Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sertifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Sertifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sungrow’un Yeni Nesil Depolama Sistemi Yangın Testini Başarıyla Tamamladı Haber

Sungrow’un Yeni Nesil Depolama Sistemi Yangın Testini Başarıyla Tamamladı

Dünyanın önde gelen fotovoltaik invertör ve enerji depolama sistemi üreticilerinden Sungrow, yeni nesil batarya enerji depolama sistemi (BESS) PowerTitan 3.0'ın büyük ölçekli yangın testini başarıyla tamamladığını açıkladı. Güncel UL 9540A: 2026 ve CSA/ANSI C800-2025 gereklilikleri doğrultusunda gerçekleştirilen testle PowerTitan 3.0, AC block tasarımına sahip ve hücrelerin üst üste konumlandırıldığı mimariyi kullanan sistemler arasında bu testi başarıyla tamamlayan sektörün ilk BESS çözümü oldu. Küresel ölçekte güvenlik testleri ve sertifikasyon alanında önde gelen bağımsız kuruluşlardan UL Solutions tarafından gerçekleştirilen, yangın güvenliği ve risk mühendisliği alanında uzman Fire Risk Alliance (FRA) tarafından gözlemlenen ve uluslararası yangın güvenliği ve mühendislik danışmanlığı kuruluşu Jensen Hughes'un da yer aldığı testte, PowerTitan 3.0'ın şiddetli bir termal kaçak olayını sistem içerisinde sınırlandırma ve yangının komşu enerji depolama konteynerleri ile orta gerilim trafo merkezine yayılmasını önleme kabiliyeti değerlendirildi. Gerçek saha koşullarında kapsamlı test Şebeke ölçekli enerji depolama projelerindeki blok seviyesindeki gerçek kurulum koşullarını yansıtacak şekilde tasarlanan testte, 28,56 MWh kapasiteli, tamamen sıvı soğutmalı PowerTitan 3.0 enerji depolama sistemi ile 7,4 MW gücündeki orta gerilim trafo merkezi (MVS) birlikte test edildi. Yüksek enerji yoğunluğuna sahip üst üste yerleştirilmiş hücrelerden oluşan bir mimariye sahip PowerTitan 3.0, batarya sistemi ile DC/AC güç dönüştürme ünitesini tek bir 20 feet (yaklaşık 6,1 metre) konteyner içerisinde bir araya getiren entegre AC block mimarisini kullanıyor. Sistemin güvenlik tasarımını en zorlu koşullarda değerlendirmek amacıyla test yüzde 100 şarj seviyesinde gerçekleştirildi. Yangının başlatıldığı konteyner ile bitişiğindeki konteyner birbirine oldukça yakın, arka arkaya yerleştirilirken, orta gerilim trafo merkezi de test düzeneğine dahil edildi. Test sırasında aktif yangın söndürme sistemleri ve termal yönetim sistemi devre dışı bırakıldı. Yangının başlatıldığı konteynerin çatısındaki basınç tahliye panelleri de havalandırmayı ve oksijen girişini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla tamamen açık bırakıldı. Böylece PowerTitan 3.0'ın herhangi bir aktif müdahale olmadan termal kaçağı kendi sistem tasarımıyla sınırlandırma kabiliyeti test edildi. Test sırasında oluşan duman ve yangın kaynaklı tüm gazlar özel bir arıtma sisteminde toplandı ve işlemden geçirildi. Arıtılmamış dumanın doğrudan çevreye salınmasına izin verilmedi. 1.259,8°C sıcaklığa rağmen termal kaçak yayılmadı Kesintisiz olarak 7,5 saat boyunca izlenen test sonucunda termal kaçağın yangının başlatıldığı BESS konteynerinden komşu konteynerlere veya orta gerilim trafo merkezine yayılmadığı doğrulandı. Yangının başlatıldığı A konteynerinde iç sıcaklık 1.259,8°C'ye kadar yükselirken, komşu konteynerlerde ölçülen en yüksek hücre sıcaklığı UL 9540A: 2026 kapsamında termal kaçak için belirlenen eşik değerin altında kaldı. Yangının yüksek sıcaklığına ve uzun süresine rağmen A konteyneri yapısal bütünlüğünü korudu. Komşu B, C, D ve E konteynerlerinde de herhangi bir deformasyon meydana gelmedi ve yapısal bütünlük korundu. Yangın testinin ardından A konteynerinin de tek parça halinde kaldırılabilecek ölçüde yapısal bütünlüğünü koruduğu gözlemlendi. Böylece PowerTitan 3.0; tam şarj, yakın yerleşim ve maksimum havalandırma gibi zorlayıcı koşullarda termal olayı başladığı konteyner içerisinde sınırlandırarak olayın birden fazla konteynere yayılan daha büyük ölçekli bir yangına dönüşmesini engelledi. Test sonuçları, yüksek enerji yoğunluğuna sahip yeni nesil enerji depolama sistemlerinde güvenliğin sistem seviyesinde nasıl sağlanabileceğine ilişkin önemli bir doğrulama ortaya koydu. Üç nesil PowerTitan da yangın testini ilk denemede geçti PowerTitan 1.0 ve PowerTitan 2.0'ın ardından PowerTitan 3.0'ın da büyük ölçekli yangın testini ilk denemede başarıyla tamamlamasıyla Sungrow, üç ürün neslinden elde edilen termal kaçak ve yangın davranışı verilerini kapsayan kapsamlı bir veri tabanı oluşturdu. PowerTitan 3.0, fiziksel yangın testi öncesinde Sungrow'un simülasyon platformunda yüzlerce farklı uygulama senaryosu ve çalışma koşulu altında değerlendirildi. Simülasyonlarda öngörülen yangın şiddeti ve gelişim eğilimlerinin fiziksel test sırasında gözlemlenen sonuçlarla yakından örtüşmesi, modelin ekstrem koşullardaki yangın davranışını öngörme kabiliyetini de doğruladı. Sungrow Enerji Depolama İş Birimi Şebeke Ölçekli Ürün Grubu Genel Müdürü Roger Li, test sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bu testle güvenlik tasarımımızı gerçek dünyadaki ekstrem koşullar altında doğrulamayı amaçladık. Güvenlik, en başından itibaren ürünün tasarımına dahil edilmek zorunda. Simülasyonlar sistemin nasıl tepki vereceğini öngörmemize yardımcı olurken, büyük ölçekli yangın testleri bu öngörüleri gerçek koşullar altında sınamamızı sağlıyor. Enerji depolama sistemlerinde güvenlik yalnızca batarya hücresinin güvenliğinden ibaret değil. Hücre performansından sistem entegrasyonuna, termal yönetimden yapısal korumaya ve mühendislik tasarımına kadar birçok unsurun birlikte çalışmasının bir sonucu." UL Solutions Mühendislik Müdürü Benjamin Liu ise, "Sungrow sürece tasarım aşamasında güvenliği merkeze alarak başladı, test öncesi değerlendirmelerle yangının davranışını öngördü ve ardından bu öngörüleri büyük ölçekli yangın testiyle doğruladı. Test sonuçları, sistem tasarımının yangını sınırlandırabildiğini ve yayılmasını önleyebildiğini göstererek olası kayıpların boyutunun önemli ölçüde azaltılabileceğini ortaya koydu" dedi. Sungrow; tasarım aşamasından başlayan güvenlik yaklaşımını, öngörücü simülasyonları ve büyük ölçekli fiziksel testleri bir araya getirerek enerji depolama sistemlerinde güvenliği ölçülebilir ve doğrulanabilir veriler üzerine inşa ediyor. Bu yaklaşım; proje sahipleri, yatırımcılar, sigorta şirketleri ve acil müdahale ekipleri için yangın risklerinin değerlendirilmesi, acil durum planlarının oluşturulması ve kritik varlıkların proje yaşam döngüsü boyunca korunması açısından daha güçlü bir teknik temel sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

LOGISTECH’te Geleceğin Yakıtları Konuşuldu Haber

LOGISTECH’te Geleceğin Yakıtları Konuşuldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH - 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda taşımacılık sektörünün sürdürülebilir dönüşümü ele alındı. Fuar kapsamındaki söyleşide biyoyakıtların kullanım alanları, Türkiye’nin üretim potansiyeli ve uluslararası düzenlemelerin sektöre etkileri konuşuldu. “Yeni Nesil Biyoyakıt Çözümleri” temasıyla düzenlenen DEKATHON 2026’da ise öğrenciler, girişimciler ve sektör temsilcileri biyoyakıt teknolojilerine yönelik yeni fikirler geliştirmek üzere bir araya geldi. İZFAŞ’ın katkıları, DB Tarımsal Enerji ve DEPARK iş birliğiyle gerçekleştirilen DEKATHON, geçen yıl ulaşımda karbonsuzlaşma temasıyla ilk kez düzenlendi. Bu yıl biyoyakıt çözümlerine odaklanan etkinlik kapsamında, DB Tarımsal Enerji standında fikir geliştirme çalışmaları yapıldı ve alandaki girişimlerin desteklenmesine yönelik adımlar ele alındı. Gençler ve sektör temsilcileri aynı platformda buluştu Programda; iş modeli geliştirme çalışmaları, uzman bilgilendirmeleri ve firma-öğrenci görüşmeleri yapıldı. Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi’nin katkısıyla Ar-Ge projeleri, patent veri tabanları, sınai mülkiyet hakları ve proje yönetimi konularında da bilgilendirme gerçekleştirildi. DEKATHON 2026’da takımlar; hammadde izlenebilirliğinden kaynak verimliliğine, biyoteknolojiden sürdürülebilir tarıma kadar yedi çalışma alanında çözüm geliştirecek. Fuarın ardından yapılacak ön elemede seçilecek 10 takım, çevrim içi mentörlük görüşmeleriyle finale hazırlanacak. 22 Ekim’de Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Yerleşkesi’ndeki DEPARK BAMBU Girişimcilik Merkezi’nde gerçekleştirilecek sekiz saatlik ideathon ve jüri değerlendirmesi sonunda ilk üç takım belirlenecek. DEKATHON 365 yaklaşımıyla proje takibi yarışma sonrasında da devam edecek. DEPARK, takımları uygun destek programlarına yönlendirirken projelerin prototip geliştirme ihtiyaçları DB Tarımsal Enerji ve ilgili firmalarla değerlendirilecek. Türkiye’nin rekabet gücü ele alındı Fuar kapsamında “Ulaşımda Karbonsuzlaşma ve Türkiye’nin Rekabet Gücü: Regülasyonlardan Fırsatlara” başlıklı söyleşi düzenlendi. Ege Üniversitesi Biyokütle Enerji Sistemleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Günnur Koçar’ın moderatörlüğündeki oturumda, Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu ve Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı konuşmacı olarak yer aldı. Arkas Bunker Sürdürülebilirlik Müdürü Erdinç Altun, denizcilik sektöründe yeşil enerji, metanol ve biyoyakıt gibi alternatif yakıtların kullanımının giderek arttığını belirterek, Türkiye’de biyoyakıt kullanan gemilerin bulunduğunu ifade etti. Altun, armatörlerin geçiş sürecindeki en önemli çekincelerinden birinin motor güvenliği olduğunu belirterek, “Gemi sahipleri en çok ‘Motoruma bir şey olur mu?’ diye soruyor. Bizim biyoyakıt kullanan gemilerimiz var ve bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadık” dedi. Biyoyakıt kullanımında teknik uygulamaların yanı sıra yakıtın üretiminden kullanımına kadar tüm emisyonların dikkate alınması gerektiğini belirten Altun, “Uluslararası sertifikasyon süreçlerinin güçlendirilmesi gerekiyor” diye konuştu. “Türkiye önemli bir yakıt ikmal merkezi olabilir” EPDK Enerji Uzmanı Hasan Emrah Çelebioğlu, Avrupa Birliği düzenlemelerinin sürdürülebilir yakıtlara yönelik talebi artırdığını belirtti. Çelebioğlu, Türkiye’nin coğrafi konumunun da önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekerek, “Türkiye, özellikle Süveyş Kanalı üzerinden geçen gemiler için önemli bir yakıt ikmal merkezi olma potansiyeline sahip” dedi. Sürdürülebilir yakıt ekosisteminin hammadde, pazar, üretim, teknoloji ve sertifikasyon başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Çelebioğlu, “Türkiye’nin Avrupa Birliği 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda ortak bir yol haritasına ihtiyacı var, bu konuda sektörlerin ortak bir konuşma dili oluşturması gerekiyor” diye konuştu. “Enerjiyi verimli kullanmak da önemli” Biyoyakıt Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı ise biyoyakıtların ulaşım sektöründe dönüşüm sürecini hızlandırabileceğini belirterek, “Kara, hava ve deniz taşımacılığında mevcut motor teknolojileriyle kullanılabilen ‘drop-in’ yakıtlar, yeni yakıtlara geçişi kolaylaştırıyor. Türkiye’nin sahip olduğu atık ve biyokütle kaynakları da bu alanda önemli bir hammadde potansiyeli oluşturuyor” dedi. Biyoyakıt üretiminde atıkların da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Borovalı, biyorafineri yaklaşımının önemine dikkat çekerek, “Bir ürün üretirken ortaya çıkan atıkları da başka ürünlere dönüştürebildiğimiz çoklu bir üretim modeline geçiyoruz. Atığın kaynağında belirlenmesi, toplanması ve ayrıştırılması bu sistemin en önemli aşamalarından biri” derken sürdürülebilir üretimde su ve enerji verimliliğinin de önem taşıdığını ifade etti. Borovalı, “Artık yalnızca ne kadar enerji ürettiğimize değil ne kadar su ve enerji tükettiğimize de bakıyoruz. Enerjiyi daha fazla üretmek kadar mevcut enerjiyi korumak ve verimli kullanmak da önemli” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kapsayıcı Sigorta Platformu Başvurulara Açıldı Haber

Kapsayıcı Sigorta Platformu Başvurulara Açıldı

Kapsayıcı Sigorta Platformu, Sigorta Haftası’nda sigorta sektöründe kariyer yapmak isteyen engelli bireylerin başvurularına açıldı. Katılımcılar, AXA Sigorta’nın eğitim altyapısıyla sunulacak aşamalı program kapsamında temel sigortacılık ve mesleki yetkinlik eğitimlerinin ardından, SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Sınavı’na da hazırlanacak. Platformla engelli bireylerin sigorta sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatlarına erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor. AXA Sigorta ile Dünya Engelliler Birliği’nin değerler ortaklığıyla geliştirilen Kapsayıcı Sigorta Platformu, Sigorta Haftası kapsamında erişime açılarak başvuruları kabul etmeye başladı. Artse Reasürans ve Sigorta Brokerliği öncülüğünde, Dünya Engelliler Birliği’nin katkıları ve Finsuretechs’in teknoloji desteğiyle geliştirilen platform, engelli bireylerin sigortacılık alanında mesleki bilgi ve yetkinlik kazanmalarını desteklerken sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacıyla yeni yetenekleri buluşturmayı amaçlıyor. Mayıs ayında Dünya Engelliler Haftası kapsamında duyurulan değerler ortaklığının eğitim odaklı ilk fazı, platformun erişime açılmasıyla uygulamaya geçti. Eğitim, sertifikasyon, teknoloji ve sektör erişimini aynı yapı içinde buluşturan proje, engelli bireylerin sigorta sektörüne girişte karşılaştıkları zorlukların azaltılmasına ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Platforma başvuran adaylar ilk aşamada AXA Sigorta’nın eğitim altyapısı üzerinden sunulan online Temel Sigortacılık Eğitimlerinin yanı sıra MS Office ve sektörel yetkinliklere yönelik eğitimleri tamamlayacak. Sektörün temel kavramları, ürünleri ve işleyişine ilişkin bir altyapı kazanan katılımcılara eğitimin ardından değerlendirme sınavı uygulanacak. Başarılı adaylar, sigorta sektöründe mesleki yeterlilik açısından önemli bir aşama olan SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Eğitimlerine ve sınavına hazırlanmak üzere ikinci eğitim sürecine geçecek. Program, sertifikasyonla sınırlı kalmayan uzun vadeli bir gelişim yaklaşımıyla tasarlandı. SEGEM sürecinin ardından katılımcıların kişisel ve profesyonel gelişimlerinin AXA Yetkinlik Akademisi tarafından sunulacak yeni eğitimlerle desteklenmesi; böylece sigortacılık sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatlarına daha güçlü biçimde hazırlanmaları hedefleniyor. AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, platformun çıkış noktasını şöyle değerlendirdi: "Sigorta sektörü, farklı yetkinliklere ve deneyimlere sahip insanların birlikte değer üretebildiği geniş bir çalışma alanı sunuyor. Ancak engelli bireyler, eğitime erişimden mesleki gelişime ve sektörde kariyer fırsatlarına kadar birçok aşamada çeşitli engellerle karşılaşabiliyor. Kapsayıcı Sigortacılık Platformu'nu, engelli bireylerin yeteneklerini ve mesleki birikimlerini sektöre taşıyabilecekleri güçlü bir fırsat eşitliği girişimi olarak görüyoruz. Program kapsamında her bireyin sahip olduğu potansiyelin, yetkinliklerin ve ortaya koyabileceği değerin görünür hale gelmesini hedefliyoruz. Mayıs ayında duyurduğumuz değerler ortaklığını bugün katılımcılarla buluşan somut bir gelişim yolculuğuna dönüştürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kapsayıcılığı; eğitim, istihdam, ürün ve hizmet deneyimi başlıklarında bütüncül bir anlayışla ele alıyor, Empati Güvencesi yaklaşımımız doğrultusunda herkes için erişilebilir çözümler geliştirmeyi önceliklendiriyoruz. Bu nedenle sürecin ilk gününden itibaren bilgi birikimimizi, uzmanlığımızı ve ürün geliştirme deneyimimizi paylaşarak aktif sorumluluk üstlendik. Engelli bireylerin kendilerini güvende, değerli ve desteklenmiş hissetmelerine katkı sunmak, 'İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı koruma' marka amacımızın doğal bir yansımasıdır." Projenin ikinci fazında, Dünya Engelliler Birliği ile gerçekleştirilen çalıştaydan elde edilen çıktılar doğrultusunda engelli bireylerin ve hayatlarına değer katan yakınlarının da finansal güvencelerini artırmaya yönelik ürün geliştirme çalışmaları yürütülecek. Konut, kasko, sağlık, seyahat sağlık, hayat sigortası ve bireysel emeklilik ürünlerinde engelli bireyler ile onlara bakım sağlayan yakınlarının ihtiyaçlarını gözeten çözüm ve avantajların geliştirilmesi; bu çözümlerin Kapsayıcı Sigorta Platformu ve acente satış kanalı aracılığıyla kolaylıkla erişilebilir kılınması hedefleniyor. Dünya Engelliler Birliği Başkanı Metin ŞENTÜRK, platformun sektör erişimine sağlayacağı katkıyla ilgili olarak şunları söyledi: Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun, engelli bireylerin yalnızca sigorta sektörüne ilişkin bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine değil, aynı zamanda sektörle doğrudan temas kurmalarına ve kariyer fırsatlarına erişmelerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Engelli bireylerin çalışma hayatında daha fazla yer alabilmesi için eğitim fırsatlarının yanı sıra, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri, yetkinliklerini güçlendirebilecekleri ve bu yetkinlikleri istihdam fırsatlarına dönüştürebilecekleri mekanizmaların da artırılması gerekiyor. Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun bu açıdan, katılımcıların nitelikli mesleki beceriler kazanmasına, özgüvenlerini güçlendirmesine ve iş hayatına daha donanımlı bir şekilde hazırlanmasına önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu platformu, engelli bireylerin potansiyellerinin görünür kılınması, sahip oldukları yeteneklerin sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturulması ve fırsat eşitliğinin somut adımlarla desteklenmesi açısından çok değerli buluyoruz. Dünya Engelliler Birliği olarak, engelli bireylerin ekonomik ve sosyal hayata tam ve eşit katılımını destekleyen bu tür iş birliklerinin yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Kapsayıcılığın yalnızca erişilebilirlik açısından değil, eğitim, mesleki gelişim ve istihdamın tüm aşamalarında ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun da bu anlayışın sigorta sektöründeki güçlü örneklerinden biri olarak, engelli bireylerin sektöre erişimini kolaylaştırırken sektörün de nitelikli ve farklı yetkinliklere sahip insan kaynağıyla buluşmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.” AXA Sigorta, KKTC, Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Dönüşüm Direktörü Seda Bora Arkan ise eğitim modeline ilişkin şu bilgileri verdi: “Bu programı, katılımcıların sigortacılık sektörüne adım atabilecekleri uzun soluklu bir gelişim yolculuğunun ilk basamağı olarak görüyoruz. Temel Sigortacılık Eğitimleriyle başlayacak süreç, başarılı olan ve teknik personel olarak çalışmak isteyen katılımcılar için SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Eğitimleri ve sınavına hazırlıkla devam edecek. Amacımız yalnızca eğitim vermek ya da bir sertifika kazanımını desteklemek değil; katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirerek iş hayatına daha güçlü hazırlanmalarına ve sigortacılık sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatları yakalamalarına katkı sağlamak.” Artse Reasürans ve Sigorta Brokerliği CEO’su Hakan Meral şu değerlendirmede bulundu: “Bu projeyi geliştirirken çıkış noktamız, engelli bireyleri yalnızca sigorta ürünlerinden yararlanan kişiler olarak değil; sektörümüzde bilgi üreten, hizmet sunan ve değer yaratan eşit paydaşlar olarak görmekti. Artse olarak bu projede engelli bireyler, sivil toplum, sigorta sektörü ve teknoloji arasında köprü kurmayı üstlendik. Kapsayıcı Sigorta Platformu ile eğitime, mesleki gelişime ve ihtiyaca uygun sigorta çözümlerine erişimi aynı yapı içinde buluşturuyoruz. Amacımız tek seferlik bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirmek değil; ölçülebilir, zaman içinde geliştirilebilir ve sektör genelinde yaygınlaştırılabilir sürdürülebilir bir model oluşturmaktır. Kapsayıcılığın iyi niyet beyanından somut uygulamaya dönüşmesi için sorumluluk almaya ve bu ekosistemi birlikte büyütmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Çağında Yazılım Testi: Önce Doğru Problemi Anlamak Haber

Yapay Zekâ Çağında Yazılım Testi: Önce Doğru Problemi Anlamak

“Yazılım testinde yıllardır benzer soruları soruyoruz: Nasıl daha fazla hata buluruz? Test kapsamını nasıl artırırız? Daha çok testi nasıl otomatikleştiririz? Bu soruların her biri faydalı olabilir. Ama önce şunu anlamalıyız: Kimin, hangi problemini çözmeye çalışıyoruz? Yanlış tanımlanmış bir problemi çok verimli çözmek, bizi doğru sonuca götürmez.” Yapay zekâ ile güçlenen test ekipleri Yapay zekâ; test fikirleri üretmek, verileri incelemek, kod ve hata kayıtları arasındaki ilişkileri araştırmak gibi işlerde test ekiplerine destek verebiliyor. Bu desteğin değeri, ekiplerin kazandığı zamanı ve kapasiteyi nasıl kullandığıyla ortaya çıkıyor. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, yapay zekâ yatırımlarının değerlendirilmesinde insanın rolüne dikkat çekiyor: “Test uzmanları azaltılacak bir maliyet kalemi olarak görülmemeli. Onlar kurumun geliştirebileceği bir değer. Yapay zekâyla insanların merakını, yaratıcılığını, araştırma ve sorgulama kapasitesini büyütebiliriz. Daha kısa sürede daha fazla test üretmek kadar, daha önce aklımıza gelmeyen bir riski fark etmek de önemli. Asıl fırsat, test uzmanlarının daha iyi gözlem yapmasını, daha güçlü sorular sormasını ve daha bilinçli kararlar almasını sağlamak.” Bu yaklaşım, kalite çalışmalarında ölçümlerin anlamını da yeniden gündeme getiriyor. Çalıştırılan test sayısı, otomasyon oranı ve kapsam yüzdesi ekiplerin faaliyetlerini görünür kılıyor. Bu göstergelerin kullanıcı deneyimi ve iş sonuçlarıyla bağlantısının ayrıca kurulması gerekiyor. “Bir müşteri ödeme ekranından ayrılıyorsa, hemen daha fazla test yazmaya başlayabiliriz. Ama önce neden ayrıldığını anlamamız gerekir. Teknik bir hata mı var? Teslimat ücreti mi geç gösteriliyor? Kullanıcıdan gereksiz bilgi mi isteniyor? Her ihtimal farklı bir araştırma gerektirir. Testin ilk sorumluluğu, bu ayrımı yapmamıza yardımcı olacak kanıtı üretmektir.” Yapay zekâ kullanan sistemlerin kalitesi de sorgulanmalı Yapay zekânın ürünlerin bir parçası olması, test ekiplerinin araştıracağı alanları genişletiyor. Üretilen yanıtların doğruluğu kadar, farklı koşullarda nasıl değiştiği, hangi kullanıcı grupları için sorun yarattığı ve insan müdahalesinin nerede gerektiği de önem taşıyor. Sarıalioğlu bu değişimi şöyle değerlendiriyor: “Yapay zekâ kullanan bir sistemde tek bir başarılı sonuçla yetinemeyiz. Veri değiştiğinde ne oluyor? Benzer bir soruya farklı yanıtlar verdiğinde bunu nasıl değerlendiriyoruz? İkna edici görünen yanlış bir cevabı nasıl fark ediyoruz? Kaliteyi anlamak için teknik bilgiyle birlikte bağlamı, insan davranışını ve sonuçların etkisini de incelemeliyiz.” TesterYou, eğitim ve danışmanlık çalışmalarında bu bakış açısını teknik yetkinlikler, eleştirel düşünme ve uygulamalı öğrenmeyle bir araya getiriyor. TYGO (TesterYou Go) platformuyla da profesyonellerin sürekli öğrenmesini destekliyor. Sarıalioğlu’nun yazılım ekiplerine mesajı ise net: “Yeni bir araç seçmeden, otomasyon hedefi koymadan veya yüzlerce test yazmadan önce durup sormalıyız: Problemi gerçekten anladık mı? Çünkü ilk test etmemiz gereken şey, problemi nasıl anladığımızdır.” TesterYou hakkında: 2018 yılında kurulan TesterYou, teknoloji odaklı bir danışmanlık ve eğitim firmasıdır. Yazılım testi ve kalite güvencesi alanında Türkiye’de öncü bir konuma sahip olan şirket; ISTQB, UXQB, ICAgile gibi uluslararası kuruluşlardan akredite eğitimler sunan sayılı kurumlardan biridir. Dijital dönüşüm, çevik dönüşüm (Agile), kullanıcı ve müşteri deneyimi (UX/CX), teknoloji eğitimi ve sertifikasyon alanlarında hizmet veren TesterYou, kurumların dijital yolculuğuna eşlik eden “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefleyen şirket, bankacılık, sigorta, e-ticaret, savunma ve yüksek teknoloji gibi kritik sektörlerde edindiği deneyimlerle, yazılım test süreçlerinin olgunlaştırılması ve dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması konusunda sektöre yön veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, META Bölgesinde %21 Büyüdü; 100’ü Aşkın İş Ortağıyla Bir Araya Geldi Haber

Kaspersky, META Bölgesinde %21 Büyüdü; 100’ü Aşkın İş Ortağıyla Bir Araya Geldi

Etkinlikte şirketin ürün güncellemeleri, yatırım planları, tehdit ortamındaki değişimler ve başarı hikâyeleri paylaşıldı. Şirket ayrıca, iş ortağı ekosistemini öne çıkaran interaktif Partnerverse portalını kısa süre önce kullanıma sundu. Konferans, Kaspersky CEO’su Eugene Kaspersky’nin siber güvenliğin mevcut durumu ve geleceği hakkında değerlendirmelerde bulunduğu sunumuyla başladı. Kaspersky META Bölgesi Genel Müdürü Toufic Derbass ise siber güvenlik çözümlerine yönelik artan talebe dikkat çekerek şirketin 2026’nın ilk yarısında META bölgesinde %21 oranında büyüdüğünü vurguladı. Etkinliğin zengin ajandasında; Kaspersky Kurumsal Portföyü’ne eklenen yenilikler ve yapay zekâ yetkinlikleri, karmaşık bölgesel dinamikler ışığında yakalanabilecek büyüme fırsatları, paylaşılan başarı hikayeleri, bulut, yerinde (on-prem) ve hibrit altyapıların yönetimi, Kaspersky XDR ile Konteyner Güvenliği gibi kritik başlıklara yer verildi. Kaspersky, otuz yıla yaklaşan köklü geçmişi boyunca dünya genelinde milyonlarca müşteriye üst düzey siber koruma sağlayan 18 bini aşkın iş ortağından oluşan geniş bir küresel ağ kurdu. Şirketin "Kaspersky United" İş Ortaklığı Programı, farklı iş modellerine odaklanan dört ana yapı üzerine kurgulanıyor: Satış (bayiler, sistem entegratörleri ve katma değerli satıcılar- VAR), Dağıtım/Kurulum (ileri düzey siber güvenlik hizmetleri sunan ortaklar), Yönetim (Yönetilen Hizmet Sağlayıcılar- MSP) ve Geliştirme (teknoloji ortakları). Tanıtılan "Partnerverse" platformu, Kaspersky’nin küresel iş ortağı ağını görselleştirirken mevcut ortakların kritik katkılarını onurlandırıyor ve potansiyel iş birlikleri için sunulan geniş ölçeği ve fırsatları gözler önüne seriyor. Bu dinamik dijital evren; Satış, Yönetim ve Dağıtım kategorilerinde yer alan her bir iş ortağını ve onların başarılarını temsil eden özgün "gezegenlerden" oluşuyor. Portal ayrıca başarı hikâyelerini keşfetmek, iş ortaklarının önemli kilometre taşlarını incelemek ve ortak uzmanlığın iş büyümesine nasıl katkı sağladığını görmek için yeni bir keşif alanı sunuyor. Tüm gezegenlerin çevresindeki yörüngeler işlevsel bir yapıya sahip: Halka sayısı, iş ortağının kaç farklı Kaspersky program kategorisine katıldığını gösterirken renkler iş ortağının mevcut metal statüsünü ifade ediyor. Gümüş, temel yetkinlik seviyesini; Altın, ileri düzey uzmanlığı; Platin ise en yüksek satış ve sertifikasyon hacimlerine sahip iş ortaklarını temsil ediyor. Partner Locator ise birden fazla kriter kullanarak iş ortaklarının aranmasına olanak tanıyor. “Become a Partner” düğmesine tek bir tıklamayla United Partner Portal üzerinden Kaspersky ile iş birliği hakkında daha fazla bilgi edinmek ve şirketin iş ortağı ekosistemine katılabiliyor. Kaspersky META Bölgesi Genel Müdürü Toufic Derbass, konuyla ilgili şunları söyledi: “İş ortaklarımız bizim için yalnızca ticari iş birlikleri değil, aynı zamanda güvenilir temsilcilerimizdir. Değerlerimizi, uzmanlığımızı ve siber güvenliğe olan bağlılığımızı her pazarda ve her müşteri segmentinde müşterilere ulaştırma konusundaki özverileri için kendilerine derinden teşekkür ediyoruz. Potansiyel iş ortaklarımızı da birlikte nasıl karşılıklı büyüme sağlayabileceğimizi keşfetmeye ve güvenlik alanında liderliğiyle öne çıkan iş ortaklarımız arasında yer almak üzere bu yolculuğa katılmaya davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, Uluslararası BJCP Tadım Sınavına İlk Kez Ev Sahipliği Yaptı Haber

Türkiye, Uluslararası BJCP Tadım Sınavına İlk Kez Ev Sahipliği Yaptı

Yenilik Atölyesi'nde düzenlenen sınav, Türkiye'nin uluslararası standartlardaki mesleki eğitim ve teknik değerlendirme süreçlerine ev sahipliği yapması açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Beer Judge Certification Program (BJCP), bira değerlendirme ve hakemlik alanında uluslararası geçerliliğe sahip bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Program kapsamında gerçekleştirilen uygulamalı sınav, adayların teknik değerlendirme, tat algılama, proses bilgisi ve ürün geliştirme yetkinliklerinin uluslararası BJCP kriterleri doğrultusunda ölçüldüğü sertifikasyon sürecinin uygulamalı aşamasını oluşturuyor. BJCP sertifikasyon sürecinde adayların öncelikle kapsamlı çevrim içi teorik yeterlilik sürecini başarıyla tamamlamaları gerekiyor. Ardından gerçekleştirilen uygulamalı sınavda katılımcılar, kendilerine sunulan numuneleri kör değerlendirme yöntemiyle analiz ederek uluslararası BJCP kriterleri doğrultusunda değerlendirme raporları hazırlıyor. Hazırlanan raporlar BJCP merkezine iletiliyor ve uluslararası değerlendirme sürecinin ardından sonuçlar açıklanıyor. Sınav, yalnızca BJCP tarafından yetkilendirilen Ulusal Seviye ve üzerindeki hakemler tarafından organize edilebiliyor. Avrupa’da bu seviyede bulunan yirmi hakemden yedisi Türkiye’de görev yaparken bunlardan beşi Anadolu Efes bünyesinde yer alıyor. Bu isimler arasında Anadolu Efes Kraft Bira Üretimi ve AR-GE Müdürü Emin Cem Sürer de bulunuyor. Türkiye'deki İlk Resmi BJCP Uygulamalı Sınavını Emin Cem Sürer Organize Etti Türkiye'de gerçekleştirilen ilk resmi BJCP uygulamalı sınavının organizatörü ve uygulayıcısı olan Emin Cem Sürer geçtiğimiz yıl BJCP Ulusal Seviye Hakemi unvanını almış ve bu unvana ulaşan Türkiye’deki ilk hakem olmuştu. World Beer Cup, Indiana Brewers Cup, European Beer Star, Barcelona Beer Challenge gibi dünyadaki çok büyük bira yarışmalarında jürilik yaparak ülkemizi dünya sahnelerinde de temsil etti. Organizasyon (Sınav) kapsamında Almanya ve Polonya'dan BJCP Ulusal Seviye Hakemleri de Emin Cem Sürer’in görevlendirme davetiyle Türkiye'ye gelerek sınavda görev aldı. Avrupa'da dahi sınırlı sayıda gerçekleştirilen bu sınavın Türkiye'de düzenlenmesiyle adaylar, daha önce yalnızca yurt dışında erişebildikleri sertifikasyon sürecine kendi ülkelerinde katılma imkânı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı Haber

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı

Tera Yatırım tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Kıraç Galvaniz (TCKRC) şirket raporunda; şirketin Bozüyük yatırımıyla artan üretim kapasitesi, yeni ürün grupları, savunma sanayindeki gelişmeler ve Avrupa pazarlarına yönelik büyüme stratejisi yatırım tezinin ana unsurları arasında gösterildi. Raporda TCKRC için 155,90 TL referans fiyat üzerinden 296,17 TL 12 aylık hedef fiyat hesaplanırken, bunun yaklaşık %90 getiri potansiyeline işaret ettiği belirtildi. 2027 İçin Güçlü Büyüme Beklentisi: Ciroda Dev Sıçrama Tera Yatırım’ın tahminlerine göre Kıraç Galvaniz’in net satışlarının 2026 yılında 6,9 milyar TL, 2027 yılında ise 20,7 milyar TL seviyesine ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde FAVÖK’ün 2026’da 2,8 milyar TL’den, 2027’de yaklaşık 8,0 milyar TL’ye; net kârın ise 2,35 milyar TL’den 6,62 milyar TL’ye yükselmesi öngörülüyor. Raporda 2027 tahminleri üzerinden TCKRC’nin FD/FAVÖK çarpanının 3,5x seviyesine gerileyebileceği ve şirketin küresel benzerlerine göre yaklaşık %49,7 iskontolu işlem görebileceği hesaplandı. İNA Değerlemesinde 367,39 TL Hedef Fiyat Tera Yatırım, TCKRC değerlemesinde İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA) ve benzer şirket çarpanları yöntemlerini birlikte kullandı. İNA modeli tek başına TCKRC için 367,39 TL hedef fiyata işaret ederken, Tera Yatırım nihai değerlemesinde İNA yöntemine %35, benzer şirket çarpanlarına ise %65 ağırlık verdi. Bu yöntem sonucında 12 aylık hedef fiyat 296,17 TL olarak belirlendi. Bozüyük Yatırımı Büyüme Hikayesinin Merkezinde Raporda, 2025 yılında devreye alınan Bozüyük tesisiyle Kıraç Galvaniz’in üretim kapasitesinin yaklaşık beş katına çıktığı; yıllık sıcak daldırma galvanizleme kapasitesinin 220 bin tona, metal imalat kapasitesinin ise 180 bin tona ulaştığı belirtildi. Tera Yatırım, Bozüyük yatırımını yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olarak değil, birim maliyetlerin iyileştirilmesi ve operasyonel verimlilik açısından da stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor. Savunma Sanayii ve Avrupa Pazarı Yeni Büyüme Katalizörü Kıraç Galvaniz’in geleneksel yol güvenliği ve galvaniz faaliyetlerinin yanı sıra savunma sanayii ve enerji alanlarındaki yeni ürün gruplarına yönelmesine dikkat çekilen raporda; ASELSAN NET ile gerçekleştirilen çalışmalar, YETEN programına dahil olunması, Tesis Güvenlik Belgesi ile NSPA ve MKE tedarik platformlarına kabul edilmesi şirketin savunma sanayindeki potansiyelini destekleyen gelişmeler arasında gösterildi. Ayrıca Romanya’daki iştirak, Avrupa pazarlarına yönelik sertifikasyon çalışmaları ve uluslararası ihale kanallarına erişimi, şirketin artan kapasitesini küresel pazarlarda değerlendirmesi açısından kritik büyüme alanları olarak vurgulandı. Başköy Yatırımı İle “İkinci Büyüme Fazı” Başköy yatırımının da Bozüyük ile başlayan kapasite artışının ardından Kıraç Galvaniz’in “ikinci büyüme fazının önemli unsurlarından biri” olduğu belirtilen raporda; yeni yatırımların devreye alınması ve artan kapasitenin satış hacmine dönüşmesiyle birlikte şirketin gelir ve kârlılığında özellikle 2027 itibarıyla güçlü bir artış öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD Federal Havacılık İdaresi Yeni Boeing 737-7 Uçağını Sertifikalandırdı Haber

ABD Federal Havacılık İdaresi Yeni Boeing 737-7 Uçağını Sertifikalandırdı

FAA onayıyla, 737 MAX ailesinin bir diğer modeli hizmete girmeye hazırİlk teslimatları desteklemeye yönelik hazırlıklar sürüyor. Boeing Ticari Uçaklar Başkanı ve CEO’su Stephanie Pope, “Bu önemli sertifikasyon, uçağımızın tasarımındaki titizliği teyit ederken, 737 MAX geliştirme ekibimizin kararlılığını ve zorluklar karşısındaki dayanıklılığını da ortaya koyuyor. Alanında uzman mühendislerimizden ve test uzmanlarımızdan oluşan ekibimiz; karşılaşılan zorluklara, uzun süren pandemi dönemine ve yeni sertifikasyon süreçlerine geçişe rağmen çalışmalarını kararlılıkla sürdürdü. Tüm bu süreç boyunca ekibimiz, tüm gerekliliklerin yerine getirilmesine ve müşterilerimize güvenli ve daha yüksek kabiliyetlere sahip bir uçak sunmaya odaklandı.” dedi. 737 MAX ailesinin en küçük ve en uzun menzilli üyesi olan 737-7 modeli, iki sınıflı kabin düzeninde 135 ila 160 arası koltuk kapasitesi sunuyor ve ailenin diğer üyelerine kıyasla yaklaşık %10 daha fazla menzil potansiyeliyle önemli bir pazar segmentine hizmet ediyor. Diğer 737 MAX jetleri gibi 737-7 de genellikle yerini aldığı uçaklara kıyasla yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını %20, gürültü ayak izini ise %50 azaltıyor. Bu onay, Boeing’in kapsamlı test ve analizlerle uçağın ticari havacılığa ilişkin tüm düzenleyici gereklilikleri karşıladığını ortaya koyduğu, birkaç yıl süren sertifikasyon çalışmalarının tamamlanmasını ifade ediyor. 2018 yılında başlayan test programı kapsamında şunlar gerçekleştirildi: 1.000 saati aşkın uçuş ve yer testiKapsamlı sistem güvenliği analizleri ve insan faktörleri değerlendirmeleriUçuş testleri sırasında tespit edilen olası bir duruma yönelik güncellenmiş motor buzlanma önleme sistemi Ürün Stratejisi, Ürün Geliştirme ve Geliştirme Programları Kıdemli Başkan Yardımcısı Mike Sinnett yaptığı açıklamada, "Boeing’in gereklilikleri doğru şekilde anladığından emin olmak ve kaydettiğimiz ilerleme konusunda şeffaflık sağlamak amacıyla ekibimiz, FAA ile düzenli ve kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu sertifikasyon programıyla Boeing, en güncel düzenleyici gerekliliklere ilişkin daha kapsamlı ve net bir anlayış geliştirdi. Bu süreçte edinilen bilgi ve deneyimin, insan faktörleri, emniyet ve kaliteye verilen önceliği daha da güçlendirerek gelecekteki uçak geliştirme süreçlerine ivme kazandırması bekleniyor.” dedi. Boeing ve 737-7'nin lansman müşterisi Southwest Airlines, ilk uçağın teslimatı için hazırlıklarını sürdürüyor. Bir ekip, uçağın nihai konfigürasyonuna ilişkin güncellemelerin uygulanması da dahil olmak üzere ilk uçakları teslimata hazırlıyor. FAA ayrıca 700 Numaralı Boeing Üretim Sertifikası'nı (PC 700) 737-7'yi kapsayacak şekilde güncelledi. 737 MAX ailesinin sipariş portföyü 7.200'ün üzerinde uçağa ulaştı. Haziran 2026 sonu itibarıyla bu uçakların 2.300'den fazlası teslim edildi. İki sınıflı kabin düzeninde genellikle 135 ila 160 yolcu kapasitesi sunan 737-7, 7.040 kilometreye (3.800 deniz miline) kadar menzile sahip. Uçak, yüksek rakımlı ve sıcak iklime sahip havalimanlarından operasyon yürüten havayolu şirketleri için üstün performans sağlayacak şekilde tasarlandı. 737 MAX ailesinin diğer üyeleri de kendine özgü kapasiteler sunuyor: 737-8, 160 ila 180 arası yolcu kapasitesi ve 6.480 kilometreye (3.500 deniz miline) kadar menziliyle kısa ve orta menzilli pazarların neredeyse tamamında kârlı operasyon imkânı sunuyor.737-8'e kıyasla üç ilave koltuk sırasına sahip 737-9, 175 ila 195 yolcu kapasitesi ve 6.110 kilometreye (3.300 deniz miline) kadar menzil sunuyor.Ailenin en büyük üyesi 737-10, tek koridorlu uçaklar arasında koltuk başına en ekonomik çözümü sunuyor. Uçak, 185 ila 210 yolcu kapasitesine ve 5.740 kilometreye (3.100 deniz miline) kadar menzile sahip. Boeing, 737-10'u bu yıl içinde sertifikalandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Boeing Hakkında Dünyanın önde gelen havacılık ve uzay şirketlerinden biri ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en büyük ihracatçısı olan Boeing, 150'den fazla ülkedeki müşterileri için ticari uçaklar, savunma ürünleri ve uzay sistemleri geliştirmekte, üretmekte ve hizmet sağlamaktadır. ABD ve küresel iş gücümüz ve tedarikçi tabanımız inovasyonu, ekonomik fırsatı, sürdürülebilirliği ve toplumsal etkiyi teşvik etmektedir. Boeing, güvenlik, kalite ve bütünlük gibi temel değerlerimize dayalı kültürümüzü yaşatmaya kararlıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme Haber

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme

Endüstriyel Ethernet teknolojilerinin gelişiminde kritik rol oynayan Time-Sensitive Networking (TSN) altyapısında önemli bir adım atıldı. CC-Link İş Ortağı Birliği (CLPA), TSN ekosisteminin temel bileşenleri arasında yer alan ağ anahtarlama çiplerinin sertifikasyon kapsamını genişletti. Bu kapsamda Analog Devices (ADI) tarafından geliştirilen ADIN6310 ve ADIN3310 endüstriyel Ethernet TSN uyumlu ağ anahtarlama entegre devreleri, CC-Link IE TSN uyumluluk sertifikasını almaya hak kazandı. Gelişme, üreticilere daha geniş bir çözüm ekosistemi sunarken, akıllı fabrika uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızlı, güvenilir ve senkronize haberleşme altyapılarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üretim ortamlarında altyapı performansı yükseliyor CLPA Türkiye Müdürü Önder Şenol, endüstriyel haberleşme teknolojilerinde yaşanan dönüşümün üretim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Üretim tesislerinde artan otomasyon seviyesi ve veri ihtiyacı, sistemler arasında daha hızlı ve hassas iletişim kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Bu noktada TSN teknolojisi, gerçek zamanlı veri akışını destekleyen yapısıyla endüstriyel Ethernet çözümlerinin gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. CC-Link IE TSN, zaman senkronizasyonu, trafik yönetimi ve veri önceliklendirme gibi yetenekleriyle üretim ortamlarında yüksek performanslı iletişim altyapıları oluşturulmasına yardımcı oluyor” dedi. TSN tabanlı ağların kullanım alanı genişliyor TSN uyumlu donanım bileşenlerinin artmasının sektör için önemli bir gelişme olduğunu belirten Önder Şenol, “Endüstriyel ağların ölçeklenebilirliği, bu altyapıyı oluşturan temel bileşenlerin çeşitliliğiyle doğrudan ilişkili. ADI’nin ADIN6310 ve ADIN3310 ürünlerinin CC-Link IE TSN sertifikasyonu, sistem geliştiricilere yeni nesil endüstriyel Ethernet çözümleri oluşturma konusunda daha geniş seçenekler sunuyor. Her iki ürünün de 100 Mbps ve 1 Gbps bağlantıları desteklemesi, farklı uygulama ihtiyaçlarına uygun esnek sistem tasarımlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu gelişme, TSN tabanlı ağların daha geniş kullanım alanlarına ulaşması açısından önemli bir adım oluşturuyor” ifadelerini kullandı Entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artıyor TSN ekosisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenol, “Akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla birlikte üretim altyapılarında güvenilir, hızlı ve entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artmaya devam ediyor. TSN teknolojisinin ağ anahtarı çipleri gibi kritik donanım seviyelerine kadar genişlemesi, endüstriyel Ethernet altyapılarının gelişimini hızlandırıyor. CLPA olarak CC-Link IE TSN teknolojisinin küresel ölçekte benimsenmesini destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerin daha esnek ve yüksek performanslı iletişim altyapılarına ulaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. CLPA (CC-Link Partner Association) Hakkında  CLPA (CC-Link Partner Association), CC-Link’in kapsamlı kullanımının desteklenmesi amacıyla 2000 yılında kurulmuş bir açık ağ destekleme kuruluşudur. CLPA’nın temel teknolojisi olan CC-Link IE, otomasyon alanında dünyanın ilk ve tek açık gigabit etherneti olarak, yüksek bant genişliği sayesinde Sanayi 4.0 uygulamaları için uygun bir çözüm sunuyor. CLPA’nın temel faaliyet alanları arasında; CC-Link IE ve CC-Link teknik spesifikasyonlarının oluşturulması ve uyum testlerinin gerçekleştirilmesi, CC-Link kullanılan cihaz ve ekipmanlar için geliştirme desteği, cihaz seçimi için kullanıcı desteği ve CC-Link’in daha geniş kapsamlı bir şekilde benimsenmesine yönelik tanıtım çalışmaları yer alıyor. Kurulduğunda 163 kurumsal üyesi olan CLPA, 4300’ü aşkın üye şirkete ve 300'ü aşkın üreticiden 1.900'ü aşkın uyumlu ürüne sahip. Tüm dünyada ise hâlihazırda 30 milyonu aşkın cihaz CLPA teknolojisini kullanıyor. Asya’nın önde gelen açık endüstriyel otomasyon ağı teknolojisi CC-Link, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’da da giderek popülerlik kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.