Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şehirleşme

Kapsül Haber Ajansı - Şehirleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şehirleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tek Kişilik Haneler Yüzde 20'yi Aştı Konut Üretimi Küçük Dairelere Döndü Haber

Tek Kişilik Haneler Yüzde 20'yi Aştı Konut Üretimi Küçük Dairelere Döndü

Bir dönem ağırlıklı olarak 3+1 ve 4+1 dairelerin üretildiği projelerde bugün 1+1 ve 2+1 konutlar daha fazla yer buluyor. Sektör temsilcilerine göre bu dönüşümün arkasında değişen aile yapısı, artan tek kişilik haneler, şehirleşme, yükselen yaşam maliyetleri ve yatırım alışkanlıklarındaki değişim bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi seviyesindeyken, 2025 itibarıyla 3,08 kişiye kadar geriledi. Aynı dönemde tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20,5'e yükselirken, çekirdek ailelerin oranı artmaya devam etti. Demografik yapıdaki bu değişim, konut talebinin niteliğini de doğrudan etkiliyor. DEĞİŞEN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI KONUT TERCİHLERİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR Değişen yaşam biçimleri de bu dönüşümü destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Gençlerin daha geç evlenmesi, tek başına yaşamayı tercih eden profesyonellerin artması, boşanma oranlarındaki yükseliş ve üniversite ile iş nedeniyle büyük şehirlere yönelen nüfus, küçük metrekareli konutlara olan ihtiyacı artırıyor. Bunun yanında ekonomik nedenler de tüketici tercihlerini değiştiriyor. Konut fiyatlarındaki artış, yüksek kredi maliyetleri, aidat ve enerji giderlerinin yükselmesi, daha ulaşılabilir fiyatlı ve işletme maliyetleri düşük konutlara olan ilgiyi güçlendiriyor. Özellikle yatırımcılar açısından değerlendirildiğinde ise 1+1 ve 2+1 daireler; daha düşük yatırım maliyeti, daha hızlı kiralanabilmesi ve geniş kiracı kitlesine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor. Türkiye'de yeni üretilen konutların ortalama büyüklüğünün de son yıllarda küçülmesi, sektörün bu talebe uyum sağladığını gösteriyor. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde özellikle büyükşehirlerde geliştirilecek projelerde fonksiyonel planlanan küçük metrekareli konutların ağırlığının artacağını öngörüyor. KONUT ÜRETİMİNİ ARTIK SADECE EKONOMİ DEĞİL, TOPLUMUN DEĞİŞEN YAPISI BELİRLİYOR Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, konut sektörünün yeni dönemde demografik değişimi çok iyi okumak zorunda olduğunu söyledi. "Eskiden aileler daha kalabalıktı ve konut projeleri buna göre planlanıyordu. Bugün ise tek yaşayan bireylerin, yeni evli çiftlerin ve küçük ailelerin sayısı her geçen yıl artıyor. Dolayısıyla konut üretiminde de doğal olarak daha kompakt yaşam alanlarına yönelim görüyoruz. Bu değişimi yalnızca ekonomik şartlarla açıklamak eksik olur. Asıl belirleyici unsur, toplumun yaşam biçimindeki dönüşümdür. Konut geliştiricileri artık sadece bugünün talebini değil, geleceğin demografik yapısını da dikkate alıyor. İnsanlar kullanılmayan büyük alanlar yerine fonksiyonel, merkezi konumda ve yaşam maliyetleri daha düşük evleri tercih ediyor. Özellikle büyük şehirlerde zamanın büyük bölümünü dışarıda geçiren yeni nesil için evin büyüklüğünden çok kullanım verimliliği önem kazanıyor. 1+1 ve 2+1 daireler hem satın alma maliyetinin daha ulaşılabilir olması hem de kiralama sürecinde daha geniş bir hedef kitleye hitap etmesi nedeniyle yatırımcı açısından da öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde şehir merkezlerinde geliştirilecek projelerde küçük metrekareli ancak iyi planlanmış konutların payının artacağını düşünüyoruz. Çünkü artık konut sektörünü yalnızca ekonomik göstergeler değil, sosyolojik dönüşüm de yönlendiriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler Haber

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler

Artık yalnızca lokasyon değil; proje güvenilirliği, mühendislik kalitesi, sosyal donatılar, ulaşım bağlantıları ve yaşam standardı gibi unsurlar da konut değerini doğrudan etkiliyor. Sektörde yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye genelinde konut alıcılarının yaklaşık yüzde 68’i satın alma kararında yalnızca fiyat ve lokasyon yerine, projenin güvenilirliği ve yaşam kalitesini de dikkate alıyor. Büyükşehirlerde ise bu oranın yüzde 75 seviyelerine kadar yükseldiği ifade ediliyor. Ayrıca sürdürülebilirlik ve planlı şehirleşme kavramlarının da son yıllarda gayrimenkul değerlemesinde daha belirleyici hale geldiği belirtiliyor… Enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarına entegre ve sosyal yaşam alanları güçlü projelerin ikinci el değerlerinde ise ortalamaya göre yüzde 20’ye varan daha hızlı artış görüldüğü değerlendiriliyor. SEKTÖRDE ARSA VE KONUT YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, gayrimenkul sektöründeki dönüşümün artık yalnızca teorik bir değişim olmadığını, sahada da karşılık bulduğunu belirterek şirketin Ankara’daki yatırım süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, Medar İnşaat’ın Ankara’da farklı bölgelerde yürüttüğü arsa ve proje yatırımlarının bu dönüşümün bir yansıması olduğunu ifade ederek, “Esenboğa bölgesinde gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 3 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında geliştirdiğimiz Medar Port Projeleri’nde inşaat süreci başlamış durumda. Toplam 380 daireden oluşan projemizi etaplar halinde hem yatırımcılara hem de son kullanıcılara teslim etmeyi planlıyoruz” dedi. Sincan Saraycık ve Yeni Peçenek bölgesinde yürütülen yatırımlara da değinen Yılmaz, “Bu bölgede gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 4,5 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında Medar Batıpark ve Medar Panorama projelerimiz için proje ve ruhsat çalışmalarımız devam ediyor. Söz konusu projelerin inşaatına 2027 Şubat ayı sonunda başlamayı hedefliyoruz. Toplam 180 ve 105 daireden oluşacak bu iki proje, bölgedeki konut ihtiyacına yönelik olarak planlandı” ifadelerini kullandı. Gayrimenkul sektöründe değer algısının değiştiğine dikkat çeken Yılmaz, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Gayrimenkul sektörü bugün yalnızca yapı üretiminin değil, yaşam üretiminin konuşulduğu bir döneme girmiş durumda. Değer artık tek başına metrekare ya da lokasyonla tanımlanmıyor; bir projenin mühendislik yaklaşımı, güvenlik standartları, sosyal yaşam alanları ve uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu toplam değeri belirleyen ana unsurlar haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde alıcıların karar süreçlerinde güven, marka itibarı ve yaşam kalitesi daha belirleyici bir konuma yükselmiş durumda. Bu değişim, sektörün daha planlı ve nitelikli projelere yönelmesini zorunlu kılıyor.” Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların artarak devam edeceğini de vurguladı. Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların devam edeceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı Haber

Türkiye’de Elektrikli Araç Dönüşümü Güç Kazandı

Türkiye’de şehirleşme oranı hızla artarken kentler hem karbon salımının merkezinde hem de enerji dönüşümünün en büyük fırsat alanında konumlanıyor. Temiz enerji dönüşümüne katkı sunan küresel enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından hazırlanan “2025 Türkiye Elektrikli Araç Ekosistemi ve Şarj Altyapısı Dönüşümü Raporu” elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısında stratejik bir dönüşüm yarattığını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye de raporda yer alan verilerin, elektrikli mobilitenin enerji sistemi ve şehir yaşamı üzerindeki etkisini daha görünür hale getirdiğine dikkat çekiyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç ekosistemi hem toplam enerji tüketimi hem de kullanım yoğunluğu açısından güçlü bir büyüme sergiledi. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. 2025 yılında elektrikli araçların gerçekleştirdiği toplam elektrik tüketimi 460 MWh seviyesine ulaştı. Bu değer, yaklaşık 166 bin hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor. Aynı yıl içinde gerçekleşen toplam şarjlanma sayısının 21,7 milyonun üzerine çıkması ise elektrikli araçların artık günlük yaşamın organik bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Siemens eMobility de 2025 boyunca yürüttüğü faaliyetlerle 26 bin ton CO₂ salımının önlenmesine katkı sağlarken, 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla Türkiye’deki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir rol üstleniyor. “eMobilite, enerji sisteminin merkezi bir bileşeni haline geliyor” Rapordaki verilerle ilgili olarak açıklamada bulunan Siemens Türkiye eMobility Yöneticisi Rıfkı Çolak, “2025 verileri, elektrikli mobilitenin ulaşım alışkanlıklarının ötesine geçerek Türkiye’nin genel enerji dengesi ve tüketim yapısını dönüştüren stratejik bir unsur haline geldiğini açıkça gösteriyor. Tartışmalar artık yalnızca kurulan istasyon sayısına değil, şarj işlemlerinin enerji sistemine etkisine ve toplam tüketim ölçeğine odaklanıyor. Bu veriler, eMobilite’nin enerji şebekesi ve şehir planlamasında merkezi bir bileşen haline geldiğini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Siemens eMobility’nin 2025 boyunca yürüttüğü operasyonel faaliyetler, geliştirdiği enerji verimli çözümler ve yüksek performanslı şarj teknolojileri sayesinde yalnızca bir yıl içinde 26 bin ton CO₂ salımının oluşması engellendi. Siemens olarak 1200’ün üzerinde şarj noktasıyla ülke genelindeki elektrikli araç altyapısının enerjilendirilmesinde önemli bir paya sahibiz. Bu geniş kapsamlı enerji sağlama kapasitesi, Türkiye’de hızla büyüyen elektrikli araç ekosisteminin sürdürülebilir şekilde desteklenmesini ve günlük yaşamla uyumlu bir yapıda ilerlemesini mümkün kılıyor. Sahadaki bu sonuçlar, geliştirilen teknolojilerin ve operasyonel mükemmeliyet yaklaşımının etkisini somut biçimde ortaya koyuyor. Türkiye’de eMobilite ekosistemi hızla büyürken gerçek fark, istasyonların sayısından çok, her bir istasyonun kesintisiz ve verimli çalışabilmesinde ortaya çıkıyor” dedi. Türkiye’deki şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü de yaklaşık 3 GW seviyesine ulaşmış durumda. Bu değer, Türkiye’nin toplam kurulu gücü olan 125 GW’ın yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor. Bu durum şarj altyapısının ulusal enerji sistemi içinde artık ölçülebilir, görünür ve planlamada dikkate alınması gereken bir büyüklüğe eriştiği görülüyor. Türkiye, Elektrikli Araç Satışlarında Avrupa ile Uyumlu Gidiyor Rapora göre Türkiye, elektrikli araç satışlarında Avrupa ile paralel, bazı segmentlerde ise daha hızlı bir büyüme yakaladı. 2025 yılında Türkiye’de satılan yeni otomobillerin yüzde 17’si tamamen elektrikli araçlardan oluştu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 10 seviyesindeydi. Böylece yalnızca bir yılda dikkat çekici bir artış kaydedildi. Avrupa Birliği’nde de aynı dönemde elektrikli araç payı yüzde 14’ten yüzde 17’ye yükseldi. Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde Avrupa ile benzer bir düzeyde ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’nin bu performansı küresel ölçekte de dikkat çekiyor. 2024 yılında dünya elektrikli araç satış sıralamasında 9. sırada yer alan Türkiye, 2025’te 4. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, yalnızca iç pazardaki büyümeyi değil, Türkiye’nin küresel eMobilite dönüşümünde hızla güçlenen bir oyuncu haline geldiğini de gösteriyor. Teknolojik yatırımların artması, şarj altyapısının genişlemesi ve tüketicilerin daha bilinçli tercihler yapması bu büyümenin temel unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrik ve Aydınlatma Üreticileri 55 Ülkeden Alım Heyetleriyle Antalya'da Buluşuyor Haber

Elektrik ve Aydınlatma Üreticileri 55 Ülkeden Alım Heyetleriyle Antalya'da Buluşuyor

Enerji altyapı yatırımları, şehirleşme, LED dönüşümü, güvenlik ve akıllı ev uygulamalarının yaygınlaşması gibi dinamikler; Afrika, Orta Doğu ve çevre pazarlarda tedarikçi arayışını hızlandırırken, ihracat hedefleyen üreticiler için "doğrudan karar vericiyle temas" giderek daha kritik bir başlığa dönüşüyor. Bu nedenle sektör, yalnızca tanıtım odaklı kalabalık temaslardan ziyade, daha seçici ve planlı görüşme zeminlerine yöneliyor. Bu çerçevede, ihracat odaklı kapalı formatta kurgulanan Electrolighting Trade Meetings, 14-15-16 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Royal Seginus Hotel'de gerçekleştirilecek. Organizasyonda 55 farklı ülkeden davetli alım heyetleri ve satın alma temsilcilerinin Türkiye'deki üreticilerle planlı B2B görüşmeler yapması hedefleniyor. Etkinlik, dış katılıma kapalı yapısıyla yalnızca profesyonel iş amaçlı katılımcı ve davetli heyetleri aynı zeminde buluşturmayı esas alıyor. Etkinliğin dikkat çeken yanı, bunun tek seferlik bir deneme değil, geçmiş yıllarda düzenli olarak uygulanmış ve ölçeklenmiş bir iş modeli olması. Organizasyon yetkililerinin aktardığı verielre göre Mayıs 2023'te 55 sanayici ile 29 ülkeden 205 iş insanı; Mayıs 2024'te 48 sanayici ile 44 ülkeden 180 iş insanı bir araya getirildi. 2026 buluşmasında ise daha geniş bir ülke çeşitliliği hedeflenirken, özellikle Afrika coğrafyasının ağırlığının artırılması planlanıyor. Electrolighting Trade Meetings, klasik fuar kurgusundan farklı olarak randevu sistemine dayalı planlı görüşme yaklaşımını merkeze alıyor. Otel konseptinde gerçekleşen bu yapı, üretici firmaların yalnızca stant alanında değil, günün farklı saatlerinde de daha yoğun iş geliştirme teması kurabildiği bir ortam hedefliyor. Organizasyon yetkilileri bu yaklaşımın "standart B2B'nin dışına çıkma" ve "ticari diyaloğu güçlendirme" amacıyla kurgulandığı vurgulanıyor. Etkinlik, elektrik ve aydınlatma sektöründe 21 alt segmenti kapsayan geniş bir üretim yelpazesini bir araya getiriyor. Enerji ve zayıf akım kabloları, şalt grubu, pano sistemleri, iç ve dış mekân aydınlatma ürünleri, güvenlik ve akıllı ev çözümleri, solar uygulamalar, jeneratör–UPS grupları, sayaç ve aksesuarları gibi farklı ürün başlıkları aynı çatı altında temsil edilecek. Bu kapsam, Türkiye'nin sektördeki üretim derinliğini ve tedarik zinciri avantajını sahaya taşıyan bir vitrin oluşturmayı amaçlıyor. Uluslararası davetli ülkeler listesinde Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Afrika'dan Asya'ya ve Güney Amerika'ya uzanan geniş bir coğrafya yer alıyor. Organizasyonun 2026 hedefinde Afrika kaynaklı katılımın güçlendirilmesi ayrıca öne çıkarılıyor. Küresel pazarlarda fiyat hassasiyeti kadar süreklilik, teslim kabiliyeti ve ürün çeşitliliği de daha fazla önem kazanırken, üreticilerin hedef pazarlardaki alıcılarla doğrudan temas kurabildiği planlı görüşme ortamları, ihracat stratejilerinde belirleyici bir araç haline geliyor. Electrolighting Trade Meetings, üreticilerin farklı coğrafyalardaki satın alma temsilcileriyle tanışabileceği, ürünlerini anlatabileceği ve potansiyel iş birliklerini değerlendirebileceği kontrollü bir temas zemini sunmayı hedefliyor. Sınırlı katılımla gerçekleştirilecek organizasyon için başvuru ve değerlendirme süreci devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konutta Yeni Trend: Evler Küçülüyor, Depolama Alanları Büyüyor Haber

Konutta Yeni Trend: Evler Küçülüyor, Depolama Alanları Büyüyor

Konut piyasasında son dönemde öne çıkan eğilimlerden biri, daire metrekarelerinin küçülmesi ile birlikte depoya, akıllı saklama çözümlerine ve işlevsel alanlara duyulan ihtiyacın artması oluyor. Bu dönüşümün arka planında, hane yapısındaki değişim de dikkat çekiyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi iken, 2023 itibarıyla 3,14 kişiye geriledi. Küçülen haneler ve artan şehirleşme ile birlikte yeni nesil konut alıcısı artık yalnızca oda sayısı veya metrekareye değil; evin düzenlenebilir alanlarına, gizli depolama çözümlerine, kiler, giyinme alanı, portmanto hacmi, balkon/teras kullanımı ve site içi depo alanlarına daha fazla önem veriyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Konut piyasasında son yıllarda çok net bir dönüşüm var. Evler küçülürken, kullanıcıların beklentileri daha fonksiyonel ve daha akıllı çözümlere kayıyor. Bugün alıcılar artık sadece metrekareye değil; evin düzenlenebilir alanlarına, depolama kapasitesine ve yaşamı kolaylaştıran detaylara bakıyor. Yeni nesil konut alıcısı, ‘kaç metrekare’ sorusundan önce ‘bu evde eşyam nereye sığacak’ sorusunu soruyor. Bu nedenle biz de projelerimizde depolama ve düzenleme kurgusunu, planlamanın en başından itibaren tasarımın temel bir parçası olarak ele alıyoruz. Doğru planlanan depolama alanları hem yaşam kalitesini artırıyor hem de konutun uzun vadeli değerini güçlendiriyor.” ifadelerini kullandı. “YENİ NESİL ALICI ARTIK METREKARE DEĞİL, FONKSİYON SATIN ALIYOR” Konut alıcılarının artan e-ticaret alışkanlıkları, ev içi düzen ihtiyacının yükselmesi ve küçük metrekareli yaşamın yaygınlaşması; projelerde yeni planlama yaklaşımlarını beraberinde getiriyor. Son dönemde konut tercihlerini etkileyen en önemli unsurlar arasında, girişte geniş portmanto alanları, çamaşır ve temizlik dolapları, mutfakta kiler ve yüksek hacimli dolap çözümleri, yatak odasında giyinme alanı, balkon ve terasın depolama ile birlikte kurgulanması gibi detaylar öne çıkıyor. Bununla birlikte, site içinde bağımsız depo alanları da kullanıcıların yaşamı kolaylaştıran yeni beklentileri arasında yer alıyor. Uzmanlar, küçük metrekareli evlerin yaygınlaşmasıyla birlikte depolama kurgusu güçlü olan projelerin satış sürecinde daha hızlı karar alınmasını sağladığını ve kullanıcı memnuniyetini artırdığını vurguluyor. Depolama alanlarının doğru planlanması; evin daha ferah görünmesine, yaşam alanlarının daha verimli kullanılmasına ve konutun uzun vadede değerini korumasına katkı sağlıyor. SOA Holding ise yeni dönemde konut projelerinde yalnızca plan ve metrekareye değil, fonksiyonel yaşam senaryolarına odaklanan tasarım yaklaşımını sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aileler Eğlenceye Ne Kadar Ayırıyor? Haber

Aileler Eğlenceye Ne Kadar Ayırıyor?

Eğlence, giderek lüks bir harcama olmaktan çıkarak planlı ve sürdürülebilir bir bütçe kalemi hâline dönüşüyor. Bu eğilim, şehirlerin gelişim rotasını da doğrudan etkiliyor. Perakende ve AVM yatırımlarında eğlence, oyun ve deneyim alanlarının payı artarken; parklar, spor ve aktivite alanları, bahçeler, havuzlar ile sosyal tesisler şehir planlamasının vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Eğlenceye yapılan yatırımlar ise şehir ekonomisine, istihdama ve iç tüketime doğrudan katkı sağlıyor. ATRAX, Eğlence ve Rekreasyon Ekonomisinin Buluşma Noktası Oluyor Bu dönüşümden yola çıkarak 15-17 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek ATRAX – Uluslararası Eğlence, Park, Spor ve Rekreasyon Alanları Fuarı, bu yıl “Ciddi Eğlence – Yarının Mutlu Şehirleri İçin Eğlenceyi Ciddiye Alıyoruz” temasıyla sektörü bir araya getiriyor. “Şehirlerin Estetiği, Tesislerin Cazibesi, Eğlencenin Geleceği” sloganıyla düzenlenen fuar, eğlenceyi yalnızca bir tüketim alanı olarak değil; şehir yaşamının, toplumsal mutluluğun ve ekonomik gelişimin stratejik bir unsuru olarak ele alıyor. Eğlence ve rekreasyon alanlarının şehir yaşamındaki rolüne dikkat çeken Tureks Uluslararası Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı ve Fuar Organizatörü Nergis Aslan, “Bugün sinemadan dijital platformlara, çocuklara yönelik tematik alanlardan konserlere kadar uzanan geniş bir eğlence ekosisteminden söz ediyoruz. Özellikle çocuklu aileler, ekonomik belirsizliklere rağmen deneyim odaklı harcamaları hayatlarından çıkarmıyor. Bu tablo bize şunu net biçimde gösteriyor ki eğlence artık bir lüks değil, yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçası. Çocukla birlikte sosyalleşme ihtiyacının artması, ebeveynlerin ortak zaman geçirebilecekleri güvenli ve nitelikli alanlara yönelmesi, tematik çocuk eğlence merkezlerinin çoğalması ve deneyim odaklı tüketimin güçlenmesiyle birlikte eğlence harcamalarını daha görünür hâle getiriyor. 15–17 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek ATRAX – Uluslararası Eğlence, Park, Spor ve Rekreasyon Alanları Fuarı’nı da bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz. Eğlencenin yalnızca tüketilen bir alan olmadığını; şehirlerin estetiğini güçlendiren, gayrimenkulden turizme kadar pek çok sektöre değer katan stratejik bir unsur olduğunu vurguluyoruz. Spor ve rekreasyon yatırımlarının şehir planlamasında yarattığı katma değer her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. ATRAX, firmalara yalnızca ürünlerini sergileyecekleri bir platform değil; aynı zamanda ihracatlarını büyütecekleri, yeni iş birlikleri kuracakları ve uluslararası pazarlara açılacakları güçlü bir buluşma noktası sunuyor. Önümüzdeki dönemde, ailelerin eğlenceye ayırdığı payın dengeli bir şekilde artmaya devam etmesini; eğlence ve rekreasyon alanlarının ise şehirlerin geleceğinde çok daha merkezi ve stratejik bir rol üstlenmesini öngörüyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.