Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Seyrüsefer

Kapsül Haber Ajansı - Seyrüsefer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seyrüsefer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi?  Haber

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi? 

Arktik rotaları ise potansiyel alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi çekiyor. Coface tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin seyrüsefer koşullarını dönüştürmesine rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde bu rotaların ticari potansiyelinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Konteyner taşımacılığı açısından güçlü bir alternatif oluşturmadığı belirtilen Arktik güzergâhlar, buna karşın ham petrol ve doğal gaz gibi belirli emtia akışlarında önemli avantajlar sunabiliyor. Özellikle ABD ve Kuzey Avrupa’dan Asya’ya yapılan ihracat için bu rotaların stratejik katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Öne çıkan küresel veriler şöyle: - Küresel mal ticaretinin yüzde 80’i deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. - Doğu Asya ile Avrupa veya Kuzey Amerika arasındaki ticaretin ise önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotaları üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor Küresel deniz taşımacılığında artan baskı karşısında daha kısa rotalar Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlasını oluştururken, Doğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yoğunlaşıyor ve sınırlı sayıda stratejik koridor etrafında şekilleniyor. Bu yoğunlaşma, küresel ticareti jeopolitik şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan aksamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve özellikle ABD politikalarıyla şekillenen uluslararası ticaret düzenindeki değişimler bu kırılganlığı daha da görünür kılıyor. Bu çerçevede Arktik rotaları, mesafeleri ciddi ölçüde kısaltan teorik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Doğu Asya ile Kuzey Avrupa arasındaki mesafeyi yüzde 40’a kadar, Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına olan mesafeyi ise yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabilen bu rotalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan kullanılabilirlikleri sayesinde ekonomik açıdan ne ölçüde sürdürülebilir oldukları sorusunu gündeme taşıyor. Gerçek bir potansiyel barındırsa da ağırlıklı olarak dökme yük taşımacılığına odaklanıyor Bu rotaların ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla, Asya–Kuzey Avrupa ve Asya–Kuzey Amerika hatlarında Arktik rotalar ile geleneksel güzergâhlar arasındaki birim taşıma maliyetlerini karşılaştıran Coface, yaptığı analizde tankerler, dökme yük gemileri ve konteyner gemileri olmak üzere üç ana gemi tipini ele aldı. Elde edilen sonuçlar, önümüzdeki beş yıllık dönemde Arktik rotalarının ağırlıklı olarak ham madde taşımacılığına odaklanacağını gösteriyor. Özellikle sıvı dökme yükte (ham petrol, dizel, metanol ve LNG gibi) maliyet avantajı dikkat çekiyor; bazı durumlarda yüzde 45 ila 50’ye varan düşüşler mümkün görünüyor. Kuru dökme yükte (tahıl, cevher ve inşaat malzemeleri) de rekabetçi bir yapı oluşabileceği değerlendiriliyor, ancak bu durum büyük ölçüde gemilerin buz kırıcı desteği olmadan operasyon gerçekleştirebilmesine bağlı. Buna karşılık konteyner taşımacılığı, daha kısa mesafelere rağmen rekabetçi bir konumda bulunmuyor. Operasyonel kısıtlar, gemi boyutlarına ilişkin sınırlamalar ve Arktik seyrüseferine özgü maliyetler, mevcut koşullarda bu rotaların geleneksel hatların ölçek ekonomisiyle yarışmasını engelliyor. Bazı sektörlerde avantaj sağlansa da küresel ticarete etkisi sınırlı kalıyor Toplamda, Doğu Asya, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotalarını kullanması bekleniyor. Bu nedenle, kısa vadede bu rotaların küresel ticaret haritası üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Buna karşın bazı sektörlerin bu gelişmeden avantaj sağlaması bekleniyor. Özellikle tahıl, enerji, metal ve ormancılık ile bağlantılı sektörler öne çıkıyor. Bu durum nasıl yorumlanmalı? Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya yapılan ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 7’sinin Arktik rotaları üzerinden taşınabileceği öngörülüyor. Bu da toplamda 22 milyar dolarlık bir hacme karşılık geliyor; bunun 6 milyar doları kuru dökme yükten, 16 milyar doları ise sıvı dökme yükten oluşuyor. ABD’nin kuzeydoğu kıyısında veya Kuzey Avrupa’da konumlanan dökme yük ihracatçıları, daha düşük taşıma maliyetleri ve kısalan transit süreler sayesinde Asya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilir. Buna karşılık Güney Amerika’daki bazı rakipler (demir cevheriyle Brezilya, bakırla Şili) ile Afrika’daki bazı üreticiler (belirli minerallerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) göreli taşıma avantajlarında zayıflama yaşayabilir. Üreticilerin ötesinde, geleneksel deniz rotalarına yüksek ölçüde bağımlı bazı ülkeler de kırılgan hale gelebilir. Kanal gelirlerinin GSYH içinde önemli paya sahip olduğu Mısır ve Panama bu açıdan öne çıkıyor. Asya-Avrupa ticaretinde kilit rol oynayan bazı büyük liman merkezleri de ticaret akışlarının bir bölümünün kuzeye kayması halinde stratejik konumlarını sorgulamak durumunda kalabilir. Bu kapsamda Singapur ve daha sınırlı ölçüde Cebel Ali öne çıkan örnekler arasında yer alıyor. Ancak bu risk daha uzun vadeye yayılıyor; zira Arktik taşımacılığın 2030 yılına kadar konteyner taşımacılığına açılması beklenmiyor. Henüz ikincil önemde bir ticaret rotası olsa da önemli bir jeopolitik unsur Arktik rotaları mesafe açısından avantaj sunsa da gelişimleri önemli kısıtlarla karşı karşıya bulunuyor. Seyrüsefer süreleri hâlâ mevsimsel özellik gösterirken, buz koşulları değişken ve öngörülemez kalıyor; birçok durumda buz kırıcı gemilerin kullanımı zorunlu hale geliyor. Bu nedenle Arktik bölgesi giderek artan bir stratejik rekabet alanına dönüşmüş durumda. Kuzey Deniz Rotası büyük ölçüde Rusya’nın kontrolünde bulunurken, Çin bölgedeki varlığını ve kutup kapasitesini kademeli olarak güçlendiriyor. ABD de bölgede etkisini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede Arktik rotalarının gelişimi, yalnızca lojistik maliyetlerin değerlendirilmesiyle sınırlı kalmıyor; egemenlik, kritik altyapının kontrolü, kaynaklara erişim ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi başlıkları da beraberinde getiriyor. Kısa vadede bu rotaların değeri ticari olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyor. Konteyner taşımacılığı ekonomik olarak geniş ölçekte uygulanabilir hale gelmediği sürece, küresel ticaret dengelerinde köklü bir değişim yaratmaları beklenmiyor. Coface sektör ekonomisti Eve Barré ise bu durumla ilgili, “Arktik deniz rotaları, mesafeleri kısaltmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde ticari ilgi oldukça sınırlı kalacak ve ağırlıklı olarak hammadde taşımacılığı etrafında yoğunlaşacak” açıklamasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Titra Teknoloji Görsel Seyrüsefer Sistemi olan SEYYAH’ı geliştirdi Haber

Titra Teknoloji Görsel Seyrüsefer Sistemi olan SEYYAH’ı geliştirdi

İnsansız helikopter ALPİN-2 ve PARS VTOL sistemlerinin ardından, şimdi de SEYYAH adı verilen Görsel Seyrüsefer Sistemi geliştirdi. Görsel Seyrüsefer Sistemi olan SEYYAH, GPS (Küresel Konumlama Sistemi) sinyallerinin kısıtlandığı veya tamamen devre dışı bırakıldığı karıştırma (jamming) ve aldatma (spoofing) ortamlarında görev yapan hava araçlarına otopilotun yüksek doğrulukta ihtiyaç duyduğu verileri sağlayan bütünleşik bir navigasyon çözümü olarak geliştirildi. Bulut altı İHA sınıfı için özel olarak geliştirilmiş bir versiyon olan SEYYAH, daha yüksek irtifada görev yapan ve daha büyük hava araçlarına, yalnızca sensör seti değiştirilerek hızlı bir şekilde entegre edilebilecek. Geliştirilen algoritmalar ve yazılımlar, farklı platformlarda da herhangi bir değişiklik gerektirmeden çalışmaya devam edecek. Tüm dünyada teknoloji firmalarının çalıştığı çok önemli teknolojilerden biri olan Görsel Seyrüsefer yeteneği, değişen savaş sahasının en önemli ve etkili güç çarpanlarından biri olacak. Tüm insansız hava araçlarının konumlama için kullandığı GPS dediğimiz Küresel Konumlama Sistemi verisi, günümüz savaş ortamlarında elektronik harp yöntemleri ile çok yüksek oranda karıştırmaya maruz kalıyor. Ayrıca bu konumlama uyduları her ne kadar kullanıma açık veri paylaşımı yapsada, bir noktada dışa bağımlılık açısından kritik bir durum oluşturabiliyor. Milli olarak GPS uydusu için çalışmaların başladığına dair haberler yılın başında duyurulmuştu, bu çalışmalar ve konumlar için farklı RF tabanlı çalışmaları devam ediyor. Ancak RF sinyallerin bulunduğu her ortamda sinyal karıştırma riski de kaçınılmaz hale geliyor. İşte tam bu noktada Titra Teknoloji’nin geliştirdiği SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi, bu zafiyetleri tamamen ortadan kaldıran yerli ve milli bir çözüm olarak öne çıkıyor. Görsel Seyrüsefer sistemi hakkında konuşan Titra Teknoloji Kurucu Ortağı ve Pasifik Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Selman Dönmez şunları anlattı: “Sistem hava aracının üzerine yerleştiriliyor ve içerisindeki optik sistemler ile kalkış anından itibaren hava aracının ihtiyaç duyacağı GPS kaynaklı tüm verileri ve hava aracının kontrolüne ilave destek sağlayacak veriyi görüntü işleme yöntemleri ile üretiyor. Bu çok kritik bir teknoloji. Hava araçları tıpkı kuşlar gibi artık görerek uçuyor denilebilir aslında. Kendi platformlarımızın tamamına entegrasyon çalışmalarını sürdürüyoruz. Bazı sistemlerimiz için bu entegrasyonlar tamamlandı. Bazıları ise halen devam ediyor ve bugüne kadar yaptığımız testlerde çok başarılı bir sistem olduğunu gördük. Bunun yanında bu sistem kompakt yapısı ile tüm insansız hava araçlarına entegre edilebilir. Böylece ülkemizde ne kadar İHA sistemi üreten varsa dışa bağımlı GPS sistemine bağımlı kalmadan da sağlıklı uçuş gerçekleştirebilir.” Titra Teknoloji mühendislerince geliştirilen sistem, sürü İHA (insansız hava aracı) konseptiyle uyumlu mimarisi sayesinde platformların senkronize görevler gerçekleştirmesini destekliyor. Bu sayede operasyonel sahalarda görev bütünlüğü artıyor, aynı anda birden fazla platformun etkili biçimde kullanılması mümkün hâle gelebiliyor. Titra’nın geliştirdiği SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi’nin temel özellikleri arasında yüksek otonom, GPS bağımsızlık ve erişilebilirlik yer alıyor. Karmaşık görev ortamlarında dayanıklılık ve kesintisiz performans vadeden SEYYAH’ın güvenli, ve bağımsız olması ile birlikte ülkemizin otonom hava araçları alanındaki yetkinliğini ve ihracat potansiyelini artırması hedefleniyor. Küresel Konumlama Uydu Sistemi (GPS); ABD'nin GPS’i, Rusya'nın GLONASS’ı, Çin'in BeiDou’su ve Avrupa'nın Galileo sisteminden oluşuyor. Bu sistem, yer istasyonları ve uydu takımyıldızlarını kapsayan altyapısıyla hava araçlarına ve hava trafik yönetimi operasyonlarına destek sağlayan konum, seyrüsefer ve zamanlama (PNT) bilgilerini sunuyor. ​Bu alandaki dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla Titra Teknoloji tarafından başarıyla geliştirilen SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi, hem Türkiye’de hem bölgede savunma teknolojileri tarihinde önemli bir kilometre taşı olarak yerini almaya hazırlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.