Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sertifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Sertifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HAVELSAN'ın 4 Yazılımı NATO Sınavını Geçti Haber

HAVELSAN'ın 4 Yazılımı NATO Sınavını Geçti

HAVELSAN'ın komuta kontrol, veri paylaşımı, güvenli bilgi aktarımı ve sistem entegrasyonu alanındaki 4 yazılım yeteneği, Polonya'da düzenlenen CWIX Tatbikatı'nda testleri başarıyla tamamlayarak NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu. HAVELSAN, farklı ülkelerin ordularının, ortak operasyonlarında başarıyla görev yapmasını sağlayan çözümlerine yenilerini ekledi. Alınan bilgiye göre, HAVELSAN'nın geliştirdiği 4 yetenek, NATO'nun her yıl Polonya'da düzenlediği Coalition Warrior Interoperability Exploration, Experimentation, Examination Exercise (CWIX Tatbikatı) kapsamında NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu. DOOB-HQ, KAPI, Embedded NONC2 ATA DLP ve LYNX yetenekleri, NATO sertifikasyonu kapsamında gerçekleştirilen Assurance Verification and Validation (AV&V) testlerini başarıyla tamamladı. Yetenekler, NATO Federe Görev Ağı (Federated Mission Networking-FMN) uyumluluğunun resmi olarak onaylanmasını sağlayan özel testlerden geçti. Ülkelerin komuta kontrol bilgi sistemlerinin hem NATO hem de diğer ülkelerin sistemleriyle karşılıklı çalışabilirliğinin test edildiği CWIX Tatbikatı'nda FMN Spiral 4 sertifikasyonlarının alınması, 2025-2027 yıllarında icra edilecek NATO görevlerine katılım açısından önemli ön şartlar arasında yer alıyor. HAVELSAN'ın yeni yeteneklerinin sertifikasyon sürecine dahil olması, şirket ürünlerinin NATO standartlarıyla uyum ve karşılıklı çalışabilirlik alanında ulaştığı yetkinliği ortaya koydu. HAVELSAN böylelikle daha önce bu alanda NATO standartlarını yakalayan ürünlerini komuta kontrol, sistem entegrasyonu, güvenli veri paylaşımı ve taktik haberleşme alanlarındaki 4 kritik yazılım yeteneğiyle genişletmiş oldu. Yeni milli yazılımlar NATO'da ilk kez vitrine çıktı HAVELSAN, geliştirdiği yeteneklerle 2012'den bu yana CWIX Tatbikatı'na aktif katılım sağlıyor. Şirket, 2019'da DOOB ve KAŞİF, 2023'te ADVENT CMS ve ADVENT MARTI, 2024'te KARTAL ve NONC2 ATA DLP, 2025'te ise DOOB-HQ, DOOB-TACTICAL, KAŞİF, OCTOPUS, NONC2 ATA DLP ve TDLYM ürünleriyle AV&V sertifikasyonu almaya hak kazandı. Bu yıl 6-26 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen CWIX Tatbikatı'na NATO ve Avrupa Birliği dahil 46 ülkeden, 20 farklı ilgi alanında 780 sistem ve 3 binden fazla personel katıldı. HAVELSAN ise tatbikatta 43 personel ve 16 sistemle faaliyet gösterdi. Şirket, MIP, TDL, MDC2, DM, COMMS, GEOMETOC, CBRN, FMNCS, AIR, MARITIME, M&S ve CYBER odak alanlarında ADVENT KALYON, ADVENT UFUK, TALAY/REI, DOOB-HEADQUARTER, DOOB-MOBILE, KAŞİF, KBRN, OCTOPUS, KAPI, NONC2 ATA DLP, Embedded NONC2 ATA DLP, LYNX, I-SMART, FIVE, RTaaS ve ICS SENTINEL sistemleriyle görev yaptı. HAVELSAN ayrıca bu yıl Hava Odak Alanı'na LYNX ve Embedded NONC2 ATA DLP, GEOMETOC Odak Alanı'na ADVENT TALAY/REI, FMN Ana Yetenekler Odak Alanı'na KAPI, Siber Odak Alanı'na ICS SENTINEL, Modelleme ve Simülasyon Odak Alanı'na ise FIVE yetenekleriyle ilk kez katıldı. ⁠Milli yazılımlara uluslararası kabul HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, CWIX Tatbikatı'nda 4 yeni yeteneğin NATO sertifikasyon sürecine dahil olmasının, milli yazılımların uluslararası alanda kabul gördüğünün ve en yüksek birlikte çalışabilirlik standartlarını karşıladığının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Nacar, şunları kaydetti: "Uzun zamandır sahip olduğumuz NATO standartlarında sistem oluşturma ve uyuşum tecrübesini aldığımız sertifikalar ile daha da pekiştirdik. Müşterek Harekat, Siber ve Modelleme Simülasyon Odak Alanları ile artırdığımız katılımın ivmesini önümüzdeki dönemde Yapay Zeka Destekli Komuta Kontrol yetenekleri ile sürdüreceğiz. Proaktif bir yaklaşımla Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern muharebenin gereği olan ihtiyaçlarını karşılayacak yetenekler geliştirmeye ve uluslararası alanda rekabetçi çözümler üretmeye devam etmekteyiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Taha Koç’a Dünya GSM Birliği’nde stratejik görev Haber

Ali Taha Koç’a Dünya GSM Birliği’nde stratejik görev

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Dünya GSM Birliği GSMA’nın Teknoloji Grubu Başkanı oldu. Ürün ve teknoloji mimarisi, şebeke evrimi, iş birliklerinin genişletilmesi, global standartlar ve çalışma gruplarının koordinasyonu gibi başlıklarda çalışmalar yürüterek Yönetim Kurulu’na destek veren GSMA Teknoloji Grubu, birlik bünyesinde önemli bir görev üstleniyor. Dr. Ali Taha Koç’un GSMA Teknoloji Grubu Başkanı seçilmesi, Turkcell’in GSMA Yönetim Kurulu üyeliğiyle güçlenen küresel temsilini daha da stratejik bir seviyeye taşıyor. Bu yeni görev, Türkiye’nin ve Turkcell’in mobil iletişim, dijital altyapı, yapay zekâ, siber güvenlik gibi alanlarda sektöre daha etkin katkı sunması açısından da büyük öneme sahip. “Türkiye’nin ve Turkcell’in teknoloji vizyonunu küresel ölçekte temsil ediyoruz” GSMA gibi dünya mobil iletişim sektörüne yön veren bir kuruluşta böylesine önemli bir görev daha üstlenmekten duyduğu gururu ifade eden Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç şunları söyledi: “GSMA, mobil iletişim sektörünün ortak aklı, ortak sesi ve en güçlü küresel buluşma platformu konumunda. Turkcell olarak GSMA ile 25 yılı aşkın süredir devam eden köklü bir iş birliğimiz var. Bu görevi hem Türkiye’nin hem de Turkcell’in teknoloji vizyonunu küresel ölçekte temsil etmek adına çok önemli bir fırsat ve sorumluluk olarak görüyoruz. Turkcell’in 32 yıllık liderlik birikimini, güçlü saha deneyimini, dijital servislerdeki uzmanlığını ve insan odaklı teknoloji yaklaşımını global ekosistemle paylaşmayı sürdüreceğiz. Amacımız, yapay zekâ, güvenlik, otonom şebekeler ve yeni nesil bağlantı teknolojileri gibi alanlarda sektörümüzün daha somut, uygulanabilir ve ortak fayda üreten sonuçlara ulaşmasını sağlamak.” “Türkiye, konumu ve potansiyeliyle global teknoloji ekosistemi içinde özel bir yere sahip” Turkcell’in GSMA çatısı altında politika, teknoloji ve strateji gibi çok geniş bir yelpazede aktif rol üstlendiğine de işaret eden Dr. Koç, “Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Orta Asya arasındaki köprü konumuyla ve genç nüfusuyla küresel teknoloji ekosistemi içinde çok özel bir yere sahip. Bu yeni dönemde de GSMA gündemine ve ülkemizin dijitalleşmesine ciddi katkılar sunmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle beni bu göreve layık gören GSMA yönetimine ve üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Hindistan’da düzenlenecek olan Teknoloji Grubu toplantılarına başkanlık edecek Dr. Ali Taha Koç, yeni görevi kapsamında 5 Ekim 2026’da Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde düzenlenecek GSMA Teknoloji Grubu toplantılarına da başkanlık edecek. Toplantıda mobil iletişim sektörünün teknoloji yol haritası, güvenli ve sürdürülebilir dijital altyapılar, operatörler arası ortak çalışma alanları ve küresel ölçekte birlikte çalışabilirliği güçlendirecek başlıkların ele alınması planlanıyor. Güvenlikten iş birliğine kadar pek çok alanda sektörün gündemini belirliyor GSMA Teknoloji Grubu, yeni nesil şebeke mimarileri, ağ dilimleme (network slicing) ve bulut tabanlı teknoloji uygulamaları gibi alanlarda sektörün ortak standartlarını belirliyor. Grup ayrıca siber güvenlik, kullanıcı rızası yönetimi, kritik acil çağrı servisleri ve küresel ağ sertifikasyon süreçlerinde de bu standardizasyon çalışmalarını yürütüyor. Yapay zekâ odaklı otonom ağ yönetimi, gelişmiş bulut altyapıları ve büyük teknoloji şirketleriyle yürütülen teknoloji iş birlikleriyle mobil ekosistemin teknolojik dönüşümüne ve geleceğin dijital altyapı gündemine yön veriyor. Bu çalışmalar, 5G’nin yaygınlaşması ve 6G’ye hazırlık sürecinde mobil operatörlerin eşgüdüm içinde hareket etmesi açısından yol gösterici bir rol oynuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nükleer Sanayide Yeni İş Birlikleri NPPES 2026'da Şekillendi Haber

Nükleer Sanayide Yeni İş Birlikleri NPPES 2026'da Şekillendi

Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın nükleer enerji alanındaki en kapsamlı buluşması olan 12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, 30 Haziran - 1 Temmuz 2026 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen zirve, iki gün boyunca yaklaşık bin 100 sektör temsilcisini bir araya getirdi. Bu yıl 86 firmanın katıldığı NPPES 2026’da; Rusya, Kanada, Çin Halk Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Güney Kore, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çek Cumhuriyeti başta olmak üzere birçok ülkeden kamu temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, sanayi kuruluşları, sektörel örgütler ve akademisyenler yer aldı. “Nükleer hedefin tek yolu güçlü ve yerli sanayi” Türkiye'nin hedefinin nükleer enerji üreten bir ülke olmak olmaması gerektiğini belirten ASO Başkanı Seyit Ardıç, "Türkiye'nin hedefi; nükleer teknolojiyi anlayan, geliştiren, ihraç eden ve uluslararası nükleer tedarik zincirlerinde söz sahibi olan bir ülke olmaktır. Bu hedefin tek bir yolu vardır: Güçlü, hazırlıklı ve belgelenmiş bir yerli sanayi" diye konuştu. Nükleerde yükselen bir sanayi, diğer sanayi kollarını da yukarı taşır Türkiye'nin Akkuyu'da oluşturduğu bilgi birikimini, yetişen insan kaynağını ve gelişen sanayi altyapısını Sinop'ta daha ileri bir seviyeye taşımanın, nükleer ekosistemini kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacağını ifade eden Başkan Ardıç, "Üstelik nükleer sanayi, en yüksek kalite standardını, en ileri mühendisliği ve en güçlü sertifikasyon kültürünü zorunlu kılar. Nükleer kalite eşiğini aşan bir sanayi, bu yetkinliği savunmadan havacılığa, otomotivden sağlığa kadar bütün yüksek teknoloji alanlarına taşıyacak bir dönüşüm gücü kazanır. Yani nükleerde yükselen bir sanayi, aslında bütün sanayisini yukarı taşır." dedi. Türkiye’’nin nükleer enerji vizyonu için NPPES’te şekilleniyor Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi ise nükleer enerjinin Türkiye’nin enerji yol haritasındaki stratejik rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: “NPPES kapsamında bu yıl devreye alınması hedeflenen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ndeki son gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk. Bunun yanı sıra, Sinop ve Trakya’da hayata geçirilmesi planlanan ikinci ve üçüncü nükleer santral projelerine ilgi gösteren uluslararası teknoloji şirketleri ve sektör temsilcileriyle önemli görüşmeler gerçekleştirdik. NPPES, Türkiye’deki nükleer enerji projelerinin yakından takip edildiği, uluslararası iş birliklerinin geliştirildiği ve yerli sanayimizin küresel nükleer tedarik zincirine entegrasyonuna katkı sağlayan önemli bir platform olmayı sürdürüyor.” NPPES’te 199 yeni iş görüşmesi gerçekleşti Zirve kapsamında bu yıl 199 yeni iş görüşmesi gerçekleştirildi. İş geliştirme görüşmelerinin yanı sıra nükleer sanayi ekosisteminin güçlenmesine katkı sağlayacak önemli iş birliği anlaşmalarına da imza atıldı. Ankara Sanayi Odası Nükleer Sanayi Kümelenmesi (ASONÜKSAK) ile Çin Nükleer Derneği (Chinese Nuclear Society - CNS) arasında bir iş birliği anlaşması imzalanırken, Nükleer Sanayi Derneği ile Kazakistan Atomik Endüstri Geliştirme Derneği (Atomic Industry Development Association - AIDA) arasında iyi niyet protokolü hayata geçirildi. FİGES Grup şirketi ThorAtom ile INFINITIX arasında da bir iyi niyet protokolü imzalandı. Yerli ve yabancı uzmanlar sektörün geleceğini değerlendirdi NPPES 2026 kapsamında iki gün boyunca altı panel oturumu ve dokuz özel sunum gerçekleştirildi. Nükleer enerji sektörünün gündemindeki güncel başlıklar yerli ve yabancı uzmanlar tarafından ele alınırken, stand alanlarında da sektörün en yeni teknolojileri ve çözümleri katılımcılarla buluşturuldu. Kanada ile yerli sanayiciler arasında kapsamlı ikili görüşmeler gerçekleşti Türkiye’nin ikinci nükleer santral projesiyle yakından ilgilenen Kanadalı teknoloji geliştiricilerinin yoğun katılım gösterdiği NPPES'te, Kanada’nın geliştirdiği CANDU reaktör teknolojisine yönelik özel bir ‘CANDU Tedarik Zinciri Toplantısı’ düzenlendi. Ayrıca Kanada Nükleer Derneği ile Nükleer Sanayi Derneği’nin gerçekleştirdiği iş birliği oturumunda, Türkiye ve bölge ülkelerindeki nükleer enerji projelerinde ortaya çıkan yeni fırsatlar ve tedarik zinciri olanakları değerlendirildi. Açılışta üst düzey katılım NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. NPPES 2026’ya, sektörün önde gelen uluslararası şirketlerinden AtkinsRéalis, IC Nuclear Technology, SPIC, Nukem Technologies, Nuclean, Rosatom, Kinectrics ve Framatome başta olmak üzere çok sayıda firma katılım sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Zeytininin Yol Haritası Çiziliyor Haber

İzmir Zeytininin Yol Haritası Çiziliyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde, kentlerin çok yönlü sorunlarına çözüm üretilmesi için İzmir’de başlatılan konsey ve kurullar dönemi kentte ortak aklı harekete geçiriyor. İzmir’in binlerce yıllık zeytin kültürünün ulusal ve uluslararası alanda hak ettiği değere ulaşması, markalaşması ve ekonomik katma değerinin artırılması amacıyla oluşturulan Zeytin Danışma Kurulu da Zeytin Çalıştayı ile sektörün yol haritasını belirliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen çalıştaya çok sayıda özel sektör temsilcisi, üretici ve sektör uzmanı katıldı. Üngür: Bu büyük topluluğun İzmir’de zeytin için toplanması çok kıymetli Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, zeytinin Akdeniz’in ve insanlık tarihinin en önemli, en değerli kültür varlıklarından biri olduğunu belirterek “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık üç ay önce Zeytin Danışma Kurulu ile yola çıktık. Zeytine ve zeytinciliğe ait pek çok kurumla bugün buradayız. Bu kadar büyük bir topluluğun, İzmir’de zeytin için bir araya gelmesi çok kıymetli. Bugün çalışma masalarında hep birlikte üreteceğimiz ortak kararlar, geliştireceğimiz vizyoner stratejiler ve somut çözüm önerileri; zeytin sektörümüzün yarınlarına yön verecek tarihi bir dönüm noktası olacaktır. Buradan çıkacak sektörel mutabakat; üreticimizin emeğine bereket katacak, zeytinyağımızın küresel pazardaki rekabet gücünü artıracak ve tarladan sofraya uzanan tüm süreçlerin kalitesini en üst seviyeye taşıyacaktır” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Kurucu: Zeytin mutlaka hak ettiği değeri bulmalı Çalıştay programı hakkında bilgi veren ve zeytinin önemi üzerinde duran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, zeytinin stratejik değere sahip olan bir yağ bitkisi olduğunu söyleyerek “İzmir’in kimliğinde zeytin ve zeytinyağı önemlidir. İzmir için birkaç önemli üründen bir tanesidir. Zeytinin mutlaka ulusal ve uluslararası değerini bulması lazım. Kalitesiyle, tadıyla, sürdürülebilir olmasıyla bunu başarmamız lazım” ifadelerini kullandı. Zeytine yön verecek yedi ayrı masa Açılış konuşmalarının ardından katılımcılar zeytine yön verecek yedi ayrı masada toplantılara başladı. Zeytin Çalıştayı’ndaki her masa üç temel sorun, üç öncelikli çözüm ve bir pilot proje önerisi hazırlayacak. Masalarda; “Zeytinliklerde Kültürel Uygulamalar ve Beşeri Sermayenin Güçlendirilmesi”, “Doğru Çeşit, Sertifikalı Fidan ve Zeytin Envanteri”, “Kalite, Analiz, Sertifikasyon ve Tağşişle Mücadele”, “Kooperatifçilik ve Yeni Nesil İş Birliği Modelleri”, “Markalaşma, Pazarlama, İç Tüketim ve İhracat”, “Zeytin Kültürü, Gastronomi, Agroturizm ve Zeytin Rotaları” ve “İklim Krizi, Akıllı Tarım (AgTech) Uygulamaları, Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi” olmak üzere yedi ayrı başlık değerlendirilecek. Bütün paydaşlar tek çatı altında Çalıştaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı iştirakleri, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İzmir Ticaret Borsası, İzmir Ticaret Odası, Ege İhracatçı Birlikleri Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi (UTAEM), Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE), İzmir Ekonomi Üniversitesi, Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO) Derneği, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ,Tarım Ekonomisi Derneği, Ulusal Tarım Gıda Birliği (UTGB), Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Türkiye Sulama Kooperatifleri Merkez Birliği, S.S. Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, S.S. Bergama İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, S.S. Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile çok sayıda özel sektör temsilcileri, üreticiler ve sektör uzmanları katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'daki Türkler Artık Spark Connect ile Şarj Olacak Haber

Avrupa'daki Türkler Artık Spark Connect ile Şarj Olacak

Platform kıtadaki tüm elektrikli araç sürücülerine açık olmakla birlikte, başta Avrupa'da yaşayan ve sıla yoluna çıkan Türkler olmak üzere kullanıcılar günlük ve yol üstü şarjlarını Spark Connect ile yapabilecek. Spark; Gireve, Michigan Üniversitesi ve Google for Startups destekleriyle global büyümesini hızlandırıyor. Türkiye'de geliştirilen e-mobilite platformu Spark Connect, Avrupa'nın en geniş kapsamlı B2B şarj platformlarından Gireve ile entegrasyon ve sertifikasyon sürecini tamamladı. Bu adımla birlikte Spark Connect, Avrupa genelindeki 695 bini aşkın şarj noktasına erişebilecek roaming altyapısını teknik olarak hazır hale getirdi. Spark, kıtadaki tüm elektrikli araç kullanıcılarına açık olmakla birlikte, sağladığı kolaylığın en somut karşılığını Avrupa'daki Türk topluluğunda buluyor. Avrupa'da yaşayan kullanıcılar günlük şarj ihtiyaçlarını, sıla yoluna çıkan sürücüler ise yolculukları boyunca aynı uygulama üzerinden karşılayabilecek. Bugüne kadar farklı ülkelerde ve farklı operatörlerde değişen uygulamalar, üyelikler ve ödeme yöntemleri, elektrikli araç kullanıcıları için en önemli deneyim sorunlarından biri olarak öne çıkıyordu. Spark Connect, Gireve entegrasyonuyla bu parçalı yapıyı tek bir erişim katmanında topluyor; böylece Avrupa'da yaşayan bir kullanıcı, gündelik şarjını kıtanın dört bir yanındaki noktalar arasından tek bir uygulamayla yönetebiliyor. Aynı kolaylık, Avrupa-Türkiye hattında seyahat eden sürücüler için de geçerli. Almanya'dan TOGG'uyla yola çıkıp Hollanda, Belçika ve Fransa üzerinden Türkiye'ye gelen bir kullanıcı, sıla yolu boyunca farklı operatörlere ait istasyonlara aynı uygulama üzerinden ulaşabiliyor. Spark Connect, Gireve üzerinden Avrupa'daki şarj ağlarının neredeyse tamamıyla teknik olarak konuşabilen bir yapı kurarak 695 binden fazla şarj soketine bağlandı; rota boyunca istasyon keşfi, şarj ağı erişimi, roaming uyumluluğu ve çoklu operatör deneyimini tek bir akışta bir araya getirdi. Tamamlanan süreç, yalnızca ticari bir roaming iş birliği değil; aynı zamanda kapsamlı bir teknik doğrulama anlamına geliyor. Spark Connect'in geliştirdiği OCPI tabanlı roaming altyapısı, Gireve laboratuvarı tarafından test edilerek teknik onay aldı. Altyapı; şarj oturumu başlatma ve sonlandırma, yetkilendirme, istasyon verisi, roaming akışları, şarj ağı bağlantıları ve çoklu operatör senaryoları gibi başlıklarda uluslararası birlikte çalışabilirlik gereksinimleriyle uyumlu hale geldi. Şirket, bu seviyede entegrasyon ve sertifikasyon sürecini tamamlayarak Türkiye'de Gireve ile çalışan ilk şirketlerden biri oldu. Avrupa roaming altyapısının önemli oyuncularından olan Gireve; marketplace teknolojisi, veri yönetimi ve transaction processing katmanlarını bir araya getiren B2B bir platform olarak konumlanıyor ve Şubat 2026 itibarıyla platformunda 695 bini aşkın bağlantılı şarj noktası bulunuyor. Gireve entegrasyonu, Spark Connect'in global büyüme yolculuğunun yalnızca bir ayağını oluşturuyor. Şirket, ABD tarafında Michigan Üniversitesi ile yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarını ikinci yılına taşıdı; yaklaşık beş kişilik bir öğrenci ekibi, özellikle ABD pazarına yönelik ürün ve servis katmanları üzerinde çalışıyor. Spark Connect ayrıca Google for Startups programına kabul edilerek ürün pazarlaması, kullanıcı edinimi ve büyüme süreçlerinde değerlendirebileceği desteklere erişti. Bu adımlar birlikte, Türkiye'de geliştirilen bir mobilite altyapısının küresel ölçekte çalışır hale gelmesi hedefini işaret ediyor. Spark Connect Kurucusu Çağan Koyun, Spark'ın son dönemde attığı adımlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ürünümüzü Türkiye’de geliştirdik; ama en başından beri yurt dışındaki kullanıcı deneyimini, roaming ihtiyaçlarını ve global ölçekte nasıl çalışması gerektiğini düşünerek inşa ettik. Bugün Gireve ile entegrasyon ve sertifikasyon sürecini tamamlamamız, Avrupa’daki 695 binden fazla noktaya erişim için hazır hale gelmemiz, Michigan Üniversitesi ile Ar-Ge çalışmalarımızı ikinci yıla taşımamız ve Google desteği almamız; bunun somut çıktıları. Türkiye'de doğmuş bir teknoloji şirketi olarak Avrupa'daki kullanıcıya ve elektrikli araç ekosistemine gerçekten çalışan bir altyapı sunmak istiyoruz.” Spark Connect, geliştirdiği teknoloji platformuyla e-mobilite ekosisteminde daha bağlantılı, erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir deneyim oluşturmayı hedeflerken; Türkiye'de geliştirdiği altyapıyı önümüzdeki dönemde daha fazla operatör, daha fazla servis ve daha fazla ülkeyle çalışabilir hale getirmeyi planlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulvar 216 1.044 MWh’lik Yeşil Enerji Tüketimini Tescilledi Haber

Bulvar 216 1.044 MWh’lik Yeşil Enerji Tüketimini Tescilledi

Restoranları, kafeleri ve sosyal yaşam alanlarıyla günün her saatinde ziyaretçilerine farklı seçenekler sunan Bulvar 216, sürdürülebilirlik odaklı uygulamalarını operasyonel yapısının önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. Bu kapsamda alınan I-REC Redemption Statement belgesi, The International Tracking Standard Foundation tarafından yürütülen I-REC sistemi üzerinden sağlanarak Bulvar 216’nın 2026 yılına ait 1.044 MWh’lik elektrik tüketiminin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla belgelendirildiğini ortaya koyuyor. 350 hanenin yıllık tüketimine denk yenilenebilir enerji Bulvar 216’nın I-REC ile belgelendirdiği 1.044 MWh elektrik tüketimi, 1 milyon 44 bin kWh enerjiye karşılık geliyor. Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yıllık ortalama elektrik tüketiminin yaklaşık 3.000 kWh olduğu dikkate alındığında, bu miktar yaklaşık 350 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına denk geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye elektrik tüketimi emisyon faktörü baz alınarak yapılan hesaplamaya göre, 1.044 MWh’lik tüketimin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla belgelendirilmesi 432,4 ton CO₂e ’lik şebeke kaynaklı emisyon karşılığına denk gelmektedir. Bu yaklaşım, Bulvar 216’nın enerji tüketimini daha şeffaf, ölçülebilir ve sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu şekilde yönetme iradesini ortaya koyuyor. Uluslararası standartlarda yenilenebilir enerji belgelendirmesi I-REC sistemi; rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin kaynağını takip eden ve belgeleyen uluslararası bir sertifikasyon modeli olarak öne çıkıyor. Sistem, kurumların enerji tüketimlerine ilişkin şeffaf raporlama süreçlerini desteklerken, sürdürülebilirlik uygulamalarının ölçülebilir ve izlenebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Bulvar 216, tüketimini I-REC ile belgelendirerek yalnızca bugünün enerji ihtiyacını karşılamakla kalmıyor; temiz bir gelecek ve sürdürülebilir bir ekosistem yaratma hedefini de somut bir adımla destekliyor. Marka, mevcut ve gelecekteki projelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmayı, sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olarak görüyor. Bulvar 216, gastronomi ve sosyal yaşamın buluşma noktaları arasında yer alıyor İstanbul’un ilk gastronomi merkezi olarak konumlanan Bulvar 216, restoranları, kafeleri ve sosyal yaşam alanlarıyla Anadolu Yakası’nın öne çıkan buluşma noktaları arasında yer alıyor. Gastronomi odaklı yapısını sosyal deneyim ve şehir yaşamıyla bir araya getiren merkez, iş çıkışı buluşmalarından hafta sonu planlarına kadar günün farklı anlarında tercih edilen bir yaşam alanı olarak dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.