Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savunma Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Savunma Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SARSILMAZ’dan Olimpik Atıcılığa Stratejik Destek Haber

SARSILMAZ’dan Olimpik Atıcılığa Stratejik Destek

Türkiye Atıcılık Federasyonu faaliyet takvimi kapsamında düzenlenecek şampiyona, 10 Metre Havalı Tüfek ve 10 Metre Havalı Tabanca disiplinlerinde sporcuları bir araya getirecek. Organizasyon; farklı yaş kategorilerindeki eleme ve final müsabakalarıyla hem sportif rekabetin güçlenmesine hem de olimpik atıcılığın yaygınlaşmasına katkı sunacak. Müsabakalar, 30 Haziran–5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Mersin / Erdemli’de bulunan Olimpik Atıcılık Kompleksi’nde gerçekleştirilecek. Final karşılaşmaları 1–5 Temmuz tarihleri arasında tamamlanacak ve şampiyona ödül törenleriyle sona erecek. Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’nin 10 metre havalı tabanca karma takım kategorisinde elde ettiği tarihi başarı, olimpik atıcılığa yönelik ilgiyi artırırken, bu branşın disiplin, odaklanma ve kontrollü performans gerektiren yapısını da geniş kitlelerin gündemine taşıdı. SARSILMAZ’in şampiyonaya verdiği destek, bu ilginin sürdürülebilir sportif gelişime dönüşmesine katkı sağlamayı hedefliyor. SARSILMAZ’ın olimpik atıcılığa desteği, şirketin savunma ve güvenlik alanındaki uzmanlığının yanı sıra, branşla uzun yıllara dayanan güçlü bağı açısından da ayrı bir anlam taşıyor. SARSILMAZ Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, 2004–2012 yılları arasında Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu Başkanlığı görevini üstlenerek branşın kurumsal gelişimi, sporcu altyapısının güçlendirilmesi ve olimpik temsil kapasitesinin artırılması yönünde önemli çalışmalara liderlik etti. Atıcılık sporuna yaptığı uzun soluklu katkılar dolayısıyla Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu tarafından ömür boyu fahri başkan unvanına layık görülen Aliş’in bu alandaki birikimi, SARSILMAZ’ın olimpik atıcılığa verdiği desteği daha da anlamlı kılıyor. Bu dönemde Türk atıcılığı, olimpiyat tarihinde dikkat çeken başarılara imza attı. Türkiye, Londra 2012 Olimpiyat Oyunları’nda atıcılık branşında ilk kez 5 sporcuyla olimpiyat kotası kazanarak o tarihe kadar branşta ulaşılan en yüksek olimpik katılım sayısına erişti. Aynı oyunlarda Nihan Gürer, trap branşında Türkiye’yi temsil eden ilk kadın sporcular arasında yer alarak Cumhuriyet dönemi atıcılık tarihinde önemli bir eşiğin aşılmasına katkı sağladı. Olimpik atıcılık; yüksek güvenlik bilinci, teknik eğitim, etik yaklaşım ve uluslararası kurallara bağlılık temelinde icra edilen özel bir spor dalı olarak öne çıkıyor. Milimetrik hassasiyet, nefes kontrolü, zihinsel dayanıklılık ve baskı altında doğru karar verebilme becerisi gerektiren branş, genç sporcular için yalnızca rekabet alanı değil, aynı zamanda disiplinli çalışma kültürünü güçlendiren bir gelişim platformu niteliği taşıyor. Bu yönüyle SARSILMAZ Havalı Silahlar Türkiye Şampiyonası, yalnızca bir Türkiye şampiyonası olmanın ötesinde; genç yeteneklerin desteklenmesi, milli takım havuzunun güçlendirilmesi, güvenli spor kültürünün yaygınlaştırılması ve olimpik değerlerin yeni nesil sporculara aktarılması açısından önemli bir organizasyon olarak değerlendiriliyor. SARSILMAZ Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş, sponsorlukla ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı. “Savunma sanayinde uzun yıllara dayanan üretim gücümüz, mühendislik kabiliyetimiz ve güvenlik odaklı kurumsal kültürümüz bize net bir gerçeği göstermektedir: Gerçek performans yalnızca teknik yetkinlikle değil; disiplin, sorumluluk, odaklanma ve güçlü bir etik anlayışla birlikte anlam kazanır ve sürdürülebilir hale gelir. Olimpik atıcılık ise bu değerlerin spor sahasındaki en yüksek hassasiyet ve en üst düzey konsantrasyon gerektiren karşılığıdır. SARSILMAZ olarak bu şampiyonaya verdiğimiz desteği geçici ya da dönemsel bir sponsorluk yaklaşımı olarak görmüyoruz. Bu yaklaşım; olimpik atıcılığın gelişimine, sporcu yetiştirme ekosistemine ve Türk sporuna uluslararası alanda değer kazandırma hedefimize duyduğumuz sürekli, kararlı ve sarsılmaz bağlılığın açık bir ifadesidir. Bu tür organizasyonlar; sporcu gelişimi, sistem inşası ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından stratejik bir değer taşımaktadır. Biz de bu şampiyonayı; genç sporcuların yetişmesini hızlandıran, olimpik kültürü güçlendiren ve Türkiye’nin atıcılıkta küresel rekabet seviyesini yükselten yapısal bir adım olarak değerlendiriyoruz. Federasyonumuz, kamu kurumlarımız ve yerel paydaşlarımızla birlikte hayata geçirilen bu organizasyonun, yalnızca bir spor müsabakası değil; olimpik atıcılığın geleceğini şekillendiren ve Türk sporuna kalıcı değer kazandıran bir yapı taşı olduğuna inanıyoruz.” SARSILMAZ, bu sponsorlukla birlikte savunma ve güvenlik alanındaki köklü uzmanlığını, sporun toplumsal gelişime katkı sağlayan yönüyle bir araya getirerek, olimpik atıcılığın Türkiye’deki gelişim sürecine destek sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’nın Küresel Rekabet Gücü İçin Serbest Bölge ve Outlet Köyü Önerisi Haber

Ankara’nın Küresel Rekabet Gücü İçin Serbest Bölge ve Outlet Köyü Önerisi

Programın açılışında Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz ile Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ birer konuşma gerçekleştirdi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Zirve'de yaptığı konuşmada, Ankara'nın uluslararası ticaret, yatırım ve turizmde daha güçlü bir konuma ulaşmasına yönelik iki stratejik öneriyi gündeme getirdi. Başkentte "Serbest Bölge" kurulmasının ihracat ve yatırımları artıracağını belirten Baran, turizm ve hizmet sektörünü canlandıracak uluslararası standartlarda bir "Outlet Köyü" projesinin de Ankara'nın ekonomik gelişimine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Zirve'de "Ticaret", "Sanayi", "Tarım ve Gıda" başlıklarında gerçekleştirilen oturumlarda uzman, akademisyen ve sektör temsilcileri Ankara ekonomisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran da, yaptığı konuşmada Ankara'nın artık yalnızca siyasi başkent değil aynı zamanda ekonomik bir merkez olduğuna dikkat çekti. Baran, "Kentimiz son yıllarda sanayinin, ticaretin, nitelikli tarımın, teknolojinin ve küresel inovasyonun da başkenti konumuna yükseldi" dedi. Ankara'nın savunma sanayi, ileri teknoloji ve yüksek katma değerli üretimde güçlü bir konuma ulaştığını belirten Baran, "Şehrimizin mevcut başarılarını taçlandırmak ve ticaret hacmimizi katlayarak artırmak adına iki önemli önerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlardan ilki Ankara'da bir Serbest Bölge kurulmasıdır. Savunma sanayi, ileri teknoloji, sağlık teknolojileri, yazılım ve yüksek katma değerli üretim alanlarında faaliyet gösteren firmalarımızın uluslararası rekabet gücünü artıracak bir serbest bölge, Ankara'nın ihracatına, istihdamına ve yatırım kapasitesine büyük katkı sağlayacaktır. Bu adım, ihracatçımızın rekabet gücünü artıracak, yabancı yatırımcıları şehrimize çekecek ve Ankara'yı uluslararası ticaret rotalarının merkezine yerleştirecektir. Ankara'nın lojistik üstünlüğü, üniversiteleri, teknokentleri ve sanayi altyapısı dikkate alındığında serbest bölge için Türkiye'deki en doğru adrestir" dedi. -ANKARA'YA OUTLET KÖYÜ İLE TURİZMDE YENİ BİR HİKAYE- Ankara'nın ekonomik gelişiminde turizmin de önemli bir başlık olduğuna işaret eden Baran, "2026 yılında Türk Dünyası Turizm Başkenti unvanını taşıyan Ankara artık turizmde de yeni bir hikâye yazmalıdır. Gordion'dan Aslanhane Camii'ne, Beypazarı'ndan Kızılcahamam'a, Ankara Kalesi'nden Cumhuriyet mirasına kadar çok güçlü değerlere sahibiz. Bunların yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin şehirde daha fazla zaman geçirmesini sağlayacak yeni çekim merkezlerine ihtiyacımız var. Bu noktada Avrupa'nın birçok ülkesinde başarıyla uygulanan Outlet Köyü'nün şehrimizde de kurulmasını öneriyoruz. Uluslararası standartlarda, geniş hacimli bir Outlet Köyü projesini hayata geçirmeliyiz. Bu proje hem markalarımızın katma değerini artıracak hem de kentimizi bir alışveriş ve ticaret destinasyonuna dönüştürerek istihdama büyük katkı sağlayacaktır" diye konuştu. TİCARET OTURUMUNDA EĞİTİM, VERGİ VE TARIM EKONOMİSİ MASAYA YATIRILDI Açılış konuşmalarının ardından program, Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Ticaret Oturumu" ile devam etti. Oturumda, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi, Özel Öğretim Derneği Genel Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça, TOBB Tarım Meclisi Başkanı, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı ve Ankara Ticaret Odası 5 No'lu Hayvansal Üretim Meslek Komitesi Meclis Üyesi Murat Ülkü Karakuş ile Ankara Ticaret Odası Mali Danışmanı, Yeminli Mali Müşavir Nazmi Karyağdı konuşmacı olarak yer aldı. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi, Özel Öğretim Derneği Genel Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Akça, ekonomik kalkınmanın temelinde eğitim, kültür ve nitelikli insan kaynağının bulunduğunu belirterek, Ankara'nın bu alanlardaki güçlü altyapısıyla öne çıktığını söyledi. Ankara'nın yaklaşık 6 milyonluk nüfusuyla Türkiye nüfusunun yüzde 6,8'ini oluşturmasına karşın ülke ekonomisinin yüzde 10,5'ini ürettiğini kaydeden Akça, kentte 21 üniversitede yaklaşık 363 bin öğrencinin eğitim gördüğünü ifade etti. Ankara'nın savunma sanayi, AR-GE merkezleri ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle bilgi ekonomisinde önemli bir merkez haline geldiğini belirten Akça, yüksek teknoloji ürünlerinin Ankara ihracatındaki payının yüzde 20 seviyesine ulaştığını, bunun Türkiye ortalamasının yaklaşık 7 katı olduğunu söyledi. Akça ayrıca, Ankara Ticaret Odası'nın son dört yılda hayata geçirdiği "Mesleki Eğitimde Ankara Modeli" kapsamında meslek liseleri ile iş dünyasını buluşturan, ahilik kültürünü de temel alan kapsamlı bir iş birliği modeli oluşturduklarını kaydetti. TOBB Tarım Meclisi Başkanı, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı ve Ankara Ticaret Odası 5 No'lu Hayvansal Üretim Meslek Komitesi Meclis Üyesi Murat Ülkü Karakuş ise Türkiye'de tarım-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kırsaldan büyükşehirlere göçün temel nedeninin ekonomik koşullar olduğunu ifade eden Karakuş, kırsalda yaşamın cazip hale getirilmesinin sürdürülebilir kalkınma açısından önem taşıdığını söyledi. Serbest piyasa ekonomisinin kurallarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini vurgulayan Karakuş, kamunun düzenleyici, destekleyici ve denetleyici rolünün güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Su kaynaklarının stratejik önem taşıdığını belirten Karakuş, Türkiye'nin tarım politikalarını su kaynaklarını merkeze alarak planlaması gerektiğini ifade etti. Gıda enflasyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karakuş, temel tarımsal ürünlerde üretici fiyat artışlarının enflasyonun altında kaldığını, asıl sorunun üretici ile tüketici arasındaki tedarik zincirinde oluşan maliyetlerden kaynaklandığını söyledi. Ankara Ticaret Odası Mali Danışmanı, Yeminli Mali Müşavir Nazmi Karyağdı da, Ankara'nın Türkiye ekonomisindeki güçlü konumuna dikkat çekerek, yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip kentin ülke nüfusunun yüzde 6,8'ini oluşturmasına rağmen Türkiye ekonomisine yüzde 10,5 katkı sağladığını söyledi. Ankara'nın vergi gelirlerinde İstanbul'un ardından yüzde 10 payla ikinci sırada yer aldığını belirten Karyağdı, kentte yaklaşık 1 milyon 987 bin kayıtlı çalışanın bulunduğunu, bunların yüzde 68'inin işçi, yüzde 22,9'unun memur olduğunu kaydetti. Türkiye'de yalnızca 10 ilin kamu harcamalarından daha fazla kamu geliri ürettiğini ifade eden Karyağdı, şehirlerin ekonomik olarak kendi kendine yeter hale gelmesinin önemine vurgu yaptı. Vergi sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karyağdı, kurumlar vergisinde tek oranlı yapıya geçilmesi, geçici vergi uygulamasının iki döneme indirilmesi, stopaj yükünün azaltılması ve vergi mevzuatının dijital ekonomiye uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Programın devamında Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ'ın moderatörlüğünde, Ankara Sanayi Odası Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Cansız, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Av. Doç. Dr. Duhan Kalkan ve ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Taymaz'ın katılımıyla "Sanayi Paneli" düzenlendi. ASO Genel Sekreteri Prof. Dr. Cansız, Ankara sanayisinin dönüşüm vizyonu, yüksek teknolojili üretime geçiş, nitelikli insan kaynağı ve Ar-Ge ile savunma sanayii ve sivil sektör etkileşimi konularında değerlendirmelerde bulundu. Ekonomi Gazetesi Ankara Haber Müdürü Hüseyin Gökçe'nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen Tarım ve Gıda Oturumu'nda ise Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Gülçubuk, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şahinöz ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Koç konuşmacı olarak yer aldı. Programda, OSTİM OSB Başkanı Orhan Aydın, Kamu İhale Kurumu Başkanı Hamdi Güleç, Ankara Defterdarı Yüksel Duman, Ankara YMM Odası Eşbaşkanı Yılmaz Sezer, Anadolu OSB Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Temel Aktay ve Halil İbrahim Yılmaz, Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Güçlü ile çok sayıda katılımcı da yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı Haber

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı

Uluslararası danışmanlık şirketi EY’ın hazırladığı Avrupa Çekicilik Araştırması’nın (European Attractiveness Survey) sonuçları açıklandı. Araştırma; Avrupa’nın küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen uluslararası yabancı yatırımcılar açısından önemli bir cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de yabancı yatırımlar %20 arttı Avrupa genelindeki düşüş eğilimine rağmen Türkiye, Polonya ve İspanya gibi ülkeler yatırım performanslarıyla dikkat çekti. Bir önceki yıl doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım projeleri %20 artarak dördüncü sıraya yükseldi ve proje sayısı 383 olarak gerçekleşti. Polonya’da bu oran %10, İspanya’da ise %7 olarak gerçekleşti. Araştırma, bu performansın arkasında; güçlü yetenek havuzları, mevcut iş hacmi, yatırım dostu uygulamalar, vergi teşvikleri, yerel yetkinlik geliştirme programları ve dijital altyapı yatırımlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’da yabancı yatırımı geriledi Araştırmaya göre; yabancı yatırımlar geçen yıla kıyasla Fransa’da %17, Birleşik Krallık’ta %14 ve Almanya’da %10 düşüş gösterdi. Fransa’da yaşanan siyasi belirsizlikler, Birleşik Krallık’ta ticari sürtüşmeler ve artan vergi yükleri, Almanya’da ise enerji maliyetleri ve Çin’den gelen talebin zayıflaması yatırımcı güvenini olumsuz etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı. Yabancı yatırımcıların Avrupa’ya ilgisi sürüyor Avrupa; zayıf ekonomik büyüme, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD ile yaşanan ticari gerilimler ve Ukrayna’daki gerilim ile Orta Doğu’daki anlaşmazlıkların devam eden etkileri nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Buna rağmen, 2025 yılında doğrudan yabancı yatırım projelerinde görülen sadece %7’lik düşüş, Avrupa’nın temel ekonomik ve kurumsal avantajlarının dirençli kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan Avrupa’da doğrudan yabancı yatırım projeleri kapsamında yaratılan istihdam sayısının %25 gerilediği görülüyor. Bu durum, yatırımcıların mevcut ekonomik ortamda daha seçici ve daha küçük ölçekli yatırımlara yöneldiğine işaret ediyor. Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji yatırımları yükselişte 2025 yılında Avrupa’da yapay zekâ odaklı doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %96 artış gösterdi. Bu projeler 14.000’in üzerinde yeni istihdam yaratarak bir önceki yıla göre %41 daha fazla istihdam sağladı. Savunma sektöründe doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %84 artarak yaklaşık 7.000 kişilik yeni istihdam yarattı. Yatırımlarda; hava sistemleri, insansız hava araçları, uzay teknolojileri, mühimmat, füze sistemleri ve kara savunma teknolojileri öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Düşük karbonlu enerji sektöründeki yatırımlar ise %25 artış gösterdi. Otomotiv, kimya ve sağlık yatırımları geriledi Yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlerde artış yaşanırken, Avrupa’nın geleneksel sanayi alanlarında düşüş gözlendi. Otomotiv sektöründeki yatırımlar %11, kimya sektöründeki yatırımlar %19 ve sağlık üretimi alanındaki yatırımlar ise %28 oranında geriledi. ABD ve Almanya kaynaklı yatırımlar yavaşlıyor 2019–2025 döneminde ABD ve Almanya’dan Avrupa’ya yapılan yatırımlar sırasıyla %38 ve %28 düştü. ABD’li şirketler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve yerel yatırımları teşvik eden politikalar nedeniyle Avrupa yatırımlarında daha temkinli davranırken, Alman şirketleri ise artan maliyetler, zayıflayan Çin talebi ve yoğunlaşan küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Yatırımcılar kısa vadede temkinli, uzun vadede ise iyimser Araştırmaya katılan şirketlerin %54’ü önümüzdeki bir yıl içerisinde Avrupa’da yeni faaliyet kurmayı veya mevcut faaliyetlerini genişletmeyi planlıyor. Katılımcıların %41’i jeopolitik gerilimler ve çatışmaları Avrupa’nın yatırım çekiciliği açısından en önemli risk olarak değerlendirirken; makroekonomik koşullar, ticaret engelleri ve artan regülasyon yükü de öne çıkan diğer risk unsurları arasında yer alıyor. Geçtiğimiz yıla göre regülasyon ve bürokratik karmaşıklığa ilişkin kaygıların yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, şirketler üzerindeki idari yükü azaltmaya yönelik kapsamlı sadeleştirme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa uzun vadeli yatırım çekiciliğini koruyor Araştırmaya katılan şirketlerin %60’ı Avrupa’nın önümüzdeki üç yıl içerisinde yatırım çekiciliğinin artacağını öngörüyor. Avrupa’nın geniş ve erişilebilir pazarı, güçlü altyapısı, sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, inovasyon kapasitesi ve yüksek nitelikli iş gücü yatırımcıların en çok önem verdiği avantajlar arasında yer alıyor. Katılımcılar aynı zamanda Avrupa’nın rekabetçilik ve verimlilik alanlarında ihtiyaç duyduğu dönüşümü gerçekleştirebileceğine de inanıyor. Şirketlerin %52’si Avrupa’nın yatırım ortamını güçlendirecek stratejik kararları hayata geçireceğini düşünürken, yalnızca %21’i bu konuda olumsuz görüş bildiriyor. Avrupa’nın planlarını uygulamaya dönüştürmesi gerekiyor Araştırma kapsamında görüşülen 500 yatırım lideri, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha güçlü şekilde desteklenmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması ve stratejik sektörlere yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte yatırımcılar, vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi, dijital inovasyonun hızlandırılması ve rekabetçiliği artıracak politikaların kararlılıkla uygulanmasının Avrupa’nın uzun vadeli yatırım çekiciliğini daha da güçlendireceği görüşünü paylaşıyor. EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy araştırmayla ilgili şunları söyledi: “EY Avrupa Çekicilik Araştırmamızın sonuçları; jeopolitik dalgalanmaların, ticarette artan kısıtlamaların ve ekonomik belirsizliklerin küresel yatırım ortamını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Avrupa’nın, yabancı yatırımlar açısından dayanıklılığını koruyan ve yatırımcılar için cazibesini sürdüren bir merkez olmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’de oldukça iyi bir ivme kaydetmiş durumda. 2024 yılı sonuçlarında doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye, 2025 yılında dördüncü sıraya yükselerek doğrudan yabancı yatırım projelerini %20 artırdı ve toplam proje sayısını 383’e çıkardı. Araştırmamızdan yatırımların giderek daha seçici hale geldiğini; yapay zekâ, savunma ve enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip stratejik alanlara ve güçlü yetkinlik ekosistemlerine sahip şehir ve bölgelere yöneldiğini gözlemliyoruz. Araştırmanın, yatırım kararlarında artık tek bir belirleyici unsurun olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Teknolojik dönüşüm, insan kaynağına erişim, regülasyonlar, jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri, ham madde ve tedarik zinciri dinamikleri gibi birçok unsur eş zamanlı olarak yatırım stratejilerini etkiliyor. Bu nedenle şirketler için asıl rekabet avantajı, değişimi öngörebilme ve yatırımlarını doğru zamanda, doğru sektöre ve doğru coğrafyalara yönlendirebilme yetkinliğinde yatıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mühendisliğinde Yeni Dönem: DOF Robotics İnsansı Robot Üretimi İçin Dev Yatırımı Duyurdu Haber

Türk Mühendisliğinde Yeni Dönem: DOF Robotics İnsansı Robot Üretimi İçin Dev Yatırımı Duyurdu

ürkiye'nin teknoloji ve robotik alanındaki yükselişi yeni bir yatırımla daha güç kazanıyor. Robotik sistemler, yapay zeka destekli teknolojiler ve sürükleyici deneyim çözümleri geliştiren DOF Robotics, Türkiye'nin ilk entegre hizmet robotları ve insansı robot üretim tesisini kurmaya hazırlanıyor. Şirket tarafından duyurulan yatırım planı, yalnızca üretim kapasitesinin artırılmasını değil, aynı zamanda Türkiye'nin küresel teknoloji ekosistemindeki konumunun güçlendirilmesini de hedefliyor. İstanbul Arnavutköy'de bulunan Kuzey Marmara Özel Endüstri Bölgesi'nde hayata geçirilecek DOF TECH fabrikası, robot teknolojileri alanında Türkiye'nin bugüne kadar attığı en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Yapay zeka, otomasyon ve robotik sistemler alanındaki bilgi birikiminin üretim gücüyle buluşacağı tesis, yerli mühendislik kabiliyetlerinin uluslararası pazarlara taşınmasında kritik rol üstlenecek. DOF Robotics'ten Türkiye'nin Teknoloji Geleceğine Stratejik Hamle Son yıllarda küresel ölçekte dikkat çeken projelere imza atan DOF Robotics, eğlence teknolojileri ve robotik sistemler alanındaki tecrübesini üretim tarafına taşıyor. Marvel Studios, Angry Birds, Monster Jam, Transformers ve Smurfs gibi dünya çapında tanınan markalarla iş birlikleri gerçekleştiren şirket, şimdi odağını daha büyük bir hedefe yöneltiyor. Kurulacak yeni tesisle birlikte şirketin mevcut üretim alanının dört kat büyütülmesi planlanıyor. Yaklaşık 25 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilecek DOF TECH fabrikası, araştırma ve geliştirmeden son ürün testlerine kadar tüm süreçlerin tek merkezde yürütüldüğü entegre bir teknoloji üssü olarak faaliyet gösterecek. İnsansı Robot Üretimi İçin İlk Adım Atılıyor Teknoloji dünyasında son dönemin en dikkat çeken alanlarından biri olan insansı robot üretimi, DOF Robotics'in gelecek vizyonunun merkezinde yer alıyor. Şirket, uzun yıllardır sürdürdüğü Ar-Ge çalışmalarını yeni fabrikada somut ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor. DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, insansı robot projelerinin geliştirme ve prototip aşamalarının yeni tesiste yürütüleceğini açıklarken, ilerleyen dönemlerde seri üretime geçilmesinin de planlandığını belirtti. Bu hedef doğrultusunda geliştirilecek ürünlerin, "Made in Türkiye" imzasıyla dünya pazarlarında yer alması amaçlanıyor. Uzmanlar, Türkiye'de insansı robot geliştirme çalışmalarının üretim aşamasına taşınmasının teknoloji sektörü açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğine dikkat çekiyor. Yapay Zeka ve Otonom Sistemler Fabrikanın Temelini Oluşturacak DOF Robotics'in son yıllarda yoğunlaştığı alanların başında AGV olarak bilinen otomatik yönlendirmeli araçlar, otonom mobil robotlar ve yapay zeka destekli hizmet robotları geliyor. Şirketin bu alanlarda elde ettiği deneyim, insansı robot teknolojilerine geçiş sürecinin temel yapı taşlarından biri olarak görülüyor. Yeni tesis içerisinde yazılım geliştirme, yapay zeka entegrasyonu, otomasyon sistemleri, elektronik üretim süreçleri ve robotik mühendislik faaliyetleri birlikte yürütülecek. Böylece ürün geliştirme sürecinde dışa bağımlılığın azaltılması ve daha hızlı inovasyon yapılması hedefleniyor. Küresel Robot Pazarı Hızla Büyüyor Dünya genelinde robot teknolojilerine olan ilgi her geçen yıl artıyor. Özellikle hizmet robotları pazarı, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşıyor. Sektör analizlerine göre küresel hizmet robotları pazarının önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde büyüyerek milyarlarca dolarlık hacme ulaşması bekleniyor. Bu büyüme trendi, üretim altyapısına yatırım yapan şirketler için önemli fırsatlar sunuyor. DOF Robotics'in gerçekleştirdiği yatırımın da şirketi küresel rekabette daha güçlü bir konuma taşıması hedefleniyor. Kuzey Marmara Bölgesi Teknoloji Üssüne Dönüşüyor DOF TECH'in kurulacağı Kuzey Marmara Özel Endüstri Bölgesi, sahip olduğu lojistik avantajlarla dikkat çekiyor. İstanbul Havalimanı'na yakınlığı, otoyol bağlantıları ve liman erişimi sayesinde bölge, yüksek teknoloji yatırımları için önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin bölgedeki sanayi kooperatifine ortak olması ise yalnızca mevcut yatırımın değil, gelecekte planlanan büyüme projelerinin de işareti olarak değerlendiriliyor. Bu stratejik adım, üretim kapasitesinin artırılması ve yeni teknoloji yatırımlarının hayata geçirilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Türkiye Robot Teknolojilerinde Yeni Bir Eşiğe Yaklaşıyor Küresel ölçekte yapay zeka ve robot teknolojileri rekabetinin hız kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu yatırım, Türkiye'nin yüksek teknoloji üretim kapasitesini artırma hedefleriyle de örtüşüyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirilecek hizmet robotları ve insansı robot projeleri, hem teknoloji ihracatına katkı sağlayacak hem de Türkiye'nin inovasyon ekosistemini güçlendirecek. DOF Robotics'in hayata geçireceği yeni tesis, yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Türkiye'nin robotik ve yapay zeka alanındaki gelecek vizyonunu temsil eden önemli bir teknoloji üssü olarak görülüyor.

Kurumsal Liderlik Hikayeleri Neden Etkili? Haber

Kurumsal Liderlik Hikayeleri Neden Etkili?

Bir şirketin bilançosu güçlü olabilir, yatırımı artabilir, yeni pazarlara açılabilir. Yine de kamuoyu, çalışanlar ve iş ortakları çoğu zaman rakamlardan önce liderin tutumuna bakar. Bu nedenle kurumsal liderlik hikayeleri, yalnızca bir iletişim malzemesi değil, kurumun güven üretme biçiminin görünür yüzüdür. Özellikle belirsizliğin yükseldiği dönemlerde yönetici profili, şirketin yön duygusunu temsil eder. Bir CEO'nun kriz anındaki dili, bir genel müdürün dönüşüm kararlarını nasıl açıkladığı ya da bir kurucu liderin kurumsallaşma sürecinde hangi ilkelere yaslandığı, markanın dışarıdaki algısını doğrudan etkiler. Kurumsal dünyada hikaye anlatımı bu yüzden romantik bir yan unsur değil, stratejik bir çerçevedir. Kurumsal liderlik hikayeleri neden bu kadar önemli? Kurumsal yapılar büyüdükçe karar alma süreçleri karmaşıklaşır. Bu karmaşıklık içinde paydaşların görmek istediği şey, yalnızca sonuç değil; sonuca hangi liderlik yaklaşımıyla gidildiğidir. Çünkü yatırımcı için öngörülebilirlik, çalışan için güven, müşteri için istikrar ve kamuoyu için kurumsal sorumluluk büyük ölçüde liderlik pratiği üzerinden okunur. İyi kurgulanmış liderlik hikayeleri, kurumun ne yaptığı kadar nasıl düşündüğünü de gösterir. Bir enerji şirketi sadece kapasite artışıyla değil, dönüşümünü hangi yönetim anlayışıyla yönettiğiyle dikkat çeker. Bir savunma sanayi şirketi yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, teknoloji geliştirme kültürünü hangi liderlik ilkeleriyle inşa ettiğiyle öne çıkar. Bir lojistik oyuncusu ise sadece operasyonel ölçeğiyle değil, kriz anında karar alma hızını kimin ve nasıl yönettiğiyle değerlendirilir. Burada kritik nokta şudur: Hikaye, başarıyı süslemek için değil, başarıyı anlamlandırmak için vardır. Bu ayrım yapılmadığında içerik hızla kurumsal övgü metnine dönüşür ve etkisini kaybeder. Güçlü bir liderlik anlatısının temel unsurları Etkili kurumsal liderlik hikayeleri çoğu zaman tek bir parlak başarı cümlesine dayanmaz. Aksine, süreklilik gösteren birkaç güçlü eksen etrafında şekillenir. İlk eksen bağlamdır. Lider hangi dönemde, hangi zorlukların ortasında ve hangi kurumsal ihtiyaçla öne çıktı? Bağlam yoksa hikaye havada kalır. İkinci eksen karardır. Gerçek liderlik, unvanın kendisinden çok alınan kararların niteliğinde görünür. Dijital dönüşüm yatırımı, ihracat stratejisinde yön değişikliği, üretim modelinde verimlilik odaklı revizyon ya da sürdürülebilirlik taahhüdünün operasyonlara yansıtılması gibi somut kararlar anlatının omurgasını oluşturur. Üçüncü eksen sonuçtur. Ancak burada sadece büyüme, karlılık ya da pazar payı gibi klasik metrikler yeterli değildir. Çalışan bağlılığı, kadın liderliğinin güçlenmesi, inovasyon kapasitesinin artması, tedarik zincirinin dayanıklılığı ya da kurumun krizlere karşı refleks kazanması da sonuç başlığı içinde değerlendirilmelidir. Dördüncü eksen ise insani ölçektir. Kurumsal liderlik anlatıları tamamen teknik verilerden oluştuğunda profesyonel görünür ama akılda kalmaz. Tam tersine yalnızca kişisel ilham vurgusuna yaslandığında da iş dünyası için yetersiz kalır. En etkili metinler, stratejik akılla insan etkisini dengede tutanlardır. Hikaye ile PR metni arasındaki fark Kurumsal iletişim ekiplerinin en sık karşılaştığı sorunlardan biri, liderlik içeriğinin haber değeriyle kurumsal tanıtım arasında sıkışmasıdır. Eğer metin yalnızca övgü cümlelerinden oluşuyorsa okuyucu bunu hızla fark eder. Özellikle iş dünyası okuru, somut dayanak arar. Gerçek bir liderlik hikayesi, kusursuzluk iddiası taşımaz. Dönemsel baskıları, alınan riskleri, ertelenen kararları ve yön değişikliklerini dışlamaz. Elbette her detay kamusal içerikte yer almaz; ancak anlatının inandırıcı olması için ölçülü bir gerçeklik hissi gerekir. Bu, itibarı zayıflatmaz. Aksine, kurumu daha güvenilir kılar. Hangi sektörlerde daha fazla karşılık buluyor? Aslında tüm sektörlerde liderlik anlatısına ihtiyaç var. Ancak bazı alanlarda bu ihtiyaç daha görünür hale geliyor. Savunma, enerji, yapay zeka, tarım teknolojileri, sanayi üretimi ve lojistik gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde liderliğin yön tayin etme rolü çok daha belirgin. Örneğin yapay zeka yatırımı açıklayan bir şirket için asıl soru sadece hangi teknolojinin kullanılacağı değildir. Kurum bu değişimi hangi yetkinlik planıyla yönetecek, mevcut çalışan yapısını nasıl dönüştürecek ve veri güvenliği konusunda nasıl bir ilke seti oluşturacak? İşte liderlik hikayesi tam bu noktada devreye girer. Aynı durum sürdürülebilirlik için de geçerlidir. Karbon azaltımı hedefi açıklamak tek başına yeterli değildir. Bu hedefin yönetim kurulunda nasıl ele alındığı, operasyonel kararlarla nasıl birleştiği ve kurum kültürüne nasıl aktarıldığı anlatılmadığında söylem ile uygulama arasında boşluk oluşur. Kurumsal liderlik hikayeleri nasıl inşa edilir? Bu sorunun tek bir reçetesi yok. Şirketin ölçeği, sektörü, liderlik modeli ve iletişim hedefi sonuca doğrudan etki eder. Yine de bazı ilkeler hemen her kurum için geçerlidir. İlk olarak lideri şirketten bağımsız bir kahraman gibi konumlandırmamak gerekir. Kurumsal liderlik hikayeleri, bireysel başarı ile kurumsal kapasite arasında denge kurmalıdır. Çok kişiselleştirilmiş anlatılar kısa vadede dikkat çekebilir; ancak kurumun kolektif gücünü gölgelediğinde ters etki yaratır. İkinci olarak anlatı tek bir röportaja sıkıştırılmamalıdır. Yönetici söyleşileri değerli olsa da tek başına yeterli değildir. Haber akışı, saha örnekleri, ekip katkıları, dönemsel gelişmeler ve ölçülebilir çıktılarla desteklenen çok katmanlı bir kurgu daha güçlü sonuç verir. Bu nedenle medya platformları açısından da liderlik içeriklerinin farklı formatlara uygun üretilmesi önem taşır. Üçüncü olarak zamanlama doğru seçilmelidir. Yeni atama dönemleri, birleşme ve satın alma süreçleri, yatırım kararları, ihracat hamleleri, teknoloji dönüşümleri ve kriz sonrası toparlanma evreleri liderlik hikayeleri için yüksek etkili momentlerdir. Nedensiz bir görünürlük arayışı yerine gelişmeyle uyumlu bir yayın planı daha inandırıcı olur. İçerikte hangi soruların yanıtı olmalı? İyi bir liderlik anlatısı şu sorulara açık cevap verir: Bu lider hangi problemi çözmeye çalıştı? Hangi önceliği değiştirdi? Kurum içinde neyi dönüştürdü? Kararın sahaya etkisi ne oldu? Paydaşlar bu değişimi nasıl hissetti? Bu soruların hiçbirine net cevap veremeyen içerikler, çoğu zaman güçlü başlık taşısa da zayıf etki üretir. Özellikle editoryal mecralarda yayımlanacak metinlerde, haber değeri ile itibar yönetimi arasındaki çizgi dikkatle korunmalıdır. Kurumlar neden bazen yanlış anlatı kuruyor? En yaygın hata, başarıyı yalnızca sonuç odaklı anlatmaktır. Oysa sonuç tek başına ikna edici değildir. İkinci hata, lideri aşırı idealize etmektir. Okur, kurumların zorluk yaşamadan büyüdüğüne inanmaz. Üçüncü hata ise teknik dönüşümü insan boyutundan koparmaktır. Özellikle sanayi, enerji ve teknoloji şirketlerinde bu sorun sık görülür. Bir başka problem de liderlik hikayesini sadece üst düzey yönetimle sınırlamaktır. Oysa yeni nesil kurumsal yapılarda liderlik, farklı katmanlarda görünür hale geliyor. Bölge yöneticileri, fabrika liderleri, Ar-Ge ekiplerinin başındaki isimler ya da kadın yöneticilerin dönüşümde üstlendiği roller de güçlü anlatı alanları oluşturuyor. Bu yaklaşım, kurumun liderlik kapasitesini daha gerçekçi gösteriyor. Medya değeri açısından neden öne çıkıyor? İş dünyası yayıncılığında okuyucu, yalnızca şirket haberi değil, karar verici perspektifi de görmek istiyor. Bu nedenle liderlik odaklı içerikler; ekonomi, sektör, yatırım, inovasyon ve istihdam başlıklarıyla kolayca kesişiyor. Kurum açısından itibar üretirken, yayıncı açısından da okunabilir ve yeniden kullanılabilir bir içerik zemini sunuyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel ve kurumsal odağı güçlü yayın platformlarında bu tür içeriklerin öne çıkmasının nedeni de burada yatıyor. İyi hazırlanmış bir liderlik hikayesi, yalnızca yöneticiyi görünür kılmaz; aynı zamanda şirketin bulunduğu sektörün yönünü, risklerini ve fırsatlarını da daha anlaşılır hale getirir. Gelecekte hangi liderlik hikayeleri daha çok dikkat çekecek? Önümüzdeki dönemde en fazla karşılık bulacak anlatılar, sadece büyümeyi değil dönüşüm kapasitesini gösterebilenler olacak. Yapay zeka uyumu, yeşil dönüşüm, tedarik zinciri dayanıklılığı, kadın liderliğinin kurumsal yapılarda artışı ve çok kuşaklı iş gücünün yönetimi öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Buna karşılık her dönüşüm anlatısı aynı etkiyi üretmeyecek. Çünkü piyasada iddia çok, kanıt az. Bu nedenle veriyle desteklenen, operasyonel örnek sunan ve kurumsal sonuçla toplumsal etkiyi birlikte ele alan içerikler daha fazla güven toplayacak. Kısacası görünür olan değil, temellendirilebilen hikaye öne çıkacak. Kurumsal liderlik hikayeleri doğru kurulduğunda, bir yöneticinin profilinden daha fazlasını anlatır. Kurumun karar alma kalitesini, kriz refleksini, gelecek iddiasını ve paydaşlarına verdiği sözü görünür hale getirir. Tam da bu yüzden, iyi bir liderlik anlatısı bir iletişim çalışması olmaktan çıkar ve kurumsal stratejinin kamuya açık yüzüne dönüşür. Bugün asıl farkı yaratan da budur: konuşan lider değil, söylediklerini kurum ölçeğinde doğrulayabilen liderlik modeli.

B2B Medya Ortaklığı Rehberi: Doğru Model Haber

B2B Medya Ortaklığı Rehberi: Doğru Model

Bir kurumun mesajı doğru mecrada yer almadığında sorun çoğu zaman içerikte değil, dağıtım mimarisindedir. B2B medya ortaklığı rehberi tam da bu noktada devreye girer. Çünkü kurumsal görünürlük, yalnızca haber çıkmakla değil, doğru yayıncılarla kurulan sürdürülebilir ilişki ağıyla değer üretir. Bugün birçok şirket, medya iş birliklerini hâlâ kampanya mantığıyla ele alıyor. Oysa B2B tarafta ihtiyaç daha farklıdır. Burada amaç tek seferlik erişim değil, güvenilir görünürlük, sektörel konumlanma ve karar vericilere düzenli temas sağlamaktır. Bu nedenle medya ortaklığı, iletişim ekipleri için yalnızca bir dağıtım kanalı değil, stratejik bir büyüme alanıdır. B2B medya ortaklığı rehberi neden gündemde? B2B iletişimde satın alma kararları kısa sürede verilmez. İtibar, tekrar eden görünürlük, uzmanlık algısı ve sektörel güven zaman içinde inşa edilir. Medya ortaklığı bu süreci hızlandırmazsa bile istikrarlı hale getirir. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik, tarım ve yapay zeka gibi uzmanlık isteyen alanlarda doğru mecrada görünmek, genel erişimden daha yüksek etki yaratır. Bir başka neden de içerik ekonomisinin değişmesidir. Markalar artık yalnızca reklam alanı satın almıyor. Haber değeri taşıyan kurumsal gelişmeleri, yönetici görüşlerini, sektör analizlerini ve etkinlik içeriklerini daha esnek modellerle yayınlatmak istiyor. Yayıncılar da bu talebe, yeniden kullanılabilir içerik, çoklu format ve dikey uzmanlıkla yanıt veriyor. Burada kritik fark şudur: Her görünürlük medya ortaklığı değildir. Basın bülteni göndermek başka, editoryal uyumlu, hedef odaklı ve ölçülebilir bir ortaklık kurmak başkadır. B2B medya ortaklığı nedir? B2B medya ortaklığı, bir kurum ile bir yayıncı veya içerik dağıtım ağı arasında kurulan, karşılıklı değer üretimine dayalı iş birliğidir. Amaç yalnızca haber yayımlatmak değil, içerik akışını, marka görünürlüğünü, uzmanlık konumlamasını ve gerektiğinde sektörel erişimi planlı biçimde yönetmektir. Bu ortaklık farklı yapılarda kurulabilir. Bazı modellerde kurum düzenli haber akışı sağlar, yayıncı bunu kendi editoryal çerçevesinde işler. Bazı modellerde röportajlar, özel dosyalar, video içerikler veya foto galeri destekli yayınlar devreye girer. Daha gelişmiş yapılarda ise çok dilli içerik, sektörel mikro sayfalar ya da etkinlik temelli yayın paketleri gündeme gelir. Buradaki temel soru şudur: Bu ortaklık hangi iş sonucuna hizmet ediyor? Eğer amaç sadece kısa vadeli görünürlükse, kurulan model de kısa ömürlü olur. Eğer amaç pazar güveni, yatırımcı ilgisi, sektörel bilinirlik veya liderlik algısıysa, ortaklığın tasarımı da buna göre değişir. Doğru medya partneri nasıl seçilir? Yanlış eşleşme, en iyi içeriği bile etkisiz hale getirebilir. Bu yüzden partner seçiminde ilk bakılacak unsur trafik hacmi değil, hedef kitle örtüşmesidir. Bir yayın çok okunuyor olabilir, ancak sizin ulaşmak istediğiniz paydaşlar o mecrada değilse yatırım verimsiz kalır. İkinci unsur editoryal uyumdur. Kurumunuz savunma sanayi, sürdürülebilirlik, finansman, üretim teknolojileri veya yapay zeka gibi alanlarda faaliyet gösteriyorsa, bu başlıklarda gerçekten yayın disiplini olan mecralar öne çıkar. Sektörü bilen editoryal yapı, içeriği yalnızca yayımlamaz, anlamlandırır. Üçüncü unsur format yetkinliğidir. Sadece metin tabanlı yayın yapan bir mecra bazı kurumlar için yeterli olabilir. Ancak yönetici görünürlüğü, etkinlik sonrası içerik çoğaltma, çok dilli erişim veya görsel destek gerekiyorsa, daha geniş üretim kabiliyeti olan partnerler tercih edilmelidir. Son olarak operasyonel güvenilirlik gelir. İçerik akışı ne kadar hızlı işleniyor, yayın standardı korunuyor mu, kurumsal dil bozulmadan editoryal düzenleme yapılabiliyor mu? Bu sorular, özellikle düzenli içerik üretimi yapan kurumlar için belirleyicidir. Hangi ortaklık modeli daha verimli? Tek bir doğru model yok. B2B medya ortaklığında verim, kurumun iletişim ritmine ve sektörel önceliklerine göre değişir. Düzenli haber akışı olan şirketler için sürdürülebilir içerik ortaklığı daha işlevseldir. Yeni yatırım, yönetici ataması, fabrika açılışı, ihracat başarısı, ürün lansmanı veya Ar-Ge gelişmesi gibi başlıklar yıl boyunca yayılıyorsa, parça parça görünürlük yerine sürekli yayın modeli daha güçlü sonuç verir. Daha sınırlı ama yüksek etkili ajandası olan kurumlarda özel dosya veya röportaj odaklı model daha uygun olabilir. Burada az sayıda içerik üretilir, ancak her biri daha güçlü konumlanma hedefler. Özellikle kurumsal dönüşüm, sektör liderliği veya yeni pazar açılımı gibi anlatılar için bu yaklaşım etkilidir. Etkinlik merkezli şirketlerde ise hibrit model öne çıkar. Etkinlik öncesi duyuru, etkinlik günü sıcak haber, etkinlik sonrası değerlendirme, yönetici görüşleri ve görsel içerikler birlikte planlanır. Böylece tek bir günün iletişimi daha uzun bir etki alanına taşınır. B2B medya ortaklığı rehberinde içerik kalitesi neden belirleyici? Kurumsal ekipler çoğu zaman dağıtımı öne çıkarır, oysa kalitesiz içerik iyi dağıtılsa bile düşük etki bırakır. B2B okur, genel tüketiciye göre daha seçicidir. Başlığın iddiasını, verinin güvenilirliğini ve haberin iş değeri taşıyıp taşımadığını hızlıca test eder. Bu nedenle ortaklık kapsamında üretilen içeriklerin reklam metni gibi görünmemesi gerekir. Haber değeri, sektörel bağlam ve net bir gelişme unsuru taşıyan içerikler daha güçlü sonuç verir. Yönetici görüşleri de aynı şekilde slogandan arındırılmalı, piyasaya veya sektöre dair somut içgörü sunmalıdır. İyi bir medya partneri burada fark yaratır. İçeriği sadece yayımlayan değil, haber diline taşıyan, sektörel çerçeveye oturtan ve yeniden kullanılabilir hale getiren yapı, ortaklığın gerçek değerini artırır. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve yeniden yayına uygun içerik modeli sunan yapılar, özellikle dijital yayıncılar açısından bu noktada ayrı bir operasyonel avantaj sağlayabilir. Başarı nasıl ölçülmeli? B2B medya ortaklığının performansını sadece görüntülenme sayısıyla değerlendirmek eksik olur. Erişim önemlidir, ancak tek başına anlam taşımaz. Asıl mesele, görünürlüğün hangi iş sonuçlarını desteklediğidir. Kurumsal iletişim ekipleri için ölçüm çerçevesi üç katmanda kurulmalıdır. İlk katmanda yayın sayısı, kategori uyumu, içerik ömrü ve tekrar görünürlük bulunur. İkinci katmanda yönetici görünürlüğü, marka anımsanırlığı, sektörel konumlanma ve medya alıntılanma etkisi yer alır. Üçüncü katmanda ise daha ticari göstergeler devreye girer. Yeni iş görüşmeleri, yatırımcı ilgisi, etkinlik başvuruları, bayi veya distribütör temasları gibi sonuçlar burada takip edilir. Bazı sektörlerde etki doğrudan ölçülmez. Savunma, enerji veya kamu bağlantılı alanlarda medya görünürlüğü daha çok güven ve kurumsal ciddiyet inşasına hizmet eder. Bu durumda kısa vadeli dönüşüm beklentisi gerçekçi olmayabilir. Yine de düzenli ve kaliteli görünürlük, zaman içinde karar verici çevrelerde tanınırlık üretir. En sık yapılan hatalar B2B medya ortaklığında en yaygın hata, her mecrayı eşit görmek. Oysa uzmanlık yayıncılığı ile genel haber akışı aynı etkiyi üretmez. İkinci hata, yalnızca kampanya dönemlerinde görünür olmaya çalışmak. Bu yaklaşım, kurumun sektörel hafızada kalmasını zorlaştırır. Bir diğer sorun da içerik çeşitliliğinin ihmal edilmesidir. Sürekli aynı formatta basın bülteni paylaşan markalar zamanla görünürlükten çok tekrar hissi yaratır. Röportaj, görüş yazısı, veri temelli analiz, etkinlik haberi ve görsel destekli içeriklerin dengeli kullanılması gerekir. Son hata ise editoryal gerçekliği göz ardı etmektir. Her kurum kendi gündemini kritik görebilir, ancak medya tarafı bunu okur değeri üzerinden değerlendirir. İş birliğinin sağlıklı ilerlemesi için içerik tarafında bu dengeye saygı göstermek gerekir. Daha sürdürülebilir bir medya ilişkisi nasıl kurulur? Sürdürülebilirlik, sıklık kadar tutarlılıkla ilgilidir. Kurumun hangi başlıklarda konuşacağı, hangi sözcüleri öne çıkaracağı ve hangi sektör ajandasına düzenli katkı sunacağı netleşmelidir. Bu çerçeve oluşmadan yapılan iş birlikleri dağınık kalır. Ayrıca medya partnerine sadece yayın alanı gibi değil, stratejik bir iletişim ortağı gibi yaklaşmak gerekir. Hangi içeriklerin karşılık bulduğunu, hangi başlıkların zayıf kaldığını ve hangi formatların daha çok yankı ürettiğini birlikte değerlendiren kurumlar zamanla daha güçlü sonuç alır. B2B tarafta güven, görünürlükten daha kıymetlidir. Bu yüzden iyi kurulmuş bir medya ortaklığı, yalnızca bugünün haber ihtiyacını karşılamaz. Kurumu sektör içinde okunur, takip edilir ve referans verilir hale getirir. Doğru model seçildiğinde medya ortaklığı bir iletişim kalemi olmaktan çıkar, kurumsal konumlanmanın çalışan bir parçasına dönüşür. Kısa vadeli gürültü yerine uzun vadeli etki arayan kurumlar için asıl soru şudur: Nerede görünelim değil, kimlerle birlikte görünürlük inşa edelim?

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir? Haber

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir?

Bir ülkenin savunma kapasitesi yalnızca envanterdeki platformlarla ölçülmez. O kapasitenin nasıl geliştiği, hangi teknolojilere yöneldiği, hangi şirketlerin hangi kabiliyetleri kazandığı ve hangi ihracat hamlelerinin devreye alındığı da en az sonuçlar kadar belirleyicidir. Tam da bu yüzden savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusu, sadece askeri çevrelerin değil; yatırımcıların, tedarik zinciri aktörlerinin, medya profesyonellerinin ve kamuoyu yöneticilerinin de gündeminde yer alır. Savunma sanayi, ekonomi, teknoloji ve dış politika arasında duran özel bir alandır. Bir yeni üretim hattı haberi, sıradan bir şirket duyurusu gibi görünse de arka planında yerlileşme, ithalat bağımlılığı, istihdam, ihracat geliri ve stratejik özerklik gibi başlıklar bulunur. Bu nedenle savunma alanındaki haber akışı, yalnızca bilgi vermekle kalmaz; piyasanın ve kurumların karar alma çerçevesini de etkiler. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir? Bu sorunun ilk yanıtı, savunma sanayinin artık dar bir uzmanlık alanı olmamasıdır. Günümüzde insansız sistemlerden yapay zekaya, elektronik harpten siber güvenliğe kadar uzanan geniş bir ekosistem söz konusudur. Bu ekosistemde yaşanan her gelişme, birden fazla sektörü aynı anda etkiler. Örneğin bir motor geliştirme programındaki ilerleme, sadece savunma tarafında bir teknik başarı anlamına gelmez. Aynı zamanda metalürji, hassas üretim, yazılım, test altyapısı ve nitelikli insan kaynağı açısından da kapasite artışı demektir. Haberin değeri burada başlar. Çünkü doğru okunan savunma sanayi haberleri, ekonomide hangi alanların büyüdüğünü ve hangi alanlarda yeni fırsatların oluştuğunu gösterir. İkinci önemli nokta, haberin stratejik farkındalık üretmesidir. Savunma projeleri çoğu zaman uzun solukludur ve kamuoyunda etkisi ancak yıllar sonra görünür hale gelir. Oysa düzenli ve nitelikli haber takibi, bu projelerin sadece nihai teslimat anında değil, geliştirme ve olgunlaşma aşamalarında da anlaşılmasını sağlar. Bu da özellikle karar verici pozisyondaki profesyoneller için kritik bir avantajdır. Güvenlikten ekonomiye uzanan etkisi Savunma sanayine ilişkin haberler çoğu zaman güvenlik boyutuyla ele alınır. Bu doğal bir yaklaşım, ancak eksiktir. Çünkü savunma projeleri aynı zamanda ciddi bir ekonomik ölçek üretir. Yüksek katma değerli üretim, ihracat sözleşmeleri, alt yüklenici ağları ve Ar-Ge yatırımları doğrudan ekonomik etki yaratır. Bir hava platformunun teslimatı ya da bir mühimmat sisteminin seri üretime geçmesi, kamuoyunda çoğu zaman teknik bir gelişme olarak yer bulur. Oysa iş dünyası açısından asıl soru şudur: Bu gelişme hangi tedarik zincirini harekete geçirdi, hangi yerli üreticiye yeni kabiliyet kazandırdı, hangi pazarlarda rekabet gücü oluşturdu? Savunma haberlerinin önemi, tam da bu dönüşümü görünür kılmasından gelir. Bu noktada ihracat haberleri ayrıca öne çıkar. Bir ülkeye yapılan satış, yalnızca gelir kalemi değildir. Diplomatik ilişki, bakım-idame kapasitesi, eğitim hizmeti, teknoloji güveni ve uzun vadeli iş ortaklığı anlamına da gelir. Dolayısıyla savunma sanayi haberleri, dış ticaret ve jeoekonomi perspektifinden de okunmalıdır. Yatırımcılar ve iş dünyası için neden kritik? Profesyonel okur açısından savunma haberi, yalnızca sektör merakıyla takip edilen bir içerik değildir. Birçok şirket için bu haberler, yeni iş alanlarının habercisidir. Kompozit malzeme, elektronik bileşen, yazılım, sensör teknolojisi, batarya sistemleri veya test altyapısı gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar için savunma projeleri yeni pazar kapıları açabilir. Burada önemli olan, haberin başlığından öte içeriğindeki sinyalleri görebilmektir. Hangi platformun yerlilik oranı artıyor, hangi alt sistemde dışa bağımlılık azaltılmak isteniyor, hangi program seri üretim eşiğine geldi? Bu sorulara verilen yanıtlar, tedarikçi firmalar için somut iş geliştirme verisi sunar. Aynı şekilde yatırım çevreleri de savunma haberlerini yakından izler. Ancak bu alanda tek bir olumlu haberle büyük çıkarımlar yapmak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Savunma sanayi, yüksek potansiyel kadar yüksek zaman maliyeti ve regülasyon yoğunluğu da taşır. Bu nedenle haberlerin bağlam içinde okunması gerekir. Teknoloji yönünü anlamanın en hızlı yollarından biri Savunma sektörü, yeni teknolojilerin erken kullanım alanlarından biridir. Otonom sistemler, görüntü işleme, karar destek yazılımları, siber savunma, mikroelektronik ve haberleşme altyapıları gibi başlıklar önce savunma ihtiyaçlarıyla ivme kazanabilir. Sonrasında ise sivil kullanıma yayılabilir. Bu yüzden savunma alanındaki haber akışı, teknoloji trendlerini anlamak için güçlü bir göstergedir. Bir radar modernizasyonu haberi ya da bir elektronik harp çözümüne ilişkin açıklama, aslında veri işleme kapasitesinden yarı iletken ihtiyacına kadar uzanan daha geniş bir resim sunar. Kurumlar açısından bu, sadece savunma teknolojisini değil, geleceğin sanayi yönünü de okumak anlamına gelir. Savunma haberlerinin değerli olmasının bir başka nedeni de teknolojik olgunluk düzeyini göstermesidir. Prototip ile seri üretim aynı şey değildir. Tanıtım ile operasyonel kabiliyet de aynı anlama gelmez. Bu ayrımı ortaya koyan haberler, sektörde gerçek ilerleme ile iletişim başarısını birbirinden ayırmaya yardımcı olur. Kamuoyu, itibar ve kurumsal iletişim boyutu Savunma sanayi haberleri, kurumsal itibar yönetimi açısından da önem taşır. Özellikle halka açık şirketler, büyük sanayi kuruluşları, kamu kurumları ve sektör birlikleri için savunma alanındaki görünürlük sadece prestij unsuru değildir. Güven, kapasite ve sürdürülebilirlik algısını etkileyen bir faktördür. Ancak bu alanda iletişimin dengeli kurulması gerekir. Fazla abartılı söylem, kısa vadede dikkat çekse de profesyonel okur nezdinde güven kaybına yol açabilir. Buna karşılık doğrulanmış veriye, teslimat takvimine, teknik yetkinliğe ve ihracat performansına dayanan haberler kalıcı etki yaratır. Savunma sektöründe itibarı besleyen unsur, gürültü değil tutarlılıktır. Bu nedenle yayıncılık tarafında da savunma haberleri özel bir editoryal dikkat ister. Teknik doğruluk, kavramsal netlik ve stratejik bağlam bir arada kurulmadığında içerik ya fazla yüzeysel kalır ya da dar bir uzman çevresine sıkışır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü yayın modellerinde bu dengenin değerli görülmesinin nedeni de budur. Haber takibinde en sık yapılan hata Savunma sanayi gündemini izlerken en yaygın hata, sadece büyük platformlara odaklanmaktır. Elbette savaş uçağı, deniz platformu, hava savunma sistemi ya da insansız hava aracı haberleri yüksek ilgi görür. Fakat asıl dönüşüm çoğu zaman alt sistemlerde yaşanır. Bir aktarıcı sistem, bir elektro-optik çözüm, bir güç yönetim modülü ya da bir görev yazılımı güncellemesi dışarıdan küçük görünebilir. Oysa bu tür gelişmeler, yerlileşme oranını ve operasyonel bağımsızlığı doğrudan etkileyebilir. Nitelikli savunma haberciliği, büyük başlığın yanında bu görünmeyen katmanı da okuyucuya taşır. Bir diğer hata ise her haberi kesin başarı göstergesi gibi yorumlamaktır. Test aşaması, niyet beyanı, ön protokol, seri üretim ve operasyonel kullanım farklı evrelerdir. Profesyonel okur için değerli olan, bu evrelerin net biçimde ayrıştırılmasıdır. Aksi halde beklenti yönetimi bozulur ve haberin güvenilirliği zedelenir. Editörler ve yayıncılar için neden yüksek değer taşır? Savunma sanayi içerikleri, dijital yayıncılık açısından yüksek etkileşim üreten fakat aynı zamanda dikkatli işlenmesi gereken içeriklerdir. Çünkü bu başlıkta okur kitlesi yalnızca meraklı kullanıcıdan oluşmaz. Sektör temsilcileri, kamu profesyonelleri, yatırım çevreleri ve uluslararası gözlemciler de aynı içeriği takip eder. Bu durum, savunma haberini yeniden kullanılabilir ve referans niteliği taşıyan bir içerik türüne dönüştürür. Özellikle telifsiz ve ücretsiz haber akışına ihtiyaç duyan dijital yayınlar için savunma başlığı, hem trafik hem de kurumsal güven açısından önemli bir kategoridir. Fakat burada hız kadar doğrulama da belirleyicidir. İlk veren olmakla doğru veren olmak her zaman aynı sonuçları üretmez. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusunun asıl yanıtı Asıl yanıt şu: Çünkü savunma sanayi haberleri, bir ülkenin sadece askeri hazırlığını değil, sanayi derinliğini, teknoloji yönünü, ihracat kapasitesini ve stratejik özgüvenini görünür hale getirir. Bu haberler sayesinde hangi alanlarda ilerleme kaydedildiği, hangi darboğazların sürdüğü ve hangi fırsatların doğduğu daha net anlaşılır. Karar vericiler için bu içerikler bir erken uyarı ve yön tayini aracıdır. Medya kuruluşları için yüksek değerli, kalıcı ve uzmanlık gerektiren bir yayın alanıdır. Şirketler için pazar sinyali, yatırımcılar için stratejik gösterge, kamuoyu için ise daha bilinçli bir değerlendirme zeminidir. Savunma sanayini sadece manşet anlarında değil, sürekli ve bağlamlı biçimde izlemek gerekir. Çünkü çoğu zaman geleceğin ekonomik ve teknolojik ağırlık merkezleri, önce bu haberlerin satır aralarında görünür hale gelir.

Tck By Kıraç'tan Avrupa Savunma Sanayisine Stratejik Hamle Haber

Tck By Kıraç'tan Avrupa Savunma Sanayisine Stratejik Hamle

İstanbul'da düzenlenen SAHA EXPO 2026 kapsamında Norveç merkezli Nordic Deployment AS ile stratejik iş birliği anlaşması imzalayan şirket, şimdi de Avrupa'nın en önemli savunma sanayi organizasyonlarından biri olan HEMUS 2026 Uluslararası Savunma Ekipmanları ve Hizmetleri Fuarı'nda yer alarak Avrupa ve NATO pazarlarına yönelik büyüme hedeflerini uluslararası platformda ortaya koyuyor. Bulgaristan'ın Plovdiv kentinde düzenlenen ve NATO ülkeleri ile Avrupa savunma sanayi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getiren HEMUS 2026 Fuarı'nda Tck By Kıraç AŞ; savunma sanayisine yönelik geliştirdiği yüksek mukavemetli çelik çözümlerini, stratejik üretim altyapısını ve ileri mühendislik kabiliyetlerini uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturuyor. "Türk Üretim Gücünü Avrupa Savunma Sanayisinin Merkezine Taşıyoruz" Tck By Kıraç AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serkan Malçok, şirketin savunma sanayisindeki yeni dönem vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Bugün yalnızca bir fuarda yer almıyoruz. Türk mühendisliğini, Türk üretim gücünü ve ülkemizin sanayi kabiliyetlerini Avrupa savunma sanayisinin merkezine taşıyoruz. Savunma sanayi artık şirketimizin gelecek vizyonunun merkezinde yer alıyor. SAHA EXPO'da attığımız stratejik adımların ardından HEMUS 2026'da yer almak, Avrupa, Balkanlar ve NATO coğrafyasında yeni iş birlikleri geliştirmek adına önemli bir eşiktir. Hedefimiz yalnızca ürün satmak değil; kritik projelerde yer almak, stratejik tedarik zincirlerine dahil olmak ve Türkiye'nin üretim gücünü küresel ölçekte temsil etmektir." Bozüyük'ten Avrupa'ya Uzanan Üretim Gücü Tck By Kıraç AŞ, kısa süre önce Bozüyük Organize Sanayi Bölgesi'nde devreye aldığı 1,35 milyar TL değerindeki yüksek teknoloji üretim tesisiyle üretim kapasitesini önemli ölçüde artırdı. Robotik üretim sistemleri, tam otomasyon altyapısı, sıcak daldırma galvanizleme teknolojileri ve ileri mühendislik uygulamalarıyla donatılan tesis; yol güvenliği sistemleri, enerji altyapı çelikleri, stratejik çelik konstrüksiyonlar ve savunma sanayisine yönelik özel üretim alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirket aynı zamanda Bursa Başköy'de hayata geçirmeyi planladığı yeni üretim üssü yatırımıyla büyüme hamlelerini sürdürmeye devam ediyor. Hedef: Avrupa'nın Stratejik Tedarik Zincirinde Yer Almak Gerçekleştirdiği yatırımlar ve uluslararası iş birlikleri sayesinde Avrupa Birliği ülkeleri, Balkanlar ve NATO coğrafyasındaki projelerde daha güçlü şekilde yer almayı hedefleyen Tck By Kıraç AŞ, HEMUS 2026 kapsamında gerçekleştireceği görüşmelerle yeni ihracat fırsatları ve stratejik ortaklıklar geliştirmeyi amaçlıyor. Fuar kapsamında yapılacak temasların şirketin uluslararası büyüme stratejisine önemli katkılar sağlaması ve Avrupa savunma sanayisi ekosistemindeki konumunu güçlendirmesi bekleniyor. Serkan Malçok açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz yalnızca bugünü üretmiyoruz. Geleceğin stratejik altyapılarını, güvenlik sistemlerini ve mühendislik çözümlerini inşa ediyoruz. Hedefimiz Tck By Kıraç'ı bölgesel bir üreticiden çıkararak dünya çapında tanınan bir savunma, enerji ve stratejik altyapı markasına dönüştürmektir. Türkiye'nin üretim gücünü küresel sahnede daha güçlü temsil etmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.