Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Emisyon

Kapsül Haber Ajansı - Sıfır Emisyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Emisyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MAN'ın Elektrikli Kamyon Hamlesi: İlk Yılda 1.300 Araç Üretildi Haber

MAN'ın Elektrikli Kamyon Hamlesi: İlk Yılda 1.300 Araç Üretildi

Elektrikli kamyonların seri üretiminin başlamasının üzerinden bir yıl geçen MAN Truck & Bus, bu süreçte yaklaşık 1.300 ağır sınıf elektrikli kamyonun seri üretimini gerçekleştirdi. Münih tesisindeki üretimle birlikte elektrikli kamyonlar, MAN’ın seri üretim faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Elektrikli kamyonlar, aynı zamanda MAN'ın yerel emisyonsuz yük taşımacılığına yönelik dönüşümünün de temel yapı taşlarından biri hâline geldi. Karma üretimde bir yıllık deneyim Bir yıl önce tamamen yeni bir üretim yaklaşımıyla başlayan süreç, kısa sürede sağlam bir endüstriyel konsept olarak kendini kanıtladı. Münih'teki merkez fabrikada MAN TGS ve TGX kamyon modellerinin elektrikli ve dizel versiyonları, tek bir hat üzerinde tamamen entegre karma üretim sistemiyle üretiliyor. Bu esnek yapı sayesinde araçlar, tahrik sisteminden bağımsız olarak müşteri siparişlerine ve pazar ihtiyaçlarına göre üretilebiliyor. MAN'ın Münih tesisinde günlük üretim kapasitesi, tahrik sistemi fark etmeksizin yaklaşık 100 kamyon seviyesinde bulunuyor. MAN Truck & Bus Üretimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Michael Kobriger, ilk yılın değerlendirmesinde şunları söyledi: "Elektrikli ve dizel kamyonların tek bir hat üzerinde üretilmesi, seri üretimin ilk yılında başarısını kanıtladı. Bu yapı, MAN'a talep yönetimi, model çeşitliliği ve teslimat performansı açısından yüksek esneklik sağlıyor. İddialı kalite standartlarımız doğrultusunda müşterilerimizi geleceğe giden yolda desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz." Üretim sürecinde dizel kamyonlara ilk aşamada akslar, yakıt depoları ve egzoz sistemleri takılırken, elektrikli modellere ise batarya paketleri ve elektrikli güç aktarma bileşenleri monte ediliyor. Bu dönüşüm kapsamında 5.000'den fazla çalışan yüksek gerilim teknolojisi alanında özel olarak eğitildi. Münih Fabrika Müdürü Axel Karnasch ise şunları kaydetti: "Elektrikli kamyonlar ile geleneksel tahrik sistemine sahip araçların aynı hatta üretimi, Münih fabrikasının olağanüstü yetkinliklerini bir kez daha ortaya koyuyor. Hassasiyet, tutku ve mükemmeliyetçilik burada günlük çalışmalarımızın ayrılmaz temelini oluşturuyor. Her zaman kaliteyi ve bunun müşterilerimize sağladığı faydayı ön planda tutuyoruz." MAN’ın elektrikli ürün gamı genişliyor MAN, ürün portföyünün elektrifikasyonunu sürdürürken, aynı zamanda yılın ilerleyen dönemlerinde Polonya’nın Kraków kentindeki tesisinde hafif ve orta sınıf elektrikli kamyonların seri üretimine başlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda, üretim ekibi ilk eTGL ve eTGM modellerinin seri üretimi için hazırlıklarına devam ediyor. 12 tonluk MAN eTGL'nin seri üretiminin kısa süre içinde başlaması planlanırken, MAN’ın tanıtımını yaptığı yeni 16 tonluk elektrikli modeli eTGM de Kraków'da üretilecek. Böylece MAN’ın elektrikli kamyon ürün gamı, 12 ila 50 ton aralığını kapsayacak şekilde tamamlanacak. Öte yandan Nürnberg tesisi de önemli bir dönüşüm geçirdi. MAN'ın burada kendi bünyesinde batarya üretimine başlamasıyla birlikte tesis, yalnızca motor üretim merkezi olmaktan çıkarak, hem en son teknoloji dizel motorlar hem de alternatif tahrik sistemi çözümleri için bir geliştirme ve üretim merkezine dönüştü. MAN’ın elektrikli dönüşümünde ayrıca, otobüs üretim tesisleri de öncü bir rol üstleniyor. Polonya'daki Starachowice tesisi, 2020 yılında MAN Lion's City E şehir otobüsünün üretimiyle birlikte elektrikli araç üretimine geçen ilk MAN tesisi oldu. MAN Lion's Explorer E modeli ise iki yıldır Güney Afrika’daki Olifantsfontein kentinde üretiliyor. Ayrıca elektrikli şehir otobüslerinin seri üretimi yakın zamanda Ankara tesisine de taşındı. Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen ilk tamamen elektrikli şehirlerarası otobüs olan MAN Lion's Coach E’nin de gelecekte Ankara’da üretilmesi planlanıyor. İlk araçların ise bu yılın sonunda teslim edilmesi hedefleniyor. Elektrikli ‘Aslan’ yollarda Üretim hacmindeki artışa paralel olarak pazar talebi de olumlu yönde büyümeye devam ediyor. MAN elektrikli kamyonları bugün dağıtım taşımacılığından otomotiv lojistiğine, inşaat sahalarından uzun yol operasyonlarına kadar birçok farklı alanda başarıyla kullanılıyor. Bununla birlikte MAN elektrikli kamyonları, belediye hizmetleri veya itfaiye aracı olarak da yapılandırılabiliyor. Kullanım amacına bağlı olarak farklı şekillerde yapılandırılabilen MAN kamyonları, yedi batarya ve 623 kWh brüt kapasiteyle ara şarj gerektirmeden 830 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Bu başarılı performansın arkasında ise MAN'ın Nürnberg tesisinde geliştirip ürettiği batarya paketleri bulunuyor. Farklı taşımacılık ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen bu paketler, MAN’ın elektrikli araç teknolojilerindeki uzmanlığını ortaya koyuyor. MAN'ın karbonsuzlaşmasının anahtarı: Elektrifikasyon MAN'ın toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 95'i, satılan araçların kullanım aşamasında ortaya çıkıyor. Bu nedenle MAN araç portföyünün elektrifikasyonu, şirketin iklim hedeflerine ulaşması açısından kritik önem taşıyor. Münih tesisinde tamamen elektrikli eTGX ve eTGS kamyonlarının seri üretiminin başlamasıyla birlikte MAN, test aşamalarını geride bırakarak endüstriyel ölçekte üretime geçişini tamamladı. Seri üretimin ilk yılının sonunda elektrikli kamyonlar artık bir pilot proje olmaktan çıkıp, müşteriler ve pazarlar açısından giderek daha fazla önem kazanan, emisyon azaltımına doğrudan katkı sağlayan bir seri üretim ürünü haline geldi. MAN'ın sıfır emisyon stratejisinin bir diğer ayağını ise kendi taşımacılık süreçlerinin karbonsuzlaştırılması oluşturuyor. Şirket, gelen lojistik süreçlerinde elektrikli kamyon kullanımını artırmaya devam ederken, 2025 yılında lojistik ağında yılda 165 milyon kilometreye kadar hizmet verecek tamamen elektrikli kamyonların devreye alınması için gerekli ihaleleri tamamladı. Bu araçlar, yılın başından bu yana düzenli operasyonlarda kullanılmaya başlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik, TIME Dergisinin “En Sürdürülebilir Şirketler” Listesinde 3. Kez Sektörünün Zirvesinde Haber

Arçelik, TIME Dergisinin “En Sürdürülebilir Şirketler” Listesinde 3. Kez Sektörünün Zirvesinde

TIME dergisinin bu yıl üçüncüsünü yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde 89’uncu olarak sıralanan Arçelik, bu sonuçla üst üste üçüncü kez sektöründe 1’inci sırada yer aldı. Arçelik, bu yıl 5800’ü aşkın şirketin değerlendirildiği ve 750 şirketin sıralandığı çalışmada Türkiye’den listeye giren şirketler arasında da zirvedeki konumunu korudu. Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Attığımız somut adımların TIME ve Statista gibi saygın kurumlar tarafından bir kez daha takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur. ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde üst üste üçüncü kez yer almak, sektörümüzdeki liderliğimizi ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasındaki birinciliğimizi korumak, sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumlayan uzun vadeli yaklaşımımızın uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık bulduğunu teyit ediyor. Bu başarının arkasında, dünyanın dört bir yanında aynı vizyonla çalışan ekiplerimizin emeği ve kararlılığı var. 2050 net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlerken, kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve insanı merkeze alan bir dönüşümü tüm değer zincirimizde yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” dedi. Ev teknolojileri sektörünün öncü şirketi Arçelik, sürdürülebilirlik alanındaki performansıyla dünyanın saygın listelerinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. Dünyanın en köklü yayınlarından TIME Dergisi’nin önde gelen istatistik kuruluşu Statista iş birliğinde üçüncüsünü yayımladığı “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesinde bu yıl 750 şirket arasında 89’uncu olarak sıralanan Arçelik, endekste bu yıl da sektörünün lideri oldu ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasında zirvedeki yerini korudu. TIME dergisi ve Statista’nın “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2026” listesi 43 ülkeden 5800’ü aşkın şirketin karbon emisyonu, sürdürülebilirlik hedef ve girişimlerine bağlılık, iş güvenliği, çalışan devir hızı, cinsiyet ücret farkı, yönetim kurulunda kadın oranı ve uluslararası raporlama standartlarına uyum gibi sürdürülebilirlik yönetimi ve şeffaflığına ilişkin 20'den fazla temel performans göstergesine göre 4 aşamalı bir süreç ile değerlendirilmesiyle oluşturuldu. Endeks, şirketleri Karbon Saydamlık Projesi (CDP) puanları, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) onaylı yakın ve uzun vadeli hedefleri, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi, UN Global Compact, S&P Global Sürdürülebilirlik Yıllığı, UNFCCC Race to Zero ve MSCI ESG sıralamaları ile Küresel Raporlama Girişimi (GRI), Sürdürülebilirlik Muhasebesi Standartları Kurulu (SASB) ve İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TCFD) ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) raporlama standartlarına uyum gibi göstergeleri de göz önüne alarak değerlendirdi. Liste, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarıyla fark yaratan ilk 750 şirketi sıraladı.  Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” Arçelik’in sürdürülebilirliği raporlama gerekliliklerinin ötesinde, şirketin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının temel unsurlarından biri olarak ele aldığını belirten Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Sürdürülebilirliği, uzun vadeli büyüme stratejimizin ve küresel rekabet gücümüzün ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Değişen koşullar şirketlerin önceliklerini yeniden şekillendirirken, sürdürülebilirliği tüm değer zincirimizin merkezinde tutmaya devam ediyoruz. Ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden satış sonrası hizmetlere kadar her alanda kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan, çevik bir yapı inşa ediyoruz. Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylı yakın vadeli hedeflerimiz ve net sıfır yol haritamız doğrultusunda bu yaklaşımımızı ölçülebilir hedefler ve somut uygulamalarla destekliyoruz. Attığımız adımların TIME ve Statista gibi saygın kurumlar tarafından bir kez daha takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur. ‘Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri’ listesinde üst üste üçüncü kez yer almak, sektörümüzdeki liderliğimizi ve Türkiye’den listeye giren şirketler arasındaki birinciliğimizi korumak, sürdürülebilirliği iş modelimizin merkezinde konumlayan uzun vadeli yaklaşımımızın uluslararası ölçekte güçlü bir karşılık bulduğunu teyit ediyor. Bu başarının arkasında, dünyanın dört bir yanında aynı vizyonla çalışan ekiplerimizin emeği ve kararlılığı var. 2050 net sıfır emisyon hedefimize doğru ilerlerken, kaynakları daha verimli kullanan, teknolojiden güç alan ve insanı merkeze alan bir dönüşümü tüm değer zincirimizde yaygınlaştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik, sürdürülebilirlik performansıyla dünyanın en prestijli listelerinde üst sıralarda yer alıyor Arçelik, 2025 S&P Global Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 100 üzerinden 86 puan alarak yedinci kez üst üste DHP Dayanıklı Ev Aletleri Sektörü’nde en yüksek skoru elde eden şirket oldu. Corporate Knights’ın yayınladığı “Global 100 – Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri” listesine art arda altıncı kez girme başarısını gösteren Arçelik, dünya genelinde 45’inci, sektöründe ve Türkiye'de 1’inci sırada yer aldı. Ayrıca, Corporate Knights’ın hazırladığı Clean200 listesine dördüncü kez girdi ve 2026 Europe 50 listesinde yer aldı. Real Leaders’ın “2025 Top Impact Companies” listesinde de 1’inci sırada konumlandı. Arçelik, 2026 yılında CDP tarafından hem “İklim Değişikliği” hem de “Su Güvenliği” alanlarında art arda ikinci kez “A” notu aldı. Şirket, LSEG ESG performansı ile BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksleri’nde yer aldı. Ayrıca çevre, çalışan-insan hakları ve sürdürülebilir tedarik alanlarında göstermiş olduğu performans ile 2025 EcoVadis Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde 82 puan alarak değerlendiren şirketler arasında ilk %3’lük dilime girdi ve Altın EcoVadis madalyası ile ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OYAK Çimento, Türkiye’nin En Büyük Öz Tüketim Amaçlı Güneş Enerjisi Santralini Devreye Aldı  Haber

OYAK Çimento, Türkiye’nin En Büyük Öz Tüketim Amaçlı Güneş Enerjisi Santralini Devreye Aldı 

Türkiye'de bir sanayi üreticisi tarafından tek bir lokasyonda öz tüketim amacıyla hayata geçirilen en büyük yenilenebilir enerji projesi olma özelliği taşıyan santral OYAK Çimento Fabrikaları A.Ş.'nin toplam enerji kullanımında yenilenebilir enerjinin payını yüzde 25'e yükseltecek. Türkiye çimento ve beton sektörünün lideri OYAK Çimento, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve karbon nötr hedefleri doğrultusunda dev bir yatırımı daha başarıyla tamamladı. Ankara Beypazarı Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesinin TEDAŞ tarafından geçici kabulü yapılarak tesis tam kapasiteyle operasyona başladı. Çimento sektöründe ölçeği ve niteliği itibarıyla bir ilk olan yatırım, Türkiye'de bir sanayi üreticisi tarafından tek lokasyonda ve münhasıran, öz tüketim amaçlı en büyük yenilenebilir enerji projesi olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 210 futbol sahası büyüklüğüne denk gelen 1.500.000 metrekare alan üzerine kurulan dev tesiste; 210.834 adet güneş paneli, yaklaşık 2.000.000 metre kablo ve 4.900 ton çelik kullanıldı. Yıllık 182.000 MWh temiz enerji üretimi gerçekleştirmesi beklenen santral, yaklaşık 3,9 milyon ağacın yıllık karbon emilimine eşdeğer bir çevresel fayda sağlayacak. Operasyonel maliyetlerde ciddi bir enerji avantajı yaratacak olan projenin, OYAK Çimento Fabrikaları A.Ş.'nin toplam enerji kullanımındaki yenilenebilir enerji payını yüzde 25 seviyesine yükseltmesi öngörülüyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan CIMPOR Global-OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Suat Çalbıyık, şunları kaydetti: "TCC Group Holdings çatısı altında, dünya çimento sektöründe üçüncü büyük oyuncu konumuna gelen yapımızın bir parçası olarak, küresel sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirilen Beypazarı GES projemiz de OYAK Çimento'nun sürdürülebilirliğe, temiz enerjiye ve sıfır emisyon hedeflerine yönelik sarsılmaz taahhüdünün en güçlü göstergelerinden biri. Sektörümüzde 'Net Sıfır' taahhüdünde bulunan ilk şirket olma sorumluluğuyla, düşük karbonlu üretim ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızla geleceği inşa etmeye devam edeceğiz." OYAK Çimento Ülke CEO'su Murat Sela ise konu hakkında şunları söyledi: "Operasyonel mükemmellik ve çevreye duyarlılık prensiplerimiz doğrultusunda, enerji verimliliğimizi en üst seviyeye taşıyacak yatırımlara odaklanıyoruz. Mardin'de başlayan güneş enerjisi yatırımlarımıza, tam kapasiteyle devreye aldığımız Beypazarı GES ile devam ediyoruz. Bu tesisimiz, hem teknik kapasitesi hem de öz tüketim odaklı yapısıyla Türk sanayisi için örnek teşkil eden bir proje. Yenilenebilir enerji alanındaki bu yatırımlarımızla yalnızca maliyetlerimizi optimize etmekle kalmıyor, ürün kalitemizi çevre dostu süreçlerle birleştirerek sektörümüze öncülük etmeyi sürdürüyoruz". Yenilenebilir Enerjide Süreklilik: Mardin GES OYAK Çimento'nun, Beypazarı GES'in devreye alınmasıyla ivme kazanan temiz enerji yolculuğunun bir diğer önemli ayağını ise Mardin GES oluşturuyor. 19 Şubat 2025 tarihinde resmî kabulleri yapılan Mardin Çimento bünyesindeki 9 MWe kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santrali, 93.000 m2 alan üzerinde faaliyetlerini sürdürüyor. Fabrika tüketim barasına bağlı olarak çalışan ve üretilen enerjinin tamamını direkt fabrikada tüketen Mardin GES, fabrikanın yıllık elektrik enerjisi ihtiyacının yaklaşık yüzde 16'sını karşılayarak OYAK Çimento'nun yenilenebilir enerji stratejisindeki öncü adımlarından biri olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando, Elektrikli Araç Ekosistemini Yenilikçi Projelerle Destekliyor Haber

Maysan Mando, Elektrikli Araç Ekosistemini Yenilikçi Projelerle Destekliyor

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, otomotiv sektöründe dönüşüme öncülük etmeye devam ediyor. Otomotiv sektöründeki köklü değişimlere hızla adapte olan firma, faaliyetlerini geleneksel üretim alanlarının ötesine taşıyarak ülke ekonomisinin geleceğine yatırım yapıyor. Güney Kore merkezli dünya devi HL Mando ile Türkiye’nin en büyük holdinglerinden Çukurova Holding'in stratejik güç birliğiyle şekillenen şirket, Avrupa'da ağır ticari araç segmentindeki pazar liderliğini konsolide ederken, bir yandan da "yerli ve milli" vurgusuyla otomotiv ekosisteminin dönüşümüne öncülük ediyor. Maysan Mando, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) özellikle elektrikli araçlarla ilgili tüm yerli projeleri ve stratejik start-up girişimlerini destekleyerek sektörde yeni bir sayfa açıyor. Geleceğin teknolojilerine bugünden yatırım Küresel otomotiv endüstrisinin elektrikli, bağlantılı ve otonom araç teknolojileriyle hızla şekillendiği bu dönemde, Maysan Mando Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla dikkat çekiyor. Şirket, dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 ve sürdürülebilir üretim kapsamındaki çalışmalarını titizlikle yürütüyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Avrupa'da bir ilk olan, tamamen temiz ve "sıfır atık, sıfır emisyon" prensibine dayalı selektif krom kaplama prosesi, Maysan Mando'nun sürdürülebilirlik ve inovasyondaki iddiasının en somut göstergesi olarak öne çıkıyor. Değişimin sadece bir takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için çalışıyor Maysan Mando, Türkiye'deki OEM pazarında elde ettiği liderlik ve satış sonrası pazardaki güçlü konumunu, elektrkli araç ekososistemine verdiği desteklerle güçlendirmeye devam ediyor. Güçlü hissedar yapısından sağladığı global vizyon ve çeşitlilikle, ülkemizin sanayi dönüşümüne katkıda bulunmak, firmanın asli sorumluluğu. Otomotiv sektörü baş döndürücü bir hızla değişirken, Maysan Mando bu değişimin sadece bir takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için çalışıyor. Bu anlamda şirketin 'yerli ve milli' projelere ve start-up'lara desteği artarak devam edecek. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki geleceği şekillendirecek fikirlere kapısı ve kaynakları sonuna kadar açık olan Maysan Mando’nun amacı, sadece başarılı bir şirket olmak değil, ülkemizin teknoloji ve üretim alanındaki yetkinliğini küresel ölçeğe taşıyacak bir ekosistemin parçası olmaktır. Maysan Mando, Ar-Ge ve inovasyona yaptığı sürekli yatırımla da otomotiv sektörünün geleceğine yön veren inovatif çözümler geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO’dan Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşmasına Güçlü Adım Haber

TÜRKÇİMENTO’dan Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşmasına Güçlü Adım

Türkiye çimento sektörünün sıfıra yakın emisyonlu üretime geçişini hızlandırmayı hedefleyen program, sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyecek teknik yardım ve finansman mekanizmalarını bir araya getirdi. Guidehouse Germany liderliğinde yürütülen programda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) finansman mekanizmasından sorumlu olurken, UNIDO, UNDP ve TÜRKÇİMENTO program ortağı olarak yer aldı. Program, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından destekleniyor. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine somut katkı sağlaması hedeflenen programın hazırlık aşaması 2025–2026 yıllarında başladı. 2026–2031 döneminde uygulanması planlanan program kapsamında, düzenleyici çerçevenin desteklenmesi, projeye özgü teknik yardım sağlanması, tekrarlanabilir bir finansman mekanizmasının oluşturulması ve yenilikçi karbonsuzlaştırma projelerinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Toplantıda, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Ümit Yasin Güven, İngiltere Konsolosluğu Ekonomi ve Refah Birimi Başkanı Carl Spychal, UNDP Türkiye Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, UNIDO Türkiye Temsilcisi & Bölgesel İşbirliği Merkezi Direktörü Süleyman Yılmaz, EBRD Sürdürülebilir İş, Sanayi, Tarım İşletmeleri ve Ticaret Direktörü Dimitri Koufos açılış konuşmacısı olarak yer aldı. Tanıtım toplantısında bir diğer açılış konuşmacısı olan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, çimento sektörünün yeşil dönüşüm yolculuğuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “TÜRKÇİMENTO olarak, çimento sektörünün ülkemizin kalkınmasında stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Yeşil kalkınma modeli doğrultusunda, sektörümüz için kısa, orta ve uzun vadeli düşük karbonlu üretim yol haritamızı belirledik. Alternatif yakıt ve hammadde kullanımı ile yeşil çimento uygulamalarını artırarak karbon salımını azaltmak için kararlılıkla çalışıyoruz. “Türkiye Çimento Sektörünün Karbonsuzlaştırılmasının İlerletilmesi” programı kapsamında sağlanacak teknik yardım ve kurulacak finansal mekanizma, sektörümüzün 2053 net sıfır hedeflerine birlikte ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.” Program kapsamında ayrıca; çimento sektöründe karbonsuzlaştırma projelerine yönelik finansman mekanizmasının detayları, karma imtiyazlı finansman uygulamaları ve Türk çimento üreticilerinin programa katılım koşulları paylaşıldı. Sektör paydaşlarına yönelik kapasite geliştirme, eğitim ve bilgi paylaşımı faaliyetlerinin de programın önemli bileşenleri arasında yer aldığı vurgulandı. Türkiye çimento sektörünün yaklaşık yüzde 95’ini temsil eden TÜRKÇİMENTO, sahip olduğu Ar-Ge altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle sektörün sürdürülebilir, rekabetçi ve iklime dirençli bir yapıya kavuşması için çalışmalarını sürdürüyor.

2. Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’ Ankara’da Gerçekleşecek  Haber

2. Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’ Ankara’da Gerçekleşecek 

Pandemi dönemiyle birlikte küresel ölçekte enerji arz güvenliği, tıpkı gıda ve tarım kadar kritik bir öncelik haline geldi. Bu süreç, enerji sektörünü yalnızca üretim ve tüketim dengesi açısından değil, aynı zamanda teknolojik sürdürülebilirlik ve verimlilik boyutunda da yeniden şekillendirdi. Enerji depolama sistemleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının kesintisiz ve dengeli biçimde sisteme entegrasyonunu mümkün kılarak hem arz güvenliğini güçlendirmekte hem de sıfır emisyon hedeflerine ulaşmada kilit bir rol üstlenmektedir. Türkiye de sahip olduğu coğrafi avantajlar, nitelikli iş gücü ve gelişmiş sanayi altyapısı ile bu dönüşüm sürecinde bölgesel bir merkez olma yolunda hızla ilerlemektedir. Kapsamlı içeriğiyle sektörün geleceğine yön verecek Kongre kapsamında enerji ve depolama ekosisteminin tüm bileşenleri, üretimden yatırım politikalarına kadar çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınacak. Açılış oturumu dahil toplam 8 ayrı oturum düzenlenecek. Bu oturumlarda, küresel enerji dönüşümüyle uyumlu şekilde Türkiye’nin politik, teknik ve ekonomik stratejileri derinlemesine tartışılacak. Kongrenin ana başlıkları arasında şunlar yer alıyor: Enerji politikaları, regülasyonlar ve yeni yasal çerçeveler Depolamalı RES ve GES yatırımlarında güncel eğilimler Batarya teknolojilerindeki yenilikler, yerli üretim kapasitesi ve tedarik zinciri stratejileri Finansman modelleri, yatırım fırsatları ve yeni gelir dinamikleri Karbonsuz ekonomi hedefleri doğrultusunda sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü vizyonu. Bu yılki kongrede, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Enerji Komisyonu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, EPDK ve diğer kamu kurumlarının üst düzey yöneticileri ile birlikte, enerji sektörünün önde gelen özel sektör temsilcileri, yatırımcılar, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri konuşmacı olarak yer alacak. “Türkiye’nin bölgesel üs olma hedefi adım adım gerçekleşiyor” EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram, enerji depolamanın sadece teknolojik bir gelişme değil, aynı zamanda enerji arz güvenliğinin sürdürülebilirliğini sağlayan stratejik bir unsur olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Kısa tarihçemize rağmen, EDEDER olarak Türkiye’nin batarya ve enerji depolama teknolojilerinde bölgesel bir üs haline gelmesi yolunda önemli adımlar attık. Bu kongreyi, sektörün tüm paydaşlarını ortak bir hedef etrafında buluşturmak, fikir alışverişini artırmak ve ülkemizin bu alandaki konumunu güçlendirmek amacıyla sürdürüyoruz. Türkiye, jeopolitik avantajları, üretim kapasitesi, yatırım iştahı yüksek sanayicileri ve nitelikli iş gücüyle bu alanda liderlik potansiyelini her geçen gün daha da pekiştiriyor. Amacımız, bu süreci hızlandırmak ve enerji depolama alanında Türkiye’nin küresel ölçekte referans noktası haline gelmesine katkı sağlamak.” Yenilenebilir enerji kapasitesi hızla artıyor Türkiye’nin enerji kurulu gücü Eylül 2025 itibarıyla 120 bin MW’ı aşarken, yenilenebilir enerji kaynaklı kurulu güç 75 bin MW seviyesine ulaştı. Bu oran, toplam kapasitenin yüzde 60’ına yakınının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji üretimindeki bu artış, doğası gereği “dalgalı” bir yapıya sahip olduğu için, enerji sisteminde istikrar ve süreklilik ancak gelişmiş depolama çözümleriyle mümkün hale geliyor. Bu bağlamda, depolama teknolojileri enerji arz güvenliği, sürdürülebilirlik ve ekonomik verimlilik açısından Türkiye’nin enerji stratejisinde merkezî bir konuma yükselmiş durumda. EDEDER’in misyonu: Türkiye’yi enerji depolamanın bölgesel üssü yapmak EDEDER, küresel enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri olan enerji depolama teknolojilerinin gelişimini desteklemek amacıyla kurulmuştur. Dernek, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini uluslararası düzeyde artırmak, yerli üreticileri ve çözüm sağlayıcıları güçlendirmek ve ülkemizi enerji depolama sektöründe rekabetçi bir merkez haline getirmek hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir. EDEDER’in faaliyet alanları arasında: Enerji depolama sistemleri için ulusal standartların belirlenmesi, Konut, endüstriyel ve şebeke ölçekli uygulamalarda kalite kriterlerinin oluşturulması, Kamu, özel sektör ve akademi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, İnovasyonun teşvik edilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması, Toplumda enerji depolama farkındalığının artırılması yer almaktadır. EDEDER üyeleri arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, TEİAŞ, Enerjisa, Kalyon Enerji, Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik, İnovat Mühendislik, GlobalENCO Enerji, Akfen Yenilenebilir Enerji, SmartPulse, Maxxen Enerji Sistemleri, Ağaoğlu Enerji Grubu, Galatawind,Solar Storage, Teksan, YEO, ZES, SMT Enerji, Novocycle, Poweron, Kontrrol, HFS Madencilik, General Solar, SolarToday, EnnAg, Akiş Enerji, Batkon, EKOS Electric, Istrich, Renworld, PROFED, GAP Solar, Ardea, Progresiva, Solinved ve Tumurly gibi sektörün öncü kurumları yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de İklim Krizi Odağında Tek Sağlık Sempozyumu Haber

Nilüfer’de İklim Krizi Odağında Tek Sağlık Sempozyumu

Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu, 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü’nde Nâzım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bursa'daki sağlık meslek odalarının da desteklediği sempozyumda, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Sempozyuma Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal, Bursa Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy’un yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, akademisyenler, sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “TEK SAĞLIK BİR ZORUNLULUKTUR” Programın açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Nilüfer Belediyesi olarak tek sağlık yaklaşımını kentin temellerine işlediklerini belirten Başkan Özdemir, “Bir kentin gerçekten sağlıklı olabilmesi için, insanın, hayvanın ve doğanın düşünülmesi bir seçenekten öte artık bir zorunluluktur. Nilüfer Belediyesi olarak biz de bu bilinçle hareket ediyoruz” dedi. “KARBON EMİSYONLARINI AZALTMA TAAHHÜDÜ VERDİK” İklim krizi karşısında yerel yönetimlerin somut eylemlerle öncü olması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin ‘Başkanlar Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhüdü verdiğini hatırlattı. Bu kapsamda kurulan 8 güneş enerji santrali ile kendi enerjilerini ürettiklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Bu sayede 2024 yılında bin 100 tondan fazla karbon salımını önleyerek, 4 milyon liranın üzerinde tasarruf sağladık” bilgisini verdi. Dirençli kentin aynı zamanda nefes alan bir kent olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in 421 parkı ve kişi başına düşen 12 metrekareyi aşan yeşil alan miktarıyla örnek bir şehir olduğunu belirtti. Kent Bostanları, Hasanağa Gıda Merkezi, 200 kilometreye yaklaşan bisiklet yolları ve elektrikli araç filosu gibi projelerle sıfır emisyon hedefine adım adım ilerlediklerini söyledi. “DOĞANIN SESİNİN YANKILANDIĞI BİR KENT” Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm bu çalışmalar, Nilüfer’i insan, hayvan ve doğa refahını birlikte düşünen gerçek bir tek sağlık kenti haline getirmek için. Bu yüzden bilimin ışığında, dayanışma ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.” Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ise iklim değişikliğine karşı mücadelenin aynı zamanda bir halk sağlığı mücadelesi olduğunu vurguladı. Artan sıcaklıklar, kuraklık, sel ve orman yangınlarının hem çevreyi hem de insan sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Güleş, birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti. MESLEK ODALARINDAN ORTAK ÇAĞRI Koronavirüs salgını ve doğal afetlerde tek sağlık bakış açısının eksikliğini gördüklerini belirten Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş da, karar vericilerin bu konuda yeni bir paradigma yaratması gerektiğini söyledi. Binbaş, tarım, doğa, çevre, hayvan ve insanla hareket edilmeden gerçek sağlığa ulaşılamayacağını vurguladı. Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal ise tek sağlık yaklaşımının geleceği kurtarmanın en bilimsel yolu olduğunu belirtti. Baysal, “Hayvan sağlığını kapsamayan hiçbir yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını bilmeliyiz. Bugün dünya, bilim insanlarının 6’ncı yok oluş olarak tanımladığı bir süreçten geçiyor. Çocuklarımızı sağlıklı bir dünyada yaşatmak istiyorsak, hayvanların yaşam hakkını ve ekosistemin bütünlüğünü korumak zorundayız” dedi. İklim krizinin artık uzak bir tehdit olmadığını, susuzluk ve hava kirliği ile hastaların sağlığında dahi gözlemlendiğini belirten Bursa Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy da, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir gezegende var olabilir. Ortak sorumlulukla atılacak her adım büyük bir dönüşümün başlangıcı olacaktır” diye konuştu. İklim değişikliğinin bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırdığına dikkat çeken Bursa Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Gökçenay Derebaşı Hanlı da, afet sonrası ilaç ve tıbbi malzeme yönetiminde eczacıların kritik rol oynadığını belirtti. Gökçenay Derabaşı Hanlı, Bursa Eczacı Odası’nın AFAD ve UMKE ile koordineli çalıştığını söyleyerek, afet durumlarında ilaç, tıbbi ve medikal malzeme tedariki sağladığını sözlerine ekledi. UZMAN İSİMLER TEK SAĞLIĞI KONUŞTU Açılış konuşmalarının ardından sempozyumda oturumlara geçildi. Birinci oturumda, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Doç. Dr. Yasemin Kaya, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Doç. Dr. Ebru Kamacı Karahan ve Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Emrah Aslan, Nilüfer Belediyesi Plan ve Proje Müdürü Sinan Sarıbal moderatörlüğünde “Kentsel Dirençlilik” konusunu ele aldılar. Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Vet. Hekim Sanem Çetiner moderatörlüğünde “Riskler ve Gelecek” başlığıyla düzenlenen ikinci oturumun konukları ise Türkiye Tek Sağlık Girişimi Kurucu Üyesi Vet. Hekim Adnan Serpen ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa oldu. Program, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın sonuç bildirgesini okumasıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Express, Üst Üste Beşinci Kez “Avrupa’nın En İyi İş Yeri” Seçildi Haber

DHL Express, Üst Üste Beşinci Kez “Avrupa’nın En İyi İş Yeri” Seçildi

DHL Express, Great Place to Work® ve Fortune tarafından üst üste beşinci kez Avrupa’nın En İyi İşvereni olarak seçildi. Mevcut çalışanlarla yapılan ve gizli anketler sonucunda verilen bu ödül, DHL’in Avrupa genelinde çalışan bağlılığına, takdire ve gelişime öncelik veren kurum kültürünü yansıtıyor. Avrupa’da yaklaşık 45 bin çalışanıyla DHL Express, kapsayıcı, güçlendirici ve motive edici bir çalışma ortamı oluşturmak için yatırımlarına devam ediyor. Şirket; Certified International Specialist (CIS) - Sertifikalı Uluslararası Uzman olarak tanımlanan öğrenme ve gelişim platformunun yanı sıra, esenlik (wellbeing) programları ve çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık ve aidiyet yaklaşımlarıyla, 60’tan fazla ülkede ortak bir değer kültürü inşa ettiği programlar yürütüyor. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra konuyla ilgili şunları söyledi: “Great Place to Work tarafından üst üste beşinci kez Avrupa’nın en iyi iş yeri olarak seçilmek büyük bir gurur ve Avrupa genelindeki harika çalışanlarımızın tutkusunun, adanmışlığının ve ekip birlikteliğinin bir göstergesi. DHL Express’te güven, kapsayıcılık ve sürekli gelişim kültürünün yalnızca çalışanlarımız için değil; müşterilerimize mükemmel hizmet sunmak ve sektörümüzde en yüksek performans standartlarını yakalamak açısından vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz. Bu ödül, insan odaklı yaklaşımımızın ve herkesin değerli ve yetkin hissettiği çalışma ortamı inşa etme çabamızın güçlü bir yansıması. Bu başarıya katkı sağlayan 45 bin çalışma arkadaşımıza teşekkür ediyorum.” DHL Express Avrupa İK Kıdemli Başkan Yardımcısı Eva Leitner ise: “İş stratejimizin en önemli unsurunu ve başarımızın temelini insanlar oluşturuyor. Avrupa’daki iş gücümüz son derece çeşitli bir yapıya sahip ve bunun bize kattığı gücü kutlamak için sürekli çalışıyoruz. Great Place to Work sıralamalarında bir kez daha zirvede yer almamız, gerçekten harika bir işveren olma yolunda doğru adımları attığımızı gösteriyor” dedi. Great Place to Work® Avrupa’nın Çalışmak İçin En İyi 100 Şirketi listesi, çalışanların anonim geri bildirimlerine ve kurum kültürü, güven ve liderlik unsurlarının titiz analizine dayanıyor. Bu ödül, çalışanların iş yerleri hakkında ne hissettiklerine odaklanan tek değerlendirme olarak öne çıkıyor. Great Place to Work, çalışanlardan aldığı anonim geri bildirimleri, katılımcı şirketlerin İK verileriyle eşleştirerek değerlendiriyor. Trust Index™ Anketi’ni oluşturan 60 soruda tutarlı şekilde yüksek skorlar elde eden şirketler listeye girmeye hak kazanıyor. DHL Hakkında 1969 yılında kurulan DHL, lojistik sektöründe lider küresel markadır. İş birimleri, yurtiçi ve uluslararası paket teslimatından e‑ticaret lojistiği ve fulfillment çözümlerine, uluslararası ekspres, kara, hava ve deniz taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine kadar geniş bir lojistik portföyü sunmaktadır. Dünya genelinde 220’den fazla ülke ve bölgede yaklaşık 602.000 çalışanıyla DHL, müşterilerinin sınırları aşmasına, yeni pazarlara ulaşmasına ve işlerini büyütmesine yardımcı olur. “Dünya için lojistik şirketi” konumuyla, DHL teknoloji, yaşam bilimleri, sağlık, mühendislik, üretim ve enerji, perakende ve otomotiv dahil birçok büyüyen pazar ve sektöre özel çözümler sunmaktadır. DHL, sürdürülebilir ticaret uygulamaları ve topluma ve çevreye karşı sorumluluk anlayışıyla dünyaya olumlu katkı sağlayan DHL Grubu’nun bir parçasıdır ve 2050 yılına kadar sıfır emisyon hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Translead, Hidrojenli XCIENT Kamyonlarının Kuzey Amerika Dağıtıcısı Oldu! Haber

Hyundai Translead, Hidrojenli XCIENT Kamyonlarının Kuzey Amerika Dağıtıcısı Oldu!

Hyundai Motor Company, sürdürülebilir lojistik çözümlerini Kuzey Amerika pazarına taşımada önemli bir atılım yapıyor. Şirket, XCIENT Fuel Cell hidrojen yakıt hücreli kamyonlarının kıtadaki resmi distribütörü olarak Hyundai Translead’i atadı. Bu hamle, müşterilere sıfır egzoz emisyonlu, hidrojenle çalışan kamyonlara doğrudan erişim sağlayarak yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunma yolunda atılmış kritik bir adım olarak görülüyor. Hyundai Translead, bu kararla birlikte lider römork (van trailer) üreticisi kimliğini, ticari araç ve yeni teknolojiler için tek bir platform altında birleştiriyor. Bu entegrasyon, tedarik süreçlerini basitleştirmeyi, operasyonel verimliliği artırmayı ve filoların değişen ihtiyaçlarını desteklemeyi hedefliyor. Küresel Başarıdan Kuzey Amerika’ya Geçiş XCIENT Fuel Cell, dünyanın ilk seri üretilen hidrojen yakıtlı ağır hizmet kamyonu olma özelliğini taşıyor ve Hyundai'nin sıfır emisyon teknolojisine olan bağlılığını gösteriyor. Küresel Dağıtım: 2020'deki lansmanından bu yana Hyundai, dünya genelinde 3.500'den fazla yakıt hücreli ticari araç (250’den fazla ağır hizmet XCIENT dahil) teslimatı gerçekleştirdi. ABD Operasyonları: Kaliforniya'da NorCAL ZERO Projesi kapsamında 30 ve ek bir EPA programı desteğiyle 5 adet olmak üzere toplam 35 XCIENT kamyonu görev yapıyor. Ayrıca Hyundai, Georgia'daki yeni Hyundai Motor Group Metaplant America tesisinin üretimiyle uyumlu olarak 21 XCIENT Fuel Cell kamyonunu operasyonlara dahil etti. Hyundai Motor Company Global Ticari Araçlar Kıdemli Başkan Yardımcısı Chul Youn Park, "XCIENT Fuel Cell Kamyonlarımızın resmi distribütörü olarak Hyundai Translead'i atamak, ileri sürdürülebilir lojistiğe doğru atılmış bir adımdır," dedi. Park, bu birleşmenin, müşterilerin temiz taşıma çözümlerini benimsemesine yardımcı olacağını belirtti. Hyundai Translead CEO'su Sean Kenney ise, amaçlarının müşterilerini güçlendiren ve sektörü ilerleten daha entegre ve esnek çözümler sunmak olduğunu vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.