zekâ veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacına yanıt olarak şebekeden çipe (grid-to-chip) uzanan uçtan uca enerji yaklaşımını tanıtan Sungrow, veri merkezlerine özel geliştirilen, alan ihtiyacını azaltırken verimliliği artıran SST çözümü ile şebeke oluşturma yetkinliğine sahip ESS çözümlerini bu yıl pazara sunmayı planlıyor. Yeşil hidrojen tarafında rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı şebekeden bağımsız üretim ve modüler anahtar teslim çözümlerini; elektrikli araç şarjında PV-ESS-EV entegre çözümünü; madencilikte ise farklı ölçeklere uyarlanabilen mikro şebeke çözümlerini tanıtarak farklı sektörlere yönelik kapsamlı portföyünü ortaya koydu. PowerMatrix: Yenilenebilir Enerji Çağı için Güç Sistemlerine Yeni Bir Yaklaşım Sungrow, zirvede PowerMatrix çözümü ve Matrix Inverter’ı da tanıttı. Bu teknoloji; PV, enerji depolama sistemleri ve yükleri tek bir yapı altında bir araya getirerek enerjinin gerçek zamanlı olarak yönlendirilmesini, dengelenmesini ve optimize edilmesini sağlıyor. Çok portlu yapı, entegre PV-depolama mimarisi, dağıtık kontrol ve yeniden yapılandırılabilir enerji akışları üzerine kurulu sistem, kaynak seviyesinde şebeke oluşturma yetkinliğiyle öne çıkıyor. Güçlü küresel varlığı ve inovasyondaki deneyimiyle Sungrow, PV invertör alanında dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alıyor. Şirket, 2025 yılında 143 GW invertör sevkiyatı ve 43 GWh enerji depolama teslimatı gerçekleştirdi. Sungrow, farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan ve sahada kendini kanıtlamış çözümleriyle küresel enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toplu Taşımada Yeni Dönem: Dysons Australia Veri Odaklı Sistemle Standartları Yükseltti Haber

Toplu Taşımada Yeni Dönem: Dysons Australia Veri Odaklı Sistemle Standartları Yükseltti

Toplu taşıma sektöründe dijitalleşme hız kazanırken, Avustralya merkezli Dysons Australia dikkat çeken bir dönüşüme imza attı. Şirket, teknoloji altyapısını sadeleştirerek ve veri odaklı yeni bir platforma geçiş yaparak toplu taşımada yeni bir standart oluşturdu. Consat Telematics ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde Dysons, araç filosundaki teknoloji sağlayıcı sayısını 13’ten 6’ya düşürürken, tüm operasyonlarını tek bir entegre platformda toplamayı başardı. Parçalı Sistemlerden Tek Platforma Geçiş Dysons Australia’nın dijital dönüşüm süreci, CIO Mark Brown’ın göreve başlamasıyla hız kazandı. Yapılan analizlerde, şirketin 60’tan fazla uygulama ve 13 farklı teknoloji sağlayıcıyla çalıştığı, sistemlerin ise birbirinden kopuk olduğu belirlendi. Bu durumun operasyonel verimliliği düşürdüğünü gören şirket, radikal bir karar alarak tüm sistemi yeniden yapılandırdı. Amaç: Veri bütünlüğü sağlamak Operasyonları sadeleştirmek Geleceğe uyumlu bir altyapı kurmak Consat Telematics ile Stratejik Ortaklık 20’den fazla teknoloji sağlayıcının değerlendirildiği süreç sonunda, Consat Telematics teknik kapasitesi ve veri altyapısı sayesinde tercih edildi. Yeni sistem ile birlikte: Araç takibi (real-time) Telematik veriler Yolcu sayımı Sürücü destek sistemleri Elektrikli araç yönetimi tek bir platform altında birleştirildi. Eğitim Süresi 10 Günden 2 Güne Düştü Yapılan dönüşüm kısa sürede somut sonuçlar verdi. En dikkat çeken gelişmelerden biri: Sürücü eğitim süresinin 10 günden 2 güne düşmesi oldu. Bu gelişme, hem operasyonel maliyetleri düşürdü hem de personel adaptasyon sürecini hızlandırdı. Dysons CIO’su Mark Brown, sistemin başarısını şu sözlerle özetledi: “En büyük filoya sahip olmayabiliriz ama kesinlikle en iyi veriye sahibiz.” Veri ile Yeni İş Modelleri Yeni platform sadece operasyonları iyileştirmekle kalmadı, aynı zamanda Dysons’a yeni fırsatlar da sundu. Şirket, elde ettiği yolcu verilerini kamu otoriteleriyle paylaşarak: Yeni iş birlikleri kurdu Finansman fırsatları yarattı Kamu ile entegrasyonu güçlendirdi Elektrikli Araç Geleceğine Hazır Dysons Australia’nın dönüşüm sürecinde en kritik başlıklardan biri de elektromobilite oldu. Yeni sistem sayesinde: Elektrikli araç takibi Şarj altyapısı entegrasyonu Enerji yönetimi tek merkezden kontrol edilebiliyor. Bu da şirketi, gelecekteki sürdürülebilir ulaşım çözümleri için güçlü bir konuma taşıyor. Toplu Taşımada Yeni Model Dysons CEO’su Andrew Jakab, bu dönüşümün yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda stratejik bir değişim olduğunu vurguladı: “Doğru iş ortaklarıyla çalışmak, müşterilerimize daha fazla değer sunmamızı sağlıyor.” Uzmanlara göre Dysons’ın attığı bu adım, toplu taşıma sektöründe veri odaklı ve entegre sistemlerin yeni standart haline geleceğinin güçlü bir göstergesi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eroğlu Global Holding’ten Yenilenebilir Enerji Atılımı Haber

Eroğlu Global Holding’ten Yenilenebilir Enerji Atılımı

Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarına hız veren Eroğlu Global Holding, bu alandaki yapılanmasını elektrikli araç istasyonu alanında faaliyet gösteren FastGo ile güçlendirdi. FastGo, elektrikli araç şarj istasyonları alanında lisans alan ilk şirketler arasında yer alıyor. Türkiye genelinde yaygın ve erişilebilir bir şarj altyapısı kurma hedefiyle yola çıkan FastGo, 2025 yılı sonu itibarıyla Ege Bölgesi başta olmak üzere; turizm merkezleri ve transit geçiş noktalarını kapsayan 20’den fazla yeni istasyonu devreye aldı. Farklı İhtiyaçlara Uygun Şarj Seçenekleri FastGo, farklı kullanım alışkanlıklarına göre şekillenen şarj çözümleriyle elektrikli araç kullanıcılarına esnek bir deneyim sunuyor. Site otoparkı gibi araçların uzun süre park edildiği alanlarda tercih edilen çözümlerin yanı sıra yolda olan ve kısa sürede şarj ihtiyacı duyan sürücüler için daha hızlı şarj imkânları da FastGo ağında yer alıyor. Yaklaşık 30–45 dakika gibi kısa sürelerde şarj olanağı sunularak, kısıtlı zamana sahip kullanıcılar için süreç daha pratik hale getiriliyor. Uzaktan Kontrol Altyapısı FastGo Web Sistemi, şarj altyapısının kesintisiz çalışmasını sağlamak için istasyonların 7/24 uzaktan izlenmesine ve yönetilmesine imkân tanıyor. Bu sayede olası teknik ihtiyaçlar erken aşamada tespit edilirken, birçok müdahale uzaktan gerçekleştirilebiliyor. Fiziksel müdahale gereken durumlarda ise gerekli parçalar kısa süre içinde temin edilerek bakım ve onarım süreçlerinin hızlıca tamamlanması sağlanıyor. Ticari İşletmeler için Katma Değer FastGo, bireysel kullanıcılarla birlikte ticari işletmelere de değer katıyor. Alışveriş merkezlerinden otellere, plazalardan kamu ve sağlık kurumlarına kadar farklı sektörlerden işletmeler, FastGo çözümleriyle ziyaretçilerine ve çalışanlarına ek bir hizmet sağlıyor. İşletmeler aynı zamanda mevcut alanlarını daha işlevsel hale getirebiliyor. 2026’da Daha Geniş Kapsama Alanı Fast Go, önümüzdeki dönemde farklı şehirlerdeki varlığını artırarak kullanıcılarla daha fazla noktada buluşmayı hedefliyor. 2026 itibarıyla yaklaşık 30 ilde hizmet vermeyi ve istasyon sayısını bir önceki yıla kıyasla iki katına çıkarmayı öngören FastGo, mevcut altyapısını dengeli ve kademeli biçimde güçlendirerek elektrikli araç sahiplerine kolay erişilebilir ve güvenli şarj imkânı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Araçların Geleceğini Menzil ve Şarj Altyapısı Belirleyecek  Haber

Elektrikli Araçların Geleceğini Menzil ve Şarj Altyapısı Belirleyecek 

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın küresel otomotiv pazarlarında tüketici eğilimlerini analiz ettiği Mobilite Tüketici Endeksi’nin yeni sayısı, dünya çapında elektrikli araç satışlarında bir yavaşlamaya işaret ediyor. Endekse göre; tüketicilerin önemli bir bölümü içten yanmalı motorlu araçlara (ICE) yönelirken, tüketiciler elektrikli araç sahipliğini de yeniden değerlendiriyor. Araştırmaya göre tüketiciler; menzil kaygısı, şarj altyapısındaki yetersizlikler, yüksek batarya maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle elektrikli araçlara sahip olma düşüncelerini yeniden gözden geçiriyor. Bununla birlikte; ABD’de her yıl düzenlenen tüketici elektroniği fuarı CES 2026, yeni nesil elektrikli araç modellerine gösterilen büyük ilgiyi gözler önüne serdi. Ancak, otomotiv sektörüne yön veren dünyaca ünlü markaların elektrikli modellerinin fuarda öne çıkmasına rağmen, bu ilginin satışlara aynı ölçüde yansımadığı görülüyor. Otomobil tüketicilerinin önemli bir kısmı, içten yanmalı motorlu araçlara yöneliyor Endeks sonuçları, tüketici tercihlerinde net bir değişimi ortaya koyuyor. Buna göre; küresel otomobil tüketicilerinin yarısı (%50’si) önümüzdeki 24 ay içinde içten yanmalı motora sahip araç satın almayı planlıyor. Elektrikli araç (EV) tercihinin %14’e, hibrit seçeneğinin ise %16’ya gerilediği görülüyor. Aynı zamanda; potansiyel EV alıcılarının %51’i satın alım planlarında değişiklik olmadığını belirtirken, %36’sı jeopolitik gelişmeler nedeniyle satın alma kararını ertelediğini veya yeniden değerlendirdiğini belirtirken bataryalı elektrikli araç (BEV) satın alma talebinin tüm büyük pazarlarda gerilediği görülüyor. ABD’de teşvik politikalarındaki değişimler ve emisyon hedeflerindeki revizyonlar da bu eğilimleri etkiliyor. Aynı zamanda büyük çaplı otomobil üreticileri, tüketici talebindeki değişime yanıt olarak içten yanmalı motorlu araçlara (ICE) ve hibrit modellere yeniden ağırlık veriyor. Menzil ve şarj altyapısı endişesi, elektrikli araç satın alımında en büyük engeller arasında yer alıyor Endekse göre; tüketicilerin %29’u menzil kaygısını, %28’i ise yetersiz şarj altyapısı ve yüksek batarya değişim maliyetlerini elektrikli araçlara geçişin önündeki temel engeller olarak görüyor. Mevcut BEV sahiplerinin %32’si de menzil konusunda endişe taşıyor. Şarj deneyiminde öne çıkan sorunlar ise istasyon bulma zorluğu (%39), uzun bekleme süreleri (%37) ve yüksek şarj maliyetleri (%32) olarak sıralanıyor. Bununla birlikte; potansiyel BEV alıcılarının üçte biri, araçtan şebekeye enerji aktarımı gibi yeni çözümlere açık olduğunu belirtiyor. Bağlantılı ve otonom özelliklerde güvenlik öncelikli hale geliyor Endeks sonuçlarına göre otomobil tüketicileri; bağlantılı araç teknolojilerine ilgi gösteriyor ancak öncelikler güvenlik, navigasyon, bakım ve araç sağlığı hizmetleri etrafında şekilleniyor. Konfor, eğlence ve ileri seviye otonomi ise bu temel beklentilerin gerisinde kalıyor. Anket katılımcılarının %39’u bağlantılı hizmetlerin yüksek maliyetini önemli bir engel olarak değerlendirirken, %60’ı düşük otomasyon seviyeleriyle kendini daha rahat hissediyor. Seviye 3 ve üzeri otonomiyi konforlu bulanların oranının ise yalnızca %26 olduğu görülüyor. Satın alma sürecinde bayiler hâlâ belirleyici bir konumda yer alıyor Endeks sonuçlarında dikkat çeken bir başka verinin de bayiliğe verilen önemin olduğu görülüyor. Dijitalleşmenin artmasına rağmen bayiler, araç satın alma sürecinde hâlâ kritik bir rol oynuyor. Otomobil tüketicilerinin önemli bir kesimi (%41’i), hâlâ satın alma işlemini fiziki olarak tamamlamayı tercih ediyor. Geçen seneki endeks verilerinde bu oran %61 idi. Ayrıca elektrikli araç satın almayı düşünen tüketiciler, özellikle şarj altyapısı, batarya ömrü ve yeni teknolojiler konusunda daha fazla rehberlik ihtiyacı duymaları nedeniyle bayi etkileşimine daha fazla önem veriyor. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, İleri Üretim ve Mobilite Sektör Lideri Arda Karaçelebi, endeks sonuçlarıyla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Elektrikli araçlar, önemli bir dönüşüm eşiğinde bulunuyor. CES 2026’da elektrikli araçların öne çıkmasına rağmen tüketici tercihleri, karar süreçlerinde hâlâ güven ve ekonomik dengelerin belirleyici olduğunu gösteriyor. EY Mobilite Tüketici Endeksi’ne göre; şarj altyapısının yaygınlaşması, servis ağlarının güçlenmesi ve ikinci el değerine ilişkin netliğin artması, elektrikli araçlara olan güveni hızla artıracak temel unsurlar arasında yer alıyor. Tüketiciler bugün farklı teknolojileri karşılaştırarak daha bilinçli tercihler yapıyor; bu da tek tip bir yaklaşım yerine, farklı ihtiyaçlara hitap eden güç aktarma çözümlerinin önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde yazılım tanımlı araçlar, bağlantılı özellikler ve gelişmiş sürücü destek sistemleri; güvenliği artıran, daha kişiselleştirilmiş ve katma değerli bir kullanıcı deneyimi sunarak tüketici kararlarında daha belirleyici hale gelecek. Bence dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da bağlantılı araç teknolojisi ile elektrikli araç teknolojilerinin hemen hemen aynı zamanlarda artan bir trend yakalaması nedeniyle aslında birbirinden bağımsız olarak hareket edebilecek iki teknolojinin trend ve algı olarak birbirini besleyerek güçlendirmesi. Ancak bu trendlerin yakın zamanda biraz ayrışacağını ve otonom teknolojilerinin elektrikten bağımsız güçlü bir trend olarak takip edileceğini düşünüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.