Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sempozyum

Kapsül Haber Ajansı - Sempozyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sempozyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İznik Gölü, Orhangazi’de Düzenlenecek Sempozyumda Ele Alınacak Haber

İznik Gölü, Orhangazi’de Düzenlenecek Sempozyumda Ele Alınacak

İznik Gölü’nde yaşanan değişimlerin çok yönlü biçimde ele alınacağı sempozyum; Orhangazi Kaymakamlığı, İznik Kaymakamlığı, Orhangazi Belediyesi, İznik Belediyesi ile Orhangazi ve İznik Ticaret ve Sanayi Odalarının paydaşlığında gerçekleştirilecek. İki gün sürecek programda, gölün mevcut durumu yalnızca çevresel boyutuyla değil; tarım, su kullanımı, ekosistem, iklim ve bölgesel yaşam üzerindeki etkileriyle de değerlendirilecek. Sempozyumda akademisyenler, uzmanlar ve ilgili kurum yetkilileri bir araya gelerek İznik Gölü’ne ilişkin güncel verileri paylaşacak. Gölde son yıllarda dikkat çeken su kaybının nedenleri, bu sürecin doğal yaşam ve üretim üzerindeki etkileri ile alınması gereken önlemler kapsamlı biçimde ele alınacak. Böylece sempozyumun, yalnızca bir değerlendirme zemini değil, aynı zamanda kalıcı çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sunan önemli bir platform olması hedefleniyor. Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın sempozyuma ilişkin yaptığı değerlendirmede, İznik Gölü’nün yalnızca bölgenin değil, gelecek nesillerin de ortak emaneti olduğunu vurguladı. Başkan Aydın, “İznik Gölü, hepimizin göz bebeği olan çok kıymetli bir tabiat hazinesidir. Bu gölü korumak, sadece suyu korumak değildir; tarımı, doğayı, üretimi ve geleceğimizi korumaktır. Orhangazi Belediyesi olarak böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bilim insanlarımızın, uzmanlarımızın ve kurumlarımızın ortaya koyacağı görüşlerin İznik Gölü’nün geleceği adına çok değerli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İznik Gölü’nün korunmasına yönelik farkındalığın artırılması ve somut adımların güçlendirilmesi açısından önemli bir buluşma olması beklenen sempozyum, bölgenin en değerli doğal varlıklarından biri olan göle ilişkin ortak aklın ortaya konmasına da zemin hazırlayacak. Orhangazi’de gerçekleştirilecek organizasyonun, hem bilimsel dünyadan hem de yerel kamuoyundan yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye–Azerbaycan Hukuk Köprüsü Bu Kez Ankara’da Güç Buldu! Haber

Türkiye–Azerbaycan Hukuk Köprüsü Bu Kez Ankara’da Güç Buldu!

Uluslararası Hukuk Dergisi INJURIA’nın öncülüğünde 2025 yılının Kasım ayında ilki Mersin’de gerçekleştirilen konferansa Mersin Barosu Aile Hukuku Komisyonu Başkanı ve INJURIA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sahra Düzgün Tucel ev sahipliği yapmıştı. Uluslararası Hukuk Dergisi INJURIA ve Aile Hukuku Akademisi öncülüğünde bu kez Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansın paydaşları arasında Mersin Barosu, Ankara Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi de yer aldı. KONFERANS ANKARA’DA GENİŞ KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ Türkiye ve Azerbaycan’dan konuşmacıların katılımıyla 3 oturumda gerçekleşen konferansın açılışına AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Koç, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Ermenek, INJURIA Kurucu Başkanı Kamala Mammadova ve Gülnar Belediye Başkanı Fatih Önge, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Av. Özge Aydiş Toy, Azerbaycan Milli Meclisi Aile, Kadın ve Çocuk Meseleleri Komisyonu Başkanı Hicran Hüseynova, Azerbaycan Cumhuriyeti Hukuk ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Mehemmed Quluzade, Aile Hukuku Akademisi Başkanı Av. H.M. İrem İleri ile Önceki Dönem Başkanı Av. Ömer Özgür Ünlü ve Av. Ersan Barkın’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve avukat katılım sağladı. “AMACIMIZA KARARLILIKLA İLERLEDİĞİMİZİ TEYİT EDİYORUZ” Konferansın açılış konuşmasını yapan Mersin Barosu Aile Hukuku Komisyonu Başkanı ve INJURIA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sahra Düzgün Tucel, “Bugün burada yalnızca bir hukuk sempozyumunun açılışını gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda ikincisini düzenlemekten duyduğumuz gururla, bu yolda amacımıza kararlılıkla ilerlediğimizi, ortaya koyduğumuz iradenin ve bilinçli duruşumuzun her geçen gün daha da güçlendiğini hep birlikte teyit ediyoruz” dedi. “ORTAK HAFIZA, İRADE VE ADALET ANLAYIŞINI PERÇİNLİYORUZ” Aynı salonda; aynı tarihten beslenen, aynı vicdanla yürüyen ve aynı istikamete bakan iki kardeş milletin ortak hafızasını, iradesini ve adalet anlayışını perçinlediklerini sözlerine ekleyen Tucel, “1918’de Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye uzanan mücadelesi, bu kardeşliğin tarih önündeki güçlü örneklerinden biridir. Karabağ sürecinde ortaya konan dayanışma da göstermiştir ki Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ, sadece siyasi değil; vicdani, tarihî ve sarsılmaz bir kardeşlik bağıdır” diye konuştu. “MİLLETLERİ AYAKTA TUTAN ADALET DUYGUSUDUR” “Bir millet, iki devlet” şiarının yalnızca güçlü bir ifade olmadığını, aynı zamanda tarih önünde verilmiş bir söz olduğunu vurgulayan Tucel “Bu sözün içinde ortak hafıza vardır. Bu sözün içinde dayanışma vardır. Bu sözün içinde, iyi günde de zor günde de birbirinin yanında durma ahlakı vardır. Bakü’den Ankara’ya, Karabağ’dan Anadolu’ya, Şuşa’dan İstanbul’a uzanan bu kardeşlik hattı bize şunu öğretmiştir: Milletleri ayakta tutan sadece sınırlar, kurumlar ya da güç dengeleri değildir. Milletleri asıl ayakta tutan şey; adalet duygusu, vicdan birliği ve birbirine duyulan sarsılmaz güvendir. İşte tam da bu yüzden bugün huzurda tartışılacak hukuki konular, sadece maddelerden, mevzuattan ve teknik düzenlemelerden ibaret değildir; bunlar aynı zamanda bir toplumun adalet anlayışını, insana bakışını ve insan onuruna verdiği değeri yansıtan temel meselelerdir” ifadelerine yer verdi. “AİLE, BİR TOPLUMUN İLK HUKUK OKULUDUR” Bu değerin en açık şekilde görüldüğü alanların başında aile, kadın ve çocuğun geldiğini ifade eden Sahra Düzgün Tucel; “İşte bu sempozyum da tam olarak, hukukun bu hayati alanlardaki koruyucu, güçlendirici ve yol gösterici rolünü daha güçlü şekilde ortaya koymak bakımından büyük anlam taşımaktadır. Zira aile, bir toplumun ilk hukuk okuludur. İnsan, adaleti ilk kez aile içinde hisseder. Merhameti ilk kez orada öğrenir. Sorumluluğu, hakkaniyeti, sınırı, saygıyı ilk kez orada tanır. Kadın, yalnızca ailenin değil; toplumun hafızasının, dirayetinin ve geleceğinin taşıyıcısıdır. Çocuk ise geleceğin bekleyeni değil, bugünün emanetidir. Bir çocuğun güven içinde büyümesi, sadece bir sosyal politika başlığı değildir; bu, medeniyetin en temel imtihanıdır. Bu nedenle bugün burada yapılacak her değerlendirme, kurulacak her cümle, paylaşılacak her fikir son derece kıymetlidir” diye konuştu. “BİR FİKİR, BİR TOPLUMUN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREBİLİR” Salonda çok değerli hukukçuların, akademisyenlerin, bürokratların ve kanaat önderlerinin yer aldığını belirten Tucel, “Ortaya koyacağınız fikirlerin; yalnızca bugüne değil, yarına da ışık tutacağına yürekten inanıyorum. Zira bazen bir fikir, bir toplumun yönünü değiştirir. Kurulan samimi bir iş birliği, iki kardeş ülkenin gelecek nesillere çok daha sağlam bir zemin oluşturur. Biz bugün burada, ilk konferansımızda ortaya koyduğumuz güçlü zemini daha da sağlamlaştırmak, o gün gösterilen iradeyi daha ileri taşımak ve ortak hedeflerimizi daha güçlü bir kararlılıkla büyütmek için toplandık. Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi. Tucel, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı; “Bir kez daha ifade etmek isterim ki: Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği, geçmişten geleceğe uzanan sarsılmaz bir iradedir ve bu irade, en güçlü ifadesini adalette, dayanışmada ve insanı merkeze alan ortak vicdanda bulmaktadır. Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun ülkelerimiz, hukuk dünyamız ve geleceğimiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’nın Fethine Uluslararası Bakış Haber

Bursa’nın Fethine Uluslararası Bakış

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’nda, yerli ve yabancı akademisyenler tarafından 14. yüzyıl Bursa’sı tarihsel, kültürel ve siyasal boyutlarıyla ele alınıyor. Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan ve erken dönem Osmanlı mimarisinin seçkin örneklerine ev sahipliği yapan payitaht Bursa’nın fethinin 700. yılı, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yıl boyunca çeşitli etkinliklerle 17 ilçede kutlanıyor. Etkinlikler kapsamında Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ düzenleniyor. YERLİ VE YABANCI AKADEMİSLER ANLATIYOR Bursa’nın fethinin yıl dönümünün kutlandığı 6 Nisan haftası öncesinde gerçekleştirilen sempozyumda, Türkiye, Hollanda, Sırbistan, İngiltere, İtalya ve Amerika’dan alanında yetkin 48 akademisyen ve araştırmacı bir araya geliyor. 3–5 Nisan tarihleri arasında düzenlenen programda, toplamda 13 oturum yapılarak 40 bildiri sunulacak. İlk dört oturum, Osmanlı tarihine önemli katkılar sunmuş değerli bilim insanları Halil İnalcık, Robert Ousterhout, Yusuf Oğuzoğlu ve yakın zamanda vefat eden İlber Ortaylı anısına gerçekleştiriliyor. GÜÇLÜ MİRAS BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA YORUMLANIYOR Yıldırım Bayezid Salonu’ndaki açılış töreninde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, sempozyumla köklü bir medeniyetin doğuşuna tanıklık eden Bursa’nın 700 yıllık hafızasını anlamayı, anlatmayı ve geleceğe taşımayı amaçladıklarını söyledi. Bursa’nın tarih boyunca ticaretin, kültürün ve medeniyetin kesişim noktalarından biri olduğunu hatırlatan Mehmet Yıldız, güçlü mirası bilimsel, kültürel ve sanatsal çalışmalarla yeniden yorumladıklarını ifade etti. “BURSA’NIN FETHİ’NİN 700. YILI HEPİMİZE KUTLU OLSUN” Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yıl boyunca çok yönlü ve kapsamlı bir etkinlik programı yürüttüğünü hatırlatan Yıldız, “Yürüttüğümüz projelerle, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurmayı hedefliyoruz. Sempozyum da çalışmaların en önemli ve en güçlü ayaklarından biridir. Bilimsel üretimin ve akademik paylaşımın bu tür buluşmalarla güçlenmesinin, kent hafızasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılı hepimize kutlu olsun. Köklerimizden aldığımız güçle, ortak akılla ve dayanışmayla geleceğe birlikte yürüyoruz” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi ise, Bursa’nın yaklaşık 8500 yıllık bir tarihi birikimi barındırdığını dile getirdi. Birçok farklı topluma ve kültüre ev sahipliği yapan şehre en fazla 700 yıllık Türk varlığının damga vurduğunu anlatan Çiftçi, 1326 yılında Orhan Bey tarafından fethedilen Bursa’nın kısa sürede büyüyüp önemli bir kültür ve ticaret merkezi haline geldiğini aktardı. Danışma Kurulu adına konuşan Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar da Bursa’nın Osmanlı için çok önemli bir kent ve mihenk taşı olduğunu belirtti. Osmanlı’nın ilk payitahtı olan Bursa’nın 700 yıllık tarihi birikiminin sempozyumda konuşulacağını anlatan Yaşayanlar, katkı sunan herkese teşekkür etti. Program konuşmaların ardından açılış oturumuyla devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Cafer Çiftçi’nin üstlendiği bölümde Prof. Dr. Mehmet Öz, Prof. Dr. Murat Keçiş, Doç. Dr. Hasan Yılmazyaşar ve Prof. Vedat Turğut tarafından Bursa’nın fethi tarihsel bakış açılarıyla değerlendirildi. Bizans İmparatorluğu, haçlı seferleri, Osmanlı beyliğinin ortaya çıkış süreci, Moğol istilası ve Orta Doğu hakkında da bilgi veren akademisyenler, Osmanlı’nın bölgedeki gelişimini ve kalıcı olmasını sağlayan etkenleri anlattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi Haber

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi

Sempozyum, üniversitenin yapay zekâyı temel stratejik araştırma alanlarından biri olarak konumlandıran vizyonunu uluslararası ölçekte görünür kıldı. Koç Üniversitesi, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil; bilimsel üretimin, ekonomik dönüşümün ve toplumsal değişimin itici gücü olarak ele alan yaklaşımını iki gün boyunca disiplinlerarası bir programla ortaya koydu. Koç üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’nde gerçekleştirilen sempozyum kapsamındaki oturumlarda, temel bilimlerden mühendisliğe, sağlıktan sosyal bilimlere uzanan alanlarda yapay zekânın çok boyutlu etkisi kapsamlı biçimde ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekânın yalnızca teknolojileri değil, aynı zamanda doğayı anlama ve keşfetme biçimimizi de köklü bir şekilde dönüştürdüğüne dikkat çekti. Sempozyum, Yapay Zekâ Bilimi, Fiziksel Dünyada Yapay Zekâ ile Yapay Zekâ, Toplum ve Kurumlar başlıklı üç ana tematik eksen etrafında yapılandırıldı. Program kapsamında alanın küresel ölçekte önde gelen akademisyenleri ve teknoloji liderleri İstanbul’da bir araya geldi. Amazon Alexa AI Başkan Yardımcısı Ruhi Sarikaya, üretken yapay zekâ devriminin arkasındaki teknolojik dinamikleri ve Yapay Genel Zekâ’ya (AGI) uzanan gelişim çizgisini ele aldı. ETH Zurich’ten Prof. Dr. Torsten Hoefler, büyük dil modellerinden akıl yürütme modellerine geçiş sürecini sistem tasarımı perspektifinden değerlendirdi. Münih Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Cremers, derin öğrenmenin 3D bilgisayarla görme alanındaki dönüşümünü aktarırken; Zürih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Davide Scaramuzza, otonom sistemlerde güvenli ve çevik navigasyon yaklaşımlarını paylaştı. Çek Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jiří Matas, büyük temel modeller çağında performans ölçümünün zorluklarını tartışırken, Vrije Universiteit Amsterdam’dan Prof. Dr. Elly Konijn, insan-robot etkileşiminin psikolojik boyutunu ve sosyal robotların toplumsal rolünü değerlendirdi. Prof. Dr. Metîn Sitti: Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz Konuşmasında, Koç Üniversitesi’nde gelişen disiplinlerarası yapay zekâ ekosistemine vurgu yapan Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekâ ile fiziksel zekâ arasındaki ilişkiye de değindi. Bitkiler ve biyolojik sistemler gibi doğadaki örneklerin, kendi araştırmalarına nasıl ilham verdiğini aktararak bu gözlemlerin geleceğin akıllı sistemlerinin tasarımında yeni araştırma yönleri açtığını ifade etti. Yürüttüğü araştırmalara değinen Prof. Dr. Sitti, “Araştırmalarım, yapay zekâ ile fiziksel zekânın kesişim noktasını inceliyor. Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Prof. Sitti ayrıca, İş Bankası ile kurulan iş birliği kapsamında hayata geçirilen KUIS AI Lab’in bu ekosistemi daha da güçlendirdiğini belirtti. Temel yapay zekâ araştırmaları ile finans ve endüstri alanındaki gerçek dünya uygulamaları arasında bir köprü görevi gören laboratuvarın, akademi ile endüstrinin bilgi, yetenek ve etkiyi birlikte üretmesine olanak sağlayan somut bir örnek olduğunu vurguladı. Akademi–Endüstri Köprüsü: Yapay Zekânın Ekonomik Dönüşümü Ele Alındı Yapay zekâ devriminin önemli bir boyutunu da endüstri ile kurulan güçlü iş birlikleri oluşturuyor. Bilimsel araştırmalar yapay zekâ alanında hızla ilerlerken, bu çalışmaların gerçek dünyada etkili çözümlere dönüşmesi ise akademi ile endüstrinin bir araya gelmesiyle mümkün oluyor. Bu kapsamda, Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey moderatörlüğünde düzenlenen panelde, akademi ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Panelde Vispera Partner ve Co-CEO’su Aytül Erçil, Hevi AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Deniz Aliş, Invent AI Kurucusu ve CEO’su Gürhan Kök ve Trendyol Group Veri Bilimi Direktörü Nezir Alp konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, yapay zekâ temelli keşif ve araştırmaların laboratuvar ortamından gerçek dünya sistemlerine, ürünlere ve hizmetlere nasıl taşındığı ele alındı. Katılımcılar, şirketlerin ileri yapay zekâ teknolojilerini operasyonlarına, karar alma süreçlerine ve dijital altyapılarına nasıl entegre ettiklerini paylaşırken; üniversitelerle geliştirilen daha yakın iş birliklerinin hem inovasyonu hem de yetenek gelişimini nasıl hızlandırdığı üzerine görüşlerini paylaştı. Küresel Ölçekte Bir Araştırma Platformu İki gün süren sempozyum, temel araştırmadan gerçek dünya uygulamalarına, etik ve toplumsal boyuttan endüstriyel ölçeklenmeye kadar geniş bir çerçevede yapay zekânın geleceğini ele aldı. Program, yeni araştırma iş birlikleri ve disiplinlerarası temaslar için güçlü bir zemin oluştururken, Koç Üniversitesi’nin yapay zekâ alanındaki ulusal ve küresel liderlik iddiasını pekiştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ Her Yönüyle Ele Alındı! Haber

Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ Her Yönüyle Ele Alındı!

Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nce düzenlenen “Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ” başlıklı sempozyum Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Sağlık teknolojileri ve yapay zekânın (YZ) dental teşhis, tedavi ve planlama süreçlerindeki dönüştürücü rolünü akademik bir zeminde ele almak amacıyla düzenlenen sempozyumda, diş hekimliğinde yapay zekâ algoritmalarının teşhis doğruluğunu artırma, klinik karar destek sistemlerini güçlendirme ve kişiselleştirilmiş tedavi planlamaları oluşturma potansiyeli bilimsel yönleriyle ele alındı. Prof. Dr. Ergün Yücel: “Yapay zekâ günümüzde bir klinik pratiğidir” Program, Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel’in açılış konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Ergün Yücel, yapay zekânın artık bir gelecek tasavvuru değil, sağlık alanında günlük uygulamanın parçası haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ konusunun teorik bir tartışma başlığı olmaktan çıktığını ifade eden Prof. Dr. Yücel, “Yapay zekâ günümüzde bir gelecek senaryosu değil, artık günümüzün bizim açımızdan bir klinik pratiğidir. Teşhisten tedavi planlamasına kadar her aşamada mesleğimizin bütün ana bilim dallarında oyunun kuralları adeta yeniden yazılmaktadır.” diye konuştu. Hata ihtimali sıfıra inecek Prof. Dr. Yücel, “Yıllarca diş hekimliğinde ‘önce zarar verme’ dedik. Ama artık günümüzde yapay zekâ teknolojileri ile bir adım öteye geçtik ve ‘Hata yapma ihtimalini sıfıra indir’ diyoruz. Bu belki de yapay zekayla birlikte bir konsept olacak.” ifadesinde bulundu. Yapay zekâ hali hazırda kullanılıyor Yapay zekânın hâlihazırda birçok alanda aktif olarak kullanıldığını dile getiren Prof. Dr. Yücel, “Radyolojide insan gözünden kaçabilecek detayları yakalayabiliyoruz. Cerrahide milimetrik hassasiyetle rehberlik eden uygulamalar kullanıyoruz. Ortodontiden endodontiye, pedodontiden diğer alanlara kadar klinik destek mekanizması olarak bu teknolojilerden yararlanıyoruz.” dedi. Ancak teknolojinin kutsallaştırılmaması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yücel, yapay zekânın hekimlik sanatının yerini alamayacağını söyledi ve “En gelişmiş algoritma bile bir hekimin hastasıyla kurduğu güven bağının ve insani dokunuşun yerini tutamaz. Hiçbir algoritmanın empati yeteneği yoktur” diye konuştu. Prof. Dr. Yücel, yapay zekânın mesleği tehdit etmediğini, aksine hata payını azalttığını ve zaman yönetiminde avantaj sağladığını ifade ederek, “Bu toplantının bir ilk olmasını ve bilimsel altyapı açısından daha farklı uygulamalarla geliştirilmesini diliyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel: “Geliştirdiğimiz sistemler hekimin yerine geçmez” Açılışın ardından gerçekleştirilen birinci oturumda yapay zekânın sağlık alanındaki genel çerçevesi ve etik boyutu ele alındı. Oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Yapay Zekâ ve Sağlıktaki Uygulamaları” başlıklı sunumunda özellikle klinik veriye dayalı gerçek uygulamaları paylaştı. Yaklaşık 15 yıldır üniversite bünyesinde faaliyet gösteren NPİSTANBUL Hastanesi’nde üretilen klinik veriler üzerinden çalışmalar yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Geliştirdiğimiz sistemlerin tamamı bir ön tanı sistemidir. Bunlar karar destek sistemleridir. Karar hekime aittir, bizim sistemlerimiz o karara destek olur.” dedi. Yapay zekânın en büyük ihtiyacı veri Yapay zekâ uygulamalarının temelinde büyük veri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, Endüstri 4.0 süreciyle birlikte seri üretim mantığından “büyük veri odaklı” bir yapıya geçildiğini ifade etti ve “Günlük hayatta hepiniz veri üretiyorsunuz. Telefonlarınız yüzünüzü tanıyor, sesinizi tanıyor. Bunun arkasında sinyal işleme ve görüntü işleme algoritmaları var.” ifadesinde bulundu. Makine öğrenmesinden derin öğrenmeye geçişle birlikte veri hacminin katlanarak arttığını, bu nedenle GPU’lu ve nöromorfik bilgisayarların devreye girdiğini ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Nöromorfik bilgisayar nöronu taklit eder. Hem veri işler hem geçici hem kalıcı hafıza gibi çalışır. Müthiş hızlıdır.” şeklinde konuştu. Karınca, sürü ve arı algoritmaları Sunumunda biyomimetik (doğadan esinlenen) optimizasyon algoritmalarına da yer veren Prof. Dr. Ergüzel, karınca kolonisi, sürü zekâsı ve arı algoritmalarının sağlık verisi analizinde kullanıldığını anlattı. Karıncaların feromon yoluyla en kısa yolu bulma mekanizmasını örnek gösteren Prof. Dr. Ergüzel, bu mantığın veri içerisinden en anlamlı öznitelikleri seçmekte kullanıldığını söyledi ve “48 öznitelikle %60 doğruluk elde ediyorduk. Karınca koloni optimizasyonu kullandığımızda 22 öznitelik seçildi ve doğruluk %80’e çıktı.” dedi. Sürü zekâsı ile sürü psikolojisinin karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, “Sürü psikolojisinde sorgusuz taklit vardır. Sürü zekâsında ise başkalarının tecrübelerinden istifade ederek rasyonel karar verme vardır.” ifadesinde bulundu. Arı algoritmasını ise “waggle dance” (arı dansı) üzerinden örnekleyen Prof. Dr. Ergüzel, arıların 6 kilometreye kadar noktasal doğrulukta nektar kaynağı adresi verebildiğini belirtti. 40 bin veriyle duygu tanıma modeli Psikiyatrik hastalıkların yanı sıra yüz üzerinden duygu tanıma çalışmaları da yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergüzel, 40 binin üzerinde veri kullanarak 7 temel duyguyu sınıflandırdıklarını açıkladı. Konuşmasının sonunda yapay zekânın sunduğu fırsatların yanında eğitim sistemine düşen sorumluluğa dikkat çeken Prof. Dr. Ergüzel, gençlerin makinelerin kolayca yapamayacağı alanlarda yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Bellaz: “Yapay zekâ diş hekimliğinde yeni bir cihaz değil, paradigmayı değiştirecek” Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalından öğretim üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bilimsel Bilgi, Etik Sorunları ve Toplumsal Ön Yargılar” başlıklı konuşmasında yapay zekâ çalışmalarının etik sınırlarını ve toplumsal yansımalarını değerlendirerek, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir yenilik değil, bilimsel düşünceyi ve hekim kimliğini dönüştürebilecek bir paradigma değişimi anlamına geldiğini söyledi. Yapay zekânın diş hekimliğinde yalnızca yeni bir cihaz gibi algılanmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Bellaz, “Bilimsel doğrunun bile mutlak olmadığı bir dönemde yapay zekâ kararlarına nasıl yaklaşacağız?” sorusunu yöneltti. Yapay zekâ karar vermez, karar desteği sunar Yapay zekânın “her şeyi bilen bir falcı” gibi görülmesinin tehlikeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bellaz, “Yapay zekâ mevcut verileri tarar, olasılıkları ortaya koyar ve bir karar destek mekanizması sunar. Kararın kendisini vermez.” dedi. Yapay zekâ ile birlikte etik ve hukuki tartışmaların kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz, “Bilimsel doğrunun kesin olmadığı bir dönemde verilen karardan kim sorumlu olacak? Hekim mi, yazılımcı mı, algoritma mı?” sorusunu gündeme getirdi. Hekim kimliği değişecek Otonom robotların devreye girmesiyle fiziksel yorgunluk, manipülasyon hatası gibi insana özgü sınırlılıkların azalacağını söyleyen Prof. Dr. Bellaz, “Yeni hekim; empati odaklı, karar koordinatörü ve koruyucu hekimlik merkezli bir profile evrilecek.” diye konuştu. Prof. Dr. Bellaz, yapay zekânın teşhis ve tedavide kullanımı için zorunlu bir “yapay zekâ formasyon eğitimi”nin de gündeme gelebileceğini ifade ederek, “Nasıl öğretmenlik için formasyon gerekiyorsa, belki de yapay zekâ kullanan hekimler için de benzer bir eğitim şart olacak” dedi. Prof. Dr. Yumuşhan Günay: “Yapay zekâ planlamada pusula olabilir ama tasarımda hâlâ yolun başındayız” Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yumuşhan Günay, sempozyumda “Subperiostal İmplantların Yapımında Yapay Zekânın Kullanımı” başlıklı sunumuyla yapay zekânın implant planlamasındaki rolünü ve sınırlarını kapsamlı biçimde ele aldı. Sunumunu, tez öğrencisi ve aynı zamanda intern diş hekimi Furkan Hastaoğlu ile birlikte hazırladıklarını belirten Prof. Dr. Günay, “Bu konu aynı zamanda öğrencimizin tez çalışması. Birlikte yürüttüğümüz bir araştırma sürecinin ara çıktıları niteliğinde.” dedi. Yüzde 30’a yakın bir popülasyonda klasik implant uygulanamıyor Subperiostal implantların önemine değinen Prof. Dr. Günay, günümüzde implant tasarımında hâkim olan konseptin “dübel mantığı” olarak ifade edilen yaklaşım olduğunu hatırlattı. “Bu tür implantların klinikte uygulanamadığı %30’a yakın bir popülasyon var” diyen Prof. Dr. Günay, ek cerrahi girişim gerektiren ya da buna rağmen uygulanamayan vakaların ciddi bir hasta grubunu oluşturduğunu vurguladı. Literatür ve planlamada güçlü, üç boyutlu tasarımda zayıf Yapay zekanın literatür ve planlamada güçlü, üç boyutlu tasarımda zayıf olduğunu söyleyen Prof. Dr. Günay, “Yapay zekânın tasarım aşamasındaki zayıflığının iki temel nedeni olabilir. Birincisi veri tabanının fakirliği. İkincisi görsel işleme yeteneğindeki zafiyet.” diye konuştu. Planlama ve literatür derleme aşamasında yapay zekânın “inanılmaz bir tasarruf ve kolaylık” sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Günay, üç boyutlu gerçek anatomik modelleme söz konusu olduğunda ise henüz klinik beklentileri karşılamadığını ifade etti. Prof. Dr. Günay, yapay zekânın kolaycılık aracı olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek, “Beklentilerimizi kolaycılıkla eşleştirerek yapay zekâyı kullanmak sakat bir yaklaşım olur. İpin ucu bizim elimizde olmalı. Şu an itibarıyla yapay zekâ; yardımcı teşhis ve planlama aracı olarak çok güçlü, ama tasarımın sorumluluğunu devredeceğimiz bir noktada değil.” dedi. Sempozyumda neler yapıldı? İkinci oturumda Dr. Öğr. Üyesi Fatma Aslı Konca Taşova ortodontide yapay zekâ uygulamalarını ele alırken, Dr. Öğr. Üyesi Anıl Özgün Karatekin endodontide dijital rehberlik, artırılmış gerçeklik ve robotik destek konularını anlattı. Prof. Dr. Hacer Şahin Aydınyurt, periodontolojide akıllı tanı sistemlerinden kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına uzanan süreci değerlendirdi. Dr. Öğr. Üyesi Büşra Sınmaz, derin öğrenme yöntemleriyle MR görüntüleri üzerinden temporomandibular eklem (TME) yapısal bileşenlerinin segmentasyonunu bilimsel veriler ışığında aktardı. Sempozyumun son bölümünde Dr. Öğr. Üyesi Hazal Abat, gömülü üçüncü molar dişlerde oluşan patolojik durumların yapay zekâ modelleriyle tespitini ele aldı. Dr. Öğr. Üyesi Ece İrem Ravalı Ertan, ağız, diş ve çene cerrahisinde yapay zekâ uygulamalarına ilişkin güncel gelişmeleri paylaştı. Programın son sunumu ise Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedow tarafından gerçekleştirildi. Halmedow, protetik diş tedavisinde yapay zekâ ve akıllı ajanların kullanımına dair gelecek perspektifini katılımcılarla paylaştı. Sempozyumda katılımcılarla toplu fotoğraf da çekildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

13 Şubat 2026’da İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası buluşma, aynı gün gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile birlikte, Türkiye için sağlık alanında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Yaşam tarzı tıbbı alanında dünyanın farklı bölgelerinde aktif rol üstlenen, 30’dan fazla ülkeyi temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen Lifestyle Medicine Global Alliance Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez İstanbul’da düzenleniyor. Bu önemli liderlik buluşması, 13 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile aynı tarihte ve aynı çatı altında yapılacak. Bu eş zamanlı organizasyon, Türkiye açısından yalnızca uluslararası bir toplantı olmanın ötesinde; yaşam tarzı tıbbının bilimsel, kurumsal ve kamusal düzeyde görünürlük kazandığı önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Küresel Bilgi Birikimi Türkiye’de Paylaşılacak Lifestyle Medicine Global Alliance çatısı altında bir araya gelen katılımcılar, yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki uygulama modellerini, klinik deneyimlerini ve sağlık sistemlerine entegrasyon örneklerini İstanbul’da paylaşacak. Bu buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbı alanındaki küresel deneyimle doğrudan temas kurduğu nadir platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Sağlık Politikalarıyla Aynı Çerçevede Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ile yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin devamında gerçekleşecek olan sempozyum; Yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak konumlanmasıUluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesiTürkiye’nin bölgesel bir referans noktası haline gelmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Akademi, Klinik ve Bilim Aynı Platformda Sempozyumda; Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinin tıp fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri ile, yaşam tarzı tıbbının bilimsel altyapısının oluşmasına katkı sunan ve bu alandaki öncü araştırmaları destekleyen uzmanlar yer alacak. Bu yönüyle sempozyum, güncel klinik uygulamaların yanı sıra bilimsel üretimi ve geleceğe dönük vizyonu da odağına alıyor. Türkiye İçin Stratejik Bir Buluşma İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası sempozyum, yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak güçlenmesi, küresel iş birliklerinin derinleşmesi ve bölgesel ölçekte bir referans merkezi oluşturulması açısından stratejik bir önem taşıyor. Sempozyumun programı ve konuşmacı detaylarına ilişkin bilgiler, etkinlik tarihine yaklaşıldıkça kamuoyuyla paylaşılmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rıfat Ilgaz’a Saygı Duruşu, Sempozyum Ve Ödül Töreniyle Taçlandı Haber

Rıfat Ilgaz’a Saygı Duruşu, Sempozyum Ve Ödül Töreniyle Taçlandı

Nilüfer Belediyesi’nin 2013 yılından bu yana sürdürdüğü Yılın Yazarı projesi kapsamında yıl boyunca kentin farklı noktalarında düzenlenen söyleşiler, fabrika okumaları, atölyeler ve yazar buluşmalarıyla Rıfat Ilgaz’ın eserleri her yaştan okurla buluştu. Etkinliklerin finali ise Nâzım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirilen sempozyum ve ödül töreniyle yapıldı. RIFAT ILGAZ ÇOK YÖNLÜ KİMLİĞİYLE ELE ALINDI İki gün süren sempozyum boyunca akademisyenler ve yazarlar, Rıfat Ilgaz’ın edebiyatını farklı yönleriyle değerlendirdi. Sempozyumun ikinci günü, “Yaratıcılığın İzinde” başlıklı söyleşiyle başladı; ardından beş ayrı oturumda şu başlıklar ele alındı: “Bir Çocuk Gibi Düşünmek: Rıfat Ilgaz’ın Edebiyatında Saflık ve Mizah”, “Yoklama Defterinde Görülmeyen Şair Rıfat Ilgaz”, “Yaşamın Gerçekliğinden Romanın Gerçekliğine”, “40’lı Yılların Mizahı ve Rıfat Ilgaz” ve “Bir Çınarın Gölgesinde: Rıfat Ilgaz’ı Anımsamak”. “NE DE OLSA O BİR ÖĞRETMENDİ” Sempozyumun kapanış konuşmasını ise yazar Feyza Hepçilingirler yaptı. Rıfat Ilgaz’ın şair, romancı, öykücü, gazeteci, mizah yazarı ve çocuk kitapları yazarı gibi pek çok kimliği bir arada taşıdığını belirten Hepçilingirler, Ilgaz’ın öğretmenlikten hiç kopmadığını vurguladı. Hepçilingirler, “Yaşamının son dönemlerinde de çocuk kitaplarına ağırlık verdi. Çünkü yeni kuşakların yetişmesinde sorumluluğu olduğuna inanıyordu. Ne de olsa o bir öğretmendi” diyerek konuşmasını Usta Kalem’in “Okutmak Üzerine” adlı şiiriyle tamamladı. ÖYKÜ ÖDÜLÜ SAHİPLERİNİ BULDU Sempozyumun ardından düzenlenen Yılın Yazarı Öykü Ödülü Töreni’nde Seçici Kurul adına konuşan Figen Şakacı da, yıl boyunca gerçekleştirilen etkinliklere ve ödül sürecine katkı sunan herkese teşekkür etti. Bu yıl ödüle 131 yazarın 262 öyküyle başvurduğunu belirten Şakacı, Seçici Kurul’da yer alan Burcu Aktaş, Turgay Fişekçi, Nalan Karagöz ve Nahit Kayabaşı’na emekleri için teşekkür etti. Jüri üyelerine plaketleri Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin tarafından takdim edildi. BÜYÜK ÖDÜL ADALET TEMÜRTÜRKAN’A “Bilmediğim Dağların Ardındaki Bahçe” adlı öyküsüyle Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü’nün sahibi olan Adalet Temürtürkan, ödülünü Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in elinden aldı. Mansiyon ödülleri ise Derya Atsan, Tuğba Yalçın, Yakup Cemel, Anıl Çetinel Örselli ve Özlem Oral Gürdal’a verildi. Öyküleri hazırlanacak kitapta yayımlanmaya değer bulunan İnci Gürbüzatik, Gülnar Kandeyer, Ali Çağlar Kale, Nihal Aksoy, Mürşide Göven, Zeliha Tamer Uçar, Berk Kaya, Emin Mete Öztürk, Handan Saatçıoğlu Gürses, Gencay Çubuk, R. Nur Aktaş Engin, Hakan Akar, Ebru Nisa Gürbüz ve Güner Arslan da ödüllendirildi. Ödüller, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun tarafından takdim edildi. Rıfat Ilgaz Yılın Yazarı etkinlikleri; yıl boyunca katkı sunan tüm paydaşların ortak emeğini simgeleyen Yılın Yazarı Aile Fotoğrafı ile noktalandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kütahya Porselen’e “Üstün Onur ve Sanat Ödülü” Haber

Kütahya Porselen’e “Üstün Onur ve Sanat Ödülü”

Kültür, sanat ve müzecilik alanında Türkiye’ye kazandırdığı örnek çalışmalar dolayısıyla Kütahya Porselen Kurucu Başkanı Nafi Güral, NG Eğitim Vakfı Başkanı Gülsüm Güral ve Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli “Üstün Onur ve Sanat Ödülü”ne layık görüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TİKA ve UNESCO’nun destekleriyle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından düzenlenen sempozyum, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri, sanatçıları ve araştırmacıları bir araya getiriyor. “Sanat, kültür ve değer üretimine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz” Kütahya Porselen Kurucu Başkanı Nafi Güral, açılış konuşmasında etkinliğe katkı sunan kurumlara teşekkür ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Sanat, insanların el becerilerinin ötesinde bir değerler bütünüdür. Kütahya’da bu değerleri yaşatmak adına atılan her adımı önemsiyoruz. Bugün burada kültürel mirası korumaya yönelik bu güçlü iş birliğinin parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecek etkinlikler için her türlü desteği vermeye hazırız.” “Köklerimizden aldığımız ilhamla kültürel mirasımızı geleceğe taşıyoruz” Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, İpek Yolu’nun zengin kültürel birikimini akademik ve sanatsal bir bakışla ele alan bu sempozyumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: “Kütahya Porselen olarak, topraklarımızın bin yıllık çini ve seramik kültürünü geleceğe taşımayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Özel Gülsüm Güral Müzesi, 76 bin eserlik koleksiyonuyla hem ailemizin hem de Kütahya’nın kültürel hafızasını yaşatan değerli bir mirastır. Kültür, sanat ve zanaatın özünü koruyarak bu topraklardan doğan hikâyeleri modern tasarım anlayışı ve ileri teknolojiyle geleceğe aktarıyoruz.” Kütahya Dane Oyaları Sergisi büyük ilgi gördü Sempozyum kapsamında, Özel Gülsüm Güral Müzesi’nde Kütahya Dane Oyaları Sergisi de sanatseverlerle buluştu. 2014 yılında Nafi Güral tarafından kurulan müze; kuruluş döneminden günümüze üretilen özel porselenlerin yanı sıra, 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı saray porselenleri ve kentin dünyaca tanınan ressamlarının eserlerine ev sahipliği yapıyor. Bu özel seçki, Kütahya’ya özgü el emeği iğne oyalarını bu kez farklı bir perspektifle ziyaretçilere sundu. Yalnızca Kütahya’da görülen renk, biçim ve adlandırmalarla kuşaktan kuşağa aktarılan dane oyaları arasında; Cimdik Oya, Çarkıfelek (Gönül Dolabı), Yassı Karanfil, Zambak, Kasım Pati, aile birliğini simgeleyen Analıkızlı, Kandil Oyası, Dağ Menekşesi ve Türkan Şoray Kirpiği gibi motifler öne çıktı. Gala yemeği Saklı Dünya’da gerçekleşti, ödüller törenle takdim edildi Müze ziyareti ve sergi açılışının ardından program, Saklı Dünya’da düzenlenen gala yemeği ile devam etti. Etkinliğin sonunda gerçekleştirilen Gala ve Ödül Töreni’nde, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli’ye “Vizyoner Tasarım ve Sanata Katkı Ödülü” takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.