Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Satın Alma

Kapsül Haber Ajansı - Satın Alma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satın Alma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

141 Milyon Dolarlık Dev Satın Alma Tamamlandı! Bulls Yatırım Holding’den Escar İçin Yeni Dönem Hamlesi Haber

141 Milyon Dolarlık Dev Satın Alma Tamamlandı! Bulls Yatırım Holding’den Escar İçin Yeni Dönem Hamlesi

Şirketin sermayesinin yüzde 77,62’sini temsil eden hisselerin devri, gerekli tüm düzenleyici kurum onaylarının alınmasının ardından 8 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla sonuçlandı. Yaklaşık 141,4 milyon dolarlık işlemle Escar, Bulls Yatırım Holding çatısı altına katılırken, şirket yönetimi birleşme sürecinin de resmen başlatıldığını duyurdu. Gerçekleşen satın alma, yalnızca hisselerin el değiştirmesiyle sınırlı kalmayacak. Bulls Yatırım Holding, Escar’ın tüm varlık ve yükümlülükleriyle bünyesine katılması amacıyla gerekli yasal süreçleri başlattı. Planlanan birleşmenin tamamlanmasının ardından filo kiralama faaliyetlerinin yeniden yapılandırılarak farklı bir organizasyon altında sürdürülmesi hedefleniyor. Escar Filo Kiralama Bulls Yatırım Holding Portföyüne Katıldı Uzun yıllardır kurumsal araç kiralama alanında faaliyet gösteren Escar Filo Kiralama, tamamlanan hisse devriyle birlikte Bulls Yatırım Holding’in iştirakleri arasına girdi. Satın alma işlemi kapsamında şirket sermayesinin yüzde 77,62’sine karşılık gelen hisseler yeni sahibine devredildi. Toplam 6,63 milyar TL değer üzerinden gerçekleştirilen işlem, holdingin son dönemde attığı en büyük yatırım adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Satın almanın tamamlanmasıyla birlikte Escar’ın ortaklık yapısında da önemli değişiklikler yaşandı. Şirketin eski ortakları arasında yer alan Daryo Kebudi, Azra Kebudi ve Betina Halyo’nun ortaklıkları sona ererken, Escar Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü olarak görev yapan Nora Karakaş, şirketteki yaklaşık yüzde 2 oranındaki hissedarlığını korumaya devam edecek. Birleşme Süreci İçin Resmi Başvurular Başlıyor Hisse devrinin tamamlanmasının ardından gözler şimdi iki şirket arasındaki birleşme sürecine çevrildi. Bulls Yatırım Holding yönetimi, Escar’ın tüm aktif ve pasifleriyle holding bünyesine dahil edilmesini sağlayacak birleşme işlemi için hazırlıklara başladı. Planlanan süreç kapsamında gerekli Sermaye Piyasası Kurulu izinleri ile genel kurul onaylarının alınmasının ardından hukuki prosedürlerin tamamlanması hedefleniyor. Birleşme işlemi sırasında her iki şirketin bağımsız denetimden geçmiş finansal tabloları esas alınacak. Pay değişim oranı ise ilgili mevzuat doğrultusunda hazırlanacak uzman kuruluş raporuna göre belirlenecek. Şirket yönetimi, bu adımın tamamlanmasının ardından Escar’ın faaliyet alanını daha odaklı hale getirmeyi amaçlıyor. Filo Kiralama Operasyonları Ayrı Bir Yapıda Devam Edecek Birleşme planının en dikkat çeken başlıklarından biri ise faaliyetlerin yeniden organize edilmesi oldu. Bulls Yatırım Holding, birleşme tamamlandıktan sonra araç filo kiralama operasyonlarını holding yapısından ayırmayı planlıyor. Bu doğrultuda Escar’ın sahip olduğu operasyonel bilgi birikiminin ve sektör deneyiminin, yalnızca filo kiralama faaliyetlerine odaklanacak yeni bir şirket çatısı altında sürdürülmesi öngörülüyor. Böylece hem yatırım holding faaliyetleri hem de operasyonel filo kiralama hizmetlerinin kendi uzmanlık alanlarında daha verimli şekilde yönetilmesi hedefleniyor. Şirket yönetimi, bu organizasyon modelinin operasyonel verimliliği artırmasının yanı sıra büyüme stratejisine de katkı sağlayacağını değerlendiriyor. Holding Portföyü Yeni Yatırımlarla Güçleniyor Escar satın alması, Bulls Yatırım Holding’in son dönemde izlediği büyüme stratejisinin önemli halkalarından biri olarak öne çıkıyor. Holding bünyesinde daha önce finans, teknoloji ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren çok sayıda şirket bulunurken, Escar’ın da bu yapıya eklenmesiyle portföy daha da genişlemiş oldu. Şirket yönetimi, farklı sektörlerde faaliyet gösteren iştiraklerin oluşturduğu yapının hem finansal çeşitlilik hem de operasyonel sinerji açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade ediyor. Özellikle uzun vadeli yatırım yaklaşımı doğrultusunda gerçekleştirilen satın almaların, holdingin gelecekteki büyüme hedeflerinde belirleyici rol oynayacağı belirtiliyor. Kemal Akkaya: “Escar’ın Deneyimi Grubumuza Güç Katacak” Bulls Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya, tamamlanan satın alma sürecine ilişkin değerlendirmesinde Escar’ın sektördeki güçlü konumuna dikkat çekti. Akkaya, köklü geçmişe sahip ve yüksek büyüme potansiyeli bulunan bir şirketi holding bünyesine kazandırmanın kendileri açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Yapılan yatırımın yalnızca şirket satın alımından ibaret olmadığını vurgulayan Akkaya, bunun uzun vadeli büyüme vizyonunun önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti. Escar’ın yaklaşık çeyrek asırlık sektör tecrübesinin ve güçlü müşteri portföyünün holdingin çözüm odaklı yaklaşımıyla uyumlu olduğunu belirten Akkaya, şirketin sahip olduğu operasyonel altyapının grup şirketleri arasındaki iş birliklerini daha da güçlendireceğini dile getirdi. Yeni Yapılanmayla Daha Rekabetçi Bir Organizasyon Hedefleniyor Bulls Yatırım Holding, satın alma sonrasında yalnızca mevcut yapıyı korumayı değil, aynı zamanda organizasyonu yeniden şekillendirmeyi de planlıyor. Yönetim, birleşme işleminin tamamlanmasının ardından daha yalın, daha etkin ve rekabet gücü yüksek bir kurumsal yapı oluşturmayı hedefliyor. Holding yönetimi, önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde katma değeri yüksek yatırım fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceklerini vurgularken, sürdürülebilir büyüme stratejisini yeni yatırımlarla desteklemeyi amaçlıyor. Escar’ın gruba katılmasıyla birlikte hem filo kiralama sektöründe hem de holdingin genel yatırım ekosisteminde yeni bir dönemin başlaması bekleniyor.

Elektrikli Araç Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Doğru Seçim İçin Bilmeniz Gerekenler Haber

Elektrikli Araç Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Doğru Seçim İçin Bilmeniz Gerekenler

Elektrikli araç alırken dikkat edilmesi gereken en önemli kriterlerin başında batarya kapasitesi ve aracın tek şarjla sunabildiği menzil geliyor. Üreticilerin açıkladığı WLTP menzil değerleri önemli bir referans olsa da gerçek kullanım koşullarında hava sıcaklığı, yol yapısı, sürüş tarzı, klima kullanımı ve taşıma yükü gibi etkenler menzili değiştirebiliyor. Bu nedenle günlük kullanım alışkanlıklarının iyi analiz edilmesi gerekiyor. Şehir içinde kısa mesafelerde kullanılan bir araç ile sık sık uzun yol yapan kullanıcıların ihtiyaç duyduğu menzil birbirinden farklı olabiliyor. Şarj teknolojisi de elektrikli araç seçiminde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Günümüzde birçok model hem AC hem de DC hızlı şarj desteği sunarken, araçların desteklediği maksimum şarj gücü modeller arasında farklılık gösterebiliyor. Özellikle uzun yolculuk yapan kullanıcılar için hızlı şarj özelliği büyük avantaj sağlıyor. Araç satın almadan önce bataryanın yüzde 20'den yüzde 80'e ne kadar sürede dolduğu ve aracın hangi şarj altyapılarını desteklediği mutlaka incelenmeli. Elektrikli araç kullanımında şarj altyapısının yaygınlığı da önemli bir kriter olarak öne çıkıyor. Son yıllarda Türkiye genelinde şarj istasyonu sayısı hızla artsa da kullanıcıların yaşadıkları bölgede ve sık kullandıkları güzergâhlarda yeterli sayıda şarj noktası bulunup bulunmadığını araştırmaları gerekiyor. Ayrıca mobil uygulama desteği sunan şarj ağı işletmecileri, kullanıcıların en yakın istasyonları kolayca bulmalarına ve şarj işlemlerini daha pratik şekilde gerçekleştirmelerine yardımcı oluyor. Elektrikli otomobillerde en yüksek maliyetli bileşen batarya olduğu için garanti kapsamı da satın alma sürecinde dikkat edilmesi gereken konular arasında yer alıyor. Birçok üretici bataryalar için uzun süreli garanti sunarken, garanti kapsamında batarya kapasitesinin hangi seviyeye kadar korunduğu ve olası arızalarda hangi şartların geçerli olduğu detaylı şekilde incelenmeli. Güçlü garanti politikaları, kullanıcıların uzun vadede daha güvenli bir yatırım yapmalarını sağlıyor. Satış sonrası hizmetler ve servis ağı da elektrikli araç tercihinde göz ardı edilmemesi gereken faktörlerden biri. Yetkili servis sayısının fazla olması, yedek parça temin süreçlerinin hızlı ilerlemesi ve yazılım güncellemelerinin düzenli olarak sunulması kullanıcı memnuniyetini artırıyor. Özellikle elektrikli araçlarda yazılım güncellemeleri performans, güvenlik ve enerji verimliliği açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor. Elektrikli araç satın almayı düşünen kullanıcıların evde şarj imkânlarını da önceden planlamaları gerekiyor. Müstakil evlerde veya uygun altyapıya sahip site otoparklarında kurulabilecek duvar tipi şarj üniteleri (wallbox), günlük kullanımda büyük kolaylık sağlıyor. Evde gece saatlerinde yapılan şarj işlemleri hem zaman tasarrufu sunuyor hem de enerji maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Araçların enerji tüketim değerleri de satın alma kararında önemli rol oynuyor. Aynı batarya kapasitesine sahip iki farklı model arasında enerji verimliliği açısından önemli farklar bulunabiliyor. Daha düşük enerji tüketen araçlar, tek şarjla daha uzun mesafe kat edebiliyor ve kullanım maliyetlerini azaltıyor. Bu nedenle yalnızca batarya büyüklüğüne değil, 100 kilometrede tüketilen elektrik miktarına da dikkat edilmesi gerekiyor. Yeni nesil elektrikli otomobiller, gelişmiş yazılım ve akıllı teknolojileriyle de öne çıkıyor. Uzaktan araç kontrolü, mobil uygulama entegrasyonu, kablosuz yazılım güncellemeleri, batarya yönetim sistemleri ve akıllı navigasyon çözümleri kullanıcı deneyimini önemli ölçüde geliştiriyor. Bu teknolojiler sayesinde araçlar zaman içinde yeni özellikler kazanabiliyor ve performanslarını artırabiliyor. Elektrikli araç satın alırken yalnızca ilk satın alma maliyetine odaklanmak yerine toplam sahip olma maliyetini değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Elektrik tüketimi, bakım giderleri, sigorta, kasko, lastik maliyetleri ve uzun vadeli işletme giderleri birlikte hesaplandığında elektrikli araçların birçok kullanıcı için ekonomik avantaj sunduğu görülüyor. Ayrıca elektrikli motorların daha az hareketli parçaya sahip olması bakım ihtiyacını da önemli ölçüde azaltıyor. Güvenlik donanımları da seçim sürecinde mutlaka değerlendirilmesi gereken kriterler arasında bulunuyor. Adaptif hız sabitleyici, şerit takip sistemi, otomatik acil frenleme, kör nokta uyarısı, trafik işareti tanıma ve 360 derece kamera gibi gelişmiş sürüş destek sistemleri hem sürüş güvenliğini artırıyor hem de kullanıcı konforuna katkı sağlıyor. Sonuç olarak elektrikli araç satın almak, uzun vadeli bir yatırım kararı olarak değerlendirilmeli. Doğru seçim yapılırken fiyatın yanı sıra batarya teknolojisi, menzil, şarj süresi, enerji verimliliği, servis ağı, garanti kapsamı ve güvenlik donanımları birlikte ele alınmalı. İhtiyaçlara uygun özelliklere sahip bir elektrikli araç tercih etmek, hem ekonomik kullanım avantajı sunuyor hem de sürdürülebilir ulaşımın geleceğine katkı sağlayarak kullanıcılarına uzun yıllar güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi vadediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Telefonlardan Beklentiler Değişiyor Haber

Akıllı Telefonlardan Beklentiler Değişiyor

Üretken yapay zekâ artık günlük yaşamın doğal bir parçası haline geliyor. Samsung’un küresel pazarlardaki kullanıcı eğilimlerini inceleyen tüketici içgörü çalışmaları, mobil yapay zekanın benimsenme hızını çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor. Samsung verilerine göre, yapay zekâ destekli cihazları deneyimleyen kullanıcıların %70'e yakını bu özellikleri günlük rutinlerinin ayrılmaz bir parçası olarak kullanıyor. Dahası, yeni nesil tüketicilerin %80'inden fazlası bir sonraki akıllı telefon tercihinde "cihaz içi (on-device) entegre yapay zekâ" yeteneklerini birincil satın alma kriteri olarak konumlandırıyor. Çok değil, yakın geçmişe kadar sadece birer "ek özellik" olarak görülen bu teknolojiler, bugün artık yeni bir mobil çağın standardını belirliyor. Kullanıcılar artık akıllı telefonlarını yalnızca iletişim kurmak için değil; aynı anda çalışmak, içerik üretmek ve yaratıcılığın sınırları zorlamak için çok yönlü birer asistan olarak kullanıyor. Samsung'un Galaxy ailesinde çoklu ekran teknolojileriyle başlattığı form faktörü devrimi de bu noktada gücünü rakamlarla kanıtlıyor. Markanın tüketici araştırmaları, katlanabilir ekran deneyimiyle tanışan kullanıcıların %90 gibi çok yüksek bir oranının bir sonraki cihazında da yine bu yenilikçi form yapısını tercih ettiğini gösteriyor. Tasarımsal esneklik ile yapay zekanın birleşimi, akıllı telefonları cebe sığan kompakt birer üretim stüdyosuna dönüştürüyor. Geleceğin mobil deneyimini kullanıcı beklentileri şekillendiriyor Mobil teknolojilerde önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri arasında üretken yapay zekânın cihaz içi (on-device) entegrasyonu, gelişmiş çoklu görev (multitasking) deneyimleri ve yeni nesil form faktörleri yer alıyor. Samsung, kullanıcı odaklı inovasyon anlayışıyla, teknolojinin sadece donanımsal güçten ibaret kalmadığı; esnekliğin, hafifliğin ve yapay zekanın bir arada sunulduğu yeni bir mobil çağın kapılarını aralamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Pazarı 5 Ayda 3,5 Milyona Ulaştı Haber

İkinci El Araç Pazarı 5 Ayda 3,5 Milyona Ulaştı

İkinci el binek ve hafif ticari araç pazarı, yılın ilk 5 aylık bölümünde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,75 gerileyerek 3.544.195 adet seviyesinde gerçekleşti. Yılın ilk beş aylık performansına bakıldığında pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğu görüldü. 2026 yılı Mayıs ayı özelinde ise geçen yılın mayıs ayına kıyasla satışlar yüzde 22,26 azalarak 623.561 adet seviyesinde gerçekleşti. Türkiye'de ikinci el araç pazarına yenilikçi bir yaklaşım kazandıran 2PLAN'ın İcra Kurulu Başkanı Orhan Ülgür, Mayıs ayı verilerini değerlendirerek pazarın mevcut dinamiklerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. “Pazar rakamlarının arkasındaki değişimi doğru okumak gerekiyor” Mayıs ayında yaşanan daralmanın tek bir nedenle açıklanamayacağını belirten Orhan Ülgür, ekonomik koşulların yanı sıra tüketici davranışlarındaki değişimin de pazarı etkilediğini söyledi. Pazar rakamlarının arkasındaki değişimin doğru okunması gerektiğini dile getiren Ülgür, “Mayıs ayında pazarda yaşanan gerilemeyi sadece aylık satış rakamları üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Yüksek faiz ortamı, krediye erişimde yaşanan zorluklar, tüketicilerin harcamalarında daha seçici davranmaya başlaması ve sıfır araç tarafında devam eden kampanyalar ikinci el pazarındaki hareketliliği etkileyen temel unsurlar oldu. Bunun yanında Kurban Bayramı öncesi oluşan takvim etkisi de satış performansında belirleyici rol oynadı. Ancak yılın ilk beş aylık sonuçlarına baktığımızda pazarın genel hacmini büyük ölçüde koruduğunu görüyoruz. 3,5 milyon adedin üzerinde gerçekleşen satışlar, ikinci el otomobilin Türkiye'de hâlâ en erişilebilir mobilite çözümü olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. “Tüketici davranışları değişiyor” Son dönemde tüketici tercihlerinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Ülgür, özellikle ekonomik gerçeklerin satın alma alışkanlıklarını yeniden şekillendirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Bugün tüketiciler otomobil ihtiyacını tamamen ertelemek yerine bütçelerine uygun çözümler üretmeye çalışıyor. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubundaki araçlara olan talebin arttığını görüyoruz. Türkiye'deki araç parkının yaşlanması da bu eğilimi destekliyor. İkinci el araçlar geniş kitleler için ulaşılabilir mobilite ihtiyacını karşılamaya devam ederken, tüketiciler satın alma kararlarında her zamankinden daha dikkatli davranıyor. Diğer taraftan finansman tarafında da önemli bir değişim yaşanıyor. Geleneksel taşıt kredilerinin kullanım oranları geçmiş dönemlere göre oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Tüketiciler daha fazla peşinat kullanıyor, alternatif finansman modellerine yöneliyor veya satın alma kararlarını bütçe planlamalarına göre şekillendiriyor. Bu durum finansman çözümlerinin önümüzdeki dönemde sektör açısından daha kritik hale geleceğini gösteriyor.” “Artık sadece araç değil, güven satın alınıyor” İkinci el pazarındaki dönüşümün yalnızca satış adetleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Ülgür, tüketicinin beklentilerinin de değiştiğini belirtti. Ülgür, “Geçmişte fiyat odaklı ilerleyen satın alma kararları bugün güven, şeffaflık ve satış sonrası hizmet unsurlarıyla şekilleniyor. Özellikle ileri yaş grubundaki araçların payının arttığı bir ortamda ekspertiz süreçleri, araç geçmişi bilgileri ve kurumsal güvence mekanizmaları çok daha fazla önem kazanıyor. Tüketici artık yalnızca uygun fiyatlı bir araç aramıyor. Satın aldığı aracın geçmişini bilmek, ekspertiz raporuna güvenmek ve ihtiyaç duyduğunda karşısında kurumsal bir muhatap bulmak istiyor. Başka bir ifadeyle tüketici artık sadece fiyat değil, güven satın alıyor.” dedi. “İkinci el pazarı yapısal dönüşümünü sürdürüyor” İkinci el otomotiv sektörünün yalnızca hacimsel değil, yapısal bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirten Ülgür, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerine yönelik şu değerlendirmede bulundu: “İkinci el otomotiv sektörü bugün sadece satış adetleriyle değil, hizmet kalitesi, dijitalleşme, müşteri deneyimi ve finansman çözümleri açısından da önemli bir dönüşüm süreci yaşıyor. Ekspertiz standartları, araç geçmişi verileri, dijital satış süreçleri ve satış sonrası hizmetler sektörün geleceğini şekillendiren temel unsurlar arasında yer alıyor. Yılın ikinci yarısında talebin yeniden dengelenmesini ve pazarın genel olarak istikrarlı görünümünü korumasını bekliyoruz. Özellikle güven, şeffaflık ve müşteri deneyimi sunabilen kurumsal oyuncuların önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Fiyat tarafında ise enflasyona paralel, sınırlı ve kontrollü bir artış öngörüyoruz. Mevcut fiyat seviyeleri, araç sahibi olmak isteyen tüketiciler açısından önemli fırsatlar sunmaya devam ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Holding’e EMEA Finance’tan Beş Ödül Haber

Rönesans Holding’e EMEA Finance’tan Beş Ödül

Türkiye ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa, Orta Asya ve Afrika’daki 40 ülkede faaliyet gösteren Rönesans Holding ve grup şirketleri, uluslararası finans dünyasının saygıorganizasyonlarından EMEA Finance tarafından düzenlenen iki ayrı ödül programından toplam beş ödül alarak, büyük bir başarıya imza attı. EMEA Finance’ın Project Finance Awards 2025 programı kapsamında, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın İzmir ve Ankara’daki alışveriş merkezi projelerinin satın alımına yönelik işlemi, ‘En iyi Gayrimenkul Anlaşması (Best Real Estate Deal)’ ödülüne layık görüldü. Rönesans Gayrimenkul, yedi şehirde faaliyet gösteren ve 740 bin metrekare kiralanabilir alanda Türkiye’nin en büyük ticari gayrimenkul şirketi olarak yılda 114 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor. Rönesans Holding tarafından hayata geçirilen Nakkaş–Başakşehir Otoyolu Projesi de Project Finance Awards 2025 kapsamında ‘En İyi Kamu Özel İş Birliği Anlaşması (Best PPP Deal)’ ödülünün sahibi oldu. Türkiye’nin önemli ulaşım altyapısı yatırımlarından biri olan Nakkaş-Başakşehir Otoyolu, Asya ve Avrupa arasında yeni bir yol alternatifi sağlaması, İstanbul Havalimanı, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ve sanayi bölgesi gibi kritik bölgelere erişimi kolaylaştırmasıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefiyle yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Holding ve TotalEnergies ortaklığındaki Rönesans Enerji de EMEA Finance’tan üç ödül kazandı. Şirket, Project Finance Awards 2025’te Türkiye’de hayata geçirdiği yenilikçi lisanssız yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ‘En İyi Yenilenebilir Enerji Anlaşması (Best Renewable Energy Deal)’ ödülünü aldı. Achievement Awards 2025’te ise Gökçedağ Enerji satın alımıyla ‘Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’ndeki En İyi Yenilenebilir Enerji Satın Alma ve Birleşme İşlemi (Best M&A Renewables Deal in EMEA)’ ve Alaçam Enerji’nin refinansmanına yönelik kredi işlemiyle ‘Başarı Ödülü (Achievement Award)’ ödüllerinin sahibi oldu. Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer yaratmak için çalışıyor Uluslararası finans kuruluşları, yatırım bankaları, fonlar ve şirketler tarafından gerçekleştirilen işlemlerin değerlendirildiği EMEA Finance, yılın en başarılı yatırım, finansman ve proje geliştirme işlemlerini ödüllendiriyor. Geliştirdiği projeler ve gerçekleştirdiği stratejik işlemlerle Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer yaratmayı hedefleyen Rönesans Holding’in farklı sektörlerde elde ettiği beş ödül; grubun enerji, gayrimenkul ve altyapı alanlarındaki yatırım gücünü, proje geliştirme yetkinliğini ve finansmana erişim kapasitesini uluslararası ölçekte teyit ediyor. Rönesans Holding inşaat ve yatırım alanlarında; inşaat, gayrimenkul, sağlık, yenilenebilir enerji ve petrokimya olmak üzere beş iş kolunda çalışmalarına devam ediyor. 2015 yılından bu yana Engineering News Record (ENR) tarafından yayınlanan ‘Dünyanın En Büyük Uluslararası Müteahhitlik Firmaları’ listesinde dünyada ilk 50’de yer alan Rönesans Holding, uluslararası deneyimini ileri mühendislik bilgisi ve finansal gücüyle bir araya getirerek, sektörünün ‘ilk’lerine ve ‘en’lerine imza atıyor. Dünyanın en uzun ve en derin demiryolu tüneli Gotthard Base, Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center, Hollanda’nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel, dünyanın en büyük doğalgazdan benzin üretim tesisi olan Türkmenistan GTG, dünyadaki en fazla izolatöre sahip Başakşehir Çam Sakura Hastanesi gibi sayısız projede imzası bulunan Rönesans Holding, Dünya Bankası Grubu kuruluşu IFC, Fransa merkezli Meridiam, Japon Sojitz, Güney Koreli Samsung C&T ve dünya enerji devi Total Energies gibi önemli iş ortaklarıyla birlikte Türkiye’de bugüne kadar 10 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FLO GROUP'ta Üst Düzey Atamalar Haber

FLO GROUP'ta Üst Düzey Atamalar

Şirket içinde yetişen ve uzun yıllardır farklı kademelerde sorumluluk üstlenen iki deneyimli yöneticinin yeni görevleriyle birlikte FLO GROUP'un yurt içi ve uluslararası büyüme hedeflerine daha güçlü katkı sunması hedefleniyor. Herman Barin, Kategori Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Oldu Kategori yönetimi, marka yönetimi ve satın alma alanlarında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Herman Barin, 2005 yılında FLO GROUP'a katıldı. Kariyeri boyunca ürün yönetimi, marka yönetimi ve kategori yönetimi alanlarında farklı görevler üstlenen Barin, son olarak Kategori Grup Direktörü olarak görev yaptı. Yeni görevinde FLO GROUP bünyesindeki markaların kategori yönetimi fonksiyonlarına liderlik edecek olan Barin; şirketin yurt içi ve uluslararası operasyonlarında kategori yönetimi yapısının güçlendirilmesine, ticari karar süreçlerinin daha veriye dayalı hale getirilmesine ve global satın alma süreçlerinin daha entegre şekilde yönetilmesine katkı sağlayacak. Kanal ve ülke bazlı ticari modellerin geliştirilmesi, stok verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek stratejilerin oluşturulması da öncelikli sorumlulukları arasında yer alacak. Perakende sektöründeki kariyeri boyunca ürün geliştirme, merchandising, tedarik zinciri ve ticari strateji alanlarında önemli deneyimler kazanan Barin, veri odaklı karar alma kültürünün güçlendirilmesi ve fonksiyonlar arası iş birliğinin artırılmasına yönelik çalışmalarıyla öne çıkıyor. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu olan Herman Barin, aynı üniversitede Uluslararası Yönetim Programı'nı tamamladı ve İşletme alanında yüksek lisans (MBA) eğitimi aldı. Moşe Yohay, Ayakkabı Ürün Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Oldu Perakende sektöründe marka yönetimi, ürün yönetimi, satın alma ve ticari operasyonlar alanlarında 21 yılı aşkın deneyime sahip olan Moşe Yohay, 2005 yılında FLO GROUP bünyesine katıldı. Kariyeri boyunca Asistan Ürün Yöneticiliğinden başlayarak Ürün Yöneticisi, Marka Müdürü, Marka Direktörü ve son olarak Markalar Grup Direktörü görevlerini üstlenen Yohay, şirketin ürün ve marka yönetimi yapılanmasının gelişiminde önemli rol oynadı. Ayakkabı Ürün Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak olan Yohay, FLO GROUP'un ayakkabı kategorilerine yönelik ürün yönetimi, marka portföyü ve satın alma fonksiyonlarına liderlik edecek. Yeni görevinde ürün geliştirme, marka portföyü ve satın alma süreçlerinin stratejik yönetimine liderlik ederek müşteri beklentilerine uygun yenilikçi ürün ve koleksiyonların geliştirilmesine katkı sağlayacak. Ürün geliştirme, marka yönetimi, merchandising, tedarik zinciri ve ticari strateji alanlarında geniş deneyime sahip olan Yohay, müşteri ihtiyaçlarını ve pazar dinamiklerini ürün stratejilerine dönüştürme konusundaki uzmanlığıyla FLO GROUP'un ürün yönetimi yapılanmasına katkı sunmaya devam edecek. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü mezunu olan Moşe Yohay, ürün yönetimi, marka yönetimi, satın alma ve ticari operasyonlar alanlarındaki deneyimiyle FLO GROUP'un büyüme yolculuğuna katkı sunmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı Haber

Bain & Company: Üçlü Şok, Küresel Özel Sermaye Piyasasındaki Toparlanmayı Sekteye Uğrattı

Teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri üç ayda yüzde 70 gerilerken, sektörde satılmayı bekleyen şirket sayısı 33 bine ulaştı. Rapora göre belirsizlik ortamından güçlü çıkacak fonlar, yapay zekâ destekli değer yaratımına ve operasyonel dönüşüme odaklananlar olacak. Yılın başında küresel özel sermaye (Private Equity- PE) piyasalarında oluşan iyimser hava uzun sürmedi. Bain & Company tarafından yayımlanan 2026 Özel Sermaye Yarıyıl Raporu, sektörün son 18 ayda adeta aynı döngüyü tekrar yaşadığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl gümrük tarifelerinin yarattığı belirsizlik nedeniyle kesintiye uğrayan toparlanma, bu yıl da farklı nedenlerle yeniden durma noktasına geldi. Rapora göre özel sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan üç büyük şok, yatırım iştahını önemli ölçüde zayıflattı. Yapay zekâ kaynaklı teknoloji değerleme düzeltmeleri, özel kredi piyasalarında yaşanan baskılar ve İran kaynaklı jeopolitik gerilimin tetiklediği enerji fiyat artışları; satın alma işlemleri, çıkış faaliyetleri ve fon toplama süreçlerinde yeniden yavaşlamaya neden oldu. Bain’in analizleri, yıl ortasına gelindiğinde yatırımcıların daha temkinli davranmaya başladığını, alıcı ve satıcı beklentileri arasındaki fiyat farklarının yeniden açıldığını ve çıkış piyasalarında oluşan toparlanma sinyallerinin zayıfladığını gösteriyor. Buna rağmen rapor, finansal sistemin temel dinamiklerinde yapısal bir bozulma olmadığına dikkat çekiyor. Küresel ekonomi büyümeye devam ederken, borçlanma piyasaları açık kalmayı sürdürüyor ve özel sermaye sektörünün elinde halen büyük miktarda kullanılmamış yatırım sermayesi bulunuyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde şöyle konuştu: “Fon yöneticileri (GP’ler) üzerinde şirket satın alma ve elden çıkarma yönündeki baskı artarken, 2026 yılının ikinci yarısında satın alma işlemlerini yeniden canlandırmak için piyasa güveninde sadece mütevazı bir iyileşme yeterli olacaktır. Ancak, sürdürülebilir bir toparlanma, son çeyreklerde gördüğümüz kısa süreli toparlanmalardan daha kalıcı bir piyasa dengesi gerektirecektir. Belirsizlik sektör üzerinde baskı yaratmaya devam ederken, en iyi performansı gösterecek konumda olan firmalar, bugün kontrol edebilecekleri konulara odaklananlardır; operasyonel performansı güçlendirmek, yapay zekayı değer yaratma gündemine dahil etmek ve portföy yönetimine disiplinli bir yaklaşım sergilemek öncelik olmalıdır. Özel sermaye, başarının giderek stratejik odaklanma ve somut değer yaratma becerisine bağlı olduğu, daha zorlu ve rekabetçi bir döneme girmiştir.” Teknoloji işlemlerinde yüzde 70'lik gerileme Raporun dikkat çekici bulgularından biri teknoloji sektöründeki sert yavaşlama oldu. Yapay zekânın yazılım şirketlerinin iş modelleri üzerindeki etkisine ilişkin belirsizlikler nedeniyle teknoloji sektöründe büyük ölçekli satın alma işlemleri önemli ölçüde azaldı. Sonuç olarak teknoloji sektörü satın alma işlemlerinin toplam değeri 2025'in son çeyreği ile 2026'nın ilk çeyreği arasında yüzde 70 geriledi. Bain’in MSCI iş birliğiyle gerçekleştirdiği analiz, yazılım şirketlerinde yaşanan ve sektörde "SaaSpocalypse" olarak adlandırılan değerleme düzeltmesinin özel piyasalara da yansıdığını ortaya koyuyor. Ancak etki halka açık piyasalara kıyasla daha sınırlı kaldı. Mart 2026 itibarıyla özel sermaye portföylerindeki yazılım şirketlerinin değerlemeleri ortalama yüzde 8 gerilerken, Avrupa’daki düşüş yüzde 4,2, ABD’de ise yüzde 8,9 seviyesinde gerçekleşti. Rapora göre yatırımcılar artık yapay zekâ kaynaklı dönüşüme karşı daha dayanıklı iş modellerine sahip sektörlere yönelmeye başlıyor. Bu durum, teknoloji yatırımlarında seçiciliğin önümüzdeki dönemde daha da artacağına işaret ediyor. Özel sermaye tarihinin en pahalı dönemlerinden biri yaşanıyor Bain’in satın alma çarpanları ile finansman maliyetlerini birlikte değerlendirdiği analiz, sektörün tarihindeki en pahalı yatırım ortamlarından birinde faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre geçmişte daha yüksek faiz oranlarının ya da daha yüksek satın alma çarpanlarının görüldüğü dönemler oldu. Ancak her iki göstergenin aynı anda bu kadar yüksek seviyelerde bulunduğu dönemlerin sayısı oldukça sınırlı. Bu durum yatırımcıları yalnızca finansal mühendislikle değil, operasyonel performans ve kârlılık artışıyla değer yaratmaya zorluyor. Bain’in "12 yeni 5’tir" yaklaşımı da bu değişimi ortaya koyuyor. Bu yaklaşıma göre yaklaşık on yıl önce yatırımcılara güçlü getiri sağlayabilmek için yıllık yüzde 5 EBITDA büyümesi yeterli olurken, bugün aynı sonucu elde etmek için yüzde 10 ila 12 arasında büyüme gerekiyor. 33 bin şirket satılmayı bekliyor Rapor, özel sermaye sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin çıkış piyasalarındaki durgunluk olduğunu da ortaya koyuyor. Son dört yıldır yatırımcılara yapılan sermaye geri dönüşleri tarihsel ortalamaların altında kalırken, portföy şirketlerinde elde tutma süresi yaklaşık yedi yıla kadar yükseldi. Bugün özel sermaye fonlarının portföylerinde satılmayı bekleyen yaklaşık 33 bin şirket bulunuyor. Bu durum hem likidite baskısını artırıyor hem de fonların yeni yatırımlar için kaynak yaratmasını zorlaştırıyor. Buna rağmen Bain’in MSCI verilerine dayanan analizi, piyasadaki tüm tartışmalara rağmen özel sermaye değerlemelerinin büyük ölçüde geçerliliğini koruduğunu gösteriyor. Verilere göre satın alma fonlarının portföylerindeki şirketlerin yaklaşık yüzde 75’i, satış öncesindeki son değerlemelerinin üzerinde fiyatlarla elden çıkarılıyor. Yapay zekâ yeni değer yaratma aracı haline geliyor Raporun en önemli mesajlarından biri ise yapay zekânın artık yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, özel sermaye fonları için temel bir değer yaratma aracı haline gelmiş olması. Bain & Company Ortaklarından Armando Guastella raporla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, özel sermaye sektöründe hızla en güçlü değer yaratma araçlarından biri haline geliyor. Günümüz koşullarında harekete geçmemek artık tarafsız bir tercih değil, stratejik bir karar niteliği taşıyor. En büyük etkiyi yaratan şirketler, iş akışlarını yapay zekâ etrafında yeniden tasarlıyor, veri altyapılarını güçlendiriyor ve iş performansını temelden iyileştiren kullanım örneklerini ölçeklendiriyor. Bu dönemden en güçlü çıkan firmalar, durgunluğu yeni rekabet avantajları oluşturmak için kullananlar olacaktır. Bir sonraki yatırım döngüsünde, yapay zekâ yetkinlikleri, pazar liderleri ile diğer oyuncular arasındaki temel fark yaratıcı unsur olacaktır.” Rapora göre mevcut ortamdan güçlenerek çıkacak fonlar dört temel alanda farklılaşacak: yeni yatırım yaklaşımına uyum sağlamak, yapay zekâyı değer yaratımının merkezine yerleştirmek, portföy yönetiminde operasyonel disiplini artırmak ve kaynaklarını en yüksek potansiyele sahip şirketlere yönlendirmek. Bain, özel sermaye sektöründe yeni büyüme dalgasının önünde yapısal bir engel bulunmadığını vurgularken, piyasalarda güvenin yeniden tesis edilmesi halinde 2026'nın ikinci yarısında işlem hacimlerinde yeniden hareketlenme görülebileceğini belirtiyor. Ancak rapora göre bundan sonraki dönemde başarılı olacak oyuncular, piyasa koşullarının düzelmesini bekleyenler değil; belirsizlik dönemini rekabet avantajına dönüştürebilenler olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.