Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Atık

Kapsül Haber Ajansı - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çevre Bakanlığı ve OPET’ten Mega Kent İstanbul’da “Sıfır Atık” Çağrısı Haber

Çevre Bakanlığı ve OPET’ten Mega Kent İstanbul’da “Sıfır Atık” Çağrısı

T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve OPET’in akaryakıt istasyonlarında sıfır atık dönüşümünü yaygınlaştırmak ve çevre bilincini güçlendirmek amacıyla başlattığı “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” Projesi kapsamında gerçekleştirilen çevre temizliği hareketinin yeni durağı Marmara Bölgesi oldu. Türkiye’nin 7 bölgesinden seçilecek 7 ilde yapılması planlanan çevre temizliği hareketi, Antalya ve Ankara’dan sonra İstanbul’da devam etti. 21 Nisan Salı günü İstanbul Çekmeköy’de yapılan çevre temizliği etkinliğine, OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade, Çekmeköy Belediye Başkan Yardımcısı Seyfettin Yıldırım, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü Sıfır Atık Şube Müdürü Elif Morina Yılmaz, Çekmeköy Belediyesi İklim Değişikliği Şube Müdürü Metehan Yılmaz, öğrenciler ile çok sayıda gönüllü katıldı. Sahip olduğu geniş istasyon ağı, terminalleri ve ofisleri ile sektörde sıfır atık dönüşümüne öncülük edecek olan OPET’in İstanbul’daki istasyon çalışanlarının da yer aldığı etkinlikte toplanan atıklar, sembolik uygulamalara dönüştürülecek. Proje kapsamında toplanan atıklardan sanatçı Sündüz Yılmaz tarafından yapılan tablo farkındalık yaratmak amacıyla OPET Çekmeköy Güney İstasyonu’nda sergilenmeye başladı. “BU DAHA BAŞLANGIÇ” Etkinlikte yaptığı konuşmada çocukların da katılımcılar arasında yer almasından büyük mutluluk duyduğunu belirten OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, “Ben 13 yıl öğretmenlik yaptım. Yaparak, yaşayarak öğrenmenin ne denli önemli olduğunu biliyorum. O nedenle çocuklarla birlikte burada olmak benim için çok değerli. Bizim burada hedefimiz çöpleri ayrıştırarak toplarken asıl amacımız farkındalık yaratmak ve çöpün doğaya, çevreye ve ekonomimize verdiği zararı gözler önüne sermek. Eğer bu çöpü toplamazsak, yağmurla toprağa, suya, denizlere karışacak, havamızı kirletecek. Biz bir hareket başlatıyoruz, bu bir seferberlik hareketi. Buradan tüm Türkiye’ye sesleniyorum, haydi bizimle beraber olun, ülkemiz atıklardan kurtulsun” dedi. 2021 yılında Ege’deki büyük orman yangınları sonrasında OPET olarak başlattıkları Doğaya Saygı Projesi’ne de işaret eden Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Amacımız yangınlardan etkilenen köyleri rehabilite ederken doğaya atılan çöpün yangınlardaki etkisini ortaya koymaktı. Ancak bu sorunun köklü çözümü için toplumsal bir bilinç oluşması gerektiğinin farkındayız. 8 Nisan 2026 tarihinde Bakanlığımızla imzaladığımız protokol gereği kendi istasyonlarımızda “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” diyerek projemizin bir başka bacağını başlatmış bulunuyoruz. Biz OPET olarak “Tertemiz Yarınlar Okullardan Başlar” Projesi kapsamında 77 bin okula ulaşmaktayız. EBA (Eğitim Bilişim Ağı) üzerinden çevreyle ilgili konuları da çocuklarımıza öğreterek bu projeyi okullarımıza da taşımak istiyoruz. Onun için bu bir başlangıç diyoruz. Çevre Bakanlığımızla 7 bölgede her bölgeyi temsilen bir ilde etkinlikler yapacağız. Antalya, Ankara ve İstanbul’daki etkinliklerimiz bundan sonra diğer illerimizde de devam edecek.” “AMACIMIZ TEMİZ TUVALET KAMPANYASINDAKİ BAŞARIYI BURAYA DA TAŞIMAK” OPET Genel Müdürü Özgür Kahramanzade yaptığı konuşmada, “Doğaya Saygı Projemizde amacımız orman yangınlarını önlemesinin ötesinde geleceğe sahip çıkmak. Şimdi Yönetim Kurulu Kurucu Üyemiz Nurten Öztürk’ün liderliğinde yeni bir projeye daha adım attık. Nurten Hanım’ın büyük bir fedakârlık ile başlattığı Temiz Tuvalet Kampanyası tüm Türkiye’ye mal oldu ve büyük bir başarı elde etti. Amacımız aynı başarıyı buraya da taşımak, ülke genelinde atık konusunu çözmek ve toplumsal farkındalığa dönüştürmek” değerlendirmesinde bulundu. YOLLARDAKİ ATIK SORUNUNA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN “KISA FİLM YARIŞMASI” DÜZENLENECEK Akaryakıt sektöründe bir ilk olan “Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy” projesi ile istasyonlarda sıfır atığın yaygınlaştırılması ve çevre temizliği hareketinin yanı sıra çok yönlü adımlarla ilerlenmesi planlanıyor. Bu kapsamda “Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması” düzenlenmesi de yıl içinde atılacak bir diğer adım olacak. Hedef, özellikle gençlerin ve sosyal medya kullanıcılarının daha aktif bir şekilde projeye katılımını sağlamak. Yarışmayla günlük yaşamın önemli bir parçası olan seyahat süreçlerinde çevreye duyarlı alışkanlıkların yaygınlaştırılması, sıfır atık yaklaşımının hayatın her alanında uygulanabilir olduğunun gösterilmesi hedefleniyor. 30 Nisan–15 Temmuz tarihleri arasında başvuruların alınacağı yarışmada değerlendirme süreci yaz aylarında tamamlanacak. Dereceye giren yapımlar Eylül 2026’da yapılacak bir törenle ödüllendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zurich Türkiye, İzmir’de İklim Dayanıklılığını Güçlendiriyor Haber

Zurich Türkiye, İzmir’de İklim Dayanıklılığını Güçlendiriyor

Projenin tanıtım toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız ve ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari’nin katılımıyla Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Proje kapsamında yürütülen saha çalışmalarıyla, fiziksel dayanıklılığın yanı sıra toplumsal dayanışma, katılım, yerel sahiplenme ve ortak öğrenme kapasitesinin de güçlendirildiği açıklandı. İklim değişikliğinin kent yaşamı üzerindeki etkileri giderek artarken toplumun değişen çevresel koşullara uyum kapasitesini güçlendiren, yerel dayanıklılığı artıran ve ortak hareket etme becerisini destekleyen uygulamalar da giderek ön plana çıkıyor. Bu doğrultuda ICLEI – Sürdürülebilir Kentler Birliği tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde ve Zurich Sigorta Grubu Türkiye’nin destekleriyle, Z Zurich Foundation öncülüğünde küresel nitelikteki Kentsel İklim Dayanıklılığı Programı yürütülüyor. Programın Türkiye ayağını oluşturan Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi ise İzmir’de yerel ihtiyaçlara dayalı, katılımcı ve uzun vadeli bir etki modeli ortaya koyuyor. “Kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir” Projenin tanıtım toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi İkinci Başkan Vekili Elvin Sönmez, “İklim krizi, hepimizin günlük hayatını etkileyen gerçek ama bugünün koşullarında artık sadece çevresel bir sorun olmaktan çok daha fazlası. Bu nedenle yerel yönetimlerin görevi yalnızca altyapı üretmek değil. Asıl sorumluluk; eşitsizlikleri azaltan, dayanışmayı büyüten, yurttaşı sürecin öznesi haline getiren bir iklim politikasını hayata geçirmektir. İzmir’de tam da bu anlayışla hareket ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki iklim direnci, aynı zamanda toplumsal dayanışma varsa gerçek olur. Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi, bu yaklaşımın sahadaki en somut örneği. Kadifekale ve Agora’da yürütülen çalışmalar, bize şunu açıkça gösterdi; bilgi paylaşıldığında, yurttaş sürece aktif olarak katıldığında ve mahalle ölçeğindeki örgütlenme güçlendirildiğinde kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir” dedi. “Amacımız hep beraber iklim değişikliğini ve onun olumsuz etkilerini giderecek kalıcı ve kapsayıcı çözümler bulmak” Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız da iklim değişikliğinin etkilerinin artık hayatın her alanında daha yakından hissedildiğine dikkat çekerek “Zurich Sigorta Grubu Türkiye olarak başarıyı yalnızca finansal sonuçlarla değil, tüm paydaşlarımız için yarattığımız değerle ölçüyoruz. İzmir’de 2023 yılında başlattığımız Toplumlar için İklim Dayanıklılığı projesi de yarattığımız bu değerin örneklerinden biri. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli'ne göre Türkiye, iklim değişikliği ve küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerden biri. Akdeniz Havzası bu etkilerin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olurken, Anadolu’da da İzmir bu riskin doğrudan hissedildiği şehirler arasında yer alıyor. Olağanüstü hava olaylarının olma sıklığı ve olduğunda yaşanan etkileri değişti. Küresel ısınma, bizzat hayatımızı etkileyen ve etkilemeye devam edecek global bir sorun. Bu projemiz İzmir Büyükşehir Belediyesi ile beraber İzmir'de yaşayan, bu havayı soluyan, bu suyu içen ve küresel ısınmadan olumsuz etkilenen vatandaşlarımızı dahil ederek, diğer paydaşları da dinleyerek, bu işin içinde olan insanların hayatlarından ve onlardan öğrendiğimiz bilgilerle oluşturulan, yaşayan ve yaşamaya devam edecek bir çalışma. Amacımız, vatandaşlarımızı ve paydaşlarımızı bu sürecin parçası yapmak ve hep beraber iklim değişikliğini ve onun olumsuz etkilerini giderecek kalıcı ve kapsayıcı çözümler bulmak.” diye konuştu. “Örnek bir model” ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari ise “İzmir’de hayata geçirilen Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi, iklim risklerini ele alırken teknik yetkinliği, topluluk öncülüğündeki çözümleri ve kamu-özel sektör iş birliklerini bir araya getirmesiyle öne çıkıyor. Yerel topluluklar, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Zurich Türkiye ile birlikte çalışan ICLEI, bu proje kapsamında geliştirilen bilgi, beceri ve çözümlerin topluluk içinde kalıcı hale gelmesini ve yerel yönetim tarafından benimsenmesini sağladı. Komşuların iklim riskleri etrafında kendi kendine organize olması, bu sosyal dokunun uzun vadeli kentsel dayanıklılığın temelini oluşturmasına katkı sunuyor. İzmir, tüm küresel ağımızdaki şehirlerin karşı karşıya olduğu iklim krizine nasıl yaklaşabileceğine dair örnek bir model sunuyor” sözlerine yer verdi. Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi Koordinatörü Nida Bilgen de proje kapsamında yapılan çalışmaları ve hedefleri aktardı. Kadifekale Mahalle Bostanı’nda ürün ekimi yapıldı Projenin tanıtım toplantısının ardından Kadifekale Mahalle Bostanı katılımcısı 98 kadın ve beraberindeki çocuklar, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ICLEI temsilcileri, Zurich Türkiye Yönetim Kurulu ve yönetici kadroları, Zurich Sigorta gönüllüsü/Zurich Ege bölgesi acente çalışanları, bostanda yazlık ürün ekimi yaptı. Ayrıca bölgede yer alan bir okulda mini bostan kuruldu. Program kapsamında iklim dirençli fide üretim serasında tohumlar ekildi. Mahallelerin iklim risklerine karşı dayanıklılığı artırıldı 2023 yılında İzmir’de başlatılan proje kapsamında, mahalle ölçeğinde iklim risklerine karşı dayanıklılığı artıran bütüncül çalışmalar hayata geçirildi. Bu çalışmalarla afetlere karşı topluluk dayanışması güçlendirilirken, mahalle sakinlerinin kriz anlarında daha bilinçli ve birlikte hareket edebilmelerini destekleyen “Mahalle İklim Afet Gönüllüleri” komitesi kuruldu. Sel ve aşırı hava olaylarına karşı önleyici çözümler uygulanarak sel riski altındaki haneler, okullar ve kamusal alanlara sel bariyeri gibi pratik destekler sağlandı. Aynı zamanda, sıcak hava dalgalarının etkisini azaltmaya yönelik mekânsal çözümler geliştirildi. Proje kapsamında ayrıca, iklim dayanıklılığına ilişkin bilgi ve farkındalığın artırılması amacıyla eğitim içerikleri geliştirildi hem okullarda hem de belediye merkezlerinde yaygınlaştırıldı. İmariye Mahallesi’nde hayata geçirilen Mahalle Bostanı iyileştirmeleri ve sera uygulamalarıyla ise gıda güvenliğini destekleyen, mahalle ölçeğinde kalıcı ve sürdürülebilir altyapı çözümleri oluşturuldu. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde proje ile yaklaşık 16 bin mahalle sakinine ulaşırken, İzmir’de iklim dayanıklılığının güçlendirilmesi adına güçlü bir model oluşturuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Büyükşehir Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi'ne Ziyaretçi Akını Haber

Mersin Büyükşehir Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi'ne Ziyaretçi Akını

Bu kapsamda, merkezde çocukların da katıldığı bir kutlama programı düzenlenerek pasta kesimi gerçekleştirildi. Kentin önemli bilim duraklarından biri haline gelen Merkez, ziyaretçilere sunduğu uygulamalı öğrenme imkânlarıyla hem eğitim hem de çevre bilincinin yaygınlaşmasını desteklemeye devam ediyor. Bilgi ve etkinliklere ise mersinbilimmerkezi.com sayfası üzerinden ulaşılabiliyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde, 200 bin ziyaretçi sayısına ulaşıldı. Bu kapsamda, merkezde çocukların da katıldığı bir kutlama programı düzenlendi ve pasta kesimi gerçekleştirildi. Kısa sürede yoğun ilgi gören Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, hem eğitici hem de farkındalık artırıcı çalışmalarıyla Mersin’de bilimin yaygınlaşmasına katkı sağlarken, her yaştan ziyaretçiyi bilimle buluşturarak doğa dostu yaşam bilincini güçlendirmeyi sürdürüyor. 5 yaşından itibaren her yaştan ziyaretçiye açık olması, merkezin erken yaşta bilimle tanışma ve öğrenmeyi teşvik eden yapısını güçlendiriyor. Ziyaretçiler; doğa, enerji verimliliği, iklim, çevre ve astronomi temalı içeriklerle öğrenme sürecine aktif şekilde katılım sağlıyor. Bilim ve çevre farkındalığını bir araya getiren merkez; interaktif sergi alanları, deney düzenekleri ve uygulamalı öğrenme istasyonlarıyla, bilimi eğlenceli ve erişilebilir bir şekilde sunuyor. Özellikle çocuklar ve gençler için hazırlanan atölye çalışmaları sayesinde iklim değişikliği, sıfır atık bilinci ve sürdürülebilir yaşam konuları uygulamalı etkinliklerle aktarılıyor. Kentin bilim duraklarından olan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’ni ziyaret etmek isteyen vatandaşlar ve eğitim kurumları, merkez hakkında detaylı bilgiye ve etkinliklere mersinbilimmerkezi.com sayfası üzerinden ulaşabiliyor. Ezici: “Amacımız, bilimi her yaştan insan için eğlenceli ve merak uyandıran bir hale getirmek” Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi Şefi Duygu Ezici, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in bilimi ve eğitimi önceleyen vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Mercan Bilim Merkezi’nde 200 bin ziyaretçiye ulaşmanın kendileri için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olduğunu ifade ederek, “Amacımız, bilimi her yaştan insan için erişilebilir, eğlenceli ve merak uyandıran bir hale getirmek. Ziyaretçilerimizin burada deneyimleyerek öğrenmesi, soru sorması ve keşfetmesi, bizim en büyük kazanımımız. Özellikle çocukların gözlerindeki o heyecan, doğru yolda olduğumuzu bize her gün yeniden gösteriyor. Bu başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza ve bizi tercih eden tüm ziyaretçilerimize gönülden teşekkür ediyoruz. Bundan sonra daha fazla kişiyi bilimle buluşturmaya devam edeceğiz. Nice 200 binlere” ifadelerine yer verdi. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi öğretmenleri, çocuklara bilimi sevdiriyor Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde görev yapan eğitimciler ve alanında uzmanlar, 200 bin ziyaretçi sayısını aşmanın mutluluğunu yaşıyor. Her eğitimci kendi alanında akademik bilgisini, öğrencilere gözlem ve deneyim yoluyla aktarmanın önemine vurgu yapıyor. Astronom Dr. Yonca Karslı, “Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi; gökyüzüne birlikte baktığımız, bilimi paylaştığımız yolculuğun en anlamlı duraklarından birisi. Planetaryum kubbemiz altında daha nice keşiflerde buluşmak dileğiyle” dedi. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde görev yapan Çevre Mühendisi Gizem Bal, “Mercan Bilim Merkezi, öğrencilerimizin bilimi yaşayarak öğrenebileceği harika bir ortam. 200 bin ziyaretçi bunu açıkça gösteriyor” diye konuştu. Coğrafya Öğretmeni Rozalin Avcı, “Burada çocukların gözlerindeki merakı görmek çok değerli. Bilimle tanışmaları açısından büyük bir fırsat” ifadelerine yer verdi. Fen Bilimleri Öğretmeni Meryem Dönmez, “Teorik bilgilerin uygulamayla birleştiği çok güzel bir bilim merkezi. Bilimle iç içe bir ortamda öğrencilerimizin heyecanını görmek, bizi çok mutlu ediyor” dedi. Fizik Öğretmeni Barış Güçtekin, “Mercan Bilim Merkezi, çocukların hayal gücünü ve merakını geliştiren çok değerli bir merkez. Burada öğrenmeleri çok daha kalıcı oluyor. Öğrencilerimiz için unutulmaz bir deneyim” diye konuştu. Öğrenciler, Mercan’ı deneyimlemenin keyfini çıkardı Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’ni ilk defa ziyaret eden öğrencilerden Ecrin Çarpar, “İlk defa görüyorum. Bilimi öğrenmek eğlenceli olabiliyormuş. İlk defa bu kadar farklı bilim aletlerini gördüm. Çok güzel bir gündü. Fen Bilimleri dersime de örnek oldu” dedi. Okuldaki derslerini Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde pekiştirdiğini anlatan Abdurrahman Anıl Ulak, “Arkadaşlarımla deney yapmak keyifliydi. Derslerimize örnek oldu. Burada birçok deney düzeneği gördüm. Yine gelmek isterim” ifadelerini kullandı. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde çok keyifli bir gün geçirdiğini söyleyen çocuklardan Narin Yazgan ise “Buradaki öğretmenler bize birçok şey gösterdi. Derslerde gördüğümüz konuları burada deneyimleyebiliyor, görüp öğrenebiliyoruz. İyi ki çocuklar için böyle bir yer açılmış” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası V. Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nda Buluştu Haber

İş Dünyası V. Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nda Buluştu

DCube Döngüsel Ekonomi Danışmanlık ve Sürdürülebilirlik A.Ş.(DCube), Hedefler için İş Dünyası Platformu (B4G) ile İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) paydaşlıkları, KalDer Bursa Şubesi katkılarıyla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası iş birlikleriyle gerçekleştirilen etkinlikte ulusal gündemdeki gelişmeler değerlendirilirken Türkiye'de Döngüselliğin Finansmanı, Tekstil, Otomotiv, Tarım ve Gıda Sektörlerinde Döngüsel Ekonomi Uygulamaları konulu paneller yer aldı. Etkinliğin açılış konuşmalarında söz alan KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez - "Döngüsel ekonomi, kaynakları tüketen değil, sürekli yeniden değer üreten bir anlayışı temsil ediyor. Bugün sürdürülebilirliği konuşmak artık bir tercih değil; tedarik zinciri dayanıklılığını artırmanın ve rekabet gücünü korumanın temel şartıdır. Kurumlarımızda tüm sistemlerimizi bu bakış açısıyla yeniden tasarlamak ve dönüştürmek, bugünün ve yarının sürdürülebilir dünyasını şekillendirmenin anahtarı olacaktır." "Krizlere karşı dayanıklılık döngüsel ekonomi ile mümkün" DCube Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi A.Ş. Kurucu Ortağı Gülcan Ergün "2026 itibariyle görüyoruz ki, artık döngüsellik yalnızca bir söylem değil, hukuki düzenlemeleri, iş modelleri, tasarım süreçleri, tedarik zinciri ve dijital çözümleri ile birlikte tüm sektörleri kapsayan yeni bir ekonomi anlayışı olarak yaygınlaşmakta. Çünkü döngüsel bir ekonomi, iklim krizi başta olmak üzere küresel ölçekte tüm risklere karşı dayanıklı olmayı sağlayan bir sistem. Türkiye'nin de bu anlamda döngüsel ekonomiye geçişini hızlandırmak için bizler de DCube ekibi olarak çalışmalarımızı yoğun bir şekilde yürütmekteyiz" dedi. "Türkiye COP31'e Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Vurgusuyla Hazırlanıyor" SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Duygu Yılmaz "Dünyada 'üret, sat, at' dönemi kapanıyor, 'tasarla, kullan, geri kazan' dönemi başlıyor. Bu yıl AB'de yürürlüğe girmesi beklenen Döngüsel Ekonomi Yasası'yla birlikte şirketler artık ürünlerini daha uzun ömürlü, onarılabilir, geri dönüştürülebilir şekilde tasarlamak zorunda kalacak. Avrupa Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğundan, ülkemizdeki şirketlerin rekabet gücü de etkilenecek. Sıfır atık teması altında, döngüsel ekonomiyi güçlendirecek somut ve ölçülebilir adımlar atılması COP31'in de ana öncelikleri arasında ele alınıyor. Bu nedenle sahadaki dönüşümün hızlanması gerekiyor. Bursa gibi üretim gücü yüksek bir şehirde gerçekleştirdiğimiz Türkiye Döngüsel Ekonomi Haftası'nın, yeni iş birliklerine ve somut dönüşümlere zemin oluşturacağına inanıyoruz." dedi. Hedefler İçin İş Dünyası Platformu adına Marsifed Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın ise "Artık rekabet; daha fazla üretmekle değil, daha verimli üretmekle, daha az tüketmekle ve daha akıllı yönetmekle kazanılıyor. İşte tam bu noktada, döngüsel ekonominin en güçlü kaldıraçlarından biri devreye giriyor: Yapay zekâ. Yapay zekâ; atığı veriyle yönetmemizi, kaynakları optimize etmemizi, üretim süreçlerini akıllandırmamızı sağlıyor. Yani aslında, döngüsel ekonomiyi mümkün kılan görünmez aklı temsil ediyor." dedi. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Hakkında: İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), 2005 yılında 13 özel sektör temsilcisinin öncülüğünde kurulmuş ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneğidir. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi'nin (WBCSD - World Business Council for Sustainable Development) Türkiye'deki bölgesel ağı ve iş ortağı olan SKD Türkiye, bu iş birliğinin beraberinde getirdiği sürdürülebilirlik birikimini de çalışma grupları faaliyetleri aracılığıyla üyeleriyle ve çeşitli platformlardaki paydaşlarıyla paylaşır. Hâlihazırda, SKD Türkiye çatısı altında, Türkiye'nin GSYH'nin %25'ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 14 ana sektör 45 alt sektörden 190 üye şirket bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Elektrikli Araç Ekosistemini Yenilikçi Projelerle Destekliyor Haber

Maysan Mando, Elektrikli Araç Ekosistemini Yenilikçi Projelerle Destekliyor

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, otomotiv sektöründe dönüşüme öncülük etmeye devam ediyor. Otomotiv sektöründeki köklü değişimlere hızla adapte olan firma, faaliyetlerini geleneksel üretim alanlarının ötesine taşıyarak ülke ekonomisinin geleceğine yatırım yapıyor. Güney Kore merkezli dünya devi HL Mando ile Türkiye’nin en büyük holdinglerinden Çukurova Holding'in stratejik güç birliğiyle şekillenen şirket, Avrupa'da ağır ticari araç segmentindeki pazar liderliğini konsolide ederken, bir yandan da "yerli ve milli" vurgusuyla otomotiv ekosisteminin dönüşümüne öncülük ediyor. Maysan Mando, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) özellikle elektrikli araçlarla ilgili tüm yerli projeleri ve stratejik start-up girişimlerini destekleyerek sektörde yeni bir sayfa açıyor. Geleceğin teknolojilerine bugünden yatırım Küresel otomotiv endüstrisinin elektrikli, bağlantılı ve otonom araç teknolojileriyle hızla şekillendiği bu dönemde, Maysan Mando Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla dikkat çekiyor. Şirket, dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ve sürdürülebilir üretim kapsamındaki çalışmalarını titizlikle yürütüyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Avrupa'da bir ilk olan, tamamen temiz ve "sıfır atık, sıfır emisyon" prensibine dayalı selektif krom kaplama prosesi, Maysan Mando'nun sürdürülebilirlik ve inovasyondaki iddiasının en somut göstergesi olarak öne çıkıyor. Değişimin sadece bir takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için çalışıyor Maysan Mando, Türkiye'deki OEM pazarında elde ettiği liderlik ve satış sonrası pazardaki güçlü konumunu, elektrkli araç ekososistemine verdiği desteklerle güçlendirmeye devam ediyor. Güçlü hissedar yapısından sağladığı global vizyon ve çeşitlilikle, ülkemizin sanayi dönüşümüne katkıda bulunmak, firmanın asli sorumluluğu. Otomotiv sektörü baş döndürücü bir hızla değişirken, Maysan Mando bu değişimin sadece bir takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için çalışıyor. Bu anlamda şirketin 'yerli ve milli' projelere ve start-up'lara desteği artarak devam edecek. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki geleceği şekillendirecek fikirlere kapısı ve kaynakları sonuna kadar açık olan Maysan Mando’nun amacı, sadece başarılı bir şirket olmak değil, ülkemizin teknoloji ve üretim alanındaki yetkinliğini küresel ölçeğe taşıyacak bir ekosistemin parçası olmaktır. Maysan Mando, Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla da otomotiv sektörünün geleceğine yön veren inovatif çözümler geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor Haber

Keskinoğlu GES ve Su Yönetimi Yatırımlarıyla Sürdürülebilir Üretimi Odağına Alıyor

Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla desteklenen enerji kullanımı ve su yönetimi, Keskinoğlu’nun sürdürülebilir üretim vizyonu doğrultusunda öncelikli çalışmalar olarak yerini alıyor. Keskinoğlu, doğal kaynakları korumaya yönelik yatırımlarıyla sektörde ön plana çıkarken, doğadan aldığını doğaya geri verme bilinci ve sorumluluğuyla kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin minimize edildiği sürdürülebilir üretimi odağına alan çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Keskinoğlu’nun gerçekleştirdiği GES yatırımları üretimde sürdürülebilir enerji kullanımını güçlendiren çok önemli bir çalışma olarak ön plana çıkarken, kurulan güneş enerjisi sistemi sayesinde üretim süreçlerinde kullanılan elektriğin yaklaşık %20’si yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ediliyor. GES yatırımı yalnızca enerji maliyetlerini optimize etmekle kalmıyor, aynı zamanda karbon ayak izinin azaltılmasına da doğrudan katkı sağlıyor. Gıda sektöründe teknolojik dönüşümün yalnızca üretim verimliliğiyle sınırlı olmadığının bilinciyle faaliyetlerini sürdüren Keskinoğlu, GES yatırımlarının yanında atık su arıtma ve üretimde kullanılan su miktarının azaltılmasına yönelik projeleri de hayata geçiriyor. “Doğayı koruyan yatırımlarımızın başında GES, atık su arıtma ve su verimliliği geliyor” “Bugünün tüketicisi çevreye duyarlı üretim süreçleri talep ediyor” diyen Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Keskinoğlu Genel Müdürü Önder Matlı konuyla ilgili şunları söylüyor: “Keskinoğlu olarak üretim artışına yönelik yatırımlarımızla beraber, doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlara da çok önem veriyoruz. Doğal kaynakların korunmasına yönelik yatırımlarımızın başında ise GES geliyor. Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz yatırımlarla mevcuttaki 2,5 MegaWatt’lık kurulu gücümüzü, 2026 yılının ilk yarısında yapacağımız yeni yatırımlarla 15 MegaWatt’a yükselteceğiz. Bu sistem tüm kesimhane kampüsümüzü kapsayacak şekilde, toplam elektrik tüketimimizin %20’sini karşılayacak. “Gıda endüstrisi olmamız sebebiyle, hijyen şartlarına büyük önem veriyoruz. Bu nedenle yıkama ve dezenfeksiyon işlemleri en çok su tüketimi olan üretim aşamalarımız. Su stresi yaşayan ülkeler sınıfında olmamız sebebiyle, gelecek nesillerin ve doğada var olan tüm canlıların yaşam hakkına saygı duyarak öncelikli hedefimiz, arıttığımız suların tekrar kullanımını sağlamak ve su tüketimimizi 30 kat azaltmaktır. Bu doğrultuda her gün 4.200 metreküp atık suyu yüksek verimlilikle arıtma tesislerimizde arıtarak, alıcı ortam ekolojisine, yeraltı sularına ve toprağa zarar vermeden üretim yapmaktayız. “Üretim süreçlerimizde ortaya çıkan atık suyu kullanmak için de bünyemizde su yönetimi departmanı kurduk ve atık su yönetimine yönelik projeleri planlayarak hayata geçiriyoruz. Öncelikle, atık suyu filtrasyonla değerlendirip kendi proseslerimizde kullanmak üzere kullanılabilir su haline dönüştürüp tekrar sisteme sokacağız. Şu anda tüketimi %20 düşürmeye yönelik yatırımları devreye aldık. En yakın zamanda da %50 hedefine ulaşacağız. “Keskinoğlu olarak hayata geçirdiğimiz bir diğer çevre odaklı yatırımımız ise dünyadaki su kaynaklarını korumaya yönelik geliştirilen son teknoloji ürünü, özel filtreler ile ters osmoz uygulaması. Bu yöntem ile su kullanımımızı 2024 yılına göre %15 oranında azaltmayı başardık. Hedefimiz 2027 yılına kadar üretim miktarlarımızı artırırken su kullanım oranımızı bir önceki yıla göre %30 azaltmak. “Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini düzenli olarak ölçümlüyor, analiz ediyor ve iyileştirme yatırımları yapıyoruz” Önder Matlı, Keskinoğlu’nun çevre odaklı yatırımları hakkında sözlerine şöyle devam etti: “Keskinoğlu olarak sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda ve gelecek nesilleri önemseyen üretim anlayışımızla atık yönetimi konusunda çevre ve toplum sağlığına duyarlı, yasalara uygun bir yaklaşımı benimsiyor ve uyguluyoruz. Bu kapsamda üretim süreçlerimizde çevresel etkileri azaltacak teknolojilere yatırım yapıyor, döngüsel ekonomi prensiplerini uygulamaya alıyoruz. Üretim süreçlerimizin çevreye olan etkilerini de yürürlükteki çevre mevzuatına uygun olarak düzenli şekilde ölçümlüyor ve analiz ediyoruz. Ayrıca, iç denetimler ve resmi denetimler ile sistematik kontroller hem kuruluşumuz hem de bakanlık tarafından sağlanıyor. Bu ölçümleme faaliyetleri, çevresel performansımızı izlememizi ve sürekli iyileştirme hedeflerimize ulaşmamızı sağlıyor. “Arıtma tesislerimiz %95’in üzerinde verimlilikle çalışıyor. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘Sıfır Atık’ projesine entegre olarak yürüttüğümüz çalışmalar ‘Sıfır Atık Belgeleri’ ile tescillendi. Bu belgeler, sadece uygulamaların yeterliliğini değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğe olan kurumsal bağlılığımızı da ortaya koyuyor.” Keskinoğlu, “gelecek nesilleri önemseyen” sürdürülebilir üretim anlayışıyla süreçlerini daha çevreci bir yapıya kavuştururken, bu yöndeki vizyonunu da somut yatırımlarla hayata geçiriyor. Bu doğrultuda gerçekleştirdiği çevre odaklı projeler, enerji verimliliğini artıran uygulamalar ve çevre dostu üretimiyle Keskinoğlu, hem sektörde sürdürülebilir dönüşüme öncülük etme hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Bu yaklaşımla Keskinoğlu, üretimden yönetime tüm süreçlerinde çevresel sorumluluğu temel bir değer olarak benimsediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Söyleşilerin 2026 yılı ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlendi ve bu yılın ilk söyleşisi, Türkiye’nin katkısıyla Birleşmiş Milletlerce kabul edilen 30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü’nde, yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Gazeteciler Cemiyeti Dış Medya ve Meclis Başkan Vekili Ahmet Coşkunaydın’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin konuşmacıları ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Eskişehir Teknik Üniversitesi İklim Elçisi Saliha Şebnem Şen oldular. Mete İmer: “Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, dünyada Sıfır Atık uygulaması yaygınlaşırsa yılda 1,5 gigaton salım önlenebilir” Her yıl bir ülkede yapılmakta olan iklim ile ilgili BM Taraflar Konferansları’nın bu yıl Antalya’da gerçekleşecek 31.’sinde ilk kez Sıfır Atık kavramının gündeme geleceğinin belirtildiğini vurgulayan Mete İmer “Sıfır Atık, aslında, döngüsel ekonominin getirdiği bir hedeftir. Bir başka deyişle, ürünlerin yaşam döngüsünde değerlendirilemeyen en az atığa ulaşma hedefidir. Türkiye’de bir devlet politikası haline gelen Sıfır Atık, Türkiye’nin gayretleriyle Birleşmiş Milletler’ce de tanınmış bir slogan ve kavram haline gelmiştir,” dedi. ÇEVKO Vakfı’nın atık yönetiminde uzmanlaşmış bir vakıf olduğunu hatırlatan İmer bu gözle yaptığı değerlendirmede: “Sıfır Atık özellikle tüketim sonucu oluşan tüm atıkların kaynağında ayrı toplanarak değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Tüketim sonrası oluşan atıkların toplanmasında ülkemizde yasal olarak belediyeler görevlendirilmiştir. Sıfır atığa ulaşmak için, evlerimizden, iş yerlerimizden çıkan atıklar bakımından, “geri dönüştürülebilir” ve “kompostlanabilir” halde ikili biriktirme ve toplama yöntemi, en basit ve pratik çözümdür. Atıkların artık birer hammadde olması nedeniyle sanayi de sorumluluk altına girmiş ve dünyada belediyelerle iş birliği içinde çalışan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) sistemleri, finansal ve yönetsel bir model olarak ortaya çıkmıştır,” dedikten sonra Sıfır Atık uygulamasında başarı, sürdürülebilirlik ve yüksek verim elde etmek için alt yapının tamamlanması, özellikle Avrupa’da uzun yıllardır uygulanmakta olan ve on beş yıl boyunca ülkemizde de uygulanmış bulunan GÜS modelinin yeniden uygulamaya alınması gerektiğini savundu. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Sıfır Atık uygulamasının dünyada yaygınlaşması durumunda iklim mücadelesindeki somut karşılığını şu çarpıcı verilerle ortaya koydu: "Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Sıfır Atık çalışmalarının dünya genelinde aktif hale gelmesi 1,5 gigatonluk bir salım azaltımı sağlayabilir; bu miktar Almanya ve Japonya’nın toplam yıllık salımlarına eşittir ve 2025 verilerine göre dünyadaki yıllık sera gazı salımlarının yaklaşık yüzde 3’üne karşılık gelmektedir." Prof. Dr. Levent Kurnaz: “Artık krizi durdurmayı değil, ayakta kalmayı konuşuyoruz; Türkiye olarak “dirençlilik” kavramına odaklanmalıyız” Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, konuşmasında iklim krizinin ulaştığı noktayı IPCC gibi hükümetler arası yapıların "kontrollü" açıklamalarının ötesine geçen çarpıcı verilerle ortaya koydu. Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin sanayi öncesi dönemdeki 280 ppm’den bugün 430 ppm’e yükseldiğini hatırlatan Kurnaz, bu gidişatın dünya genelinde 4-5 C’lik korkunç bir ısınmaya doğru evrildiğini vurguladı. Özellikle 1,5 C eşiğinin aşılmasıyla Bangladeş'te yaklaşık 40 milyon insanın sular altında kalacak yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda olacağını belirten Kurnaz, bu hareketliliğin komşu ülkelerle birlikte 60-80 milyon kişilik bir mülteci dalgası olarak Türkiye sınırlarına dayanabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası iklim müzakerelerindeki "oy birliği" kuralının ciddi kararlar alınmasını imkansız kıldığını ifade eden Kurnaz, mevcut yapının işlevsizliğini "İklim müzakerelerine dair tüm umutlarımı Bakü’de bıraktım" sözleriyle eleştirdi. Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesindeki tabloyu da değerlendiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, Antalya sokaklarındaki vatandaştan iş dünyasına kadar geniş bir kesimde farkındalık eksikliği olduğunu belirten Kurnaz, hazırlıkların sadece lojistik ve konaklama odaklı kalmaması gerektiğini vurguladı. Politika geliştirme süreçlerinin yeterince kapsayıcı ilerlemediğini ifade eden Kurnaz, Türkiye'nin çabasının büyük kısmını "Belalar başımıza gelmeden önce kendimizi nasıl koruruz?" sorusuna, yani “dirençlilik” kavramına ayırması gerektiğini söyledi. Kamu, sivil toplum ve iş dünyasının samimi ve gerçek bir ajanda ile bir araya gelmesi gerektiğini hatırlatan Kurnaz, iklim konusunun sadece zirve dönemlerinde değil, sonrasında da kalıcı bir devlet politikası olarak içselleştirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı. Saliha Şebnem Şen: “Gençler sadece farkındalık çalışmalarında değil, karar alma mekanizmalarında da aktif rol almak istiyor” Eskişehir Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi, İklim Elçisi ve İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı olan Saliha Şebnem Şen, Türkiye’deki üniversitelerde 2021 yılından bu yana her kurumun temsilciler belirleyerek iklim farkındalığını artırmaya yönelik kapasite geliştirme eğitimleri aldığını ve politika süreçlerinde aktif rol üstlendiğini belirtti. COP31’in Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olmasının genç nesil için büyük bir heyecan ve fırsat olduğunu ifade eden Şen, iklim elçiliğini bir unvan değil, çözüm odaklı somut çıktılar üreten aktif bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı. COP31 sürecinde gençlerin sesini duyurmak için yürütülen çalışmalara da dikkat çekti. Bu yıl düzenlenecek zirvenin bir ‘Gençlik COP’u’ olması hedeflendiğini ve katılımcıların en az yüzde 10’unun gençlerden oluşmasının planlandığına dair beklentiyi paylaşan İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı Şebnem, Bizler için önemli olan, yaptığımız çalışmaların sadece yerelde kalmayıp COP31 gibi uluslararası süreçlerde doğrudan karşılık bulmasıdır dedi. Gençliğin iklim mücadelesinde sadece bir figür değil, öncü bir aktör olduğu bir toplum vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda ailemizden başlayarak yakın çevremize, esnafımıza ve tüm topluma bu bilinci aktarmayı bir görev biliyoruz. Hedefimiz, gençlerin sesini daha görünür kılarak karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlamak ve geleceğimizi şekillendirecek politikalarda bizzat masada yer almaktır diye ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Atıksız Üsküdar, Atıksız Mutfak" Projesi Hayata Geçirildi Haber

"Atıksız Üsküdar, Atıksız Mutfak" Projesi Hayata Geçirildi

Program, saat 13.00’te farkındalık kortejiyle başladı. Ellerinde gıda israfına dikkat çeken pankartlarla yürüyüş, yapan vatandaşlar cadde boyunca esnaflarla etkileşim kurarak sıfır atık mesajını sahaya taşıdı. Etkinlik kapsamında öğrencilerin aktif rol aldığı uygulamalı atölye çalışması gerçekleştirildi. Katılımcılar, gruplara ayrılarak şefler eşliğinde sınırlı malzemelerle “MasterChef” formatında atıksız tabaklar hazırladı. Gastronomi dünyasının tanınmış şeflerinin katılımıyla “Gıda İsrafını Önleme ve Atıksız Mutfak” söyleşisi düzenlendi. Söyleşide hem sektör profesyonellerine hem de bireylere yönelik uygulanabilir çözüm önerileri paylaşıldı. Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Nihat Doğan, gıda israfının günümüzün en önemli çevresel ve toplumsal sorunlarından biri olduğuna dikkati çekerek, “Sıfır Atık yaklaşımını sadece bir çevre politikası olarak değil, bir yaşam kültürü olarak görüyoruz. Burada hazırlanan her atıksız tabak, paylaşılan her değerli bilgi daha yaşanabilir bir Üsküdar ve daha sürdürülebilir bir dünya için umut verici bir adım oldu.” ifadelerini kullandı. Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ise dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini belirterek, bu tür etkinliklerin farkındalık oluşturma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Üsküdar Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje ile gıda israfının azaltılması, toplumda bilinç ve davranış değişikliği oluşturulması ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyükşehir’den Sıfır Atık Farkındalığı Haber

Büyükşehir’den Sıfır Atık Farkındalığı

Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla Kemer Hakkı Saygan-Hacı Hafize Saygan-3 Ortaokulunda bir etkinlik düzenledi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte geri dönüşüm tişört yapım atölyesi düzenlendi. Sıfır Atık Günü’nde öğrenciler topladıkları atıklardan dönüştürdükleriyle “Deniz Canlıları ve Deniz Kirliliği Sergisi” açıldı. Öğrencilerin sergisi büyük bir beğeni topladı. ÇEVRE BİLİNCİ GENÇ YAŞLARDA KAZANILIYOR Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı, geleceğin teminatı gençlere yönelik bu tür etkinliklerinin önemine dikkat çekerek, “Sıfır atık anlayışı ve yaklaşımı küçük yaşlarda okullarda kazanılan niteliklerdir. Çocuklarımızın bu davranışları kazanması sadece derslerle olmuyor. Öğretmenlerimizin ve eğitimcilerimizin böylesi güzel etkinliklerle bu farkındalığı kazandırmasıyla kalıcı oluyor. Bizleri de buraya davet ederek bu sürece katkı sunmamızı sağladıkları için teşekkür ediyoruz” dedi. KURUMSAL SIFIR ATIK HEDEFLERİMİZE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ Büyükşehir Belediyesi’nin sıfır atık yönetimine ilişkin çalışmaları ve hedefleri hakkında da bilgi veren Kireçcibaşı “Sıfır atık belgesi sayımızı yıllar içerisindeki çalışmalarımızla 21’e ulaştırdık. Kurumsal sıfır atık çalışmalarımızı tüm yerleşkelerimizde titizlikle uygulayarak hedeflerimize emin adımlarla ilerliyoruz. Bu kapsamda özellikle sorumluluğumuz altında olan büyük kapsamlı organik ve ambalaj atıkların olduğu toptancı hallerinde bu çalışmaları yürüterek belgelerimizi alıyoruz. Tehlikeli atık olarak geçen zirai ilaç ambalaj atıkları ile ilgili Antalya’ya önemli bir proje kazandırdık. 7 ilçemizde zirai ambalaj atıklarımızı topluyoruz. Yakın zamanda Gazipaşa ilçemizde de projemiz hayata geçecek” diye konuştu. İŞLERİNİ GÖNÜLDEN YAPIYORLAR Sıfır Atık Günü için Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür eden Kemer Hakkı Saygan– Hacı Hafize Saygan – 3 Ortaokulu Müdürü Hatice Oruç ise “Çocuklarımızın bu özel günü yaşayarak, bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Öğrencilerimiz bu konuda oldukça bilinçliler. Canla başla bugün güzel bir sergi hazırlayarak açtı. Hayatları boyunca unutmayacakları bir gün yaşadı. Çevreye karşı artık daha duyarlı olacaklarından eminim. Büyükşehir Belediyemizde bu süreçte bizim yanımızda oldu. Katkıda bulunan tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum” dedi. HOBİ BAHÇESİ OLUŞTURUDULDU Öte yandan etkinlik kapsamında okul bahçesinde oluşturulan hobi bahçesinde, Büyükşehir Belediyesi tarafından hediye edilen çiçekler öğrencilerle birlikte toprakla buluşturuldu. Öğrencilere ayrıca Çevre Eğitim ve İnovasyon Merkezi’nde zeytinyağı posasından üretilen doğal sabun dağıtıldı. Öğrencilere doğanın korunması, atık yönetiminin ekonomik değeri ve israfın önlenmesine ilişkin bilinçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.