Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Seri Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Seri Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seri Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BMW ALPINA’dan Geleceğe Güçlü Mesaj: Yeni Tasarım Konsepti Otomobil Dünyasında Heyecan Yarattı Haber

BMW ALPINA’dan Geleceğe Güçlü Mesaj: Yeni Tasarım Konsepti Otomobil Dünyasında Heyecan Yarattı

İtalya’da düzenlenen prestijli Concorso d’Eleganza Villa d’Este 2026 etkinliğinde ilk kez görücüye çıkan Vision BMW ALPINA, markanın gelecekte izleyeceği tasarım ve mühendislik anlayışına dair önemli ipuçları verdi. Lüks otomobil tutkunlarının yakından takip ettiği etkinlikte sahne alan konsept model, yalnızca bir tasarım çalışması olarak değil, aynı zamanda BMW ALPINA markasının dönüşüm sürecinin sembolü olarak değerlendiriliyor. Şirketin yeni nesil üretim modellerine yön verecek otomobilin, performans ve konfor arasındaki ince dengeyi modern çizgilerle yeniden yorumladığı görülüyor. Vision BMW ALPINA ile Markanın Yeni Dönemi Başladı BMW Group bünyesinde bağımsız ve özel bir marka olarak yeniden yapılandırılan BMW ALPINA, Vision BMW ALPINA modeliyle geleceğe dair ilk somut adımını attı. Otomobil dünyasında yıllardır kendine özgü çizgisiyle ayrı bir konumda bulunan marka, bu yeni dönemde de sportif sürüş karakterini lüks detaylarla birleştirmeye devam edeceğinin sinyalini verdi. Konsept modelin tanıtımı, özellikle premium otomobil segmentinde büyük yankı uyandırdı. Çünkü ALPINA, yıllardır yalnızca yüksek performanslı otomobiller üretmekle kalmıyor, aynı zamanda uzun yol konforunu üst seviyeye taşıyan sürüş deneyimiyle de dikkat çekiyor. Yeni tasarım anlayışında markanın geçmişten gelen DNA’sının korunduğu net şekilde hissediliyor. Ancak bu kez çizgiler daha modern, daha akıcı ve daha iddialı bir yapıya sahip. ALPINA Kimliğini Yansıtan Tasarım Detayları Vision BMW ALPINA’nın dış tasarımında ilk dikkat çeken unsur, coupe karakterine yakın uzun ve akıcı gövde yapısı oluyor. Geniş omuz çizgileri, uzun tavan hattı ve güçlü duruş, otomobile hem sportif hem de aristokratik bir görünüm kazandırıyor. Markanın klasikleşmiş “köpekbalığı burun” tasarım dili, modern detaylarla yeniden yorumlanmış durumda. Ön bölümde agresif ancak abartıdan uzak bir tasarım anlayışı tercih edilirken, aerodinamik yapı otomobilin performans odaklı karakterini güçlendiriyor. ALPINA’nın yıllardır simgesi haline gelen dekoratif yan şeritler ve çok kollu jant tasarımı da konseptte korunmuş. Ön tarafta 22 inç, arka bölümde ise 23 inç büyüklüğündeki özel jantlar, otomobilin güçlü duruşunu daha da belirgin hale getiriyor. Tasarımın genelinde hız hissiyle zarafetin aynı potada eritildiği görülüyor. Bu yaklaşım, ALPINA’nın yıllardır premium performans segmentindeki farklı konumunu yeniden vurguluyor. İç Mekânda Konfor ve Lüks Ön Planda Vision BMW ALPINA’nın kabin tasarımı da markanın geleneksel yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. İç mekânda sürücü odaklı yapı korunurken, geniş yaşam alanı sayesinde dört yetişkin için üst düzey seyahat konforu sunuluyor. Kullanılan malzemelerde yüksek kalite hissi ön plana çıkıyor. Deri, metal ve özel yüzey detaylarının birlikte kullanıldığı kabinde sade ama etkileyici bir atmosfer oluşturulmuş. Teknolojik unsurlar ise klasik lüks anlayışını gölgelemeyecek şekilde konumlandırılmış. Markanın açıklamalarına göre yeni nesil ALPINA modellerinde sürüş keyfi kadar uzun yol rahatlığı da temel önceliklerden biri olacak. Bu nedenle Vision BMW ALPINA yalnızca performans otomobili olarak değil, aynı zamanda üst düzey bir grand tourer yaklaşımıyla geliştirildi. ALPINA’nın Köklü Geçmişi Yeni Nesle Taşınıyor 1965 yılında Almanya’nın Bavyera bölgesindeki Buchloe kasabasında kurulan ALPINA, yıllar içinde otomotiv sektöründe kendine has bir kültür oluşturdu. BMW modellerini performans ve lüks ekseninde yeniden yorumlayan marka, özellikle yüksek hızlarda sunduğu konfor seviyesiyle otomobil dünyasında özel bir yere sahip oldu. 1970’li yılların sonunda tanıtılan ALPINA B7 Coupé modeli ise markanın karakterini en güçlü şekilde yansıtan otomobiller arasında gösteriliyor. Güçlü motor yapısı, uzun yol konforu ve zarif tasarımıyla dikkat çeken model, bugün hâlâ ALPINA tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Vision BMW ALPINA’da da bu mirasın izleri açık şekilde görülüyor. Marka, geçmişteki karakteristik özelliklerini korurken geleceğin otomobil anlayışına uygun daha sofistike bir yaklaşım benimsiyor. BMW Group İçindeki Yeni Yapılanma Dikkat Çekiyor BMW ALPINA’nın 2026 yılı itibarıyla BMW Group bünyesinde özel ve bağımsız bir marka olarak konumlandırılması, otomotiv sektöründe önemli gelişmelerden biri olarak değerlendirildi. Bu değişimle birlikte markanın üretim stratejisinin daha güçlü şekilde şekillendirilmesi hedefleniyor. Yeni dönemde özellikle kişiselleştirme seçenekleri, premium malzeme kullanımı, sürüş teknolojileri ve konfor odaklı mühendislik çözümleri ön plana çıkacak. BMW Group’un teknolojik altyapısıyla ALPINA’nın el işçiliği ve özel üretim kültürünün birleşmesi, markanın gelecekteki modellerine büyük avantaj sağlayacak. Otomobil dünyasında büyük merak uyandıran ilk seri üretim BMW ALPINA modelinin ise 2027 yılında tanıtılması bekleniyor. Vision BMW ALPINA’nın ortaya koyduğu tasarım dili ve mühendislik yaklaşımı, bu yeni modelin nasıl bir karakter taşıyacağı konusunda güçlü ipuçları veriyor. Premium otomobil pazarında rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde BMW ALPINA’nın attığı bu adım, markanın gelecekte çok daha iddialı bir konuma ulaşabileceğini gösteriyor.

ASELSAN’dan SAHA 2026 Çıkarması Haber

ASELSAN’dan SAHA 2026 Çıkarması

ASELSAN, 5-9 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında, güncel harp sahasını, geleceğin milli teknolojilerini küresel savunma ekosistemi ile bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı Kapanış Programında açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırdığını belirten Cumhurbaşkanımız “Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletimizin desteği ve devletimizin iradesi vardır, inşallah daha iyi yerlerde olacak. Daha büyük başarı hikâyelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız” dedi. SAHA’nın en büyük stant alanına ve en geniş ürün yelpazesine sahip firması olan ASELSAN; fuarda başta ÇELİKKUBBE bileşenleri olmak üzere denizlerin altından uzayın derinliklerine uzanan her alanda geliştirdiği milli çözümleri uluslararası delegasyonların beğenisine sundu. ASELSAN standını başta Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler, Sanayii ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Alparslan Bayraktar, Ticaret Bakanımız Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek, Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve kuvvet komutanlarımız, MİT Başkanımız İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar olmak üzere çok sayıda yerli ve yabancı delegasyon ziyaret etti. Havada, karada, denizde mutlak hakimiyet ASELSAN, fuar boyunca Mavi Vatan’ın Yeni Vurucu Güçleri, ÇELİKKUBBE'ye Yeni Yetenekler ve Hava Taarruzunda Oyun Değiştirecek Sistemler Lansmanı yaptı. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk Kamikaze OSA’sı KILIÇ ile TUFAN Kamikaze İDA, ILGAR 3-LT Muhabere Elektronik Harp Sistemi, KORAL AD Hava Savunma Elektronik Harp Sistemi, MİĞFER Öz Savunma FPV Önleme Sistemi, GÖKALP Otonom Kinetik Dron İmha Sistemi, GÖKBERK 10 Lazer Silah Sistemi, EJDERHA 210 Yüksek Güçlü Mikrodalga Silah Sistemi, FULMAR 500A ile TOLUN’un üç farklı varyasyonu SAHA’da yer aldı. ASELSAN, Türkiye’nin savunma ve ileri teknoloji alanındaki en önemli buluşmalarından biri olan SAHA 2026’da ÇELİKKUBBE’nin bileşenlerinden ALP Alçak İrtifa Radarını, GÜRZ Hibrit Hava Savunma Sistemini, KORKUT Hava Savunma Sistemini, EJDERHA Anti İHA Sistemini, GÖKBERK Mobil Lazer Silah Sistemini ve PUHU’yu sergiledi. Küresel savunma aktörleriyle yeni iş birlikleri ASELSAN, SAHA’da oyun değiştirici teknolojilerin gücüyle savunma sanayiinin küresel aktörleriyle yeni iş birliklerine kapı araladı. ASELSAN ile Endonezyalı PT REPUBLIK arasında İnsansız Deniz Araçları Faydalı Yükleri ve Görev Kritik Haberleşme Sistemleri Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN ile Umman savunma sanayi şirketi Sinan Advanced Industries arasında da ortak girişim kurulmasına yönelik sözleşme imza töreni gerçekleşti. SAHA 2026'da Savunma Sanayii Başkanlığı ile ülkemizin gücüne güç katacak yeni sözleşmelere de imza atıldı. Bu kapsamda Hava Savunma Sistemleri İlave Seri Üretim, İnsansız Savaş Uçağı Alt Sistemler Tedarik, Elektro Optik Sistemleri İlave Tedarik, Erken İhbar Radarları, Yakın Yörünge Uyduları ve Askeri 5G, Kriptolu Emniyet Telsiz Muhabere Sistemi Yaygınlaştırma ve Yapay Zeka Destekli Jandarma KGYS Sözleşmeleri imzalandı. ASELSAN Nanotech Eskişehir kuruluyor SAHA 2026'da imzalanan sözleşme ile; ASELSAN Nanotech, Eskişehir'de faaliyetlerine başlayacak. Böylece ÇELİKKUBBE kapsamındaki füze sistemlerinde kullanılan seramik radomların yerli ve milli imkânlarla, daha yüksek kapasite ve kalite standartlarında üretilmesi sağlanacak. ASELSAN, tedarik ekosistemiyle birlikte modern harp sahasının ve geleceğin teknolojilerini bugünden şekillendiriyor. ASELSAN, SAHA’da millileştirme yolculuğunda başarıyla ilerleyen tedarik ekosistemindeki firmalara 1000 Ürünle Millileştirme Yolculuğu Töreninde ödüllerini takdim etti. Fuar kapsamında ASELSAN standında TRT 1’in sevilen dizisi Teşkilat oyuncuları ile imza günü düzenlendi. SAHA’nın halk gününde fuara akın eden vatandaşlar, imza gününe yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşlar, dizinin oyuncularıyla sohbet ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi. Dünyaya yön veren küresel teknoloji markası ASELSAN CEO’su Ahmet Akyol, SAHA 2026’nın şirketin küresel marka yolculuğunun en önemli yapıtaşı olduğuna dikkat çekti. SAHA’da ASELSAN’ın ihracat odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli ortaklıklara imza atıldığını belirten Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü: “SAHA, Türkiye’nin savunma sanayiinde ve ileri teknolojide geldiği noktanın dünyaya ilan edildiği önemli bir platform oldu. Burada gerçekleştirdiğimiz lansmanlarla milli mühendisliğin gücünün küresel rekabetteki iddiasını ortaya koyduk. ASELSAN olarak hedefimiz artık seri üretim kabiliyetimizle küresel ligde oyun kurucu olarak standartları belirlemek. SAHA, bu açıdan ASELSAN’ın küresel teknoloji markası olma yolculuğunda sıçrama tahtası niteliğini taşıdı. Fuar, aynı zamanda ASELSAN’ın gittikçe güçlenen seri üretim kaslarıyla dünyaya yön veren bir marka haline gelmesini hızlandırıyor. Gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri ve lansmanlar ihracatta yeni pazarların kapısını araladı. Fuar, ASELSAN mühendisliğinin gücünü küresel vitrine taşımak ve rekabet gücünü üst lige çıkarmak için stratejik bir fırsat yarattı.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Togg, Yeni B Segmenti Ailesi İçin Stratejik Teknoloji İş Birliğine İmza Attı Haber

Togg, Yeni B Segmenti Ailesi İçin Stratejik Teknoloji İş Birliğine İmza Attı

‘Bir otomobilden fazlası’ için yola çıkan Togg, yeni B segmenti ailesi için stratejik bir anlaşmaya imza attı. Mobiliteyi akıllı cihazlar, dijital platform ve temiz enerji çözümlerinden oluşan entegre bir ekosistem olarak ele alan Togg, bu vizyon kapsamında CATL’in iştiraki CAIT ile ortak platform geliştirmek üzere iş birliği yaptı. Bu doğrultuda Togg, platformu hazır bir çözüm olarak almak yerine geliştirme sürecine aktif mühendislik katkısı sunarak kendi ürün ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirecek. Platform teknolojisini CAIT sunarken, kullanıcı deneyimi, ürün gereksinimleri ve dijital mimari tarafında Togg belirleyici rol üstlenecek. İş birliği, CAIT’in Bedrock Şasi teknolojisi ile Togg’un araç geliştirme kabiliyetlerini bir araya getirerek Türkiye pazarı için yeni nesil elektrikli araçların geliştirilmesini de destekleyecek. Bu kapsamda geliştirilecek üç modelin, 2027 yılı ortasından itibaren kademeli olarak Türkiye’deki kullanıcılarla buluşması hedefleniyor. “Platform geliştirme sürecinde aktif rol alıyoruz” Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, iş birliğinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Mobiliteyi yalnızca bir ürün kategorisi olarak değil, bütüncül bir teknoloji ve ekosistem meselesi olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda kurduğumuz iş birliklerini klasik tedarik ilişkilerinin ötesine taşıyarak, ortak değer üreten ve geleceği birlikte inşa eden stratejik ortaklıklara dönüştürüyoruz. Hazır bir çözüm yerine tüm geliştirme sürecinin parçası olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verirken aynı zamanda ülkemizde bu ekosistemin gelişimine de katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de değer yaratan bu tür iş birlikleriyle, farklı segmentlerde yeni çözümler geliştirerek, Togg ekosistemini ve kullanıcılarımıza sunduğumuz deneyimi daha da zenginleştireceğiz” “Düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekliyoruz” CATL Yönetim Kurulu Başkanı Robin Zeng de iş birliğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu iş birliği, Bedrock Şasi’nin Çin pazarındaki seri üretim sürecinin ardından küresel ölçekte büyümesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Aynı zamanda entegre akıllı şasi alanında referans projelerden biri olacak bu iş birliği, küresel iş ortaklarımızı güçlendirerek elektrifikasyon sürecini hızlandıracak ve gelişmekte olan yeni enerji pazarlarında düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekleyecek.” Ortak bir teknolojik altyapı ile ihtiyaca göre tasarım ve üretim Bedrock Şasi, Çin pazarında 2024 yılında seri üretime geçerek, binek araç markalarına bağımsız bir ürün olarak sunulan entegre akıllı şasinin dünyadaki ilk örneği. Batarya, elektrikli güç aktarma sistemi, termal yönetim sistemi ve şasi kontrol ünitesi gibi temel bileşenleri tek bir platformda bir araya getiren model, yerelleştirme mantığıyla küresel ölçekte uygulanmak üzere geliştirildi. Bu model; şasi teknolojisi platformunu, endüstriyel tedarik zinciri yapısını ve yerel bir otomotiv markasının operasyonel kabiliyetlerini bir araya getiriyor. Amaç, ortak bir teknolojik altyapı kullanırken araçların yerel pazar ihtiyaçlarına göre tasarlanıp üretilmesini sağlamak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı Haber

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı

Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre ASELSAN; güçlü operasyonel performansı, artan teknoloji yatırımları ve disiplinli finansal yönetimi ile büyümesini kararlılıkla sürdürdü. Borsa İstanbul’un en değerli şirketi ASELSAN'ın 2026 yılı ilk üç ayına ait hasılatı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak %15 artarak 34,3 milyar TL’ye ulaştı. İhracat odaklı büyüme stratejisinin çıktılarını günden güne geliştiren ASELSAN’ın 2026 yılının ilk çeyreğinde imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri %69 artışla 629 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de geçen yılın aynı dönemine göre %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına ulaştı. Bakiye siparişlerdeki artış, ASELSAN’ın kesintisiz büyümesine 2026 yılında da eşlik etti. ASELSAN, ölçek ve kapasite artışına yönelik yatırımlarını yılın ilk çeyreğinde %261 yükselterek 137 milyon ABD dolarına çıkardı. AR-GE harcamaları da %41 artış ile 357 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Üretime ve AR-GE’ye yönelik güçlü yatırımlar, ASELSAN’ın küresel marka olma yolunda emin adımlarla yürümesini destekleyen stratejik adımlar olarak öne çıktı. Bir önceki yılın aynı dönemde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı da 0,41’e geriledi. Öne Çıkan Finansal ve Operasyonel Göstergeler – 2026 1. Çeyrek • İmzalanan Yeni İhracat Sözleşmeleri: 629 milyon ABD doları (%69 artış) • Bakiye Siparişler: 20,7 milyar ABD doları (%39 artış) • Hasılat: 34,3 milyar TL (%15 artış) • FAVÖK Marjı: %25,2 (2025 yılı 1. Çeyrek, %22,6) • Net Borç/FAVÖK: 0,41 (2025 yılı 1. Çeyrek, 0,60) • AR-GE Harcamaları: 357 milyon ABD doları (%41 artış) • Seri Üretime Yönelik Yatırımlar: 137 milyon ABD doları (%261 artış) ASELSAN Geleceğin Teknolojileriyle Büyümeye Devam Ediyor ASELSAN, uzun dönemli hedeflerine ulaşmak amacıyla 2024 yılında uygulamaya başladığı aselsaneXt Programının olumlu çıktılarını toplamaya 2026 yılında da devam etti. 2026 yılı ilk çeyrek hasılatı geçen yıla göre reel olarak %15 büyüyerek 34,3 milyar TL’ye ulaştı. Yılın ilk üç ayında elde edilen hasılatta ÇELİKKUBBE, Radar, Elektronik Harp, Askeri Haberleşme, Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği, Elektro-Optik ve Güdümlü Mühimmat Sistemleri belirleyici rol oynadı. Şirketin bakiye siparişleri %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına yükseldi, yılın ilk 3 ayında imzalanan yeni ihracat sözleşmeleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %69 arttı. Operasyonel verimlilik ve yüksek teknolojiye odaklanma stratejilerini kurumsal dönüşüm faaliyetlerinin merkezinde tutan ASELSAN’ın ilgili dönemdeki FAVÖK marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 260 baz puan artarak %25,2 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da %28 artarak 8,6 Milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu gelişmelere ek olarak; verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesiyle Genel Yönetim Giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %3 azaldı. ASELSAN’ın kişi başı hasılatında ABD doları bazında %1,5 oranında artış görüldü, tüm bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin nitelikli istihdamına da katkı sağlayan ASELSAN’ın çalışan sayısı geçen yılın aynı döneminden bu yana üç binin üzerinde arttı. AR-GE ve Seri Üretim Yatırımları Kesintisiz Sürüyor Mühendis istihdamı ve AR-GE Projesi sayısında Türkiye lideri olan ASELSAN’ın AR-GE harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %41 artarak 357 milyon ABD doları seviyesine yükseldi. Yılın ilk çeyreğinde, Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen kapasite artışlarına yönelik yatırımlarda bir önceki döneme göre %261 artış yaşandı. ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar yılın ilk üç ayında kesintisiz bir şekilde gerçekleştirildi. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü ile ÇELİKKUBBE bileşenlerinin üretiminde ilave kapasite artışı sağlanarak ASELSAN’ın savunma sanayindeki küresel rolü daha da güçlenecektir. Bu yatırımın ilk fazı da 2026 yılının ikinci yarısında devreye girecektir. Güçlü Operasyonel Nakit Akışı ve Disiplinli Finans Yönetimi ASELSAN, finansal sürdürülebilirlik stratejisini 2026 yılının ilk çeyreğinde de etkin bir şekilde uygulamaya devam etti. Bu dönemde yaratılan güçlü operasyonel nakit akışı yatırımların sağlıklı bir şekilde yönetilmesine imkân sağladı. AR-GE ve seri üretime yönelik yatırım harcamalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiği dönemde nakit akışında kuvvetli iyileşmeler yaşandı. Operasyonel nakit akışında bir önceki yılın aynı dönemine göre ABD doları bazında %15 artış görüldü. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %12,2’den %10,9’a geriledi. Bu iyileşme, şirketin varlık yapısını daha sağlam hale getirdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla net borç seviyesinde %16 azalma görüldü. Böylelikle, ASELSAN’ın 2025 yılı ilk çeyreğinde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı bu dönem 0,41 seviyesinde gerçekleşti. Bu bağlamda Şirket, borçluluk göstergelerinde sektör ortalamalarının altında kalmayı sürdürdü. ASELSAN’ın ticari borçlarında da 2025 yıl sonuna göre %30 azalma yaşandı. AR-GE ve seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırım harcamalarının devam ettiği bir dönemde borçluluk göstergelerinde sağlanan iyileşmeler ASELSAN’ın önümüzdeki dönemlerde ölçek büyümesi, ihracat artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını devreye almasında önemli bir güvence konumunda yer alıyor. Hasılatını, bakiye siparişlerini, imzaladığı ihracat sözleşmelerini, operasyonel marjlarını, bilanço büyüklüğünü ve diğer birçok finansal göstergesini geliştiren ASELSAN 2026 yılına kuvvetli bir başlangıç yaptı. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol 2026 Yılı İlk Çeyrek Finansal Sonuçlarını Değerlendirdi: “Kuvvetli Büyümemiz Sürüyor” “aselsaneXt programına başladığımız 2024 yılından itibaren çok güçlü bir finansal performansa imza attık. 2024’te yüzde 13, 2025’te ise yüzde 15 gibi çok ciddi reel büyüme rakamlarına ulaştık. Bu güçlü performansı bu yılın ilk çeyreğinde de sürdürdüğümüz için mutluyuz. İlk çeyrekte elde ettiğimiz sonuçlar, ASELSAN’ın sadece büyüyen değil, aynı zamanda doğru yönetilen, dönüşen, derinleşen bir şirket olduğunu açık şekilde ortaya koyuyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde %5, 2025 yılının aynı döneminde %9 büyüyen Şirketimiz 2026’nın ilk çeyreğinde %15 oranında büyüdü. Hasılatımızın 34,3 milyar TL’ye ulaşması, ihracat sözleşmelerimizin %69 artışla 629 milyon ABD dolarına yükselmesi ve bakiye siparişlerimizin 20,7 milyar ABD doları seviyesine çıkması; iş modelimizin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini teyit ediyor. Bu dönemde büyümeyi finansal sağlamlıkla birlikte ele aldık. FAVÖK marjımızın %25,2 seviyesine yükselmesi, net borç/FAVÖK oranımızın 0,41’e gerilemesi ve güçlü nakit akışımız, disiplinli finans yönetimi yaklaşımımızın somut sonucudur. Yüksek büyüme ile birlikte bilanço gücünü aynı anda artırabilmek, ASELSAN’ın artık yerleşmiş kurumsal kapasitesini gösteriyor. “Artan Talep ile Birlikte Yatırımlarımız da Artıyor” Son iki yılda olduğu gibi bu dönemde de yatırımlarımıza hız kesmeden devam ettik. AR-GE harcamalarımızı %41 artırarak 357 milyon ABD dolarına, seri üretime yönelik yatırımlarımızı ise %261 artırarak 137 milyon ABD dolarına çıkardık. Geçtiğimiz yılın tamamında yaptığımız yatırımın yarısını ilk çeyrekte yapmış durumdayız. Bu yatırım iştahımızın arkasında, ASELSAN’ın ürün ve teknolojilerine olan yoğun ihtiyaç ve talep var. Sahadaki ihtiyaçlara çok daha hızlı yanıt verecek, maliyet etkin tasarımlara odaklanan ve ürünleşme süresini kısaltan yaklaşımlarımızla, dünyaya çok daha hızlı ve fazla sayıda ürün sunabilme yeteneği kazanıyoruz. Geçtiğimiz yıl 286 bin ürünü son kullanıcılara teslim ederek yakaladığımız başarıyı, bu yıl 400 bin adet seviyesini aşarak bir üst boyuta taşımayı hedefliyoruz. Oğulbey Teknoloji Üssü başta olmak üzere devreye aldığımız kapasite artışları, bu üretim ölçeğini yönetecek kritik bir eşik niteliğindedir. “Küresel Bir Marka ASELSAN” ASELSAN’ın ortaya koyduğu bu dönüşüm, uluslararası aktörlerin de dikkatini çekiyor. İlk çeyrekte imzaladığımız sözleşmelerin yarısının ihracat kaynaklı olması değerli bir gösterge. NATO Genel Sekreteri’nin ASELSAN’a gerçekleştirdiği ziyaret, şirketimizin küresel savunma ekosistemindeki konumunun artık stratejik düzeyde karşılık bulduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu temas, ASELSAN’ın sadece teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda teknoloji standardı belirleyen bir aktöre dönüşümünün göstergesidir. “SAHA İstanbul’da Üç Lansman” Önümüzdeki dönemde bu konumlanmayı daha da ileri taşıyacağız. Gelecek hafta gerçekleştireceğimiz SAHA İstanbul, bizim için son derece önemli. SAHA İstanbul’da gerçekleştireceğimiz üç lansmanda yeni ürünlerimizi ilk kez tanıtacağız. Bu ürünler, modern harp sahasını yakından takip ettiğimizi, değişen şartlara hızlı bir şekilde yanıt üretebildiğimizi ve küresel rekabet kapasitemizi ortaya koyacak. ASELSAN bugün, finansal gücünü teknoloji derinliğiyle, teknoloji derinliğini ise küresel etki alanıyla birleştiren bir yapıya dönüşmüş durumda. Önümüzdeki dönem, bu üç alanın aynı anda geliştiğine birlikte şahitlik edeceğiz. İlk çeyrek sonuçlarımız, 2026 ve sonrası hedeflerimizi gerçekleştireceğimize dair güçlü bir işaret olmuştur. Bu güçlü performans ile birlikte küresel marka olma yolunda yürümeye devam edeceğiz.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler ASELSAN, 2025 yılında elde ettiği rekor seviyedeki başarılarını 2026 yılına da taşıdı. Küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu daha da güçlendiren ASELSAN 2026 yılının ilk 3 ayında toplam 1,26 milyar ABD doları tutarında yeni sözleşme imzaladı. Bu sözleşmelerin %50’si yeni ihracat sözleşmelerinden kaynaklandı. Yeni ihracat sözleşmelerindeki artış %69’la 629 milyon ABD dolarına ulaştı. Tüm bu alandaki gelişmeler ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik küresel talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de kesintisiz bir şekilde artmaya devam etti. Yılın ilk 3 ayı itibarıyla Şirketin bakiye siparişleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre %39 artarak 20,7 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Yeni ihracat sözleşmelerinde ve bakiye siparişlerde tarihsel zirveler görüldü. İmzalanan Önemli Sözleşmeler • 2026 Yılının 1. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan haberleşme sistemlerinin ve insansız deniz araçlarına yönelik faydalı yüklerin ihracatına ilişkin sözleşme, Uluslararası müşteriler ile imzalanan hava savunma, aviyonik sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Yurt içi bir platform üreticisi ile yurt dışındaki kullanıcılara teslim edilmek üzere imzalanan Elektro-Optik Sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Güdüm Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ermaksan, 40 mm’lik Çift Namlulu Deniz Topunu SAHA EXPO’da Sergileyecek! Haber

Ermaksan, 40 mm’lik Çift Namlulu Deniz Topunu SAHA EXPO’da Sergileyecek!

Bursa merkezli Ermaksan, fuarda THUNDERBOLT 40/70 T Çift Namlulu Deniz Topunu sergileyerek, modern deniz harekâtında yakın savunma ihtiyaçlarına yönelik yerli çözüm yaklaşımını ziyaretçilerle buluşturacak. Sistem; alçak irtifadan yaklaşan insanlı ve insansız hava araçları, helikopterler, seyir füzeleri ve benzeri hava hedefleri, sürü konseptinde seyreden suüstü unsurlar ve kıyıda konuşlu asimetrik tehditler gibi yoğun ve kısa reaksiyon pencereli senaryolara yanıt vermek üzere konumlandırılıyor. 40 mm sınıfındaki sistem; dakikada toplam 600 atım ateş gücü, 736’ya kadar hazır mühimmat kapasitesi, 12.500 m azami menzil, 1.000 m/s çıkış hızı ve -13°/+85° irtifa ile 360° yanca hareket kabiliyetiyle kısa reaksiyon pencereli, çoklu hedef ve doygun saldırı senaryolarına odaklanıyor. Kompozit kupola yaklaşımı ise düşük radar izi hedefiyle platformun imza yönetimi hedefleriyle uyumu destekliyor. THUNDERBOLT’un üretim sürecinin, Haziran 2022’de imzalanan Stratejik İş Birliği Anlaşması sonrası ivme kazandığı; Temmuz 2025’te Konya/Karapınar’da gerçekleştirilen kara atış testleriyle doğrulama safhasına geçilerek sistemin seri üretim fazına taşındığı belirtiliyor. Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Özkayan, “60 yılı aşkın üretim ve mühendislik tecrübesiyle geliştirilen THUNDERBOLT 40/70 T Türk Tipi Deniz Topu ile Deniz Kuvvetlerimize; ateş gücü yüksek, yerli ve sürdürülebilir bir savunma çözümü sunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN 50. Yılını Rekorlarla Tamamladı Haber

ASELSAN 50. Yılını Rekorlarla Tamamladı

Borsa İstanbul’un en değerli şirketi ASELSAN'ın 2025 yılı hasılatı 2024 yılına göre reel olarak %15 artarak 180,4 milyar TL’ye ulaştı. İhracat odaklı büyüme stratejisini kararlılıkla sürdüren ASELSAN, doğrudan ve dolaylı olarak gerçekleştirdiği yurt dışı teslimatlarını %89 artış ile 958 milyon ABD dolarına taşıdı. 16 ürünün ilk defa yurt dışına ihracatı yapıldı. Kilogram başına ihracat ise 2.200 ABD dolara yükseldi. ASELSAN 2025 yılında %104 artışla 2 milyar ABD dolarını aşan yeni ihracat sözleşmesi imzaladı. Yıl içerisinde alınan yeni siparişlerdeki artış %46 seviyesinde gerçekleşerek 9,6 milyar ABD dolarına ulaştı. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de geçen yılın aynı dönemine göre %46 artışla 20,4 milyar ABD dolarına yükseldi. Bütün bu alanlarda tarihsel zirveler görüldü. ASELSAN’ın seri üretim kabiliyetlerini güçlendirmeye yönelik yatırımları 2025 yılında %106 artarak 372 milyon ABD dolarına ulaştı. AR-GE harcamaları da %40 yükselerek ile 1,36 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. 2025 yılında 14 bin çalışana ulaşan ASELSAN, nitelikli istihdama yönelik yatırımlarına da hız verdi. ASELSAN’ın tüm bu yatırımları, yüksek katma değerli teknolojilerde rekabet üstünlüğünü pekiştiren stratejik adımlar olarak öne çıktı. Öne Çıkan Finansal ve Operasyonel Göstergeler – 2025 Yılı - İmzalanan Yeni Sözleşmeler: 9,6 milyar ABD doları (%46 artış) -İhracat Sözleşmeleri: 2,1 milyar ABD doları (%104 artış) - Bakiye Siparişler: 20,4 milyar ABD doları (%46 artış) - Hasılat: 180,4 milyar TL (%15 artış) - Alınan İş/Satışlar: 2,2 (2024 yılı, 2) - FAVÖK Marjı: %26,2 (2024 yılı, %25,2) - Net Borç/FAVÖK: 0,30 (2024 yılı, 0,53) - AR-GE Harcamaları: 1,36 milyar ABD doları (%40 artış) - Seri Üretime Yönelik Yatırımlar: 372 milyon ABD doları (%106 artış) ASELSAN GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİYLE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR ASELSAN, uzun dönemli hedeflerine ulaşmak amacıyla 2024 yılında uygulamaya başladığı aselsaneXt Programının olumlu çıktılarını toplamaya 2025 yılında da devam etti. 2025 yılı hasılatı geçen yıla göre reel olarak %15 büyüyerek 180,4 milyar TL’ye ulaştı. 2025 yılında elde edilen hasılatta ÇELİKKUBBE, Radar, Elektronik Harp, Elektro-Optik, Akıllı Mühimmat, Güdümlü Mühimmat, Deniz ve Sualtı, Askeri Haberleşme ve Kent Güvenliği Sistemleri belirleyici rol oynadı. 2025 yılını “Operasyonel Verimlilik Yılı" ilan eden ve kurumsal dönüşüm faaliyetlerini odağında tutan ASELSAN’ın ilgili dönemdeki FAVÖK marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 100 baz puan artarak %26,2 seviyesinde gerçekleşti. Verimlilik artışı sağlayan birçok yeni uygulamaların devreye alınmasıyla Genel yönetim giderleri 2024 yılına göre %10 azaldı. ASELSAN’ın kişi başı hasılatında ABD doları bazında %8’lik artış görüldü. ASELSAN, faaliyet gösterdiği ekosisteme değer katmaya 2025 yılında da devam etti. Tedarikçileri ile beraber yıl içerisinde 103 ürün millileştirildi. İlaveten ASELSAN; 2025’te yurt içi tedarikçilerine verdiği toplam sipariş tutarını bir önceki yıla göre %82 artırdı. Tüm bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin nitelikli istihdamına da katkı sağlayan ASELSAN’ın çalışan sayısı %18 arttı. Büyümeye ve sürdürülebilirliğe yönelik başlıca göstergelerden olan Alınan İş/Satışlar oranını iki yıl üst üste 2 seviyesinde tutmayı başaran ASELSAN, yakaladığı ivmeyi bu yıl daha da geliştirdi. 2025’te bu oranı 2,2 seviyesine taşıyarak sektör ortalaması üzerindeki seyrini korudu. ASELSAN’ın bu dönemde hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik imzaladığı toplam 2,76 milyar Avro tutarındaki sözleşmeler, 2025 yılında alınan en büyük yeni siparişler olarak kaydedildi. NATO üyesi bir ülke ile imzalanan 410 milyon ABD doları tutarındaki yeni sözleşme ise önemli bir ihracat başarısı olarak dikkat çekti. AR-GE VE SERİ ÜRETİM YATIRIMLARIYLA TEKNOLOJİK DERİNLEŞME Mühendis istihdamı ve AR-GE Projesi sayısında Türkiye lideri olan ASELSAN’ın AR-GE harcamaları 2025 yılında %40 artarak 1,36 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Bu bağlamda, AR-GE yatırımları ASELSAN’ın yüksek teknoloji alanlarında rekabet gücünü destekleyen unsurların başında geldi. 2025 yılında ASELSAN’ın seri üretim kabiliyetlerinin güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirdiği sabit yatırım harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre %106 artarak 372 milyon ABD doları seviyesine ulaştı. Yıl içerisinde 14 yeni üretim tesisini devreye alan ASELSAN, yaptığı yatırımlar ile artan talebe cevap verebilecek kapasitenin oluşmasını sağladı. Söz konusu AR-GE harcamaları ve seri üretime yönelik yatırımlar ASELSAN’ın yüksek teknoloji geliştirme ve üretim yetkinliklerini güçlendirerek büyümesini sağladı. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü ile ÇELİKKUBBE bileşenlerinin üretiminde ilave kapasite artışı sağlanarak ASELSAN’ın savunma sanayindeki küresel rolü daha da güçlenecektir. Bu yatırımın ilk fazı da 2026 yılının ikinci çeyreğinde devreye girecektir. GÜÇLÜ NAKİT AKIŞI VE DİSİPLİNLİ FİNANS YÖNETİMİ ASELSAN, finansal sürdürülebilirlik stratejisini 2025 yılında etkin bir şekilde uygulamaya devam etti. Bu dönemde yaratılan güçlü operasyonel nakit akışı hem yatırımların hem de borçluluğun sağlıklı bir şekilde yönetilmesine imkân sağladı. AR-GE ve seri üretime yönelik yatırım harcamalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiği dönemde nakit akışında kuvvetli iyileşmeler yaşandı. 2024 yılında 28 Milyar TL olan operasyonel nakit akışı (OCF) 2025 yılında 49 Milyar TL, 91 Milyon TL olan serbest nakit akışı da (FCF) 10 Milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %13,4’ten %10’a geriledi. Bu iyileşme, şirketin varlık yapısını daha sağlam hale getirdi. ASELSAN’ın finansal yönetimine yönelik yeni stratejilerin devreye alındığı 2025 yılında net borç seviyesinde %33 azalma görüldü. Böylelikle, ASELSAN’ın 2024 yılında 0,53 olan Net Borç/FAVÖK oranı bu dönem 0,30 seviyesinde gerçekleşti. Bu bağlamda Şirket, borçluluk göstergelerinde sektör ortalamalarının altında kalmayı sürdürerek finansal görünümünü daha da güçlendirdi. Aynı dönemde ASELSAN’ın net finansman maliyetinde %63 azalma yaşandı. Söz konusu gelişmeler işletme sermayesi yönetiminde gözetilen disiplinin önemli bir göstergesi oldu. AR-GE ve seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırım harcamalarının devam ettiği bir dönemde borçluluk göstergelerinde sağlanan iyileşmeler, şirketin güçlü nakit üretme kabiliyetini ortaya koydu. Finansal sürdürülebilirlik stratejisi ASELSAN’ın önümüzdeki dönemlerde ölçek büyümesi, ihracat artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını devreye almasında önemli bir güvence konumunda yer alıyor. Hasılatını, bakiye siparişlerini, imzaladığı ihracat sözleşmelerini, operasyonel marjlarını, bilanço büyüklüğünü ve diğer birçok finansal göstergesini geliştiren ASELSAN, 50. yılını kuvvetli sonuçlarla geride bıraktı. Şirketin ihracat odaklı sipariş yapısındaki artış, etkin finans yönetimi, güçlü nakit akışı ve artan yatırım harcamaları ASELSAN’ın uzun vadeli sürdürüebilir büyümesini desteklemektedir. ASELSAN GENEL MÜDÜRÜ AHMET AKYOL 2025 YILI FİNANSAL SONUÇLARINI DEĞERLENDİRDİ: “50. Yılımızı Rekorlarla Geride Bırakıyoruz” “2025 yılını, ASELSAN’ın 50 yıllık tarihini taçlandıran birbirinden önemli rekorlarla, zirvelerle tamamlamış olduğumuz için mutluyuz. 2025’te tarihimizin en yüksek hasılat rakamını yakaladık. En yüksek yurt dışı teslimatını gerçekleştirdik. Aldığımız siparişler ve yeni ihracat sözleşmelerinde de tarihimizin en yüksek rakamlarını yakaladık. Böylece bakiye siparişlerimiz de 20,4 milyar ABD dolarıyla tarihi zirveyi görmüş oldu. 2025 yılı içinde Borsa İstanbul’un en değerli şirketi haline geldik. Piyasa değerimiz 30 milyar ABD dolarını aştı ve bunu başaran ilk Türk şirketi olduk. Yine Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksinde ilk sıraya çıktık. 2025 yılı, ÇELİKKUBBE’nin ilk büyük seri teslimatlarını yaptığımız ve ayrıca Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma sanayi yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssünün temelini attığımız bir yıl olarak da kayıtlara geçmiş oldu. “Güçlü Büyümeye Devam Ettik” 2025 yılında hasılatımızı reel olarak %15 artırarak 180,4 milyar TL’ye taşıdık. ABD doları bazında ise yüzde 27 gibi çok kuvvetli bir büyümeye imza attık. Bakiye siparişlerimizi %46 büyüttük ve operasyonel marjlarımızı yukarı taşıdık. Bu performansı; üretim kapasitesine, AR-GE’ye ve verimliliğe odaklanan bilinçli bir dönüşümle sağladık. “Global Emsallerimizden Pozitif Ayrışıyoruz” Operasyonel verimlilik çalışmalarımız sayesinde FAVÖK marjımızı %26,2’ye yükselttik. Yüksek büyümenin olduğu bir dönemde net genel yönetim giderimizi yüzde 10 oranında düşürdük. Net borçluluğumuzu %33 azaltarak finansal yapımızı güçlendirdik ve yatırımlarımızı güçlü nakit akışımızla finanse ettik. Etkin iştirak yönetimiyle bağlı şirketlerimizin bilançomuza daha yüksek oranda pozitif katkı sağladığı bir dönemi geride bıraktık. Global emsallerimizle karşılaştırıldığında; büyüme, sürdürülebilirlik ve diğer birçok göstergede güçlü bir performans sergileyerek pozitif ayrışıyoruz. Bir yıl içinde yerli tedarikçilerimizle birlikte 103 ürünü millileştirdik. Böylece kritik teknolojileri ülkemize kazandırdık, tedarik ekosistemimizde arz güvenliğini artırdık ve üretim girdilerinde maliyetlerimizin düşmesini sağladık. Bununla birlikte, yurt içi tedarikçilerimize verdiğimiz siparişleri %82 artırarak savunma sanayii ekosistemimizi büyüttük. 30’dan fazla yeni ürünü envantere kazandırdık. İhracat sözleşmelerimizi %104 artırdık; 16 ürünü ilk kez yurt dışına satarak Türk mühendisliğini yeni pazarlara taşıdık. Böylece yalnızca şirketimizi değil, ülkemizin yüksek teknoloji üretim kapasitesini büyüttük ve ekonomimize daha fazla katkı sağladık. “Artan Yatırımlarla Seri Üretim Kabiliyetlerimizi Güçlendiriyoruz” Seri üretime yönelik yatırımlarımızı 372 milyon ABD dolarına çıkardık ve 14 yeni üretim tesisini devreye aldık. 10’dan fazla robotik otomasyon hattını da devreye aldık. AR-GE ve inovasyon yatırımlarımızı da artırmayı sürdürdük. 2025 yılında AR-GE harcamalarımız 1,36 milyar ABD dolarını buldu. Kendi öz kaynaklarımızdan gerçekleştirdiğimiz AR-GE harcaması ise 250 milyon ABD dolarına ulaştı. “Yapay Zekayı Süreçlerimizde ve Ürünlerimizde Kullanıyoruz” Yapay Zekayı daha etkin kullanmaya başladık. Şirket içinde Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden birini oluşturduk. Yapay Zekayı mali yönetim, tedarik, İK gibi süreçlerimize entegre ederek yıllık 39 milyon ABD doları tasarruf sağladık. Ürünlerimizde de Yapay Zeka’yı yoğun bir şekilde kullanmaya başladık. Yürüttüğümüz faaliyet alanlarına özel geliştirdiğimiz modelleri ürünlerimizde kullanıyoruz. “Devletimize, Milletimize ve Çalışanlarımıza Şükran Duyuyoruz” Çalışan sayımızı %18 artırarak 2 binden fazla yeni istihdam oluşturduk. Bizi en çok gururlandıran gelişmelerden biri de yılı ilk defa net pozitif beyin göçü ile tamamlamış olmamızdır. Bir yıl içinde 137 arkadaşımız ASELSAN’da işe başlayarak yurt dışından Türkiye’ye dönmüş oldu. Üretimden ihracata, ileri teknolojiden insan kaynağına kadar ortaya koyduğumuz bu tablo; devletimizin kararlı duruşunun, milletimizin bize olan güveninin ve aselsaneXt vizyonumuzun bir sonucudur. Milletimize gurur veren bu başarılarımız, gece gündüz demeden görev yapan 14 bini aşkın fedakâr çalışanımızın eseridir. “Küresel Marka Olma Yolunda Emin Adımlarla İlerliyoruz” 2026 yılında, küresel marka olma stratejimiz doğrultusunda adımlar atacağız, büyümede ihracata öncelik vermeyi sürdüreceğiz. ÇELİKKUBBE kapsamında teslimatlarımızı artırmaya, ÇELİKKUBBE’ye yeni yetenekler kazandırmaya devam edeceğiz. Üretim kapasitemizi daha da artırarak 2026 yılında yine çift haneli büyüme başarısına imza atacağız.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler ASELSAN, 2025 yılında küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirdi. Yıl içerisinde özellikle ÇELİKKUBBE projesine yönelik imzalanan sözleşmeler alınan işler içerisinde önemli bir pay oluşturdu. ASELSAN’ın 2025 yılında imzaladığı yeni sözleşmeler %46 artışla 9,6 milyar ABD dolarına ulaştı. Yeni siparişlerin 2,1 milyar ABD dolarlık kısmının ihracat kaynaklı olması ve ihracat sözleşmelerindeki yıllık artışın %106 seviyesinde gerçekleşmesi, ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik küresel talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. ASELSAN’ın Bakiye Siparişleri 2025 yılında %46 artışla 20,4 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Bütün bu alanlarda tarihsel zirveler görüldü. İmzalanan Önemli Sözleşmeler • 2025 Yılının 1. Çeyreği ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan askeri haberleşme sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan deniz platformlarına yönelik; radar, silah, hava savunma ve veri bağı sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan Hava Elektro-Optik faydalı yüklerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası müşterilerinin kullanımına yönelik olarak imzalanan elektronik harp, haberleşme, radar, elektro-optik ve uzaktan komutalı silah sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan yeni nesil Radar Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) ile imzalanan Demiryolu Sinyalizasyon Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Yurt içi bir müşteri ile kara araçları faydalı yüklerinin tedarikine yönelik sözleşme. • 2025 Yılının 2. Çeyreği ◦Uluslararası bir müşteri ile deniz platformlarına yönelik imzalanan radar, silah, hava savunma ve veri bağı sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan askeri haberleşme sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan güdüm kitleri ve haberleşme sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş. (TÜRASAŞ) ile imzalanan hızlı trenlerde kullanılacak alt sistemlerin tedarikine yönelik sözleşme, ◦BMC Savunma Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile imzalanan kara araçları faydalı yüklerinin tedarikine yönelik sözleşme. • 2025 Yılının 3. Çeyreği ◦Uluslararası bir müşteri ile hava savunma sistemlerinin doğrudan satışına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile radar ve güdümlü mühimmat sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile radar ve komuta kontrol sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Elektronik Harp, İHA Önleme ve Yeni Nesil Havan Tevcih Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Yeni Nesil Ağ Tabanlı Askeri Haberleşme Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. • 2025 Yılının 4. Çeyreği ◦NATO üyesi bir müşteri ile imzalanan Elektronik Harp Sistemlerinin doğrudan satışına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin doğrudan satışına ilişkin sözleşme, ◦Uluslararası bir müşteri ile imzalanan Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri, Haberleşme, Radar, Elektro-Optik ve Elektronik Harp Sistemlerinden oluşan faydalı yüklerin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, ◦Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. (ASFAT) ile imzalanan deniz platformları savaş sistemlerine yönelik sözleşme, ◦Yurt içinde kullanıma yönelik Medikal Görüntüleme Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karea’nın İlk Modeli Yollara Çıkmaya Hazırlanıyor! Haber

Karea’nın İlk Modeli Yollara Çıkmaya Hazırlanıyor!

Türkiye otomotiv sanayisinin önde gelen uzman mühendislik ve üretim şirketlerinden Karel Kalıp, Karea markasıyla elektrikli mikromobilite pazarına girmeye hazırlanıyor. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın da en büyük kalıp üreticileri arasında yer alan ve dünyanın önde gelen otomobil markalarına kalıp üretimi yapan Karel Kalıp, Türkiye’nin yeni yerli elektriklisi Karea markasının ilk modeline ait görselleri de lansmana sayılı günler kala kamuoyuyla paylaştı. Lansmanla birlikte satışa sunuluyor! Ocak ayında deneme üretimi yapılan Karea markalı ilk yerli elektrikli mikromobilite aracı, mart ayında seri üretime geçilerek lansman ile birlikte satışa sunulacak. Alışıldık sınıf tanımlarının ötesinde, şehir hayatının gerçekten ihtiyaç duyduğu donanım ve akılla tasarlanan yeni araç, şehirli kullanıcıların bugünkü beklentilerini şekillendirilerek, var olan bir sınıfın devamı değil yeni bir sınıfın ilki olarak yollara çıkacak. Karea’nın geliştirme süreci, uzun soluklu bir Ar-Ge programının, prototip testlerinin ve mühendislik optimizasyonlarının sonucu olarak şekillendi. Karel Kalıp’ın kalıp, üretim ve malzeme mühendisliğindeki onlarca yıllık birikimi; gövde yapısından batarya yerleşimine, şasi mimarisinden üretim verimliliğine kadar her aşamada projeye entegre edildi. Dijital tasarım simülasyonları, dayanım analizleri ve seri üretime uygunluk testleriyle olgunlaştırılan Karea, sadece yerli üretim değil, yerli mühendislik kabiliyetinin de somut bir çıktısı olarak yollara çıkmaya hazırlanıyor. Otomotivde orta-büyük boy plastik parça kalıplarında Türkiye’nin ilk 3 kalıpçısından biri olarak dikkat çeken Karel Kalıp, tampon ve torpido kalıplarında lider, Avrupa’da ise ilk 5 büyük kalıpçı arasında yer alıyor. 1994’ten bu yana yüksek kaliteli üretim teknolojileriyle sektörün önemli markalarıyla güçlü iş birlikleri yapmaya devam ediyor. Otomotiv sektöründe orta ve büyük boy, karmaşık plastik enjeksiyon (eritilen plastiğin kalıba basılması) ve SMC (elyaf takviyeli kompozit levha kalıplama) kalıplarında uzman olan Karel Kalıp, otomotivde bir parçanın fikrinden banttan çıkışına kadar tüm kritik halkaları yani tasarım, mühendislik, imalat, try-out (seri üretim koşullarına yakın ilk denemeler) ve ön seri üretim tek çatı altında yönetebilme kabiliyetine sahip ender şirketler arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Yok Etmiyor, Yeniden Şekillendiriyor

Gelişen teknoloji ve her geçen gün hayatımızdaki yerini genişleten yapay zekâ uygulamalarının ileride bazı meslekleri yok edeceği konuşulmaya devam ediyor. Bazı uzmanlara göre beyaz yakalı işleri, avukatlık, muhasebe gibi meslekler bu durumdan oldukça etkilenecek. İstinye Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Şenol Pişkin, yapay zekânın meslekleri yok etmeyeceğini, dönüştüreceğini söyledi. Robotlar ve yapay zekânın mesleklere olabilecek etkilerini paylaşan Pişkin, “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde 'Robot Etkileşim Tasarımcısı', 'Dijital İkiz Mühendisi' veya 'Yapay Zekâ Etik Denetçisi' gibi unvanları sıkça göreceğiz” dedi. “Seri üretim hatları ile depo lojistiği operasyonları çok etkilenecek” Robotlar ve yapay zekâ hangi meslekleri öncelikli olarak yok edecek sorusuna Prof. Dr. Pişkin, şu yanıtı verdi: ‘Yok etmek’ yerine ‘dönüştürmek’ kavramını kullanmak daha doğru olur. Tarih bize teknolojinin işleri ortadan kaldırmaktan ziyade evrimleştirdiğini gösteriyor. Örneğin, 19. yüzyılda dokuma tezgâhlarının otomatikleşmesi birçok el dokumacısının işini değiştirdi, ancak tekstil endüstrisini büyüterek bakım, tasarım ve makine operatörlüğü gibi yeni iş alanları yarattı. Bugün de benzer bir dönüşüm yaşıyoruz. Otomasyon ve yapay zekâ, doğası gereği tekrara dayanan, ölçülebilir çıktıları ve kesin kuralları olan işleri öncelemektedir. Bu bağlamda, seri üretim hatları ile paketleme ve depo lojistiği operasyonları ilk dalgadan çok etkilenecektir. Ek olarak standart raporlama süreçleri, veri girişi, belli kurallar çerçevesindeki muhasebe işleri ile müşteri hizmetlerinin yoğun tekrarlı kısımları da etkilenecektir. Sık sorulan soruların otomatik yanıtlanması vb.” “Problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemli” “İstihdam alanındaki temel sorunlar; beceri uyumsuzluğu, bölgesel veya sektörel eşitsizlikler, kısa vadeli iş kayıplarıyla onlara eşlik eden sosyal ve ekonomik gerilimler şeklinde olacaktır” diyen Prof. Dr. Pişkin, şöyle devam etti: “Gelecekte insana olan ihtiyaç, görevin niteliğine bağımlı şekilde daha çok şekillenecek. Çünkü tekrarlı, standartlaşmış veya ölçülebilir görevler, örneğin belirli kalite kontrol testleri, sabit üretim adımları yahut standart raporlama gibi, robotlarca üstlenilebilir. Ancak karmaşık klinik kararlar ve hasta-doktor iletişimi gibi görevler bağlamsaldır, empati gerektirir. Ahlaki değerlendirmeler, yaratıcı tasarım süreçleri, liderlik, öngörülemeyen durumlarda esnek problem çözme ile kriz yönetiminde insani dokunuş hala çok önemlidir. Robotlar hassas manipülasyon ve ağır yüklerin taşınması gibi alanlarda çok yüksek kapasiteye ulaşsa bile, bu ‘neredeyse tam’ bir devralmadır. Bir sistemin güvenli, etik ve bağlamsal doğruluk gerektiren son kararı ise insan uzmanın sorumluluğunda olacaktır.” “İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi” Otomasyonun toplumda yaratacağı işsizlik korkusuyla ilgili de konuşan Pişkin, şunları söyledi: “Bu korku yeni değil. 19. yüzyılda İngiltere'de Luddite hareketi, dokuma makinelerinin işlerini çalacağı korkusuyla makinelere saldıran işçilerden oluşuyordu. Korku anlaşılabilirdi ancak gerçek, makinelerin uzun vadede refahı ve yeni iş kollarını beraberinde getirmesi oldu. Bugün de korku anlaşılabilir, ancak tek gerçek bu değil. Tarihte her büyük teknolojik devrim net iş kaybından çok, işlerin niteliğinin değişmesine yol açtı. İşsizlik korkusunun bir kısmı gerçekçi zira teknolojik dönüşümler belirli işleri azaltabilir; bu süreç bazı grupları orantısız şekilde etkileyebilir. Fakat tarihsel açıdan bakıldığında, yeni teknolojik dalgalar benzer biçimde yeni sektörler, meslekler ayrıca ekonomik fırsatlar da yaratmıştır. Burada kritik olan geçiş sürecinin yönetilmesidir: devlet politikaları, eğitim kurumları ve iş dünyası eş güdümlü hareket ederek yeniden beceri kazandırma ve yetkinlik artırma programlarını büyütürse ‘işsizlik korkusu’ görev dönüşümü ve yeniden konumlanma şeklinde daha çok tezahür eder. Aksi halde kısa-orta vadede yapısal işsizlik artabilir. Ayrıca kısa-orta vadede gelir eşitsizliği ve sosyal güvensizlik de artabilir ki asıl risk de budur. Doğru politikalar (yeniden eğitim, sosyal koruma ağları) ve bireysel öğrenme odaklı bir kültür ile bu geçiş yönetilebilir.” “Toplumun bir kesiminin tamamen 'oyun dışı' kalması riskler arasında” Risklerle ilgili de konuşan Profesör, “Eğer doğru adımlar atılmazsa, bizi bekleyen en büyük tehlike toplumun bir kesiminin tamamen 'oyun dışı' kalması, yani derin bir ekonomik ve sosyal dışlanmadır. Yani, toplumsal kutuplaşma ve ekonomik eşitsizliğin tarihi seviyelere çıkmasıdır. Ayrıca, etik ve regülasyon altyapısı oluşturulmadan kontrolsüz gelişen yapay zekâ sistemlerinin önyargıları pekiştirmesi, mahremiyeti ihlal etmesi ve manipülasyon aracı olarak kullanılması diğer kritik risklerdir. Bu riskleri yönetmenin yolu ise teknolojiyi yasaklamaktan değil; eğitimi dönüştürmekten, kapsayıcı sosyal politikalar üretmekten ve etik kuralları en baştan koymaktan geçiyor” dedi. “Sadece 'yapan' değil daha ‘nazik’ esnek robotlardan bahsediyoruz” Son yıllarda robotikte yaşanan en kritik teknik gelişmeleri de aktaran Pişkin, şöyle konuştu: “Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Artık sadece 'yapan' değil, derin öğrenme sayesinde 'gören', doğal dili 'anlayan' ve yumuşak robotik tasarımları sayesinde çevresiyle daha 'nazik' etkileşime giren esnek robotlardan (soft robotics) bahsediyoruz. Sensörlerin ve Lidar teknolojilerinin ucuzlayıp hassaslaşması, robotlara adeta yeni duyular kazandırdı. Tarihsel olarak fabrikalardaki kaba kuvvetten, satrançta insanı yenen zekaya ve bugün cerrahi operasyon yapan hassasiyete evrilen bir yolculuk bu. Kritik gelişmelere birkaç örnek daha vermek gerekirse: İnsansı ve Biyonik Robotlar: Denge, yürüme ve nesne manipülasyonunda olağanüstü ilerlemeler.Bulut Robotik ve Swarm (Sürü) Zekâsı: Robotların birbiriyle ve merkezi bir sistemle veri paylaşarak koordineli çalışması.Beyin-Bilgisayar Arayüzleri (BCI) ve Nöro-Robotik: Düşünce ile robot kontrolü konusundaki ilerlemeler.Gelişmiş Algılama ve Bilgisayarlı Görü: Çok duyulu (sensör füzyonu) ve bağlamsal anlama yeteneklerinin artması. Ancak bir robotun teknik olarak 'yapabiliyor' olması, onu hemen hayatımıza sokabileceğimiz anlamına gelmiyor; güvenlik ve etik hala kırmızı çizgimiz.” Yeni meslekler ortaya çıkacak Bu dönüşümle ortaya çıkabilecek yeni mesleklerle ilgili de konuşan Pişkin, şunları sıraladı: “Teknolojik dönüşüm, ezber bozan yepyeni kariyer yollarını önümüze seriyor. Yakında kartvizitlerde 'Robot Etkileşim Tasarımcısı', 'Dijital İkiz Mühendisi' veya 'Yapay Zekâ Etik Denetçisi' gibi unvanları sıkça göreceğiz. Tıbbi robotik uzmanlığı ve veri mahremiyeti hukukçuluğu gibi alanlar ise şimdiden kritik hale geldi. Tarihte her teknoloji dalgası nasıl kendi 'ustalarını’ ortaya çıkardıysa, bu dönem de kendi uzmanlarının ortaya çıkmasını sağlayacak. Diğer bazı olası meslekler olarak şunları da söyleyebiliriz: Robotik/AI Etik Uzmanı, Artırılmış Gerçeklik Deneyimi Tasarımcısı, İnsan-Robot Takım Yöneticisi, Kişiselleştirilmiş Öğrenme Yol Haritası Danışmanı (AI destekli), Siber-Fiziksel Sistem Bakım Teknisyeni, Veri Dedektifi (AI kararlarının şeffaflığını sağlamak için).” “Yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak” Türkiye’deki iş gücü piyasası yapay zekanın getirdiği sonuçlardan nasıl etkileneceğine dair de bilgilendiren Prof. Dr. Pişkin, “Türkiye için bu sürecin etkisi, ne kadar hızlı uyum sağlayacağımıza bağlı. İmalat sanayimiz otomasyonla 'akıllanıp' küresel rekabette sınıf atlayabilir; ancak bu geçişi iyi yönetemezsek bölgesel uçurumların derinleşme riski de var. Hizmet sektöründe ise yapay zekâ rutini alıp, kaliteyi yukarı taşıyacak. Türkiye, nüfus yapısı ve sanayi kompozisyonu gereği bu dönüşümden hem risk hem de fırsatları aynı anda yaşayacaktır. Tarihsel olarak, sanayileşme hamlelerimiz belirli sektörlerde güçlü bir altyapı oluşturdu. Şimdi bu altyapıyı ‘Akıllı Üretim’ ile taçlandırma fırsatındayız. Geleneksel imalat ve tarımda otomasyon artabilir, ancak, nitelikli yazılım, robotik sistem entegrasyonu, veri bilimi ve siber güvenlik alanlarında büyük bir insan gücü ihtiyacı doğacaktır. Kritik olan, genç nüfusumuzu bu yeni alanlara yönlendirecek eğitim reformudur. Eğer doğru eğitim politikaları ve Ar-Ge teşvikleriyle bu gençleri donatırsak, tehdidi fırsata çevirebiliriz.” “ISU XR Lab, teknoloji üreten ve nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez” Prof. Dr. Pişkin ISU XR Lab’de yapılan çalışmalarla ilgili şunları söylüyor: “ISU XR Lab’de sağlık ve eğitim alanlarındaki teknolojik dönüşüm, VR tabanlı simülasyonlar, AI destekli görüntüleme çalışmaları ve robotik kontrol prototipleri üzerinden araştırılıyor. Otomatik anomali algılama ve XR destekli cerrahi simülasyonlar, otomasyonun hangi görevleri üstlenebildiğini ve insan uzmanlığının hangi noktalarda vazgeçilmez olduğunu somut verilerle ortaya koyuyor. Laboratuvarda geliştirilen VR cerrahi eğitimleri, haptik geri bildirim sistemleri ve insan-robot etkileşimi deneyleri, insan yetkinliğinin robotik sistemlerle nasıl yeniden şekillendiğini örnek olaylar üzerinden gösteriyor. XR tabanlı yeniden eğitim programları, dijital ikizler ve sanal staj uygulamaları sayesinde meslek dönüşümünün yarattığı beceri boşluklarına pratik çözümler sunuluyor. Bu çalışmalar, bireylerin yeni teknolojilere uyum süresini kısaltarak iş gücüne yeniden entegrasyonlarını hızlandırıyor. ISU XR Lab’de geliştirilen tüm projelerde güvenlik, etik ve veri mahremiyeti tasarımın temel bileşeni olarak ele alınıyor. Araştırmalar, robotik ve XR sistemlerinin insanı ikame ettiğinde değil, yeteneklerini artırdığında en yüksek güvenlik ve verimliliğe ulaştığını gösteriyor. Laboratuvar, öğrencileri teorik bilginin ötesine taşıyarak sanayi ile iç içe, uygulamalı ve disiplinlerarası projelerle geleceğin mesleklerine hazırlıyor. Yerli prototipler, klinik çalışmalar ve uluslararası iş birlikleriyle ISU XR Lab, hem teknoloji üreten hem de bu teknolojiyi kullanacak nitelikli insan kaynağını yetiştiren bir merkez olarak konumlanıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan ve Wayve, Yeni Nesil Sürücü Destek Teknolojisi Üzerine Anlaşma İmzaladı  Haber

Nissan ve Wayve, Yeni Nesil Sürücü Destek Teknolojisi Üzerine Anlaşma İmzaladı 

Nissan Motor Co., Ltd. ve Wayve, yeni nesil ProPILOT serisini Wayve AI(yapay zeka) teknolojisiyle geniş bir Nissan araç yelpazesine entegre etmek için kesin anlaşmalar imzaladıklarını duyurdu. Bu ortaklık, Wayve'nin somutlaştırılmış AI yazılımını Nissan'ın gelişmiş sürücü destek sistemleriyle birleştirerek hem ADAS hem de noktadan noktaya gelişmiş sürüşü destekleyecek. Nissan, 2016 yılında tek şeritli otoyol yardımı için ProPILOT'u tanıttı ve 2019 yılında çok şeritli destek ve eller serbest işlevselliği ekleyerek ProPILOT 2.0'ı piyasaya sürdü. Bu özellikler, çeşitli müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için artık birçok modelde mevcut. Nissan, bu temele dayanarak Wayve AI ile entegre edilmiş yeni nesil ProPILOT'u geliştiriyor. Eylül 2025'te Nissan, Wayve'in son teknoloji ürünü somutlaştırılmış AI yazılımı olan "Wayve AI Driver"ı, Nissan'ın yeni nesil LiDAR teknolojisini kullanan "Ground Truth Perception" teknolojisiyle entegre eden bir prototipi tanıttı. Bu prototip, otoyollarda ve karmaşık kentsel ortamlarda sorunsuz ve güvenli sürüş yardımı sağladığını gösterdi. Yeni anlaşma kapsamında Nissan ve Wayve, "Wayve AI Driver"ı yeni nesil ProPILOT serisine entegre ederek seri üretim araçlarda kullanıma sunacak. Nissan, Wayve'nin AI teknolojisini kullanarak ProPILOT'un işlevselliğini ve rahatlığını daha da artırmayı ve çeşitli müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için Japonya ve Kuzey Amerika dahil olmak üzere küresel pazarlara gelişmiş sistemler sunmayı hedefliyor. Nissan, bu yeni nesil ProPILOT ile donatılmış ilk modeli 2027 mali yılında Japonya'da piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu anlaşma, her iki şirket için de önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor. Nissan, Wayve AI sistemlerini geniş bir araç segmentinde büyük ölçekte kullanmayı taahhüt eden ilk otomobil üreticisi. Güvenliği temel alan Wayve'nin uçtan uca somutlaştırılmış yapay zekası, minimum ek geliştirme ile yeni şehirlere ve araç platformlarına verimli bir şekilde uyum sağlayabilecek. Wayne AI, ProPILOT serisi ile birleştirildiğinde, kameralar, radar ve LiDAR dahil olmak üzere çeşitli sensör konfigürasyonları ile birçok araç segmentinde akıllı sürüş sunacak. Sistemin seri üretim araçlara uygulanması, Nissan ve Wayve'nin çeşitli gerçek dünya sürüş koşullarından ders almasını sağlayarak sürekli iyileştirme ve Nissan'ın akıllı sürüş teknolojilerinin uzun vadeli rekabet gücünün güçlendirilmesini mümkün kılacak. Nissan Motor Co., Ltd. Başkanı ve CEO'su Ivan Espinosa'nın yorumu "Nissan'ın gelişmiş otonom sürüş uzmanlığını Wayve'nin son teknoloji AI teknolojisiyle birleştirerek, sürücü yardımı için yeni bir standart belirliyoruz. Wayve AI ile entegre edilmiş yeni nesil ProPILOT sistemimizin yaygın olarak benimsenmesi, dünya çapındaki müşterilere daha güvenli, daha sezgisel ve daha konforlu sürüş deneyimleri sunarken, akıllı mobilite geleceğine geçişi hızlandıracak. Bu anlaşma, mobiliteyi daha temiz, daha güvenli ve daha kapsayıcı hale getirme misyonunda Nissan için önemli bir adımdır." Wayve'nin kurucu ortağı ve CEO'su Alex Kendall'ın yorumu “Nissan, somutlaştırılmış yapay zekayı seri üretime taşıyarak küresel otomobil üreticileri arasında öncü rol üstleniyor. Yeni nesil akıllı sürüş teknolojisini dünya çapındaki müşterilere ulaştırmak için Nissan ile ortaklık kurmaktan gurur duyuyoruz. Wayve'in hızla gelişen yapay zekasını Nissan'ın mühendislik ve küresel erişimiyle birleştirerek, güvenli ve keyifli otonom mobiliteye yönelik inovasyonun hızını artırabiliriz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.