Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Savunma Sanayii

Kapsül Haber Ajansı - Savunma Sanayii haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Savunma Sanayii haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi Haber

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde, çalışmalarını sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., yaklaşık 35 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin askeri gemi inşa alanında attığı adımlarda stratejik bir rol üstlenerek, milli denizcilik kabiliyetlerinin gelişimine yön vermeye devam ediyor. STM; korvet, fırkateyn, lojistik destek gemileri, hücumbot, denizaltı tasarım ve modernizasyon projeleri ile otonom sualtı sistemleri gibi geniş bir yelpazede, hem Türk Donanması’na hem de müttefik donanmalara hizmet veriyor. Askeri gemi inşa alanında 300’e yakın nitelikli mühendis kadrosuyla Türkiye’nin bu alandaki en yetkin şirketi olan STM, çeşitli deniz platformları için dizayndan teslime kadar inşa ve modernizasyon projelerinin her aşamasını yönetiyor. Mavi Vatan’da pek çok kritik sistemin millileştirilmesi ve yerlileştirmesini de imkân sağlayan STM, askeri gemi inşa sanayiindeki güçlü ekosistemi ile pek çok kritik sistemde dışa bağımlılığa da son verdi. Dünyada 11 Farklı Tersanede 44 Askeri Gemi Platformu Türkiye’nin milli savaş gemisi programı MİLGEM ile denizcilik alanındaki uzmanlığı başlayan ve dünya donanmalarının güvenilir ortağı olan STM, bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında 11 farklı tersanede 44 proje yürüttü. Türk Donanması’nın yanı sıra Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan için suüstü ve denizaltı platformları geliştiren STM, gemi inşa ve modernizasyon projelerinde Türkiye’deki yetkin tersanelerle birlikte, müşteri ülkelerin tersanelerinde de çalışabilme esnekliği sunarak yerel katkıyı en üst seviyeye taşıyor. Suüstü ve Sualtı Projelerinde Geniş Yelpaze STM’nin suüstü platformlarında korvet kapsamında; 4 adet ADA Sınıfı Korvet, 3 adet Malezya Korveti, 2 adet Ukrayna Korveti, Test ve Eğitim Gemisi TCG UFUK; Fırkateyn projesinde ise 8 adet MİLGEM İstif Sınıfı Fırkateyn bulunuyor. Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL, 2024 yılında Türk Donanması’na teslim edilirken, 7 milli fırkateynin üretimi ise STM-TAİS OG İş Ortaklığında inşası sürüyor. STM ayrıca, Türk Donanması için Türkiye’nin ilk milli hücumbotunun tasarımını tamamlayarak inşa sürecini başlattı. AB ve NATO Ülkesine İlk Askeri Gemi İhracatı Lojistik destek gemileri alanında öncü projelere imza atan STM, Türk Donanması için 2 adet Lojistik Destek Gemisi ile Pakistan Donanması için Denizde İkmal Tankeri teslimatlarını gerçekleştirdi. STM, Portekiz Donanması için geliştirdiği 2 adet Lojistik Destek Gemisi projesiyle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk askeri gemi ihracatına imza attı. Denizaltı Mühendisliğinde Milli Güç Denizaltı tasarım, inşa ve modernizasyon alanlarında Türkiye’de öncü çalışmalar yapan STM; Gölcük Askeri Tersanesi’nde inşa edilen 6 adetlik Reis Sınıfı Denizaltıların üretimine mühendislik ve yerlileştirme desteği veriyor. Türkiye’nin özel harekât ve hücum maksatlı ilk milli denizaltısı STM500’ü geliştiren şirket; Türk Donanması’ndaki Ay (2), Preveze (4) ve Gür Sınıfı (4) denizaltıların modernizasyonunda yer alarak, denizaltıların ömürlerini milli ve modern sistemlerle uzatılmasını sağlıyor. Pakistan Agosta90B sınıfı denizaltılar ile Türkiye’nin ilk denizaltı modernizasyonu ihracatına imza atan STM, üç denizaltıdan ikisinin modernizasyonu Pakistan’da tamamladı. STM NETA Otonom Sualtı Aracı ile de geleceğin deniz harekât konseptlerine yönelik çözümler geliştiriliyor. Güleryüz: Küresel Ölçekte Güvenilir Bir Askeri Denizcilik Şirketiyiz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deniz Kuvvetlerimizle birlikte çalışarak kazanılan mühendislik tecrübesi ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın stratejik öncülüğü sayesinde STM’nin denizcilik serüveni MİLGEM projesiyle başlamış; bu yolculuk, Türkiye’de milli deniz platformları ve denizcilik ekosisteminin gelişimine yön veren önemli adımları beraberinde getirmiştir. STM olarak, Türk Donanması’nın ihtiyaçlarını ileri mühendislik çözümleriyle karşılamanın yanı sıra, dost ve müttefik ülkelerin deniz kuvvetlerine yönelik ihracat projeleriyle küresel ölçekte güçlü bir konumdayız. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Deniz Kuvvetlerimizin öncülüğünde Türkiye’de şu an 40’ın üstünde askeri gemi projesi yürütülüyor. STM olarak bizler de, eş zamanlı şekilde şu anda 8 farklı tersanede bu 28 farklı gemi inşasının merkezinde yer alıyoruz. Toplamda ise bugüne kadar 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunu başarıyla yönettik. Onlarca suüstü ve sualtı projesini yönetebilmek; sahip olduğumuz sistem mühendisliği yetkinliğinin, proje yönetimi kabiliyetimizin ve güçlü ekosistemimizin bir göstergesi. Önceliğimiz, Donanmamıza yenilikçi ve güçlü platformlar kazandırmak. Bu doğrultuda özellikle insansız deniz araçları alanındaki ürün ailemizi genişletmeyi, sürü ve tekil halde görev yapabilen otonom deniz araçları geliştirmeyi hedefliyoruz. Milli mühendislik birikimimizi de ihracata dönüştürerek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki caydırıcılığını ve uluslararası itibarını artırmaya devam ediyoruz. Verdiğimiz güven, esnek mühendislik çözümlerimiz, hızlı teslimat, NATO standartlarındaki üretim kabiliyetimiz ve teslim sonrasındaki sürekli hizmetlerimiz ile tercih ediliyoruz. Önümüzdeki dönemde de STM’yi, küresel ölçekte tercih edilen bir denizcilik ve savunma mühendisliği markası olarak daha ileri taşıyacağız.”

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi Haber

STM’den Suüstü ve Sualtı Platformlarında Küresel Güç Gösterisi

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı öncülüğünde, çalışmalarını sürdüren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., yaklaşık 35 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin askeri gemi inşa alanında attığı adımlarda stratejik bir rol üstlenerek, milli denizcilik kabiliyetlerinin gelişimine yön vermeye devam ediyor. STM; korvet, fırkateyn, lojistik destek gemileri, hücumbot, denizaltı tasarım ve modernizasyon projeleri ile otonom sualtı sistemleri gibi geniş bir yelpazede, hem Türk Donanması’na hem de müttefik donanmalara hizmet veriyor. Askeri gemi inşa alanında 300’e yakın nitelikli mühendis kadrosuyla Türkiye’nin bu alandaki en yetkin şirketi olan STM, çeşitli deniz platformları için dizayndan teslime kadar inşa ve modernizasyon projelerinin her aşamasını yönetiyor. Mavi Vatan’da pek çok kritik sistemin millileştirilmesi ve yerlileştirmesini de imkân sağlayan STM, askeri gemi inşa sanayiindeki güçlü ekosistemi ile pek çok kritik sistemde dışa bağımlılığa da son verdi. Dünyada 11 Farklı Tersanede 44 Askeri Gemi Platformu Türkiye’nin milli savaş gemisi programı MİLGEM ile denizcilik alanındaki uzmanlığı başlayan ve dünya donanmalarının güvenilir ortağı olan STM, bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında 11 farklı tersanede 44 proje yürüttü. Türk Donanması’nın yanı sıra Portekiz, Ukrayna, Malezya ve Pakistan için suüstü ve denizaltı platformları geliştiren STM, gemi inşa ve modernizasyon projelerinde Türkiye’deki yetkin tersanelerle birlikte, müşteri ülkelerin tersanelerinde de çalışabilme esnekliği sunarak yerel katkıyı en üst seviyeye taşıyor. Suüstü ve Sualtı Projelerinde Geniş Yelpaze STM’nin suüstü platformlarında korvet kapsamında; 4 adet ADA Sınıfı Korvet, 3 adet Malezya Korveti, 2 adet Ukrayna Korveti, Test ve Eğitim Gemisi TCG UFUK; Fırkateyn projesinde ise 8 adet MİLGEM İstif Sınıfı Fırkateyn bulunuyor. Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İSTANBUL, 2024 yılında Türk Donanması’na teslim edilirken, 7 milli fırkateynin üretimi ise STM-TAİS OG İş Ortaklığında inşası sürüyor. STM ayrıca, Türk Donanması için Türkiye’nin ilk milli hücumbotunun tasarımını tamamlayarak inşa sürecini başlattı. AB ve NATO Ülkesine İlk Askeri Gemi İhracatı Lojistik destek gemileri alanında öncü projelere imza atan STM, Türk Donanması için 2 adet Lojistik Destek Gemisi ile Pakistan Donanması için Denizde İkmal Tankeri teslimatlarını gerçekleştirdi. STM, Portekiz Donanması için geliştirdiği 2 adet Lojistik Destek Gemisi projesiyle, Türkiye’nin Avrupa Birliği ve NATO üyesi bir ülkeye gerçekleştirdiği ilk askeri gemi ihracatına imza attı. Denizaltı Mühendisliğinde Milli Güç Denizaltı tasarım, inşa ve modernizasyon alanlarında Türkiye’de öncü çalışmalar yapan STM; Gölcük Askeri Tersanesi’nde inşa edilen 6 adetlik Reis Sınıfı Denizaltıların üretimine mühendislik ve yerlileştirme desteği veriyor. Türkiye’nin özel harekât ve hücum maksatlı ilk milli denizaltısı STM500’ü geliştiren şirket; Türk Donanması’ndaki Ay (2), Preveze (4) ve Gür Sınıfı (4) denizaltıların modernizasyonunda yer alarak, denizaltıların ömürlerini milli ve modern sistemlerle uzatılmasını sağlıyor. Pakistan Agosta90B sınıfı denizaltılar ile Türkiye’nin ilk denizaltı modernizasyonu ihracatına imza atan STM, üç denizaltıdan ikisinin modernizasyonu Pakistan’da tamamladı. STM NETA Otonom Sualtı Aracı ile de geleceğin deniz harekât konseptlerine yönelik çözümler geliştiriliyor. Güleryüz: Küresel Ölçekte Güvenilir Bir Askeri Denizcilik Şirketiyiz STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Deniz Kuvvetlerimizle birlikte çalışarak kazanılan mühendislik tecrübesi ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın stratejik öncülüğü sayesinde STM’nin denizcilik serüveni MİLGEM projesiyle başlamış; bu yolculuk, Türkiye’de milli deniz platformları ve denizcilik ekosisteminin gelişimine yön veren önemli adımları beraberinde getirmiştir. STM olarak, Türk Donanması’nın ihtiyaçlarını ileri mühendislik çözümleriyle karşılamanın yanı sıra, dost ve müttefik ülkelerin deniz kuvvetlerine yönelik ihracat projeleriyle küresel ölçekte güçlü bir konumdayız. Savunma Sanayii Başkanlığımızın ve Deniz Kuvvetlerimizin öncülüğünde Türkiye’de şu an 40’ın üstünde askeri gemi projesi yürütülüyor. STM olarak bizler de, eş zamanlı şekilde şu anda 8 farklı tersanede bu 28 farklı gemi inşasının merkezinde yer alıyoruz. Toplamda ise bugüne kadar 11 farklı tersanede 44 askeri gemi platformunu başarıyla yönettik. Onlarca suüstü ve sualtı projesini yönetebilmek; sahip olduğumuz sistem mühendisliği yetkinliğinin, proje yönetimi kabiliyetimizin ve güçlü ekosistemimizin bir göstergesi. Önceliğimiz, Donanmamıza yenilikçi ve güçlü platformlar kazandırmak. Bu doğrultuda özellikle insansız deniz araçları alanındaki ürün ailemizi genişletmeyi, sürü ve tekil halde görev yapabilen otonom deniz araçları geliştirmeyi hedefliyoruz. Milli mühendislik birikimimizi de ihracata dönüştürerek, Türkiye’nin denizcilik alanındaki caydırıcılığını ve uluslararası itibarını artırmaya devam ediyoruz. Verdiğimiz güven, esnek mühendislik çözümlerimiz, hızlı teslimat, NATO standartlarındaki üretim kabiliyetimiz ve teslim sonrasındaki sürekli hizmetlerimiz ile tercih ediliyoruz. Önümüzdeki dönemde de STM’yi, küresel ölçekte tercih edilen bir denizcilik ve savunma mühendisliği markası olarak daha ileri taşıyacağız.”

İtalya, Drone Avcısı "Skynex" Hava Savunma Sistemini Teslim Aldı! Haber

İtalya, Drone Avcısı "Skynex" Hava Savunma Sistemini Teslim Aldı!

Savunma teknolojilerinde dev bir adım atan İtalya, Rheinmetall tarafından geliştirilen yüksek teknolojili Skynex hava savunma sistemini envanterine katan ilk NATO üyesi olarak tarihe geçti. 18 Aralık 2025 tarihinde Sabaudia'daki Hava Savunma Topçu Komutanlığı'nda (Comando Artiglieria Controaeri) gerçekleştirilen törenle ilk batarya İtalyan Ordusu’na teslim edildi. Drone Tehdidine Karşı "Çelik Kubbe" Etkisi Ukrayna’daki savaşın gidişatını değiştiren en büyük unsurlardan biri olan drone ve İHA saldırıları, artık şehir savaşlarının ve modern çatışmaların merkezinde yer alıyor. İtalyan Ordusu, Skynex sistemi ile özellikle yakın ve çok yakın mesafedeki hava saldırılarına karşı mutlak üstünlük hedefliyor. Sistem, sadece drone’lara karşı değil, aynı zamanda seyir füzeleri ve düşük irtifada seyreden diğer hava tehditlerine karşı da yüksek etkinlik sağlıyor. Skynex’in Teknik Gücü: Dakikada 1.000 Mermi Skynex'i rakiplerinden ayıran en büyük özellik, füze tabanlı sistemlere göre çok daha ekonomik ve sürdürülebilir bir koruma sunmasıdır. İşte sistemin öne çıkan teknik detayları: 35mm Revolver Gun Mk3: Dakikada tam 1.000 mermi ateşleme kapasitesine sahip. Menzil: 4 kilometreye kadar etkili koruma kalkanı. Ahead Mühimmatı: Programlanabilir mühimmat teknolojisi sayesinde hedefe çarpmadan hemen önce patlayarak bir "parçacık bulutu" oluşturuyor ve hedefi kesin olarak imha ediyor. XTAR 3D Radar: 50 kilometre yarıçapındaki tüm hava sahasını anlık olarak tarayabiliyor. 1,5 Yıl İçinde Teslimat: 277 Milyon Euro'luk Dev Anlaşma Ocak 2025'te imzalanan 73 milyon euro değerindeki ilk siparişin teslimatı rekor sayılabilecek bir sürede tamamlandı. Anlaşma kapsamında İtalya'nın, toplam değeri 204 milyon euro olan 3 ek sistem için daha satın alma opsiyonu bulunuyor. Skynex sistemleri halihazırda Ukrayna’da zorlu savaş koşullarında rüştünü ispatlamış durumda. İtalya'nın ardından NATO üyesi Romanya'nın da benzer bir teknolojiyi tercih etmesi, Avrupa hava savunmasında yeni bir standardın belirlendiğini gösteriyor. Maliyet Avantajı: Neden Füze Değil de Top Sistemi? Geleneksel hava savunma füzeleri binlerce, hatta milyonlarca dolar maliyete sahipken; Skynex'in kullandığı top mermisi tabanlı savunma, bir hedefi imha etmek için çok daha düşük bir maliyet gerektiriyor. Bu durum, özellikle ucuz "kamikaze drone" saldırılarını savuşturmak için hayati bir avantaj sağlıyor.

Başoğlu Kablo Teknolojisi, Yangının Kalbinde 120 Dakikalık Direniş İle Ezber Bozdu Haber

Başoğlu Kablo Teknolojisi, Yangının Kalbinde 120 Dakikalık Direniş İle Ezber Bozdu

Beyaz eşya, savunma sanayii ve gemi inşa gibi "sıfır hata" prensibiyle çalışan dünyanın en kritik sektörlerinin çözüm ortağı olan Başoğlu Kablo A.Ş., Bur sa’da düzenlenen Uluslararası Yangın Zirvesi’ne damga vurdu. TÜMBİFED tarafından 17 Aralık'ta organize edilen zirvede, sadece ileri teknoloji ürünlerini sergilemekle kalmayan firma; gerçekleştirdiği teknik sunum ve çarpıcı test videolarıyla yangın güvenliğinde standartları yeniden belirledi. Zirveye Başoğlu Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Erdinç Altıner ve Ar-Ge Müdürü Hande Ayvazoğlu katılım sağlarken, firmanın teknolojik üstünlüğü katılımcılar ve sektör profesyonelleri tarafından hayranlıkla izlendi. Yeterlilik Seviyelerinin Ötesinde Bir Dayanım: "Hayati Damar" Zirvede gerçekleştirdiği özel sunumla dikkatleri üzerine çeken Başoğlu Kablo ve Profil A.Ş. Ar-Ge Müdürü Hande Ayvazoğlu, elektriksel arızalardan kaynaklanan yangınlarda kablo kalitesinin binanın "hayati damarı" olduğunu vurguladı. Ayvazoğlu, geliştirdikleri alev yürütmeyen ve duman üretmeyen özel kablo teknolojilerinin, yalnızca uluslararası sertifikasyon kurumlarının belirlediği alt sınırları karşılamakla kalmadığını, bu standartların çok daha üzerine çıktığını bilimsel verilerle kanıtladı. Sunumun en dikkat çekici anları ise paylaşılan "120 dakika dayanım" test videoları oldu. Kabloların sadece yoğun aleve karşı değil, aynı zamanda yangın anında oluşabilecek yapısal darbelere karşı gösterdiği eşsiz direnç, katılımcıları büyüledi. Alev almayan, yanarken zehirli duman salınımı için kritik olan damlamayı yapmayan ve yüksek mekanik dayanıklılık sunan bu kablolar, dünyanın dört bir yanındaki mega projelerin neden ilk tercihi olduğunu bir kez daha tescilledi. "Merdiven Altı Üretim Hayat Karartır" Zirve sonunda gerçekleştirilen törende plaketini alan Başoğlu Kablo ekibi adına konuşan Hande Ayvazoğlu, toplumsal bilince yönelik hayati bir uyarıda bulundu: "Yangın güvenliği bir maliyet kalemi değil, bir yaşam hakkıdır. Tüketicilerin, mimarların ve projecilerin 'ucuz' ya da merdiven altı üretim kablolardan mutlaka uzak durması gerekiyor. Bu konu, sadece bir tercih meselesi değil; telafisi olmayan can ve mal kayıplarına yol açan, doğrudan yaşamı ilgilendiren hayati bir meseledir." Dünya çapında tescilli kalitesiyle Başoğlu Kablo, zirvede sergilediği bu duruşla teknolojisini insan hayatını koruma sorumluluğuyla birleştirdiğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Büyümeye Devam Ediyor Haber

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Büyümeye Devam Ediyor

Türkiye'nin 2'nci, Avrupa'nın 9'uncu en yoğun havalimanı İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın hızlı büyümesine paralel olarak ek kapasite sağlayacak olan Terminal 1’in, yapımı tamamlanan Faz-1 bölümü düzenlenen törenle hizmete açıldı. Yenilenen Terminal 1’de düzenlenen açılış törenine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, İstanbul Valisi Davut Gül, Sabiha Gökçen Havalimanı Mülki İdare Amiri Halil Avşar, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın (ISG) terminal işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato' Mohd Izani Ghani, havalimanı ekosistemindeki paydaş kurumların üst düzey yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Yatırım, Yapım ve İşletme A.Ş. (ISG) iş birliğinde toplam 70 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Terminal 1 Renovasyon Projesi’nin Faz-1’i açılırken, tüm hızıyla devam eden Faz-2 ve Faz-3 çalışmaları ise 2026 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Havalimanının ilk terminal binası olan ve 16 yıldır operasyon dışında olan Terminal 1’in tam kapasite hizmete girmesiyle birlikte Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunmakla kalmayıp, ülkemizin uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak küresel havacılık arenasındaki konumunun daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak. Bakan Uraloğlu: Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı yalnızca bir altyapı projesi değil Çağımızda ulaşımın sadece bir ihtiyaç değil aynı zamanda bir medeniyet göstergesi, bir kalkınma dinamosu olduğunu belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, havacılığın insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemiz, Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim noktasında, Afro-Avrasya coğrafyasının tam ortasındaki stratejik konumuyla dünyanın en avantajlı coğrafyalarından birine sahip. Dört saatlik uçuş mesafesinde, 1,5 milyar insanın yaşadığı ve toplam ekonomik büyüklüğü 55 trilyon doları aşan 67 ülkenin merkezinde yer alıyoruz. Bu avantajı doğru okuyarak da son 23 yılda hayata geçirdiğimiz cesur ve vizyoner politikalarla, Türkiye’yi havacılıkta dünyanın parlayan yıldızı haline getirdik. 2002’de 26 olan aktif havalimanı sayımızı 58’e çıkardık. Yani her yıl ortalama 1,4 havalimanını hizmete açarak, gökyüzünde sınır tanımayan bir Türkiye inşa ettik. Yapım çalışmaları devam eden Yozgat Havalimanı ve Bayburt–Gümüşhane Bölgesel havalimanı ile bu sayıyı 60’a çıkaracağız. Yine iç ve dış hatlarda toplam yolcu trafiğimiz yaklaşık 34 milyon seviyesindeydi; 2024 yılı sonunda 231 milyon yolcuya çıkarak Avrupa’da 3’üncü, dünyada 7’nci sıraya yükseldik. Bu yılın ilk 11 ayı içinde 229,7 milyon yolcuya hizmet sunduk.” Bugün dış hat uçuş noktasının 132 ülkede 355’e ulaştığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak” hedefiyle ülkemizi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük. Dış hat uçuş ağımızda; 2003’te 50 ülkede 60 noktaya uçabiliyorduk. Hava Ulaştırma Anlaşması yaptığımız ülke sayısını da 81’den 175’e çıkardık. Bu alanda dünyada en çok anlaşma bulunan ülkelerin başında geliyoruz.” dedi. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, sadece bir havalimanı değil; İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunan, uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak Türkiye’nin küresel havacılık arenasındaki konumunu güçlendiren, sınırları zorlayan stratejik bir merkez olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, konuşmasına şöyle devam etti: “Avrupa’da “Major Havalimanları” kategorisinde en hızlı büyüyen havalimanı unvanını taşıyan bu eşsiz tesis, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltmeye de devam etmektedir. Bildiğiniz üzere neredeyse tam iki yıl önce, 25 Aralık 2023’te Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı ikinci pistin devreye alınmasıyla, Sabiha Gökçen daha hızlı, daha güçlü bir ivme kazandı. 3 bin 540 metre uzunluğundaki bu pist, geniş gövdeli uçakların inişine imkan sağladı; yeni taksi yolları, yüksek kapasiteli apronlar, trafik kontrol kulesi ve son teknoloji üstyapılarla hava trafik kapasitesi büyük ölçüde arttı. Havalimanımız, bu yatırımla gerçek potansiyelini ortaya koydu. Bu gelişimin katkıları rakamlara çarpıcı biçimde yansıdı: 2023’ün ilk 11 ayında 33 milyon 716 bin yolcuya hizmet verilirken, 2025’in aynı döneminde yolcu sayısı yüzde 31 artarak 44 milyon 217 bine ulaştı. Sadece 11 ayda, 2024 yılının tamamında kırılan 41 milyon 449 bin yolcu rekorunu geride bıraktık. Hatta, Aralık ayının ortası itibarıyla yolcu sayımız 46 milyonun üzerine çıktı. Yıl sonuna kadar ise bu rakamın 48 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Bu rakamlar, ikinci pistin Sabiha Gökçen’e ve Türk havacılığına ne kadar büyük bir doping etkisi yaptığını, sınırları nasıl zorladığını açıkça gösteriyor.” Bakan Uraloğlu, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, yalnızca bir altyapı projesi değil; İstanbul’un ve ülkemizin havacılık vizyonuna adanmış, geleceğe uzanan bir miras olduğunu kaydetti. Doğal olarak artan yolcu trafiğini karşılamak, daha hızlı, daha güçlü ve daha konforlu hizmet sunmak için Terminal 1 Renovasyon Projesi’ni hayata geçirdiklerini kaydeden Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Bugün açılışını yaptığımız 1. fazı ile havalimanımız hem kapasite hem konfor açısından büyük bir ivme kazanacak. Yeni yapılan çalışmalarla, ilk terminal binası T1 modern mimarisi, gelişmiş teknolojik altyapısı, yolcu konforuna yönelik çözümleri ve sürdürülebilir yapısıyla yeniden hayat buldu. Yapılan düzenlemelerle yolcularımızın metro–otobüs–terminal geçişleri daha hızlı ve konforlu hale getirildi. Eşsiz ve kesintisiz hizmet için her detay titizlikle tamamlandı. Faz 2 ve Faz 3’teki çalışmalar da tamamlandığında Terminal 1, havalimanımıza yıllık ilave 5,5 milyon yolcu kapasitesi kazandıracak. Terminal 1 Renovasyon Projesi 1. Fazının İstanbul’umuza, ülkemize ve havacılık sektörümüze hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.” “ISG, savunma sanayiimizin kritik altyapı ihtiyaçlarını destekleyen stratejik bir platform” Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise konuşmasında, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın, sadece sivil havacılığa yönelik bir yatırım olmanın ötesinde; savunma sanayiimizin kritik altyapı ihtiyaçlarını destekleyen stratejik bir hamle olarak şekillendiğini söyledi. Prof.Dr. Görgün, “Bugün burada yalnızca bir terminal binasının açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda; artan yolcu talebine cevap veren, erişilebilirliği güçlendiren, şehirle, ülkeyle ve dünyayla kurduğumuz bağlantıları daha sağlam bir zemine taşıyan bütüncül bir vizyonun önemli bir adımına hep birlikte şahitlik ediyoruz.” dedi. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yürütülen “İleri Teknoloji Endüstri Parkı ve Havaalanı Projesi – İTEP” kapsamında, havacılık, savunma ve ileri teknoloji ekosistemlerinin entegre biçimde gelişmesini hedefleyen özgün bir modelin ilk adımı olarak planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün sözlerine şöyle devam etti: “Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan elde edilen gelirlerin, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktarılarak ülkemiz savunma sanayiinin teknolojik altyapısının geliştirilmesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kritik projelerde kullanılması, projenin ülkemiz ve savunma sanayii açısından önemini daha da artırmaktadır. Havalimanı, bünyesinde barındırdığı Havacılık Bakım Onarım Merkezleri, Teknopark İstanbul ile organik bağlantısı ve sunduğu entegre altyapı ile Başkanlığımızın savunma sanayiinde sürdürülebilirlik, teknoloji derinliği ve küresel rekabet gücü oluşturma hedeflerinin, havaalanı ölçeğinde hayata geçirildiği stratejik bir platformdur.” Yolcu deneyimini önceliklendiren, teknolojiyi stratejik bir araç olarak kullanan ve operasyonel verimliliği sürekli ileriye taşıyan güçlü dönüşüm vizyonuyla atılan her adımın, Sabiha Gökçen’i modern havalimanı işletmeciliğinin güçlü örneklerinden biri hâline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Haluk Görgün, “Ulaştığımız yolcu trafiği seviyesi, havalimanlarımızda pist ve hava tarafının yanı sıra terminal altyapılarının da bütüncül bir anlayışla geliştirilmesini beraberinde getirmiştir. Bu anlayış doğrultusunda, uzun yıllar hizmet verdikten sonra farklı amaçlarla kullanılan Terminal-1 binası; Başkanlığımızın öncülüğünde, HEAŞ Meydan Otoritesi ve terminal işletmecisinin iş birliğiyle yeniden değerlendirilmiş ve “Terminal-2 – Terminal-1 Entegrasyon Projesi” hayata geçirilmiştir. Bu yapı, yolcu akışının terminal geneline dengeli biçimde yayılmasını sağlayarak hem operasyonel verimliliği hem de yolcu deneyimini ileri bir seviyeye taşıyacaktır.” dedi. HEAŞ tarafından yürütülen çalışmaların yalnızca mevcut kapasiteyi artırmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün, Terminal-3 ve Mütemmimleri Projesi ve Kuzey Hava Sahası Gelişim Projesi gibi yatırımların, önümüzdeki dönemde havalimanının uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığını açıkladı. HEAŞ Genel Müdürü: Sabiha Gökçen Türkiye’nin dünyaya açılan güçlü bir kapısı haline geldi Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yıllar içerisinde yalnızca uçakların iniş kalkış yaptığı bir meydan olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü kapılarından biri hâline geldiğini söyledi. Genel Müdür Kacır sözlerine şöyle devam etti: “HEAŞ olarak bizler; bu büyük ve dinamik yapının güvenli, kesintisiz ve sürdürülebilir şekilde işletilmesinden sorumlu meydan otoritesiyiz. Pistlerden aprona, hava sahasından enerji altyapısına; kar ve buzla mücadeleden taksi yollarına, acil durum yönetiminden çevresel sürdürülebilirliğe kadar her alanda 7 gün 24 saat görev başındayız. Çünkü havalimanı dediğimiz yapı; durağan değil, her an yaşayan ve anlık kararlar gerektiren bir ekosistemdir. Sabiha Gökçen, 2001 yılında sivil havacılığa açıldığında 44 bin yolcuya ev sahipliği yapıyordu. 44 binden 44 milyona ulaştığımız bir ekosistemden bahsediyoruz.” Havacılığın; ticaretten turizme, yatırımdan istihdama kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir sektör olduğunu vurgulayan Faruk Kacır, bu alandaki her kapasite artışının, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü bir adım daha ileri taşıdığını belirtti. Avrupa’daki birçok köklü havalimanının tek haneli büyüme oranlarıyla ilerlediği bir dönemde, Sabiha Gökçen’in çift haneli artışlarla zirvede yer aldığını hatırlatan Kacır, bu sonuçların Türkiye’nin havacılıktaki rekabet gücünün açık bir göstergesi olduğunu söyledi. HEAŞ Genel Müdürü Kacır, açılışı yapılan Terminal 1’in, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hafızası olduğuna dikkat çekerek “İlk yolcuları karşılayan, ilk uçuşlara ev sahipliği yapan bu yapı; operasyon dışı kaldığı dönemlerde dahi bu meydanın ruhundan hiçbir zaman kopmamıştır. Bugün Terminal 1’i yeniden hayata geçirirken, aslında geçmişle geleceği aynı çatı altında buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı. İkinci pistin tam kapasiteyle devreye alınması, apron park pozisyonlarının artırılması, yeni hangarlar, bakım tesisleri, akaryakıt çiftlikleri ve hava sahası gelişim projelerinin, meydanın operasyonel dayanıklılığını güçlendiren stratejik adımlar olduğunu dile getiren Faruk Kacır, “Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu yeni kapının, Türkiye’nin geleceğine açılan daha büyük kapılara vesile olmasını temenni ediyorum.” dedi. “Türkiye-Malezya iş birliğinin gücünü yansıtıyor” İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nın (ISG) işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato' Mohd Izani Ghani, Türkiye – Malezya dostluk ilişkilerine dikkat çekerek ISG’nin en önemli yatırımlarının başında geldiğini söyledi. İstanbul’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Dato İzani, “Bugünkü tören, Sabiha Gökçen Havalimanı için önemli bir altyapı dönüm noktasının ötesinde bir anlam taşımaktadır. Aynı zamanda güvene, ortak hedeflere ve uzun vadeli büyüme vizyonuna dayanan bir iş birliğinin gücünü yansıtmaktadır. Bu yatırım, her iki ülke açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Türkiye için, ulusal havacılık hedeflerini ileriye taşımakta ve İstanbul’un küresel ölçekte lider bir merkez olma konumunu daha da güçlendirmektedir. Malezya açısından ise bu proje; güçlü ortaklıklar, karşılıklı güven ve paylaşılan uzun vadeli vizyon temelinde hayata geçirilen önemli bir yurt dışı havalimanı yatırımının başarısını yansıtmaktadır. Türkiye’de bize duyulan güven için tüm ilgili kurum ve kuruluşlara en içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Bu güven sayesinde havalimanı, küresel havacılığın en dinamik başarı hikâyelerinden biri hâline gelmiştir.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek yenilenen vizyonuyla Terminal 1’in Faz-1 bölümü hizmete açıldı. Terminal 1 Özellikleri ve İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Hakkında: 2024 yılını 41,5 milyon yolcu ile tamamlayan Sabiha Gökçen, Avrupa Havalimanları Konseyi (ACI Europe) verilerine göre geçen yıla kıyasla yüzde 27,7’lik yolcu büyümesiyle Ekim ayında Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı oldu. Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilen 2. pistin devreye alınmasıyla Türkiye genelindeki uçuş trafiğinin yaklaşık yüzde 15’ini karşılayan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın kapasitesini artırmak, yolculara konforlu bir seyahat deneyimi yaşatmak amacıyla yenilenen T1 terminalinde 5,5 milyona kadar yolcuya hizmet verilecek. 2025 Kasım ayı itibarıyla toplam yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17’lik artışla 44,2 milyona ulaşan Sabiha Gökçen’de bu trafiğin 19,4 milyonu iç hat, 24,8 milyonu dış hat yolcularından oluştu. Toplam yolcu trafiğinin yüzde 56’sının dış hatlardan gelmesi, Sabiha Gökçen’in artık net biçimde uluslararası ağırlığı olan bir havalimanı haline geldiğini gösteriyor. 11 aylık sonuçlara göre, iç hat yolcu trafiğinde yüzde 21’lik pay ile birinci sırada yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, dış hatlarda da ülke toplamının yüzde 18’ini karşılıyor. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda Kasım ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 9 bin 409, dış hatlarda 13 bin 680 olmak üzere toplamda 23 bin 89 olarak gerçekleşti. Yolcu trafiği ise iç hatlarda 1 milyon 758 bin 618, dış hatlarda 2 milyon 387 bin 864 olmak üzere toplamda 4 milyon 146 bin 482 oldu. Sabiha Gökçen Havalimanı'nda bu süreçte, iç hatlarda 105 bin 978, dış hatlarda 144 bin 560 olmak üzere toplamda 250 bin 538 uçak trafiği gerçekleşti. Bu ivmeyle birlikte toplam yolcu sayısının hedeflenenin üzerine çıkarak 2025 yılında yaklaşık 48 milyona ulaşması bekleniyor. Bugün yenilenerek hizmete açılan T1 terminali ile mevcut terminal T2’nin toplam kapasitesi böylece 50 milyonu aşacak. 2025 yılı içerisinde toplam 23 dış hat, 2 iç hat olmak üzere toplam 25 hat açılışı gerçekleştiren İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, bugün 54 ülkede 39 iç hat, 115 dış hat olmak üzere toplam 154 destinasyonu İstanbul’a bağlıyor. İstanbul ve çevresindeki destinasyonlara yakınlığıyla “Şehrin Havalimanı” olan İSG, kara, deniz ve raylı sistem bağlantılarıyla ideal bir transfer noktası olarak öne çıkarken, kapasiteyi arttıracak T1 terminali ile daha fazla sayıda uçuşu çatısı altında toplayacak. 24 bin m²’lik T1, özel bir köprü sistemiyle T2’ye bağlandı İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda titizlikle yürütülen T1 yenileme ve aktivasyon projesinin bel kemiğini özel bağlantı köprüsü oluşturuyor. T1 ve T2 terminal binaları, Türkiye’de ilk kez uygulanan iki ayak açıklığı arası 80 mt olan, 240 metre uzunluğunda çelik bir köprüyle birbirine bağlandı. Yapımında 1100 ton çelik kullanılan köprü, pistleri ve apronu gören özel manzarasıyla da havalimanları arasında benzersiz noktalardan biri olmaya aday. Toplam 24 bin m²’lik büyüklüğe sahip olan uydu terminal T1, mevcut terminal T2’nin Dış Hatlar 201 no’lu kapısından köprüyle bağlanarak havalimanına mevcut kapılara ek olarak 9 noktada toplam 18 biniş kapısı kazandıracak. Açılan Faz1 bölümünde 5 noktada 10 biniş kapısı bugün itibarıyla hizmete alındı. Önümüzdeki günlerde uçuş planlamalarına bu kapılar dahil edilecek. Yenilenen T1 terminalinde 1300 kişilik oturma kapasitesinin yanı sıra çocuk oyun alanları, yeme – içme - alışveriş kioskları, hac ve umre yolcusu misafirler için ihram giyinme odası ve mescit bulunuyor. Yolcular ana terminal binasından (T2) check-in, bagaj ve pasaport işlemlerini tamamladıktan sonra T1’e yürüyen bantlar sayesinde kolaylıkla geçiş yapabilecek. Afet durumlarında kesintisiz hizmet verilebilmesi için ileri seviye sismik izolatör teknolojileriyle inşa edilen ve dünyada depreme en dayanıklı yapılar arasında yer alan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın mevcut terminal binasına uyumlu olarak T1 terminali de sondaj ve jeofizik araştırmalar; zemin iyileştirme-iksa-veri ve geoteknik proje uygulamalarıyla güçlendirildi. Proje kapsamında sürdürülebilirlik açısından mevcut bina yapısı yeni ihtiyaçlara hizmet edecek biçimde olabildiğince korunarak yenilendi. Sökümü yapılan tüm birincil ve ikincil çelikler, MKE’ne (MKE Geri Dönüşüm İşletme Müdürlüğü) teslim edilerek geri dönüşüme kazandırıldı. Mevcut T2 terminalimizde yer alan fakat kullanımda yer almayan yürüyen yollarımızın tüm parça değişimleri ve bakımlarını yaparak T1&T2 bağlantı köprüsünde kullanıldı. Gün ışığından mümkün oldukça yararlanmak adına, aydınlatma otomasyonu sistemi kurularak, enerji tüketiminin minimuma indirilmesi hedeflendi. Tüm elektrik ve mekanik ekipmanlar, en yüksek enerji sınıfı olan IE5 verimlilik standardına göre seçildi. Yaklaşık 8 ay gibi kısa bir sürede yapımı fazlı olarak tamamlanan projede, ortalama günde 400 ve maksimumda da 550 kişi sınırlı alanda çalıştı. Bu süreçte herhangi bir iş kazası yaşanmadan açılış safhasına ulaşıldı. Projenin ilerleyen safhasında, ISG Ofisleri’nin Terminal 1’de konumlandırılması ve mevcut ofislerin bulunduğu asma kat alanlarının tamamen yolcu trafiğine açılması planlanıyor. Ofislerden boşalan alanların dahil edilmesiyle kara ve hava tarafında yolcular için ek alanlar oluşturularak misafirlerin seyahat konforunun artırılması hedefleniyor. Türkiye ve Avrupa havacılık sektöründe önemli rekor ve başarılara imza atan; 40 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veren “Major Havalimanları” kategorisinde Avrupa’da en hızlı büyüyen havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltme ve en yenilikçi havalimanı olma hedefine uyumlu adımlar atmayı kararlılıkla sürdürecek.

Milsoft’un, CMMI Seviye-5 Süreç Olgunluğu 8. Kez Tescillendi Haber

Milsoft’un, CMMI Seviye-5 Süreç Olgunluğu 8. Kez Tescillendi

Yazılım, her geçen gün daha fazla alanda kullanılarak sistemlerin yeteneklerinin büyük bölümünü üstlenen stratejik bir unsur haline geliyor. 1969’da Apollo-11 görevinde yaklaşık 145 bin satır kod bulunurken, 1974’te F-16 Blok-1’de 135 bin satır, 2017’de F-35 Blok 3-F konfigürasyonunda ise yer sistemleriyle birlikte yaklaşık 29 milyon satır kod kullanılıyor; otonom sürüşlü araçlarda bu sayının 300 milyon satıra ulaştığı tahmin ediliyor. 1940’ların sonunda dünyada yalnızca 10 civarında yazılım geliştirici varken, günümüzde bu sayının yaklaşık 30 milyona yükselmesi, yazılımın ölçeğini ve karmaşıklığını açıkça ortaya koyuyor. 1980’li yıllarda yazılım, yer aldığı sistemlerin en zayıf halkası olarak görülürken; yazılım hataları nedeniyle projelerin yaklaşık yüzde 30’u iptal ediliyor, yüzde 50’si ise takvim ve bütçe hedeflerini tutturamıyordu; bu durum yalnızca ABD Savunma Bakanlığı’na yaklaşık 80 milyar dolarlık bir kayıp yaratmıştı ve günümüzde Amerika yazılım pazarındaki toplam kaybın 260 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Yazılım kaynaklı problemlerin artmasıyla birlikte, yazılım geliştirmenin standartlara dayalı bir mühendislik disiplini olarak ele alınması gerekliliği ilk kez 1969 yılında gerçekleştirilen bir NATO toplantısında gündeme geldi; bugün 400’ün üzerinde yazılım geliştirme standardı bulunurken, bu standartlara uyum sürdürülebilir kalite, sürekli iyileştirme, öngörülebilirlik ve kurumsal bilginin korunması açısından kritik önem taşıyor. CMMI SEVİYE-5: SÜRDÜRÜLEBİLİR MÜKEMMELLİĞİN GÖSTERGESİ CMMI Seviye-5 olgunluk seviyesinin sürdürülebilir biçimde korunması, MilSOFT’un uzun yıllara dayanan kurumsal bilgi birikimini ve yüksek olgunlukta süreç yönetimini ortaya koyuyor. Bu başarı, MilSOFT’un güçlü süreç kültürü ve kalite odaklı çevik mühendislik yaklaşımının somut bir göstergesi olurken; Forte Bilgi ve İletişim Teknolojileri A.Ş.’nin savunma sanayiine yönelik yazılım ve sistem entegrasyonu alanlarındaki stratejik vizyonuyla da örtüşüyor. Forte’nin teknoloji odaklı yapılanması ve insan kaynağına dayalı üretim modeli, bu tür uluslararası kalite standartlarının sürdürülebilir biçimde korunmasında kritik bir rol üstleniyor. MİLSOFT’TAN ULUSLARARASI ÖLÇEKTE SÜREÇ MÜKEMMELLİĞİ 1998 yılında yazılım ve sistem entegrasyonu alanında kurulan MilSOFT, savunma sanayii için özgün yazılım çözümleri, komuta kontrol sistemleri, taktik veri linkleri ve gömülü sistemler gibi kritik teknolojiler geliştiriyor. MilSOFT, CMMI Seviye-5’e 2005’te ulaşarak hem Türkiye’de hem de Avrupa’da bu seviyeye erişen ilk firma olurken, bu standardı o tarihten bu yana kesintisiz biçimde koruyor. 19000 ORGANİZASYON ARASINDA NADİR GÖRÜLEN BİR CMMI UYGULAMASI MilSOFT’un CMMI denetimlerinde ayırt edici özelliklerinden biri ilk belgelendirmeden beri CMMI’ı tüm projelerinde %100’lük bir kapsamayla uygulamasıdır. Yapılan tüm CMMI değerlendirmelerinde MilSOFT tüm projelerini dahil etmiştir. Bu CMMI değerlendirmesine giren 19000 organizasyonda nadir görülen bir özelliktir. Bu özellik müşterilerimize tüm projelerimizde aynı CMMI Seviye-5 süreçlerin uygulandığı garantisini vermektedir. Ayrıca bu seviyeyi tüm projelerimizde Çevik yöntemleri kullanarak korumaktayız.

2026 Sanayi Yatırımlarında Toparlanmanın Hız Kazanacağı Bir Yıl Olabilir  Haber

2026 Sanayi Yatırımlarında Toparlanmanın Hız Kazanacağı Bir Yıl Olabilir 

Sanayi sektöründe 2024 ve 2025 boyunca ertelenen yatırımların, 2026 itibarıyla yeniden devreye alınması bekleniyor. Finansman koşullarının kademeli olarak normalleşmesi, verimlilik odaklı üretim anlayışının güçlenmesi ve stratejik sektörlerde artan yatırım ihtiyacı, sanayi yatırımlarında yeni bir toparlanma dönemine işaret ediyor. Özellikle takım tezgâhları, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri alanında gözlenen bu eğilim, yalnızca kapasite artışını değil; maliyet yönetimi, üretim sürekliliği ve kalite standartlarını da yeniden şekillendiriyor. Sanayiciler, belirsizliklerin yüksek olduğu bir dönemin ardından yatırımlarını daha seçici, daha verimlilik odaklı ve daha uzun vadeli planlamaya yöneltiyor. Bu dönüşüm, üretim ekosisteminde güçlü teknik altyapıya ve sürdürülebilir çözümlere sahip firmaları öne çıkarıyor. Küresel ölçekte jeopolitik riskler, ticaret dengelerinde yaşanan değişimler ve yüksek finansman maliyetleri, son iki yılda sanayi yatırımlarının yavaşlamasına neden oldu. Buna rağmen üretimden tamamen uzaklaşmak yerine, sanayiciler yatırımlarını ertelemeyi ve daha verimli çözümler aramayı tercih etti. 2026’ya yaklaşırken, özellikle sapma toleransı düşük sektörlerde bu ertelenmiş yatırımların yeniden gündeme gelmesi bekleniyor. Savunma sanayii, havacılık, medikal ve enerji gibi alanlar bu sürecin lokomotifi konumunda bulunuyor. Bu sektörlerde artan üretim hacmi, takım tezgâhları ve ileri işleme teknolojilerine olan talebi doğrudan etkiliyor. Sanayi artık yalnızca üretim miktarına değil, üretim başına elde edilen verime odaklanıyor. Verimlilik ve teknoloji yatırımı öne çıkıyor Artan işçilik maliyetleri, enerji giderleri ve operasyonel riskler, üretimde teknolojinin rolünü daha kritik hale getiriyor. Robotik sistemler, otomasyon çözümleri ve yapay zekâ destekli CNC teknolojileri, şirketlerin maliyet yapılarını daha öngörülebilir hale getiriyor. Sanayiciler, yeni yatırımlarını planlarken yalnızca makine bedeline değil; üretim sürekliliğine, servis gücüne ve uzun vadeli performans stabilitesine bakıyor. Bu yaklaşım, teknolojik altyapısı güçlü ve satış sonrası hizmet kabiliyeti yüksek firmaların sektör genelinde ayrışmasını sağlıyor. 2026’da yatırımların niteliğinin, niceliğinden daha fazla konuşulacağı bir döneme girilmesi bekleniyor. Bu da sanayi ekosisteminde kalıcı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir zemin oluşturuyor. Finansman koşullarının sanayicilerin yatırım kararları üzerindeki etkisi hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, “Bugün sanayicinin önündeki en kritik engellerden biri finansmana erişim. Yatırım ihtiyacı ortadan kalkmıyor ancak maliyet baskısı nedeniyle işletmeler daha temkinli hareket ediyor. Bu tabloya karşı 2026’da daha kapsayıcı ve yükü hafifleten finansman çözümlerini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Operasyonel kiralama modelimiz, makine yatırımını bir sermaye harcaması olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir işletme giderine dönüştüren yapısıyla üreticiler için güçlü bir alternatif sunuyor. Böylece şirketler, yüksek teknolojiye erişirken nakit akışlarını koruyabiliyor ve yatırım kararlarını ertelemek zorunda kalmıyor. Gelecek dönemde finansman kolaylığı, teknoloji kadar kritik bir ayrıştırıcı olacak; biz de sanayicinin bu geçişi daha sağlıklı yönetebilmesi için tüm modellerimizi yeniden yapılandırıyoruz.” ifadelerini kullandı. Takım tezgâhları sektörü uzun süredir ithalat ağırlıklı bir yapı içerisinde ilerliyor. Uzak Doğu merkezli üreticiler, teknoloji-disiplin birlikteliği ve fiyat-performans dengesiyle küresel pazarda güçlü bir konumda yer alıyor. Türkiye’de ise sanayiciler, doğru tedarik ilişkileri sayesinde bu ekosistemi üretim süreçlerine entegre etmeye çalışıyor. 2026’da talebin, özellikle yüksek hassasiyetli CNC tezgâhları ve otomasyon uyumlu makineler üzerinde yoğunlaşması öngörülüyor. Bu süreçte, teknik danışmanlık, proje bazlı mühendislik ve hızlı servis kabiliyeti daha belirleyici hale geliyor. Sektör, yalnızca makine satan değil; üretim verimliliğini yöneten markalara doğru evriliyor. “2026’nın verimlilik odaklı bir toparlanma yılı olacağını düşünüyoruz” Sanayi yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, “Sanayi yatırımlarında yaşanan bu geçici yavaşlamayı kalıcı bir küçülme olarak okumuyoruz. Aksine, 2026’nın verimlilik odaklı bir toparlanma yılı olacağını düşünüyoruz. GNC Makina olarak bu sürece yalnızca ürün tedarik eden bir yapı olarak değil, üretim süreçlerini bütüncül şekilde ele alan bir çözüm ortağı olarak hazırlanıyoruz. Gelişmiş CNC teknolojileri, otomasyon uyumlu makineler ve proje mühendislik yaklaşımımızla sanayicimizin hem mevcut parkurlarını daha verimli kullanmasına hem de yeni yatırımlarını daha doğru planlamasına destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde şekillenecek sanayi yatırımlarında, teknik kapasite ve sürdürülebilir verimliliğin belirleyici olacağına inanıyoruz” dedi.

TEHOL, Türkiye’nin Önde Gelen Savunma Şirketini Satın Alıyor Haber

TEHOL, Türkiye’nin Önde Gelen Savunma Şirketini Satın Alıyor

Savunma sanayiinde, otonomi, entegrasyon ve maliyet etkinliğinin stratejik avantaj haline dönüştüğü günümüzde TEHOL, gerçekleşecek bu satın alma ile Best Grup’un Ar-Ge yetkinliklerini ve mühendislik odaklı çözümlerini yapay zekâ destekli projelerle daha ileriye taşımayı hedefliyor. Bu stratejik satın alım tamamlandığında TEHOL hem ulusal güvenlik ihtiyaçlarına hem de uluslararası pazarlardaki rekabetçi beklentilere yüksek katma değerli yanıt verecek yenilikçi çözümler sunacak. Best Grup’un Güçlü Konumu 2010 yılından bu yana savunma ve güvenlik sanayinde faaliyet gösteren Best Grup, zırhlı araçlardan silah sistemlerine, uzaktan kumandalı iş makinelerinden gizli zırhlama çözümlerine ve entegre tesis güvenlik sistemlerine kadar geniş bir ürün yelpazesiyle son kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştiriyor. Best Grup, sahip olduğu Ar-Ge yetkinliği ve proje yönetimi deneyimi ile maliyet etkin ve rekabetçi çözümler sunarken, ihracat ve ortak üretim modelleriyle hem yurt içinde hem de yurt dışında güçlü bir konumda yer alıyor. Uluslararası Know-How ve Küresel Rol TEHOL’un gerçekleştirdiği bu satın alma, Best Grup’un büyümesi için gerekli olan uluslararası know-how’u sağlayarak şirketin küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu haline gelmesini sağlayacak. Bu yatırım ile TEHOL, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası savunma sanayii arenasında da belirleyici bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Yeni Büyüme Stratejisinin Parçası Best Grup’un satın alınması, TEHOL’un savunma sanayii, siber güvenlik, fintek, tarım teknolojileri ve yenilenebilir enerji yatırımlarını merkezine alan yeni büyüme stratejisinin bir parçası olarak hayata geçecek. Belirlenen stratejik sektörlerde yüksek katma değerli büyüme yaratmayı hedefleyen TEHOL, Ar-Ge yetkinliği, ürün portföyü ve ihracat potansiyeliyle savunma sanayiinde öne çıkan Best Grup’un mevcut faaliyetlerini destekleyerek sürdürülebilir büyüme ve uluslararası iş birlikleri için sağlam bir platform oluşturmayı amaçlıyor. Stratejik hedeflerle uyumlu şekilde gerçekleşen bu satın alma, TEHOL’ün sermaye gücü, stratejik yönlendirme kabiliyeti ve uluslararası iş birlikleriyle teknoloji kabiliyetleri geliştirilerek küresel savunma sanayii pazarında rekabet gücünü artıracak. Satış işleminin tamamlanması ile birlikte bu stratejik satın alma şirketin gelecekteki yatırımlarına yön verecek önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Macaristan arasında 16 anlaşma imzalandı Haber

Türkiye ile Macaristan arasında 16 anlaşma imzalandı

Bu kapsamda iki ülke arasındaki "TVF Uluslararası Yatırımlar AŞ ile 4iG Public Limited Company Arasında Stratejik İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı"na Türkiye Varlık Fonu Yönetimi adına Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut ile 4iG Public Limited Company adına 4iG Yönetim Kurulu Başkanı Gellert Zoltan Jaszaı imza attı. "Türkiye Varlık Fonu ile National Capital Holding Plc Arasında Stratejik İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı"nı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi adına Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Ermut ile National Capital Holding Plc adına Macaristan Millî Ekonomi Bakanı Marton Nagy imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Macaristan Başbakanı Millî Güvenlik Başdanışmanı Marcell Bıro, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Macaristan Başbakan Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Ofisi Arasında Dezenformasyonla Mücadele Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı"na imza attı. "Türkiye Cumhuriyeti Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ile Macaristan Millî Güvenlik Başdanışmanı Ofisi Arasında Mutabakat Zaptı"nı Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Okay Memiş ve Macaristan Başbakanı Millî Güvenlik Başdanışmanı Marcell Bıro imzaladı. Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ile Macaristan Millî Ekonomi Bakanı Marton Nagy, "Türkiye Cumhuriyeti Savunma Sanayii Başkanlığı ile Macaristan Millî Ekonomi Bakanlığı Arasında Çerçeve Anlaşması"na imza attı. "Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptı" ile "Türkiye Cumhuriyeti Yükseköğretim Kurulu ile Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Yükseköğretim Alanında İşbirliğine Yönelik Mutabakat Zaptının 2025-2028 Yılları için Uygulama Protokolü"nü Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar ve Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanı Balazs Hanko imzaladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanı Hanko, "Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, İnovasyon Alanlarında İşbirliğinin Geliştirilmesine Dair Niyet Beyanı" ile "Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı Arasında Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı"na imza attı. "Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakanlığı, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanlığı ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı Arasında Bilim, Teknoloji, Sanayi, Yenilik ve Yatırım Alanlarında İşbirliği Mutabakat Zaptı" ile "Türkiye Cumhuriyeti TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü ve Budapeşte Başkent Hükümet Ofisi Metroloji ve Teknik Denetim Dairesi Arasında Metroloji Alanında İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı", Kacır ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjerto tarafından imzalandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Macaristan Hükümeti Arasında Hava Hizmetleri Anlaşması"nı imzaladı. "Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı Arasında İkili Ticari İlişkilerin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Açıklama"ya Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto imza attı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto, "Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı Arasında 2026- 2028 Yılları için Burs Programı Mutabakat Zaptı"nı imzaladı. "Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Macaristan İnşaat ve Ulaştırma Bakanlığı Arasında Kültür Varlığı Kaçakçılığı ile Mücadeleye İlişkin Mutabakat Zaptı", Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto tarafından imzalandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto, "Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı Arasında Ortak Planlama Grubu Kurulmasına İlişkin Ortak Bildirisi"ni imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.