Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Seyrüsefer

Kapsül Haber Ajansı - Seyrüsefer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Seyrüsefer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FNSS’den Amfibi Harekâtlara İnsansız Çözüm: İ-ZAHA Haber

FNSS’den Amfibi Harekâtlara İnsansız Çözüm: İ-ZAHA

FNSS, amfibi hücum harekâtının en yüksek riskli evresini insansız hâle getiren Çok Maksatlı Modüler İnsansız Amfibi Aracı İ-ZAHA'yı, 20-23 Ağustos 2026 tarihleri arasında Kocaeli Gölcük Tersanesi Komutanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen TEKNOFEST Mavi Vatan 2026’da tanıttı. FNSS tarafından tasarlanan, üretilen ve hali hazırda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan ZAHA'larla insanlı-insansız takım (MUM-T) konseptinde görev yapmak üzere tasarlanan İ-ZAHA, karşı kuvvetlerin kıyı savunmasıyla ilk teması insanlı araçlardan önce kuruyor ve operatörlerin tüm görev süresince güvenli bir alanda kalmasını sağlıyor. Denizden kıyıya kesintisiz intikal edebilen 8 tonluk platform, suda 7 knot, karada 70 km/s hıza ulaşıyor. Sahada yaklaşık 40 dakikada değiştirilebilen faydalı yük modülleri sayesinde Ateş Destek'ten Mayın Temizleme'ye, Elektronik Harp'ten Yaralı Tahliye'ye kadar on farklı görev konfigürasyonunda kullanılabiliyor. FNSS CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi Selim Baybaş, İ-ZAHA ile ilgili şunları söyledi: “FNSS, insansız ve otonom araç teknolojilerinde çalışmalarını, Ar-Ge yatırımlarını büyütüyor. İ-ZAHA, FNSS'nin mühendislik kabiliyetlerini, Zırhlı Amfibi Hücum Aracı ZAHA'nın sahada kanıtlanmış başarısını ve sürdürülen Ar-Ge çalışmalarını bir araya getiren yeni nesil ağır sınıf insansız amfibi araç olarak öne çıkıyor. Bu ölçekte ve bu yetenek kapsamında amfibi insansız kara aracı üretebilen firma sayısı dünya genelinde son derece sınırlı; FNSS sektördeki 35 yılı aşkın tecrübesi ve aktif üretim hattıyla farklı platformları aynı anda üretebilen az sayıda NATO tedarikçisinden biri. FNSS’nin, İ-ZAHA ile yeni bir dönemin kapısını açtığını gururla söyleyebilirim.” Çok Maksatlı Modüler İnsansız Amfibi Araç Amfibi hücum harekâtı, en zorlu ve en yüksek zayiat riskini barındıran harekât türlerinden biridir. Karşı kuvvet, kıyı şeridini mayınlar, sabit istihkam engelleriyle kapatır; makineli tüfek ve anti-tank güdümlü füze mevzilerini kıyıyı gözetleyecek biçimde konuşlandırır. İstihkâm engelleri birlikleri yavaşlatır, dar çıkış hatlarına kanalize eder ve düşman ateşinin etkinliğini artırır. İlk çıkış dalgasının geciktiği her saniye, savunan tarafın lehinedir. Düşman sahile yaklaşırken geçen bu kritik zaman dilimi, harekâtın tamamı açısından belirleyici niteliktedir; karşı kuvvet bu evrede hücum momentumunu kırmayı ve taarruz başlamadan harekâtı çökertmeyi hedefler. FNSS tarafından geliştirilen, İ-ZAHA Çok Maksatlı Modüler İnsansız Amfibi Araç, ZAHA kullanan deniz piyade birlikleriyle koordineli görev yapacak şekilde tasarlanmış; yeni nesil bir insansız öncü harekât unsurudur. İ-ZAHA’nın temel görevi, ZAHA’lardan önce düşman kıyı savunmasıyla ilk teması kurmak, görev yüküne bağlı olarak mayın ve engelleri etkisiz hâle getirip kıyıyı ZAHA’ların yaklaşma ve çıkışına hazırlamak ve müteakip evreleri desteklemektir. Otonom, uzaktan kumandalı veya karma kontrol modları operatörlerin çatışma hattının dışında güvenli bir yerde kalmasını sağlarken; modüler faydalı yük mimarisi farklı görev sistemleriyle yapılandırılarak sadece ilk temas değil, çıkışın desteklenmesi, kıyıbaşının ele geçirilmesi ve emniyete alınması dâhil tüm evrelerde aktif rol alır. GÖREVE ÖZGÜ YETENEKLERModüler Görev Mimarisi İ-ZAHA'nın en güçlü özelliklerinden biri, farklı görev profillerine uygun faydalı yük modüllerinin aynı temel platform üzerinde değiştirilebilmesidir. Sahada yaklaşık 40 dakikada gerçekleştirilebilen bu modül değişimi, Ateş Destek, Mayın Temizleme, İstihkam İş Makinası, Elektronik Harp, Keşif, Taktik Aldatma, Dronsavar, Seyrüsefer ve İşaretleme, Lojistik Destek ile Yaralı Tahliye olmak üzere on farklı görev konfigürasyonunu mümkün kılar. Birden fazla varyant aynı harekâtta koordineli biçimde görev yapabilir. Varyantlar arasında ortak platform ve ikmal altyapısı, lojistik yükü en aza indirirken operasyonel hazırlık düzeyini yüksek tutar. Denizde ve Karada İntikal Yeteneği İ-ZAHA, 7 knot yüzme hızı ve 70 km/s kara hızıyla denizden kıyıya kesintisiz intikal yeteneği sunar. 300 beygirlik güç paketi kombinasyonu, 8 tonluk amfibi muharebe ağırlığında güçlü ve güvenilir tahrik sağlar. 37,5 BG/ton güç-ağırlık oranı ile platform, ıslak kum hattından sert araziye geçişte performansını korur. Bağımsız süspansiyon sistemi yüksek manevra kabiliyeti sunarken, seçilebilir lastik seçenekleri farklı zemin koşullarına uyum imkânı verir. Düşük siluet, düşük termal iz ve düşük gürültü seviyesiyle tespit edilebilirliği asgari düzeyde tutan platform, düşman gözetlemesine yakalanmadan kıyıya intikal ederken yaralı personel ve görev ekipmanı için geniş bir yükleme hacmi sunar. Uzaktan Kontrol ve Atalet Yeteneği İ-ZAHA; otonom, uzaktan kumandalı veya karma modda çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Şifreli mesh ağ altyapısı, GNSS/INS seyrüsefer sistemi ve IFF kimlik doğrulama modülü bir arada çalışarak harekât boyunca platformun komuta-kontrol sürekliliğini korur; atalet seyrüsefer birimi, uydu sinyalinin kesildiği veya bozulduğu ortamlarda konum kestirimini sürdürür. İletişim menzili doğrudan görüş hattında 3 km olup, tüm varyantlarda İHA röle desteğiyle bu mesafe artırılmaktadır. Operatörlerin tüm görev süresince gemide kalması, geleneksel ön kuvvet harekâtı unsurlarına kıyasla kayıp riskini sıfıra indirger. Veri bağı kesintisinde platform önce emniyetli duruş durumuna geçer; ardından konfigürasyona bağlı olarak kayıtlı rota üzerinden yuvaya otomatik döner veya seyrüsefer görevine devam eder. Hızlı ve Etkin Konuşlandırma Kabiliyeti İ-ZAHA karayolu, demiryolu ve denizde tüm nakliye vasıtalarında taşınabildiği gibi, uzak noktalara havadan hızlı nakil ihtiyacı halinde, ağır nakliye helikopterleri ve uçaklarıyla da taşınabilmektedir. CH-47F Chinook, Mil Mi-26, C-130 Hercules, A400M, C-17 Globemaster, C-5 Galaxy, An-124 ve Il-76 gibi ağır nakliye helikopterleri ve stratejik nakliye uçaklarıyla taşınabilir olması nedeniyle modern askerî lojistiğe son derece uygundur. Yapay Zekâ Desteği İ-ZAHA'nın yapay zekâ destekli görüntü işleme mimarisi, kamera akışlarını gerçek zamanlı olarak analiz eder. Veriyi radyo bağlantısı üzerinden ileterek bant genişliğinin kısıtlı olduğu ve iletişimin bozucu etkiye maruz kaldığı ortamlarda düşük gecikmeli hedef farkındalığını korur. Tespit edilen unsurları tehdit puanı, türü ve durumuna göre renkli görseller ve detaylı istihbarat kartlarıyla işaretler. Otomatik hedef tespit ve atış kontrol sistemleri, önceliklendirilmiş hedefleri operatöre sunarak angajman sürecini hızlandırır ve operatörün tarama yükünü azaltır. Tespit edilen hedefler izlenir ve zaman damgalı olarak kaydedilir. Sahada yeni tanımlanan bir hedef veya kural, anında canlı görüntü akışında uygulanmaya başlar. ‘Armor Integrity’ Entegre Edilen İlk İnsansız Araç İ-ZAHA, Nurol Teknoloji'nin geliştirdiği ‘Armor Integrity’ yapısal bütünlük izleme sisteminin entegre edildiği ilk insansız araçtır. Araçta mürettebat bulunmadığı için araç isabet aldığında bunu değerlendirecek insan muhakemesinin yerini, platformun dijital omurgasına entegre edilen sistem alır. Sistem, etkinin konumunu, yönünü ve şiddetini sensörleriyle gerçek zamanlı tespit eder, etkilenen bölgenin kalan yapısal kapasitesini hesaplar, darbenin etkisi ile zaman içinde birikebilecek gizli hasarları izler ve bilgiyi operatör ve komuta zincirine iletir. Sistem anlık veriye ve sistematik taktik analize dayanarak komutana zayıflayan bölgeyi taktik manevrayla koruma, örtü gerisine mevzilenme, göreve devam veya pasif görev seçenekleri sunar. Bağlantı kesilirse veriler yerel olarak depolanır, bağlantı kurulunca iletilir. Bu sayede sistem operatörden taktik planlama unsurlarına ve lojistik destek zincirine uzanan karar döngüsünü kesintisiz besler. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi?  Haber

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi? 

Arktik rotaları ise potansiyel alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi çekiyor. Coface tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin seyrüsefer koşullarını dönüştürmesine rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde bu rotaların ticari potansiyelinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Konteyner taşımacılığı açısından güçlü bir alternatif oluşturmadığı belirtilen Arktik güzergâhlar, buna karşın ham petrol ve doğal gaz gibi belirli emtia akışlarında önemli avantajlar sunabiliyor. Özellikle ABD ve Kuzey Avrupa’dan Asya’ya yapılan ihracat için bu rotaların stratejik katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Öne çıkan küresel veriler şöyle: - Küresel mal ticaretinin yüzde 80’i deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. - Doğu Asya ile Avrupa veya Kuzey Amerika arasındaki ticaretin ise önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotaları üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor Küresel deniz taşımacılığında artan baskı karşısında daha kısa rotalar Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlasını oluştururken, Doğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yoğunlaşıyor ve sınırlı sayıda stratejik koridor etrafında şekilleniyor. Bu yoğunlaşma, küresel ticareti jeopolitik şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan aksamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve özellikle ABD politikalarıyla şekillenen uluslararası ticaret düzenindeki değişimler bu kırılganlığı daha da görünür kılıyor. Bu çerçevede Arktik rotaları, mesafeleri ciddi ölçüde kısaltan teorik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Doğu Asya ile Kuzey Avrupa arasındaki mesafeyi yüzde 40’a kadar, Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına olan mesafeyi ise yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabilen bu rotalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan kullanılabilirlikleri sayesinde ekonomik açıdan ne ölçüde sürdürülebilir oldukları sorusunu gündeme taşıyor. Gerçek bir potansiyel barındırsa da ağırlıklı olarak dökme yük taşımacılığına odaklanıyor Bu rotaların ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla, Asya–Kuzey Avrupa ve Asya–Kuzey Amerika hatlarında Arktik rotalar ile geleneksel güzergâhlar arasındaki birim taşıma maliyetlerini karşılaştıran Coface, yaptığı analizde tankerler, dökme yük gemileri ve konteyner gemileri olmak üzere üç ana gemi tipini ele aldı. Elde edilen sonuçlar, önümüzdeki beş yıllık dönemde Arktik rotalarının ağırlıklı olarak ham madde taşımacılığına odaklanacağını gösteriyor. Özellikle sıvı dökme yükte (ham petrol, dizel, metanol ve LNG gibi) maliyet avantajı dikkat çekiyor; bazı durumlarda yüzde 45 ila 50’ye varan düşüşler mümkün görünüyor. Kuru dökme yükte (tahıl, cevher ve inşaat malzemeleri) de rekabetçi bir yapı oluşabileceği değerlendiriliyor, ancak bu durum büyük ölçüde gemilerin buz kırıcı desteği olmadan operasyon gerçekleştirebilmesine bağlı. Buna karşılık konteyner taşımacılığı, daha kısa mesafelere rağmen rekabetçi bir konumda bulunmuyor. Operasyonel kısıtlar, gemi boyutlarına ilişkin sınırlamalar ve Arktik seyrüseferine özgü maliyetler, mevcut koşullarda bu rotaların geleneksel hatların ölçek ekonomisiyle yarışmasını engelliyor. Bazı sektörlerde avantaj sağlansa da küresel ticarete etkisi sınırlı kalıyor Toplamda, Doğu Asya, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotalarını kullanması bekleniyor. Bu nedenle, kısa vadede bu rotaların küresel ticaret haritası üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Buna karşın bazı sektörlerin bu gelişmeden avantaj sağlaması bekleniyor. Özellikle tahıl, enerji, metal ve ormancılık ile bağlantılı sektörler öne çıkıyor. Bu durum nasıl yorumlanmalı? Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya yapılan ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 7’sinin Arktik rotaları üzerinden taşınabileceği öngörülüyor. Bu da toplamda 22 milyar dolarlık bir hacme karşılık geliyor; bunun 6 milyar doları kuru dökme yükten, 16 milyar doları ise sıvı dökme yükten oluşuyor. ABD’nin kuzeydoğu kıyısında veya Kuzey Avrupa’da konumlanan dökme yük ihracatçıları, daha düşük taşıma maliyetleri ve kısalan transit süreler sayesinde Asya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilir. Buna karşılık Güney Amerika’daki bazı rakipler (demir cevheriyle Brezilya, bakırla Şili) ile Afrika’daki bazı üreticiler (belirli minerallerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) göreli taşıma avantajlarında zayıflama yaşayabilir. Üreticilerin ötesinde, geleneksel deniz rotalarına yüksek ölçüde bağımlı bazı ülkeler de kırılgan hale gelebilir. Kanal gelirlerinin GSYH içinde önemli paya sahip olduğu Mısır ve Panama bu açıdan öne çıkıyor. Asya-Avrupa ticaretinde kilit rol oynayan bazı büyük liman merkezleri de ticaret akışlarının bir bölümünün kuzeye kayması halinde stratejik konumlarını sorgulamak durumunda kalabilir. Bu kapsamda Singapur ve daha sınırlı ölçüde Cebel Ali öne çıkan örnekler arasında yer alıyor. Ancak bu risk daha uzun vadeye yayılıyor; zira Arktik taşımacılığın 2030 yılına kadar konteyner taşımacılığına açılması beklenmiyor. Henüz ikincil önemde bir ticaret rotası olsa da önemli bir jeopolitik unsur Arktik rotaları mesafe açısından avantaj sunsa da gelişimleri önemli kısıtlarla karşı karşıya bulunuyor. Seyrüsefer süreleri hâlâ mevsimsel özellik gösterirken, buz koşulları değişken ve öngörülemez kalıyor; birçok durumda buz kırıcı gemilerin kullanımı zorunlu hale geliyor. Bu nedenle Arktik bölgesi giderek artan bir stratejik rekabet alanına dönüşmüş durumda. Kuzey Deniz Rotası büyük ölçüde Rusya’nın kontrolünde bulunurken, Çin bölgedeki varlığını ve kutup kapasitesini kademeli olarak güçlendiriyor. ABD de bölgede etkisini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede Arktik rotalarının gelişimi, yalnızca lojistik maliyetlerin değerlendirilmesiyle sınırlı kalmıyor; egemenlik, kritik altyapının kontrolü, kaynaklara erişim ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi başlıkları da beraberinde getiriyor. Kısa vadede bu rotaların değeri ticari olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyor. Konteyner taşımacılığı ekonomik olarak geniş ölçekte uygulanabilir hale gelmediği sürece, küresel ticaret dengelerinde köklü bir değişim yaratmaları beklenmiyor. Coface sektör ekonomisti Eve Barré ise bu durumla ilgili, “Arktik deniz rotaları, mesafeleri kısaltmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde ticari ilgi oldukça sınırlı kalacak ve ağırlıklı olarak hammadde taşımacılığı etrafında yoğunlaşacak” açıklamasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Titra Teknoloji Görsel Seyrüsefer Sistemi olan SEYYAH’ı geliştirdi Haber

Titra Teknoloji Görsel Seyrüsefer Sistemi olan SEYYAH’ı geliştirdi

İnsansız helikopter ALPİN-2 ve PARS VTOL sistemlerinin ardından, şimdi de SEYYAH adı verilen Görsel Seyrüsefer Sistemi geliştirdi. Görsel Seyrüsefer Sistemi olan SEYYAH, GPS (Küresel Konumlama Sistemi) sinyallerinin kısıtlandığı veya tamamen devre dışı bırakıldığı karıştırma (jamming) ve aldatma (spoofing) ortamlarında görev yapan hava araçlarına otopilotun yüksek doğrulukta ihtiyaç duyduğu verileri sağlayan bütünleşik bir navigasyon çözümü olarak geliştirildi. Bulut altı İHA sınıfı için özel olarak geliştirilmiş bir versiyon olan SEYYAH, daha yüksek irtifada görev yapan ve daha büyük hava araçlarına, yalnızca sensör seti değiştirilerek hızlı bir şekilde entegre edilebilecek. Geliştirilen algoritmalar ve yazılımlar, farklı platformlarda da herhangi bir değişiklik gerektirmeden çalışmaya devam edecek. Tüm dünyada teknoloji firmalarının çalıştığı çok önemli teknolojilerden biri olan Görsel Seyrüsefer yeteneği, değişen savaş sahasının en önemli ve etkili güç çarpanlarından biri olacak. Tüm insansız hava araçlarının konumlama için kullandığı GPS dediğimiz Küresel Konumlama Sistemi verisi, günümüz savaş ortamlarında elektronik harp yöntemleri ile çok yüksek oranda karıştırmaya maruz kalıyor. Ayrıca bu konumlama uyduları her ne kadar kullanıma açık veri paylaşımı yapsada, bir noktada dışa bağımlılık açısından kritik bir durum oluşturabiliyor. Milli olarak GPS uydusu için çalışmaların başladığına dair haberler yılın başında duyurulmuştu, bu çalışmalar ve konumlar için farklı RF tabanlı çalışmaları devam ediyor. Ancak RF sinyallerin bulunduğu her ortamda sinyal karıştırma riski de kaçınılmaz hale geliyor. İşte tam bu noktada Titra Teknoloji’nin geliştirdiği SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi, bu zafiyetleri tamamen ortadan kaldıran yerli ve milli bir çözüm olarak öne çıkıyor. Görsel Seyrüsefer sistemi hakkında konuşan Titra Teknoloji Kurucu Ortağı ve Pasifik Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Muhammed Selman Dönmez şunları anlattı: “Sistem hava aracının üzerine yerleştiriliyor ve içerisindeki optik sistemler ile kalkış anından itibaren hava aracının ihtiyaç duyacağı GPS kaynaklı tüm verileri ve hava aracının kontrolüne ilave destek sağlayacak veriyi görüntü işleme yöntemleri ile üretiyor. Bu çok kritik bir teknoloji. Hava araçları tıpkı kuşlar gibi artık görerek uçuyor denilebilir aslında. Kendi platformlarımızın tamamına entegrasyon çalışmalarını sürdürüyoruz. Bazı sistemlerimiz için bu entegrasyonlar tamamlandı. Bazıları ise halen devam ediyor ve bugüne kadar yaptığımız testlerde çok başarılı bir sistem olduğunu gördük. Bunun yanında bu sistem kompakt yapısı ile tüm insansız hava araçlarına entegre edilebilir. Böylece ülkemizde ne kadar İHA sistemi üreten varsa dışa bağımlı GPS sistemine bağımlı kalmadan da sağlıklı uçuş gerçekleştirebilir.” Titra Teknoloji mühendislerince geliştirilen sistem, sürü İHA (insansız hava aracı) konseptiyle uyumlu mimarisi sayesinde platformların senkronize görevler gerçekleştirmesini destekliyor. Bu sayede operasyonel sahalarda görev bütünlüğü artıyor, aynı anda birden fazla platformun etkili biçimde kullanılması mümkün hâle gelebiliyor. Titra’nın geliştirdiği SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi’nin temel özellikleri arasında yüksek otonom, GPS bağımsızlık ve erişilebilirlik yer alıyor. Karmaşık görev ortamlarında dayanıklılık ve kesintisiz performans vadeden SEYYAH’ın güvenli, ve bağımsız olması ile birlikte ülkemizin otonom hava araçları alanındaki yetkinliğini ve ihracat potansiyelini artırması hedefleniyor. Küresel Konumlama Uydu Sistemi (GPS); ABD'nin GPS’i, Rusya'nın GLONASS’ı, Çin'in BeiDou’su ve Avrupa'nın Galileo sisteminden oluşuyor. Bu sistem, yer istasyonları ve uydu takımyıldızlarını kapsayan altyapısıyla hava araçlarına ve hava trafik yönetimi operasyonlarına destek sağlayan konum, seyrüsefer ve zamanlama (PNT) bilgilerini sunuyor. ​Bu alandaki dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla Titra Teknoloji tarafından başarıyla geliştirilen SEYYAH Görsel Seyrüsefer Sistemi, hem Türkiye’de hem bölgede savunma teknolojileri tarihinde önemli bir kilometre taşı olarak yerini almaya hazırlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.