Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sermaye

Kapsül Haber Ajansı - Sermaye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sermaye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı Haber

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi Tamamlandı

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirve; devlet temsilcilerini, merkez bankası başkanlarını, ekonomi yöneticilerini, yatırımcıları, akademisyenleri, finans kuruluşlarını, girişimcileri ve iş dünyasının önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturdu. Dört gün boyunca düzenlenen paneller, stratejik çalıştaylar, yuvarlak masa toplantıları, akademik oturumlar ve üst düzey görüşmelerde; İslami ekonominin geleceği, küresel sermaye hareketleri, dijital dönüşüm, yapay zekâ, katılım finansı, sürdürülebilir kalkınma, reel ekonomi, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve boyunca ortaya çıkan ortak mesaj ise netti: Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu eşitsizlikler, artan borç yükü, finansal kırılganlıklar ve kalkınma sorunları karşısında; etik değerlere dayanan, üretimi önceleyen, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik modele her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunuyor. DÖRT GÜN BOYUNCA ÜST DÜZEY KATILIM 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca ele aldığı konularla değil, ağırladığı üst düzey isimlerle de uluslararası ölçekte dikkat çekti. Zirvenin üçüncü günü ise Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılış törenine sahne oldu. Resmi açılış törenine AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ile çok sayıda uluslararası davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında mevcut küresel ekonomik sistemin daha adil, üretim odaklı ve ahlaki temellere dayanan yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” mesajıyla İslam ekonomisinin sunduğu ilkelerin küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekti. Açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ise İslam ekonomisinin yalnızca finansal bir model değil; sosyal adalet, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı büyüme hedeflerine katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu vurguladı. Kamel, İstanbul’un tarih boyunca ticaret, finans ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, Türkiye’nin İslami ekonomi ve katılım finans alanındaki stratejik rolünün her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti. Törende konuşan Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ise ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal göstergelerle değil; ahlaki değerler, adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bin Humaid, İslam ekonomisinin insan odaklı yaklaşımına dikkat çekerek sürdürülebilir refahın ancak etik değerlerle desteklenen ekonomik modeller aracılığıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Tören kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Varlık Fonu tarafından özel bir hediye takdim edildi. Ayrıca Abdullah Saleh Kamel tarafından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel bir hediye sunuldu. İSTANBUL, KÜRESEL İSLAMİ EKONOMİNİN BULUŞMA NOKTASI OLDU Zirvenin resmi açılışında Abdullah Saleh Kamel ve Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid gibi İslam dünyasının önde gelen kanaat önderlerinin yer alması, organizasyonun uluslararası düzeydeki etkisini ve küresel İslami ekonomi ekosistemindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Ekonomi, finans, akademi ve dini düşünce dünyasını aynı platformda buluşturan zirve, disiplinler arası bir küresel diyalog zemini oluşturdu. Zirve, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen politika yapıcıları, finans liderlerini, yatırımcıları ve düşünce kuruluşlarını İstanbul’da bir araya getirerek Türkiye’nin küresel İslami ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu. İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen program boyunca İslami finansın geleceğine yön verecek yeni fikirler, politika önerileri ve iş birlikleri masaya yatırılırken, katılımcılar İstanbul’un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olarak yükselen rolüne dikkat çekti. ZİRVENİN ANA GÜNDEMİ: SERMAYENİN YENİDEN TANIMLANMASI Zirvenin merkezinde yer alan “sermaye” kavramı, yalnızca finansal kaynaklar çerçevesinde değil; insan kaynağı, bilgi, teknoloji, girişimcilik, sosyal etki ve sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ele alındı. Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sermayenin; • Reel ekonomiye yönlendirilmesi, • Üretim kapasitesinin artırılması, • KOBİ’lerin desteklenmesi, • Altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi, • Sosyal refahın yaygınlaştırılması, • Genç girişimcilerin desteklenmesi, • Eğitim ve bilgi üretiminin teşvik edilmesi, • Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, sermayenin yalnızca büyüme üretmek için değil, toplumsal fayda oluşturmak ve kalkınmayı daha kapsayıcı hale getirmek için de yapılandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı. İSLAMİ FİNANS İÇİN YENİ BÜYÜME DÖNEMİ Zirvede öne çıkan en güçlü mesajlardan biri, İslami finansın küresel ölçekte hâlen önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığı yönündeydi. Katılımcılar, İslami finansın yalnızca Müslüman toplumlar için değil; etik yatırım, sürdürülebilirlik ve kapsayıcı kalkınma arayışındaki tüm ekonomiler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Merkez bankası başkanları, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri ve sektör liderleri tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde; finansal istikrar, likidite yönetimi, sermaye hareketliliği, sınır ötesi iş birlikleri ve ekonomik dayanıklılık konuları öne çıktı. DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKÂ ZİRVENİN BELİRLEYİCİ BAŞLIKLARI ARASINDA YER ALDI Zirvenin ilk gününden son gününe kadar dijital sermaye, fintech çözümleri, dijital varlıklar, tokenizasyon, yapay zekâ destekli finansal hizmetler ve veri ekonomisi en yoğun tartışılan başlıklar arasında yer aldı. Uzmanlar, yapay zekânın yatırım süreçlerinden risk yönetimine, şeriat uyumluluğunun denetlenmesinden finansal kapsayıcılığın artırılmasına kadar geniş bir alanda dönüştürücü etkiler yaratacağını vurguladı. Son gün gerçekleştirilen oturumlarda ise yapay zekâ çağında sermayenin dönüşümü, dijital para uygulamaları, dijital finans altyapıları, İslami fintech çözümleri ve şeriata uygun dijital finans ekosisteminin geleceği kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda İslami finansın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak stratejik bir fırsat olduğu konusunda görüş birliğine vardı. KOBİ’LER, GİRİŞİMCİLİK VE REEL EKONOMİ VURGUSU Zirvenin son gününde gerçekleştirilen oturumlarda, sermayenin üretime yönlendirilmesi ve reel ekonominin güçlendirilmesi konusu öne çıktı. KOBİ’lerin finansmana erişimi, girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, sürdürülebilir iş modelleri, altyapı yatırımları ve genç iş liderlerinin desteklenmesi ekonomik kalkınmanın temel unsurları arasında gösterildi. Katılımcılar, İslami finans araçlarının özellikle gelişmekte olan ekonomilerde üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kaldıraç görevi üstlenebileceğini ifade etti. ETİK DEĞERLER VE SOSYAL ADALET ORTAK PAYDA OLDU Zirvenin en dikkat çekici yönlerinden biri, ekonomik büyümenin ahlaki ilkelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğine yönelik güçlü vurgu oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Abdullah Saleh Kamel ve uluslararası konuşmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde; adalet, emanet, sorumluluk, hakkaniyetli paylaşım ve toplumsal fayda kavramlarının İslam ekonomisinin temel yapı taşları olduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilir refahın ancak etik ilkelerle desteklenen ekonomik sistemler aracılığıyla mümkün olabileceği konusunda ortak görüş ortaya koydu. YENİ İŞ BİRLİKLERİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR Zirve kapsamında uluslararası kurumlar arasında çeşitli iş birliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalanırken, akademik kurumlar, finans kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar arasında yeni ortaklıkların temelleri atıldı. İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI), İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi, Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu başta olmak üzere birçok kurum arasında gerçekleştirilen anlaşmalar, zirvenin somut çıktıları arasında yer aldı. Ayrıca AlBaraka Stratejik Raporu’nun lansmanı gerçekleştirilerek İslami ekonominin geleceğine ilişkin kapsamlı bir referans çerçevesi sektörün kullanımına sunuldu. DOLMABAHÇE SARAYI'NDA KÜRESEL BULUŞMA Zirvenin üçüncü günü akşamında Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen özel gala yemeği, küresel iş dünyası temsilcilerini, kamu otoritelerini, yatırımcıları ve uluslararası davetlileri bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen gala programı, zirve boyunca kurulan uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine ve farklı ülkelerden katılımcılar arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Gala gecesi, küresel İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini tarihi Dolmabahçe Sarayı’nda buluşturarak zirvenin uluslararası niteliğini ve prestijini bir kez daha ortaya koydu. GELECEĞE YÖN VEREN BİR PLATFORM Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar sonunda ortaya çıkan ortak değerlendirme, İslami ekonominin artık yalnızca alternatif bir finans modeli değil; sürdürülebilir kalkınma, finansal kapsayıcılık, etik yatırım ve küresel ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla önem kazanan bütüncül bir yaklaşım sunduğu yönünde oldu. İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca mevcut ekonomik sorunlara çözüm arayan bir tartışma platformu olmakla kalmadı; aynı zamanda geleceğin ekonomi ve finans mimarisine ilişkin somut fikirlerin, iş birliklerinin ve stratejik vizyonun şekillendiği küresel bir buluşma noktası olarak öne çıktı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi yaptığı kapanış konuşmasında zirvenin dört günlük genel bir özetine yer verirken, başarılı bir programa imza atıldığını, her yıl farklı bir konuya odaklandıklarını bu yıl sermaye ile ilgili konuya yer verdiklerini önümüzdeki yıl ise islami yatırım ve bankacılık üzerine odaklanacaklarını açıkladı. İslami bankacılığın faizsiz olmasının yanı sıra herhangi bir katkı da sağlamaması gerektiğini vurguladı. Bunu nasıl yapacağımız ile ilgili konulara önümüzdeki sene bakacağız dedi. Khalawi ayrıca; zirvede gerçekleştirilen panellerin yanı sıra kapalı oturum olarak düzenlenen yuvarlak masa toplantılarında spesifik konuların ele alındığını ve bu görüşmelerin çıktılarının yakın gelecekte yayınlanacağını belirtti. Ayrıca her yıl bu yuvarlak masa görüşmelerinde farklı bölgelere odaklandıklarını söyleyen Khalawi, bu yıl Rusya ve Orta Asya bölgeleri ile ilgili çalıştıklarını da söyledi. Genel olarak partnerlerimiz ve sponsorlarımızın da desteğiyle başarılı bir zirveyi geride bıraktık diyen Khalawi gelecek sene için herkesi tekrardan zirveye davet ederek, teşekkürlerini sundu. GÜÇLÜ PAYDAŞLARIN DESTEĞİYLE GERÇEKLEŞTİ 3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, kamu kurumları, finans kuruluşları, akademik yapılar ve uluslararası organizasyonların oluşturduğu güçlü bir iş birliği ağıyla hayata geçirildi. Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi’nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat, Ayhan Hukuk ve Halal 360 sponsorlarının üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı. Kamu, özel sektör, akademi ve uluslararası kuruluşları ortak bir vizyon etrafında buluşturan bu güçlü paydaş yapısı sayesinde 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca fikirlerin tartışıldığı bir platform olmanın ötesine geçerek yeni iş birliklerinin kurulduğu, ortak projelerin şekillendiği ve İslami ekonominin geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza Haber

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin ikinci gününde sermayenin kalkınmadaki rolü, İslami finansın küresel potansiyeli, eğitim ve sosyal kalkınma, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilir ekonomik modeller ele alındı. İkinci gün üst düzey katılımın olduğu program ile başladı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yusuf Hasan Halavi, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve Türkiye Varlık Fonu İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Programa ayrıca T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Bilal Erdoğan da katılım sağladı. Üst düzey katılım, zirvenin Türkiye ve küresel İslami ekonomi ekosistemi açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koydu. Zirvenin ana konuşmaları kapsamında Kudüs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İmad Ebu Kişk, “Sermaye ve Eğitim ile Sosyal Sektörlerin Gelişimindeki Rolü” başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap ederken, Fajr Capital İcra Kurulu Başkanı İkbal Ahmed Han ise “Emanet Olarak Sermaye: Küresel Bir İslam Ekonomisi Vizyonu” başlıklı konuşmasında sermayenin etik kullanımına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkısına dikkat çekti. Bakan Şimşek: “İslami Finans Varlıkları Açısından Henüz Kullanılmamış Fırsatlar Var” Zirvenin en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Sermaye, Kalkınma ve Kapsayıcı Refah” başlıklı konuşmasında küresel sermaye hareketlerinin dönüşümüne dikkat çekti. Son yıllarda küresel doğrudan yatırımların büyük ölçüde finans merkezlerinde yoğunlaştığını ve reel ekonomiye yönelen yatırımların azaldığını belirten Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin küresel yatırımlardan aldığı payın gerilediğine işaret etti. Dünyada jeo-ekonomik bir parçalanma yaşandığını ifade eden Şimşek, sermayenin yeniden kalkınma öncelikleriyle buluşturulması gerektiğini belirterek, “Dünyanın, Türkiye’nin ve İslam dünyasının İslami finansa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” dedi. Türkiye’nin İslami finans alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, “İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar var. Türkiye, İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9. sırada yer alıyor ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefimiz doğrultusunda yapılması gereken çok iş var” ifadelerini kullandı. Şimşek ayrıca, daha fazla yatırımcı çekebilmek için ürün çeşitliliğinin artırılması gerektiğini belirterek, “Daha fazla yatırımcı çekmek için daha çeşitlendirilmiş bir ürün yelpazesine ihtiyacımız var. Geleneksel finansla rekabet edebilmek için daha fazla ürün sunmamız gerekiyor. Bu da kurumlarımızın daha yenilikçi olmasını gerektiriyor” dedi. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel İslami finans ekosisteminde daha güçlü bir konuma taşınmasının öncelikli hedefler arasında olduğunu da sözlerine ekledi. Bilal Erdoğan: “Gerçek Refahın Temelinde Adalet ve Amaç Odaklı Ekonomi Yer Alıyor” İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Necmeddin Bilal Erdoğan ise konuşmasında İslam ekonomisinin temelinde yer alan emanet, adalet ve sorumluluk ilkelerinin günümüz ekonomik sistemleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, gerçek refahın toplumun tüm kesimlerine yayılan, insan onurunu koruyan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ekonomik modellerle mümkün olabileceğini ifade etti. Erdoğan, ekonomilerin Makasıdü'ş-Şeria ekseninde yeniden değerlendirilmesinin daha kapsayıcı ve dayanıklı bir küresel ekonomik yapı oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtti. AlBaraka Stratejik Raporu Tanıtıldı Zirve kapsamında AlBaraka Forumu tarafından hazırlanan “İslami Ekonomi Hakkında AlBaraka Stratejik Raporu”nun lansmanı da gerçekleştirildi. Her beş yılda bir yayımlanması planlanan rapor, İslami ekonomiyi yalnızca finans sektörüyle sınırlı olmayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. İslami finans kuruluşları, küresel helal endüstrisi, İslami sosyal finans, dini kurumlar ve ibadet ekonomisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin makroekonomik görünümünü tek çatı altında değerlendiren rapor, sektörler arasındaki etkileşimleri ortaya koyarak sürdürülebilir kalkınma, sosyal adalet ve ekonomik dayanıklılık alanlarında önemli bir stratejik referans niteliği taşıyor. Uluslararası İş Birlikleri İçin Önemli İmzalar Atıldı Zirve kapsamında gerçekleştirilen üst düzey programda uluslararası iş birliklerini güçlendirecek çeşitli mutabakat zabıtları (MoU) da imzalandı. Bu kapsamda İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI) ile İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi arasında İslami finans ve tahkim alanlarında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik bir protokol imzalandı. Ayrıca Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi arasında İslam ekonomisi alanındaki akademik çalışmaların ve araştırmaların desteklenmesini amaçlayan bir iş birliği anlaşmasına varıldı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Yayıncılık Birliği (OSBU) arasında ise medya iş birliklerinin geliştirilmesi ve ortak yayın faaliyetlerinin artırılmasını hedefleyen bir mutabakat zaptı imzalandı. Bunun yanı sıra İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu arasında İslami finans, sermaye piyasaları, eğitim ve araştırma alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini öngören bir iş birliği anlaşması imzalandı. Anlaşma, İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu İcra Kurulu Başkanı Dato’ Mohammad Faiz Azmi tarafından, Necmeddin Bilal Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Partner ve Sponsorlara Plaket Takdimi Programın sonunda zirvenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan partnerler ve sponsor kuruluşlara teşekkür amacıyla plaket takdim töreni düzenlendi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen tören, günün anısına çekilen toplu fotoğrafla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul, Küresel İslam Ekonomisinin Geleceğine Ev Sahipliği Yapacak Haber

İstanbul, Küresel İslam Ekonomisinin Geleceğine Ev Sahipliği Yapacak

İslam ekonomisinin geleceğine yön veren karar alıcılar, uluslararası liderler, ekonomi otoriteleri, yatırımcılar, finans kuruluşları, akademisyenler ve sektör temsilcileri, 3-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan “3. Global İslami Ekonomi Zirvesi” kapsamında bir araya gelecek. Bu yıl “İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilecek zirvede; etik finans, reel ekonomi, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı ekonomik büyüme ekseninde küresel ölçekte önemli tartışmalara ev sahipliği yapılacak. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu tarafından, AlBaraka Summits Türkiye kapsamında organize edilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi stratejik ortaklığında gerçekleştirilecek. AlBaraka Group’un Global Partner, Halkbank’ın Host Partner, Türk Hava Yolları’nın Official Carrier, Anadolu Ajansı ve Demirören Medya’nın ise Global Communication Partner olarak yer aldığı zirve, Türkiye’nin küresel İslami finans ve ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Zirve, 3-6 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Finans Merkezi (İFM) Halkbank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilecek. Küresel Ekonomik Dönüşümün Yeni Boyutları İstanbul’da Ele Alınacak Küresel ekonomi ve finans sistemlerinde yaşanan dönüşümler, sermayenin yapısını ve kullanım biçimlerini yeniden şekillendirirken; İslam ekonomisi yaklaşımı sermayeyi yalnızca finansal bir araç olarak değil, etik sorumluluk, toplumsal fayda ve üretken ekonomik faaliyetlerle bütünleşen bir değer olarak ele alıyor. Bu perspektifle hazırlanan 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, İslam ekonomisi çerçevesinde sermayenin rolünü; temel ilkeler, stratejik yaklaşımlar ve sektörel uygulamalar üzerinden kapsamlı şekilde incelemeyi amaçlıyor. Zirvede ayrıca üretken sermaye dolaşımının güçlendirilmesi, kapsayıcı ekonomik katılımın artırılması ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen etik finans modellerinin yaygınlaştırılması gibi başlıklar öne çıkacak. Zirveye ilişkin değerlendirmede bulunan AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Sayın Abdullah Saleh Kamel şunları söyledi: “3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, sermayenin daha yüksek bir amaca hizmet etmesi gerektiğine dair inancımızı yansıtıyor: üretken büyüme, toplumsal denge ve sürdürülebilir kalkınma. Türkiye; servet, sorumluluk ve reel ekonomik değer üzerine yürütülen bu küresel diyaloğu ileri taşımak adına güçlü bir zemin sunuyor.” AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Sayın Yousef Hassan Khalawi ise şu ifadeleri kullandı: “Bu zirve, tartışmaların ötesine geçerek somut çıktılar üretmek amacıyla tasarlandı. Kurumların ortak öncelikleri belirleyebileceği, iş birlikleri geliştirebileceği ve sermayenin üretken, etik ve dayanıklı ekonomileri desteklemedeki rolünü güçlendirecek girişimler oluşturabileceği bir platform olacak.” Finans, Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Aynı Platformda Buluşacak Zirveye katılması beklenen önemli Türk ve uluslararası isimler arasında; Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi Finansmanı Özel Temsilcisi Prof. Dr. Mahmoud Mohieldin, T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Malezya Merkez Bankası Başkanı Abdul Rasheed Ghaffour, Filistin Para Otoritesi Başkanı Yahya Jawdat Hafez Shunnar, Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye Varlık Fonu CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut, İstanbul Finans Merkezi CEO’su Ahmet İhsan Erdem ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan yer alıyor. Dört gün sürecek zirve boyunca; merkez bankaları, ekonomi yönetimleri, uluslararası yatırım kuruluşları, küresel bankacılık grupları, akademisyenler ve finansal teknoloji liderlerinin katılımıyla çok sayıda panel, oturum ve stratejik toplantı gerçekleştirilecek. Zirvenin öne çıkan başlıkları arasında şunlar yer alıyor: • Küresel ekonomi ve sermaye akışları • İslami bankacılık ve katılım finansı • İslami sermaye piyasaları ve sukuk • Vakıf sistemleri ve sosyal finans • Yapay zekâ ve dijital finans teknolojileri • Fintek ve İslami dijital yatırım araçları • Sürdürülebilir kalkınma ve etik yatırım modelleri • Girişimcilik ve KOBİ finansmanı • Uluslararası ekonomik entegrasyon modelleri Program kapsamında ayrıca; Merkez Bankaları ve Bakanlar Düzeyi Paneli, İslami Bankacılık Grupları CEO Paneli, Sermaye Oluşumu ve İslami Sermaye Piyasaları Paneli, Vakıf ve Sürdürülebilir Sermaye Paneli ile Dijital Sermaye ve Finansal İnovasyon Paneli gibi üst düzey oturumlar gerçekleştirilecek. Zirvenin dikkat çeken başlıklarından biri de AlBaraka Stratejik İslam Ekonomisi Raporu’nun lansmanı olacak. İslam ekonomisinin farklı boyutlarını tek bir bütüncül vizyonda bir araya getiren kapsamlı stratejik referans niteliğindeki rapor, ilk kez kamuoyuyla paylaşılacak. Katılımcılar ayrıca “Sermaye Ne İnşa Eder?” başlıklı açılış filmini izleme fırsatı bulacak. Filmde, İslami finansın sermayeyi reel ekonomiyle nasıl buluşturduğu; altyapı, istihdam ve uzun vadeli istikrar üzerinden somut etkiye nasıl dönüştürdüğü anlatılacak. Zirve kapsamında Wahed tarafından kurumsal bir çalıştay, İbn Haldun Üniversitesi tarafından ise kurumsal sunum gerçekleştirilecek. Ayrıca İslam Bankaları ve Finans Kuruluşları Genel Konseyi (CIBAFI) iş birliğiyle sektör strateji diyaloğu, İslam Ekonomisi Stratejik Düşünce Merkezi tarafından çalıştay ve Orta Asya’da İslam Ekonomisi ve Helal üzerine yuvarlak masa toplantısı düzenlenecek. Toplam 1 milyon Suudi Riyali ödül değerine sahip ve sektörün en prestijli ödüllerinden biri olarak kabul edilen Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü (SKIEA) himayesinde; yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin araştırmalarını ve akademik projelerini sunabilecekleri etkileşimli akademik bir girişim de program kapsamında yer alacak. Stratejik İş Birlikleri ve Uluslararası Katılım Dikkat Çekiyor Zirve, akademik ve sektörel tartışmaların ötesinde; uluslararası ekonomik iş birliklerinin geliştirilebileceği stratejik bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Program kapsamında düzenlenecek mutabakat zaptı (MoU) imza törenleriyle yeni iş birliklerinin kurulması beklenirken; VIP networking buluşmaları, özel resepsiyonlar ve gala programları da uluslararası katılımcıları İstanbul’da bir araya getirecek. Zirve kapsamında ayrıca; İslam Bankaları ve Finans Kuruluşları Genel Konseyi (CIBAFI) ile İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi (OIC-AC), Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Yayıncılık ve Televizyon Birliği (OSBU) ve son olarak İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Sermaye Piyasası Kurulu arasında stratejik mutabakat zaptları imzalanacak. İslam Ekonomisinin Dünyadaki Önde Gelen Platformlarından Biri Daha önce İstanbul, Londra ve Medine gibi önemli şehirlerde düzenlenen AlBaraka Summits, İslam ekonomisi ve katılım finansı alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası platformları arasında gösteriliyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından üst düzey kamu temsilcileri, merkez bankaları, finans kuruluşları, yatırım fonları, akademisyenler ve medya kuruluşlarını bir araya getiren zirve; İslam ekonomisinin küresel ekonomik dönüşüm süreçlerindeki görünürlüğünü daha da artırmayı amaçlıyor. Güçlü Sponsor Desteği Üçüncü Global İslami Ekonomi Zirvesi, seçkin sponsorların desteğiyle gerçekleştiriliyor. Zirvede; Ziraat Katılım Bankası Platinum Sponsor, Türkiye Katılım Sigorta, Takasbank, Fuzul ve Emlak Katılım Gold Sponsor, Yıldız Holding Silver Sponsor, Kalyon İnşaat Bronze Sponsor, Ayhan Hukuk 7. Panel Sponsoru ve Halal 360 ise Yuvarlak Masa Toplantısı Sponsoru olarak yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Liderleri WIRED Türkiye Sahnesinde Buluştu Haber

Teknoloji Liderleri WIRED Türkiye Sahnesinde Buluştu

15 Mayıs’ta Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleşen WIRED Türkiye lansmanı; teknoloji, yapay zekâ, finans, içerik üretimi ve yeni nesil iş modellerine odaklanan oturumlarla sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Etkinliğin öğleden sonra devam eden oturumlarında ise finans teknolojilerinden dijital içerik dünyasına, yapay zekâdan küresel vizyona kadar farklı başlıklar ele alındı. Longevity ve Biyoteknolojiyle Sağlıkta Yeni Dönem Klinik Psikolog Esra Çavuşoğlu, “Longevity: Geleceğin Sağlık Algısı” başlıklı özel oturumda sağlık teknolojileri, biyolojik veri takibi ve uzun yaşam yaklaşımının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu, “Yapay zekâ ve biyoteknolojiyle birlikte insanlar artık kendi bedenini daha yakından tanıdığı ve yönettiği yeni bir döneme giriyor” dedi. Yapay Zekâ ve Robotik Çağında İnsanlığın Geleceği Tartışıldı Doğuş Üniversitesi İş Dünyası ve İnovasyon Hub Direktörü Turhan Karakaya, “Yapay Zekâ, Robotik ve Üstün İnsan İlişkisi” başlıklı özel oturumda, “Teknoloji artık yalnızca bizim kullandığımız bir araç değil; insan hayatının, şehirlerin ve karar mekanizmalarının doğrudan bir parçasına dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde mesele yalnızca teknolojiyi kullanmak değil, onunla nasıl bir insanlık modeli kuracağımız olacak” ifadelerini kullandı. “Topluluk Çağı 2.0” panelinde YouTube Türkiye Stratejik İçerik Partnerlikleri Müdürü Bora Başman moderatörlüğünde içerik üreticileri Mert Bayantemur ve Ada Büyük dijital topluluk kültürünü değerlendirdi. Finans Dünyasında Yeni Dönem: Görünmez Bankacılık ve Yapay Zekâ AIONIRE Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceğin Bankası” panelinde dijital bankacılık, görünmez finans ve yapay zekâ destekli finansal hizmetlerin geleceği ele alındı. Fibabanka Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Mert, bankacılığın artık müşterinin hayatına görünmez şekilde entegre olduğunu vurgulayarak, “Müşterinin bulunduğu yerde, ihtiyacını doğru anlayan ve hayatını kolaylaştıran yapılar geleceğin bankacılığını şekillendirecek” dedi. Wamo Group Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Deniz Güven ise yeni nesil finansal modellerde teknoloji kadar operasyonel dönüşümün de kritik hale geldiğini belirterek, yapay zekâ ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin finans dünyasının dönüşümünde belirleyici rol oynadığını ifade etti. Küresel Liderlik, Teknoloji ve Adaptasyonun Geleceği Konuşuldu Global Turks Vakfı Kurucu Başkanı ve Heidrick & Struggles Türkiye Kurucusu Ayşegül Dicle Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Geleceği Tasarlayan Küresel Vizyon” panelinde; liderlik, teknoloji dönüşümü ve küresel rekabette öne çıkan yeni nesil yetkinlikler ele alındı. IBM Türkiye CEO’su Işıl Kılınç Gürtuna, değişimden korkmamanın ve sürekli öğrenmenin yeni dönemin en kritik liderlik becerileri arasında yer aldığını vurguladı. Microsoft Güney Avrupa Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ise küresel organizasyonlarda sürdürülebilir başarının teknik yetkinlik kadar empati, iletişim ve farklı kültürlerle birlikte çalışabilme becerisi gerektirdiğini ifade etti. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz de teknoloji yatırımlarında cesur davranmanın ve dünya standartlarında işler üretmenin kurumlar için artık temel bir gereklilik haline geldiğini söyledi. Meta’dan Yapay Zekâda Yeni Dönem Vurgusu: “Kişisel AI Asistanları Hayatın Parçası Olacak” Meta Türkiye Direktörü Gül Yüksel Akkaya, “Yapay Zekâ ile Bağlantıların Geleceği” başlıklı özel oturumda Meta’nın yapay zekâ vizyonunu ve yeni nesil AI asistanlarını anlattı. Akkaya, bugün Meta AI’ın yaklaşık 1 milyar kullanıcıya ulaştığını belirtirken, Meta’nın yapay zekâ yatırımları kapsamında yaklaşık 62 milyar dolarlık bütçe planladığını aktardı. Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı moderatörlüğünde gerçekleşen “Sermaye, Teknoloji ve Yeni Büyüme Alanları” panelinde, Tera Teknoloji Holding CEO ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Cebrail Taşkın, klasik holding yapılarının yerini teknoloji, dönüşüm ve globalleşme odaklı yeni nesil organizasyon modellerine bıraktığını vurguladı. Taşkın, “Biz yalnızca sermaye koyan bir yapı değiliz; yatırım yaptığımız şirketleri dönüştürmeye, rekabetçi hale getirmeye ve global ölçekte büyütmeye odaklanıyoruz. Türkiye’de üretilen değerin dünya ölçeğinde büyümesini önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ Çağında Şirket Kültürü, Eğitim ve Karar Mekanizmaları Dönüşüyor Dijital Stratejist ve Teknoloji Trend Anlatıcısı Hande Aydın moderatörlüğünde gerçekleşen “Yapay Zekâ Çağında Strateji, Kültür, İnovasyon” panelinde; yapay zekânın şirket kültürü, eğitim ve karar süreçleri üzerindeki etkisi ele alındı. Connectmind AI Kurucu Ortağı Burcu Ağma, yapay zekânın yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir düşünce partnerine dönüştüğünü vurgularken; eğitim teknolojileri lideri Dr. Işıl Boy Ergül ise yeni dönemde yapay zekâ okuryazarlığı ve “öğrenmeyi öğrenme” becerisinin kritik hale geldiğine dikkat çekti. Teknoloji, Algoritma ve Creator Ekonomisinin Yeni Dönemi Havas İstanbul CEO’su Cüneyt Devrim moderatörlüğünde gerçekleşen “Merakın Algoritması: Teknoloji, İçerik ve Yeni İzleyici” panelinde, dijital içerik dünyasının dönüşümü, creator ekonomisi ve yapay zekânın içerik üretimine etkisi ele alındı. Youtube Yayıncısı Orkun Işıtmak ise içerik üreticiliğinin dönüşen yapısına dikkat çekerek, “Yapay zekâyı artık yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, üretimi hızlandıran ve geliştiren güçlü bir araç olarak görüyoruz. Ancak izleyicinin gerçekten bağ kurduğu şey hâlâ insan hikâyesi, samimiyet ve sürdürülebilir üretim” dedi. İnsanlık, Yapay Zekâ ve Geleceğin Felsefesi Üzerine Çarpıcı Bir Perspektif İş filozofu, yazar ve teknoloji yatırımcısı Anders Indset, “Tekillik Paradoksu: İnsanlık ile Yapay Zekâ Arasındaki Boşluğu Kapatmak” başlıklı özel oturumda yapay zekâ çağında insanlığın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Indset, “Mesele yalnızca yapay zekâyı geliştirmek değil; bu teknolojinin geleceğini hangi değerler ve hangi insanlık anlayışıyla şekillendireceğimiz. Gelecek tahmin edilen değil, birlikte yazılan bir şey” dedi. Gün boyu süren paneller, özel oturumlar ve networking buluşmalarının ardından etkinlik, özel After Party ile sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Holding’in Kombine Yatırımları Son 5 Yılda 16,5 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Koç Holding’in Kombine Yatırımları Son 5 Yılda 16,5 Milyar Dolara Ulaştı

Koç Holding, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre Koç Holding, 2026 yılının ilk çeyreğinde konsolide bazda toplam 16,6 milyar USD gelir elde ederken, yaklaşık 708 milyon USD kombine yatırım gerçekleştirdi. Böylece şirketin son 5 yıldaki kombine yatırımları 16,5 milyar USD’ye ulaştı. Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Topluluğu’nun 100. yılını yalnızca bir dönüm noktası olarak değil; Türkiye’ye ve Cumhuriyet değerlerine duyulan güçlü bağlılığın göstergesi olarak gördüklerini ifade etti. Çakıroğlu, “İlk yüzyılımızda olduğu gibi ikinci yüzyılımızda da ülkemize duyduğumuz güvenle güçlü yatırımlara devam ediyoruz. Milli gelire, istihdama, ihracata katkı sağlamayı, her koşulda kalıcı değer üretmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. Çakıroğlu, “Belirsizliklerin arttığı bir dünyada sağlam bilançomuzu, kuvvetli likiditemizi, geniş tedarik zincirimizi ve yetkin insan kaynağımızı; daha stratejik ve güçlü adımlar atabilmenin zemini olarak görüyoruz. Portföyümüzü her zaman olduğu gibi uzun vadeli bakış açısıyla güncelliyor, köklü yatırımlarımızın bulunduğu sektörlerde derinleşirken, bilgi birikimimizi ve deneyimimizi geleceğin rekabetçi alanlarına aktarmaya odaklanıyoruz” diye konuştu. Topluluk şirketlerinin faaliyetlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Çakıroğlu, şunları ifade etti: “Arçelik, Asya Pasifik bölgesinde faaliyet gösteren Arçelik Hitachi Home Appliances ortak girişimindeki paylarını, diğer pay sahibi olan Hitachi Global Life Solutions Inc.’ye devretmek üzere anlaştı. Arçelik bu adımla birlikte odak pazarları olan Türkiye, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya bölgelerindeki faaliyetlerine yoğunlaşacak ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda ilerleyecek. Diğer yandan küresel otomotiv sektörünün geleneksel üretim anlayışından bütünsel mobilite ekosistemlerine doğru evrildiği dönemde Ford Otosan da satış süreçlerinin finansman faaliyetlerini daha etkin ve müşteri deneyimi odaklı yönetmeye yönelik stratejik bir adım attı. Ford Otosan, Ford ve Ford Trucks markalarının en büyük perakende finansman iş ortağı olan Koç Finansman A.Ş.’nin paylarının tamamını yasal onayların tamamlanmasının ardından devralacak” dedi. Tedarik zincirleri çeşitlendiriliyor Tedarik zincirlerinin çeşitlenmesine yönelik atılan adımlara da değinen Çakıroğlu, “Tüpraş dalgalı küresel enerji piyasasında ülkemize akaryakıt tedarikini aksatmamak üzere var gücüyle çalışıyor, ham petrol temin ettiği kaynakları çeşitlendirerek kapasite kullanım oranlarını yüksek seviyelerde tutmayı hedefliyor” diye konuştu. Çakıroğlu, Aygaz’ın ilk çeyrekte yaptığı yatırıma atfen de, “Türkiye LPG sektörünün lideri Aygaz, küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı arz güvenliğini ve küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla Hyundai Heavy Industries ile imzalanan sözleşmeler kapsamında bu yıl toplam üç gemi siparişi verdi” dedi. Bankacılık sektörüne ilişkin Çakıroğlu, “Yapı Kredi, finansal teknolojiler ve ödeme sistemleri alanındaki yatırımlarını büyütme kararı aldı. Bankanın yüzde 100 iştiraki Yapı Kredi Finansal Teknolojiler bünyesinde, 200 milyon TL sermaye ile ödeme hizmetleri şirketi kuruluyor. Ayrıca Yapı Kredi’nin, güvenli, şeffaf ve düzenlemelerle uyumlu bir kripto varlık ekosistemi oluşturma hedefiyle SPK’ya yaptığı kripto varlık platformu kuruluş başvurusu da onaylandı” ifadelerini kullandı. Koç Holding, S&P Dow Jones 2026 Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda ‘Endüstriyel Holdingler’ kategorisindeki tek Türk şirket Koç Topluluğu’nun sürdürülebilirlik alanında yürüttüğü çalışmaların uluslararası ölçekte karşılık bulmaya devam ettiğini belirten Çakıroğlu, “Koç Holding S&P Dow Jones 2026 Sürdürülebilirlik Yıllığı'na (Sustainability Yearbook) dahil edilmeye hak kazanarak ‘Endüstriyel Holdingler’ kategorisinde yıllıkta yer alan tek Türk şirket oldu. Topluluk şirketlerimiz arasında Arçelik, Ford Otosan ve Tüpraş da bu yıllıkta yer aldı” dedi. Topluluk şirketlerinin bu çeyrekteki sürdürülebilirlik çalışmalarından da örnekler veren Çakıroğlu, Yapı Kredi’nin uluslararası piyasalarda gerçekleştirdiği ilk mavi tahvil ihracının 50 milyon dolar tutarında ve 5 yıl vadeli olarak tamamlandığını sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem! Haber

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem!

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi de yatırımcıların önceki dönemlerde daha çok pazar büyüklüğü, işgücü maliyeti ve regülasyona bakarken; bugün yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme-transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarın da aynı masada değerlendirildiğine dikkat çekti. Kırılganlığın artık sadece savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirten Murat Çiftçi, “Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyası yatırımcılar açısından daha hassas görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu da 2025-2026 risk raporlarında özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı. Dolaylı etkiler de teminat tasarımının merkezine taşınıyor Klasik poliçelerin artık tek başına yeterli görülmediğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Piyasada artık siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi (Contingent business interruption), ticaretin aksaması ve kesintiye uğraması (trade disruption) ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapılar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle çok uluslu şirketlerde, bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkilemesi daha görünür hale geldiği için, sigorta da bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük şekilde gelişiyor. Lloyd’s ve uluslararası broker raporları, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösteriyor” dedi. Siyasi risk sigortası kapsamındaki temel başlıklar Murat Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans/izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda kritik hale geldiğini belirterek “Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımları bu açıdan öne çıkıyor. Kapsam tarafında en temel başlıklar; kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi gibi riskler. Dünya Bankası Grubu’na bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) da siyasi risk sigortasını tam olarak bu eksende tanımlıyor ve başlıca teminatları transfer döviz transfer kısıtları ve yerel paranın dövize çevrilememesi, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıralıyor” diye konuştu. Reasürans, daha seçici, veri odaklı ve şartlı davranıyor Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; reasürans tarafında tablo tamamen “iştah kaybı” şeklinde değil; daha seçici, daha veri odaklı ve daha şartlı bir iştah olarak görülüyor. Yani kapasite bazı alanlarda hâlâ güçlü, ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetimi çok daha hassas hale geldi. Murat Çiftçi şöyle devam etti: “Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde underwriting daha ayrıntılı yapılıyor. Buna karşılık bazı specialty alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin devam ettiğini de görüyoruz. 2025-2026 piyasa raporları, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösteriyor.” Yatırım kararında ülke gündemi tek başına belirleyici değil “Artık yatırım kararı verilirken sadece ülkenin bugünkü görünümüne değil, şoklara ne kadar dayanıklı olduğuna bakılıyor” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş riskleri bulunuyor. Sektöre göre ağırlık değişiyor: enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide veri-egemenliği ve ihracat kısıtları daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.” Uluslararası alanda en çok tercih edilen stratejiler Murat Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı en çok tercih edilen koruma stratejileri de şu şekilde sıraladı: “En çok tercih edilen strateji, tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak. Bunun içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet/terör, savaş riski, contingent business interruption, trade credit, marine war ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümler yer alabiliyor. Şirketler ayrıca programlarını bölge bazlı ayırıyor, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritalıyor ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ediyor. Piyasadaki eğilim, korumayı “hasar sonrası ödeme” mantığından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği mantığına taşımak yönünde. Lloyd’s raporları da bu senaryo-temelli yaklaşımın giderek standartlaştığını gösteriyor.” Jeopolitik riskte sigorta tek çözüm olmayacaktır Şirketlerin, jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında kullandıkları önleyici mekanizmalar ile ilgili bilgi veren Murat Çiftçi, “Burada en etkili yaklaşım, sigortayı tek çözüm olarak görmemek. Şirketlerin, ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleri ile eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme plan oluşturması ve operasyonel esneklikleri artırması da gerekiyor. Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve doğru sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı. Tek ülke, tek tedarikçi, tek rota bağımlılığı azaltılmalı. Paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmaları yapılmalı” dedi. 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendler Murat Çiftçi, 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendlerin, sigorta sektörüne etkilerine yönelik, “2026 ve sonrasında sigorta ürünleri daha modüler, daha parametrik ve daha senaryo odaklı hale gelecek. Çünkü önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimi birlikte çalışacak gibi görünüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha kompleks bir risk evrenine işaret ediyor. Sigorta sektörü de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerli Yazılımların Sayısının Artmasıyla Geleceğe Önemli Bir Miras Bırakabiliriz Haber

Yerli Yazılımların Sayısının Artmasıyla Geleceğe Önemli Bir Miras Bırakabiliriz

Yerli teknoloji kullanımının teşvik edilmesini amaçlayan Ulusal Yazılım Günü, yazılım testi sektörü için de büyük bir anlam taşıyor. Teknoloji odaklı danışmanlık ve eğitim firması TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, yerli yazılımların sayısının artmasının sektörel büyüme ve ülkemizin zihinsel sermayesinin gelişimi açısından oldukça önemli olduğunu vurguluyor. Yerli yazılımların önemine dikkat çeken TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Öncelikle; yerli yazılımların sayısının artmasını teknolojiden bağımsız düşünüyorum diyebilirim. Sermaye denince sadece maddi bir anlam çıkarılmamalı, biz en önemli sermayenin zihinsel sermaye olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda; yazılım testi ve kalite güvencesi alanındaki uzmanlığımızı yalnızca yurt içiyle sınırlamıyor; uluslararası ölçekte de danışmanlık ve eğitim hizmetleri sunarak teknoloji ihracatına katkı sağlıyoruz.” açıklamasını yaptı. “Global pazarda daha etkin bir oyuncu olmayı hedefliyoruz” Bugüne dek 10’dan fazla ülkede yaklaşık 50 kurumla iş birliği gerçekleştirdiklerini açıklayan Sarıalioğlu, “Bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında hem tecrübemizi geleceğe aktarmak hem de ülkemizin zihinsel sermayesini ihraç etmek var. Bu vizyonumuz paralelinde tutkuyla çalışmayı, değer üretmeyi sürdürüyoruz. Bugüne dek, Almanya, Portekiz, Yunanistan, Azerbaycan ve Hollanda başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden çeşitli kurumlarla iş birlikleri geliştirdik. Bu paralelde eğitim, sınav ve danışmanlık hizmetleri aracılığıyla bilgi ve uzmanlık ihracatı yapıyoruz. Genel iş kapasitemizin yaklaşık yüzde 40’ı yurt dışına sağladığımız bu hizmetlerden oluşuyor. Önümüzdeki dönemde bu oranı artırarak global pazarda daha etkin bir oyuncu olmayı ve Türkiye'nin teknoloji ihracatındaki katma değerini yükseltmeyi hedefliyoruz.” şeklinde sözlerine devam etti. Dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalıştığını açıklayan Barış Sarıalioğlu, “Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor, yıllık büyüme yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Dünya genelinde yazılım test aktivitelerinin yüzde 60’tan fazlası ise outsource ediliyor. Sektörün büyümesiyle birlikte test mühendisliği bir kariyer alanı hâline gelirken, test otomasyonu, yapay zekâ destekli test araçları ve kullanıcı deneyimi odaklı test yaklaşımları gibi modern yöntemlere olan talep de hızla artıyor. Ülkemiz, bu hızlı dönüşümde etkin bir rol oynamalı. Bizler de bu konuda elimizden geleni yapıyoruz. Her fırsatta hem gençlerle hem de çocuklarla bir araya gelerek teknoloji okur yazarlığına ve dijital dönüşüme dikkat çekmeye çalışıyorum. Soru soran, hayal kuran, öğrenmeye açık bireylerle aynı ortamda olmak insana umut veriyor.” diyor. TesterYou: “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” Barış Sarıalioğlu, “Sunduğumuz danışmanlık ve eğitim hizmetleriyle yalnızca yerel pazarda değil, aynı zamanda Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda da aktif rol üstleniyoruz. Kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefliyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Finansman A.Ş., Türkiye’deki Finansman Seçeneklerini Genişletecek Haber

Siemens Finansman A.Ş., Türkiye’deki Finansman Seçeneklerini Genişletecek

1997 yılından itibaren finansal kiralama (leasing) hizmeti sunan Siemens Finansal Hizmetler’in deneyimi üzerine inşa edilen Siemens Finansman A.Ş., Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) lisansı ile faaliyet gösterecek ve 500 milyon TL’lik sermaye yapısıyla müşterilerine çok daha geniş kapsamlı ve esnek finansman çözümleri sunacak. Siemens’in ülkemizde hayata geçirdiği yeni finansman yapısı, Türkiye’nin üretim gücüne, sanayi dönüşümüne ve dijitalleşme potansiyeline duyulan stratejik güveni de ortaya koyuyor. Siemens Finansman A.Ş., yazılım, dijital çözümler, servisler ve entegre projeleri kapsayan çok yönlü ve bütünsel bir yapıda kurgulandı. Böylece bu hizmeti alan tüm kurum ve kuruluşlar teknoloji yatırımlarını daha esnek ve planlı finansman modelleriyle hayata geçirme imkânına sahip olacak. Bu hizmet kapsamında özellikle sanayide ve üretimin hemen her aşamasında dijitalleşme, verimlilik artışı ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yatırımlarının devamlılığını sağlamak amacıyla finansman tarafında daha güçlü bir yapı oluşturuluyor. Yeni yapı ile hizmet alan müşteriler, tedarik ettikleri ürün ve hizmetlerin ödemelerini vadeli olarak gerçekleştirebilecek. Böylece müşterilerin, yatırımlarını devreye aldıktan sonra ödeme planlarını başlatabilmeleri ve nakit akışlarını daha etkin yönetebilmeleri de sağlanmış olacak. Leasing ile desteklenen makine ve ekipman yatırımlarına ek olarak geliştirlen bu modelin, leasing kapsamı dışında kalan dijital çözümleri, yazılım ve bütünleşmiş projeleri kapsaması planlanıyor. Bu yeni finansman modeli ile “Şimdi Al, Sonra Öde” yaklaşımı, Siemens’in bu alandaki küresel vizyonunun Türkiye’deki yansıması olarak şekilleniyor. Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin üretim ekosisteminde sanayiden ileri teknoloji yatırımlarına, üretim altyapısından farklı sektörlere kadar tüm paydaşlar için en temel gerekliliklerden biri sürdürülebilir ve erişilebilir finansman olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda biz de ülkemizin üretim kapasitesine, mühendislik gücüne ve dönüşüm potansiyeline olan inancımız doğrultusunda, müşterilerimizin yatırım kararlarını destekleyecek daha güçlü ve sürdürülebilir bir finansman altyapısını devreye alıyoruz. Siemens Finansman A.Ş., yalnızca finansal bir yapı değil, Türkiye’nin sanayi ve dijital dönüşüm yolculuğuna duyduğumuz güvenin de bir göstergesi. Amacımız, yatırım yapmak isteyen iş ortaklarımızın yanında durarak dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarına katkı sağlamak” Siemens Finansman A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Girginer ise yeni yapının işleyişine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “500 milyon TL’lik güçlü sermaye yapımızla sürdürülebilir bir finansman kapasitesi oluşturuyoruz. Siemens Finansman A.Ş. aracılığıyla ürün, yazılım, servis ve bütünleşmiş projeleri kapsayan uçtan uca finansman çözümleri sunarak müşterilerimizin yatırım süreçlerini desteklemeyi hedefliyoruz. Mevcut leasing faaliyetleri Siemens Finansal Kiralama A.Ş. çatısı altında devam ederken, Siemens Finansman A.Ş. esnek finansman modelleriyle Siemens ürün ve çözümlerini tamamlayıcı bir rol üstlenecek. Bu iki yapı birlikte, müşterilerin farklı ihtiyaçlarına uygun çözümler sunan bütünleşmiş bir finansman yaklaşımı oluşturacak”. Siemens, Türkiye’deki sanayi ve teknoloji yatırımlarını desteklemeye yönelik bu yeni adımıyla, yalnızca ürün ve hizmet sağlayıcısı değil; aynı zamanda dönüşümün finansal ortağı olma vizyonunu da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.