Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sera Gazı

Kapsül Haber Ajansı - Sera Gazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sera Gazı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Verimliliği Yatırımları Rekabet Avantajına Dönüşüyor Haber

Enerji Verimliliği Yatırımları Rekabet Avantajına Dönüşüyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2024 yılı sera gazı emisyon istatistiklerine göre, endüstriyel işlemler ve ürün kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonları, Türkiye'nin toplam sera gazı emisyonlarının %12,9'unu oluşturuyor. Sanayi kaynaklı emisyonların azaltılması, hem Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefleri hem de uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün korunması açısından kritik önem taşıyor. Bu kapsamda yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu, 2026-2027 yıllarını kapsayan pilot uygulama dönemiyle sanayi kuruluşlarının karbon emisyonlarını daha etkin yönetmelerini sağlayan yeni bir dönemi başlattı. ETS, sanayinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırıyor Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), yalnızca Türkiye'nin iklim hedeflerine ulaşmasını destekleyen bir mekanizma olmanın ötesinde, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile uyum sürecinde de stratejik bir rol üstleniyor. İşletmelere karbon emisyonlarını ölçme, izleme ve yönetme konusunda sistematik bir çerçeve sunan sistem, özellikle ihracatçı sanayi kuruluşlarının karbon maliyetlerini daha etkin yönetmelerine ve uluslararası pazarlarda rekabet güçlerini korumalarına katkı sağlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çukurova Isı Yönetim Kurulu Üyesi Osman Ünlü, Emisyon Ticaret Sistemi'nin sanayide enerji verimliliği yatırımlarını hızlandıracağını belirterek şunları söyledi: "Küresel ticarette karbon emisyonlarının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, işletmeler yalnızca üretim maliyetlerini değil, karbon maliyetlerini de yönetmek zorunda kalıyor. Bu kapsamda yürürlüğe giren Emisyon Ticaret Sistemi, özellikle Avrupa Birliği'ne ihracat yapan sanayi kuruluşlarının karbon yönetimini güçlendirmelerine ve uluslararası düzenlemelere uyum sağlamalarına katkı sunuyor. Bu sayede işletmeler, karbon kaynaklı maliyetlerini daha etkin yönetebilecekleri bir dönüşüm sürecine hazırlanıyor." "Yüzde 70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz" Çukurova Isı olarak, sanayicilerin emisyon yükünü azaltmalarına katkı sağlayan teknolojiler geliştirdiklerini ifade eden Ünlü, şunları söyledi: "Avrupa Komisyonu'nun Ecodesign (ErP) Direktifi'ne uygun olarak geliştirdiğimiz Goldsun CPH seramik plakalı radyant ısıtıcı ürünümüzle geleneksel ısıtma sistemlerine göre %70 daha verimli ısıtma sağlıyoruz. İşletmeler bu sayede hem enerji maliyetlerini hem de ürünlerinin gömülü karbon emisyonlarını düşürebiliyor." Ünlü, karbon emisyonlarının azaltılmasının artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ihracat pazarlarında rekabetçiliğin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Yüksek verimli teknolojilere yapılan yatırımların işletmelere hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli kazanımlar sağladığını da sözlerine ekledi. Çukurova Isı Hakkında Çukurova Isı, 1991 yılında ısıtılması zor olan büyük ve geniş hacimler için dizayn edilmiş radyant ısıtma sistemlerinin; ithalat, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulmuştur. Endüstriyel ısıtma alanında başlayan serüvenine, 2000’li yıllardan itibaren radyant ısıtıcı ve infrared ısıtıcıların üretim faaliyetlerini de ekleyen Çukurova Isı, kendi markası olan GOLDSUN ve SILVERSUN ile doğalgazlı radyant ve elektrikli infrared ısıtıcı pazarında fark yaratan çalışmalar yürütüyor. Türkiye’de radyant ısıtma pazarında %65 pazar payı ile lider olan Çukurova Isı’nın ürün portföyünde; “borulu radyant ısıtıcılar, sıcak hava üreticileri, seramik plakalı radyant ısıtıcılar, stadyum tribün ısıtıcıları, elektrikli halojen ısıtıcılar, doğalgazlı termo-konvektörler, hava perdeleri ve seyyar radyant ısıtıcılar” yer alıyor. Çukurova Isı; fabrika, depo, hangar, cafe, restoran, spor salonu, cami ve seralar için hem dayanıklı hem de ekonomik ve etkili ısıtma sistemleri sunuyor. Ayrıca 81 ili kapsayan geniş bayi ağı ile çözüm ortağı olduğu projelere ısıtma sistemleri konusunda keşiften projelendirmeye, satıştan, devreye alma süreçlerine kadar komple sistem çözümü sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği Haber

Avrasya Tüneli'nde Döngüsel Tasarım Örneği

Dünya, baştan sona bir dönüşüm hikayesidir. Doğada hiçbir şey olduğu gibi kalmaz; taş aşınır toprak olur, ağaç yaşlanır toprağa karışır, su buhara dönüşür, mevsimler birbirinin içinden geçerek yeni başlangıçlara kapı aralar. İnsan eliyle üretilen nesneler de bu döngünün dışında değildir. Kimi zaman kırılır, yırtılır, eskir ya da işlevini yitirir. Oysa her son, yeni bir başlangıcın ihtimalini içinde taşır. Çünkü gerçek dönüşüm, bir nesnenin yalnızca biçimini değil, ona yüklenen anlamı da yeniden yaratabilmektir. Bu hikayenin başlangıcı da doğanın küçük ama beklenmedik bir dokunuşuyla oldu. Bir karganın düşürdüğü taş nedeniyle zarar gören ve enerji üretme işlevini kaybeden güneş paneli, Avrasya Tüneli tarafından atığa dönüştürülmek yerine yeniden değerlendirilmek üzere sanatçı ve akademisyen Dr. Işıl Eğrikavuk’la buluşturuldu. Sürecin merkezinde yalnızca panelin dönüşümü değil, çalışanların da bu dönüşümün bir parçası olması yer aldı. Işıl Eğrikavuk’un çalışanlarla gerçekleştirdiği atölyede, eserin taşıyacağı ortak niyetler ve yerleştirmede kullanılacak bitkiler birlikte belirlendi. Böylece panel, bu kez güneşten aldığı ışığı enerjiye dönüştürmek için değil; sürdürülebilirlik, yaratıcılık ve döngüsel yaşam fikrine ilham vermek için bir sanatçının elinde yeniden hayat buldu. Eğrikavuk: Bu yerleştirme birlikte düşünmenin yaşayan bir daveti Esere, “Birlikte: Diyalog Çemberi” adını veren Işıl Eğrikavuk, eseri şöyle anlatıyor: “Eser, Avrasya Tüneli çalışanlarıyla birlikte gerçekleştirilen bir sürecin sonucunda ortaya çıkan, yaşayan bir katılımcı sanat yerleştirmesidir. Proje, kullanım ömrünü tamamlamış bir güneş panelini yeniden işlevlendirerek sohbeti, karşılaşmayı ve birlikte düşünmeyi teşvik eden ortak bir buluşma alanına dönüştürür. Yerleştirmede bulunan bitkiler ve toprakta yer alan kelimeler, çalışanlarla gerçekleştirilen atölyede birlikte üretilen değerleri ve ortak niyetleri temsil ediyor. Bu eser zamanla değişir, büyür ve onu kullanan insanların hikayeleriyle yaşamaya devam eder. Bu yerleştirme, birlikte düşünmenin ve bakım vermenin yaşayan bir davetidir.” Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener: Kullanım ömrünü tamamlayan malzemeye yeni bir değer kazandırdık Eserin, 28 Temmuz 2026, Salı gerçekleştirilen açılışında Avrasya Tüneli çalışanları birlikte eserin etrafına tohum ekti. Böylece ‘Birlikte: Diyalog Çemberi’ zamanla büyüyen, değişen ve Avrasya Tüneli çalışanlarının katkısıyla yaşamaya devam eden bir bahçe ve diyalog alanına dönüşecek. Avrasya Tüneli’nin sürdürülebilirlik çalışmalarını ve bu çalışmaların güneş panelinin dönüşüm hikayesine nasıl ilham verdiğini anlatan Avrasya Tüneli Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, süreçle ilgili şunları söylüyor: "Avrasya Tüneli, tasarımdan inşaata ve işletme sürecine kadar her aşaması sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınan bir proje. Bu anlayış, yatırımcılarımız Yapı Merkezi ve SK ecoplant'ın kurumsal kültürünü ve uzun vadeli vizyonunu da yansıtıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini odağına alan bu yaklaşım, bugün gerçekleştirdiğimiz her uygulamaya yön veriyor. İşletme binamız LEED Gold Sertifikası alacak şekilde tasarlandı ve inşa edildi. Elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirildik. Ayrıca 2021 yılından bu yana sera gazı emisyonlarımızı ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileriyle dengeleyerek karbon nötr proje statümüzü koruyoruz. Bu yıl aldığımız ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumumuzu güçlendirdik. Ancak sürdürülebilirlik bizim için yalnızca enerji verimliliği, karbon yönetimi ya da çevresel performans göstergelerinden ibaret değil. Aynı zamanda kaynakların yaşam döngüsünü yeniden düşünmek, kullanım ömrünü tamamlayan malzemeleri farklı bir değerle yeniden hayata kazandırmak ve bu süreçte insanı merkeze alan çözümler üretmek anlamına da geliyor. Bu yaklaşımla, zarar gören güneş panelini bir atık olarak değil, yeni bir hikayenin başlangıcı olarak gördük. Bir zamanlar temiz enerji üretimine katkı sağlayan bir panelin bugün çalışanları bir araya getiren, birlikte düşünmeyi teşvik eden yaşayan bir bahçe ve diyalog alanına dönüşmesi, sürdürülebilirliğin yalnızca teknik çözümlerden değil, aynı zamanda yaratıcılık, iş birliği ve ilham veren fikirlerden beslendiğini gösteriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Altı Aylık Kârı 5 Milyar TL’yi Aştı Haber

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Altı Aylık Kârı 5 Milyar TL’yi Aştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2026 yılının ilk altı ayına ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Bankanın aktif büyüklüğü 214,6 milyar TL’ye ulaştı. Bankanın kredi hacmi 126,4 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 0,52 düzeyinde gerçekleşti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 30 seviyesinde olurken, net kârı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artışla 5 milyar TL’nin üzerinde gerçekleşti. Uluslararası kaynakları ülkemizin yatırımlarıyla buluşturuyoruz Yılın ilk yarısında uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla iş birliklerimizi yeni kaynak anlaşmalarıyla güçlendirdiklerini belirten Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, sağlanan finansmanın Türkiye’nin üretim kapasitesini ve yeşil dönüşümünü destekleyen yatırımlara kullanılacağını ifade etti. Öztop, “Avrupa Yatırım Bankası ile 100 milyon Avro, Dünya Bankası ile 200 milyon Avro, Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası ile 350 milyon ABD doları ve Fransız Kalkınma Ajansı ile 200 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları gerçekleştirdik. Uluslararası finansman kuruluşlarından sağladığımız bu kaynaklar, KOBİ’lerin temiz enerji ve enerji verimliliği yatırımlarından altyapı yatırımlarına, düşük karbonlu üretimden kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendiren uygulamalara kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bu iş birlikleriyle uluslararası finansman kapasitemizi artırırken, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi. Yatırım bankacılığı faaliyetlerimizle stratejik projelere değer katıyoruz Yılın ilk yarısında yatırım bankacılığı faaliyetlerini etkin şekilde sürdürdüklerini ifade eden Öztop, “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile yürüttüğümüz projeler kapsamında Tekirdağ Çeşmeli Limanı özelleştirme ihalesinin açık artırma sürecini başarıyla tamamladık. Sermaye piyasaları alanında ise Vakıf Leasing’in toplam 1,8 milyar TL tutarında sukuk ihracına aracılık ederek şirketlerin alternatif finansman kaynaklarına erişimine katkı sunduk. Özel sektöre sunduğumuz finansal danışmanlık hizmetleri kapsamında girişimlerin yatırım süreçlerine de destek vermeyi sürdürdük.” ifadelerini kullandı. Girişimcilik ekosistemine uzun vadeli değer yaratmayı sürdürüyoruz Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosistemine sağlanan desteğin ikinci çeyrekte de artarak devam ettiğini belirten Öztop, "Veri bilimi, pazarlama teknolojileri, enerji teknolojileri ve yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren girişimlere yatırım gerçekleştirdik. Yenilikçi ve İleri Teknolojiler GSYF portföyümüze ise ileri teknoloji alanında faaliyet gösteren bir girişimi dahil ettik. Kuruluşunu yılın ilk çeyreğinde duyurduğumuz, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği iş birliğiyle kurulan OİB GSYF’nin lansmanını gerçekleştirdik. Otomotiv sektöründeki teknoloji girişimlerine yönelik oluşturduğumuz OİB GSYF ile girişim sermayesi ekosistemine yeni bir fon kazandırdık" dedi. Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla bugüne kadar girişimcilik ekosistemine aktarılan toplam kaynağın 95,9 milyon ABD dolarına ulaştığını belirterek, yeni yatırımlar ve alt fonlarla Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Öztop, "Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96'sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı. Finansman sağladığımız yenilenebilir enerji projeleriyle yaklaşık 4 milyon ton sera gazı emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. Sürdürülebilir finans yaklaşımımız doğrultusunda, kaynaklarımızı uzun vadeli değer yaratan yatırımlara yönlendirerek ülkemizin düşük karbonlu, rekabetçi ve dirençli ekonomik yapısının güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik Entegre Raporu ile Sürdürülebilirlik Yol Haritasını Açıkladı Haber

Arçelik Entegre Raporu ile Sürdürülebilirlik Yol Haritasını Açıkladı

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, 2025 yılı finansal ve finansal olmayan performansını paylaştığı Entegre Raporu’nu yayımladı. “Geleceği Yeniden Çerçevelemek: Amaç Odaklı İlerleme” (Reframing Future: Progress with Purpose) teması ve entegre düşünce yaklaşımıyla hazırlanan rapor, paydaşlarla kurulan etkileşim çerçevesinde şirketin uzun vadeli değer yaratma perspektifini bütüncül biçimde ortaya koyuyor. Raporda, Arçelik’in çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansının yanı sıra iklim kriziyle mücadele kapsamında attığı somut adımlara, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı hedeflerine ve kısa, orta ve uzun vadede şirketin ve toplumun sürdürülebilirliğini desteklemeye yönelik çalışmalarına yer veriliyor. Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Sürdürülebilirlik, büyüme stratejimizin ve rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası” Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejimizin ve küresel rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden finansmana kadar tüm değer zincirimize taşıyoruz. Kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve ölçülebilir etki yaratan bir iş modeli oluşturmak için kararlılıkla çalışıyoruz. İnovasyonu, tasarımı ve sürdürülebilirliği bir arada ele alıyor; tüketicilerin günlük yaşantılarından ödün vermeden çevresel etkilerini azaltmalarına yardımcı olan teknolojiler geliştiriyoruz. Köklü geçmişimiz, geleceğe karşı önemli bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Sürdürülebilirlik hedeflerimizi bu anlayışla somut uygulamalara ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürüyoruz. 2025 yılında düşük karbonlu ürünlerin ciromuzdaki payını %72,6’ya ulaştırdık. Bu sonuç, yaklaşımımızın ürün portföyümüzdeki somut karşılığını gösteriyor” diye konuştu. Arçelik, Entegre Rapor ile birlikte Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu da yayımladı. Raporda iklim kaynaklı risk ve fırsatların şirketin stratejisi, yönetişim yapısı, risk yönetimi süreçleri ve finansal performansı üzerindeki etkilerine ilişkin açıklamalar paylaşıldı. Can Dinçer: “244 bin ağacın bir yılda tuttuğu karbon emisyonuna eş değer emisyonu önledik” Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürdürülebilir yaşamı daha geniş kitleler için erişilebilir kılmayı önemsiyoruz. Türkiye ve Avrupa’da geliştirdiğimiz bilgi birikimini farklı coğrafyalara taşıyoruz. Yerel operasyonlarımızı geliştirirken pazarlardaki yetkinliklerimizi de güçlendiriyoruz. WEF tarafından Endüstri 4.0 uygulamalarının dünyadaki en iyi örnekleri arasında gösterilen Global Lighthouse işletmelerimizde edindiğimiz deneyimi küresel üretim ağımıza yayıyoruz. 2025 yılında enerji verimliliği projelerimizle 69.562 GJ enerji tasarrufu sağladık ve 5.297 ton CO₂e emisyonunu önledik. Bu miktar, 244 bin ağacın bir yılda tuttuğu emisyona eş değer. Üretim operasyonlarımızdaki yeşil elektrik kullanım oranını %63,5’e, kurulu yenilenebilir enerji kapasitemizi 96 MW’a çıkardık. 222 tedarikçimizden uzun vadeli çevresel hedef taahhüdü alarak değer zincirimizdeki sürdürülebilirlik dönüşümünü destekleyen tedarikçi katılımını yaygınlaştırdık. İlk sürdürülebilirlik bağlantılı kredi anlaşmamızı Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile imzaladık. Bu anlaşma, güçlü sürdürülebilirlik performansımızın finansmana erişimimizi ve uzun vadeli iş dayanıklılığımızı desteklediğini ortaya koyan önemli bir gösterge oldu. Çalışanlarımızın, tedarikçilerimizin ve iş ortaklarımızın katkısıyla sürdürülebilirliği inovasyonun, rekabet gücünün ve uzun vadeli kârlı büyümenin güçlü bir kaldıracı hâline getirmeye devam edeceğiz.” Net sıfır hedefleri bilim temelli yol haritasıyla destekleniyor Arçelik’in Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı sürdürülebilirlik hedefleri, 1,5 derecelik senaryosuyla tam uyumlu şekilde oluşturuldu. Şirket, 2022 baz yılına göre 2030’a kadar mutlak Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonları ile ürün kullanım fazından kaynaklanan mutlak Kapsam 3 emisyonlarını %42 oranında, 2050 yılına kadar ise mutlak Kapsam 1-2 ve mutlak Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını da %90 oranında azaltmayı taahhüt ediyor. Şirketin toplam karbon ayak izinin %99’u Kapsam 3 emisyonlardan kaynaklanıyor ve bunun yaklaşık %80’i ürünlerin kullanım aşamasında oluşuyor. Şirket, bu kapsamda iklim hedeflerini kendi operasyonlarının ötesine taşıyarak ürünlerin tasarım, üretim ve kullanım aşamalarındaki çevresel etkilerini bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor. Arçelik, Türkiye ve Avrupa’da geliştirdiği sürdürülebilirlik bilgi birikimini faaliyet gösterdiği pazarlara aktararak farklı bölgelerdeki operasyonlarını güçlendiriyor. Şirket, Avrupa’da enerji verimliliği alanında edindiği deneyimle Güney Afrika’da enerji etiketlemesi uygulamalarının benimsenmesine katkı sağladı. Pakistan’da küresel karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda çatı üstü güneş enerjisi yatırımları hayata geçirilirken, Bangladeş’te yeşil bina standartları doğrultusunda tasarlanan üretim altyapısı ve yerel servis kabiliyetleri geliştirildi. Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi (IIRC), Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) doğrultusunda hazırlanan 2025 Entegre Raporu, çifte önemlilik analizini de içeriyor. Bu kapsamda sürdürülebilirlik konularının Arçelik’in faaliyetleri ve finansal performansı üzerindeki etkileri ile şirketin toplum ve çevre üzerindeki etkileri birlikte değerlendiriliyor. İç ve dış paydaşlardan elde edilen içgörüler, şirketin önceliklerinin ve somut aksiyonlarının belirlenmesine katkı sağlıyor. Uluslararası değerlendirmelerde üst sıralarda yer alıyor Arçelik, 2025 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde DHP Dayanıklı Ev Aletleri Sektörü’nde değerlendirilen 79 şirket arasında 100 üzerinden 86 puan alarak yedinci kez en yüksek puanı elde etti. Şirket ayrıca 2026 S&P Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda en iyi performans gösteren şirketler arasında ilk %1’lik dilimde yer aldı.Corporate Knights’ın yayımladığı “Global 100 – Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesine art arda altıncı kez giren Arçelik, dünya genelinde 45’inci, sektöründe ve Türkiye’de 1’inci sırada konumlandı. Şirket ayrıca Corporate Knights’ın Clean200 listesine dördüncü kez girdi. Arçelik, CDP tarafından İklim Değişikliği ve Su Güvenliği alanlarında art arda ikinci kez A notuyla değerlendirildi. Şirket, CDP Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi’nde de A skoru aldı.TIME ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 81,53 puanla 17’nci sırada yer alan Arçelik, sektöründe ikinci kez 1’inci oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvedeki konumunu korudu.Arçelik, 2025 EcoVadis Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde değerlendirilen şirketler arasında 82 puanla ilk %3’lük dilime girdi ve Altın EcoVadis madalyasına layık görüldü. LSEG ESG değerlendirmesinde 94/100 puan alan şirket, BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 endekslerindeki yerini korudu.Şirket ayrıca FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nde yer aldı, MSCI sürdürülebilirlik değerlendirmesinde AA notunu aldı ve ISS ESG Kurumsal Derecelendirmesi’nde Prime seviyesinde değerlendirildi.Arçelik’in Solar Off-Grid Performance buzdolabı TIME’ın “TIME En İyi Buluşlar 2025” listesinin Ev Teknolojileri kategorisinde ana listeye girerken, Isı Pompası Teknolojili Bulaşık Makinesi ise “En İyi Buluşlar 2025: Özel Seçkiler” (The Best Inventions of 2025: Special Mentions) listesinde aynı kategoride yer aldı. Arçelik’in 2025 yılı sürdürülebilirlik performansına ilişkin öne çıkan diğer veriler şöyle: Arçelik, 2025 yılında Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile 100 milyon Euro tutarındaki ilk sürdürülebilirlik bağlantılı kredi anlaşmasını imzaladı. Şirket, 2025 yılında dünya genelindeki yenileme (refurbishment) tesislerinde 148.862 ürünü yenileme sürecinden geçirerek yeniden kullanıma sundu.Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinde 2014 yılından bu yana geri dönüştürülen atık elektrikli ve elektronik eşya miktarı ise 1,98 milyon adede ulaştı.Şirket, su verimliliği ve geri kazanım çalışmalarıyla 219.114 m³ su tasarrufu ve geri kazanımı sağladı. Malzeme azaltımı çalışmalarıyla 28.997 ton malzeme kullanımını önledi. Beyaz eşya ve küçük ev aletlerinde 31.665 ton geri dönüştürülmüş plastik kullandı. Enerji verimli ürünlerin şirket cirosundaki payı %48,3 olarak gerçekleşti. Çevresel yatırım ve harcamalar 3 milyar 467 milyon TL’ye ulaştı. Dijital dönüşüm projeleriyle 570,8 milyon TL tasarruf elde etti. Şirketin toplam satın alma hacmi 5 milyar Euro’yu aştı. Sürdürülebilirlik yaklaşımını tedarik zincirine de taşıyan Arçelik, 222 tedarikçisinden uzun vadeli çevresel hedef taahhüdü aldı.Şirket ayrıca tüketicilerin sürdürülebilir yaşama ilişkin değişen beklenti ve önceliklerini ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index)’ni yayımladı. Yıl boyunca 800’ün üzerinde ar-ge projesi yürüttü; Horizon Europe kapsamında 28 proje destekledi. Horizon Europe projelerinden 6,6 milyon Euro fon sağlandı. Kurumsal vatandaşlık faaliyetlerine 168 milyon 103 bin 24 TL kaynak ayırdı. Şirket, 500 Kadın Teknisyen projesi kapsamında 814 kadın teknisyene, Beko Kadının İşi, Gücü projesiyle 137 kadın bayiye ulaştı. Dijital Kanatlar projesi kapsamında 281 kız öğrenciye STEM eğitimi verdi. Food for Soul ve Massimo Bottura iş birliğiyle yürütülen Refettorio çalışmaları kapsamında şirket, 362 bin 714 ton gıdanın israf edilmesinin önlenmesine ve 105,01 milyon öğün sunulmasına katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve Almanya İş Dünyası COP31 Yol Haritasını Masaya Yatırdı Haber

Türkiye ve Almanya İş Dünyası COP31 Yol Haritasını Masaya Yatırdı

TÜSİAD ve Alman Sanayi Federasyonu (BDI) işbirliğiyle 22 Temmuz tarihinde “COP31 Outlook & Industry Perspectives: A German-Turkish Business Dialogue” başlıklı webinar gerçekleştirildi. Webinar'da Türkiye’nin bu yıl ev sahipliğini ve başkanlığını üstlendiği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) hazırlıkları ile ilgili bilgi verildi; Eylem Gündemi'nde öne çıkan tematik başlıklar ele alındı. COP31 sürecinde Türkiye ve Almanya iş dünyasının karbonsuzlaşma gündemine yönelik değerlendirmeleri iş dünyası temsilcileri tarafından paylaşıldı. Etkinliğin açılış konuşmaları TÜSİAD Çevre ve Net Sıfır Politikaları Çalışma Grubu Başkanı Fatih Özkadı ve BDI Avrupa Eş Direktörü Fabian Wendenburg tarafından gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı Sera Gazı Azaltım Politikaları Dairesi Başkanı Abdurrahim Durmuş ve Almanya Federal İklim Eylemi, Doğa Koruma ve Nükleer Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İklim Eylemi ve Küresel Enerji Dönüşümü/Eylem Gündemi Birimi Başkanı Lutz Morgenstern tarafından COP31 önceliklerine ve hazırlıklarına ilişkin değerlendirmeler paylaşıldı. Türkiye ve Almanya’dan iş dünyası temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen panel oturumunda Beko Resmi ve Sektörel İlişkiler Direktörü Canan Ergün Tavukçu, Borusan EnBW Enerji Santralleri Genel Müdür Yardımcısı Evren Aktaş, thyssenkrupp Decarbon Technologies Küresel Kamu İlişkileri Başkanı Dr. Martin Eckert ve SAP SE Kamu İlişkileri, Stratejik Girişimler ve Dış İlişkiler Kıdemli Direktörü Michael Pittelkow konuşmacı olarak yer aldı. BDI Enerji, Ulaştırma ve Çevre Eş Direktörü Dr. Carsten Rolle’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde iş dünyasının COP31’e yönelik beklentileri ve sürece sunabileceği katkılar, temiz teknolojilerin ölçeklendirilmesi, enerji ve altyapı ihtiyaçları, karbonsuzlaşma yatırımları ve kamu ile iş dünyası arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi çerçevesinde değerlendirmeler paylaşıldı. Soru-cevap bölümüyle devam eden etkinlik Fatih Özkadı ve Fabian Wendenburg’un kapanış değerlendirmeleriyle tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maruderm GRI Uyumlu İlk Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Maruderm GRI Uyumlu İlk Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Bilimin rehberliğinde geliştirdiği sürdürülebilir güzellik anlayışını iş stratejisinin merkezine taşıyan Maruderm, Global Reporting Initiative (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırladığı ilk 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki performansını şeffaf bir şekilde ortaya koyarken; Maruderm Gezegeni, Maruderm Topluluğu ve Maruderm Güvencesi olmak üzere üç temel eksen üzerine inşa edilen 3M sürdürülebilirlik yaklaşımını da ilk kez kapsamlı şekilde açıklıyor. "Cildin senin hikâyen, gelecek hepimizin" yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Maruderm, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; ürün geliştirmeden tedarik zincirine, insan kaynağından yönetişim anlayışına kadar tüm süreçlerini şekillendiren stratejik bir yönetim modeli olarak konumlandırıyor. GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan ve 1 Ocak-31 Aralık 2025 dönemini kapsayan rapor, şirketin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik uygulamalarını, toplumsal fayda çalışmalarını ve kurumsal yönetişim yaklaşımını uluslararası raporlama standartları çerçevesinde paydaşlarıyla buluşturuyor. Sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde 3M yaklaşımı yer alıyor Maruderm, sürdürülebilirlik stratejisini Maruderm Gezegeni, Maruderm Topluluğu ve Maruderm Güvencesi olmak üzere üç temel başlık altında yönetiyor. Maruderm Gezegeni; iklim değişikliğiyle mücadele, enerji ve kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir ambalaj uygulamaları ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaları kapsıyor. Maruderm Topluluğu; çalışanlardan tedarikçilere, iş ortaklarından müşterilere kadar tüm paydaşlarla birlikte sosyal değer yaratmayı, fırsat eşitliğini güçlendirmeyi ve toplumsal fayda sağlamayı hedefliyor. Maruderm Güvencesi ise ürün güvenliği, içerik şeffaflığı, etik iş yapış biçimi ve güçlü yönetişim anlayışıyla tüketici güvenini güçlendiren uygulamaları bir araya getiriyor. Şirket, sürdürülebilirliği yalnızca belirli projelerle sınırlı bir yaklaşım yerine, değer zincirinin tamamına yayılan kurumsal bir dönüşüm modeli olarak ele alıyor. Karbon ayak izi ISO 14064-1 standardına göre hesaplandı İklim değişikliğiyle mücadeleyi öncelikli çalışma alanlarından biri olarak gören Maruderm, 2025 yılında kurumsal karbon ayak izini ISO 14064-1 Standardı kapsamında hesapladı. Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 emisyonlarını analiz eden şirket, karbon emisyonlarını bundan sonraki süreçte her yıl düzenli olarak hesaplayacağını, elde edilen veriler doğrultusunda emisyon azaltım stratejilerini uygulayacağını ve çevresel performansını sürekli geliştireceğini açıkladı. Şirket ayrıca enerji verimliliğini artıran uygulamalar, lojistik optimizasyonu ve döngüsel ekonomi yaklaşımıyla kaynak kullanımını azaltmaya yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Ambalaj dönüşümünde somut sonuçlar Raporda yer alan verilere göre Maruderm, "Az ama Öz" yaklaşımı doğrultusunda 15 farklı ürününde kutu ambalaj kullanımını kaldırarak kaynak tüketimini azaltan önemli adımlar attı. Bu uygulama sayesinde yaklaşık 108 ağacın korunmasına, 16 ton CO₂e sera gazı emisyonunun önlenmesine ve 6,4 ton ambalaj kullanımının azaltılmasına katkı sağlandı. Şirket ayrıca 2025 itibarıyla tüm ürün kutularında FSC sertifikalı kâğıt kullanımına geçerken, önümüzdeki dönemde kargo ambalajlarında da aynı dönüşümü tamamlamayı hedefliyor. Kadın liderliği sürdürülebilir büyümenin önemli bir parçası İnsan odaklı kurum kültürünü sürdürülebilirlik anlayışının temel bileşenlerinden biri olarak gören Maruderm'de çalışan ekibinin yüzde 66'sını kadınlar oluşturuyor. Şirket, kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsilini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürürken, 2030 yılına kadar kadın çalışan oranını daha da yükseltmeyi hedefliyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiren Maruderm, çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve iyi olma hâli uygulamalarını da sürdürülebilir büyümenin temel unsurları arasında görüyor. Sosyal etki odağında STK iş birlikleri güçlenecek Maruderm, sürdürülebilirlik stratejisinin sosyal boyutunda sivil toplum kuruluşlarıyla geliştirilecek iş birliklerine daha fazla odaklanmayı hedefliyor. Türk Kanser Derneği, Haytap ve İhtiyaç Haritası gibi kuruluşlarla yürüttüğü projeleri önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı planlayan şirket; kadınların güçlenmesi, cilt sağlığı farkındalığı, çevre bilinci, hayvan refahı ve yerel kalkınma alanlarında sosyal etki yaratan projeleri artırmayı amaçlıyor. Yeni dönemde STK iş birlikleriyle geliştirilecek projeler, Maruderm'in sürdürülebilirlik yol haritasının önemli yapı taşlarından biri olacak. "Sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz" Maruderm CEO'su ve Kurucusu Altuğ Aynur, raporla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Maruderm'i kurarken yalnızca etkili dermokozmetik ürünler geliştirmeyi değil, doğaya, insana ve geleceğe karşı sorumluluk alan bir marka oluşturmayı hedefledik. Bugün yayımladığımız GRI uyumlu ilk Sürdürülebilirlik Raporumuz, bu yaklaşımımızın en somut göstergelerinden biri. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine yerleştiriyor; çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki çalışmalarımızı Maruderm Gezegeni, Maruderm Topluluğu ve Maruderm Güvencesi olarak tanımladığımız 3M yaklaşımıyla yönetiyoruz. Bu kapsamda kurumsal karbon ayak izimizi ISO 14064-1 Standardı doğrultusunda hesapladık. Bundan sonraki dönemde karbon emisyonlarımızı her yıl düzenli olarak ölçerek emisyon azaltım stratejilerimizi kararlılıkla uygulayacağız. Aynı zamanda kadınların liderliğini destekleyen kapsayıcı kurum kültürümüzü güçlendirirken, sivil toplum kuruluşlarıyla kuracağımız iş birliklerini artırarak sosyal etkimizi daha da büyütmeyi hedefliyoruz. Güzellik sektöründe sürdürülebilir dönüşümün önemli aktörlerinden biri olma hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." “Rapor önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi de ortaya koyuyor” Maruderm Kıdemli Sürdürülebilirlik Uzmanı Ece Nur Balcı ise rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Maruderm'de sürdürülebilirliği yalnızca çevresel uygulamalarla sınırlı değil, iş yapış biçimimizin tamamına yön veren bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. GRI Standartları doğrultusunda hazırladığımız ilk Sürdürülebilirlik Raporumuz, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performansımızı şeffaflıkla paylaşırken, önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi de ortaya koyuyor. 3M yaklaşımımız doğrultusunda karbon yönetiminden toplumsal etki çalışmalarına, ürün güvenliğinden kapsayıcı kurum kültürüne kadar tüm süreçlerimizi sürekli geliştirmeye ve paydaşlarımızla birlikte daha sürdürülebilir bir gelecek için değer üretmeye devam edeceğiz." İlk sürdürülebilirlik raporuyla birlikte Maruderm, uluslararası raporlama standartlarına uyumlu, şeffaf ve hesap verebilir sürdürülebilirlik yönetimini kurumsal yapısının önemli bir parçası haline getirirken; çevresel etkisini azaltan, toplumsal fayda üreten ve etik yönetişimi güçlendiren uygulamalarını önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor Haber

Yem Sektöründe Yeni Dönem: Üretimden Çok Verimlilik Öne Çıkıyor

Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin en büyük bölümünü oluşturan yem giderleri, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalar ve ithalata bağımlı hammaddeler nedeniyle sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), yem maliyetlerinin birçok hayvansal üretim modelinde toplam üretim giderlerinin yüzde 60 ila 70'ine ulaştığını ortaya koyuyor. Bu tablo, sektörde verimlilik odaklı besleme çözümlerini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Trouw Nutrition Türkiye Ülke Müdürü Gonca Altıntaş, sürdürülebilir büyümenin anahtarının kaliteli besleme ve yemden maksimum fayda sağlayan teknolojiler olduğunu vurguluyor. Hammadde baskısına karşı verim odaklı üretimin önemi artıyor Yem sektöründe asıl rekabetin hammadde fiyatlarının yanında o hammaddeden elde edilen verimde yaşandığına dikkat çeken Gonca Altıntaş, “Türkiye'de karma yem üretimi her yıl yüksek hacmini korurken, üretimde kullanılan mısır, soya küspesi ve yağlı tohum türevlerinde ithalata olan bağımlılık devam ediyor. TÜRKİYEM-BİR ve TÜİK verileri de sektörün hammadde tarafında dışa bağımlılığın maliyetler üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu gösteriyor. Bu nedenle aynı miktardaki yemle daha yüksek canlı ağırlık artışı, daha iyi süt verimi ve daha yüksek yem dönüşüm oranı elde etmek üreticinin rekabet gücünü doğrudan artırıyor. Küresel piyasalarda yaşanan belirsizlikler de alternatif hammadde kullanımını destekleyen bilimsel besleme yaklaşımlarının önemini daha da artırıyor. Trouw Nutrition olarak geliştirdiğimiz besleme programları, premiks ve yem katkısı çözümleriyle üreticilerimizin maliyet baskısını daha etkin yönetmelerine ve değişen piyasa koşullarına daha güçlü uyum sağlamalarına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde Hayvancılıkta sürdürülebilirliğin en önemli göstergelerinden birinin yemden yararlanma verimi olduğunu söyleyen Altıntaş, “Türkiye'de yıllık karma yem üretimi 30 milyon tonun üzerinde seyrediyor. Ancak kullanılan her kilogram yemin daha etkin değerlendirilmesi, üretim maliyetlerini aşağı çekerken doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını da sağlıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün sürdürülebilir hayvancılık çalışmalarında da yem verimliliğinin, sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından en önemli başlıklardan biri olduğu belirtiliyor. Bu yaklaşım karbon ayak izinin azaltılmasına ve atık miktarının düşürülmesine de katkı veriyor. Biz de Trouw Nutrition olarak kaliteyi laboratuvar analizlerinin ötesinde ele alıyoruz. Hayvan performansı, hammadde optimizasyonu, sindirilebilirlik ve üreticiye sağlanan ekonomik katkıyı birlikte değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Trouw Nutrition’ın global bilgi birikimi yerel ihtiyaçlarla buluşuyor Türkiye yem sektörünün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdüreceğine dikkat çeken Altıntaş, sözlerini şöyle noktaladı: “Bu büyümenin temelinde kaliteli besleme uygulamaları yer alacak. Veri odaklı karar alma süreçleri, alternatif hammadde stratejileri, doğru premiks çözümleri ve bilimsel besleme uygulamaları üreticilerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Tam da bu noktada Trouw Nutrition Türkiye olarak global bilgi birikimimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturuyoruz. Her işletmenin üretim koşullarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Hedefimiz, üreticilerimizin uzun vadeli verimlilik, kârlılık ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayarak sektörün geleceğine değer katmak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.