Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Kapsül Haber Ajansı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COLIN’S Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahmet Eroğlu, Fast Company Sürdürülebilirlik Liderleri 2026 Listesinde Haber

COLIN’S Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahmet Eroğlu, Fast Company Sürdürülebilirlik Liderleri 2026 Listesinde

Fast Company Türkiye’nin Sürdürülebilirlik Liderleri 2026 Araştırması’nda şirket sahipleri, CEO’lar, sürdürülebilirlik liderleri, girişimciler ve sivil toplum temsilcileri değerlendirmeye alındı. Alanında uluslararası ve yerel ölçekte önemli isimlerden oluşan Büyük Jüri’nin değerlendirmesi sonucunda belirlenen liste, iş dünyasında sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü yönlendiren liderleri bir araya getirdi. Üç temel odakta bütüncül ve ölçülebilir dönüşüm Enerji dönüşümü, döngüsel tasarım ve sorumlu tedarik olmak üzere üç temel odak alanı üzerine inşa edilen model kapsamında COLIN’S, yenilenebilir enerji yatırımlarını genişletirken mağazalarda enerji verimliliğini artıran uygulamaları hayata geçiriyor. Enerji yönetim sistemine entegre edilen mağaza oranını yüzde 80’e ulaştıran marka, bu alanda 650.000 kWh enerji tasarrufu sağladı. COLIN’S, üretim tarafında da daha az su ve kimyasal kullanımını mümkün kılan uygulamaları devreye alıyor. Ürün tasarımındaki sadeleşmeyle kaynak kullanımını azaltan bir üretim yapısı benimseyen marka, atık yönetiminde ise yeniden kullanım oranlarını artırarak doğal kaynak tüketimini azaltan uygulamaları operasyonun geneline yayıyor. Tedarik zincirinde şeffaflık ve izlenebilirliği güçlendiren sistemleri devreye alan COLIN’S, FSC sertifikalı kâğıt ve geri dönüştürülmüş materyal kullanımını standart hale getirdi. Döngüsel tasarım yaklaşımı doğrultusunda geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını artıran marka, yeni mağazalarında yüzde 100 geri dönüştürülmüş askı kullanımına geçti. İnsan kaynağı tarafında çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında ilerleyen COLIN’S, kadın yönetici oranını yüzde 33’e yükseltirken, 2030 yılı için belirlediği yüzde 50 hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. COLIN’S, 2030 karbon nötr hedefi doğrultusunda enerji dönüşümü, döngüsel tasarım ve sorumlu tedarik alanlarında yürüttüğü çalışmaları planlı adımlarla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Popeyes Türkiye’de 500 Restorana Ulaştı Haber

Popeyes Türkiye’de 500 Restorana Ulaştı

2007 yılından bu yana TAB Gıda bünyesinde faaliyet gösteren Popeyes, geçen süre içinde yalnızca restoran sayısını artırmakla kalmadı; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, standartlaşma ve güçlü franchise yapısıyla sektörde fark yaratan bir konuma ulaştı. Bugün 500 restorana ulaşan marka, Türkiye’nin dört bir yanında geniş bir erişim ağıyla faaliyet gösteriyor. Bu istikrarlı büyüme yolculuğunun önemli bir göstergesi olarak Popeyes, Türkiye genelindeki 500’üncü restoranını İstanbul Beşiktaş’ta hizmete açtı. Sektör açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyan bu açılış, TAB Gıda’nın operasyonel mükemmeliyet, ölçek ekonomisi ve sürdürülebilir büyüme odağındaki stratejisinin de somut bir yansıması oldu. Veri odaklı pazarlama yaklaşımımızla markalarımızın değerini artırmaya devam edeceğiz TAB Gıda Co-CEO’su Sinan Ünal konuşmasında “Popeyes’ın Türkiye’de ulaştığı bu ölçek, güçlü marka portföyümüzü doğru stratejilerle yönetme yetkinliğimizin bir sonucu. Tüketici beklentilerini merkeze alan pazarlama yaklaşımımız, dijitalleşen sipariş kanallarımız ve paket servis gücümüzle markalarımızın erişimini ve etkileşimini sürekli artırıyoruz. Popeyes özelinde de yenilikçi iletişim stratejilerimiz ve güçlü marka konumlandırmamızla bu büyüme ivmesini destekliyoruz. Farklı temas noktalarında tüketiciyle daha güçlü bağ kurmayı odağımıza alarak markalarımızın etki alanını genişletiyoruz. Önümüzdeki dönemde de veri odaklı yaklaşımımızla markalarımızın değerini artırmayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. Entegre yapımızla sürdürülebilir ve standart bir deneyim sunuyoruz TAB Gıda Co-CEO’su Gökhan Asok konuşmasında “Uzun yıllardır istikrarla sürdürdüğümüz operasyonel mükemmeliyet yaklaşımımız ve insan kaynağımıza yaptığımız yatırımlar sayesinde sağlıklı bir büyüme gerçekleştiriyoruz. Popeyes’ın Türkiye’de 500 restorana ulaşması bunun önemli göstergelerinden biri. Uçtan uca entegre yapımız sayesinde tüm süreçleri yüksek verimlilikle yönetiyoruz. Bu yapı yalnızca büyümemizi desteklemekle kalmıyor, her restoranımızda standart ve sürdürülebilir bir misafir deneyimi sunmamızı da sağlıyor. Önümüzdeki dönemde operasyonel gücümüzü daha da ileri taşıyarak büyümemizi sağlam temeller üzerinde sürdürmeye devam edeceğiz” vurguladı. Güçlü franchise ekosistemimiz ve sağlam finansal yapımızla sürdürülebilir değer yaratıyoruz TAB Gıda Co-CEO’su Özgür Çetinkaya konuşmasında: “TAB Gıda olarak, güçlü franchise ekosistemimiz ve sürdürülebilir finansal yapımızla markalarımızın sağlıklı ve dengeli bir şekilde büyümesini destekliyoruz. Popeyes’ın 500’üncü restorana ulaşması, franchise yatırımcılarımızla kurduğumuz uzun vadeli iş birliklerinin ve ölçeklenebilir iş modelimizin önemli bir göstergesi. Gerek yerel girişimcilerle geliştirdiğimiz güçlü iş ortaklıkları gerekse yatırım disiplinimiz sayesinde, markalarımız için istikrarlı bir büyüme zemini oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde de franchise ağımızı nitelikli yatırımlarla büyütmeye ve franchise yatırımcılarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. TAB Gıda’nın franchise odaklı büyüme modeliyle desteklenen Popeyes, güçlü tedarik yapısı, dijitalleşmiş sipariş kanalları ve standartlaştırılmış operasyon süreçleri sayesinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir iş modeli sunuyor. Marka, restoran yatırımlarıyla hem yerel girişimcilere yeni fırsatlar yaratıyor hem de gıda ekosistemi içinde uzun vadeli ekonomik değer üretmeyi sürdürüyor. Popeyes’ın bu genişleme stratejisinin temelinde, yalnızca operasyonel büyüme değil, aynı zamanda tüketicilere sunulan gıdanın kaynağına duyulan güven yer alıyor. TAB Gıda’nın "Ne Yediğini Bil" platformu aracılığıyla sürdürdüğü şeffaflık ilkesi, 500 restoranda sunulan tüm ürünlerin tarladan tüketiciye olan yolculuğunun izlenebilirliğini sağlıyor. Platform, tüketicilerin ürün içerikleri, tedarik zinciri süreçleri ve gıda güvenliği standartları hakkında en doğru bilgilere kolayca ulaşmasını sağlayarak, markanın büyüme yolculuğuna güven odaklı bir değer katıyor. Türkiye’de hızlı servis restoran sektörünün öncü markalarından biri olan Popeyes, TAB Gıda güvencesiyle önümüzdeki dönemde de yeni restoran yatırımları, dijital kanallarda genişleme ve müşteri deneyimini merkeze alan uygulamalarla büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Sağlığında Hastalar   Rakama Değil Uzmanlığa Bakıyor Haber

Göz Sağlığında Hastalar Rakama Değil Uzmanlığa Bakıyor

Göz sağlığı alanında lazer ve akıllı lens operasyonlarına yönelik talep artarken, tüketici kararlarının merkezinde maliyet değil güven yer alıyor. Dünyagöz Hastaneler Grubu’nun FutureBright Group iş birliğiyle pazar araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 89’u için göz operasyonuna karar verme aşamasında en kritik faktör cerrahın deneyimi olarak ortaya çıkıyor. Operasyon sürecinde tasarruf arayışı var olsa da nihai karar; cerrah deneyimi, uzmanlık, referans ve şeffaflık ekseninde şekilleniyor. Veriler, günümüzde “fiyat değil güven odaklı” bir karar mekanizmasının öne çıktığını ortaya koyuyor. Bu durum, sektördeki rekabetin artık güven ve deneyim odaklı yürüdüğüne işaret ediyor. Gözde bilgi kaynağı yakın çevre Göz sağlığında hastanın yolculuğu genellikle çevreden gelen uyarılar ve görme kalitesindeki belirgin düşüşün bariz şekilde fark edilmesi ile başlıyor. Bu noktada hastalar için en etkili yönlendiriciler; aile üyeleri, iş arkadaşları ve komşular olarak dikkat çekiyor. Hasta için yakın çevre, bilinmezlik karşısındaki endişesini azaltıcı bir filtre görevi üstleniyor. Branş hastaneleri tercih nedeni Katılımcıların %65’i, yalnızca ilgili alanda uzmanlaşmış doktor veya kuruma güvendiğini belirtiyor. Bu durum, göz gibi kritik bir organda geri dönüşü olmayan hata korkusunun karar mekanizmasında belirleyici olduğunu ortaya koyarken, branş hastaneciliğinin önemine referans veriyor. Cerrahide özel hastane tercih ediliyor Söz konusu cerrahi bir operasyon olduğunda her 10 kişiden 6’sı önemli operasyonlar için özel hastaneyi tercih edeceğini, yalnızca 2’si devlet hastanelerine yöneleceğini ifade ediyor. Yüksek maliyetler, her 10 kişiden sadece 1’i için tedaviden vazgeçme sebebi sayılıyor. Bu veriler, göz sağlığı için bütçeden tasarruf etmek yerine 'en güvenli ve en doğru' sonuca odaklanıldığını kanıtlar nitelikte. Özel hastane tercihi hasta deneyimi, hız, konfor ve iletişim ekseninde yoğunlaşırken, devlet hastanesi tercihi ise maliyet olarak göze çarpıyor. Hastanenin fiziki yapısı güveni pekiştiriyor Operasyon geçirmek üzere hastaneye adım atan her 10 kişiden 4’ü, hastanenin fiziksel koşullarının ferah, aydınlık ve düzenli olmasını bekliyor. Hastanede bekleme süreci söz konusu olduğunda ise ortamın konforu belirleyici olmakla birlikte ferah alanlar, ergonomik oturma düzeni ve ikramlar beklemeyi daha kabul edilebilir kıldığı ifade ediliyor. Araştırma sonuçlarına dair değerlendirmelerde bulunan Dünyagöz Hastaneler Grubu CEO’su Güçlü Batkın şunları söyledi: "Bu araştırma, toplumun göz sağlığına bakışı noktasında stratejik bir önem taşıyor. Günümüzde hastaların karar mekanizmasının merkezine 'fiyat' yerine 'güven ve uzmanlığı' koymuş olması, branş hastaneciliğinin ve tecrübeli hekim kadrosunun hayati değerini bir kez daha kanıtlıyor. Araştırma sonuçları, onlara sunduğumuz güven odaklı hizmet standartlarını daha da yukarı taşıma noktasında bizim için kıymetli bir yol haritası oldu.” FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, araştırma sonuçları hakkında açıklamalarda bulundu: “Bu araştırma bize sadece insanların neye baktığını değil, nasıl karar verdiğini de anlattı. Karar anında güçlü bir gerilim var. İnsanlar göz sağlığı için kuruma gittiklerinde sadece tedavi olmuyor, aynı zamanda ‘hasta mıyım müşteri mi?’ sorusunu da yaşıyor. Bu yüzden cerrah ya da teknoloji ne kadar belirleyici ise, sürecin ne kadar şeffaf olduğu da bir o kadar belirleyici. Asıl kırılma ise kararın kendisinde. Cerrah deneyimi deniyor ama mesele aslında ‘kime kendimi emanet ediyorum’ sorusu. Bu cerrah gerçekten bu kurumun parçası mı, teknoloji gerçekten söylendiği gibi mi, süreç bana açıkça anlatılıyor mu… Bu sorular belirleyici oluyor. Referans arayışı, ikinci görüş ihtiyacı, detaylı açıklama beklentisi. Hepsi aynı ihtiyaca çıkıyor. Bugün sağlıkta farkı yaratan, en iyi hizmeti sunan kadar, süreçler konusunda en açık ve en dürüst olan kurumlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TP Türkiye, Yapay Zeka Yönetim Sistemi Sertifikasını Alan Sektöründeki İlk Şirket Oldu Haber

TP Türkiye, Yapay Zeka Yönetim Sistemi Sertifikasını Alan Sektöründeki İlk Şirket Oldu

Bu sertifikanın kazanılmasında önemli rol oynayan TP.ai FAB (Foundational AI Backbone), TP’nin stratejik yol haritası Future Forward’ın merkezinde yer alıyor. Yapay zekâ, insan uzmanlığı ve süreç mükemmeliyetini entegre bir orkestrasyon yapısında buluşturan platform, iş dünyasının geleceğine yön veriyor. Platformun üç katmanlı mimarisi; işletmelere çeviklik, güvenlik sağlayan esneklik, ölçeklenebilir ve son derece güçlü bir teknoloji altyapısı sunuyor. En üstteki Hazır Çözümler Katmanı, şirketlerin hızlı ve etkin bir şekilde devreye alabileceği AI çözümlerini içeriyor. Orkestrasyon Katmanı, insan becerilerini, yapay zekayı ve operasyonel süreçleri kusursuz bir uyum içinde bir araya getirerek yüksek verimlilik sağlıyor. Temel Katman ise tüm bu yapının üzerinde yükseldiği güvenli, sağlam ve ölçeklenebilir teknolojik bir temel oluşturuyor. Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan TP Türkiye ve Azerbaycan CEO’su Tülay Doğrular, “TP Türkiye olarak ISO 42001 sertifikasını alan dünyanın ilk BPO’su olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bizim için yapay zekâ yalnızca bir teknoloji yatırımı değil; güveni, kaliteyi ve insan deneyimini yeniden tanımlayan stratejik bir dönüşüm alanı. Bu sertifikasyon, yapay zekâyı şeffaf, denetlenebilir ve sürekli geliştirilen bir yönetim sistemi çerçevesinde ele aldığımızı ortaya koyuyor. Bugün satıştan müşteri hizmetlerine, arka ofis süreçlerinden çok dilli operasyonlara kadar geniş bir alanda yapay zekâ ve ileri analitik çözümlerimizle somut sonuçlar üretiyoruz. Elde ettiğimiz çıktılar, yapay zekânın gerçek değerinin yalnızca hız ve verimlilikte değil; güven, şeffaflık ve insan odaklı tasarım ile birlikte ortaya çıktığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de ileri teknolojiyi insan empatisiyle harmanlayan yaklaşımımızla sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğiz.” dedi. ISO/IEC 42001, yapay zekâ teknolojilerinin güvenilir, sorumlu ve kontrollü bir şekilde geliştirilmesi, uygulanması ve yönetilmesi için oluşturulmuş ilk uluslararası yapay zekâ yönetim sistemi standardıdır. Her sektörden ve her ölçekte kuruluşa uygulanabilen bu standart; şirketlerin yapay zekâ kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik, adillik, ayrımcılığın önlenmesi, gizliliğe saygı ve insan refahının korunması gibi temel etik ilkeleri esas almasını sağlıyor. Aynı zamanda yapay zekâya bağlı risklerin belirlenmesi, azaltılması ve ilgili yasal düzenlemelere uyumun desteklenmesi için bir çerçeve sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karadeniz’de İkinci El Otomotivde Yeni Adım Haber

Karadeniz’de İkinci El Otomotivde Yeni Adım

Borusan Next’in Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk yatırımı olan Borusan Next | Kosifler Oto Samsun, her marka ve model kullanılmış otomobil ve motosikletler için değerleme, ekspertiz, alım-satım, takas, finansman desteği ve sigorta çözümlerini yüksek hizmet kalitesiyle tek çatı altında sunuyor. Borusan Next | Kosifler Oto Samsun açılışında konuşan Borusan Otomotiv Kullanılmış Oto Platformu Genel Müdürü İlker Baydar, ikinci el otomobil pazarının belirli şehirlerde yoğunlaştığını, Samsun’un bu şehirler arasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Baydar, “Borusan Next olarak, ikinci el otomobil pazarında güveni, şeffaflığı ve müşteri odaklı hizmet anlayışını yeniden tanımlamak amacıyla yola çıktık. Türkiye’de her yıl 1 milyonun üzerinde yeni otomobil satılırken, kullanılmış otomobil pazarı 8 milyona yaklaşan hacmiyle çok güçlü bir ekosistem oluşturuyor. Bu yolculukta müşterilerimizden ve iş ortaklarımızdan aldığımız geri bildirimler de doğru bir ihtiyaçtan yola çıktığımızı net şekilde ortaya koyuyor. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde 91 satın alma noktasına ulaştık ve 7 farklı şehirde faaliyet gösteriyoruz. Samsun, bu yolculukta bizim için gurur duyduğumuz önemli adımlardan biri. Aynı zamanda Türkiye’de gerçekleşen kullanılmış otomobil satışlarının yaklaşık %80’inin gerçekleştiği 10 büyük şehir arasında yer almasıyla, stratejik önemi yüksek bir lokasyon. Karadeniz Bölgesi’ndeki ilk yatırımımızı hayata geçirirken, bayilik modelindeki ikinci iş birliğimizi de Kosifler Oto ile gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Borusan Next | Kosifler Oto Samsun’un, müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarına tek bir platformdan yanıt veren yapısıyla bölgede güvenli ve konforlu bir ikinci el otomobil deneyimi sunacağına inanıyoruz” dedi. Kosifler Group CEO'su Temel Aras ise uzun yıllara dayanan iş birliklerini ikinci el pazarına taşımaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, “Borusan Otomotiv ile 40 yılı aşan köklü iş birliğimizi, Borusan Next markasıyla ikinci el otomobil pazarına taşımaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Samsun’da yıllar içinde adım adım büyüttüğümüz varlığımızı, Borusan Next ile yeni bir boyuta taşıyoruz. Borusan Next’in güven, şeffaflık ve müşteri deneyimi odağındaki yaklaşımının sektöre çok önemli bir değer kattığına inanıyoruz. Bu iş birliği, hem bölgemizdeki varlığımızı güçlendirecek hem de müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini daha da ileriye taşıyacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Kolektif Öğrenilmiş Çaresizlik” Yeni Bir Kavram Olarak Literatüre Girdi! Haber

“Kolektif Öğrenilmiş Çaresizlik” Yeni Bir Kavram Olarak Literatüre Girdi!

Makalede, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramı şöyle tanımlandı: “Bir toplumun geniş kesimlerinin, süregelen veya tekrarlanan travmatik olaylara yanıt olarak kronik motivasyon kaybı yaşaması, değişimin mümkün olduğuna dair inancını yitirmesi ve genel bir pasiflik hali geliştirmesidir.” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, iki farklı disiplinden bir araya gelerek bireysel psikolojinin önemli kavramlarından “öğrenilmiş çaresizlik” teorisini toplumsal düzeye taşıyarak dikkat çeken bir akademik çalışmaya imza attı. Uluslararası saygınlığı yüksek dergilerden Theory and Society’de yayımlanan makale, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramını teorik bir çerçeveye oturttu. Araştırma, özellikle günümüzde toplumların iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve demokrasi sorunları karşısında neden giderek daha pasif kaldığını anlamaya yönelik önemli bir açıklama sunuyor. Bireysel bir teori, toplumsal bir açıklama aracına dönüştü Makalenin çıkış noktasının, psikolog Martin Seligman tarafından geliştirilen “öğrenilmiş çaresizlik” kavramı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu kavramın bireylerle sınırlı kalmadığını vurguladı ve “Öğrenilmiş çaresizlik, bireylerin tekrarlanan ve kontrol edilemeyen olumsuz deneyimler sonucunda çaba göstermeyi bırakmasıdır. Benzer bir süreç, kolektif travmalara maruz kalan toplumlarda da ortaya çıkabilir.” dedi. Makalede, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramı şöyle tanımlanıyor: “Bir toplumun geniş kesimlerinin, süregelen veya tekrarlanan travmatik olaylara yanıt olarak kronik motivasyon kaybı yaşaması, değişimin mümkün olduğuna dair inancını yitirmesi ve genel bir pasiflik hali geliştirmesidir.” “Ne yaparsak yapalım değişmez” inancı yayılıyor Çalışmaya göre bu süreç bireysel değil, sosyal ağlar üzerinden yayılan bir mekanizma ile güç kazanıyor. “Başarısızlık deneyimleri bireyler arasında paylaşılır, yayılır ve zamanla kolektif bir zihinsel çerçeveye dönüşür. Böylece ‘ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmez’ inancı toplumsal bir norm haline gelir.” diyen Prof. Dr. Barış Erdoğan, bu durumun yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyolojik ve politik sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Kolektif travma, depresyon ve çaresizlik aynı şey değil Makalede, sıkça karıştırılan üç kavram arasında net bir ayrım yapılarak, şöyle devam edildi: “Kolektif travma, savaş, doğal afet veya soykırım gibi toplumun maruz kaldığı sarsıcı olaylardır. Kolektif depresyon, bu travmaların sonrası ortaya çıkan yaygın umutsuzluk ve karamsarlık gibi duygusal sonuçlarıdır. Kolektif öğrenilmiş çaresizlik ise tekrarlanan başarısızlıklar sonucu oluşan eylemin faydasızlığına dair inanç ve davranışsal pasiflik sürecidir. Negatif koşullar ortadan kalksa bile bu pasiflik devam edebilir.” Makalede, bu yönüyle kavramın, yalnızca bir duygu durumunu değil, doğrudan eylemsizliği açıklayan bir çerçeve sunduğu vurgulandı. Beyindeki nöronlar ve toplum benzerliği vurgusu… Makalede, beyindeki nöronlar arasındaki sinaptik bağlar ile toplumdaki bireyler/kurumlar arasındaki etkileşim arasında bir benzetme yapıldı ve beyindeki bağların zayıflamasının depresyona yol açtığı hatırlatıldı. Sosyal plastisite kavramına da işaret edilen makalede, “Sosyal plastisite toplumun travmalara uyum sağlama yeteneğidir. Eğitim, ifade özgürlüğü ve adil hukuk sistemleri toplumsal direnci (sosyal plastisiteyi) artırırken; otoriter rejimler ve adaletsizlik bu direnci kırarak kolektif öğrenilmiş çaresizliğe zemin hazırlar.” vurgusunda da bulunuldu. Çözüm için demokratik katılımın yeniden inşası kritik rol oynuyor Makalede çözüm yollarına da işaret edilerek, “Öğrenilmiş çaresizlik, bireylerde harekete geçme ve kontrolü geri kazanma ile tersine çevrilebilir” görüşüne yer verilerek, toplumsal dönüşüm için de kurumsal reformlar, şeffaflık ve adaletin güçlendirilmesi, sivil toplumun somut başarılar üretmesi ve demokratik katılımın yeniden inşasının kritik rol oynadığına da işaret edildi. Makalede, kolektif öğrenilmiş çaresizliğin günümüzde demokrasilerin gerilemesi, gelir adaletsizliği ve çevre krizleri karşısındaki toplumsal ataleti (eylemsizliği) açıklamak için güçlü bir araç olduğuna dikkat çekilerek, bu kavramın sosyoloji, psikoloji, nörobilim ve siyaset bilimi arasında köprü kurarak daha derinlemesine incelenmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Golden Partner International Türk Yatırımcıları Avrupa’nın İki Stratejik Pazarıyla Buluşturdu Haber

Golden Partner International Türk Yatırımcıları Avrupa’nın İki Stratejik Pazarıyla Buluşturdu

Uluslararası gayrimenkul yatırımları alanında faaliyet gösteren Golden Partner International, gerçekleştirdiği yatırım buluşmasında Avrupa’nın iki stratejik pazarı olan Yunanistan (Golden Visa) ve İngiltere’yi odağına aldı. İki ayrı oturumdan oluşan etkinlikte, farklı yatırım profillerine hitap eden fırsatlar; getiri potansiyelleri ve yatırımın sunduğu yan haklar kapsamında değerlendirildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, Türk yatırımcıların uluslararası pazarlara olan ilgisini bir kez daha ortaya koydu. Yunanistan oturumunda, özellikle Golden Visa programı kapsamında artan talep, düşük giriş maliyetine karşılık sunduğu yüksek mobilite avantajı ve turizm destekli kira getirisi potansiyeli öne çıktı. Bu kapsamda Golden Partner, 40 yılı aşkın deneyime sahip geliştirici MIBS Group’un son projesi **“Etolikou Seafront”**un lansmanını gerçekleştirerek; son yıllarda yabancı yatırımcı ilgisinin hızla arttığı bölgede, yatırımcılara büyüme potansiyeli yüksek bir alternatif sundu. İngiltere oturumunda ise döviz bazlı gelir beklentisi, regüle edilmiş piyasa yapısı ve uzun vadeli değer artışı dinamikleri ön plana çıktı. Köklü tarihi, güçlü ekonomisi ve oturmuş piyasa yapısıyla İngiltere’de, özellikle Londra’da gayrimenkul sahibi olmanın yalnızca finansal değil, aynı zamanda yüksek prestijli bir yatırım olduğu vurgulandı. Golden Partner’ın, İngiltere’nin önde gelen gayrimenkul geliştiricilerinden Berkeley Group ile yürüttüğü iş birliği kapsamında sunduğu projeler yatırımcılarla paylaşıldı. Londra başta olmak üzere gelişim potansiyeli yüksek bölgelerde konumlanan projeler, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Okan Ersan, Golden Partner Genel Müdürü, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Dünya hızla küreselleşirken bilgiye erişim kolaylaşıyor. Ancak konu yurt dışında gayrimenkul yatırımı olduğunda, yatırımcıların aklındaki en büyük soru hâlâ aynı: Güvenebilir miyim? İşte biz tam bu noktada devreye giriyoruz. 15 yıllık deneyimimiz ve güçlü itibarımızla, bu süreci yatırımcı adına sadeleştiriyor; tüm operasyonu uçtan uca ve şeffaflıkla yönetiyoruz.” Golden Partner, etkinlik boyunca yalnızca proje tanıtımı yapmakla sınırlı kalmayarak; yatırım süreçlerine ilişkin hukuki çerçeve, satın alma prosedürleri, mortgage finansman olanakları ve operasyonel yönetim başlıklarında kapsamlı bir bilgilendirme sundu. Uluslararası pazarlarda derinleşen portföyü ve müşteri odaklı yaklaşımıyla Golden Partner, Türkiye’den yurt dışına yönelen gayrimenkul yatırım talebini doğru fırsatlarla buluştururken; doğru ülke ve proje seçiminin temelinde, yatırımcının satın alma motivasyonunun doğru anlaşılması gerektiğine vurgu yaptı. Golden Partner International Golden Partner, Ankara merkezli, 15 yılı aşkın deneyime sahip tam hizmet gayrimenkul danışmanlık firmasıdır. Şirket, profesyonellik, şeffaflık ve uzun vadeli değer yaratma odaklı yaklaşımıyla hem yerel hem de uluslararası pazarlarda kapsamlı çözümler sunmaktadır. Satış, kiralama, proje geliştirme, değerleme ve yatırım danışmanlığı dahil olmak üzere uçtan uca hizmetler sunan Golden Partner, müşterilerini gayrimenkul yaşam döngüsünün her aşamasında destekler. Şirket ayrıca küresel ölçekte faaliyet göstererek yatırımcılara Yunanistan (Golden Visa), BAE, Birleşik Krallık ve Karadağ gibi önemli pazarlarda rehberlik etmekte; Golden Visa gibi oturum ve vatandaşlık programları konusunda da danışmanlık sağlamaktadır. Deneyimli ekibi ve müşteri odaklı yaklaşımıyla Golden Partner, dünya genelinde güvenli ve stratejik yatırım fırsatları sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Ajans hizmetleri

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti Haber

Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi Yoğun Katılımla Gerçekleşti

E-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçlerin, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarının geniş bir perspektifle ele alındığı zirvede, yapay zekânın sağladığı verimlilik artışıyla birlikte şeffaflık ve esneklik vurgusu öne çıktı. T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvenin en dikkat çeken oturumlarından biri olan “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarının üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. PTTAVM CEO’su & ETİD Başkanı Hakan Çevikoğlu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun, Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver, Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun yer aldı. n11 CEO’su Nihal Dindar Akın: “Esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” E-ticarette tüketicilerin kargo şirketlerinden beklentileri ve pazar yeri satıcılarının lojistik satıcılardan beklentileri ile ilgili konuşan n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, hızın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Herkesin aklındaki ilk cevap hız. Ancak hız tek başına belirleyici değil; esneklik ve şeffaflık da en az hız kadar önemli” dedi. Deloitte’un yaptığı araştırmanın sonuçlarına ilişkin verileri paylaşan Akın, “Tüketicilerin yüzde 70’inden fazlası teslimat zamanını kendisi seçmek istiyor. Yüzde 60’tan fazlası ise kargosunu anlık olarak takip ediyor” ifadelerini kullandı. Akın ayrıca, “2026 yılında bizim hâlâ lojistiğe dair en çok aldığımız soru ‘Kargom nerede?’ Burada kullanıcıların beklentilerini doyurmak ve tatmin etmenin lojistik sağlayıcılar için çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Satıcı tarafındaki önceliklere de değinen Akın, “Satıcıların en kritik beklentisi maliyet. Yüzde 50’den fazlası kargo maliyetlerini büyümenin önünde engel olarak görüyor” ifadelerini kullandı. Sorunsuz teslimat ve kampanya dönemlerindeki operasyonel başarıya da dikkat çeken Akın, bu süreçlerde lojistik performansının memnuniyeti doğrudan etkilediğini belirtti. Yapay zekânın sektördeki rolüne de değinen Akın, “Kullanıcıların beklediği hız, şeffaflık ve esnekliği sağlamak için yapay zekâ artık bir tercih değil, zorunluluk. Maliyet avantajı sağlamaktan operasyonları optimize etmeye kadar birçok alanda yapay zekâdan faydalanıyoruz” dedi. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan: “Yapay zekâ, tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdi” Yapay zekanın günümüzde global operasyonlarda oynadığı rolü vurgulayan Trendyol Grubu CEO'su Erdem İnan, şu ifadeleri kullandı: "Trendyol olarak, 36 ülkede 10'un üzerinde farklı dildeki operasyonlarımızda yapay zekayı uçtan uca kullanıyoruz. Yapay zekanın yeni dalgası agentic iş akışları da satıcılarımızın tüm sorularını anında yanıtlıyor ve hangi ürüne nasıl bir kampanya yapılabileceğini tavsiye ediyor. KOBİ'lerimiz de bu kampanya tavsiyelerini hızlı bir şekilde uygulayabiliyor. Yapay zekanın tüm e-ticaret ekosistemine çok önemli bir verim artışı fırsatı getirdiğini görüyoruz, bunu çok iyi değerlendirmeliyiz." Yepy Genel Müdürü Hakan Orhun: “Yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz” Zirve'de konuşan Yepy ve İkinci El Alışverişten Sorumlu Genel Müdür Hakan Orhun, Türkiye'de ikinci el pazarının, ekonomik ve çevresel farkındalığın birleşmesiyle yerleşik bir tüketici davranışı haline geldiğinin altını çizerek; "KONDA ile hazırladığımız araştırma, her iki kişiden birinin son bir yılda ikinci el alışveriş yaptığını ortaya koyuyor ve bu tablo zorunlu bir düzenlemenin değil, milyonlarca bireysel tercihin ürünü. Yepy markamızla teknoloji ürünlerinin kullanım ömrünü uzatarak hem ülke ekonomisine hem de bireylerin satın alma gücüne katkı sağlıyoruz. Bu alanda yıllık yaklaşık 5 milyon cep telefonunun yenilenme potansiyeli olduğunu görüyoruz." dedi. Tüm sektörlerin gündeminde yer alan yapay zekâ üzerine 2018'den bu yana çalıştıklarını belirten Orhun, "Özellikle ikinci el ürünlerin lojistik süreçlerinde sağlanan verimlilik ve hizmet kalitesindeki artış, kullanıcı memnuniyetine doğrudan yansıyor. Bu gelişim, kullanıcıların ikinci el ve yenilenmiş ürünlere yönelimini daha da güçlendirecektir" açıklamasını yaptı. Yemeksepeti CEO’su Oytun Çalapöver: “Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz” Yemeksepeti olarak 25’inci yıllarını kutladıkları söyleyen Çalapöver, “Kendimizi sektörün sadece kurucusu değil, öncüsü ve lideri olarak görüyoruz. Bizim işimiz 'hızlı ticaret' (Quick-Commerce). Talebin oluştuğu andan itibaren fiziksel ürünlerin A noktasından B noktasına hızlı bir şekilde iletilmesi, yani ihtiyaç oluştuğu an dakikalar içinde orada olmanız büyük önem taşıyor. Hızlı ticarette teslimat süreleri ve bu sürenin öngörülebilirliği çok kritik. Zaman içinde gördük ki öngörülebilirlik, müşteri memnuniyetinin tam merkezinde yer alıyor” dedi. Bir işte teslimat kısmının önemine değinen Çalapöver, “işin teslimat kısmını uçtan uca kontrol edemezsek büyümeye devam etmemiz mümkün değil. Çünkü lojistiği başkasına bıraktığınızda hızı ve kaliteyi garanti edemiyorsunuz. İşte kendi lojistik ağımız olan Yemeksepeti Express'i kurmamızın, kendi teslimat işimizi yapmaya ve müşteri deneyimini yönetmeye başlamamızın sebebi buydu. Bunun sonucunda müşteri memnuniyeti gözle görülür şekilde arttı ve operasyonlarımızda öngörülebilir bir yapı ortaya çıktı. Müşterilerimize siparişlerinin 20 dakika sonra evlerinde olacağını taahhüt ettiğimizde, bu sözün gerçekleşmesi operasyonlarımızın en önemli yapı taşlarından biri oldu. Bugün operasyonumuzun kalbinde yapay zekâ var. Lojistik ve teslimat tarafında milyonlarca verinin saniyeler içinde işlenmesi ve değerlendirilmesi hayati önem taşıyor. Bir Delivery Hero iştiraki olarak, özellikle son dönemde teslimat süreçlerimizde yapay zekâyı aktif bir şekilde kullanıyoruz. Bir kuryenin restorana varması için gereken o kritik 7-8 dakikayı; milyonlarca veriyi işleyerek, trafiği ve hava durumunu hesaplayarak optimize ediyoruz. Olası bir aksamayı daha yaşanmadan yapay zekâ ile öngörüp önlem alıyoruz. Bu teknoloji olmasa, günde yüz binlerce siparişi bu hızda, bu kusursuzlukta yönetmemiz hayal olurdu. Bugün 100 binden fazla üye iş yerimiz ve 45 binden fazla kurye iş ortağımız bulunuyor. Kurduğumuz bu ekosistem gerçekten çok büyük; ancak önümüzde gideceğimiz daha çok yol var. Yapay zekâyı süreçlerimize daha fazla entegre ettikçe, bunun büyümemize olan etkisinin çok daha güçlü olacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Pazarama CEO’su Mehmet Bülent Kutacun: Hedefimiz, müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmak” Kutacun, panelde yaptığı konuşmada e-ticareti yalnızca ürün alım-satım süreci olarak görmediklerini belirterek, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına tek noktadan çözüm sunan bütüncül bir deneyim tasarladıklarını ifade etti. Pazarama’nın; finansal hizmetlerden seyahate, sigortadan günlük ihtiyaçlara uzanan çoklu servis yapısıyla konumlandığını vurgulayan Kutacun, bu yaklaşımın markayı klasik pazaryeri anlayışının ötesine taşıdığını söyledi. Büyümeyi yalnızca işlem hacmiyle değil, sunulan değeri genişleterek sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Kutacun, yapay zekâyı bu dönüşümün merkezine yerleştirdiklerini dile getirdi. Yeni nesil “agentic commerce” yaklaşımına da değinen Kutacun, “Hedefimiz, yapay zekânın yalnızca öneri sunan değil, kullanıcı adına aksiyon alabilen bir yapıya evrildiği yeni nesil ‘agentic commerce’ dünyasında, Pazarama’yı hayatı kolaylaştıran dijital bir temsilciye dönüştürmek. Müşterilerimize daha kişiselleştirilmiş, akıllı ve güvenli bir alışveriş deneyimi sunmaktır.” dedi. E-ticaretin omurgası lojistik: Stratejik yaklaşımlar sahnede UND İcra Kurulu Başkanı Alper Özel’in moderatörlüğünde gerçekleşen “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği” oturumunda Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık, DHL Express Türkiye CEO’su Volkan Demiroğlu, HepsiJET CEO’su Atilla Alver, Widect CEO’su Enes Yılmaz, Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, Arvato Türkiye & BAE Genel Müdürü Umur Özkal e-ticaretin lokomotifi olan lojistiğe dair stratejik yaklaşımları ve sektörün gelişiminde kritik rol oynayan ana trendleri çok boyutlu bir perspektifle değerlendirdi. Horoz Lojistik İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Özkocacık: “Lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz” Panelde yaptığı konuşmada e-ticaretin geldiği noktada rekabetin yalnızca ürün ve fiyatla değil, sunulan deneyimin kalitesiyle de şekillendiğini söyleyen Özkocacık, “Tüketici artık siparişin ne kadar hızlı, sorunsuz ve kişiselleştirilmiş bir şekilde ulaştığına odaklanıyor. Bu yeni dönemde lojistik, operasyonel bir destek fonksiyonunun ötesine geçerek doğrudan müşteri deneyimini belirleyen stratejik bir alan haline geliyor. Horoz Lojistik olarak biz de bu dönüşümü; depolamadan sipariş yönetimine, entegrasyondan iade süreçlerine kadar tüm aşamaları kapsayan uçtan uca “e-ticaret enabler” modelimizle destekliyoruz. Veri odaklı altyapımız ve entegre operasyon kabiliyetimiz sayesinde markaların daha hızlı, daha esnek ve sürdürülebilir büyüme elde etmesine katkı sağlarken, lojistiği markalar için rekabet avantajı yaratan bir değer alanına dönüştürüyoruz. Bu kapsamda, E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi gibi sektörün farklı paydaşlarını bir araya getiren platformların; dönüşümün ortak akılla şekillenmesi ve yeni iş birliklerinin gelişmesi açısından önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu: “Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyoruz” E-ticaretin yükselişiyle birlikte lojistik sektörünün kapsamlı bir dönüşümden geçtiğini vurgulayan DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu, “Türkiye’de e-ticaretin büyümesi, lojistik sektörünü yalnızca operasyonel anlamda değil, stratejik ve teknolojik açıdan da yeniden şekillendiriyor. Biz DHL Express olarak, 220’den fazla ülke ve bölgeyi kapsayan global ağımızdan aldığımız güçle bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Müşterilerimizin hız ve esneklik beklentilerine yanıt verebilmek için operasyonlarımızı ve hizmet ağımızı sürekli geliştiriyoruz. DHL Group bünyesindeki tüm şirketlerle entegre çalışarak güçlü bir sinerji yaratıyor; dijital çözümlerimiz ve yapay zekâ destekli operasyonlarımızla müşterilerimize hızlı, esnek ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunuyoruz. Türkiye’nin sınır ötesi ticaretteki potansiyeline inanıyor, özellikle KOBİ’lerimizin global pazarlara erişimini kolaylaştırarak ülkemizin ticaret hacmine değer katmayı sürdürüyoruz” dedi. HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver: “Teknoloji odaklı çözümlerimiz bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak” E-ticaret lojistiğinde yapay zekanın yarattığı etkiye değinen HepsiJET Genel Müdürü Atilla Alver, “Yapay zekanın e-ticaret lojistiğinde yarattığı dönüşüm artık bugünün gerçeği. HepsiJET olarak çok araçlı rota optimizasyonundan süreç otomasyonuna kadar yapay zekayı merkeze alan yenilikçi yaklaşımımızla bu dönüşümüne kendi alanımızda öncülük ediyoruz. Sektörde bizlerin ve diğer markalarımızın teknoloji odaklı çözümleri bugünden öte yarının lojistik ihtiyaçlarını karşılayacak. Özellikle COVID’in de etkisiyle müşteri davranışları çok ciddi anlamda değişti ve e-ticaretin toplam ticaret içerisindeki oranı her geçen gün arttı. Bundan 5-10 sene önceki e-ticaret müşterisinin beklentisiyle bugünkü beklenti arasında gerçekten inanılmaz farklar var. Biz de bu beklentileri karşılayarak aslında sektörün büyümesine e-ticaretin büyümesine destek olmaya çalışıyoruz. Müşterinin fiziki olarak ürünü elde etmesiyle alakalı kısım oldukça önemli ve kıymetli bir kısım. Kargom nerede kısmı gerçekten çok kritik. Oradaki memnuniyet ya da memnuniyetsizlik aslında son tüketicinin e-ticarette kalıp kalmayacağını, frekansının ne seviyede olup olmayacağını belirleyen bir konu. Dolayısıyla müşteri için buna çok kafa yoruyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Sektörün paydaşlarını bir araya getiren bu değerli zirvede, Türkiye'nin e-ticaret ekosistemini ve lojistik altyapısını küresel standartların ötesine taşımak için kritik bir ortak akıl platformu sunuyor. Etkinliğin hayata geçmesinde katkıda bulunanlara teşekkür ediyoruz” dedi. WIDECT CEO’su Enes Yılmaz: “Büyümenin devam edeceğini görüyoruz” Panelde lojistik ve uçuş maaliyetleri hakkında konuşan WIDECT CEO’su Enes Yılmaz, “Pandemiyle beraber aslında yurt içi e-ticaret çok arttı. Pandemi döneminde domestic bütün dünyadaki ülkeler kendi içindeki e-ticareti arttı, insanlar e-ticarete daha alışkın hale geldiler, e-ticareti hayatlarının her anına dahil ettiler. Ancak bu dönemde uçuş maliyetleri, lojistik maliyetlerin yüksekliği sebebiyle aynı artışı uluslararası e-ticarette göremedik. Pandemi sonrasında normalleşmeyle beraber de online alışverişe alışmış, birçok ihtiyacını e-ticaret üzerinden alan tüketici artık cross-border, başka ülkelerden alışveriş yapmaya başladı. Bu da cross-border e-ticarette bir tık patlama doğurdu. Devamında da aslında tüm dünyadaki e-ticaret satıcılarındaki işlem hacmindeki artış, cross-border e-ticaretteki artışı, bir yandan da Çinli pazar yerlerindeki yüksek rekabetin oluşması, çok sert pazarlara girmesiyle beraber aslında bir tık akış değiştirmeye başladı. Devletler tarafından biraz daha yerelleşmeye, yerel üreticileri destekleyen, bu kadar rahat hareket etmesini engelleyen veya kısıtlamaya çalışan bir yapıyla karşılaştık. Bu da aslında 2025'te, özellikle son çeyreğinde birazcık cross-border e-ticareti yavaşlattı. Ama bu işin doğası gereği biz buradaki büyümenin, büyüme yavaşlasa da büyümenin devam edeceğini görüyoruz” diye konuştu. Aras Global CEO’su Ramazan Altınay: “Türkiye’den 200 ülkeye kargo gönderiyoruz” Pazar yerleriyle entegre olacak şekilde kargolarını gönderebildiklerini aktaran Aras Global CEO’su Ramazan Altınay, “Aras Global olarak öncelikle yakın coğrafyaları hedefliyoruz. Aras Global’in iki ana stratejisi var. Bir tanesi Türk Cumhuriyetleri hedefleyerek buralara yatırım yapmak. Azerbaycan, Gürcistan ve Özbekistan’da kendi firmalarımızı Aras Global olarak hayata geçirdik. Örnek vermek gerekirse; Gürcistan’da yaklaşık 20 şubeye ulaştık ve tüm Gürcistan’a dağıtım hizmeti verebilecek noktadayız. Benzer şekilde Azerbaycan’da da ciddi yatırımlar gerçekleştirdik; orada yaklaşık 100 şube ve esnaf noktasına ulaştık. Bunun yanında, her iki ülkeye de Çin’den ciddi bir teveccüh var; orada da gümrük ve hızlı kargo işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Özbekistan’da da Aras Global markasını taşıyoruz ve muhtemelen bu yılın ikinci yarısında orada da hızlı bir yol alıyor olacağız. Türkiye’deki KOBİ’leri desteklemek üzere Aras Global Kargo adında bir platform hayata geçirdik. Şu an yaklaşık 4.000 KOBİ ve esnafımız sisteme kayıtlı durumda. Türkiye’den yurt dışındaki yaklaşık 200 ülkeye, pazar yerleriyle entegre olacak şekilde siparişlerini tek bir platformda görerek kargolarını gönderebiliyorlar.” diye konuştu. Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal: “E-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek” Yapay zekânın depo operasyonlarına etkisi iş dünyasında gündemdeki yerini korurken, Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal, dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Özkal, “Yapay zekânın henüz kenarındayız ancak iş dünyasında ve robotikte hızlı bir giriş yaptık. En basit haliyle sözleşmelerimizi, e-postalarımızı düzenlerken hepimiz bunu kullanıyoruz. Fakat bizim için önemli olan, depo operasyonu yapıyorsak bunu nasıl kullanabileceğimiz konusu oldu ve bu konuda kafa yormaya başladık” dedi. Depo operasyonlarında öncelikle birkaç alan belirlediklerini vurgulayan Özkal, “Bunlardan biri, özellikle e-ticaret için önemli olan talep tahmini yapabilmek. Kırktan fazla müşterimiz ve binlerce çalışanımız var. On iki farklı depoda hizmet veriyoruz. Yarın kaç sipariş gelecek? Hangi kampanya ne kadar etkili olacak? Bir fulfillment şirketi için en önemli kaynak çalışanlardır. Ne kadar çalışana ihtiyaç duyacağımızı bilmek çok önemli. Talebi, yani iş yükünü doğru tahmin edersek, iş gücünü doğru planlayabilir ve daha üretken, daha verimli olabiliriz. Dolayısıyla ilk odak alanımız bu oldu” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.