Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savunma Sanayii

Kapsül Haber Ajansı - Savunma Sanayii haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayii haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış Haber

NATO Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Stratejik Konumuna 360° Bakış

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı Haber

Türkiye’nin Güvenlik ve Ekonomi Gündemi TABA-AmCham’da Ele Alındı

Türk Amerikan İş Adamları Derneği (TABA-AmCham), NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin değişen küresel dengelerdeki konumunu güvenlik ve ekonomi ekseninde değerlendirmek üzere iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile alanında uzman isimleri İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve savunma sanayiinden ekonomik görünümüne, yatırım fırsatlarından finansal gelişmelere ve dış ticarete uzanan gündem çok boyutlu olarak ele alındı. Türkiye-ABD ilişkilerinin iş dünyasına yansımaları ve yeni iş birliği fırsatları da etkinliğin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sarıyer Foreya Lifepark’ta gerçekleştirilen “TABA-AmCham 360° Perspektif: NATO Zirvesi Sonrası Türkiye – Güvenlik, Finans, Yatırım ve Türkiye-ABD İlişkileri Paneli, Üye Buluşması & İş Birliği Seremonisi”, iş dünyasının farklı sektörlerinden temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya getirdi. Sunuculuğunu TABA-AmCham Executive Direktörü Kenan Taban’ın üstlendiği program, TABA-AmCham üyeleri arasındaki iletişimin ve iş bağlantılarının geliştirilmesine yönelik networking buluşmasıyla başladı. Program kapsamında TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı S. Mert Ünsal ve TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı İlker Küçüker katılımcılara hitap etti. Konuşmalarda Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin, yeni iş birliklerinin oluşturulmasının ve üyeler arasındaki ticari bağların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi. GÜVENLİK, EKONOMİ VE TEKNOLOJİ AYNI DENKLEMDE TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı, NATO Zirvesi sonrasında güvenlik kavramının ekonomi, teknoloji ve yatırımla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Günümüzde güvenlik yalnızca askeri bir konu değildir. Enerji, kritik altyapılar, siber güvenlik, tedarik zincirleri, teknoloji, finans ve savunma sanayii artık aynı denklem içerisindedir. NATO Ankara Zirvesi’nde 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıklandı. Hava ve füze savunması, insansız sistemler, istihbarat ve ileri teknolojiler öne çıktı. Önümüzdeki beş yıl için drone karşıtı kabiliyetlere 40 milyar doların üzerinde, enerji altyapısının modernizasyonuna ise 27 milyar avroluk yatırım yaklaşımı ortaya konuldu. 2025 Lahey Zirvesi’nde ise NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar GSYH’lerinin yüzde 5’ini savunma ve savunmayla bağlantılı güvenlik yatırımlarına ayırma hedefi belirledi. Bu dönüşüm, savunma ve güvenlik ekonomisinde büyük bir fırsat alanı yaratıyor.” dedi. “HEDEF, TRANSATLANTİK TEDARİK ZİNCİRLERİNİN PARÇASI OLMAK” Türkiye’nin artık yalnızca savunma ürünü satın alan değil; tasarlayan, geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğuna işaret eden Sanlı, şöyle konuştu: “Savunma ve havacılık ihracatımız 2025 yılında 10.054 milyar dolarla tarihi rekor kırdı. 2002 yılında 248 milyon dolar olan ihracatımızın bugün 10 milyar dolar seviyesini aşması önemli bir dönüşümün göstergesidir. 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatımız 2,871 milyar dolara ulaşarak yüzde 28 arttı. NATO’nun “NATO Front Door for Industry” platformu ve “NATO Engine” yapılanması da Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Artık hedef yalnızca NATO’ya ürün satmak değil; ortak üretim yapmak, Ar-Ge ve inovasyon projelerine katılmak ve transatlantik tedarik zincirlerinin parçası olmaktır. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısı bu fırsatları daha da değerli hale getiriyor. TABA-AmCham olarak biz de bu noktada Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya devam ediyoruz.” “TÜRKİYE, BİRLİKTE YATIRIM YAPILABİLECEK STRATEJİK BİR ORTAK” Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde çok önemli bir potansiyel bulunduğuna işaret eden Sanlı, “İki ülke arasındaki mal ve hizmet ticareti 2024 yılında yaklaşık 43 milyar dolara, yalnızca mal ticareti ise 2025 yılında 36,8 milyar dolara ulaştı. ABD’nin Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku 6,6 milyar dolar, Türkiye’nin ABD’deki doğrudan yatırım stoku ise 2,3 milyar dolar seviyesinde. Ancak hedefimiz yalnızca mevcut rakamları büyütmek değil; ticareti ve yatırımları teknoloji, savunma sanayii, enerji, finans, ileri imalat ve dijital ekonomi gibi yüksek katma değerli alanlara taşımaktır. Türkiye yalnızca yatırım yapılabilecek bir ülke değil; birlikte yatırım yapılabilecek stratejik bir ortaktır.” dedi. NEW JERSEY, İSTANBUL VE BAKÜ’DE ÜÇ STRATEJİK BULUŞMA TABA-AmCham Başkanı Sanlı, derneğin önümüzdeki dönemde gerçekleştireceği uluslararası organizasyonlara ilişkin de bilgi verdi. Sanlı; 21 Eylül’de New Jersey’de Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile kamu ve iş dünyasından üst düzey isimlerin katılımıyla TABA-AmCham Global Business Summit 2026’nın, 6–10 Ekim’de İstanbul’da 30 ülkeden 70’in üzerinde Amerikan Ticaret Odası Başkanı ve heyetinin katılımıyla ACE BPSC 2026’nın ve 22 Ekim’de Bakü’de TABA-AmCham Eurasia Investment & Networking Summit 2026’nın düzenleneceğini belirterek, “TABA-AmCham olarak Türkiye ile uluslararası ekonomik merkezler arasında köprü kurmaya, yeni bağlantılar oluşturmaya ve iş dünyamız için yeni fırsatlar üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. NATO ZİRVESİ SONRASI TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU ELE ALINDI Etkinliğin ana gündemini oluşturan “NATO Zirvesi Sonrası 360° Güvenlik, Finans, Yatırım ve Dış Ticaret Perspektifi” başlıklı panelde; NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin güvenlik politikaları, savunma sanayii, ekonomik görünümü, yatırım fırsatları, finansal gelişmeler ve dış ticaret perspektifi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Panelin moderatörlüğünü TABA-AmCham Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Komitesi Başkanı ve Ulukartal Holding A.Ş. İcra Kurulu Başkanı S. Mert Ünsal üstlendi. Panelde; İstanbul Rumeli Üniversitesi Öğretim Üyesi, Emekli Kurmay Albay Doç. Dr. Süleyman Özmen; Emekli Albay, Savunma Politikaları ve Stratejik Planlama Uzmanı Dr. Haldun Koçak; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Savunma ve Havacılık Sanayi Analisti Bora Balçay; TABA-AmCham Finans, Ekonomi ve Dış Ticaret Komitesi Başkanı, Chelsea Financial Solutions Finansal Çözümler A.Ş. ve Happynuts Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İlker Küçüker ile TABA-AmCham Üyesi, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Aslı Usul Sever konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun ardından TABA-AmCham Genel Başkanı Süleyman Ecevit Sanlı ve Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Süheyl Çobanoğlu, panelde öne çıkan başlıklara ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. TABA-AMCHAM ÜYELERİNE YÖNELİK YENİ İŞ BİRLİKLERİ Programın önemli bölümlerinden biri olan İş Birliği Seremonisi kapsamında TABA-AmCham üyelerine yönelik yeni avantajlar ve iş birliği fırsatları tanıtıldı. Ardından etkinlik kapsamında Harvard Alumni Entrepreneurs (HarvardAE) sertifika takdim töreni gerçekleştirildi. Aslı Usul Sever, Benan Aksoy, Ege Delimollaoğlu, İbrahim Taşdoğan, İlker Küçüker, Kadir Cenk Ulukartal, Mehmet Eren Özdemir, Saffet Ülker, Serdar Mert Ünsal, Kenan Taban ve Firdevs Gül Lafçı sertifikalarını aldı. Programın devamında TABA-AmCham’a yeni katılan üyelerin üyelik sertifikaları ve plaketleri takdim edildi. TÜRKİYE-ABD İŞ DÜNYASI ARASINDAKİ BAĞLAR GÜÇLENİYOR Organizasyonun kapanışında yapılan değerlendirmede TABA-AmCham’ın, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik, ticari ve kurumsal bağların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Programın gerçekleştirilmesine sunduğu katkılar dolayısıyla TABA-AmCham Başkan Yardımcısı Erdem İpekçi’ye teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM’den Üç Kıtada Millî Teknoloji Haber

STM’den Üç Kıtada Millî Teknoloji

Türk savunma sanayiinde millî ve yenilikçi sistemlere imza atan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda Türk mühendisliğinin rekabetçi gücünü dünya pazarlarına taşımayı sürdürüyor. STM, Eylül ayındaki uluslararası fuar takvimi kapsamında; Polonya’da MSPO 2026, Güney Afrika’da Africa Aerospace and Defence (AAD) 2026 ve Azerbaycan’da ADEX 2026’ya katılacak. STM, üç önemli savunma sanayii buluşmasında askerî deniz platformlarından taktik insansız hava araçlarına, otonom su altı sistemlerinden yeni nesil vurucu sistemlere uzanan milli teknolojilerini uluslararası askerî heyetlerle buluşturacak. Millî Savunma Teknolojilerinin Avrupa’daki Durağı Polonya STM’nin Eylül ayındaki ilk durağı, 8-11 Eylül tarihlerinde Polonya’nın Kielce kentinde düzenlenecek MSPO 2026 olacak. Avrupa’nın önde gelen savunma sanayii fuarlarından MSPO’da STM, Türkiye’nin bir Avrupa Birliği ve NATO üyesi ülkeye gerçekleştirdiği ilk askerî gemi ihracatı olan ve Portekiz Deniz Kuvvetleri için inşa ettiği Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisi’nin yanı sıra, Türkiye’nin ilk millî fırkateyni İstif Sınıfı Fırkateyn’i, STM MPAC Hücumbot’u ve küçük boyutlu denizaltı STM500’ün maketlerini sergileyecek. İnsansız deniz sistemlerinde ise İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA 300 ve sürü yetenekli kamikaze insansız deniz aracı STM YAKTU’yu fuarda görücüye çıkaracak. İnsansız hava sistemlerinde ise STM; sahada kendini kanıtlamış ve 4 kıtada 15’ten fazla ülkeye ihraç edilen Türkiye’nin ilk millî vurucu İHA’sı KARGU’yu, keşif ve gözetleme görevleri için geliştirilen TOGAN Mini İHA’yı, düşman İHA unsurlarını havada imha etmek üzere tasarlanan Avcı Drone TUNGA-X’i ve 1000 kilometreyi aşan menziliyle dikkat çeken Uzun Menzilli Kamikaze İHA Sistemi KUZGUN’u Avrupalı askerî heyetlerin ve sektör profesyonellerinin beğenisine sunacak. Türk Mühendisliği Afrika’da Vitrine Çıkacak STM’nin Eylül ayındaki ikinci durağı, 16-20 Eylül tarihlerinde Güney Afrika’nın Pretoria kentinde düzenlenecek Africa Aerospace and Defence (AAD) 2026 olacak. Askerî denizcilik alanında STM; İstif Sınıfı Fırkateyn’i, Pakistan Deniz Kuvvetleri için tasarlayıp inşa ettiği ve 2018 yılında teslim ettiği Pakistan Denizde İkmal Tankeri’ni, STM MPAC Hücumbot’u ve küçük boyutlu denizaltı STM500’ü Afrikalı askerî heyetlerle buluşturacak. İnsansız deniz sistemlerinde ise İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA 300 fuarda sergilenecek. İnsansız hava sistemlerinde ise STM; Türkiye’nin ilk millî vurucu İHA’sı KARGU’yu, dikey kalkış ve iniş kabiliyetine sahip TURUL VTOL İHA’yı, GNSS olmayan ortamlarda da görev yapabilme kabiliyetine sahip KERKES entegreli TOGAN İHA’yı, keşif ve gözetleme görevleri için geliştirilen TOGAN Mini İHA’yı ve Avcı Drone TUNGA-X’i AAD 2026’da uluslararası heyetlerin beğenisine sunacak. Eylül’de Son Durak Kardeş Ülke Azerbaycan STM, Eylül ayındaki uluslararası fuar maratonunu, 30 Eylül-2 Ekim tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenecek ADEX 2026 ile tamamlayacak. Askerî denizcilik alanında STM; MİLGEM Projesi kapsamında geliştirilen ADA Sınıfı Korvet’i, yüksek sürat ve manevra kabiliyetine sahip STM MPAC Hücumbot’u ve İnsansız Otonom Sualtı Aracı STM NETA 300’ü ziyaretçilerle buluşturacak. İnsansız hava sistemlerinde ise Azerbaycan tarafından da kullanılan Türkiye’nin ilk millî vurucu İHA’sı KARGU, keşif ve gözetleme görevleri için geliştirilen TOGAN Mini İHA ve Avcı Drone TUNGA-X, ADEX 2026’da askerî heyetlerin ve sektör profesyonellerinin beğenisine sunulacak. Güleryüz: 4 Kıtada Türk Mühendisliğinin Gücünü Sahaya Taşıyoruz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, şunları kaydetti: “STM olarak, 35 yıldır geliştirdiğimiz ileri teknolojilerle Türk Silahlı Kuvvetlerimizi güçlendirirken, mühendislik kabiliyetlerimizi dost ve müttefik ülkelerle buluşturarak küresel ölçekte büyümemizi sürdürüyoruz. Bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında 11 farklı tersanede 44 askerî gemi projesi yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. İHA sistemlerimiz bugün 4 kıtada 15’ten fazla ülkenin envanterinde başarıyla görev yaparken, NATO’nun istihbarat altyapısına yönelik kritik yazılımlar geliştiriyoruz. Ciromuzun yüzde 65’ten fazlasını ihracattan elde ediyoruz. İhracat odaklı sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda, ülkelerin ihtiyaçlarına özel, maliyet-etkin ve yenilikçi çözümler geliştiriyor; hızlı teslimat, esnek mühendislik ve teknoloji transferi yaklaşımımızla uzun soluklu iş birlikleri kuruyoruz. Üç kıtaya uzanan bu fuar takvimimizi de mevcut iş birliklerimizi güçlendirmek ve yeni ihracat başarılarına kapı aralamak için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Türk mühendisliğinin ulaştığı seviyeyi ve millî teknolojilerimizin rekabet gücünü dünyanın dört bir yanında sergilemeye, Türk bayrağını küresel arenada gururla dalgalandırmaya devam edeceğiz.” STM – Eylül 2026 Fuar Takvimi MSPO 2026 Stant No: 4-B14 Tarih: 8-11 Eylül 2026 Yer: Kielce, Polonya Africa Aerospace and Defence (AAD) 2026 Stant No: 3W17 Tarih: 16-20 Eylül 2026 Yer: Pretoria, Güney Afrika ADEX 2026 Stant No: 2A-402 Tarih: 30 Eylül-2 Ekim 2026 Yer: Bakü, Azerbaycan Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3D Yazıcı Çiftlikleri Türkiye'de Seri Üretimin Yeni Yatırım Alanı Oluyor Haber

3D Yazıcı Çiftlikleri Türkiye'de Seri Üretimin Yeni Yatırım Alanı Oluyor

Geleneksel üretim yöntemlerinde yeni bir ürünün geliştirilmesi ve seri üretime alınması çoğu zaman yüksek kalıp maliyetleri, uzun hazırlık süreçleri ve büyük yatırımlar gerektiriyor. Özellikle düşük adetli veya kişiselleştirilmiş üretimlerde bu maliyetler işletmeler için önemli bir dezavantaj oluşturuyor. Bu noktada devreye giren 3D yazıcı çiftlikleri (3D Farm), onlarca hatta yüzlerce 3D yazıcının aynı anda çalıştığı dijital üretim modeliyle üretim anlayışını değiştiriyor. Dijital tasarımın sisteme yüklenmesinin ardından üretim saatler içinde başlayabiliyor; yeni bir ürün için kalıp hazırlanmasına veya üretim hattının yeniden kurulmasına ihtiyaç duyulmuyor. Türkiye'de 3D Farm Ekosistemi Genişliyor, Seri Üretim Güç Kazanıyor Türkiye'de de eklemeli imalat ekosisteminin her geçen yıl büyüdüğüne dikkat çeken Expo 3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Türkiye'de endüstriyel üretimde kullanılan 600'ün üzerinde 3D yazıcının aktif olduğu belirtilirken, ticari olarak 3D baskı hizmeti sunan işletme sayısının 700 ila 1.000'in üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ancak sektörün önemli bölümünü hâlâ prototipleme ve düşük adetli üretim yapan işletmeler oluşturuyor. Gerçek anlamda seri üretim gerçekleştiren, 10 ve üzeri yazıcıyla faaliyet gösteren profesyonel 3D yazıcı çiftliklerinin sayısının ise yaklaşık 30 ila 80 arasında olduğu değerlendiriliyor. Buna karşın ABD, Çin ve Avrupa'da binlerce profesyonel 3D yazıcı çiftliği üretim süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Yapay zekâ destekli üretim yönetimi, otomasyon sistemleri ve yeni nesil malzeme teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte 3D Farm modeli, prototiplemenin ötesine geçerek seri üretimin de önemli bir parçası haline geliyor. Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısı ve artan teknoloji yatırımları sayesinde önümüzdeki dönemde bu dönüşümden çok daha fazla pay alacağına inanıyoruz" dedi. Türkiye'nin otomotiv yan sanayisi, savunma sanayii, beyaz eşya, makine ve kalıp üretimindeki deneyiminin eklemeli imalat teknolojilerinin yaygınlaşması açısından önemli avantaj sunduğunu ifade eden Ünverdi, Avrupa pazarına yakınlığın da Türkiye'yi bölgesel bir dijital üretim merkezi haline getirebilecek önemli fırsatlar barındırdığını söyledi. 3D Farm modelinin yalnızca büyük sanayi kuruluşları için değil, KOBİ'ler ve girişimciler için de önemli fırsatlar sunduğunu belirten Ünverdi, "Yüksek kalıp yatırımı gerektirmeden üretime başlanabilmesi, düşük ve orta ölçekli seri üretimin ekonomik şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlıyor. Aynı üretim altyapısıyla farklı tasarımlar üretilebildiği için kişiselleştirilmiş üretim kolaylaşıyor. Plastik, reçine, metal, seramik ve kompozit gibi birçok farklı malzemeyle üretim yapılabilmesi de kullanım alanını otomotivden havacılığa, savunma sanayiinden medikale kadar genişletiyor. Dünyada çok sayıda girişimci onlarca yazıcıdan oluşan üretim çiftlikleriyle küresel e-ticaret platformlarına ürün satıyor. Benzer modelin Türkiye'de de hızla yaygınlaşacağına inanıyoruz. Dijital üretim altyapısı, düşük adetli ancak yüksek katma değerli ürünlerin ekonomik şekilde üretilmesine imkân tanırken, Türkiye'nin ihracatta yüksek teknolojili ve kişiselleştirilmiş ürün payını artırma potansiyeli taşıyor. Nasıl CNC teknolojileri zaman içinde üretim tesislerinin standart ekipmanlarından biri haline geldiyse, önümüzdeki dönemde çoklu 3D yazıcı sistemleri de birçok fabrikanın standart üretim altyapısının vazgeçilmez bir parçası olacak" dedi. Eklemeli İmalat Ekosistemi EXPO3D İstanbul'da Buluşacak Eklemeli imalat teknolojilerinin tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturacak Expo 3D İstanbul– 3D Baskı Teknolojileri ve Katmanlı Üretim Fuarı, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Türkiye'nin bu alandaki ilk ve tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan organizasyon; 3D yazıcı üreticilerinden filament ve metal tozu tedarikçilerine, yazılım geliştiricilerinden otomasyon firmalarına, tarama sistemlerinden son işlem teknolojilerine kadar eklemeli imalat zincirinin tüm halkalarını bir araya getirecek. Fuar, yalnızca yeni teknolojilerin sergilendiği bir organizasyon olmanın ötesinde, üretim süreçlerini dijitalleştirmek isteyen sanayi kuruluşları için yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları ve teknoloji transferine zemin hazırlayacak. Savunma sanayii, otomotiv, havacılık, medikal, kalıp, makine, enerji, eğitim ve tasarım başta olmak üzere birçok sektörden profesyonelin katılımıyla gerçekleşecek EXPO3D, Türkiye'nin eklemeli imalat ekosisteminin gelişimine yön veren önemli buluşma noktalarından biri olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı Haber

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı

Tera Yatırım tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Kıraç Galvaniz (TCKRC) şirket raporunda; şirketin Bozüyük yatırımıyla artan üretim kapasitesi, yeni ürün grupları, savunma sanayindeki gelişmeler ve Avrupa pazarlarına yönelik büyüme stratejisi yatırım tezinin ana unsurları arasında gösterildi. Raporda TCKRC için 155,90 TL referans fiyat üzerinden 296,17 TL 12 aylık hedef fiyat hesaplanırken, bunun yaklaşık %90 getiri potansiyeline işaret ettiği belirtildi. 2027 İçin Güçlü Büyüme Beklentisi: Ciroda Dev Sıçrama Tera Yatırım’ın tahminlerine göre Kıraç Galvaniz’in net satışlarının 2026 yılında 6,9 milyar TL, 2027 yılında ise 20,7 milyar TL seviyesine ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde FAVÖK’ün 2026’da 2,8 milyar TL’den, 2027’de yaklaşık 8,0 milyar TL’ye; net kârın ise 2,35 milyar TL’den 6,62 milyar TL’ye yükselmesi öngörülüyor. Raporda 2027 tahminleri üzerinden TCKRC’nin FD/FAVÖK çarpanının 3,5x seviyesine gerileyebileceği ve şirketin küresel benzerlerine göre yaklaşık %49,7 iskontolu işlem görebileceği hesaplandı. İNA Değerlemesinde 367,39 TL Hedef Fiyat Tera Yatırım, TCKRC değerlemesinde İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA) ve benzer şirket çarpanları yöntemlerini birlikte kullandı. İNA modeli tek başına TCKRC için 367,39 TL hedef fiyata işaret ederken, Tera Yatırım nihai değerlemesinde İNA yöntemine %35, benzer şirket çarpanlarına ise %65 ağırlık verdi. Bu yöntem sonucında 12 aylık hedef fiyat 296,17 TL olarak belirlendi. Bozüyük Yatırımı Büyüme Hikayesinin Merkezinde Raporda, 2025 yılında devreye alınan Bozüyük tesisiyle Kıraç Galvaniz’in üretim kapasitesinin yaklaşık beş katına çıktığı; yıllık sıcak daldırma galvanizleme kapasitesinin 220 bin tona, metal imalat kapasitesinin ise 180 bin tona ulaştığı belirtildi. Tera Yatırım, Bozüyük yatırımını yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olarak değil, birim maliyetlerin iyileştirilmesi ve operasyonel verimlilik açısından da stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor. Savunma Sanayii ve Avrupa Pazarı Yeni Büyüme Katalizörü Kıraç Galvaniz’in geleneksel yol güvenliği ve galvaniz faaliyetlerinin yanı sıra savunma sanayii ve enerji alanlarındaki yeni ürün gruplarına yönelmesine dikkat çekilen raporda; ASELSAN NET ile gerçekleştirilen çalışmalar, YETEN programına dahil olunması, Tesis Güvenlik Belgesi ile NSPA ve MKE tedarik platformlarına kabul edilmesi şirketin savunma sanayindeki potansiyelini destekleyen gelişmeler arasında gösterildi. Ayrıca Romanya’daki iştirak, Avrupa pazarlarına yönelik sertifikasyon çalışmaları ve uluslararası ihale kanallarına erişimi, şirketin artan kapasitesini küresel pazarlarda değerlendirmesi açısından kritik büyüme alanları olarak vurgulandı. Başköy Yatırımı İle “İkinci Büyüme Fazı” Başköy yatırımının da Bozüyük ile başlayan kapasite artışının ardından Kıraç Galvaniz’in “ikinci büyüme fazının önemli unsurlarından biri” olduğu belirtilen raporda; yeni yatırımların devreye alınması ve artan kapasitenin satış hacmine dönüşmesiyle birlikte şirketin gelir ve kârlılığında özellikle 2027 itibarıyla güçlü bir artış öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulls Yatırım, Kıraç Galvaniz’i Araştırma Kapsamına Aldı Haber

Bulls Yatırım, Kıraç Galvaniz’i Araştırma Kapsamına Aldı

Raporda, şirketin üretim kapasitesindeki artış, devam eden yatırımları ve enerji ile savunma sanayii başta olmak üzere yüksek katma değerli alanlardaki büyüme potansiyeli öne çıkarıldı. Bulls Yatırım, kendi değerleme çalışması kapsamında Kıraç Galvaniz için 48,1 milyar TL hedef piyasa değeri ve hisse başına 282,50 TL hedef fiyat hesapladı. Söz konusu değerleme ve tahminler Bulls Yatırım’ın bağımsız araştırma raporundaki değerlendirmelerini yansıtıyor. Operasyonel büyüme beklentisi öne çıkıyor Bulls Yatırım’ın raporunda 2026 yılı için Kıraç Galvaniz’in konsolide gelirlerinin yaklaşık 8,11 milyar TL’ye, FAVÖK’ünün ise 2,84 milyar TL’ye ulaşabileceği öngörülüyor. Kurumun tahminine göre FAVÖK marjının yaklaşık %35 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Raporda şirketin üretim altyapısındaki gelişim ve yeni yatırımlar da büyümenin önemli unsurları arasında gösteriliyor. Bozüyük üretim tesisinin devreye alınmasının ardından artan üretim gücünün yanı sıra Bursa Başköy yatırımı, şirketin gelecek dönem büyüme stratejisinin önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Enerji ve savunma sanayii büyümenin yeni alanları Araştırma raporunda Kıraç Galvaniz’in geleneksel faaliyet alanlarının yanında enerji ve savunma sanayiine yönelik çalışmalarına da dikkat çekiliyor. Şirketin NATO tedarik süreçleri ve Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tedarikçi ekosistemindeki konumu, raporda orta ve uzun vadeli büyüme potansiyelini destekleyebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. Kıraç Galvaniz, mevcut üretim kabiliyetlerini yüksek katma değerli ürün gruplarıyla genişletirken, devam eden yatırımları ve yeni pazarlara yönelik çalışmalarıyla sürdürülebilir büyüme stratejisini sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Çekya Arasında 10 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi Haber

Türkiye ile Çekya Arasında 10 Milyar Dolarlık Ticaret Hedefi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişiminden memnuniyet duyduklarını belirterek, "İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 6,5 milyar dolar seviyesini aştı. Bu rakamın daha da yukarı taşınabileceğine inanıyoruz. Kısa vadede ticaret hacmimizi 8-10 milyar dolar seviyesine çıkarabilecek potansiyele sahibiz. Ankara'nın da ihracat potansiyeli sayesinde Çek Cumhuriyeti ile ticaret hacmimizi daha da arttırabiliriz" dedi. Çek Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran'ı makamında ziyaret etti. ATO Genel Sekreteri Ahmet Güran'ın da yer aldığı görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. -TÜRKİYE VE ÇEKYA ARASINDA GÜÇLÜ EKONOMİK TAMAMLAYICILIK- Türkiye'nin Çekya'nın bağımsızlığının ardından ilk tanıyan ülkeler arasında yer aldığını hatırlatan Baran, NATO üyesi olan iki ülke arasındaki ilişkilerin yıllar içinde güçlü bir zemine oturduğunu söyledi. Çekya'nın Avrupa'nın en geniş sanayi altyapılarından birine sahip olduğuna dikkat çeken ATO Başkanı Baran, "Türkiye ise güçlü sanayi altyapısı, dinamik üretim gücü, genç nüfusu ve Avrupa, Asya ile Orta Doğu'yu birbirine bağlayan stratejik konumuyla uluslararası yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunuyor. Bu özellikler, ekonomilerimizin birbirini tamamlayan güçlü yönlere sahip olduğunu gösteriyor" dedi. İki ülke arasındaki ticaretin istikrarlı bir şekilde geliştiğini kaydeden Baran, 2025 yılı sonu itibariyle iki ülkenin dış ticaret hacminin 2,4 milyar doları Türkiye'nin ihracatı olmak üzere 6,2 milyar dolar düzeyine yükseldiğini anlattı. Türkiye ile Çekya arasındaki ticarette Ankara'nın payının dikkat çekici bir şekilde arttığını da bildiren Baran, "2025 yılında Ankara'dan Çekya'ya 402 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, 183 milyon dolar da ithalat yapıldı. Başkentimiz, Çekya ile ticaretinde dış ticaret fazlası vererek, güçlü bir performans ortaya koydu" diye konuştu. Çekya ile özellikle savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda iş birliği potansiyeli bulunduğunu ifade eden Baran, iki ülke arasındaki yatırım ve ticaret ilişkilerinin dengeli şekilde geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. -ANKARA'DA JETCO HAZIRLIĞI- Çek Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Petr Stepanek de konuşmasında, Türkiye ile Çekya arasındaki ilişkilerin son dönemde önemli bir ivme kazandığını anlattı. Yakın zamanda Ankara'da Türkiye-Çekya Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) toplantısı düzenleneceği bilgisini veren Büyükelçi Stepanek, bu toplantıda iki ülke iş insanlarının bir araya gelerek ticari bağlantılar ve işbirlikleri kurmasını hedeflediklerini söyledi. İki ülke şirketleri arasında işbirlikleri olduğunu hatırlatan Büyükelçi, İDEF Fuarı'nda Türkiye ve Çekya firmaları arasında savunma ve havacılık ürünlerinin üretimi konusunda iş birliği protokolü imzalandığını anlattı. Büyükelçi, Türkiye ile Çekya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek için çalışmalar yürüteceklerini de söyledi. Görüşmede ayrıca, iki ülke arasında ticaret heyetlerinin artırılması, sektörel iş birliklerinin geliştirilmesi ve ticaret odaları arasında doğrudan temas kurulmasına yönelik çalışmalar yapılması da ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM'nin Malezya Korvet Projesi'nde Üçüncü Gemi de Suyla Buluştu Haber

STM'nin Malezya Korvet Projesi'nde Üçüncü Gemi de Suyla Buluştu

Türkiye'nin denizlerdeki mühendislik gücü STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., ihracat başarılarına bir yenisini daha ekledi. STM ana yükleniciliğinde, Malezya Kraliyet Donanması için LMS Batch-2 (Littoral Mission Ship Batch-2 / Kıyı Görev Gemisi Faz-2) Programı kapsamında inşa edilen üç korvetin sonuncusu TUNKU OSMAN JEWA, 9 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul Denizcilik Tersanesi'nde düzenlenen törenle denize indirildi. Böylece proje kapsamındaki üç korvetin tamamı başarıyla denize indirilmiş oldu. Törene; Malezya Kedah Sultanı Al Aminul Karim Sultan Sallehuddin Ibni Almarhum Sultan Badlishah, Kedah Sultanesi Sultanah Maliha binti Almarhum Tengku Ariff, Malezya Genelkurmay Başkanı General Datuk Haji Malek Razak bin Sulaiman, T.C. Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker, SSB Başkan Yardımcısı ve STM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İhsan Kaya, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Koramiral Datuk Badarudin bin Taha, STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz ile her iki ülkenin askerî delegasyonları ve savunma sanayii firmalarının temsilcileri katıldı. Şeker: “Yaklaşık 50 Türk Şirketinin Teknolojisi Malezya Korvetlerinde” T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker yaptığı konuşmada, Türkiye’nin askeri gemi ekosistemine dikkat çekerek şunları söyledi: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda Türkiye, yıllara yayılan kararlılık, yatırım ve inovasyon sayesinde güçlü ve yetkin bir savunma sanayii ekosistemi inşa etmiştir. Bugün Türkiye, kendi savaş gemilerini bağımsız olarak tasarlayabilen, inşa edebilen ve sistem entegrasyonunu gerçekleştirebilen dünyadaki sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. STM ana yükleniciliğinde yürütülen bu projede gemiler, ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN başta olmak üzere yaklaşık 50 Türk savunma sanayii şirketi tarafından geliştirilen ileri teknoloji sistemlerle donatılmaktadır. İnşallah gelecek yıl teslim edeceğimiz üç korvet, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri'ne uzun yıllar başarıyla hizmet edecek; aynı zamanda Türkiye ile Malezya arasındaki güçlü dostluğun ve stratejik ortaklığın kalıcı sembolleri olacaktır.” Malezya Genelkurmay Başkanı: “Bu Korvetler Denizlerimizi Koruma Kabiliyetimizi Güçlendirecek” Malezya Genelkurmay Başkanı General Datuk Haji Malek Razak bin Sulaiman, Malezya’nın bir deniz ülkesi olduğuna ve denizlerin ülkenin güvenliği açısından taşıdığı stratejik öneme değinerek şu mesajları verdi: “Bu korvetler, yaşlanan gemilerimizin kademeli olarak yenilenmesine katkı sağlayacak ve giderek daha karmaşık hâle gelen harekât ortamında Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri’nin denizlerimizi koruma kabiliyetini güçlendirecektir. Bu programın ilerleme hızı, Malezya ile Türkiye arasındaki ortaklığın gücünü ortaya koyarken savunma alanındaki iş birliğimizi daha da ileri taşıyacak yeni fırsatlara da işaret etmektedir. STM’ye, İstanbul Tersanesine, Malezya Kraliyet Deniz Kuvvetleri Proje Ekibine ve projede görev alan tüm emekçilere teşekkür ediyorum. Denize indirme bir kilometre taşıdır, yolculuğun sonu değildir. Bu ivmeyi sürdürmeli ve tüm gemileri 2027 yılı sonuna kadar teslim etmeliyiz.” Güleryüz: “Üç Korvet Dört Ayda Denize İndirildi” Törende açılış konuşmasını yapan STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Türkiye ile Malezya arasındaki stratejik iş birliğinin en somut örneklerinden birini başarıyla hayata geçirdiklerini belirterek şunları söyledi: "Türkiye ile Malezya arasındaki ilk devletten devlete (G2G) savunma ticareti anlaşması ve ülkemizin Asya-Pasifik bölgesine gerçekleştirdiği ilk korvet ihracatı olan bu proje kapsamında, bugün üçüncü ve son gemimiz TUNKU OSMAN JEWA'yı da denize indirmenin gururunu yaşıyoruz. Böylece yalnızca dört ay içerisinde üç korveti başarıyla denize indirerek projemizde önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktık. Denize indirme safhasının tamamlanmasıyla birlikte artık donatım, sistem entegrasyonu ile liman ve seyir kabul testleri aşamasına geçiyoruz. Aynı kararlılık ve titizlikle çalışmalarımızı sürdürerek, üç gemiyi de 2027 yılı içerisinde Malezya Kraliyet Donanması'na teslim etmeyi hedefliyoruz." TUNKU OSMAN JEWA Proje kapsamında inşa edilen gemiler, isimlerini Malezya tarihine ve savunmasına önemli katkılar sunmuş şahsiyetlerden alıyor. İlk gemi, "Prens-Amiral" unvanıyla tanınan TUNKU LAKSAMANA ABDUL JALIL'in; ikinci gemi, Selangor'un denizcilik ve bölgesel ticaret tarihinde önemli bir yere sahip RAJA LAUT'un adını taşıyor. Denize indirilen üçüncü gemiye ise Malezya'nın üçüncü Genelkurmay Başkanı olan General (E) Tan Sri Tunku Osman Tunku Mohammad Jewa'nın adı verildi. STM LMS Batch-II Gemi Özellikleri Türk Deniz Kuvvetleri ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde geliştirilen MİLGEM projesi ile dünyada kendi savaş gemisini tasarlayıp üretebilen 10 ülkeden biri konumuna gelen Türkiye, bugün SSB'nin ihracat vizyonu ile Türkiye ekonomisine katkı sunarken, dost-kardeş ülkelerin savunma kapasitelerini de geliştiriyor. Bu çerçevede, Türkiye ve Malezya arasında ‘Savunma Ürünleri Tedarikine İlişkin G2G Mutabakat Muhtırası İmza Töreni ve Malezya Kraliyet Donanması için tedarik edilecek ‘Kıyı Görev Gemisi (LMS) Batch 2 Projesi Kabul Mektubu (LoA) Teslim Töreni, 10 Haziran’da Ankara’da gerçekleştirildi. Gemilerin sac kesim töreni 4 Aralık 2024'te, blok koyma töreni ise 8 Nisan 2025 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Projenin ilk gemisi 24 Mayıs 2026'da, ikinci gemisi 7 Haziran 2026'da, üçüncü ve son gemisi ise 9 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen törenlerle denize indirildi. STM tarafından Malezya Kraliyet Donanması'nın gereksinimlerini karşılayacak şekilde tasarlanmış ve özelleştirilmiş üç korvet, Kıyı Görev Gemisi İkinci Seri (LMSB2) Projesi kapsamında Türkiye'de İstanbul Denizcilik Tersanesi’nde inşa ediliyor. STM, tasarımdan performansa, inşadan gemilerin teslimine kadar projenin tüm aşamalarından sorumlu ana yüklenici oldu. STM, gemi tasarımı, proje yönetimi, inşaat yönetimi, malzeme/sistem tedariki, entegrasyon tasarımı ve montajı, testler ve Entegre Lojistik Destek (ELD) faaliyetleri ile projeye ilişkin tasarım ve ELD dokümanlarının hazırlanmasını üstleniyor. Proje kapsamında, gemilerin inşası ve donatımı Türkiye'de, Türk savunma sanayii şirketlerinin yoğun katılımı ile gerçekleştiriliyor. STM ana yükleniciliğinde inşa edilen gemilerde, ASELSAN tarafından geliştirilen, 30 mm MUHAFIZ (Smash) Uzaktan Komutalı Stabilize Top Sistemi, CENK 3D Arama Radarı, ARES 2D Su Üstü Radar ED sistemi, Akrep Atış Kontrol Radarı, Chaff Aldatma Sistemi, Dost-Düşman Tanıma Sistemi IFF ve diğer elektronik sensörler; ROKETSAN tarafından geliştirilen ATMACA Gemisavar Füzesi, HAVELSAN tarafından geliştirilen Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ve 76 mm top atış kontrol sistemi yer alacak. 99,56 metre boya, 2500 ton deplasmana sahip olacak gemiler, 26 knot maksimum hıza, helikopter iniş platformuna ve 111 kişilik personel kapasitesine sahip olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Havacılık Motorlarında Yeni Dönem: TEI TEKNOLOJİ Çatısı Kuruluyor Haber

Havacılık Motorlarında Yeni Dönem: TEI TEKNOLOJİ Çatısı Kuruluyor

Türkiye'nin havacılık motorları alanındaki mühendislik kapasitesini daha etkin değerlendirmek, geliştirme süreçlerini hızlandırmak ve uzmanlaşmayı güçlendirmek amacıyla önemli bir yeniden yapılanma hayata geçiriliyor. TEI bünyesinde yürütülen, fikri ve sınai hakları Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) ait olan TF35000, TS3000 motor projeleri, malzeme geliştirme çalışmaları ile TRMOTOR bünyesinde yürütülen yardımcı güç ünitesi ve motor programları, TRMOTOR'un yeni ünvanı olan "TEI TEKNOLOJİ" çatısı altında yeniden yapılandırılacak. Bugüne kadar TEI bünyesinde TF35000 ve TS3000 programlarında görev yapan mühendislik ve diğer teknik ekipler de kurumsal bilgi birikiminin ve proje sürekliliğinin korunması amacıyla çalışmalarını, TEI TEKNOLOJİ bünyesinde sürdürecek. - Motor geliştirme çalışmaları TEI TEKNOLOJİ'de buluşacak Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ), GE Aerospace, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve Türk Hava Kurumu (THK) ortaklığında 1985'te kurulan TEI, Türkiye'nin havacılık motorları alanındaki en köklü mühendislik ve üretim kuruluşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kuruluşundan bu yana üretim, montaj, test ve mühendislik altyapısını sürekli geliştiren TEI, bugün CFM LEAP, GE Aerospace GEnx ve GE9X başta olmak üzere, dünyanın en yaygın sivil ve askeri havacılık motoru programlarının önemli tedarikçileri arasında yer alıyor, 50'den fazla motor programı için üretim gerçekleştiriyor. Uluslararası programlarda kazandığı üretim kültürü ve mühendislik tecrübesini milli projelere de taşıyan TEI, Türk savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu kritik motor teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesinde önemli sorumluluk üstleniyor. Havacılık motorları ve güç sistemleri alanında yerli ve milli çözümler geliştirmek amacıyla 2017 yılında kurulan TRMOTOR da gaz türbinli motorlar ve yardımcı güç ünitesi sistemlerine yönelik yürüttüğü çalışmalarla, Türkiye'nin özgün motor geliştirme ekosisteminin önemli aktörlerinden biri haline geldi. Şirket, güçlü teknoloji altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve geliştirdiği mühendislik yetkinlikleriyle son yıllarda yürütülen özgün motor projelerine önemli katkılar sağladı. SSB'ye ait fikri ve sınai haklarla yürütülen motor ve malzeme geliştirme çalışmaları, TRMOTOR'un yardımcı güç ünitesi ve motor programlarıyla birlikte, TEI TEKNOLOJİ çatısı altında buluşacak. Yeni yapılanmayla birlikte, özgün motor geliştirme faaliyetleri tek bir organizasyon yapısı olacak TEI TEKNOLOJİ içinde yürütülerek mühendislik kaynaklarının daha etkin değerlendirilmesi, proje yönetiminde çevikliğin artırılması ve geliştirme süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. - Geliştirme faaliyetlerinin ana omurgası olacak TEI TEKNOLOJİ bünyesinde yürütülecek programlar, Türkiye'nin yeni nesil havacılık motorları alanındaki geliştirme faaliyetlerinin ana omurgasını oluşturacak. Yeni organizasyon modeliyle birlikte, mühendislik ekipleri ortak teknik hedefler doğrultusunda çalışacak. Bilgi paylaşımı, proje koordinasyonu ve geliştirme süreçleri de tek bir yapı içinde daha etkin şekilde yönetilecek. Yeni yapılanma kapsamında, TS1400 ve PD170 motor programları TEI bünyesinde yürütülmeye devam edecek. Böylece söz konusu motorların üretim, teslimat, platform entegrasyonu ve kullanıcı ihtiyaçlarının kesintisiz şekilde karşılanması sağlanacak. TEI'nin Parça ve Modül İmalatı, Servis ve Ürün Desteği başta olmak üzere, mevcut ana faaliyet alanlarında da herhangi bir değişiklik olmayacak. Taraflar, SSB tarafından yürütülen TF35000 ve TS3000 programlarının, TEI TEKNOLOJİ'ye sorunsuz ve zamanında devredilmesi konusunda mutabakata varırken, geçiş süreci boyunca proje takvimlerinin, teknik faaliyetlerin ve mevcut yükümlülüklerin kesintisiz şekilde yürütülmesi esas alınacak. Yeni organizasyon modeliyle birlikte TEI, üretim, teslimat, ürün desteği, olgunlaşmış motor programları ve uluslararası iş birliklerine odaklanacak. TEI TEKNOLOJİ ise özgün motor geliştirme, yardımcı güç üniteleri, malzeme geliştirme ve ileri AR-GE faaliyetlerinde uzmanlaşacak. - GE Aerospace ortaklığı aynı şekilde devam edecek Yeni yapılanma, TEI'nin mevcut ortaklık yapısını veya uluslararası faaliyetlerini etkilemeyecek. TEI ile GE Aerospace arasında 41 yıldır başarıyla sürdürülen stratejik ortaklık, aynı yapıyla devam edecek. Bu doğrultuda TEI, uluslararası sivil ve askeri motor programlarındaki üretim sorumluluklarını sürdürürken, küresel tedarik zincirindeki güçlü konumunu koruyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.