Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Satın Alma

Kapsül Haber Ajansı - Satın Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satın Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Kalbinde Atan Lovemark’lar 2026’da Kimler Oldu? Haber

Türkiye’nin Kalbinde Atan Lovemark’lar 2026’da Kimler Oldu?

16 kategoride yapılan araştırmaya göre tüketiciler için “en sevilen” olmak, güvenilirlik, beklenen kaliteyi sunma ve ihtiyacı iyi karşılama gibi temel beklentilerin ötesinde, kültürel olarak karşılık bulmanın, gündelik hayatın anlamlı bir parçası olmanın, özgün ve samimi bir kimlik yaratmanın ve tüm bunların üzerine inşa edilen duygusal yakınlığın gücünü gösteriyor. MediaCat olarak ilk kez 2007 yılında gerçekleştirdiğimiz, 2009’dan bu yana her yıl tekrarladığımız Türkiye’nin Lovemark’ları Araştırması 19’uncu yılında da Türkiye’nin gönlünü fetheden markaları seçti. En rekabetçi kategorilerinde meselenin arka planı Ipsos işbirliği ile incelendi. Türkiye’yi temsil eden geniş bir örneklemle, 16 farklı kategoride yürütülen çalışmada tüketicilere; akla ilk gelen marka (zihin payı), yakınlık hissi, ihtiyaçları karşılama düzeyi ve “asla vazgeçmeyeceğim marka” ifadesine katılma derecesi soruldu. Sonuçlara göre, 2026 Türkiye’sinde tüketicilerin en sevdiği markalar şöyle: Türkiye’nin En Sevilen Markaları 2026 Akaryakıt: Shell Ambalajlı Su: Erikli Bebek Bezi: Molfix Beyaz Eşya: Arçelik Çamaşır Suyu: Domestos Çikolata Kaplamalı Gofret: Ülker E-Ticaret: Trendyol Eve/İşe Yemek Siparişi Online Sitesi: Yemeksepeti Kahve: Kurukahveci Mehmet Efendi Kredi Kartı: Bonus (Garanti BBVA) Online Market: Migros One Pizza: Domino’s Saç Bakım: Elidor Salça: Tat Süpermarket: Migros Ütü: Philips İki kategoride yavaş ve istikrarlı yükseliş 2026 araştırmasının en öğretici bulgularından biri uzun zaman serisi olan kategorilerden geldi. Bu yıl akaryakıt ve kahve kategorilerinde Lovemark liderliği el değiştirdi. Kahve kategorisinde ölçümler 2017’den bu yana 10 kez, akaryakıtta ise sekiz kez yapılıyordu. Sıralamadaki değişim, yıllara yayılmış ve her yıl yalnızca bir iki puanla ilerleyen eğilimlerin sonucu olarak ortaya çıktı. Sonuçlar gösteriyor ki; marka sevgisi bir kez kazanılıp saklanan bir varlıktan çok, sürekli beslenmesi gereken bir ilişki gibi… Cinsiyetler ne söylüyor? 15 kategorinin 14’ünde, lider markayı vazgeçilmez bulan kadınların oranı erkeklerden yüksek çıktı. Buradaki tek istisna akaryakıt kategorisinde gerçekleşti. Fark çamaşır suyu, ütü ve e-ticaret kategorilerinde ise 20 puanı aştı. Burada şu ayrıntı ortaya çıkıyor; kadın tüketicilerle kurulan güçlü bağ, korunması ve derinleştirilmesi gereken bir değerken, erkek tüketicilerle bağ kurmanın yolları birçok kategoride henüz yeterince keşfedilmemiş bir fırsat. Gençler hangi kategoriyi daha çok seviyor? Yaş kırılımı da dikkat çekici bir başka tablo sunuyor. 15 kategorinin 13’ünde lider markayı vazgeçilmez bulan 15-24 yaş grubunun oranı 45 yaş üstündekilerden düşük. Bu farkın belirgin olduğu 11 kategori arasında beyaz eşya, salça ve çamaşır suyu gibi, gençlerin önemli bir bölümünün henüz satın alma kararını kendisi vermediği kategoriler de var. Yine de istisnalar anlamlı bir işaret veriyor. Gençlerin 45 yaş üstüne göre daha güçlü bağlandığı iki kategori, online yemek siparişi ve e-ticaret; iki kategorinin lideri de dijital hizmet platformu. Gençler markalara bağlanıyor; bu bağı kendi gündelik alışkanlıklarının ve temas noktalarının içinde kuruyor. Ipsos değerlendirmesi: “Güven riski azaltır; sevgi seçme arzusunu büyütür.” Araştırma sonuçlarını değerlendirilen Ipsos Türkiye Brand Health Tracking Service Line Leader Özge Sönmez şu ifadeleri kullandı: “Kahvesini hazırlarken, market siparişi verirken ya da bebeği için bez seçerken tüketici yalnızca ürün değil; bildiği, inandığı ve hayatında yer açtığı bir markayı seçiyor. Lovemark yine soruyor: Türkiye’nin kalbinde hangi markalar (y)atıyor? 2026 sonuçları, kalbe giden yolun her kategoride aynı olmadığını gösteriyor. Kahvede Kurukahveci Mehmet Efendi, yıllardır önde olan markayı geride bırakıyor. Bebek bezinde Molfix, en yakın rakibinin iki katı endeksle öne çıkıyor. Bu markaların başarısı; güvenilirlik, beklenen kaliteyi sunma ve ihtiyacı iyi karşılama gibi temel beklentilerin ötesinde, kültürel olarak karşılık bulmanın, gündelik hayatın anlamlı bir parçası olmanın, özgün ve samimi bir kimlik yaratmanın ve tüm bunların üzerine inşa edilen duygusal yakınlığın gücünü gösteriyor. Bazı kategorilerde yarış nefes nefese; örneğin kredi kartı ve salçada farklar çok az. Bu kategorilerde liderliği zihin payı taşısa da detay bulgularda rakiplerin duygusal yakınlık veya performans algısında daha güçlü olabildiğini görüyoruz. Dolayısıyla, zihin payındaki kayıp liderliği riske atabilir; bu kategorilerde marka inşasını güçlendirmek şart. Diğer uçta Trendyol, Domino’s, Domestos, Ülker ve Erikli gibi açık ara ayrışan markalar var. Bu örnekler, güçlü zihin payının performans algısı ve duygusal yakınlıkla desteklendiğinde ne kadar güçlü bir avantaja dönüşebildiğini ortaya koyuyor. Bütün bu tablo, bize güçlü bir marka ilişkisinin tek bir unsurdan ibaret olmadığını söylüyor. Fonksiyonel değer, zihin payı, tüketicinin hayatında edinilen yer, yaratılan anlam, duygusal yakınlık ve güven bu çok katmanlı yapının parçaları. Peki güven bu resmin tam olarak neresinde? Tüketiciye sadakati neyin oluşturduğunu doğrudan sorsak, güvenin ilk sıralarda gelmesi şaşırtıcı olmaz. Çünkü güven, marka ilişkisinin en görünür koşulu. Ancak asıl mesele, söylenenin ötesinde tercihi neyin hareket ettirdiğini görebilmekte. Ipsos Türkiye Marka Sağlığı Araştırmaları veri tabanında 30 binin üzerinde görüşmeden yapılan, farklı sektörlerden 45 projenin 2026 verilerini analiz ettik. Doğrudan sormak yerine, arzu ve tercihle hangi algı unsurlarının birlikte hareket ettiğine baktık. Güvenin marka arzusu ve tercihiyle ilişkisi orta düzeyde: Önemli, ancak tek başına belirleyici değil. Dolayısıyla meseleyi güven mi, sevgi mi diye ele almak yerine, bu kavramların marka ilişkisinde üstlendiği farklı rollere bakmak daha anlamlı. İkisi de tek soruyla anlaşılacak kadar basit değil; bağlantılarını birlikte okumak gerekir. En temelde ayrım net: Güven satın alma bariyerini kaldırır; sevgi satın alma isteğini yükseltir. Bir başka deyişle, güven riski azaltır; sevgi seçme arzusunu büyütür. Lovemark 2026’nın markalara mesajı net: Güveni kurmak gerekir ama orada kalmak yetmez. Kalıcı liderlik, akılda güvenli, kalpte vazgeçilmez olabilmektir.” Metodoloji Türkiye’nin Lovemark’ları 2026 araştırması MediaCat önderliğinde lpsos tarafından hayata geçirilmiştir. Araştırma 15-55 yaş aralığında, kadın-erkek oranı eşit, Türkiye temsili 2.000 kişinin katılımıyla bilgisayar destekli telefon görüşmeleri tekniği (CATI) yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Genel itibarıyla araştırmanın amacı, Türkiye’de rekabetin ve iletişim faaliyetlerinin yoğun olduğu veya merak konusu olan belirli kategorilerde hangi markanın “Lovemark” olduğunu tespit etmektir. Kategoriler, her yılın başında MediaCat önderliğinde tarafların görüşleriyle belirlenmektedir. Sonuçlarda mevsimsellik etkisini azaltmak üzere araştırmanın veri toplama periyodu geniş tutulmaktadır. 16 kategorinin sorgulandığı araştırmaya bayram ve resmi tatillerde ara verilmiştir. 2016’da yenilenen Lovemark analiz yaklaşımında olduğu gibi bu yıl da markanın zihin payı, duygusal olarak yakınlık derecesi, beklenti ve ihtiyaçları karşılama düzeyi ile asla vazgeçilemeyecek kadar sevilip sevilmediği dikkate alınıp Yapısal Eşitlik Modeli (SEM) yaklaşımı kullanılarak hesaplama yapılmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araçta Asıl Risk Kilometre Değil, Bilinmeyen Geçmiş Haber

İkinci El Araçta Asıl Risk Kilometre Değil, Bilinmeyen Geçmiş

Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, galeriler için ikinci el araç tedarikinde kilometre ve hasar kaydı kadar aracın kurumsal bir filodan gelmesinin de kritik önem taşıdığını belirtiyor. İkinci el araç ticaretinde güven, satın alma kararının en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Galeriler de müşterilerine güvenle satabilmek için araçları güvenle almak istiyor. Dijital ihale platformları araç tedarikini hızlandırıp kolaylaştırırken, teklif öncesinde kilometre ve hasar bilgisinin yanı sıra aracın kaynağı da galeriler için önemli bir seçim kriteri oluşturuyor. İkinci el araç satın alanlar; fiyat, kilometre ve hasar kaydını değerlendirirken aracın geçmişine ilişkin sorularına da yanıt arıyor: Araç nasıl kullanıldı, bakımları zamanında yapıldı mı, hangi koşullarda yönetildi? Bu sorular, son kullanıcı kadar aracı stoğuna alacak galeri açısından da hayati önem taşıyor. Müşteriye güvenle satış yapmanın temeli, aracın satın alındığı aşamada atılıyor. Var mı Arttıran Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, araç tedarikinde kaynağın önemini şöyle değerlendiriyor: “Kilometre ve hasar kaydı, satın alma kararının temel verilerini oluşturuyor. Ancak galeriler için aracın nereden geldiği de son derece önem taşıyor. Bir aracı stoğunuza alırken onu daha sonra kendi müşterinize sunacağınızı düşünüyorsunuz. Bu nedenle araçların kurumsal standartlarla yönetilen bir filodan gelmesi, satın alma kararında güven sağlıyor. Güvenle satabilmek için güvenle almak gerekiyor.” Online ihalede güven, tekliften önce başlıyor Dijital ihale platformları, galerilere farklı lokasyonlardaki araçları bulundukları yerden inceleme ve teklif verme imkânı sunuyor. Araçlara erişim kolaylaşırken, teklif öncesindeki değerlendirme önemini koruyor. Galerilerin, sunulan araç bilgileriyle kendi stok ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek satın alma kararını vermesi gerekiyor. Benzer kilometre ve hasar bilgisine sahip iki araç, tamamen farklı kullanım ve bakım süreçlerinden geçmiş olabiliyor. Her ayrıntının yalnızca bu göstergeler üzerinden anlaşılması mümkün olmadığı için, aracın hangi kaynaktan geldiği de değerlendirmede anlam kazanıyor. Kurumsal bir filo şirketinin bakım ve operasyon standartları, araç kaynağına duyulan güvenin temel dayanağını oluşturuyor. Karademir, dijital erişim ile güven arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor: “Bir araca uzaktan ulaşabilmek ve teklif verebilmek büyük kolaylık sağlıyor. Galerinin o teklifi güvenle verebilmesinde ise araç hakkında sunulan bilgiler kadar, aracın arkasındaki kurumsal yapı da etkili oluyor. Var mı Arttıran’da dijital ihalenin sağladığı kolaylığı, Escar Filo’nun kurumsal araç yönetimine duyulan güvenle bir araya getiriyoruz.” Uçtan uca online ihale deneyimi Escar Filo iştiraki Var mı Arttıran, kiralama dönemini tamamlayan bu araç portföyünü galerilere özel uçtan uca online ihale platformunda sunuyor. Galeriler araçları bulundukları yerden inceleyebiliyor, canlı ihalelere katılabiliyor, online teklif verebiliyor ve satın alma adımlarını aynı platform üzerinden kolayca yürütüyor. Araç incelemesi, ihale katılımı ve ihale sonrasındaki satın alma adımlarını bir araya getiren platform, galerilerin tedarik sürecini yönetmesini kolaylaştırıyor. Escar Filo’nun kurumsal standartları araç kaynağına duyulan güveni desteklerken, Var mı Arttıran’ın dijital altyapısı sürecin uçtan uca yürütülmesini sağlıyor. Galeriler açısından bu birliktelik, hızlı ve kolay araç tedarikini, kaynağı bilinen bir portföyle buluşturuyor. Müşteriye güvenle satış yapma hedefi de daha araç stoğa alınırken karşılık buluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

103 Ülkeden 29 Binin Üzerinde Sektör Profesyoneli İntermob’da Buluştu Haber

103 Ülkeden 29 Binin Üzerinde Sektör Profesyoneli İntermob’da Buluştu

Dört gün boyunca 23 bin 457 yurt içi ve 5 bin 634 yurt dışı ziyaretçi olmak üzere toplam 29 bin 91 sektör profesyonelini ağırlayan İntermob, Türkiye dahil 103 ülkeden ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Mobilya üretim ekosisteminin farklı bileşenlerini aynı çatı altında buluşturan fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni ihracat pazarlarına erişim açısından sektör profesyonellerine önemli fırsatlar sundu. 5 Bin 600’ün Üzerinde Uluslararası Ziyaretçi İstanbul’a Geldi İntermob’un uluslararası ziyaretçi profilinde Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalardan satın alma profesyonelleri, distribütörler, mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar ve sektör temsilcileri yer aldı. Almanya, Polonya, İtalya ve Romanya gibi önemli mobilya pazarlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden gelen mobilya endüstrisi profesyonelleri, fuar boyunca yeni ürün, teknoloji ve çözümleri yerinde inceleme imkânı buldu. Uluslararası Alım Heyeti Programı kapsamında İstanbul’a gelen VIP satın alma profesyonelleri ise katılımcı firmalarla önceden planlanan ikili iş görüşmelerinde bir araya geldi. Satın alma ihtiyaçları ve ürün grupları doğrultusunda en ideal çözüm sağlayıcılarla eşleştirilerek gerçekleştirilen görüşmeler, Türk üreticilerin mevcut pazarlardaki ticari ilişkilerini geliştirmelerine ve yeni pazarlarda iş fırsatlarını değerlendirmelerine zemin hazırladı. Mobilya Üretim Ekosisteminin Farklı Bileşenleri Aynı Çatı Altında İntermob’da mobilya aksesuarları ve sistemlerinden panel ve yüzey çözümlerine, orman ürünlerinden mobilya kimyasallarına, döşemelik malzemelerden üretim ekipmanlarına kadar geniş bir ürün yelpazesi sergilendi. Fuar kapsamında özellikle sürdürülebilir malzemeler, yenilikçi yüzey çözümleri, fonksiyonel aksesuar sistemleri ve üretim verimliliğini artırmaya yönelik teknolojiler öne çıktı. Tasarım ile teknik performansı bir araya getiren yeni ürün ve uygulamalar, sektörün farklı alanlarından profesyonellerle buluştu. Türkiye’nin önde gelen sektör markaları da yeni ürün ve çözümlerini İntermob’da tanıtarak mevcut müşterileriyle bir araya gelirken yeni ticari bağlantılar geliştirme fırsatı yakaladı. Türkiye’nin Mobilya Üretim Gücüne Yan Sanayi Desteği Türkiye’nin mobilya ihracatının 2025 yılında yaklaşık 4,6 milyar dolara ulaşması, sektörün uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu ortaya koyarken; mobilya üretim ekosisteminin önemli bir parçasını oluşturan yan sanayi de sektörün rekabet gücünü destekleyen alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Aksesuar ve bağlantı elemanlarından panel ve yüzey ürünlerine, kimyasallardan döşemelik malzemelere ve üretim ekipmanlarına kadar farklı ürün gruplarında faaliyet gösteren Türk firmaları, İntermob aracılığıyla uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurma ve yeni ticari iş birlikleri geliştirme fırsatı buluyor. 28 yıldır düzenlenen İntermob, bu yapısıyla ürünlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde; sektör profesyonellerinin yeni pazarları takip ettiği, ihracat bağlantıları geliştirdiği ve mobilya endüstrisindeki dönüşümü yakından izlediği uluslararası bir ticaret platformu niteliğini sürdürüyor. Sektörün Güncel Gündemi de İntermob’da Ele Alındı İntermob, ticari görüşmelerin yanı sıra sektörel bilgi ve deneyim paylaşımına yönelik etkinliklere de ev sahipliği yaptı. ORSİAD Çalıştaylar Dizisi 2026 kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda orman, zemin, kapı ve kapak sanayilerinin mevcut yapısı, yeni pazar dinamikleri, sektörel sorunlar ve geleceğe yönelik fırsatlar sektör temsilcileri ve uzmanların katılımıyla değerlendirildi. Gerçekleştirilen oturumlarla fuarın ticari buluşma niteliği, sektörün güncel meselelerinin ve gelecek perspektifinin ele alındığı içeriklerle desteklendi. Bağlantı Elemanları Fuarı Fastener Expo Eurasia ile Eş Zamanlı Düzenlendi İntermob’un, Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı Fastener Expo Eurasia ile eş zamanlı düzenlenmesi, mobilya üretimi ile bağlantı ve sabitleme elemanları sektörleri arasında yeni ticari temasların gelişmesine katkı sağladı. İntermob’u ziyaret eden mobilya üreticileri ve mobilya yan sanayisi profesyonelleri, kendi sektörlerine yönelik ürün ve çözümleri incelemenin yanı sıra bağlantı ve sabitleme teknolojilerini yakından görme, alternatif tedarikçilerle tanışma ve farklı üretim alanlarındaki yenilikleri değerlendirme fırsatı buldu. İki fuarın aynı tarihlerde gerçekleştirilmesi, İntermob ziyaretçilerine mobilya üretim ekosistemini tamamlayan farklı çözüm gruplarına erişim imkânı sunarken, sektörler arası ticari etkileşimin ve tedarik zinciri bağlantılarının güçlenmesine de zemin hazırladı. İntermob 28’inci Yılında Uluslararası Ticaret Bağlantılarına Ev Sahipliği Yaptı 103 ülkeden sektör profesyonelini İstanbul’da bir araya getiren İntermob 2026, dört gün boyunca katılımcı firmalar ile yerli ve uluslararası ziyaretçiler arasında yeni ticari bağlantıların kurulmasına ev sahipliği yaptı. 29 bin 91 profesyonelin ziyaret ettiği fuar, Türkiye’nin mobilya yan sanayisinin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü desteklerken sektörün ticaret, teknoloji ve yeni pazar gündemini İstanbul’da buluşturdu.

FLO GROUP’ta Üst Düzey Atama Haber

FLO GROUP’ta Üst Düzey Atama

Çok kanallı ve çok markalı perakende yapısıyla büyümesini sürdüren FLO GROUP, organizasyon yapısını güçlendirmeye yönelik yeni bir adım attı. Finans, strateji, yatırım ve organizasyonel yönetim alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip Ahmet Okçular, FLO GROUP’ta Destek Operasyonlarından Sorumlu CEO Yardımcısı olarak göreve başladı. Yeni yapılanmayla birlikte şirketin destek fonksiyonlarının daha entegre bir liderlik yapısı altında yönetilmesi ve FLO GROUP’un kurumsal dönüşüm, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin desteklenmesi amaçlanıyor. Ahmet Okçular, yeni görevinde mali işler, insan kaynakları, lojistik ve iç denetim fonksiyonlarına liderlik edecek. Destek fonksiyonları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, süreçlerin daha verimli ve çevik bir yapıya kavuşturulması ve şirketin büyüme hedeflerini destekleyecek organizasyonel yapının geliştirilmesi Okçular’ın öncelikli sorumlulukları arasında yer alacak. Kariyerine 1996 yılında QNB FinansInvest’te başlayan Ahmet Okçular, 2005 yılında HSBC Türkiye’ye katıldı. HSBC’de Kurumsal Finansman Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlenen Okçular; birleşme ve satın alma danışmanlığı ile sermaye piyasaları alanlarında çeşitli çalışmalara liderlik etti. 2016 yılında Tekfen Holding’e Grup CFO’su olarak katılan Okçular, 2019 yılında Strateji, İş Geliştirme ve Yatırımlardan Sorumlu Grup Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Bu dönemde grup genelindeki stratejik planlama, yatırım, iş geliştirme ve birleşme ve satın alma süreçlerinin yönetiminde görev aldı. 2022 yılında AIM Finance’i kurarak finansal ve stratejik danışmanlık alanındaki çalışmalarını sürdüren Okçular, 2024 yılında Toros Tarım ve Mondi Oluklu Mukavva’da Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. 2025 yılında ise CCN Yatırım Holding’te Finans, Strateji ve İş Geliştirme Başkanı olarak görev yaptı. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümlerinden mezun olan Ahmet Okçular, International University of Japan’da Uluslararası Yönetim alanında MBA programını tamamladı. Finans, yatırım, strateji ve organizasyonel yönetim alanlarındaki kapsamlı deneyimiyle Okçular, Destek Operasyonlarından Sorumlu CEO Yardımcısı olarak FLO GROUP’un kurumsal dönüşümünün hızlandırılmasına, destek fonksiyonları arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine katkı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Sektörünün Geleceğine  Foodist İstanbul’da Yön Verilecek Haber

Gıda Sektörünün Geleceğine Foodist İstanbul’da Yön Verilecek

Foodist İstanbul 2026, Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gıda sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirecek; üreticileri, ihracatçıları, ulusal ve uluslararası satın alma yetkililerini aynı çatı altında buluşturarak Türkiye'nin gıda ihracatına yeni fırsatlar sunacak. 60 Ülkeden 2.000’in Üzerinde Karar Verici Foodist İstanbul’da Buluşacak Avrupa’dan Güney Amerika’ya, Kuzey Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan uluslararası alım heyeti programı kapsamında 60 ülkeden 2.000’in üzerinde satın alma profesyoneli ve karar verici İstanbul’da ağırlanacak. İşlenmiş meyve ve kuruyemişten temel gıdalara, çikolata ve şekerlemelerden yağlara kadar fuarda sergilenen ana ürün kategorilerinde ticaret potansiyeli yüksek pazarlara odaklanan program; Türkiye’nin üretim ve ihracat gücünü dünyanın farklı bölgelerinden profesyonel alıcılarla buluşturacak. Uluslararası heyetler arasında gıda perakende ve dağıtım sektörünün önde gelen oyuncuları, global E-Ticaret ve Horeca firmaları yer alıyor. Türkiye’nin ihracat potansiyelinin en yüksek olduğu ABD, Kanada, İngiltere, İspanya, Almanya, Hollanda, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Azerbaycan, Japonya, Güney Afrika ve Kolombiya’nın da aralarında bulunduğu 60 ülkeden satın alma profesyonelleri, Foodist İstanbul kapsamında yeni iş fırsatları için İstanbul’da bir araya gelecek. Bununla birlikte Türkiye’nin önde gelen gıda perakende zincirleri, e-ticaret platformları ve otel gruplarının satın alma profesyonelleri B2B Meeting Alanı’nda katılımcı firmalarla planlı ikili iş görüşmeleri gerçekleştirecekler. Böylece Foodist İstanbul, uluslararası pazarlara açılmak isteyen üretici ve ihracatçı firmalar için doğrudan ticari temas imkânı sunacak. Foodist Forum & Show Kitchen ile Sektörün Gündemi Sahneye Taşınıyor Fuarda dört gün boyunca düzenlenecek Foodist Forum & Show Kitchen etkinlikleriyle sektörün gündemi farklı başlıklarla sahneye taşınacak. Akademisyenler, kamu temsilcileri, sektör kuruluşları, üreticiler, ihracatçılar, horeca profesyonelleri ve şeflerin buluşacağı Foodist Forum & Show Kitchen, güncel gelişmelerle birlikte sektörün geleceğine ilişkin de yeni perspektiflerin ortaya konulduğu bir buluşma noktası olacak. Foodist Forum’da Gıda Sektörü Ele Alınacak Foodist Forum’un 13 oturumunda söz alacak 40 konuşmacı ile Türkiye’nin gıda ihracatından dijitalleşmeye, gıda güvenliğinden sürdürülebilirliğe, rejeneratif tarımdan gıda teknolojilerine kadar sektörün geleceğini şekillendiren önemli başlıklar ele alınacak. İlk Günün Gündeminde Gıda İhracatının Geleceği Var Foodist İstanbul’un 1 Eylül’de başlayacak etkinlik programında ilk günün öne çıkan başlığı ihracat vizyonu olacak. Başkanlar Oturumu’nda TİM, TGDF ve ihracatçı birliklerinin başkanları, Türkiye’nin gıda ihracatındaki mevcut konumunu ve küresel pazarlarda rekabet gücünü artırmak için atılması gereken adımları değerlendirecekler. İlk gün aynı zamanda gıda sektörünün küresel ticaretteki konumunun yanı sıra yeni pazar fırsatları ve ihracat stratejileri açısından da önemli mesajlara sahne olacak. 2 Eylül’de Dijitalleşme ve Değişen Tüketici Davranışları Gündemde Olacak Foodist Forum’un ikinci gününde odağa, gıda sektörünün hızla değişen rekabet dinamikleri alınacak. Tüketici alışkanlıkları başlığında NielsenIQ’dan Merve Gökmen, değişen tüketici davranışlarını ve pazar araştırmalarının sektöre sunduğu içgörüleri paylaşacak. “Dijital raflarda rekabet” oturumunda ise PTT AVM’den Hüseyin Tamalı ve Migros One’dan Arda Bayar, e-ticaretin ve algoritmaların alışveriş alışkanlıklarını nasıl dönüştürdüğünü OneIngage Strateji ve İç Görü Direktörü Tahir Emre Kaşlı moderatörlüğünde ele alacaklar. Günün bir diğer önemli gündemi ambalaj inovasyonu olacak. ASD Başkanı M. Zeki Sarıbekir, PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve Dr. Orhan Irmak; ambalajın yalnızca ürünü koruyan bir unsur olmaktan çıkarak marka, tüketici ve satış deneyiminin önemli bir parçasına dönüşümünü Xsights Pazar Araştırmaları Departmanı Lideri Yakup Peker moderatörlüğünde değerlendirecekler. Gıda güvenliği de yapay zekâ ve dijital teknolojiler perspektifinden ele alınacak. Prof. Dr. Osman Sağdıç, Dr. Hakan Başdoğan ve Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda Kodeks ve Yem Mevzuatı Daire Başkanı Selim Kaplan; dijital izlenebilirlik ve yapay zekâ uygulamalarıyla birlikte gıda sektöründe ortaya çıkan yeni kalite standartlarını Doç.Dr. Necati Çetin’in moderasyonunda gündeme taşıyacaklar. 3 Eylül’de Sürdürülebilirlik ve Teknoloji Öne Çıkacak Foodist İstanbul’un üçüncü gününde sektörün geleceğini belirleyen iki temel başlık, sürdürülebilirlik ve teknoloji, farklı oturumlarla ele alınacak. “Sofrada Dönüşüm” oturumunda Nil Tibukoğlu, Sinem Topçu ve Aslıhan Denge; Semra Sevinç moderatörlüğünde gıda israfının azaltılması, sorumlu mutfaklar ve doğru bilginin tüketici davranışlarındaki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunacaklar. “Geleceğin Gıdası” oturumunda ise Prof. Dr. Hami Alpas moderatörlüğünde rejeneratif tarım, Ar-Ge ve bitkisel üretimdeki inovasyonlar konuşulacak. HORECA sektörünün gündeminde ise artan maliyetlere rağmen kalite standartlarının nasıl korunabileceği olacak. Soner Kesgin, Umut Karakuş ve Tolga Atalay, “Maliyet Kıskacında Kalite” başlığı altında sektörün karşı karşıya olduğu zorlukları ve çözüm yollarını paylaşacaklar. Oturumu Defne Ertan Tüysüzoğlu modere edecek. Günün teknoloji başlığında ise TAT Gıda’dan Çiğdem Şahin; robotik, otomasyon ve dijital fabrikaların gıda üretimindeki dönüşümünü ele alacak. Foodist Show Kitchen’da Gastronomi Sahneye Taşınacak Foodist İstanbul’un etkinlik programının bir diğer önemli ayağını ise Foodist Show Kitchen oluşturacak. Dört gün boyunca 12 mutfak şovunda 37 şefin yer alacağı sahnede gastronomi, inovasyon ve sosyal katılım bir araya gelecek. Show Kitchen programında geleneksel Türk mutfağı da modern yorumlarla sahneye taşınacak. “Zeytinyağlılar” ve “Türk Kruvasanı: Tereyağlı Simit” gibi şovlar, geleneksel lezzetlerin çağdaş gastronomi anlayışıyla yeniden yorumlanmasına odaklanacak. Down Şefler Mutfakta Programın dikkat çeken başlıklarından biri de “Down Şefler Mutfakta” olacak. Sosyal kapsayıcılığın gastronomi üzerinden görünür kılınacağı oturumda Down sendromlu şefler mutfakta yer alarak gastronominin birleştirici ve kapsayıcı gücünü ortaya koyacak. “Gerçek Gıdanın Hikayesi” oturumunda ise gastronominin kaynağına, toprağa ve üretime odaklanılacak; iyi yemeğin hikâyesinin mutfaktan önce toprakta başladığı vurgulanacak. Foodist İstanbul’dan Gıda Sektörüne Sosyal Fayda Foodist Forum & Show Kitchen, sektörün gündemini konuşmanın yanı sıra toplumsal faydaya da katkı sağlayacak. Program boyunca katkı sunan konuşmacılar, şefler ve markalar adına Türkiye’nin 7 bölgesine yayılan TİDER Gıda Bankacılığı Ağı üzerinden ihtiyaç sahibi ailelerin temel gıda ve ihtiyaçlara erişimine destek olunacak. Bu yönüyle Foodist İstanbul, gıda sektörünün üretim, ticaret ve gastronomi eksenindeki gücünü sosyal dayanışmayla bir araya getirecek. İhracat vizyonundan dijital rekabete, gıda güvenliğinden sürdürülebilir tarıma, yapay zekâdan robotik üretime ve geleneksel gastronomiden sosyal kapsayıcılığa uzanan kapsamlı programıyla Foodist Forum & Show Kitchen, sektörün farklı paydaşlarını aynı platformda buluşturacak ve gıdanın geleceği dört gün boyunca İstanbul’da konuşulacak. Dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olma hedefiyle hazırlanan Foodist İstanbul 2026, 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde Türkiye'nin üretim gücünü uluslararası ticaretle buluşturarak hem sektörün küresel görünürlüğünü artırmayı hem de gıda ihracatına uzun vadeli katkı sağlamayı amaçlıyor. Fuar gıda sektörünün bugünü değerlendirdiği, geleceği tartıştığı ve yeni iş birlikleri için bir araya geldiği sektörün buluşma noktası olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel, 2026 İçin Ciro Hedeflerini Yükseltti Haber

Henkel, 2026 İçin Ciro Hedeflerini Yükseltti

Henkel CEO'su Carsten Knobel'e konu hakkındaki görüşlerini, "Yapıştırıcı Teknolojileri ve Tüketici Markaları İş Birimlerimizin bir kez daha hem fiyat hem de miktar bakımından olumlu gelişme kaydetmesiyle organik satış büyümesi sağlandı. Yılın ilk yarısında, markalarımız, teknolojilerimiz ve inovasyonlarımız da dâhil olmak üzere geleceğimize önemli yatırımlar yapmayı sürdürürken, genel olarak çok güçlü bir iş performansı sergiledik. İki iş birimimizi önemli ölçüde güçlendirecek, toplam değeri yaklaşık 5 milyar Euro olan beş satın alma üzerinde anlaşmaya vardık. Bu, büyüme gündemimizi sürdürülebilir bir şekilde ilerletme kapsamında attığımız bir diğer önemli adım." şeklinde ifade etti. Carsten Knobel görüşlerini “Yılın ilk yarısındaki güçlü performansımıza dayanarak, hem Grup hem de Yapıştırıcı Teknolojileri İş Birimi için ciro beklentilerimizi yükselttik. Grup düzeyinde, önceki hedefimiz olan yüzde 1 ile 3 aralığına kıyasla, bugün yüzde 1,5 ile 3,5 oranları arasında organik satış büyümesi bekliyoruz.” sözleriyle sürdürdü. OLAPLEX’in satın alınmasıyla Henkel, premium saç bakım segmentindeki varlığını güçlendirdi. Yıllık satış rakamlarına yaklaşık 370 milyon Euro katkıda bulunan premium saç bakım markası OLAPLEX’in satın alınmasıyla Henkel, premium saç bakım segmentindeki global varlığını daha da güçlendirmiş ve profesyonel saç bakım alanında dünyanın ikinci büyük şirketi konumuna gelmiştir. Oldukça cazip olan premium saç bakım pazarında, önümüzdeki yıllarda yaklaşık yüzde 5 oranında yıllık bileşik büyüme kaydedilmesi beklenmektedir. OLAPLEX, bilimsel temellere dayanan ve yüksek performanslı ürünlerden oluşan portföyüyle kendini kanıtlamış bir premium saç bakım markasıdır. Henkel, portföyünü sıvı teknolojilerin ötesine doğru genişletiyor. Yıllık yaklaşık 270 milyon Euro değerinde satışa sahip olan ATP Adhesive Systems’in satın alınmasıyla Henkel, portföyünü sıvı teknolojilerin ötesine doğru genişletiyor ve yüksek performanslı, su bazlı ve özel amaçlı bantlar için yeni bir büyüme platformu oluşturuyor. Bu, yıllık yaklaşık yüzde 7 oranında büyümesi beklenen son derece cazip bir pazar anlamına geliyor. Bu satın alma, Henkel’in inovasyon kapasitesini de güçlendirmekte, cazip çapraz satış fırsatları yaratmakta ve Grup’un sürdürülebilir yapıştırıcı çözümleri pazarındaki konumunu daha da sağlamlaştırmaktadır. Yılın İlk Yarısında Başarıyla Hayata Geçirilen Birleşme ve Satın Almalarla Büyüme Stratejisi Henkel, kısa süre önce duyurduğu satın almalarla birlikte toplam 5 milyar Euro yatırım yapıyor ve yaklaşık 1,6 milyar Euro değerindeki yıllık toplam satışla iş hacmini büyütüyor. Bugüne kadar Henkel, beş satın alma sürecinin dördünü başarıyla tamamlamış bulunuyor: Yapıştırıcı Teknolojileri İş Birimi’nde Wetherby Laroc ve ATP Adhesive Systems, Tüketici Markaları İş Birimi’nde ise Not Your Mother’s ve en yeni olarak OLAPLEX. Yapıştırıcı İş Birimi’nde Stahl Group'un satın alınmasının ise 2026 mali yılının ikinci yarısında tamamlanması öngörülüyor. 2026'da, satın alımların, satışlara yaklaşık 700 milyon Euro katkıda bulunması bekleniyor.[1] Geleceğe dönük olarak ise, bu beş satın almanın orta ila yüksek tek haneli yüzdeler ile ortalamanın üzerinde bir büyümeye katkı sağlaması ve toplam satış değerlerinin 2030 yılına kadar yaklaşık 2 milyar Euro'ya ulaşması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY: Tüketici İlişkilerinde “İzin Ekonomisi” Dönemi Başlıyor Haber

EY: Tüketici İlişkilerinde “İzin Ekonomisi” Dönemi Başlıyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından yayımlanan Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026, küresel pazarlarda 5.000 tüketicinin değişen beklentilerini ve markalara duydukları güvenin dinamiklerini ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zekâ destekli deneyimlerin ve dijitalleşmenin tüketicilere hız kazandırırken aynı zamanda onları daha seçici ve temkinli hale getirdiğini gösteriyor. Tüketiciler rutin ve düşük riskli işlemleri yapay zekâya devretmeye daha istekli davranırken, kişisel alanlarda kontrolü ellerinde tutmayı tercih ediyor. Bulgular, şirketlerin artık tek tip değer önerileri yerine tüketicilerin farklı ihtiyaç durumlarını anlayan, şeffaf ve güven odaklı stratejiler geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor. Müşteriler üç büyük ikilemi aynı anda yaşıyor Araştırmaya göre, tüketicilerin kararlarını ve markalarla kuracakları ilişkinin sınırlarını üç temel ikilem şekillendiriyor. İlk ikilem, dijital aşırı yüklenme ile bağlantı ihtiyacı arasında yaşanıyor. Araştırmaya göre, tüketicilerin %65'i dijital yoğunluk nedeniyle bunalmış hissederken, aynı zamanda iyi olma hallerini destekleyecek yapay zekâ çözümlerine daha fazla ilgi gösteriyor. Özellikle genç tüketiciler ekran süresini azaltmak isterken, markalardan aidiyet hissini güçlendirecek topluluk deneyimleri bekliyor. İkinci ikilem, kontrollü harcama ile kendini ödüllendirme isteği arasında şekilleniyor. Ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüketiciler harcamalarını daha dikkatli planlarken, küçük ödüllerle motivasyonlarını korumaya çalışıyor. Araştırmaya göre, finansal açıdan zorlanan tüketicilerin %59'u kendilerini ödüllendirmek için daha uygun fiyatlı alternatiflere yönelirken, katılımcıların %45'i günlük hayatını kolaylaştıran çözümler için ek ödeme yapmaya sıcak bakıyor. Üçüncü ikilem ise yetki devri ve güven arasında yaşanıyor. Tüketiciler rutin işlemlerde markalara ve yapay zekâya daha fazla sorumluluk vermeye istekli olsa da kişisel konularda kontrolü elden bırakmak istemiyor. Araştırmaya göre, tüketicilerin %92'si şeffaf uygulamalar sunan markaları tercih ederken, %95'i satın alma öncesinde somut değer kanıtı görmek istiyor. Ayrıca, %93'ü karar vermeden önce bilgileri farklı kaynaklardan doğruluyor, %89'u ise marka reklamlarından çok diğer tüketicilerin deneyimlerine ve yorumlarına güveniyor. Yapay zekâ ile yeni güven dengesi: Koşullu yetki devri Araştırma, tüketicilerin yapay zekâyı koşulsuz kabul etmek ya da tamamen reddetmek yerine, kullanım alanına göre bilinçli tercihler yaptığını ortaya koyuyor. Küresel ölçekte tüketicilerin %36’sı, ödeme sırasında indirimlerin yapay zekâ tarafından otomatik olarak uygulanmasını isterken; konu rutin satın alma kararlarının tamamen yapay zekâya bırakılmasına geldiğinde tüketicilerin büyük çoğunluğu bu fikre sıcak bakmıyor. Buna karşılık, yapay zekânın daha yaygın benimsendiği pazarlarda kullanım oranı %94’e ulaşırken, her dört tüketiciden biri (%25) kendi adına karar alabilen otonom yapay zekâ araçlarını deneyimlediğini belirtiyor. Bulgular, tüketicilerin yapay zekâya duyduğu güvenin, teknolojiyle kurdukları deneyim arttıkça güçlendiğine işaret ediyor. EY Eurasia Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Yusuf Bulut, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Tüketicilerin markalarla kurduğu ilişkinin kuralları yeniden şekilleniyor. Tüketiciler artık markalara koşulsuz güvenmek yerine, verilerini kullanma ve kendi adlarına hareket etme yetkisini koşullu olarak veriyor. Dijital aşırı yüklenme ve artan şüphecilik, markaların yalnızca görünür olmasını değil; şeffaflık, somut değer ve güven sağlamasını zorunlu kılıyor. Bugünün tüketicisi satın alma kararını vermeden önce bilgiyi farklı kaynaklardan doğruluyor ve markalardan iddialarını kanıtlamasını bekliyor. Bu nedenle şirketlerin yalnızca yapay zekâ yatırımlarına değil, müşterinin ihtiyaçlarını doğru anlayan, güven oluşturan ve gerektiğinde insan etkileşimini devreye alan deneyimlere odaklanması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratmak isteyen markalar; teknolojiyi yalnızca verimlilik için değil, şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan deneyimiyle birleştirerek tüketicinin güvenini sürdürülebilir biçimde kazanmak için kullanmalı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sersim ve Team Finans'tan Bayi Finansmanında Stratejik İş Birliği Haber

Sersim ve Team Finans'tan Bayi Finansmanında Stratejik İş Birliği

Türkiye'nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Sersim ile TeamSec Group bünyesinde faaliyet gösteren BDDK lisanslı finansman şirketi Team Finansman A.Ş., Sersim'in bayi ve ticari müşteri ekosistemine yönelik geliştirilen Sersim Credit programını hayata geçirmek üzere stratejik iş birliği anlaşmasına imza attı. Team Finans'ın Credit-as-a-Service altyapısıyla geliştirilen Sersim Credit, Sersim'in satış kanallarına entegre çalışan, bayi ağına özel ve veri odaklı bir ticari finansman programı olarak uygulanacak. Program sayesinde bayilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, satın alma kapasitelerinin artırılması ve Sersim'in satış ekosisteminin daha güçlü bir finansal altyapıyla desteklenmesi hedefleniyor. Kredi değerlendirme sürecinde yalnızca geleneksel finansal göstergeler değil; bayilerin Sersim ile olan işlem geçmişi, sipariş sıklığı, satın alma davranışları ve ödeme performansı gibi ticari veriler de dikkate alınacak. Sersim'in sektör deneyimi ve müşteri bilgisi, Team Finans'ın kredi analitiği, tahsis ve risk yönetimi yetkinlikleriyle bir araya getirilerek her bayi için daha doğru limit, vade ve risk bazlı fiyatlama modelleri oluşturulacak. Kredi değerlendirme, skorlama, limit tahsisi, kullandırım, portföy yönetimi ve tahsilat süreçleri Team Finans tarafından yürütülürken; Sersim programa ticari veri, müşteri içgörüsü ve operasyonel koordinasyon desteği sağlayacak. Sersim, kredi sağlayıcı veya kredi kararı veren taraf olarak konumlanmayacak. Sersim Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ustaoğlu, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Sersim olarak üretim gücümüzü, bayi ve müşterilerimizin büyümesini destekleyen yenilikçi çözümlerle tamamlamayı önemsiyoruz. Team Finans ile geliştirdiğimiz Sersim Credit sayesinde bayilerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmayı, satın alma kapasitelerini artırmayı ve satış ekosistemimizi daha güçlü bir finansal altyapıyla desteklemeyi hedefliyoruz. Sersim'in saha tecrübesini ve müşteri bilgisini kredi analitiğine taşıyan bu modelin, hem iş ortaklarımızın hem de şirketimizin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacağına inanıyoruz." TeamSec Group Kurucusu ve CEO'su, aynı zamanda Team Finans Yönetim Kurulu Başkanı Esad Erkam Köroğlu ise iş birliğiyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Krediyi, ticaretin gerçekleştiği noktaya taşıyoruz. Geleneksel kredi modellerinden farklı olarak bayileri yalnızca bilançoları üzerinden değil, Sersim ile kurdukları gerçek ticari ilişkiler üzerinden de değerlendiriyoruz. Sersim'in sektör ve müşteri bilgisini Team Finans'ın kredi analitiği, tahsis ve risk yönetimi kabiliyetleriyle birleştirerek her bayi için daha doğru limit, vade ve fiyatlama oluşturacağız. Sersim Credit'i farklılaştıran temel unsur, kredinin ticaretten kopuk değil, ticaretin kendi verisiyle şekillenmesidir." Pilot uygulama olarak başlaması planlanan iş birliğinin, elde edilen sonuçlar doğrultusunda daha fazla bayi, müşteri ve satış kanalını kapsayacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. TeamSec Group'un entegre yapısı içerisinde Team Finans kredi oluşturma ve Credit-as-a-Service faaliyetlerini yürütürken, TeamSec Technology ise yapay zekâ destekli risk skorlama, fiyatlama ve portföy analitiği süreçlerini yönetiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB, Rotork'u Bünyesine Katarak Otomasyon Alanındaki Kabiliyetlerini Güçlendiriyor Haber

ABB, Rotork'u Bünyesine Katarak Otomasyon Alanındaki Kabiliyetlerini Güçlendiriyor

İsviçre merkezli elektrifikasyon ve otomasyon teknolojileri lideri ABB, kritik akış kontrolü alanında akıllı çözümler geliştiren ve elektrikli aktüatör üretiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan Rotork’u satın almak üzere anlaşmaya vardığını duyurdu. Yaklaşık 5,5 milyar dolar işletme değerine sahip satın almanın, ABB'nin elektrifikasyon ve otomasyon alanındaki büyüme stratejisini desteklerken büyük ölçekli altyapı ve endüstriyel tesislere yönelik otomasyon çözümlerini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Rotork'un kritik akış kontrolü ve enstrümantasyon alanındaki köklü uzmanlığı, ABB'nin mevcut otomasyon portföyünü güçlü şekilde tamamlayarak şirketin saha cihazlarındaki kabiliyetlerini daha da güçlendirecek. Böylece ABB, akıllı saha cihazları ve yazılımlarla desteklenen daha kapsamlı bir otomasyon portföyüne sahip olacak. Sürekli izleme ve yönetim sağlayan bu çözümler, endüstriyel süreçlerin daha güvenli, verimli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine katkıda bulunacak. Aynı zamanda ABB'nin Otomasyon İş Kolu’nun ürün, hizmet ve yaşam döngüsü gelirleri içindeki yüksek katma değerli çözümlerin payı da artacak. Satın almayla birlikte Rotork'un ABB'nin küresel ölçeği, yaygın servis ağı ve dijital teknoloji yetkinliklerinden yararlanarak büyümesini hızlandırması hedefleniyor. İş birliği sayesinde akıllı cihaz teşhis sistemleri ile varlık yönetimi çözümlerinin geliştirilmesi desteklenirken, Rotork'un daha büyük ve stratejik projelerde yer almasının, yeni müşterilere ve pazarlara erişiminin hızlanmasının önü açılacak. Satın alma işleminin tamamlanmasının ardından Rotork'un, ABB'nin Otomasyon İş Alanı bünyesinde stratejik büyüme odağıyla faaliyet gösteren ayrı bir bölüm olarak çalışmalarını sürdürmesi planlanıyor. Bu yaklaşım, şeffaflık ve hızlı karar alma süreçlerini esas alan, operasyonel kararların iş birimlerine ve müşterilere en yakın noktada alınmasını öngören merkezi olmayan yönetim modeli “ABB Way” ile uyumlu olacak “Yeni satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceğiz.” ABB CEO'su Morten Wierod, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Rotork'u uzun yıllardır yakından takip ediyoruz. Şirketin ekiplerinin ortaya koyduğu operasyonel mükemmeliyeti, mühendislik kabiliyetlerini ve sektörde oluşturduğu güçlü güveni takdir ediyoruz. Bu satın almanın ise stratejik açıdan son derece güçlü bir uyum yaratacağından eminiz. Otomasyon portföyümüzü saha cihazları katmanında genişletecek bu birlikteliğin; müşterilerimiz, çalışanlarımız ve her iki şirketin hissedarları için önemli bir katma değer oluşturacağına yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Rotork'un başarısının temelini oluşturan girişimci kültürünü ve müşterilerine yakın iş yapma anlayışını koruyarak büyümesini hızlandırmasını ve değer yaratma kapasitesini daha da artırmasını bekliyoruz. Güçlü finansal yapımız sayesinde, yeni satın alma fırsatlarını değerlendirmeye devam ederken daha önce açıkladığımız hisse geri alım programını da eş zamanlı olarak sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Rotork, ABB’nin gelirlerine önemli katkı sağlayacak Rotork, 2022-2025 döneminde organik gelirlerini yıllık ortalama yüzde 8 artırmayı başardı. Petrol ve doğal gaz, kimya, proses endüstrileri, veri merkezleri, su ve enerji sektörlerine hizmet veren şirketin, ABB'nin toplam gelirlerine yaklaşık yüzde 3 katkı sağlaması bekleniyor. Rotork’un ABB'nin Otomasyon İş Kolu bünyesinde ise yaklaşık yüzde 12 gelir katkısı sağlayarak büyüme hedeflerini desteklemesi öngörülüyor. “Bu birleşme ortak bir vizyonu paylaşan iki şirketi bir araya getiriyor.” Rotork Yönetim Kurulu Başkanı Dorothy Thompson ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Rotork Yönetim Kurulu olarak ABB'nin teklifinin, şirketimizin sahip olduğu yüksek kaliteyi ve Growth+ stratejimizin başarıyla uygulanmasıyla elde ettiğimiz önemli ilerlemeyi yansıttığına inanıyoruz. Aynı zamanda bu teklif, hissedarlarımıza şirketimizin güçlü gelecek potansiyelinden doğacak değeri, işlemin tamamlanmasıyla birlikte nakit olarak daha erken realize etme fırsatı sunuyor. Bu birleşme, daha sürdürülebilir ve verimli operasyonlar için otomasyon ve elektrifikasyona odaklanan ortak bir vizyonu paylaşan iki şirketi bir araya getiriyor. ABB'nin merkezi olmayan yönetim modeli ile Rotork'u ayrı bir iş birimi olarak faaliyet göstermeye devam ettirme taahhüdünün şirketimize, çalışanlarımıza ve tüm paydaşlarımıza önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda Yönetim Kurulu, Rotork hissedarlarına teklifi oy birliğiyle desteklemelerini tavsiye etme kararı aldı" dedi. Rotork'un Birleşik Krallık'taki faaliyetleri korunacak Birleşik Krallık, ABB'nin stratejik öneme sahip pazarları arasında yer alıyor. ABB, Rotork'un Birleşik Krallık mühendislik ekosistemindeki güçlü konumuna ve ülkenin sanayi altyapısına sağladığı katkıya büyük önem verdiğini belirtirken, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından mevcut yönetim ekibiyle yakın iş birliği içinde sorunsuz bir entegrasyon süreci yürütmeyi hedefliyor. Şirket, mevcut aşamada Rotork'un Birleşik Krallık'taki faaliyetlerinde önemli bir değişiklik öngörmezken, ülkenin Rotork için üretim, mühendislik ve teknoloji merkezi olmaya devam etmesi planlanıyor. İşlemin 2027'nin ilk yarısında tamamlanması hedefleniyor. ABB, satın alma işlemini mevcut nakit kaynakları ile taahhüt edilmiş banka finansmanı kullanarak gerçekleştirmeyi planlıyor. Ayrıca şirketin Robotik iş kolunun satışından elde etmesi beklenen nakit gelirin de finansal esnekliğini daha da güçlendirmesi öngörülüyor. İşlem, Birleşik Krallık'taki hissedar onayı ile gerekli düzenleyici kurum izinlerinin tamamlanmasının ardından 2027 yılının ilk yarısında sonuçlandırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.