Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeffaflık

Kapsül Haber Ajansı - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çay Sektöründe Güven, İzlenebilir ve Şeffaf Üretimle Sağlanıyor Haber

Çay Sektöründe Güven, İzlenebilir ve Şeffaf Üretimle Sağlanıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya genelinde çay üretimi ve tüketimi istikrarlı şekilde artarken, sektör milyonlarca küçük üretici için önemli bir geçim kaynağı olmayı sürdürüyor. Ancak büyüyen sektörle birlikte; ürün güvenliği, izlenebilirlik, uygun depolama koşulları, tüketici bilgilendirme ve denetlenebilir üretim süreçleri de daha görünür başlıklar haline geliyor. 5 bin yılı aşan çay kültürü bugün hâlâ ekonomik ve sosyal değerini korurken, tüketici beklentileri de yalnızca lezzete değil; ürünün hangi koşullarda üretildiğine ve nasıl bir denetim sürecinden geçtiğine odaklanıyor. “Güvenlik, tarladan bardağa uzanan zincirin tamamıdır” BİTKİDEN Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akdağ, çayın yalnızca kültürel bir değer değil; aynı zamanda güven ilişkisi üzerine kurulu önemli bir tarım ürünü olduğunu belirterek şunları söyledi: “Çay Türkiye’de yalnızca bir içecek değil; günlük yaşamın, misafirperverliğin ve kültürel alışkanlıkların güçlü simgelerinden biri. Bu neden tüketici çayın üretimden satış noktasına kadar geçen tüm yolculuğunda daha fazla şeffaflık ve güven bekliyor. İnsanlar artık yalnızca çayın aromasına değil; hangi koşullarda üretildiğine, nasıl saklandığına ve hangi süreçlerden geçerek bardağına ulaştığına da dikkat ediyor.” Akdağ ayrıca çay sektörünün dünya genelinde milyonlarca üretici aile için önemli bir geçim kaynağı oluşturduğunu belirterek, özellikle küçük ölçekli üreticilerin desteklenmesi, iklim değişikliğine dayanıklı üretim modellerinin yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının güçlendirilmesinin sektörün geleceği açısından belirleyici olduğunu ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü Haber

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü

Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından iç denetim fonksiyonunu ilk kez hayata geçiren ve bu alanda farkındalık yaratan kurumlara verilen 2026 Yılı Tomurcuk Ödülü’nün sahibi oldu. Türkiye’de iç denetim alanında köklü meslek örgütlerinden biri olan TİDE’nin her yıl düzenlediği “İç Denetim Farkındalık Ödülleri” kapsamında verilen Tomurcuk Ödülü, Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz ve Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman’a takdim edildi. Nisan 2025’te İç Denetim Departmanı’nı kurarak bu alanda önemli bir adım atan Balparmak, kısa zamanda elde ettiği performans ve sürdürülebilir yönetişim bakış açısıyla bu ödüle layık görüldü. İç denetimde etkili dönüşüm Yönetim Kurulu’na bağlı olarak faaliyet gösteren Balparmak İç Denetim Departmanı, şirketin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirirken, gelişim alanlarını düzenli olarak Yönetim Kurulu toplantılarında paylaşarak üst yönetim seviyesinde sürekli iyileştirme kültürünü destekliyor. Balparmak’ın iç denetim alanında attığı bu adımın kısa zamanda somut sonuçlara dönüştüğünü belirten Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İç denetim birimimizi kurarken hedefimiz, Balparmak’ın büyüyen organizasyon yapısını daha güçlü bir yönetişim modeliyle desteklemekti. Hayata geçirdiğimiz sistem ve uygulamalarla risklerin erken tespit edilmesine katkı sağlarken, operasyonel verimliliğimizin artırılması ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin desteklenmesi yönünde önemli adımlar attık. İç denetim fonksiyonunun kısa sürede organizasyon genelinde yarattığı bu etki, süreçlerimizin daha etkin, verimli ve şeffaf bir yapıyla yönetilmesine katkı sağladı. Türkiye İç Denetim Enstitüsü tarafından verilen bu anlamlı ödül, attığımız adımların doğruluğunu teyit etmesi açısından bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.” Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman da iç denetimi yalnızca bir kontrol mekanizması olarak değil, kurum için stratejik değer yaratan bir yapı olarak konumlandırdıklarını ifade etti. Balparmak, bu ödülle birlikte yalnızca kendi organizasyonunda değil, sektör genelinde de iç denetim farkındalığının yaygınlaşmasına katkı sağlayan kurumlar arasında yer aldı. *Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı Haber

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı

Türkiye operasyonlarını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürüten, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, Türkiye’deki şirketlerin 2025 yılı iklim değişikliği ve doğa raporlaması kapsamındaki performansını CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaştı. Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor Haber

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor

. Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul’ün verilerine göre, katılımcıların yarısından fazlası karar vermeden önce farklı finansman türlerinin toplam maliyetlerini kıyasladıktan sonra tasarruf finansmanını tercih ediyor. Türkiye’de son yıllarda artan finansal okuryazarlık, konut ve araç sahibi olmak isteyen tüketicilerin karar alma süreçlerini daha analitik hale getiriyor. Bununla birlikte yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan zorluklar tüketicilerin alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep oluyor. Tasarruf finansmanı; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğini birlikte sunan yapısıyla rasyonel bir seçenek olarak daha görünür hale geliyor. Tasarruf finansmanına gösterilen talebin artması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) denetiminde faaliyet gösteren sektörün büyümesine önemli bir hız kazandırdı. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) 2025 yılı verilerine göre, tasarruf finansman sektörünün işlem hacmi yıllık yüzde 261,8 artışla 1,21 trilyon TL’ye, aktif büyüklüğü ise yüzde 251 artışla 323 milyar TL’ye ulaştı. Aktif katılımcılarının sayısı 1 milyonu aşan tasarruf finansmanı, Türkiye’de finansal sistem içerisindeki ağırlığını güçlendirdi. Karar sürecinde toplam maliyet, erişilebilirlik ve esneklik birlikte öne çıkıyor Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul tarafından paylaşılan verilere göre, tasarruf finansman modelini tercih eden müşteri profilinde son iki yılda önemli bir değişim yaşandı. Beyaz yakalı çalışanlar, girişimciler, ilk evini almak isteyen genç aileler ve büyükşehirler çevresindeki Anadolu illerinden gelen yeni katılımcılar belirgin biçimde artış gösterdi. Bu kitlenin karar sürecinde toplam maliyet hesabı önemli bir yer tutarken; erişilebilirlik, ödeme planı esnekliği ve öngörülebilirlik de tercih motivasyonunu güçlendiren unsurlar arasında öne çıkıyor. 2023-2025 döneminde Fuzul’e başvuran müşterilerin yüzde 60’ı banka kredisi ve diğer finansman seçeneklerinin toplam maliyetlerini kıyaslayarak görüşmeye geldi. Önceki döneme göre yaklaşık yüzde 25 artışa işaret eden bu oran, finansal okuryazarlığın karar sürecindeki etkisinin güçlendiğini gösteriyor. Öngörülebilir ve esnek ödeme planı karar kriteri oldu Tasarruf finansman modelini tercih eden tasarruf sahipleri teslimat hızından önce ödeme planı esnekliğini soruyor. Tasarruf finansman modelinin tercih edilmesinde, sabit taksitlerin sağladığı güven duygusu kadar, müşterilerin kendi bütçelerine en uygun ödeme planını oluşturabilme esnekliği de öne çıkıyor. Modelin planlı birikim disiplini sağlaması ve ödeme sürecini öngörülebilir hale getirmesi de tüketicilerin tercih motivasyonunu güçlendiriyor. Dijital kanallar üzerinden sunulan şeffaf takip imkânı, taksitlerin ve teslim planının anlık görüntülenebilmesini sağlayarak müşterilerin karar sürecini kolaylaştırıyor. Tüm bu unsurları bir araya getiren tasarruf finansmanı, katılımcılar için sürdürülebilir ve öngörülebilir bir finansman modeli sunuyor. Finansal okuryazarlığın artmasıyla birlikte tasarruf finansman modeline yönelik farkındalığın ve güvenin güçlenmesi, müşteri görüşmelerine de yansıyor. Fuzul’ün ortalama müşteri görüşme süreleri kısalırken, bu görüşmelerin sonucunda alınan katılım kararlarının oranları da önceki yıllara kıyasla yükseldi. Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal, finansal okuryazarlığın sektörün büyümesindeki en önemli itici güçlerden olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Eskiden müşterilerin ilk sorusu çoğunlukla aylık taksit tutarı olurdu. Bugün ise bilinçli tasarruf sahipleri ‘toplam maliyetim ne olacak?’ sorusunu daha fazla gündeme getiriyor. Bu çok önemli bir değişim. Artan finansal okuryazarlık, müşterilerin finansman seçeneklerini yalnızca aylık ödeme üzerinden değil; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğiyle birlikte değerlendirmesini sağlıyor. Mevcut piyasa koşullarında tasarruf finansmanı, krediye erişimin zorlaştığı ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda daha görünür bir seçenek haline geliyor. Özellikle beyaz yakalılar, girişimciler ve genç ailelerin artan ilgisi, tasarruf finansmanının daha bilinçli ve planlı bir finansman tercihine dönüştüğünü gösteriyor.” Fuzul’ün finansal okuryazarlığı destekleyen dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüğünü belirten Akbal, “Müşterilerimizin şeffaflık, anlık takip ve kişiselleştirilmiş finansal rehberlik beklentilerini teknoloji yatırımlarımızın merkezine aldık. Yapay zekâ destekli tasarruf planlama önerileri, ödeme davranışı analitiği ve mobil teslim simülasyonları gibi gelişmiş araçlar üzerinde çalışıyoruz. Sunduğumuz finansman çözümleriyle müşterilerimizi gelecek planlarına ulaştırırken, aynı zamanda onları güçlü bir eğitim ve farkındalık ekosistemiyle desteklemeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli Haber

İzmir’de Veri Temelli Dayanışma Modeli

Avrupa Birliği destekli Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) projesi kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi, UNICEF ve İhtiyaç Haritası iş birliği ile hayata geçirilen “UNICEF-İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Haritası” girişimi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıyla tanıtıldı. Tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İhtiyaç Haritası Kurucu Ortakları Mert Fırat, Dr. Ali Ercan Özgür, UNICEF Türkiye Sosyal Politikalar Sorumlusu Dr. Görkem Güner, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. İhtiyaç haritası tanıtıldı Çocukların ihtiyaçlarının belirlendiği dijital platform olan İhtiyaç Haritası’nın (https://ihtiyacharitasi.org/) tanıtıldığı toplantıda, Türkiye genelinde gerçekleştirilen çocuk ihtiyaç analizlerinin sonuçları da paylaşıldı. Etkinlikte ayrıca özel sektörün çocukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik katkı alanları ele alınırken, farklı paydaşlar arasında geliştirilebilecek yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. Proje kapsamında her pilot belediyede görev yapacak 30’ar gönüllü ihtiyaç elçisinin desteklenmesi amacıyla gençlerin veri analizi, saha çalışmaları ve çocuk hakları alanındaki farkındalık çalışmalarına aktif katılımı teşvik edildi. “Anlamlı çalışma” Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak projeye farklı alanlarda katkı sunmaya çalışıyor, bu katkıyı giderek artırmayı hedefliyoruz. Farklı toplumlar çocuklara farklı bakış açılarıyla yaklaşabilir. İzmir, Ankara ve Gaziantep’te yapılan değerlendirmelerin, bu farklılıklar göz önünde bulundurularak ele alınması ve verilerin buna göre yorumlanması gerekiyor. Yapılan tüm çalışmaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek ve takip etmek büyük önem taşıyor” diye konuştu. Hedef, en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt vermek UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner, dijital bir platform tanıtımının ötesinde çocuk hakları alanında yerelde önceliklerin nasıl belirlendiğini ve çözümlerin nasıl geliştirildiğini yeniden şekillendiren önemli bir adım attıklarını söyledi. Çocukların ihtiyaçlarının çoğu zaman görünmez kaldığını ve sistematik biçimde ortaya konulamadığını belirten Güner, UNICEF Çocuk Haritası girişiminin bu soruna çözüm sunduğunu ifade etti. Girişimin, çocukların ihtiyaçlarını veriyle görünür kılarak kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklediğini ve yerel düzeyde çocuk odaklı politika ile hizmetlerin güçlendirilmesine katkı sağladığını vurguladı. Güner, haritanın veriye dayalı hizmetler ve güçlü iş birlikleriyle en az 10 bin çocuğun ihtiyacına yanıt verilmesini hedeflediğini kaydederek, “Avrupa Birliği’nin stratejik desteği; İzmir, Ankara ve Gaziantep Büyükşehir belediyelerinin yerel sahiplenme ve uygulamadaki liderliği, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün çözüm üretme süreçlerinde sunduğu katkılar bu başarının temelini oluşturacak.” “Projenin İzmir’den başlaması çok değerli” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından oyuncu Mert Fırat, projenin İzmir’den başlamasının kendileri için çok değerli olduğunu belirterek, Çocuk İhtiyaç Haritası’nın aslında uzun süredir bir hayal olduğunu söyledi. İhtiyaçların iller bazında şeffaf biçimde görülebilmesinin projenin çıkış noktası olduğunu ifade eden Fırat, destekçilerin harita üzerinden Türkiye’deki ihtiyaçları hızlı şekilde okuyabilmesinin önemine dikkat çekti. İzmir’in bu konudaki hassasiyeti ve geri dönüş hızının da süreci güçlendirdiğini belirten Fırat, İzmir’e, UNICEF’e ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. “Belediyenin çok güzel bir yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var” İhtiyaç Haritası kurucu ortaklarından Dr. Ali Ercan Özgür ise “İhtiyaç sahipleriyle destekçileri bir dijital sistemde buluşturma amacıyla 12 yıl önce bir hayalle yola çıktık. Hesap verebilirlik ve şeffaflık kapsamında ihtiyaçların görünür kılınmasını amaçladık. Bu yolculuk, yoksulluk haritası, afet haritası gibi bizi yaklaşık 30 harita üretmeye sevk etti ve bir anlamda sosyal teknoloji kurumuna dönüştük. Kendimizi bir anda birçok projenin içinde bulduk” dedi. İzmir’de yapılan toplantıdaki katılım yoğunluğuna değinen Özgür, “İzmir’in çocuğa duyduğu güven, verdiği katkı çok güzel. İzmir’den başlayan bir çocuk ihtiyaçları haritamız var, belediyemizin çok güzel yardım sistemi ve müthiş bir ekibi var. Bunun yanı sıra bu masanın etrafında özel sektör, sivil toplum kuruluşları, vakıflar gibi birçok katkı sağlayıcı var. Çocuklarımız için bu masayı birlikte canlı kılmak için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi. 10 bin çocuğa ulaşılacak Çocuk Haritası girişimi; çocukların eğitim, sağlık ve koruma alanlarındaki ihtiyaçlarını veri temelli bir yaklaşımla belirlemeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Girişim aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor. Ankara, Gaziantep ve İzmir’in pilot il olarak yer aldığı proje kapsamında en az 10 bin çocuğa ulaşılması planlanıyor. Neler yapıldı? 29 Ağustos-15 Eylül 2025 tarihleri arasında toplam bin 24 hanede 2 bin 48 görüşme yapıldı. Süreç içinde paydaşlarla çocuk danışma kurulları gerçekleştirildi. Çocukların en belirgin ihtiyaçları arasında “Güvenli alan ve katılım”, “Eğitimde fırsat eşitliği” ve “Katılım hakkı” başlıkları öne çıktı. Dijital erişim, dijital okuryazarlık, dijital platformlarda güvenlik, kaliteli eğitim materyallerine ve öğrenme araçlarına erişim, akademik destek, okullarda güvenli, sağlıklı, kapsayıcı koşullar, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme imkânı, temel ve koruyucu sağlık hizmetleri, engelli ve kronik hastalığı bulunan çocuklar için sağlık ve rehabilitasyon hizmetleri, oyun, spor ve güvenli oyun alanları, temel yaşam standartları ve ekonomik güvenlik gibi alanlar önemli ihtiyaçlar arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Sigorta, ilk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı Haber

QNB Sigorta, ilk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı

Şirket’in “Bugün, Bugünü Yaşa” yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan rapor, sürdürülebilirlikten finansal sonuçlara, yönetişimden toplumsal etkiye kadar geniş bir çerçevede değer yaratma modelini ortaya koyuyor. QNB Sigorta’nın kısa, orta ve uzun vadede paydaşları için oluşturduğu çok boyutlu değeri, uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu şekilde ortaya koyan rapor; şirketin entegre düşünme kültürünü yansıtan önemli bir kilometre taşı olma özelliği taşıyor. IIRC (Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi)’nin Entegre Raporlama Kılavuzu’na uygun olarak hazırlanan rapor ayrıca, Küresel Raporlama Girişimi (GRI) başta olmak üzere, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC) ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDG) gibi referans çerçevelere de uyum sağlayarak şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri temelinde okuyucuya kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. QNB Sigorta’nın 2025 yılında gerçekleştirdiği çalışmaları kapsayan ilk entegre faaliyet raporu; finansal, üretilmiş, fikri, sosyal ve ilişkisel, insan ve doğal sermaye başlıkları altında Şirket’in tüm değer yaratma sürecini kapsıyor. QNB Sigorta’nın bu yaklaşımı, sigortacılığın yalnızca risk gerçekleştiğinde devreye giren bir mekanizma olmanın ötesine geçtiği; bireylerin ve kurumların geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayan stratejik bir alan haline geldiği anlayışını yansıtıyor. QNB Sigorta Genel Müdürü Pınar Kuriş, entegre raporlama süreciyle ilgili yaptığı açıklamada “İlk entegre faaliyet raporumuzu, QNB Sigorta’nın değer yaratma yaklaşımını tüm boyutlarıyla ortaya koymayı hedefleyerek hazırladık. Raporda, 2025 yılında elde ettiğimiz güçlü finansal sonuçları; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve müşteri deneyimi alanlarındaki ilerlememizle birlikte bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirliği yalnızca bir sorumluluk alanı olarak değil, iş modelimizin merkezinde konumlandırıyor; çevresel, sosyal ve yönetişim odaklı yaklaşımımızla uzun vadeli değer üretmeye odaklanıyoruz. Bu doğrultuda hem operasyonlarımızda hem de ürün ve hizmetlerimizde daha kapsayıcı, daha verimli ve daha dayanıklı bir yapı inşa ediyoruz. Entegre raporlama yaklaşımımızla birlikte amacımız; paydaşlarımıza sadece bugünün performansını değil, geleceğe yönelik değer yaratma kapasitemizi de şeffaf bir şekilde sunmak. Önümüzdeki dönemde de ‘Bugün, Bugünü Yaşa’ yaklaşımımızla, müşterilerimizin bugününü güvence altına alırken yarınlarını da daha güçlü kılmaya devam ederken tüm yolculuğumuzu en şeffaf şekilde paylaşmayı sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans Haber

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans

Finans segmenti hariç FAVÖK marjını 7 puanlık güçlü bir artışla yüzde 11’e yükselten Doğan Holding, Net Aktif Değerini 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı, dönemi ise 334 milyon TL net kâr ile tamamladı. 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladıklarını vurgulayan Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2030 yılı için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD doları Net Aktif Değer hedefimize odaklı bir şekilde değer yaratmaya devam ediyoruz.” Doğan Holding, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Stratejik odak alanlarındaki güçlü performansı ve artan operasyonel verimliliği sayesinde yıla güçlü bir başlangıç yapan Doğan Holding, Net Aktif Değerini (NAD) yılın başından itibaren yüzde 6, yıllık bazda ise yüzde 20 artırarak 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı. Solo net nakit pozisyonunu, 633 milyon ABD doları ile 2025 yılsonuna yakın bir seviyede koruyan Holding, ilk çeyrekte 23,9 milyar TL gelir elde etti. Finans segmenti hariç FAVÖK’ünü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 142 artışla 2,6 milyar TL’ye taşıyan Doğan Holding, 2026’nın ilk çeyreğinde 334 milyon TL net kâr elde etti. Çağlar Göğüş: Portföyümüzdeki payı artan stratejik alanlarımız, büyümemizin ana kaynağı oldu. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “Mart ayında artan jeopolitik hareketlilik ve bölgesel gerilimlere rağmen, 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladık. Yılın ilk çeyreği itibarıyla gelir ve FAVÖK kompozisyonumuzun daha güçlü, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Portföyümüzdeki yeniden yapılandırma adımlarımız güçlü sonuçlar veriyor. Özellikle stratejik odak alanlarımızın net aktif değerimiz içerisindeki ağırlığının artmasıyla birlikte, Holding’in operasyonel dayanıklılığı ve kârlılık kalitesi her geçen çeyrek daha da güçleniyor. Bu doğrultuda, stratejik odak alanlarımız olan yenilenebilir enerji, madencilik ve finansal hizmetlerin toplam Net Aktif Değerimiz içindeki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 10 puanlık bir artışla yüzde 54’e yükseldi. Ayrıca; maliyet yönetimindeki disiplinli duruşumuzun marjlarımızı desteklemesiyle, finans segmenti hariç FAVÖK marjımızın yüzde 11’e ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Çağlar Göğüş, stratejik iş kollarındaki gelişmeleri şöyle özetledi: “Madencilik segmentimiz, yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik’in ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 141’lik gelir büyümesi ve yüzde 58 gibi yüksek bir FAVÖK marjı kaydetmesiyle değer yaratımının itici gücü oldu. Finansal hizmetlerde Hepiyi Sigorta’nın Yönetilen Portföy Büyüklüğü (YPB) geçen yıla göre %50 artışla 818 milyon ABD dolarına ulaştı. Hepiyi Sigorta, kasko pazar payını yıllık 180 baz puan artırarak sektördeki konumunu güçlendirdi ve büyümesini sürdürdü. Stratejik odak alanlarımızdan biri olan yenilenebilir enerji sektörünün güçlü temsilcisi Galata Wind ise ilk çeyrekte büyüme hedeflerine bağlılılığını sürdürerek elektrik üretimini yıllık bazda %38 artırdı.” Doğan Holding hisselerine yatırımcı güveni devam etti Doğan Holding’in 2026’nın ilk çeyreğindeki performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline de yansıdı. Holding, yılın başından bu yana yüzde 14 getiri kaydeden BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık endeks üstü performansla yüzde 18 getiri sağladı. Holding endeksine göre kıyaslandığında ise fark 22 puana çıktı. Holding’in halka açık kısmındaki yabancı yatırımcı payı da Mart 2026 sonu itibarıyla yıllık bazda 4 puan artışla yüzde 24’e yükseldi. Bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki disiplin, kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve güçlü kurumsal yönetişime verilen kararlı bağlılık sayesinde Doğan Holding’e duyulan güvenin arttığını yansıttığı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Raben'den Türkiye-İtalya Hattında Hızlı Servis Hamlesi Haber

Raben'den Türkiye-İtalya Hattında Hızlı Servis Hamlesi

Son dönemde limanlarda yaşanan yoğunluklar ve tedarik zincirindeki aksamalar, "just-in-time" (tam zamanında) üretim modelini benimseyen ihracatçıların teslimat takvimlerini olumsuz etkiliyor. Türkiye ile birlikte 17 ülkede faaliyet gösteren asırlık lojistik şirketi Raben Group, Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticaret bağını güçlendirecek yeni hamleler gerçekleştirmeye devam ediyor. Türkiye ile İtalya arasında Ro-Ro ve kara yolu bağlantılı standart taşımaların yanında, şimdi de ekspres taşımalar için 72-96 saatte teslimat gerçekleştirmeye başladı. Raben, aynı zamanda askılı tekstil taşımaları konusundaki uzmanlığını bu hat üzerinde de konuşturmayı hedefliyor. Üretimden Direkt Vitrine ya da Podyuma: Askılı Taşımacılık İtalya-Türkiye hattında otomotivden yayıncılığa, iplikten ev tekstiline kadar geniş bir yelpazeye hizmet veren Raben, özellikle moda ve lüks tüketim markaları için hayati bir çözüm sunuyor. Tekstilin üretim ve tasarım üssü Türkiye ile modanın kalbi Milano’yu kesintisiz ve şeffaf bir lojistik ağıyla birbirine bağlıyor. Raben Group’un sunduğu "Askılı Taşımacılık" (GOH) hizmeti sayesinde, üretilen kıyafetler kırışmadan ve hiçbir zarar görmeden taşınıyor. Bu yöntem, teslimat anında kusursuz görünüme önem veren lüks segment markaların kalite algısını doğrudan koruyor. "Uçtan Uca" Şeffaflık Operasyonların tamamını, kendi kara yolu ağına bağlı araçlar üzerinden yürüten Raben Group, süreç üzerindeki kontrolü de maksimum seviyeye çıkarıyor. 17 ülkedeki tüm operasyonları myRaben platformu üzerinden yöneten şirket; barkod sistemleri sayesinde yükün konumundan, depodaki işlem aşamalarına kadar her detayın anlık ve şeffaf bir şekilde izlenebilmesini sağlıyor. Raben Türkiye Satış ve Müşteri Hizmetleri Müdürü Burak Yeşilova, bu hattın, şirketin uluslararası ağındaki stratejik önemine ilişkin şunları kaydetti: "İtalya-Türkiye kara yolu hattımızda düzenli seferlerimizi güçlendirmek, uluslararası ağımızın gelişimi için son derece önemli bir adım. İstikrarlı sefer programlarımızı, uzman ekibimizle ve askılı taşımacılık gibi sektörel çözümlerimizle güçlendirdik. Böylece müşterilerimize yalnızca güvenilir bir hizmet sunmakla kalmıyor, tedarik zincirlerinin gerçeklerine tam uyum sağlayan, onlara özel süreçler yönetiyoruz." 17 Ülkede Günde 11 Bin Taşıma Türkiye-İtalya hattında kara yolu odaklı bir modeli benimseyen Raben Group, bu sayede müşterilerine planlamada esneklik sağlarken, teslimat sürelerindeki sapmaları da minimuma indiriyor. Avrupa ve Avrasya pazarlarını birbirine bağlayan uluslararası bir lojistik sağlayıcısı olma rolünü pekiştiren Raben, 17 ülkedeki 170 şubesi ve günlük 11 bin taşıma operasyonuyla sektördeki konumunu daha da sağlamlaştırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORKA Banyo %100 Yenilenebilir Enerjiyle Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem Başlattı Haber

ORKA Banyo %100 Yenilenebilir Enerjiyle Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem Başlattı

Yaşam alanlarına değer katan çözümlerini çevreye duyarlı üretim anlayışıyla birleştiren ORKA Banyo, ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Düzce’deki üretim tesislerinde hayata geçirdiği Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarıyla elektrik ihtiyacının tamamını temiz enerjiden karşılayan ORKA Banyo, I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası) ile bu tercihini belgeledi. Bu stratejik hamle, şirketin market bazlı karbon emisyonunu 12.205,97 tCO2e seviyesine indirerek çevresel etkisini şeffaf verilerle ortaya koydu. Yeşil Dönüşümün Verimlilik Kaldıracı ORKA Banyo, enerji verimliliği hamleleri kapsamında; LED dönüşümüyle aydınlatma özelinde %50, lityum-iyon akü kullanımıyla ise forklift operasyonları özelinde %20 enerji tasarrufu sağladı. Yenilikçi bir membran kaplama teknolojisi olan TherMold hattını devreye alarak yüzey uygulamalarında teknoloji çeşitliliğini artıran ve çevre dostu üretim standartlarını yükselten ORKA; tüm üretim hattına entegre dijital veri okuma ve etiketleme sistemleri sayesinde operasyonel süreçlerinde izlenebilirlik ve şeffaflık sağlıyor. Avrupa Birliği’nin Ormansızlaşmayla Mücadele Tüzüğü (EUDR) ile uyumlu olarak ürünlerinde FSC® sertifikalı hammadde kullanımını standartlaştıran ve 2030 yılına kadar FSC® sertifikalı model sayısını yüzde 50 artırmayı hedefleyen ORKA Banyo, hammadde tedarikinden ürün ömrü sonuna kadar tüm değer zincirini iklim odaklı bir yaklaşımla yönetiyor. Su Stresiyle Mücadelede Yağmur Suyu Hasadı ve Döngüsel Çözümler Üretim süreçlerinde su tüketimine ihtiyaç duymayan ORKA Banyo, bu stratejik tercihiyle genel su ayak izini en başından düşük seviyede tutmaktadır. Şirket, toplam su ayak izinin %81’ini oluşturan mavi su ihtiyacını alternatif kaynaklarla karşılamak amacıyla yağmur suyu hasadını devreye almıştır. Bu kapsamda 2024 yılında toplanan 2.400 m³ yağmur suyu, yeşil alan sulamasında değerlendirilerek şebeke suyu kullanımı yerine doğanın sunduğu kaynakların geri kazanımı sağlanmıştır. Atık yönetiminde ise geri dönüşüm oranını en üst seviyeye taşıyan ORKA Banyo; tehlikeli atık oluşumunu minimize ederek döngüsel ekonomi modelini iş süreçlerinin merkezine koymaktadır. İnsan Odaklı Gelişim ve Sosyal Etki Sürdürülebilirliği toplumsal bir dönüşüm alanı olarak gören ORKA Banyo, kadın istihdamında sektör ortalamasının üzerine çıkarak ofis kadrolarında yüzde 28,2’lik bir temsil oranına ulaştı. 2024 yılında 261 çalışanına verdiği çevre eğitimleriyle bu farkındalığı kurum geneline yaydı. Kurum içindeki bu güçlü bilinci toplumsal katkı projeleriyle geniş bir etki alanına taşıyan ORKA Banyo; ‘Yeşilden Maviye’ projesiyle genç nesillere çevre bilinci aşılarken, köy okullarına kütüphane ve laboratuvar kazandırarak eğitimde fırsat eşitliğini destekliyor. Şirket, eş zamanlı olarak yürüttüğü üniversite iş birlikleriyle de akademik bilgi birikimini sanayi tecrübesiyle birleştirerek toplumsal refaha katkı sunmaya odaklanıyor. 2030 Yol Haritası: Ölçülebilir Hedefler ve Somut TaahhütlerGelecek dönem sürdürülebilirlik yaklaşımını ölçülebilir hedefler ve net bir takvimle yöneten ORKA Banyo, 2030 vizyonunu somut aksiyon başlıklarıyla ilerletiyor. Şirket; Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını baz yıla göre %10 azaltmayı hedeflerken, FSC® sertifikalı ürün model sayısını artırarak hammadde tedariğinde sorumlu orman yönetimini desteklemeyi ve ekosistemi koruma taahhüdünü güçlendirmeyi planlıyor. Ekonomik sürdürülebilirlik tarafında çevreci ürünlerden elde edilen geliri artırmayı amaçlayan ORKA Banyo, sosyal boyutta ise kişi başına düşen yıllık eğitim saatini yükseltmeyi odağına alıyor. Buna ek olarak su verimliliği yönetim sisteminin altyapısını kurmayı ve tedarikçi sürdürülebilirlik anketiyle paydaş ağında izlenebilirliği her yıl düzenli olarak artırmayı önceliklendiriyor. Operasyonel alanda ise 2027’ye kadar forklift filosunun tamamını lityum-iyon (Li-ion) aküye dönüştürerek enerji verimliliğini lojistik süreçlerin geneline yaymayı hedefliyor. “Şeffaf Dönüşümümüzün Dönüm Noktası”, İklim değişikliği ve su stresi gibi küresel risklerin özel sektörün sorumluluklarını yeniden şekillendirdiğini belirten ORKA Banyo Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünya genelinde karbon emisyonlarını azaltmak ve su kaynaklarını korumak artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldi. Bu aynı zamanda özellikle AB ülkelerine ihracat yapan üreticiler için de bir mecburiyet. ORKA Banyo olarak bu çağrıyı hem bir sorumluluk hem de üretimi yeniden kurgulamak için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Banyo mobilyası sektörü olarak çevresel etkinin tam merkezinde yer aldığımızın bilinciyle; ürün tasarımından malzeme seçimine kadar her aşamayı stratejik önceliğimiz olarak kabul ediyoruz.” Dijital dönüşümü ve operasyonel mükemmeliği sürdürülebilirlik ekseninde ele aldıklarını vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yayınladığımız ilk sürdürülebilirlik raporumuz, geçmiş performansımızı şeffaflıkla ortaya koymanın yanı sıra sürdürülebilirlik yaklaşımımızı somut hedeflere dayalı olarak takip edeceğimiz bir dönüm noktasını temsil ediyor. Geleceğe dair en önemli hedefimiz, karbon ve su ayak izimizi sürekli azaltmak, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı büyütmek, doğal kaynak tüketimimizi daha verimli yönetmek ve toplumla kurduğumuz bağı sosyal projelerle güçlendirmektir. Biz, bu yolculuğu sadece kendi kurumumuz için değil, gelecek nesiller ve daha yaşanabilir bir dünya için sürdürüyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.