Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Satın Alma

Kapsül Haber Ajansı - Satın Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satın Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Bosch Türkiye’de Üst Düzey Atama

Bosch’taki kariyerine 19 yıl önce adım atan Pınar Kurt, 1 Şubat 2026 itibarıyla Bosch Home Comfort Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Güney Doğu Avrupa’dan sorumlu Ticari Genel Müdür görevine atandı. Kurt son olarak, 2025 yılında Bosch Home Comfort Grubu’nun Almanya’daki merkezinde, şirket tarihinin en büyük satın alması olarak tanımlanan Johnson Controls'ten konut ve hafif ticari ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) işinin ve Johnson Controls-Hitachi Air Conditioning ortak girişiminin satın alma projesinin finans, bütçe, raporlama ve satın alma süreçlerine liderlik etti. Yeni sorumluluk alanında Türkiye’den Güneydoğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada finansal stratejilerin oluşturulması, kârlılık hedeflerinin yayılımı ve ticari süreçlerin yönetimine liderlik eden Kurt, Bosch’un uluslararası yapısında edindiği tecrübeyi bölgedeki büyüme stratejilerine aktarmayı hedefliyor. Pınar Kurt kimdir? Bosch kariyerine 2007 yılında Manisa’da Muhasebe Departmanı'nda başlayan Kurt, 2010-2013 yılları arasında İstanbul’da Satış Bütçe ve Raporlama Sorumlusu olarak görev aldı. Bu dönemde SAP uygulamaları ve kontrol fonksiyonlarının kurulması süreçlerini yönetti. 2013 yılında Almanya Wernau’da Yalın Yönetim alanında Avrupa’daki farklı ülkelerde proje liderliği üstlenen Kurt, ardından kariyerine Portekiz’de devam etti. 2016-2022 yılları arasında Portekiz Aveiro’da bulunan tüzel kişiliğin ve ürün grubunun Bütçe ve Raporlama Direktörlüğü ve ardından Ticari Birimlerden Sorumlu Direktör pozisyonlarını üstlenen Kurt, finansal yönetim ve yeniden yapılandırma projelerini yürüttü. 2022 yılından itibaren Almanya Wetzlar’da Grup Bütçe ve Raporlama Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Kurt, son olarak Bosch Home Comfort’un Almanya’daki merkezi Wernau’daki entegrasyon projesinde Başkan Yardımcısı olarak görev aldı. Ege Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan Pınar Kurt, yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri (MBA) alanında tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrik ve Aydınlatma Üreticileri 55 Ülkeden Alım Heyetleriyle Antalya'da Buluşuyor Haber

Elektrik ve Aydınlatma Üreticileri 55 Ülkeden Alım Heyetleriyle Antalya'da Buluşuyor

Enerji altyapı yatırımları, şehirleşme, LED dönüşümü, güvenlik ve akıllı ev uygulamalarının yaygınlaşması gibi dinamikler; Afrika, Orta Doğu ve çevre pazarlarda tedarikçi arayışını hızlandırırken, ihracat hedefleyen üreticiler için "doğrudan karar vericiyle temas" giderek daha kritik bir başlığa dönüşüyor. Bu nedenle sektör, yalnızca tanıtım odaklı kalabalık temaslardan ziyade, daha seçici ve planlı görüşme zeminlerine yöneliyor. Bu çerçevede, ihracat odaklı kapalı formatta kurgulanan Electrolighting Trade Meetings, 14-15-16 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Royal Seginus Hotel'de gerçekleştirilecek. Organizasyonda 55 farklı ülkeden davetli alım heyetleri ve satın alma temsilcilerinin Türkiye'deki üreticilerle planlı B2B görüşmeler yapması hedefleniyor. Etkinlik, dış katılıma kapalı yapısıyla yalnızca profesyonel iş amaçlı katılımcı ve davetli heyetleri aynı zeminde buluşturmayı esas alıyor. Etkinliğin dikkat çeken yanı, bunun tek seferlik bir deneme değil, geçmiş yıllarda düzenli olarak uygulanmış ve ölçeklenmiş bir iş modeli olması. Organizasyon yetkililerinin aktardığı verielre göre Mayıs 2023'te 55 sanayici ile 29 ülkeden 205 iş insanı; Mayıs 2024'te 48 sanayici ile 44 ülkeden 180 iş insanı bir araya getirildi. 2026 buluşmasında ise daha geniş bir ülke çeşitliliği hedeflenirken, özellikle Afrika coğrafyasının ağırlığının artırılması planlanıyor. Electrolighting Trade Meetings, klasik fuar kurgusundan farklı olarak randevu sistemine dayalı planlı görüşme yaklaşımını merkeze alıyor. Otel konseptinde gerçekleşen bu yapı, üretici firmaların yalnızca stant alanında değil, günün farklı saatlerinde de daha yoğun iş geliştirme teması kurabildiği bir ortam hedefliyor. Organizasyon yetkilileri bu yaklaşımın "standart B2B'nin dışına çıkma" ve "ticari diyaloğu güçlendirme" amacıyla kurgulandığı vurgulanıyor. Etkinlik, elektrik ve aydınlatma sektöründe 21 alt segmenti kapsayan geniş bir üretim yelpazesini bir araya getiriyor. Enerji ve zayıf akım kabloları, şalt grubu, pano sistemleri, iç ve dış mekân aydınlatma ürünleri, güvenlik ve akıllı ev çözümleri, solar uygulamalar, jeneratör–UPS grupları, sayaç ve aksesuarları gibi farklı ürün başlıkları aynı çatı altında temsil edilecek. Bu kapsam, Türkiye'nin sektördeki üretim derinliğini ve tedarik zinciri avantajını sahaya taşıyan bir vitrin oluşturmayı amaçlıyor. Uluslararası davetli ülkeler listesinde Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Afrika'dan Asya'ya ve Güney Amerika'ya uzanan geniş bir coğrafya yer alıyor. Organizasyonun 2026 hedefinde Afrika kaynaklı katılımın güçlendirilmesi ayrıca öne çıkarılıyor. Küresel pazarlarda fiyat hassasiyeti kadar süreklilik, teslim kabiliyeti ve ürün çeşitliliği de daha fazla önem kazanırken, üreticilerin hedef pazarlardaki alıcılarla doğrudan temas kurabildiği planlı görüşme ortamları, ihracat stratejilerinde belirleyici bir araç haline geliyor. Electrolighting Trade Meetings, üreticilerin farklı coğrafyalardaki satın alma temsilcileriyle tanışabileceği, ürünlerini anlatabileceği ve potansiyel iş birliklerini değerlendirebileceği kontrollü bir temas zemini sunmayı hedefliyor. Sınırlı katılımla gerçekleştirilecek organizasyon için başvuru ve değerlendirme süreci devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Mobilitede Yeni Dönem Haber

Elektrikli Mobilitede Yeni Dönem

Dünya genelinde mobilite anlayışı köklü bir dönüşümden geçiyor. Araç sahipliği tek seçenek olmaktan çıkarken, kullanıcılar daha esnek, erişilebilir ve deneyim odaklı çözümlere yöneliyor. Özellikle elektrikli araçlar söz konusu olduğunda satın alma kararları, gerçek yaşam deneyimleriyle şekilleniyor. Bu bağlamda araç kiralama, yeni teknolojileri tanıma, gündelik hayatla uyumunu test etme ve bilinçli tercihler geliştirme imkânı sunan bir keşif alanı haline geliyor. Mobilite ekosisteminde araç kiralama, kullanıcı ile teknoloji arasındaki ilişkiyi de yeniden tanımlayan kritik bir temas noktasına evriliyor. Özellikle 25-40 yaş aralığındaki yeni nesil kullanıcılar için kiralama, anlık bir ihtiyaçtan çok ileri teknolojileri satın alma öncesinde deneyimlemenin en erişilebilir yolu olarak öne çıkıyor. Bu perspektiften yola çıkan Garenta ise elektrikli araç filosuyla kullanıcılarına yalnızca bir sürüş imkânı sağlamakla kalmıyor; onların sürdürülebilir ulaşım anlayışıyla bağ kurabilecekleri ve geleceğin sürüş teknolojilerini yakından tanıyabilecekleri bütüncül bir platform sunuyor. “Amacımız Geleceğin Mobilite Alışkanlıklarını Şekillendiren Bir Deneyim Ekosistemi İnşa Etmek” Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte mobiliteyi esneklik, sürdürülebilirlik ve deneyim ekseninde yeniden şekillenen bir ekosistem olarak ele aldıklarını belirten Garenta Pazarlama Müdürü Tarık Teksen Tutal, “Uluslararası Enerji Ajansı verileri, elektrikli araç satışlarında hızlı bir artışın yaşandığını teyit ediyor. Ancak buna karşın kullanıcıların önemli bir bölümü deneyim eksikliği nedeniyle elektirikli araba konusunda hâlâ çekimser kalıyor. Şarj altyapısına erişim, menzil yeterliliği ya da batarya ömrü gibi başlıklar, kullanıcı araçla temas etmeden önce soyut birer kaygı olarak kalıyor. Oysa biz biliyoruz ki bu bariyerleri aşmanın en kolay yolu doğrudan deneyimlemekten geçiyor. Çünkü kullanıcı davranışlarını dönüştüren asıl unsur temasın kendisi oluyor” dedi. Araç kiralama sektörünün bu noktada kritik bir rol üstlendiğine dikkat çeken Tutal, “Bugün kiralama, araç temininin çok daha ötesine geçerek yeni nesil teknolojilerin gerçek hayatla buluştuğu bir platforma dönüşmüş durumda. Garenta olarak, bütçe dostu geniş araç portföyümüz ve mutlak müşteri memnuniyeti ilkesi doğrultusunda hizmet veren deneyimli satış ekibimiz sayesinde, müşterilerimizin elektrikli araçlara dair soyut kaygılarını doğrudan kullanım fırsatlarıyla somut ve yönetilebilir bir deneyime dönüştürüyoruz. Böylece yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap vermekle kalmıyor, elektrikli mobiliteye geçişte kullanıcılarla teknoloji arasında güçlü bir köprü kurarak geleceğin alışkanlıklarını bugünden inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı. Elektrikli Araçlara Dair Önyargılar Deneyimle Aşılıyor Elektrikli araçlara yönelik en yaygın çekinceler; şarj altyapısına erişim, menzil yeterliliği, batarya ömrü, toplam kullanım maliyeti ve değişen kullanım alışkanlıklarına uyum gibi başlıklarda yoğunlaşıyor. Ancak bu soru işaretlerinin büyük bir kısmı, doğrudan temasla hızla anlamını yitiriyor. Gerçek kullanım senaryolarında edinilen deneyim, kullanıcıların elektrikli araçlara dair algısını dönüştürüyor. Sessiz sürüş, düşük işletme maliyeti ve teknolojik donanım gibi avantajlar, teorik bilgiden çok pratik kullanımda anlam kazanıyor. Bu nedenle araç kiralama, elektrikli mobilitenin yaygınlaşmasında kritik bir hızlandırıcı görevi üstleniyor. Deneyim ekonomisi ile mobiliteyi birleştiren nadir platformlardan biri olarak konumlanan Garenta, kullanıcıların elektrikli araçlarla gerçek yaşam koşullarında tanışmasını sağlayarak, teorik bilgilerin ötesinde somut veri ve gözlemler elde edebilecekleri bir platform sunuyor. Böylece araç kiralama, yalnızca mobilite ihtiyacını karşılamakla kalmayıp, kullanıcıların güvenle karar verebildiği ve teknolojiye dair önyargılarını aşabildiği bir alan haline geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sensofusion Atol Aviation’ı Satın Aldı: Hava Tabanlı Drone Tespit Sistemleri Geliyor Haber

Sensofusion Atol Aviation’ı Satın Aldı: Hava Tabanlı Drone Tespit Sistemleri Geliyor

Finlandiya merkezli savunma teknolojisi şirketi Sensofusion, uçak üreticisi Atol Aviation’ı satın alarak hava tabanlı drone tespit sistemleri alanındaki çalışmalarını yeni bir aşamaya taşıdı. Gerçekleştirilen stratejik satın alma ile Sensofusion, hava araçları üretim kabiliyeti ve insansız hava platformları konusundaki uzmanlığı bünyesine kattı. Şirketten yapılan açıklamaya göre satın alma sayesinde Sensofusion, hava-yer sensör gözetim çözümleri geliştirme kapasitesini artırırken, yeni ürünlerini Finlandiya’daki eski bir hava kuvvetleri üssünde bulunan üretim tesisinde pazara sunmaya hazırlanıyor. Atol Aviation, Finlandiya’nın Halli bölgesinde faaliyet gösteriyor. Şirket, burada Atol Aurora amfibik uçağı ile güvenlik ve savunma amaçlı geliştirilen Atol Protector hava aracını tasarlayıp üretiyor. Bu üretim altyapısının Sensofusion grubuna katılmasıyla birlikte, şirketin geniş alan gözetimi ve hava tabanlı keşif çözümlerinde önemli bir avantaj elde etmesi bekleniyor. Hava tabanlı drone tespit sistemleri, kara konuşlu çözümlere göre çok daha geniş alanların izlenmesine imkan tanıyor. Özellikle arazi yapısı, ormanlık bölgeler ve binalar nedeniyle sinyal yayılımının sınırlanabildiği durumlarda, hava platformlarına entegre edilen sensör sistemleri izleme kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Bu da geniş alan güvenliği ve hızlı değişen operasyonel sahalarda ciddi bir performans avantajı sağlıyor. Sensofusion, Atol Aviation tesislerinde yeni ürünlerin üretimine başlamayı, operasyonlarını büyütmeyi ve ek istihdam oluşturmayı planlıyor. Şirket, yeni ürünlerine ilişkin daha fazla detayı Haziran 2026’da açıklayacağını duyurdu. Sensofusion Kurucusu ve CEO’su Tuomas Rasila, hava-yer operasyonlarının şirket için yeni bir alan olmadığını belirterek, birçok Airfence müşterisinin ürünlerini halihazırda helikopterler, uçaklar ve drone’lar üzerine entegre ettiğini ifade etti. Rasila, sinyal hakimiyetinin yalnızca yerden sağlanamayacağını, radyo vericilerinin havadan çok daha etkin biçimde tespit edilebildiğini vurguladı. Atol Aviation Kurucusu ve CEO’su Anssi Rekula ise bu satın almanın şirket için önemli bir adım olduğunu belirtti. Rekula, Sensofusion ile mühendislik bilgisi ve uygulama kabiliyeti açısından gerçek bir sinerji yakaladıklarını, her iki şirketin de Finlandiya mühendisliğiyle yüksek nitelikli ürünler tasarlayıp ürettiğini söyledi. Taraflar, satın alma bedeline ilişkin herhangi bir finansal detay paylaşmadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaş Belirsizliğine  Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı Haber

Savaş Belirsizliğine Şirketlerden “Dijital İkiz” Kalkanı

Sarıdoğan bu belirsizlikte ayakta kalacak şirketlerin sadece en çok stoğa sahip olanlar değil, en akıllı stok yönetimi yapanlar olacağını bunun da dijital ikiz sayesinde gerçekleşeceğini söylüyor. Uluslararası ticaretin can damarı olan tedarik zinciri, 2026’nın ağır jeopolitik gerilimleri gölgesinde tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki savaş Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin %90 oranında azalmasına yol açtı, Basra Körfezi'nden gelen yakıt, ham petrol ve doğal gaz akışı neredeyse tamamen kesildi. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normal şartlarda tek bir günde ulaşılan seviyeye kadar geriledi. Enerji şoku ve 348 trilyon dolarlık borç kıskacı Küresel piyasalardaki enerji baskısını değerlendiren Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerinde kurduğu baskının tedarik zincirlerinde bir domino etkisi yarattığını vurguluyor. Sarıdoğan konuya ilişkin şu analizi paylaşıyor: Petrol fiyatlarındaki her ani yükseliş, sadece nakliye maliyetlerini değil, petrokimyadan plastiğe, tekstilden gıdaya kadar binlerce kalem girdinin birim maliyetini yukarı çekiyor. IMF Ocak 2026 güncellemelerine göre küresel büyüme yüzde 3,3 bandına çekilirken, IIF verilerine göre 348 trilyon dolar ile rekor kıran küresel borç stoku, bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor. Faiz ve likidite şoklarının tedarik finansmanı üzerinde kurduğu bu baskı, şirketlerin nakit akışını yönetmek için satınalma birimlerini bir finansal kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılıyor. Ticaret normalleşmiyor, mal ticareti yüzde 0,5’e geriledi Dünya ticaretindeki yapısal değişime dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin rotasını kökten değiştirdiğini kanıtladığını belirtiyor. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetliyor: 2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5’e kadar düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile dirençli kalması, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Mal ticaretindeki bu durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicisi için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde öngörülemez sapmalar yaratıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ise bu tabloya ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satınalma performans göstergelerini hiç olmadığı kadar zorluyor. Bu fırtınalı ortamda iş dünyası önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayalı değil, riskleri öngörebilen ve hızlı uyum sağlayabilen tedarik zinciri modellerine yöneliyor. Dr. Mehmet Sarıdoğan’a göre bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş modellerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi bulunuyor. Dr. Sarıdoğan, satın alma dünyasına yıllardır hâkim olan ‘Tam Zamanında’ (Just-in-Time- JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini kaybettiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve Kızıldeniz'deki saldırılar, lojistik sürelerini uzattı ve öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu durum, şirketleri ‘Her İhtimale Karşı’ (Just-in-Case -JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yöneltti. Eskiden depoda bekleyen her ürün bir 'maliyet yükü' olarak görülürken; bugün üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutma maliyetinin katbekat üzerine çıktı. Ancak burada kritik bir ayrım var. Başarılı şirketler sadece 'depoyu ağzına kadar dolduranlar' değil, dijital ikizleri sayesinde hangi üründen ne kadar stoklaması gerektiğini bilen 'akıllı stok yönetimi yapanlar' (smart yards) olacak.” Dr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisini iş süreçlerine entegre etmenin avantajlarını ise şu şekilde sıralıyor: “Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, ‘Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?’ veya ‘Lojistik maliyetleri %50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?’ gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale geldi. Şirketlerin gelecekteki başarısı, eski teknolojileri yenileriyle değiştirebilme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletebilme yeteneklerine bağlı olacak.” “Şirketlerimizi artık manuel süreçlerle yönetemeyiz” “Satın alma bir savunma hattıdır” diye konuşan Dr. Sarıdoğan sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye'nin üretim gücünün zayıflamasıdır. Bizler, İran'dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatiflerini oluştururken, aslında ekonomik bağımsızlığımızı tahkim ediyoruz. 2026'nın jeopolitik fırtınalarında artık şirketlerimizi sadece manuel süreçlerle yönetemeyiz. TÜSAYDER olarak üyelerimizi, 'Dijital İkizler' ve 'Otonom Tedarik Ajanları' ile donatarak, krizleri oluşmadan önce tespit eden birer 'Jeopolitik Analist'e dönüştürüyoruz” Mindzie CEO’su James Henderson 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Yapay zekanın bu devrimsel etkisi, 11 Nisan 2026 tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek olan “Satın Almanın Yeni Çağı” temalı, XIII. Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde tartışılacak. Zirvenin teknoloji odaklı en dikkat çekici oturumu olan “Agentic Procurement: AI Süreç Madenciliği ile Otonom Satınalma” panelinde; otonom süreçlerin dünyadaki öncülerinden Mindzie CEO’su James Henderson konuk olacak oturumun moderatörlüğünü ise TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş yapacak. Oturumda, bir talebin (PR) teklife (RFQ) ve ardından siparişe (PO) dönüşme sürecinin yapay zekâ ajanları tarafından nasıl "insansızlaştırıldığı" ve bu sayede hata payının nasıl düşürüldüğü canlı akışlar üzerinden katılımcılara aktarılacak. Satın almanın bu "Yeni Çağı"na tanıklık etmek ve 2026’nın ekonomi-teknoloji haritasında yerini almak isteyen tüm profesyoneller, Türkiye'nin en büyük satın alma buluşmasında bir araya gelecek. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Kayıtlar ücretsiz olarak https://tusayder.org adresi üzerinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kauçuk Sektörünün En Kapsamlı Buluşması 12. Kez Kapılarını Açıyor! Haber

Kauçuk Sektörünün En Kapsamlı Buluşması 12. Kez Kapılarını Açıyor!

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. organizasyonu ve Kauçuk Derneği iş birliğiyle düzenlenen fuar, kauçuk sektörünün tüm paydaşlarını İstanbul’da buluşturacak. Avrasya’da yalnızca kauçuk sektörüne odaklanan tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan organizasyon, bu yönüyle global ölçekteki benzerlerinden ayrışıyor. Plastik ve genel endüstri odağındaki fuarların aksine Kauçuk Avrasya, tamamen kauçuk ve elastomer teknolojilerine odaklanarak daha hedefli ve nitelikli bir ziyaretçi profili sunuyor. Sektörün Tüm Bileşenleri Tek Çatı Altında Kauçuk Avrasya Fuarı, kauçuk ham maddelerinden kimyasal ve katkı maddelerine, üretim teknolojilerinden test ve ölçüm ekipmanlarına kadar geniş bir ürün ve hizmet yelpazesini bir araya getiriyor. Fuar, üreticiler, tedarikçiler ve distribütör firmaların yanı sıra; otomotivden beyaz eşyaya, enerjiden inşaata kadar kauçuk kullanan pek çok sektörün karar vericilerini aynı platformda buluşturuyor. Satın alma yöneticileri, teknik müdürler, üretim ve AR-GE ekipleri için fuar; yeni tedarikçilerle tanışma, alternatif çözümleri karşılaştırma ve doğrudan iş bağlantıları kurma açısından önemli fırsatlar sunuyor. Nitelikli Ziyaretçi Profili ile Fark Yaratıyor Fuarın en güçlü yönlerinden biri, hedef kitlesinin doğrudan ticari karar vericilerden oluşması. Kauçuk Avrasya’yı ziyaret eden profesyoneller, fuara aktif satın alma, yeni iş birlikleri geliştirme ve sektördeki yenilikleri yakından takip etme amacıyla katılıyor. Bu yönüyle organizasyon, katılımcı firmalar için yüksek verimli bir ticaret platformu niteliği taşıyor. Geçtiğimiz yıl 5.487 ziyaretçi ve 176 katılımcı firmayı ağırlayan fuar, yüzde 33 uluslararası katılım oranıyla dikkat çekti. Organizasyon kapsamında yaklaşık 1,4 milyon dolarlık ticaret hacmi oluşturuldu. Bu yıl ise artan uluslararası ilgi ve genişleyen katılımcı profiliyle fuarın daha yüksek bir ticaret hacmine ulaşması bekleniyor. İstanbul’un stratejik konumu ve Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, fuarı bölgesel olduğu kadar küresel ölçekte de önemli bir ticaret merkezi haline getiriyor. Küresel Rekabette Niş ve Güçlü Bir Platform Kauçuk Avrasya Fuarı Almanya’daki K-Fair, Çin’deki RubberTech China ve Hindistan’daki India Rubber Expo gibi büyük organizasyonlarla aynı ligde yer alırken, yalnızca kauçuk sektörüne odaklanan yapısıyla farklılaşıyor. Bu niş yaklaşım, katılımcı ve ziyaretçilere daha doğrudan, daha verimli ve daha hedef odaklı bir fuar deneyimi sunuyor. 15-18 Nisan tarihleri arasında dört gün boyunca açık olacak fuar, 10.00 – 18.00 saatleri arasında (son gün 17.00’ye kadar) ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Herbalife, Bioniq’i 55 Milyon Dolara Satın Aldı    Haber

Herbalife, Bioniq’i 55 Milyon Dolara Satın Aldı  

Bu satın almayla Herbalife, kişiselleştirilmiş beslenme alanındaki kapasitesini genişletirken, Cristiano Ronaldo ile bu alandaki küresel büyümesini de hızlandırmayı hedefliyor. Önde gelen wellness şirketi olan Herbalife, wellness’ı daha erişilebilir ve uygulanabilir hale getirmeye odaklanan, İngiltere merkezli kişiselleştirilmiş gıda takviyesi şirketi Bioniq’i satın aldı. Bu adım, şirketin teknoloji destekli ve veri odaklı wellness platformu olma vizyonunu güçlendiriyor. Herbalife CEO’su Stephan Gratziani, “Wellness’ın geleceği giderek daha kişiselleşiyor ve veriye dayanıyor. Bioniq’in kişiselleştirilmiş gıda takviyesi teknolojisini Pro2col ve küresel distribütör ağımızla birleştirerek, kişiselleştirilmiş wellness çözümlerini küresel ölçekte sunma kapasitemizi artırıyoruz” dedi. Bioniq, patentli kişiselleştirme motoru, bireylerin wellness geçmişi ve tescilli biyobelirteç veri tabanını kullanarak kişiye özel gıda takviyesi formülleri geliştiriyor. Şirketin çözümleri, günlük kullanıcılardan Cristiano Ronaldo gibi elit sporculara kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Bu anlaşma, Herbalife’ın daha önce Pro2col ve Link BioSciences satın alımlarıyla oluşturduğu yapıyı tamamlayarak, şirketin farklı formatlarda daha geniş bir kişiselleştirilmiş gıda takviyesi portföyü sunmasını sağlayacak. Bioniq ürünlerinin Herbalife’ın küresel üretim gücüyle birleşmesi ise kişiselleştirilmiş beslenmenin hızlı ve büyük ölçekli yayılımını destekleyecek. Bioniq Kurucu Başkanı Vadim Fedotov, “Biyobelirteçler ve yaşam tarzı verilerine dayalı, bilim temelli bir beslenme yaklaşımıyla insanların iyi olma halini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olmak amacıyla 2019’da Bioniq’i kurdum. Küresel dağıtım gücü ve wellness alanındaki ölçekli yaklaşımıyla bu vizyonu daha geniş kitlelere ulaştıracak olmaktan büyük heyecan duyuyorum” ifadelerini kullandı. Herbalife’ın uzun süredir küresel beslenme ortağı ve Bioniq hissedarı olan Cristiano Ronaldo, şirketin kişiselleştirilmiş gıda takviyelerini küresel distribütör ağı aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırma vizyonunu destekliyor. Ronaldo, “Kariyerim boyunca biyometrik veriler ve kişiselleştirilmiş beslenme, en üst düzey performans göstermemde temel rol oynadı. Uzun süredir Herbalife ve Bioniq kullanıcısı olarak, kişiye özel beslenmenin performansı nasıl optimize ettiğini birebir deneyimledim. Bioniq’in kişiselleştirilmiş çözümlerinin Herbalife’ın erişim gücüyle birleşerek daha fazla insanın wellness’a daha bilinçli yaklaşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.” dedi. Satın alma sürecinin, olağan kapanış koşulları ve düzenleyici onayların ardından 2026’nın ikinci çeyreğinde tamamlanması bekleniyor. Toplam 55 milyon dolarlık bedelin, kapanışta yapılacak 10 milyon dolarlık ilk ödeme dahil olmak üzere beş yıl içinde ödeneceği belirtildi. Ayrıca, gelecekteki performansa bağlı olarak 95 milyon dolara kadar ek (koşullu) ödeme yapılabilecek. Anlaşma kapsamında Herbalife, küçük moleküller ve peptidlere odaklanan ayrı bir platform olan Bioniq LAB’ı satın alma hakkı veren bir opsiyon da elde etti. Bu opsiyon, şirkete uzun vadeli fırsatları sermaye verimliliğini gözeterek değerlendirme esnekliği sunuyor. Bioniq’in kişiselleştirilmiş gıda takviyelerinin yılın ilerleyen dönemlerinde Herbalife’ın bağımsız distribütörleri aracılığıyla Avrupa ve ABD’de belirli pazarlarda sunulması, ardından diğer ülkelere yayılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüketicilerin %74ü Alışveriş Yolculuğunda Yapay Zekadan Yararlanıyor Haber

Tüketicilerin %74ü Alışveriş Yolculuğunda Yapay Zekadan Yararlanıyor

NIQ ve Kearney analizine göre, yapay zekânın inovasyonu ve ürün keşfini yeniden şekillendirmesiyle birlikte, bu alana yatırım yapan markalar pay kazanıyor. Tüketici zekâsı alanında global lider NielsenIQ, “Büyümenin Yeni Sınırları” başlıklı araştırmasını yayınladı. Kearney iş birliğiyle hazırlanan çalışma, yapay zekânın hızlı tüketim ürünleri sektöründe markaların inovasyon ve faaliyet stratejilerini köklü şekilde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; inovasyon, ürün keşfi ve tüketicinin satın alma yolculuğu üzerinde derin etkiler yaratıyor. NIQ İletişimden Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi ve Global Pazarlama Lideri Marta Cyhan-Bowles, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Hızlı tüketim ürünleri sektöründe daha fazla veri, daha yüksek doğruluk, daha hızlı etkinin gündemde olduğu bir dönemdeyiz. Büyük markaların bugüne kadar büyüme için kullandıkları ve kaldıraç etkisi yaratan birleşme ve satın almaların artık eskisi kadar etkili olmadığını görmekteyiz. Bu stratejiler, sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme için tek başına yeterli değil. Stratejik değer yaratımı artık geçmiş ölçek avantajlarından ziyade, yapay zekâ ile güçlenen tüketici odaklı inovasyon kabiliyeti ve markaların akıllı platformlarda görünürlüklerini yönetme becerisine dayanıyor. Yapay zekâ destekli hız ile derin tüketici anlayışını, akıllı sistem yetkinliğini ve sürekli ölçümlemeyi bir araya getiren kuruluşlar başarıya ulaşmakta avantaj sağlayacaktır.” Yapay Zekâ Sektörde Tüm Firmalara Farklı Fırsatlar Sunuyor… Yapay zekâ; konsept testinden formül optimizasyonuna, yaratıcı içerik üretiminden senaryo modellemeye kadar geçmişte yüksek yatırım gerektiren yetkinlikleri erişilebilir hale getiriyor. Yükselişteki markalar, bu araçları kullanarak hızlı hareket etme, dijital liderlik ve güncel tüketici trendlerine odaklanma gibi güçlü yönlerini daha da pekiştiriyor. NielsenIQ verileri; özellikle evcil hayvan bakımı, kişisel bakım, sağlık ve iyi yaşam gibi, yapay zekâ destekli inovasyon ve keşfin hız kazandığı kategorilerde yeni markaların öne çıktığını gösteriyor. Aynı zamanda tüketici davranışlarında da hızlı bir değişim yaşanıyor. NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika & Hindistan E-Ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Didem Şekerel Erdoğan NielsenIQ’nun araştırmasına göre aşağıda öne çıkan bulguları paylaştı: Tüketicilerin %74’ü alışveriş yolculuğunda yapay zekâdan yararlanıyor, %54’ü araştırma süreçlerinde yapay zekâ kullanıyor ve %20’si doğrudan alışveriş için yapay zekâdan faydalanıyor. Yapay zekâ araçlarının araştırma ve satın alma kararlarında artan rolüyle birlikte, keşfedilebilirlik en az dağıtım kadar kritik hale geliyor. Agentic Commerce, Ürün Keşfini Yeniden Şekillendiriyor… Yapılan çalışmalar, “agentic commerce” olarak tanımlanan yeni bir döneme de dikkat çekiyor. Bu modelde; perakende platformları ve büyük dil modeli (LLM) tabanlı ortamlar, seçenekleri filtreleyen, öneriler sunan ve satın alma kararlarını etkileyen yapay zekâ sistemleriyle çalışıyor. Yapay zekâ asistanları; perakendeci web siteleri, arama motorları ve alışveriş platformlarına giderek daha fazla entegre olurken, ürünlerin sıralamasını ve öne çıkarılmasını da etkiliyor. Bu yeni düzende, görünürlüğü belirleyen temel unsurlar arasında yapılandırılmış ürün verileri, bağlamsal uyum, kullanıcı yorumları ve güven sinyalleri yer alıyor. Kearney Ortağı Katherine Black’a göre yapay zekâ sistemlerinin önceliği “netlik” ve “içeriklerin alakalı olmasına” yöneliktir. Black, “Yapılandırılmış veriler, net ihtiyaç tanımları ve güvenilir sinyallerden faydalanarak ürünlerini yapay zekâya ‘okunabilir’ hale getiren markalar, bu yeni ekosistemde daha görünür hale geliyor.” diye ifade etti. Yapay Zekâ Hızlı Tüketim Ürünleri Ekosisteminde Çıtayı Yükseltiyor Yapay zekâ destekli inovasyon ile yapay zekâ etkileşimli keşfin kesişimi, hızlı tüketim ürünleri ekosisteminde çıtayı yükseltiyor. Büyük ve köklü markalar, ivmelerini korumak için inovasyon süreçlerini yeniden yapılandırıyor. Gelişmekte olan markalar, deneme ve öğrenme süreçlerini hızlandırmak için yapay zekâdan faydalanıyor. Perakendeciler, yapay zekâ entegrasyonları sonucunda gerçekleşen trafik, ürün çeşitliliği ve gelir modelleri değişimlerine uyum sağlamalılar. Didem Şekerel Erdoğan, yapılan çalışmalara göre, yapay zekâ çağında sürdürülebilir büyüme için öne çıkan başlıkları şu şekilde özetledi: İnovasyonu, doğrulanmış ancak karşılanmamış tüketici ihtiyaçlarına dayandırmak, Ürün içeriklerini yapay zekâ destekli keşif için optimize etmek, Yapay zekâyı fikir geliştirme, test ve pazara sunum süreçlerine entegre etmek, Lansman sonrası erken sinyalleri yakından izleyerek hızlı aksiyon almak. 90’dan fazla ülkede faaliyet gösteren ve yaklaşık 7,2 trilyon dolarlık küresel tüketici harcamasını kapsayan NielsenIQ; yapılandırılmış perakende verileri, davranışsal içgörüler ve gelişmiş analitik çözümlerle, markaların yapay zekâ odaklı dönüşümünü gerçek tüketici talebiyle buluşturmasına destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın Liderler Krizlere Karşı Daha Dayanıklı Haber

Kadın Liderler Krizlere Karşı Daha Dayanıklı

Araştırmalara göre kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor; şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. Fakat iş dünyasında kadınların yükselişi her ne kadar bir kazanım olarak görülse de veriler, özellikle üst yönetim yolundaki engellerin tedarik zinciri ve satın alma gibi kritik departmanlarda stratejik bir zafiyete dönüştüğünü gösteriyor. Yani küresel ölçekte kadınların liderlikteki payı artış gösterse de ivme yavaşlıyor. McKinsey “Women in the Workplace 2025” verilerine göre; kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe terfi etme oranlarındaki eşitsizlik (Broken Rung), yönetim kademelerindeki yetenek havuzunu kilitliyor. TÜSAYDER tarihinde bir ilk olan eş başkanlık sisteminin mimarlarından TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz Grant Thornton International tarafından bu yıl 22. kez gerçekleştirilen İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre, küresel ölçekte kadınların üst yönetimdeki oranının 1,1 puan gerileyerek %32,9 olduğunu, mevcut eğilimin, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabileceğine işaret ettiğini söylüyor. Yılmaz, araştırmaya göre, üst yönetimdeki kadın oranı sıralamasında Türkiye, %41,8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6. sırada yer aldığını belirtti. Araştırmaya göre Türkiye, %32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan; %34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6,9 puan üzerinde konumlanıyor. “Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği” Satın alma gibi müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş yönetimi kaslarının ön planda olduğu "çok disiplinli" alanlarda kadın liderlerin, şirketlerin kriz anındaki rekabet gücünü doğrudan artırdığını ifade eden Yılmaz uluslararası araştırmaların, kadın liderlerin kriz anlarındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini gösterdiğini söylüyor. Harvard Business Review (HBR) tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların “inisiyatif alma”, “öğrenme çevikliği” ve “başkalarını motive etme” gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13’ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz kadınların kriz anlarında daha dayanıklı olduklarını belirterek İzlanda Modeli’ni hatırlatıyor: “Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. 'Kırık Basamak' dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Oysaki krizin en yoğun olduğu dönemde, İzlanda'daki tüm büyük bankalar batarken, hayatta kalan ve kâr etmeye devam eden tek finans kuruluşu kadınlar tarafından kurulan ve yönetilen Audur Capital olmuştu. Kurucular Halla Tómasdóttir ve Kristin Petursdóttir, krizi "erkek egemen risk alma iştahı ve sürü psikolojisi"nin bir sonucu olarak tanımlayıp "Duygusal sermaye", "risk farkındalığı" ve "uzun vadeli kâr" gibi kavramları merkeze koydular. Bu yaklaşım, Harvard Business Review ve TED gibi platformlarda vaka analizi olarak işlendi ve küresel ekonomide hala en başarılı “krizden çıkış” vaka analizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Satın alma tarafına baktığımızda da kadın temsilinin artması, şirketlerin kriz dönemlerinde daha yüksek 'yetenek bağlılığı' ve 'inovasyon' kapasitesine ulaşmasını sağlıyor. Bu bir sosyal hedef değil, 2026’nın sert piyasa koşullarında bir hayatta kalma stratejisidir.” “Kadın Liderliği Bir Tercih Değil, Stratejik Bir Zorunluluktur” Dr. Sevgi Yılmaz, satın almanın yeni döneminde kadınların rolünü şu sözlerle vurguluyor: “Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz.” STZ26, 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Satınalmanın dönüşümü ve kadın liderlerin kriz yönetme formüllerinin konuşulacağı, zirvenin ikinci oturumu olan “Ezber Bozan Yeni Çağın Kadın Liderleri” panelinde; Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde, iş dünyasının önemli isimleri Emine Erdem (SEDEFED YK Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER YK Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB) ve Damla Alişan (Alişan Lojistik CEO) bir araya gelecek. Oturumda, lojistikten üretime, perakendeden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede kadın refleksinin tedarik zincirini nasıl daha “dayanıklı” kıldığı somut örneklerle tartışılacak. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan "Satınalmanın Yeni Çağı" temalı bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Ücretsiz kayıtlar https://tusayder.org adresinden yapılabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.