Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Atık

Kapsül Haber Ajansı - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek Haber

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek

VakıfBank, üretimi güçlendiren, istihdamı destekleyen ve işletmelerin rekabet gücünü artıran Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı kapsamında Geleceğe Değer Paketi’ni tanıttı. COP31 öncesinde kamuoyuyla paylaşılan paket, KOBİ’ler başta olmak üzere ticari ve kurumsal işletmelerin dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman ürünüyle yanıt veriyor. Geleceğe Değer; işletmelerin enerji ve kaynak kullanımını iyileştiren, üretim süreçlerini dijitalleştiren, ihracatta dönüşüme hazırlığını destekleyen ve yatırımlarını çevresel risklere karşı güçlendiren çözümleri aynı çatı altında bir araya getiriyor. İşletmelere yatırımın niteliğine göre yatırım kredisi, proje kredisi ve tamamlayıcı işletme ihtiyaç kredisi seçenekleri sunuluyor. “Kalkınma hedeflerini işletmelerin yatırımlarıyla buluşturuyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Geleceğe Değer’in Bankanın kalkınma yaklaşımının yeni bir adımı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla, ülkemizin kalkınma yolculuğunda fark oluşturan her alanda yer almayı ve bu yolla ülkemize değer katmayı vizyon edindik. İmalatçının, üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, kadın ve genç girişimcilerin ana bankası olma hedefiyle çalışıyoruz. Bu anlayışla finansmanı; üretime, istihdama, verimliliğe ve rekabet gücüne katkısıyla birlikte ele alıyoruz. Geleceğe Değer ile işletmelerimizin bugünkü yatırım ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin üretim ve ticaret koşullarına hazırlanmalarını destekliyoruz.” Arslan, paketin hedefini ve uygulama yaklaşımını ise şöyle açıkladı: “Geleceğe Değer Paketi kapsamında ülke ekonomimize 50 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Uluslararası kaynaklarla finansman gücümüzü artırıyor, iş birliklerimizle dönüşümün farklı aşamalarında işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Farkındalık oluşturmak, ihtiyacı ölçmek, yol göstermek, uygun yatırımı finanse etmek ve etkiyi izlemek, Geleceğe Değer yaklaşımımızın birbirini tamamlayan adımlarını oluşturuyor. KGF kefaleti de KOBİ’lerimizin teminat ihtiyacının karşılanmasına destek olarak bu yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Geleceğe bugünden değer katıyor; yeşil dönüşümü üretime, üretimi kalkınmaya, kalkınmayı ülkemiz için kalıcı değere dönüştürüyoruz.” “VakıfBank’ın Attığı Bu İkinci Adım Son Derece Kıymetli” 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm halini aldığını dile getiren Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise, “Yola çıktığımızda yüzde 13 olan geri kazanım oranımız bugün yüzde 40'lara ulaştı. Dokuz yılda 90 milyon ton atığı ekonomimize kazandırdık. Bu dönüşümün ekonomimize katkısı 2025 yılı itibarıyla 365 milyar lirayı buldu. Ayrıca 180 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçtik. Türkiye'nin girişimiyle 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi de bu başarının küresel ölçekteki karşılığıdır. Ancak önümüzde hâlâ önemli bir fırsat var. Atık tesislerine ulaşan her 10 ton atığın 7'si geri kazanılmadan bertaraf ediliyor. Oysa sanayimiz hammaddeye ihtiyaç duyarken kendi kaynaklarımızı ekonomiye kazandıramamak önemli bir kayıptır. Bu nedenle sıfır atık, aynı zamanda hammadde ve arz güvenliği meselesidir. Sanayimizin gelecekteki hammadde güvencesi, şehirlerimizin atıklarında saklıdır” ifadelerini kullandı. Hedeflerin hayata geçmesi için yanıtlanması gereken sorunun “Kim finanse edecek?” olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Bugün tanıtılan ve imzalanacak olan yeni finansman paketi, bu soruya Türkiye'den verilen güçlü bir cevaptır. Geçtiğimiz Eylül ayında Sıfır Atık Vakfımız ile VakıfBank iş birliğinde hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, bu dönüşümün finansman ayağında önemli bir başlangıç oldu. VakıfBank'ın COP31'e günler kala attığı bu ikinci adım, sıfır atığı sosyal sorumluluk başlığının ötesine taşıyarak bankacılığın ve kalkınmanın ana gündemine yerleştirmesi bakımından son derece kıymetlidir. Öncü adımları için VakıfBank Genel Müdürü Sayın Osman Arslan'a ve VakıfBank ailesine, destekleri için Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdoğan Özegen'e, sanayimizin dönüşüm iradesini bugün burada temsil eden MESS Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Özgür Burak Akkol'a teşekkür ediyorum.” “Maliyetleri azaltarak rekabet gücünü artıracağız” “Türkiye’nin üretimdeki gücünü geleceğe taşımak için KOBİ’lerimizin yeşil dönüşümünü desteklemeliyiz” diyen Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise, “İşletmelerimizin daha az enerjiyle, kaynaklarını daha verimli kullanarak üretmesi, hem maliyetlerini azaltacak hem de rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu nedenle yeşil dönüşümü, üretimimizin ve ihracatımızın geleceği açısından önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz” şeklinde konuşan Özegen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Finansman imkânlarını üreticimizin ihtiyaçlarıyla buluşturabildiğimiz ölçüde, iklim hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürebiliriz. KGF olarak sorumluluğumuzun, işletmelerimizin bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken yarına hazırlanmasına da katkı sunmak olduğuna inanıyoruz. VakıfBank ile güç birliğimizi bu anlayışla sürdürüyor, daha verimli üreten, daha güçlü rekabet eden ve sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye için çalışıyoruz.” KUTU… Mevcut kaynaklardan COP31’de yeni anlaşmalara VakıfBank’ın Dünya Bankası kaynağıyla hayata geçirdiği Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı Paketi kapsamında, mayıs ayından bu yana yaklaşık 15 bin kadın ve genç girişimciye 1 milyar dolar finansman sağlandı. Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan temin edilen 300 milyon dolarlık, 10 yıl vadeli kaynak ise deprem bölgesinin yeniden inşasına ve KOBİ’lerin yeşil yatırımlarına yönlendiriliyor. Yıl başından bu yana uluslararası piyasalardan temin ettiği 9 milyar dolarlık kaynağın 7 milyar dolarını ülkemizin sürdürülebilir kalkınma önceliklerine yönlendiren VakıfBank, bu alandaki iş birliklerini genişletiyor. Banka, COP31 kapsamında dört farklı uluslararası finans kuruluşuyla sürdürülebilirlik temalı yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerini gerçekleştirecek. Böylece uluslararası finansman imkânlarının işletmelerin somut dönüşüm yatırımlarına aktarılması için kaynak kapasitesi güçlendirilecek. Farkındalıktan ölçüme ve finansmana uzanan iş birliği Geleceğe Değer’in uygulama yaklaşımında her iş birliği, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı bir ihtiyaca karşılık veriyor. Sıfır Atık Vakfı ile yürütülen iş birliği; kaynakların sorumlu kullanımı ve döngüsel ekonomi konusunda farkındalığın artırılmasını, Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi’nin tanıtılarak daha fazla işletmeye ulaştırılmasını destekliyor. Böylece bilinçlendirme çalışmalarıyla yatırım ihtiyaçlarının finansman çözümleriyle buluşturulması amaçlanıyor. MEXT Teknoloji Merkezi ile ilgili ürünler kapsamında yürütülen çalışmalar ise işletmelerin mevcut durumlarının ölçülmesine, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesine ve işletmeye özel yol haritalarının hazırlanmasına katkı sağlıyor. VakıfBank, bu yol haritalarındaki uygun yatırımları finansmanla buluşturuyor. Ölçümle başlayan bu yaklaşım, yatırımların hedeflenen dönüşümle ilişkilendirilmesine ve sağlanan etkinin izlenmesine zemin oluşturuyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) ile iş birliği kapsamında, KGF kefaletiyle teminat imkânları güçlendirilerek KOBİ’lerin dönüşüm yatırımlarına erişimi kolaylaştırılıyor. Böylece dönüşüm yatırımı yapmak isteyen işletmelerin finansmana erişimi kolaylaştırılarak belirlenen ihtiyaçların somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlanacak. İşletmelerin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman çözümü Geleceğe Değer, 11 finansman ürününü Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile aynı çatı altında buluşturuyor. Her ürün, işletmelerin faaliyet alanına ve yatırım ihtiyacına göre farklı bir dönüşüm alanına odaklanıyor. Üretimde Verimlilik, makine ve ekipman yenilemesiyle üretim ve enerji verimliliğini artıran yatırımları destekliyor. Enerjim Doğadan, güneş santralleri dâhil yenilenebilir enerji üretimi ve depolama yatırımlarına finansman sağlıyor. Bu çözümler, işletmelerin üretim altyapılarını ve enerji kullanımını birlikte ele almalarına imkân tanıyor. Dijital Dönüşüm Destek, kurumsal kaynak planlamadan yapay zekâya, bulut bilişimden siber güvenliğe uzanan teknoloji yatırımlarını finanse ederek işletmelerin süreçlerini geliştirmelerini destekliyor. Kadına Değer, kadın girişimcilerin yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına odaklanarak dönüşüm finansmanına erişimlerini güçlendiriyor. İhracatçılara Özel Yeşil Vize, MEXT iş birliğiyle karbon emisyonunun hesaplanmasını, dekarbonizasyon yol haritasının hazırlanmasını ve bu yol haritasındaki emisyon azaltım yatırımlarının finansmanını bir araya getiriyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Uyum Kredisi (ESG) ise işletmeye özel hazırlanan uyum yol haritasındaki yatırımlara finansman sağlıyor. Bu iki üründe ölçüm ve yol haritası, yatırım kararının temelini oluşturuyor. Mavi Finans, su ve deniz kaynaklarını koruyan yatırımları; Orman Koruma ise ormanların korunmasına katkı sunan yeşil dönüşüm yatırımlarını destekliyor. İklime Dayanıklı Şehirler / Afet Dirençli Yapılar, tesisleri deprem, sel ve yangın gibi risklere karşı güçlendiren önleyici yatırımları kapsıyor. Yeşil Bina ve Sürdürülebilir Yapılar, enerji performansı yüksek ticari binaların edinilmesine ve binalardaki yenilenebilir enerji ile şarj altyapısı yatırımlarına finansman sağlıyor. Vinov Green, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini benimseyen tedarikçileri dijital tahsilat ve finansman çözümleriyle destekleyerek dönüşümü tedarik zincirine taşıyor. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ise sorumlu hammadde kullanımı, sürdürülebilir üretim, toplama ve ayrıştırma, geri kazanım ve yeniden işleme, yeniden üretim ve değer kazanımı ile sorumlu kullanım ve dağıtım alanlarındaki yatırımları kapsıyor. Böylece finansman desteği, üretimin ve kaynak kullanımının farklı aşamalarına yayılıyor. Döngüsel ekonomide somut sonuçlar 15 Eylül’de Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, döngüsel ekonominin 6 temel alanında 93 farklı yatırım türünü kapsıyor. Bu pakete yönelik 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle güçlendirilen finansman modeli kapsamında, yaklaşık bir buçuk ayda 300’den fazla işletmeye 600 milyon TL’nin üzerinde finansman sağlandı. VakıfBank, Geleceğe Değer ile uluslararası kaynak temininden işletmelerin yatırım ihtiyaçlarına, farkındalık çalışmalarından teknik ölçüme ve teminat desteğine uzanan yaklaşımını genişletiyor. Banka, COP31’de yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerinin yanı sıra tematik panel ve etkinliklerle de yer alarak işletmelerin dönüşümüne ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine katkı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye, COP31'de İklim Destekçisi Oldu Haber

QNB Türkiye, COP31'de İklim Destekçisi Oldu

Küresel iklim politikalarının geleceğine yön verecek görüşmelere ev sahipliğinin yapılacağı COP31, emisyonların azaltılması, iklim değişikliğine uyum ve dönüşümün finansmanı açısından önemli bir uluslararası buluşma noktası olacak. QNB Türkiye, Net Sıfır Geçiş Planı kapsamında belirlediği hedefler, sürdürülebilir finansman yaklaşımı ve uluslararası iş birlikleriyle reel sektörün düşük karbonlu ekonomiye geçişini desteklerken, şirketlerin sürdürülebilir dönüşüm süreçlerine katkıda bulunuyor. Banka, COP31 kapsamında sektör temsilcileri, finans kuruluşları ve uzmanlar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmeyi ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Yeliz Ataay Arıkök, COP31'in önemine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İklim gündeminde artık yalnızca emisyon azaltımına değil, ekonominin değişen iklim koşullarına nasıl uyum sağlayacağına da birlikte bakmamız gerekiyor. Kuraklık, aşırı hava olayları ve kaynaklara erişimde yaşanan güçlükler, şirketlerin üretim süreçlerini, tedarik zincirlerini ve uzun vadeli rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle her sektörün ihtiyaçlarına uygun, güvenilir ve uygulanabilir geçiş planları geliştirilmesi kritik önem taşıyor. Bu süreçte finans sektörü, şirketlerin iklim risklerine karşı dayanıklılığının artırılmasında ve düşük karbonlu ekonomiye geçişin desteklenmesinde önemli bir rol üstleniyor. QNB Türkiye olarak COP31'de İklim Destekçisi olarak yer almamız, sürdürülebilir dönüşüme yönelik uzun vadeli yaklaşımımızın bir yansıması. Finansman kapasitemiz, sektörel uzmanlığımız ve uluslararası iş birliklerimizle iklim hedeflerinin somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz.” QNB Türkiye Yeşil Bölge’de: Diyalog, iş birliği ve sürdürülebilirlik deneyimleri QNB Türkiye, COP31’in Yeşil Bölge’deki (Green Zone) standında düzenleyeceği tematik paneller ve sektör buluşmalarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik çözüm önerilerini farklı paydaşlarla birlikte ele almayı hedefliyor. Finans dünyası ile reel sektör temsilcilerini bir araya getirmeyi amaçlayan Banka, sürdürülebilirliği sanat, teknoloji ve günlük yaşamla buluşturan etkinliklerin yanı sıra yaratıcı atölyeler ve interaktif deneyimlerle ziyaretçileri de bu sürecin bir parçası olmaya davet ediyor. QNB Türkiye'nin COP31'e özel içerik platformu: Net Sıfır Perspektifi QNB Türkiye, konferansa uzanan süreçte küresel iklim gündemini ve sürdürülebilir finansmanın rolünü farklı boyutlarıyla ele aldığı “Net Sıfır Perspektifi | COP31'e Doğru” özel içerik platformunu da hayata geçirdi. Platformda QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan'ın değerlendirmeleri, Yeliz Ataay Arıkök'ün iklim finansmanına ilişkin görüşleri, döngüsel ekonomi, sıfır atık ve iklim değişikliğine uyum gibi başlıklarda hazırlanan blog yazıları ile güncel COP31 haberleri yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sapanca Gölü’nün Korunması İçin 25,5 Milyar Liralık Eylem Planı Haber

Sapanca Gölü’nün Korunması İçin 25,5 Milyar Liralık Eylem Planı

Adapazarı Kültür Merkezi'nde düzenlenen Sapanca Gölü Eylem Planı Tanıtım Toplantısı'nda konuşan Yumaklı, dünyanın sadece yüzde 2,5'inin tatlı su kaynaklarına sahip olduğunu, bunun da sadece yüzde 1'inin kullanılabildiğini dile getirerek, sonsuz bir kaynak bulunmadığını söyledi. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının kentlerde yaşadığını, dünyada 2 milyar 200 milyon insanın temiz suya ulaşım sorunu bulunduğunu belirten Yumaklı, Türkiye'de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1313 metreküpten 1297 metreküpe gerilediğini ifade etti. Yumaklı, Türkiye'nin artık su stresi altında bir ülke olduğuna işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Değişen iklim şartlarının bizlere getirmiş olduğu birçok etki var. Bunların hepsini yakinen yaşıyoruz, artık hayatımızda yağış rejimlerindeki düzensizliklerden, kuraklıklardan, sellerden, taşkınlardan o kadar çok şeyi tecrübe etmeye başladık ki bunların hepsinin de merkezinde su var. Artık asıl konumuz su azalacak mı değil, suyu nerede, ne kadar ve hangi temizlik, saflıkta bulabileceğiz, asıl mesele bu olmaya başladı. Suyu, yönetilecek bir kaynak olarak görmüyoruz. Su, bizim için bütün sektörleri yönlendiren stratejik eksendir. Evsel kullanımdan endüstri, sanayi, tarımsal kullanımına kadar her şeyimizi baştan sona, yani hayatımızı etkileyecek stratejik bir eksen." Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Temiz su kaynaklarına erişim bir beka meselesidir." dediğini hatırlatan Yumaklı, bu sebeple 10 yıllık Ulusal Su Planı'nı uygulamaya aldıklarını belirtti. Yumaklı, su verimliliğini, çalışmalarının merkezine yerleştirdiklerini belirterek, 2023'ten itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın teşvik ve destekleriyle su verimliliği seferberliğini Sıfır Atık'la kardeş şekilde bütün dünyanın gündemine sokmak üzere hareket ettiklerini dile getirdi. Bu çalışmaları sadece şehirler için değil, kurumlar için de mavi, yeşil ve turkuaz olmak üzere 3 kademeli su verimliliği belgesiyle ortak yapıya büründürdüklerini anlatan Yumaklı, böylece su verimliliği seferberliğini ölçülebilir hale soktuklarını ifade etti. Yumaklı özellikle şehirlerde kurakçıl peyzaj uygulamasını hayata geçirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini, bunun su verimliliği anlamında önemli olduğunu dile getirerek, "Suyun 77'sini tarımsal üretimde kullanıyoruz. Dolayısıyla bunu verimli şekilde kullanmanın yollarını aramamız gerekiyordu ki bunun için en önemli başlık üretim planlamasıydı. Ziraat odalarımız başta olmak üzere bütün çiftçilerimiz, üreticilerimiz üretim planlamasına o kadar sahip çıktılar ki bu memleketin bir evladı olarak gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum." diye konuştu. Yumaklı, basınçlı sulama sistemlerinin kullanımına da yüzde 70 hibeyle devlet desteği ve teşviki vermeye devam ettiklerini söyledi. Afetler gelmeden hazırlık yapılması gerektiğini, taşkın yönetim planlarının önemli olduğunu, 25 havzada taşkın yönetim planlarını bitirdiklerini ve uygulamaya aldıklarını anlatan Yumaklı, "Bu bölge taşkın anlamında çok açık ve riski son derece yüksek bölge. Dolayısıyla Sapanca Gölü'nü besleyen bütün derelerde risk analizi yaptık, yapılması gerekenleri ortaya koyduk. Bunları da uygulamaya başladık ancak bir taraftan yapıp bir taraftan da bozmak olmaz. Dolayısıyla hep beraber el birliğiyle Allah'ın bize vermiş olduğu bu nimetleri koruma kullanma dengesi içinde kullanmayı başarabiliyor olmamız gerekir." ifadesini kullandı. Uygulanan tedbirlere değinen Yumaklı, ekim başından itibaren 15 ilde yaşanan su taşkınlarına, 485 iş makinesi ve ağır ekipman ile 772 personelle müdahil olduklarını kaydetti. "HAVZAMIZA YILDA YAKLAŞIK 114 MİLYON METREKÜPLÜK SU KAZANDIRMAYI PLANLIYORUZ" Bakan Yumaklı, hükümet programındaki göl ekosisteminin korunması, sürdürülebilir yönetiminin sağlanması konusunu Ulusal Su Kurulunun gündemine aldıklarını, Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik, Seyfe ve Sapanca gölleri için eylem planları hazırladıklarını belirterek, paydaşların katkılarıyla çalışmaları güçlendirdiklerini kaydetti. Sapanca Gölü Eylem Planı'nı hazırladıklarını, kısmen uygulamaya başladıklarını dile getiren Yumaklı, "Hem içme hem kullanma suyu için Sapanca Gölü son derece önemli hem de sit alanı statüsü var. Açık ve net konuşmak zorundayız. Sapanca Gölü hâlihazırda mevcut durumundan daha kötüye giderse Kocaeli, Sakarya susar. Sanayi bölgesi artık vazifesini icra edemez, Türkiye ekonomisine gerekli katkıyı sunamaz olur." dedi. Son yağışlarla Sapanca Gölü'nün seviyesinin yükselmesinin kimseyi yanıltmaması gerektiğini belirten Yumaklı, şunları kaydetti: "Önümüzdeki dönemde, bu bölgenin, havzanın sıcaklığındaki artış 4 derece olarak öngörülüyor. Bu korkunç bir şey. Yıllık toplam yağışlarının ise yüzde 5 düşeceği öngörülüyor, bunlar iyi tahminler. Yani elimizdeki değerin kıymetini anlamamız için de bu verilerin büyük önemi var. Kullanımlarla iklim değişikliğinin etkisi birleştiğinde 2025'te Sapanca Gölü'nde yaklaşık 72 milyon metreküplük su azalımı söz konusu oldu. Bu miktarın yüzde 22'si buharlaşmadan meydana geldi. Gölün iklimsel verileri, ekolojik, hidrolojik özellikleriyle su kullanımlarını esas alan eylem planı da işte bu sebeple hazırlandı. Bu planda ne var? Su, gıda, ekosistem bağlantısallığında göl yönetimi, su güvenliği ve verimliliğinin sağlanması, veri temelli yapay zeka destekli karar mekanizmasının oluşturulması. Bu stratejilere dayalı 6 ana eylem ve 12 tedbir var. Bu tedbirlere ilişkin yatırım planlaması yaptık, 5 yıl içinde yaklaşık 25,5 milyar liralık yatırım sadece bu eylemin içindeki hususları hayata geçirmek için yapılmış olacak. Havzamıza yılda yaklaşık 114 milyon metreküplük su kazandırmayı planlıyoruz. Dolayısıyla su güvenliği planımız da aynı şekilde devam ediyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

T3 Vakfı ve Sıfır Atık Vakfı, İklim Teknolojileri İçin Gençleri COP31’de Buluşturuyor Haber

T3 Vakfı ve Sıfır Atık Vakfı, İklim Teknolojileri İçin Gençleri COP31’de Buluşturuyor

9 - 20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı), T3 Girişim Merkezi ve Sıfır Atık Vakfı yürütücülüğünde “İklim İçin Teknoloji, Gelecek İçin Çözüm!” sloganıyla gerçekleştirilecek creathon, gençleri ve girişimcileri iklim teknolojileri alanında çözüm üretmeye davet ediyor. Başvurular ise 2 Kasım tarihine kadar devam ediyor. Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesine katkı sunan T3 Vakfı yenilikçi fikirlerin geliştirilmesini ve girişimcilik potansiyelinin desteklenmesini hedefliyor. COP31 İklim Teknolojileri Creathonu da bu yaklaşımı iklim eylemiyle buluşturarak teknoloji odaklı çözümlerin geliştirilmesine alan açıyor. T3 Vakfı, Sıfır Atık Vakfı ve T3 Girişim Merkezi’nin teknoloji ve girişimcilik alanındaki birikimiyle desteklenen creathon, bu doğrultuda iklim kriziyle mücadelede gençlerin ve yenilikçi fikirlerin rolünü güçlendirmeyi amaçlıyor. T3 Vakfı ve T3 Girişim Merkezi ile İklim Teknolojilerine Yenilikçi Yaklaşım İklim değişikliğinin yol açtığı çevresel sorunlara teknoloji temelli çözümler geliştirmeyi amaçlayan COP31 İklim Teknolojileri Creathonu, inovasyonun sürdürülebilir bir gelecek için sunduğu imkanları öne çıkarıyor. Hayata geçirilen organizasyon, yaratıcı fikirlerin geliştirilmesini, farklı disiplinlerden katılımcıların bir araya gelmesini ve iklim eylemine katkı sağlayabilecek önerilerin ortaya konulmasını hedefliyor. Girişimcileri, gençleri ve teknoloji meraklılarını buluşturan creathon, katılımcılara iklim değişikliği karşısında teknoloji odaklı fikirler geliştirme ve yenilikçi yaklaşımlarını somut çözüm önerilerine dönüştürme fırsatı sunuyor. COP31 İklim Teknolojileri Creathonu kapsamında dereceye giren takımları birbirinden değerli ödüller bekliyor. Katılımcılar; yurt dışı gezisi, T3 Girişim Merkezi Ön Kuluçka Programı’na doğrudan kabul, Take Off İstanbul’a doğrudan katılım ve Sıfır Atık Forumu’nda konuşmacı olma fırsatlarından yararlanabilecek. Gençlerin Teknoloji Odaklı Fikirleri COP31 Sürecine Katkı Sunacak İklim kriziyle mücadelede teknolojinin etkin kullanımı, yenilikçi fikirlerin geliştirilmesini ve uygulanabilir çözümlere dönüştürülmesini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. COP31 İklim Teknolojileri Creathonu ise gençlerin ve girişimcilerin bu sürece aktif katılımını destekliyor. Organizasyon, farklı alanlardan katılımcıların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirerek iklim teknolojileri alanında yaratıcı yaklaşımların geliştirilmesine imkan tanıyor. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekseninde şekillenen bu süreçle, çevresel ihtiyaçlara yanıt verebilecek fikirlerin görünürlük kazanması ve toplumsal fayda sağlayabilecek çözüm önerilerinin ortaya çıkması amaçlanıyor. T3 Vakfı’nın geliştiren, yenilikçi düşünen ve üreten nesillerin desteklenmesine yönelik yaklaşımıyla Sıfır Atık Vakfı’nın sürdürülebilirlik ve kaynakların verimli kullanımı odağı, creathon kapsamında ortak bir hedefte buluşuyor; İklim kriziyle mücadelede teknolojinin sunduğu imkanları harekete geçirmek ve geleceğe yönelik uygulanabilir çözümlerin geliştirilmesini desteklemek. Başvurular 2 Kasım Tarihine Kadar Devam Edecek T3 Vakfı, T3 Girişim Merkezi ve Sıfır Atık Vakfı yürütücülüğünde gerçekleştirilecek COP31 İklim Teknolojileri Creathonu’na katılmak isteyen gençler, girişimciler ve teknoloji meraklıları, başvurularını 2 Kasım tarihine kadar https://mth.tc/COP31Creathonu web adresi üzerinden gerçekleştirebilecek. Etkinliğin finali ise 17-18 Kasım tarihlerinde düzenlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Togg, COP31 Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı oldu Haber

Togg, COP31 Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı oldu

COP31, iklim gündeminin küresel ölçekteki en önemli buluşmalarından birine sahne olmaya hazırlanıyor. Kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede Togg, “Mobilite Sektör Ortağı” olarak yer alacak. Mobiliteyi erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir teknoloji ekosistemi olarak ele alan Togg, COP31’de elektrikli mobiliteye geçişin iklim hedeflerine katkısını, bu dönüşümü destekleyen enerji ve dijital hizmetlerle birlikte ortaya koyacak. Üretimden günlük kullanıma uzanan uygulamalarını paylaşırken, sürdürülebilir mobilite çözümlerinin yaygınlaşması için uluslararası paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlayacak. Fuat Tosyalı: “Türkiye’nin üretim ve teknoloji gücünü sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla buluşturacağız.” Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, COP31 iş birliğiyle ilgili şöyle konuştu: “Türkiye, COP31’e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede küresel sorumluluk üstlenme iradesini ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde gerçekleşecek bu önemli buluşma, Türkiye’nin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koyması açısından da önemli bir fırsat sunuyor. Togg, bu anlayışın ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden biri. Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik’teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31’de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.” Gürcan Karakaş: “İklim hedeflerine katkımızı yeni iş birlikleriyle büyütmek istiyoruz" Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, COP31’deki iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “COP31’de, mobilitenin dönüşümünün iklim hedeflerine nasıl katkı sağladığını geliştirdiğimiz çözümler ve elde ettiğimiz sonuçlarla paylaşmak istiyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana dünyanın sayılı, Avrupa’nın en temiz tesislerinden biri olan Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde kendi bataryamızı üretiyor, doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızı, temiz enerji çözümlerimiz ve dijital deneyim platformumuzla birlikte geliştiriyoruz. Bugün yollardaki 130 bin adete yaklaşmış akıllı cihazımızla 600 bin tona varan CO₂ emisyonunun önüne geçilmiş olması, bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo ile yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjiyi 81 ilde kullanıcılarla buluşturuyor, Gemlik’te üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarımızı geliştiriyoruz. Trumore ile de kullanıcıların bu ekosistemden günlük yaşamlarında kolayca yararlanmasını sağlıyoruz. COP31, deneyimimizi uluslararası paydaşlara aktarmak ve birlikte daha ileriye taşımak için önemli bir buluşma. Girişimlerle aynı göz hizasında çalışarak yeni fikirleri kullanıcıya değer yaratan çözümlere dönüştürüyoruz. Start-up Zone’da yer almamızın amacı da iklim hedeflerine katkı sağlayabilecek bu çözümlerin yeni iş birlikleriyle büyümesine alan açmak.” Elektrikli mobiliteyi destekleyen enerji ve dijital deneyim ekosistemi Sadece Togg’un doğuştan elektrikli ve bağlantılı akıllı cihazlarını değil, ülkedeki tüm elektrikli araçları destekleyen Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo, 81 ilde 1.750’yi aşkın yüksek hızlı istasyonuyla hizmet sunuyor. Türkiye’nin 472 bini aşan elektrikli araç parkına açık olan ağda dört yılda 10 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi. Şarj hizmetinde kullanılan elektriğin tamamı, YEK-G belgesiyle yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Türkiye’de 3,8 milyon, Almanya’da 100 bin kullanıcıya ulaşan Trumore, navigasyon özelliğiyle yolculukların CO₂e emisyon verilerini kullanıcıların erişimine sunuyor. Yolculuk planlama ve şarj hizmetlerini bir araya getiren platform, uçtan uca çevrim içi satın alma süreciyle de kullanıcıların işlemlerini fiziksel bir satış noktasına gitmeden tamamlamalarına olanak sağlıyor. Uzaktan yazılım güncellemeleri ve Can.AI destekli çözümler, bazı ihtiyaçların servis ziyareti gerektirmeden karşılanmasını destekliyor. Gemlik Teknoloji Kampüsü'nde sürdürülebilir üretim uygulamaları Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalar yürütülüyor. Boyahanede metrekare başına 5 gram olan uçucu organik bileşik emisyonları, Avrupa’da izin verilen sınırın yedide biri, Türkiye’deki sınırın ise dokuzda biri düzeyinde bulunuyor. Kampüsteki 22 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini karşılıyor. Elektrik tüketiminin tamamı 2023 yılından bu yana I-REC sertifikalarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Dijital sistemler kâğıtsız üretim süreçlerini ve operasyonel verimliliği destekliyor. Güneş enerjisi santralini destekleyen batarya enerji depolama sistemi, 3 MWh’lik konteynerler ve akıllı cihazlarda kullanım ömrünü tamamlayan bataryaların ikinci ömrünü değerlendirmesine yönelik uygulamalarla şebekeden karşılanan enerji ihtiyacını yılda 1.200 MWh azaltıyor. Sistemin toplam CO₂e azaltım katkısı 549 ton olarak hesaplanıyor. Sıfır Atık belgesine sahip kampüste kompost üretimi ve kalsitin yeniden değerlendirilmesi gibi uygulamalar yürütülüyor. Kampüste su tüketimi yüzde 50 daha düşük seviyede bulunuyor. Girişimcilik ekosistemi Start-up Zone’da buluşacak Togg, COP31’de girişimcilik ve inovasyon alanındaki iş birlikleriyle de yer alacak. Start-up Zone’un ana sahne sponsorluğunu üstlenerek iklim ve teknoloji alanında çözüm geliştiren girişimcilerin yatırımcılar ve farklı paydaşlarla bir araya gelmesini destekleyecek. Açık inovasyonu kuruluşundan bu yana teknoloji yaklaşımının bir parçası olarak benimseyen Togg, mobilite ve sürdürülebilirliğin yanı sıra dijital sağlık, yapay zekâ ve veri alanlarında 2.300’ü aşkın girişimi taradı ve 59 girişimi ekosistemine dahil etti. Start-up Zone sponsorluğuyla bu iş birliği yaklaşımını uluslararası ölçekte genişletmeyi ve iklim hedeflerine katkı sağlayacak yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine alan açmayı amaçlıyor. COP31 filminde doğa ve teknoloji aynı gelecekte buluşuyor Togg’un COP31 için hazırladığı film de zirve öncesi Togg sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortak kullanılacak film, Doğu ile Batı kültürlerini buluşturan, insanı ve teknolojiyi bugün ile geleceğin kesişiminde bir araya getiren Togg’un marka yaklaşımını doğa ve teknoloji arasındaki uyum üzerinden anlatıyor. Doğanın güzelliklerini temiz üretim ve elektrikli mobiliteyle buluştuğunu anlatan film, teknolojinin yaşamı kolaylaştırırken yaşadığımız dünyayı korumaya da katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Togg’un yeniliğe yolculuğunu bu anlayışla aktarırken, geleceğe uzanan her yolun doğayla birlikte düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Volvo Group, Türkiye'deki Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezi'ni Hizmete Açtı Haber

Volvo Group, Türkiye'deki Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezi'ni Hizmete Açtı

Dünyanın önde gelen ticari araç, deniz ve endüstri motorları üreticilerinden Volvo Group, Türkiye'deki faaliyetlerini destekleyecek yeni bir yatırımı daha hayata geçirdi. Kocaeli Çayırova'da kurulan Volvo Group Türkiye Bölgesel Dağıtım Merkezi, düzenlenen resmî törenle açıldı. Yaklaşık 2,8 milyon Euro yatırımla hizmete başlayan yeni tesis, şirketin Türkiye'de uzun yıllardır sürdürdüğü yedek parça dağıtım operasyonlarını daha modern, geniş ve büyümeye uygun bir altyapıya taşıyor. Renault Trucks ve Volvo Penta markalarına hizmet verecek olan merkez, yüzde 30'a varan büyüme potansiyeliyle Türkiye ve Gürcistan pazarlarındaki satış sonrası hizmet operasyonlarının uzun vadeli gelişimini destekleyecek. Açılış törenine Volvo Group Servis Operasyonları ve Teknoloji Başkanı Sandra Finer, Volvo Group Lyon ve Uluslararası Operasyonlar Başkanı Laurent Ramillien, Renault Trucks Türkiye Başkanı Mourad Hedna ve Volvo Penta Türkiye Güç ve Enerji Çözümleri Başkanı Mehdi Kılıç katıldılar. Volvo Group'un üst düzey yöneticilerinin yanı sıra Renault Trucks ve Volvo Penta yöneticileri, bayi ve yetkili servis temsilcileri, sektör profesyonelleri ve iş ortaklarının katılımıyla gerçekleştirilen törende, yeni merkezin şirketin Türkiye'deki operasyonlarına ve bölgesel lojistik ağına sağlayacağı katkılar vurgulandı. 3.500 metrekaresi kapalı depolama ve operasyon alanları olmak üzere toplam 4.800 metrekarelik alana sahip olan merkez, Renault Trucks ve Volvo Penta'nın yedek parça dağıtım operasyonlarını daha da etkin bir yapıda buluşturuyor. Daha önce farklı lokasyonda yürütülen operasyonlar, yeni yatırımla birlikte tamamen Volvo Group'a ait bağımsız bir tesise alınıyor. Yeni merkez, mevcut ihtiyaçları karşılamanın yanı sıra gelecek yıllarda artabilecek iş hacmine uyum sağlayacak ilave kapasite de sunuyor. Volvo Group'un 11 bölgesel dağıtım merkezinden biri Türkiye'de Volvo Group'un Türkiye’deki yeni tesisi, şirketin uluslararası yedek parça dağıtım ağında stratejik bir konumda bulunuyor. Volvo Group Lyon ve Uluslararası Operasyonlar Başkanı Laurent Ramillien, açılış töreninde Türkiye'nin şirketin uluslararası lojistik ağındaki önemine dikkat çekti; "Türkiye, Volvo Group lojistik ağımızın stratejik noktalarından birini oluşturuyor. Bölgemizdeki 11 dağıtım merkezinden birinin Türkiye'de bulunması, bu pazarın operasyonel yapılanmamız içerisindeki önemini ortaya koyuyor. Yeni tesisimiz, Türkiye ve Gürcistan'daki mevcut faaliyetlerimizi desteklerken gelecekteki büyümeye de hazırlıklı olmamızı sağlayacak. Tamamen Volvo Group'a ait, bağımsız bir tesise geçişimiz, operasyonlarımızı daha etkin yönetmemize ve kaynaklarımızı daha verimli kullanmamıza olanak tanıyor. Her zaman daha iyi hizmet sunmak ve sunduğumuz hizmetleri sürekli geliştirmek konusunda kararlılıkla çalışıyor, müşterilerimizin başarısının kendi başarımız olduğuna inanıyoruz." 20 bin farklı yedek parça referansı, yüzde 30 büyüme potansiyeli Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezi, 20 bin farklı yedek parça referansını stoklayabilecek ve yıllık yaklaşık 2.200 ton sevkiyat gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip. Mevcut operasyonların yüzde 30'a kadar büyümesine olanak tanıyan tesisin depolama kapasitesinin, ilerleyen dönemde değerlendirilmesi planlanan dikey depolama sistemleriyle yüzde 25-30 oranında daha artırılması mümkün görülüyor. Merkezin yerleşim planı ve operasyonel düzeni, depo içi süreçlerin daha verimli yönetilmesini desteklerken, Volvo Group farklı ülkelerde kullanılan yenilikçi lojistik uygulamalarının Türkiye'deki tesise uyarlanmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Volvo Group Servis Operasyonları ve Teknoloji Başkanı Sandra Finer ise satış sonrası hizmetlerde operasyonel verimliliğin önemini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu; "Satış sonrası hizmetlerde başarının en önemli göstergelerinden biri, müşterilerimizin operasyonlarını kesintisiz sürdürebilmelerine sağladığımız katkıdır. Bunun temelinde ise güçlü bir yedek parça dağıtım ağı, etkin stok yönetimi ve verimli lojistik süreçler bulunuyor. Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezimiz ile daha modern bir altyapıya geçerken gelecekteki ihtiyaçlarımıza yanıt verebilecek bir büyüme alanı da oluşturduk. Bu merkez aynı zamanda organizasyonumuzun kalbindeki önemli bir inancı da yansıtıyor: Mükemmel müşteri deneyimleri, mükemmel ekipler tarafından yaratılır. Desteklenen her müşterinin arkasında, her gün fark yaratan insanların özverisi ve bağlılığı vardır." Kabin, motor ve kaporta parçalarından filtre, enjektör ve bağlantı elemanlarına kadar geniş bir yedek parça ürün gamının depolandığı merkez, bayi ve yetkili servis ağının ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Volvo Group Türkiye, yeni yapılanmasıyla da haftanın beş günü standart sevkiyat hizmetini sürdürüyor. Bunun yanı sıra müşterilerin acil ihtiyaçlarına yanıt vermek amacıyla 7 gün 24 saat VIP yedek parça teslimat hizmeti sunuluyor. Volvo Group Türkiye, halihazırda yüksek seviyede olan yedek parça bulunabilirliğini, yeni merkezin sunduğu depolama olanakları ve pazar ihtiyaçlarına göre geliştiren stok yönetimiyle daha da ileri taşımayı hedefliyor. Renault Trucks müşterilerinin operasyonel sürekliliğine destek Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezi, Renault Trucks'ın Türkiye'deki satış sonrası hizmet operasyonlarının güçlendirilmesinde önemli rol üstleniyor. Renault Trucks Türkiye Başkanı Mourad Hedna, satış sonrası hizmetlerin müşterilerin toplam sahip olma maliyetleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek; "Ticari araç müşterilerimiz için zaman, doğrudan işlerinin verimliliği ve kârlılığı anlamına geliyor. Bir aracın bakım veya onarım nedeniyle hizmet dışı kaldığı her süre, müşterimizin operasyonlarını ve toplam sahip olma maliyetini etkiliyor. Bu nedenle Renault Trucks olarak satış sonrası hizmetleri, müşterilerimize sunduğumuz değerin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Haftanın beş günü gerçekleştirdiğimiz düzenli sevkiyatlarımız ve 7/24 VIP yedek parça teslimat hizmetimizle müşterilerimizin ihtiyaçlarına en hızlı şekilde karşılamaya devam ediyoruz. Önceliğimiz, yedek parça bulunabilirliğini sürekli geliştirerek araçların mümkün olan en kısa sürede yeniden yola çıkmasını sağlamak ve müşterilerimizin iş sürekliliğine katkıda bulunmak" şeklinde açıkladı. Volvo Penta'nın farklı faaliyet alanlarında satış sonrası hizmet gücü artıyor Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezi, Volvo Penta'nın Türkiye'deki denizcilik, endüstriyel uygulamalar ve güç çözümleri alanlarında faaliyet gösteren müşterilerine yönelik yedek parça dağıtım operasyonlarını da destekliyor. Volvo Penta, yeni merkezin sunduğu büyüme potansiyelinden yararlanarak stok planlamasını pazarın ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeyi ve yedek parça bulunabilirliğini artırmayı hedefliyor. Volvo Penta Türkiye Güç ve Enerji Çözümleri Başkanı Mehdi Kılıç, yeni yatırımın müşterileri açısından öneminin altını çizerek: "Volvo Penta'nın faaliyet gösterdiği denizcilik, endüstriyel uygulamalar ve güç çözümleri alanlarında ekipmanların güvenilirliği ve operasyonların sürekliliği kritik önem taşıyor. Özellikle kesintisiz çalışmanın ön planda olduğu uygulamalarda, doğru yedek parçaya ihtiyaç duyulan zamanda ulaşabilmek, müşterilerimizin operasyonel verimliliğini etkiliyor. Yeni Bölgesel Dağıtım Merkezimiz, Volvo Penta'nın Türkiye'deki satış sonrası hizmet altyapısını destekleyen önemli bir yatırım. Geniş yedek parça ürün gamımızı daha modern ve büyümeye uygun bir tesiste yönetirken, iş ortaklarımızla birlikte stok planlamamızı pazarın ihtiyaçlarına göre geliştirmeyi sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Sürdürülebilir lojistik altyapısına yönelik yatırımlar devam ediyor Volvo Group Türkiye, yeni Bölgesel Dağıtım Merkezi'nde operasyonel verimliliğin yanı sıra çevresel sürdürülebilirliğe yönelik uygulamalara da odaklanıyor. Sıfır atık uygulamasının hayata geçirildiği tesiste, yeni yatırımla birlikte elektrikli lojistik ekipmanları da kullanılmaya başlandı. Şirket, mevcut ekipmanlarını da zaman içerisinde elektrikli alternatiflerle yenilemeyi planlıyor. Güneş enerjisi sistemlerinin kurulumuna uygun altyapıya sahip olan merkezde, bu alandaki projelendirme çalışmalarının 2027 yılında gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Volvo Group, Çayırova'daki yeni yatırımıyla Türkiye'deki lojistik operasyonlarını daha modern ve büyümeye uygun bir altyapıya taşırken, Renault Trucks ve Volvo Penta müşterilerinin satış sonrası hizmet ihtiyaçlarına uzun vadeli çözümler sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’den Hollanda’da Kooperatifçilik İncelemesi Haber

Nilüfer’den Hollanda’da Kooperatifçilik İncelemesi

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve beraberindeki heyet, Hollanda’da gerçekleştirdikleri teknik gezi kapsamında Maastricht kentindeki Gedeelde Weelde Kooperatifi’ni ziyaret etti. Yerel üretimi destekleyen iyi uygulama örneklerini yerinde görmek amacıyla düzenlenen ziyarette, kooperatifin işleyişi, katılımcı yönetim yapısı ve doğrudan tedarik modeli incelendi. HEM TÜKETİCİ HEM ÇALIŞAN ORTAKLIĞI Gedeelde Weelde, 600’ün üzerinde hissedar yurttaş ve çalışanın ortaklığıyla yönetiliyor. Sermaye büyüklüğüne bakılmaksızın “bir kişi, bir oy” ilkesiyle kararların alındığı yapıda ortaklar; ürün tedarik ilkelerinden gelir paylaşımına kadar tüm yönetim süreçlerinde doğrudan söz sahibi oluyor. ARACISIZ ALIŞVERİŞ MODELİ Klasik tüketici kooperatiflerinden farklı olarak sadece ortaklarına değil, tüm kent sakinlerine ve ziyaretçilere açık olan mağazada herkes aynı adil fiyat politikasıyla alışveriş yapabiliyor. Raflarında yalnızca sertifikalı organik ve biyodinamik ürünlere yer veren kooperatifte, sıfır atık yaklaşımıyla tek kullanımlık ambalajlar kullanılıyor. Bünyesinde kafe ve atölye alanları da barındıran kooperatif, aynı zamanda mahalle sakinlerinin bir araya geldiği bir sosyal buluşma noktası işlevi görüyor. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “TOPLUMSAL DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRİYOR” Kooperatifin çalışma grupları ve gönüllülük esasına dayanan işleyişi hakkında bilgi alan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ziyarete ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Nilüfer’de yerel üretimi desteklerken üreticilerle tüketiciler arasındaki bağı da güçlendirmek istiyoruz. Gedeelde Weelde’de insanların tüketici olmanın yanında ortak olarak karar süreçlerine katıldığı, gönüllü emekleriyle işleyişe katkı sunduğu bir model gördük. Üretimin, tüketimin ve sorumluluğun paylaşılması, kooperatifçiliğin toplumsal dayanışmayı güçlendiren yönünü ortaya koyuyor. Farklı kentlerdeki bu deneyimleri yerinde tanımayı, Nilüfer’deki çalışmalarımızı geliştirmek açısından önemsiyoruz.” Ziyarette heyet, yerel üreticinin korunması, kente sağlıklı ve sürdürülebilir gıda ulaştırılması ile kooperatif yönetiminde katılımcılık konularında deneyim paylaşımında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Migros’tan Türkiye’nin Yerli Hayvan Varlığını Güçlendirecek Yatırım Haber

Migros’tan Türkiye’nin Yerli Hayvan Varlığını Güçlendirecek Yatırım

Migros, et ırkı damızlık hayvan yetiştiriciliğini desteklemek, yerli besilik hayvan varlığını artırmak ve kırmızı et üretiminde sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamak amacıyla “Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği”ni hizmete açtı. 10 bin büyükbaş hayvan kapasitesine ulaşabilen çiftlik, Türkiye'de et ırkı damızlık hayvan varlığının artırılmasına yönelik uzun vadeli bir üretim modeli ortaya koyuyor. Angus ve Hereford et ırkı anaç sığırlardan ilk dönemde 600 buzağı elde edildi Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği’ne ilk etapta 3 bin 600 adet Angus ve Hereford et ırkı anaç sığır getirilerek verimliliği ve dayanıklılığı yüksek ırklar için üretime başlandı. Damızlık hayvanlardan ilk dönemde 600 buzağı doğumu gerçekleşti. Çiftlikte gebe hayvan sayısı hızla artırılarak yıllık 5.000 adet buzağı üretimi kapasitesiyle sürdürülebilir bir yapı oluşturuluyor. 140 bin metrekarelik operasyon alanında modern üretim altyapısı Toplam 140 bin metrekarelik operasyon alanı üzerine kurulan 9 Milyon Euro değerindeki tesiste, 36 bin metrekarelik yarı açık alanda 14 ahır, kapalı revir, 12 bin ton kapasiteli silaj depolama alanı, 5 bin metrekarelik kaba yem deposu ve 4 bin ton kapasiteli yer altı sıvı gübre tahliye merkezi bulunuyor. Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği, şu an için 1 milyar TL değerinde hayvan ve yem stoğu ile faaliyetini sürdürüyor. Çiftlikte, hayvanların yaşına, gelişim ve fizyolojik ihtiyaçlarına uygun kaba ve yoğun yemler tam otomasyonlu sistemlerle hazırlanıyor. Konusunda uzman veteriner hekimler, zooteknistler, ziraat mühendisleri ve veteriner teknikerlerden oluşan ekip tarafından hayvanların gelişimi, adaptasyon ve genetik ıslah süreçleri kayıtlı yetiştiricilik sistemleriyle yönetiliyor. Çiftlikte tüm et ırkı damızlık hayvanlar sektörde bir ilk olarak Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası güvencesi altında. Yerli üretim ve bölgesel ekonomiye katkı Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği aynı zamanda bölgesel ekonomiye de güçlü bir katkı sunuyor. Çiftliğin yem ihtiyacında kullanılan sezonluk bitkiler çevredeki çiftçilerden tedarik edilerek yerel üreticilere düzenli ve öngörülebilir bir pazar oluşturuluyor. Böylece yatırımın yarattığı ekonomik değer çiftlik sınırlarının ötesine taşınıyor. Meyve suyu üreticilerinden meyve posaları alınarak sıfır atık yaklaşımı ile döngüsel ekonomiye katkı sağlanıyor. Ekmel Baydur: “Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapımıza yeni anaçların Türkiye’de yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik” Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur; “Migros olarak, yılda 40 bin ton dana ve kuzu etini müşterilerimizle buluşturuyor, Türkiye'nin dört bir yanındaki yetiştiricilerimizden yılda yaklaşık 600 bin küçükbaş ve 100 bin büyükbaş hayvan tedarik ediyoruz. Besi çiftliğimiz ve MİGET et üretim işletmemizin yanında, bu zincirin ilk adımına katkı sağlayan damızlık hayvan çiftliğimizi hayata geçirdik. Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapıya, et ırkı damızlık hayvanların Türkiye’de çoğalmasını ve yeni anaçların burada yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik. Ölçeği, teknolojisi ve uçtan uca izlenebilirliğiyle bu yatırımın kırmızı et üretiminde Türkiye’ye kalıcı bir değer sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avcılar'da Türk ve Bulgar Gençler Yeşil Rekreasyon için Buluştu Haber

Avcılar'da Türk ve Bulgar Gençler Yeşil Rekreasyon için Buluştu

GENÇLER DOĞA VE ÇEVRE ETKİNLİKLERİNDE BULUŞTU İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa koordinatörlüğünde yürütülen “Ekransız Serbest Zaman: Yeşil Rekreasyonla Hayata Yeniden Bağlan projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinliğin son günü Avcılar’da yapıldı. Toplamda 22 kişinin katılımı ile gerçekleşen etkinlikte gençler; doğa yürüyüşleri, kürek, yoga, çevre temizliği gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, sıfır atık, döngüsel ekonomi, ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir yaşam konularında sunumlar ve grup çalışmaları yapıldı. AVCILAR BELEDİYESİ’NDEN GENÇLERE DESTEK Gençlerin çevre bilinci geliştirmesine katkı sunan ve doğayla iç içe sürdürülebilir bir yaşamı destekleyen Avcılar Belediyesi etkinlik alanının düzenlenmesine destek oldu. Gümüşpala Kent Parkı’nda gerçekleştirilen etkinliğe; belediyeye bağlı ekipler çadırların kurulması, su temini ve dinlenme alanlarının oluşturulması gibi ihtiyaçlara da katkı sağladı. Etkinliğe katılan gençler hem verimli bir gün geçirdi hem de ekran başında geçirdikleri serbest zamana alternatif olarak yüz yüze iletişimi deneyimledi. AVCILARLI GENÇLER DE PROJEYE KATILDI Avcılar’da gerçekleştirilen oryantiring etkinliğine Avcılar Süleyman Nazif Anadolu Lisesi’nden öğrencilerde gönüllü olarak katıldı. Genç gönüllüler, oryantiring etkinliğinin yürütülmesine destek verirken farklı ülkelerden gelen yaşıtlarıyla birlikte çalışma ve kültürlerarası etkileşim fırsatı buldu. Programın ardından proje yürütücüsü İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevim Güllü, Avcılar Belediyesi’nin sağladığı desteğin gençlerin doğa ve fiziksel aktiviteyle buluşması açısından önemli olduğunu belirterek Avcılar Belediyesi’ne, Avcılar İlçe Spor Müdürü Ersin Aksu’ya ve gönüllü lise öğrencilerine katkılarından dolayı teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.