Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sergi

Kapsül Haber Ajansı - Sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aydın Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Coşkusu  Haber

Aydın Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Coşkusu 

Tralleis, Nysa ve Milet gibi köklü medeniyetlere ev sahipliği yapan kentte festivalin ilk gününde; atölyelerden sergilere, söyleşilerden çocuk etkinliklerine uzanan dopdolu bir program sanatseverlerle buluştu. AYDIN KÜLTÜR YOLU’NDA SERGİLER ÖNE ÇIKTI Aydın, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatın farklı disiplinlerini buluşturan kapsamlı bir sergi programına ev sahipliği yapıyor. Kentin dört bir yanına yayılan bu seçkiler; Aydın’ın antik çağlardan günümüze uzanan kültürel katmanlarını sanatla harmanlayarak ziyaretçilere çok yönlü bir keşif imkanı sunuyor. Vali Yazıcıoğlu Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşan Burak Erim’in “Düşlere Yolculuk” sergisi, izleyiciyi renkler ve düşler arasında içsel bir yolculuğa davet etti. Her bir eserin hayal gücü ile gerçeklik arasında kurduğu özgün anlatım diliyle öne çıktığı sergi, aynı zamanda Tamer Levent’in “Sanata Evet” çağrısının bir yansıması olarak sanatın birleştirici, iyileştirici ve özgürleştirici gücünü ortaya koydu. Atilla Koç Kültür Merkezi’nde yer alan “Korunan Zaman: Arkeolojik Mirasın Görsel Yolculuğu” sergisinde, müze uzmanı ve fotoğraf sanatçısı Muhammed Diler’in objektifinden yansıyan kareler ziyaretçilerle buluştu. Kültürel mirasın korunması ve belgelenmesine odaklanan sergi, fotoğrafı yalnızca bir kayıt aracı değil, geçmişin estetik değerlerini günümüze taşıyan güçlü bir anlatım biçimi olarak ele alıyor. Hakan Yaralı’nın küratörlüğünde hazırlanan sergi, Aydın’daki antik kentlere ait görsel seçkisiyle sanatseverlere buluştu. Aydın Arkeoloji Müzesinde ziyaretçilerin ilgisine sunulan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ise Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası bir araya getiriyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan seçkin eserler yer alıyor. Atilla Koç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras: Aydın Sergisi”nde hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, çini, ebru, dokuma, ahşap ve sedef işleri başta olmak üzere pek çok geleneksel sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek ziyaretçilere kapsamlı bir kültürel deneyim sundu. FESTİVALİN İLK GÜNÜ SÖYLEŞİ VE ATÖLYELERLE ZENGİNLEŞTİ Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Aydın’da düzenlenen etkinlikler, fotoğraftan sinemaya, söyleşilerden geleneksel el sanatlarına uzanan zengin içerikleriyle kenti çok yönlü bir kültür ve sanat platformuna dönüştürerek her yaştan sanatseveri aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor. “FotoMaraton Aydın” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinlikleri, Aydın Atatürk Kent Meydanı’nda fotoğraf tutkunlarını bir araya getirdi. Gün boyunca kentin farklı noktalarını kadrajlarına taşıyan katılımcılar, Aydın’ın tarihi dokusunu, kültürel zenginliğini ve günlük yaşamını fotoğraf aracılığıyla yorumlama fırsatı bulurken; çocuklara özel düzenlenen etkinlik ise küçük yaşta sanatsal farkındalığın gelişmesine katkı sundu. Yoğun ilgi gören FotoMaraton etkinlikleri, kenti sanatla keşfetmenin dinamik ve yaratıcı bir yolu olarak öne çıktı. Atilla Koç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Buluşması: Körüklü Çizme” söyleşisi, kentin somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan körüklü çizme geleneğine odaklandı. Alanında uzman bir konuşmacı eşliğinde düzenlenen programda, körüklü çizme kültürünün tarihsel arka planı, üretim süreçleri ve toplumsal hayattaki yeri ele alınırken; katılımcılar bu kadim geleneğe ilişkin kültürel pratikleri ve sözlü anlatımları yakından tanıma fırsatı buldu. Aynı mekanda düzenlenen “Yaşayan Miras Olarak Havut: Devecilik Kültürünün Kadim İzleri” söyleşisinde ise deve süsleme sanatının ve devecilik kültürünün köklü zanaatlarından biri olan havutçuluk ele alındı. Programda, havut yapımındaki teknik inceliklerden kullanılan geleneksel malzemelere, estetik anlayıştan ustadan çırağa uzanan aktarım sürecine kadar pek çok başlık değerlendirildi. Havutçuluğun yerel kimlik, toplumsal hafıza ve törensel kültürle kurduğu bağ vurgulandı. Tekstil Park Sanat Galerisi ve Atilla Koç Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sepet Örücülüğü Atölyesi”, “Keçe Atölyesi”, Ebru Atölyesi ve Çömlek Atölyesi katılımcılara usta eğitmenler eşliğinde üretim süreçlerini deneyimleme imkanı sunarken, köklü el sanatlarının inceliklerini uygulamalı olarak aktardı. Yoğun ilgi gören atölyeler, kültürel mirasın yaşatılmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağladı. KURTULUŞ MÜCADELESİ AYDIN’DA BEYAZ PERDEYE TAŞINDI Şükran Güngör-Yıldız Kenter Kültür Merkezi ve Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen “Kanlıbahçe” kısa film gösterimi, izleyicileri Kurtuluş Savaşı yıllarına taşıdı. Aydın’da Yunan işgali sırasında halkın ve efelerin verdiği milli mücadeleyi konu alan film, adını Mursallı’da yaşanan mezalimden alan hikayeyi çarpıcı bir anlatımla beyaz perdeye aktardı. Yoğun ilgi gören gösterim, izleyicilerden büyük beğeni topladı. AYDIN KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE ÇOCUK ETKİNLİKLERİNE YOĞUN İLGİ Festival kapsamında çocuklara özel hazırlanan etkinlikler, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getirerek minik ziyaretçilere kültür ve sanatla iç içe keyifli bir deneyim sunuyor. Tekstil Park’ta kurulan “Çocuk Köyü” etkinlikleri kapsamında; şişme oyun parkları, dijital oyunlar, panayır çadırları, atölye çalışmaları, geleneksel yarışmalar, Karagöz atölyesi, VR balon turu ve çeşitli oyun alanları ile çocuklara eğlence dolu bir festival deneyimi yaşatıldı. Alanda gerçekleştirilen “Keçe Atölyesi” ise minik katılımcıları geleneksel el sanatlarıyla buluşturarak hem eğlenceli hem öğretici bir deneyim sundu. Festival kapsamında çocuklara yönelik hazırlanan etkinlikler arasında yer alan “Aselsan Çocuk Şenliği”, Tekstil Park’ta kurulacak etkinlik alanında minik ziyaretçilerle buluştu. Eğitici ve eğlenceli içeriklerin bir araya getirildiği şenlikte, çocuklar teknoloji ve bilim temelli aktivitelerle keyifli vakit geçirirken aynı zamanda yeni deneyimler kazanma fırsatı buldu. Aydın İl Halk Kütüphanesi, kitap ve çocuk etkinliklerine ev sahipliği yaparak festival süresince edebiyat ve kültür odaklı buluşmaların merkezi oldu. Bu kapsamda Sema Yaylı ve İlhan Yaylı tarafından gerçekleştirilen “Origamili Masallar” etkinliğinde “Karar Dağları” kitabı üzerine bir söyleşi düzenlendi, program sonunda yazar tarafından imzalanan kitaplar katılımcılara hediye edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Heyecanı Haber

Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Heyecanı

TARİHİN VE SANATIN IŞIĞINDA BULUŞAN SERGİLER Şanlıurfa, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, birbirinden özel sergilere ev sahipliği yapıyor. Şehrin farklı noktalarına yayılan sergiler, tarih, sanat ve kültürel mirası bir araya getirerek her yaştan sanatseveri ağırlıyor. 2025 yılının “Aile Yılı” temasından ilhamla hazırlanan “Hâne” sergisi; aile, yuva ve nesiller arası bağları geleneksel İslam sanatlarının estetik diliyle ele alıyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda ziyaretçilerle buluşan sergide; 13 hat, 17 seramik hat, 12 tezhip, 6 tarihi hat eseri, dijital eserler, geometrik desenlerden oluşan kandiller ve mermer işleme celî sülüs eser yer alıyor. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda sanatseverlerle buluşan bir diğer sergi de Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası ziyaretçilerle buluşturan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi oldu. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, İstanbul’daki önemli müze koleksiyonlarından seçilen Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan 57 eser yer alıyor. “Yaşayan Miras: Şanlıurfa Sergisi”nde ise, Hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, katı, çini, cilt, seramik, porselen, ebru, ahşap işleri, sedef işleri, metal işleri, dokuma işleri, işlemeler, halı, kilim, tesbih, taş baskı, lüle taşı, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerle buluştu. FESTİVAL ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLERLE RENKLENDİ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi İç Avlu’da başlayan “FotoMaraton” etkinliğinde her yaştan onlarca fotoğrafçı, festivalin en güzel karelerini yakalamak için yarıştı. “Yaşayan Miras Söyleşisi: Mırra” programında katılımcılar, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde bir araya gelerek kentin önemli somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan mırra geleneği üzerine kapsamlı bir değerlendirme gerçekleştirdi. Etkinlikte; söyleşi ve atölye programlarıyla zenginleşen festival içeriğinin sunduğu çok yönlü deneyim ile geleneksel sanat atölyelerinin uygulamalı öğrenme imkanı sağlaması çerçevesinde verimli bir paylaşım ortamı oluşturuldu. DOĞA VE TARİHİN İZİNDE KEŞİF YÜRÜYÜŞLERİ “Neolitik İnsanın İzinde 12.000 Yıllık Hikâye: Taş Tepeler Yürüyüşü” kapsamında ise katılımcılar, Çakmaktepe, Sayburç ve Ayanlar hattında düzenlenen yürüyüşlerde bir araya gelerek tarihin izlerini sürme fırsatı elde etti. Bozova/Çatak’ta düzenlenen “Kano” etkinliği ile katılımcılar, bölgenin doğal su güzergahı üzerinde gerçekleştirilen parkurda bir araya gelerek hem sportif bir deneyim yaşama hem de doğa ile iç içe vakit geçirme imkanı buldu. Etkinlik kapsamında katılımcılara, su sporlarının temel dinamikleri eşliğinde farklı bir keşif ortamı sunularak doğa ve kent yaşamını bir arada deneyimleme fırsatı sağlandı. “Takoran Vadisi Doğa Yürüyüşü” etkinliğinde katılımcılar, Fırat Nehri’nin doğal atmosferiyle şekillenen ve yaklaşık 20 kilometre uzunluğa sahip Takoran Vadisi’nde bir araya gelerek bölgenin eşsiz doğal güzelliklerini yakından tanıma imkanı buldu. FESTİVAL ÇOCUKLAR İLE ŞENLENDİ Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Arkeopark’ta dokuz gün boyunca içinde birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı “Çocuk Köyü” minik misafirlerini ağırlamaya başladı. “Küçük Kalbimde Neler Oluyor: Pırpır Sakinleşiyor” etkinliğinde Çağrı Odabaşı, aynı adlı kitabı üzerinden çocuklarla Şanlıurfa Çocuk ve Gençlik Kütüphanesi’nde bir araya gelerek minik katılımcılara hikayenin dünyasını yakından tanıma imkanı sundu. Etkinlikte; “Çocuk Köyü” kapsamında dokuz gün boyunca gerçekleştirilen renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatrolar ve oyun alanlarıyla çocuklara çok yönlü bir deneyim alanı oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor Haber

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor

Sergi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan 170 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’de sanayi, enerji, altyapı, sağlık, ulaşım ve şehirleşme alanlarında dönüşüme eşlik eden stratejik bir teknoloji ortağı olan Siemens’in tarihsel birikimini ve geleceğe yön veren teknoloji vizyonunu bir araya getirerek ziyaretçilere kapsamlı bir yolculuk sunuyor. 6 Mayıs’a kadar devam edecek olan sergi, Siemens’in Türkiye’deki faaliyetlerini geleceğe yön veren teknolojilerle birlikte ele alırken; şirketin küresel ölçekteki teknoloji birikiminin sanayi ve inovasyon üzerindeki etkisini de kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Sanayileşmeden dijital dönüşüme uzanan bir hikâye Sergide yer alan içerikler, Siemens’in bu coğrafyadaki 170 yıllık varlığını farklı dönemler ve temalar üzerinden ele alıyor. İstanbul’un enerji altyapısındaki dönüşüm de serginin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı’nda başlayan elektrik altyapısının kurulması süreci, kentin modernleşmesinde belirleyici bir adım olarak anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Eskişehir’de kurulan Siemens fabrikası, Türkiye’de üretim kültürünün gelişiminde önemli bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Telefon, telgraf gibi dönemin teknolojilerinin üretildiği bu tesis, teknolojinin yerelleşmesi ve sanayileşme sürecinin güçlenmesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Sergi, yalnızca tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzün teknoloji başlıklarına da odaklanıyor. Akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği uygulamaları, yapıların artık veriyle yönetilen ve kendi performansını optimize eden sistemlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de hayata geçirilen mega ulaşım projeleri kapsamında havalimanları, köprüler ve raylı sistemlerde kullanılan dijital altyapılar; enerji, güvenlik ve operasyon yönetiminin entegre yapısını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye’nin Ar-Ge gücü ise serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Yapay zekâ, dijital ikiz ve endüstriyel yazılım alanlarında geliştirilen çözümler, Türkiye’nin küresel teknoloji ekosistemindeki rolünü güçlendiriyor. Endüstriyel dönüşümün yeni aşaması olan dijital ikiz ve veri analitiği temelli üretim modelleri ise sanayinin daha esnek, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapıya evrildiğini gösteriyor. “170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ sergisi, geçmişten geleceğe uzanan bütüncül bir anlatı sunuyor” Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, sergiye ilişkin açıklamasında şunları paylaştı: “Siemens’in bu topraklardaki 170 yıllık yolculuğu, yalnızca bir şirketin hikâyesini bizlere aktarmakla kalmıyor; Türkiye’nin sanayileşme, modernleşme ve dijital dönüşüm sürecine eşlik eden güçlü bir teknoloji yolculuğu olarak öne çıkıyor. Telekomünikasyon ile başlayıp, ulaşım sağlık, eğitim, altyapı, kültür-sanat başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan bu izleri, ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ isimli sergimizde geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan bütüncül bir perspektifle ortaya koyuyoruz. Bu sergide geçmişte attığımız adımları, bugün geliştirdiğimiz teknolojileri ve geleceğe dair vizyonumuzu bir arada sunuyoruz. Türkiye’deki güçlü birikimimizi küresel deneyimimizle birlikte ziyaretçilerle buluşturmak bizim için çok özel bir anlam taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aydınlanmanın Projesi Köy Enstitüleri Büyükçekmece’de Yaşatıldı Haber

Aydınlanmanın Projesi Köy Enstitüleri Büyükçekmece’de Yaşatıldı

Atatürk Kültür Merkezi’nde emekli ilkokul öğretmeni Süheyla Ercen’in el emeği eserlerinden oluşan sergi ile Atatürk ve Cumhuriyet sevdasıyla çalışmalarını sürdüren Lüleburgaz Ertuğrul Köyü Cumhuriyet Kadınları Korosu ve Lüleburgaz Çağdaş Öğretmenler Korosu’nun sahne aldığı “Aydınlanma Işıkları” konseri sanatseverlerle buluştu. Aydınlanma Mirası, sergi ve konserle yaşatıldı Köy Enstitüleri’nin aydınlanma meşalesini ve üretim disiplinini meslek hayatı boyunca rehber edinen emekli ilkokul öğretmeni Süheyla Ercen, yılların birikimini “El Emeği, Göz Nuru: Bir Cumhuriyet Öğretmeninin Sergisi”nde sanatseverlerle paylaştı. Sergide yer alan her bir eser; sabrın, titizliğin ve “üretmeden duramayan” köklü eğitim geleneğinin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Tamamı Süheyla Ercen tarafından hazırlanan ürünler, yalnızca birer el işi değil; aynı zamanda üretme azmini ve öğrenme tutkusunu yansıtan özgün çalışmalar olarak dikkat çekiyor. Serginin ardından gerçekleşen “Aydınlanma Işıkları” konserinde ise Atatürk ve Cumhuriyet sevdasıyla çalışmalarını sürdüren Lüleburgaz Ertuğrul Köyü Cumhuriyet Kadınları Korosu ile Lüleburgaz Çağdaş Öğretmenler Korosu sahne aldı. Yılların birikimini ve emeğini sahneye taşıyan koro üyeleri; türküler, ezgiler ve içten performanslarıyla beğeni toplarken, giydikleri özel kostümlerle birlikte sahnede görsel bir şölen sundu. Konser finalinde Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi’nin eşi Nalan Çebi, Büyükçekmece Belediyesi Meclis Üyeleri Nurcan Kalaycı ve Selahattin Öner, Büyükçekmece Belediyesi Koordinatörü H. Gürhan Ozanoğlu, Büyükçekmece Belediyesi Başkan Danışmanı ve Eğitimci Bayram Ali Üner tarafından emeği geçenlere plaket takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Kültür Ve Sanatı Teknolojiyle Buluşturarak, Bir İlke Daha İmza Attı Haber

Türk Telekom Kültür Ve Sanatı Teknolojiyle Buluşturarak, Bir İlke Daha İmza Attı

Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden Türk Telekom, sağlıktan tarıma, sanayiden spora ve kültür-sanata kadar pek çok alanda yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. 5G çağının sunduğu imkânlarla uygulamalarına hız veren Türk Telekom, “Herkes İçin 5G” vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği, sanat ve teknolojiyi aynı potada buluşturarak yeni nesil bir deneyim sunan “Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi”ni açtı. Türk Telekom’un teknoloji sponsoru ve ana destekçisi olduğu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM), Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’in ev sahipliğinde gerçekleşen açılışta ziyaretçiler, gerçek ve sanal dünyanın eş zamanlı kurgulandığı deneyimle buluştu. Proje kapsamında Devlet Sanatçısı Devrim Erbil’in, İstanbul’un simge yapılarını özgün üslubuyla yorumladığı eserleri fiziksel mekânda sanatseverlerle buluşurken, 5G teknolojisinin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme avantajıyla sanal gerçeklik (VR) ortamına birebir taşındı. Böylece ziyaretçiler, yalnızca izleyen değil, eserin içine dahil olan bir deneyim yaşayarak İstanbul’un büyüleyici silüeti içinde çok katmanlı bir yolculuğa çıktı. 5G teknolojisinin kültür ve sanat alanındaki potansiyelini somut bir deneyime dönüştüren sergi, Türk Telekom’un gelecek vizyonunu ortaya koyuyor. “5G ile hayatın her alanında dönüşüm sağlıyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak iletişimin her çağında olduğu gibi 5G çağının da öncüsü konumundayız. Uzun yıllara dayanan altyapı yatırımlarımız ve yenilikçi uygulamalarımızla 5G’yi yalnızca bir teknoloji değil; endüstriden sanata, eğitimden sağlığa kadar geniş bir ekosistemde dönüşüm sağlayan stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken toplumsal fayda üretmeye odaklanıyor, bu vizyonumuzu somut projelerle hayata geçiriyoruz. Devrim Erbil Dijital Resim Sergisi de bu yaklaşımımızın güçlü bir yansıması niteliğinde. Bu projeyle, Devrim Erbil’in eserlerini 5G destekli dijital ortamla buluşturarak sanatın mekândan bağımsız hale gelmesine katkı sağlıyor, sanatçı ile sanatseverler arasında yeni nesil bir etkileşim alanı oluşturuyoruz. Gerçek ve sanal dünyanın eş zamanlı deneyimlenebildiği bu model, 5G’nin yüksek hız, düşük gecikme ve ileri bağlantı kabiliyetini somut bir deneyime dönüştürürken; kültür ve sanat alanında yeni nesil uygulamaların da önünü açıyor. Türk Telekom olarak 5G’nin sunduğu imkânlarla geleceğin dijital dünyasını bugünden inşa etmeye devam ediyoruz” dedi. Dünyada ilk kez 5G teknolojisiyle kesintisiz ve gerçek zamanlı bir sanat deneyimi Serginin teknoloji altyapısını oluşturan 5G, ultra düşük gecikme, yüksek hız ve geniş kapasite avantajlarıyla fiziksel ve dijital dünyayı eş zamanlı olarak buluşturdu. Ziyaretçiler, İstanbul’un simge yapılarını konu alan eserlerin içinde serbestçe hareket edebilirken; istedikleri noktaya yönelip detayları çok yüksek çözünürlükte anlık olarak inceleyebildi. 5G’nin sağladığı akıcılık sayesinde deneyim, kesintisiz ve doğal bir akışta gerçekleşerek sanatla kurulan bağı daha derin ve etkileyici hale getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir’den Sıfır Atık Farkındalığı Haber

Büyükşehir’den Sıfır Atık Farkındalığı

Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla Kemer Hakkı Saygan-Hacı Hafize Saygan-3 Ortaokulunda bir etkinlik düzenledi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte geri dönüşüm tişört yapım atölyesi düzenlendi. Sıfır Atık Günü’nde öğrenciler topladıkları atıklardan dönüştürdükleriyle “Deniz Canlıları ve Deniz Kirliliği Sergisi” açıldı. Öğrencilerin sergisi büyük bir beğeni topladı. ÇEVRE BİLİNCİ GENÇ YAŞLARDA KAZANILIYOR Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı, geleceğin teminatı gençlere yönelik bu tür etkinliklerinin önemine dikkat çekerek, “Sıfır atık anlayışı ve yaklaşımı küçük yaşlarda okullarda kazanılan niteliklerdir. Çocuklarımızın bu davranışları kazanması sadece derslerle olmuyor. Öğretmenlerimizin ve eğitimcilerimizin böylesi güzel etkinliklerle bu farkındalığı kazandırmasıyla kalıcı oluyor. Bizleri de buraya davet ederek bu sürece katkı sunmamızı sağladıkları için teşekkür ediyoruz” dedi. KURUMSAL SIFIR ATIK HEDEFLERİMİZE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ Büyükşehir Belediyesi’nin sıfır atık yönetimine ilişkin çalışmaları ve hedefleri hakkında da bilgi veren Kireçcibaşı “Sıfır atık belgesi sayımızı yıllar içerisindeki çalışmalarımızla 21’e ulaştırdık. Kurumsal sıfır atık çalışmalarımızı tüm yerleşkelerimizde titizlikle uygulayarak hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. Bu kapsamda özellikle sorumluluğumuz altında olan büyük kapsamlı organik ve ambalaj atıkların olduğu toptancı hallerinde bu çalışmaları yürüterek belgelerimizi alıyoruz. Tehlikeli atık olarak geçen zirai ilaç ambalaj atıkları ile ilgili Antalya’ya önemli bir proje kazandırdık. 7 ilçemizde zirai ambalaj atıklarımızı topluyoruz. Yakın zamanda Gazipaşa ilçemizde de projemiz hayata geçecek” diye konuştu. İŞLERİNİ GÖNÜLDEN YAPIYORLAR Sıfır Atık Günü için Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden Kemer Hakkı Saygan– Hacı Hafize Saygan – 3 Ortaokulu Müdürü Hatice Oruç ise “Çocuklarımızın bu özel günü yaşayarak, bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Öğrencilerimiz bu konuda oldukça bilinçliler. Canla başla bugün güzel bir sergi hazırlayarak açtı. Hayatları boyunca unutmayacakları bir gün yaşadı. Çevreye karşı artık daha duyarlı olacaklarından eminim. Büyükşehir Belediyemizde bu süreçte bizim yanımızda oldu. Katkıda bulunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. HOBİ BAHÇESİ OLUŞTURUDULDU Öte yandan etkinlik kapsamında okul bahçesinde oluşturulan hobi bahçesinde, Büyükşehir Belediyesi tarafından hediye edilen çiçekler öğrencilerle birlikte toprakla buluşturuldu. Öğrencilere ayrıca Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi’nde zeytinyağı posasından üretilen doğal sabun dağıtıldı. Öğrencilere doğanın korunması, atık yönetiminin ekonomik değeri ve israfın önlenmesine ilişkin bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Parmaklarıyla Beynin Görme Merkezini Kullanmayı Başardı Haber

Parmaklarıyla Beynin Görme Merkezini Kullanmayı Başardı

Görme engelli Sosyal Hizmetler Programı öğrencisi 21 yaşındaki Serra Kargaoğlu’nun ipliklerle oluşturduğu eserler, ziyaretçileri yalnızca bakmaya değil, hissetmeye davet ederken katılımcılarca Serra’nın azmi, üretkenliği ve örnek olan sanat yolculuğuna dikkat çekildi. Sergi, duyuların sınırlarını yeniden düşündüren yaklaşımıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke lobi alanındaki sergi düzenlenen törenle açıldı. Törene Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yoğun ilgi gören sergide ziyaretçiler, dokunma ve hissetme temasıyla kurgulanan eserleri dikkatle incelerken, her bir çalışmanın ardındaki emeği ve duyguyu yakından deneyimleme fırsatı buldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış” Açılış töreninin ardından sergiyi ziyaret eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan Serra Kargaoğlu ile bizzat sergiyi gezdi. Karaoğlu’ndan çalışmaları hakkında bilgi alan Tarhan, ortaya koyulan bu eserlerin çok yönlü bir başarıyı temsil ettiğini vurguladı. Tarhan; “Görme engelli bir gencin bu kadar harika ve ince işçilik gerektiren eserler ortaya koyması gerçekten çok etkileyici ve anlamlı bir başarı hikâyesi. Müthiş bir emek var ve bu aslında sınırları zorlayan bir şey. Parmaklarıyla beyninin görme merkezini kullanmayı başarmış, bu literatüre geçecek bir bilgi. Bu durum yalnızca sanatsal bir üretim değil, aynı zamanda kişinin beyninin görme merkezini parmaklarıyla kullanmayı başarması açısından nörobilimsel olarak da incelenmesi gereken bir örneklik taşıyor. Serra’nın bu başarısı doğru anlam yüklendiğinde engellerin nasıl aşılabildiğini çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı durumda olan birçok gence de örnek olacak nitelikte.” dedi. “Anlam katılırsa engeller aşılıyor” Hayata anlam katılması gerektiğine dikkat çeken Tarhan; “Üniversitede sosyal hizmetler programına girmiş ve okul başarısı da yüksek. Zekâsı yüksek ve sanat yönünü kullanarak kendisine, hayatına önemli bir anlam katmış. Anlam katılırsa engeller aşılıyor. Engellere, acılara, zorluklara doğru anlamlar katanlar o acıları yönetebiliyor. O anlamı katmış. Çok güzel, annesi babası müthiş destek olmuş bu da çok büyük bir avantaj. Öğretmeni, küratörü de burada çok sabırlı bir şekilde öğretmiş. Hatta Neşet Ertaş’ın bir sözü var; ‘Aşkla koşan yorulmaz.’ Serra gece gündüz çalışarak büyük bir eserler ortaya çıkarmış. Burada bütün hocalar kapıyı açtılar ve gençlere sahip çıkılıyor. Bu tarzdaki yaklaşımlar aslında insanlığın geleceğine hizmettir.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Azim, gayret ve inancın karşılığı…” Rektör Danışmanı Prof. Dr. Mehmet Zelka serginin güçlü bir emeğin ürünü olduğunu belirtti. Zelka; “Burada hepimiz bir azmin, gayretin ve inancın karşılığını görüyoruz. Serra’nın ortaya koyduğu eserler, uzun bir emeğin ve sabrın sonucu. Elbette bu süreçte ailesinin ve hocalarının desteği de çok büyük bir önem taşıyor. Maddi ve manevi destekle birlikte böyle güzel çalışmaların ortaya çıkması mümkün oluyor. Bu anlamda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum ve Serra’nın ilerleyen süreçte çok daha güzel işlere imza atacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak: “Parmak uçlarıyla örülen bir hayal dünyası” ENMER Müdürü, Sosyal Hizmetler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Serra Kargaoğlu ile tanışma süreçlerini ve serginin ortaya çıkış hikâyesini aktardı. Çaylak; “Serra ile yolumuz bir fuarda kesişti ve sonrasında kendisini üniversitemize davet ettik. İki yıldır birlikte çok verimli bir eğitim süreci yürütüyoruz. Bu süreçte onun ne kadar yetenekli ve üretken bir sanatçı olduğunu daha yakından görme fırsatı bulduk. Serra’nın parmak uçlarıyla ilmek ilmek ördüğü bu dünyayı biz gözlerimizle keşfedelim istedik. Bu sergi, görmenin ötesinde hayal gücünün ve hissederek üretmenin ne kadar güçlü olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda üniversitemizin bu tür çalışmalara verdiği destek de bu süreci mümkün kıldı.” şeklinde konuştu. Serra Kargaoğlu: “Görmekten çok hissettirmek istedim” Serginin sahibi Serra Kargoğlu ise çalışmalarının çıkış noktası ve sürecinden bahsetti. Kargaoğlu; “Bu sergide denizaltı temalı bir çalışma yaptım çünkü denizaltının nasıl bir yer olduğunu, orada yaşayan canlıları ve o dünyanın nasıl hissettirdiğini merak ettim. Çalışmalarımı ipliklerle ve tamamen dokunarak yaptım. Dalgaların sesi benim için bir ritim ve müzik gibi. Bu yüzden bu sergide sadece görmek değil, aynı zamanda hissetmek önemli. Çalışma sürecinde çok farklı duygular yaşadım; zorlandığım, üzüldüğüm anlar da oldu ama hiçbir zaman vazgeçmedim. İnsanların bu sergiyi gezerken görmekten çok hissetmelerini istiyorum. Belki göremiyoruz ama denizaltında bizim gibi yaşayan, hisseden bir dünya. Ben de bunu size hissettirmek istedim. Burada görmekten çok hissettikleri anlamalarını istiyorum. Çünkü hissetmek çok çok çok farklı bir şey.” dedi. Gönül Kargaoğlu: “Gözlerinizi kapatın ve hissetmeye odaklanın” Serra Kargaoğlu’nun annesi Gönül Kargaoğlu ile babası Deniz Kargaoğlu ise serginin ziyaretçiler tarafından daha derin bir deneyimle keşfedilmesini istediklerini belirtti. Gönül Kargaoğlu; “Sergiyi gezmeden önce sizlerden ricam, birkaç saniye gözlerinizi kapatmanız ve neler hissedeceğinizi hayal etmeniz. Daha sonra eserleri bu şekilde gezdiğinizde Serra’yı ve onun dünyasını çok daha iyi anlayacağınıza inanıyorum. Serra küçük yaşlardan itibaren dokunarak üretmeye başladı; oyun hamurlarıyla, iplerle, farklı materyallerle kendini ifade etti. Zamanla bu yeteneği gelişti ve bugün böyle bir sergiye dönüştü. Bu bizim için yıllardır kurduğumuz bir hayaldi ve bugün gerçekleşmiş olması bizi çok mutlu etti.” şeklinde konuştu. Funda Sevim: “Ziyaretçiler kendilerini Serra’nın yerine koymalı” Ferry’s Concept Art Studio Küratörü ve Sanat Danışmanı Funda Sevim ise serginin deneyimsel yönüne dikkat çekti. Sevim; “Ziyaretçilerden en büyük beklentimiz, sergiyi gezerken kendilerini Serra’nın yerine koymaları ve onun nasıl bir dünyada ürettiğini hayal etmeleri. Gözlerini kapatarak bu deneyimi yaşamaları, eserleri çok daha farklı bir bakış açısıyla değerlendirmelerini sağlayacaktır. Serra ile çok küçük yaşlarda tanıştık ve onun hayal gücünün ne kadar güçlü olduğunu o zaman fark ettim. Bu süreçte birbirimize çok şey kattık ve onun daha da ilerleyeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Toplam 36 eser yer aldı 36 eserin yer aldığı sergide, Serra Kargaoğlu’nun üretim sürecine ışık tutan özel bir bölüm de oluşturuldu. Bu bölümde Serra’nın ilkokul yıllarında ilk kez ortaya koyduğu çalışmalar sergilenerek, sanat yolculuğunun başlangıcından bugüne uzanan gelişimi gözler önüne serildi. Ziyaretçiler bu alan sayesinde sanatçının yıllar içindeki ilerleyişine ve azmine yakından tanıklık etti. Okul arkadaşları da sergiyi ziyaret etti Sergi yalnızca sanatseverlerin değil, Serra Kargaoğlu’nun eğitim hayatını paylaştığı arkadaşlarının da yoğun ilgisiyle karşılaştı. Arkadaşları sergiyi birlikte gezerek hem arkadaşlarının başarısına ortak oldu hem de eserleri büyük bir ilgiyle inceledi. Bu buluşma dayanışma ve paylaşım duygusunun güçlü bir yansıması olarak dikkat çekti. Sergi 3 Nisan’a kadar devam edecek… Büyük ilgi gören “Parmak Uçlarındaki Okyanus” sergisi, açılış gününün ardından da ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. 3 Nisan’a kadar ziyaretçilerle buluşacak olan sergi, görmenin ötesine geçen deneyimsel yapısıyla daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Sergi, sanatın engel tanımayan evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.