Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Satışlar

Kapsül Haber Ajansı - Satışlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Satışlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koton, Zorlu Piyasa Koşullarına Rağmen Dirençli Performansını Sürdürdü  Haber

Koton, Zorlu Piyasa Koşullarına Rağmen Dirençli Performansını Sürdürdü 

Yurt içinde uygulanan dezenflasyon programı ve sıkı para politikası koşullarının tüketici talebini sınırlandırmaya devam ettiği ve döviz kurlarının enflasyon artışının belirgin ölçüde altında seyrettiği yılın ilk yarısında, Koton’un konsolide satışları yaklaşık 18 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Satın alma maliyetlerini enflasyonun altında tutmayı başaran ve stok yönetimindeki etkinliğini artıran Koton, jeopolitik gerilimlerin maliyetler üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen brüt kâr marjını yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla 0,5 puan artırarak %54,7 seviyesine taşıdı. Enflasyonist baskıların ve enflasyonun üzerinde artan kira giderlerinin etkisi altındaki bu dönemde faaliyet giderleri etkin şekilde yönetildi. Kur farkı gelirlerindeki önemli gerilemeye karşın, disiplinli gider yönetimi sayesinde FAVÖK marjı dirençli kalarak %21,4 seviyesinde gerçekleşti. Koton, bu dönemde stoklarını yıllık bazda %15 ve finansman giderlerini %27 azaltarak yaklaşık 1,8 milyar TL seviyesinde güçlü serbest nakit akışı yarattı. Yurt İçi Mağazacılıkta Sektöre Paralel, Yurt Dışı Mağazacılıkta ise %10 Reel Büyüme Gerçekleşti Yurt içinde tüketici talebindeki zayıflığın yılın ilk yarısında artarak devam etmesi, hazır giyim sektörünü baskı altında tutarken, Koton’un yurt içi mağazacılık satışları sektöre paralel bir performans sergiledi. Yurt dışı mağazacılık satışları ise, faaliyet gösterilen coğrafyalardaki jeopolitik çatışmaların olumsuz etkilerine rağmen, yeni açılan mağazaların ve operasyonel iyileştirmelerin katkısıyla yılın ilk yarısında %10 reel büyüme kaydetti. Bu dönemde yurt dışı operasyonlarının brüt kâr marjı da yıllık bazda 11 puan arttı. Körfez Bölgesi’nde Toplam Satışlar ABD Doları Bazında %99 Büyüdü Apparel Group ortaklığıyla yönetilen Körfez Bölgesi’nde, Temmuz 2026 itibarıyla yıl başından bu yana 6 yeni mağaza daha açıldı. Bölgede yaşanan çatışmaların olumsuz etkilerine rağmen, LFL mağazacılık satışları yılın ilk yarısında ABD Doları bazında %4,7, dönüşüm programı ve yeni açılan mağazaların katkısıyla toplamda ise yıllık bazda %99 büyüdü. Koton’un Mağaza Sayısı 466’ya Ulaştı Koton, 2026 yılının ilk yarısında 11 yeni mağaza açılışı ve 11 mağaza kapanışı gerçekleştirdi. Temmuz ve Ağustos ayının ilk yarısında yurt dışındaki yeni açılışların katkısıyla toplam mağaza sayısı 466’ya yükseldi. Şirket, yılın ikinci yarısında uluslararası büyümesini hızlandırarak özellikle yurt dışı pazarlardaki mağaza yatırımlarına ağırlık vermeyi planlıyor. Koton Club 10 Milyon Üyeyi Aştı, Omnichannel Dönüşüm Tamamlandı Koton’un müşteri sadakat programı Koton Club’ın yurt içindeki üye sayısı Temmuz 2026 itibarıyla 10 milyonu aştı. Programın, yurt dışında CIS Bölgesi ve Sırbistan’ın ardından, yılın ikinci yarısında Gürcistan ve Fas’ta da devreye alınması planlanıyor. Omnichannel stratejisi kapsamında yurt içinde mağaza stoklarının e-ticaret kanalıyla entegrasyonu tamamlandı. Temmuz ayında Gebze’deki e-ticaret deposunun kapatılmasıyla stokların daha etkin yönetilerek operasyonel verimliliğin artırılması ve müşteri taleplerine daha hızlı yanıt verilmesi hedefleniyor. CEO Dr. A. Bülent Sabuncu’nun Değerlendirmeleri Koton CEO’su Dr. A. Bülent Sabuncu, şirketin 2026 yılı ilk yarı performansı ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “2026 yılına, Türkiye’de enflasyonun ve buna bağlı olarak finansman maliyetlerinin kademeli olarak gerileyeceği ve faaliyet ortamının yıl içinde öngörülebilirliğinin artacağı beklentisiyle başlamıştık. Ancak ilk çeyrek sonunda Ortadoğu’da başlayan jeopolitik gerilim ve CIS Bölgesi’nde devam eden çatışma ortamının etkisiyle küresel ve yurt içi piyasalarda artan dalgalanmalar, faaliyet ortamının yılın başında öngördüğümüzden daha zorlu ve belirsiz hale gelmesine neden oldu. Türkiye’de dezenflasyon programı ve sıkı para politikası da tüketici talebi üzerindeki baskısını sürdürürken, küresel çatışmaların etkisiyle maliyetler ve finansman giderlerinde artışlar gerçekleşti. Bu zorlu ortamda, güçlü operasyonel çevikliğimiz ve finansal disiplinimiz sayesinde dirençli bir performans sergiledik. Etkin stok ve işletme sermayesi yönetimi ile disiplinli gider kontrolü sayesinde operasyonel karlılığımızı ve nakit yaratma gücümüzü korurken, yüksek faiz ortamında finansman giderlerimizi azaltmayı başardık. Yurt içinde sektöre paralel bir performans gösterirken, yurt dışında enflasyonun altında artan döviz kurlarına rağmen reel büyümemizi hızlandırarak büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdürdük. Yılın ilk yarısında yaşanan makroekonomik gelişmeler ve T.C. Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyonu beklentisindeki yukarı yönlü güncelleme doğrultusunda, yıl sonu beklentilerimizi güncelliyoruz. Yıl sonu satış büyüme beklentimizi yatay – düşük tek haneli büyüme olarak yeniliyoruz. Bu yıl içinde açmayı planladığımız bazı yeni mağaza açılışlarını bir sonraki yıla erteliyoruz ve yıl sonu net mağaza artış beklentimizi 5’in üzerinde olacak şekilde güncelliyoruz. Kar marjları, net finansal borçluluğun FAVÖK’e ve yatırım harcamalarının satışa oranları beklentilerimizi ise koruyoruz. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli büyüme stratejimiz doğrultusunda operasyonel verimlilik ve finansal disiplin odağımızı korurken, faaliyetlerimizi ve müşteri deneyimimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Brand Finance tarafından Türkiye’nin en değerli 35. markası olarak gösterilmemiz, Koton’un güçlü marka konumunun ve uzun vadeli değer yaratma potansiyelinin önemli bir göstergesi olurken, önümüzdeki dönemde de bu değeri daha da ileri taşımaya odaklanacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pidelik Un Talebinde Yüzde 364’lük Rekor Artış Haber

Pidelik Un Talebinde Yüzde 364’lük Rekor Artış

Buna göre Ramazan ayında genel un talebi yüzde 25 artarken, pidelik un talebi ise diğer ayların aylık ortalamasına göre yüzde 364’lük artış gösterdi. Bu rakam geçtiğimiz yıl boyunca satılan pidelik un talebinin yüzde 65’ini oluşturdu. En fazla un talebi ise İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ’dan geldi. Türkiye’nin lider un üreticisi Eksun Gıda, Ramazan ayına ilişkin un tüketimine ilişkin verilerini açıkladı. Buna göre pidelik un talebi ise diğer ayların aylık ortalamasına göre yüzde 364’lük artış gösterirken, genel un talebinde ise yüzde 25’lik artış görüldü. Geçtiğimiz yıl boyunca talep edilen pidelik unun yüzde 65’ini Ramazan ayındaki satışlar oluşturdu. Bereket ve paylaşım ayı olan Ramazan’da özellikle pidelik una yönelik talep dikkat çekici seviyelere ulaşırken, şirket üretim ve lojistik operasyonlarını bu yoğunluğa göre yeniden planladı ve tüm talepleri eksiksiz bir şekilde karşıladı. İftar sofralarının vazgeçilmezi Ramazan Pidesi Pidenin iftar sofralarının vazgeçilmezi olduğunu belirten Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO'su Hasan Abdullah Özkan şunları söyledi: “Pidelik un talebinde bu yıl rekor bir artış yaşandı. Güçlü üretim altyapımız ve yaygın dağıtım ağımızla gelen tüm siparişleri başarıyla yönetmeyi başardık. Şirket olarak Ramazan ayında ortaya çıkan yoğun talebi karşılayabilmek için öncesinde özel bir stratejik planlama yaptık. Konya ve Tekirdağ’daki fabrikalarımızda kapasite artışına karşın üretim bantlarındaki hazırlıklarımızı tamamladık. Ardından fabrika çalışma takvimlerimizi buna göre organize ettik. Her Ramazan ayında olduğu gibi bu yıl da Eksun Gıda ve Sinangil markamızla iftar ve sahur sofralarında yer almanın mutluluğunu yaşıyoruz.” En yoğun talep büyük şehirlerden geldi Şirket verilerine göre, Ramazan ayında pidelik un talebinin en yoğun olduğu iller de belli oldu. Bu iller arasında öne çıkan ilk beşi ise İstanbul, Ankara, Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ oldu. Türkiye’nin en büyük metropolleri arasında yer alan bu şehirler, nüfuslarının yanı sıra güçlü fırıncılık kültürleriyle de öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları  225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti Haber

Şişecam’ın 2025 Yılı Net Satışları 225 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti

Şişecam 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemdeki konsolide net satışları 225 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, Türkiye’den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretimlerden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59,34 seviyesinde oldu. Şişecam'ın 2025 yılı toplam yatırımları 35,8 milyar TL, ihracatı ise 938 milyon dolar olarak açıklandı. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten şirket, 4,3 milyon ton soda külü ve 4 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. 2025’in, küresel makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin üretimden ticarete ekonominin tüm alanlarında etkisini güçlü biçimde hissettirdiği zorlu bir yıl olduğunu ifade eden Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, şirketin 2025 yılı performansını şöyle değerlendirdi: “2025’i jeopolitik ve ekonomik dalgalanmalara sahne olan ve ticaretin bu gelişmelerden etkilenmeye devam ettiği bir yıl olarak tamamladık. Küresel ölçekte koruyucu tedbirlerin ön plana çıktığı bu dönemde; üretim dengeleri değişirken, tedarik zincirinde riskler arttı ve öngörülebilirlik azaldı. Bu durum, yatırım kararları ve ticaret hacimleri üzerinde tüm dünyada hissedilen bir baskı oluşturdu. Süregelen bu tabloya rağmen 2025 yılında cam ve soda külü sektörlerinde sınırlı da olsa toparlanma gerçekleştiğini ifade etmek mümkün. Talepte devam eden zayıflık ve mevcut kapasite fazlalarının hem cam hem de soda külü alanlarında fiyatlamayı baskılamaya devam ettiğini gördük. Bu koşulların ortaya koyduğu zorluklara rağmen Şişecam olarak faaliyet karlılığımızı artırmaya, sürdürülebilir büyümeye, yatırımlarımızı aksatmadan sürdürerek tamamlamaya ve marka değerimizi artırmaya odaklandık. Ürün kalitemiz, coğrafi çeşitliliğimizin sunduğu esneklik, küresel marka gücümüz, köklü kültürümüz ve iş alanlarımızdaki uzmanlığımız ile çalışanlarımızın gayreti; belirsizliklerin yüksek olduğu 2025 yılında Şişecam’a önemli bir finansal ve operasyonel dayanıklılık sağladı. 2025 yılı daralan marjların dengelenmesi adına sıkı maliyet kontrolü ve verimlilik artışı çalışmalarını ele aldığımız bir yıl oldu. Verimlilik odağımızı daha sistematik bir yapıya taşımak amacıyla kapsamlı bir verimlilik yönetimi inisiyatifi başlattık. Nakit akış kapasitemizi artırma ve mali yapımızı güçlendirme hedeflerimiz doğrultusunda, yıl boyunca üretim maliyetlerimizi kontrol altına aldık ve bakım planlarımızı optimize ettik. Bu kapsamda güncellediğimiz soğuk tamir programları, fırınlarımızın daha etkin kullanılması açısından önemli kazanımlar sağladı. Örneğin, Kuzey İtalya’daki düz cam üretim tesisimizin soğuk tamirini öne çekmemiz üretim ve maliyet dengesini daha etkin yönetmemizi desteklerken, diğer fırınlarımızda revize edilen bakım periyotları operasyonel karlılığımızı artırdı. 2025, Şişecam’ın dijital dönüşüm süreçlerinde de kritik bir yıl oldu. Dijital dönüşüm projelerimizi tamamladığımız ve veriyi uçtan uca süreçlerimize entegre ederek katma değere dönüştürme imkanını sağladığımız bu yılda; teknolojik alt yapımızı köklü bir şekilde güncelledik ve verimliliğimizi maksimize etmek amacıyla yapay zekâ yetkinliklerini bu yapı üzerinde inşa etmeye başladık. Eş zamanlı olarak güncellediğimiz organizasyonel yapılanmamız ve müşteri odağında şekillendirdiğimiz iş modelimizin de hedeflediğimiz dijital yetkinliklerle birlikte çok daha yüksek katma değer sağlamasını öngörüyoruz.” Yücel, 2025 yılının Şişecam’ın stratejik yatırımları açısından da önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Yıl boyunca stratejik önceliklerimiz doğrultusunda üretim kabiliyetimizi, teknoloji altyapımızı ve coğrafi çeşitliliğimizi destekleyen önemli adımlar attık. Avrupa’daki mimari cam yapılanmamızı pazar koşullarına uyarladık. Tarsus’taki buzlu cam fırını ve enerji camı işleme hatlarını devreye alarak katma değerli ürün kapasitemizi artırdık. Denizli’deki cam ev eşyası üretimini Kırklareli’ne taşıyarak daha entegre ve sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. 2026 yılına da sürdürülebilir büyümemize destek olacak şekilde başladık. Şubat ayında Avrupa’daki ilk cam ambalaj yatırımımız olan Macaristan, Kaposvar tesisimizin ilk fırınını ateşledik. Bulgaristan’daki düz cam tesisimizde yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli; İtalya, San Giorgio di Nogaro’daki tesisimizde ise yıllık 6,5 milyon metrekare kapasiteli iki kaplamalı cam hattı devreye aldık. Yine yılın ilk çeyreğinde devreye alacağımız Tarsus düz cam fırını yatırımımız da ürün çeşitliliğimizi artırırken Şişecam’a operasyonel esneklik ve Ar-Ge çalışmalarımız için daha geniş bir hareket alanı sunacak.” Can Yücel, Şişecam’ın yıl içinde nakit akışını güçlendirmek amacıyla önemli finansal hamleler de gerçekleştirdiğini belirterek şöyle devam etti: “2026 başında İngiltere’deki yüzde 100 bağlı ortaklığımız aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz 7 yıl vadeli 500 milyon ABD doları tutarındaki Eurobond ihracı, 1,7 milyar ABD doları talep ile tamamlandı. Bu talep uluslararası yatırımcıların Şişecam’ın disiplinli harcama yönetimine, verimlilik artırıcı aksiyonlarına ve öngörülebilir nakit akışına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti. Ekim ayında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) iş birliğiyle sağlanan uzun vadeli finansman paketi ise düz cam ve enerji camı yatırımlarımızın desteklenmesi, borç vade yapısının dengelenmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimizin güçlendirilmesi açısından stratejik öneme sahip bir adım oldu. Sadeleşme ve verimlilik odağında, âtıl durumdaki taşınmazlarımızı da ele aldık. Operatif olmayan gayrimenkullerimiz için oluşturduğumuz satış planı ve değerli maden portföyümüzün etkin şekilde yönetilmesi kapsamında atılan adımlar likiditemizi yıl içerisinde destekledi ve 2026 yılında da aynı şekilde katkı sağlamaya devam edecek. Ülkemizin küresel markası Şişecam, kesintisiz ve sürdürülebilir gelişim yaklaşımıyla 2026 yılında da faaliyetlerini inovasyonla destekleyerek, kaliteyi ve müşteri güvenini her zaman önceliklendirerek, yüksek bir disiplin ve titizlikle çalışmalarına devam edecek. Camın tüm alanlarında faaliyet gösteren tek küresel oyuncu olarak; finansal gücümüzü muhafaza etmeye öncelik vererek, katma değerli ürünlere odaklanarak ve enerji verimliliği sağlayan teknolojilere yatırım yaparak ülkemiz ve paydaşlarımız için değer üretmeye ve Şişecam markasını küresel ölçekte güçlendirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.