Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şehir Yaşamı

Kapsül Haber Ajansı - Şehir Yaşamı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehir Yaşamı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Startup’lara “Birlikte Büyüyelim” Çağrısı Haber

Startup’lara “Birlikte Büyüyelim” Çağrısı

Mobilite ve şehir yaşamı hizmetlerini tek bir SuperApp altında buluşturan Spark Connect, 1 Eylül itibarıyla MiniApp Programı’nı startup ve scale-up’lara açıyor. Programın temelinde girişimlerin en önemli büyüme problemlerinden ikisi bulunuyor: user ve usage. Spark, girişimlerin yalnızca ürünlerini yayınladığı bir platform değil; gerçek kullanıcıya erişebildiği, kullanım yaratabildiği, ekosistemdeki diğer servislerle iş birliği geliştirebildiği ve mevcut ürününü Spark’ın teknolojileriyle büyütebildiği bir dağıtım ve iş geliştirme katmanı olmayı hedefliyor. Spark ekosisteminde bugün 12 MiniApp bulunurken, platform 4 farklı startup ve scale-up ile entegre çalışıyor. Sigorta alanında Tamamliyo, otopark ve oto yıkamada Parkera, uçak, otel ve araç kiralamada AirTurk, araç kiralamada Zeplin ilk iş ortakları arasında yer alıyor. Spark’ın Charging MiniApp’i tarafında ise Zeplin ve Solargize ilk hizmet sağlayıcı şirketler arasında bulunuyor. Kullanıcıya ihtiyaç anında erişim Spark’ın yaklaşımı, girişimleri SuperApp içerisinde yalnızca bir ikon olarak konumlandırmak yerine farklı servisleri birbirine bağlamak üzerine kurulu. Örneğin Spark’ın Charging MiniApp’i üzerinden aracını şarj eden kullanıcıya Parkera’dan oto yıkama hizmeti sunulabiliyor. Sigorta yenileme döneminde sigorta partneri, seyahat senaryosunda ise uçak, otel veya araç kiralama servisi kullanıcının karşısına çıkabiliyor. Böylece startup’lar Spark içerisindeki diğer MiniApp’lerle cross-marketing ve cross-selling senaryoları geliştirebiliyor. Spark da partnerleriyle ortak kampanya ve reklam çalışmaları düzenleyerek ekosistem içerisindeki görünürlüğü desteklemeyi planlıyor. “App Store uygulamayı dağıtıyor. Spark Connect ise uygulamayı doğrudan kullanım anının içine yerleştiriyor.” Spark bu yapıyla girişimlere yalnızca trafik değil, yatırımcıların da görmek istediği gerçek kullanıcı ve gerçek kullanım üretmeyi amaçlıyor. Kullanıcı aynı zamanda startup’ın kullanıcısı Spark’ın MiniApp modelinde kullanıcı ilişkisi partnerden koparılmıyor. Kullanıcı MiniApp’e giriş yaparken MiniApp sahibi adına consent akışı oluşturuluyor. Gerekli izinlerin alınmasının ardından kullanıcı ilgili startup’ın da kullanıcısı haline gelebiliyor. Startup; uygun izinler kapsamında kullanıcılarıyla push notification, broadcast ve mailing üzerinden yeniden iletişim kurabiliyor, kampanyalarını duyurabiliyor ve kullanıcıyı kendi uygulamasına veya diğer dijital kanallarına yönlendirebiliyor. ID, Pay, Chat ve Sign ile ürünü büyütmek Programa dahil olan startup’lar yalnızca mevcut ürünlerini yayınlamıyor; Spark ve KOBIL altyapısındaki teknolojileri kendi use case’lerine ekleyebiliyor. Entegrasyonun merkezinde üç temel servis bulunuyor: ID, Single Sign-On ile kullanıcının her MiniApp için yeniden üyelik oluşturma ihtiyacını azaltıyor. Pay, kullanıcının farklı MiniApp’lerde tek ödeme deneyimiyle işlem yapabilmesini sağlıyor. Chat, startup’ın kullanıcıyla doğrudan iletişim kurmasına; fatura, belge, bilgi ve kampanya göndermesine imkân tanıyor. Bunlara KYC, kimlik doğrulama ve Sign gibi servisler de eklenebiliyor. Örneğin bir sigorta startup’ı kullanıcıyı doğrulayabilir, KYC gerçekleştirebilir, Chat üzerinden poliçeyi gönderebilir, Sign ile imzalatabilir ve ödeme sürecini tamamlayabilir. Bir araç kiralama şirketi ise kullanıcının kimliğini ve ehliyetini doğrulayabilir, ödemesini alabilir ve araç teslim sözleşmesini dijital olarak imzalatabilir. Parkera 5 günde entegre oldu Spark’a katılmak için girişimlerin ürünlerini baştan geliştirmeleri gerekmiyor. Web App, iFrame veya App2App yapısındaki servisler ekosisteme dahil edilebiliyor. Spark’ın hedefi teknik olarak hazır bir startup’ı 3 ila 5 gün içerisinde sisteme almak. Bunun ilk somut örneklerinden biri Parkera oldu; şirketin Spark entegrasyonu 5 günde tamamlandı. Entegrasyon sonrasında da partner yalnız bırakılmıyor. Teknik veya operasyonel bir problem yaşanması halinde Spark ekibi startup’ın sorununu 24 ila 48 saat içerisinde çözmeyi hedefliyor. Programda ayrıca exclusivity bulunmuyor. Startup Spark içerisinde yer alırken kendi uygulamasını büyütmeye, diğer platformlarla çalışmaya ve farklı dağıtım kanallarını kullanmaya devam edebiliyor. Giriş bedeli ve sabit ücret yok Spark, programa katılan startup ve scale-up’lardan giriş bedeli veya sabit platform ücreti almıyor. Gelir modeli gerçekleşen işlemler üzerinden alınan komisyona dayanıyor. Komisyon oranı MiniApp’in faaliyet gösterdiği alan, iş modeli ve sektörün kârlılığına göre değişiyor ve genel olarak yüzde 5 ila yüzde 15 arasında belirleniyor. Dolayısıyla düşük marjlı bir mobilite servisi ile yüksek marjlı başka bir servis aynı komisyon oranıyla çalışmak zorunda değil. Modelin temel prensibi: Startup kazandığında Spark da kazanıyor. Hedef 450 bine yakın elektrikli araç kullanıcısının cebinde olmak Spark’ın ilk güçlü dikeyini elektrikli mobilite oluşturuyor. Şirketin hedefi Türkiye’deki yaklaşık 450 bin elektrikli araç kullanıcısının cebinde olmazsa olmaz uygulamalardan biri haline gelmek. Ancak büyüme stratejisi şarjla sınırlı değil. Mikromobilite, otopark, oto yıkama, sigorta, seyahat, araç kiralama ve şehir içi hareketliliğe yönelik yeni MiniApp’lerle Spark’ın daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması hedefleniyor. Türkiye’den Avrupa’ya aynı MiniApp Spark’ın ikinci büyüme alanı Avrupa. Gireve entegrasyonu sayesinde Spark, kullanıcılarının Avrupa’da yaklaşık her 10 şarj istasyonundan 8’inde Spark üzerinden şarj edebileceği bir deneyim oluşturmayı hedefliyor. 1 Eylül sonrasında Spark’ın Avrupa faaliyetlerinin başlamasıyla hedef yalnızca Türk kullanıcıların Avrupa’da şarj edebilmesi değil; Türkiye’de Spark’a dahil olan startup’ların da Avrupa kullanıcılarına ulaşabilmesi. Bu stratejinin arkasındaki önemli avantajlardan biri Spark’ın teknoloji partneri KOBIL. KOBIL, Deloitte ile birlikte Avrupa şehirlerinde SuperApp projeleri geliştiriyor ve ilk adımlardan biri KOBIL’in doğduğu şehir Worms’ta atılıyor. Spark da aynı SuperApp teknolojisini kullandığı için Türkiye’de Spark’a teknik olarak entegre olan bir startup’ın, ilerleyen dönemde Worms veya aynı teknolojiyi kullanan başka bir Avrupa şehir SuperApp’inde kullanıcılarla buluşması teknik açıdan çok daha kolay hale gelebiliyor. Spark böylece startup’lar için yalnızca Türkiye’de bir kullanıcı edinme kanalı değil, zaman içerisinde global bir distribution layer olmayı hedefliyor. Sıradaki adım: Prompt ile MiniApp geliştirmek Spark aynı zamanda MiniApp geliştirme sürecini daha da kolaylaştıracak yeni bir altyapı üzerinde çalışıyor. Planlanan çözümle startup’ların MCP üzerinden Spark servislerine bağlanarak, örneğin Claude üzerinden prompt yazar gibi kendi MiniApp’lerini geliştirebilmesi hedefleniyor. Amaç yalnızca developer ekibi bulunan şirketlerin değil, iyi bir hizmeti ve iş modeli bulunan startup’ların da minimum teknik kaynakla Spark dünyasına girebilmesi. “Startup bize ürününü getiriyor; biz ona teknoloji, kullanıcı, kullanım ve dağıtım veriyoruz” Spark Kurucusu Çağan Koyun, programı şöyle özetliyor:“Startup dünyasının en büyük çilelerinden biri user ve usage. İyi bir ürününüz olabilir ama kullanıcıya ulaşamıyor ve gerçek kullanım gösteremiyorsanız büyümek çok zor. Yatırımcılar da bunu görmek istiyor. Biz startup’lara yalnızca MiniApp yayınlama alanı değil; kullanıcı, kullanım, teknoloji, pazarlama, dağıtım ve iş geliştirme altyapısı sunmak istiyoruz.” Koyun programın yaklaşımını şöyle sürdürüyor:“Exclusivity istemiyoruz, giriş bedelimiz ve sabit ücretimiz yok. Komisyonumuz faaliyet alanına ve işin kârlılığına göre yüzde 5 ile yüzde 15 arasında değişiyor. Partnerimizin kullanıcıyla doğrudan ilişki kurabilmesini istiyoruz. Startup para kazandığında biz de kazanıyoruz.” 1 Eylül’de kapılar açılıyor Spark Connect MiniApp Programı 1 Eylül’de açılıyor. Programa katılmak için uzun ve zor bir seçim süreci bulunmuyor. Spark’ın temel kriteri oldukça basit: “Bu servis kullanıcımıza gerçek bir değer katıyor mu?” Cevap evetse Spark’ın mesajı: “Hoş geldin. Gelin birlikte büyüyelim.” Programa katılmak, MiniApp entegrasyonu gerçekleştirmek, ortak kampanya geliştirmek veya Spark’ın Türkiye ve Avrupa büyüme planında yer almak isteyen startup ve scale-up’lar Spark Connect üzerinden başvurabiliyor: https://www.sparkconnect.app/become-partner Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İçecekten Ara Öğüne Balın Kullanım Alanları Çeşitleniyor Haber

İçecekten Ara Öğüne Balın Kullanım Alanları Çeşitleniyor

Tüketicilerin değişen beslenme alışkanlıkları, balın sofradaki yerini de dönüştürüyor. Uzun yıllar ağırlıklı olarak kahvaltıyla özdeşleşen bal; bugün içeceklerden ara öğünlere, yoğurt ve granola kaselerinden smoothie ve tatlılara kadar günün farklı anlarında tüketiliyor. Pratik, doğal ve farklı damak zevklerine uyum sağlayabilen ürünlere yönelik ilginin artması, bal kategorisi için yeni kullanım ve büyüme alanları yaratıyor. Balparmak tarafından bağımsız pazar araştırma şirketi IPSOS iş birliğiyle yapılan tüketim araştırması da bu dönüşümü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre kahvaltı yüzde 83 ile balın kalesi olmaya devam etse de bal tüketicilerinin yüzde 34’ü balı çay ve ıhlamur gibi içeceklerde şeker yerine kullanıyor. Tüketicilerin yüzde 19’u balı müsli veya yulafla, yüzde 18’i yoğurtla tüketiyor. Balı tatlı ve keklerde şeker yerine kullananların oranı yüzde 16 olurken, ara öğün olarak tüketenlerin oranı yüzde 14’e, smoothie içerisinde kullananların oranı ise yüzde 12’ye ulaşıyor. Balı sofraya taşıyan motivasyon: Doğal beslenme Araştırma, tüketim anlarının çeşitlenmesinin arkasındaki motivasyonlara da işaret ediyor. Son bir yılda bal tüketimini artırdığını belirtenlerin yüzde 51'i bağışıklık sistemini güçlendirmek, yüzde 48'i ise doğal beslenmeye yönelmek gerekçesi ile bala daha fazla yer verdiğini söylüyor. Bu tablo, balın tüketici gözünde yalnızca bir tatlandırıcı değil, doğal beslenme tercihlerinin bir parçası olarak konumlandığını gösteriyor. Hafif ve dengeli yapısıyla farklı lezzetlere eşlik edebilen bal; yaz aylarında ev yapımı limonata, soğuk çay ve smoothie gibi içeceklerde, yoğurtlu meyve ve granola kaselerinde, meyve salatalarında, ev yapımı dondurma ve soğuk tatlılarda kullanılabiliyor. Rafine şekere alternatif arayan tüketiciler için balın farklı tariflerde tercih edilmesi, kategorinin mevsimsel algının ötesine geçerek yıl boyunca günün farklı tüketim anlarına taşınmasına katkı sağlıyor. “Balın doğal lezzetini günün farklı anlarına taşıyoruz” Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız tüketim alışkanlıklarındaki değişime ilişkin şunları söyledi: "Bal, kültürümüzde güçlü bir yere sahip olmasına karşın uzun yıllar ağırlıklı olarak kahvaltı sofralarıyla ve soğuk kış günleriyle özdeşleştirildi. Oysa araştırma verileri, tüketicilerin balı artık içeceklerden ara öğünlere, yoğurt ve granola kaselerinden smoothie'lere kadar çok daha geniş bir kullanım alanında değerlendirdiğini gösteriyor. Biz de 'Yaz Lezzetleri' konseptimizle bu dönüşümü görünür kılmak istiyoruz.” “Yaz Lezzetleri” mağazadan dijital platformlara uzanıyor Balparmak, tüketicilerin değişen yaşam tarzından ve kullanım alışkanlıklarından hareketle geliştirdiği “Yaz Lezzetleri” konseptini mağaza içi ve dijital iletişim çalışmalarıyla destekliyor. Mağaza içinde konumlandırılan iletişim materyalleriyle balın yaz kahvaltılarından granola kaselerine ve piknik sofralarına uzanan farklı kullanım alanları görünür kılınıyor. Konseptin dijital iletişim ayağında ise Diyetisyen Selahattin Dönmez ile birlikte iki yaz tarifi hazırlandı. Balparmak “Doğal Ballı Limonata” ve “Doğal Ballı Şeftalili Dondurma”, video içerikleriyle Balparmak dijital kanallarında tüketicilerle buluşuyor. Tarifler, balın farklı çeşitlerinin kendine özgü lezzet özellikleriyle yaz sofralarında nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin pratik örnekler sunuyor. Değişen yaşam tarzı geleneksel ürünleri dönüştürüyor Yoğun şehir yaşamı, evde kolaylıkla hazırlanabilen tariflere yönelik ilgi ve tüketicilerin ürün içeriğine daha fazla dikkat etmesi, gıda kategorilerindeki tercihleri yeniden şekillendiriyor. Bu değişim, bal gibi köklü ve geleneksel ürünlerin de yeni tüketim biçimleriyle buluşmasını sağlıyor. Balparmak, bilimsel altyapısı ve tüketici içgörüleriyle bu dönüşümü izlemeyi ve tüketicilere yeni kullanım fikirleri sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toyota’dan Dikkat Çeken Hamle: Yeni Land Cruiser FJ Japonya’da Sahneye Çıktı Haber

Toyota’dan Dikkat Çeken Hamle: Yeni Land Cruiser FJ Japonya’da Sahneye Çıktı

Şirket, bu yeni serinin özellikle şehir yaşamı ile macera tutkusunu bir arada yaşamak isteyen sürücülere hitap ettiğini vurguluyor. Toyota’nın açıklamasına göre yeni model, Land Cruiser ailesinin köklü DNA’sını korurken daha özgür, daha pratik ve daha ulaşılabilir bir deneyim sunmak amacıyla geliştirildi. Marka, FJ serisini yalnızca bir SUV değil, aynı zamanda aktif yaşam tarzını destekleyen çok yönlü bir araç olarak konumlandırıyor. Yeni Land Cruiser FJ Daha Kompakt Ama Daha Çevik Toyota’nın yeni Land Cruiser FJ modeli, serinin geleneksel büyük ve ağır yapısına kıyasla daha kısa gövde ölçülerine sahip. Ancak bu küçülen boyutlar aracın arazi yeteneklerinden ödün verdiği anlamına gelmiyor. Aksine marka, daha kısa dingil mesafesi sayesinde modelin zorlu parkurlarda çok daha çevik hale geldiğini belirtiyor. Araçta kullanılan merdiven tipi şasi yapısı, Land Cruiser modellerinin yıllardır en önemli karakteristik özelliklerinden biri olmaya devam ediyor. Toyota mühendisleri, bu sağlam altyapıyı yeniden optimize ederek hem dayanıklılığı hem de sürüş dengesini artırmayı hedefledi. Özellikle engebeli arazilerde tekerleklerin zemine temasını koruyan süspansiyon sistemi, yeni modelin off-road performansında önemli rol oynuyor. Kompakt ölçüler sayesinde şehir içi kullanımda da avantaj sağlayan araç, yaklaşık 5.5 metrelik dönüş çapıyla büyük SUV’lara kıyasla daha rahat manevra yapabiliyor. Bu da yeni FJ’yi hem günlük kullanım hem de doğa kaçamakları için çok yönlü bir seçenek haline getiriyor. 2.7 Litrelik Motor ve Dört Çeker Sistemiyle Geliyor Toyota, Land Cruiser FJ’de 2.7 litrelik atmosferik benzinli motora yer verdi. Dört silindirli motorun 163 beygir güç ve 246 Nm tork ürettiği açıklandı. Güç ünitesi, 6 ileri otomatik şanzımanla birlikte çalışıyor. Marka, bu kombinasyonun özellikle düşük hızlarda daha kontrollü sürüş sunduğunu ve zorlu iniş-çıkış koşullarında sürücüye güven verdiğini ifade ediyor. Araçta ayrıca elektronik arka diferansiyel kilidi, yokuş kalkış desteği ve dik iniş kontrol sistemi gibi gelişmiş sürüş destek teknolojileri de standart olarak sunuluyor. Toyota’nın paylaştığı teknik detaylara göre yeni model, yakıt tüketiminde de dengeli bir performans sunmayı hedefliyor. Böylece Land Cruiser geleneğindeki güçlü arazi karakteri korunurken günlük kullanım maliyetleri de makul seviyede tutuluyor. Land Cruiser Tasarımı Daha Modern Bir Yorumla Geri Döndü Yeni FJ modelinin tasarımında Land Cruiser ailesinin klasik çizgileri korunurken modern detaylara da geniş yer verildi. Özellikle köşeli gövde yapısı, geniş çamurluklar ve güçlü tampon tasarımı aracın sert karakterini ön plana çıkarıyor. Toyota’nın dikkat çeken detaylarından biri ise araçta kullanılan “zar” temalı tasarım yaklaşımı oldu. Keskin hatlar ve geometrik detaylarla şekillendirilen gövde, modele hem eğlenceli hem de güçlü bir görünüm kazandırıyor. Ön bölümde U şeklindeki LED far tasarımı dikkat çekerken, arka bölümde ise eski Land Cruiser modellerini hatırlatan stepne yerleşimi tercih edildi. Toyota ayrıca modelin farklı yaşam tarzlarına uyarlanabilmesi için geniş kişiselleştirme seçenekleri sunduğunu açıkladı. İç Mekânda Teknoloji ve Fonksiyonellik Ön Planda Land Cruiser FJ’nin kabininde kullanım kolaylığına odaklanan bir yapı tercih edilmiş durumda. Yatay tasarımlı ön konsol sürücünün görüş açısını artırırken, kontrol düğmelerinin konumu da sürüş sırasında dikkat dağınıklığını azaltacak şekilde düzenlendi. Araçta 12.3 inç büyüklüğünde multimedya ekranı standart olarak sunuluyor. Kör nokta uyarı sistemi, panoramik görüş kamerası ve Toyota Safety Sense güvenlik teknolojileri de modelin dikkat çeken donanımları arasında yer alıyor. Toyota, iç mekânda geniş bagaj hacmine de özel önem verdi. Arka koltuklar kullanılmaya devam ederken bile yüksek yükleme kapasitesi sunan model, özellikle kamp ve outdoor kullanıcılarını hedefliyor. Toyota Elektrikli “Land Hopper” Modelini de Duyurdu Toyota’nın Land Cruiser FJ lansmanında en dikkat çeken sürprizlerden biri de yeni elektrikli kişisel mobilite aracı “Land Hopper” oldu. Katlanabilir yapısıyla dikkat çeken bu araç, doğa yollarında kullanılmak üzere geliştirildi. Şirketin verdiği bilgilere göre Land Hopper, doğrudan Land Cruiser’ın bagajına yerleştirilebilecek boyutlarda tasarlandı. Böylece kullanıcılar araçla ulaşabilecekleri noktanın ötesine geçerek orman yolları ve patikalarda da keşif yapabilecek. Toyota, yeni elektrikli modelin 2027 yılından itibaren satışa sunulmasının planlandığını açıkladı. Toyota Land Cruiser Ailesini Daha Geniş Kitlelere Açıyor Toyota, yeni FJ serisiyle birlikte Land Cruiser ürün gamını daha fazla kullanıcıya ulaştırmayı amaçlıyor. Marka, yıllardır büyük ve yüksek maliyetli SUV olarak görülen Land Cruiser kimliğini daha erişilebilir bir yapıya dönüştürmeye çalışıyor. Dünya genelinde milyonlarca satış rakamına ulaşan Land Cruiser serisi, dayanıklılığı ve güvenilirliğiyle otomotiv dünyasının en güçlü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeni FJ modeli ise bu mirası daha genç kullanıcılarla ve şehir yaşamına yakın sürücülerle buluşturmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.