Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şeker Tüketimi

Kapsül Haber Ajansı - Şeker Tüketimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeker Tüketimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nöbet Şekeri Nedir, Ne İşe Yarar? Nöbet Şekerinin Faydaları ve Kullanımı Haber

Nöbet Şekeri Nedir, Ne İşe Yarar? Nöbet Şekerinin Faydaları ve Kullanımı

Son yıllarda geleneksel ürünlere yönelik ilginin artmasıyla birlikte geçmişten günümüze kullanılan pek çok ürün yeniden gündeme geliyor. Bunlardan biri de nöbet şekeri. İri ve saydam kristalleriyle dikkat çeken nöbet şekeri, halk arasında özellikle boğazı yumuşatmak amacıyla kullanılan geleneksel ürünlerden biri olarak biliniyor. Peki nöbet şekeri nedir, nasıl yapılır, ne işe yarar ve nasıl tüketilir? Nöbet şekeri nedir? Nöbet şekeri, şekerli bir çözeltinin belirli koşullarda kristalleştirilmesi sonucunda elde edilen iri kristalli bir şeker türüdür. Görünümü nedeniyle “kaya şekeri” veya “kristal şeker” olarak da adlandırılabilir. Normal toz şekerden temel farklarından biri kristallerinin çok daha büyük olmasıdır. Geleneksel kullanımda doğrudan ağızda eritilerek tüketilebildiği gibi sıcak içeceklere eklenerek de kullanılabilir. Özellikle çay, süt ve bazı bitki çaylarının tatlandırılmasında tercih edilir. Nöbet şekeri ne işe yarar? Nöbet şekeri geçmişten günümüze özellikle boğazda kuruluk ve tahriş hissi olduğunda ağızda yavaşça eritilerek tüketilen ürünler arasında yer alıyor. Şekerin ağızda çözünmesi tükürük salgısını artırabileceğinden, boğazdaki kuruluk hissinin geçici olarak azalmasına yardımcı olabilir. Ancak nöbet şekerinin öksürük, grip, soğuk algınlığı veya herhangi bir hastalığı tedavi eden bir ilaç olmadığı unutulmamalı. Bu nedenle geleneksel kullanımı ile bilimsel olarak kanıtlanmış tıbbi etkiler birbirinden ayrılmalı. Nöbet şekerinin faydaları nelerdir? Nöbet şekeri hakkında internette çok sayıda fayda iddiasıyla karşılaşmak mümkün. Geleneksel kullanımda özellikle boğazı yumuşatmak ve sıcak içecekleri tatlandırmak amacıyla tercih ediliyor. Ağızda yavaş yavaş eritilmesi tükürük üretimini artırarak ağız ve boğaz kuruluğunun geçici olarak hafiflemesine katkı sağlayabilir. Bunun yanı sıra hızlı sindirilebilen karbonhidrat içeriği nedeniyle vücuda enerji sağlar. Ancak bu özellik yalnızca nöbet şekerine özgü değildir; diğer şeker türleri de benzer şekilde enerji sağlar. Nöbet şekerinin bağışıklığı güçlendirdiği, hastalıkları iyileştirdiği veya belirli sağlık sorunlarını tedavi ettiği yönündeki iddialar ise yeterli bilimsel kanıt bulunmadan kesin bir sağlık faydası olarak değerlendirilmemeli. Nöbet şekeri öksürüğe iyi gelir mi? Nöbet şekeri denildiğinde en fazla merak edilen konuların başında öksürük geliyor. Geleneksel olarak nöbet şekeri boğazı yumuşatmak amacıyla kullanılıyor. Ağızda şeker veya benzeri ürünlerin yavaşça çözünmesi tükürük salgısını artırarak boğazdaki kuruluk ve tahriş hissini geçici olarak azaltabilir. Bununla birlikte uzun süren, şiddetlenen veya nefes darlığı, yüksek ateş ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin eşlik ettiği öksürüklerde nöbet şekeri gibi geleneksel yöntemlere güvenmek yerine sağlık uzmanına başvurmak gerekiyor. Nöbet şekeri nasıl tüketilir? Nöbet şekeri farklı yöntemlerle tüketilebiliyor. Küçük bir parça doğrudan ağızda yavaşça eritilebilir veya sıcak içeceklere eklenebilir. Çay ve süt gibi içeceklerin yanı sıra bazı geleneksel bitki çaylarında da tatlandırıcı olarak kullanılabilir. Ancak nöbet şekeri de sonuçta yüksek miktarda şeker içeren bir gıdadır. Bu nedenle “doğal” veya “geleneksel” olması sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez. Nöbet şekeri normal şekerden daha sağlıklı mı? Nöbet şekeri ile ilgili en yaygın yanılgılardan biri, kristal yapısı nedeniyle normal şekerden çok daha sağlıklı olduğunun düşünülmesi. Oysa nöbet şekeri de esas olarak şekerden oluşur. Bu nedenle günlük şeker tüketimi değerlendirilirken nöbet şekerinin de ilave şeker tüketimine dahil edilmesi gerekir. Özellikle kan şekeri kontrolü konusunda sorun yaşayan kişilerin nöbet şekerini “sağlıklı şeker alternatifi” olarak değerlendirmemesi önem taşıyor. Nöbet şekeri tüketirken nelere dikkat edilmeli? Dünya genelinde sağlık otoriteleri, aşırı ilave veya serbest şeker tüketiminin sınırlandırılmasını öneriyor. Nöbet şekeri de şeker içeriği nedeniyle ölçülü tüketilmesi gereken ürünler arasında bulunuyor. Diyabet veya kan şekeriyle ilişkili sağlık sorunu bulunanların tüketim konusunda doktorlarının ya da diyetisyenlerinin önerilerini dikkate almaları gerekiyor. Çocuklarda ise hem yüksek şeker tüketimi hem de iri ve sert kristallerin oluşturabileceği boğulma riski açısından dikkatli olunması önem taşıyor. Nöbet şekeri geleneksel bir ürün, ilaç değil Yüzyıllardır farklı kültürlerde kullanılan kristal şeker çeşitleri bugün de geleneksel tüketim alışkanlıklarının bir parçası olmayı sürdürüyor. Nöbet şekeri özellikle boğazda oluşturduğu geçici rahatlama hissi ve sıcak içeceklerdeki kullanımıyla öne çıkıyor. Ancak uzmanların sağlıklı beslenmeye ilişkin temel yaklaşımı burada da geçerli: Nöbet şekeri bir tedavi ürünü değil, şeker içeren bir gıda olarak değerlendirilmeli ve ölçülü tüketilmeli. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bebeklerde Diş Sağlığını Korumanın 10 Altın Kuralı Haber

Bebeklerde Diş Sağlığını Korumanın 10 Altın Kuralı

Özellikle şeker tüketimi, beslenme sıklığı, gece beslenmeleri, ağız hijyeni, biberon ve emzik kullanımı gibi faktörler, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önem taşıyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, bebeklik döneminden itibaren ağız ve diş sağlığının korunması için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 10 temel noktaya dikkat çekiyor. 1. İlk İki Yıl Şekerle Tanıştırmayın Yanlış beslenme alışkanlıkları, çocuklarda diş çürüklerinin önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Özellikle erken yaşta şekerli yiyecek ve içeceklerle tanışılması, ağız ve diş sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. 2 yaşın altındaki çocukların beslenmesinde şeker bulunmaması, ilerleyen dönemlerde ise şeker içeren yiyecek ve içeceklerin tüketiminden kaçınılması diş sağlığının korunması açısından önem taşıyor. 2. Anne Sütünü Çürüğün Tek Nedeni Olarak Görmeyin Anne sütü, bebeklerin büyüme ve gelişimi açısından önemli bir besin kaynağı. Bununla birlikte özellikle uzun süren gece beslenme alışkanlığı ve gece emzirme sıklığı, şeker içeren ek gıdaların tüketimi ve yetersiz ağız hijyeni gibi faktörlerin bir araya gelmesi, erken çocukluk çağı çürüğü riskini artırabiliyor. Bu nedenle ilk dişlerin sürmesinden itibaren bebeğin ağız hijyenine özen gösterilmesi önem kazanıyor. Dişler çıktıktan sonra düzenli fırçalama alışkanlığının oluşturulması ve hijyen alışkanlıklarının idame ettirilmesi gerekiyor. Anne sütünün tek başına çürüğün nedeni olarak değerlendirilmemesi; beslenme şekli, süresi ve sıklığı, gece beslenmeleri, şeker tüketimi ve ağız hijyeniyle birlikte ele alınması gerekiyor. 3. “Doğal Şeker” De Çürük Riskini Ortadan Kaldırmıyor Ek besinlere geçilen dönemde yiyecekleri tatlandırmak amacıyla beyaz veya esmer şeker yerine bal, pekmez ya da keçiboynuzu özü gibi ürünlerin kullanılması, bu ürünlerin dişler açısından risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Bal ve pekmez de doğal şeker içerikleri ile tüketim şekline ve sıklığına göre dişler için tehlike arz edebiliyor. Özellikle bebeğin kolay uykuya dalmasını sağlamak amacıyla biberonun veya emziğin şekerli ürünlerle tatlandırılması, gece saatlerinde tükürük akışının azalması, şekerli gıdaların diş yüzeyleriyle temas süresinin uzaması ve ağız hijyeninin sağlanamaması gibi faktörlerle birleşerek çürük riskini artırabiliyor. 4. Sütü Tatlandırmadan Tüketmeye Özen Gösterin Süt, doğal bir kalsiyum kaynağı olarak tatlandırılmadan tüketilmeli. Diş çürüğü açısından yalnızca alınan şeker miktarı değil, şekerin ne sıklıkta ve ne kadar süreyle diş yüzeyleriyle temas ettiği de önem taşıyor. Bu nedenle bebeklik döneminden itibaren tatlandırılmış süt ve şekerli içecek alışkanlığının oluşturulmaması gerekiyor. 5. Kaşık ve Biberon Gibi Araçları Ortak Kullanmayın Çürükle ilişkili bakterilerin bakım verenlerden bebeklere tükürük yoluyla aktarılması mümkün. Bu nedenle yetişkinlerle bebekler arasında kaşık, biberon veya ağızla temas eden beslenme araçlarının ortak kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor. Bebeğin ağız çevresinden öpülerek sevilmesi de bakteri aktarımı açısından risk taşıyabiliyor. 6. Biberondan Bardağa Geçişi Geciktirmeyin Biberon kullanımının uzun süre devam ettirilmesi, özellikle biberonun uyku sırasında veya uzun süre ağızda tutulması, çürük açısından risk oluşturabiliyor. Bu nedenle yaklaşık 12. aydan itibaren bardaktan içme becerisinin desteklenmesi ve biberondan kademeli olarak uzaklaşılması öneriliyor. 7. Düzenli İlaç Kullanan Bebeklerde Bireysel Risk Durumunu Göz Önünde Bulundurun Tanı konmuş bir hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanması gereken bebeklerde ağız hijyeni alışkanlıklarının çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi önem arz ediyor. Kullanılacak ağız bakım ürünlerinin seçimi, beslenme düzeni ve diş hekimi kontrol sıklığının çocuğun çürük riskine göre belirlenmesi gerekiyor. Düzenli kontroller sayesinde çürük oluşmadan önce koruyucu önlemler alınması veya başlangıç aşamasındaki sorunların erken dönemde tespit edilebilmesi genel sağlığın korunmasında rol oynuyor. 8. İlk Diş Çıkar Çıkmaz Fırçalamaya Başlayın Bebeğin ilk süt dişleri çıkmaya başladığı andan itibaren ağız ve diş bakımına başlanmalı. Çocuğun yaşına uygun, yumuşak kıllı bir diş fırçası ve çürük riski göz önünde bulundurularak çocuk diş hekiminin önerdiği florürlü diş macunu kullanılmalı. Dişlerin günde iki kez, özellikle sabah, günün ilk öğününden sonra, ve gece yatmadan önce fırçalanması gerekiyor. 9. Emzik Kullanım Süresini Doğru Belirleyin Emzik kullanımı, özellikle ilk dönemlerde bebeğin sakinleşmesine yardımcı olabiliyor. Ancak emme alışkanlığının uzun süre devam etmesi, gelişmekte olan çene ve diş yapısı üzerinde istenmeyen etkilere yol açabiliyor. 18 aydan sonra devam eden emzik kullanımı, gelişmekte olan ağız ve yüz yapısını, çenelerin kapanış ilişkisini ve diş dizilimlerini etkileyebiliyor. Bu nedenle emziği bırakma sürecinde, çocuğun gelişim paterninin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. 10. Diş Hekimi Kontrollerini İhmal Etmeyin Bebeğin ilk diş hekimi muayenesinin, ilk dişin sürmesinden sonraki 6 ay içinde yapılması öneriliyor. Böylece çürük riski değerlendirilebiliyor; ağız hijyeni, beslenme alışkanlıkları ve diş sağlığı konusunda aileye çocuğun bireysel gereksinimlerine özel olarak önem kazanan öneriler verilebiliyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, “Bebeklerde ağız ve diş sağlığı, yalnızca dişler çıktıktan sonra başlayan bir bakım süreci değildir. Beslenme alışkanlıklarından ağız hijyenine, biberon ve emzik kullanımından ilk diş hekimi kontrolüne kadar birçok faktör çocuğun ilerleyen yıllardaki ağız sağlığını etkiler. Ebeveynlerin ilk dişler çıktığı andan itibaren düzenli bakım ve kontrolleri bir rutin haline getirmesi, sağlıklı bir ağız yapısının korunmasına önemli katkı sağlar. Erken dönemde alınan küçük önlemler, ileride oluşabilecek ciddi ağız hastalıklarının ve diş sorunlarının önüne geçebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramda Diş Sağlığınızı Korumak İçin Şeker Tüketimine Dikkat! Haber

Bayramda Diş Sağlığınızı Korumak İçin Şeker Tüketimine Dikkat!

Dr. Öğr. Üyesi Doğruer, "Şekerli gıdalar, ağızda asit üretiminin artmasına sebep olur. Bu da diş minesinin zayıflamasına ve çürük oluşumuna yol açabilir. Bayram tatlıları ve çikolataları sonrasında ağız hijyenine dikkat edilmesi çok önemlidir," diyerek, sağlıklı dişler için yapılması gerekenleri anlattı. Şeker Tüketiminden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler  Şekerli yiyecekler tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamak, çürük riskini en aza indirmenin en etkili yollarından biridir. Eğer hemen fırçalama imkanınız yoksa, ağzınızı suyla çalkalayarak şeker kalıntılarını temizleyebilirsiniz. Şekerin ağızda uzun süre kalması, asit üretimini artırarak diş minesine zarar verebilir. Diş Aralarına Sıkışan Şeker ve Plak Oluşumu  Diş aralarına sıkışan şekerli gıdalar plak oluşumuna sebep olabilir. Diş fırçasının ulaşamadığı bu alanları temizlemek için diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılması önerilir. Ayrıca, florürlü bir ağız gargarası kullanmak, plak oluşumunu azaltırken diş minesini güçlendirmeye yardımcı olur. Şekersiz Sakız ve Tükürük Üretiminin Önemi  Şekersiz sakız çiğnemek, tükürük üretimini artırarak ağızdaki asitleri nötralize eder ve diş minesinin remineralizasyonuna destek olur. Özellikle ksilitol içeren sakızlar, bakterilerin diş yüzeyine tutunmasını zorlaştırarak çürük oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Sert ve Yapışkan Tatlılardan Kaçının  Sert şekerlemeler ve yapışkan tatlılar (örneğin lokum ve karamel) diş yüzeyine uzun süre yapışarak temizlenmesi zorlaşabilir ve çürük riskini artırabilir. Bunun yerine, bitter çikolata gibi daha az yapışkan ve daha kolay temizlenebilen alternatifler tercih edilebilir. Diş Sağlığınızı Koruyarak Bayramın Tadını Çıkarın  Bayramda tatlı keyfi yaparken diş sağlığınızı korumak için bu basit ama etkili adımları uygulayarak sağlıklı bir gülüşe sahip olabilirsiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.