Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Kapsül Haber Ajansı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğan Holding’den Güçlü Büyüme Haber

Doğan Holding’den Güçlü Büyüme

Doğan Holding’in Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdiği konsolide finansal tablolara göre; yılın dördüncü çeyreğinde 23,7 milyar TL gelir elde eden Doğan Holding’in bu çeyrekteki FAVÖK’ü (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) 3,4 milyar TL ve net kârı da 2,2 milyar TL oldu. Süregelen makroekonomik dalgalanmalar, sıkı finansal koşullar ve sektörel zorluklarla geçen bir yılda; Doğan Holding portföyü dayanıklılık, operasyonel disiplin ve sağlam bir kârlılık yapısı sergiledi. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2025 yılı, makroekonomik belirsizliklere rağmen sadeleşme, odaklanma ve konsolidasyonun ölçülebilir finansal sonuçlara dönüştüğü bir yıl oldu. 2025’te stratejik iş kollarımızı yapılan yatırımlarla daha da güçlendirdik ve aynı zamanda konsolidasyona devam ettik. 2025 yılını geride bırakırken, stratejik odak alanlarımızın yıl başında belirlediğimiz beklentileri karşıladığını, hatta birçok noktada aştığını bildirmekten mutluluk duyuyoruz. Bu güçlü performans, bize yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına daha büyük bir güvenle girme imkanı verdi” dedi. Çağlar Göğüş: “Stratejik odak alanlarımızda güçlü performans kaydettik” Doğan Holding’in stratejik odak alanları olan madencilik, finansal hizmetler ve yenilenebilir enerjinin 2025 performansına damga vurduğunu belirten Göğüş, bu alanlardaki başarıları şöyle özetledi: "Madencilikte, satın alma sonrası yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik, dördüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine kıyasla %81 gelir büyümesi ve beklentilerin oldukça üzerinde, yıllık %44 FAVÖK marjı ile en güçlü değer katan iştiraklerimizden biri oldu. Bu başarıya olan inancımızla, 2026 yılında 70 milyon ABD doları yatırım yapmayı planlıyoruz. Yapılan yatırımlarla madenciliğin Grubumuzun karlılığına yüksek etkisini sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Dijital finanstaki güçlü ivmemizi ise tamamen dijital ve yapay zeka temelli altyapısıyla ayrışan Hepiyi Sigorta temsil etti. Hepiyi Sigorta, brüt yazılan primlerini yüzde 56 artırırken, yönetilen portföy büyüklüğünü 764 milyon ABD dolarına taşıdı. Kasko pazar payını 110 baz puan artıran Hepiyi Sigorta, 2025’te Türkiye’nin en büyük altıncı zorunlu trafik ve dokuzuncu kasko sigortası şirketi konumuna yükseldi. Yenilenebilir enerjide de hedefleri aşan bir performans sergiledik. Galata Wind, 50 MW’lık kapasite artış hedefine kıyasla portföyüne 57 MW kurulu güç ekledi ve Almanya ile İtalya’daki yatırımlarımızın ‘inşaata hazır’ aşamaya gelmesiyle global büyüme hedeflerimizde önemli bir eşiği geçti.” Çağlar Göğüş: “2026’da odağımız finansal performanstaki iyileşmeyi ivmelendirerek gelecek yıllara sürdürülebilir şekilde taşımak olacak” Başarılı geçen 2025’in ardından gelecek vizyonunu da paylaşan Göğüş, “Güçlenen bilançomuz, artan operasyonel disiplinimiz ve daha öngörülebilir kazanç profilimizle, odağımızı finansal performansın ivmelenerek sürdürülebilir şekilde artışına çeviriyor, yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına artan bir güvenle giriyoruz. Bu güvenle, 2030 yılı Net Aktif Değer hedefimizi 4,0 milyar ABD dolarından 4,5 milyar ABD dolarına yükseltiyoruz. Paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratma yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. Doğan Holding hisselerinde yabancı yatırımcı payı yükseldi Doğan Holding’in 2025 performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline ve endeks getirisine de yansıdı. 2025 yılında toplam yüzde 19 getiri sağlayarak BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık bir endeks üstü getiri kaydeden Doğan Holding’in fiili dolaşımdaki yabancı yatırımcı payı da Aralık 2025 itibarıyla yıllık bazda 6,1 puan artışla yüzde 18’den yüzde 24’e yükseldi. BIST-100 endeksindeki yabancı yatırımcı payının azaldığı bir ortamda Doğan Holding’e duyulan güvenin bir göstergesi olduğu vurgulanan bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki güçlü disiplinin yanı sıra kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve kurumsal yönetime verilen tavizsiz özene bağlı olduğu belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de ‘Ortak Akıl’ Kazandı Haber

Nilüfer’de ‘Ortak Akıl’ Kazandı

Nilüfer Belediyesi, kentin yönetiminde “ortak akıl” ve “katılımcı demokrasi” ilkelerini somut adımlarla hayata geçirmeye devam ediyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Yüzüncüyıl Mahalle Komitesi ile bir araya gelerek, BursaRay Yüzüncüyıl istasyonu çıkışındaki alanda planlanan yeni sosyal tesis projesi hakkında mahalle sakinlerini dinledi. “TOPLUMCU BELEDİYECİLİK, TOPLUMU DİNLEMEKLE BAŞLAR” Bölgede yeni bir yapılaşmaya gitmeden, mevcut yapının dönüştürülmesiyle planlanan “Kantin Nilüfer” projesi, özünde güçlü bir sosyal dayanışma modeli barındırıyordu. Bu projeyle, ekonomik kriz döneminde vatandaşlara uygun fiyatlı sosyalleşme imkânı sunulması ve piyasa fiyatlarının dengelenmesi amaçlanmıştı. Kurulacak sistemden elde edilecek gelirle de 2 binden fazla amatör sporcu çocuğun desteklenmesi, kadın spor takımlarına katkı sağlanması ve yerel tarımın güçlendirilmesi hedefleniyordu. Toplantıda mahalle sakinlerinin, artabilecek trafik yoğunluğu ve bölgedeki anıt ağacın korunması gibi konulardaki çevresel hassasiyetlerini içtenlikle dinleyen Başkan Şadi Özdemir, projeyi durdurma kararı aldı. Toplumcu belediyeciliğin temelinde halkın sesine kulak vermenin yattığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, bu kararın birlikte yönetme kültürünün en güzel kanıtı olduğunu ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, sürece ve alınan karara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizim yönetim anlayışımızın merkezinde tamamen diyalog, uzlaşı ve karşılıklı anlayış bulunuyor. Kantin Nilüfer projesiyle gençlerimize, çocuklarımıza ve ailelerimize nefes aldıracak; sporu, tarımı ve kadınları destekleyecek çok yönlü bir dayanışma modeli kurgulamıştık. Bu güzel hedeflere ulaşmayı çok arzu etsek de, Yüzüncüyıl sakinlerimizin çevresel dokuya ve mahalle huzuruna dair hassasiyetlerini büyük bir saygıyla karşılıyoruz. Hazırladığımız projeler ne kadar yüksek bir toplumsal fayda barındırırsa barındırsın, mahallelimizin içten rızası ve onayı bizim için her şeyden değerlidir. Biz Nilüfer’i kocaman bir aile olarak görüyor, kararlarımızı da bu ailenin fertleriyle, yan yana, omuz omuza veriyoruz.” “KATILIMCI DEMOKRASİ İÇİN ÖRNEK ADIM” Alınan bu karar, Nilüfer’de hayata geçirilecek projelerin yalnızca ekonomik ve teknik faydalarına göre şekillenmediğini; çevreye duyarlılığın, mahalle kültürünün ve vatandaşın doğrudan onayının her zaman öncelikli olduğunu bir kez daha kanıtladı. Nilüfer Belediyesi, kentin farklı noktalarında halkın bütçesini koruyan, sporu ve üretimi destekleyen sosyal dayanışma projeleri üretmeye ve bu projeleri halkla tam bir şeffaflık içinde istişare ederek hayata geçirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsa İstanbul’da Gong Empa Elektronik İçin Çaldı Haber

Borsa İstanbul’da Gong Empa Elektronik İçin Çaldı

Uzay, havacılık ve savunma sanayi başta olmak üzere endüstriyel elektronikten e-mobiliteye, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinden akıllı enerji ve LED’li aydınlatmaya kadar geniş bir alanda kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, Borsa İstanbul’da çalan ilk gongla sermaye piyasalarına adım attı. Halk Yatırım liderliğinde 19-20 Şubat tarihlerinde gerçekleşen talep toplama sürecini başarıyla tamamlayan şirket, 26 Şubat 2026 itibarıyla, EMPAE koduyla Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem görmeye başladı. Empa Elektronik’in gong töreni, Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Empa Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akman, Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Empa Elektronik COO’su Volkan Akbıyık, Empa Elektronik Mali ve İdari İşler Direktörü Özer Filiz, Halk Yatırım Genel Müdürü Şafak Akdaş, Empa Elektronik çalışanları ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun törende yaptığı konuşmasında “Empa, başta savunma sanayi olmak üzere birçok alanda farklı teknoloji çözümleri geliştiren çok değerli köklü bir şirketimizdir. Küresel tedarik zincirleri dünyada yeniden şekillenirken, Empa, yerli üretim kapasitesini artırmakta ve ülkemizin stratejik projelerinde sorumluluk almaktadır. Bugün ise Empa Borsamızda işlem görmeye başlayarak, halka arzdan elde ettiği gelirle büyümesini daha sağlıklı gerçekleştirecektir. Bu vesileyle, şirketimizin halka arz sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu halka arzın sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyor, Empa’ya Borsamız ailesine hoş geldiniz diyorum” dedi. “Türkiye’nin teknolojik gelişimine duyulan inancın hikâyesi” Empa Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akman, Empa Elektronik’in hikâyesinin yalnızca ticari bir başarı hikâyesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik gelişimine duyulan güçlü bir inancın hikâyesi olduğunu söyledi. Küçük ama kararlı adımlarla başlayan bu yolculuğun bugün savunma sanayinden uzay ve havacılığa, e-mobiliteden endüstriyel elektroniğe, akıllı enerji çözümlerinden tüketici elektroniğine kadar geniş bir alana uzandığını kaydeden Akman, “Yıllar boyunca biz sadece ürün tedarik etmedik. Mühendislerimizin bilgisiyle, sahadaki teknik desteğimizle, Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin teknolojik gelişimine omuz verdik” dedi. Yer aldıkları her projede, Türkiye’nin geleceğine katkı sunmanın sorumluluğunu hissettiklerini vurgulayan Akman “Bugün burada çalacağımız gong, bizim için yalnızca bir finansal dönüm noktası değil, aynı zamanda mühendisliğe duyduğumuz saygının, ekip çalışmasına olan inancımızın ve ülkemizin teknolojik gelişimine öncü olma kararlılığımızın simgesidir” diye konuştu. “Halka arz zor ama değerli bir yolculuk” Halka arzın büyük titizlik ve disiplin gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayan Akman, şunları söyledi: “Aynı zamanda kurum olarak bize önemli kazanımlar sağlayan değerli bir yolculuk olan bu adım, kurumsal yapımızı daha da güçlendirirken yeni yatırımlarımızın ve uluslararası adımlarımızın önünü açacak güçlü bir finansal zemin oluşturdu. Bundan sonraki dönemde yeni ortaklarımızla birlikte büyümeyi sürdürürken ülke ekonomisine, istihdamına, teknolojik gelişimine ve vizyon projelerine sağladığımız katkıyı daha yukarı taşımakta kararlıyız. Bu yolda bize inanan, geleceğimizi paylaşan tüm yatırımcılarımıza gönülden teşekkür ediyorum.” “Büyüme yolculuğumuzu yatırımcılarımızla sürdüreceğiz” Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel de sağladığı ürün ve hizmetlerle bugüne kadar uzayda, havada, karada, denizde, yollarda, evlerde ve hayatın her alanında var olan Empa Elektronik’in bu günden sonra sermaye piyasalarında da olacağını söyledi. Sarpel, “Artık Borsa İstanbul’da, Türkiye’nin en seçkin şirketleri arasında da yerimizi aldık” açıklamasında bulundu. Bu önemli adımın, Empa Elektronik’in yıllara yayılan istikrarlı büyümesinin ve teknolojiye olan bağlılığının sermaye piyasalarıyla buluştuğu yeni bir başlangıcı temsil ettiğini vurgulayan Sarpel, şunları söyledi: “Halka arzımız, finansal yapımızı güçlendirmenin ötesinde şeffaflık, kurumsal yönetim ve sürdürülebilir büyüme konularındaki kararlılığımızı da pekiştirdi. Artık hedeflerimizi daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle paylaşacak, büyüme yolculuğumuzu birlikte sürdüreceğiz. Ülkemizin teknoloji ekosistemine katkı sağlamaya, nitelikli istihdam yaratmaya, stratejik sektörlerin güvenilir teknoloji tedarikçisi ve çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Öz Bakım Politikalarında Yeni Perspektif Haber

Türkiye’de Öz Bakım Politikalarında Yeni Perspektif

Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Indomie Türkiye, Kampüs Elçiliği Programı IndoMate ile Üniversite Öğrencileriyle Buluştu Haber

Indomie Türkiye, Kampüs Elçiliği Programı IndoMate ile Üniversite Öğrencileriyle Buluştu

Gençlerle güçlü bir bağ kurmayı uzun yıllardır marka stratejisinin merkezine alan Indomie Türkiye IndoMate buluşmasıyla üniversite kampüslerindeki genç enerji ve yaratıcı fikirleri desteklerken, katılımcılara staj önceliği gibi kariyer fırsatları da sunuyor. Indomie’nin üniversite öğrencileriyle uzun yıllardır temas ettiği alanları daha yapılandırılmış bir programa dönüştüren IndoMate, İstanbul’daki üniversitelerden seçilen öğrencilerle bir araya geldi. Belirli kriterler doğrultusunda seçilen öğrenciler, gerçekleşen buluşmada programın kapsamı ve beklentileri hakkında bilgi alırken, üstlenecekleri roller ve sorumluluk alanları da detaylı şekilde aktarıldı. IndoMate marka elçileri, marka temsili çalışmalarının yanı sıra etkinlik kurgulama, saha pazarlaması ve dijital içerik üretimi gibi alanlarda aktif görev alacak. Kampüslerinde Indomie adına yürütülecek çalışmaların sahadaki uygulayıcıları olacak öğrenciler, gerçek marka projeleri üzerinden sorumluluk alarak pazarlama dünyasının işleyişini yakından deneyimleme imkanı bulacak. Program, üniversite hayatı devam ederken profesyonel çalışma disiplinini tanıma ve kariyer yolculuğuna erken bir temas noktası oluşturma fırsatı sunuyor. Tekirdağ Çerkezköy’deki fabrikasında yürüttüğü üretim süreçlerini uzun yıllardır fabrika gezileriyle gençlere şeffaf bir şekilde açan Indomie Türkiye, şeffaflık ve erişilebilirlik yaklaşımını IndoMate programıyla kurumsal bir çerçeveye taşıyor. Program, öğrencilere markanın kapılarının açık, iletişiminin şeffaf ve ilişki biçiminin güven temelli olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor. “IndoMate, Gençlerle Kurduğumuz Uzun Soluklu Bir Ortak Üretim Alanı” IndoMate programının çıkış noktası ve hedeflerine değinen Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, “Üniversite yıllarının yalnızca akademik bir dönem değil, aynı zamanda profesyonel hayata hazırlık süreci olduğuna inanıyoruz. Öğrencilerin fikirlerinin gerçek projelere dönüştüğü bir ortak üretim alanı olarak konumlandırıyoruz. Kampüs enerjisini ve genç bakış açısını marka süreçlerimize dahil ederken; öğrencilerin de profesyonel çalışma disiplinini deneyimleyebilecekleri bir öğrenme ortamı sunuyoruz. IndoMate ile öğrencilerin içgörülerini, kampüs dinamiklerini ve üretim biçimlerini doğrudan marka süreçlerimize entegre ediyoruz. Öğrenciler sahada Indomie’yi temsil ederken; biz de onların bakış açısından öğreniyor, kampüslerden gelen fikirleri ve geri bildirimleri iletişim ve pazarlama çalışmalarımızı besleyen değerli bir referans olarak görüyoruz. Bu karşılıklı etkileşim, markamızı gençlerle birlikte daha dinamik, daha güncel ve daha samimi hale getiriyor. Birlikte güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. IndoMate’i dönemsel bir kampüs aktivitesi olarak değil, gençlerle sürdürülebilir etkileşim ve iş birliği geliştirdiğimiz stratejik bir program olarak konumlandırıyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Konutta Erişilebilirlik İçin Yeni Adımlar Haber

Konutta Erişilebilirlik İçin Yeni Adımlar

Türkiye’de konut fiyatları ve inşaat maliyetlerindeki yükseliş, barınmayı daha geniş kesimler için önemli bir gündem maddesine dönüştürürken; sektör temsilcileri, konuta erişimin yeniden mümkün hale gelmesi için maliyetleri düşürecek yapısal adımların, finansman modellerinin ve üretimi artıracak planlamanın birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor… Türkiye’de konut piyasasında fiyat artışı ve erişilebilirlik sorunu giderek derinleşirken, resmi veriler de maliyet baskısının sürdüğüne işaret ediyor. TÜİK verilerine göre İnşaat Maliyet Endeksi 2024 yılında yıllık bazda yüzde 67’nin üzerinde artış gösterirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıkladığı Konut Fiyat Endeksi aynı dönemde Türkiye genelinde yıllık yüzde 75’e yaklaşan bir yükseliş kaydetti. Sektör temsilcileri, bu tabloyla birlikte hem üretim maliyetlerinin hem de satış fiyatlarının hızla yükseldiğini; bunun da konuta erişimi özellikle orta gelir grubu açısından daha da zorlaştırdığını belirtiyor. SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, konut piyasasında yaşanan yükselişin yalnızca fiyat artışıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ciddi bir erişilebilirlik sorunu yarattığını vurgulayarak, “İnşaat maliyetlerindeki artış, konut fiyatlarına doğrudan yansıyor. Arsa, işçilik, malzeme ve finansman maliyetleri bir araya geldiğinde konut üretimi ciddi bir mali baskı altında gerçekleşiyor. Bu tablo fiyatları yukarı taşırken, konutun geniş kesimler için erişilebilirliğini her geçen gün azaltıyor. Konut fiyat endeksindeki artış, piyasadaki baskının devam ettiğini gösteriyor ancak bence asıl sorun fiyatların yükselmesi değil; konutun orta gelir grubunun dahi erişemeyeceği noktaya gelmesi. Buna rağmen doğru adımlar atıldığında konutun yeniden erişilebilir hale gelebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle uzun vadeli, sürdürülebilir ve daha ulaşılabilir finansman modellerine ihtiyaç var. Kamu-özel sektör iş birlikleri, uygun vadeli kredi mekanizmaları ve yeni nesil finansman çözümleri, orta gelir grubunun konuta erişimini yeniden güçlendirebilir. Öte yandan konut arzı artmadığı sürece fiyatlarda kalıcı bir denge sağlanmasının mümkün olmadığını da görüyoruz. Üretimi hızlandıracak planlama süreçleri, ruhsat aşamalarında sadeleşme ve şeffaflık sektörün önünü açacaktır. Türkiye’de konutun yeniden erişilebilir hale gelmesi için maliyetleri düşüren, üretimi artıran, finansmana erişimi kolaylaştıran ve planlamayı güçlendiren bütüncül bir modele ihtiyaç var. Bu dönüşümün sadece sektör için değil; şehirlerin daha sağlıklı büyümesi, yaşam kalitesinin artması ve toplumsal refahın güçlenmesi açısından da önemli bir fırsat sunduğuna inanıyorum” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Octet Türkiye’nin 2026 Odağı Sürdürülebilir Büyüme Haber

Octet Türkiye’nin 2026 Odağı Sürdürülebilir Büyüme

B2B ödeme ve tahsilat çözümleri alanında faaliyet gösteren ve şirketlerin işletme sermayesinin güçlenmesine destek olan Octet Türkiye, 2025 yılında büyüme stratejisini ürün bazlı performans üzerinden şekillendirdi. Şirket, 2025 yılı boyunca ürün portföyü içinde Sanal POS, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) çözümlerinin kullanım alanını genişletti. Geçtiğimiz yıl Octet Türkiye, DBS gelirlerinde %194, TFS gelirlerinde ise %450 oranında artış kaydetti. Elde edilen bu performans, şirketin çoklu banka altyapısı ve B2B odaklı platform yaklaşımının işletmelerin nakit akışı yönetiminde yarattığı etkiyi ortaya koydu. Octet Türkiye’nin Sanal POS çözümleri de 2025 yılı boyunca istikrarlı büyümesini sürdürdü. Sanal POS gelirleri, yıl genelinde %56 oranında artış gösterdi. Bu oran, enflasyonun yaklaşık iki katı seviyesinde bir büyümeye işaret ederken şirketin tahsilat çözümlerinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapı sunduğunu gösterdi. 2026 hedeflerinde güven ve istikrar öne çıkıyor Octet Türkiye, 2026 yılına yönelik stratejik önceliklerini ölçeklenebilir büyüme, regülasyon uyumu ve teknolojik dönüşüm ekseninde şekillendiriyor. Şirket, belirsizliklerin arttığı ekonomik ortamda işletmelerin nakit akışını daha öngörülebilir hale getiren çözümler sunmayı hedefliyor. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, 2026 perspektifine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2026’yı fintek ekosisteminde hızlı büyümeden çok, dayanıklı ve sürdürülebilir yapıların öne çıktığı bir dönem olarak görüyoruz. Octet Türkiye olarak büyümeyi, ürünlerimizin işletmelerin nakit akışına sağladığı somut katkı üzerinden kurguluyoruz. Regülasyonlara uyum ve şeffaflık ise bu yaklaşımın doğal bir parçası.” Ekemen Fidan, 2025’in sektör açısından seçici yatırımların ve güçlü denetim mekanizmalarının öne çıktığı bir dönem olduğuna dikkat çekerek, Octet Türkiye’nin bu süreçte kurumsal şirketler, bayi ağına sahip firmalar ve KOBİ’ler dahil olmak üzere toplam 8 bin 500 müşteriye hizmet sunduğunu hatırlattı. 2026’ya ilişkin beklentilerini de paylaşan Ekemen Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzdeki dönemde işletmeler için nakit akışının öngörülebilirliği her zamankinden daha kritik hale geliyor. Biz de 2026’yı, işletmelerin finansal esnekliğini merkeze aldığımız bir yıl olarak görüyor; bölgesel yapılanma ve KOBİ segmentine açılımı öncelikli stratejik adımlarımızdan biri olarak konumlandırıyoruz. Özellikle KOBİ segmentinde finansal esnekliğin güçlü bir nakit akışıyla mümkün olduğuna dair farkındalığın artırılmasına odaklanacağız. Bu doğrultuda veri analitiği ve yapay zeka destekli altyapılara yaptığımız yatırımlarla hem mevcut ürünlerimizi güçlendirmeyi hem de ölçeklenebilir büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz. Ekonomik koşulların zorlu olduğunun farkındayız; ancak rotamızı koruyarak B2B odağında ilerlemeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Nilüfer’de Çevresel Veriler Önleyici Politikalara Rehber Haber

Bursa Nilüfer’de Çevresel Veriler Önleyici Politikalara Rehber

Bilimsel ölçümler, kent yönetiminde planlama, denetim ve karar süreçlerine doğrudan rehberlik ediyor. Nilüfer Belediyesi, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan hava kirliliği ile 2025 yılına ait su kirliliği izleme çalışmalarının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Sabit ve mobil ölçüm istasyonlarından elde edilen bilimsel veriler, Nilüfer’de çevresel risklerin yerinde, sürekli ve karşılaştırmalı biçimde izlendiğini ortaya koyarken; bu verilerin halk sağlığını önceleyen önleyici politikalara rehberlik ettiği vurgulandı. HAVA KİRLİLİĞİNDE SANAYİ VE TRAFİK KAYNAKLI ETKİ BELİRGİNLEŞİYOR Nilüfer ilçesinde hava kalitesini yakından izlemek amacıyla Ata Bulvarı’nda bulunan sabit Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu’nun yanı sıra; Çalı Sanayi Bölgesi, Kayapa Organize Sanayi Bölgesi ve Lefkoşe Caddesi’nde konumlandırılan mobil hava kalitesi izleme istasyonlarıyla çok noktalı ölçüm yapılıyor. Bu sayede sanayi ve trafik yoğunluğunun etkisi, zamana ve mekâna bağlı olarak somut verilerle takip edilebiliyor. 2024 ve 2025 yıllarına ait ölçümlerde; Zararlı Partikül Madde (PM10) ve Solunabilir Partikül Madde (PM2,5) değerlerinin ölçüm yapılan birçok ayda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sınır değerlerinin üzerinde seyrettiği, NO₂ (Azot Dioksit) değerlerinin özellikle sanayi ve trafik yoğun bölgelerde hem DSÖ hem de bazı aylarda ulusal sınır değerleri aştığı, SO₂, CO ve O₃ değerlerinin ise genel olarak sınır değerlerin altında kaldığı tespit edildi. Nilüfer’in Bursa genelinde yüksek kirlilik potansiyeline sahip bölgeler arasında yer aldığını belirten yetkililer, bu nedenle hava kalitesinin sürekli ve yerinde ölçülmesinin yalnızca durum tespiti değil, önleyici yönetim açısından da kritik bir araç olduğunu ifade ettiler. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “ÖLÇTÜĞÜMÜZ HER VERİ, ÖNLEYİCİ BİR ADIMIN BAŞLANGICIDIR” Çevresel izleme çalışmalarının yalnızca veri üretmekle sınırlı olmadığını belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, elde edilen bilgilerin doğrudan karar süreçlerine yön verdiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Çevreyle ilgili riskleri yönetmenin ilk koşulu, onları doğru ve sürekli biçimde ölçmektir. Nilüfer’de elde ettiğimiz her veri, yalnızca bir tespit değil; halk sağlığını korumaya yönelik önleyici adımların temelidir” dedi. Ölçüm sonuçlarının vatandaşlarla paylaşılmasını bir şeffaflık gereği olarak gördüklerine vurgu yapan Başkan Şadi Özdemir, “Hava ve su kalitesine ilişkin verileri kamuoyuna açık biçimde sunuyoruz. Aynı zamanda bu verileri, denetimden kent planlamasına kadar birçok alanda yol gösterici bir yönetim aracı olarak kullanıyoruz. Çevresel izleme çalışmalarının temel amacı sorun oluştuktan sonra müdahale etmek değil; bilimsel veriler ışığında riskleri önceden görerek sağlıklı bir kent yaşamını güçlendirmektir” diye konuştu. VERİLER VATANDAŞIN BİLGİSİNE SUNULUYOR, KARARLARA REHBERLİK EDİYOR Öte yandan hava kalitesi ölçüm sonuçlarına Nilüfer Belediyesi’nin resmi internet sitesi ile Nilüfer Her Yerde mobil uygulaması üzerinden anlık olarak erişilebildiği hatırlatıldı. Bu uygulamanın, vatandaşların günlük yaşamlarına ilişkin bilinçli tercihler yapabilmesine katkı sunduğu belirtildi. Paylaşılan verilerin aynı zamanda belediyenin denetim, planlama ve önceliklendirme süreçlerinde aktif biçimde kullanıldığını kaydeden yetkililer, riskli bölgeler ve zaman dilimlerine yönelik hedefli çalışmaların bu sayede geliştirildiğini vurguladı. SU KALİTESİ İZLEME ÇALIŞMALARINDA GÜVEN VEREN SONUÇLAR Nilüfer Belediyesi’nin 2005 yılından bu yana sürdürdüğü Su Kirliliği İzleme Çalışmaları kapsamında da, 2025 yılı boyunca kent ve kırsal mahallelerde düzenli analizler gerçekleştirildi. 2025 yılı verilerine göre; Kent merkezindeki 42 mahallede, 73 noktadan alınan örneklerde yapılan 873 ölçümün tamamında serbest klor seviyelerinin yönetmeliklere uygun olduğu, 22 kırsal mahallede yapılan ölçümlerde örneklerin yaklaşık yüzde 85’inin uygun, yaklaşık yüzde 15’inde ise düşük klor seviyesi tespit edildiği, kent ve kırsal mahallelerin hiçbirinde mikrobiyolojik kirliliğe rastlanmadığı açıklandı. Ölçüm sonuçlarının her ay BUSKİ Genel Müdürlüğü ve Nilüfer İlçe Sağlık Müdürlüğü ile paylaşıldığı, ayrıca belediyenin https://www.nilufer.bel.tr/kategoriler/hizmet/hava-ve-su-kalitesi-izleme/su-kalitesi-izleme web adresinden düzenli olarak kamuoyunun bilgisine sunulduğu belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orzax, The ONE Awards’ta 4. Kez “Yılın İtibarlı Markası” Seçildi Haber

Orzax, The ONE Awards’ta 4. Kez “Yılın İtibarlı Markası” Seçildi

Türkiye takviye edici gıda pazarının lideri Orzax, The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri kapsamında gıda takviye ürünleri kategorisinde dördüncü kez “Yılın İtibarlı Markası” seçildi. Marketing Türkiye ile Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle Türkiye genelinde 12 ilde 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen araştırmaya dayanan değerlendirme sonucunda elde edilen bu başarı, Orzax’ın tüketici nezdinde yıllar içinde inşa ettiği güvenin ve sürdürülebilir marka itibarının güçlü bir göstergesi oldu. Sürdürülebilir marka itibarının merkezinde tüketici güveni yer alıyor Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan, markanın bu başarısının arkasında uzun soluklu bir güven inşası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tüketici güveni, sürdürülebilir marka itibarının merkezindedir. Orzax olarak ürün kalitemiz, bilimsel yaklaşımımız ve iletişimde benimsediğimiz şeffaflık ile bu güveni yıllar içinde inşa ettik. Dördüncü kez ‘Yılın İtibarlı Markası’ seçilmek, bizim için yalnızca bir ödül değil; tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü bağın ve bu bağın sürekliliğinin çok kıymetli bir göstergesi.” Bilimsel Ar-Ge altyapısı, yenilikçi ürün portföyü ve tüketici odaklı marka yaklaşımıyla Orzax, takviye edici gıda sektöründe yalnızca ürünleriyle değil, yarattığı güven duygusuyla da ayrışıyor. Sağlığa değer katma misyonuyla hareket eden marka, kalite standartlarını sürekli yukarı taşıyarak hem yerel hem de global pazarda büyümesini sürdürüyor. Müge Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ödül, Orzax’ın kısa vadeli iletişim başarılarının ötesinde, uzun vadeli marka yönetimi yaklaşımının bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de Ar-Ge yatırımlarımız, yenilikçi çözümlerimiz ve tüketiciyle kurduğumuz şeffaf iletişim sayesinde sektöre yön vermeye devam edeceğiz.” Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle, Türkiye genelinde 12 ilde gerçekleştirilen ve 1.200 kişiyle yüz yüze yapılan araştırmaya dayanan The ONE Awards değerlendirmesi; yıl içerisinde itibarını en çok artıran markaları halk jürisinin görüşleri doğrultusunda belirliyor. Toplam 70’i aşkın kategoride yapılan bu kapsamlı araştırma sonucunda Orzax, kendi segmentinde zirvedeki yerini bu yıl da korudu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.