Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sertifikasyon

Kapsül Haber Ajansı - Sertifikasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sertifikasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kaspersky, META Bölgesinde %21 Büyüdü; 100’ü Aşkın İş Ortağıyla Bir Araya Geldi Haber

Kaspersky, META Bölgesinde %21 Büyüdü; 100’ü Aşkın İş Ortağıyla Bir Araya Geldi

Etkinlikte şirketin ürün güncellemeleri, yatırım planları, tehdit ortamındaki değişimler ve başarı hikâyeleri paylaşıldı. Şirket ayrıca, iş ortağı ekosistemini öne çıkaran interaktif Partnerverse portalını kısa süre önce kullanıma sundu. Konferans, Kaspersky CEO’su Eugene Kaspersky’nin siber güvenliğin mevcut durumu ve geleceği hakkında değerlendirmelerde bulunduğu sunumuyla başladı. Kaspersky META Bölgesi Genel Müdürü Toufic Derbass ise siber güvenlik çözümlerine yönelik artan talebe dikkat çekerek şirketin 2026’nın ilk yarısında META bölgesinde %21 oranında büyüdüğünü vurguladı. Etkinliğin zengin ajandasında; Kaspersky Kurumsal Portföyü’ne eklenen yenilikler ve yapay zekâ yetkinlikleri, karmaşık bölgesel dinamikler ışığında yakalanabilecek büyüme fırsatları, paylaşılan başarı hikayeleri, bulut, yerinde (on-prem) ve hibrit altyapıların yönetimi, Kaspersky XDR ile Konteyner Güvenliği gibi kritik başlıklara yer verildi. Kaspersky, otuz yıla yaklaşan köklü geçmişi boyunca dünya genelinde milyonlarca müşteriye üst düzey siber koruma sağlayan 18 bini aşkın iş ortağından oluşan geniş bir küresel ağ kurdu. Şirketin "Kaspersky United" İş Ortaklığı Programı, farklı iş modellerine odaklanan dört ana yapı üzerine kurgulanıyor: Satış (bayiler, sistem entegratörleri ve katma değerli satıcılar- VAR), Dağıtım/Kurulum (ileri düzey siber güvenlik hizmetleri sunan ortaklar), Yönetim (Yönetilen Hizmet Sağlayıcılar- MSP) ve Geliştirme (teknoloji ortakları). Tanıtılan "Partnerverse" platformu, Kaspersky’nin küresel iş ortağı ağını görselleştirirken mevcut ortakların kritik katkılarını onurlandırıyor ve potansiyel iş birlikleri için sunulan geniş ölçeği ve fırsatları gözler önüne seriyor. Bu dinamik dijital evren; Satış, Yönetim ve Dağıtım kategorilerinde yer alan her bir iş ortağını ve onların başarılarını temsil eden özgün "gezegenlerden" oluşuyor. Portal ayrıca başarı hikâyelerini keşfetmek, iş ortaklarının önemli kilometre taşlarını incelemek ve ortak uzmanlığın iş büyümesine nasıl katkı sağladığını görmek için yeni bir keşif alanı sunuyor. Tüm gezegenlerin çevresindeki yörüngeler işlevsel bir yapıya sahip: Halka sayısı, iş ortağının kaç farklı Kaspersky program kategorisine katıldığını gösterirken renkler iş ortağının mevcut metal statüsünü ifade ediyor. Gümüş, temel yetkinlik seviyesini; Altın, ileri düzey uzmanlığı; Platin ise en yüksek satış ve sertifikasyon hacimlerine sahip iş ortaklarını temsil ediyor. Partner Locator ise birden fazla kriter kullanarak iş ortaklarının aranmasına olanak tanıyor. “Become a Partner” düğmesine tek bir tıklamayla United Partner Portal üzerinden Kaspersky ile iş birliği hakkında daha fazla bilgi edinmek ve şirketin iş ortağı ekosistemine katılabiliyor. Kaspersky META Bölgesi Genel Müdürü Toufic Derbass, konuyla ilgili şunları söyledi: “İş ortaklarımız bizim için yalnızca ticari iş birlikleri değil, aynı zamanda güvenilir temsilcilerimizdir. Değerlerimizi, uzmanlığımızı ve siber güvenliğe olan bağlılığımızı her pazarda ve her müşteri segmentinde müşterilere ulaştırma konusundaki özverileri için kendilerine derinden teşekkür ediyoruz. Potansiyel iş ortaklarımızı da birlikte nasıl karşılıklı büyüme sağlayabileceğimizi keşfetmeye ve güvenlik alanında liderliğiyle öne çıkan iş ortaklarımız arasında yer almak üzere bu yolculuğa katılmaya davet ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, Uluslararası BJCP Tadım Sınavına İlk Kez Ev Sahipliği Yaptı Haber

Türkiye, Uluslararası BJCP Tadım Sınavına İlk Kez Ev Sahipliği Yaptı

Yenilik Atölyesi'nde düzenlenen sınav, Türkiye'nin uluslararası standartlardaki mesleki eğitim ve teknik değerlendirme süreçlerine ev sahipliği yapması açısından önemli bir adım niteliği taşıyor. Beer Judge Certification Program (BJCP), bira değerlendirme ve hakemlik alanında uluslararası geçerliliğe sahip bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Program kapsamında gerçekleştirilen uygulamalı sınav, adayların teknik değerlendirme, tat algılama, proses bilgisi ve ürün geliştirme yetkinliklerinin uluslararası BJCP kriterleri doğrultusunda ölçüldüğü sertifikasyon sürecinin uygulamalı aşamasını oluşturuyor. BJCP sertifikasyon sürecinde adayların öncelikle kapsamlı çevrim içi teorik yeterlilik sürecini başarıyla tamamlamaları gerekiyor. Ardından gerçekleştirilen uygulamalı sınavda katılımcılar, kendilerine sunulan numuneleri kör değerlendirme yöntemiyle analiz ederek uluslararası BJCP kriterleri doğrultusunda değerlendirme raporları hazırlıyor. Hazırlanan raporlar BJCP merkezine iletiliyor ve uluslararası değerlendirme sürecinin ardından sonuçlar açıklanıyor. Sınav, yalnızca BJCP tarafından yetkilendirilen Ulusal Seviye ve üzerindeki hakemler tarafından organize edilebiliyor. Avrupa’da bu seviyede bulunan yirmi hakemden yedisi Türkiye’de görev yaparken bunlardan beşi Anadolu Efes bünyesinde yer alıyor. Bu isimler arasında Anadolu Efes Kraft Bira Üretimi ve AR-GE Müdürü Emin Cem Sürer de bulunuyor. Türkiye'deki İlk Resmi BJCP Uygulamalı Sınavını Emin Cem Sürer Organize Etti Türkiye'de gerçekleştirilen ilk resmi BJCP uygulamalı sınavının organizatörü ve uygulayıcısı olan Emin Cem Sürer geçtiğimiz yıl BJCP Ulusal Seviye Hakemi unvanını almış ve bu unvana ulaşan Türkiye’deki ilk hakem olmuştu. World Beer Cup, Indiana Brewers Cup, European Beer Star, Barcelona Beer Challenge gibi dünyadaki çok büyük bira yarışmalarında jürilik yaparak ülkemizi dünya sahnelerinde de temsil etti. Organizasyon (Sınav) kapsamında Almanya ve Polonya'dan BJCP Ulusal Seviye Hakemleri de Emin Cem Sürer’in görevlendirme davetiyle Türkiye'ye gelerek sınavda görev aldı. Avrupa'da dahi sınırlı sayıda gerçekleştirilen bu sınavın Türkiye'de düzenlenmesiyle adaylar, daha önce yalnızca yurt dışında erişebildikleri sertifikasyon sürecine kendi ülkelerinde katılma imkânı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı Haber

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı

Tera Yatırım tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Kıraç Galvaniz (TCKRC) şirket raporunda; şirketin Bozüyük yatırımıyla artan üretim kapasitesi, yeni ürün grupları, savunma sanayindeki gelişmeler ve Avrupa pazarlarına yönelik büyüme stratejisi yatırım tezinin ana unsurları arasında gösterildi. Raporda TCKRC için 155,90 TL referans fiyat üzerinden 296,17 TL 12 aylık hedef fiyat hesaplanırken, bunun yaklaşık %90 getiri potansiyeline işaret ettiği belirtildi. 2027 İçin Güçlü Büyüme Beklentisi: Ciroda Dev Sıçrama Tera Yatırım’ın tahminlerine göre Kıraç Galvaniz’in net satışlarının 2026 yılında 6,9 milyar TL, 2027 yılında ise 20,7 milyar TL seviyesine ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde FAVÖK’ün 2026’da 2,8 milyar TL’den, 2027’de yaklaşık 8,0 milyar TL’ye; net kârın ise 2,35 milyar TL’den 6,62 milyar TL’ye yükselmesi öngörülüyor. Raporda 2027 tahminleri üzerinden TCKRC’nin FD/FAVÖK çarpanının 3,5x seviyesine gerileyebileceği ve şirketin küresel benzerlerine göre yaklaşık %49,7 iskontolu işlem görebileceği hesaplandı. İNA Değerlemesinde 367,39 TL Hedef Fiyat Tera Yatırım, TCKRC değerlemesinde İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA) ve benzer şirket çarpanları yöntemlerini birlikte kullandı. İNA modeli tek başına TCKRC için 367,39 TL hedef fiyata işaret ederken, Tera Yatırım nihai değerlemesinde İNA yöntemine %35, benzer şirket çarpanlarına ise %65 ağırlık verdi. Bu yöntem sonucında 12 aylık hedef fiyat 296,17 TL olarak belirlendi. Bozüyük Yatırımı Büyüme Hikayesinin Merkezinde Raporda, 2025 yılında devreye alınan Bozüyük tesisiyle Kıraç Galvaniz’in üretim kapasitesinin yaklaşık beş katına çıktığı; yıllık sıcak daldırma galvanizleme kapasitesinin 220 bin tona, metal imalat kapasitesinin ise 180 bin tona ulaştığı belirtildi. Tera Yatırım, Bozüyük yatırımını yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olarak değil, birim maliyetlerin iyileştirilmesi ve operasyonel verimlilik açısından da stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor. Savunma Sanayii ve Avrupa Pazarı Yeni Büyüme Katalizörü Kıraç Galvaniz’in geleneksel yol güvenliği ve galvaniz faaliyetlerinin yanı sıra savunma sanayii ve enerji alanlarındaki yeni ürün gruplarına yönelmesine dikkat çekilen raporda; ASELSAN NET ile gerçekleştirilen çalışmalar, YETEN programına dahil olunması, Tesis Güvenlik Belgesi ile NSPA ve MKE tedarik platformlarına kabul edilmesi şirketin savunma sanayindeki potansiyelini destekleyen gelişmeler arasında gösterildi. Ayrıca Romanya’daki iştirak, Avrupa pazarlarına yönelik sertifikasyon çalışmaları ve uluslararası ihale kanallarına erişimi, şirketin artan kapasitesini küresel pazarlarda değerlendirmesi açısından kritik büyüme alanları olarak vurgulandı. Başköy Yatırımı İle “İkinci Büyüme Fazı” Başköy yatırımının da Bozüyük ile başlayan kapasite artışının ardından Kıraç Galvaniz’in “ikinci büyüme fazının önemli unsurlarından biri” olduğu belirtilen raporda; yeni yatırımların devreye alınması ve artan kapasitenin satış hacmine dönüşmesiyle birlikte şirketin gelir ve kârlılığında özellikle 2027 itibarıyla güçlü bir artış öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD Federal Havacılık İdaresi Yeni Boeing 737-7 Uçağını Sertifikalandırdı Haber

ABD Federal Havacılık İdaresi Yeni Boeing 737-7 Uçağını Sertifikalandırdı

FAA onayıyla, 737 MAX ailesinin bir diğer modeli hizmete girmeye hazırİlk teslimatları desteklemeye yönelik hazırlıklar sürüyor. Boeing Ticari Uçaklar Başkanı ve CEO’su Stephanie Pope, “Bu önemli sertifikasyon, uçağımızın tasarımındaki titizliği teyit ederken, 737 MAX geliştirme ekibimizin kararlılığını ve zorluklar karşısındaki dayanıklılığını da ortaya koyuyor. Alanında uzman mühendislerimizden ve test uzmanlarımızdan oluşan ekibimiz; karşılaşılan zorluklara, uzun süren pandemi dönemine ve yeni sertifikasyon süreçlerine geçişe rağmen çalışmalarını kararlılıkla sürdürdü. Tüm bu süreç boyunca ekibimiz, tüm gerekliliklerin yerine getirilmesine ve müşterilerimize güvenli ve daha yüksek kabiliyetlere sahip bir uçak sunmaya odaklandı.” dedi. 737 MAX ailesinin en küçük ve en uzun menzilli üyesi olan 737-7 modeli, iki sınıflı kabin düzeninde 135 ila 160 arası koltuk kapasitesi sunuyor ve ailenin diğer üyelerine kıyasla yaklaşık %10 daha fazla menzil potansiyeliyle önemli bir pazar segmentine hizmet ediyor. Diğer 737 MAX jetleri gibi 737-7 de genellikle yerini aldığı uçaklara kıyasla yakıt tüketimini ve CO2 emisyonlarını %20, gürültü ayak izini ise %50 azaltıyor. Bu onay, Boeing’in kapsamlı test ve analizlerle uçağın ticari havacılığa ilişkin tüm düzenleyici gereklilikleri karşıladığını ortaya koyduğu, birkaç yıl süren sertifikasyon çalışmalarının tamamlanmasını ifade ediyor. 2018 yılında başlayan test programı kapsamında şunlar gerçekleştirildi: 1.000 saati aşkın uçuş ve yer testiKapsamlı sistem güvenliği analizleri ve insan faktörleri değerlendirmeleriUçuş testleri sırasında tespit edilen olası bir duruma yönelik güncellenmiş motor buzlanma önleme sistemi Ürün Stratejisi, Ürün Geliştirme ve Geliştirme Programları Kıdemli Başkan Yardımcısı Mike Sinnett yaptığı açıklamada, "Boeing’in gereklilikleri doğru şekilde anladığından emin olmak ve kaydettiğimiz ilerleme konusunda şeffaflık sağlamak amacıyla ekibimiz, FAA ile düzenli ve kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu sertifikasyon programıyla Boeing, en güncel düzenleyici gerekliliklere ilişkin daha kapsamlı ve net bir anlayış geliştirdi. Bu süreçte edinilen bilgi ve deneyimin, insan faktörleri, emniyet ve kaliteye verilen önceliği daha da güçlendirerek gelecekteki uçak geliştirme süreçlerine ivme kazandırması bekleniyor.” dedi. Boeing ve 737-7'nin lansman müşterisi Southwest Airlines, ilk uçağın teslimatı için hazırlıklarını sürdürüyor. Bir ekip, uçağın nihai konfigürasyonuna ilişkin güncellemelerin uygulanması da dahil olmak üzere ilk uçakları teslimata hazırlıyor. FAA ayrıca 700 Numaralı Boeing Üretim Sertifikası'nı (PC 700) 737-7'yi kapsayacak şekilde güncelledi. 737 MAX ailesinin sipariş portföyü 7.200'ün üzerinde uçağa ulaştı. Haziran 2026 sonu itibarıyla bu uçakların 2.300'den fazlası teslim edildi. İki sınıflı kabin düzeninde genellikle 135 ila 160 yolcu kapasitesi sunan 737-7, 7.040 kilometreye (3.800 deniz miline) kadar menzile sahip. Uçak, yüksek rakımlı ve sıcak iklime sahip havalimanlarından operasyon yürüten havayolu şirketleri için üstün performans sağlayacak şekilde tasarlandı. 737 MAX ailesinin diğer üyeleri de kendine özgü kapasiteler sunuyor: 737-8, 160 ila 180 arası yolcu kapasitesi ve 6.480 kilometreye (3.500 deniz miline) kadar menziliyle kısa ve orta menzilli pazarların neredeyse tamamında kârlı operasyon imkânı sunuyor.737-8'e kıyasla üç ilave koltuk sırasına sahip 737-9, 175 ila 195 yolcu kapasitesi ve 6.110 kilometreye (3.300 deniz miline) kadar menzil sunuyor.Ailenin en büyük üyesi 737-10, tek koridorlu uçaklar arasında koltuk başına en ekonomik çözümü sunuyor. Uçak, 185 ila 210 yolcu kapasitesine ve 5.740 kilometreye (3.100 deniz miline) kadar menzile sahip. Boeing, 737-10'u bu yıl içinde sertifikalandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Boeing Hakkında Dünyanın önde gelen havacılık ve uzay şirketlerinden biri ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en büyük ihracatçısı olan Boeing, 150'den fazla ülkedeki müşterileri için ticari uçaklar, savunma ürünleri ve uzay sistemleri geliştirmekte, üretmekte ve hizmet sağlamaktadır. ABD ve küresel iş gücümüz ve tedarikçi tabanımız inovasyonu, ekonomik fırsatı, sürdürülebilirliği ve toplumsal etkiyi teşvik etmektedir. Boeing, güvenlik, kalite ve bütünlük gibi temel değerlerimize dayalı kültürümüzü yaşatmaya kararlıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme Haber

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme

Endüstriyel Ethernet teknolojilerinin gelişiminde kritik rol oynayan Time-Sensitive Networking (TSN) altyapısında önemli bir adım atıldı. CC-Link İş Ortağı Birliği (CLPA), TSN ekosisteminin temel bileşenleri arasında yer alan ağ anahtarlama çiplerinin sertifikasyon kapsamını genişletti. Bu kapsamda Analog Devices (ADI) tarafından geliştirilen ADIN6310 ve ADIN3310 endüstriyel Ethernet TSN uyumlu ağ anahtarlama entegre devreleri, CC-Link IE TSN uyumluluk sertifikasını almaya hak kazandı. Gelişme, üreticilere daha geniş bir çözüm ekosistemi sunarken, akıllı fabrika uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızlı, güvenilir ve senkronize haberleşme altyapılarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üretim ortamlarında altyapı performansı yükseliyor CLPA Türkiye Müdürü Önder Şenol, endüstriyel haberleşme teknolojilerinde yaşanan dönüşümün üretim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Üretim tesislerinde artan otomasyon seviyesi ve veri ihtiyacı, sistemler arasında daha hızlı ve hassas iletişim kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Bu noktada TSN teknolojisi, gerçek zamanlı veri akışını destekleyen yapısıyla endüstriyel Ethernet çözümlerinin gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. CC-Link IE TSN, zaman senkronizasyonu, trafik yönetimi ve veri önceliklendirme gibi yetenekleriyle üretim ortamlarında yüksek performanslı iletişim altyapıları oluşturulmasına yardımcı oluyor” dedi. TSN tabanlı ağların kullanım alanı genişliyor TSN uyumlu donanım bileşenlerinin artmasının sektör için önemli bir gelişme olduğunu belirten Önder Şenol, “Endüstriyel ağların ölçeklenebilirliği, bu altyapıyı oluşturan temel bileşenlerin çeşitliliğiyle doğrudan ilişkili. ADI’nin ADIN6310 ve ADIN3310 ürünlerinin CC-Link IE TSN sertifikasyonu, sistem geliştiricilere yeni nesil endüstriyel Ethernet çözümleri oluşturma konusunda daha geniş seçenekler sunuyor. Her iki ürünün de 100 Mbps ve 1 Gbps bağlantıları desteklemesi, farklı uygulama ihtiyaçlarına uygun esnek sistem tasarımlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu gelişme, TSN tabanlı ağların daha geniş kullanım alanlarına ulaşması açısından önemli bir adım oluşturuyor” ifadelerini kullandı Entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artıyor TSN ekosisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenol, “Akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla birlikte üretim altyapılarında güvenilir, hızlı ve entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artmaya devam ediyor. TSN teknolojisinin ağ anahtarı çipleri gibi kritik donanım seviyelerine kadar genişlemesi, endüstriyel Ethernet altyapılarının gelişimini hızlandırıyor. CLPA olarak CC-Link IE TSN teknolojisinin küresel ölçekte benimsenmesini destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerin daha esnek ve yüksek performanslı iletişim altyapılarına ulaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. CLPA (CC-Link Partner Association) Hakkında  CLPA (CC-Link Partner Association), CC-Link’in kapsamlı kullanımının desteklenmesi amacıyla 2000 yılında kurulmuş bir açık ağ destekleme kuruluşudur. CLPA’nın temel teknolojisi olan CC-Link IE, otomasyon alanında dünyanın ilk ve tek açık gigabit etherneti olarak, yüksek bant genişliği sayesinde Sanayi 4.0 uygulamaları için uygun bir çözüm sunuyor. CLPA’nın temel faaliyet alanları arasında; CC-Link IE ve CC-Link teknik spesifikasyonlarının oluşturulması ve uyum testlerinin gerçekleştirilmesi, CC-Link kullanılan cihaz ve ekipmanlar için geliştirme desteği, cihaz seçimi için kullanıcı desteği ve CC-Link’in daha geniş kapsamlı bir şekilde benimsenmesine yönelik tanıtım çalışmaları yer alıyor. Kurulduğunda 163 kurumsal üyesi olan CLPA, 4300’ü aşkın üye şirkete ve 300'ü aşkın üreticiden 1.900'ü aşkın uyumlu ürüne sahip. Tüm dünyada ise hâlihazırda 30 milyonu aşkın cihaz CLPA teknolojisini kullanıyor. Asya’nın önde gelen açık endüstriyel otomasyon ağı teknolojisi CC-Link, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’da da giderek popülerlik kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow BESS ve Solar İnvertör Sıralamasında Lider Oldu Haber

Sungrow BESS ve Solar İnvertör Sıralamasında Lider Oldu

Sungrow, Wood Mackenzie’nin 2025 yılı performanslarını temel alarak hazırladığı küresel batarya enerji depolama sistemi entegratörleri ve solar invertör üreticileri sıralamalarında birinci oldu. Şirket ayrıca teknoloji, güvenlik, Ar-Ge, tedarik zinciri ve finansal dayanıklılık kriterleri kapsamında A Sınıfı derecelendirme aldı. Küresel temiz enerji teknolojileri pazarında rekabet hızlanırken Sungrow, enerji depolama sistemleri ve solar invertörler olmak üzere iki önemli kategoride liderliğe yükseldi. Uluslararası araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie tarafından hazırlanan “Küresel BESS Entegratörleri Kapsamlı Sıralaması” ile “Küresel Solar İnvertör Üreticileri Kapsamlı Sıralaması”nda Sungrow birinci sırada yer aldı. Şirketlerin 2025 yılı performansları üzerinden değerlendirildiği araştırmalar; teknoloji olgunluğu, güvenlik, üretim kapasitesi, Ar-Ge yatırımları, finansal güç, tedarik zinciri dayanıklılığı ve proje uygulama yetkinliği gibi başlıklara odaklandı. Batarya depolama kurulumları 100 GW sınırını aştı Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik şebekelerindeki payının artması, batarya enerji depolama sistemlerine yönelik ihtiyacı da büyütüyor. Üretimin tüketimle eşleştirilmesi, şebeke dengesinin korunması ve kesintilerin önlenmesi açısından kritik rol üstlenen BESS yatırımları dünya genelinde hız kazandı. Yıllık batarya enerji depolama sistemi kurulumları, 2025 yılında ilk kez 100 GW seviyesinin üzerine çıktı. Bu gelişme, enerji depolama sektörünün niş bir teknoloji alanından elektrik altyapısının temel bileşenlerinden birine dönüştüğünü gösterdi. Proje ölçeklerinin büyümesiyle birlikte yatırımcıların tedarikçilerden beklentileri de değişti. Artık yalnızca batarya veya ekipman sağlayabilmek yeterli görülmüyor; sistem tasarımı, mühendislik, devreye alma, güvenlik, bakım ve uzun vadeli teknik destek gibi kabiliyetler de tedarikçi seçiminde belirleyici oluyor. Sungrow’un bütünleşik BESS çözümleri öne çıktı Wood Mackenzie’nin BESS sıralamasında, farklı enerji depolama bileşenlerini fabrikada monte edilmiş tek bir AC bağlantılı sistem içinde buluşturan çözümler değerlendirildi. Bu sistemlerde şu temel bileşenler aynı yapı altında bir araya getiriliyor: Batarya modülleri Güç dönüşüm sistemi (PCS) Batarya yönetim sistemi (BMS) Termal yönetim altyapısı Kontrol ve enerji yönetim sistemleri Araştırmada üreticilerin yalnızca ürün teknolojisi değil, projenin bütün yaşam döngüsünde hizmet sunma yetkinliği de incelendi. Satış öncesi mühendislik, sistem tasarımı, kurulum, devreye alma, işletme ve bakım hizmetleriyle garanti süreçleri değerlendirmeye dahil edildi. Sungrow’un şebeke ölçeğindeki projelere yönelik bütünleşik çözüm yaklaşımı, BESS entegratörleri kategorisindeki liderliğinde etkili oldu. Solar invertör üreticileri kapsamlı kriterlerle değerlendirildi Wood Mackenzie tarafından yılda iki kez yayımlanan solar invertör üreticileri sıralaması ise sektörün üretim, teknoloji ve finansal yapısını karşılaştırmalı olarak ele alıyor. Değerlendirmede şirketlerin üretim kapasiteleri ve sevkiyat hacimlerinin yanında kapasite kullanım oranları, üretim deneyimi, satış sonrası hizmetleri ve bağımsız kuruluşlardan aldıkları sertifikalar da incelendi. Solar invertör sıralamasında dikkate alınan başlıca kriterler arasında şunlar yer aldı: Değerlendirme alanı İncelenen başlıklar Üretim Kapasite, deneyim ve kapasite kullanım oranı Teknoloji Ürün olgunluğu, verimlilik ve inovasyon Ar-Ge Araştırma bütçesi ve yeni ürün geliştirme kabiliyeti Finans Mali yapı ve uzun vadeli dayanıklılık Hizmet Satış sonrası destek ve yerel servis kapasitesi ESG Çevresel, sosyal ve yönetişim performansı Sertifikasyon Bağımsız kuruluşların test ve onayları Tedarik zinciri Dikey entegrasyon ve tedarik güvenliği Sungrow’un hem BESS hem de solar invertör kategorisinde lider olması, şirketin ürün tedariğinden uzun vadeli sistem işletmesine kadar uzanan geniş bir çözüm kapasitesine sahip olduğunu ortaya koydu. Sungrow A Sınıfı derecelendirme aldı Wood Mackenzie, Sungrow’u yaptığı kapsamlı değerlendirme sonucunda A Sınıfı kategorisinde derecelendirdi. Bu derecelendirmede teknoloji olgunluğu, Ar-Ge yatırımları, ürün güvenliği, dikey entegrasyon, tedarik zinciri dayanıklılığı, ESG performansı ve finansal güç gibi alanlar dikkate alındı. Araştırmada kullanılan veriler; üretici anketleri, kamuya açıklanan finansal bildirimler, Wood Mackenzie’nin sektörel veri tabanları ve şirketlerle gerçekleştirilen görüşmelerden derlendi. Sıralamaların enerji hizmeti şirketleri, bağımsız enerji üreticileri ve proje geliştiricileri için tedarikçi seçiminde karşılaştırmalı bir referans oluşturması hedefleniyor. “Müşteriler uzun vadeli destek sunan ortaklar arıyor” Sungrow’un Almanya, Avusturya, İsviçre, Benelüks, Nordik ülkeler ve Türkiye bölgelerinden sorumlu Avrupa Başkan Yardımcısı Moritz Rolf, Wood Mackenzie sıralamalarında elde edilen sonucun şirketin küresel enerji pazarındaki konumunu yansıttığını söyledi. Enerji projelerinin giderek büyüdüğünü ve teknik açıdan daha karmaşık hâle geldiğini belirten Rolf, müşterilerin gelişmiş teknolojinin yanında kanıtlanmış proje uygulama kabiliyeti ile uzun vadeli yerel destek sunabilen iş ortaklarına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Araştırma sonuçları da enerji yatırımcılarının satın alma kararlarında sistemlerin bütün yaşam döngüsünü dikkate almaya başladığını gösterdi. Özellikle büyük ölçekli depolama projelerinde tasarım, devreye alma tecrübesi ve uzun vadeli işletme performansı, üreticileri birbirinden ayıran temel unsurlar arasına girdi. PowerTitan 3.0 büyük ölçekli projelere odaklanıyor Sungrow’un şebeke ölçeğindeki batarya depolama çözümlerinin merkezinde PowerTitan 3.0 platformu bulunuyor. Platform; farklı proje ihtiyaçlarına uyarlanabilen esnek konfigürasyonlarının yanında elektrik şebekesinin dengelenmesine yönelik gelişmiş özellikler sunuyor. Bunlar arasında şebekenin harici enerji kaynağı olmadan yeniden başlatılmasını sağlayan black start, atalet desteği ve milisaniye seviyesindeki gerilim regülasyonu yer alıyor. PowerTitan 3.0’ın ön kurulum ve ön devreye alma işlemlerinin fabrikada tamamlanması, sahadaki montaj süresinin kısaltılmasını ve sistemin daha hızlı işletmeye alınmasını sağlıyor. Şirket, sistem verimliliğini ve güvenliği artırmanın yanı sıra enerji depolama tesislerinin uzun vadeli işletme performansını geliştirmeye odaklanıyor. Masdar’dan 7,5 GWh’lik sipariş aldı Sungrow, PowerTitan 3.0 teknolojisi için Abu Dabi’de kurulacak gigawatt ölçekli, kesintisiz güneş enerjisi ve depolama projesi kapsamında Masdar’dan 7,5 GWh kapasiteli sipariş aldı. Güneş enerjisi üretimiyle batarya depolamayı aynı altyapıda birleştirecek projenin, yenilenebilir kaynaklardan günün 24 saati elektrik sağlanmasına yönelik büyük ölçekli uygulamalardan biri olması planlanıyor. Sungrow ayrıca 2026 yılı boyunca Avrupa genelinde toplam 10 GWh kapasiteli PowerTitan 3.0 teslimatı gerçekleştirmeyi öngörüyor. Şirketin enerji depolama sistemleri; güvenlik donanımları, kolaylaştırılmış devreye alma süreçleri ve sistemin bütün kullanım ömrünü kapsayan işletme-bakım hizmetleriyle destekleniyor. Avrupa’daki yerel yapılanmasını güçlendiriyor Sungrow, küresel üretim ve teknoloji kapasitesini Avrupa’daki bölgesel satış, servis ve teknik destek ekipleriyle birleştiriyor. Şirket; Birleşik Krallık, Belçika ve İspanya başta olmak üzere Avrupa’daki büyük ölçekli enerji projelerinde yer alıyor. Avrupa’nın yanı sıra Asya-Pasifik, Orta Doğu ve Latin Amerika’daki yüksek kapasiteli projeler de Sungrow’un enerji depolama portföyünün büyümesine katkı sağlıyor. Şirket, BloombergNEF değerlendirmelerinde de PV invertör, enerji depolama sistemi ve PCS kategorilerinde finansal güvenilirlik açısından öne çıkan markalar arasında gösteriliyor. Wood Mackenzie’nin iki ayrı sıralamasında elde edilen liderlik, Sungrow’un güneş enerjisinin elektrik şebekesine aktarılmasından fazla üretimin bataryalarda depolanmasına kadar uzanan enerji altyapısının iki kritik alanındaki konumunu güçlendirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pirelli , Pyrum, Synthos ve BASF, Hurda Lastiklerin Döngüsel Dönüşümü İçin İşbirliği Yaptı Haber

Pirelli , Pyrum, Synthos ve BASF, Hurda Lastiklerin Döngüsel Dönüşümü İçin İşbirliği Yaptı

Sürdürülebilir mobilite vizyonu doğrultusunda yenilikçi teknolojilere öncülük eden Pirelli, ömrünü tamamlamış lastiklerden elde edilen geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımını artırmak ve endüstriyel ekosistemin geliştirilmesini destekleyen Tyre‑to‑tyre döngüsel ekonomi girişimini hayata geçirdi. Pirelli koordinasyonundaki ortaklar, Avrupa’da Tyre‑to‑tyre döngüsel ekonomi girişimini birlikte ilerletiyor ve ömrünü tamamlamış hurda lastiklerden elde edilen geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımını artırmak üzere tasarlanmış bir endüstriyel ekosistemin geliştirilmesini destekliyor. Süreç; Almanya genelindeki bazı Driver perakende satış noktalarından ve motor sporları faaliyetlerinden toplanan ömrünü tamamlamış lastiklerin yanı sıra Pirelli’nin Breuberg tesisinden toplanan hurda lastiklerden de yararlanıyor. Bu lastikler, taşıdıkları değeri en üst düzeye çıkarmak üzere tasarlanmış bir endüstriyel zincir aracılığıyla işlenerek, sentetik kauçuk da dahil olmak üzere ISCC PLUS programı kapsamında sertifikalandırılmış ikincil ham maddelere dönüştürülüyor. Bu sertifikasyon, değer zinciri boyunca izlenebilirlik sağlıyor ve döngüsel malzemelerin, en yüksek kalite ve performans standartları korunarak yeni Pirelli lastiklerinin üretiminde yeniden kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu süreç kapsamında Pyrum, ömrünü tamamlamış lastikleri piroliz süreciyle iki değerli ikincil ham maddeye dönüştürüyor: geri kazanılmış karbon siyahı (rCB) ve lastik piroliz yağı (TPO). Geri kazanılmış karbon siyahının kalitesi iyileştirilirken, Pirelli’nin Avrupa’daki üretiminde yeniden kullanılarak birincil karbon siyahının yerini kısmen alıyor. Eş zamanlı olarak TPO, bütadien ve stiren gibi kimyasal ürünlerin üretim sürecinde fosil bazlı ham maddelerle birlikte kullanılmak üzere BASF’ye tedarik ediliyor. Kütle dengesi yaklaşımı, geri dönüştürülmüş içeriğin ISCC PLUS sertifikalı Ccycled® ürünlerine dönüştürülmesini mümkün kılıyor. Bu döngüsel malzemeler daha sonra Synthos tarafından yüksek performanslı lastik uygulamalarına yönelik ISCC PLUS sertifikalı sentetik kauçuk üretiminde kullanılıyor. Pirelli ise bu malzemeyi üretim süreçlerine yeniden dahil ederek döngüyü tamamlıyor. Proje, gerçek ürün döngüselliğinin tek bir şirketin tek başına hareket etmesiyle sağlanamayacağı yaklaşımını ortaya koyuyor. Bu yaklaşım; ortak bir malzeme döngüsü etrafında dönüşüm sürecinin farklı aşamalarına katkı sunan, birbirini tamamlayıcı uzmanlıklara sahip paydaşlardan oluşan endüstriyel ekosistemlerin kurulmasını gerektiriyor. Pirelli öncülüğünde yürütülen proje; ortak bir malzeme döngüsü etrafında, dönüşüm sürecinin farklı aşamalarına katkıda bulunan ve birbirini tamamlayan uzmanlıklara sahip aktörlerin yer aldığı koordine bir endüstriyel ekosistemi yansıtıyor. Avrupa’da hayata geçirilen Tyre-to-tyre projesi, bu yaklaşımın bugüne kadarki en kapsamlı uygulamasını temsil ediyor. Proje, ömrünü tamamlamış lastiklerin yapılandırılmış ve izlenebilir bir endüstriyel döngü içinde değerli bir kaynağa dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HAVELSAN'ın 4 Yazılımı NATO Sınavını Geçti Haber

HAVELSAN'ın 4 Yazılımı NATO Sınavını Geçti

HAVELSAN'ın komuta kontrol, veri paylaşımı, güvenli bilgi aktarımı ve sistem entegrasyonu alanındaki 4 yazılım yeteneği, Polonya'da düzenlenen CWIX Tatbikatı'nda testleri başarıyla tamamlayarak NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu. HAVELSAN, farklı ülkelerin ordularının, ortak operasyonlarında başarıyla görev yapmasını sağlayan çözümlerine yenilerini ekledi. Alınan bilgiye göre, HAVELSAN'nın geliştirdiği 4 yetenek, NATO'nun her yıl Polonya'da düzenlediği Coalition Warrior Interoperability Exploration, Experimentation, Examination Exercise (CWIX Tatbikatı) kapsamında NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu. DOOB-HQ, KAPI, Embedded NONC2 ATA DLP ve LYNX yetenekleri, NATO sertifikasyonu kapsamında gerçekleştirilen Assurance Verification and Validation (AV&V) testlerini başarıyla tamamladı. Yetenekler, NATO Federe Görev Ağı (Federated Mission Networking-FMN) uyumluluğunun resmi olarak onaylanmasını sağlayan özel testlerden geçti. Ülkelerin komuta kontrol bilgi sistemlerinin hem NATO hem de diğer ülkelerin sistemleriyle karşılıklı çalışabilirliğinin test edildiği CWIX Tatbikatı'nda FMN Spiral 4 sertifikasyonlarının alınması, 2025-2027 yıllarında icra edilecek NATO görevlerine katılım açısından önemli ön şartlar arasında yer alıyor. HAVELSAN'ın yeni yeteneklerinin sertifikasyon sürecine dahil olması, şirket ürünlerinin NATO standartlarıyla uyum ve karşılıklı çalışabilirlik alanında ulaştığı yetkinliği ortaya koydu. HAVELSAN böylelikle daha önce bu alanda NATO standartlarını yakalayan ürünlerini komuta kontrol, sistem entegrasyonu, güvenli veri paylaşımı ve taktik haberleşme alanlarındaki 4 kritik yazılım yeteneğiyle genişletmiş oldu. Yeni milli yazılımlar NATO'da ilk kez vitrine çıktı HAVELSAN, geliştirdiği yeteneklerle 2012'den bu yana CWIX Tatbikatı'na aktif katılım sağlıyor. Şirket, 2019'da DOOB ve KAŞİF, 2023'te ADVENT CMS ve ADVENT MARTI, 2024'te KARTAL ve NONC2 ATA DLP, 2025'te ise DOOB-HQ, DOOB-TACTICAL, KAŞİF, OCTOPUS, NONC2 ATA DLP ve TDLYM ürünleriyle AV&V sertifikasyonu almaya hak kazandı. Bu yıl 6-26 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen CWIX Tatbikatı'na NATO ve Avrupa Birliği dahil 46 ülkeden, 20 farklı ilgi alanında 780 sistem ve 3 binden fazla personel katıldı. HAVELSAN ise tatbikatta 43 personel ve 16 sistemle faaliyet gösterdi. Şirket, MIP, TDL, MDC2, DM, COMMS, GEOMETOC, CBRN, FMNCS, AIR, MARITIME, M&S ve CYBER odak alanlarında ADVENT KALYON, ADVENT UFUK, TALAY/REI, DOOB-HEADQUARTER, DOOB-MOBILE, KAŞİF, KBRN, OCTOPUS, KAPI, NONC2 ATA DLP, Embedded NONC2 ATA DLP, LYNX, I-SMART, FIVE, RTaaS ve ICS SENTINEL sistemleriyle görev yaptı. HAVELSAN ayrıca bu yıl Hava Odak Alanı'na LYNX ve Embedded NONC2 ATA DLP, GEOMETOC Odak Alanı'na ADVENT TALAY/REI, FMN Ana Yetenekler Odak Alanı'na KAPI, Siber Odak Alanı'na ICS SENTINEL, Modelleme ve Simülasyon Odak Alanı'na ise FIVE yetenekleriyle ilk kez katıldı. ⁠Milli yazılımlara uluslararası kabul HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, CWIX Tatbikatı'nda 4 yeni yeteneğin NATO sertifikasyon sürecine dahil olmasının, milli yazılımların uluslararası alanda kabul gördüğünün ve en yüksek birlikte çalışabilirlik standartlarını karşıladığının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Nacar, şunları kaydetti: "Uzun zamandır sahip olduğumuz NATO standartlarında sistem oluşturma ve uyuşum tecrübesini aldığımız sertifikalar ile daha da pekiştirdik. Müşterek Harekat, Siber ve Modelleme Simülasyon Odak Alanları ile artırdığımız katılımın ivmesini önümüzdeki dönemde Yapay Zeka Destekli Komuta Kontrol yetenekleri ile sürdüreceğiz. Proaktif bir yaklaşımla Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern muharebenin gereği olan ihtiyaçlarını karşılayacak yetenekler geliştirmeye ve uluslararası alanda rekabetçi çözümler üretmeye devam etmekteyiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Taha Koç’a Dünya GSM Birliği’nde stratejik görev Haber

Ali Taha Koç’a Dünya GSM Birliği’nde stratejik görev

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Dünya GSM Birliği GSMA’nın Teknoloji Grubu Başkanı oldu. Ürün ve teknoloji mimarisi, şebeke evrimi, iş birliklerinin genişletilmesi, global standartlar ve çalışma gruplarının koordinasyonu gibi başlıklarda çalışmalar yürüterek Yönetim Kurulu’na destek veren GSMA Teknoloji Grubu, birlik bünyesinde önemli bir görev üstleniyor. Dr. Ali Taha Koç’un GSMA Teknoloji Grubu Başkanı seçilmesi, Turkcell’in GSMA Yönetim Kurulu üyeliğiyle güçlenen küresel temsilini daha da stratejik bir seviyeye taşıyor. Bu yeni görev, Türkiye’nin ve Turkcell’in mobil iletişim, dijital altyapı, yapay zekâ, siber güvenlik gibi alanlarda sektöre daha etkin katkı sunması açısından da büyük öneme sahip. “Türkiye’nin ve Turkcell’in teknoloji vizyonunu küresel ölçekte temsil ediyoruz” GSMA gibi dünya mobil iletişim sektörüne yön veren bir kuruluşta böylesine önemli bir görev daha üstlenmekten duyduğu gururu ifade eden Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç şunları söyledi: “GSMA, mobil iletişim sektörünün ortak aklı, ortak sesi ve en güçlü küresel buluşma platformu konumunda. Turkcell olarak GSMA ile 25 yılı aşkın süredir devam eden köklü bir iş birliğimiz var. Bu görevi hem Türkiye’nin hem de Turkcell’in teknoloji vizyonunu küresel ölçekte temsil etmek adına çok önemli bir fırsat ve sorumluluk olarak görüyoruz. Turkcell’in 32 yıllık liderlik birikimini, güçlü saha deneyimini, dijital servislerdeki uzmanlığını ve insan odaklı teknoloji yaklaşımını global ekosistemle paylaşmayı sürdüreceğiz. Amacımız, yapay zekâ, güvenlik, otonom şebekeler ve yeni nesil bağlantı teknolojileri gibi alanlarda sektörümüzün daha somut, uygulanabilir ve ortak fayda üreten sonuçlara ulaşmasını sağlamak.” “Türkiye, konumu ve potansiyeliyle global teknoloji ekosistemi içinde özel bir yere sahip” Turkcell’in GSMA çatısı altında politika, teknoloji ve strateji gibi çok geniş bir yelpazede aktif rol üstlendiğine de işaret eden Dr. Koç, “Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Orta Asya arasındaki köprü konumuyla ve genç nüfusuyla küresel teknoloji ekosistemi içinde çok özel bir yere sahip. Bu yeni dönemde de GSMA gündemine ve ülkemizin dijitalleşmesine ciddi katkılar sunmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle beni bu göreve layık gören GSMA yönetimine ve üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Hindistan’da düzenlenecek olan Teknoloji Grubu toplantılarına başkanlık edecek Dr. Ali Taha Koç, yeni görevi kapsamında 5 Ekim 2026’da Hindistan’ın Yeni Delhi kentinde düzenlenecek GSMA Teknoloji Grubu toplantılarına da başkanlık edecek. Toplantıda mobil iletişim sektörünün teknoloji yol haritası, güvenli ve sürdürülebilir dijital altyapılar, operatörler arası ortak çalışma alanları ve küresel ölçekte birlikte çalışabilirliği güçlendirecek başlıkların ele alınması planlanıyor. Güvenlikten iş birliğine kadar pek çok alanda sektörün gündemini belirliyor GSMA Teknoloji Grubu, yeni nesil şebeke mimarileri, ağ dilimleme (network slicing) ve bulut tabanlı teknoloji uygulamaları gibi alanlarda sektörün ortak standartlarını belirliyor. Grup ayrıca siber güvenlik, kullanıcı rızası yönetimi, kritik acil çağrı servisleri ve küresel ağ sertifikasyon süreçlerinde de bu standardizasyon çalışmalarını yürütüyor. Yapay zekâ odaklı otonom ağ yönetimi, gelişmiş bulut altyapıları ve büyük teknoloji şirketleriyle yürütülen teknoloji iş birlikleriyle mobil ekosistemin teknolojik dönüşümüne ve geleceğin dijital altyapı gündemine yön veriyor. Bu çalışmalar, 5G’nin yaygınlaşması ve 6G’ye hazırlık sürecinde mobil operatörlerin eşgüdüm içinde hareket etmesi açısından yol gösterici bir rol oynuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.