Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savunma Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Savunma Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Loydu Akademi Salonu Açılışı ve Savunma Sanayi Çalıştayı Gerçekleştirildi Haber

Türk Loydu Akademi Salonu Açılışı ve Savunma Sanayi Çalıştayı Gerçekleştirildi

Beş çalıştaydan oluşan serinin beşinci ve son etkinliği olan çalıştayda; savunma sanayi başta olmak üzere askeri gemiler ve ilgili alanlarda klaslama, uygunluk değerlendirme ve belgelendirme faaliyetleri ele alındı. Çalıştay kapsamında, Türk Loydu’nun savunma sanayi projelerinde sahip olduğu tecrübe, mevcut uygulamalar ve gelişim alanları bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Çalıştaya; Türk Loydu Vakfı ve Türk Loydu A.Ş.’den yöneticiler ve uzmanlar ile savunma sanayi, tersaneler ve ilgili kurum ve kuruluşlardan temsilciler katılım sağladı. Etkinlik kapsamında ayrıca Türk Loydu Akademi Salonu’nun açılışı gerçekleştirildi. Ümit Hüseyin GÜNEY- Tuzla Kaymakamı Güney, günümüzde Türk denizciliğinin; çevreye duyarlı yeni teknolojilerle geliştirilmesi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modern gemi ve teçhizatlarla güçlendirilmesi, barış ve istikrarın korunması ile üç tarafı denizlerle çevrili Mavi Vatan’ın savunulması açısından kritik bir sorumluluk üstlendiğine dikkat çekti. Bu görevlerin, yalnızca savunma boyutuyla değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası dengelerde etkin bir aktör olarak konumlanması açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu süreçte Türk Loydu’nun üstlendiği role de değinen Güney, milli ve yerli olarak üretilen gemi, sistem ve ekipmanların uluslararası alanda kabul görmesinde Türk Loydu’nun akreditasyon, doğrulama ve teknik değerlendirme alanlarında kritik bir “hakemlik” misyonu yürüttüğünü vurguladı. Türk Loydu’nun, denizcilik sektöründe güvenilirliği ve uluslararası geçerliliği olan bir klas kuruluşu olarak, Türk ürünlerinin küresel ölçekte kabulünde önemli bir katkı sunduğunu belirtti. Konuşmasında ayrıca Türk Loydu’nun kuruluş sürecine ve bu yapının tesis edilmesinde emeği geçen denizcilik duayenlerine de değinen Güney, sektöre katkı sağlayan ve bugünlere gelinmesinde rol oynayan tüm isimleri saygı ve minnetle andığını ifade etti. Türk Loydu’nun, Türk Standartları Enstitüsü’nün sanayide üstlendiği role benzer şekilde, denizcilik sektöründe güven, kalite ve teknik geçerliliğin temsilcisi konumunda olduğunu vurguladı. Tuzla Kaymakamı Ümit Hüseyin Güney, Denizcilik Zirvesi ve zirve kapsamında gerçekleştirilen konferans ve çalıştayların sektör için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederek, Türk denizciliğinin ve Türk Loydu’nun önümüzdeki dönemde de uluslararası alanda daha güçlü bir konuma ulaşacağına olan inancını dile getirdi. Prof. Dr. Oral ERDOĞAN- Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan yaptığı açılış konuşmasında, Türk Loydu’nun temel yaklaşımının herhangi bir alanda “Liderlik” iddiası taşımaktan ziyade, yaptığı her çalışmayla dünyaya güven, fayda ve iyilik üretmek olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Erdoğan, Türk Loydu’nun hedeflerinin dar bir refah anlayışıyla sınırlı olmadığını belirterek, “Amacımız bir ülkenin ya da bir kesimin refahını maksimize etmek değil, imkânlarımız ölçüsünde tüm dünya insanlarının refahına katkı sağlayabilmektir. Bu doğrultuda, katkı küçük de olsa herkesin elinden geleni yapması gerektiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Konuşmasında Türk Loydu’nun bir güven kurumu olduğunun altını çizen Erdoğan, bu noktaya kolay gelinmediğini belirtti. Kurumsal gelişimin; rekabet, tartışma ve emekle şekillendiğini vurgulayan Erdoğan, Türk Loydu’nun bugünlere içeride ve dışarıda verilen ciddi mücadeleler sonucunda ulaştığını ifade etti. Denizcilik Zirvesi ile başlayan ve Vakıf Yönetim Kurulu tarafından büyük önem verilen çalıştaylar serisine de değinen Prof. Dr. Erdoğan, zirve sonrasında beş ana başlıkta çalıştaylar düzenlendiğini belirtti. Bu başlıkların; denizcilik alanında klaslama ve belgelendirme, diğer endüstrilerde uygunluk değerlendirme ve belgelendirme, Ar-Ge, inovasyon, kurumsal yönetim ve eğitim, sigortacılık ile savunma sanayi olduğunu ifade etti. Bugün gerçekleştirilen Savunma Sanayi Çalıştayı ile bu sürecin tamamlandığını aktardı. Erdoğan, çalıştayların temel amacının Türk Loydu’nun güven unsurunu bu beş ana alanda daha da güçlendirmek olduğunu belirterek, çalıştaylardan elde edilecek çıktılara ilişkin değerlendirmelerin önümüzdeki dönemde ilgili kurumlarla ve kamuoyu ile özet bir çerçevede paylaşılacağını söyledi. Türk Loydu Akademi Salonu’nun açılışına da değinen Prof. Dr. Erdoğan, salon isminin herhangi bir kişiyi öncelemekten ziyade, Türk Loydu’nun akademik yaklaşımını ve kurumsal yapısını temsil etmesi amacıyla belirlendiğini ifade etti. Kurucuların ve geçmişte emeği bulunan tüm isimlerin katkılarının her zaman saygıyla anılması gerektiğini vurguladı. Savunma sanayi alanına özel olarak da değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türk Loydu’nun özellikle askeri gemiler ve donanma projeleri kapsamında önemli bir tecrübeye sahip olduğunu belirtti. Bu çalıştay ile amaçlarının mevcut tecrübeyi sistematik biçimde ele almak, eksikleri açıkça ortaya koymak ve Türk Loydu’nun bu alandaki birikimini uluslararası ölçekte daha görünür hale getirmek olduğunu ifade etti. Çalıştay kapsamında katılımcıların görüşlerini açık ve şeffaf biçimde paylaşmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Erdoğan, bu yaklaşımın kurumun gelişimi açısından büyük değer taşıdığını belirterek, katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Seyhan ÖZKAN- Türk Loydu A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Türk Loydu A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Seyhan Özkan, Savunma Sanayi Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, Türk Loydu’nun savunma sanayi alanındaki tecrübesinin uzun yıllara dayanan bir birikimin sonucu olduğunu vurguladı. Bugüne kadar 350’ye yakın askeri ve sivil geminin klaslama faaliyetinin Türk Loydu tarafından gerçekleştirildiğini belirten Özkan, bu sayının zamana yayılan, ciddi teknik bilgi ve saha tecrübesi gerektiren bir sürecin ürünü olduğuna dikkat çekti. Özkan ayrıca, halihazırda 58 adet imzalanmış askeri gemi projesinde Türk Loydu’nun üçüncü taraf kontrol ve belgelendirme hizmetlerini aktif olarak yürüttüğünü ifade etti. Bu projelerin büyük bölümünün Türkiye’de, bir kısmının ise yurt dışında devam ettiğini belirtti. Tecrübeden Geleceğe Ortak Bir Yol Türk Loydu Vakfı tarafından düzenlenen beş çalıştaydan elde edilen çıktılar, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek Sonuç Zirvesi kapsamında değerlendirilerek özet bir çerçevede ilgili kurumlar ve kamuoyu ile paylaşılacaktır. Bu vesileyle; çalıştaylara katkı sunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, sektör temsilcilerine, tersanelere, üniversitelere, akademisyenlere, uzmanlara ve Türk Loydu’nun tüm paydaşlarına teşekkür eder, gerçekleştirilen çalışmaların Türk denizciliği ve savunma sanayi için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederiz.

Pakistan Büyükelçisi Junaid, ATO Başkanı Baran'ı Ziyaret Etti Haber

Pakistan Büyükelçisi Junaid, ATO Başkanı Baran'ı Ziyaret Etti

ATO Başkanı Gürsel Baran, Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Yousaf Junaid, İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurram Naeem ve Müsteşar Qazi Saleem Ahmed Khan'ı makamında konuk etti. Türkiye ile Pakistan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konularının ele alındığı görüşmede ATO Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Tırpancı da yer aldı. ATO Başkanı Gürsel Baran, Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirterek, bu rakamı daha yukarılara taşımayı hedeflediklerini kaydetti. Baran, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Pakistan arasındaki ticaret hacminin kısa vadede 5 milyar dolara çıkarılması yönünde bir hedef ortaya koydu. Ankara Ticaret Odası olarak bu hedef doğrultusunda, ülkelerimiz arasındaki ticareti geliştirmeye hazırız. Mevcut ticaret hacmimizin 570 milyon dolarlık, yani yaklaşık üçte birinden fazlasının Ankara üzerinden gerçekleşiyor olması bizleri ayrıca memnun ediyor. Bu rakam, Ankara iş dünyasının Pakistan ile ticarette ne kadar aktif olduğunu gösteriyor" dedi. -EKONOMİK İŞ BİRLİKLERİ İÇİN GÜÇLÜ ZEMİN- Türkiye'de yaklaşık 5 bin Pakistanlı öğrencinin eğitim gördüğünü hatırlatan Baran, eğitim, kültür ve ticaret alanlarında gelişen ilişkilerin ekonomik iş birliklerine de güçlü bir zemin oluşturduğunu vurguladı. Baran, Türkiye ile Pakistan'ın dost ve kardeş iki ülke olduğunu belirterek, Türkiye'nin Pakistan'ı ilk tanıyan ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Türk şirketlerinin Pakistan'daki yatırımlarının 2 milyar doları aştığını, müteahhitlik ve müşavirlik hizmetleri kapsamında da yaklaşık 3,5 milyar dolarlık proje gerçekleştirildiğini kaydeden Baran, "Havalimanları, demiryolları, altyapı projeleri, tekstil, ihracat odaklı sanayi, hizmet sektörü ve tarımsal sanayi, iş birliğimizi daha da geliştirebileceğimiz alanlar arasında yer alıyor" dedi. Savunma sanayi alanında da önemli iş birliği fırsatları bulunduğunu ifade eden Baran, Pakistan ordusunun modernizasyon ihtiyaçlarının bir kısmının Türk savunma sanayi firmaları tarafından karşılandığını söyledi. Baran, Türk dizilerinin Pakistan'da gördüğü ilgiden memnuniyet duyduklarını da dile getirdi. -TÜRKİYE KAZANIRSA PAKİSTAN KAZANIR- Pakistan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Yousaf Junaid da yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki iş birliklerinin daha somut ve verimli hale getirilmesi için kurumsal bir çerçeve oluşturulması gerektiğini belirterek, ATO ile Pakistan'ın Başkonsolosluğu arasında doğrudan bir irtibat mekanizması kurulmasının süreci hızlandıracağını söyledi. Pakistan ekonomisinin son yıllarda belirgin bir iyileşme sürecine girdiğini ifade eden Junaid, ülkesinde iş yapma maliyetlerinin ciddi biçimde azaldığını kaydetti. Türkiye ile Pakistan arasındaki ekonomik iş birliğinin "kazan?kazan" modeliyle geliştirilebileceğini dile getiren Junaid, "Türkiye'nin teknoloji ve üretim tecrübesi ile Pakistan'ın iş gücü, ham madde ve lojistik avantajlarını birleştirmemiz gerekiyor" dedi. Tekstil, gıda ve seramik sektörlerinde ortak üretim modellerinin geliştirilebileceğini dile getiren Junaid, tekstilde Türkiye'nin makine ve teknolojisinin Pakistan'daki üretim gücüyle birleştirilerek, nihai ürünlerin Türk markasıyla dünya pazarlarına sunulabileceğini söyledi. Junaid, Pakistan'ın ham madde maliyetleri ve 240 milyonluk nüfusuyla Türk firmalar için büyük bir iç pazar sunduğunu ifade etti. Seramik sektöründe de Pakistan'ın sahip olduğu ham madde kaynaklarının önemli bir avantaj oluşturduğunu dile getiren Junaid, bu alanda kurulacak ortaklıkların hem maliyetleri düşüreceğini, hem de Körfez ülkeleri başta olmak üzere üçüncü pazarlara erişimi kolaylaştıracağını kaydetti. Lojistik açıdan Pakistan'ın Körfez bölgesine yakınlığının navlun maliyetlerini ciddi ölçüde düşürdüğüne dikkat çeken Junaid, bu avantajın Türk yatırımcılar için rekabet gücü oluşturduğunu söyledi. Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluğun ekonomik iş birlikleriyle daha da güçlenmesi gerektiğini vurgulayan Junaid, "240 milyonluk nüfusumuzla Pakistan, Türk firmaları için büyük bir pazar. Türkiye kazanırsa Pakistan kazanır, Pakistan kazanırsa Türkiye kazanır" dedi.

TİM 2026'da İhracatçıları 5 Kıtada Alıcılarla Buluşturacak Haber

TİM 2026'da İhracatçıları 5 Kıtada Alıcılarla Buluşturacak

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), pazar çeşitliliğini artırmak ve ihracatçıları yeni alıcılarla buluşturmak için son üç yılda yoğunlaştırdığı heyet programlarını 2026'da artırarak devam ettirecek. 2025'te 31 ülkeye 32 heyet programı düzenleyen TİM, 2026'da 38 ticaret heyeti ile ihracatçıları beş kıtada alıcılarla buluşturacak. “546 firmamızı 31 ülkede 4 bine yakın alıcı ile bir araya getirdik” TİM Başkanı Mustafa Gültepe, fuarları ve heyet programlarını Türkiye'nin üretim potansiyelini dünyaya tanıtma imkânı sağlayan en önemli platformlar olarak gördüklerini söyledi. 2026 yılı için planladıkları ticaret heyeti programının tanıtım toplantısında konuşan Gültepe, şöyle devam etti: “Made in Türkiye markası bugün dünyada kalitenin ve güvenin adı olarak biliniyor. Bu güveni kazanmak elbette kolay olmadı. TİM olarak biz bu imajı daha da güçlendirmeyi, Made in Türkiye markasına güveni pekiştirmeyi, ülkemize borç biliyoruz. İşte bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsun, ihracatımıza katkı vereceğini değerlendirdiğimiz fuarlarda ihracatçı birliklerimizle yerimizi alırken aynı zamanda yoğun bir heyet programı yürütüyoruz. İhracatçılarımızı, Ticaret Bakanlığımızın, TİM'in ve birliklerimizin kurumsal güvencesinde potansiyel alıcı konumundaki firmaların doğrudan karar vericileriyle buluşturuyoruz. 2025'te birliklerimizle, toplamda 200 civarında heyet programı ve 300'ü aşkın fuar katılımı gerçekleştirdik. Bu yıl düzenlenen heyet programlarının 32'sini TİM'in organizasyonunda gerçekleştirdik. Bu organizasyonlarda 546 firmamızı 31 ülkede 4 bine yakın alıcı ile bir araya getirdik. Yaklaşık dokuz bin ikili iş görüşmesi gerçekleştirdik.” “Satıcı olmanın yanında gelişmiş pazarlara çözüm ortağı gibi gideceğiz” TİM olarak heyet programlarını 2026'da daha da yoğunlaştıracaklarını bildiren Gültepe, sözlerini şöyle sürdürdü: “2026'da toplam 38 adet heyet programı düzenlemeyi hedefliyoruz. Bir başka ifadeyle her ay ortalama en az üç ticaret heyeti gerçekleştireceğiz. Birliklerimizin düzenleyecekleri heyetlerle sayı 200'ü geçecek. Biz yeni yılla birlikte gelişmiş pazarlarda, yeni nesil 'TİM Vizyon Heyetleri' dönemini başlatacağız. Artık programlarımızı sadece B2B görüşmelerle sınırlı tutmayacağız. Sektörel panellerde pazarın en önemli oyuncularını ve kanaat önderlerini bir araya getireceğiz. Yani heyet düzenlediğimiz ülkeye 'satıcı' olmaktan öteye sektörün geleceğini tartışan, vizyon belirleyen ve yön veren bir 'çözüm ortağı' olarak gideceğiz.” “2025'i 270 milyar dolar düzeyinde bir ihracatla tamamlayacağız” Güncel gelişmeleri de değerlendiren Mustafa Gültepe, üretim ve ihracat açısından özellikle son iki yılın zor geçtiğini hatırlattı. Türkiye'de üretim maliyetlerinin dolar bazında Asya'daki rakip ülkelere göre yüzde 60-65, Doğu Avrupa'dan yüzde 15-20 daha pahalı olduğuna dikkat çeken Gültepe, şunları söyledi: “Biz bir süredir dünyaya sadece ürün değil enflasyonumuzu da ihraç etmeye çalışıyoruz. Tabi kimse bunu satın almıyor. Dolayısıyla iddialı olduğumuz birçok sektörde rekabetçiliğimiz zayıfladı. İhracat artışında arzu ettiğimiz çift haneli oranlara bir türlü ulaşamıyoruz. Bu yıl 11 aylık ihracatta yüzde 3,7 artıdayız. 2025'i 270 milyar dolar civarında bir ihracatla tamamlayacağız. 11 ayda geçen yılın aynı dönemine göre 8,7 milyar dolar fazlamız var. Bu artışta en büyük katkıyı otomotiv, savunma sanayi ve kimya sektörlerimiz verdi. 4,2 milyar dolarlık parite katkısını da eklediğimizde tablo daha da netleşiyor. Verilerden de anlaşılacağı üzere ihracatı tabana yayma konusunda sıkıntılarımız devam ediyor. Son dört çeyrekte net ihracat büyümeye negatif yönde katkı verdi. Oysa her defasında ifade ettiğimiz gibi sağlıklı ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için katkıyı üretimden ve ihracattan almamız gerekiyor. Üretim ve ihracattaki gerileme imalat sanayi istihdamına da olumsuz yansıyor. SGK verilerine göre Eylül 2022'de yaklaşık 4 milyon 507 bin olan imalat sanayi istihdamı Eylül 2025'te, 3 milyon 925 bine geriledi. Bu sonuç, üç yılda imalat sanayi istihdamında 582 bin kayıp anlamına geliyor.” “Rekabetçiliğimizi kazanabilirsek 2026'da 282 milyar doların üzerine çıkarabiliriz” Gültepe, küresel ticarette 2026 yılının da zor geçeceğini, jeopolitik risklerin yanı sıra ticaret savaşları ve korumacılık önlemlerinin ihracatın yönünü belirleyen unsurlar olacağını söyledi. Küresel risklerin ve korumacılık önlemlerinin arttığı bu süreçte yeniden rekabetçi koşullara dönmenin kritik önem taşıdığını vurgulayan Gültepe, “Dolayısıyla ihracatı önceleyen politikaları devreye almalıyız. Rekabetçiliğimizi kazanabilirsek Orta Vadeli Program'da (OVP) 2026 için öngörülen 282 milyar dolarlık mal ihracatı hedefini rahatlıkla yakalayabiliriz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD ve Suudi Arabistan'dan Stratejik Ortaklık Haber

ABD ve Suudi Arabistan'dan Stratejik Ortaklık

Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, savunma teknolojisi ve imalat alanında ABD-Suudi ortak girişimi SR2 Defense Systems resmen kurulduğunu duyurdu. Özel sektörde türünün ilk örneği olan bu şirket, en son gelişmiş ABD savunma teknolojilerini Suudi Arabistan'a getirerek, bu sistemlerin ülke içinde yerelleştirilmesini ve üretilmesini sağlayacak. Bu girişim, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefini ve savunma harcamalarının yüzde 50'sini 2030 yılına kadar yerelleştirme ulusal amacını doğrudan destekleyecek. Ortaklığın Güçlü Temeli Ortak girişim; Science Technology for Investment and Industrial Development (“Science Technology”) CEO'su Idris Al-Zakari ve ABD merkezli REDSALT Defense Yönetici Ortağı Lucien Zeigler tarafından kuruldu. SR2 Defense Systems, Riyad merkezli Science Technology'nin pazar lideri savunma üretim yeteneklerini ve fabrikalarını kullanarak, Suudi Arabistan'ın mevcut ve gelecekteki güvenlik ihtiyaçlarını yerel olarak üretilmiş sistemlerle güçlendirmeyi amaçlıyor. İstihdam ve İnsan Kaynağına Katkı SR2'nin kurulmasıyla birlikte Suudi Arabistan'da Suudi vatandaşları için yüzlerce yüksek nitelikli iş imkanı yaratılacak. Şirket, ülkenin dayanıklı, geleceğe hazır bir ulusal savunma iş gücü oluşturulmasına katkıda bulunarak, Krallık’ın savunma sanayi tabanını nesiller boyu sürdürecek teknik uzmanlık ve insan sermayesini geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin lider kadrosunda, Suudi ve Amerikalı yöneticiler ile ticari, girişim sermayesi ve askeri alanda uzman isimler yer alıyor. Kurucu ekipte Science Technology Baş Yatırım Sorumlusu Ahmed Nasrallah ve ABD Askeri Eğitim Misyonu eski Şefi (ABD Ordusu, emekli) Albay Brad Gandy gibi isimler bulunuyor. Vizyon: Yerelden Küresele Liderlik Idris Alzakari, ortaklığın, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın tarihi ABD ziyareti arifesinde gerçekleşmesinden gurur duyduklarını belirterek, "SR2, Krallığın dönüşümünün ve ulusal endüstriyel yetenekleri geliştirme hedeflerinin sonucudur. Bugün ve gelecekte Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve direncini desteklemeye hazırız," dedi. Lucien Zeigler ise şunları ekledi: "SR2, dünya lideri teknoloji ve piyasadaki en iyi uygulamanın üstel gücünü temsil ediyor. Bugün vizyonumuz, Krallığı güvence altına almak için Suudi yapımı sistemler sunmaktır. Yarın için vizyonumuz ise Suudi Arabistan'ı savunma araştırmaları, inovasyon ve teknolojide küresel bir lidere dönüştürmektir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SARSILMAZ, Afrika’ya Özgü Çözümlerle BAMEX 2025’te Haber

SARSILMAZ, Afrika’ya Özgü Çözümlerle BAMEX 2025’te

Şirket, Afrika kıtasının güvenlik ihtiyaçlarına yönelik olarak %100 milli ve yerli çözümleri ile sahaya çıkarken, Afrika ülkeleri silahlı kuvvetlerinin yeniden donatılmasına yönelik geniş spektrumdaki silah ürün gamıyla dikkatleri üzerine çekmeye hazırlanıyor. Türk savunma sanayi sektörünün lider şirketi SARSILMAZ, Afrika kıtasındaki stratejik açılımını sürdürüyor. 11-14 Kasım 2025 tarihlerinde Mali’nin başkenti Bamako’da düzenlenecek olan BAMEX 2025 fuarında yer alacak olan şirket, bölgesel güvenlik ihtiyaçlarına doğrudan yanıt veren ürünleriyle fuarın en dikkat çeken katılımcılarından biri olmaya hazırlanıyor. Sahel Bölgesi ile Batı Afrika arasındaki jeopolitik konumuyla Afrika’nın merkezinde yer alan Mali, sadece Türk savunma sanayi şirketlerinin katılacağı büyük bir fuara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. SARSILMAZ’ın ihracat odaklı büyüme politikasında önemli bir bölge olan Afrika pazarının merkezinde gerçekleştirilecek olanfuar, Afrika ülkelerindeki sektör profesyonellerini ağırlayacak. Mali’deki bu büyük etkinlikte, sergilenen ürünlerin performanslarının birebir gözlemlenebileceği atış faaliyetleri de gerçekleştirilecek. Bu yönüyle BAMEX 2025, katılımcılara ürünleri doğrudan deneyimleme fırsatı sunan nadir etkinliklerden biri olarak öne çıkıyor. “Bir Ordu İçin SARSILMAZ Yeter” Bir orduyu donatacak ürün gamıyla SARSILMAZ, BAMEX 2025’te SAR127 MT, SAR762 MT, SAR56, SAR9 silah ailesi gibi öne çıkan modelleriyle yer alacak. Afrika ülkelerinin yeniden dizayn etmeye başladıkları ordularının silah ihtiyaçlarının tamamını karşılamaya aday olan SARSILMAZ silah ailesi, farklı operasyonel ortamlara uyumu, dayanıklılığı ve kullanıcı dostu tasarımlarıyla öne çıkıyor. Fuarda SARSILMAZ’ın tamamen yerli tasarım ve mühendislikle üretilen SAR9 tabanca serisi başta olmak üzere geniş ürün yelpazesi profeyonellerle buluşacak. SARSILMAZ standındaki ağır makineli tüfek SAR 127 MT, piyade ve araç üstü kullanıma yönelik olarak geliştirilen SAR 762 MT, kullanıcı dostu ve ergonomik yapısıyla dikkat çeken SAR 56 gibi göz dolduran ürünlerin fuar ziyaretçilerinin yoğun ilgisini çekmesi bekleniyor. Afrika’da Yükselen Dinamik: Mali ve Batı Afrika’nın Potansiyeli Mali’li yetkililer fuarın temasının “Afrika, küresel savunma inovasyonlarının merkezinde” olarak belirlendiğini açıklarken, sektörde inovasyon ve AR-GE’ye en büyük yatırımlardan birini yapan SARSILMAZ için bu tema yeni imkanları beraberinde getiriyor. Fuar, Afrika’da ülkelerin “güvenlik direncini yeniden inşa etme” yöneliminin bir uzantısı olarak görülürken, Türkiye’de silahlı kuvvetler için geliştirdiği yerli ve milli silahlarla ilklere imza atan SARSILMAZ, Afrika’da da orduların yeniden dizaynında etkin rol almaya hazırlanıyor. SARSILMAZ’ın BAMEX 2025’e katılımı Afrika’daki genişleme stratejisinin takipçisi olduğunu da ortaya koyuyor. Afrika’da marka bilinirliğini daha da artırmak, yerel kamu ve askeri yetkililerle doğrudan temas kurmak, potansiyel temsilcilik ağlarını genişletmek bu stratejinin temel taşları arasında yer alıyor. Fuar süresince SARSILMAZ, yeni iş birlikleri geliştirmeye, kamu ve askeri yetkililerle birebir görüşmeler gerçekleştirmeye ve ürün gamını bölgenin ihtiyaçlarına göre uyarlamaya odaklanacak. Şirket, Mali ve Batı Afrika’nın genelinde savunma sanayi alanında sürdürülebilir işbirlikleri oluşturmayı hedefliyor.

SARSILMAZ, D&S 2025’te “Bir Ordu İçin Yeter” Sözünü Global Arenaya Taşıyor Haber

SARSILMAZ, D&S 2025’te “Bir Ordu İçin Yeter” Sözünü Global Arenaya Taşıyor

Türk savunma sanayi sektörünün lider şirketi SARSILMAZ, küresel büyüme vizyonu doğrultusunda Asya pazarındaki etkinliğini artırmaya devam ediyor. 10-13 Kasım 2025 tarihleri arasında Tayland’ın başkenti Bangkok’ta gerçekleştirilecek olan D&S 2025 (Defense & Security) fuarına katılacak olan SARSILMAZ, bölgenin askeri ve sivil ihtiyaçlarına yanıt veren ürün gamıyla dikkatleri üzerine çekmeye hazırlanıyor. Güneydoğu Asya’da Türkiye’nin köklü ilişkileri olan ülkeler arasında yer alan Tayland hem bölgesel güvenlik mimarisindeki yeri hem de gelişmekte olan sivil/askeri pazar kapasitesiyle SARSILMAZ için yüksek potansiyele sahip bir bölge olarak öne çıkıyor. SARSILMAZ Geniş Ürün Yelpazesiyle D&S 2025’te D&S 2025 kapsamında SARSILMAZ, yeni nesil ürünlerinden oluşan kapsamlı bir portföyle sahnede olacak. Fuar süresince SAR 127 MT, SAR 762 MT, SAR 56, SAR 39, SAR 109T gibi makineli tüfek ve piyade silahlarının yanı sıra SAR9, B6, K2 45 ve K12 Sport gibi tabanca çözümleri de yer alacak. Fuarda sergilenecek ürünler arasında, muharebe sahasında ihtiyaç duyulan yüksek ateş desteğini sağlayan SAR 127 MT, Türkiye’nin makineli tüfek ihtiyacına yerli mühendislik çözümü sunan SAR 762 MT ve kullanıcı dostu tasarımıyla öne çıkan SAR 56 yer alıyor. Meskûn mahal operasyonları için geliştirilen özgün yapısıyla SAR 109T, “Türkiye’nin Özgün Yerli Tabanca Projesi”nin açık ara birincisi olan SAR9, SARSILMAZ’ın ilk polimer gövdeli tabancalarından B6 ve yüksek şarjör kapasitesiyle dikkat çeken K2 45 modeli, ürün gamındaki çeşitliliği gözler önüne seriyor. Sportif atıcılık alanında ise, özel olarak geliştirilen K12 Sport serisi, hassasiyet ve dengeyi bir arada sunarak profesyonel kullanıcılara hitap ediyor. Bu silah sistemleri, SARSILMAZ’ın sahada güvenilirlik, ergonomi ve yüksek performans odaklı mühendislik anlayışını profesyonellere tanıtacak. SARSILMAZ bir yandan Tayland ve çevresindeki yeniden şekillenen savunma ihtiyaçlarına çözümler önerirken, diğer yandan yerel ortaklıklarla sürdürülebilir modeller kurmayı da hedefliyor. Fuarda ağırlıklı olarak ülke temsilcileri ve askeri heyetlerle görüşmeler yapmayı planlayan SARSILMAZ, potansiyel iş birlikleriyle birlikte yeni satış kanallarının kapılarını açmayı planlıyor. Yüksek Teknoloji, Yerli Marka, Global Güç SARSILMAZ Ar-Ge merkezlerinde geliştirilen yenilikçi sistemler şirketin küresel rekabetteki gücünü artırıyor. Güvenlik güçlerinden alınan geri bildirimlerle sürekli geliştirilen silahlar gerek kullanıcı dostu tasarımları gerekse modüler altyapılarıyla hem konvansiyonel ordular hem de özel kuvvetler için uygun çözümler sunuyor. Küresel ihracatı geliştirme stratejisi doğrultusunda, Asya pazarında kurumsal varlığını güçlendirmeyi hedefleyen SARSILMAZ, yeni dağıtım ağları oluşturmak ve uzun vadeli ekonomik modellerle büyümek için Tayland’daki fuarı önemli bir imkân olarak ele alıyor. D&S 2025, SARSILMAZ’ın Güneydoğu Asya’daki kurumsal varlığını güçlendirmek için stratejik bir adım olmanın ötesinde; Türkiye’nin savunma sanayi kabiliyetlerinin de bölgeye aktarılması açısından bir güç gösterisi niteliği taşıyor. “Bir ordu için SARSILMAZ yeter” anlayışıyla hareket eden şirket, ileri mühendislik altyapısını ve çözüm odaklı vizyonunu Tayland sahnesine taşımaya hazırlanıyor.

KTO Karatay Üniversitesi ile Aselsan Konya Stratejik İş Birliği Başlattı Haber

KTO Karatay Üniversitesi ile Aselsan Konya Stratejik İş Birliği Başlattı

Protokol töreni, 8. Konya Savunma Sanayi Tedarikçi Buluşmaları kapsamında; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Konya Valisi İbrahim Akın, KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, ASELSAN Konya Yönetim Kurulu Başkan V. İbrahim Koyuncu ve ASELSAN Konya Genel Müdürü Serhan Özsoy’un teşrifleri ile gerçekleşti. “Yerli ve Millî Savunma Sanayimizin Gelişimine Katkı Sunacak Projeleri Desteklemeye Devam Edeceğiz” KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, törende iş birliği protokolünün önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Üniversite-sanayi iş birlikleri, ülkemizin teknolojik bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması açısından büyük önem taşıyor. Bu protokol, bilgiyle üretimi buluşturan güçlü bir adım olmuştur. Akademisyenlerimiz ile ASELSAN Konya’nın AR-GE ekiplerinin ortak projelerde yer alması, öğrencilerimize yeni staj ve uygulamalı eğitim olanakları sunacaktır. KTO Karatay Üniversitesi olarak, yerli ve millî savunma sanayimizin gelişimine katkı sunacak projeleri desteklemeye ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye devam edeceğiz.” “Ülkemizin Savunma Sanayi Hedeflerine Katkı Sağlamaktan Gurur Duyuyoruz” KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, protokolün uygulamalı eğitim vizyonu açısından stratejik bir adım olduğunu belirterek; “ASELSAN Konya ile kurduğumuz bu iş birliği, akademik bilgi birikimini üretim sahasına taşıyan güçlü bir modeldir. Üniversitemiz bünyesindeki araştırma merkezlerinin yetkinliği, ASELSAN Konya’nın teknoloji altyapısı ile birleşerek savunma sanayine yenilikçi çözümler sunacaktır. Bu protokol, öğrencilerimizin sektörel deneyim kazanmalarına olanak tanırken, akademisyenlerimizin araştırma çıktılarını somut projelere dönüştürmelerine zemin hazırlayacaktır. KTO Karatay Üniversitesi olarak, ülkemizin savunma sanayinde yerli ve millî hedeflerine katkı sağlayan tüm girişimlerin paydaşı olmaktan gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu. Tören, protokol imzalarının ardından hatıra fotoğrafı çekimi ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın KTO Karatay Üniversitesi standını ziyaretiyle tamamlandı.

Empa Elektronik “Empa 2.0” ile Kabuk Değiştiriyor Haber

Empa Elektronik “Empa 2.0” ile Kabuk Değiştiriyor

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş bir ürün yelpazesiyle 44 yıldır kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge merkeziyle yeni bir dönemin kapılarını aralarken köklü bir dönüşüm sürecinin de ilk adımlarını attı. Empa 2.0 vizyonuyla adeta kabuk değiştiren şirket, iş yapış şekillerini ve uygulama alanlarını genişleterek kendi perspektifiyle birlikte müşterilerinin ve tedarikçilerinin de bakış açılarını genişletmeyi hedefliyor. Teknolojinin öncüsü ve ilklerin markası Türkiye elektronik sanayiinde yalnızca ürün tedarikçisi olarak değil, aynı zamanda teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olarak öne çıkan Empa Elektronik, dünya çapındaki yenilikleri yakından izleyerek Türkiye’ye taşıyor. Gömülü sistemler, uçta yapay zekâ ve bulut-IoT konularındaki güçlü mühendislik birikimi ve yazılım desteği sayesinde şirket, bu alanlarda Ar-Ge çalışmalarının ve üretim süreçlerinin daha verimli ve hızlı ilerlemesine katkı sağlıyor. Bu özelliğiyle Türk elektronik sanayinin önemli kilometre taşlarında imzası bulunan Empa, 44 yıllık geçmişinde pek çok ilki de gerçekleştirdi. Bu ilklerin arasında Türkiye’nin ilk TV kumandası yazılımı ve ilk TSE standartlı yerli bilgisayarı bulunuyor. “Havada, karada, denizde, uzayda teknolojinin olduğu her yerdeyiz” Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, uzay, havacılık ve savunma sanayi, e-mobilite projeleri, endüstriyel elektronik uygulamaları, akıllı enerji yönetimi ve aydınlatma çözümleri, tüketici elektroniği ve beyaz eşya gibi çok geniş bir alanda faaliyet gösterdiklerini söyledi. Empa Elektronik’in ürün ve hizmetleriyle sanayinin pek çok alanında var olduğumuz gibi, gündelik yaşantıda birçok insanın hayatına dokunduğunu dile getiren Sarpel, “Savunma sanayinde yer aldığımız projelerde havada, karada ve denizde; TOGG başta olmak üzere otomotiv sanayiinde yer aldığımız projelerle yollardayız. Endüstriyel elektronik alanındaki uzmanlığımızla ülkemizdeki üretim faaliyetlerinin en güçlü destekçisiyiz. Akıllı enerji ve LED’li aydınlatma alanındaki çözümlerimizle kentlerde, tüketici elektroniği çözümlerimizle evlerde hayatı kolaylaştırıyoruz” dedi. “Türkiye’nin vizyon projelerine ürün ve Ar-Ge desteği veriyoruz” Empa Elektronik olarak, Türkiye’nin hemen hemen tüm vizyon projelerine ürün ve Ar-Ge desteği verdiklerini ifade eden Sarpel, savunma sanayinde 5. Nesil Milli Muharip Uçak KAAN, Temel ve Jet Eğitim Uçakları HÜRKUŞ ve HÜRJET, Altay Tankı, İHA ve SİHA projeleri, Milli savaş gemisi MİLGEM’in mühimmat projelerinde; otomotiv sektöründe ise TOGG’da yer aldıklarını kaydetti. Telekomünikasyon sektöründe dahil oldukları en önemli projenin ise 5G NR (New Radio) olduğunu söyleyen Sarpel, “Bu projelerde sistemin en kritik bileşeni olan yüksek performanslı programlanabilir merkezi işlemci, farklı amaçlarla kullanılan yarı iletkenler, sensör birimleri ve elektromekanik bileşenler sağlıyoruz” şeklinde konuştu. Empa’nın geniş faaliyet alanı ve yer aldığı dev projelerin finansal performansına da olumlu bir şekilde yansıdığına dikkat çeken Sarpel, şirketin 2024 yılını yaklaşık 3,1 milyar TL hasılat ve yüzde 16,4 FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar) marjı ile tamamladığını söyledi. “İnovasyonun merkezindeyiz” “Yarı iletken ürünler”, “Elektromekanik bileşenler”, “Güç kaynakları” ve “Diğer elektronik malzemeler” olmak üzere 4 ana grupta ürün tedarik ettiklerini kaydeden Sarpel, “Bu ürün gruplarında dünyanın lider markalarının Türkiye distribütörü ve iş ortağıyız. Ancak şirketimizi yalnızca bir tedarikçi olarak konumlandırmadık. Elektronik bileşen alanında pazarlama, satış, lojistik ve finansal hizmetleri kapsayan kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunuyoruz. Teknolojideki yenilikleri yakından takip ediyor, en güçlü kaslarımızdan biri olan Ar-Ge kabiliyetimizle sektörde süreç hızlandırıcı bir rol üstlenerek inovasyonun merkezinde yer alıyoruz” diye konuştu. Empa’nın bu vizyonunu Empa 2.0 ile bir adım ileri taşıma kararı aldıklarını ifade eden Sarpel, “Empa 2.0’ı bir nevi ‘kabuk değiştirme’ hamlesi olarak tanımlıyoruz. Amacımız, uzay, havacılık ve savunma sanayi, e-mobilite, endüstriyel, beyaz eşya ve aydınlatma gibi mevcut iş alanlarımızda sürdürülebilir bir büyüme sağlamak. Empa 2.0 ile yeni alanlara, yeni pazarlara ve genç şirketlere yatırım yapan, daha geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren, özellikle Ortadoğu ve Avrupa’da ihracat payını artırarak daha fazla görünürlük kazanan, yerli ve milli çözüm projelerine daha fazla katkı sağlayan, savunma sanayii gibi kritik alanlarda daha fazla yer alan bir Empa Elektronik yaratmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. “Dönüşümün itici gücü Yeni Nesil Ar-Ge Modeli olacak” Sürdürülebilir büyümenin en önemli itici gücünün şirketin “Yeni Nesil Ar-Ge Modeli” olacağını belirten Sarpel, şunları söyledi: “Yeni nesil Ar-Ge Modeliyle aslında tam anlamıyla bir ürün geliştirmiyoruz. Bunun yerine teknolojik trendleri yakından takip ediyor, içlerinden en umut vaat edenlerin üzerinde Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiriyor ve prototipler geliştiriyoruz. Bu prototipleri müşterilerimizin projelerini hızlandırmak için kullanıyoruz. Projelerin başında çözüm önerilerimizi sunuyor ve bu sayede talep yaratmaya çalışıyoruz. Proje süresince ve ürün üretildiği sürece teknik destek vermeye devam ediyoruz. Örneğin şu anda uçta yapay zekâ, üretken yapay zekâ, smart connected (Akıllı bağlı), bulut çözümleri üzerine prototip projeler geliştiriyoruz ve bunları müşterilerimizin kullanımına sunuyoruz.” Yeni Nesil Ar-Ge Modelini bir adım ileriye taşıyacak en önemli aktörün ise kısa bir süre önce Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Onayı alan Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi olduğunu dile getiren Murat Sarpel, “Bizim için stratejik bir dönüm noktası olan bu gelişme, Yeni Nesil Ar-Ge Modelimizi geliştirmemize imkan sağlamakla kalmayacak, uçta yapay zekâ, bulut-IoT ve gömülü elektronik alanlarında sahip olduğu uzmanlığımızla akıllı tarıma, endüstriyel elektronikten enerji verimliliğine kadar geniş bir alanda geliştirdiğimiz yenilikçi çözümlerimizi daha da güçlenecek, projelerimize hız kazanacak” diye konuştu. Savunma sanayinde kritik proje Bu unvanla birlikte Empa Elektronik’in daha geniş bütçelerle daha uzun vadeli ve daha yüksek katma değerli Ar-Ge projeleri yapma imkanına kavuştuğunu dile getiren Sarpel, “Ar-Ge merkezimizin şu ana kadar beşi devam eden 11 ana projesi bulunuyor. Mevcut projeler devam ederken Ar-Ge Merkezimizin 2030’a kadar olan projeksiyonunu, stratejik hedeflerini ve bağlı projelerini belirledik” açıklamasında bulundu. Savunma sanayi çalışmaları kapsamında geliştirilen ve IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda sergilenen ‘AMD Embedded Tabanlı Gelişmiş Gözetleme Platformu’nun Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi’nin tasarımları arasında önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Sarpel, “Bu projede, el terminali ünitesinden seçilen hedefler, yapay zekâ tabanlı görüntü işleme ünitesi tarafından belirlenerek video akışı içerisinde takibi yapılabiliyor. Motor kontrol ünitesine bağlı kamera sistemi ile de hedefe kamera yönlendirmesi sağlanabiliyor” dedi. Bulut-IoT, yapay zekâ ve gömülü elektronik Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi’nin gelecek dönem projelerini üç ana eksende planladıklarını ve her bir başlık için bir çalışma grubu oluşturduklarını anlatan Murat Sarpel, şöyle devam etti: “Bulut-IoT Yazılım Grubumuz, şirketimizi yazılım teknolojileri konusunda güncel tutarken geliştirdiği yazılım projelerini uygulayacak. Burada iki ana faaliyet alanımız AIoT sistemleri ve EmpaDigital (Bulut CRM) gibi kurumsal dijital dönüşüm platformları olacak. Yapay Zekâ Grubumuz, uzun zamandır odaklandığımız Uçta Yapay Zekâ (Edge-AI) alanında faaliyetlerini genişletecek; kısa ve orta vadede üretken yapay zekânın uç birimlere entegrasyonu üzerine çalışmalar yapacak. ARM tabanlı sistem tasarımı konusunda uzman olan Gömülü Elektronik Grubumuz ise hem donanım hem de yazılım tasarımı yapıyor.” Yeni Nesil Ar-Ge Modelini akıllı ev, akıllı tarım gibi birçok farklı uygulamayı kapsayan endüstriyel elektronik başta olmak üzere, beyaz eşya ve küçük ev aletleri, savunma sanayi ve e-mobilite alanlarındaki çalışmalarla daha da geliştireceklerini kaydeden Sarpel, bu başlıklara akıllı enerji ve LED’li aydınlatma sektörünü de ekleyeceklerini belirtti. Ortadoğu ve Avrupa’da hedef büyüttü Empa 2.0 vizyonu doğrultusunda sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek bir diğer önemli ayağını ise coğrafi genişleme ve pazar genişlemesi hedefi olduğunu kaydeden Murat Sarpel, “Ortadoğu ve Avrupa’da ihracat payımızı artırmak, yeni yatırımlarla görünürlük kazanmak istiyoruz” açıklamasında bulundu. Genç şirketlere yatırım yapacak Empa’nın faaliyet gösterdiği tüm alanlarda elektronik sektörünün gelişimine katkıda bulunacak genç şirketlere ve start-up’lara yatırım yapmayı planladıklarını açıklayan Sarpel, “Ekosistem geliştirme ve yeni iş birlikleri oluşturma hedefiyle firmalarla ortak yatırımlar yaparak yerli ve milli çözüm projelerine katkı sağlamayı, savunma sanayi gibi kritik alanlarda daha fazla yer almayı amaçlıyoruz” dedi. İnsan kaynağı ve dijitalleşmeye yatırım Empa’nın bu hedeflerine ulaşmak için kendi kurumsal ve teknik altyapısını daha da geliştirmesi gerektiğini dile getiren Sarpel, “Bu yüzden Empa 2.0 vizyonumuz, gelişim ve büyümemizi desteklerken aynı zamanda sadece kendi şirketimiz için değil tüm sektör ve ülkemiz için nitelik insan kaynağına sürekli yatırım yapmayı da kapsıyor. Bu alandaki faaliyetlerimizin başında proje geliştirme isteğindeki firmaların mühendislerine ve üniversite öğrencilerine açık ve ücretsiz olarak düzenlediğimiz teknik çalıştaylar yani Accelerator Workshops adını verdiğimiz etkinlikler ile Demoday’ler geliyor. Ayrıca yeni dönemde hız vereceğimiz dijitalleşme çalışmalarımız, kendi hizmet ve verimliliğimizi artırırken edindiğimiz deneyim bize müşterilerimizin bu alandaki taleplerine daha iyi yanıt verme imkanı sağlayacak” dedi. Halka arza hazırlanıyor Empa 2.0 vizyonu doğrultusunda ortaya koydukları tüm bu hedeflerin her birine, aslında uzun yıllardır ciddi yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Sarpel, şunları söyledi: “Empa 2.0 vizyonumuzla tüm bu yatırımlarımızı daha sistemli ve bütüncül bir yaklaşımla sürdürme imkanı bulacağız. Büyük bir heyecan ve kararlılıkla hazırlandığımız halka arzımızdan elde edeceğimiz kaynak, bu konuda elimizi daha da güçlendirecek. Bu önemli adımla şirketimizin sermaye yapısını büyük bir kaynak girişiyle güçlendirirken yarım asra yakın süredir titizlikle inşa ettiğimiz şirket değerlerimizi daha da güçlendireceğimize, yolumuza daha güçlü, daha kurumsal ve daha şeffaf bir yapıyla devam edeceğimize inanıyoruz.”

Fabrika Otomasyon Çözümleri Zirvesi Kartal’da Başladı Haber

Fabrika Otomasyon Çözümleri Zirvesi Kartal’da Başladı

Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi iş birliği ile düzenlenen Fabrika Otomasyon Çözümleri Zirvesi, 4-6 Kasım 2025 tarihleri arasında Kartal Bilim, Mühendislik ve Teknoloji Merkezi- Makina Hangar da kapılarını açtı. Farklı sektörlerden dünya örnekleri zirvede yerini aldı Kartal Belediyesi, Deutsche Messe ve Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi iş birliğiyle gerçekleştirilen zirve, üretim teknolojilerinde dijital dönüşümü hızlandırmayı hedefliyor. Üç gün boyunca 80’den fazla sektör uzmanı; fabrika otomasyonu, robotik sistemler, yapay zekâ destekli üretim, enerji verimliliği ve endüstri 4.0 uygulamaları gibi geleceğin üretim modellerini şekillendiren konularını ele alıyor. Zirvenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, farklı sektörlerden dünya örnekleri oldu. Savunma sanayi, beyaz eşya, gıda, tekstil, kimya ve otomotiv gibi stratejik alanlardan temsilciler, kendi fabrikalarındaki otomasyon yolculuklarını vaka analizleri ve panellerle katılımcılara aktardı. Sunumlar, teorik bilginin pratikte nasıl hayat bulduğunu gözler önüne serdi. Kartal Bilim, Mühendislik ve Teknoloji Merkezi - Makina Hangar’da üç gün sürecek olan etkinlik, mühendisler, sanayi temsilcileri ve öğrenciler için kapsamlı bir bilgi paylaşım platformu sunuyor. Yoğun katılımın yaşandığı zirve, 6 Kasım’a kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. “Kartal, Teknolojinin Yeni Merkezi Olma Yolunda Emin Adımlarla İlerliyor.” Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Kartal Bilim, Mühendislik ve Teknoloji Merkezi-Makina Hangar’ın Kartal’ın yeni kalbi olduğunu ifade ederek; “Kartal Bilim, Mühendislik ve Teknoloji Merkezi-Makina Hangar’daki bu zirve, sadece bir etkinlik değil; Kartal’ın sanayi ve teknoloji dünyasında iddialı bir merkez olma vizyonunun somut bir adımıdır. Kartal’ın kalbidir. Kartal Belediyesi olarak, Deutsche Messe ve Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi iş birliği gibi güçlü ortaklarımızla birlikte, dijital dönüşümü hızlandırmak ve endüstrimizi küresel rekabette öne çıkarmak için çalışıyoruz. 80’den fazla uzmanımızın paylaşacağı bilgi birikimi, gençlerimize ilham olacak; sanayicilerimize ise yeni yol haritaları çizecek. Biz inanıyoruz ki, otomasyon ve yapay zekâ destekli üretim, sadece verimliliği değil, sürdürülebilirliği de artıracak. Kartal, bu dönüşümün öncüsü olacak. Burada başlayan bu heyecanla, yarınların inovasyon merkezlerinden biri haline gelecek. Hepinize teşekkür ediyor, zirvemizin verimli geçmesini diliyorum.” İfadelerini kullandı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.