Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Serbest Dolaşım

Kapsül Haber Ajansı - Serbest Dolaşım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Serbest Dolaşım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türkler Yunanistan Golden Visa’da İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration & Properties CEO’su HaithamAhmet Alamarioğlu, artan ilginin yalnızca turizm değil, uzun vadeli oturum ve yatırım stratejilerinden kaynaklandığını söyledi. Ramazan Bayramı tatilinde Türk vatandaşlarının yurt dışı seyahat planlarında Yunanistan öne çıkan destinasyonlardan biri oldu. Schengen vizesine yönelik yoğun talep ve artan seyahat isteği, kısa vadeli ziyaretlerin ötesinde kalıcı oturum ve yatırım seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Bu eğilim, Yunanistan’ın Golden Visa programına yansıdı. 2025 yılı itibarıyla Türk yatırımcılar, yüzde 160’lık artışla programda ikinci sıraya yükselirken, toplam başvurular içindeki payları yüzde 15,9’a ulaştı. Türk yatırımcılar ilk 2’de Verilere göre Yunanistan’da Golden Visa kapsamında verilen izin sayısı 2025 yılında 8 bin 879’a yükselirken, Türk vatandaşları 3 bini aşan başvuru sayısı ile Çin’in ardından en büyük ikinci yatırımcı grubu oldu. Son yıllarda hızlanan talep, Türkiye’den gelen yatırımcıların program içindeki ağırlığını belirgin şekilde artırdı. “Bayram talebi yatırım ilgisini de tetikliyor” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, bayram dönemlerinde artan seyahat talebinin yatırım kararlarını da etkilediğini belirtti. “Ramazan Bayramı gibi dönemlerde yurt dışına olan ilgi ciddi şekilde artıyor. Yunanistan hem yakınlığı hem de kültürel benzerliği nedeniyle ilk tercih edilen ülkelerden biri. Ancak bu ilgi yalnızca turizmle sınırlı kalmıyor. Yatırımcılar bu süreçte ülkeleri daha yakından tanıma fırsatı buluyor ve sonrasında oturum veya gayrimenkul yatırımı gibi daha uzun vadeli kararlar alabiliyor,” dedi. “Türk yatırımcı artık pazarın belirleyici aktörü” Türk yatırımcıların Yunanistan pazarındaki konumunun güçlendiğini vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Türk yatırımcılar artık alternatif değil, pazarın ana oyuncularından biri haline geldi. Son dört yılda çok hızlı bir artış var ve bu talep geçici değil. Yatırımcılar euro bazlı varlık edinmek, portföylerini çeşitlendirmek ve Avrupa’da bir yaşam alternatifi oluşturmak istiyor.” Schengen avantajı talebi artırıyor Yunanistan Golden Visa programının sunduğu en önemli avantajlardan birinin Schengen erişimi olduğunu belirten Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Bu program yatırımcılara yalnızca bir oturum izni değil, aynı zamanda 26 Schengen ülkesinde serbest dolaşım imkânı sunuyor. Bu da iş dünyası ve aileler açısından önemli bir esneklik sağlıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da güçlü bir alternatif oluşturuyor.” Talep yapısal olarak büyüyor Uzmanlara göre Türkiye’den Yunanistan’a yönelik Golden Visa talebinin arkasında yalnızca kısa vadeli faktörler değil, daha derin ekonomik ve stratejik nedenler bulunuyor. Enflasyona karşı varlık koruma ihtiyacı, döviz bazlı yatırım arayışı ve Avrupa’da uzun vadeli yaşam planı, bu talebin temel dinamikleri arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca seyahat kolaylığı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir güvenlik ve yaşam stratejisinin parçası olarak görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde talebin güçlü kalmaya devam etmesini bekliyoruz,” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yunanistan’da Türklerin Bayram Öncesi Altın Vize Talebi Patladı Haber

Yunanistan’da Türklerin Bayram Öncesi Altın Vize Talebi Patladı

Yunanistan’da Türk yatırımcılar 2025 yılında yüzde 160’lık artışla ikinci sıraya yerleşirken, Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, serbest dolaşım ihtiyacı ve varlık güvenliği arayışının talebi hızlandırdığını söyledi. Ramazan Bayramı öncesinde yurt dışı seyahat planlarının artmasıyla birlikte Schengen vizesi randevularında yaşanan yoğunluk, alternatif çözümlere olan ilgiyi de beraberinde getirdi. Uzun randevu süreleri ve belirsizlikler, özellikle sık seyahat eden ve Avrupa ile iş bağlantısı bulunan yatırımcıları yatırım yoluyla oturum programlarına yöneltiyor. Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’ın Altın Vize programında görüldü. 2025 yılında program kapsamında verilen toplam izin sayısı 8 bin 879’a yükselirken, Türk yatırımcılar 3 bin 291 izin ve yüzde 15,9 payla ikinci sıraya yerleşti. Toplam başvurular yüzde 95 arttı Yunanistan’da Altın Vize kapsamında verilen izin sayısı 2024 yılında 4 bin 535 iken, 2025’te yüzde 95 artarak 8 bin 879’a ulaştı. Programda en büyük yatırımcı grubu Çin olurken, Türk vatandaşları son yılların en hızlı yükselen yatırımcı profili olarak öne çıktı. Verilere göre Türkiye’den yapılan başvurularda 2025 yılında yüzde 160’lık artış yaşandı. Böylece Türk yatırımcılar toplam başvurular içinde yüzde 15,9 paya ulaştı. “Talebin arkasında varlık güvenliği ihtiyacı var” Konuyu değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen talebin ekonomik ve operasyonel nedenlerle arttığını belirtti. Almarioğlu, “Son dönemde yüksek gelir grubuna sahip yatırımcıların en önemli önceliği varlıklarını korumak ve farklı para birimleri üzerinden yatırım yapabilmek. Enflasyonist ortam, yatırımcıları portföylerini yurt dışına çeşitlendirmeye yönlendiriyor. Bunun yanında Schengen vizesi randevularında yaşanan yoğunluk ve belirsizlikler de sık seyahat eden yatırımcıları daha kalıcı çözümler aramaya itiyor,” dedi. Schengen avantajı talebi artırıyor Yatırımcıların karar sürecinde hareket serbestisinin belirleyici olduğunu vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Altın Vize programı, yatırımcılara Schengen Bölgesi içinde vizesiz dolaşım imkânı sağlıyor. Bu durum hem iş dünyası hem de aileler için önemli bir esneklik yaratıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da bir alternatif oluşturması talebi hızlandıran başlıca faktörlerden biri.” Talep artışı 2023’ten bu yana hızlandı Türk yatırımcı ilgisindeki yükselişin 2023 yılından itibaren ivme kazandığı görülüyor. Uzmanlara göre ekonomik faktörlerin yanı sıra siyasi belirsizlikler, yaşam standardı beklentisi ve Avrupa’da uzun vadeli oturum imkânı da yatırım kararlarını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca bir seyahat kolaylığı değil, uzun vadeli yaşam ve güvenlik planının bir parçası olarak değerlendiriliyor,” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcılar Yunanistan’da Altın Vize’de İkinci Sıraya Yükseldi Haber

Türk Yatırımcılar Yunanistan’da Altın Vize’de İkinci Sıraya Yükseldi

Level Immigration& Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, artan ilginin arkasında enflasyona karşı varlık koruma arayışı ve Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım talebinin bulunduğunu söyledi. Yatırım yoluyla oturum programlarına yönelik küresel talep artarken, Türkiye’den Avrupa’ya yönelen yatırımcı hareketi dikkat çekici boyutlara ulaştı. Yunanistan’ın Altın Vize programında 2025 yılında onaylanan toplam izin sayısı 8 bin 879’a yükselerek bir önceki yılın neredeyse iki katına çıktı. Program kapsamında Türk yatırımcılar 3 bin 291 izin ve yüzde 15,9 payla ikinci sıraya yerleşti. Artan talebin arkasında ekonomik ve finansal risklere karşı varlık güvenliği arayışı ile Avrupa’da hareket serbestisi isteği öne çıkıyor. Toplam başvurular yüzde 95 arttı Yunanistan’da Altın Vize kapsamında verilen izin sayısı 2024 yılında 4 bin 535 iken, 2025’te yüzde 95 artarak 8 bin 879’a ulaştı. Programda en büyük yatırımcı grubu Çin olurken, Türk vatandaşları son yılların en hızlı yükselen yatırımcı profili olarak öne çıktı. Verilere göre Türkiye’den yapılan başvurularda 2025 yılında yüzde 160’lık artış yaşandı. Böylece Türk yatırımcılar, toplam başvurular içinde yüzde 15,9 paya ulaştı. “Talebin arkasında varlık güvenliği ihtiyacı var” Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen talebin ekonomik ve stratejik nedenlerle arttığını belirtti. “Son dönemde yüksek gelir grubuna sahip yatırımcıların en önemli önceliği varlıklarını korumak ve farklı para birimleri üzerinden yatırım yapabilmek. Enflasyonist ortam, yatırımcıları portföylerini yurt dışına çeşitlendirmeye yönlendiriyor. Yunanistan bu noktada hem yakınlığı hem de öngörülebilir yapısıyla öne çıkıyor,” dedi. Schengen avantajı talebi artırıyor Yatırımcıların karar sürecinde hareket serbestisinin belirleyici olduğunu vurgulayan Alamarioğlu, şunları söyledi: “Altın Vize programı, yatırımcılara Schengen Bölgesi içinde vizesiz dolaşım imkânı sağlıyor. Bu durum hem iş dünyası hem de aileler için önemli bir esneklik yaratıyor. Eğitim, sağlık ve yaşam planlaması açısından Avrupa’da bir alternatif oluşturması talebi hızlandıran başlıca faktörlerden biri.” Talep artışı 2023’ten bu yana hızlandı Türk yatırımcı ilgisindeki yükselişin 2023 yılından itibaren ivme kazandığı görülüyor. Uzmanlara göre ekonomik faktörlerin yanı sıra siyasi belirsizlikler, yaşam standardı beklentisi ve Avrupa’da uzun vadeli oturum imkânı da yatırım kararlarını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Alamarioğlu, “Bugün yatırım yoluyla oturum programları yalnızca bir seyahat kolaylığı değil, uzun vadeli yaşam ve güvenlik planının bir parçası olarak değerlendiriliyor,” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor Haber

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor

Bulgaristan’da yerleşik yabancı bir şirket adına Ticari Temsilcilik Ofisi kurulması esasına dayanan TRO modeli, en fazla iki şirket temsilcisine ve ailelerine 1 yıllık, yenilenebilir oturum izni sağlıyor. Yasal eş ve küçük çocukları kapsayan aile yapısıyla dikkat çeken sistem; Schengen Bölgesi içinde 180 gün içinde 90 güne kadar vizesiz seyahat imkânı sunarken, Bulgaristan’da yaşama, eğitim alma ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı da tanıyor. Lisan, eğitim veya iş deneyimi şartı aranmaması ve zorunlu fiziksel ikamet yükümlülüğünün bulunmaması, modeli özellikle aktif iş hayatını sürdüren profesyoneller için cazip kılıyor. Sürecin ortalama 3 ila 6 ay içinde tamamlanabilmesi, yüksek yatırım tutarları ve uzun prosedürler gerektiren klasik programlara kıyasla bu modeli daha ulaşılabilir hale getiriyor. Şartların sağlanması halinde TRO yapısı, uzun vadede kalıcı oturum ve vatandaşlığa giden bir yol da sunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, Bulgaristan modelinin günümüz yatırımcı profiliyle güçlü bir şekilde örtüştüğünü vurguluyor: “Bugün mobilite, bir statü göstergesi değil; yaşamı daha esnek, güvenli ve öngörülebilir kılmanın bir yolu. Bulgaristan TRO modeli, yatırım yapmadan Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım imkânı sunması, aileyi kapsayan yapısı ve zorunlu ikamet şartı olmamasıyla özellikle 2026’da öne çıkan dengeli bir Avrupa çözümü sunuyor. HLG Türkiye olarak bu süreci, başvuru sahibinin profilini ve şirket yapısını en baştan doğru kurgulayarak, gereksiz detaylara boğmadan ve Avrupa’da daha esnek bir yaşam düzenine geçişin doğal bir parçası haline getirerek yönetiyoruz.” Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi modeli; yüksek bütçeli programlara alternatif olarak daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir plan arayan yatırımcılar için güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda Haber

Türk İhracatçıları için "Hindistan Tehdidi" Kapıda

Dış ticaret ve dijitalleşme alanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren İnovakademi'nin kurucusu Gökhan Erol, AB ile Hindistan arasındaki yeni ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerini, son ticaret verileri ışığında değerlendirdi. Erol, sürecin Türkiye için bir "çifte kıskaç" yarattığını vurguladı. "Oyunun Kuralları Değil, Oyunun Kendisi Değişti" Anlaşmanın Türkiye için "soğuk duş" etkisi yaratabileceğini belirten Gökhan Erol, şu ifadeleri kullandı: "Biz yıllardır Gümrük Birliği sayesinde AB pazarında 'bizden biri' muamelesi görüyor, gümrüksüz ticaretin konforunu yaşıyorduk. Ancak bu anlaşma ile AB, 1.42 milyar nüfuslu Hindistan'a da aynı VIP giriş kartını verdi. Artık rafta yanımızda, işçilik maliyeti bizden çok daha düşük, üretim kapasitesi devasa bir rakip var. Oyunun kuralları değişmedi, oyunun kendisi değişti." " 5.5 Milyar Dolarlık Otomotiv İhracatımız Risk Altında" Kamuoyunda sadece tekstil sektörünün etkileneceğine dair yanlış bir algı olduğunu belirten Erol, 2024 verilerine dikkat çekerek asıl tehlikenin sanayide olduğunu vurguladı: "Rakamlar duygusal değildir, gerçeği söyler. Türkiye, 2024 yılında AB'ye 5.57 Milyar Dolar değerinde otomotiv yedek parçası sat tı. Bu bizim kalemiz. Ancak Hindistan, gümrük duvarlarına rağmen şimdiden aynı kalemde 1.71 Milyar Dolar ihracat yapıyor. Gümrükler sıfırlandığında, aradaki %10-15'lik maliyet avantajı Hintli üretic inin lehine dönecek. Bir Alman otomotiv devi için %10 maliyet farkı, tedarikçi değiştirmek için yeterli bir sebeptir. Yan sanayicimizin acilen bu senaryoya hazırlanması gerekiyor." "İç Pazarda da 'Arka Kapı' Tehlikesi Var" Gökhan Erol, tehlikenin sadece ihracatla sınırlı kalmayacağını, Türkiye iç pazarının da tehdit altında olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Gümrük Birliği'nin teknik yapısı gereği, AB'ye gümrüksüz giren bir Hint malı, 'Serbest Dolaşım' ilkesiyle Türkiye'ye de gümrüksüz girebilecek. Yani Bayrampaşa'daki tekstilci veya Konya'daki parçacı, sadece Almanya'da değil, kendi evinde de Hint mallarıyla rekabet edecek. Biz Hindistan'a mal satarken gümrük ödeyeceğiz, onlar bize satarken ödemeyecek. Bu, sürdürülebilir bir denklem değil." Çıkış Yolu: "Hız, Güven ve Dijital Markalaşma" Türk ihracatçısının "ucuzluk" yarışına girmemesi gerektiğini savunan Erol, ç ıkış reçetesini ise şöyle özetledi: "Hindistan ile fiyat rekabetine girersek kaybederiz. Bizim kazanacağımız alan 'Hız ve Güven'. Hindistan'dan gelen bir konteynerin Avrupa'ya ulaşması haftalar sürerken, biz 48-72 saatte teslimat yapabiliyoruz. Avrupalı satın almacıya şunu anlatmalıyız: 'Tedarik zincirini riske atma, yeşil lojistikle malını kapına indireyim.' Bunun için de klasik pazarlamayı bırakıp, LinkedIn ve B2B platformlarında dijital markalaşmaya yatırım yapmalıyız. Artık sadece malı değil, güveni pazarlama devrindeyiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.