Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sevilay Abudaram

Kapsül Haber Ajansı - Sevilay Abudaram haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sevilay Abudaram haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretkenlik Baskısı Boş Zaman Kaygısını Tetikliyor Haber

Üretkenlik Baskısı Boş Zaman Kaygısını Tetikliyor

“Boş Zaman Kaygısı” olarak tanımlanan bu durumun, kişinin kendine ayırdığı zamanı bile sorgulamasına neden olduğunu belirten Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, üretkenlik kültürü, sosyal medya baskısı ve sürekli yeterli olma beklentisinin bireylerin dinlenme hakkıyla kurduğu ilişkiyi zedelediğine dikkat çekiyor. Günümüzde yoğun olmak, çoğu zaman başarılı ve değerli olmanın bir göstergesi olarak algılanırken, durmak ve hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek giderek zorlaşıyor. Sürekli yapılacaklar listeleriyle hareket eden bireyler, boş kaldıkları anlarda dahi “Daha faydalı bir şey yapmalıyım”, “Bu zamanı değerlendirmeliyim” ya da “Yeterince üretken değilim” gibi düşüncelerle karşı karşıya kalabiliyor. Çocukluktan itibaren başarı ve üretkenlik üzerinden şekillenen değer algısı, yetişkinlik döneminde kişinin kendisini yaptığı işler ve sorumlulukları üzerinden değerlendirmesine neden olurken, sakin anlarda huzursuzluk yaşamasına yol açabiliyor. Sosyal medyanın da güçlendirdiği bu algı, bireylerin kendi dinlenme biçimlerini sorgulamasına ve kendilerine ayırdıkları zamanı dahi bir performans alanına dönüştürmesine neden olabiliyor. Sürekli meşgul olmak zaman zaman kişinin kendi duygu ve düşüncelerinden uzaklaşma biçimine dönüşürken, durabilmek ve dinlenebilmek ise psikolojik olarak yeniden dengelenmenin ve kişinin kendisiyle bağ kurmasının önemli yollarından biri olarak öne çıkıyor. Modern yaşamın bireylerin dinlenme biçimleri üzerindeki etkisine dikkat çeken Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, “Bugün birçok insan için dinlenmek, kendine zaman ayırmak ya da hiçbir şey yapmadan kalabilmek kolay bir deneyim değil. Çünkü değerimizi çoğu zaman ne kadar ürettiğimiz ne kadar başarılı olduğumuz ve ne kadar çok şeyi yetiştirdiğimiz üzerinden ölçmeye başladık. Oysa insanın yalnızca yaptığı şeylerle değil, olduğu haliyle de değerli olduğunu hatırlaması gerekiyor. Sürekli hareket halinde olmak, kişinin kendi ihtiyaçlarını duymasını zorlaştırabilir. Bazen durmak, aslında kendimize yeniden yaklaşmanın en önemli yollarından biridir.” açıklamasında bulundu. Boş Zamanın Yarattığı Görünmez Baskı Sürekli meşgul olma hali zaman içerisinde bireylerin kendi ihtiyaçlarıyla arasına mesafe koymasına neden olabiliyor. Dinlenmek, kişinin kendisini yenilemesi için doğal bir ihtiyaçken, üretkenlik odaklı yaşam biçimi nedeniyle çoğu zaman ertelenen ya da hak edilmesi gereken bir ödül gibi görülüyor. Kişinin kendine ayırdığı zamanı bile bir hedefe dönüştürmesi, boş zamanın getirdiği rahatlama hissinin yerini performans baskısına bırakmasına neden olabiliyor. Kitap okumak, spor yapmak, meditasyon yapmak ya da kişisel gelişim aktiviteleriyle ilgilenmek dahi bazen keyif alınan deneyimler olmaktan çıkarak tamamlanması gereken görevler haline gelebiliyor. Bu noktada önemli olan, dinlenmeyi kişinin zihinsel ve duygusal dengesini koruyabilmesi için gerekli bir alan olarak yeniden değerlendirmek oluyor. Boş Zaman Kaygısıyla Baş Etmenin ve Kendine Alan Açmanın Yolları Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, sürekli üretme baskısından uzaklaşmak ve dinlenmeyle daha sağlıklı bir ilişki kurabilmek için şu adımların önemli olduğunu belirtiyor: 1. Dinlenmenin Bir İhtiyaç Olduğunu Kabul Etmek: Dinlenmek, zaman kaybetmek ya da yeterince üretken olmamak anlamına gelmiyor. Zihinsel ve fiziksel olarak yenilenebilmek için dinlenmeye de diğer ihtiyaçlar kadar alan açmak gerekiyor. 2. Değeri Sadece Başarılarla Ölçmemek: Kişinin kendisini yalnızca yaptığı işler, kariyer hedefleri ya da tamamladığı sorumluluklar üzerinden değerlendirmemesi önem taşıyor. Bireyin varoluşu, üretkenliğinden bağımsız olarak da değerlidir. 3. Boşluk Hissiyle Kalabilmeyi Öğrenmek: Plansız ve sessiz anlar ilk etapta rahatsız edici hissettirse de kişinin kendi duygu ve ihtiyaçlarını fark edebilmesi için önemli fırsatlar sunuyor. Sürekli kaçmak yerine bu alanlarla temas kurabilmek gerekiyor. 4. Kendine Zaman Ayırmayı Performansa Dönüştürmemek: Öz bakım ve kişisel zamanlar da bir başarı kriterine dönüşmemeli. Kişinin kendisiyle kurduğu bağ, tamamlanması gereken bir görev değil, şefkatle yaklaşılması gereken bir süreçtir. Boş kalabilmek, günümüz dünyasında giderek zorlaşan ancak psikolojik iyi oluş için büyük önem taşıyan bir beceri haline geliyor. Sürekli yetişmeye çalışmak yerine zaman zaman durabilmek, kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesine ve hayatıyla daha dengeli bir ilişki kurmasına yardımcı oluyor. Çünkü gerçek verimlilik, ne zaman yavaşlaması gerektiğini bilmekten geçiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finansal Stres, Çiftlerde Çatışma Oranını %35 Artırıyor Haber

Finansal Stres, Çiftlerde Çatışma Oranını %35 Artırıyor

Çiftlerin arasında parayla ilgili meselelerin genellikle güç, güven, değerli hissetme ve eşitlik olmak üzere 4 tema çevresinde şekillendiğini belirten Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, parayla olan ilişki biçiminin ikili ilişkileri doğrudan etkilediğini vurguluyor. Para bir çift için daha çok gücün göstergesi mi, yoksa güvence sağladığı için güven de veren bir unsur mu? Kişinin kendi değerini belirlediği bir faktör mü, yoksa eşiyle arasındaki eşitsizlik temasının bir ayağı mı sorularının cevaplarının bulunması gerekiyor. Çünkü parayla ilgili bir sorun ya da kriz olduğunda, özellikle de ekonomik koşullar zorlayıcı olduğunda, finansal stresin ilişkiler üzerindeki etkisi kaçınılmaz oluyor. Araştırmaların finansal stres yaşayan çiftlerde çatışma oranının %35 artığını gösterdiğine dikkat çeken Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, bu soruların cevaplarını bulmanın ve bilmenin, finansal stresin yol açacağı krizleri çözebilmek adına bu çatışma oranını azaltacağı gibi ilişkiye nefes aldıracağı için hazine değerinde olduğunu belirtiyor. İlişkilerde Paranın 4 Temel Dinamiği: Güç, Güven, Değer ve Eşitlik Çift Terapisti Uzm. Psk. Dr. Sevilay Abudaram, ekonomik zorlukların ilişki dinamiklerini nasıl etkilediğini 4 ana başlık altında detaylandırıyor: 1. Güç Dengesi: Ekonomi, para, güç ve ilişkiler denildiğinde, kadın ve erkek rollerinin etkisi de kaçınılmazdır. Kadın için para ve gücün anlamıyla erkek için para ve gücün anlamı birbirinden farklı hassasiyetlere temas eder. Erkek için para, kendisini yeterli, erk sahibi hissetme, eşini koruyan ve kollayan biri olarak konumlandırmasını sağlar. Ancak, parayla ilgili sıkıntı olduğunda, erkek olarak gücünü para kanalıyla hissedemediğinde, gücünü başka kanallardan hissetme ihtiyacına sebep olur. İçine kapanır, öfkeli olur ve kendisini yetersiz hisseder. Halbuki bir ilişkide erkek olarak kendisini yeterli hissetmek ve ailesini, eşini korumak ister. Bunları yapamadığında, eşine karşı mesafe alır ve tartışmalarda savunmacı olup öfkeli tavırlar sergiler. Bu da çiftin ilişkisinde oldukça zorlayıcı bir girdaba sürükler. Bununla beraber, kadın için paranın güç tarafının anlamı ise, çoğunlukla sağlanan istikrarla gelecek kaygısının azalması demektir. Ekonomik olarak zorluklar yaşandığında, kaygı artar, duygusal yük çoğalır ve partnerine yönelik suçlayıcı söylemler ortaya çıkar. Kadın kaygılandığı ve kendisini sağlam zeminde hissetmediği için korkar ve bunu suçlayıcı bir dille partnerine yansıttığında ise, erkek olarak partneri de bunu erkliğine bir saldırı olarak algılayıp öfkelenir. Böylelikle bu durum öfkeli bir kısır döngünün içinde kalmalarına sebep olur. Aslında her iki taraf da duygularının altındaki “ihtiyacı” fark ederse ilişki çatışma döngüsüne girmeden, kaygılarını ve korkularını çözüp, paranın güç dengesini bozan tarafını ilişkilerine dahil etmemiş olurlar. 2. Güven: Para, kişilere sağladığı olanaklarla özgürlük duygusunu hem de kendine güven duygusunu perçinler. Paranın yoksunluğu, ekonomik şartların daralması ise, bu özgürlük ve güven duygularının zeminini sallar. Görece daha dar alanda kalıp, belli başlı ihtiyaçlarınıza cevap verebileceğiniz ekonomik şartlar şimdiki ve gelecek dönemdeki güvencenizi olumsuz etkileyeceğinden dolayı hem kendinize hem de partnerinize olan güveninizin zedelenmiş olduğunu hissedersiniz. O nedenle, eşinizle olan ilişkinizin “güven” ayağını sadece ekonomik faktörlerle değil, ancak duygusal zeminde de sağlam bir biçimde konumlandırmak şarttır. Öyle olduğunda, değişen ekonomik şartlara karşı ilişkiniz sağlam bir zırhla kaplanmış olup yara almamış olacaktır. 3. Değerli Hissetme: Parayla olan ilişkinin bir başka önemli kısmı, kişilerin kendisini para üzerinden değerli hissedip hissetmemesidir. İlişkilerde çiftlerin birbirine aldığı hediyeler, verilen emekler, bu emeklerin maddi değerinin yüksek olup olmaması bazı çiftler için çok önemlidir. Kişinin parayla ilişkisinde, kendisi için para harcandığında kendisini değerli gördüğü bir anlayışı varsa, paranın azaldığı dönemde de kendisini değersiz hissedeceği öngörülür. Bu durum, hassas bir ipin üzerinde yürürken kurulması gereken denge gibidir. Değerli hissetme halinin, bir ilişkideki doğrudan parayla bağlantılı olması sorunların çıkmasına sebep olur. Çünkü, bir kişinin değerli olup olmadığı ekonomik şartlara değil, ilişkinin sağlıklı ve sağlam temellere bağlı olup olmadığıyla ilgilidir. Eğer, ilişkinizde kendinizi değerli hissettiğiniz kısımlar sizin için harcanan paralar sayesinde oluyorsa, ilişkinizdeki “değerli hissetme” alanlarınızı arttırmanız için ilişkinizi güçlendirmeniz gerekir. 4. Eşitlik: Partnerler arasında para, hakimiyet yarışına dönen bir unsur mu yoksa ilişkinin birlik ve bütünlüğü için her iki tarafın da eşit güce sahip olduğu bir unsur mu olup olmadığını net bir şekilde belirlemek gerekir. İlişkide kimin ne kadar kazandığı, kimin ne kadar harcadığının mesele olmaması gerekir. İlişkiyi, partnerlerden hariç olarak üçüncü bir kişi olarak düşündüğümüzde, çiftin bu kişinin (ilişkinin) ihtiyacını karşılamak ilk amaçları olmalıdır. Sen-ben hesabına girmeden, ilişkinin ihtiyacı kimin tarafından karşılanacağının önemli olmadığı ancak ilişkinin ihtiyacının karşılanmasının öncelikli olduğu bir düzlem kurmak gereklidir. Aksi halde, çiftler eşitsizlik duygusu altında hakimiyet yarışının ortasında hisseder. Bu durumla baş etmenin ilk kuralı, sen-ben girdabına girmeden biz bilincini oluşturmaktır. İlişkilerde bu 4 unsur mercek altına alındığında, bireysel ihtiyaç ve beklentilerin yanı sıra, ilişkinin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmak gereklidir. Para da bu unsurlardan birisidir. Parayı hayatınızda konumlandırma biçiminiz sizin parayla olan ilişkinizi belirlediği gibi, eşinizle olan ilişkinizde de söz sahibi olur. Önemli olan, bunun farkında olarak, sorun olacak durumlara karşı çözüm yollarınızı bulabilmenizdir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.