Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sempozyum

Kapsül Haber Ajansı - Sempozyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sempozyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rosatom Dünya Nükleer Birliği'nin 51. Sempozyumu'na Katıldı Haber

Rosatom Dünya Nükleer Birliği'nin 51. Sempozyumu'na Katıldı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom temsilcileri, Dünya Nükleer Birliği'nin (World Nuclear Association, WNA) 51. yıllık sempozyumuna katıldı. Bu yıl "Taahhütten Eyleme" temasıyla düzenlenen etkinlikte, dünya genelinde nükleer enerjinin gelişimini hızlandırmak için atılması gereken somut adımlar ele alındı. Rosatom Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Polina Lion ile Rosatom Latin Amerika Bölge Merkezi Direktör Yardımcısı Ruan Nunes de Souza etkinliğe katılan isimler arasında yer aldı. Polina Lion, sempozyumda "Nükleer Enerjinin Ölçeklendirilmesi: Ortak Eylem İçin Öncelikler" başlıklı bir sunum yaptı. Lion, Rosatom projelerinden örnekler vererek, küresel nükleer enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması hedefi kapsamında öncelik verilmesi gereken başlıca alanlara dikkat çekti. Bu kapsamda, projelerin hayata geçirilmesinde müşteri ülke, düzenleyici kurum ve nükleer teknoloji tedarikçisi arasındaki iş birliğinin öneminin yanı sıra tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, yerlileştirme, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve nükleer alandaki mesleklerin gençler için daha cazip hale getirilmesi konularını öne çıkardı. Lion ayrıca, uluslararası kalkınma bankaları ile nükleer üretimin geliştirilmesine yatırım yapma potansiyeli bulunan büyük enerji tüketicileri de dahil olmak üzere finans kuruluşlarıyla yürütülecek çalışmaların önemine dikkat çekti. Rosatom Latin Amerika Bölge Merkezi Direktör Yardımcısı Ruan Nunes de Souza ise nükleer enerji sektörü açısından yeni bir müşteri segmenti oluşturan büyük ölçekli nihai elektrik tüketicilerinin ele alındığı soru-cevap oturumuna katıldı. "Sistemik Bakış" başlıklı oturuma katılan BRICS Nükleer Enerji Platformu Baş Koordinatörü Elsie Pule de yapımı devam eden nükleer enerji kapasitesinin yüzde 70'inden fazlasını oluşturan BRICS ülkelerinin nükleer enerji alanındaki başlıca iş birliği alanlarını anlattı. Polina Lion konuya ilişkin şunları söyledi: "Nükleer enerji topluluğu, devletler, finans kuruluşları, bilim dünyası, üniversiteler ve iklim alanındaki uzmanlar arasındaki etkileşim ne kadar güçlü olursa, nükleer enerji kapasitesini üç katına çıkarmaya yönelik küresel hedefe ulaşmamızı sağlayacak somut çözümleri de o kadar hızlı geliştirebiliriz. Rosatom'un deneyimi, nükleer enerjinin geliştirilmesine yönelik iddialı planların ortaklık, karşılıklı güven ve diyalog olmadan hayata geçirilemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor." Ruan Nunes de Souza da değerlendirmesinde şunları kaydetti: "Rosatom, Brezilya'daki çeşitli şirketlerle aktif şekilde iş birliği yapıyor. Ortaklarımıza her bir projenin kendine özgü koşullarına en uygun teknolojik çözümü sunmaya hazırız. Yüzer nükleer santraller hiç kuşkusuz birçok proje için uygun bir çözüm olabilir. Amazon'un izole bölgelerinde yüzer nükleer santral kurulmasına ilişkin potansiyeli daha önce değerlendirdik. Ayrıca yüzer nükleer santrallerinin denizlerde petrol arama ve üretim faaliyetlerini desteklemek amacıyla kullanılmasına yönelik de önemli bir potansiyel görüyoruz." Sempozyum kapsamında yeni nükleer enerji projelerinin finansmanına da özel önem verildi. Dünya Nükleer Birliği, devletlerin, proje geliştiricilerinin ve finans kuruluşlarının nükleer enerji projelerini daha etkin şekilde yapılandırmalarına, projelerin yatırım açısından cazibesini değerlendirmelerine ve sermaye çekilmesine yönelik uygun koşullar oluşturmalarına yardımcı olmayı amaçlayan uygulamaya dönük bir rehber olan World Nuclear Investment Guide'ı tanıttı. Rosatom adına rehberin hazırlanmasına Uluslararası İş Projeleri Yönetimi Başkanı Irina Skvortsova katkı sağladı. Rehber, projelerin yatırıma hazır hale getirilmesi, uygulama modelleri ve devletler, sektör ile finans dünyası arasındaki etkileşime ilişkin tavsiyeleri bir araya getiriyor. WNA'nın değerlendirmelerine göre, nükleer enerjinin ölçeklendirilmesi için gereken finansman ihtiyacı 2030'lu yılların ortalarına gelindiğinde yılda 250 milyar ABD dolarını aşabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çalı Köy Filmleri Festivali 10 Yaşında Haber

Çalı Köy Filmleri Festivali 10 Yaşında

Türkiye’de ilk köy filmi olan 1934 yapımı “Aysel Bataklı Damın Kızı”nın çekildiği Çalı Mahallesi’nde düzenlenen Çalı Köy Filmleri Festivali (ÇKFF), 10’uncu yılına ulaştı. Doğayla sinemayı bütünleştiren festival, 21 Ağustos Cuma günü başlayacak ana programıyla katılımcılara üç gün boyunca zengin bir içerik sunacak. PROGRAM SEMPOZYUM İLE BAŞLIYOR Program, 20 Ağustos Perşembe günü Nilüfer Pancar Deposu’nda düzenlenecek ÇKFF 2. Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu’yla başlayacak. “Yerelden Küresele Film Çalışmaları” ana temasıyla gerçekleşecek sempozyumda Prof. Dr. S. Ruken Öztürk davetli konuşmacı olarak yer alacak. Gün boyunca 24’ü yüz yüze, 29’u çevrimiçi olmak üzere toplam 53 akademik sunum gerçekleştirilecek ve 5 video-deneme gösterimi sunulacak. AÇILIŞ KONSERİ MOĞOLLAR’DAN Festival, saat 20.00’de Türk müziğinin efsane gruplarından Moğollar’ın açılış konseriyle başlayacak. Ardından Tayfun Pirselimoğlu’nun “İdea” filmi gösterilecek ve Mehmet Açar moderatörlüğünde yönetmenle söyleşi yapılacak. Gece, “DJ Ahmet” film gösterimiyle tamamlanacak. İKİNCİ GÜN ATÖLYELER VE GÖSTERİMLERLE DOLU DOLU GEÇECEK Festivalin ikinci günü ise Görkem Gazioğlu eğitmenliğindeki “Yogaçalı” etkinliği ve Mysia Yolları doğa yürüyüşü ile başlayacak. Gün içinde, Kebab Musik’in yürüteceği “Çalı’nın Sesleri” atölyesinde festivalin müziği katılımcılarla birlikte üretilecek. 15.30’da Dr. Nazlı Miraç Ümit, “Büyüklere Karagöz: Fanus-i Hayal’den Hayalî Tiyatroya Hareketli Resim Sanatı” atölyesini gerçekleştirecek. Saat 17.30’da kısa film yarışma seçkisi ile başlayacak gösterimler, saat 20.00’de Seyfettin Tokmak’ın “Tavşan İmparatorluğu” filmi ve 22.00’de Evrim Çervatoğlu’nun “Keçi 501” belgesiyle sürecek. İki gösterimin ardından da yönetmenler Mehmet Açar moderatörlüğünde soruları yanıtlayacak. Gün, 00.00’de Kebab Musik’in DJ performansıyla tamamlanacak. KAPANIŞTA ÖDÜL TÖRENİ Festivalin son günü de “Yogaçalı” etkinliği ile başlayacak. Dr. Duygu Nazlı Assoy’un “Bir Filmin İzinde, Yeniden…” foto-kolay atölyesinin ardından düzenlenecek olan “Aysel Bataklı Damın Kızı Film Rotası Yürüyüşü”nde ise katılımcılar, filmin 92 yıl önce çekildiği yerleri adım adım gezecek. Yürüyüşün sonrasında; Dr. Ali Gençoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilecek olan “Türk Sinema Tarihinde Seyir Kültürü ve Seyirci” başlıklı söyleşide; Prof. Dr. N. Aysun Akıncı, Prof. Dr. Aydan Özsoy ve Dr. Öğretim Üyesi Barış Saydam konuşmacı olacak. Etkinlikte, 16.30’da Yönetmenlerin Yuvarlak Masası, 18.00’de kısa film yarışma seçkisinin gösterimleri yapılacak. Saat 20.30’da ise ödül töreni düzenlenecek. Festivalin son gösterimi ise Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’in “Kuru Taşın Başı” filmi ile olacak. Gösterimin ardından iki yönetmen de Mehmet Açar moderatörlüğündeki söyleşide yer alacak. Festival, kapanış konseriyle sona erecek. “HAFIZAYI ÇALI’DA YAŞATIYORUZ” Festivalin Nilüfer ve Çalı için taşıdığı öneme dikkat çeken Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Türkiye’nin ilk köy filmi 92 yıl önce burada, Çalı’da çekildi. Bu hafızayı yaşatmak da, üzerine yeni işler üretmek de bize düşüyor” dedi. Festivalin on yılda mahallenin kendi hikayesini anlattığı bir buluşmaya dönüştüğünü belirten Başkan Şadi Özdemir, “10’uncu yılında herkesi Çalı’ya bekliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı Haber

 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu Başladı

Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyumda, Çanakkale'nin zengin seramik geleneği çağdaş yorumlarla yeniden keşfedilecek. Kale Grubu bünyesindeki KTSM'nin de aktif katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, 3 fiziksel sergi, 52 bildiri sunumu, 8 çalıştay ve geleneksel pişirim gösterileriyle “Seramik Kenti” Çanakkale'ye yeni bir soluk getirecek. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi) aracılığıyla 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu’na destek veren Kaleseramik, 69 yıllık seramik mirasını sanatla buluşturarak Çanakkale'nin "Seramik Kenti" vizyonuna katkı sağlıyor. Seramik Sanatını Çok Katmanlı Bir Platformda Buluşturmak 1. Uluslararası Çanakkale Seramik Sempozyumu, seramik sanatını toplumsal yaşama yansıyan disiplin içi ve disiplinlerarası yönleriyle ele alan çevrimiçi sunumlar, uygulamalı çalıştaylar ve sergiler kapsamında düzenleniyor. Tayland, Güney Kore, Amerika, Macaristan ve Rusya'dan gelen 6 uluslararası ve 8 ulusal olmak üzere toplam 14 davetli sanatçı, 8 çalıştay yürütücüsü, 37 asistan ve 10 davetli konuşmacı Çanakkale'de ağırlanacak. Sempozyum süresince atölye çalışmaları, kamusal alan büyük ebat seramik heykel pişirimleri, 3 farklı fiziksel ve 2 farklı çevrimiçi sergi, 14 uluslararası ve 38 ulusal olmak üzere toplamda 52 çevrimiçi bildiri sunumu ve 8 çalıştay ile Çanakkale'nin binlerce yıllık seramik geleneği modern sanatla buluşturulacak. Kaleseramik: “Seramiği Sanatsal ve Kültürel Bir İfade Biçimi Olarak Görüyoruz” Kaleseramik'in sempozyuma desteği, şirketin sadece ticari bir üretici değil, aynı zamanda kültür-sanat destekçisi olma vizyonunun bir yansıması. Çanakkale Seramik ve Kalebodur markaları ile Kale Grubu bünyesindeki KTSM (Kale Tasarım ve Sanat Merkezi), disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan bir üretim ve dayanışma platformu olarak sempozyumun gerçekleşmesinde önemli bir rol üstleniyor. Kaleseramik, “İyi Bak Dünyana” vizyonuyla seramiği yalnızca bir yapı malzemesi olarak değil, sanatsal ve kültürel bir ifade biçimi olarak konumlandırıyor. 1957 yılında Çanakkale'nin Çan ilçesinde kurulan ve 69 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye seramik sektörünün öncüsü olan şirket, bu destekle yerel kalkınmaya, kültürel mirasa ve seramik sanatının geleceğine katkı sağlamayı hedefliyor. Çanakkale'nin Seramik Geleneği Geleceğe Taşınıyor Çanakkale'nin zengin kültürel dokusu içinde özel bir yere sahip olan seramik, geçmiş ile geleceği buluşturan çok katmanlı yapısıyla sempozyumda kuram, uygulama ve sergileme etkinlikleriyle ele alınacak. Küresel tarihin kültür belleği olarak özgün ve çoğulcu biçimlerini sonsuz bir yaşam döngüsünün doğasına yerleştiren seramik; zanaat ve endüstri ürünlerinin yanı sıra malzeme ve üretim süreçlerine bağlı olarak sunduğu eşsiz ifade olanaklarıyla sanat olgusunun merkezinde yer alıyor. Sempozyum kapsamında, seramiğin zanaat, sanat ve endüstri alanlarındaki güncel yaklaşımları ile bilim, sanat ve tasarım alanlarındaki disiplin içi ve disiplinlerarası konular tartışmaya açılacak. Bu tartışmalar aracılığıyla yeni teknik, estetik ve kavramsal fikirlerin geliştirilmesi ve farklı üretim biçimlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Uluslararası Sanat Ağlarını Güçlendirmek 6 ülkeden 14 uluslararası sanatçının katılımıyla gerçekleşecek sempozyum, Çanakkale'de küresel sanat ağlarını güçlendirmeyi ve kültürler arası diyaloğu desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Seramik Rotası'nda yer alan Çanakkale kentinde geleceğe dönük yaratıcı iş birliklerinin geliştirilmesi ve seramiğin ön planda olduğu sürdürülebilir bir sanat ortamı oluşturulması, sempozyumun temel hedefleri arasında yer alıyor. Türkiye'nin lider seramik üreticisi olarak Kaleseramik, sektörün sadece ticari değil, kültürel gelişimine de öncülük ediyor. 69 yıllık birikimini yeni nesil sanatçılarla paylaşarak geleceğe ilham veren şirket, bu sempozyumla Çanakkale'nin "Seramik Kenti" kimliğini güçlendirmeyi ve binlerce yıllık seramik geleneğini modern sanatla buluşturmayı hedefliyor. KTSM Gençlerle Buluşuyor Sempozyum kapsamında, 23 Temmuz'da Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM) gençlerle özel bir programda bir araya gelecek. KTSM, disiplinlerarası paylaşımlara, sanata ve sanatçıya alan açan, iş birlikleri için zemin oluşturan ve sürdürülebilirliği merkezine koyan yaklaşımıyla genç sanatçılara ilham kaynağı olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konya Büyükşehir “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu”na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Konya Büyükşehir “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu”na Ev Sahipliği Yapıyor

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Necmettin Erbakan Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi iş birliğinde “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu” serisinin ilki Konya’da gerçekleştiriliyor. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda konuşan KTO Karatay Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Anadolu Selçukluları’nın merkezi olmasının Konya için büyük bir avantaj olduğunu belirterek, “Bu avantajı biz, hayatın değişik aşamalarında görüyoruz. Sokağa çıktığımız zaman Alaaddin Tepesi'nin çevresini gezdiğimiz zaman kendimizi 1200'lü 1300'lü yıllarda görüyoruz. Bu büyük bir şans oluyor. Konya kültürel açıdan da aynı şekilde önemli bir konuma sahip” diye konuştu. “TARİH SADECE GEÇMİŞTE NE OLDUĞUNU ANLATMAZ, BUGÜN NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİNE IŞIK TUTAR” NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Soner Hunkan, Selçuklu’nun sadece Anadolu'yu Türk vatanı kılan askeri bir güç değil aynı zamanda adaleti, estetiği ve derinlikli bir yönetim aklını harmanlayan cihanşümul bir medeniyet olduğunu vurguladı. Hunkan, sempozyumdaki destekleri sebebiyle Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a teşekkür etti. 26. ve 27. dönem AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun da konuşmasına Konya Büyükşehir Belediyesi’ne, iş birliği yapan üniversitelere ve katkı veren herkese teşekkür ederek başladı. Bu sempozyumun geçmişte edinilen bilgilerin tarihin tozlu sayfalarından gün yüzüne çıkarılarak yeniden değerlendirilmesine ve daha derinlikli bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağına değinen Sorgun, sempozyumda sunulacak bildirilerin ve yapılacak akademik değerlendirmelerin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuracağını belirtti. “BU BÜYÜK MİRAS BUGÜN DE MEDENİYETİMİZE YOL GÖSTERMEYE HİÇ KUŞKUSUZ DEVAM EDİYOR” Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Selçukluların Türkistan'dan Anadolu'ya uzanan tarih yolculuğunda yalnızca güçlü bir devlet kurmakla kalmadığını, siyaset anlayışıyla, ilim hayatıyla ve medeniyet tasarrufuyla Türk İslam medeniyetine yön verdiğini anımsatarak, “Anadolu'nun vatanlaşmasında belirleyici rol üstlenen bu büyük miras bugün de medeniyetimize yol göstermeye hiç kuşkusuz devam ediyor” dedi. Uzbaş, bu büyük mirasın kalbinin ise Konya'da attığını belirterek, “Bugün sizlerle birlikte yaklaşık 20 yıla yayılan bir ilim yolculuğu olacak Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu'na ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Selçuklularda siyaset, diplomasi ve istihbarat temasıyla başlayan bu serüvenin Selçuklu devlet aklının derinliğini daha iyi kavramamıza vesile olacağına ve Selçuklu araştırmalarına yeni ufuk kazandıracağına yürekten inanıyorum. Sempozyumun düzenlenmesine katkı sunan üniversitelerimize, değerli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu'nun açılış oturumu gerçekleştirildi. Alanında uzman akademisyenler, ilgili başlıklarda bilgi ve birikimlerini paylaştı. ULUSLARARASI SELÇUKLU MEDENİYETİ SEMPOZYUMU Anadolu’da Türk-İslam medeniyetinin kurucusu olan Selçuklu Devleti’nin; tarih, coğrafya, sosyal yaşam, diplomasi, edebiyat, bilim ve askerî yapı gibi çeşitli alanlarda uluslararası akademik camiada daha kapsamlı biçimde araştırılması, bu konularda bilimsel yayınların artırılması ve Selçuklu medeniyetinin tanınırlığının güçlendirilmesi amacıyla uzun soluklu bir sempozyum programı planlandı. Bu kapsamda, toplam 20 yıl sürmesi öngörülen ve iki yılda bir düzenlenecek “Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu” serisinin ilki Konya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. “Selçuklularda Siyaset, Diplomasi ve İstihbarat” temasıyla, ulusal ve uluslararası akademisyenlerin katılımı ile düzenlenen sempozyum ile Selçuklu mirasının daha iyi anlaşılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Düzenleniyor! Haber

Üsküdar Üniversitesi “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Düzenleniyor!

Sempozyumda, Hz. Peygamber’in evrensel mesajı, Ehl-i Beyt’in İslam medeniyetindeki yeri ve nebevî mirasın günümüz dünyasına sunduğu çözüm önerileri disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacak. Yurtiçinden ve yurt dışından çok sayıda önemli akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilecek sempozyumun sonunda “Âl-i Beyt Manifestosu” kamuoyuyla paylaşılacak. Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan “3. Al-İ Beyt Sempozyumu”, 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve kanaat önderini bir araya getirecek. “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temasıyla düzenlenecek sempozyumda, Hz. Peygamber’in evrensel mesajı, Ehl-i Beyt’in İslam medeniyetindeki yeri ve nebevî mirasın günümüz dünyasına sunduğu çözüm önerileri disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacak. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumunda gerçekleştirilecek sempozyum, Hafız İbrahim Yağız’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayacak. Açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Amman-Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, Şeyh Abdülkadir Geylani Türbesi Baş Türbedarı ve Külliyesi Mütevellisi Seyyid Afif El-Ceylani, Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka gerçekleştirecek. Nebevî miras ve medeniyet tasavvuru farklı boyutlarıyla ele alınacak İki gün sürecek sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda Hz. Muhammed’in (sav) bıraktığı medeniyet mirası, Ehl-i Beyt’in İslam düşüncesindeki yeri, aile, ahlak, eğitim, tasavvuf, hukuk, iletişim, sosyal hayat ve çağdaş sorunlar gibi birçok konu uzman isimler tarafından değerlendirilecek. Sempozyumun birinci oturumu, Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in başkanlığında gerçekleştirilecek. Oturumda ilk olarak Prof. Dr. İbrahim Özdemir, çevrim içi olarak "Rahmet Medeniyeti: Hz. Peygamber'in Evrensel Mirası ve Medeniyet İnşasındaki Kurucu Rolü" başlıklı sunumunu yapacak. Ardından Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Niyazi Beki, Hz. Muhammed’in (sav) akılları, ruhları, kalpleri ve nefisleri fetih ve teshir etmesini ele alacak. Dr. İhsan Ünlü ise "Tarih Boyunca Ehl-i Beyt’in Ümmete Rol Model Aile Olması" konulu sunumuyla oturumda yer alacak. Öğle arasının ardından gerçekleştirilecek ikinci oturuma Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç başkanlık edecek. Oturumda Prof. Dr. Gülgün Uyar, "İslam Tarihinde Ehl-i Beyt: Alî-Fatıma Evlâdı" başlıklı sunumunu gerçekleştirecek. Dr. Kerim Güç, Anadolu Halvetîliğinde Ehl-i Beyt sevgisi ve İmâm Alî’nin manevî otoritesinin inşasını değerlendirecek. Dr. İlahe Memmedova Kurşun, sûfîlerin Ehl-i Beyt tasavvurunu "Vâris-i Muhammedî Olarak Ehl-i Beyt-i Mustafâ" başlığı altında ele alırken, Doç. Dr. Gencal Şenyayla ise Ehl-i Beyt kavramının tarihsel süreçte geçirdiği anlam ve kapsam dönüşümünü anlatacak. Oturum, başkanın değerlendirmesiyle sona erecek. Dijital çağdan ahlak krizine kadar güncel meseleler tartışılacak Sempozyumun ilerleyen oturumlarında nebevî mirasın günümüz dünyasındaki yansımaları da ele alınacak. Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sında Kerbelâ hakikati ve Ehl-i Beyt sevgisi, fıkhın ahlak ve medeniyet inşasındaki rolü ile dijital çağın anlam krizine karşı nebevî hikmet anlayışı gibi konular akademisyenler tarafından değerlendirilecek. Ayrıca vakıf medeniyeti, şifahaneler, bağımlılık olgusu ve Kur’an’daki embriyolojik kavramlar gibi farklı alanlarda gerçekleştirilecek sunumlarla nebevî mirasın bilimsel, sosyal ve kültürel boyutları ele alınacak. Eş zamanlı oturumlarda aile, eğitim ve Ehl-i Beyt sevgisi konuşulacak Sempozyum kapsamında Z-21 Salonu’nda gerçekleştirilecek eş zamanlı oturumlarda da nebevî mirasın farklı yönleri tartışılacak. Bu kapsamda Hz. Muhammed’in (sav) aile hayatının çağdaş aile krizlerine sunduğu örneklik, nübüvvet perspektifinden din eğitiminin yeniden inşası, yetim çocuklara yönelik yaklaşımın toplumsal dönüşümdeki rolü ve ideal aile modeli gibi konular ele alınacak. Osmanlı düşünce ve edebiyatında Ehl-i Beyt sevgisi, adil yönetici anlayışı, nübüvvet ve ahlak ilişkisi gibi başlıkların yanı sıra Mekke, Medine ve Kudüs’ün nübüvvet perspektifinden değerlendirilmesi, Hicret sonrası Medine’deki sosyo-politik dönüşüm ve erken İslam literatüründe bilgi-bilgelik anlayışı da uzman isimler tarafından incelenecek. Uluslararası katılımcılar da sempozyumda yer alacak Sempozyumun İngilizce ve çevrim içi gerçekleştirilecek uluslararası oturumlarında farklı ülkelerden akademisyenler nebevî mirasın evrensel boyutlarını ele alacak. Hz. Muhammed’in (sav) hayatının İslam eğitimindeki yeri, Hz. Hatice’nin İslam medeniyetinin kuruluş sürecindeki rolü ve Kur’an ile sünnet çerçevesinde örnekliğin insan ilişkilerindeki önemi gibi konular uluslararası katılımcılar tarafından değerlendirilecek. İkinci günün gündeminde medeniyet, epistemoloji ve yapay zekâ var Sempozyumun ikinci gününde ise Hz. Muhammed’in (sav) medeniyet tasavvuru, nübüvvetin sosyo-kültürel boyutu, çağdaş epistemolojik krizler, vahiy-akıl-kalp birlikteliği, Ehl-i Beyt’in tarihsel rolü ve günümüz ahlaki sorunları farklı perspektiflerden ele alınacak. Program kapsamında ayrıca modern İslam toplumlarında bilgi ve ahlak krizi, Risale-i Nur perspektifinde Âl-i Beyt, yapay zekâ sistemlerinde ahlaki sorumluluk, çevre etiği, savaş ahlakı, dijital oyunlarda insan onuru ve iletişim etiği gibi güncel konular da tartışmaya açılacak. Âl-i Beyt Manifestosu okunacak Ulusal ve uluslararası çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla iki gün sürecek sempozyum“Âl-i Beyt Manifestosu”nun kamuoyuyla paylaşılmasıyla sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Araştırmalarına Üç Kategoride Burs Desteği Haber

İstanbul Araştırmalarına Üç Kategoride Burs Desteği

Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü İstanbul üzerine yürütülen özgün doktora çalışmalarını desteklemek amacıyla verdiği burslar için 2026-2027 akademik yılı başvurularını açtı. Doktora Adayları için Araştırma ve Yazma Bursu, Seyahat Bursu ve Akademik Etkinlik Bursu olmak üzere üç farklı kategoride sağlanacak destekler için başvurular 22 Temmuz’a kadar yapılabilecek. Üç farklı kategoride burs desteği Program kapsamında, İstanbul’u odağına alan tez çalışmalarının araştırma, arşiv, saha ya da yazım süreçlerine katkı sunmak üzere bir doktora adayına 202.000 TL tutarında Doktora Adayları için Araştırma ve Yazma Bursu verilecek. İstanbul üzerine ileri düzey çalışmalar yürüten araştırmacılara yönelik Seyahat Bursu ise kısa süreli arşiv ve saha ziyaretlerini destekliyor. 2026-2027 akademik yılı için beş araştırmacıya 27.000 TL tutarında Seyahat Bursu sağlanacak. Yurt dışında düzenlenen konferans, sempozyum, atölye ya da benzeri akademik etkinliklerde İstanbul araştırmaları alanında tebliğ sunacak veya panel düzenleyecek araştırmacılar için verilen Akademik Etkinlik Bursu kapsamında da beş yüksek lisans ya da doktora öğrencisi veya bağımsız araştırmacıya 27.000 TL destek sunulacak. Başvurular 22 Temmuz’a kadar devam edecek Burslara; Türkiye’deki ya da yurt dışındaki üniversitelerde sosyal ve beşeri bilimler alanında lisansüstü eğitimine devam eden araştırmacılar ile program koşullarını sağlayan bağımsız araştırmacılar başvurabiliyor. Daha önce İstanbul Araştırmaları Enstitüsü burslarından yararlanan adaylar, son bursiyerlik dönemlerinin üzerinden beş yıl geçmesi halinde yeniden başvuru yapabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi Haber

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi

Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, Bizans Anadolu’sunun sınırlarını, komşuluk ilişkilerini ve kültürel dönüşüm süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri İstanbul’da bir araya getiren sempozyumda, Bizans mirasına ilişkin güncel araştırmalar ve yeni bakış açıları tartışıldı. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından düzenlenen Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul’da gerçekleştirildi. “Mekânın Müzakeresi: Bizans Anadolu’sunda Sınırlar, Komşular ve Etkileşimler” temasıyla düzenlenen sempozyum, Bizans çalışmaları alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarını bir araya getirdi. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) Vekil Direktörü ve Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, açılış konuşmasında sempozyumun Bizans Anadolu'sunu sınırlar, komşuluk ilişkileri ve kültürel etkileşimler perspektifinden yeniden değerlendirmek için önemli bir platform sunduğunu vurguladı. Uytterhoeven, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumun, Anadolu'nun çok katmanlı geçmişine ilişkin yeni bakış açılarını teşvik ettiğini belirtti. Sempozyumun açılış sunuşunu ise New York Metropolitan Müzesi Bizans Sanatı Küratörü Emerita Dr. Helen C. Evans yaptı. “Exploring Approaches to Byzantine Anatolia”, “Bizans Anadolu’suna Yaklaşımları Keşfetmek” başlıklı konuşmasında Evans, Bizans Anadolu'sunun yalnızca siyasi sınırlar üzerinden değil; ticaret, göç, kültürel etkileşimler ve farklı topluluklar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, Geç Antik ve Bizans Anadolu’sunun değişen sınırları, Bizans ile İslam ve Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültürel alışveriş süreçleri, kentler, mimari miras, kutsal mekânlar ve farklı topluluklar arasındaki etkileşimler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’den akademisyenler; tarih, arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi ve kültürel miras alanlarındaki güncel araştırmalarını paylaştı. Sempozyumda; Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Luca Zavagno, Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alexander Beihammer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Koray Durak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Keçiş ve Prof. Dr. Turhan Kaçar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Yoncacı Arslan, Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Natalia Poulou, Avusturya Bilimler Akademisi’nden (ve bu yılın ANAMED kıdemli bursiyerlerinden) Dr. Rustam Shukurov, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Keser-Kayaalp, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alessandra Ricci dahil olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı sunum gerçekleştirdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını Courtauld Sanat Enstitüsü’nden Prof. Dr. Anthony Eastmond yaptı. Kapanış oturumunda, Bizans Anadolu’suna yönelik araştırmaların geleceği, disiplinlerarası yaklaşımların önemi ve farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yönelik yeni araştırma alanları ele alındı. Koç Üniversitesi ve Stavros Niarchos Vakfı’nın destekleriyle 2015 yılında kurulan GABAM, Türkiye’de Geç Antik ve Bizans sanatı tarihi, arkeolojisi ve kültürel miras alanlarında kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. Merkez, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmaları destekleyerek uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine, akademik etkinliklerin düzenlenmesine ve Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasının daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kültürel mirasın korunması ve Bizans araştırmalarının gelişmesine önemli katkılar sunan Sevgi Gönül’ün vizyonunu yaşatan Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, yedinci kez düzenlenerek uluslararası akademik çevreleri İstanbul’da buluşturarak Geç Antik ve Bizans araştırmalarına yeni perspektifler kazandırdı. Sempozyum programı ve bildiri özetlerine https://sgsymposium.ku.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Hekimleri Canlı Yayında  4 Günde 70 Ameliyat Yapacak Haber

Göz Hekimleri Canlı Yayında  4 Günde 70 Ameliyat Yapacak

Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna ve çevrimiçi olarak yurtdışından katılan hekimlere aktarılıyor. Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak. Ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılıyor ve salondaki hekimlerin izlemesi sağlanıyor. Türk Oftalmoloji Derneği’nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiriyoruz. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasiyal Plastik Cerrahi, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilen canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna aktarılıyor. Aynı zamanda çevrimiçi olarak yurtdışından katılan göz hekimleri tarafından izleniyor. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunuyoruz” dedi. Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimleri takip ediyor Prof. Dr. Kıvanç Güngör, sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edecekler. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak. Geçtiğimiz yılda yine Ankara’da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrahı canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular.” diye konuştu. Dünyaya örnek oluyoruz Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlediklerini sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: “TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden başta T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof.Dr. Levent Öztürk olmak üzere Genel Hastane Başhekimi Doç. Dr. Osman İnan, Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Özlem Evren Kemer ve İdari Sorumlu Prof. Dr. Yasin Toklu’ya; yöneticilerimiz ve çalışanlarına, hemşire, teknisyen ve personeline, TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımı artıyor. ” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Miniklerden İklim Seferberliği Haber

Miniklerden İklim Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyesi çocukların kararı doğrultusunda, kent genelinde çocuklara ve gençlere yönelik iklim eylemi odaklı eğitim ve farkındalık çalışmalarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Yerelde İklim Eylemi ve Çocuk Sempozyumu” serisini tamamladı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından, Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, sekiz pilot okulda eğitim gören çocuklara iklim krizi ve çoklu krizler konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik eğitimler verildi. Sempozyumlar kapsamında 549 öğrenciyle tam zamanlı eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, belirlenen temalar doğrultusunda komisyonun rehberliğinde iklim odaklı kampanyalar yürüttü. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında ise projeye katılan okullar, yıl boyunca gerçekleştirdikleri iklim odaklı çalışmaları birbirleriyle paylaştı. Önemli bir farkındalık sürecine katkı sunan çocuklara program sonunda sertifikaları takdim edildi. İklim dostu etkinlikler Sempozyum programında; tohum, toprak, tarımsal faaliyetler ve su döngüsü ekseninde iklim değişikliği eğitimlerinin yanı sıra iklim krizi ile çocuk hakları arasındaki ilişkiyi ele alan farkındalık ve savunuculuk çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, “Su Kahramanları”, “Enerji Dedektifleri”, “Atıksız Okul”, “İklim Elçileri”, “Geri Dönüşüm Savaşçıları” ve “Hayvan Dostu Okul” başlıkları arasından seçim yaparak yıl boyunca belirledikleri alanda çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda boş sınıflarda ışıkların kapatılması, gün ışığından daha fazla yararlanılması, su tasarrufu için muslukların kontrol edilmesi ve sızıntıların tespit edilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, atık pillerin toplanması, beslenme çantalarında sürdürülebilir tüketim farkındalığının artırılması, geri dönüşüm kutularının doğru kullanılması, geri dönüştürülmüş malzemelerle sanat çalışmaları yapılması ve okul bahçelerinde hayvanlar için su ve mama kapları hazırlanması gibi çok sayıda etkinlik hayata geçirildi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yürüten AIESEC’in Dünya'nın En Büyük Dersi (World’s Largest Lesson-WLL) projesi kapsamında, Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından 30 gence yönelik eğitici eğitimi düzenlendi. AIESEC İzmir iş birliğiyle yürütülen proje sayesinde bin 500 çocuğa ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bini aşkın öğrenciyle birebir temas kurulurken, veliler ve öğretmenlerin de sürece dahil olmasıyla yaklaşık 10 bin kişiye erişim sağlandı. “İklim için birlikte hareket etmeliyiz” Sempozyum serisinin kapanış toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, çocukların yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli aktörleri olduğunu vurgulayarak, “Çocuklar genellikle gelecekle ilişkilendirilir. Oysa onlar tam da bugün şekilleniyor ve değişimin bir parçası oluyor. Sizler, yaşadığınız dünyaya bugün sahip çıkmanız açısından da çok değerlisiniz. Atılan küçük adımlar süreklilik kazandığında büyük değişimlere dönüşebilir. Bu farkındalığı ailelerinize, arkadaşlarınıza ve çevrenize taşıyacaksınız. Etki dalga dalga büyür ve bunu kalıcı hale getirebilirsek, iklim krizi gibi küresel sorunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz” dedi. “Farkındayız ve çaba harcıyoruz” Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal ise, “Yerel yönetimler olarak iklim krizi ve onun yarattığı çoklu krizlere karşı gerekli dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada en önemli hedef kitlemiz çocuklar. Çünkü kullandığımız kaynaklar aslında siz çocukların geleceğine ait. Biz büyükler olarak bunun farkındayız ve daha yaşanabilir bir dünya için çözüm üretmeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak okullarda yürütülen bu eğitimleri çok değerli buluyoruz” dedi. “Biz değişirsek toplum değişir” İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Genellikle sürdürülebilirlik denildiğinde akla ilk olarak çevre geliyor. Oysa sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere üç temel boyutu bulunuyor. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de toplumsal sürdürülebilirlik. Çocuklar; yönetime katılmanız, fikirlerinizi dile getirmeniz ve bizlere yol göstermeniz çok kıymetli. Siz değişirseniz bizi değiştirirsiniz, biz değişirsek toplum değişir” ifadelerini kullandı. İklim kahramanları sahnedeydi Toplantıda, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyeleri Poyraz Karagöz ve Lidya Mina Alpargu da söz alarak görüşlerini paylaştı. Projeye katılan öğrenciler ise sahneye çıkarak dönem boyunca yürüttükleri iklim dostu çalışmaları ve elde ettikleri kazanımları anlattı. Farkındalığın ve paylaşımın öne çıktığı etkinlikte, canlı müzik performansı da katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.