Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Seri Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Seri Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seri Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3D Yazıcı Çiftlikleri Türkiye'de Seri Üretimin Yeni Yatırım Alanı Oluyor Haber

3D Yazıcı Çiftlikleri Türkiye'de Seri Üretimin Yeni Yatırım Alanı Oluyor

Geleneksel üretim yöntemlerinde yeni bir ürünün geliştirilmesi ve seri üretime alınması çoğu zaman yüksek kalıp maliyetleri, uzun hazırlık süreçleri ve büyük yatırımlar gerektiriyor. Özellikle düşük adetli veya kişiselleştirilmiş üretimlerde bu maliyetler işletmeler için önemli bir dezavantaj oluşturuyor. Bu noktada devreye giren 3D yazıcı çiftlikleri (3D Farm), onlarca hatta yüzlerce 3D yazıcının aynı anda çalıştığı dijital üretim modeliyle üretim anlayışını değiştiriyor. Dijital tasarımın sisteme yüklenmesinin ardından üretim saatler içinde başlayabiliyor; yeni bir ürün için kalıp hazırlanmasına veya üretim hattının yeniden kurulmasına ihtiyaç duyulmuyor. Türkiye'de 3D Farm Ekosistemi Genişliyor, Seri Üretim Güç Kazanıyor Türkiye'de de eklemeli imalat ekosisteminin her geçen yıl büyüdüğüne dikkat çeken Expo 3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Türkiye'de endüstriyel üretimde kullanılan 600'ün üzerinde 3D yazıcının aktif olduğu belirtilirken, ticari olarak 3D baskı hizmeti sunan işletme sayısının 700 ila 1.000'in üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Ancak sektörün önemli bölümünü hâlâ prototipleme ve düşük adetli üretim yapan işletmeler oluşturuyor. Gerçek anlamda seri üretim gerçekleştiren, 10 ve üzeri yazıcıyla faaliyet gösteren profesyonel 3D yazıcı çiftliklerinin sayısının ise yaklaşık 30 ila 80 arasında olduğu değerlendiriliyor. Buna karşın ABD, Çin ve Avrupa'da binlerce profesyonel 3D yazıcı çiftliği üretim süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Yapay zekâ destekli üretim yönetimi, otomasyon sistemleri ve yeni nesil malzeme teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte 3D Farm modeli, prototiplemenin ötesine geçerek seri üretimin de önemli bir parçası haline geliyor. Türkiye'nin sahip olduğu güçlü üretim altyapısı ve artan teknoloji yatırımları sayesinde önümüzdeki dönemde bu dönüşümden çok daha fazla pay alacağına inanıyoruz" dedi. Türkiye'nin otomotiv yan sanayisi, savunma sanayii, beyaz eşya, makine ve kalıp üretimindeki deneyiminin eklemeli imalat teknolojilerinin yaygınlaşması açısından önemli avantaj sunduğunu ifade eden Ünverdi, Avrupa pazarına yakınlığın da Türkiye'yi bölgesel bir dijital üretim merkezi haline getirebilecek önemli fırsatlar barındırdığını söyledi. 3D Farm modelinin yalnızca büyük sanayi kuruluşları için değil, KOBİ'ler ve girişimciler için de önemli fırsatlar sunduğunu belirten Ünverdi, "Yüksek kalıp yatırımı gerektirmeden üretime başlanabilmesi, düşük ve orta ölçekli seri üretimin ekonomik şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlıyor. Aynı üretim altyapısıyla farklı tasarımlar üretilebildiği için kişiselleştirilmiş üretim kolaylaşıyor. Plastik, reçine, metal, seramik ve kompozit gibi birçok farklı malzemeyle üretim yapılabilmesi de kullanım alanını otomotivden havacılığa, savunma sanayiinden medikale kadar genişletiyor. Dünyada çok sayıda girişimci onlarca yazıcıdan oluşan üretim çiftlikleriyle küresel e-ticaret platformlarına ürün satıyor. Benzer modelin Türkiye'de de hızla yaygınlaşacağına inanıyoruz. Dijital üretim altyapısı, düşük adetli ancak yüksek katma değerli ürünlerin ekonomik şekilde üretilmesine imkân tanırken, Türkiye'nin ihracatta yüksek teknolojili ve kişiselleştirilmiş ürün payını artırma potansiyeli taşıyor. Nasıl CNC teknolojileri zaman içinde üretim tesislerinin standart ekipmanlarından biri haline geldiyse, önümüzdeki dönemde çoklu 3D yazıcı sistemleri de birçok fabrikanın standart üretim altyapısının vazgeçilmez bir parçası olacak" dedi. Eklemeli İmalat Ekosistemi EXPO3D İstanbul'da Buluşacak Eklemeli imalat teknolojilerinin tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturacak Expo 3D İstanbul– 3D Baskı Teknolojileri ve Katmanlı Üretim Fuarı, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Türkiye'nin bu alandaki ilk ve tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan organizasyon; 3D yazıcı üreticilerinden filament ve metal tozu tedarikçilerine, yazılım geliştiricilerinden otomasyon firmalarına, tarama sistemlerinden son işlem teknolojilerine kadar eklemeli imalat zincirinin tüm halkalarını bir araya getirecek. Fuar, yalnızca yeni teknolojilerin sergilendiği bir organizasyon olmanın ötesinde, üretim süreçlerini dijitalleştirmek isteyen sanayi kuruluşları için yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları ve teknoloji transferine zemin hazırlayacak. Savunma sanayii, otomotiv, havacılık, medikal, kalıp, makine, enerji, eğitim ve tasarım başta olmak üzere birçok sektörden profesyonelin katılımıyla gerçekleşecek EXPO3D, Türkiye'nin eklemeli imalat ekosisteminin gelişimine yön veren önemli buluşma noktalarından biri olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Türkiye’de IONIQ 3’ün Seri Üretimine Başladı Haber

Hyundai Türkiye’de IONIQ 3’ün Seri Üretimine Başladı

Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır faaliyetlerini sürdüren Hyundai Motor Türkiye (HMTR), İzmit’teki üretim üssünde tamamen elektrikli IONIQ 3 modelinin seri üretimine başladı. Hyundai bu adımla, elektirifikasyon stratejisi ve Avrupa’daki üretim faaliyetleri açısından önemli bir kilometre taşına imza attı. IONIQ 3 seri üretimi için İzmit’teki üretim üssünde geçtiğimiz 2 yılda kapsamlı bir dönüşüm gerçekleşti. Bu dönüşümle yeni nesil elektrikli araç üretimi için gerekli altyapı oluşturulurken; Türkiye’nin bir üretim üssü olma konumunu da güçlendirmesi hedefleniyor. İzmit fabrikasında üretilen araçların yüzde 80'i ihraç edilirken; bu da HMTR'nin hem Türk ekonomisini hem de Hyundai'nin bölgedeki stratejisini ve üretim faaliyetlerini desteklemedeki hayati rolünü vurguluyor. Büyümeyi ve İhracat Başarısını Destekleyen Güvenilir Bir Üretim Merkezi Hyundai'nin 1997'den beri faaliyet gösteren ve Güney Kore dışındaki en uzun süreli yurtdışı tesisi olan İzmit fabrikası, yıllık 200 bin araç kapasitesine ve toplamda 3,4 milyon adedin üzerinde üretime sahip. Başta Avrupa olmak üzere 2,6 milyondan fazla araç ihraç eden HMTR, Türkiye otomotiv endüstrisine önemli bir katkı sağlıyor. Yatırımlar arasında 1997'den bu yana HMTR'ye yapılan 1,47 milyar Euro, IONIQ 3, yenilenen i20 ve Bayon (elektrikli araçlar, hibrit araçlar, içten yanmalı motorlu araçlar dahil) için planlanan 715 milyon Euro yer alıyor. HMTR’nin İzmit’teki fabrikasında düzenlenen IONIQ 3 Seri Üretim Başlangıç Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo, Hyundai Motor Europe (HME) CEO’su Xavier Martinet, HMTR CEO’su Alex Kim ve Kibar Holding CEO’su Ali Kibar’ın yanı sıra HMTR yetkilileri, merkezi ve yerel yönetim temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Etkinlikte yaptığı konuşmada değerlendirmelerde bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, “Hyundai Motor Türkiye, 250 milyon Euro’luk yatırımla ilk aşamada yılda 30 bin IONIQ 3’ü ülkemizde üretecek. Hyundai Motor Türkiye’nin IONIQ 3 yatırımı; yeni nesil mobilite vizyonumuzun küresel otomotiv üreticileri nezdinde karşılık bulduğunun, ülkemizin güvenilir ve ölçeklenebilir bir üretim merkezi olarak konumlandırıldığının ispatıdır. Türkiye olarak; yatırım yapan, üreten, teknoloji geliştiren, nitelikli istihdam oluşturan ve ülkemizi küresel değer zincirlerinde daha ileri noktalara taşıyan tüm yatırımcıların yanındayız” dedi. Kore Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Sukjong Boo ise “Bugün üretime başlayan IONIQ 3, Hyundai Motor Türkiye’nin geleceğe yönelik vizyonunu, teknolojik mükemmelliğini ve ileri inovasyon yoluyla Türkiye otomotiv sektörüyle birlikte büyüme konusundaki sarsılmaz kararlılığını yansıtıyor” dedi. Yeni Hyundai IONIQ 3 ‘Aero Hatch’ modelinin üretimi fabrika için yeni bir dönemin başlangıcını simgelerken; IONIQ 3’ün yanı sıra yeni nesil Hyundai BAYON ve Hyundai i20 modellerinin üretimine yönelik hazırlıklar da HMTR’nin, Türkiye’deki yerli otomotiv tedarik sanayisini destekleme konusundaki kararlığını ortaya koyuyor. Bu anlamda Türkiye’nin HME için önemine dikkat çeken Hyundai Motor Europe CEO’su Xavier Martinet, “Türkiye, güçlü bir otomotiv geleneğine, yetenekli bir iş gücüne, rekabetçi bir tedarikçi tabanına ve Avrupa ile Asya arasında stratejik bir konuma sahip. IONIQ 3'ü burada üretme kararımız, Hyundai'nin Türkiye'ye ve bu ülkenin Avrupa'nın mobilite dönüşümünün bir parçası olarak sahip olduğu potansiyele olan güvenini yansıtıyor. Ve bu güvenimiz IONIQ 3'ün ötesine uzanıyor” dedi. Hyundai Motor Türkiye CEO’su Alex Kim ise konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye'de IONIQ 3'ü üretmekten gurur duyuyoruz. Dönüşüm sürecimizin bir parçası olarak, fabrikamızın yaklaşık yüzde 50'si modernize edildi ve bu dönüşüm boyunca binden fazla çalışan farklı roller üstlendi. IONIQ 3, Hyundai Motor Company, Hyundai Motor Europe ve Hyundai Motor Türkiye için uzun vadeli bir taahhüdü temsil ediyor. Önümüzdeki yıllarda üretim kapasitemizi daha da artırmak için çeşitli alanlara yatırım yapmaya devam etmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jaguar Type 01, İç Tasarım Detaylarıyla Modern Lüksü Yeniden Yorumluyor Haber

Jaguar Type 01, İç Tasarım Detaylarıyla Modern Lüksü Yeniden Yorumluyor

Jaguar’ın yeni yaratıcı felsefesinin ilk seri üretim modeli olan Type 01, geleceğin lüks otomobil anlayışına yön verecek özgün bir yaklaşım ortaya koyuyor. Jaguar Type 01’in iç mekanı, 16 Ağustos tarihinde Pebble Beach Concours d’Elegance etkinliğinde ilk kez gözler önüne serilecek. Modelin global lansmanı ise 6 Ekim 2026 tarihinde New York’ta yapılacak. Jaguar’ın Yeni Tasarım Felsefesi Type 01’de Hayat Buluyor Jaguar Type 01’in kabini boyunca uzanan merkezi omurga, tasarımın uzunlamasına karakterini vurgularken kabin içinde dört ayrı alan oluşturuyor. Bu özgün yaklaşım, konsept otomobil vizyonunu seri üretime taşıyor. Alçak sürüş pozisyonuyla sürücünün etrafını saran kabin, konfor ve güven hissini bir arada yaşatırken aynı zamanda sürücünün otomobil ile bütünleşmesine de fırsat sunuyor. Type 01’in karakteristik tasarımında, ihtiyaç duyulana kadar gizli kalan bölmeler ve teknolojiler ile beklenmedik renk dokunuşları öne çıkıyor. Tüm bu detaylar, Jaguar’ın özgün, modernist ve yaratıcı felsefesini yansıtıyor. Zamansız Malzemeler ve Modern Detaylar Traverten taşının zamansız güzelliğinden ve el yapımı tekstillerin zengin dokularından ilham alan Type 01, malzeme ve dokuların ön plana çıktığı özel bir atmosfer sunuyor. Merkezi omurga boyunca uzanan ve pirinçten esinlenerek oluşturulan metalik kaplama, kapıların üst bölümünde de devam ederek bütünsel bir görünüm yaratıyor. Kabini çevreleyen bu imza niteliğindeki tasarım unsuru Jaguar logosuyla tamamlanıyor. Kaput ve gösterge panelini görsel olarak birleştiren çizgisel detaylar, dış ve iç mekan arasındaki sınırları ortadan kaldırıyor. Bu bütünlük, Jaguar’ın kendine özgü modernist yaklaşımını otomobilin genel formuna taşıyor. Teknoloji, İç Mekan Tasarımının Bir Parçası Bilgi-eğlence teknolojileri, kullanıcı deneyimini kolaylaştıracak şekilde iç mekana entegre ediliyor. Dijital arayüzler, ihtiyaç duyulan kontrollere kolay ve sezgisel erişim sağlayacak şekilde konumlandırılıyor. Sürücünün yolculuk sırasında odağını korumasına destek olmak amacıyla yerleştirilen dijital ClearSight Geri Görüş Ekranı ise ön camın tabanında, aynalarla aynı yatay düzlemde yer alıyor. Jaguar’ın Modernist Tasarım Felsefesi Jaguar İç Mekan Baş Tasarımcısı Thomas Holden: “Bütünsel tasarım felsefemiz, otomobilin dış görünüşünü kendine özgü bir iç mimariye dönüştürüyor. Yatay iç tasarım normunun aksine, merkezi omurga aracılığıyla otomobilin uzunlamasına yapısını vurguluyoruz; bu mimari unsur, dört ayrı alan yaratıyor. Özenle seçilmiş malzemeler, tasarımla bütünleşen teknolojiler ve akıcı yüzeyler, Type 01’in iç mekanında modern lüksü yalın ve çağdaş bir anlayışla yeniden yorumluyor.” dedi. Jaguar Genel Müdürü Rawdon Glover ise: “Jaguar Type 01, yeni yaratıcı felsefemizi yansıtan ilk seri üretim otomobilimiz. Her açıdan kendine özgü bir karakter sergileyen bu otomobilin iç mekanı da bu özelliğinden ödün vermiyor. Type 01 ile sürüş deneyiminden tasarımına ve yarattığı hissiyata kadar her yolculuğun özel bir an olmasını amaçladık. Güven veren GT sürüş pozisyonu, sade ve sofistike teknoloji detayları ve çarpıcı tasarımıyla Type 01, benzersiz bir iç mekana sahip” dedi. Jaguar Type 01 prototipi, Monterey Otomobil Haftası kapsamında yeni kamuflaj kaplamasıyla Kuzey Amerika’da ilk kez görücüye çıkacak. 16 Ağustos tarihinde Pebble Beach Concours d’Elegance’da iç mekanı ilk kez gözler önüne serilecek olan Jaguar Type 01’in global lansmanı ise 6 Ekim 2026 tarihinde New York’ta yapılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

405 Günde Geliştirilen Süper Otomobil: Audi Nuvolari Haber

405 Günde Geliştirilen Süper Otomobil: Audi Nuvolari

Audi Revolut F1 Takımı pilotları Gabriel Bortoleto ve Nico Hülkenberg de geliştirme sürüşlerine katıldı. Nuvolari’nin Avrupa’nın farklı noktalarında şekillenen sıra dışı gelişim hikayesi, Audi’nin hazırladığı özel bir belgeselle izleyiciyle buluşuyor. Audi Nuvolari, markanın otomobil geliştirme anlayışında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. İlk çizgilerin kağıda aktarılmasından sürüşe hazır prototipin ortaya çıkmasına kadar geçen 405 günlük süreç, markanın bir fikri ne kadar hızlı biçimde hayata geçirebildiğini gösteriyor. Audi tarihinin en hızlı ve en güçlü yol otomobili olan Nuvolari, bu yönüyle bir süper otomobilin ötesine geçiyor; markanın gelecekteki modellerine yön verecek teknolojik bir referans noktası niteliği taşıyor. Proje kapsamında edinilen deneyimlerin ve geliştirilen çözümlerin, Audi’nin gelecek teknoloji portföyüne önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. 405 günün arkasındaki çalışma modeli Nuvolari’yi farklı kılan yalnızca ulaştığı performans değil, hayata geçirilme biçimi. Tasarım, araç teknolojileri, aerodinamik ve güç-aktarma sistemleri alanlarında görev yapan Audi uzmanları, projenin ilk gününden itibaren aynı hedef etrafında toplandı. Ekibe tanınan hareket alanı, doğrudan iletişim ve hızlı karar alma imkanı, geliştirme sürecinin kalite ve performanstan ödün verilmeden ilerlemesini sağladı. Nuvolari böylece doğru yaklaşımın ve yakın ekip çalışmasının, geliştirme hızını artırırken ürünün teknik ve tasarımsal hedeflerini koruyabileceğini ortaya koydu. Laponya’dan Nardò’ya uzanan test programı Nuvolari’nin geliştirme yolculuğu, Audi’nin Avrupa’daki farklı uzmanlık merkezlerine yayıldı. Ingolstadt’ta başlayan tasarım sürecini, Laponya’da teknoloji demonstrasyon araçlarıyla gerçekleştirilen soğuk hava testleri izledi. Hafif yapı çalışmaları Neckarsulm’da, aerodinamik geliştirmeler Ingolstadt’taki rüzgar tünelinde, süspansiyon ayarları İspanya’nın güneyinde ve yüksek hız testleri İtalya’daki Nardò Teknik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Avrupa’nın farklı noktalarında çalışan ekiplerin ortak emeğiyle şekillenen Nuvolari’nin ilk kez kendi tekerlekleri üzerinde hareket etmesi, proje için önemli bir dönüm noktası oldu. Aylar boyunca çizimler, veriler ve prototip parçaları üzerinde çalışan ekip, geliştirdiği otomobille ilk kez bu aşamada karşılaştı. Son ayarlar Formula 1 pilotlarından Sürüşe hazır prototipin tamamlanmasının ardından Nuvolari’nin direksiyonuna Audi Revolut F1 Takımı pilotları geçti. Gabriel Bortoleto, otomobili Nardò Teknik Merkezi’nin yüksek hızlı pistinde test etti. Nuvolari’nin hızlanması, sesi ve sürücüye aktardığı his, Bortoleto’nun değerlendirmelerinde öne çıkan özellikler oldu. Nico Hülkenberg ise Neustadt an der Donau’daki test pistinde Nuvolari’nin performans sınırlarını deneyimledi. 1.000 bg’nin üzerindeki sistem gücü ve bu gücün sunduğu hızlanma, otomobilin karakterini belirleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Formula 1 pilotlarının gerçekleştirdiği sürüşler, Nuvolari’nin geliştirme sürecine motor sporlarından gelen farklı bir bakış açısı kazandırdı. Testlerde elde edilen geri bildirimler, otomobilin son ayarlarının tamamlanmasında kullanıldı. İlk durak Antibes, ardından Monako Audi Nuvolari, dünya prömiyerini 4 Haziran 2026’da Fransa’nın güneyindeki Antibes’te gerçekleştirdi. Süper otomobil, kısa süre sonra Formula 1 Monako Grand Prix’sinde ilk kez yola çıktı. Dar caddeleri, keskin virajları ve hata kabul etmeyen yapısıyla motor sporlarının en zorlu pistlerinden biri olan Monako, Nuvolari’nin ilk sürüşü ve yeteneklerini sergilemesi için benzersiz bir sahne oldu. Audi’nin Formula 1 dünyasına adım attığı sezonda gerçekleştirilen bu gösterim, markanın yol otomobilleri ile motor sporları arasındaki teknoloji bağını da görünür hale getirdi. Audi’nin yeni tasarım döneminin habercisi Nuvolari, Audi’nin yeni tasarım dilini taşıyan ilk seri üretim modeli olarak markanın tasarım anlayışında yeni bir dönemi temsil ediyor. Sade yüzeyler, net çizgiler ve ölçülü detaylarla biçimlenen süper otomobil, alışılmış süper otomobil karakterini Audi’ye özgü bir yorumla buluşturuyor. Bu yaklaşım, Nuvolari’ye daha seri üretim yolculuğunun başında uluslararası bir ödül de kazandırdı. Model, Birleşik Krallık’ta düzenlenen CAR Genius Awards’ta “Yılın Tasarımı” seçildi. Jüri, Nuvolari’nin süper otomobil dünyasına getirdiği sadelik ve netliğin yanı sıra yenilikçi ancak Audi olduğu ilk bakışta anlaşılan tasarımını öne çıkardı. Audi Nuvolari’nin ilk çizimden Avrupa’daki geliştirme testlerine, Formula 1 pilotlarıyla gerçekleştirilen sürüşlerden dünya prömiyerine uzanan 405 günlük hikayesi, Audi’nin hazırladığı özel yapım belgeselinde anlatılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kia Vision Meta Turismo, 2026 Red Dot Tasarım Konsepti Ödülü'nü Kazandı Haber

Kia Vision Meta Turismo, 2026 Red Dot Tasarım Konsepti Ödülü'nü Kazandı

Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyeri yapılan konsept, markanın imza niteliğindeki “Zıtlıkların Birleşimi” tasarım felsefesini; yüksek performanslı elektrikli sürüş, yapay zekayla desteklenen dijital etkileşim ve insan odaklı bir kabin deneyimiyle buluşturuyor. Elektrikli Grand Tourer Anlayışına Yeni Bir Yorum Otomotiv dünyasında geleneksel olarak "Grand Tourer" (GT); uzun mesafeleri hem yüksek performansla hem de maksimum konfor ile kat etmek üzere tasarlanmış lüks spor otomobilleri ifade eder. Kia Vision Meta Turismo, bu köklü felsefeyi tamamen elektrikli ve dijital bir geleceğe taşıyor. Performansı sadece yüksek hızlardan ibaret görmeyen konsept, sürücü, yolcular ve dijital teknolojiler arasındaki bağı güçlendiren yeni bir uzun yol deneyimi sunuyor. Dinamik iç mekânı, heykelsi gövde formu ve fütüristik tasarım detaylarıyla güçlü bir duruş sergileyen konsept, performans ve ileri teknolojiyi aynı tasarım dili içinde buluşturuyor. Red Dot Jürisinden Performans, Teknoloji ve İnsan Odaklı Tasarıma Ödül Red Dot jürisi, Kia Vision Meta Turismo’yu geleceğin mobilitesinde performans, dijital etkileşim ve insan merkezli tasarımı kusursuz şekilde bir araya getirdiği için ödüle değer buldu. Konseptin dış tasarımındaki yalın geometrik yüzeyler güçlü bir duruş sergilerken, iç mekân geleneksel kabin anlayışından ayrılarak tamamen dijital bir yaşam alanı olarak şekilleniyor. Fiziksel kontrollerle entegre çalışan artırılmış dijital arayüzler, kullanıcıya çok daha sezgisel, doğal ve kişiselleştirilebilir bir deneyim sunuyor. Sürücü ve Yolcular İçin İki Farklı Deneyim Vision Meta Turismo, iç mekânda kabindeki herkes için farklılaştırılmış konsept alanlar sunuyor. Sürücü kokpiti, yola ve sürüş dinamiklerine maksimum odaklanma sağlamak üzere tamamen sürücü odaklı ve ergonomik bir düzenle kurgulanıyor. Yolcu alanı ise konfor ve eğlenceyi ön plana çıkarıyor. 3D Head-up Display sunulan artırılmış gerçeklik özellikleri ve fiziksel kontrolleri dijitalleştiren modüler "Add-Gear" arayüzü, yolculuğu interaktif ve esnek bir dijital ortama dönüştürüyor. Üç Farklı Mod, Üç Farklı Deneyim Konsept model, aracın iç atmosferini ve karakterini tamamen değiştiren üç farklı sürüş moduyla kullanıcı ile otomobil arasındaki ilişkiyi sürüşün ötesine taşıyor. Speedster modu, performans hissini artırmak üzere ışık, ses ve görsel efektleri senkronize ederek daha heyecan verici bir sürüş atmosferi yaratıyor. Dreamer modu, şehir ortamıyla uyum sağlayan dijital katmanlar aracılığıyla daha sakin ve rahatlatıcı bir yolculuk deneyimi sunuyor. Gamer modu ise araç sabit durumdayken kabini interaktif bir eğlence alanına dönüştürerek otomobil ile kullanıcı arasındaki ilişkiyi sürüşün ötesine taşıyor. Bu yapı, Kia’nın geleceğin elektrikli araçlarının yalnızca ulaşım aracı değil; farklı ruh hallerine, kullanım senaryolarına ve dijital deneyimlere uyum sağlayan çok yönlü mobilite alanları olacağına yönelik bakışını ortaya koyuyor. Geleceğin Elektrikli Mobilitesine Yönelik Bir Tasarım Yaklaşımı Vision Meta Turismo, doğrudan bir seri üretim modelinin ön gösterimi olmaktan ziyade, performans, teknoloji ve insan duygusunun gelecekte nasıl bir araya gelebileceğini araştıran bir vizyon çalışması niteliği taşıyor. Lounge esintili iç mekânı, sürükleyici dijital teknolojileri ve performans odaklı mimarisiyle konsept, gelecekteki seri üretim modellere ilham verecek teknolojilerin tasarım aracılığıyla nasıl somutlaştırılabileceğini gösteriyor. Kia’nın Ödüllü Tasarım Yolculuğunda Yeni Bir Kilometre Taşı Bu ödül, Kia’nın uluslararası tasarım yarışmalarındaki liderliğini bir kez daha pekiştiriyor. Tasarım stratejisini başarıyla sürdüren Kia; yakın dönemde PV5 WKNDR, Concept PV1, Concept EV2, Concept PV5 ve Concept PV7 konseptlerinin yanı sıra seri üretimdeki EV6, EV9, EV3 ve EV4 modelleriyle de Red Dot’ta en prestijli ödülleri müzesine götürmüştü. Vision Meta Turismo’nun başarısı, markanın elektrikli mobilitenin geleceğini sadece teknik verilerle değil; duygu, tasarım ve dijital deneyim üzerinden şekillendirme kararlılığını kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allison Transmission, BAE Systems Hägglunds’un CV90 MkIV araçları için 4040 MX™ Şanzımanlarını Tedarik Edecek Haber

Allison Transmission, BAE Systems Hägglunds’un CV90 MkIV araçları için 4040 MX™ Şanzımanlarını Tedarik Edecek

Yüksek performanslı mobilite ve iş çözümlerinde küresel bir lider olan Allison Transmission Holdings, Inc. (NYSE: ALSN), BAE Systems Hägglunds ile CV90 MkIV piyade muharebe araçları için 4040 MX™ şanzımanlarını tedarik etmek üzere bir sözleşme imzaladı. Paris’te düzenlenen Eurosatory Savunma Fuarı’nda resmileştirilen 250 milyon dolarlık anlaşma, ayrıca 50 milyon dolar değerinde ek ünite opsiyonunu da içeriyor. Bu anlaşma, Allison Transmission tarihindeki tek seferde alınan en büyük paletli savunma programı sözleşmesi olarak ön plana çıkıyor. CV90 MkIV programı, Allison’ın 4040 MX şanzımanının ilk seri üretim platformu olacak. Üretim teslimatlarının 2028 yılında başlaması planlanıyor. Kendini kanıtlamış 3040 MX modelinin geliştirilmiş bir versiyonu olarak tasarlanan yeni 4040 MX çapraz tahrikli şanzıman, daha yüksek güç kapasitesi ve güncellenmiş elektronik kontrol sistemleri sunarken, mevcut 3040 MX ile aynı boyutlara sahip bulunuyor. Bu sayede aracın Scania motoruyla entegrasyonu kolaylıkla sağlanıyor. Allison, yeni çözümün göreve uygunluğunu doğrulamak amacıyla BAE Systems Hägglunds ile iki yıl boyunca kapsamlı entegrasyon testleri gerçekleştirdi. BAE Systems Hägglunds Başkanı Tommy Gustafsson-Rask, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu; “Allison’ın 4040 MX çapraz tahrikli şanzımanının CV90 MkIV’e entegrasyonu ve tercih edilmesi, artırılmış hareket kabiliyeti ve performans sunma yolunda kritik bir dönüm noktasıdır. Bu sözleşme, silahlı kuvvetlerin değişen operasyonel gereksinimlerini karşılayan dayanıklı çözümler sunma konusundaki karşılıklı kararlılığımızı gösteriyor.” Allison Transmission Savunma Programları Başkan Yardımcısı Dana Pittard ise açıklamasında şu şekilde belirtti; “Bu tarihi anlaşma, Allison’ın tahrik çözümlerinin en zorlu ortamlar ve görevlerde kanıtlanmış güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyuyor. BAE Systems Hägglunds ile iş birliği içinde, yalnızca modern muharebe araçlarının zorlu gereksinimlerini karşılayan bir tahrik sistemi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya genelindeki ulusal güvenlik girişimlerini desteklemeye yönelik ortak hazırlığımızı da gösteriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN'ın Elektrikli Kamyon Hamlesi: İlk Yılda 1.300 Araç Üretildi Haber

MAN'ın Elektrikli Kamyon Hamlesi: İlk Yılda 1.300 Araç Üretildi

Elektrikli kamyonların seri üretiminin başlamasının üzerinden bir yıl geçen MAN Truck & Bus, bu süreçte yaklaşık 1.300 ağır sınıf elektrikli kamyonun seri üretimini gerçekleştirdi. Münih tesisindeki üretimle birlikte elektrikli kamyonlar, MAN’ın seri üretim faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Elektrikli kamyonlar, aynı zamanda MAN'ın yerel emisyonsuz yük taşımacılığına yönelik dönüşümünün de temel yapı taşlarından biri hâline geldi. Karma üretimde bir yıllık deneyim Bir yıl önce tamamen yeni bir üretim yaklaşımıyla başlayan süreç, kısa sürede sağlam bir endüstriyel konsept olarak kendini kanıtladı. Münih'teki merkez fabrikada MAN TGS ve TGX kamyon modellerinin elektrikli ve dizel versiyonları, tek bir hat üzerinde tamamen entegre karma üretim sistemiyle üretiliyor. Bu esnek yapı sayesinde araçlar, tahrik sisteminden bağımsız olarak müşteri siparişlerine ve pazar ihtiyaçlarına göre üretilebiliyor. MAN'ın Münih tesisinde günlük üretim kapasitesi, tahrik sistemi fark etmeksizin yaklaşık 100 kamyon seviyesinde bulunuyor. MAN Truck & Bus Üretimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Michael Kobriger, ilk yılın değerlendirmesinde şunları söyledi: "Elektrikli ve dizel kamyonların tek bir hat üzerinde üretilmesi, seri üretimin ilk yılında başarısını kanıtladı. Bu yapı, MAN'a talep yönetimi, model çeşitliliği ve teslimat performansı açısından yüksek esneklik sağlıyor. İddialı kalite standartlarımız doğrultusunda müşterilerimizi geleceğe giden yolda desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz." Üretim sürecinde dizel kamyonlara ilk aşamada akslar, yakıt depoları ve egzoz sistemleri takılırken, elektrikli modellere ise batarya paketleri ve elektrikli güç aktarma bileşenleri monte ediliyor. Bu dönüşüm kapsamında 5.000'den fazla çalışan yüksek gerilim teknolojisi alanında özel olarak eğitildi. Münih Fabrika Müdürü Axel Karnasch ise şunları kaydetti: "Elektrikli kamyonlar ile geleneksel tahrik sistemine sahip araçların aynı hatta üretimi, Münih fabrikasının olağanüstü yetkinliklerini bir kez daha ortaya koyuyor. Hassasiyet, tutku ve mükemmeliyetçilik burada günlük çalışmalarımızın ayrılmaz temelini oluşturuyor. Her zaman kaliteyi ve bunun müşterilerimize sağladığı faydayı ön planda tutuyoruz." MAN’ın elektrikli ürün gamı genişliyor MAN, ürün portföyünün elektrifikasyonunu sürdürürken, aynı zamanda yılın ilerleyen dönemlerinde Polonya’nın Kraków kentindeki tesisinde hafif ve orta sınıf elektrikli kamyonların seri üretimine başlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda, üretim ekibi ilk eTGL ve eTGM modellerinin seri üretimi için hazırlıklarına devam ediyor. 12 tonluk MAN eTGL'nin seri üretiminin kısa süre içinde başlaması planlanırken, MAN’ın tanıtımını yaptığı yeni 16 tonluk elektrikli modeli eTGM de Kraków'da üretilecek. Böylece MAN’ın elektrikli kamyon ürün gamı, 12 ila 50 ton aralığını kapsayacak şekilde tamamlanacak. Öte yandan Nürnberg tesisi de önemli bir dönüşüm geçirdi. MAN'ın burada kendi bünyesinde batarya üretimine başlamasıyla birlikte tesis, yalnızca motor üretim merkezi olmaktan çıkarak, hem en son teknoloji dizel motorlar hem de alternatif tahrik sistemi çözümleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştü. MAN’ın elektrikli dönüşümünde ayrıca, otobüs üretim tesisleri de öncü bir rol üstleniyor. Polonya'daki Starachowice tesisi, 2020 yılında MAN Lion's City E şehir otobüsünün üretimiyle birlikte elektrikli araç üretimine geçen ilk MAN tesisi oldu. MAN Lion's Explorer E modeli ise iki yıldır Güney Afrika’daki Olifantsfontein kentinde üretiliyor. Ayrıca elektrikli şehir otobüslerinin seri üretimi yakın zamanda Ankara tesisine de taşındı. Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen ilk tamamen elektrikli şehirlerarası otobüs olan MAN Lion's Coach E’nin de gelecekte Ankara’da üretilmesi planlanıyor. İlk araçların ise bu yılın sonunda teslim edilmesi hedefleniyor. Elektrikli ‘Aslan’ yollarda Üretim hacmindeki artışa paralel olarak pazar talebi de olumlu yönde büyümeye devam ediyor. MAN elektrikli kamyonları bugün dağıtım taşımacılığından otomotiv lojistiğine, inşaat sahalarından uzun yol operasyonlarına kadar birçok farklı alanda başarıyla kullanılıyor. Bununla birlikte MAN elektrikli kamyonları, belediye hizmetleri veya itfaiye aracı olarak da yapılandırılabiliyor. Kullanım amacına bağlı olarak farklı şekillerde yapılandırılabilen MAN kamyonları, yedi batarya ve 623 kWh brüt kapasiteyle ara şarj gerektirmeden 830 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Bu başarılı performansın arkasında ise MAN'ın Nürnberg tesisinde geliştirip ürettiği batarya paketleri bulunuyor. Farklı taşımacılık ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen bu paketler, MAN’ın elektrikli araç teknolojilerindeki uzmanlığını ortaya koyuyor. MAN'ın karbonsuzlaşmasının anahtarı: Elektrifikasyon MAN'ın toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 95'i, satılan araçların kullanım aşamasında ortaya çıkıyor. Bu nedenle MAN araç portföyünün elektrifikasyonu, şirketin iklim hedeflerine ulaşması açısından kritik önem taşıyor. Münih tesisinde tamamen elektrikli eTGX ve eTGS kamyonlarının seri üretiminin başlamasıyla birlikte MAN, test aşamalarını geride bırakarak endüstriyel ölçekte üretime geçişini tamamladı. Seri üretimin ilk yılının sonunda elektrikli kamyonlar artık bir pilot proje olmaktan çıkıp, müşteriler ve pazarlar açısından giderek daha fazla önem kazanan, emisyon azaltımına doğrudan katkı sağlayan bir seri üretim ürünü haline geldi. MAN'ın sıfır emisyon stratejisinin bir diğer ayağını ise kendi taşımacılık süreçlerinin karbonsuzlaştırılması oluşturuyor. Şirket, gelen lojistik süreçlerinde elektrikli kamyon kullanımını artırmaya devam ederken, 2025 yılında lojistik ağında yılda 165 milyon kilometreye kadar hizmet verecek tamamen elektrikli kamyonların devreye alınması için gerekli ihaleleri tamamladı. Bu araçlar, yılın başından bu yana düzenli operasyonlarda kullanılmaya başlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni BMW iX3, OGD’nin “Türkiye’de Yılın Otomobili” Yarışmasına 3 Ödülle Damga Vurdu Haber

Yeni BMW iX3, OGD’nin “Türkiye’de Yılın Otomobili” Yarışmasına 3 Ödülle Damga Vurdu

Dört ayrı kategoride finalist olarak yarışan Yeni BMW iX3, uzman otomotiv gazetecilerinin değerlendirmesi sonucunda Yılın Tasarımı, Yılın Premium Otomobili ve Yılın İnovatif Projesi ödüllerine layık görüldü. “Türkiye’de Yılın Otomobili” yarışmasının otomotiv sektörü açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, “Otomotiv Gazetecileri Derneği tarafından düzenlenen ‘Türkiye’de Yılın Otomobili’ yarışması, sektörümüzün en değerli ve en prestijli organizasyonlarından biri. Uzman otomotiv gazetecilerinin değerlendirmeleriyle belirlenen Yılın Tasarımı, Yılın Premium Otomobili ve Yılın İnovatif Projesi ödüllerini Yeni BMW iX3 ile kazanmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu vesileyle OGD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Murat Öztürk’e ve yeni yönetim ekibine, göreve geldikleri ilk törende bu güçlü geleneği aynı heyecan ve özenle sürdürdükleri için teşekkür ediyor, yeni dönemlerinde bir kez daha başarılar diliyorum” dedi. Yeni BMW iX3’ün, markanın elektrikli mobilite vizyonunu temsil eden stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirten Hakan Tiftik, “Neue Klasse mimarisinin ilk seri üretim modeli olan Yeni BMW iX3; henüz pazarlara sunulmadan büyük ilgi çekerek ‘Dünyada Yılın Otomobili’ ve ‘Dünyada Yılın Elektrikli Aracı’ seçilmişti. Türkiye’de de yollara çıkar çıkmaz ödüllere layık görülmesi bizim açımızdan çok değerli. Bu başarıyı takdir ve tescil eden Türk otomotiv basınının değerli üyelerine teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORKA Banyo, Tasarım Eğitimini Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımıyla Destekledi Haber

ORKA Banyo, Tasarım Eğitimini Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımıyla Destekledi

Sürdürülebilirlik odağında gerçekleşen çalışma, genç tasarımcı adaylarını gerçek üretim deneyimiyle buluşturmayı amaçlıyor. ORKA Banyo, tasarım odaklı akademik paydaşlıklarını sürdürülebilirlik vizyonuyla geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda marka, İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü üçüncü sınıf öğrencileriyle özel bir projeye imza attı. “Endüstriyel Tasarım Stüdyosu IV- Mobilya Tasarımı” dersi kapsamında yürütülen çalışmada öğrenciler, fabrikanın seri üretim süreçlerinden ortaya çıkan atıkları yeniden değerlendirerek yenilikçi ürün tasarımları geliştirdi. Proje kapsamında ORKA Banyo fabrikasında düzenli olarak ortaya çıkan üretim artıkları; tasarım sürecinin temel malzeme girdisi olarak değerlendirildi. Böylece öğrenciler, üretimden çıkan bu malzemeleri yalnızca teknik bir artık olarak değil, yeniden işlenebilecek ve tasarıma değer katabilecek alternatif bir kaynak olarak ele alma fırsatı buldu. Tasarım Eğitimi ile Gerçek Üretim Süreçlerinin Buluşması Bu çalışma, atık malzemelerin yeniden değerlendirilmesinin ötesinde, tasarım eğitiminin gerçek üretim süreçleriyle buluşmasına da önemli bir zemin hazırladı. Proje süresince öğrencilere ORKA Banyo’nun üretim yapısı, seri üretim atıklarının oluşum süreci ve kullanılan malzemelerin özellikleri hakkında kapsamlı bilgi aktarımı yapıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilen sunum ve paylaşım süreci; ORKA Banyo Marka ve Tasarım Müdürü Esra Tatlıdil Uşar, Kalite Kontrol Direktörü Yasin Kosova ve Tasarımcı Yusuf Öztürk’ün katılımıyla gerçekleşti. Gerçekleştirilen sunumlarda kurumsal yapı, üretim süreçleri ve malzeme detaylarının yanı sıra, atığın tasarım içindeki potansiyeli de farklı yönleriyle ele alındı. Böylece öğrenciler, yalnızca yeni ürün fikirleri geliştirmekle kalmadı; üretim, malzeme, sürdürülebilirlik ve tasarım arasındaki ilişkiyi de daha yakından deneyimleme imkânı buldu. Proje kapsamında öğrenciler tarafından geliştirilen çalışmalar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yıl sonu sergisinde de yer aldı. ORKA Banyo, bu iş birliğiyle genç tasarımcı adaylarının yaratıcı bakış açılarını gerçek sektör deneyimiyle buluştururken, üretim atıklarının yeniden değerlendirilmesine yönelik farkındalığın güçlenmesine de katkı sundu. Üniversite ile sanayi arasında kurulan bu iş birliği tasarım eğitimi, bilgi paylaşımı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı açısından somut ve ilham verici bir örnek ortaya koydu. Marka, önümüzdeki dönemde de üretim süreçlerinden doğan bilgi ve deneyimi akademiyle paylaşmayı, genç yetenekleri destekleyen iş birliklerini artırmayı ve sürdürülebilirlik odağında tasarım kültürünü besleyen projeler geliştirmeyi sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.