Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Seri Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Seri Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seri Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASELSAN 50. Yılını Rekorlarla Tamamladı Haber

ASELSAN 50. Yılını Rekorlarla Tamamladı

Borsa İstanbul’un en değerli şirketi ASELSAN'ın 2025 yılı hasılatı 2024 yılına göre reel olarak %15 artarak 180,4 milyar TL’ye ulaştı. İhracat odaklı büyüme stratejisini kararlılıkla sürdüren ASELSAN, doğrudan ve dolaylı olarak gerçekleştirdiği yurt dışı teslimatlarını %89 artış ile 958 milyon ABD dolarına taşıdı. 16 ürünün ilk defa yurt dışına ihracatı yapıldı. Kilogram başına ihracat ise 2.200 ABD dolara yükseldi. ASELSAN 2025 yılında %104 artışla 2 milyar ABD dolarını aşan yeni ihracat sözleşmesi imzaladı. Yıl içerisinde alınan yeni siparişlerdeki artış %46 seviyesinde gerçekleşerek 9,6 milyar ABD dolarına ulaştı. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de geçen yılın aynı dönemine göre %46 artışla 20,4 milyar ABD dolarına yükseldi. Bütün bu alanlarda tarihsel zirveler görüldü. ASELSAN’ın seri üretim kabiliyetlerini güçlendirmeye yönelik yatırımları 2025 yılında %106 artarak 372 milyon ABD dolarına ulaştı. AR-GE harcamaları da %40 yükselerek ile 1,36 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. 2025 yılında 14 bin çalışana ulaşan ASELSAN, nitelikli istihdama yönelik yatırımlarına da hız verdi. ASELSAN’ın tüm bu yatırımları, yüksek katma değerli teknolojilerde rekabet üstünlüğünü pekiştiren stratejik adımlar olarak öne çıktı. Öne Çıkan Finansal ve Operasyonel Göstergeler – 2025 Yılı - İmzalanan Yeni Sözleşmeler: 9,6 milyar ABD doları (%46 artış) -İhracat Sözleşmeleri: 2,1 milyar ABD doları (%104 artış) - Bakiye Siparişler: 20,4 milyar ABD doları (%46 artış) - Hasılat: 180,4 milyar TL (%15 artış) - Alınan İş/Satışlar: 2,2 (2024 yılı, 2) - FAVÖK Marjı: %26,2 (2024 yılı, %25,2) - Net Borç/FAVÖK: 0,30 (2024 yılı, 0,53) - AR-GE Harcamaları: 1,36 milyar ABD doları (%40 artış) - Seri Üretime Yönelik Yatırımlar: 372 milyon ABD doları (%106 artış) ASELSAN GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİYLE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR ASELSAN, uzun dönemli hedeflerine ulaşmak amacıyla 2024 yılında uygulamaya başladığı aselsaneXt Programının olumlu çıktılarını toplamaya 2025 yılında da devam etti. 2025 yılı hasılatı geçen yıla göre reel olarak %15 büyüyerek 180,4 milyar TL’ye ulaştı. 2025 yılında elde edilen hasılatta ÇELİKKUBBE, Radar, Elektronik Harp, Elektro-Optik, Akıllı Mühimmat, Güdümlü Mühimmat, Deniz ve Sualtı, Askeri Haberleşme ve Kent Güvenliği Sistemleri belirleyici rol oynadı. 2025 yılını “Operasyonel Verimlilik Yılı" ilan eden ve kurumsal dönüşüm faaliyetlerini odağında tutan ASELSAN’ın ilgili dönemdeki FAVÖK marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 100 baz puan artarak %26,2 seviyesinde gerçekleşti. Verimlilik artışı sağlayan birçok yeni uygulamaların devreye alınmasıyla Genel yönetim giderleri 2024 yılına göre %10 azaldı. ASELSAN’ın kişi başı hasılatında ABD doları bazında %8’lik artış görüldü. ASELSAN, faaliyet gösterdiği ekosisteme değer katmaya 2025 yılında da devam etti. Tedarikçileri ile beraber yıl içerisinde 103 ürün millileştirildi. İlaveten ASELSAN; 2025’te yurt içi tedarikçilerine verdiği toplam sipariş tutarını bir önceki yıla göre %82 artırdı. Tüm bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin nitelikli istihdamına da katkı sağlayan ASELSAN’ın çalışan sayısı %18 arttı. Büyümeye ve sürdürülebilirliğe yönelik başlıca göstergelerden olan Alınan İş/Satışlar oranını iki yıl üst üste 2 seviyesinde tutmayı başaran ASELSAN, yakaladığı ivmeyi bu yıl daha da geliştirdi. 2025’te bu oranı 2,2 seviyesine taşıyarak sektör ortalaması üzerindeki seyrini korudu. ASELSAN’ın bu dönemde hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik imzaladığı toplam 2,76 milyar Avro tutarındaki sözleşmeler, 2025 yılında alınan en büyük yeni siparişler olarak kaydedildi. NATO üyesi bir ülke ile imzalanan 410 milyon ABD doları tutarındaki yeni sözleşme ise önemli bir ihracat başarısı olarak dikkat çekti. AR-GE VE SERİ ÜRETİM YATIRIMLARIYLA TEKNOLOJİK DERİNLEŞME Mühendis istihdamı ve AR-GE Projesi sayısında Türkiye lideri olan ASELSAN’ın AR-GE harcamaları 2025 yılında %40 artarak 1,36 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Bu bağlamda, AR-GE yatırımları ASELSAN’ın yüksek teknoloji alanlarında rekabet gücünü destekleyen unsurların başında geldi. 2025 yılında ASELSAN’ın seri üretim kabiliyetlerinin güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirdiği sabit yatırım harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre %106 artarak 372 milyon ABD doları seviyesine ulaştı. Yıl içerisinde 14 yeni üretim tesisini devreye alan ASELSAN, yaptığı yatırımlar ile artan talebe cevap verebilecek kapasitenin oluşmasını sağladı. Söz konusu AR-GE harcamaları ve seri üretime yönelik yatırımlar ASELSAN’ın yüksek teknoloji geliştirme ve üretim yetkinliklerini güçlendirerek büyümesini sağladı. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü ile ÇELİKKUBBE bileşenlerinin üretiminde ilave kapasite artışı sağlanarak ASELSAN’ın savunma sanayindeki küresel rolü daha da güçlenecektir. Bu yatırımın ilk fazı da 2026 yılının ikinci çeyreğinde devreye girecektir. GÜÇLÜ NAKİT AKIŞI VE DİSİPLİNLİ FİNANS YÖNETİMİ ASELSAN, finansal sürdürülebilirlik stratejisini 2025 yılında etkin bir şekilde uygulamaya devam etti. Bu dönemde yaratılan güçlü operasyonel nakit akışı hem yatırımların hem de borçluluğun sağlıklı bir şekilde yönetilmesine imkân sağladı. AR-GE ve seri üretime yönelik yatırım harcamalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiği dönemde nakit akışında kuvvetli iyileşmeler yaşandı. 2024 yılında 28 Milyar TL olan operasyonel nakit akışı (OCF) 2025 yılında 49 Milyar TL, 91 Milyon TL olan serbest nakit akışı da (FCF) 10 Milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %13,4’ten %10’a geriledi. Bu iyileşme, şirketin varlık yapısını daha sağlam hale getirdi. ASELSAN’ın finansal yönetimine yönelik yeni stratejilerin devreye alındığı 2025 yılında net borç seviyesinde %33 azalma görüldü. Böylelikle, ASELSAN’ın 2024 yılında 0,53 olan Net Borç/FAVÖK oranı bu dönem 0,30 seviyesinde gerçekleşti. Bu bağlamda Şirket, borçluluk göstergelerinde sektör ortalamalarının altında kalmayı sürdürerek finansal görünümünü daha da güçlendirdi. Aynı dönemde ASELSAN’ın net finansman maliyetinde %63 azalma yaşandı. Söz konusu gelişmeler işletme sermayesi yönetiminde gözetilen disiplinin önemli bir göstergesi oldu. AR-GE ve seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırım harcamalarının devam ettiği bir dönemde borçluluk göstergelerinde sağlanan iyileşmeler, şirketin güçlü nakit üretme kabiliyetini ortaya koydu. Finansal sürdürülebilirlik stratejisi ASELSAN’ın önümüzdeki dönemlerde ölçek büyümesi, ihracat artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını devreye almasında önemli bir güvence konumunda yer alıyor. Hasılatını, bakiye siparişlerini, imzaladığı ihracat sözleşmelerini, operasyonel marjlarını, bilanço büyüklüğünü ve diğer birçok finansal göstergesini geliştiren ASELSAN, 50. yılını kuvvetli sonuçlarla geride bıraktı. Şirketin ihracat odaklı sipariş yapısındaki artış, etkin finans yönetimi, güçlü nakit akışı ve artan yatırım harcamaları ASELSAN’ın uzun vadeli sürdürüebilir büyümesini desteklemektedir. ASELSAN GENEL MÜDÜRÜ AHMET AKYOL 2025 YILI FİNANSAL SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ: “50. Yılımızı Rekorlarla Geride Bırakıyoruz” “2025 yılını, ASELSAN’ın 50 yıllık tarihini taçlandıran birbirinden önemli rekorlarla, zirvelerle tamamlamış olduğumuz için mutluyuz. 2025’te tarihimizin en yüksek hasılat rakamını yakaladık. En yüksek yurt dışı teslimatını gerçekleştirdik. Aldığımız siparişler ve yeni ihracat sözleşmelerinde de tarihimizin en yüksek rakamlarını yakaladık. Böylece bakiye siparişlerimiz de 20,4 milyar ABD dolarıyla tarihi zirveyi görmüş oldu. 2025 yılı içinde Borsa İstanbul’un en değerli şirketi haline geldik. Piyasa değerimiz 30 milyar ABD dolarını aştı ve bunu başaran ilk Türk şirketi olduk. Yine Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksinde ilk sıraya çıktık. 2025 yılı, ÇELİKKUBBE’nin ilk büyük seri teslimatlarını yaptığımız ve ayrıca Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma sanayi yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssünün temelini attığımız bir yıl olarak da kayıtlara geçmiş oldu. “Güçlü Büyümeye Devam Ettik” 2025 yılında hasılatımızı reel olarak %15 artırarak 180,4 milyar TL’ye taşıdık. ABD doları bazında ise yüzde 27 gibi çok kuvvetli bir büyümeye imza attık. Bakiye siparişlerimizi %46 büyüttük ve operasyonel marjlarımızı yukarı taşıdık. Bu performansı; üretim kapasitesine, AR-GE’ye ve verimliliğe odaklanan bilinçli bir dönüşümle sağladık. “Global Emsallerimizden Pozitif Ayrışıyoruz” Operasyonel verimlilik çalışmalarımız sayesinde FAVÖK marjımızı %26,2’ye yükselttik. Yüksek büyümenin olduğu bir dönemde net genel yönetim giderimizi yüzde 10 oranında düşürdük. Net borçluluğumuzu %33 azaltarak finansal yapımızı güçlendirdik ve yatırımlarımızı güçlü nakit akışımızla finanse ettik. Etkin iştirak yönetimiyle bağlı şirketlerimizin bilançomuza daha yüksek oranda pozitif katkı sağladığı bir dönemi geride bıraktık. Global emsallerimizle karşılaştırıldığında; büyüme, sürdürülebilirlik ve diğer birçok göstergede güçlü bir performans sergileyerek pozitif ayrışıyoruz. Bir yıl içinde yerli tedarikçilerimizle birlikte 103 ürünü millileştirdik. Böylece kritik teknolojileri ülkemize kazandırdık, tedarik ekosistemimizde arz güvenliğini artırdık ve üretim girdilerinde maliyetlerimizin düşmesini sağladık. Bununla birlikte, yurt içi tedarikçilerimize verdiğimiz siparişleri %82 artırarak savunma sanayii ekosistemimizi büyüttük. 30’dan fazla yeni ürünü envantere kazandırdık. İhracat sözleşmelerimizi %104 artırdık; 16 ürünü ilk kez yurt dışına satarak Türk mühendisliğini yeni pazarlara taşıdık. Böylece yalnızca şirketimizi değil, ülkemizin yüksek teknoloji üretim kapasitesini büyüttük ve ekonomimize daha fazla katkı sağladık. “Artan Yatırımlarla Seri Üretim Kabiliyetlerimizi Güçlendiriyoruz” Seri üretime yönelik yatırımlarımızı 372 milyon ABD dolarına çıkardık ve 14 yeni üretim tesisini devreye aldık. 10’dan fazla robotik otomasyon hattını da devreye aldık. AR-GE ve inovasyon yatırımlarımızı da artırmayı sürdürdük. 2025 yılında AR-GE harcamalarımız 1,36 milyar ABD dolarını buldu. Kendi öz kaynaklarımızdan gerçekleştirdiğimiz AR-GE harcaması ise 250 milyon ABD dolarına ulaştı. “Yapay Zekayı Süreçlerimizde ve Ürünlerimizde Kullanıyoruz” Yapay Zekayı daha etkin kullanmaya başladık. Şirket içinde Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden birini oluşturduk. Yapay Zekayı mali yönetim, tedarik, İK gibi süreçlerimize entegre ederek yıllık 39 milyon ABD doları tasarruf sağladık. Ürünlerimizde de Yapay Zeka’yı yoğun bir şekilde kullanmaya başladık. Yürüttüğümüz faaliyet alanlarına özel geliştirdiğimiz modelleri ürünlerimizde kullanıyoruz. “Devletimize, Milletimize ve Çalışanlarımıza Şükran Duyuyoruz” Çalışan sayımızı %18 artırarak 2 binden fazla yeni istihdam oluşturduk. Bizi en çok gururlandıran gelişmelerden biri de yılı ilk defa net pozitif beyin göçü ile tamamlamış olmamızdır. Bir yıl içinde 137 arkadaşımız ASELSAN’da işe başlayarak yurt dışından Türkiye’ye dönmüş oldu. Üretimden ihracata, ileri teknolojiden insan kaynağına kadar ortaya koyduğumuz bu tablo; devletimizin kararlı duruşunun, milletimizin bize olan güveninin ve aselsaneXt vizyonumuzun bir sonucudur. Milletimize gurur veren bu başarılarımız, gece gündüz demeden görev yapan 14 bini aşkın fedakâr çalışanımızın eseridir. “Küresel Marka Olma Yolunda Emin Adımlarla İlerliyoruz” 2026 yılında, küresel marka olma stratejimiz doğrultusunda adımlar atacağız, büyümede ihracata öncelik vermeyi sürdüreceğiz. ÇELİKKUBBE kapsamında teslimatlarımızı artırmaya, ÇELİKKUBBE’ye yeni yetenekler kazandırmaya devam edeceğiz. Üretim kapasitemizi daha da artırarak 2026 yılında yine çift haneli büyüme başarısına imza atacağız.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler ASELSAN, 2025 yılında küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirdi. Yıl içerisinde özellikle ÇELİKKUBBE projesine yönelik imzalanan sözleşmeler alınan işler içerisinde önemli bir pay oluşturdu. ASELSAN’ın 2025 yılında imzaladığı yeni sözleşmeler %46 artışla 9,6 milyar ABD dolarına ulaştı. Yeni siparişlerin 2,1 milyar ABD dolarlık kısmının ihracat kaynaklı olması ve ihracat sözleşmelerindeki yıllık artışın %106 seviyesinde gerçekleşmesi, ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik küresel talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. ASELSAN’ın Bakiye Siparişleri 2025 yılında %46 artışla 20,4 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Bütün bu alanlarda tarihsel zirveler görüldü. İmzalanan Önemli Sözleşmeler • 2025 Yılının 1. Çeyreği ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan askeri haberleşme sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan deniz platformlarına yönelik; radar, silah, hava savunma ve veri bağı sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan Hava Elektro-Optik faydalı yüklerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası müşterilerinin kullanımına yönelik olarak imzalanan elektronik harp, haberleşme, radar, elektro-optik ve uzaktan komutalı silah sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan yeni nesil Radar Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) ile imzalanan Demiryolu Sinyalizasyon Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Yurt içi bir müşteri ile kara araçları faydalı yüklerinin tedarikine yönelik sözleşme. • 2025 Yılının 2. Çeyreği ◦Uluslararası bir müşteri ile deniz platformlarına yönelik imzalanan radar, silah, hava savunma ve veri bağı sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan askeri haberleşme sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan güdüm kitleri ve haberleşme sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) ile imzalanan hızlı trenlerde kullanılacak alt sistemlerin tedarikine yönelik sözleşme, ◦BMC Savunma Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile imzalanan kara araçları faydalı yüklerinin tedarikine yönelik sözleşme. • 2025 Yılının 3. Çeyreği ◦Uluslararası bir müşteri ile hava savunma sistemlerinin doğrudan satışına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile radar ve güdümlü mühimmat sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile radar ve komuta kontrol sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Elektronik Harp, İHA Önleme ve Yeni Nesil Havan Tevcih Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Yeni Nesil Ağ Tabanlı Askeri Haberleşme Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. • 2025 Yılının 4. Çeyreği ◦NATO üyesi bir müşteri ile imzalanan Elektronik Harp Sistemlerinin doğrudan satışına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin doğrudan satışına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri, Haberleşme, Radar, Elektro-Optik ve Elektronik Harp Sistemlerinden oluşan faydalı yüklerin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. (ASFAT) ile imzalanan deniz platformları savaş sistemlerine yönelik sözleşme, ◦Yurt içinde kullanıma yönelik Medikal Görüntüleme Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karea’nın İlk Modeli Yollara Çıkmaya Hazırlanıyor! Haber

Karea’nın İlk Modeli Yollara Çıkmaya Hazırlanıyor!

Türkiye otomotiv sanayisinin önde gelen uzman mühendislik ve üretim şirketlerinden Karel Kalıp, Karea markasıyla elektrikli mikromobilite pazarına girmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın da en büyük kalıp üreticileri arasında yer alan ve dünyanın önde gelen otomobil markalarına kalıp üretimi yapan Karel Kalıp, Türkiye’nin yeni yerli elektriklisi Karea markasının ilk modeline ait görselleri de lansmana sayılı günler kala kamuoyuyla paylaştı. Lansmanla birlikte satışa sunuluyor! Ocak ayında deneme üretimi yapılan Karea markalı ilk yerli elektrikli mikromobilite aracı, mart ayında seri üretime geçilerek lansman ile birlikte satışa sunulacak. Alışıldık sınıf tanımlarının ötesinde, şehir hayatının gerçekten ihtiyaç duyduğu donanım ve akılla tasarlanan yeni araç, şehirli kullanıcıların bugünkü beklentilerini şekillendirilerek, var olan bir sınıfın devamı değil yeni bir sınıfın ilki olarak yollara çıkacak. Karea’nın geliştirme süreci, uzun soluklu bir Ar-Ge programının, prototip testlerinin ve mühendislik optimizasyonlarının sonucu olarak şekillendi. Karel Kalıp’ın kalıp, üretim ve malzeme mühendisliğindeki onlarca yıllık birikimi; gövde yapısından batarya yerleşimine, şasi mimarisinden üretim verimliliğine kadar her aşamada projeye entegre edildi. Dijital tasarım simülasyonları, dayanım analizleri ve seri üretime uygunluk testleriyle olgunlaştırılan Karea, sadece yerli üretim değil, yerli mühendislik kabiliyetinin de somut bir çıktısı olarak yollara çıkmaya hazırlanıyor. Otomotivde orta-büyük boy plastik parça kalıplarında Türkiye’nin ilk 3 kalıpçısından biri olarak dikkat çeken Karel Kalıp, tampon ve torpido kalıplarında lider, Avrupa’da ise ilk 5 büyük kalıpçı arasında yer alıyor. 1994’ten bu yana yüksek kaliteli üretim teknolojileriyle sektörün önemli markalarıyla güçlü iş birlikleri yapmaya devam ediyor. Otomotiv sektöründe orta ve büyük boy, karmaşık plastik enjeksiyon (eritilen plastiğin kalıba basılması) ve SMC (elyaf takviyeli kompozit levha kalıplama) kalıplarında uzman olan Karel Kalıp, otomotivde bir parçanın fikrinden banttan çıkışına kadar tüm kritik halkaları yani tasarım, mühendislik, imalat, try-out (seri üretim koşullarına yakın ilk denemeler) ve ön seri üretim tek çatı altında yönetebilme kabiliyetine sahip ender şirketler arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor

Gelişen teknoloji ve her geçen gün hayatımızdaki yerini genişleten yapay zekâ uygulamalarının ileride bazı meslekleri yok edeceği konuşulmaya devam ediyor. Bazı uzmanlara göre beyaz yakalı işleri, avukatlık, muhasebe gibi meslekler bu durumdan oldukça etkilenecek. İstinye Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Şenol Pişkin, yapay zekânın meslekleri yok etmeyeceğini, dönüştüreceğini söyledi. Robotlar ve yapay zekânın mesleklere olabilecek etkilerini paylaşan Pişkin, “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde 'Robot Etkileşim Tasarımcısı', 'Dijital İkiz Mühendisi' veya 'Yapay Zekâ Etik Denetçisi' gibi unvanları sıkça göreceğiz” dedi. “Seri üretim hatları ile depo lojistiği operasyonları çok etkilenecek” Robotlar ve yapay zekâ hangi meslekleri öncelikli olarak yok edecek sorusuna Prof. Dr. Pişkin, şu yanıtı verdi: ‘Yok etmek’ yerine ‘dönüştürmek’ kavramını kullanmak daha doğru olur. Tarih bize teknolojinin işleri ortadan kaldırmaktan ziyade evrimleştirdiğini gösteriyor. Örneğin, 19. yüzyılda dokuma tezgâhlarının otomatikleşmesi birçok el dokumacısının işini değiştirdi, ancak tekstil endüstrisini büyüterek bakım, tasarım ve makine operatörlüğü gibi yeni iş alanları yarattı. Bugün de benzer bir dönüşüm yaşıyoruz. Otomasyon ve yapay zekâ, doğası gereği tekrara dayanan, ölçülebilir çıktıları ve kesin kuralları olan işleri öncelemektedir. Bu bağlamda, seri üretim hatları ile paketleme ve depo lojistiği operasyonları ilk dalgadan çok etkilenecektir. Ek olarak standart raporlama süreçleri, veri girişi, belli kurallar çerçevesindeki muhasebe işleri ile müşteri hizmetlerinin yoğun tekrarlı kısımları da etkilenecektir. Sık sorulan soruların otomatik yanıtlanması vb.” “Problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemli” “İstihdam alanındaki temel sorunlar; beceri uyumsuzluğu, bölgesel veya sektörel eşitsizlikler, kısa vadeli iş kayıplarıyla onlara eşlik eden sosyal ve ekonomik gerilimler şeklinde olacaktır” diyen Prof. Dr. Pişkin, şöyle devam etti: “Gelecekte insana olan ihtiyaç, görevin niteliğine bağımlı şekilde daha çok şekillenecek. Çünkü tekrarlı, standartlaşmış veya ölçülebilir görevler, örneğin belirli kalite kontrol testleri, sabit üretim adımları yahut standart raporlama gibi, robotlarca üstlenilebilir. Ancak karmaşık klinik kararlar ve hasta-doktor iletişimi gibi görevler bağlamsaldır, empati gerektirir. Ahlaki değerlendirmeler, yaratıcı tasarım süreçleri, liderlik, öngörülemeyen durumlarda esnek problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemlidir. Robotlar hassas manipülasyon ve ağır yüklerin taşınması gibi alanlarda çok yüksek kapasiteye ulaşsa bile, bu ‘neredeyse tam’ bir devralmadır. Bir sistemin güvenli, etik ve bağlamsal doğruluk gerektiren son kararı ise insan uzmanın sorumluluğunda olacaktır.” “İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi” Otomasyonun toplumda yaratacağı işsizlik korkusuyla ilgili de konuşan Pişkin, şunları söyledi: “Bu korku yeni değil. 19. yüzyılda İngiltere'de Luddite hareketi, dokuma makinelerinin işlerini çalacağı korkusuyla makinelere saldıran işçilerden oluşuyordu. Korku anlaşılabilirdi ancak gerçek, makinelerin uzun vadede refahı ve yeni iş kollarını beraberinde getirmesi oldu. Bugün de korku anlaşılabilir, ancak tek gerçek bu değil. Tarihte her büyük teknolojik devrim net iş kaybından çok, işlerin niteliğinin değişmesine yol açtı. İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi zira teknolojik dönüşümler belirli işleri azaltabilir; bu süreç bazı grupları orantısız şekilde etkileyebilir. Fakat tarihsel açıdan bakıldığında, yeni teknolojik dalgalar benzer biçimde yeni sektörler, meslekler ayrıca ekonomik fırsatlar da yaratmıştır. Burada kritik olan geçiş sürecinin yönetilmesidir: devlet politikaları, eğitim kurumları ve iş dünyası eş güdümlü hareket ederek yeniden beceri kazandırma ve yetkinlik artırma programlarını büyütürse ‘işsizlik korkusu’ görev dönüşümü ve yeniden konumlanma şeklinde daha çok tezahür eder. Aksi halde kısa-orta vadede yapısal işsizlik artabilir. Ayrıca kısa-orta vadede gelir eşitsizliği ve sosyal güvensizlik de artabilir ki asıl risk de budur. Doğru politikalar (yeniden eğitim, sosyal koruma ağları) ve bireysel öğrenme odaklı bir kültür ile bu geçiş yönetilebilir.” “Toplumun bir kesiminin tamamen 'oyun dışı' kalması riskler arasında” Risklerle ilgili de konuşan Profesör, “Eğer doğru adımlar atılmazsa, bizi bekleyen en büyük tehlike toplumun bir kesiminin tamamen 'oyun dışı' kalması, yani derin bir ekonomik ve sosyal dışlanmadır. Yani, toplumsal kutuplaşma ve ekonomik eşitsizliğin tarihi seviyelere çıkmasıdır. Ayrıca, etik ve regülasyon altyapısı oluşturulmadan kontrolsüz gelişen yapay zekâ sistemlerinin önyargıları pekiştirmesi, mahremiyeti ihlal etmesi ve manipülasyon aracı olarak kullanılması diğer kritik risklerdir. Bu riskleri yönetmenin yolu ise teknolojiyi yasaklamaktan değil; eğitimi dönüştürmekten, kapsayıcı sosyal politikalar üretmekten ve etik kuralları en baştan koymaktan geçiyor” dedi. “Sadece 'yapan' değil daha ‘nazik’ esnek robotlardan bahsediyoruz” Son yıllarda robotikte yaşanan en kritik teknik gelişmeleri de aktaran Pişkin, şöyle konuştu: “Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Artık sadece 'yapan' değil, derin öğrenme sayesinde 'gören', doğal dili 'anlayan' ve yumuşak robotik tasarımları sayesinde çevresiyle daha 'nazik' etkileşime giren esnek robotlardan (soft robotics) bahsediyoruz. Sensörlerin ve Lidar teknolojilerinin ucuzlayıp hassaslaşması, robotlara adeta yeni duyular kazandırdı. Tarihsel olarak fabrikalardaki kaba kuvvetten, satrançta insanı yenen zekaya ve bugün cerrahi operasyon yapan hassasiyete evrilen bir yolculuk bu. Kritik gelişmelere birkaç örnek daha vermek gerekirse: İnsansı ve Biyonik Robotlar: Denge, yürüme ve nesne manipülasyonunda olağanüstü ilerlemeler.Bulut Robotik ve Swarm (Sürü) Zekâsı: Robotların birbiriyle ve merkezi bir sistemle veri paylaşarak koordineli çalışması.Beyin-Bilgisayar Arayüzleri (BCI) ve Nöro-Robotik: Düşünce ile robot kontrolü konusundaki ilerlemeler.Gelişmiş Algılama ve Bilgisayarlı Görü: Çok duyulu (sensör füzyonu) ve bağlamsal anlama yeteneklerinin artması. Ancak bir robotun teknik olarak 'yapabiliyor' olması, onu hemen hayatımıza sokabileceğimiz anlamına gelmiyor; güvenlik ve etik hala kırmızı çizgimiz.” Yeni meslekler ortaya çıkacak Bu dönüşümle ortaya çıkabilecek yeni mesleklerle ilgili de konuşan Pişkin, şunları sıraladı: “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde 'Robot Etkileşim Tasarımcısı', 'Dijital İkiz Mühendisi' veya 'Yapay Zekâ Etik Denetçisi' gibi unvanları sıkça göreceğiz. Tıbbi robotik uzmanlığı ve veri mahremiyeti hukukçuluğu gibi alanlar ise şimdiden kritik hale geldi. Tarihte her teknoloji dalgası nasıl kendi 'ustalarını’ ortaya çıkardıysa, bu dönem de kendi uzmanlarının ortaya çıkmasını sağlayacak. Diğer bazı olası meslekler olarak şunları da söyleyebiliriz: Robotik/AI Etik Uzmanı, Artırılmış Gerçeklik Deneyimi Tasarımcısı, İnsan-Robot Takım Yöneticisi, Kişiselleştirilmiş Öğrenme Yol Haritası Danışmanı (AI destekli), Siber-Fiziksel Sistem Bakım Teknisyeni, Veri Dedektifi (AI kararlarının şeffaflığını sağlamak için).” “Yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak” Türkiye’deki iş gücü piyasası yapay zekanın getirdiği sonuçlardan nasıl etkileneceğine dair de bilgilendiren Prof. Dr. Pişkin, “Türkiye için bu sürecin etkisi, ne kadar hızlı uyum sağlayacağımıza bağlı. İmalat sanayimiz otomasyonla 'akıllanıp' küresel rekabette sınıf atlayabilir; ancak bu geçişi iyi yönetemezsek bölgesel uçurumların derinleşme riski de var. Hizmet sektöründe ise yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak. Türkiye, nüfus yapısı ve sanayi kompozisyonu gereği bu dönüşümden hem risk hem de fırsatları aynı anda yaşayacaktır. Tarihsel olarak, sanayileşme hamlelerimiz belirli sektörlerde güçlü bir altyapı oluşturdu. Şimdi bu altyapıyı ‘Akıllı Üretim’ ile taçlandırma fırsatındayız. Geleneksel imalat ve tarımda otomasyon artabilir, ancak, nitelikli yazılım, robotik sistem entegrasyonu, veri bilimi ve siber güvenlik alanlarında büyük bir insan gücü ihtiyacı doğacaktır. Kritik olan, genç nüfusumuzu bu yeni alanlara yönlendirecek eğitim reformudur. Eğer doğru eğitim politikaları ve Ar-Ge teşvikleriyle bu gençleri donatırsak, tehdidi fırsata çevirebiliriz.” “ISU XR Lab, teknoloji üreten ve nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez” Prof. Dr. Pişkin ISU XR Lab’de yapılan çalışmalarla ilgili şunları söylüyor: “ISU XR Lab’de sağlık ve eğitim alanlarındaki teknolojik dönüşüm, VR tabanlı simülasyonlar, AI destekli görüntüleme çalışmaları ve robotik kontrol prototipleri üzerinden araştırılıyor. Otomatik anomali algılama ve XR destekli cerrahi simülasyonlar, otomasyonun hangi görevleri üstlenebildiğini ve insan uzmanlığının hangi noktalarda vazgeçilmez olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Laboratuvarda geliştirilen VR cerrahi eğitimleri, haptik geri bildirim sistemleri ve insan-robot etkileşimi deneyleri, insan yetkinliğinin robotik sistemlerle nasıl yeniden şekillendiğini örnek olaylar üzerinden gösteriyor. XR tabanlı yeniden eğitim programları, dijital ikizler ve sanal staj uygulamaları sayesinde meslek dönüşümünün yarattığı beceri boşluklarına pratik çözümler sunuluyor. Bu çalışmalar, bireylerin yeni teknolojilere uyum süresini kısaltarak iş gücüne yeniden entegrasyonlarını hızlandırıyor. ISU XR Lab’de geliştirilen tüm projelerde güvenlik, etik ve veri mahremiyeti tasarımın temel bileşeni olarak ele alınıyor. Araştırmalar, robotik ve XR sistemlerinin insanı ikame ettiğinde değil, yeteneklerini artırdığında en yüksek güvenlik ve verimliliğe ulaştığını gösteriyor. Laboratuvar, öğrencileri teorik bilginin ötesine taşıyarak sanayi ile iç içe, uygulamalı ve disiplinlerarası projelerle geleceğin mesleklerine hazırlıyor. Yerli prototipler, klinik çalışmalar ve uluslararası iş birlikleriyle ISU XR Lab, hem teknoloji üreten hem de bu teknolojiyi kullanacak nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez olarak konumlanıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan ve Wayve, Yeni Nesil Sürücü Destek Teknolojisi Üzerine Anlaşma İmzaladı  Haber

Nissan ve Wayve, Yeni Nesil Sürücü Destek Teknolojisi Üzerine Anlaşma İmzaladı 

Nissan Motor Co., Ltd. ve Wayve, yeni nesil ProPILOT serisini Wayve AI(yapay zeka) teknolojisiyle geniş bir Nissan araç yelpazesine entegre etmek için kesin anlaşmalar imzaladıklarını duyurdu. Bu ortaklık, Wayve'nin somutlaştırılmış AI yazılımını Nissan'ın gelişmiş sürücü destek sistemleriyle birleştirerek hem ADAS hem de noktadan noktaya gelişmiş sürüşü destekleyecek. Nissan, 2016 yılında tek şeritli otoyol yardımı için ProPILOT'u tanıttı ve 2019 yılında çok şeritli destek ve eller serbest işlevselliği ekleyerek ProPILOT 2.0'ı piyasaya sürdü. Bu özellikler, çeşitli müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için artık birçok modelde mevcut. Nissan, bu temele dayanarak Wayve AI ile entegre edilmiş yeni nesil ProPILOT'u geliştiriyor. Eylül 2025'te Nissan, Wayve'in son teknoloji ürünü somutlaştırılmış AI yazılımı olan "Wayve AI Driver"ı, Nissan'ın yeni nesil LiDAR teknolojisini kullanan "Ground Truth Perception" teknolojisiyle entegre eden bir prototipi tanıttı. Bu prototip, otoyollarda ve karmaşık kentsel ortamlarda sorunsuz ve güvenli sürüş yardımı sağladığını gösterdi. Yeni anlaşma kapsamında Nissan ve Wayve, "Wayve AI Driver"ı yeni nesil ProPILOT serisine entegre ederek seri üretim araçlarda kullanıma sunacak. Nissan, Wayve'nin AI teknolojisini kullanarak ProPILOT'un işlevselliğini ve rahatlığını daha da artırmayı ve çeşitli müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için Japonya ve Kuzey Amerika dahil olmak üzere küresel pazarlara gelişmiş sistemler sunmayı hedefliyor. Nissan, bu yeni nesil ProPILOT ile donatılmış ilk modeli 2027 mali yılında Japonya'da piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu anlaşma, her iki şirket için de önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor. Nissan, Wayve AI sistemlerini geniş bir araç segmentinde büyük ölçekte kullanmayı taahhüt eden ilk otomobil üreticisi. Güvenliği temel alan Wayve'nin uçtan uca somutlaştırılmış yapay zekası, minimum ek geliştirme ile yeni şehirlere ve araç platformlarına verimli bir şekilde uyum sağlayabilecek. Wayne AI, ProPILOT serisi ile birleştirildiğinde, kameralar, radar ve LiDAR dahil olmak üzere çeşitli sensör konfigürasyonları ile birçok araç segmentinde akıllı sürüş sunacak. Sistemin seri üretim araçlara uygulanması, Nissan ve Wayve'nin çeşitli gerçek dünya sürüş koşullarından ders almasını sağlayarak sürekli iyileştirme ve Nissan'ın akıllı sürüş teknolojilerinin uzun vadeli rekabet gücünün güçlendirilmesini mümkün kılacak. Nissan Motor Co., Ltd. Başkanı ve CEO'su Ivan Espinosa'nın yorumu "Nissan'ın gelişmiş otonom sürüş uzmanlığını Wayve'nin son teknoloji AI teknolojisiyle birleştirerek, sürücü yardımı için yeni bir standart belirliyoruz. Wayve AI ile entegre edilmiş yeni nesil ProPILOT sistemimizin yaygın olarak benimsenmesi, dünya çapındaki müşterilere daha güvenli, daha sezgisel ve daha konforlu sürüş deneyimleri sunarken, akıllı mobilite geleceğine geçişi hızlandıracak. Bu anlaşma, mobiliteyi daha temiz, daha güvenli ve daha kapsayıcı hale getirme misyonunda Nissan için önemli bir adımdır." Wayve'nin kurucu ortağı ve CEO'su Alex Kendall'ın yorumu “Nissan, somutlaştırılmış yapay zekayı seri üretime taşıyarak küresel otomobil üreticileri arasında öncü rol üstleniyor. Yeni nesil akıllı sürüş teknolojisini dünya çapındaki müşterilere ulaştırmak için Nissan ile ortaklık kurmaktan gurur duyuyoruz. Wayve'in hızla gelişen yapay zekasını Nissan'ın mühendislik ve küresel erişimiyle birleştirerek, güvenli ve keyifli otonom mobiliteye yönelik inovasyonun hızını artırabiliriz.”

Hyundai, En Büyük Elektrikli Modelini Brüksel Otomobil Fuarı’nda Tanıtıyor Haber

Hyundai, En Büyük Elektrikli Modelini Brüksel Otomobil Fuarı’nda Tanıtıyor

Elektrifikasyona yönelik kararlılığını sürdüren Hyundai, 2026 yılında tanıtacağı yeni elektrikli modellerinin lansmanına Brüksel Otomobil Fuarı’nda başlıyor. Marka, fuarda bugüne kadarki en büyük elektrikli modelinin dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Yeni model, gelişmiş 800 voltluk şarj sistemi dahil olmak üzere son teknoloji elektrikli araç çözümlerini gözler önüne serecek. Basın toplantısı, Hyundai Motor Avrupa Ürün Başkan Yardımcısı Raf Van Nuffel’in ev sahipliğinde düzenlenecek. Van Nuffel toplantıda, dünya prömiyeri hakkında detaylı bilgiler paylaşacak ve Hyundai’nin 2026 yılına yönelik elektrikli araç portföyündeki bir sonraki adımları aktaracak. Hyundai Motor Avrupa Ürün Başkan Yardımcısı Raf Van Nuffel, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Brüksel Otomobil Fuarı, elektrikli model ve teknolojilerimizin Avrupalı müşteriler için nasıl geliştiğini göstermek adına bizim için önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Bölge, sıfır emisyonlu mobiliteye geçişini hızlandırırken, bu tür etkinlikler yalnızca yeni modelleri değil, aynı zamanda Hyundai’nin bir sonraki nesil araçlarını şekillendirecek yenilikleri de sergilememize olanak tanıyor. Avrupa’nın önde gelen mobilite inovasyon markalarından biri olarak Hyundai, etkinliğin elektrifikasyona güçlü bir şekilde odaklanmasını memnuniyetle karşılıyor”. Hyundai, Brüksel Otomobil Fuarı’nda neler tanıtacak? Hyundai, INSTER’dan IONIQ 9’a uzanan mevcut ürün gamını tamamlayan yeni bir elektrikli modelin dünya prömiyerini kutlayacak. Bunun yanı sıra, yenilenen IONIQ 6 modeli Avrupa’daki ilk otomobil fuarı gösterimini gerçekleştirecek. Güncellenen IONIQ 6, aerodinamik tasarımındaki iyileştirmelerin yanı sıra iç mekân teknolojisi ve dijital özelliklerdeki geliştirmeleriyle dikkat çekecek. Bu prömiyerlerin ötesinde, ziyaretçilerin IONIQ 5 N ve IONIQ 6 N modellerini deneyimleyebileceği özel bir “N Zone” alanı da yer alacak. Buna ek olarak, INSTEROID etrafında kurgulanan etkileşimli bir arcade oyun alanı da ziyaretçileri bekliyor. INSTER EV temel alınarak geliştirilen ve sınırları zorlayan bir tasarım konsepti olan INSTEROID; video oyunu esintili estetiği, cesur ve sportif tasarım diliyle otomotiv tasarımında yeni fikirleri keşfetmeyi ve Hyundai’nin seri üretim modellerinin ötesine uzanan yaratıcı yaklaşımını sergilemeyi amaçlıyor. Brüksel Otomobil Fuarı’ndaki Hyundai basın toplantısı, 9 Ocak günü saat 10.00’da, Palais 6’da yer alan Hyundai standında gerçekleştirilecek.

Almanya, 20 Adet Yeni Eurofighter Siparişi Verdi! Haber

Almanya, 20 Adet Yeni Eurofighter Siparişi Verdi!

MANCHING, ALMANYA – Almanya, hava savunma kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla 20 adet yeni Eurofighter savaş uçağı siparişi verdiğini duyurdu. Avrupa'nın en başarılı seri üretim savaş uçağı programı olan Eurofighter, bu yeni siparişle birlikte ileri teknoloji ve yeteneklerle geleceğe taşınıyor ve Alman Hava Kuvvetleri'nin bel kemiği olma rolünü pekiştiriyor. Sözleşme kapsamında Airbus, bu çok amaçlı savaş uçaklarını Münih yakınlarındaki Manching'de bulunan nihai montaj hattında üretecek. İlk uçağın Alman Hava Kuvvetleri'ne teslimatının 2031'de, son uçağın ise 2034'te yapılması planlanıyor. Airbus Savunma ve Uzay CEO'su Mike Schoellhorn, "Bu yeni sipariş, Eurofighter’ın Alman Hava Kuvvetleri için öneminin ve ülkemizin hava savunma ile NATO yeteneklerindeki stratejik rolünün bir başka kanıtıdır," dedi. Schoellhorn, Eurofighter'ın sürekli evriminin, Gelecek Nesil Savaş Hava Sistemi'ne (FCAS) sorunsuz bir geçiş sağlayan önemli bir teknolojik ve operasyonel köprü görevi göreceğini belirtti. Teknolojik İlerleme: E-Scan Radar ve Elektronik Harp Airbus, sipariş edilen 20 Eurofighter uçağını en son sensörlerle donatacak. Bu yükseltmelerin kilit unsurları şunlar: E-Scan Radar: Uçaklar, yeni elektronik E-Scan radar ile donatılacak. Elektronik Harp Yeteneği: Mevcut ve yeni inşa edilecek uçaklara, İsveçli Saab tarafından geliştirilen Arexis sensör paketinin entegrasyonuyla elektronik harp (EW) kabiliyetleri eklenecek. Bu teknolojik yükseltmeler, Alman Hava Kuvvetleri'nin Eurofighter uçaklarının operasyonel kapasitesini önemli ölçüde artıracak. Avrupa'nın En Başarılı Savaş Uçağı Programı Almanya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık'ın dahil olduğu Avrupa'nın en büyük savunma programı olan Eurofighter, sadece güvenliğin değil, aynı zamanda büyüme ve istihdamın da itici gücü. Program, Avrupa'da 100.000'den fazla, yalnızca Almanya'da ise 25.000 kişiye istihdam sağlıyor. Bu yeni sözleşmeyle birlikte, Avusturya, Suudi Arabistan, Umman, Kuveyt ve Katar'ın da dahil olduğu toplam dokuz ülke tarafından sipariş edilen Eurofighter sayısı 740'ı aştı ve programı seri üretimdeki en başarılı Avrupa savaş uçağı haline getirdi. Eurofighter'ın Alman Hava Kuvvetleri envanterinde 2060'lara kadar kalması planlanıyor. 2040'ta operasyonel olması beklenen FCAS sisteminde de Eurofighter'ın mevcut ve gelecekteki insanlı ve insansız hava araçlarıyla ağ tabanlı bir şekilde görev yapmaya devam etmesi öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN Lion’s Coach E “2026 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” Seçildi Haber

MAN Lion’s Coach E “2026 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” Seçildi

MAN Truck & Bus, 4–9 Ekim 2025 tarihleri arasında Brüksel’de düzenlenen dünyanın en büyük uluslararası otobüs ticaret fuarı Busworld Europe 25’te sıfır emisyon stratejisinin bir sonraki aşamasını tanıttı. Avrupa’nın tamamen elektrikli ilk seyahat otobüsünü üreten marka olan MAN, fuarda Lion’s Coach E modelinin dünya prömiyerini gerçekleştirdi. MAN standı, sıfır emisyon stratejisinin yeni dönüm noktasını temsil eden Lion’s Coach E’nin yanı sıra şehir içi, şehirlerarası ve minibüs segmentlerinde sergilenen elektrikli modelleriyle büyük ilgi gördü. MAN, fuarda kendi üretimi olan yeni nesil NMC batarya paketleri, EfficientHybrid teknolojisi ve dijital hizmet çözümleriyle sürdürülebilir taşımacılıkta kapsamlı bir ekosistem sundu. Ziyaretçiler, ayrıca MAN ve NEOPLAN markalarına ait dört yenilikçi modeli, MAN BatteryPack gibi son teknoloji ürünleri ve geniş kapsamlı dijital hizmetlerini de yakından inceleme fırsatı buldu. 2026’da Ankara’da seri üretime başlamayı planlanıyor Brüksel’de dünya prömiyeri yapılan Lion’s Coach 14 E, Avrupa’da büyük ölçekli bir üretici tarafından geliştirilen ilk akülü elektrikli seyahat otobüsü olma özelliğini taşıyor. Tamamen elektrikli olan bu otobüs, MAN’ın seri üretim eTruck modelinde kullanılan kanıtlanmış tahrik teknolojisi ve yenilikçi NMC batarya paketlerini kullanıyor. 320 ila 480 kWh arasında değişen batarya kapasitesiyle 650 kilometreye kadar menzil sunan Lion’s Coah E, MAN’ın sıfır emisyon hedeflerine yönelik vizyonunu güçlendiriyor. MAN eTruck ve Lion’s City E ailesinden edinilen teknoloji ve deneyimin birleşimiyle geliştirilen bu model, konfordan ödün vermeden 63 yolcu kapasitesi sunuyor. Düşük sürtünme katsayısı ve optimize edilmiş aerodinamik yapısıyla yüksek enerji verimliliği sağlan Lion’s Coach E’nin seri üretimine 2026 yılında MAN’ın Ankara fabrikasında başlanması planlanıyor. Lion’s Coach E, “2026 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” ödülünü aldı Avrupa'nın ilk elektrikli otobüsünün dünya prömiyerini yapan MAN, yenilikleriyle fuara katılanları da büyüledi. Busworld Europe kapsamında düzenlenen gala gecesinde, MAN Lion’s Coach E, uluslararası Sustainable Bus Award (Sby) jürisi tarafından “2026 Yılının Sürdürülebilir Otobüsü” ödülüne layık görüldü. Bu ödül, otobüs kategorisinde ilk kez bir elektrikli modelin birinciliği elde etmesi açısından da bir ilki temsil ediyor. Sürdürülebilirlik, performans, menzil, konfor ve güvenlik kriterleri üzerinden değerlendirilen Lion’s Coach E; 330 kW sürekli güç, 480 kWh’ye kadar batarya kapasitesi, 650 km menzil, gelişmiş sürücü destek sistemleri (EBA Plus, ACC, OptiView, SafeStop Assist) ve bileşenlerinin %95’inden fazlasının geri dönüştürülebilir olmasıyla jüriden tam not aldı. Barbaros Oktay: “eCoach ile emisyonsuz seyahatte yeni bir çağa giriyoruz” MAN Truck & Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, ödül törenindeki konuşmasında şunları söyledi: “İnanılmaz derecede gururluyuz. eCoach’un dünya prömiyerinde böylesine prestijli bir ödüle layık görülmesi büyük bir başarı. Bu başarının ardında sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlere tutkuyla bağlı, işine gönülden adanmış bir ekip var. Amacımız; sürücüleri, yolcuları ve işletmecileri menzil, güvenilirlik, konfor ve çevre dostu özellikleriyle heyecanlandıran eBus modellerimizle ulaştığımız başarıyı daha da ileri taşımak. MAN olarak, eCoach ile emisyonsuz seyahatte yeni bir dönemi başlatıyoruz. Filomuzun elektrifikasyonu, ekipman, teknolojideki yenilikler ve modern hizmet anlayışımızla verimli, sürdürülebilir ve dijital taşımacılığa odaklanmayı sürdürüyoruz.” MAN Truck & Bus Otobüs Satış ve Ürün Başkanı Robert Katzer de şunları kaydetti: “Müşterilerimiz bizden yalnızca son teknoloji araçlar değil; aynı zamanda sürdürülebilir mobiliteye yönelik, akülerden danışmanlığa ve dijital çözümlere uzanan çok yönlü bir teklif bekleyebilirler. Amacımız, otobüs taşımacılığının geleceğini şekillendirmede kilit bir rol oynamak. Farklı prömiyerlerimiz, yeni nesil bataryalarımız, genişleyen elektrikli ürün portföyümüz, özel NEOPLAN çözümlerimiz, yenilikçi hibrit teknolojiler ve kapsamlı hizmetlerimizle sürdürülebilir ve ekonomik mobilite için güçlü bir mesaj veriyoruz.” MAN Truck & Bus Otobüs Pazarlama Müdürü Heinz Kiess ise şu ifadeleri kullandı: “Lion's Coach E ile seyahat otobüsü taşımacılığında yeni standartlar belirliyoruz. Konfordan ödün vermeden uzun menzili, ileriye dönük tasarımı, maksimum pratikliği ve çevre dostu seyahati bir araya getiriyoruz. Bu nedenle eCoach'umuzu kamuoyuna sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Geçtiğimiz iki yılda MAN Lion's City 12 E LE ve Lion's City 10 E ile şehirlerarası ve şehir içi otobüs kategorilerinde ödül kazandık. Bu yıl ise MAN Lion's Coach E ile jüriyi ikna ederek, rakiplerimizi geride bıraktık. Bu ödül, eBus sektöründeki lider konumumuzun altını çiziyor ve bundan da çok memnunuz.” MAN, fuarda sürdürülebilir mobiliteye dair yeniliklerini sundu Fuarda, ayrıca premium marka NEOPLAN da Skyliner ve Tourliner modellerinin yenilikleriyle büyük beğeni topladı. Fuar prömiyerini kutlayan ve sınırlı sayıda üretilen Skyliner “Auwärter Edition”, markanın köklü mirasına saygı duruşunda bulunurken, aerodinamik tasarımı ve lüks iç mekanıyla konforun yeni tanımını sundu. Tourliner C modeli ise artırılmış güç ve torkun yanı sıra %2,5’e varan yakıt tasarrufu ve gelişmiş güvenlik sistemleriyle uzun mesafe taşımacılığında verimlilik ve güvenliği bir araya getirdi. MAN, Busworld’de yalnızca araçlarını değil, şarj altyapısından filo yönetimine, dijital hizmetlerden bakım çözümlerine kadar uzanan geniş bir sürdürülebilirlik vizyonunu da sergiledi. Yeni MAN BatteryPack, NEOPLAN eCoach 2040 Konsepti, TGE Next Level minibüs serisi ve EfficientHybrid teknolojili Lion’s Intercity gibi modellerle MAN, tüm segmentlerde sıfır emisyonlu ulaşım için ziyaretçilere kapsamlı bir yol haritası sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.