Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Atık

Kapsül Haber Ajansı - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir İklim Nötr Kent Olmayı Hedefliyor Haber

İzmir İklim Nötr Kent Olmayı Hedefliyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede yeni bir dönemi başlatıyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve Belediye Meclisi'nce onaylanan güncellenmiş Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP), kentin iklim hedeflerini 2050 yılına taşıdı. Bilimsel veriler, güncel emisyon projeksiyonları ve kapsamlı risk analizleri doğrultusunda hazırlanan plan, İzmir'in düşük karbonlu, iklim değişikliğine dirençli ve sosyal açıdan adil bir geleceğe ulaşması için yol haritası sunuyor. İzmir’in geleceğine stratejik yatırım Güncellenen SECAP; yenilenebilir enerji yatırımlarından enerji verimliliğine, sürdürülebilir ulaşımdan iklim uyum çalışmalarına, enerji yoksulluğuyla mücadeleden katılımcı yönetişime kadar geniş bir perspektif ortaya koyuyor. İzmir, 2050 yılı için belirlediği “İklim Nötr Kent” hedefiyle, iklim krizine karşı yalnızca önlem alan değil, aynı zamanda dönüşüme yön veren kentler arasında yer alma kararlılığını sürdürüyor. İzmir’den “İklim Nötr Kent” taahhüdü Güncellenen Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) kapsamında İzmir, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını nötrleyerek "İklim Nötr/Net Sıfır Kent" olma hedefini benimsedi. Yapılan projeksiyonlar, ilave önlemler alınmaması halinde kentin sera gazı emisyonlarının artmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Plan kapsamında belirlenen eylemlerle bu artışın önüne geçilmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir kent dönüşümünün sağlanması amaçlanıyor. Kimsenin geride kalmadığı iklim politikası Güncellenen SECAP'ın en önemli başlıklarından birini iklim adaleti yaklaşımı oluşturuyor. Teknik bir emisyon azaltım planının ötesine geçen çalışma, enerjiye erişimdeki eşitsizlikleri azaltmayı ve dezavantajlı kesimlerin iklim politikalarından eşit şekilde yararlanmasını hedefliyor. Bu doğrultuda, özellikle eski yapı stokunun yoğun olduğu ve enerji maliyetlerinin haneler üzerinde baskı oluşturduğu bölgeler için enerji yoksulluğuyla mücadeleye yönelik özel eylemler geliştirildi. Plan kapsamında, yeterli ısınma ve soğutma hizmetine erişemeyen, enerji faturalarını karşılamakta güçlük çeken hanelere yönelik destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi öngörülüyor. İklim politikalarında yurttaşların da sözü var İzmir’in yeni iklim vizyonunda katılımcı yönetim anlayışı da önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi” çalışmalarıyla, kentin demografik yapısını temsil eden 50 yurttaşın katılımıyla doğa temelli çözümler, yeşil alanlar, su yönetimi ve sağlık alanlarında politika önerileri geliştirildi. Yurttaşların oluşturduğu öneriler raporlanarak SECAP 2050 Planı’na entegre edildi. Böylece kent sakinlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademinin iklim politikalarının oluşturulması sürecine doğrudan katılımı sağlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Liderleri Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okuyor Haber

Geleceğin Liderleri Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okuyor

Çocukların erken yaşta toplumsal ve ekonomik farkındalık kazanmasını destekleyen proje; sadece öğrencileri değil, öğretmen ve velileri de kapsayan bir öğrenme ve üretim alanı sundu. Finalist Gruplar Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okudu Finale kalmaya hak kazanan 5 okul, projelerini kampta sergiledi. Kamp süresince yaratıcı fikirlerini yarıştıran finalist okullar ve gruplar şu şekilde sıralandı: Sıfır Atık Liderleri – (Isparta- Alaybeyoğlu İlkokulu)Parlayan Yıldızlar – (Lüleburgaz- Tek Ortaokulu)Sıfır Karbon Kuşağı – (Çankırı- Güneş İlkokulu)MECİVİÇE – (Rize- Sümer Ortaokulu)Kulp'un İncileri – (Diyarbakır- Akbulak İlkokulu / Aygün Sarıçoban İlkokulu) İlham, Eğlence ve İnovasyon Dolu 3 Gün Üç güne yayılan dinamik kamp programı; çocukların problem tanımlama, çözüm geliştirme, planlama ve etkili sunum becerilerini deneyim odaklı bir yaklaşımla pekiştirdi. Katılımcılar kamp boyunca, ilk günkü tanışma ve takım ruhunu pekiştiren oyunlardan ilham verici Miniatürk gezisine kadar çok yönlü bir süreçten geçti. Fikir geliştirme süreçlerini destekleyen eğlenceli ve dinamik açık hava oyunlarıyla enerji depolayan öğrenciler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından programın son gününde projelerini jüri önünde sundu ve büyük bir heyecanla sonuçların açıklandığı kapanış törenine katıldı. “Daha bilinçli bir toplumun temellerini atıyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Kurucusu ve daimî destekçisi olmaktan büyük gurur duyduğumuz Öğretmen Akademisi Vakfı çatısı altında; öğretmenlerimizin gelişimini desteklerken, çocuklarımızın da toplumsal, ekonomik ve çevresel sorunlara duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkıda bulunuyoruz.. 5 Taş Sosyal ve Finansal Liderlik Programı kapsamında düzenlediğimiz Çözüm Kampı, yeni nesillerin erken yaşta sorumluluk alarak birlikte çözüm üretmelerine imkan sağlayan çok kıymetli bir platform sunuyor. Geleceğin liderleri olarak gördüğümüz çocuklarımızın potansiyeline ve yaratıcı fikirlerine yatırım yaparak, geleceğin daha kapsayıcı ve bilinçli toplumunun temellerini birlikte atmaktan mutluluk duyuyoruz." “Birlikte üretmenin değerini deneyimliyorlar” ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy, programın etkilerine ilişkin değerlendirmelerini şu sözlerle aktardı: "ÖRAV olarak, çocuklarımızın kendi yaşamlarından yola çıkarak düşünmelerini, birlikte çözüm üretmelerini ve sorumluluk almalarını destekleyen öğrenme deneyimleri tasarlıyoruz. 5 Taş Sosyal ve Finansal Liderlik Programı kapsamında gerçekleştirdiğimiz Çözüm Kampı, bu yaklaşımımızın sahadaki en güçlü ve ilham verici örneklerinden biri oldu. Çocuklarımızın kendi fikirlerine sahip çıkmalarını, takım olmayı ve üretmenin değerini yaşayarak öğrenmelerini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu değerli programı Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklara ulaştırmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor Haber

İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor

İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kurallarının yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye iş dünyası yeşil dönüşümde vites yükseltiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kuralları yeniden şekillenirken, Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirlik yatırımlarına yönelik artan yatırım iştahı ve dönüşüm kapasitesine duyduğu güvenle dikkat çekiyor. Dünyanın en güçlü sürdürülebilirlik ağlarından biri olan World Business Council for Sustainable Development (WBCSD) tarafından her yıl yayımlanan ve iş dünyasının net sıfır rotasını çizen “Business Breakthrough Barometer” raporunda, bu yıl ilk kez Türkiye’ye özel derinlemesine analiz gerçekleştirildi. SKD Türkiye’nin elektrik, inşaat, gıda, perakende, finans, içecek, kimya, endüstriyel ekipman ve havayolu gibi sektörlerden üye şirketlerin katılımıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye küresel ölçekte mercek altına alınan dört özel ülkeden biri oldu. Küresel sonuçları 22 Haziran’da İngiltere’deki London Climate Action Week kapsamında dünyaya duyurulan raporun Türkiye’ye özel sonuçları ise 8 Temmuz’da düzenlenen Türkiye lansmanında açıklandı. İş dünyasının net sıfır stratejilerine ve iklim risklerine yaklaşımına ışık tutan rapor, Türkiye’deki şirketlerin yatırım iştahı, rekabetçilik, dayanıklılık ve uluslararası iş birliklerine yaklaşımını, küresel eğilimlerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş’ın ana konuşmacı olarak katıldığı Türkiye lansmanında açıklanan sonuçlar, COP31 öncesinde Türkiye iş dünyasının dönüşüm gündemine ilişkin önemli mesajlar ortaya koydu. Araştırmada Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik dört önemli gösterge ortaya çıktı. Buna göre Türkiye'de; 1. Şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamaya baktığımızda bu oran yüzde 54. Aradaki fark oldukça dikkat çekici. 2. Şirketlerin tamamı sürdürülebilirliği uzun vadeli rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ölçekte bu oran yüzde 92 seviyesinde. 3. Şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalama ise yüzde 46. 4. Şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Türkiye, dönüşüm yatırımlarında küresel ortalamanın üzerinde Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 54 seviyesinde kalıyor. Aradaki bu dikkat çekici fark, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirliği artık bir maliyet unsuru olarak değil, rekabet gücünü korumanın ve yeni fırsatlar yaratmanın bir aracı olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Yatırım konusunda dikkat çeken bir diğer önemli veri de şirketlerin öngörülebilirlik beklentisi. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 46. Bu veri, destekleyici tedbirlerin yatırım kararlarında etkili olduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Tüm bu bulgular, Türkiye iş dünyasının dönüşümün gerekli olup olmadığını tartışmadığını, dönüşümün daha hızlı, daha rekabetçi ve daha etkin nasıl gerçekleştirileceğini vurguluyor. Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği riskleri yöneten bir gündem olarak görüyor Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarının hangi motivasyonla yürüttüklerine bakıldığında, ilk sırada rekabet avantajı geliyor. Şirketlerin yüzde 100'ü sürdürülebilirliği uzun vadeli bir rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ortalamada bu oran yüzde 92’de kalıyor. İkinci sırada dayanıklılık ve risk yönetimi geliyor. Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirliği, küresel ortalamaya kıyasla çok daha güçlü biçimde risk yönetiminin ve iş sürekliliğinin bir parçası olarak görüyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 74’ü, küresel ortalamada ise yüzde 50’si dayanıklılık ve risk yönetimine öncelik veriyor. Üçüncü sırada ise regülasyonlara uyum geliyor. Türkiye'de bu oran yüzde 67’iken, küresel ortalamada yüzde 51 seviyesinde. Bu da özellikle Avrupa Birliği ile entegre çalışan şirketlerin, değişen düzenlemeleri yalnızca bir uyum yükümlülüğü olarak değil, pazara erişimini ve rekabet gücünü korumanın önemli bir unsuru olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Buna karşılık müşteri talebi (yüzde 26) ve itibar/sosyal lisans (yüzde 19) gibi motivasyonlar daha geride kalıyor. Bu da Türkiye'de sürdürülebilirlik çalışmalarının şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve operasyonel sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla yürütüldüğüne işaret ediyor. Türkiye iklim risklerine maliyet olarak bakıyor Araştırmaya göre Türkiye iş dünyası, iklim risklerini ekonomik etkileri üzerinden değerlendiriyor. Şirketler açısından emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan maliyet baskısı ve pazara erişim ile rekabetçiliğin korunması gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu nedenle iklim risklerinin etkin yönetimi yalnızca çevresel etkileri azaltmak açısından değil, şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve rekabet gücünü koruyabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Dönüşümün maliyeti ve finansmanı öncelikli unsur Türkiye’de şirketlerin yüzde 89’u dönüşüm sürecini yönetebileceklerine inanıyor. Küresel ortalamada ise şirketlerin yüzde 74’ü hemfikir. Bununla birlikte, Türkiye’de şirketlerin yüzde 42’si dönüşüm sürecinin daha belirsiz ilerleyeceğini düşünüyor. Küresel ortalamada bu oran yaklaşık yüzde 70’e çıkıyor. Bu da küresel iş dünyasında geçiş sürecinin belirsiz ilerleyeceği kaygısının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki şirketler ise dönüşüm sürecinin zorluklarını görüyor ancak kendi planlama kapasitelerine güveniyorlar. Bu aşamada geçiş maliyetinin nasıl yönetileceği, finansmanın nasıl sağlanacağı ve rekabetçiliğin nasıl korunacağı önem kazanıyor. Bu nedenle Türkiye’de geçiş riskinin daha çok ekonomik çerçeveyle ele alınması gerekiyor. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırma sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Türkiye’nin bu yıl ilk kez Business Breakthrough Barometer kapsamında özel deep-dive ülke analiziyle yer almasına katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu araştırmayı değerli kılan en önemli özellik, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir gündem olarak ele almaması. Bize şirketlerin iklim dönüşümünü yatırım kararları, rekabetçilik, dayanıklılık ve risk yönetimi açısından nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Bu yıl Türkiye'nin sonuçlarını ilk kez küresel bulgularla karşılaştırma imkanına sahibiz. Bu sayede hem nerede olduğumuzu hem de hangi alanlarda küresel ortalamanın üzerinde performans gösterdiğimizi görebiliyoruz. Türkiye'de sürdürülebilirlik artık yalnızca bir niyet beyanı değil. Şirketlerin yatırım kararlarını, büyüme stratejilerini ve rekabetçilik anlayışını şekillendiren temel başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Bu da aslında Türkiye iş dünyasının dönüşüme bakışında önemli bir olgunlaşmaya işaret ediyor. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan ülkemiz açısından araştırmanın sonuçları güçlü bir referans niteliği taşıyor.” Ediz Günsel, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dört alanı aynı anda yönetmesi gerektiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Türkiye’nin bulguları güçlü bir yatırım iştahı olduğunu, bununla birlikte dönüşümü dört alanı aynı anda yöneterek hayata geçirmek zorunda olduğunu gösteriyor. Bir yanda yatırım ihtiyacı var. Şirketler dönüşüme kaynak ayırıyor ve bunu uzun vadeli büyüme kararlarının bir parçası olarak görüyor. Diğer yanda dayanıklılık var. İklim etkileri şirketler açısından maliyet, kaynak güvenliği ve operasyonel süreklilik meselesi haline gelmiş durumda. Bununla birlikte rekabetçilik de kritik bir konu. AB değer zincirleri, standartlar, pazar erişimi ve finansmana erişim; dönüşümün şirketlerin rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Ve son olarak iş birliği. Bu geçişin yalnızca şirketlerin kendi başına taşıyabileceği bir süreç olmadığı açık. Kamu politikaları, finansman mekanizmaları ve uluslararası uyum aynı yönde ilerlemeli. Dolayısıyla Türkiye’nin hikayesi, bu dört alanı aynı anda yöneterek dönüşümü uygulamaya, dönüştürmeye çalışan bir ekonomi hikayesi.” Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, basın toplantısında yaptığı konuşmada şunları vurguladı: “Bizim bir amacımız var: Daha yaşanabilir, daha adil, daha müreffeh bir dünya istiyoruz. Ev sahipliği yapacağımız COP31'i Türkiye'nin ve bölgenin ciddi bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bu bağlamda kamu kurumlarımızda çok ciddi hazırlıklar yürütüyoruz. İklim ve çevre bağlamındaki regülasyonların güçlenerek, kamu sistematiğinde sahiplenilmesiyle alakalı önemli bir adım atıyoruz. Sıfır Atık Vakfı’nın ana paydaşlarından biri olduğu Londra İklim Eylem Haftası’nda ortak görüşümüz, iş dünyasının iklim ve çevre süreçlerine güçlü bir şekilde dahil edilmemesi halinde, gerçek sonuçlar elde etmemizin mümkün olmadığıydı. Bunun için ortak çalışma kültürümüzü güçlendirmeliyiz. Dünyada iki farklı kutup var. Bir yandan elektrifikasyonu ve yeşil enerjiyle kalkınmayı konuşurken, diğer yandan elektriğe erişimi olmayan 800 milyon insanı desteklemenin yollarını da konuşmalıyız. İşte COP31'de biz bu iki kutbu da aynı masaya oturtmak istiyoruz.” İş dünyasının COP31 sürecine etkin bir şekilde dahil olmasını istediklerini kaydeden Samed Ağırbaş, “193 ülkeden devlet temsilcilerinin Antalya'da buluşacağı COP31'de iş dünyasını, sivil toplumu ve akademiyi de sürece güçlü bir şekilde entegre etmeyi amaçlıyoruz. SKD Türkiye de önemli çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin bu yıl Business Breakthrough Barometer araştırmasına dahil edilmesi de önemli bir başlık. Başarılı bir COP toplantısı inşa etmek istiyorsak, başarılı bir dönüşüm, değişim inşa etmek istiyorsak, bu salondaki bütün bireyler ve bütün dinleyicilerimizle omuz omuza çalışmak zorundayız. Daha yaşanılabilir dünya için beraber çalışmalıyız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çerkezköy’de Yaz Tatili Dolu Dolu Başladı Haber

Çerkezköy’de Yaz Tatili Dolu Dolu Başladı

Yaz dönemine dolu dolu bir başlangıç yapılan etkinliklerde, haftanın dört günü çocuklara yönelik atölyeler düzenlenirken, anneler için de eş zamanlı eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Yaz boyunca devam edecek programlarla çocuklar eğlenerek öğrenirken anneler de kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak programlarla bir araya gelecekler. YAZI EĞLENEREK VE ÖĞRENEREK GEÇİRİYORLAR Farklı yaş gruplarına yönelik hazırlanan atölyelerde çocuklar; sanat, müzik, hikâye, yaratıcı drama, kitap okuma, hareket ve ritim çalışmaları, dans ve eğitsel oyunlarla hem keyifli vakit geçirdiler hem de yeni beceriler kazandılar. HEM ANNELERE HEM ÇOCUKLARA ETKİNLİK Program kapsamında çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin desteklenmesi, yaz tatilini verimli ve eğlenceli bir şekilde değerlendirmeleri amaçlandı. Anneler ise çocukları atölyelere katılırken kendileri için hazırlanan eğitim ve etkinliklere katılarak kişisel gelişimlerine katkı sağlama fırsatı buldular. ÜRETİRKEN FARKINDALIK KAZANDILAR Haziran ayı boyunca düzenlenen atölyelerde kadınlar; örgüden yaka ve saç aksesuarı, gözlük kılıfı yapımı gibi el becerilerini geliştiren etkinliklere katılırken, güvenilir gıdalar ve sürdürülebilir beslenme konularında da bilgilendirildiler. Ayrıca Dünya Çevre Günü kapsamında anne ve çocukların birlikte yer aldığı farkındalık etkinliğinde geri dönüşüm, sıfır atık ve çevre bilinci üzerine çeşitli uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildiler. Düzenlenen çalışmalarla kadınların yeni beceriler kazanmaları, sağlıklı yaşam, sürdürülebilirlik ve çevre bilinci konularında farkındalıklarının artırılması hedeflenirken, katılımcılar arasındaki bilgi paylaşımı ve dayanışma da güçlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Golda Gıda 1-2 Temmuz’da Yatırımcılarla Buluşuyor Haber

Golda Gıda 1-2 Temmuz’da Yatırımcılarla Buluşuyor

30 yıllık üretim tecrübesiyle gıda sektörünün güçlü markaları arasında yer alan Golda Gıda halka arzında yarın talep toplama başlıyor. Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım liderliğinde gerçekleştirilecek halka arz kapsamında talep toplama, 1-2 Temmuz tarihlerinde Borsa İstanbul Birincil Piyasa'da "Borsada Satış-Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış" yöntemiyle yapılacak. Golda Gıda'nın çıkarılmış sermayesinin 200 milyon TL'den 250 milyon TL'ye yükseltilmesi nedeniyle 50 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 37 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli paylar ise ortak satışı olmak üzere toplam 87 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli pay yatırımcılara sunulacak. Pay başına 9,20 TL sabit fiyatla gerçekleşecek halka arzın büyüklüğünün yaklaşık 805 milyon TL, halka açıklık oranının ise yüzde 35 olması bekleniyor. Katılım endeksine uygun olan Golda Gıda payları, Borsa İstanbul Ana Pazar'da GOLDA koduyla işlem görecek. Sermaye piyasalarının şirketlerin sürdürülebilir büyümesinde önemli bir rol üstlendiğini belirten Bera Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Telat Seher, "Bera Holding olarak uzun yıllardır üretim yapan, güçlü temellere sahip şirketlerimizin gelişimini sermaye piyasalarıyla desteklemeyi stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Halka arzlar sayesinde şirketlerimiz kurumsal yönetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarında yeni bir gelişim ivmesi kazanıyor. Golda Gıda'nın halka arzı da bu anlayışımızın yansımasıdır. Şirketimizin, Karaman'ın ilk, Konya'nın ise dokuzuncu halka açık şirketi olacak olması da bölgemiz adına ayrı bir gurur kaynağı. Sermaye piyasalarının Anadolu'daki üretim gücünü daha görünür kılacağına ve yeni başarı hikayelerine zemin hazırlayacağına inanıyoruz" dedi. Golda Gıda'nın kaliteli üretimi, güçlü ihracat ağı ve yatırım potansiyeliyle Bera Holding'in değerli şirketleri arasında yer aldığını vurgulayan Seher, bugün bu başarı hikayesini yatırımcılarla buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Seher, önümüzdeki dönemde de Bera Holding'in büyüme potansiyeli yüksek şirketlerini sermaye piyasalarıyla buluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. "Halka arz büyüme ivmemizi hızlandıracak" Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan ise yaklaşık 30 yıldır kalite odaklı üretim anlayışıyla faaliyet gösterdiklerini belirterek, Karaman Kazımkarabekir'deki 1 milyon 78 bin metrekarelik entegre üretim alanında makarna, un, irmik, bakliyat, bisküvi ve gofret üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi. Ürünlerini bugün 6 kıtada 60'tan fazla ülkeye ulaştırdıklarını belirten Doğan, cirolarının yarıdan fazlasını makarna satışlarının oluşturduğunu, toplam ihracatlarının ise yaklaşık yüzde 76'sının makarnadan geldiğini ifade etti. Doğan, halka arzın şirket açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Halka arzı şirketimizin yurt içi ve yurt dışındaki büyüme hedeflerini destekleyecek stratejik bir adım olarak görüyoruz. Kurumsal yapımızı daha da güçlendirecek, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızı ileri taşıyacağız. Güçlü üretim altyapımızı yeni yatırımlarla destekleyerek hem üretim kapasitemizi hem de operasyonel verimliliğimizi artırmayı hedefliyoruz." Halka arz geliri kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında kullanılacak Doğan, halka arzdan elde edilecek gelirin yüzde 50-60'lık bölümünü makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi üretim hatlarına yönelik kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında, kalan yüzde 40-50'lik bölümünü ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendirmeyi planladıklarını belirtti. Doğan, “Anadolu buğdayının kalitesini ve lezzetini daha geniş pazarlara ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunun yanında katma değeri yüksek ürün gruplarına odaklanacak, ürün çeşitliliğimizi artıracak, yeni pazarlara açılırken mevcut ihracat pazarlarımızdaki etkinliğimizi de güçlendireceğiz." dedi. 2026'nın ilk çeyreğinde büyüme ivmesini korudu Şirketin finansal performansına ilişkin de bilgi veren Fatih Doğan, küresel piyasalardaki zorlu koşullara rağmen operasyonel verimlilik odaklı büyüme stratejisini sürdürdüklerini belirtti. Doğan, "2026 yılının ilk çeyreğinde hasılatımız 685 milyon TL'yi aşarken, özkaynaklarımız 3,9 milyar TL'ye ulaştı. Aynı dönemde brüt kârımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla yaklaşık 91 milyon TL olarak gerçekleşti. Halka arzdan sağlayacağımız kaynakla kapasite artışı, modernizasyon ve verimlilik yatırımlarımızı hızlandırarak rekabet gücümüzü daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi. Sürdürülebilirlik yatırımları devam ediyor Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten Doğan, Sıfır Atık Belgesi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikası, kojenerasyon tesisi ve 1,8 MW kurulu güce sahip güneş enerji santraliyle enerji verimliliğini artırmaya yönelik önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini söyledi. Doğan, verimlilik ve kapasite artışını desteklemek amacıyla ilave güneş enerji santrali ve enerji depolama yatırımlarını da değerlendirdiklerini belirterek, çevreye ve topluma değer üreten sürdürülebilir üretim anlayışını geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. "Golda Gıda sermaye piyasalarına güçlü bir adım atıyor" Golda Gıda’nın halka arz sürecine liderlik eden Misyon Yatırım Bankası ve Gedik Yatırım, şirketin sermaye piyasalarına güçlü bir başlangıç yapacağına olan inançlarını dile getirerek, bu önemli süreçte yetkili aracı kurum olarak yer almaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Misyon Yatırım Bankası Yatırım Bankacılığı ve Kurumsal Finansman Müdürü Taylan Özgür Toprak ile Gedik Yatırım Kurumsal Finansman Müdürü Barış Ürkün, Golda Gıda’nın güçlü üretim altyapısı, köklü marka yapısı, yaygın satış ağı ve sürdürülebilir büyüme vizyonuyla sermaye piyasalarına değer katacak şirketler arasında yer alacağına inandıklarını belirtti. Halka arzın, şirketin kurumsal gelişimini desteklemesinin yanı sıra daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle buluşmasına da önemli katkı sağlayacağını vurgulayan yetkililer, şu değerlendirmede bulundu: “Nitelikli şirketlerin sermaye piyasalarına kazandırılması, hem yatırımcı tabanının genişlemesine hem de piyasaların derinleşmesine önemli katkı sağlıyor. Halka arz süreçlerinde önceliğimiz; yatırımcıların doğru, şeffaf ve zamanında bilgiye erişimini sağlarken, şirketlerin de sermaye piyasalarına sağlam temeller üzerinde adım atmalarına destek olmaktır. Golda Gıda’nın halka arzının şirket, yatırımcılar ve ülkemiz sermaye piyasaları için hayırlı olmasını temenni ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TETZ 2026’da Yapay Zekâ Çağında Etik Değerler ve Eğitim Diplomasisi Masaya Yatırıldı Haber

TETZ 2026’da Yapay Zekâ Çağında Etik Değerler ve Eğitim Diplomasisi Masaya Yatırıldı

“Dijital Çağda Barış, Güven ve İş Birliği: Kurumlar Perspektifi” başlıklı oturumda; UNESCO Eski Genel Direktörü Irina Bokova ile Kosta Rika Eski Cumhurbaşkanı ve Eski Dünya Ekonomik Forumu CEO'su José María Figueres Olsen, yapay zekâ çağında küresel dijital uçurumu kapatmanın, etik sınırları çizmenin ve eğitimde "karakter ile bilgelik" yetiştirmenin yollarını kapsamlı bir şekilde masaya yatırdı. Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl yedincisi gerçekleştirilen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), ikinci gününde dünya çapında isimlerin katıldığı önemli panellerle devam ediyor. Küresel dönüşümü “Devletler”, “Kurumlar” ve “Şirketler” olmak üzere üç farklı perspektiften ele alan TETZ 2026 kapsamında, günün ikinci büyük oturumu olan “Dijital Çağda Barış, Güven ve İş Birliği: Kurumlar Perspektifi” başlıklı panel gerçekleştirildi. Sektörel standartları ve küresel iş birliklerini şekillendiren uluslararası kurumların temsil edildiği panelde; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Eski Genel Direktörü ve Küresel Eğitim Diplomasisi Lideri Irina Bokova ile Kosta Rika Eski Cumhurbaşkanı ve Eski Dünya Ekonomik Forumu CEO'su José María Figueres Olsen konuşmacı olarak yer aldı. Irina Bokova: “Hala 2,3 milyar insan internete erişemiyor ve bunların çoğunluğu kadın” Konuşmasına sosyal kapsayıcılık, ekonomi, refah ve barış temalı bu zirveye davet edilmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan UNESCO Eski Genel Direktörü ve Küresel Eğitim Diplomasisi Lideri Irina Bokova, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki UNESCO'nun, dünyada "herkes için eğitim" kavramını öne süren kurum olduğunu hatırlattı. Eşitlik arayışında eğitimde kalitenin ve yaşam boyu öğrenimin kritik bir rol oynadığını vurgulayan Bokova, yapay zekânın eğitim dahil olmak üzere nasıl etik bir şekilde kullanılabileceği konusunun, teknolojinin kamunun yararına hizmet etmesi gereken kesişim noktasında durduğunu belirtti. “Yapay zekada da ilaç sektöründeki gibi denetim süreci olmalı” Yapay zekânın olumsuz durumlar için ikna edilebilmesi, ahlak ve değerler konusunda açık kapılar barındırması ve bazen insanlara zarar vermeye teşvik edebilmesi gibi risklerin kontrol edilip edilemeyeceğine dair soruyu yanıtlayan Bokova, şu açıklamada bulundu: “Örneğin ilaç sektöründe çok büyük bilimsel araştırmalar var ama bugün sahip olduğunuz ilaçlar ve tıbbi cihazlar ciddi testlerden geçiyor ve bir onaylama süreci oluyor. Bence benzer bir onaylama ve denetim süreci yapay zekâ için de geçerli olmalı. Yapay zekâyı durdurmadan ama çok net kurallarla bunun takip edilmesi gerekiyor. İnsan haklarıyla ilgili kaygılar da var ve ben inanıyorum ki bu işin temelinde mutlak surette etik olmalı.” Dünyada daha önce yaklaşık 4 milyar kişinin internete erişimi olmadığını, UNESCO bünyesinde kurulan Geniş Bant Komisyonu sayesinde insanlara dijital araçlara erişim imkânı sunulduğunu belirten Bokova, şunları kaydetti: “Bakın bugün dünyada hâlâ 2,3 milyar insan internete erişemiyor ve bunların büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Kovid-19 döneminde okullar kapanınca her şeyin online yapılabileceğini düşündük ama maalesef öyle olmadı. Öğretmenler bu dijital araç gereçleri kullanmak için eğitimli değildi ve geniş bant internet kullanımında eşitsizlikler vardı. Bugünü düşündüğümüzde yapay zekayla ilgili karşımızda duran en büyük görev, küresel ve adil bir alan yaratmaktır. Bu konuyla ilgili öğretmenlere içerik ve gerekli imkanlar verilmeli. Sadece çocuklara tablet dağıtarak iş bitmiyor. Mevcut programların dili yerel kültürlere uymuyor, bu yüzden yazılımların dili yerel kültüre adapte edilmeli ve daha fazla açık kaynak sunulmalı. Çocukların bunlara doğrudan erişmesi gerekiyor. Birçok alanda büyük bir sıçrama yapmak için fırsatımız var ama bunun için doğru yaklaşımı seçmeliyiz. Ancak o zaman doğru potansiyeli ortaya koyabiliriz.” Uluslararası kurumsal düzeydeki dijital ayrımı kapatmak için paydaşların birlikte nasıl çalışabileceğine değinen Bokova; akademisyenlerin, uzmanların, liderlerin, özel sektörün ve kamunun hepsinin bu sürece dahil olduğu bir ekosistem kurulması gerektiğini kaydetti. Sürdürülebilir bir gelecek için çevre bilincinin önemine de değinen Irına Bokova, sorulan soru üzerine Emine Erdoğan’ın öncülük ettiği Sıfır Atık Vakfı çalışmalarını çok kıymetli olduğunu belirterek, doğayla kurulan bu dengede eğitimin de kurucu bir rol üstlendiğini vurguladı. José María Figueres Olsen: “Pusulamız doğru değilse yapay zekânın yıkıcı ve tahrip edici etkileri olur” Kosta Rika Eski Cumhurbaşkanı ve Eski Dünya Ekonomik Forumu CEO'su José María Figueres Olsen ise konuşmasına TETZ gibi bir zirveyi gerçekleştirmek için insanlık tarihini şekillendiren İstanbul’dan daha iyi bir yer olamayacağını belirterek, eğitimin insanları birleştiren bir köprü olduğunu vurguladı. Yapay zekânın genellikle sadece teknolojik bir devrim olarak adlandırıldığını ifade eden Olsen, bu durumun sıradan bir teknoloji hamlesinden çok daha büyük, “medeniyetler bağlamında” bir devrim olduğunu söyledi. Makinelerin giderek daha akıllı hale geldiğini ve gelmeye de devam edeceğini belirten Olsen, bu durumun insanlığa "akıllı olmanın ne demek olduğunu yeniden tanımlama" fırsatı verdiğine dikkati çekti. “Bu yüzyılda yetkinlik değil artık karakter ödüllendirilmeli” Geçtiğimiz yüzyıl boyunca eğitim ve iş dünyasında hep teknik "yetkinliğin" ödüllendirildiğine dikkat çeken Olsen, içinde bulunduğumuz yapay zekâ çağında ise yetkinlikten ziyade "karakterin" ödüllendirilmesi gerektiğini kaydetti. Dünyanın her yerinde çatışmaların yaşandığı zorlu bir dönemden geçildiğini, demokratik kurumlara duyulan güvensizliğin ve yıkıcı değişimlerin etkilerinin hissedildiğini belirten Olsen, şu ifadeleri kullandı: “Değerler bu çağda çok önemli. Çünkü eğer bizim ahlaki pusulamız doğru değilse ve yapay zekâyı doğru yönlendiremezsek, teknolojinin çok ciddi yıkıcı ve tahrip edici etkileri olabilir; toplumdaki güvensizliği daha da artırabilir. Etik ve ahlaki değerler konusuna baktığımızda yapay zekâ çok kritik bir eşikte duruyor ancak bazen bu kısmı gözden kaçırabiliyoruz. Çünkü teknoloji bu insani hususları kendi kendine çözmüyor. Ben şahsen yapay zekâ teknolojisine hayranım; bize sağladığı ilave kabiliyetler ve katkılar tartışılmaz ancak bir yandan da etik konuları ıskalamamalıyız. Yapay zekâ bir araçtır, iyi ya da kötü amaçla kullanılabilir, istendiğinde kötü şeyler de yapabilir. İşte tam da bu yüzden öğretmenlerin rolü günümüzde çok daha önemli hale geldi. Çocuklara etik değerlerin öğretilmesinde öğretmenler her zaman önemli olacak.” Yapay zekânın bir medeniyet devrimi olurken aynı zamanda dijital ayrımı ve eşitsizliği artırıp artırmayacağına yönelik soru üzerine yakın tarihte Afrika’daki cep telefonun yaygınlaşması ve güneş enerjisinden faydalanılması gibi iki büyük örnek veren Olsen, geçmişteki devrimlerin de ilk başta kötülük getireceğinin ve uçurumları artıracağının düşünüldüğünü ancak aksine insanları bir araya getirdiğini belirtti. José María Figueres Olsen, konuşmasını şöyle tamamladı: “Yapay zekâ neredeyse her şeyi yapabilir ve yapmaya devam edecek ancak muhakeme, etik ve liderlik alanında asla usta olamayacaklar. Yapay zekânın geleceği ve yönetimi sadece hükümetlerin eline bırakılacak bir konu değildir. Tüm insanlığın ve toplumun bu yeni toplum sözleşmesine aktif olarak katkı sağlaması gerekmektedir.” Fuar stantları ve interaktif alanlar ziyaretçilerini bekliyor Zirveyle eş zamanlı düzenlenen fuarda ise teknolojiyle ilişkili çok sayıda şirket stant açtı. Girişimcilik oturumları ve deneyim alanlarıyla katılımcılara etkileşimli bir ortam sağlanıyor. Fuar alanının temel hedeflerinden biri, yerli ve millî eğitim teknolojisi şirketlerini uluslararası platformlarla buluşturmak ve girişimlerin küresel pazara açılımını desteklemek olarak belirlendi. Ziyaretçilere çok sayıda oturum, workshop ve sürpriz etkinliklerle eşsiz bir deneyim sunan TETZ 2026 kapsamında, interaktif alanlar da sektöre yön verecek. Etkinlik süresince “Açık Sahne, Çocuk Dijital Deneyim Alanı, İnteraktif Öğrenme Sınıfı ve Kuluçka Merkezi” gibi özel alanlar, 28 Haziran’a kadar teknoloji ve eğitim meraklılarının ziyaretine açık olacak. Millî Eğitim Bakanlığı'nın öncülüğünde hayata geçen TETZ 2026, yapay zekayı merkezine alan uluslararası bir eğitim teknolojileri etkinliği olarak Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını ve küresel vizyonunu güçlü biçimde yansıtmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratpaşa’da 74 Bin Kişiye Çevre Eğitimi Haber

Muratpaşa’da 74 Bin Kişiye Çevre Eğitimi

Muratpaşa Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından, okul ve kurumlardan gelen talepler doğrultusunda düzenlenen çevre ve atık yönetimi eğitimleri devam ediyor. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilen eğitimlerde 3 bin 34 kişiye çevre bilinci, geri dönüşüm ve atık yönetimi konularında bilgilendirme yapıldı. Eğitimlerde küresel ısınmaya neden olan etkenler, iklim krizi, çevre ve deniz kirliliği, atıkların ayrıştırılması, geri dönüşüm süreçleri ve bireysel olarak alınabilecek önlemler ele alınıyor. Katılımcılara ayrıca geri dönüşüm tesislerine düzenlenen teknik gezilerle atıkların toplanmasından işlenmesine kadar geçen süreç yerinde anlatılıyor. 19 OKULDA EĞİTİM Muratpaşa Belediyesi, eğitim çalışmaları kapsamında belediyeye bağlı kreşlerin de aralarında bulunduğu 19 okulda öğrencilere ulaştı. Eğitim içerikleri, öğrencilerin yaş gruplarına göre hazırlanırken, kreşlerden liselere kadar farklı kademelerde çevre farkındalığının artırılması hedeflendi. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü yetkilileri, okul ve kurumlardan gelen talepler doğrultusunda eğitimlerin sürdürüldüğünü belirterek, çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Yetkililer, “Çevreye duyarlı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması için farklı yaş gruplarına yönelik eğitimlerimizi sürdürüyoruz. 2019’dan bu yana 74 bin 701 kişiye ulaşmış olmak, bu alandaki çalışmalarımızın sürekliliğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Golda Gıda Halka Arz Oluyor Haber

Golda Gıda Halka Arz Oluyor

Anadolu’nun üreten gücü Golda Gıda, halka açılıyor. Halka arz, Gedik Yatırım ve Misyon Yatırım Bankası liderliğinde, Borsa İstanbul (BİST) Birincil Piyasa’da 1-2 Temmuz 2026 tarihlerinde, “Borsada Satış-Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış” yöntemiyle gerçekleşecek. Pay başına 9,20 TL sabit fiyatla gerçekleşecek halka arza yatırımcılar talep toplama tarihlerinde GOLDA koduyla katılabilecek. Katılım endeksine uygun Golda Gıda’nın çıkarılmış sermayesinin 200 milyon TL’den 250 milyon TL’ye yükseltilmesi nedeniyle 50 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artışı, 37 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli paylar ise ortak satışı olmak suretiyle toplam 87 milyon 499 bin 998 TL nominal değerli paylar satışa sunulacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının yüzde 35, halka arz büyüklüğü ise yaklaşık 804 milyon 999 bin 982 TL olması beklenmektedir. Katılım endeksine uygun olan Golda Gıda hisseleri, Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem görecek. Halka arzdan elde edilecek fonun yüzde 50-60'ının kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında, yüzde 40-50'sinin ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılması planlanıyor. “Halka arz büyüme ivmemizi hızlandıracak” Halka arzın şirketin sürdürülebilir büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacağını vurgulayan Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan, “Golda Gıda olarak, 1996 yılından bu yana kaliteden ödün vermeyen üretim anlayışımız ve Avrupa standartlarındaki tesislerimizle gıda sektöründe güçlü bir konuma ulaştık. Bugün Karaman Kazımkarabekir'de bulunan 1 milyon 78 bin metrekarelik entegre üretim alanımızda makarna, un, bakliyat, irmik ve bisküvi üretimi gerçekleştirerek Türkiye ekonomisine ve istihdama katkı sağlıyoruz. Ürünlerimizi 6 kıtada 60'tan fazla ülkeye ulaştırarak ülkemizin ihracat performansını destekliyoruz. Ciromuzun yarıdan fazlasını makarna satışları oluştururken, toplam ihracatımız içinde makarna yüzde 76 pay ile öne çıkıyor. Halka arzı, şirketimizin yurt içi ve yurt dışındaki büyüme hedeflerini destekleyecek önemli bir stratejik adım olarak görüyoruz. Halka arzın sağlayacağı kurumsal dönüşümle birlikte şirketimizin bilinirliğini artırmayı, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerimizi daha da güçlendirerek kurumsal yapımızı ileri taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu. Elde edilecek fon yeni yatırımlarda değerlendirilecek Halka arzdan elde edilecek fonun kullanım alanları ve gelecek döneme ilişkin planlarına ilişkin de bilgi veren Doğan, “Elde edeceğimiz fonun ağırlıklı bölümünü, şirketimizin faaliyetlerinin sürdürülebilir ve kârlı bir şekilde yürütülmesi için değerlendirmeyi planlıyoruz. Gelirin yüzde 50-60'lık kısmını makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi üretim hatlarımıza yönelik kapasite artırımı ve modernizasyon yatırımlarına ayıracağız. Kalan yüzde 40-50'lik bölümü ise un, makarna, irmik ve bakliyat üretiminde kullanılacak hammadde alımları kapsamında işletme sermayemizin güçlendirilmesinde değerlendireceğiz. Hedefimiz, Anadolu buğdayının kalitesini ve lezzetini yeni yatırımlarımızın desteğiyle daha geniş pazarlara ulaştırmak, yurt içi ve yurt dışındaki etkinliğimizi artırarak gıda sektörünün önde gelen kuruluşları arasındaki güçlü konumumuzu daha da pekiştirmek” dedi. “Şirketimizin brüt kârı 2026 ilk çeyrekte geçen yıla göre yüzde 10 arttı” Şirketin gıda sektöründeki başarılı performansının finansal göstergelerine de yansıdığını belirten Fatih Doğan, şu bilgileri paylaştı: “Son dönemde sektör genelinde küresel olarak yaşanan zorlu piyasa koşullarına rağmen operasyonel verimliliğimizi korumaya ve üretim gücümüzü sürdürülebilir şekilde geliştirmeye odaklandık. Brüt kârlılık marjımızı istikrarlı seviyelerde tutarken, 2026 yılının ilk çeyreğinde hem satışlarımızda hem de operasyonel kârlılığımızda iyileşme kaydettik. Söz konusu dönemde hasılatımız 685 milyon 467 bin TL olarak gerçekleşti. Özkaynaklarımız 3,9 milyar TL'ye ulaşırken, şirketimizin brüt kârı 2026 ilk çeyrek sonunda 2025 aynı döneme göre yüzde 10 oranında artışla 90 milyon 945 bin TL’ye yükseldi. Brüt kâr marjımız ise yüzde 13,7 olarak gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde halka arzdan elde edeceğimiz kaynakla gerçekleştireceğimiz kapasite artırımı, modernizasyon ve verimlilik yatırımlarıyla büyümemizi desteklemeyi, rekabet gücümüzü daha da artırmayı hedefliyoruz." Sürdürülebilirlik yatırımlarıyla geleceğe hazırlanıyor Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejilerinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten Doğan, “Sıfır Atık Belgemiz, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikamız, kojenerasyon tesisimiz ve 1,8 MW kurulu güce sahip güneş enerji santralimizle enerji verimliliğini ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen önemli adımlar attık. Bu yatırımlar sayesinde hem kaynak kullanımında verimliliği artırıyor hem de çevresel etkilerimizi azaltıyoruz. Bununla birlikte verimlilik ve kapasite artışını desteklemek, yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlamak ve sürdürülebilirlik hedeflerimizi ileri taşımak amacıyla yenilenebilir enerji alanında ilave güneş enerji santrali ve enerji depolama yatırımlarını da değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir üretim anlayışımız doğrultusunda çevreye ve topluma değer yaratan uygulamalarımızı geliştirmeyi sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.