Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Atık

Kapsül Haber Ajansı - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep Büyükşehir Çöp Depolama Sahasında Organik Üretimle Yılda 28 Ton Hasat Yapıyor Haber

Gaziantep Büyükşehir Çöp Depolama Sahasında Organik Üretimle Yılda 28 Ton Hasat Yapıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda çöpten elde edilen enerjiyle kurulan modern domates ve çilek seralarını gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Topraksız tarım teknolojisiyle üretim yapılan seralarda domates hasadına katılan Şahin, çevreci üretim modelinin hem enerji verimliliğine hem de organik tarıma katkı sunduğunu belirtti. ATIK ISI TARIMSAL ÜRETİME DÖNÜŞÜYOR Çevre Koruma, Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kontrolünde işletilen Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda düzenli depolanan katı atıklardan oluşan metan gazı, gaz motorları aracılığıyla elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Elektrik üretimi sırasında ortaya çıkan atık ısı ise seraların ısıtılmasında kullanılarak tarımsal üretime kazandırılıyor. Gaz motorlarının ceket ısısından elde edilen yaklaşık 80 derece sıcaklıktaki suyla toplam 1.400 metrekare üretim alanı ve 120 metrekare ısı merkezinden oluşan tesiste, 1.200 metrekare kapalı alanda tam otomatik topraksız tarım gerçekleştiriliyor. Hindistan cevizi kabuğunda yetiştirilen ve özel LED aydınlatmalarla fotosentez süresi artırılan seralarda yılda yaklaşık 20 ton domates ve 8 ton çilek üretiliyor. Seraların tüm enerji ihtiyacı ise çöpten elde edilen elektrikten karşılanıyor. ŞAHİN: “ÇÖPTEN ORGANİK ÜRETİME GEÇEN BİR HİKAYE OLUŞTURUYORUZ” İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Yaptığımız iklim master planında çöpün efektif olarak dönüşümünü sağlamak çok önemliydi. İlk etapta burada açığa çıkan ısı ile çilek seramızı oluşturmuştuk. Daha sonra domates seramızı da hazırladık. Gerçekten organik ürünlere çok ihtiyacımız var. Şu anda o kadar güzel bir koku var ki seramızda yoğun bir domates kokusu hakim etrafa. Çıkan ürünlerin hepsini de 65 yaş ve üstü vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtıyoruz. Bu yaptığımız çalışmalardan dolayı sıfır atığa en yakın dünyadaki 20 şehirden bir tanesi olduk.” dedi. HEDEF İLK 3 ŞEHİR ARASINA GİRMEK Şahin, Gaziantep’in çevre alanındaki uluslararası hedeflerine de değinerek, “Şu an COP31’e hazırlanıyoruz. Kasım ayında Antalya’da olacak ve dünyanın dört bir yanından gelen çevre bakanlarına ev sahipliği yapılacak. Burada projeler konuşulacak. Biz de Gaziantep Modeli ile bu yaptığımız çalışmaları orada anlatacağız. Bu çalışmalarımızla da sıfır atığa en yakın ilk 3 şehir arasına girmeyi hedefliyoruz. Biz karıncalar gibi çalışıp dev eserler üreten bir ekibiz.” diye konuştu. TESİSTE GÜNLÜK 2 BİN TON ATIK ENERJİYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi’ne günlük yaklaşık 2 bin ton evsel atık ulaşıyor. Düzenli depolama yöntemiyle oluşan metan gazından elektrik enerjisi üretilirken, tesis yaklaşık 4 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede enerji üretiyor. ATIKTAN ENERJİ, ENERJİDEN ORGANİK ÜRETİM Elektrik üretimi sırasında gaz motorlarından açığa çıkan atık ısı, tesis bünyesindeki seralarda değerlendirilerek organik domates ve çilek üretiminde kullanılıyor. Böylece atıklar yalnızca enerjiye değil, sürdürülebilir tarımsal üretime de katkı sağlıyor. Seralarda organik üretimin desteklenmesi amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Oğuzeli Hayvansal Atık Biyogaz Santrali’nde üretilen organik gübreler kullanılıyor. Çöp depolama sahasının elektrik enerjisi ihtiyacı ise Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait güneş enerji santrallerinden karşılanıyor. DÖNGÜSEL EKONOMİ MODELİ HAYATA GEÇİRİLİYOR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tesiste ortaya çıkan hiçbir yan ürünü israf etmeden döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendiriyor. Çöpten elde edilen metan gazı elektrik üretiminde, elektrik üretiminden ortaya çıkan atık ısı seralarda, biyogaz tesisinden elde edilen organik gübre tarımsal üretimde kullanılırken, tesisin enerji ihtiyacı da güneş enerji santrallerinden karşılanıyor. Bu uygulamalarla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, katı atık yönetiminden enerji üretimine, organik tarımdan yenilenebilir enerji kullanımına kadar uzanan çevreci ve sürdürülebilir belediyecilik anlayışını hayata geçirerek döngüsel ekonomi modeline örnek bir uygulama ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Düzce'de Atık Yağ Kampanyası Sürüyor Haber

Düzce'de Atık Yağ Kampanyası Sürüyor

Lavabo, kanalizasyon ve toprağa dökülen bitkisel atık yağlar; su kaynaklarının kirlenmesine, kanalizasyon hatlarının tıkanmasına ve çevresel kirliliğin artmasına neden olurken, geri dönüşüme kazandırılan atık yağlar ise farklı alanlarda işlenerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Düzce Belediyesi de sıfır atık bilinci ile yürüttüğü kampanya sayesinde hem çevrenin korunmasına katkı sağlıyor hem de vatandaşlarda geri dönüşüm farkındalığını artırmayı hedefliyor. Kampanyadan yararlanmak isteyen vatandaşların, evlerinde kullandıkları bitkisel atık yağları temiz bir plastik şişe içerisinde biriktirerek en az 5 litre olacak şekilde teslim etmeleri yeterli oluyor. Teslim edilen her 5 litre bitkisel atık yağ karşılığında vatandaşlara 1 litre sıvı yağ hediye ediliyor. ANAOKULUNDAN DUYGULANDIRAN DAVRANIŞ Düzce’de faaliyetlerini sürdüren bir anaokulunun aileleri organize etmesi ile elde edilen 35 litre yağa karşılık hediye edilen sıvı yağlar, okul yönetiminin isteği üzerine ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak için Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne teslim edildi. Anaokulu yönetimi ve ailelerin duyarlı davranışı büyük takdir toplarken sosyal medyada da ilgi odağı oldu. Düzce Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü yetkilileri, atık yağ kampanyası başta olmak üzere geri dönüşüme karşı bireysel ve toplumsal katkıların çevrenin korunması konusunda büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, tüm vatandaşları kampanyaya destek vermeye davet etti. Yetkililer, atık yağların lavaboya dökülmesi yerine geri dönüşüme kazandırılmasının gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir bir çevre bırakılmasına önemli katkı sağlayacağını belirtti. ATIK YAĞLAR ADRESTEN TESLİM ALINIYOR Kampanya hakkında detaylı bilgi almak ve atık yağ teslimiyle ilgili talepte bulunmak isteyen vatandaşlar, 0533 788 81 81 numaralı WhatsApp hattı veya ALO 153 Beyaz Masa üzerinden Düzce Belediyesi ile iletişime geçebiliyor. Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler belli aralıklarla başvuruda bulunan vatandaşların adreslerine giderek atık yağları bizzat topluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Banvit MBRF Dünya Limit Aşım Günü’nde Çocuklarla Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Buluştu Haber

Banvit MBRF Dünya Limit Aşım Günü’nde Çocuklarla Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Buluştu

Küresel Ayak İzi Ağı'nın (Global Footprint Network) verilerine göre bu yıl 30 Temmuz olarak açıklanan Dünya Limit Aşım Günü, insanlığın bir yıl içinde tükettiği doğal kaynakların, gezegenin aynı yıl içerisinde yeniden üretebileceği miktarı aştığı sınırı temsil ediyor. Bugün insanlık, doğanın yenileyebileceğinden yaklaşık %73 daha fazla kaynak tüketirken, Türkiye’nin ise 2026 yılı kaynaklarını 6 Haziran itibarıyla tükettiği raporlandı. Ortaya çıkan bu tablo, kaynakların verimli kullanılmasını, gıda israfının azaltılmasını ve sürdürülebilir adımların hızla hayata geçirilmesini kritik bir zorunluluk haline getiriyor. Çevreye duyarlı üretim anlayışını tüm iş süreçlerinin merkezine koyan Banvit MBRF ise, karbon ayak izini azaltma, su kaynaklarını koruma, geri dönüştürülebilir ambalaj tercihleri ve sıfır atık prensipleriyle doğaya olan sorumluluğunu yerine getiriyor. Şirket, kurumsal operasyonlarının yanı sıra toplumsal farkındalık projeleriyle de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor. Dönüştüren eller sürdürülebilir gıda için bir araya geldi 2008 yılından bu yana sürdürdüğü Akıllı Çocuk Sofrası projesi kapsamında gıda israfı ve sorumlu tüketim bilinci konularında çocukların farkındalık düzeyini artırmak için çalışmalar yapan Banvit MBRF, KidZania İstanbul’daki Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’nde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Dünya Limit Aşım Günü özelinde gerçekleştirilen “Dönüştüren Eller Atölyesi” buluşmasında çocuklar, öncelikle Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’ni ziyaret ederek, gıda israfı ve kaynakların sorumlu kullanımı hakkında bilgi edindiler. Ardından gerçekleştirilen atölyede organik atıkları kullanarak kendi mini kompostlarını hazırlayan çocuklar; dönüşümün, toprağa katkı sağlamanın ve doğayı korumanın önemini eğlenceli ve uygulamalı bir şekilde keşfederek sürdürülebilir tüketim yolculuğunda önemli bir adım attılar. Dünya Limit Aşım Günü kapsamında değerlendirmede bulunan Banvit MBRF Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Gökçe Uysal Kürer, geleceği çocuklarla birlikte dönüştürmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “İnsanlık olarak 30 Temmuz itibarıyla gezegenimizin bir yıllık doğal kaynak hakkını tüketmiş durumdayız. Türkiye’de ise bu sınırı ne yazık ki 6 Haziran’da aşarak geleceğimizden ödünç almaya başladık. Bu durum, kaynakları verimli kullanmayı ve gıda israfını önlemeyi hepimiz için bir tercih değil, hayati bir sorumluluk haline getiriyor. Biz de bu sorumluluğun bilinciyle, Banvit MBRF olarak tesislerimizdeki su geri kazanımından sıfır atık hedeflerimize kadar her adımda doğayı koruma bilinciyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliğin kalıcı bir dönüşüme ulaşması ise ancak yeni nesillerin bu bilinci benimsemesiyle mümkün. 2008’den bu yana sürdürdüğümüz Akıllı Çocuk Sofrası projemiz ve geçtiğimiz yıl kapılarını açtığımız Banvit Sürdürülebilir Gıda Merkezi’miz ile çocuklarımıza gıdanın değerini ve sorumlu tüketimi öğretiyor, daha yaşanabilir bir dünyayı onlarla birlikte inşa ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASUNIM’den Marmara Çimento’ya 8,8 MWp’lik GES Yatırımı Haber

ASUNIM’den Marmara Çimento’ya 8,8 MWp’lik GES Yatırımı

ASUNIM, Üstyapı İnşaat Grup şirketlerinden YD Madencilik A.Ş.'ye ait Marmara Çimento için Bilecik'te inşa ettiği 8,8 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi santralini başarıyla tamamlayarak devreye aldı. 5.1.h kapsamında hayata geçirilen proje ile Marmara Çimento'nun elektrik ihtiyacının önemli bir bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanacak. Santral sayesinde tesisin enerji maliyetlerinin azaltılması sağlanırken, karbon emisyonlarının düşürülmesine de önemli katkı sunulacak. Konu hakkında yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "ASUNIM olarak, Üstyapı İnşaat Grup şirketlerinden YD Madencilik A.Ş.'ye ait Marmara Çimento için Bilecik'te, 5.1.h kapsamında hayata geçirdiğimiz 8.8 MWp kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesini başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Devreye alınan santral ile Marmara Çimento - YD Madencilik A.Ş.'nin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanacak; böylece hem enerji maliyetlerinin azaltılmasına hem de karbon emisyonlarının düşürülmesine katkı sağlanacaktır. Sıfır Atık yaklaşımı doğrultusunda sürdürülebilir üretim hedefleriyle faaliyetlerini sürdüren Marmara Çimento'nun temiz enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. Bu değerli projede emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve proje paydaşlarımıza teşekkür eder; projenin Marmara Çimento ve ülkemizin sürdürülebilir enerji hedefleri için hayırlı olmasını dileriz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, COP31 Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, COP31 Raporunu Yayımladı

Raporda, COP31 hazırlık sürecinde küresel iklim gündemini şekillendiren başlıklar değerlendirilirken, Türkiye'nin düşük karbonlu kalkınma hedefleri doğrultusunda öncelikli politika alanları, iklim finansmanı, enerji dönüşümü, sanayide karbonsuzlaşma ve iklim değişikliğine uyum alanlarında öne çıkan dönüşüm fırsatları kapsamlı şekilde ele alınıyor. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB), global sürdürülebilirlik yaklaşımlarını Türk iş dünyasına entegre ederek, şirketlere stratejik ve operasyonel sürdürülebilirlik danışmanlığı sunan iştiraki Escarus iş birliği ile hazırladığı, "COP31’e Doğru: Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı" başlıklı raporu yayımlandı. Rapor, COP31 hazırlık sürecini Paris Anlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) sonrasında başlayan yeni uygulama döneminin önemli bir aşaması olarak ele alırken, iklim hedeflerinin belirlenmesinden çok uygulanmasına odaklanan yeni döneme dikkat çekiyor. Raporda, Bonn İklim Konferansı'nın ardından Londra İklim Eylemi Haftası'nda uluslararası paydaşlarla paylaşılan COP31 Eylem Gündemi kapsamında Türkiye'nin benimsediği "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" vizyonuyla COP31'i bir "Uygulama COP'u" olarak konumlandırdığı belirtiliyor. Bu doğrultuda sıfır atık, temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, iklim dirençli şehirler ve İklim Uygulama Köprüsü girişimi öncelikli uygulama alanları arasında öne çıkıyor. İklim eyleminin özel sektörün, finans kuruluşlarının ve teknolojik yeniliklerin birlikte yön verdiği çok paydaşlı bir dönüşüm süreci olarak öne çıktığı vurgulanan raporda, bu çerçevede Türkiye'nin iklim finansmanına erişim kapasitesini güçlendirmeye ve sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföyünü geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırdığı ifade ediliyor. Raporda ayrıca enerji dönüşümünün iklim politikalarının yanı sıra, ekonomik güvenliğin, sanayi politikalarının ve ulusal güvenlik stratejilerinin de temel unsurlarından biri haline geldiğine dikkat çekiliyor. Jeopolitik gerilimlerin enerji arz güvenliği risklerini petrol ve doğal gazın ötesine taşıyarak elektrik altyapısı, kritik mineraller ve temiz enerji teknolojilerini de kapsayan daha geniş bir kırılganlık alanı oluşturduğu ifade ediliyor. Bu kapsamda, fiyat istikrarı ve enerji güvenliği açısından elektrifikasyonun özellikle sanayi ve ulaşım sektörlerinde yaygınlaştırılması ile enerji ve şebeke yatırımlarının birlikte ele alınmasının öneminin altı çiziliyor. Rapora ilişkin değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan “Bu yıl ilk kez ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e giderken TSKB ve Escarus olarak hazırladığımız bu kıymetli raporla pek çok önemli başlığı detaylandırıyoruz. Raporda, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları'nın (NDC) uygulanmasını desteklemeyi, ulusal öncelikleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmeyi ve iklim finansmanına erişimi kolaylaştırarak uygulama kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen yenilikçi bir girişim olarak Türkiye liderliğinde geliştirilen İklim Uygulama Köprüsü mekanizması gibi pek çok önemli konu yer alıyor. Bir yandan küresel iklim yönetişimindeki güncel gelişmeleri detaylıca değerlendirirken diğer yandan jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin iklim politikaları üzerindeki etkilerine ilişkin stratejik bir perspektif sunuyoruz. Bu çalışmanın COP31’e doğru ülkemizin çok yönlü kalkınma hedefleri doğrultusunda değer yaratan tüm paydaşlarımıza fayda sağlamasını umuyoruz.” diye kaydetti. Rapordan öne çıkan değerlendirmeler: İklim eylemi kamu politikalarının ötesine geçerek özel sektör, finans sektörü ve teknolojik yeniliklerin yön verdiği çok paydaşlı bir dönüşümü gerektiriyor. Türkiye, iklim finansmanına erişim kapasitesini güçlendirmeye ve sanayide düşük karbonlu yatırımları destekleyecek proje portföyünü geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırıyor. Bu kapsamda yürütülen ulusal kapasite geliştirme ve sanayide karbonsuzlaşma girişimleri, politika çerçeveleri ile finansal sistem arasındaki uyumu güçlendirerek özel sektör yatırımlarının önünü açmayı hedefliyor. Fiyat istikrarı ve enerji güvenliği açısından kritik bir konu olan elektrifikasyonun başta sanayi ile ulaşım sektörlerinde yaygınlaştırılması ve enerji-şebeke yatırımlarıyla birlikte ele alınması gerekiyor. İklim değişikliğine uyum yatırımlarının hızlandırılmasında kamu ve özel sektörün eşgüdümlü hareket etmesi, özel sektör yatırımlarının artırılması ve finansal teşviklerin güçlendirilmesi, uyum finansmanının ölçeklenebilmesinde önemli bir rol oynuyor. Finans kuruluşlarının fiziksel iklim risklerini; kredi tahsis, yatırım ve risk yönetimi süreçlerine entegre etmeleri ve sermaye akışlarını iklime dayanıklı yatırımlara yönlendirmeleri önem kazanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik; sermaye maliyetlerinin düşürülmesi, garanti ve sigorta gibi risk paylaşım araçlarının yaygınlaştırılması ve çok taraflı finans kuruluşlarının daha etkin rol üstlenmesi öncelik kazanıyor. Finansmanın tekil projeler yerine ülke düzeyindeki stratejik yatırım planlarıyla ilişkilendirilmesi, teknik kapasite, veri altyapısı ve ortak standartların geliştirilmesi de yatırım akışlarının hızlandırılmasında belirleyici hale geliyor. Su yönetimi, iklim değişikliğine uyum politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele alınıyor. Su güvenliğinin sağlanması için iklim dirençli altyapıların yaygınlaştırılması, dijital teknolojilerden yararlanılması ve alternatif su kaynaklarına yönelik yatırımların hızlandırılması önem taşıyor. Adil geçiş, iklim hedeflerine ulaşırken yeni sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri önlemeyi hedefliyor. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin sektörler ve bölgeler üzerindeki farklı etkileri dikkate alınarak geliştirilecek politika ve destek mekanizmaları, dönüşümün daha kapsayıcı ve uygulanabilir şekilde ilerlemesini sağlayacak temel unsurlar arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir İklim Nötr Kent Olmayı Hedefliyor Haber

İzmir İklim Nötr Kent Olmayı Hedefliyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede yeni bir dönemi başlatıyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve Belediye Meclisi'nce onaylanan güncellenmiş Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP), kentin iklim hedeflerini 2050 yılına taşıdı. Bilimsel veriler, güncel emisyon projeksiyonları ve kapsamlı risk analizleri doğrultusunda hazırlanan plan, İzmir'in düşük karbonlu, iklim değişikliğine dirençli ve sosyal açıdan adil bir geleceğe ulaşması için yol haritası sunuyor. İzmir’in geleceğine stratejik yatırım Güncellenen SECAP; yenilenebilir enerji yatırımlarından enerji verimliliğine, sürdürülebilir ulaşımdan iklim uyum çalışmalarına, enerji yoksulluğuyla mücadeleden katılımcı yönetişime kadar geniş bir perspektif ortaya koyuyor. İzmir, 2050 yılı için belirlediği “İklim Nötr Kent” hedefiyle, iklim krizine karşı yalnızca önlem alan değil, aynı zamanda dönüşüme yön veren kentler arasında yer alma kararlılığını sürdürüyor. İzmir’den “İklim Nötr Kent” taahhüdü Güncellenen Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) kapsamında İzmir, 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını nötrleyerek "İklim Nötr/Net Sıfır Kent" olma hedefini benimsedi. Yapılan projeksiyonlar, ilave önlemler alınmaması halinde kentin sera gazı emisyonlarının artmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Plan kapsamında belirlenen eylemlerle bu artışın önüne geçilmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir kent dönüşümünün sağlanması amaçlanıyor. Kimsenin geride kalmadığı iklim politikası Güncellenen SECAP'ın en önemli başlıklarından birini iklim adaleti yaklaşımı oluşturuyor. Teknik bir emisyon azaltım planının ötesine geçen çalışma, enerjiye erişimdeki eşitsizlikleri azaltmayı ve dezavantajlı kesimlerin iklim politikalarından eşit şekilde yararlanmasını hedefliyor. Bu doğrultuda, özellikle eski yapı stokunun yoğun olduğu ve enerji maliyetlerinin haneler üzerinde baskı oluşturduğu bölgeler için enerji yoksulluğuyla mücadeleye yönelik özel eylemler geliştirildi. Plan kapsamında, yeterli ısınma ve soğutma hizmetine erişemeyen, enerji faturalarını karşılamakta güçlük çeken hanelere yönelik destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi öngörülüyor. İklim politikalarında yurttaşların da sözü var İzmir’in yeni iklim vizyonunda katılımcı yönetim anlayışı da önemli bir yer tutuyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi” çalışmalarıyla, kentin demografik yapısını temsil eden 50 yurttaşın katılımıyla doğa temelli çözümler, yeşil alanlar, su yönetimi ve sağlık alanlarında politika önerileri geliştirildi. Yurttaşların oluşturduğu öneriler raporlanarak SECAP 2050 Planı’na entegre edildi. Böylece kent sakinlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve akademinin iklim politikalarının oluşturulması sürecine doğrudan katılımı sağlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Liderleri Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okuyor Haber

Geleceğin Liderleri Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okuyor

Çocukların erken yaşta toplumsal ve ekonomik farkındalık kazanmasını destekleyen proje; sadece öğrencileri değil, öğretmen ve velileri de kapsayan bir öğrenme ve üretim alanı sundu. Finalist Gruplar Sosyal ve Finansal Sorunlara Meydan Okudu Finale kalmaya hak kazanan 5 okul, projelerini kampta sergiledi. Kamp süresince yaratıcı fikirlerini yarıştıran finalist okullar ve gruplar şu şekilde sıralandı: Sıfır Atık Liderleri – (Isparta- Alaybeyoğlu İlkokulu)Parlayan Yıldızlar – (Lüleburgaz- Tek Ortaokulu)Sıfır Karbon Kuşağı – (Çankırı- Güneş İlkokulu)MECİVİÇE – (Rize- Sümer Ortaokulu)Kulp'un İncileri – (Diyarbakır- Akbulak İlkokulu / Aygün Sarıçoban İlkokulu) İlham, Eğlence ve İnovasyon Dolu 3 Gün Üç güne yayılan dinamik kamp programı; çocukların problem tanımlama, çözüm geliştirme, planlama ve etkili sunum becerilerini deneyim odaklı bir yaklaşımla pekiştirdi. Katılımcılar kamp boyunca, ilk günkü tanışma ve takım ruhunu pekiştiren oyunlardan ilham verici Miniatürk gezisine kadar çok yönlü bir süreçten geçti. Fikir geliştirme süreçlerini destekleyen eğlenceli ve dinamik açık hava oyunlarıyla enerji depolayan öğrenciler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından programın son gününde projelerini jüri önünde sundu ve büyük bir heyecanla sonuçların açıklandığı kapanış törenine katıldı. “Daha bilinçli bir toplumun temellerini atıyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Kurucusu ve daimî destekçisi olmaktan büyük gurur duyduğumuz Öğretmen Akademisi Vakfı çatısı altında; öğretmenlerimizin gelişimini desteklerken, çocuklarımızın da toplumsal, ekonomik ve çevresel sorunlara duyarlı bireyler olarak yetişmesine katkıda bulunuyoruz.. 5 Taş Sosyal ve Finansal Liderlik Programı kapsamında düzenlediğimiz Çözüm Kampı, yeni nesillerin erken yaşta sorumluluk alarak birlikte çözüm üretmelerine imkan sağlayan çok kıymetli bir platform sunuyor. Geleceğin liderleri olarak gördüğümüz çocuklarımızın potansiyeline ve yaratıcı fikirlerine yatırım yaparak, geleceğin daha kapsayıcı ve bilinçli toplumunun temellerini birlikte atmaktan mutluluk duyuyoruz." “Birlikte üretmenin değerini deneyimliyorlar” ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy, programın etkilerine ilişkin değerlendirmelerini şu sözlerle aktardı: "ÖRAV olarak, çocuklarımızın kendi yaşamlarından yola çıkarak düşünmelerini, birlikte çözüm üretmelerini ve sorumluluk almalarını destekleyen öğrenme deneyimleri tasarlıyoruz. 5 Taş Sosyal ve Finansal Liderlik Programı kapsamında gerçekleştirdiğimiz Çözüm Kampı, bu yaklaşımımızın sahadaki en güçlü ve ilham verici örneklerinden biri oldu. Çocuklarımızın kendi fikirlerine sahip çıkmalarını, takım olmayı ve üretmenin değerini yaşayarak öğrenmelerini görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu değerli programı Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklara ulaştırmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor Haber

İş Dünyası Küresel Belirsizliklere Rağmen Sürdürülebilirlik Dönüşümünden Geri Adım Atmıyor

İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kurallarının yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye iş dünyası yeşil dönüşümde vites yükseltiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle küresel ticaret kuralları yeniden şekillenirken, Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirlik yatırımlarına yönelik artan yatırım iştahı ve dönüşüm kapasitesine duyduğu güvenle dikkat çekiyor. Dünyanın en güçlü sürdürülebilirlik ağlarından biri olan World Business Council for Sustainable Development (WBCSD) tarafından her yıl yayımlanan ve iş dünyasının net sıfır rotasını çizen “Business Breakthrough Barometer” raporunda, bu yıl ilk kez Türkiye’ye özel derinlemesine analiz gerçekleştirildi. SKD Türkiye’nin elektrik, inşaat, gıda, perakende, finans, içecek, kimya, endüstriyel ekipman ve havayolu gibi sektörlerden üye şirketlerin katılımıyla hazırlanan çalışmada, Türkiye küresel ölçekte mercek altına alınan dört özel ülkeden biri oldu. Küresel sonuçları 22 Haziran’da İngiltere’deki London Climate Action Week kapsamında dünyaya duyurulan raporun Türkiye’ye özel sonuçları ise 8 Temmuz’da düzenlenen Türkiye lansmanında açıklandı. İş dünyasının net sıfır stratejilerine ve iklim risklerine yaklaşımına ışık tutan rapor, Türkiye’deki şirketlerin yatırım iştahı, rekabetçilik, dayanıklılık ve uluslararası iş birliklerine yaklaşımını, küresel eğilimlerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş’ın ana konuşmacı olarak katıldığı Türkiye lansmanında açıklanan sonuçlar, COP31 öncesinde Türkiye iş dünyasının dönüşüm gündemine ilişkin önemli mesajlar ortaya koydu. Araştırmada Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik dört önemli gösterge ortaya çıktı. Buna göre Türkiye'de; 1. Şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamaya baktığımızda bu oran yüzde 54. Aradaki fark oldukça dikkat çekici. 2. Şirketlerin tamamı sürdürülebilirliği uzun vadeli rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ölçekte bu oran yüzde 92 seviyesinde. 3. Şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalama ise yüzde 46. 4. Şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Türkiye, dönüşüm yatırımlarında küresel ortalamanın üzerinde Araştırmaya Türkiye’den katılan şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını ifade ediyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 54 seviyesinde kalıyor. Aradaki bu dikkat çekici fark, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirliği artık bir maliyet unsuru olarak değil, rekabet gücünü korumanın ve yeni fırsatlar yaratmanın bir aracı olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Yatırım konusunda dikkat çeken bir diğer önemli veri de şirketlerin öngörülebilirlik beklentisi. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünüyor. Küresel ortalamada ise bu oran yüzde 46. Bu veri, destekleyici tedbirlerin yatırım kararlarında etkili olduğuna dikkat çekiyor. Öte yandan şirketlerin yüzde 97'si dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağını belirtiyor. Tüm bu bulgular, Türkiye iş dünyasının dönüşümün gerekli olup olmadığını tartışmadığını, dönüşümün daha hızlı, daha rekabetçi ve daha etkin nasıl gerçekleştirileceğini vurguluyor. Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği riskleri yöneten bir gündem olarak görüyor Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarının hangi motivasyonla yürüttüklerine bakıldığında, ilk sırada rekabet avantajı geliyor. Şirketlerin yüzde 100'ü sürdürülebilirliği uzun vadeli bir rekabet avantajı olarak görüyor. Küresel ortalamada bu oran yüzde 92’de kalıyor. İkinci sırada dayanıklılık ve risk yönetimi geliyor. Türkiye’deki şirketler sürdürülebilirliği, küresel ortalamaya kıyasla çok daha güçlü biçimde risk yönetiminin ve iş sürekliliğinin bir parçası olarak görüyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 74’ü, küresel ortalamada ise yüzde 50’si dayanıklılık ve risk yönetimine öncelik veriyor. Üçüncü sırada ise regülasyonlara uyum geliyor. Türkiye'de bu oran yüzde 67’iken, küresel ortalamada yüzde 51 seviyesinde. Bu da özellikle Avrupa Birliği ile entegre çalışan şirketlerin, değişen düzenlemeleri yalnızca bir uyum yükümlülüğü olarak değil, pazara erişimini ve rekabet gücünü korumanın önemli bir unsuru olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Buna karşılık müşteri talebi (yüzde 26) ve itibar/sosyal lisans (yüzde 19) gibi motivasyonlar daha geride kalıyor. Bu da Türkiye'de sürdürülebilirlik çalışmalarının şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve operasyonel sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla yürütüldüğüne işaret ediyor. Türkiye iklim risklerine maliyet olarak bakıyor Araştırmaya göre Türkiye iş dünyası, iklim risklerini ekonomik etkileri üzerinden değerlendiriyor. Şirketler açısından emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan maliyet baskısı ve pazara erişim ile rekabetçiliğin korunması gibi başlıklar öne çıkıyor. Bu nedenle iklim risklerinin etkin yönetimi yalnızca çevresel etkileri azaltmak açısından değil, şirketlerin uzun vadeli dayanıklılığını ve rekabet gücünü koruyabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Dönüşümün maliyeti ve finansmanı öncelikli unsur Türkiye’de şirketlerin yüzde 89’u dönüşüm sürecini yönetebileceklerine inanıyor. Küresel ortalamada ise şirketlerin yüzde 74’ü hemfikir. Bununla birlikte, Türkiye’de şirketlerin yüzde 42’si dönüşüm sürecinin daha belirsiz ilerleyeceğini düşünüyor. Küresel ortalamada bu oran yaklaşık yüzde 70’e çıkıyor. Bu da küresel iş dünyasında geçiş sürecinin belirsiz ilerleyeceği kaygısının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki şirketler ise dönüşüm sürecinin zorluklarını görüyor ancak kendi planlama kapasitelerine güveniyorlar. Bu aşamada geçiş maliyetinin nasıl yönetileceği, finansmanın nasıl sağlanacağı ve rekabetçiliğin nasıl korunacağı önem kazanıyor. Bu nedenle Türkiye’de geçiş riskinin daha çok ekonomik çerçeveyle ele alınması gerekiyor. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırma sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Türkiye’nin bu yıl ilk kez Business Breakthrough Barometer kapsamında özel deep-dive ülke analiziyle yer almasına katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu araştırmayı değerli kılan en önemli özellik, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir gündem olarak ele almaması. Bize şirketlerin iklim dönüşümünü yatırım kararları, rekabetçilik, dayanıklılık ve risk yönetimi açısından nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Bu yıl Türkiye'nin sonuçlarını ilk kez küresel bulgularla karşılaştırma imkanına sahibiz. Bu sayede hem nerede olduğumuzu hem de hangi alanlarda küresel ortalamanın üzerinde performans gösterdiğimizi görebiliyoruz. Türkiye'de sürdürülebilirlik artık yalnızca bir niyet beyanı değil. Şirketlerin yatırım kararlarını, büyüme stratejilerini ve rekabetçilik anlayışını şekillendiren temel başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Bu da aslında Türkiye iş dünyasının dönüşüme bakışında önemli bir olgunlaşmaya işaret ediyor. COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan ülkemiz açısından araştırmanın sonuçları güçlü bir referans niteliği taşıyor.” Ediz Günsel, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dört alanı aynı anda yönetmesi gerektiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Türkiye’nin bulguları güçlü bir yatırım iştahı olduğunu, bununla birlikte dönüşümü dört alanı aynı anda yöneterek hayata geçirmek zorunda olduğunu gösteriyor. Bir yanda yatırım ihtiyacı var. Şirketler dönüşüme kaynak ayırıyor ve bunu uzun vadeli büyüme kararlarının bir parçası olarak görüyor. Diğer yanda dayanıklılık var. İklim etkileri şirketler açısından maliyet, kaynak güvenliği ve operasyonel süreklilik meselesi haline gelmiş durumda. Bununla birlikte rekabetçilik de kritik bir konu. AB değer zincirleri, standartlar, pazar erişimi ve finansmana erişim; dönüşümün şirketlerin rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Ve son olarak iş birliği. Bu geçişin yalnızca şirketlerin kendi başına taşıyabileceği bir süreç olmadığı açık. Kamu politikaları, finansman mekanizmaları ve uluslararası uyum aynı yönde ilerlemeli. Dolayısıyla Türkiye’nin hikayesi, bu dört alanı aynı anda yöneterek dönüşümü uygulamaya, dönüştürmeye çalışan bir ekonomi hikayesi.” Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, basın toplantısında yaptığı konuşmada şunları vurguladı: “Bizim bir amacımız var: Daha yaşanabilir, daha adil, daha müreffeh bir dünya istiyoruz. Ev sahipliği yapacağımız COP31'i Türkiye'nin ve bölgenin ciddi bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bu bağlamda kamu kurumlarımızda çok ciddi hazırlıklar yürütüyoruz. İklim ve çevre bağlamındaki regülasyonların güçlenerek, kamu sistematiğinde sahiplenilmesiyle alakalı önemli bir adım atıyoruz. Sıfır Atık Vakfı’nın ana paydaşlarından biri olduğu Londra İklim Eylem Haftası’nda ortak görüşümüz, iş dünyasının iklim ve çevre süreçlerine güçlü bir şekilde dahil edilmemesi halinde, gerçek sonuçlar elde etmemizin mümkün olmadığıydı. Bunun için ortak çalışma kültürümüzü güçlendirmeliyiz. Dünyada iki farklı kutup var. Bir yandan elektrifikasyonu ve yeşil enerjiyle kalkınmayı konuşurken, diğer yandan elektriğe erişimi olmayan 800 milyon insanı desteklemenin yollarını da konuşmalıyız. İşte COP31'de biz bu iki kutbu da aynı masaya oturtmak istiyoruz.” İş dünyasının COP31 sürecine etkin bir şekilde dahil olmasını istediklerini kaydeden Samed Ağırbaş, “193 ülkeden devlet temsilcilerinin Antalya'da buluşacağı COP31'de iş dünyasını, sivil toplumu ve akademiyi de sürece güçlü bir şekilde entegre etmeyi amaçlıyoruz. SKD Türkiye de önemli çalışmalar yürütüyor. Türkiye’nin bu yıl Business Breakthrough Barometer araştırmasına dahil edilmesi de önemli bir başlık. Başarılı bir COP toplantısı inşa etmek istiyorsak, başarılı bir dönüşüm, değişim inşa etmek istiyorsak, bu salondaki bütün bireyler ve bütün dinleyicilerimizle omuz omuza çalışmak zorundayız. Daha yaşanılabilir dünya için beraber çalışmalıyız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.