Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sempozyum

Kapsül Haber Ajansı - Sempozyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sempozyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Göz Hekimleri Canlı Cerrahide Dünyaya Öncülük Ediyor Haber

Türk Göz Hekimleri Canlı Cerrahide Dünyaya Öncülük Ediyor

Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği’nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre’den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak” dedi. Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak. Geçtiğimiz yılda yine Ankara’da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.” diye konuştu. Dünyaya örnek oluyoruz Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: “TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı! Haber

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı!

Sempozyum açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşmenin bir taklit değil, özgün bir yürüyüş olması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, modernleşmenin psikolojik boyutuna dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘zafer kimliği’ üzerine inşa edildiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise Türk modernleşmesinin doğrusal değil, kırılmalar ve yeniden inşa süreçleriyle şekillenen dinamik bir tecrübe alanı olduğunu söyledi. Sempozyumda modernleşme, demokrasi, kimlik, gelenek ve küresel sistem tartışmaları karşılaştırmalı perspektifle ele alındı. Dünyaca tanınan akademisyenlerin katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin geleceğine dair yeni düşünsel arayışların önemi vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nin himayelerinde, Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından düzenlenen “Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi Uluslararası Sempozyumu” açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katılımıyla gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Türk modernleşmesi taklit değil, özgün bir yürüyüş olmalıdır” Türk modernleşmesinin tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel ve entelektüel boyutlarıyla disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşme meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de en önemli tartışma alanlarından biri olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’nin modernleşme sürecinin başka toplumların deneyimlerinden farklı, kendine özgü bir karakter taşıdığını vurgulayarak, “Hiçbir millet başka bir milleti taklit ederek ayakta kalamaz. Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak görmüyoruz.” dedi. “Modernleşme disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü” TBMM’nin yalnızca yasa yapan bir kurum olmadığını belirten Kurtulmuş, üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde fikir hayatına katkı sunan önemli toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Daha önce ‘Cedidcilik Hareketi’ üzerine bir sempozyum düzenlediklerini hatırlatan Kurtulmuş, bu toplantının ise Türk modernleşmesini farklı perspektiflerle ele almayı amaçladığını aktardı. Yakın zamanda Türkiye’de İslamcılık düşüncesini konu alan yeni bir uluslararası sempozyum daha düzenleneceğini açıklayan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Modernleşme tartışmaları artık disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü. Türkiye’de bu konuda yoğun akademik çalışmalar yürütülüyor. 20. yüzyılın başında dünyayı etkileyen iki büyük gelişme modernleşme tartışmalarını şekillendirdi. Bunlardan ilki Batı’nın bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımı, ikincisi ise Osmanlı dahil Doğu imparatorluklarının çözülme süreci . Batı dışındaki toplumlar modernleşmeye zaman zaman kaygı ve çekinceyle yaklaşıyor. Türk modernleşmesi nasıl farklıysa, Japonya’nın Meiji restorasyonu, Rusya’nın dönüşümü ve Çin’in modernleşme hikâyesi de birbirinden farklıdır. Ancak hepsi ortak bir soruya odaklanmıştır: ‘Bu gelişmeye karşı kendi cevabımızı nasıl oluşturacağız?’” “Modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşma aynı şey değildir” Konuşmasında kavramların doğru kullanılmasının önemine dikkat çeken Kurtulmuş, modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşmanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Batı’yı yalnızca taklit edilecek bir hedef olarak görmenin toplumları köklerinden uzaklaştıracağını ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye kendi tarihsel birikimiyle yeni bir çıkış gerçekleştirebilecek milli tecrübeye sahip. Günümüzde modern değerler üzerine kurulu uluslararası sistem ciddi bir kriz yaşıyor. İnsan hakları, uluslararası hukuk ve devletlerin egemen eşitliği gibi temel kavramlar yeniden tartışılıyor. Mevcut küresel düzen artık günümüz sorunlarına çözüm üretemez hale geldi. Modern değerler üzerine kurulan uluslararası sistemin kurumları, kuralları ve hatta terminolojisi iflas etmiştir. Artık dünyadaki sorunları eski kavramlarla açıklamak mümkün değil.” şeklinde konuştu. “Demokrasi modernleşmenin en önemli alanlarından biridir” Türk modernleşmesinin en önemli başlıklarından birinin demokrasi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin büyük bedellerle ilerlediğini söyledi. Darbeler, siyasi müdahaleler ve antidemokratik uygulamalara rağmen toplumun demokrasi yönünde irade ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Demokrasiyi gözümüzün nuru gibi koruyacağız.” dedi. “Devlet geleneğimiz insan merkezlidir” Türk devlet geleneğinin temelinde insanı merkeze alan bir anlayış bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Bizim devlet anlayışımızın temelinde ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesi vardır. Devlet-i ebed müddet anlayışıyla hareket ederiz. Aynı zamanda ‘Nizam-ı âlem’ düşüncesiyle yalnızca kendimiz için değil, bütün insanlığın huzuru için söz söylemeyi görev kabul ederiz.” Kurtulmuş, sempozyumda ortaya konulacak fikirlerin akademik çalışmalara katkı sağlayacağına inandığını belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Modernleşmenin psikolojik boyutu da konuşulmalı” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini söyledi. Tarih Bölümü Başkanı ile birlikte yürüttükleri psikotarih çalışmalarına değinen Kaynak, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinin toplum üzerindeki etkilerini inceledik. ‘Travmadan Zafere’ isimli kitapta da Osmanlı’nın yıkılış travması yerine İstiklal Harbi ve zafer anlatısı üzerine inşa edilen ulusal kimlik sürecini ele aldık. Türkiye Cumhuriyeti ulusal kimliği kuşkusuz bir zafer kimliği olarak inşa edilmiştir ve bu stratejik bir tercihtir.” şeklinde konuştu. “Mustafa Kemal Atatürk geçiş sürecinin köprüsüdür” Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte önemli bir köprü rolü üstlendiğini ifade eden Kaynak, “Kurucu kadroların dönüşümü toplumun tamamında aynı hızda gerçekleşmediği için modernleşme sürecinin farklı boyutlarda değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Toplumların yaşadığı büyük kayıpların doğal olarak bir yas süreci doğurduğunu belirten Kaynak, bazı akademisyenlerin Türkiye’de yaşanan kimlik ve aidiyet tartışmalarını ‘tamamlanmamış yas süreci’ üzerinden değerlendirdiğini aktardı. “Modernleşme sadece teknoloji veya kıyafet değişimi değildir” Modernleşmenin yalnızca Batı’yı taklit etmek anlamına gelip gelmediğinin uzun yıllardır tartışıldığına değinen Kaynak, şu soruların önemine dikkat çekti: “Bir toplumun modernleşmesi yalnızca giyimi, kuşamı, teknolojisi ve eğitim sistemiyle mi ilgilidir; yoksa değerleri, zihniyeti ve kültürüyle birlikte ele alınması gereken bir dönüşüm müdür?” Modernleşme ile modernleştirme kavramlarının da birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Kaynak, bu sürecin tepeden inme bir zorlamadan mı yoksa toplumsal ihtiyaçlardan mı doğduğunun tartışılması gerektiğini ifade etti. Gençlere seslenen Kaynak, “Geçmişinizi iyi öğrenmeden iyi bir gelecek inşa edemezsiniz.” diyerek öğrencilerin tarihsel ve düşünsel süreçleri anlamasının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk modernleşmesi dinamik bir tecrübe alanıdır” Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise konuşmasında, Türk modernleşmesinin yalnızca tarihsel değil, güncel ve geleceğe dönük yönleriyle de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türk modernleşmesi meselesinin her neslin yeniden sorduğu temel sorulardan biri olduğunu ifade eden Arslan, “Sempozyum yalnızca akademik bir toplantı değil, aynı zamanda ortak tarihsel hafızayı ve geleceğe dair sorumlulukları da değerlendirme zemini sunuyor. Türk modernleşmesi doğrusal bir ilerleme değil; sürekliliklerin, kırılmaların ve yeniden inşa süreçlerinin iç içe geçtiği dinamik bir tecrübe alanıdır. Bu düşünsel yaklaşımları, birbirini dışlayan ideolojik kalıplar olarak görmüyor; tarih içinde dönüşen ve etkileşen fikir akımları olarak değerlendiriyoruz.” “Modernleşme yalnızca kurumsal dönüşüm değildir” Modernleşmenin yalnızca teknik ilerleme veya kurumsal reformlardan ibaret olmadığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Türkiye’nin modernleşme deneyimi eğitimden hukuka, ekonomiden sanata kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci. Bu süreç aynı zamanda toplumun kendisini yeniden tanımladığı bir zihniyet ve kimlik dönüşümü. Türk modernleşmesi Batı’nın yükselişiyle paralel ilerliyor ancak kendi özgün gerilimlerini ve arayışlarını da üretiyor. Günümüzde modernleşme tartışmaları artık tek merkezli bir modele indirgenemez. Modernleşme yalnızca teknik ilerleme değil; gelenek ile modernlik, yerel ile evrensel arasında sürekli yeniden kurulan bir denge arayışı.” “Asıl mesele değişirken kendimiz olarak kalabilmek” Sempozyumun temel hedefinin Türkiye’nin modernleşme tecrübesini küresel karşılaştırmalar ışığında yeniden değerlendirmek olduğunu belirten Arslan, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirerek yalnızca akademik değil, toplumsal bir tartışma zemini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Arslan, “Mesele yalnızca nasıl modernleşeceğimiz değil, değişirken kendimiz olarak nasıl kalabileceğimiz meselesidir.” ifadelerini kullandı. “Üç yıllık düşünsel programın ikinci ayağını oluşturuyor” Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk sempozyumda Cedidcilik hareketi ile Türkçülük ve Türkleşme meselelerinin ele alındığını hatırlatan Arslan, bu yılki toplantının merkezinde “muasırlaşmak”, yani modernleşme konusunun yer aldığını ifade etti. Önümüzdeki yıl düzenlenecek üçüncü sempozyumda ise “İslamlaşmak” başlığı altında din, toplum ve siyaset ilişkilerinin tartışılacağını açıkladı. Dünyaca tanınan sosyolog Nilüfer Göle, SOAS University of London Onursal Profesörü William Hale gibi alanında uzman isimler; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda modernleşme deneyimleri küresel karşılaştırmalar ışığında tartışıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İznik Gölü Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi Haber

İznik Gölü Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi

Orhangazi Kaymakamlığı, İznik Kaymakamlığı, Orhangazi Belediyesi, İznik Belediyesi, Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası ile İznik Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen sempozyumda, İznik Gölü’nün bugünü ve geleceği çok yönlü olarak değerlendirildi. Gölün hidrolojik dengesi, biyoçeşitliliği, endemik bitkileri, balıkçılığı, tarihsel ve kültürel değeri, iklim değişikliğinin göl seviyesi üzerindeki etkileri, tarımsal ve sanayi kaynaklı su kullanımı, kirlilik baskıları, su hukuku, koruma mevzuatı ve sürdürülebilir yönetim modelleri gibi başlıklar uzman isimler tarafından masaya yatırıldı. İki gün boyunca dört ayrı oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda; üniversitelerden akademisyenler, DSİ, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yerel yönetimler ve ilgili kurumların temsilcileri İznik Gölü’nün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Program kapsamında ayrıca İznik Gölü gezisi ve teknik inceleme bölümleri de gerçekleştirildi. Böylece sempozyum, yalnızca teorik sunumlarla sınırlı kalmayarak sahadaki gözlem ve değerlendirmelerle de desteklendi. Başkan Aydın: “İznik Gölü İçin Çalışmalarımızı Sürdüreceğiz” Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, sempozyumun başarıyla tamamlanmasının ardından yaptığı değerlendirmede, İznik Gölü’nün yalnızca Orhangazi ve İznik için değil, Bursa ve Türkiye için de korunması gereken çok kıymetli bir doğal miras olduğunu vurguladı. Başkan Aydın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İznik Gölü Sempozyumu’nu geniş bir katılım, güçlü bir iş birliği ve verimli oturumlarla başarıyla gerçekleştirdik. İki gün boyunca alanında uzman akademisyenlerimiz, kurum temsilcilerimiz ve paydaşlarımız gölümüzün bugünü ve geleceği için çok değerli bilgiler paylaştı. İznik Gölü hepimizin ortak değeri, ortak sorumluluğudur. Bu nedenle gölümüzün korunması, sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Sempozyuma katkı sunan tüm kurumlarımıza, akademisyenlerimize, konuşmacılarımıza, katılımcılarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Bilim, Ortak Akıl ve Kurumsal İş Birliği Öne Çıktı Sempozyum boyunca yapılan sunumlarda, İznik Gölü’nün karşı karşıya bulunduğu çevresel riskler bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Özellikle iklim değişikliği, su seviyesindeki değişimler, tarımsal kirlilik, azot-fosfor yükü, evsel ve sanayi kaynaklı baskılar, su kalitesi parametreleri ve havza bazlı yönetim konuları öne çıktı. Programda, gölün korunması için yalnızca tek bir kurumun değil; merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı. İznik Gölü’nün geleceğine yönelik sürdürülebilir yönetim modeli, bilimsel izleme sistemleri ve kurumsal koordinasyonun önemi üzerinde duruldu. İznik Gölü İçin Ortak Sorumluluk Mesajı İznik Gölü Sempozyumu, iki gün süren oturumların ardından yapılan değerlendirmelerle tamamlandı. Sempozyumun, İznik Gölü’nün korunması ve geleceğe taşınması noktasında önemli bir farkındalık oluşturduğu ifade edildi. Orhangazi’de gerçekleştirilen program, gölün yalnızca bugünkü sorunlarını ele almakla kalmadı; aynı zamanda gelecek kuşaklara daha sağlıklı, daha yaşanabilir ve daha sürdürülebilir bir doğal miras bırakılması adına ortak aklın ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CMO Awards 2026 Kazananları Açıklandı Haber

CMO Awards 2026 Kazananları Açıklandı

Bu yılki ödüller, 16–19 Nisan tarihleri arasında Antalya Paloma Grida Otel’de düzenlenen CMO Future Business Symposium kapsamında takdim edildi. Ödül töreni, sempozyum programının önemli anlarından biri olarak 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Günümüz iş dünyasının değişen dinamikleri dikkate alınarak kurgulanan CMO Awards kategorileri; farklı sektörlerden, disiplinlerden ve deneyim alanlarından liderlik örneklerini görünür kılmayı amaçlıyor. Yarışma, yalnızca bugünün başarılarını değil, pazarlama liderliğinin geleceğini şekillendiren yaklaşımları da odağına alıyor. Değerlendirme kurulunda ise MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Deeper Yönetici Ortağı ve Reklamcı İhsan Özçıtak, Egon Zehnder Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, Karaca International Genel Müdürü Ömer Barbaros Yis, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Itır Erhart, WPP Media CEO’su Tolga Tamer Üner ve Concept Istanbul CEO’su Volkan İkiler yer aldı. CMO Awards 2026 Kazananları MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan’ın takdim ettiği ödüllerin kazananları şöyle: Büyüme Mimarları Elif Yıldırımcan Gülizar Öcal Doğan Özge Dağyar Acarbay Sinem Serdar İnovasyon ve Teknoloji Liderleri Murat Nur Çolakoğlu Özge Erdem Uğur Baykaler Marka ve Kültür Otoriteleri Elif Göktaş Nazlı Eda Kırali Özkan Özyavuz Etki ve Amaç Liderleri Arda Öztaşkın Burçin Çelik Onur Kırcı Deneyim Mimarları Aslı Özdural Billur Burkutoğlu Rising Stars Can Franko Egemen Yalçın Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İznik Gölü, Orhangazi’de Düzenlenecek Sempozyumda Ele Alınacak Haber

İznik Gölü, Orhangazi’de Düzenlenecek Sempozyumda Ele Alınacak

İznik Gölü’nde yaşanan değişimlerin çok yönlü biçimde ele alınacağı sempozyum; Orhangazi Kaymakamlığı, İznik Kaymakamlığı, Orhangazi Belediyesi, İznik Belediyesi ile Orhangazi ve İznik Ticaret ve Sanayi Odalarının paydaşlığında gerçekleştirilecek. İki gün sürecek programda, gölün mevcut durumu yalnızca çevresel boyutuyla değil; tarım, su kullanımı, ekosistem, iklim ve bölgesel yaşam üzerindeki etkileriyle de değerlendirilecek. Sempozyumda akademisyenler, uzmanlar ve ilgili kurum yetkilileri bir araya gelerek İznik Gölü’ne ilişkin güncel verileri paylaşacak. Gölde son yıllarda dikkat çeken su kaybının nedenleri, bu sürecin doğal yaşam ve üretim üzerindeki etkileri ile alınması gereken önlemler kapsamlı biçimde ele alınacak. Böylece sempozyumun, yalnızca bir değerlendirme zemini değil, aynı zamanda kalıcı çözüm önerilerinin geliştirilmesine katkı sunan önemli bir platform olması hedefleniyor. Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın sempozyuma ilişkin yaptığı değerlendirmede, İznik Gölü’nün yalnızca bölgenin değil, gelecek nesillerin de ortak emaneti olduğunu vurguladı. Başkan Aydın, “İznik Gölü, hepimizin göz bebeği olan çok kıymetli bir tabiat hazinesidir. Bu gölü korumak, sadece suyu korumak değildir; tarımı, doğayı, üretimi ve geleceğimizi korumaktır. Orhangazi Belediyesi olarak böylesine önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bilim insanlarımızın, uzmanlarımızın ve kurumlarımızın ortaya koyacağı görüşlerin İznik Gölü’nün geleceği adına çok değerli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. İznik Gölü’nün korunmasına yönelik farkındalığın artırılması ve somut adımların güçlendirilmesi açısından önemli bir buluşma olması beklenen sempozyum, bölgenin en değerli doğal varlıklarından biri olan göle ilişkin ortak aklın ortaya konmasına da zemin hazırlayacak. Orhangazi’de gerçekleştirilecek organizasyonun, hem bilimsel dünyadan hem de yerel kamuoyundan yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye–Azerbaycan Hukuk Köprüsü Bu Kez Ankara’da Güç Buldu! Haber

Türkiye–Azerbaycan Hukuk Köprüsü Bu Kez Ankara’da Güç Buldu!

Uluslararası Hukuk Dergisi INJURIA’nın öncülüğünde 2025 yılının Kasım ayında ilki Mersin’de gerçekleştirilen konferansa Mersin Barosu Aile Hukuku Komisyonu Başkanı ve INJURIA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sahra Düzgün Tucel ev sahipliği yapmıştı. Uluslararası Hukuk Dergisi INJURIA ve Aile Hukuku Akademisi öncülüğünde bu kez Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansın paydaşları arasında Mersin Barosu, Ankara Üniversitesi ve Çağ Üniversitesi de yer aldı. KONFERANS ANKARA’DA GENİŞ KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ Türkiye ve Azerbaycan’dan konuşmacıların katılımıyla 3 oturumda gerçekleşen konferansın açılışına AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Koç, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Ermenek, INJURIA Kurucu Başkanı Kamala Mammadova ve Gülnar Belediye Başkanı Fatih Önge, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Av. Özge Aydiş Toy, Azerbaycan Milli Meclisi Aile, Kadın ve Çocuk Meseleleri Komisyonu Başkanı Hicran Hüseynova, Azerbaycan Cumhuriyeti Hukuk ve İnsan Hakları Enstitüsü Başkanı Mehemmed Quluzade, Aile Hukuku Akademisi Başkanı Av. H.M. İrem İleri ile Önceki Dönem Başkanı Av. Ömer Özgür Ünlü ve Av. Ersan Barkın’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve avukat katılım sağladı. “AMACIMIZA KARARLILIKLA İLERLEDİĞİMİZİ TEYİT EDİYORUZ” Konferansın açılış konuşmasını yapan Mersin Barosu Aile Hukuku Komisyonu Başkanı ve INJURIA Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sahra Düzgün Tucel, “Bugün burada yalnızca bir hukuk sempozyumunun açılışını gerçekleştirmiyoruz; aynı zamanda ikincisini düzenlemekten duyduğumuz gururla, bu yolda amacımıza kararlılıkla ilerlediğimizi, ortaya koyduğumuz iradenin ve bilinçli duruşumuzun her geçen gün daha da güçlendiğini hep birlikte teyit ediyoruz” dedi. “ORTAK HAFIZA, İRADE VE ADALET ANLAYIŞINI PERÇİNLİYORUZ” Aynı salonda; aynı tarihten beslenen, aynı vicdanla yürüyen ve aynı istikamete bakan iki kardeş milletin ortak hafızasını, iradesini ve adalet anlayışını perçinlediklerini sözlerine ekleyen Tucel, “1918’de Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye uzanan mücadelesi, bu kardeşliğin tarih önündeki güçlü örneklerinden biridir. Karabağ sürecinde ortaya konan dayanışma da göstermiştir ki Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ, sadece siyasi değil; vicdani, tarihî ve sarsılmaz bir kardeşlik bağıdır” diye konuştu. “MİLLETLERİ AYAKTA TUTAN ADALET DUYGUSUDUR” “Bir millet, iki devlet” şiarının yalnızca güçlü bir ifade olmadığını, aynı zamanda tarih önünde verilmiş bir söz olduğunu vurgulayan Tucel “Bu sözün içinde ortak hafıza vardır. Bu sözün içinde dayanışma vardır. Bu sözün içinde, iyi günde de zor günde de birbirinin yanında durma ahlakı vardır. Bakü’den Ankara’ya, Karabağ’dan Anadolu’ya, Şuşa’dan İstanbul’a uzanan bu kardeşlik hattı bize şunu öğretmiştir: Milletleri ayakta tutan sadece sınırlar, kurumlar ya da güç dengeleri değildir. Milletleri asıl ayakta tutan şey; adalet duygusu, vicdan birliği ve birbirine duyulan sarsılmaz güvendir. İşte tam da bu yüzden bugün huzurda tartışılacak hukuki konular, sadece maddelerden, mevzuattan ve teknik düzenlemelerden ibaret değildir; bunlar aynı zamanda bir toplumun adalet anlayışını, insana bakışını ve insan onuruna verdiği değeri yansıtan temel meselelerdir” ifadelerine yer verdi. “AİLE, BİR TOPLUMUN İLK HUKUK OKULUDUR” Bu değerin en açık şekilde görüldüğü alanların başında aile, kadın ve çocuğun geldiğini ifade eden Sahra Düzgün Tucel; “İşte bu sempozyum da tam olarak, hukukun bu hayati alanlardaki koruyucu, güçlendirici ve yol gösterici rolünü daha güçlü şekilde ortaya koymak bakımından büyük anlam taşımaktadır. Zira aile, bir toplumun ilk hukuk okuludur. İnsan, adaleti ilk kez aile içinde hisseder. Merhameti ilk kez orada öğrenir. Sorumluluğu, hakkaniyeti, sınırı, saygıyı ilk kez orada tanır. Kadın, yalnızca ailenin değil; toplumun hafızasının, dirayetinin ve geleceğinin taşıyıcısıdır. Çocuk ise geleceğin bekleyeni değil, bugünün emanetidir. Bir çocuğun güven içinde büyümesi, sadece bir sosyal politika başlığı değildir; bu, medeniyetin en temel imtihanıdır. Bu nedenle bugün burada yapılacak her değerlendirme, kurulacak her cümle, paylaşılacak her fikir son derece kıymetlidir” diye konuştu. “BİR FİKİR, BİR TOPLUMUN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREBİLİR” Salonda çok değerli hukukçuların, akademisyenlerin, bürokratların ve kanaat önderlerinin yer aldığını belirten Tucel, “Ortaya koyacağınız fikirlerin; yalnızca bugüne değil, yarına da ışık tutacağına yürekten inanıyorum. Zira bazen bir fikir, bir toplumun yönünü değiştirir. Kurulan samimi bir iş birliği, iki kardeş ülkenin gelecek nesillere çok daha sağlam bir zemin oluşturur. Biz bugün burada, ilk konferansımızda ortaya koyduğumuz güçlü zemini daha da sağlamlaştırmak, o gün gösterilen iradeyi daha ileri taşımak ve ortak hedeflerimizi daha güçlü bir kararlılıkla büyütmek için toplandık. Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum” dedi. Tucel, konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı; “Bir kez daha ifade etmek isterim ki: Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği, geçmişten geleceğe uzanan sarsılmaz bir iradedir ve bu irade, en güçlü ifadesini adalette, dayanışmada ve insanı merkeze alan ortak vicdanda bulmaktadır. Bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun ülkelerimiz, hukuk dünyamız ve geleceğimiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’nın Fethine Uluslararası Bakış Haber

Bursa’nın Fethine Uluslararası Bakış

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’nda, yerli ve yabancı akademisyenler tarafından 14. yüzyıl Bursa’sı tarihsel, kültürel ve siyasal boyutlarıyla ele alınıyor. Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti olan ve erken dönem Osmanlı mimarisinin seçkin örneklerine ev sahipliği yapan payitaht Bursa’nın fethinin 700. yılı, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yıl boyunca çeşitli etkinliklerle 17 ilçede kutlanıyor. Etkinlikler kapsamında Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı tarafından Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Türk Tarih Kurumu (TTK) ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ düzenleniyor. YERLİ VE YABANCI AKADEMİSLER ANLATIYOR Bursa’nın fethinin yıl dönümünün kutlandığı 6 Nisan haftası öncesinde gerçekleştirilen sempozyumda, Türkiye, Hollanda, Sırbistan, İngiltere, İtalya ve Amerika’dan alanında yetkin 48 akademisyen ve araştırmacı bir araya geliyor. 3–5 Nisan tarihleri arasında düzenlenen programda, toplamda 13 oturum yapılarak 40 bildiri sunulacak. İlk dört oturum, Osmanlı tarihine önemli katkılar sunmuş değerli bilim insanları Halil İnalcık, Robert Ousterhout, Yusuf Oğuzoğlu ve yakın zamanda vefat eden İlber Ortaylı anısına gerçekleştiriliyor. GÜÇLÜ MİRAS BİLİMSEL ÇALIŞMALARLA YORUMLANIYOR Yıldırım Bayezid Salonu’ndaki açılış töreninde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, sempozyumla köklü bir medeniyetin doğuşuna tanıklık eden Bursa’nın 700 yıllık hafızasını anlamayı, anlatmayı ve geleceğe taşımayı amaçladıklarını söyledi. Bursa’nın tarih boyunca ticaretin, kültürün ve medeniyetin kesişim noktalarından biri olduğunu hatırlatan Mehmet Yıldız, güçlü mirası bilimsel, kültürel ve sanatsal çalışmalarla yeniden yorumladıklarını ifade etti. “BURSA’NIN FETHİ’NİN 700. YILI HEPİMİZE KUTLU OLSUN” Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yıl boyunca çok yönlü ve kapsamlı bir etkinlik programı yürüttüğünü hatırlatan Yıldız, “Yürüttüğümüz projelerle, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurmayı hedefliyoruz. Sempozyum da çalışmaların en önemli ve en güçlü ayaklarından biridir. Bilimsel üretimin ve akademik paylaşımın bu tür buluşmalarla güçlenmesinin, kent hafızasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılı hepimize kutlu olsun. Köklerimizden aldığımız güçle, ortak akılla ve dayanışmayla geleceğe birlikte yürüyoruz” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi ise, Bursa’nın yaklaşık 8500 yıllık bir tarihi birikimi barındırdığını dile getirdi. Birçok farklı topluma ve kültüre ev sahipliği yapan şehre en fazla 700 yıllık Türk varlığının damga vurduğunu anlatan Çiftçi, 1326 yılında Orhan Bey tarafından fethedilen Bursa’nın kısa sürede büyüyüp önemli bir kültür ve ticaret merkezi haline geldiğini aktardı. Danışma Kurulu adına konuşan Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar da Bursa’nın Osmanlı için çok önemli bir kent ve mihenk taşı olduğunu belirtti. Osmanlı’nın ilk payitahtı olan Bursa’nın 700 yıllık tarihi birikiminin sempozyumda konuşulacağını anlatan Yaşayanlar, katkı sunan herkese teşekkür etti. Program konuşmaların ardından açılış oturumuyla devam etti. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Cafer Çiftçi’nin üstlendiği bölümde Prof. Dr. Mehmet Öz, Prof. Dr. Murat Keçiş, Doç. Dr. Hasan Yılmazyaşar ve Prof. Vedat Turğut tarafından Bursa’nın fethi tarihsel bakış açılarıyla değerlendirildi. Bizans İmparatorluğu, haçlı seferleri, Osmanlı beyliğinin ortaya çıkış süreci, Moğol istilası ve Orta Doğu hakkında da bilgi veren akademisyenler, Osmanlı’nın bölgedeki gelişimini ve kalıcı olmasını sağlayan etkenleri anlattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi Haber

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi

Sempozyum, üniversitenin yapay zekâyı temel stratejik araştırma alanlarından biri olarak konumlandıran vizyonunu uluslararası ölçekte görünür kıldı. Koç Üniversitesi, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil; bilimsel üretimin, ekonomik dönüşümün ve toplumsal değişimin itici gücü olarak ele alan yaklaşımını iki gün boyunca disiplinlerarası bir programla ortaya koydu. Koç üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’nde gerçekleştirilen sempozyum kapsamındaki oturumlarda, temel bilimlerden mühendisliğe, sağlıktan sosyal bilimlere uzanan alanlarda yapay zekânın çok boyutlu etkisi kapsamlı biçimde ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekânın yalnızca teknolojileri değil, aynı zamanda doğayı anlama ve keşfetme biçimimizi de köklü bir şekilde dönüştürdüğüne dikkat çekti. Sempozyum, Yapay Zekâ Bilimi, Fiziksel Dünyada Yapay Zekâ ile Yapay Zekâ, Toplum ve Kurumlar başlıklı üç ana tematik eksen etrafında yapılandırıldı. Program kapsamında alanın küresel ölçekte önde gelen akademisyenleri ve teknoloji liderleri İstanbul’da bir araya geldi. Amazon Alexa AI Başkan Yardımcısı Ruhi Sarikaya, üretken yapay zekâ devriminin arkasındaki teknolojik dinamikleri ve Yapay Genel Zekâ’ya (AGI) uzanan gelişim çizgisini ele aldı. ETH Zurich’ten Prof. Dr. Torsten Hoefler, büyük dil modellerinden akıl yürütme modellerine geçiş sürecini sistem tasarımı perspektifinden değerlendirdi. Münih Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Cremers, derin öğrenmenin 3D bilgisayarla görme alanındaki dönüşümünü aktarırken; Zürih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Davide Scaramuzza, otonom sistemlerde güvenli ve çevik navigasyon yaklaşımlarını paylaştı. Çek Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jiří Matas, büyük temel modeller çağında performans ölçümünün zorluklarını tartışırken, Vrije Universiteit Amsterdam’dan Prof. Dr. Elly Konijn, insan-robot etkileşiminin psikolojik boyutunu ve sosyal robotların toplumsal rolünü değerlendirdi. Prof. Dr. Metîn Sitti: Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz Konuşmasında, Koç Üniversitesi’nde gelişen disiplinlerarası yapay zekâ ekosistemine vurgu yapan Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekâ ile fiziksel zekâ arasındaki ilişkiye de değindi. Bitkiler ve biyolojik sistemler gibi doğadaki örneklerin, kendi araştırmalarına nasıl ilham verdiğini aktararak bu gözlemlerin geleceğin akıllı sistemlerinin tasarımında yeni araştırma yönleri açtığını ifade etti. Yürüttüğü araştırmalara değinen Prof. Dr. Sitti, “Araştırmalarım, yapay zekâ ile fiziksel zekânın kesişim noktasını inceliyor. Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Prof. Sitti ayrıca, İş Bankası ile kurulan iş birliği kapsamında hayata geçirilen KUIS AI Lab’in bu ekosistemi daha da güçlendirdiğini belirtti. Temel yapay zekâ araştırmaları ile finans ve endüstri alanındaki gerçek dünya uygulamaları arasında bir köprü görevi gören laboratuvarın, akademi ile endüstrinin bilgi, yetenek ve etkiyi birlikte üretmesine olanak sağlayan somut bir örnek olduğunu vurguladı. Akademi–Endüstri Köprüsü: Yapay Zekânın Ekonomik Dönüşümü Ele Alındı Yapay zekâ devriminin önemli bir boyutunu da endüstri ile kurulan güçlü iş birlikleri oluşturuyor. Bilimsel araştırmalar yapay zekâ alanında hızla ilerlerken, bu çalışmaların gerçek dünyada etkili çözümlere dönüşmesi ise akademi ile endüstrinin bir araya gelmesiyle mümkün oluyor. Bu kapsamda, Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey moderatörlüğünde düzenlenen panelde, akademi ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Panelde Vispera Partner ve Co-CEO’su Aytül Erçil, Hevi AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Deniz Aliş, Invent AI Kurucusu ve CEO’su Gürhan Kök ve Trendyol Group Veri Bilimi Direktörü Nezir Alp konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, yapay zekâ temelli keşif ve araştırmaların laboratuvar ortamından gerçek dünya sistemlerine, ürünlere ve hizmetlere nasıl taşındığı ele alındı. Katılımcılar, şirketlerin ileri yapay zekâ teknolojilerini operasyonlarına, karar alma süreçlerine ve dijital altyapılarına nasıl entegre ettiklerini paylaşırken; üniversitelerle geliştirilen daha yakın iş birliklerinin hem inovasyonu hem de yetenek gelişimini nasıl hızlandırdığı üzerine görüşlerini paylaştı. Küresel Ölçekte Bir Araştırma Platformu İki gün süren sempozyum, temel araştırmadan gerçek dünya uygulamalarına, etik ve toplumsal boyuttan endüstriyel ölçeklenmeye kadar geniş bir çerçevede yapay zekânın geleceğini ele aldı. Program, yeni araştırma iş birlikleri ve disiplinlerarası temaslar için güçlü bir zemin oluştururken, Koç Üniversitesi’nin yapay zekâ alanındaki ulusal ve küresel liderlik iddiasını pekiştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.