Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sertifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Sertifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DHL eCommerce Türkiye, Bir Kez Daha En İyi İşveren Sertifikası Kazandı Haber

DHL eCommerce Türkiye, Bir Kez Daha En İyi İşveren Sertifikası Kazandı

DHL eCommerce Türkiye, insan ve kültür odağında yürüttüğü dönüşüm çalışmaları ile çalışan memnuniyeti ve bağlılığını merkeze alan insan kaynakları uygulamaları sayesinde, 2026 yılında da başarısını uluslararası ölçekte ortaya koydu. Şirket, Top Employers Institute tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda Avrupa, Türkiye ve Büyük İşletmeler kategorilerinde 2026 yılında da sertifika almaya hak kazanarak bu alandaki istikrarlı başarısını bir kez daha kanıtladı. DHL eCommerce Türkiye İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Seda Armağan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “DHL eCommerce Türkiye olarak, hayata geçirdiğimiz dönüşüm sürecini tek seferlik bir değişim olarak değil, çalışan memnuniyetini ve bağlılığını merkeze alan uzun vadeli bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Geri bildirim kültürünü güçlendiren, eğitim ve kariyer gelişimini destekleyen, çalışanlara global projelere katılma fırsatı sunan, kapsayıcı bir çalışma ortamını kalıcı hale getiren uygulamalara odaklanıyoruz. Bu yıl üç farklı kategoride Top Employer sertifikasını yeniden almaya hak kazanmamız, sürdürülebilir bir ilerleme kaydettiğimizi göstermesi yönünden oldukça değerli.” Yüksek performans gösteren tutarlı şirketler sertifika alıyor Dünya çapında 131 ülke ve bölgede faaliyet gösteren İnsan Kaynakları sertifikasyon kurumu Top Employers Institute, şirketlerin İnsan Stratejisi, Çalışma Ortamı, Yetenek Kazanımı, Öğrenme, Çeşitlilik, Eşitlik & Kapsayıcılık ve Çalışan Refahı gibi alanlardaki uygulamalarını değerlendiriyor. Veri temelli ve insan odaklı stratejileriyle iş hedeflerine katkı sağlayan, çalışan etkileşimini ve büyümeyi destekleyen uygulamalarıyla yüksek performans elde eden ve bağımsız denetimden geçen şirketlere ise sertifika veriliyor. Top Employers Institute CEO’su Adrian Seligman, “Teknolojik gelişmelerin, ekonomik dalgalanmaların ve değişen sosyal dinamiklerin öne çıktığı bir ortamda, bireylerin ve kurumların zorlukların üstesinden gelme çabasını ilham verici buluyoruz. Bu yıl Top Employers Sertifikasyon Programı, dünya standartlarında İK stratejileri ve uygulamalarını tutarlı bir şekilde hayata geçiren kurumların, ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. 2026’nın insan odaklı liderlerini ve ekiplerini kutluyoruz.” dedi. DHL eCommerce’in üst üste elde ettiği başarılı sonuçları da tebrik eden Seligman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu olağanüstü başarıdan dolayı DHL eCommerce Türkiye’nin tüm İK ekibini ve tüm çalışanlarını tebrik ediyoruz. Denetim sürecinde özellikle öne çıkan iki konu İşveren Markası ve Eğitim oldu. İşveren Markası alanında DHL eCommerce Türkiye, işveren markası faaliyetlerini çalışan deneyimiyle benzersiz bir şekilde uyumlandırma konusunda üstün bir başarı sergiledi.” DHL eCommerce Türkiye Hakkında Ekim 2023 itibarıyla dünyanın en büyük lojistik şirketlerinden DHL Group ailesine dahil olan MNG Kargo, 22 Mayıs 2025 itibarıyla faaliyetlerine DHL eCommerce ismiyle devam etmektedir. 850’yi aşkın şube, 29 transfer merkezi, 4.100’den fazla araç ve 10.000’in üzerinde çalışanıyla Türkiye genelinde faaliyet gösteren şirket; DHL’in küresel lojistik gücünü, MNG Kargo’nun yerel uzmanlığıyla birleştirerek bireysel ve kurumsal müşterilerine hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir kargo çözümleri sunar. DHL eCommerce, 15’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 50 bini aşkın kişiye istihdam sağlayan DHL Group’un e-ticaret taşımacılığına odaklanan global iş birimidir. Türkiye yapılanmasıyla birlikte Avrupa teslimat ağını tamamlayan DHL eCommerce, sunduğu uçtan uca çözümler ve teknoloji yatırımlarıyla, ülkemizin lojistik altyapısını güçlendirmeyi ve Türkiye’yi bölgesel bir dağıtım merkezi haline getirmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda, e-ihracat çözümleri ile yerli firmaların dünya pazarlarına açılmasına destek olarak Türkiye ekonomisine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji TOPCon High Efficiency Hücreleriyle Uzun Ömür ve Performans Sertifikası Kazandı Haber

CW Enerji TOPCon High Efficiency Hücreleriyle Uzun Ömür ve Performans Sertifikası Kazandı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, yerli üretim kabiliyetiyle geliştirdiği yüksek verimli TOPCon High Efficiency güneş hücreleri ile uluslararası düzeyde önemli bir başarıya daha imza attı. Firma, IEC 63209 sertifikasını almaya hak kazanarak, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliğini bir kez daha tescilledi. Sertifikasyon süreci kapsamında CW Enerji’nin yerli TOPCon High Efficiency hücreleri; yüksek sıcaklık, nem, mekanik yük, termal döngü ve UV gibi zorlu çevresel koşullara karşı uzun süreli dayanıklılık testlerinden başarıyla geçti. Daha önce IEC 61215 sertifikasını alan CW Enerji, IEC 63209 sertifikasıyla birlikte ürün dayanıklılığını ve saha performansını daha ileri seviyede kanıtlamış oldu. Tarık Sarvan: Bizim için büyük bir gurur kaynağı CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, alınan sertifikaya ilişkin değerlendirmesinde, bu başarıyla birlikte hem yerli üretim kapasitelerini güçlendirdiklerini hem de küresel pazarlarda rekabet üstünlüğünü geliştirdiklerini söyledi. Bu adımın CW Enerji’nin yüksek verimli yeni nesil hücre teknolojilerindeki yerlileşme hedefi, AR-GE gücü ve uzun ömürlü ürün üretme vizyonunun en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Sarvan, “Yerli ve milli üretim anlayışımız doğrultusunda hayata geçirdiğimiz TOPCon High Efficiency güneş hücresi yatırımlarımızın, uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından da tescillenmesi bizim için büyük bir gurur kaynağı. IEC 63209 Sertifikası, teknolojimizin yalnızca verimlilik açısından değil, uzun dönem güvenilirlik ve dayanıklılık açısından da dünya standartlarında olduğunu kanıtlıyor. Aldığımız her sertifika ile “Türkiye’nin teknoloji üretme gücünü bir üst seviyeye taşıyoruz” dedi. Teknoloji odaklı yerli üretim gücü uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi Güneş paneli ve hücrelerinin dayanıklılığını ve performansını doğrulayan uluslararası standartlardan IEC 61215 sertifikasının, uzun yıllardır sektörde ‘temel güvenilirlik standardı’ olarak kabul edildiğini ifade eden Savan, bu standartın sıcaklık döngüleri, nem-ısı dayanımı, mekanik yük testleri gibi temel çevresel zorlayıcı koşullarda ürünün performansını doğruladığını kaydetti. Sarvan, “IEC 63209 ise özellikle yüksek verimli yeni nesil hücre teknolojileri için güvenilirlik doğrulamasını daha ileri taşıyan bir yaklaşımdır. Bu standart kapsamında aynı testlerin bazıları daha uzun süre ve daha zorlu koşullarda uygulanarak, ürünün gerçek saha şartlarında daha uzun ömürlü performans göstermesi hedeflenir. IEC 63209 süreci, güneş hücrelerinin yalnızca laboratuvarda değil, uzun yıllar boyunca gerçek dış ortam etkilerine maruz kaldığında nasıl davranacağını daha iyi simüle etmeyi amaçlar. Bu sertifikayla birlikte CW Enerji’nin teknoloji odaklı yerli üretim gücünün uluslararası ölçekte bir kez daha tescilledik” diye konuştu. Yerli ve milli üretim yaklaşımı Sürdürülebilir büyüme ve teknoloji odaklı üretim hedefiyle çalışmalarına kararlılıkla devam ettiklerini dile getiren Sarvan, “Bu başarıyı çalışma arkadaşlarımızın özverili katkıları ve Türkiye’ye değer katma vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz yatırımlar sayesinde elde ettik. Yerli ve milli üretim yaklaşımımızla, hem ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına katkı sağlamayı hem de küresel ölçekte rekabet gücü yüksek, inovatif ve katma değer üreten bir sanayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda AR-GE, teknolojik dönüşüm ve ileri üretim altyapısına yönelik yatırımlarımıza devam edeceğiz” dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu Haber

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu

Etkinlikte, sağlık teknolojileri alanında yapılan akademik ve girişimcilik ekosisteminin çalışmaları iki panel altında ele alındı. Programın açılış konuşmalarını İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek ve Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu gerçekleştirdi. Açılışta, sağlık teknolojileri alanında akademik bilgi birikiminin girişimcilik mekanizmalarıyla desteklenerek ticarileştirilmesinin önemi vurgulandı. Açılış konuşmasında Dr. Muhammed Kasapoğlu, sağlık teknolojileri girişimlerinin karşılaştığı sermaye ihtiyacı, regülasyon süreçleri ve pazara erişim zorluklarına dikkat çekerek, teknokentlerin bu süreçte yalnızca bir altyapı sağlayıcısı değil; girişimlerin ticarileşme yolculuğunda aktif birer yol arkadaşı olduğunu ifade etti. Kasapoğlu, akademik üretimin ekonomik değere dönüşmesinde üniversite–teknokent–girişim iş birliklerinin kritik rolüne vurgu yaptı. Açılışın ardından, TÜBİTAK 1812 Girişimcilik Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazanan İstanbul Üniversitesi mensubu akademisyenlerine plaket takdimi gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen ilk panel, “3 Perspektif, 1 Gelecek: Yeni Nesil Sağlık Girişimleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Nuri Yenerel’in üstlendiği panelde; Entertech bünyesinde faaliyet gösteren sağlık teknolojileri girişimleri, ürün geliştirme süreçleri, klinik ihtiyaçlara yanıt üretme pratikleri ve sahadaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Programın ikinci paneli olan “Sağlık Teknolojileri ve Tıpta Regülasyonlar” oturumunda ise regülasyon, sertifikasyon ve klinik onay süreçleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın yaptığı panelde, kamu, sektör ve girişimcilik ekseninde sağlık teknolojilerinin mevzuatla uyumlu şekilde ticarileştirilmesine ilişkin güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Etkinlik, akademi ve girişimcilik ekosisteminin temsilcilerini bir araya getiren network oturumu ile sona erdi. Entertech İstanbul Teknokent, sağlık teknolojileri alanında üniversite temelli girişimciliği destekleyen ve akademik bilginin sahaya aktarılmasını hızlandıran iş birliklerini önümüzdeki dönemde de güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyor.

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu Haber

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu

Etkinlikte, sağlık teknolojileri alanında yapılan akademik ve girişimcilik ekosisteminin çalışmaları iki panel altında ele alındı. Programın açılış konuşmalarını İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek ve Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu gerçekleştirdi. Açılışta, sağlık teknolojileri alanında akademik bilgi birikiminin girişimcilik mekanizmalarıyla desteklenerek ticarileştirilmesinin önemi vurgulandı. Açılış konuşmasında Dr. Muhammed Kasapoğlu, sağlık teknolojileri girişimlerinin karşılaştığı sermaye ihtiyacı, regülasyon süreçleri ve pazara erişim zorluklarına dikkat çekerek, teknokentlerin bu süreçte yalnızca bir altyapı sağlayıcısı değil; girişimlerin ticarileşme yolculuğunda aktif birer yol arkadaşı olduğunu ifade etti. Kasapoğlu, akademik üretimin ekonomik değere dönüşmesinde üniversite–teknokent–girişim iş birliklerinin kritik rolüne vurgu yaptı. Açılışın ardından, TÜBİTAK 1812 Girişimcilik Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazanan İstanbul Üniversitesi mensubu akademisyenlerine plaket takdimi gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen ilk panel, “3 Perspektif, 1 Gelecek: Yeni Nesil Sağlık Girişimleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Nuri Yenerel’in üstlendiği panelde; Entertech bünyesinde faaliyet gösteren sağlık teknolojileri girişimleri, ürün geliştirme süreçleri, klinik ihtiyaçlara yanıt üretme pratikleri ve sahadaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Programın ikinci paneli olan “Sağlık Teknolojileri ve Tıpta Regülasyonlar” oturumunda ise regülasyon, sertifikasyon ve klinik onay süreçleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın yaptığı panelde, kamu, sektör ve girişimcilik ekseninde sağlık teknolojilerinin mevzuatla uyumlu şekilde ticarileştirilmesine ilişkin güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Etkinlik, akademi ve girişimcilik ekosisteminin temsilcilerini bir araya getiren network oturumu ile sona erdi. Entertech İstanbul Teknokent, sağlık teknolojileri alanında üniversite temelli girişimciliği destekleyen ve akademik bilginin sahaya aktarılmasını hızlandıran iş birliklerini önümüzdeki dönemde de güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyor.

Bursa Özel Güvenlik Firmaları Arasında Neden ARVEN Tercih Ediliyor? Haber

Bursa Özel Güvenlik Firmaları Arasında Neden ARVEN Tercih Ediliyor?

ARVEN Özel Güvenlik tam da bu ihtiyaç noktasında devreye giriyor ve Bursa özel güvenlik firmaları arasında çalışma disipliniyle, teknolojiyi etkin kullanma biçimiyle ve kurumsal yaklaşımıyla öne çıkıyor. Sektöre bakışı klasik güvenlik anlayışının çok ötesinde. 5188 sayılı yasaya tam uyumla çalışan bir firma olarak ARVEN, sahada elde ettiği tecrübe ve birikimi düzenli eğitim programlarıyla personellerine aktarıyor. Firmanın amacı, hata payını en aza indirmek ve hizmeti her zaman daha güvenli, daha modern bir seviyeye taşımak. “Gözünüz arkada kalmasın” mottosunu yalnızca bir söz olarak değil, kurum kültürünün özü olarak benimseyen firma; can ve mal güvenliğini en üst standartlarda sağlamak için hem operasyonel hem teknolojik anlamda sürekli gelişiyor. Bursa özel güvenlik şirketi arayışında olan kurumların ARVEN’i tercih etmesindeki en güçlü nedenlerden biri, teknolojiyi aktif şekilde kullanan bir yapıya sahip olması... ARVEN, kamera takip sistemlerinden dijital vardiya kontrolüne, acil durum yönetiminden anlık iletişim çözümlerine kadar birçok modern sistemi operasyonlarına entegre ediyor. Firmanın saha personeli de operasyon merkezi de düzenli eğitimlerle güncel tutuluyor. Bu disiplinli ve yenilikçi yaklaşım, firmanın uzun vadeli hedeflerinin de temelini oluşturuyor: Sektörde lider marka olmak ve her alanda inovasyonu ön plana çıkarmak. Özel güvenlik alanında çalışmak isteyenler için ARVEN’in güçlü bir istihdam yaklaşımı bulunuyor. Bursa güvenlik şirketleri arasında iş başvurusu yapan adaylar, burada düzenli eğitim alan, sertifikalı ve donanımlı bir ekiple çalışma fırsatı buluyor. ARVEN, işe alım süreçlerinde yalnızca temel şartları karşılayan değil, mesleki gelişime açık, motivasyonu yüksek adayları tercih ediyor. Personelin meslek içi gelişimini desteklemek, onları güncel tutmak ve güçlü bir çalışma ortamı sağlamak ARVEN için öncelik. Bu nedenle, Bursa özel güvenlik iş ilanları araştırılırken ARVEN’in sık sık öne çıkması tesadüf değil. Güvenlik sektörüne yeni adım atmak isteyenler için Bursa özel güvenlik kursları ve kurs fiyatları da merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. ARVEN, eğitimi sadece bir zorunluluk değil, mesleğin en kritik basamağı olarak görüyor. Sertifikasyon ve eğitim süreçlerini titizlikle yürüten ARVEN, sektörde donanımlı personelle güven veren bir yapı oluştururken, eğitimli kadroların hem daha verimli çalıştığını hem de kurumlara daha yüksek güven sunduğunu biliyor. ARVEN Özel Güvenlik, Bursa özel güvenlik hizmetlerine ihtiyaç duyan kurumlar için yalnızca bir hizmet sağlayıcı değil, güvenilirlik, kalite ve profesyonellik üzerine kurulmuş bir iş ortağıdır. Teknolojiyi, tecrübeyi ve insan kaynağını aynı çatı altında birleştiren yapısı ile ARVEN, Bursa’daki güvenlik beklentisini sadece karşılamıyor, her zaman bir adım ileri taşıyor. İster kurumsal güvenlik desteği arayan işletmeler, ister sektörde kariyer hedefleyen adaylar... ARVEN’in sunduğu modern, saygılı ve müşteri odaklı yaklaşım, her iki taraf için de güven veren bir deneyim olmaya devam ediyor.

Borçelik Teknik Akademi’den Mesleki Eğitime Yenilikçi Katkı Haber

Borçelik Teknik Akademi’den Mesleki Eğitime Yenilikçi Katkı

Borusan Grup şirketlerinden Borçelik’in sektörde fark yaratan eğitim akademisi BTA, mesleki eğitimi destekleyen yeni bir projeyi hayata geçiriyor. “Sınıf Fabrikada” adıyla başlatılan proje kapsamında, anlaşmalı okullardaki öğrenciler derslerini BTA merkezinde işleyecek. Böylece öğrenciler teoriyi uygulamayla birleştirme fırsatı bulacak. İlk aşamada, ulaştırma alanı lojistik dalında 10. sınıf öğrencileri için verilen Depo Yönetimi dersi içerisinde yer alan “Depo Araç ve Malzemeleri” konu başlığı, Borçelik Teknik Akademi’nin uzmanlığıyla işlenecek. Programa; Atatepe Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Sadık Yılmaz Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Feriha Uyar Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Ergin Ağaç Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri katılacak. Yaklaşık 160 öğrencinin, 10 grup halinde bu derslere katılması planlanıyor. Proje ilerleyen aşamalarda, Metal bölümü öğrencileri için Kaynak Simülatörü ile Kaynakçılık eğitimi, Ulaştırma bölümü öğrencileri için Sapanlama eğitimi, Metal, Makine, Ulaştırma bölümü öğrencileri için İş Sağlığı Güvenliği Farkındalık eğitimi gibi derslerle devam edecek. Eğitimlerde gençler, depo yönetimine ilişkin temel teorik bilgilerin yanı sıra vinç ve forklift simülatörleriyle pratik deneyim kazanacak. Eğitimde öğrenciler ayrıca, XR (Genişletilmiş Gerçeklik) teknolojisiyle mesleki eğitimin yeni nesil yöntemleriyle de tanışacak. Böylece, depo yönetiminde kullanılan araç ve ekipmanlar hem teknolojik hem de uygulamalı şekilde öğrenilecek. Borçelik Teknik Akademi, 2014 yılından bu yana uygulamalı eğitim, sertifikasyon ve simülasyon tabanlı programlarıyla sanayide nitelikli iş gücünün gelişimine katkı sağlıyor. “Sınıf Fabrikada” projesi ise bu vizyonun yeni bir adımı olarak, gençlerin iş hayatına hazırlıklı ve donanımlı bireyler olmalarına destek olacak.

Türk Organik Sektörü, Çin’le İş Birliklerini Artırmak İstiyor Haber

Türk Organik Sektörü, Çin’le İş Birliklerini Artırmak İstiyor

Son yıllarda organik sektörünün büyük gelişim gösterdiği Çin Halk Cumhuriyeti ile Türk organik sektörü, iş birliklerini artırmak ve Asya ile Batı ülkeleri arasında köprü görevi üstlenmek istiyor. Çin’de organik sektörü 15 milyar dolarlık hacme ulaştı Çin’in organik tarım sektörünün son yıllarda güçlü bir büyüme gösterdiğini belirten Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, 2024 yılı Çin Organik Ürün Sertifikasyonu ve Organik Sanayi Gelişimi Raporu verilerine göre Çin’de organik ürün etiketlerinin sayısının ilk kez 5 milyarı aştığını dile getirdi. Işık, Çin’de organik ürün satışlarının da 15 milyar dolara ulaştığını ve bu pastadan pay almak istediklerini kaydetti. Çin’de organik sektörünün 2018 yılına göre 1,6 katlık bir artış hızı yakaladığını vurgulayan Işık, “Çin’de 2018–2024 dönemi boyunca organik ürün satışlarının yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 9,3 olarak gerçekleşti. Bu gelişmeler, Çin’i dünyanın üçüncü büyük organik pazarı konumuna taşıdı. Çin ile organik sektöründe daha güçlü bağlar kurmak için 2nd IFOAM Organic Industry & Organic Product Market Development Conference etkinliğine Ege İhracatçı Birlikleri olarak ‘Expanding Sino-Turkish Organic Food Trade’ başlıklı sunumu yapmak üzere IFOAM Organics Asia tarafından davet edildik. Bu temasların meyvelerini önümüzdeki süreçte alacağımıza inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Çin’de organik tarımın 3,42 milyon hektar alana ulaştığını ve Asya’da Hindistan’dan sonra ikinci sırada yer aldığını belirten Başkan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çin, hem iç pazar büyümesi hem de uluslararası iş birlikleriyle organik ürünlerin üretimi ve ticaretinde stratejik bir merkez hâline geldi. Konferans, organik sektöründe küresel iş birliğini güçlendirmeyi, ticarette sürdürülebilirliği desteklemeyi ve yeni pazarlara erişim konusunda ortak stratejiler geliştirmeyi amaçlıyor. Konferansın ana teması ‘Organik Ticareti Genişletmek: Fırsatlar, Yenilik ve Küresel Ortaklıklar’ olarak belirlendi. Çin tarafı, organik tarımı yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; ülkeler arasında bilgi, güven ve iş birliği köprüleri kuran bir sistem olarak görüyor. ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ girişimiyle organik tarımın değerleri örtüşüyor. Organik sektörün büyümesinde genç girişimciler, teknoloji ve inovasyonun önemi büyük. Türkiye, Asya ve Avrupa arasında köprü kuracak, yeni ticari modeller geliştirecek bir noktada.” Konferans süresince organik ticaretin büyümesi, karşılıklı sertifikasyon tanınırlığı, sürdürülebilir üretim modelleri, e-ticaretin rolü, tüketici bilinci ve izlenebilirlik sistemlerinin güçlendirilmesi gibi konular ele alındı. Üç gün süren etkinlikte, farklı ülkelerden gelen temsilciler organik pazarların mevcut durumunu paylaştı, yeni ortaklıklar için görüşmeler yaptı ve organik tarımın geleceği üzerine fikir alışverişinde bulundu. EİB tarafından yapılan “Expanding Sino-Turkish Organic Food Trade” başlıklı sunumda, Türkiye ile Çin arasında organik gıda ticaretinin sürdürülebilir kalkınma modeli çerçevesinde geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin güçlü tarım ve sanayi altyapısı, AB eşdeğer organik sertifikasyon sistemi ve “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi kapsamındaki stratejik konumunun, iki ülke arasındaki iş birliği için önemli fırsatlar sunduğu belirtildi. Ege İhracatçı Birlikleri’nin uluslararası fuar katılımları, tanıtım projeleri, sürdürülebilirlik girişimleri ve küresel kuruluşlarla yürüttüğü ortak çalışmalar sayesinde Türk organik ürünlerinin dünya pazarındaki görünürlüğünün güçlendiği ifade edildi. Türkiye’nin 200’ün üzerinde organik ürünle 36 bin üreticiye ve 1,3 milyon ton üretime ulaştığı hatırlatılarak, Çin ile karşılıklı sertifikasyon tanıma mekanizmalarının geliştirilmesi, e-ticaret kanallarının ve B2B iş birliklerinin artırılması önerildi. Sunumda, Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye’nin organik ihracatında öncü kurum olduğuna vurgu yapılarak, özellikle kuru meyveler, bakliyatlar, zeytinyağı, susam ve fındık gibi ürünlerde ihracatın artırılmasına yönelik çalışmalar özetlendi. Konferans salonunun fuaye alanında, katılımcıların ürünlerini tanıtabileceği özel bir sergi alanı oluşturuldu. Bu alanda Türk kuru meyveleri, Antep fıstığı ve zeytinyağı numuneleriyle birlikte hediyelik eşyalar ve Turkish Tastes kitabı sergilendi. Türk ürünleri, üç gün süren etkinlik boyunca ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği ve beğeni topladığı ürünler arasında yer aldı.

Kalitesiz Ahşap Paletler Gizli Maliyetlere Yol Açıyor Haber

Kalitesiz Ahşap Paletler Gizli Maliyetlere Yol Açıyor

Türkiye'de zincir marketler ve üretim tesislerinde ahşap palet/sandık kullanımının artması, kalite konusunu tedarik zincirinin kritik bileşeni haline getirdi. TAPSİAD (Tüm Ahşap Ambalaj ve Palet Üreticileri Derneği) Başkanı Akın Balcıoğlu, piyasada standartlara uymayan üretimlerin yaygınlaşmasının; depolamada uygunsuz istif, sevkiyatta devrilme/kırılma, ürün zayiatı ve iş güvenliği sorunlarını büyüttüğünü vurguladı. Zincir marketlere çağrı: Fiyat kadar dayanıklılık ve sertifikasyon Balcıoğlu, depolarda raf ve forklift hatlarının standart ölçü ile tasarlandığını, ölçü ve malzeme kalitesi düşük paletlerin akışı bozduğunu belirtti. Balcıoğlu, "Satın alma kriterlerinde dayanıklılık testleri, izlenebilirlik ve sertifikasyon yer almalı. Aksi halde lojistik güvenliğini ve müşteri memnuniyetini riske atıyoruz" dedi. Denetim ve mevzuat: Bakanlığa ve TSE'ye ortak çağrı Başkan Akın Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın piyasa gözetimi ve denetimini güçlendirmesi, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile denetim ve uygulamadaki boşlukların giderilmesi gerektiğini belirtti. Balcıoğlu'na göre sektöre standart dışı ürün girişi, hem firmalar arasında haksız rekabete yol açıyor hem de iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor. Paletlerin standarda uygun üretilmesi ve sahada düzenli olarak kontrol edilmesi, işletmelerde yaşanabilecek kaza oranlarını düşürürken doğal kaynak kullanımını da optimize ediyor. Bu kapsamda TSE ile sektör paydaşlarının daha yakın çalışması, denetim süreçlerinin hem hızını hem de etkinliğini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Çevresel sürdürülebilirlik: Kısa ömür daha çok ağaç tüketimi demek "Her kırılan palet yeni bir kesim baskısı demek" diyen Balcıoğlu, paletlerin sık sık yenilenmesinin hem orman kaynakları üzerinde ekonomik bir yük oluşturduğunu hem de karbon emisyonlarını artırdığını söyledi. Balcıoğlu'na göre daha uzun ömürlü, standartlara uygun ve onarılabilir paletlerin kullanılması, tedarik zincirlerinde ciddi maliyet avantajı sağlarken doğal kaynakların korunmasına da katkıda bulunuyor. Böylece odak yalnızca üründe değil, gelecekteki çevresel etkilerde de konumlanmış oluyor. Ekonomik katkı: İhracat potansiyeli kaliteden geçiyor Türkiye'de ahşap palet ve sandık üretimi, iç pazarın yanı sıra yakın coğrafyaya yapılan ihracatla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor. Başkan Akın Balcıoğlu, kaliteli ve standartlara uygun üretimin yalnızca ihracat imajı için değil; taşımada ürün güvenliği, lojistik maliyetlerin düşürülmesi ve tedarik zinciri verimliliği açısından da zorunlu olduğunu belirtti. Balcıoğlu'na göre sertifikalı üretim, uluslararası pazarlarda Türk ürünlerine duyulan güveni artırırken rekabetçiliği de güçlendiriyor. "Kaliteli palet; ürünü, markayı ve ormanı taşır" TAPSİAD Başkanı Balcıoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile sektör paydaşlarının piyasa gözetimi, lisanslandırma, izlenebilirlik ve eğitim başlıklarına odaklanması gerektiğini ifade etti. Balcıoğlu, standartların sahada etkin şekilde uygulanmasının hem haksız rekabeti önleyeceğini hem de kalite algısını yukarı taşıyacağını vurguladı. "Sayın Bakanımız Mehmet Fatih Kacır'ın bu konuda gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz" diyen Balcıoğlu, ortak bir koordinasyon mekanizmasının sektörde uzun vadeli sürdürülebilirlik sağlayacağını söyledi.

Limak Çimento’nun Anka Fabrikası CSC Platinum Se rtifikası Aldı Haber

Limak Çimento’nun Anka Fabrikası CSC Platinum Se rtifikası Aldı

Türkiye çimento sektörünün öncü şirketi Limak Çimento’nun Anka Fabrikası, sürdürülebilirlik alanında sektörün önde gelen değerlendirme platformu Concrete Sustainability Council (CSC) tarafından Platinum Sertifikası ile ödüllendirildi. Anka Fabrikası, Türkiye’de bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk ve tek entegre çimento tesisi oldu. Çimento sektörünün en sürdürülebilir ve ileri teknolojiye sahip tesisleri arasında yer alan Limak Çimento Anka Fabrikası, CSC tarafından yapılan de? ?erlendirmede 100 üzerinden 95,2 başarı oranı elde ederek Platinum sertifikasını almaya hak kazandı. Yönetim, çevre, sosyal ve ekonomik olmak üzere dört ana başlıkta gerçekleştirilen kapsamlı ve titiz değerlendirmeler sonucunda 1 Ekim 2025 itibarıyla Platinum sertifikasına layık görülen Anka Fabrikası, böylelikle sürdürülebilirlik alanındaki yüksek performansını uluslararası standartlarda belgeledi. Dünya genelinde CSC Platinum sertifikasına sahip çimento üretim tesislerinin sayısı sadece 10 iken şirket düzeyinde ise bu unvana sahip kurum sayısı yalnızca üçle sınırlı. Limak Çimento Global CEO’su Erkam Kocakerim, CSC Platinum sertifikasına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Limak Çimento olarak tüm faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik ve inovasyon odağında yürütüyor, yeşil dönüşüm odaklı ürün ve çözümlerimizle sektörümüze öncülük ediyoruz. Ankara fabrikamı zın, sürdürülebilirlik alanında sektörümüzün en saygın platformlarından biri olan CSC tarafından Platinum sertifikasına layık görülmesi, uluslararası ölçekte de önemli bir başarı niteliğini taşıyor. Sürdürülebilir üretim vizyonumuzun somut bir göstergesi olan bu prestijli sertifika, ‘daha sürdürülebilir bir gelecek’ için attığımız adımların uluslararası düzeyde tescillendiğinin güçlü bir kanıtı. Limak Çimento olarak sürdürülebilirlik ve inovasyonda sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz.” CSC, çimento endüstrisinde sürdürülebilirliği teşvik ediyor Beton, agrega ve çimento üreticilerinin sürdürülebilirlik performansını bağımsız ve şeffaf biçimde değerlendiren uluslararası bir sertifikasyon sistemi olan CSC, çimento üreticilerinin uygulamalarını titizlikle ölçerek belgelendiriyor. Bu sistem, çimento sektöründe sürdürülebilir üretimi teşvik ederken, aynı zamanda se ktörün şeffaflık ve güvenilirlik düzeyini yükseltmeyi ve tedarik zincirinde sürdürülebilirlik kriterlerini standartlaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.