Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sera Gazı

Kapsül Haber Ajansı - Sera Gazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sera Gazı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eyüpsultan Sıfır Atık Merkezi’nde Milyonlarca Kilogram Atık Ekonomiye Kazandırıldı Haber

Eyüpsultan Sıfır Atık Merkezi’nde Milyonlarca Kilogram Atık Ekonomiye Kazandırıldı

AVRUPA YAKASI’NIN İLK OTOMATİK AMBALAJ ATIĞI AYRIŞTIRMA TESİSİ Eyüpsultan Belediyesi tarafından hizmete sunulan Eyüpsultan Sıfır Atık Merkezi’nde; ambalaj atıkları, cam, bitkisel atık yağ, pil, elektronik ve tekstil atıkları kaynağında ayrı toplanarak ayrıştırılıyor ve yeniden ekonomiye kazandırılıyor. İstanbul Avrupa Yakası’nın ilk otomatik ambalaj atığı ayrıştırma tesisi olma özelliğini taşıyan yaklaşık 1.800 metrekarelik merkezde; poşet açıcı, ön ayrıştırma kabini, balistik seperatör, magnet, disk elek (Disc Screen), ayrıştırma bandı ve saatte 15 ton ambalaj atığını sıkıştırabilen balya-pres makinesi gibi modern otomatik ayrıştırma sistemleri bulunuyor. GERİ DÖNÜŞÜMLE ÇEVREYE VE EKONOMİYE BÜYÜK KATKI Daha temiz, daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir Eyüpsultan hedefiyle çalışmalarını aralıksız sürdüren Eyüpsultan Belediyesi Sıfır Atık Merkezi, Nisan 2024’ten bugüne kadar önemli miktarda atığı geri dönüşüm sistemine dahil etti. Bu kapsamda 8 milyon 521 bin 572 kilogram kâğıt ve karton, 2 milyon 648 bin 597 kilogram plastik, 345 bin 469 kilogram metal, 508 bin 460 kilogram cam, 277 bin 525 kilogram bitkisel atık yağ ve 640 bin 116 kilogram tekstil atığı toplandı. 144 BİN AĞACIN KESİLMESİ ÖNLENDİ Toplanan atıkların geri dönüşüme kazandırılması sayesinde 1 milyon 664 bin 983 kilogram sera gazı salımının önüne geçildi. Ayrıca 144 bin 866 ağacın kesilmesi engellenirken, 277 milyon 525 bin litre içme suyu tasarrufu sağlandı. Bunun yanı sıra 50 milyon 474 bin 590 kilovatsaat enerji tasarrufu elde edilerek doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü Haber

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü

Enerji sektöründe yeşil dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefleyen CK Enerji, sanayi ve ticarethane müşterilerinin yenilenebilir enerji kullanımını uluslararası geçerliliğe sahip Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirerek sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2021 yılından Haziran 2026 tarihine kadar toplam 11 bin 488 şirketin I-REC almasına aracılık eden CK Enerji, 3 milyar 785 milyon kWh elektrik tüketiminin yeşilin enerji kaynaklarından karşılandığını belgelendirdi. Böylece 1.600 ton CO₂ eşdeğeri Kapsam 2 emisyonunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirilmesine ve yönetilmesine katkı sağlandı. JEOTERMAL VE HİDROELEKTRİK EN BÜYÜK PAYA SAHİP CK Enerji'nin sertifikalandırdığı yaklaşık 3,8 milyar kWh’lik elektrik tüketiminin kaynak bazlı dağılımında jeotermal ve hidroelektrik öne çıkıyor. CK Enerji verilerine göre bugüne kadar sertifikalandırılan yenilenebilir enerji tüketiminin; 1 milyar 347 milyon kWh'ı jeotermal, 1 milyar 339 milyon kWh'ı hidroelektrik, 491,3 milyon kWh'ı rüzgâr, 452,3 milyon kWh'ı güneş, 154,6 milyon kWh'ı ise biyokütle kaynaklarından sağlandı. 2026 ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI CK Enerji’den yapılan açıklamada 2026 yılının Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret edilerek, “SKDM'nin geçiş dönemi 31 Aralık 2025 itibarıyla sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülüklerin uygulanacağı döneme geçildi. Bu kapsamda Avrupa Birliği'ne ihracat yapan şirketlerin ürünlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını daha yakından takip etmeleri ve raporlamaları büyük önem taşımakta. Yenilenebilir enerji sertifikaları ise şirketlerin elektrik tüketimlerinden kaynaklanan emisyonlarını uluslararası standartlara uygun şekilde yönetmelerine ve raporlamalarına katkı sağlayan önemli araçlardan biri. Artık emisyonlarını etkin şekilde yönetebilen ve azaltım çalışmalarını belgeleyebilen şirketler rekabet avantajı elde ediyor. Bu nedenle çevresel performansın belgelenmesi tedarik zincirinde önemli bir kriter haline gelmiş durumda. Aynı zamanda bankalar ve finans kuruluşları ESG kriterlerini kredi değerlendirme süreçlerine giderek daha fazla entegre ediyor. Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendiren şirketler finansman süreçlerinde avantaj sağlayabiliyor” denildi. İHRACATÇI SANAYİ KURULUŞLARI ÖNE ÇIKIYOR I-REC sertifikalarına yönelik talebin, sürdürülebilirlik hedefleri, karbon ayak izi yönetimi ve uluslararası ticaret gereklilikleri doğrultusunda birçok sektörde hızla arttığı belirtilen açıklamada öne çıkan sektörler şöyle sıralandı: İhracatçı sanayi kuruluşları (Demir-çelik, çimento, alüminyum, kimya ve plastik),Tekstil ve hazır giyim,Otomotiv ve yan sanayi,Teknoloji şirketleri ve veri merkezleri,Bankacılık ve finans sektörü,Perakende, gıda ve hızlı tüketim sektörü. I-REC NEDİR? I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası), tüketilen elektriğin güneş, rüzgâr veya hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen bir sertifika sistemi olarak tanımlanıyor. Elektrik şebekesinde farklı kaynaklardan üretilen enerjiler fiziksel olarak birbirinden ayrılamadığı için, yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için uluslararası sistemde benzersiz bir sertifika oluşturulur. Bu sertifikalar sayesinde şirketler, elektrik tüketimlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirildiğini şeffaf ve doğrulanabilir şekilde belgeleyebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cengiz Enerji’den Sürdürülebilir Gelecek İçin 2030 Yol Haritası Haber

Cengiz Enerji’den Sürdürülebilir Gelecek İçin 2030 Yol Haritası

Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayarak güvenilir, erişilebilir ve daha düşük karbonlu enerji üretmeyi ve toplumsal kalkınmayı desteklemeyi amaçlayan Cengiz Holding’in grup şirketi Cengiz Enerji, ilk sürdürülebilirlik raporunu yayınladı. Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 10 başlığına doğrudan katkı sağlayan Cengiz Enerji, 5.164 MW’lık kurulu gücüyle Türkiye’nin toplam kurulu gücünün yüzde 4’ünü tek başına karşılıyor. Cengiz Enerji, yayınladığı sürdürülebilirlik raporu ile birlikte 2030 yılına kadar hayata geçirmeyi planladığı 3 adımlı stratejik yol haritasını da açıkladı. Enerji sistemleri dönüşürken şirketlerin dayanıklılığının, yenilik kapasitesinin ve sürdürülebilirlik yaklaşımının kurumsal başarının temel belirleyicileri haline geldiğini ifade eden Cengiz Enerji CEO’su Ahmet Türkoğlu, “Enerji sektöründe değer yaratmanın yolu; güvenilir enerji arzını güçlendiren, rekabetçi teknolojilere yatırım yapan ve iklim sorumluluğunu iş modelinin ayrılmaz bir parçası haline getiren bütüncül bir yaklaşım geliştirmekten geçiyor. Bu anlayış doğrultusunda attığımız her adım hem sektörün dönüşümüne katkı sunmayı hem de gelecek nesiller için daha sürdürülebilir bir enerji sistemi inşa etmeyi hedefliyor. Cengiz Holding’in uzun vadeli yatırım yaklaşımını, enerji üretiminde teknoloji, güvenlik ve sürdürülebilirlik odağıyla birleştiriyoruz. Türkiye’de enerji arz güvenliğine katkı sunarken, yurt dışı operasyonlarımızla da coğrafi çeşitliliğimizi artırıyor; farklı piyasa ihtiyaçlarına cevap verebilen dengeli bir üretim portföyünü sorumlulukla yönetiyoruz. 2025 itibarıyla Türkiye’de ve yurt dışında 5.600 MW’yi aşan kurulu gücümüzle, enerji dönüşümünün ölçek ve süreklilik gerektiren tarafında sorumluluk taşıyoruz. Ülkemizdeki kurulu gücün %61’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşması; bize hem düşük karbonlu büyüme hem de daha dayanıklı bir üretim portföyü inşa etme imkânı veriyor” dedi. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK HEDEFLERİ SİSTEMATİK ŞEKİLDE İZLENECEK Cengiz Enerji’nin yayınladığı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımı “İklim ve Enerji Dönüşümü, Çevrenin Korunması, Çalışan Sağlığı ve Güvenliği, Toplum ve Paydaşlar için Değer Yaratmak” olmak üzere dört temel öncelik etrafında şekilleniyor. Şirket tüm faaliyetlerinde çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarını gözeten bir değer yaratma modeli benimserken, daha sürdürülebilir enerji altyapısının inşasında aktif rol üstlenmeyi hedefliyor. Bunun için 2030 yılına kadar hayata geçecek 3 kademeli stratejik yol haritası hazırlayan Cengiz Enerji, ilk adım olarak kısa vadede sürdürülebilirlikte kurumsal yapılanmayı tamamlayacak. Şirket, bu yılın sonuna kadar tamamlamayı hedeflediği ilk aşama hedeflerde veri altyapısını daha da güçlendirerek, sera gazı emisyonları başta olmak üzere çevresel ve sosyal göstergelerini daha sistematik şekilde izleyecek. Ayrıca Cengiz Enerji, CDP iklim değişikliği ve su güvenliği raporlamasına yönelik de hazırlık çalışmalarını yürütecek. YATIRIM KARARLARINI İKLİM RİSKLERİ BELİRLEYECEK Yol haritasının orta vadeli ikinci aşamasını 2027- 2028 yıllarında tamamlamayı hedefleyen Cengiz Enerji, bu aşamada hedef belirleme süreçlerini daha ileri noktaya taşıyarak iklim risklerinin yatırım kararlarına etkisini derinleştirecek. Bu aşamada yenilenebilir enerji yatırımlarının güçlü desteği ile elde edilecek karbon sertifikaları sayesinde karbon ticareti yaklaşımını geliştirmeyi hedefleyen şirket, Sürdürülebilir tedarik zinciri perspektifi doğrultusunda Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) risk değerlendirme ve tedarikçi denetim programlarını da başlatarak, tedarikçilerinin de sürdürülebilirlik hedeflerini paylaşmasını sağlayacak. Yol haritasının uzun vadeli son aşamasını ise 2029-2030 yıllarında tamamlayacak olan Cengiz Enerji, net sıfır yolculuğunu daha görünür ve ölçülebilir hale getirecek. Bu süreçte Net-Sıfır yol haritasının detaylandırılarak kamuoyu ile paylaşılmasını hedefleyen şirket, iklim senaryo analizlerini de ileri düzeyde uygulayarak, uzun vadeli stratejisine entegre edecek. Şirket bu dönüşümün sonucunda ulusal ve uluslararası ÇSY inisiyatiflerinde de öncü rol oynayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Polat Enerji Rüzgar Enerjisindeki Gücüyle Dönüşüme Yön Veriyor Haber

Polat Enerji Rüzgar Enerjisindeki Gücüyle Dönüşüme Yön Veriyor

Her yıl 15 Haziran'da kutlanan Dünya Rüzgar Günü, rüzgar enerjisinin iklim değişikliğiyle mücadele, enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı öneme yönelik farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. Polat Enerji de bu özel gün vesilesiyle rüzgar enerjisinin temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek için üstlendiği kritik role dikkat çekerken, yenilenebilir enerji ve enerji depolama alanındaki yatırımlarının Türkiye'nin enerji dönüşümüne sağladığı katkıyı vurguluyor. 25 yılı aşkın süredir yenilenebilir enerji sektöründe faaliyet gösteren Polat Enerji, Türkiye ve Macaristan'da konumlanan 12 santrali, 1.177 MW kurulu gücü ve yıllık yaklaşık 2,5 milyar kWh temiz enerji üretimiyle sektörün önde gelen oyuncuları arasında yer alıyor. Türkiye'nin en kapsamlı rüzgar enerjisi portföylerinden birini yöneten şirket, yurt içi ve yurt dışında devreye aldığı toplam 170 MWh depolama kapasitesi ve uzun vadeli yatırımlarıyla enerji dönüşümündeki öncü konumunu sürdürüyor. Polat Enerji'nin Rüzgar Enerjisindeki Güçlü Portföyü Yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdürülebilir bir gelecek için stratejik bir öncelik olarak gören Polat Enerji; Türkiye'de Soma RES, Geycek RES, Göktepe RES, Poyraz RES, Seyitali RES ve Ege RES olmak üzere toplam 6 rüzgar enerjisi santraliyle faaliyet gösteriyor. Şirket, yalnızca rüzgar enerjisi santralleriyle 2 milyar kWh elektrik üreterek 1 milyondan fazla hanenin enerji ihtiyacını karşılarken, her yıl yaklaşık 1,3 milyon ton CO₂e sera gazı emisyonunun da önüne geçiyor. Portföyünde 328,9 MWm kurulu gücüyle Türkiye'nin işletmedeki en büyük rüzgar enerji santrali olan Soma RES'i bulunduran Polat Enerji, depolama alanındaki yatırımlarıyla da dikkat çekiyor. Göktepe RES'te geliştirilen 132,8 MWh büyüklüğündeki depolamalı kapasite artışı projesi, Türkiye'nin en büyük batarya enerji depolama sistemi (BESS) projeleri arasında yer alırken, Ege RES ise Türkiye'nin ilk depolamalı rüzgar kapasite artışı yatırımı olarak öne çıkıyor. Doğayla uyumlu üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren şirket, yenilenebilir enerji kaynaklarını çevresel ve ekonomik değer yaratacak şekilde değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elmacık RES 70,8 MW Kurulu Güçle Tam Kapasite Üretime Başladı Haber

Elmacık RES 70,8 MW Kurulu Güçle Tam Kapasite Üretime Başladı

Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını sürdüren Metgün Enerji’nin Kırklareli’nde hayata geçirdiği Elmacık Rüzgâr Enerji Santrali’nde (RES) tüm türbinlerin bakanlık kabul işlemleri tamamlandı. Böylece 12 adet N163/5.9 MW kurulu gücündeki türbinden oluşan proje, 70,8 MWm / 70 MWe kurulu gücüyle tam kapasite devreye alındı. Türkiye’nin enerji dönüşümüne ürettiği temiz enerjiyle katkı sunacak Elmacık RES’in yılda ortalama 275.000 MWh elektrik enerjisi üretmesi öngörülüyor. Söz konusu üretim miktarıyla yaklaşık 92.000 hanenin yıllık elektrik ihtiyacının karşılanması öngörülürken, yılda yaklaşık 172.000 ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonunun önüne geçilebilecek. Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Elmacık RES projemizde tüm türbinlerin bakanlık kabul süreçlerini başarıyla tamamlayarak santralimizi tam kapasiteyle devreye aldık. Bu yatırım, yenilenebilir enerji üretim kapasitemizi güçlendirirken ülkemizin enerji dönüşümünün yanı sıra enerji arz güvenliğine de katkı sağlıyor.” dedi. 2030 yılına kadar 1.000 MW kurulu güce ulaşma hedefleri doğrultusunda yatırımlarına devam edeceklerini belirten Uğur Işık, yeni projeler ve enerji depolama yatırımlarıyla yenilenebilir enerji portföylerini büyütmeyi sürdüreceklerini söyledi. Işık, temiz enerji üretimine de değinerek; yenilenebilir enerji alanında mevcut yatırımlarıyla karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamaktan mutluluk duyduklarını, planlanan yeni projelerle de bu katkıyı daha da artırmayı hedeflediklerini belirtti. Uğur Işık “Son günlerde dünya gündemine oturan enerji krizi, bir kez daha dikkatleri ülkeler için yerli enerjinin önemine çekti. Ülkemizin enerji potansiyelinin en etkin şekilde değerlendirilmesine katkı sunmak bizim için büyük değer taşıyor. Devreye aldığımız Elmacık RES projemizin de ülkemizin enerji bağımsızlığına değerli bir katkı sunmasını temenni ediyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma Haber

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde temin edilen kaynakla Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımlara finansman sağlanacak. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin JBIC ile bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi olduğunu belirterek, “COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için yeşil dönüşümü desteklemeyi sürdüren Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), uzun soluklu iş ortağı Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile yürüttüğü iş birliğine bir yenisini daha ekledi. Daha önce 2015, 2022 ve 2023 yıllarında JBIC ile hayata geçirilen GREEN kredi anlaşmalarının devamı niteliğindeki bu yeni finansmanla birlikte 350 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 4 kredi anlaşması imzalandı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğüyle sağlanan söz konusu kredi, Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sunacak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımların finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak MUFG Bank, Ltd. de destek veriyor. TSKB, Samuray Bonoları ihracı aracılığıyla Japon sermaye piyasalarında başlattığı işlemlerini 1999 Marmara depreminden etkilenen firmaların desteklenmesi amacıyla 2000 yılında JBIC ile imzaladığı ilk kredi anlaşmasıyla pekiştirirken, iki kurum arasındaki stratejik ortaklığın da temellerini attı. TSKB ve JBIC arasındaki güçlü iş birliği, ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kalkınma odağında derinleşerek devam etti. Bu kapsamda, Türkiye’de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla 150 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 1 kredi anlaşması 2015 yılında hayata geçirildi. Bunu, 2022 yılında imzalanan 220 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 2 kredi anlaşması izledi. 2023 yılında ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanan deprem felaketinin ardından ise iki kurum arasındaki köklü iş birliğinin ve Türkiye ile Japonya arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak temin edilen 200 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 3 kredisiyle, depremden etkilenen firmaların yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımları desteklendi. TSKB, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. 2015, 2022 ve 2023 yıllarında hayata geçirilen GREEN kredilerinin devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte TSKB’nin JBIC’ten son 10 yılda sağladığı toplam finansman tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. JBIC ile imzalanan kredi anlaşması hakkında değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “JBIC ile 2000 yılından bu yana başarıyla sürdürdüğümüz stratejik ortaklığımızı, Türkiye ve Japonya’nın birbirlerine destek olma konusunda uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği geçmişinden aldığımız güçle 350 milyon dolarlık bu yeni anlaşmayla bir üst seviyeye taşımaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. JBIC’ten temin edilen en yüksek montanlı kredi olma özelliğini taşıyan GREEN 4 kredisi, ülkemizin enerji politikaları, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hedefleriyle de bütünlük gösteriyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı (NDC) çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını mevcut artış senaryosuna göre %41 azaltmayı hedeflerken, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, yeşil sanayi dönüşümünü öncelikli alanlar arasında konumlandırıyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle değer yaratmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni finansman ile Türkiye’nin COP31 Eylem Gündem’indeki önceliklerine, özellikle temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim eylemi uygulama mekanizması eylemlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız garantörlüğü altında değerli iş ortağımız JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşmayla sürdürülebilir kalkınma rotasında ülkemiz için güçlü bir adım daha attık. Bu kapsamda, GREEN 4 kredimiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na değerli desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. JBIC Genel Direktörü Hiroyuki Suzuki anlaşma hakkında şu açıklamaları yaptı: “GREEN 4 kredisi, JBIC ve TSKB arasında süregelen iş birliği temelinde gelişen uzun soluklu ve yakın ortaklığı yansıtıyor. JBIC olarak, TSKB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesinde üstlendiği önemli rolü büyük bir takdirle karşılıyoruz. Bu kredinin, Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların teşvik edilmesine katkı sağlaması, ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmesi ve Japon şirketlerinin uzmanlık ve teknolojileriyle iş birliği fırsatları yaratmasını bekliyoruz. Japonya’nın politika odaklı finans kuruluşu olarak JBIC’in Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çabalarını desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla TSKB ile yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğini paylaşmak isteriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Termo Teknik Çorlu Üretim Tesisinde Enerji Tüketimini 881 bin kWh Azalttı Haber

Termo Teknik Çorlu Üretim Tesisinde Enerji Tüketimini 881 bin kWh Azalttı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılında toplam enerji kullanımında en büyük payı yüzde 41,2 ile imalat sanayi alıyor. Fabrikaların üretim süreçlerinde yoğun enerji tüketmeleri, enerji verimliliği yatırımlarını hem ekonomik hem de çevresel açıdan kritik hale getiriyor. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen uygulamalar, sanayinin geleceğinde belirleyici rol oynuyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Termo Teknik Genel Müdürü Ali Oraloğlu, sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda Çorlu’daki fabrikalarında çevresel etkileri azaltmaya yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. 2025’te 881 bin kWh tasarruf sağlandı Oraloğlu, “Çorlu’daki fabrikamızda yer alan 8 panel radyatör üretim hattımız ile dünyanın en büyük panel radyatör üretim tesisine sahibiz. Üretim kapasitemizi artırırken çevresel etkileri azaltmaya yönelik yatırımlarımızı da kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda fabrikamızda kullanılan Bina Yönetim Sistemi (BMS) sayesinde tüm mekanik ve elektriksel sistemleri merkezi olarak izliyor, maksimum verimlilikle yönetiyoruz. Hayata geçirdiğimiz enerji verimliliği projeleriyle 2025 yılında 881 bin 268 kWh’nin üzerinde enerji tasarrufu sağladık. Bu kazanım, yıllık 6 bin 822 litre petrol eşdeğeri tasarruf anlamına geliyor.” 2026 için tasarruf hedefi 907 bin kWh 2026 yılı hedeflerine ilişkin de bilgi veren Oraloğlu, “2026 yılında yıllık en az 907 bin 706 kWh enerji tasarrufu sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca geri dönüşüm faaliyetlerimiz sayesinde aylık ortalama 4 bin 251 kilogram sera gazı oluşumunu önlemeyi amaçlıyoruz” dedi. Termo Teknik Hakkında 1966 yılında İstanbul’da kurulan Termo Teknik, radyatör üreticisi olarak ısıtma sektörüne giriş yapmıştır. Türkiye ve Avrupa’nın en büyük ısı sistemleri tedarikçisi olan Termo Teknik, 1999 yılında ısıtma alanında dünyanın en büyük şirketlerinden Stelrad Radiators Group (SRG) bünyesine katılarak, iç ve dış pazarlardaki gücünü artırmaya devam etmiştir. İstanbul İstinye’deki fabrikasını 1991 yılında Çorlu’daki yeni modern tesisine taşıyan Termo Teknik, 2016 yılında tamamlanan yeni yatırımı ile yıllık 5 milyon metre üretim kapasitesine ulaşarak, dünyanın en büyük panel radyatör fabrikası haline gelmiştir. 84.000 metrekare arazi üzerine kurulu tesisinde yatırımlarına devam eden Termo Teknik, 2019 yılında 7. hattını, 2022 yılında ise 8. hattını kurmuştur. 2023 yılına gelindiğinde 100.000 metrekare açık, 57.063 metrekare kapalı alana ulaşan modern tesiste, yılda 5,5 milyon adeti aşan panel radyatör üretim kapasitesine ulaşılmıştır. Türkiye’deki yatırımı 120 milyon doların üzerinde olan Termo Teknik, yıllardır ISO 500 listesinde en büyük sanayi şirketleri arasında yer almaktadır. Yarım asrı aşkın süredir titizlikle ürettiği radyatör ürün gruplarını 7 kıtada, 50’nin üzerinde ülkeye ihraç eden Termo Teknik, ihracat şampiyonu olarak da sayısız ödüle layık görülmüştür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı Haber

UN Global Compact Türkiye’den Dünya Çevre Günü’nde İş Dünyasına Çağrı

Küresel veriler, iklim eyleminde zaman kaybetmeden ilerlenmesi gereken bir dönemde olduğumuzu ortaya koyuyor. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) State of the Global Climate 2025 raporuna göre 2015–2025 arasındaki dönem kayıtlardaki en sıcak 11 yıl oldu. 2025 yılında küresel sıcaklık sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,43°C üzerinde seyretti. Artan sıcaklıklar; su stresi, gıda güvenliği, altyapı baskısı, enerji talebi ve tedarik zinciri kesintileri gibi başlıkları şirketler için daha görünür hale getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Global Energy Review 2026 raporuna göre küresel enerji kaynaklı CO₂ emisyonları 2025’te yüzde 0,4 arttı. UNEP’in Emissions Gap Report 2025 raporu, mevcut politikalarla dünyanın bu yüzyıl sonuna kadar yaklaşık 2,8°C’lik bir ısınma patikasında ilerlediğini ortaya koyuyor. Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırabilmek için küresel emisyonların 2035’e kadar 2019 seviyelerine göre yüzde 55 azaltılması gerekiyor. Mevcut gidişat ile bilimsel hedefler arasındaki bu fark, iklim eyleminde daha hızlı ve kararlı adımlar atılması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşümde iş dünyasına da önemli bir rol düşüyor. Küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümü iş dünyasının faaliyetleri ve değer zincirlerinden kaynaklanırken, şirketler aynı zamanda düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapma, inovasyonu hızlandırma ve tedarik zincirlerini dönüştürme kapasitesi ile dönüşümü hızlandırma gücüne sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte şirketlerin enerji kullanımı, üretim süreçleri, satın alma kararları, tedarik zinciri yönetimi, yatırım planları ve kaynak verimliliği gibi alanlarda atacağı adımlar küresel iklim hedeflerine ulaşılmasında önemli bir rol oynayacak. COP31 Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi, iklim kanunu çalışmaları, emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, sürdürülebilirlik raporlaması standartları ve Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel düzenleyici gelişmeler, şirketlerin düşük karbonlu ekonomiye geçişini artık ertelenemez bir rekabet meselesi haline getiriyor. COP31, bu dönüşümün hızlandırılması ve Türkiye iş dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. COP31’in “Uygulama COP’u” olarak konumlandırılması; verilen hedeflerin nasıl hayata geçirileceğinin tartışıldığı ve somut ilerleme için tüm paydaşların birlikte çalışacağı bir süreci tanımlıyor. COP31'in ana gündem maddeleri olan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji geçişi ve iklim uyumu; önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanları ortaya koyuyor. Bu alanlarda şirketlerimiz taahhütlerini güçlendirerek, ilerlemeyi şeffaf raporlayarak, inovasyonla dönüşümü ölçeklendirerek ve tüm değer zincirine yayarak küresel rekabet güçlerini artırabilir. İş birliği, dönüşümün hızını ve etkisini artıracak İklim krizi, hiçbir kurumun tek başına çözebileceği bir sorun değil. COP31’e giden süreçte kamu, özel sektör, finans kuruluşları, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler ekosistemi arasında kurulacak güçlü iş birlikleri, Türkiye’nin iklim eylemine katkısını artırmak açısından kritik önem taşıyor. Hedefleri uygulamaya geçirme zamanı Bilim temelli hedefler, şirketlerin iklim taahhütlerini ölçülebilir ve izlenebilir azaltım patikalarına dönüştürmesi açısından önemli bir araç sunuyor. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi), şirketlerin sera gazı emisyon azaltım hedeflerini iklim bilimiyle uyumlu şekilde belirlemelerine ve doğrulatmalarına imkan sağlıyor. SBTi verilerine göre dünya genelinde 11 binden fazla şirketin hedefleri doğrulanmış durumda. Türkiye’de de 100’e yakın şirketin SBTi sürecine dahil olması ve bu sayının giderek artması, iş dünyasında bilim temelli iklim hedeflerine yönelik ilginin güçlendiğini gösteriyor. UN Global Compact Türkiye, şirketleri bilim temelli iklim hedeflerini belirleme, uygulamaya taşıma, ilerlemeyi izleme ve paydaşlarla iş birliğini güçlendirme süreçlerinde desteklemeye devam ediyor. Hızlandırma programları, eğitimler, kaynaklar, küresel ve yerel deneyim paylaşımı ağları ile iş dünyasının iklim eylemine katkısını artırmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.