Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Serbest Dolaşım

Kapsül Haber Ajansı - Serbest Dolaşım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Serbest Dolaşım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Portekiz’de Vatandaşlık Koşulları Değişti Haber

Portekiz’de Vatandaşlık Koşulları Değişti

Avukat Özge Özmen Korkut, Portekiz vatandaşlığına ilişkin yeni koşullar, oturum izni süreçleri ve başvurularda dikkat edilmesi gereken hukuki konular hakkında bilgi verdi. 5 YILDAN 10 YILA ÇIKTI Portekiz vatandaşlığına geçiş sürecindeki en önemli değişikliğin bekleme süresi olduğunu belirten Korkut, şu bilgileri paylaştı: “Portekiz vatandaşlığı için 250 bin Euro bağış ya da 500 bin Euro fon yatırımı seçenekleri devam ediyor. Ancak vatandaşlığa geçiş açısından artık 5 yıllık değil, 10 yıllık bir süreden söz ediyoruz. Üstelik oturum izninin sonuçlanmasını beklerken geçen süre de bu 10 yıllık süreden mahsup edilmiyor. Dolayısıyla oturum izni için 2-3 yıl bekleyen bir kişi, bunun ardından vatandaşlık için ayrıca 10 yıllık süreyle karşı karşıya kalabiliyor.” PORTEKİZ VATANDAŞLIĞI ARTIK AVANTAJLI DEĞİL Mİ? Bekleme süresinin uzaması, Portekiz vatandaşlığının cazibesini kaybedip kaybetmediği sorusunu da beraberinde getirdi. Bunun tamamen başvuru sahibinin beklentileri ve hedefleriyle ilgili olduğunu belirten Korkut, Portekiz’in Avrupa Birliği üyesi olmasının önemli avantajlar sağladığına dikkat çekti: “Portekiz bir Avrupa Birliği ülkesi ve en güçlü pasaportlardan birine sahip. Oturum izninizi 2-3 yılın sonunda almış olsanız dahi, bu aşamadan sonra Schengen Bölgesi'nde serbest dolaşım açısından önemli haklara sahip oluyorsunuz. On yıllık ekleme süresinin sonunda ise Avrupa Birliği vatandaşlığı elde ediyorsunuz. Bu da başta eğitim ve seyahat özgürlüğü olmak üzere önemli avantajlar sağlıyor.” “DOSYANIZ DOĞRU HAZIRLANDIYSA 2-3 YILLIK BEKLEME NORMAL OLABİLİR” Portekiz’de oturum izni başvurularının uzun süredir sonuçlanmaması, başvuru sahiplerinin en fazla şikâyet ettiği konular arasında yer alıyor. “Üç yıldır bekliyoruz, oturum iznimiz hâlâ gelmedi. Bu normal mi?” sorusuna yanıt veren Korkut, yoğunluk nedeniyle işlemlerin 2-3 yılı bulabildiğini belirtti. Ancak başvurunun başlangıçta doğru hazırlanmasının kritik önem taşıdığını vurguladı: “Burada öncelikle dosyanın baştan doğru hazırlanıp hazırlanmadığına bakmak gerekiyor. Portekiz makamlarının talep ettiği belgeler eksiksiz şekilde sunulduysa ve başvuruda herhangi bir hata yoksa, yoğunluk nedeniyle 2-3 yıllık bekleme süreleriyle karşılaşılabiliyor. Ancak gerekli şartlar başlangıçta yerine getirilmediyse hukuki yollara başvurulması veya eksikliklerin giderilmesi için sürecin yeniden başlatılması gerekebilir. Sürecin yeniden başlatılması halinde ise önceki başvurudan kaynaklanan bazı hakların kaybedilmesi riski ortaya çıkabilir.” AVUKATINIZA ULAŞAMIYORSANIZ NE YAPMALISINIZ? Portekiz’de vatandaşlık veya oturum işlemleri için başvuru yaptıktan sonra süreci takip eden kişiye ulaşamayanların nasıl hareket etmesi gerektiğine de değinen Korkut, başvuru sahiplerinin doğrudan yetkili hukukçu ile iletişim halinde olmasının önemini vurguladı. “Öncelikle bu işlemlerin Portekiz’de bir avukat aracılığıyla takip edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla başvuru sahibinin ilk olarak vekâlet verdiği avukata ulaşması ve dosyanın mevcut durumu hakkında ayrıntılı bilgi istemesi gerekir. Eğer vekâlet verilen avukata ulaşılamıyorsa, güvenilir başka bir avukat yetkilendirilerek dosyanın araştırılması ve mevcut hukuki durumun tespit edilmesi sağlanabilir. Yeni avukat, gerekli olması halinde önceki avukatla da iletişime geçerek işlemlerin devamını sağlayabilir.” “TÜRK AVUKATLAR PORTEKİZ’DE DOĞRUDAN AVUKATLIK FAALİYETİ YÜRÜTEMEZ” Türkiye’deki avukatların Portekiz’de yürütülen işlemlerde yerel hukukçularla birlikte çalışmasının önemine de dikkat çeken Korkut, bu durumu şöyle anlattı: “Türkiye’de çalışan avukatlar olarak Portekiz’de yürüttüğümüz çalışmalarda oradaki meslektaşlarımızdan destek alıyoruz ve referanslı avukatlarla çalışıyoruz. Türkiye’deki avukatlık yetkimiz Portekiz’de doğrudan avukatlık faaliyeti yürütmemize imkân vermediği için, Portekiz’deki meslektaşlarımızla birlikte hareket ediyoruz. Süreci bu şekilde koordineli olarak yürütüyoruz.” “MUHATABINIZ MUTLAKA AVUKATINIZ OLSUN” Vatandaşlık ve oturum işlemlerinde aracı kişi veya kuruluşlar yerine dosyayı hukuken takip eden avukatla doğrudan iletişim kurulmasının önemine dikkat çeken Korkut, başvuru sahiplerine şu tavsiyelerde bulundu: “Bu tür işlemlerde avukatınızla doğrudan muhatap olmanız son derece önemli. Eğer dosyanızı takip eden avukatla doğrudan iletişim kurmuyorsanız, ilerleyen aşamalarda ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Başvurunuzun kim tarafından ve nasıl takip edildiğini bilmeniz, dosyanızın hangi aşamada olduğunu düzenli olarak kontrol etmeniz gerekir. Aksi durumda önemli bir risk üstlenmiş olursunuz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere Haber

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere

Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve yaşam planlamasını önceliklendiren yatırımcılar Yunanistan'a yönelirken, döviz bazlı kira geliri, uzun vadeli sermaye kazancı ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak isteyenler İngiltere'yi tercih ediyor. Uluslararası gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Golden Partner International'ın değerlendirmelerine göre, Türk yatırımcıların son dönemde en fazla ilgi gösterdiği iki Avrupa pazarı Yunanistan ve İngiltere olarak öne çıkıyor. Ancak bu iki ülke, yatırımcıya sundukları avantajlar açısından farklı ihtiyaçlara hitap ediyor. Schengen Erişimi Ve Mobilite Avantajı İçin Yunanistan Son yıllarda özellikle Golden Visa programıyla dikkat çeken Yunanistan, Avrupa'da serbest dolaşım imkânı arayan yatırımcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Görece düşük giriş maliyetleri, Avrupa Birliği içerisinde hareket özgürlüğü sağlaması ve turizm odaklı bölgelerdeki kira geliri potansiyeli, ülkeyi Türk yatırımcılar açısından cazip kılan başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Yunanistan'da gayrimenkul yatırımı yapan yabancı yatırımcı sayısındaki artış, yalnızca oturum hakkı elde etme motivasyonuyla değil; aynı zamanda uzun vadeli değer artışı beklentisiyle de destekleniyor. Özellikle Atina ve turistik sahil bölgelerinde gelişen yeni projeler, uluslararası yatırımcı talebini çekmeye devam ediyor. Sterlin Bazlı Gelir, Güçlü Piyasa Ve Eğitim Avantajı İçin İngiltere Öte yandan İngiltere pazarı, daha çok döviz bazlı düzenli gelir ve uzun vadeli sermaye kazancı hedefleyen yatırımcıların radarında bulunuyor. Dünyanın en şeffaf ve regüle edilmiş gayrimenkul pazarlarından biri olarak kabul edilen İngiltere, özellikle Londra merkezli yatırımlarda güçlü talep dinamikleri ve yüksek likidite avantajı sunuyor. Sterlin bazlı kira gelirleri, uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir gelir koruma aracı olarak değerlendirilirken; Londra'nın küresel finans, eğitim ve ticaret merkezi olma özelliği, gayrimenkul değerlerini destekleyen temel faktörler arasında gösteriliyor. İngiltere'yi tercih eden yatırımcıların önemli bir bölümünü ise çocuklarının eğitim geleceğini planlayan aileler oluşturuyor. Dünyanın önde gelen üniversitelerine ve köklü eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan İngiltere, gayrimenkul yatırımını yalnızca finansal bir araç olarak değil, aynı zamanda ailelerin uzun vadeli yaşam ve eğitim planlarının bir parçası olarak değerlendirmelerine olanak sağlıyor. Özellikle Londra ve üniversite şehirlerinde yapılan yatırımlar, hem eğitim sürecinde konaklama avantajı sunuyor hem de uzun vadede değer artışı potansiyeli taşıyor. Yatırım Kararında Motivasyon Belirleyici Oluyor Sektör uzmanlarına göre yurt dışı gayrimenkul yatırımlarında artık tek bir motivasyon bulunmuyor. Bir grup yatırımcı Schengen bölgesine erişim ve yaşam planlamasını önceliklendirirken, diğer bir grup döviz bazlı gelir yaratmayı, çocuklarının eğitim geleceğini planlamayı ve portföyünü farklı para birimleriyle çeşitlendirmeyi hedefliyor. Golden Partner Genel Müdürü Okan Ersan, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: "Bugün yatırımcılar yalnızca bir gayrimenkul satın almıyor; aynı zamanda yaşam planlarını şekillendiriyor. Bazı yatırımcılar Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve alternatif bir yaşam seçeneği için Yunanistan'a yönelirken, bazıları sterlin bazlı gelir elde etmek ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak amacıyla İngiltere'yi tercih ediyor. Bu nedenle yatırım kararlarında ülkenin sunduğu yaşam, eğitim ve ekonomik fırsatların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor." Avrupa'da Fırsat Arayışı Devam Ediyor Uzmanlar, küresel belirsizliklerin devam ettiği mevcut ortamda Türk yatırımcıların yurt dışındaki alternatif pazarlara ilgisinin önümüzdeki dönemde de süreceğini öngörüyor. Özellikle Avrupa'da yatırım karşılığı oturum programları sunan ülkeler ile güçlü kira piyasalarına sahip merkezlerin, uluslararası yatırımcıların odağında kalmaya devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede Yunanistan ve İngiltere, farklı yatırım hedeflerine sahip Türk yatırımcılar için Avrupa'nın iki stratejik pazarı olarak öne çıkarken; yatırım kararlarında profesyonel danışmanlık ve doğru pazar analizi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration & Properties CEO’su HaithamAhmet Alamarioğlu, artan ilginin yalnızca turizm değil, uzun vadeli oturum ve yatırım stratejilerinden kaynaklandığını söyledi. Ramazan Bayramı tatilinde Türk vatandaşlarının yurt dışı seyahat planlarında Yunanistan öne çıkan destinasyonlardan biri oldu. Schengen vizesine yönelik yoğun talep ve artan seyahat isteği, kısa vadeli ziyaretlerin ötesinde kalıcı oturum ve yatırım seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Bu eğilim, Yunanistan’ın Golden Visa programına yansıdı. 2025 yılı itibarıyla Türk yatırımcılar, yüzde 160’lık artışla programda ikinci sıraya yükselirken, toplam başvurular içindeki payları yüzde 15,9’a ulaştı. Türk yatırımcılar ilk 2’de Verilere göre Yunanistan’da Golden Visa kapsamında verilen izin sayısı 2025 yılında 8 bin 879’a yükselirken, Türk vatandaşları 3 bini aşan başvuru sayısı ile Çin’in ardından en büyük ikinci yatırımcı grubu oldu. Son yıllarda hızlanan talep, Türkiye’den gelen yatırımcıların program içindeki ağırlığını belirgin şekilde artırdı. “Bayram talebi yatırım ilgisini de tetikliyor” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, bayram dönemlerinde artan seyahat talebinin yatırım kararlarını da etkilediğini belirtti. “Ramazan Bayramı gibi dönemlerde yurt dışına olan ilgi ciddi şekilde artıyor. Yunanistan hem yakınlığı hem de kültürel benzerliği nedeniyle ilk tercih edilen ülkelerden biri. Ancak bu ilgi yalnızca turizmle sınırlı kalmıyor. Yatırımcılar bu süreçte ülkeleri daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve sonrasında oturum veya gayrimenkul yatırımı gibi daha uzun vadeli kararlar alabiliyor,” dedi. “Türk yatırımcı artık pazarın belirleyici aktörü” Türk yatırımcıların Yunanistan pazarındaki konumunun güçlendiğini vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Türk yatırımcılar artık alternatif değil, pazarın ana oyuncularından biri haline geldi. Son dört yılda çok hızlı bir artış var ve bu talep geçici değil. Yatırımcılar euro bazlı varlık edinmek, portföylerini çeşitlendirmek ve Avrupa’da bir yaşam alternatifi oluşturmak istiyor.” Schengen avantajı talebi artırıyor Yunanistan Golden Visa programının sunduğu en önemli avantajlardan birinin Schengen erişimi olduğunu belirten Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Bu program yatırımcılara yalnızca bir oturum izni değil, aynı zamanda 26 Schengen ülkesinde serbest dolaşım imkânı sunuyor. Bu da iş dünyası ve aileler açısından önemli bir esneklik sağlıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da güçlü bir alternatif oluşturuyor.” Talep yapısal olarak büyüyor Uzmanlara göre Türkiye’den Yunanistan’a yönelik Golden Visa talebinin arkasında yalnızca kısa vadeli faktörler değil, daha derin ekonomik ve stratejik nedenler bulunuyor. Enflasyona karşı varlık koruma ihtiyacı, döviz bazlı yatırım arayışı ve Avrupa’da uzun vadeli yaşam planı, bu talebin temel dinamikleri arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir güvenlik ve yaşam stratejisinin parçası olarak görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde talebin güçlü kalmaya devam etmesini bekliyoruz,” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yunanistan’da Türklerin Bayram Öncesi Altın Vize Talebi Patladı Haber

Yunanistan’da Türklerin Bayram Öncesi Altın Vize Talebi Patladı

Yunanistan’da Türk yatırımcılar 2025 yılında yüzde 160’lık artışla ikinci sıraya yerleşirken, Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, serbest dolaşım ihtiyacı ve varlık güvenliği arayışının talebi hızlandırdığını söyledi. Ramazan Bayramı öncesinde yurt dışı seyahat planlarının artmasıyla birlikte Schengen vizesi randevularında yaşanan yoğunluk, alternatif çözümlere olan ilgiyi de beraberinde getirdi. Uzun randevu süreleri ve belirsizlikler, özellikle sık seyahat eden ve Avrupa ile iş bağlantısı bulunan yatırımcıları yatırım yoluyla oturum programlarına yöneltiyor. Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’ın Altın Vize programında görüldü. 2025 yılında program kapsamında verilen toplam izin sayısı 8 bin 879’a yükselirken, Türk yatırımcılar 3 bin 291 izin ve yüzde 15,9 payla ikinci sıraya yerleşti. Toplam başvurular yüzde 95 arttı Yunanistan’da Altın Vize kapsamında verilen izin sayısı 2024 yılında 4 bin 535 iken, 2025’te yüzde 95 artarak 8 bin 879’a ulaştı. Programda en büyük yatırımcı grubu Çin olurken, Türk vatandaşları son yılların en hızlı yükselen yatırımcı profili olarak öne çıktı. Verilere göre Türkiye’den yapılan başvurularda 2025 yılında yüzde 160’lık artış yaşandı. Böylece Türk yatırımcılar toplam başvurular içinde yüzde 15,9 paya ulaştı. “Talebin arkasında varlık güvenliği ihtiyacı var” Konuyu değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen talebin ekonomik ve operasyonel nedenlerle arttığını belirtti. Almarioğlu, “Son dönemde yüksek gelir grubuna sahip yatırımcıların en önemli önceliği varlıklarını korumak ve farklı para birimleri üzerinden yatırım yapabilmek. Enflasyonist ortam, yatırımcıları portföylerini yurt dışına çeşitlendirmeye yönlendiriyor. Bunun yanında Schengen vizesi randevularında yaşanan yoğunluk ve belirsizlikler de sık seyahat eden yatırımcıları daha kalıcı çözümler aramaya itiyor,” dedi. Schengen avantajı talebi artırıyor Yatırımcıların karar sürecinde hareket serbestisinin belirleyici olduğunu vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Altın Vize programı, yatırımcılara Schengen Bölgesi içinde vizesiz dolaşım imkânı sağlıyor. Bu durum hem iş dünyası hem de aileler için önemli bir esneklik yaratıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da bir alternatif oluşturması talebi hızlandıran başlıca faktörlerden biri.” Talep artışı 2023’ten bu yana hızlandı Türk yatırımcı ilgisindeki yükselişin 2023 yılından itibaren ivme kazandığı görülüyor. Uzmanlara göre ekonomik faktörlerin yanı sıra siyasi belirsizlikler, yaşam standardı beklentisi ve Avrupa’da uzun vadeli oturum imkânı da yatırım kararlarını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca bir seyahat kolaylığı değil, uzun vadeli yaşam ve güvenlik planının bir parçası olarak değerlendiriliyor,” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcılar Yunanistan’da Altın Vize’de İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türk Yatırımcılar Yunanistan’da Altın Vize’de İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration& Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, artan ilginin arkasında enflasyona karşı varlık koruma arayışı ve Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım talebinin bulunduğunu söyledi. Yatırım yoluyla oturum programlarına yönelik küresel talep artarken, Türkiye’den Avrupa’ya yönelen yatırımcı hareketi dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yunanistan’ın Altın Vize programında 2025 yılında onaylanan toplam izin sayısı 8 bin 879’a yükselerek bir önceki yılın neredeyse iki katına çıktı. Program kapsamında Türk yatırımcılar 3 bin 291 izin ve yüzde 15,9 payla ikinci sıraya yerleşti. Artan talebin arkasında ekonomik ve finansal risklere karşı varlık güvenliği arayışı ile Avrupa’da hareket serbestisi isteği öne çıkıyor. Toplam başvurular yüzde 95 arttı Yunanistan’da Altın Vize kapsamında verilen izin sayısı 2024 yılında 4 bin 535 iken, 2025’te yüzde 95 artarak 8 bin 879’a ulaştı. Programda en büyük yatırımcı grubu Çin olurken, Türk vatandaşları son yılların en hızlı yükselen yatırımcı profili olarak öne çıktı. Verilere göre Türkiye’den yapılan başvurularda 2025 yılında yüzde 160’lık artış yaşandı. Böylece Türk yatırımcılar, toplam başvurular içinde yüzde 15,9 paya ulaştı. “Talebin arkasında varlık güvenliği ihtiyacı var” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen talebin ekonomik ve stratejik nedenlerle arttığını belirtti. “Son dönemde yüksek gelir grubuna sahip yatırımcıların en önemli önceliği varlıklarını korumak ve farklı para birimleri üzerinden yatırım yapabilmek. Enflasyonist ortam, yatırımcıları portföylerini yurt dışına çeşitlendirmeye yönlendiriyor. Yunanistan bu noktada hem yakınlığı hem de öngörülebilir yapısıyla öne çıkıyor,” dedi. Schengen avantajı talebi artırıyor Yatırımcıların karar sürecinde hareket serbestisinin belirleyici olduğunu vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Altın Vize programı, yatırımcılara Schengen Bölgesi içinde vizesiz dolaşım imkânı sağlıyor. Bu durum hem iş dünyası hem de aileler için önemli bir esneklik yaratıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da bir alternatif oluşturması talebi hızlandıran başlıca faktörlerden biri.” Talep artışı 2023’ten bu yana hızlandı Türk yatırımcı ilgisindeki yükselişin 2023 yılından itibaren ivme kazandığı görülüyor. Uzmanlara göre ekonomik faktörlerin yanı sıra siyasi belirsizlikler, yaşam standardı beklentisi ve Avrupa’da uzun vadeli oturum imkânı da yatırım kararlarını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca bir seyahat kolaylığı değil, uzun vadeli yaşam ve güvenlik planının bir parçası olarak değerlendiriliyor,” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor Haber

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor

Bulgaristan’da yerleşik yabancı bir şirket adına Ticari Temsilcilik Ofisi kurulması esasına dayanan TRO modeli, en fazla iki şirket temsilcisine ve ailelerine 1 yıllık, yenilenebilir oturum izni sağlıyor. Yasal eş ve küçük çocukları kapsayan aile yapısıyla dikkat çeken sistem; Schengen Bölgesi içinde 180 gün içinde 90 güne kadar vizesiz seyahat imkânı sunarken, Bulgaristan’da yaşama, eğitim alma ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı da tanıyor. Lisan, eğitim veya iş deneyimi şartı aranmaması ve zorunlu fiziksel ikamet yükümlülüğünün bulunmaması, modeli özellikle aktif iş hayatını sürdüren profesyoneller için cazip kılıyor. Sürecin ortalama 3 ila 6 ay içinde tamamlanabilmesi, yüksek yatırım tutarları ve uzun prosedürler gerektiren klasik programlara kıyasla bu modeli daha ulaşılabilir hale getiriyor. Şartların sağlanması halinde TRO yapısı, uzun vadede kalıcı oturum ve vatandaşlığa giden bir yol da sunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, Bulgaristan modelinin günümüz yatırımcı profiliyle güçlü bir şekilde örtüştüğünü vurguluyor: “Bugün mobilite, bir statü göstergesi değil; yaşamı daha esnek, güvenli ve öngörülebilir kılmanın bir yolu. Bulgaristan TRO modeli, yatırım yapmadan Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım imkânı sunması, aileyi kapsayan yapısı ve zorunlu ikamet şartı olmamasıyla özellikle 2026’da öne çıkan dengeli bir Avrupa çözümü sunuyor. HLG Türkiye olarak bu süreci, başvuru sahibinin profilini ve şirket yapısını en baştan doğru kurgulayarak, gereksiz detaylara boğmadan ve Avrupa’da daha esnek bir yaşam düzenine geçişin doğal bir parçası haline getirerek yönetiyoruz.” Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi modeli; yüksek bütçeli programlara alternatif olarak daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir plan arayan yatırımcılar için güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda Haber

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda

Dış ticaret ve dijitalleşme alanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren İnovakademi'nin kurucusu Gökhan Erol, AB ile Hindistan arasındaki yeni ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini, son ticaret verileri ışığında değerlendirdi. Erol, sürecin Türkiye için bir "çifte kıskaç" yarattığını vurguladı. "Oyunun Kuralları Değil, Oyunun Kendisi Değişti" Anlaşmanın Türkiye için "soğuk duş" etkisi yaratabileceğini belirten Gökhan Erol, şu ifadeleri kullandı: "Biz yıllardır Gümrük Birliği sayesinde AB pazarında 'bizden biri' muamelesi görüyor, gümrüksüz ticaretin konforunu yaşıyorduk. Ancak bu anlaşma ile AB, 1.42 milyar nüfuslu Hindistan'a da aynı VIP giriş kartını verdi. Artık rafta yanımızda, işçilik maliyeti bizden çok daha düşük, üretim kapasitesi devasa bir rakip var. Oyunun kuralları değişmedi, oyunun kendisi değişti." " 5.5 Milyar Dolarlık Otomotiv İhracatımız Risk Altında" Kamuoyunda sadece tekstil sektörünün etkileneceğine dair yanlış bir algı olduğunu belirten Erol, 2024 verilerine dikkat çekerek asıl tehlikenin sanayide olduğunu vurguladı: "Rakamlar duygusal değildir, gerçeği söyler. Türkiye, 2024 yılında AB'ye 5.57 Milyar Dolar değerinde otomotiv yedek parçası sat tı. Bu bizim kalemiz. Ancak Hindistan, gümrük duvarlarına rağmen şimdiden aynı kalemde 1.71 Milyar Dolar ihracat yapıyor. Gümrükler sıfırlandığında, aradaki %10-15'lik maliyet avantajı Hintli üretic inin lehine dönecek. Bir Alman otomotiv devi için %10 maliyet farkı, tedarikçi değiştirmek için yeterli bir sebeptir. Yan sanayicimizin acilen bu senaryoya hazırlanması gerekiyor." "İç Pazarda da 'Arka Kapı' Tehlikesi Var" Gökhan Erol, tehlikenin sadece ihracatla sınırlı kalmayacağını, Türkiye iç pazarının da tehdit altında olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Gümrük Birliği'nin teknik yapısı gereği, AB'ye gümrüksüz giren bir Hint malı, 'Serbest Dolaşım' ilkesiyle Türkiye'ye de gümrüksüz girebilecek. Yani Bayrampaşa'daki tekstilci veya Konya'daki parçacı, sadece Almanya'da değil, kendi evinde de Hint mallarıyla rekabet edecek. Biz Hindistan'a mal satarken gümrük ödeyeceğiz, onlar bize satarken ödemeyecek. Bu, sürdürülebilir bir denklem değil." Çıkış Yolu: "Hız, Güven ve Dijital Markalaşma" Türk ihracatçısının "ucuzluk" yarışına girmemesi gerektiğini savunan Erol, ç ıkış reçetesini ise şöyle özetledi: "Hindistan ile fiyat rekabetine girersek kaybederiz. Bizim kazanacağımız alan 'Hız ve Güven'. Hindistan'dan gelen bir konteynerin Avrupa'ya ulaşması haftalar sürerken, biz 48-72 saatte teslimat yapabiliyoruz. Avrupalı satın almacıya şunu anlatmalıyız: 'Tedarik zincirini riske atma, yeşil lojistikle malını kapına indireyim.' Bunun için de klasik pazarlamayı bırakıp, LinkedIn ve B2B platformlarında dijital markalaşmaya yatırım yapmalıyız. Artık sadece malı değil, güveni pazarlama devrindeyiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.