Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sergi

Kapsül Haber Ajansı - Sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Işık ve Derinlik Ekranda Hayat Buluyor Haber

Işık ve Derinlik Ekranda Hayat Buluyor

17 Eylül – 8 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşen Artweeks Istanbul "Collectors" Edisyonu kapsamında Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin koleksiyonlarında yer alan değerli video ve dijital sanat eserleri de Samsung’un yenilikçi ekranlarında izleyiciyle buluşuyor. Bu eşsiz seçkide; Ferhat Özgür’ün “Köçek Şaban”, İz Öztat & Ann Antidote’un “Suspend / Askıda” ve İnci Eviner’in “Reenactment of Heaven / Cenneti Sahnelemek” adlı çalışmaları, Samsung teknolojisiyle yepyeni bir deneyime dönüşüyor. Ayrıca Samsung, "No More Black Screen" vizyonuyla 38 numaralı binada fotoğraf sanatçısı Ziya Tacir'in eserlerini de yepyeni bir estetikle izleyiciye sunuyor. Merkur Galeri ve Ziya Tacir ile Yenilikçi Bir Sergi Deneyimi Kültür, sanat ve fikir paylaşım merkezi olan Akaretler Sıraevler’in 38 numaralı binasında hayata geçirilen özel sergide ise Samsung, ART TV serisiyle video ve dijital sanat eserlerinin sergilenme deneyimine yenilikçi bir perspektif sunuyor. Samsung’un Art TV yaklaşımı doğrultusunda Neo QLED, OLED ve The Frame modellerinden oluşan ekranlar; ünlü fotoğraf sanatçısı Ziya Tacir’in eserlerini izleyici ile buluşturuyor. Merkur Galeri iş birliğiyle yürütülen bu özel projede, sergi süresince ekranlarda yer alan yapıtlar belirli aralıklarla değişerek, sanatçının farklı dönemlerine, monokrom çalışmalarına ve ikonik serilerine ait geniş bir seçkiye yer veriyor. Fotoğraf pratiğinde ışık, mekân, mimari detaylar, simetri ve derinlik katmanları üzerinden kendine özgü, monümantal bir görsel dil kuran Ziya Tacir; kadrajına aldığı anları ve anıtsal mekanları yeni bir estetik bakışla yorumluyor. Sanatçının zamansız pencereler açan bu yaklaşımı, izleyiciye de görüntünün büyüleyici evreninde kendi içsel hikayesini ve anlatısını kurabileceği özgür bir alan tanıyor. Geleneksel Ekran Algısını Yıkan Sınırsız Sanat Deneyimi Samsung’un “No More Black Screen” felsefesiyle birlikte geleneksel ekran algısı yıkılıyor. Samsung Art TV serisindeki ekranlar; yüksek görüntü kalitesi, renk doğruluğu, kontrast ve yansıma kontrolü gibi özellikleriyle eserlerin en gerçekçi biçimde aktarılmasına katkı sağlıyor. Böylece bu ekranlar; fotoğraf sanatının farklı dönemlerini ve felsefi arka planını mekanın ruhuyla harmanlayan, zaman içinde evrilen ve yaşayan bağımsız birer sergileme alanına dönüşüyor. Samsung Art TV deneyiminin önemli bir parçasını oluşturan Samsung Art Store ise bugün 5.000’den fazla sanat eseri, 800’den fazla sanatçı ve 80’den fazla global iş ortağını bir araya getiriyor. Tate, Art Basel, British Museum ve Louvre gibi dünyanın önde gelen sanat kurumlarının iş birliğiyle genişleyen koleksiyon, sanat eserlerini Samsung Art TV serisi aracılığıyla daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Furnishings & Design Istanbul, Üçüncü Yılında Da Büyük İlgi Gördü  Haber

Furnishings & Design Istanbul, Üçüncü Yılında Da Büyük İlgi Gördü 

24–26 Eylül tarihleri arasında “Where Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin Olduğu Yer) mottosuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen fuar, bu yılki buluşmasında 90 markanın en yeni tasarımlarını, dört sergide 85 özel seçkiyi, 21 farklı ürün grubunu ve tasarım dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Mobilyadan aydınlatmaya, ev tekstilinden aksesuara kadar bütün kategorilerde iç mekân ekosisteminde tasarımın çıtasını belirleyen fuarı bu yıl 45 ülkeden 23 bin 467 kişi ziyaret etti. Mobilya sektöründe tasarım ve ihracat buluşması olarak Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından düzenlenen Furnishings & Design Istanbul (FDI), İstanbul Fuar Merkezi’nde üç gün boyunca mobilyadan aydınlatmaya, ev tekstilinden aksesuara kadar iç mekân ekosisteminin bütün paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu. FDI Istanbul bu yıl 12 bin metrekarelik iki salonda, 90 marka, 85 özel seçki, 14 panelde 30’u aşkın konuşmacı ve dört tasarım odaklı sergiye ev sahipliği yaptı. Fuarda Ticaret Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirilen yabancı alım heyeti programı; ABD, Almanya, İtalya, Azerbaycan, Bahreyn, Burkina Faso, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Gana, Güney Afrika, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Katar, Makedonya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Senegal, Slovenya, Tunus ve Yunanistan’dan nitelikli uluslararası alıcıları Türk markalarıyla bir araya getirdi. Bu yıl 45 ülkeden toplam 23 bin 467 kişinin ziyaret ettiği fuarda üreticiler, markalar ve tasarımcılar arasında tanışma ve iş birliği kültürünü geliştirmeyi amaçlayan Designer-to-Business (D2B) Programı kapsamında ise 50 görüşme gerçekleşti. Tasarımın ve uluslararası iş birliklerinin kalbi İstanbul’da attı Tasarımı endüstrinin vazgeçilmez bir unsuru haline getirme misyonunu üstlenen FDI Istanbul’a olan ilginin her geçen yıl giderek arttığını belirten Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, “Fuarımız; küresel boyuta ulaşan vizyonu ve tasarımla üretilen katma değer sayesinde sektörümüzün gelişimine öncülük ediyor. Bu yıl da özgün tasarım anlayışı, sürdürülebilir üretim ve uluslararası iş birliğinin ön plana çıktığı FDI Istanbul’da üreticiler, tasarımcılar, akademi, kamu ve sektör profesyonelleri güçlü bir sinerji oluşturdu. 90 markanın en yeni koleksiyonlarının sergilendiği fuarda dört farklı sergi alanında ise tasarımın üretim ve ifade biçimlerine odaklanıldı. New Horizon Exhibition, 42 bağımsız tasarımcının yaratıcı fikirlerini görünür kılarken; Design Circle’da ‘Malzemenin Hafızası’ temasıyla malzemenin taşıdığı hikâyeler üzerinden 30’un üzerinde ürünün sergilenmesine alan açtık. Masterful sergisinde üç tasarım merkezinin geliştirdiği ve dört mobilya markasının ürettiği özel ürünler yer alırken, Big Soft sergisi de konfor kavramını mekân atmosferi olarak yeniden yorumladı. Ticaret Bakanlığı’mızın desteğiyle düzenlenen yabancı alım heyeti programıında da ABD, Almanya, İtalya, Hindistan, Güney Afrika ve Katar gibi ülkelerden nitelikli alıcılarını Türk markalarıyla buluşturduk. Tasarımın yalnızca sergilenmediği, sektör için ölçülebilir değer yarattığı FDI Istanbul, önümüzdeki yıl da yenilikleri ve ilkleri ile İstanbul’u küresel tasarım dünyasının en güçlü çekim merkezlerinden biri haline getirmeye devam edecek.” dedi. FDI Stage & Talks, tasarıma dair fikirlerin geçidine dönüştü FDI İstanbul’un bu yılki edisyonunda düşünsel ve kültürel programının merkezinde yer alan FDI Stage & Talks’ta üç gün boyunca tasarım, yaratıcı ekonomiler, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve mobilya sektöründeki yapısal dönüşümü farklı perspektiflerden ele alındı. 14 panel ve 30’u aşkın önemli ismin yer aldığı programda; daha iyi üretim, daha güçlü pazarlama modelleri, yeni nesil iş birlikleri ve networking kültürünün geleceği tartışıldı. Programın uluslararası konukları arasında biyomimetik tasarım yaklaşımının öncülerinden Ross Lovegrove, fuarın ilk günü resmi açılış programının hemen ardından gerçekleştirilen oturumda sahneye çıktı. Yoğun katılımın gerçekleştiği oturumda Lovegrove; teknoloji, biyoloji, yapay zekâ ve doğanın tasarımla kurduğu yeni ilişkiyi ele alarak, geleceğin üretim anlayışına ve tasarım kültürüne ilişkin vizyonunu paylaştı. Fuarda Lovegrove’un yanı sıra Julio Rodrigo Fuentes, Philipp Trompeter, Signe Byrdal Terenziani ve Carlo Biasia gibi uluslararası isimler de FDI Stage & Talks kapsamında Türkiye’den tasarımcı, mimar, akademisyen ve sektör temsilcileriyle aynı sahneyi paylaştı. Türkiye’den ise Şebnem Buhara, Defne Koz, Yeşim Kozanlı, Burç Özarıtan, Mustafa Toner, Kunter Şekercioğlu, Ece Yalım, Ahmet Raşit Karaaslan, Erdem Akan, Kerem Özerler ve Pınar Hacıraifoğlu başta olmak üzere çok sayıda değerli isim programda yer aldı. FDI Stage & Talks bu sayede yalnızca güncel tasarım gündeminin konuşulduğu bir sahne olmanın ötesine geçerek; üretim, tasarım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve iş dünyası arasındaki yeni ilişkileri tartışmaya açtı. 10 marka ve 28 tasarımcının katılımıyla 50 bire bir görüşme gerçekleştirildi Bu yıl FDI İstanbul kapsamında düzenlenen Designer to Business (D2B) programı, İDEALİST Tasarım Derneği yürütücülüğünde gerçekleştirildi. 25 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen program kapsamında 50 üretici-tasarımcı toplantısı gerçekleşti. Görüşmelerde markalar ve tasarımcılar projelerini, ürünlerini ve tasarım yaklaşımlarını paylaşarak yeni bağlantılar kurma ve olası iş birliklerini değerlendirme fırsatı buldu. D2B programı, tasarım dünyası ile iş dünyası arasında doğrudan iletişimi güçlendiren buluşmalarla tamamlandı. Rakamlarla FDI Istanbul FDI İstanbul’un ilk üç edisyonunda 240 marka, Türkiye dâhil 108 ülkeden 63 bin 34 ziyaretçiyle İstanbul’da buluştu. 16 özel kreasyonlu sergide 293 özel seçki ziyaretçilerle paylaşıldı. Üç gün süren FDI Stage & Talks programında alanında uzman 100’den fazla isim, öğretici, geliştirici ve harekete geçirici sunumlarıyla yer aldı. Designer-to-Business Programı kapsamında ise 675 iş görüşmesi gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu Haber

Bozcaada’da 5 Günlük Ekoloji Maratonu

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), 7–11 Ekim 2026 tarihleri arasında 13. kez düzenlenecek. Halk Eğitim Merkezi ve Salhane’deki gösterimlere yönetmen söyleşileri, atölyeler, buluşmalar ve bir sergi eşlik edecek. Festival bu yıl çevresel kayıpları, bu kayıplara yol açan kararlarla birlikte ele alıyor. Program; kararları kimlerin aldığı, sonuçlarından kimlerin etkilendiği ve zararın sorumluluğunu kimlerin taşıdığı sorularının etrafında şekilleniyor. Su, toprak ve biyoçeşitliliğin yanı sıra emek, eşitsizlik, zorunlu göç, savaş ve yaşam alanlarının kaybı da festivalin ekoloji yaklaşımının parçası. BİFED Kurucu Direktörü Petra Holzer, festivalin kolektif yapısına ve bu yıl gündeme taşıdığı soruya dikkat çekerek şunları söyledi:“13 yıldır Bozcaada’da kolektif emekle sürdürdüğümüz BIFED, yalnızca film izlenen bir alan değil, bağımsız bir dayanışma platformu. Bu yıl ‘Kararları kimler aldı, sonuçlarından kimler etkileniyor?’ sorusunu soruyoruz. Herkesi bu ücretsiz buluşmaya davet ediyoruz.”Dört bölümde 44 film Seçki dört bölümden oluşuyor. Uluslararası Yarışma’daki 10 film, Fethi Kayaalp Büyük Ödülü ve Madam Melpo Ödülü için yarışıyor. Öğrenci filmlerine ayrılan Gaia Öğrenci Yarışması’nda 7, farklı coğrafyalardan insan ve doğa hikâyelerini bir araya getiren Panorama’da 15 film var. Özel Gösterim’deki 12 film arasında Brezilya’nın yerli seslerine ayrılan seçki, Hindistan’daki ALT-EFF (All Living Things Environmental Film Festival) iş birliğiyle ekolojik belgeseller ve Sicilya’daki SiciliAmbiente ile ada iş birliği kapsamında filmler yer alıyor. Yusufeli’den Karaburun’a: Türkiye yapımları Uluslararası Yarışma’daki Türkiye yapımları arasında Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz’ın yönettiği Kuru Taşın Başı ile Evrim İnci’nin Gelgit filmi bulunuyor. Dünya prömiyerini Mart 2026’da Selanik Uluslararası Belgesel Festivali’nde yapan Kuru Taşın Başı, Yusufeli Barajı nedeniyle yerinden edilen insanların toprakları, geçim kaynakları ve hafızalarıyla kurdukları ilişkiye odaklanıyor. Gelgit ise Karaburun yakınlarındaki bir adada yaşayan keçilere su taşıyan Mustafa Simavlı’nın hikâyesini anlatıyor. Afişte görünmeyen izler Sanatçı ve tasarımcı Seda Portakal’ın festival afişi, bu yılın temasını görsel bir dille anlatıyor. Bozcaada fotoğrafı üzerine gerçek iplikle işlenen nakışın ön yüzündeki düzen ile arka yüzündeki düğümler, yapılan her müdahalenin görünmeyen izlerine ve toplumsal-ekolojik sonuçlarına işaret ediyor. Felaketi seyretmek değil, birbirimizi duymak Savaşın, yangının ve ekolojik yıkımın görüntülerinin her gün ekranlara aktığı bir dönemde, yalnızca felaketi görmek bizi olup bitene yaklaştırmaya yetmiyor. BIFED, belgeselin hâlâ başka bir imkân taşıdığına inanıyor: temas etmek, dinlemek, tanıklık etmek ve birlikte düşünmek. Festival, felaketin estetiğini yeniden üretmek yerine sularını ve topraklarını savunan, yerinden edilmemek için direnen insanların deneyimlerine alan açan filmleri bir araya getiriyor. Ses ekolojisinden müşterek emeğe: film dışı program Alper Maral “Ses Ekolojisinin İzinde Duyusal Tasarım” çalışmasında ses ile çevre arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Selçuk Gürışık’ın Malzemenin Devamı sergisi ve sanatçı buluşması sanatsal üretimi ve malzeme süreçlerini, Neslihan Acar’ın “Emeğin Ekolojisi” ve “İş, Sağlık ve Yaşam Hakkı” başlıklı söyleşileri ise çalışma hayatı, sağlık ve ekoloji ilişkisini ele alıyor. Lalehan Öcal’ın Kolektif Film Okuma Atölyesi, filmlere birlikte bakmanın yollarını arayacak. Kenan Kahya ve Yırcalı kadınların katılımıyla gerçekleşecek Mukufluk Buluşması, ekoloji mücadelelerinde müşterek emeği ve toplumsal belleği konuşmaya açıyor. Prof. Dr. Turan Takaoğlu “Arkeoloji ve Ekoloji: Aynı Sorular, Farklı Zamanlar” buluşmasında katılımcılarla adadaki arkeolojik alanlardan birini gezecek; Ümit Hamlacıbaşı’nın duyusal ekoloji yürüyüşü de programda yer alıyor. Dört dalda ödülBIFED 2026 Jüri değerlendirmeleri sonucunda şu ödüller sahiplerini bulacak:Fethi Kayaalp Büyük Ödülü — Uluslararası Yarışma birincisiMadam Melpo Ödülü — Uluslararası Yarışma ikincisiİdil Schneider-Bulut Ödülü — En İyi Müzik ve Ses TasarımıNaci Güçhan Ödülü — Gaia Öğrenci Yarışması kazananıBozcaada’dan başka adalara Adalar, iklim krizinin ve ekolojik dönüşümlerin sonuçlarının erken ve görünür biçimde yaşandığı yerler arasında. BIFED, Bozcaada’da edindiği deneyimi Türkiye’de Gökçeada ve Güney Marmara Adaları’ndan başlayarak Akdeniz’de Limnos ve Sicilya’ya uzanan buluşmalarla paylaşıyor; BIFED film günleri bu yıl Gökçeada’da üçüncü kez yapıldı. Amaç daha büyük bir festival olmak değil, birbirinden öğrenen küçük ama güçlü karşılaşma alanlarını çoğaltmak. BIFED’i kim yapıyor? Çok kişi. BIFED, on üç yıldır gönüllülük, kolektif emek ve dayanışmayla varlığını sürdürüyor. Konuklara kapısını açanlardan yemek hazırlayanlara, ulaşımı sağlayanlardan gönüllülere, mekânlarını paylaşanlardan yıllardır maddi ve manevi destek verenlere kadar festival, görünür ve görünmez büyük bir emeğin toplamından oluşuyor. Festivalin en büyük desteklerinden biri ise başından beri ona sahip çıkan Bozcaada halkı. BIFED; Bozcaada Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Avusturya Kültür Forumu, Goethe-Institut İstanbul, Fransız Kültür Merkezi İzmir, Brezilya Konsolosluğu, Hindistan Konsolosluğu ve yerel işletmelerin desteğiyle düzenleniyor. Rengigül Konukevi, Aral Tatil Çiftliği, Bağ Badem Konukevi, Nefesada, Delos ve Alesta Oteli de festivale katkı sunan yerel işletmelerden bazıları. 2026, BIFED için ekonomik açıdan kolay bir yıl değil; festivale katkı sağlayan önemli desteklerin sona ermesiyle festival, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. BIFED, yıllardır yanında duran tüm destekçilerine teşekkür ediyor ve on üç yıldır kendisini ayakta tutan dayanışmaya güvenerek yoluna devam ediyor. Onu var eden, yıllar içinde etrafında oluşan topluluk oldu. BIFED hakkında 2014’te başlayan BIFED, ekolojik belgesel sinema aracılığıyla doğa, insan, toplum ve kültür arasındaki ilişkileri ele alan bağımsız bir festivaldir. Festival yönetmenliğini Petra Holzer, koordinatörlüğünü Ethem Özgüven yürütüyor. Green Film Network (GFN) üyesi olan BIFED, gönüllülük ve kolektif emekle düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Kültür Yolu Festivali Royal Philharmonic Orchestra Konseriyle Açılışı Yaptı Haber

İstanbul Kültür Yolu Festivali Royal Philharmonic Orchestra Konseriyle Açılışı Yaptı

ROYAL PHILHARMONIC ORCHESTRA, FESTİVAL BAŞLANGICINI İKİ ÖZEL KONSERLE TAÇLANDIRDI İstanbul Kültür Yolu Festivali, 25 ve 26 Eylül akşamlarında iki özel konsere ev sahipliği yaptı. Dünyanın saygın orkestralarından Royal Philharmonic Orchestra, festivalin başlamasından bir gün önce ve festivalin ilk akşamında İstanbullu müzikseverlerle buluştu. Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilen konserler müzik direktörü ve şef Vasily Petrenko yönetiminde gerçekleşti. İlk konser akşamı genç keman virtüözü Liya Petrova’nın solistliğinde düzenlenirken, “Petrova ile Romantizmin Derinlikleri” başlıklı gece dinleyicileri dönemin güçlü eserleriyle bir araya getirdi. İkinci konserin solistliğini ise dünyaca ünlü piyanist Elisabeth Leonskaja üstlendi. “Leonskaja ile Anıtsal Klasikler” başlıklı konser festivale görkemli bir başlangıç yaptı. Royal Philharmonic Orchestra Üzerine Sanat Sohbeti söyleşisi ise AKM Türk Telekom Lounge’da gerçekleşti. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müzik Direktörü İbrahim Yazıcı ile konser üzerine düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı üstlendi. Konser öncesi eserin sanatsal yorumunun ele alındığı söyleşide, eserle ilgili bilinmeyenler de keşfedildi. Söyleşi katılımcıları, izleyecekleri konser hakkında eşsiz bilgiler edinerek etkinliğe bambaşka gözle katılma fırsatı yakaladı. AÇIK HAVA SAHNESİNDE İKİ FARKLI MÜZİK DÜNYASI AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenen konserlerde Aydilge ve Resul Dindar, farklı müzik anlayışlarını aynı festival programında bir araya getirdi. Aydilge, kendine özgü yorumunu taşıdığı şarkıları ve hareketli sahne performansıyla dinleyicilerle buluşurken Resul Dindar, Karadeniz müziğinin geleneksel ezgilerini çağdaş yorumuyla İstanbullulara taşıdı. KUĞU GÖLÜ HİKAYESİ ÇAĞDAŞ SAHNE DİLİYLE YORUMLANDI Festivalin sahne sanatları programında “Swans”, AKM Tiyatro Salonu’nda izleyici karşısına çıktı. Klasik “Kuğu Gölü” hikayesini çağdaş bir sahne diliyle yeniden ele alan yapım, bale geleneğini hip hop, çağdaş dans, akrobatik hareketler ve teknolojiyle bir araya getirdi. Klasik eserin temel dramatik yapısını koruyan “Swans”, farklı dans disiplinlerini aynı koreografik anlatıda buluşturdu. “DELİRİYUM” DİJİTAL ÇAĞDA BENLİK ALGISINI SORGULADI İstanbul Devlet Opera ve Balesi MDTistanbul yapımı “Deliriyum”, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda sahnelendi. Dijitalleşmenin ve sosyal medyanın insan bedeni ile kimliği üzerindeki etkilerini konu alan ve Canberk Yıldız’ın koreografisini üstlendiği modern dans eseri, bireyin algoritmalar, ekranlar ve kesintisiz bilgi akışı içinde geçirdiği dönüşümü sahneye taşıdı. İzleyiciler, modern dans gösterisiyle birlikte çağdaş yaşamın temel tartışmalarından birini beden, hareket ve dijital görüntüler üzerinden izleme fırsatı yakaladı. DÜNYANIN FARKLI COĞRAFYALARINDAN ŞAİRLER İSTANBUL’DA BULUŞTU Rami Kütüphanesi, 17’nci Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nin açılışına ev sahipliği yaptı. İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin ilk gününde dünyanın farklı coğrafyalarından şair ve yazarlar, edebiyatseverlerle bir araya geldi. Katılımcılar, Rami Kütüphanesi’nin tarihi atmosferinde şiir dinletilerini takip ederek farklı ülkelerden şairlerin sesinden şiirler dinledi ve edebiyat ile şiir üzerine sohbetlere katıldı. Gün boyunca gerçekleştirilen buluşmalarda şiirin kentle, güncel meselelerle ve insan hayatıyla kurduğu bağ üzerine farklı hikayeler ve deneyimler paylaşıldı. ÇOCUKLAR FESTİVAL HEYECANINI ATÖLYELERDE YAŞADI Festivalin çocuklara yönelik programı, kültürel miras, tasarım, bilim ve müziği farklı etkinliklerde bir araya getirdi. Rami Kütüphanesi’nde Şennur Ülker eşliğinde gerçekleştirilen “Selçuklu Sultanları Kukla Boyama Atölyesi”nde çocuklar, Selçuklu tarihinden ilham alan kuklaları kendi renk ve desen tercihleriyle yorumladı. Atölye, tarihi karakterleri el becerisi ve yaratıcı üretimle tanımalarına imkan sağladı. Aynı mekanda gerçekleşen “Geleneksel Türk Desenleri Atölyesi: Kendi Doppanı Tasarla” ile minikler, Türk dünyasının köklü kültür mirasında özel bir yere sahip geleneksel başlık doppa ile tanıştı. Medine Aziz ve Şerife Buğra’nın eğitmenliğinde düzenlenen çalışmada çocuklar, geleneksel Türk desenlerinin renkli dünyasını keşfederken kağıt kesme, katlama ve boyama tekniklerini kullanarak kendi doppalarını tasarladı. KARAOKE KARAVAN’LA SAHNE FESTİVAL ZİYARETÇİLERİNİN AKM Kültür Sokağı’nda festival ziyaretçilerini ağırlayan Karaoke Karavan, müziği yalnızca dinlenen değil, herkesin katıldığı bir deneyime dönüştürdü. Karavana gelen İstanbullular, Karaoke Muudu uygulaması üzerinden sevdikleri şarkıları seçerek mikrofonu eline aldı ve sahnenin bir parçası oldu. FOTOMARATON BEYOĞLU’NUN GÖRSEL HAFIZASINA YENİ KARELER EKLEDİ AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nde festivalin ilk günü düzenlenen FotoMaraton Beyoğlu ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde amatör ve profesyonel fotoğrafçılar kentin sokaklarında yerini aldı. Gün içinde açıklanan temalarla Beyoğlu’nu gezen katılımcılar; semti, insanlarını, kültür mekanlarını ve gündelik yaşamını kendi bakış açılarıyla fotoğrafladı. Çocuklar da kendi kadrajlarından İstanbul’u gözlemleyerek eşsiz kareler yakaladı. Etkinlik, Beyoğlu’nun festival günündeki atmosferinin farklı kuşakların objektiflerinden kayıt altına alınmasını sağladı. BEŞ ASIRLIK SEYAHAT KÜLTÜRÜ REHBERLİ TURLARDA ELE ALINDI Meşher’de yer alan “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi, festival kapsamında düzenlenen rehberli turlarla ziyaret edildi. Küratörlüğünü Merve Uca’nın üstlendiği sergi, 15’inci yüzyılın sonundan 20’nci yüzyılın ilk çeyreğine kadar Osmanlı topraklarına yapılan yolculukların izini 300’ü aşkın eser üzerinden sürüyor. Rehberli turlarda ziyaretçiler, eserlerin tarihsel bağlamı ve koleksiyonlar arasındaki ilişkiler hakkında bilgi edinirken seyahatin kültürler arası etkileşimdeki rolünü de değerlendirdi. İstanbul Kültür Yolu Festivali, 4 Ekim’e kadar konserlerden sergilere, sahne sanatlarından söyleşilere, atölyelerden çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı programıyla kentin farklı noktalarında devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkentin Kültür Sanat Rotası Renklendi Haber

Başkentin Kültür Sanat Rotası Renklendi

ARAP MÜZİĞİNİN EZGİLERİ BAŞKENTTE Arap dünyasının köklü müzik mirasını orkestra düzenlemeleriyle yorumlayan National Arab Orchestra (NAO), Filistinli vokalist Nai Barghouti ile aynı sahneyi paylaştı. Müzik direktörü ve orkestra şefi Michael Ibrahim yönetimindeki topluluk, Arap klasik müziğini çağdaş senfonik dokunuşlarla Ankaralı dinleyicilere sundu. ASKERÎ MÜZİĞİN KÖKLÜ GELENEĞİ FESTİVAL SAHNESİNDE Kara Kuvvetleri Bando Komutanlığı, Türk askerî müziğinin köklü geleneğini farklı müzik türleriyle bir araya getiren repertuvarıyla festival kapsamında konser verdi. Askerî marşlardan klasik Batı müziğine, cazdan Türk müziğinin farklı örneklerine uzanan programda, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden ezgiler de seslendirildi. Edirne’den Iğdır’a, Sinop’tan Mersin’e uzanan kültürel çeşitlilik; sevda, hasret, kahramanlık ve memleket temalarını taşıyan eserlerle dinleyicilere aktarıldı. SANATIN FARKLI ANLATILARI SERGİLERDE “Günebakan Çocuklar ile Ankara Müzeleri Sanat Sergisi” festival programında ziyaretçilerini ağırlarken, sanatçı Melih Şentürk’ün, küratörlüğünü Zuhal Erol’un üstlendiği “Distopik Evrenin Köhne Yapıları” çalışması izleyicileri 2149 yılında kurgulanan distopik bir dünyaya taşıdı. Geri dönüşüm ve hurda malzemeler kullanılarak hazırlanan dioramalar, doğa ve kaynakların korunması ekseninde geleceğe ilişkin farklı bir anlatı sundu. “Kudüs, Taşlar ve Kuşlar: SUMUD” ise “sarsılmaz direnç ve kök salma” anlamına gelen Sumud kavramını sanat aracılığıyla ele aldı. 2023 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda başlayan sergi serisinin yedinci ayağında deniz taşları, suluboya ve yağlı boya çalışmalarla Kudüs ve Gazze temaları işlendi. Etkinlikten elde edilecek gelirin tamamının Gazze’deki yetim çocuklara bağışlanacağı belirtildi. KIRIKKALE ÜRETİMİ MODERN TOPLAR ELE ALINDI “Tek Eser Sohbeti: Kırıkkale Üretimi Modern Toplar” programında, Kırıkkale’de üretilen modern topların özellikleri ve üretim süreçleri tek eser odağında katılımcılara aktarıldı. 1930’LAR AMERİKASI “GANGSTER” İLE SAHNEYE TAŞINDI Ankara Modern Dans Topluluğu, “Gangster” müzikaliyle izleyici karşısına çıktı. 1930’ların Amerika’sında ekonomik buhran döneminde bankaları soyan John Dillinger’in yaşamından izler taşıyan yapım; dans, tiyatro, müzik ve dönem kostümlerini aynı sahnede bir araya getirdi. “ÖTEKİ ANKARA” BAŞKENTİN FARKLI HİKAYELERİNİ ANLATTI “Öteki Ankara Müzikali”, Ankara’nın farklı kültürlerle şekillenen toplumsal dokusunu ve kentin kıyısında kalan hayatları sahneye taşıdı. Altındağ’daki Roma Tiyatrosu üzerinde yer alan Bentderesi’nde geçen yapım, pavyondan dönüştürülen bir düğün salonu çevresinde kesişen hayatlar üzerinden kırık bir aşk hikayesini; müzik ve dansla anlattı. Ankara Kültür Yolu Festivali; müzikten sahne sanatlarına, sergilerden söyleşilere uzanan programıyla Başkent’in farklı noktalarında ziyaretçilerle buluşmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diyarbakır Kitap Fuarı 10’uncu Kez Kapılarını Açtı! Haber

Diyarbakır Kitap Fuarı 10’uncu Kez Kapılarını Açtı!

Diyarbakır Kitap Fuarı 10. yılında kapılarını kitapseverlere açtı. Edebiyat ve yayıncılık dünyasından pek çok ismi okurlarla buluşturan fuar, Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın destekleriyle düzenleniyor. 26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihleri arasında Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuar, Diyarbakır’ın ve bölgenin kültür ve edebiyat hayatına katkı sunmaya devam ediyor. Diyarbakır’da Edebiyat ve Kültür Buluşması 9 gün boyunca 125 yayınevi, marka ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşecek Diyarbakır Kitap Fuarı’nda, yayınevleri ve yazarların yanı sıra farklı alanlardan kültür-sanat temsilcileri de kitapseverlerle bir araya geliyor. Panel, söyleşi, imza günü ve atölyelerin yanı sıra çocuklara ve gençlere yönelik etkinliklerin de yer aldığı fuar, farklı yaş gruplarına yönelik zengin bir program sunuyor. Tiyatro gösterileri, müzik ve şiir dinletileri gibi ile 76 etkinliğe ev sahipliği yapacak olan fuarda; edebiyat, tarih, kültür, sanat, eğitim ve toplumsal konular; yazar, akademisyen, sanatçı ve farklı alanlardan konuklar tarafından ele alınıyor. Açılış töreninde konuşan Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, Diyarbakır Kitap Fuarı’nın on yıllık yolculuğuna dikkat çekerek, “Kitap fuarını onuncu kez Diyarbakır'da açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. İlk yıldan bugüne 1.5 milyonun üzerinde ziyaretçiye ve yaklaşık 1.300 katılımcıya ev sahipliği yaptık. Kitapları kitapseverlerle, yazarları, şairleri ve sanatçıları okurlarla buluşturduk. Onuncu buluşmamızda da bu birlikteliği sürdürmenin heyecanını yaşıyoruz, bu sene de kitapseverlerin yoğun katılımıyla dolu dolu bir fuar dönemi geçirmeyi hedefliyoruz” dedi ve Diyarbakır Kitap Fuarı’na 10 yıldır kesintisiz katılım sağlayan Doğan Kitap, İletişim Yayınları, Nûbihar, Pegasus Yayınları, Timaş Yayınları, Yapı Kredi Yayınları ve Yordam Kitap’a bu anlamlı birlikteliğin anısına teşekkür plaketlerini takdim etti. Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Nazlı Berivan Ak konuşmasında “Diyarbakır’da, böylesine güçlü bir tarih ve kültür birikiminin içinde kitaplar için bir araya gelmek başlı başına çok anlamlı. Biz yayıncılar fuarları, şehir içinde kurulan kültür adacıkları olarak görüyoruz. Fuarlar okuma kültürünün oluştuğu ve büyüdüğü, yazarla okurun karşılaştığı, genç bir insanın belki de hayatında ilk kez bir yayıncıyla, yazarla ya da çevirmenle konuştuğu önemli buluşma alanları. Diyarbakır Kitap Fuarı’nın şehrin kültürel hayatında her yıl daha güçlü bir yer edinmesini, diliyorum” şeklinde konuştu. Kürt Yayıncılar Birliği Başkanı Jêhat Rojhilat, “Şu anda 27 üyemiz ile fuara katılmış bulunuyoruz, fuarın iyi geçmesini diliyoruz, emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz, Türk Yayıncılar Birliği Yönetim Kuruluna çok teşekkür ediyoruz, kendilerinin deneyimlerinden faydalanmak istiyoruz” dedi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya şu ifadeleri kullandı: “Bazı fuarlar kentlere yakışır ve o kentle birlikte alınır. Kitap fuarı da Diyarbakır için tam da böyle bir yere sahip. Mezopotamya'nın, Kuzey Mezopotamya’nın merkezi Diyarbakır'da kitap fuarının olmaması kentimiz için önemli bir eksiklik olurdu. Bu nedenle Kitap Fuarı’nı gerçekleştirmeye ve desteklemeye devam edeceğiz.” Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Serra Bucak “Bu kentin özgünlüğünü ortaya çıkaran, farklı alternatifler sunan ve çeşitliliği artıran fuarlara, küçük, orta ve farklı ölçeklerde düzenlenecek etkinliklerle ihtiyacımız var. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak kentimizde gerçekleştirilen kitap fuarı gibi kültür etkinliklerini desteklemek ve katkı sunmak için çaba gösteriyoruz. Bundan sonra da bu çabamızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, “Diyarbakır gibi tarihin, medeniyetlerin, kültürlerin ve insanların hakikat ve anlam arayışının biriktiği bir coğrafyada kitap fuarının gerçekleşmesi çok kıymetli. Çünkü kitaplar bizim anlam dünyamız ve bu anlam dünyasının bizi nasıl bir geleceğe götüreceğine dair önemli bir fikir veriyor. Geçmişi bilmek, şimdiyi anlamak ve geleceği nereden inşa edeceğimize dair düşünmemize vesile olan bir fuarın gerçekleşmesini istiyorum.” dedi. Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Diyarbakır, tarih, kimlik ve kültür kenti. Bu fuarın Diyarbakır’da yapılıyor olması da bu nedenle çok anlamlı ve değerli. Dijitalleşmenin hızlandığı, yapay zekânın yeni bir evreye girdiği bir dönemde, basınla, evrakla, kâğıtla ve kitapla büyümüş belki de son kuşaklar olarak kitabın varlığını sürdürmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için daha büyük bir çaba içerisinde olmamız gerektiğine inanıyorum.” dedi. Kültür-Sanat Sergileri Katılımcılarla Buluşuyor Diyarbakır Kitap Fuarı, Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı’nın (DİTAV) “Amida Bize Ne Söylüyor?” sergisine ev sahipliği yapıyor. DİTAV tarafından yayımlanan “Amida” kitabında yer alan, 1910 yılında çekilmiş fotoğraflardan oluşan sergi, fuar ziyaretçilerinin ilgisine sunuluyor. Fuar kapsamında bölgedeki üniversitelerin sanat ve tasarım bölümlerinin katkılarıyla hazırlanan “İllüstratörler Duvarı” projesi de fuaye alanında yer alıyor. Dicle Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Batman Üniversitesi, Siirt Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi’nin ilgili bölümleriyle gerçekleştirilen iş birlikleriyle hazırlanan çalışmalar, genç sanatçı ve tasarımcıların eserlerini görünür kılarken fuarın görsel ve yaratıcı içeriğini zenginleştiriyor. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen organizasyonla öğrenciler, fuar süresince okullarıyla birlikte Diyarbakır Kitap Fuarı’nı ziyaret ediyor. Öğrenciler ayrıca İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen müzik dinletileri, tiyatro oyunları, paneller ve sanat atölyelerine katılarak kültür ve sanatla iç içe bir program deneyimi yaşıyor. 9 Gün Boyunca Ücretsiz Ziyaret Edilebilecek Diyarbakır 10. Kitap Fuarı, 26 Eylül – 4 Ekim 2026 tarihleri arasında 10.00 – 19.00 saatlerinde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Etkinlik programı ve imza günleri hakkında detaylı bilgiye www.kitapfuaridiyarbakir.com adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara Kültür Yolu Festivali Başladı Haber

Ankara Kültür Yolu Festivali Başladı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki 19’uncu durağı Ankara oldu. Başkent, 19-27 Eylül tarihleri arasında konserlerden sergilere, söyleşilerden sahne performanslarına, çocuk etkinliklerinden atölyelere ve gastronomi etkinliklerine uzanan programla beşinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Ankara Kültür Yolu Festivali’nin açılışını CSO Ada Ankara’da dört sergiyi ziyaret ederek gerçekleştiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, başkentin tarihini ve mimarisini ressamların gözünden yeniden gördüklerini, genç tasarımcıların Ankara’ya bakışını afiş tasarımları üzerinden keşfettiklerini söyledi. Ersoy, Türk ve Kore kültürlerinin geleneksel sanatlarında buluştuklarını, teknolojik üretimden geriye kalan malzemelerin sanatla nasıl yeni bir değer kazanabildiğine tanıklık ettiklerini ifade etti. Ersoy, program kapsamında “Ankara Resimleniyor”, “Genç Sanat: 7. Afiş Tasarım Yarışması”, “Renklerin Buluşması ve İki Kültürün Diyaloğu” ile ASELSAN’ın “İleri Dönüşen Bir Gelecek Vizyonu” sergilerini ziyaret etti. Bakan Ersoy, festival rotasındaki “Renklerin Buluşması ve İki Kültürün Diyaloğu” sergisinin açılışını Kore Cumhuriyeti Büyükelçisi Sukjong Boo ile birlikte gerçekleştirdi. Ersoy, ziyaretleri sırasında yaptığı değerlendirmelerde, bu dört serginin Türkiye Kültür Yolu Festivali ile oluşturmak istedikleri kültür ve sanat ortamını çok güzel anlattığını söyledi. Ankara’nın Kültürel Hafızası Tuvale Taşındı İkinci kez gerçekleştirilen “Ankara Resimleniyor” projesinin başkentin kültürel hafızasına sanat yoluyla önemli bir katkı sunduğunu belirten Ersoy, farklı sanat anlayışlarına sahip ressamların Ankara’nın tarihî yapılarını, mimari zenginliğini ve değişen kent yaşamını kendi yorumlarıyla tuvale taşıdıklarını söyledi. Her eserde aynı şehrin farklı bir yönünü ve farklı bir hikâyesini görmenin mümkün olduğunu kaydeden Ersoy, Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti olması vesilesiyle bu çalışmaya ayrı bir önem verdiklerini ifade etti. Başkentin Türk dünyasındaki tarihî ve kültürel yerini vurgulamayı, mimari mirasını sanat aracılığıyla ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmayı amaçladıklarını belirten Ersoy, ortaya çıkan eserlerin Ankara’nın bugününe tanıklık ederken gelecek kuşaklara da şehrin kimliğini anlatan birer belge niteliği taşıdığını söyledi. Genç Tasarımcılar “Başkent Ankara”yı Yorumladı Başkenti sanatla anlatan bir diğer çalışma ise “Başkent Ankara” konulu “Genç Sanat: 7. Afiş Tasarım Yarışması” oldu. Ersoy, Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti olması kapsamında düzenlenen yarışmayla Anadolu’nun ve Millî Mücadele’nin kalbinde yer alan şehre dikkat çekmeyi, turizm başkenti kimliğine ilişkin farkındalığı artırmayı ve genç tasarımcıları desteklemeyi amaçladıklarını söyledi. Gençlerin Ankara’yı kendi tasarım anlayışlarıyla yorumlamalarını ve şehrin tanıtımına yaratıcı fikirleriyle katkıda bulunmalarını çok kıymetli bulduğunu ifade eden Ersoy, onların üretimlerini görünür kılmanın ve sanatseverlerle buluşturmanın kültür ve sanat alanındaki çalışmaların önemli bir parçasını oluşturduğunu belirtti. Yarışmanın sergisi, CSO Ada Ankara Alt Fuaye Salonu’nda 19 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek. Minhwa ile Minyatür Aynı Sergide Buluştu Bakan Ersoy, “Renklerin Buluşması ve İki Kültürün Diyaloğu” sergisinde iki köklü kültürün sanat aracılığıyla kurduğu bağın görüldüğünü söyledi. Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin geleneksel Kore halk sanatı Minhwa eserlerini festivalde sergileme önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Ersoy, bu öneriyi Minhwa ile minyatür sanatını bir arada sunacak bir buluşmaya dönüştürdüklerini ifade etti. Farklı tarihî ve toplumsal birikimlerden doğan iki resim geleneğinin renklerin taşıdığı anlamlar, hikâye anlatma biçimleri ve kompozisyon anlayışlarıyla birbirine yakınlık gösterdiğini kaydeden Ersoy, her iki geleneğin kendi kültürünün dünyaya bakışını yansıttığını ve birlikte sergilendiklerinde birbirini anlamak için yeni imkânlar sunduğunu söyledi. Türkiye ile Kore arasındaki dostluğun kültür ve sanat alanındaki bu tür buluşmalarla daha da güçlenmesini önemsediklerini belirten Ersoy, sanatçıların birbirlerinin birikimlerini tanımalarını, birlikte üretmelerini ve yeni iş birlikleri geliştirmelerini desteklediklerini ifade etti. Ersoy; Kore Cumhuriyeti Büyükelçisi Sukjong Boo’ya, Kore Uluslararası Minhwa Derneği Başkanı ve Kyung Hee Üniversitesi Profesörü Lee Kyu-wan’ın şahsında Koreli sanatçılara, Kore Kültür Merkezi Sanat Grubu’na ve minyatür geleneğini yaşatan sanatçılara teşekkür etti. Teknolojik Üretimden Kalan Malzemeler Sanata Dönüştü ASELSAN’ın “İleri Dönüşen Bir Gelecek Vizyonu” sergisinin son derece anlamlı bir çalışma olduğunu belirten Bakan Ersoy, ülkenin teknolojik bağımsızlığı için kritik teknolojiler geliştiren ASELSAN’ın üretim gücünü sanat ve çevre duyarlılığıyla buluşturduğunu söyledi. İşlevini tamamlamış elektronik ve endüstriyel malzemelerin farklı ülkelerden sanatçıların ellerinde yeni bir anlam ve estetik değer kazandığını ifade eden Ersoy, at, kedi, albatros, keçi ve kurt figürlerinden oluşan beş eserin, atık olarak görülen malzemelerin yaratıcılıkla nasıl yeniden değerlendirilebileceğini gösterdiğini kaydetti. Ersoy, bu yaklaşımı kaynakların daha bilinçli kullanılması ve gelecek nesillere karşı sorumluluğun hatırlatılması bakımından kıymetli bulduğunu belirtti. Festival kapsamında daha önce Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi ve Bursa Merinos Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilenen eserlerin Ankara’nın ardından İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, İzmir Kültür Sanat Fabrikası ve Antalya’da da ziyaretçilerle buluşacağını bildirdi. Bakan Ersoy, bütün Ankaralıları ve başkenti ziyaret eden misafirleri CSO Ada Ankara’daki dört sergiyi görmeye ve Ankara Kültür Yolu Festivali’nin etkinliklerine katılmaya davet etti. Ankara’da 42 Mekânda 518 Etkinlik Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında 42 farklı mekânda 518 etkinlik düzenlenecek. Festival programında 50’den fazla “Lezzet Noktası” da yer alacak. Dokuz günlük programda 37 konserin 9’u ana sahnede gerçekleştirilecek. Festivalde ayrıca 1 bale temsili, 2 müzikal, 1 opera temsili, 3 dans gösterisi, 1 dinleti, 7 çocuk oyunu, 24 sergi ve yerleştirme, 2 sergi tanıtımı ve söyleşi ile 12 söyleşi yer alacak. Çocuklar için 8 farklı başlıkta etkinlik, yetişkinler ve çocuklar için ise 42 farklı başlıkta atölye düzenlenecek. Festival, kongre, konferans, panel, fotoğrafçılık, film gösterimi, rehberli tur, gezi, belgesel film gösterimi, masal canlandırma ve simülatör etkinliği gibi başlıklarda 20 farklı etkinlik de programda bulunuyor. Başkent Millet Bahçesi’nde kurulacak ana sahnede Gökhan Türkmen, Hakan Altun, Derya Uluğ, Poizi, Sefo, Serkan Kaya, Ceza, Ebru Yaşar ve Özcan Deniz sahne alacak. Aynı alanda çocuklar için bir “Çocuk Köyü” kurulacak. Dünyaca Ünlü Topluluklar Başkentte Sahne Alacak Festivalin öne çıkan etkinliklerinden biri, Müzik Direktörü Michael Ibrahim yönetimindeki Ulusal Arap Orkestrası ile Filistinli vokalist Nai Barghouti’nin CSO Ada Ankara’da vereceği konser olacak. Orkestra, Arap dünyasının müzik geleneklerini ve seçkin repertuvarını Ankara’da sanatseverlerle buluşturacak. Şef Vasily Petrenko yönetimindeki dünyaca ünlü Royal Philharmonic Orchestra da piyanist Elisabeth Leonskaja’yı ağırlayacağı konserle Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında sahne alacak. Ankara Devlet Opera ve Balesi, Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Don Giovanni” operasını piyanolu konser versiyonuyla sahneleyecek. “İki Devlet Bir Sahne ‘Kardeş Ezgiler" konseri ise Türkiye ile Azerbaycan’ın ortak kültür mirasını sanatın birleştirici gücüyle buluşturacak. Program, Azerbaycan klasik müzik geleneğinin kurucusu Üzeyir Hacıbeyli’nin doğum günü anısına gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"İBB’nin Tüm Müzelerine Türk Vatandaşlarının Girişi 1 Lira Olacak”  Haber

"İBB’nin Tüm Müzelerine Türk Vatandaşlarının Girişi 1 Lira Olacak” 

Açılışta önemli açıklamalarda bulunan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, "2019'dan sonra İstanbul'da sanata bakış, tarihe bakış, mirasa bakış, geçmişe bakış ve geleceğe bakış değişti. 2019 yılından itibaren İstanbul'da bir belediyecilik modeli ortaya kondu. İstanbul modeli, halkçı belediyecilik modeli ve İBB Miras ekibiyle bir taraftan tiyatrolarımızı restore ederek, yenileyerek tekrar İstanbul'un hayatına kullanımına verirken, bir taraftan kültür merkezlerimizle, müzelerimizle İstanbul'a yeni bir aydınlanma dönemi açarken, bir taraftan da onlarca bin yıllık İstanbul'un geçmişine, tarihine sahip çıktık, çıkmaya devam ediyoruz” dedi. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tarihi eserlerle ilgili uygulamalarına ve İBB'nin kararlılığına dikkat çeken Nuri Aslan, "İstanbul'da yaptığımız bazı restorasyonlarda tarihi eserleri ihya ettik, çeşmelerden su akıttık, müzeler açtık ancak bazı tarihi eserlerimize kanun sebebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konuluyor; bize 'duracak mısınız' diye soruyorlar, biz asla durmayacağız, İstanbul'un tarihine de sanatçısına da yatırım yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. İBB müzeleriyle ilgili müjdeler de veren Aslan, "Yerebatan Sarnıcı'nı 1 lira yaptığımız gibi Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaretin de 1 lira olacağını ilan ediyorum, ayrıca İBB'nin tüm müzelerine Türk vatandaşlarının girişinin 1 lira olması yönündeki teklifimizi pazartesi günü İBB Meclisi'ne sunacağız" şeklinde konuştu. BEYOĞLU / İSTANBUL İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentin kimliğini yansıtan kamusal alanları ve kültürel miras projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, iki kıtayı buluşturan su yolunun tarihsel ve kültürel belleğini gözler önüne seren İstanbul Boğaz Müzesi ile "Mehtabı Sürükledik Sularda" sergisinin açılışı Kabataş Transfer Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, meclis üyeleri, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, sanatçılar ve çok sayıda İstanbullu katıldı. Aslan, açılış konuşmasında özetle şunları söyledi: "KABATAŞ TRANSFER MERKEZİ VE BOĞAZ MÜZESİ ŞEHRİN HAFIZASINI BULUŞTURUYOR" "İstanbul'un en güzel noktalarından biri olan Kabataş'ın, İstanbul'un geçmişiyle bugününü buluşturan yeni bir kültür mekanının açılışını gerçekleştirmek üzere bir aradayız. Kabataş Transfer Merkezi'nin farklı ulaşım sistemlerini birbirine bağlayan bir merkez olmanın ötesinde İstanbulluların şehirle kurduğu ilişkiyi güçlendiren kamusal alan olarak tasarladık ve İstanbulluların hizmetine sunduk. Buradaki seyir terası da bu yaklaşımın en önemli parçası. İstanbullular da Kabataş Transfer Merkezinde bir yerden başka bir yere geçerken duruyor, nefes alıyor ve İstanbul'a bakıyor. Boğazın iki yakasını, vapurları, tarihi sületi ve kıyıdaki yaşamı seyrediyor. İşte bugün bu manzaraya bakarken onun hikayesini de anlatacak İstanbul Boğaz Müzesi'ni İstanbullularla buluşturuyoruz." “BOĞAZİÇİ İSTANBUL'UN GÜZELLİKLERİYLE BİRLİKTE DEĞİŞİMİN DE AYNASIDIR" "Boğaziçi İstanbul'un doğal peyzajıyla birlikte kültürel belleğini de biçimlendiren eşsiz bir coğrafya. İki kıtayı birbirine bağlayan bir su yolu olmanın yanı sıra yüzyıllar boyunca insanların yaşadığı, çalıştığı, eğlendiği, yolculuk ettiği ve birbiriyle ilişki kurduğu bir yaşam alanı. 18. ve 19. yüzyıllarda yalıları, iskeleleri, mesire alanları, kayıkları ve vapurlarıyla kendine özgü bir yaşam kültürünün oluştuğu Boğaziçi zaman içerisinde İstanbul'un sosyal ve ekonomik, kültürel hayatının en önemli sahnelerinden biri haline geldi. Ancak 20. yüzyıl boyunca yaşanan vahşi göç dalgası, sanayileşme, hızlı nüfus artışı ve kentleşme boğaz içini de maalesef derinden değiştirdi. Yalıların gölgesinde yeni yerleşimler yükseldi, yeşil alanlar yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldı. Ulaşım biçimleri ve insanların kıyıyla kurduğu ilişkiye dönüştü. Bu nedenle Boğaziçi İstanbul'un güzellikleriyle birlikte değişimin de aynasıdır." "MEHTABI SÜRÜKLEDİK SULARDA SERGİSİ BOĞAZİÇİ'NİN DÖNÜŞÜMÜNÜ ANLATIYOR" "Bugün açılışını yaptığımız “Mehtabı Sürükledik Sularda: Bir Boğaziçi Hikâyesi” de bu hafızanın izini sürüyor. Dün Mahir Bey ile beraber Çubuklu silolarına gittik ve oradan Boğaza ve İstanbul'a bakma fırsatı bulduk. Gerçekten dünyanın başkentinde başkente yaraşır bir hazineye sahibiz. Küratörlüğünü Ali Kayaalp'in üstlendiği bu sergi de Boğaziçi'ni yalnızca bir manzara değil, yaşanan, deneyimlenen ve hayal edilen bir mekan olarak ele alıyor. Tarihi haritalar, gravürler, fotoğraflar, kartpostallar, kitaplar ve süreli yayınlarla Türk resminin önemli sanatçılarının eserlerini bir araya getiren sergi, Boğaziçi'nin geçirdiği dönüşümü farklı dönemlerin ve farklı bakışların izleri üzerinden bize anlatılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyemizin Atatürk Kütüphanesi ve resim koleksiyonunun yanı sıra çok önemli özel koleksiyonlardan gelen eserler de bu sergide buluşuyor. Serginin Kabataş'ta kurulmuş olması ise bizim için ayrıca anlamlı. Çünkü burası Boğaziçi'nin ulaşım tarihinin önemli duraklarından biri." "İMAMOĞLU’NUN ORTAYA KOYDUĞU VİZYON İSTANBUL’DA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR" "Bu değerli vizyonun hayata geçirilmesinde büyük emeği bulunan İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu da anmayı bir borç biliyorum. Sabahleyin kalkar kalkmaz izin aldım ve gittim onu gördüm. Hepinize çok selamı var. Gücünü, azmini, inancını gördüm. Cumhuriyete ve Atatürk'e bağlılığını gördüm. Dolayısıyla başkanımız müthiş bir motivasyonla yarına bakıyor. Ekrem başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu kültürel mirası, kamusal alanı, kültürü ve sanatı bir bütün olarak ele alan kent vizyonu bugün İstanbul'un farklı noktalarında olduğu gibi Kabataş'ta da karşılık buluyor. Kendisi bir buçuk yılı aşkın bir zamandır haksız ve hukuksuz bir biçimde özgürlüğünden mahrum bırakılmış olsa da ortaya koyduğu vizyon, başlattığı çalışmalar ve liyakatlı kadroları İstanbul'da yaşamaya, İstanbullulara hizmet etmeye devam ediyor. Buradan Ekrem İmamoğlu'na İstanbul adına teşekkürlerimizi ve selamlarımızı gönderiyorum." "VAKIFLAR TARAFINDAN EL KONULSA DA TARİHİMİZE VE SANATIMIZA SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ" "İşte İstanbul'da yaptığımız bazı restorasyonlarda bazı tarihi eserleri ihya ettik, çeşmelerden su akıttık, müzeler açtık, sergi salonları açtık. Bazı tarihi eserlerimize de Vakıflar Genel Müdürlüğü bir kanun sebebiyle şimdilik el koydu. Bir kanun maddesi çıkardılar. Onlarca binlerce yıllık tarihi eserleri İBB ihya etti ve bir gecede tapu devriyle onları da kendi üstlerine geçiriyorlar Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün ve bize soruyorlar, 'Bu durumda vazgeçeceksiniz, duracaksınız, değil mi?' Biz asla durmayacağız. İstanbul'un tarihine de, sanatçısına da yatırım yapmaya, onların önünü açmaya devam edeceğiz. Siz bugün Yerebatan Sarnıcı'nı aldınız, biz Şerefiye Sarnıcı'nı ihya ettik. Siz yarın Şerefiye Sarnıcı'nı elimizden alabilirsiniz. Biz İstanbul'un kara surlarını ihya etmeye devam ediyoruz. Siz orayı elimizden alırsanız Çubuklu Siloları'nı ayağa kaldıracağız. Oraya da müdahale etmek isterseniz biz Haliç Tersanesi'ni ihya edeceğiz. Orayı da elimizden alırsanız, efendime söyleyeyim, Cumhuriyet döneminin eserlerini ayağa kaldıracağız. Orayı da elinizden alırsanız asla pes etmeyeceğiz. Cumhuriyete sahip çıkmaya devam edeceğiz." "TÜM MÜZELERİMİZİN TÜRK VATANDAŞLARINA 1 LİRA OLMASINI MECLİSE ÖNERİYORUZ" "Nasıl Yerebatan Sarnıcı'nı 1 lira yapmışsak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının tamamına buradan ilan ediyorum ki Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaret de 1 lira olacak artık bundan sonra. İBB olarak önümüzdeki hafta inşallah arkadaşlarımız hafta sonundayız ama madem ki yaptıklarımızı yapmaya devam edeceğiz, ister Vakıfların elinde olsun, ister bizim elimizde olsun, bundan sonra, yine genel sekreterimiz, Büyükşehir meclis üyelerimiz burada, yetiştirebilirlerse pazartesi günü meclise sunmayı, İBB Meclis üyelerinin oy birliğiyle geçeceğine inanıyorum. İstanbul'daki İBB'nin tüm müzelerine Türk vatandaşlarının girişini de 1 lira olarak İBB meclisine öneririz. İBB meclisi de kabul ederse, 2019'dan sonra sanata, tarihe nasıl sahip çıktığımızı, müzelerimizde, sergi alanlarımızda nasıl sergilediğimizi İstanbullulara göstermek, Türkiye'deki yurttaşlarımıza göstermek isteriz." İBB GENEL SEKRETER YARDIMCISI POLAT: 4 YILLIK EMEKTE SONA GELİNDİ Açılış programında söz alan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İstanbul Boğaz Müzesi projesinin yaklaşık 4 yıllık titiz bir geçmişe ve ortak bir emeğe dayandığını belirterek, her aşamasında birçok kişinin fikri ve kültürel katkı sunduğu bu özel projenin İstanbullularla buluşmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Kitaba Vefa” Sergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarafından Açıldı Haber

“Kitaba Vefa” Sergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarafından Açıldı

Sergi kapsamında düzenlenen açılış töreninin sonunda Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı’na, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanan yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi. 1986’dan bu yana Türkiye’nin stratejik sektörlerinde 20’yi aşkın iştiraki ve yaklaşık 10 bin çalışanıyla yatırımlarını sürdüren Eksim Holding, kuruluşunun 40. yılını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen özel bir programla kutladı. Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin ev sahipliğinde Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra üst düzey davetliler katıldı. Etkinlik kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına ithafen restore edilen 40 nadir eseri ve şifa bekleyen nadir eserleri bir araya getiren ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Açılış anısına Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi. Cumhurbaşkanı’na takdim edilen hediye, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanmış, yaklaşık 500 yıllık el yazması bir eser olma özelliği taşıyor. Müellifi hayatta iken istinsah edilmiş ve günümüze ulaştığı tespit edilen en eski nüsha olan kitapta, Ebû Eyyûb el-Ensârî’den rivayet edilen hadisler yer alıyor. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfı’nda mücellit Muharrem Kalenci tarafından restore edilerek günümüze kazandırılan eser, “Ebû Eyyûb el-Ensâr’î’nin hadislerinden cihana yayılan güzel kokulu esintiler” adını taşıyor. “Şifa Bekleyen Eserleri Hayata Kazandırıyoruz” Eksim Holding’in 40 yıl boyunca enerji, elektrik dağıtımı, gıda ve farklı alanlarda yatırım yaparak binlerce insana istihdam sağladığının altını çizen Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli şunları söyledi: “Ülkemize karşı sorumluluğumuzun yalnızca yatırım yapmak ve üretmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kültürümüze, tarihimize ve bize emanet edilen eserlere sahip çıkmayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Sergi de bu anlayışımızın en somut göstergesi. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfımız bünyesinde oluşturduğumuz yaklaşık 50 bin eserlik kütüphanemizde, çok kıymetli nadir eserler bulunuyor. Bu eserleri yalnızca muhafaza etmekle yetinmiyor, şifa bekleyen eserleri de kurduğumuz mücellithanede yeniden hayata kazandırıyoruz. Bugüne kadar binden fazla eserin restorasyonunu tamamlamış durumdayız.” “Geçmişten Devraldığımız Emanetleri Gelecek Nesillere Ulaştırıyoruz” ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına atfen, restore edilen kitaplar arasından seçilen 40 nadir eserin sergilendiğini belirten Tivnikli, “Sergiyi ziyaret eden sanatseverler, yalnızca özel koleksiyonumuzu görmekle kalmayacak, aynı zamanda cilt sanatının nasıl yapıldığını da tüm yönleriyle deneyimleme şansına sahip olacak. Sergimizi “Kitaba Vefa” olarak adlandırıyoruz çünkü kitapların yalnızca kâğıt ve mürekkepten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kitapların ilim, hafıza ve emanet içerdiğini düşünüyoruz. Bizlere düşen de geçmişten devraldığımız emanetleri koruyarak gelecek nesillere ulaştırmak” dedi. 40. Yıla Özel 40 Nadir Eser Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan Kitaba Vefa Sergisi’nde yer alan 40 özel eser, Abdullah Tivnikli Vakfı bünyesinde olan ve 50 bin nadide eserlik kütüphaneye sahip İstanbul Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde mücellit Muharrem Kalenci tarafından yürütülen koruma ve restorasyon çalışmaları arasından seçildi. Eserler, farklı dönemlerden, coğrafyalardan ve düşünce dünyalarından günümüze ulaşan nadir örneklerden oluşuyor. Sergi kapsamında Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin 500 yıllık el yazması Fususü’l-Hikem’i, Şeyh Galib’in el yazması Divanı, Müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri olan Muhammed Şerif Erzurumi tarafından istinsah edilen yaklaşık 200 yıllık el yazması Marifetname’si, Yazıcıoğlu Muhammed Efendi’nin el yazması Muhammediye’si yer alıyor. Sergide ayrıca Seyyid Muhammed Reşid el-Karamani’nin tezhipleriyle süslenen 200 yıllık el yazması Mushaf-ı Şerif’i, İbn Haldun’un Mukaddime’sinin yanı sıra Taş baskı bir Mushaf-ı Şerif’i gibi kültürel hafıza açısından büyük değer taşıyan eserler sanatseverlerle buluşuyor. Sergide yer alan eserlerin her biri, yalnızca içerdiği metinlerle değil; cildi, kâğıdı, yazısı, malzemesi, onarım izleri ve günümüze ulaşmasını sağlayan restorasyon çalışmalarıyla da serginin ana hikâyesini anlatıyor. Kültürel mirasın korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlayan Sergi, 13 Eylül tarihine kadar Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.