Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siber Suçlular

Kapsül Haber Ajansı - Siber Suçlular haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Suçlular haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’deki Ailelerin Sadece %34’ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor Haber

Türkiye’deki Ailelerin Sadece %34’ü Tüm Cihazlarını Siber Tehditlere Karşı Koruyor

Çevrimiçi tehditlerin evrimi ve her neslin dijital dünyaya dahil olmasıyla birlikte, siber güvenlik alışkanlıkları artık her aile için yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Genellikle her ailede; abonelikleri yöneten, yeni cihazların kurulumunu yapan veya siber koruma süreçlerini planlayan bir ya da iki kişi "Aile Dijital Yöneticisi" rolünü üstleniyor. Kaspersky, modern ailelerin dijital dünyada güvende kalmak için ne gibi önlemler aldığını mercek altına alan kapsamlı bir anket gerçekleştirdi. Kaspersky verilerine göre Türkiye’deki katılımcıların önemli bir bölümü, aile içinde siber güvenlik konusunda eğitici ve yönlendirici bir yaklaşım benimsiyor: Katılımcıların %35’i yaşlı aile bireyleri ve çocuklara düzenli olarak güvenli internet kullanımı konusunda rehberlik ediyor.%45’i aile üyelerine parola yöneticisi çözümleri kullanmalarını tavsiye ediyor.%54’ü çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanımını teşvik ediyor.%45’i ise hem aile bireylerinin kullandığı cihazlarda hem de kritik çevrim içi hesaplarda gizlilik ayarlarını aktif olarak gözden geçirip düzenliyor. Aile odaklı proaktif dijital korumanın önemine yönelik farkındalık artış gösterse de, güvenlik çözümlerinin uygulanması konusunda tablo aynı ölçüde güçlü görünmüyor. Katılımcıların %8’i aile bireylerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtiyor. Ebeveyn kontrolü uygulamalarına bakıldığında ise, 18 yaş altı çocuğu bulunan ailelerin %57’si çocuklarının çevrim içi aktivitelerini takip etmek ve güvence altına almak amacıyla bu çözümleri kullanıyor. Kaspersky Safe Kids gibi ebeveyn kontrolü çözümleri; çocukların uygunsuz içeriklere erişimini sınırlandırmanın yanı sıra belirli web siteleri ve uygulamalara erişimi kontrol etmeye, ekran sürelerini yönetmeye ve hatta konum takibi sayesinde fiziksel güvenliklerini artırmaya yardımcı oluyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise katılımcıların %34’ünün (yaklaşık her 3 kişiden biri) tüm aile üyelerinin cihazlarına güvenlik yazılımı yüklemiş olması. Kaspersky uzmanları, güncel tehdit ekosisteminde siber suçluların hedefi haline gelen mobil cihazların, tabletlerin ve bilgisayarların istisnasız kapsamlı bir siber koruma gerektirdiğinin altını çiziyor. Kaspersky verilerine göre katılımcıların yalnızca %24’ü aile bireyleri adına yeni cihaz kurulumu gerçekleştiriyor. Oysa yeni cihaz kurulumu çoğu zaman siber güvenliğe katkı sağlayan bir adım olarak görülmese de, cihaz kullanılmaya başlanmadan önce alınacak bazı önlemler güvenliği önemli ölçüde artırabiliyor. Uzmanlar, örneğin yeni bir cihazın ilk kullanımından önce güvenlik çözümü yüklenmesini öneriyor. Böylece cihaz gizli tehditlere karşı taranabiliyor ve ilk internet kullanımı anından itibaren daha güvenli bir deneyim sağlanabiliyor. Bunun yanı sıra, gizlilik ayarlarının gözden geçirilmesi de kişisel verilerin uygulamalar ve hizmetlerle gereksiz şekilde paylaşılmasının önüne geçebiliyor. Global ölçekte elde edilen bulgular ayrıca ileri yaş grubunun aile içi dijital güvenlik alışkanlıklarına daha sınırlı ölçüde dahil olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde 55 yaş ve üzerindeki katılımcıların yaklaşık beşte biri (yüzde 21) ailelerini çevrim içi tehditlere karşı korumak adına hiçbir önlem almadığını belirtirken, yalnızca yüzde 24’ü aile bireylerinin cihazlarına güvenlik çözümü kuruyor. Bu yaş grubunda en yaygın güvenlik uygulaması ise parola yöneticileri olarak öne çıkıyor; katılımcıların yüzde 40’ı aile üyelerine parola yöneticisi kullanmalarını öneriyor Kaspersky Teknik Uzmanı Brandon Muller konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Günümüzde çok sayıda cihaz ve dijital servis kullanıyoruz. Çevrimiçi geçirilen her ek saat ve eklenen her yeni cihaz, siber suçlular için potansiyel birer giriş kapısı oluşturarak bizi daha geniş bir tehdit yelpazesine maruz bırakıyor. Ancak, her nesil bu hızlı değişimlere aynı kolaylıkla uyum sağlayamıyor. Bu nedenle, ailede birinin ‘Aile Dijital Yöneticisi’ rolünü üstlenmesi; özellikle çocukların ve yaşlıların siber tehditlerden korunması ve güvenilir çözümlerin kullanımı konusunda rehberlik edilmesi açısından kritik önem taşıyor.” *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere 15 ülkeden toplam 3.000 kişi araştırmaya katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sosyal Medya Paylaşımlarında Dikkat Edilmesi Gereken 10 Nokta Haber

Sosyal Medya Paylaşımlarında Dikkat Edilmesi Gereken 10 Nokta

Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor. Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. ESET uzmanlarına göre, “sadece arkadaşlarım görüyor” sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir ESET uzmanları, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir bilgi kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Asıl önemli olan ise bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir. Sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz? Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir. Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur. Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir. Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir. Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir. İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir. Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir. Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın .Çekiliş ve kampanyalar . Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir. Özel mesajlar Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir. Güvende kalmak için neler yapılabilir? Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün. Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır. Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır. Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır. Sosyal medyayı bu kadar eğlenceli yapan şey gönderilerimizi arkadaşlarımızla, ailemizle ve bağlantılarımızla paylaşmaktır. Ancak bu, aynı zamanda potansiyel bir risk kaynağıdır. Sosyal medya platformlarını kullanırken dikkatli davranarak oluşabilecek sorunlardan uzak durun. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Destekli Tehditlere Karşı Çok Katmanlı Koruma Şart Haber

Yapay Zeka Destekli Tehditlere Karşı Çok Katmanlı Koruma Şart

WatchGuard’ın yayınladığı son analize göre, verilerin ve kullanıcıların kurumsal ağlar, genel bulutlar ve kişisel cihazlar arasında sürekli hareket ettiği günümüz dünyasında, "güvenli bölge" kavramı geçerliliğini yitirdi. Saldırganların yapay zeka ve otomasyon kullanarak savunma boşluklarını dakikalar içinde tespit edebildiği bu dönemde, sadece ağ (network) veya sadece uç nokta (endpoint) güvenliğine dayalı stratejiler, işletmeleri savunmasız bırakıyor. WatchGuard, bu durumu çarpıcı bir havalimanı metaforuyla açıklıyor: Bir havalimanı yönetiminin X-ray cihazlarını kaldırıp sadece metal dedektörlerine güvendiğini düşünün. Biyolojik veya kimyasal bir madde taşıyan (ağ güvenliğinin tespit edemediği şifreli tehditler) bir saldırgan, metal dedektörüne takılmadan (alarm üretmeden) içeri sızabilir. “Kör Noktalar Saldırganların En Sevdiği Hedeflerdir” Tek katmanlı savunmanın yarattığı kör noktaların, siber suçlular için açık bir davetiye olduğunu belirten WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, “Sadece ağ katmanına odaklanmak, şifreli trafik veya uzaktan çalışan kullanıcılar karşısında kör kalmak demektir. Sadece uç noktaya odaklanmak ise cihazlar arasındaki yanal hareketleri ve bulut servisleriyle olan bağlantıları gözden kaçırmanıza neden olur. Çözüm, tek bir katmanı güçlendirmek değil; uç nokta, ağ, kimlik ve güvenlik duvarını tek bir 'akıllı savunma sistemi' olarak koordine etmektir.” dedi. Dört Katmanlı Akıllı Savunma WatchGuard, hibrit çağda güvenliğin dört temel unsurun koordinasyonuyla sağlanabileceğini belirtiyor. Buna göre; uç nokta (endpoint) yerel davranışsal zeka ve anomali tespitiyle bir X-ray cihazı görevi görürken, ağ katmanı masum görünen trafik akışları arasındaki ilişkileri tespit etmek için gerekli bağlamı sunuyor. Güvenlik duvarı, yanal hareketleri sınırlayan ve derin trafik incelemesini güçlendiren dinamik bir segmentasyon hattı oluştururken; kimlik yönetimi ise denkleme "insan" faktörünü ekleyerek, kimin nereden ve hangi yetkiyle eriştiğini doğrulayıp güveni doğrudan savunma yüzeyine entegre ediyor. Bu katmanların birbirinden bağımsız çalışmasının yeterli olmadığını vurgulayan WatchGuard, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetlerini, bu teknolojileri birleştiren operasyonel bir "orkestra şefi" olarak tanımlıyor. Farklı katmanlardan gelen verileri tek bir risk görünümüne dönüştüren MDR, siber güvenliği kopuk çözümlerden kurtarıp; reaktif korumadan, her olayı öğrenen ve gerçek zamanlı evrimleşen uyarlanabilir bir "operasyonel dayanıklılık" modeline taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahte Tedarikçi E-postları KOBİ’leri Hedef Alıyor    Haber

Sahte Tedarikçi E-postları KOBİ’leri Hedef Alıyor  

Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), sınırlı güvenlik bütçeleri nedeniyle saldırganların radarında olsa da asıl tehdit her zaman zararlı bir yazılımla gelmiyor Bazen sadece iyi yazılmış bir e-posta felakete yol açabiliyor. Siber saldırganlar, hedef aldıkları şirketin sistemlerine sızdıktan sonra aylarca sessiz kalarak tedarikçilerle olan yazışmaları, fatura tarihlerini ve ödeme alışkanlıklarını adım adım izliyor. Tam ödeme zamanı geldiğinde ise devreye girerek, "Muhasebe departmanımız değişti", "Mevcut hesabımız denetimde" veya "Acil nakit akışı düzenlemesi" gibi son derece makul ve profesyonel bahanelerle yeni bir IBAN paylaşıyorlar. Şüphe uyandırmayan bu değişiklik talebi, genellikle şirketin güvendiği bir ismin e-posta adresinden veya tek bir harf farkıyla oluşturulmuş kopyasından geldiği için muhasebe çalışanları tarafından sorgulanmadan işleme alınıyor. Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bu yöntemin teknik bir sızıntıdan çok psikolojik bir manipülasyon içerdiğini, bu yüzden geleneksel güvenlik duvarlarını kolayca aşabildiğini vurguluyor. “Bu E-postayı Aldığınızda Klavyeyi Bırakın ve Telefonu Açın” Bu dolandırıcılık türünün tamamen sosyal mühendisliğe dayandığını belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Bir sabah yıllardır çalıştığınız toptancınızdan veya iş ortağınızdan bir e-posta alırsınız. Logo aynıdır, imza aynıdır, hitap şekli tanıdıktır. Sadece, 'Ödemeyi lütfen ekteki yeni hesabımıza yapın' yazar. İşte o an, işletmeniz büyük bir risk altındadır. Saldırganlar ya tedarikçinizin mailini hacklemiştir ya da gözle fark edilemeyecek kadar benzer sahte bir alan adı (örn: laykonbilisim yerine laykonbiilisim) almıştır. Bu tuzağa düşen işletmeler, parayı kendi elleriyle dolandırıcılara gönderir ve durumu fark ettiklerinde iş işten geçmiş olur” dedi. Şirketinizi Fatura Dolandırıcılığından Korumak Dikkat Etmeniz Gereken 5 Nokta Alev Akkoyunlu, işletmelerin binlerce liralık zarara uğramaması ve ticari ilişkilerinin zedelenmemesi için alması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: 1. Farklı Kanaldan Teyit Edin. Eğer bir tedarikçinizden ödeme bilgilerinin değiştiğine dair bir e-posta alırsanız, asla sadece e-posta ile yanıt verip onay istemeyin. Mutlaka karşı tarafı telefonla arayın ve güvendiğiniz bir yetkiliye durumu sözlü olarak doğrulatın. 2. E-posta Adreslerini Harf Harf Kontrol Edin. Gelen iletinin "Gönderen" kısmını dikkatlice inceleyin. Kurumsal alan adlarında yapılan küçük harf oyunları (örneğin 'm' yerine 'rn' yazılması veya '.com' yerine '.co' kullanılması) en sık kullanılan yöntemdir. 3. "Acil" Baskısına Aldanmayın. Dolandırıcılar, düşünmenize fırsat vermemek için "Ödeme bugün yapılmazsa sevkiyat duracak" gibi aciliyet ifadeleri kullanır. Finansal işlemlerde aciliyet talebi, genellikle bir dolandırıcılık belirtisidir. Sakin olun ve prosedürlerinizi uygulayın. 4. Çalışanlarınızı Eğitin. Muhasebe ve finans departmanındaki çalışanlarınızı bu tür sosyal mühendislik yöntemlerine karşı bilinçlendirin. "Banka değişikliği" taleplerinin, standart bir onay sürecinden geçmeden işleme alınmayacağı bir şirket politikası oluşturun. 5. E-posta Güvenliğini Sıkılaştırın. Şirket e-postalarınızda mutlaka İki Faktörlü Kimlik Doğrulama (2FA) kullanın. Ayrıca, oltalama (phishing) girişimlerini ve sahte e-postaları gelen kutusuna düşmeden engelleyen, Bitdefender GravityZone gibi kurumsal güvenlik çözümlerinden faydalanın.

2026 İçin Yapay Zekâ Ve Siber Güvenlik Öngörüleri Neler? Haber

2026 İçin Yapay Zekâ Ve Siber Güvenlik Öngörüleri Neler?

Deepfake teknolojileri ana akım haline gelirken, bu alandaki farkındalık da artmaya devam ediyor. Şirketler, sentetik içeriklerin yarattığı riskleri daha sık gündeme alıyor ve çalışanlarını bu tür saldırılara karşı bilinçlendirmeye yönelik eğitimlere yatırım yapıyor. Deepfake’lerin hacmi arttıkça, ortaya çıktıkları formatlar da çeşitleniyor. Aynı zamanda farkındalık yalnızca kurumlarla sınırlı kalmıyor; bireysel kullanıcılar da sahte içeriklerle daha sık karşılaşıyor ve bu tehditlerin doğasını daha iyi kavrıyor. Bu gelişmelerle birlikte deepfake’ler, güvenlik gündeminin kalıcı bir unsuru haline geliyor ve sistematik eğitim programları ile kurumsal politikalar gerektiriyor. Deepfake’lerin kalitesi, özellikle ses teknolojilerindeki ilerlemeler ve kullanım bariyerlerinin düşmesiyle daha da artacak. Görsel kalite halihazırda oldukça yüksek bir seviyedeyken, gerçekçi ses üretimi önümüzdeki dönemin ana gelişim alanı olarak öne çıkıyor. Öte yandan içerik üretim araçlarının giderek daha kullanıcı dostu hale gelmesi, teknik bilgiye sahip olmayan kişilerin bile birkaç tıklamayla orta düzeyde deepfake içerikler oluşturabilmesini mümkün kılıyor. Bu durum, ortalama kaliteyi yükseltirken üretimi çok daha geniş bir kitle için erişilebilir hale getiriyor ve bu yeteneklerin siber suçlular tarafından kullanılmaya devam etmesi kaçınılmaz görünüyor. Çevrim içi deepfake teknolojileri gelişimini sürdürecek ancak büyük ölçüde ileri seviye kullanıcıların aracı olmaya devam edecek. Gerçek zamanlı yüz ve ses değiştirme teknolojileri ilerleme kaydetse de, bu sistemlerin kurulumu hâlâ ileri teknik beceriler gerektiriyor. Yaygın kullanım kısa vadede olası görünmese de, hedefli saldırı senaryolarında riskler artacak. Artan gerçekçilik ve sanal kameralar üzerinden video manipülasyonu yapılabilmesi, bu tür saldırıları daha inandırıcı hale getiriyor. Yapay zekâ ile üretilen içeriklerin etiketlenmesine yönelik güvenilir bir sistem oluşturma çabaları da sürecek. Sentetik içeriklerin tespitine yönelik ortak ve bağlayıcı kriterler henüz mevcut değil; mevcut etiketleme yöntemleri ise özellikle açık kaynak modeller kullanıldığında kolaylıkla aşılabiliyor veya kaldırılabiliyor. Bu nedenle, soruna çözüm getirmeyi amaçlayan yeni teknik ve düzenleyici girişimlerin gündeme gelmesi bekleniyor. Açık kaynaklı (open-weight) modeller, siber güvenlikle ilgili birçok görevde kapalı modellere hızla yaklaşarak kötüye kullanım potansiyelini artırıyor. Kapalı modeller, daha sıkı kontrol mekanizmaları ve güvenlik önlemleri sunarak suistimali sınırlıyor. Buna karşın açık kaynaklı sistemler, hızla gelişiyor ve benzer kısıtlamalar olmaksızın dolaşıma giriyor. Bu durum, tescilli modeller ile açık kaynak modeller arasındaki farkı bulanıklaştırıyor; her iki yaklaşım da istenmeyen ya da kötü niyetli amaçlar için etkili biçimde kullanılabiliyor. Meşru ve dolandırıcılık amaçlı yapay zekâ üretimi içerikler arasındaki sınır giderek daha belirsiz hale gelecek. Yapay zekâ bugün dahi ikna edici dolandırıcılık e-postaları, gerçekçi görsel kimlikler ve yüksek kaliteli oltalama (phishing) sayfaları üretebiliyor. Aynı zamanda büyük markalar, reklam ve pazarlama faaliyetlerinde sentetik içerikleri giderek daha fazla kullanıyor ve bu durum, yapay zekâ üretimi görsellerin “normal” ve tanıdık algılanmasına yol açıyor. Sonuç olarak, gerçek ile sahteyi ayırt etmek hem kullanıcılar hem de otomatik tespit sistemleri için daha da zorlaşacak. Yapay zekâ, siber saldırılarda zincirler arası bir araç haline gelecek ve saldırı yaşam döngüsünün (kill chain) büyük bölümünde kullanılacak. Tehdit aktörleri hâlihazırda LLM’leri kod yazımı, altyapı kurulumu ve operasyonel süreçlerin otomasyonu için kullanıyor. Önümüzdeki dönemde bu eğilim daha da güçlenecek; yapay zekâ, hazırlık ve iletişim aşamalarından kötü amaçlı bileşenlerin oluşturulmasına, zafiyet taramalarından araçların devreye alınmasına kadar saldırının birçok aşamasını destekleyecek. Saldırganlar ayrıca yapay zekâ kullanımına dair izleri gizlemeye çalışacak ve bu da bu tür operasyonların analiz edilmesini daha zor hale getirecek. Kaspersky Araştırma ve Geliştirme Grubu Yöneticisi Vladislav Tushkanov konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Yapay zekâ araçları siber saldırılarda kullanılırken, aynı zamanda güvenlik analizlerinin de giderek daha yaygın bir parçası haline geliyor ve SOC ekiplerinin çalışma biçimini dönüştürüyor. Ajan tabanlı sistemler, altyapıları sürekli olarak tarayarak zafiyetleri tespit edebilecek ve soruşturmalar için bağlamsal bilgiler toplayabilecek; böylece manuel ve tekrarlayan iş yükü önemli ölçüde azalacak. Bunun sonucunda uzmanlar, veri aramak yerine önceden hazırlanmış bağlam üzerinden karar almaya odaklanacak. Paralel olarak güvenlik araçları, karmaşık teknik sorgular yerine doğal dilde komutlarla çalışılan arayüzlere evrilecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WhatsApp Ekranınızı Tanımadığınız İnsanlarla Paylaşmayın Haber

WhatsApp Ekranınızı Tanımadığınız İnsanlarla Paylaşmayın

Dolandırıcılar WhatsApp video görüşmesi sırasında insanları telefon ekranlarını paylaşmaya ikna ederek bilgilerini çalıyor ve sonrasında zarara uğratıyorlar. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET bu dolandırıcılık yöntemi hakkında bilinmesi gerekenleri paylaştı, kullanıcıların bu dolandırıcılıktan nasıl korunabileceğini açıkladı. Dolandırıcılık tanınmayan bir numaradan gelen WhatsApp video görüşmesi ile başlıyor. Dolandırıcı, banka veya hizmet temsilcisi, WhatsApp veya Meta destek temsilcisi, hatta zor durumda olan bir arkadaşınız veya akrabanız gibi davranıyor. Meşru görünmek için gerçek kimliklerini gizlemek amacıyla video akışını devre dışı bırakabiliyor, karartabiliyor veya bulanıklaştırabiliyorken yerel bir telefon numarasını taklit ediyor. Arayan kişi, kredi kartınızda yetkisiz bir harcama olduğunu, başka bir cihazda kapatılması gereken açık bir oturum olduğunu, onaylamanız gereken bekleyen bir ödül olduğunu veya hesabınızın askıya alınma riski olduğunu iddia ediyor. Amaç, panik hissi yaratmak, düşünmeden harekete geçirmek Dolandırıcı, sözde sorunu çözmek için size uzaktan yardım etmek amacıyla telefonunuzun ekranını paylaşmanızı ister. AnyDesk veya TeamViewer gibi meşru bir uzaktan erişim uygulamasını yüklemeniz istenebilir. Bunu yaptığınızda gelen tüm metin mesajları ve WhatsApp doğrulama kodları saldırganın görebileceği hâle gelir. Bunları ele geçiren saldırgan, WhatsApp hesabınızı hemen ele geçirebilir. Ancak işler bundan sonra daha da kötüye gider. Ekranınız kötü niyetli kişilere gerçek zamanlı olarak görünür olduğundan sözde sorunu çözme bahanesiyle parolalarınızı, 2FA kodlarınızı, tek kullanımlık parolalarınızı (OTP) çalabilir, ekran görüntüsü alabilir veya banka uygulamanızı açmanızı isteyerek sizi banka havalesi yapmaya ikna edebilirler. Ayrıca kurbanlarını, hassas bilgileri daha sonra çalmak için sessizce kaydeden keylogger gibi kötü amaçlı yazılımları yüklemeye ikna edebilirler. Doğrulama kodlarını ve banka verilerini elde ettikten sonra, dolandırıcılar banka hesaplarınızı boşaltabilir, sosyal medya ve diğer çevrimiçi hesaplarınızı ele geçirebilir ve sizi taklit ederek dolandırıcılığa devam edebilir, bu sefer hedefleri akrabalarınız ve arkadaşlarınız olabilir. Kendinizi WhatsApp dolandırıcılarından nasıl koruyabilirsiniz? · Kişisel olarak tanımadığınız biriyle ekranınızı asla paylaşmayın, özellikle de istenmeyen bir arama sırasında. Bilinmeyen bir numaradan, arayan kişinin bir banka, çevrimiçi hizmet sağlayıcı veya başka bir güvenilir kuruluşu temsil ettiğini iddia ettiği bir arama alırsanız telefonu kapatın ve doğrulanmış bir kanal aracılığıyla doğrudan ilgili kuruma başvurun. Parolalarınızı, doğrulama kodlarınızı veya herhangi bir kişisel veya finansal verinizi telefonla asla paylaşmayın. Çevrimiçi hizmetler, bankalar veya diğer meşru şirketler, istenmeyen aramalar veya mesajlar yoluyla parolalarınızı, PIN kodlarınızı veya kart bilgilerinizi asla sormazlar.AnyDesk veya TeamViewer gibi uzaktan erişim araçları, cihazınızın tam kontrolünü onlara verebileceğinden yabancıların isteği üzerine uzaktan erişim uygulamaları yüklemekten kaçının.Alarm verici bilgileri bağımsız olarak doğrulayın. Dolandırıcıların genellikle sizi paniğe sokarak aceleyle harekete geçmenizi sağlayacaklarını unutmayın. Bu dürtüye karşı koyun; derin bir nefes alın ve düşünün.Birisi banka hesabınızda bir sorun olduğunu veya arkadaşınızın veya akrabanızın başının dertte olduğunu iddia ederse herhangi bir işlem yapmadan önce bankanızla veya akrabanızla doğrudan ve başka bir kanal üzerinden iletişime geçin.WhatsApp’ta 2FA’yı (uygulamada iki aşamalı doğrulama olarak adlandırılır) etkinleştirmek için Ayarlar → Hesap → İki aşamalı doğrulama → Aç veya PIN’i ayarla seçeneğine gidin. Bu şekilde, siber suçlular giriş bilgilerinizi ele geçirse bile hesabınıza erişmek için bu ikinci faktöre ihtiyaç duyacaklardır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.