Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Güven

Kapsül Haber Ajansı - Sıfır Güven haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Güven haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği   Siber Güvenlikten Geçiyor  Haber

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği  Siber Güvenlikten Geçiyor 

Siber güvenlik şirketi ESET, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler için siber güvenliğin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Yenilenebilir enerji sektörü hızlı ilerliyor. Dünya çapında, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler), güneş enerjisi girişimlerinden topluluk rüzgâr enerjisi geliştiricilerine ve dijital şebeke yenilikçilerine kadar temiz enerjiye geçişi destekleyen yeniliklere öncülük ediyor. Ölçeklendirme yarışında, bu firmaların çoğu kendilerini ve icatlarını tehlikeli bir şekilde riske atıyor. Bir proje geliştiricisine veya hizmet sağlayıcısına yönelik tek bir siber saldırı, finansmanı durdurabilir, kurulumları geciktirebilir ve tüm ekosistemdeki güveni sarsabilir. Enerji sektöründeki siber güvenlik endişeleri büyük kamu hizmetleri etrafında dönüyor ve öncelikle operasyonel teknoloji (OT) risklerine odaklanıyor. Bu anlaşılabilir bir durum çünkü şebeke düzeyinde bir ihlal kaosa neden olur. Bunun en belirgin örneği 2015 yılında Ukrayna'da elektrik şebekesini bozmak için tasarlanmış bilinen bir kötü amaçlı yazılım saldırısıydı. Bu olay, kullanılan kötü amaçlı yazılımın adı olan Industroyer olarak anılır ve endüstriyel kontrol sistemlerini enfekte etmek için özel olarak yazılmış kötü amaçlı yazılımların bir örneğidir. Ancak dikkatler kontrol odaları ve trafo merkezlerine odaklanırken sektörün gerçek zayıf noktası potansiyel olarak gözden kaçırılmaktadır: Sektöre hayati hizmetler sunan KOBİ'lerin BT sistemleri. Bu şirketler tamamen e-posta sunucularına, bulut platformlarına ve müşteri veri tabanlarına bağımlıdır. Bu nedenle saldırganlar, bu şirketleri saldırı için en kolay yol olarak görebilirler. Yenilenebilir enerji alanında yenilik yapan KOBİ'ler benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. Çoğu, ürün ve hizmetlerin yeterince güvenli olmasını sağlayacak şirket içi siber güvenlik uzmanlığına sahip değildir ve işletmenin dayandığı daha düzenli BT hizmetlerinin güvenliğini sağlamaya da odaklanmamaktadır. Önce siber güvenlik Güçlü bir siber güvenlik duruşuna sahip olma ihtiyacını göz ardı etmenin sonucu yıkıcı olabilir; çalışanları kimlik bilgilerini vermeye ikna eden kimlik avı dolandırıcılığı, sessizce yayılan kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, projeleri durma noktasına getiren fidye yazılımı saldırıları ve hatta siber saldırganların şirketin müşterilerine sunduğu ürün ve hizmetlerin tedarik zincirini enfekte etme olasılığı. Yatırımcılar, ortaklar ve düzenleyiciler yakından izlerken basit yapılandırma hataları veya kazara veri sızıntıları bile büyük sonuçlara yol açabilir. Müşteriler, finansörler ve düzenleyiciler, temiz enerji şirketlerinin sadece sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda mükemmel bir siber güvenlik duruşu sergilemelerini de giderek daha fazla bekliyor. Burada bir paradoks ortaya çıkıyor; yenilenebilir enerji sektöründeki KOBİ'ler inovasyona odaklanırken çoğu modern siber güvenlik araçlarını benimsemekte tereddüt ediyor. Bazıları maliyetlerden korkarken diğerleri operasyonların karmaşıklaşmasından endişe duyuyor. Ancak harekete geçmemenin riski çok daha büyük. Siber güvenlik, sadece büyük ve zengin kamu hizmetleri kuruluşlarının tekelinde olan bir alan olarak görülmemelidir. Günümüzün araçları, küçük şirketler için erişilebilir, ölçeklenebilir ve pratik olacak şekilde tasarlanmıştır. Şirketlerin içlerinde siber güvenlik konusunda uzman kaynakları bulunmadığı durumlarda, dış kaynaklı çözümler sunan çok sayıda şirket bulunmaktadır. Siber güvenlik için alınacak önlemler Siber güvenlik şirketi ESET, mütevazı adımların bile dayanıklılığı önemli ölçüde artırıp riski azaltabileceğini gördü. İşletmenizin bir sonraki ibret hikâyesi hâline gelmesini önlemek için öncelikle önleme odaklı bir zihniyet benimsemek çok önemlidir. ● En kritik güvenlik açıklarının hızla kapatılması için sağlam yama yönetimi uygulamak, ● Kimlik ve erişim politikalarını sıfır güven yaklaşımıyla güncellemek - ihlal olduğunu varsaymak, en az ayrıcalık politikalarını uygulamak, ● Çok faktörlü kimlik doğrulamayı uygulamak, ● Sunucular, dizüstü bilgisayarlar, bulut hizmetleri ve diğer cihazlar dâhil olmak üzere tüm cihazlara güvenilir güvenlik yazılımı yüklemek, ● En iyi uygulamalara göre hassas dosyaları yedeklemek ve geri yüklemenin denenmiş ve test edilmiş olmasını sağlamak, ● Paydaşlarla birlikte bir olay müdahale planı oluşturmak ve test etmek, ● Ağları ve uç noktaları, güvenlik ihlallerinin erken uyarı işaretleri için sürekli izlemek, ● Personele güncel siber güvenlik farkındalık eğitimi vermek ve kimlik avı simülasyonları gerçekleştirmek; çalışanlar hem şirketin en güçlü varlığı hem de en zayıf halkasıdır. İç uzmanlığa sahip olmayan firmalar için Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleri, uzman güvenlik analistleri tarafından 24 saat izleme ve hızlı müdahale sağlayarak olaylar meydana geldiğinde daha da büyümeden hızlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesini sağlar. Güçlü siber güvenlik savunmaları, inovasyon ve büyümeden uzaklaştırmaz; aksine bunları mümkün kılar. KOBİ'lerin yatırımcıların güvenini kazanmasını, AB'nin NIS2 Direktifi gibi çerçeveler altında sıkılaşan düzenleyici gereklilikleri karşılamasını ve start-up'ları bu kadar değerli kılan çevikliği korumalarını sağlar. Şebeke daha akıllı ve daha bağlantılı hâle geldikçe BT ve kritik altyapı arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Her KOBİ, daha büyük sistemde çok önemli bir rol oynar ve her boşluk önemli. Temiz enerji, teknolojiye, şebekeye ve geçişi destekleyen şirketlere duyulan güvene bağlıdır. BT veya OT'de siber güvenlik ikinci planda kalırsa bu güven kaybolacaktır. KOBİ'lerin zayıf halka olması için hiçbir mazeret yoktur. Doğru korumalarla, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin dayanıklı omurgası olabilirler.

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor Haber

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp hesaplarını çalıyor

ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban Türkiye’de büyüyen bir sorun hâline gelen Instagram ve WhatsApp hesaplarının çalınması konusuna dikkat çekti; alınması gereken önlemler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Instagram ve WhatsApp hesap çalma saldırıları, teknik olarak çoğu zaman karmaşık istismar zincirlerinden çok; “insan davranışını hedef alan sosyal mühendislik ve kimlik avı” yöntemlerine dayanıyor. Türkiye’de hem sıradan kullanıcılar hem de kamuya mal olmuş kişiler bu saldırıların hedefinde. Dolandırıcılar, ele geçirdikleri güven ilişkisini de kullanarak çok kısa sürede büyük maddi kayıplara yol açabiliyor. ESET açısından çözüm, yalnızca bir antivirüs veya tekil bir güvenlik ürünü kurmaktan ibaret değil. Etkili koruma; kullanıcı farkındalığı, güçlü kimlik ve parola yönetimi, çok faktörlü doğrulama, mobil ve uç nokta güvenliği ile bütünleşik bir “sıfır güven” yaklaşımı gerektiriyor. En zayıf halka hâlâ insan ama doğru araçlar ve alışkanlıklarla bu halkayı güçlendirmek mümkün. Neden Instagram ve WhatsApp? Türkiye’de sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. İş hayatı, okul ve aile içi iletişimde WhatsApp ve Instagram, resmî kanallar kadar etkili. Bu da iki kritik sonucu beraberinde getiriyor: Ele geçirilen bir hesap, sadece sahibini değil; “tüm rehberi ve takipçi ağını” doğrudan etkiliyor. Dolandırıcılar, “gerçek bir arkadaş veya aile üyesi” kimliğine bürünerek, klasik telefon dolandırıcılığından çok daha ikna edici olabiliyor. Dünya genelinde dijital dolandırıcılık kayıplarının 2023 yılında 1 trilyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları da bu zararın önemli bir kısmını oluşturuyor. Meta hakkında açılan bir dava dosyasında, yalnızca 2022 yılında günde ortalama 100 bin WhatsApp hesabının ele geçirildiği, 2023’te ise bu sayının 400 bine kadar çıktığı iddia ediliyor. Bu rakamlar, hesap ele geçirme saldırılarının ölçeğini ortaya koyuyor. Bireysel kullanıcılar için ESET’ten öneriler WhatsApp’ta İki Adımlı Doğrulama özelliğini (PIN kodu) etkinleştirin. Instagram’da İki Faktörlü Kimlik Doğrulama’yı (uygulama tabanlı doğrulama tercih ederek) açın. Her iki platformda da kullandığınız parolaların benzersiz ve uzun olmasına dikkat edin (en az 12 karakter, harf–rakam–sembol karışımı). Size gelen 6 haneli doğrulama kodunu kimseyle paylaşmayın. Ne WhatsApp ne Instagram ne de “destek ekibi” bu kodu sizden istemez. Mesaj içeriği ne kadar inandırıcı olursa olsun, yüksek tutarlı para veya acil talep içeren her mesajı farklı bir kanaldan (telefon, görüntülü arama) doğrulayın. Bilinmeyen kaynaklardan gelen linklere tıklamadan önce, adres çubuğunu ve alan adını dikkatle kontrol edin. Küçük bir harf farkı bile sahte siteye işaret edebilir. Android’de mümkün olduğunca sadece resmî mağaza (Google Play) üzerinden uygulama indirin; bilinmeyen kaynaklardan gelen APK dosyalarını kurmayın. Telefonunuzda güncel bir mobil güvenlik çözümü (örneğin ESET Mobile Security) bulundurun. İşletim sistemi ve uygulamaları güncel tutun; eski sürümlerde kritik güvenlik açıkları bulunabilir. Hesabınız ele geçirilirse yapmanız gerekenler: Öncelikle e-posta hesabınızın güvende olduğundan emin olun; gerekirse parolayı değiştirin ve 2FA açın. Instagram ve WhatsApp’ın resmî destek sayfalarındaki “Hesabım ele geçirildi” adımlarını eksiksiz takip edin. Dolandırıcılık iddiası varsa ödeme dekontları ve yazışmalarla birlikte savcılık veya emniyet birimlerine başvurun. Çevrenizi bilgilendirin; sizin adınıza gelebilecek yeni mesajlara karşı uyarın.

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp Hesaplarını Çalıyor! Haber

Dolandırıcılar Instagram ve WhatsApp Hesaplarını Çalıyor!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verilerine göre erkek kullanıcıların yaklaşık yüzde 88,7’si WhatsApp, yüzde 72,6’sı ise Instagram kullanıyor. Kadın kullanıcılarda da oranlar benzer düzeyde. Bu kadar yoğun kullanım, bu platformları dolandırıcılar için de doğal bir hedef hâline getiriyor. ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban Türkiye’de büyüyen bir sorun hâline gelen Instagram ve WhatsApp hesaplarının çalınması konusuna dikkat çekti; alınması gereken önlemler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Instagram ve WhatsApp hesap çalma saldırıları, teknik olarak çoğu zaman karmaşık istismar zincirlerinden çok; “insan davranışını hedef alan sosyal mühendislik ve kimlik avı” yöntemlerine dayanıyor. Türkiye’de hem sıradan kullanıcılar hem de kamuya mal olmuş kişiler bu saldırıların hedefinde. Dolandırıcılar, ele geçirdikleri güven ilişkisini de kullanarak çok kısa sürede büyük maddi kayıplara yol açabiliyor. ESET açısından çözüm, yalnızca bir antivirüs veya tekil bir güvenlik ürünü kurmaktan ibaret değil. Etkili koruma; kullanıcı farkındalığı, güçlü kimlik ve parola yönetimi, çok faktörlü doğrulama, mobil ve uç nokta güvenliği ile bütünleşik bir “sıfır güven” yaklaşımı gerektiriyor. En zayıf halka hâlâ insan ama doğru araçlar ve alışkanlıklarla bu halkayı güçlendirmek mümkün. Neden Instagram ve WhatsApp? Türkiye’de sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geldi. İş hayatı, okul ve aile içi iletişimde WhatsApp ve Instagram, resmî kanallar kadar etkili. Bu da iki kritik sonucu beraberinde getiriyor: Ele geçirilen bir hesap, sadece sahibini değil; “tüm rehberi ve takipçi ağını” doğrudan etkiliyor. Dolandırıcılar, “gerçek bir arkadaş veya aile üyesi” kimliğine bürünerek, klasik telefon dolandırıcılığından çok daha ikna edici olabiliyor. Dünya genelinde dijital dolandırıcılık kayıplarının 2023 yılında 1 trilyon ABD dolarını aştığı tahmin ediliyor. Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları da bu zararın önemli bir kısmını oluşturuyor. Meta hakkında açılan bir dava dosyasında, yalnızca 2022 yılında günde ortalama 100 bin WhatsApp hesabının ele geçirildiği, 2023’te ise bu sayının 400 bine kadar çıktığı iddia ediliyor. Bu rakamlar, hesap ele geçirme saldırılarının ölçeğini ortaya koyuyor. Bireysel kullanıcılar için ESET’ten öneriler WhatsApp’ta İki Adımlı Doğrulama özelliğini (PIN kodu) etkinleştirin.Instagram’da İki Faktörlü Kimlik Doğrulama’yı (uygulama tabanlı doğrulama tercih ederek) açın.Her iki platformda da kullandığınız parolaların benzersiz ve uzun olmasına dikkat edin (en az 12 karakter, harf–rakam–sembol karışımı).Size gelen 6 haneli doğrulama kodunu kimseyle paylaşmayın. Ne WhatsApp ne Instagram ne de “destek ekibi” bu kodu sizden istemez.Mesaj içeriği ne kadar inandırıcı olursa olsun, yüksek tutarlı para veya acil talep içeren her mesajı farklı bir kanaldan (telefon, görüntülü arama) doğrulayın.Bilinmeyen kaynaklardan gelen linklere tıklamadan önce, adres çubuğunu ve alan adını dikkatle kontrol edin. Küçük bir harf farkı bile sahte siteye işaret edebilir. Android’de mümkün olduğunca sadece resmî mağaza (Google Play) üzerinden uygulama indirin; bilinmeyen kaynaklardan gelen APK dosyalarını kurmayın.Telefonunuzda güncel bir mobil güvenlik çözümü (örneğin ESET Mobile Security) bulundurun.İşletim sistemi ve uygulamaları güncel tutun; eski sürümlerde kritik güvenlik açıkları bulunabilir. Hesabınız ele geçirilirse yapmanız gerekenler Öncelikle e-posta hesabınızın güvende olduğundan emin olun; gerekirse parolayı değiştirin ve 2FA açın.Instagram ve WhatsApp’ın resmî destek sayfalarındaki “Hesabım ele geçirildi” adımlarını eksiksiz takip edin.Dolandırıcılık iddiası varsa ödeme dekontları ve yazışmalarla birlikte savcılık veya emniyet birimlerine başvurun.Çevrenizi bilgilendirin; sizin adınıza gelebilecek yeni mesajlara karşı uyarın.

WatchGuard, "Yapay Zekâ Siber Buzdağı" Analizini Açıkladı Haber

WatchGuard, "Yapay Zekâ Siber Buzdağı" Analizini Açıkladı

Yapay zekâ kaynaklı bu yeni nesil saldırılar, güvenlik ekipleri için temel bir zorluk yaratıyor. Medya ve kamuoyu, yapay zekâ tarafından üretilen ve insanları kandıran içeriklere odaklanırken, çok daha büyük ve görünmez olan tehditler, olağanüstü hızda hareket ederek doğrudan altyapıyı hedef alıyor. Siber saldırganlar artık yapay zekâyı yalnızca sosyal mühendislik içerikleri üretmek için değil, güvenlik duvarlarını, EDR çözümlerini ve kimlik doğrulama sistemlerini analiz etmek, atlatmak ve etkisiz hale getirmek için de aktif olarak kullanıyor. "Suyun altındaki" bu tehditler, keşif (reconnaissance) aşamasından veri sızıntısına (exfiltration) kadar tüm saldırı yaşam döngüsünü otomatikleştirmektedir. Bu durum, birbirinden bağımsız çalışan, reaktif güvenlik çözümlerinin tamamen yetersiz kaldığı yeni bir güvenlik paradigması yaratıyor. Çünkü tehditler artık sadece daha hızlı değil, aynı zamanda daha akıllı ve uyarlanabilir hale gelerek geleneksel savunma sistemlerini anlamsız kılıyor. “Asıl Tehlike Buzdağının Görünmeyen Kısmı” Yapay zekânın siber saldırganlar için tüm saldırı yaşam döngüsünü otomatikleştiren bir güce dönüştüğüne dikkat çeken WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, “Kurumlar ‘deepfake’ gibi görünen daha bilinen tehditlere odaklansa da bu sadece buzdağının görünen kısmı. Asıl tehlike, suyun altında sıfırıncı gün açıkları arayan, güvenlik sistemlerini atlatan ve ağ içinde yayılan otomatik saldırılarda gizli. Bu yeni nesil tehditler, geleneksel, birbirinden ayrı çalışan güvenlik araçlarını kolayca etkisiz hale getiriyor. Mücadele için tek yol, özellikle MSP’lerin, ağdan uç noktaya tüm katmanları birleştiren ve yapay zekâya karşı yapay zekâ ile koruma sağlayan bütünleşik platformlara geçiş yapmasıdır.” dedi. WatchGuard'ın "Yapay Zekâ Siber Buzdağı" Analizi, Tehditleri İki Ana Kategoriye Ayırıyor: Suyun Üstü (Görünen ve Bilinen Tehditler): Bunlar, tespit edilmesi ve hakkında konuşulması görece kolay olan, genellikle insanı hedef alan sosyal mühendislik saldırılarıdır. Yapay zekâ tarafından oluşturulan ve yöneticileri taklit eden sahte ses, video ve e-postalarla çalışanları kandırmaya yönelik sosyal mühendislik saldırıları bu kategoriye giriyor. Suyun Altı (Asıl Tehlikeli ve Gizli Tehditler): Bunlar, saldırıların teknik altyapısını otomatikleştiren, tespit edilmesi çok daha zor ve yıkıcı etkiye sahip sistem odaklı tehditlerdir. Saldırganların, sistemlerdeki ve yazılımlardaki daha önce bilinmeyen güvenlik açıklarını (zero-day) bulmak ve bunlardan yararlanmak için yapay zekâyı kullanması, yapay zekânın, güvenlik yazılımlarından kaçmak için kötü amaçlı kodu sürekli olarak kendi kendine değiştirmesi (polimorfizm) ve savunma sistemlerini analiz etmesi, saldırganların, bir kez ağa sızdıktan sonra yakalanmadan diğer sistemlere yayılmak (yanal hareket) ve komuta sunucularıyla gizli iletişim kurmak için yapay zekâ kullanması gibi saldırı yöntemleri suyun altında kalan ikinci kategoriye dahil oluyor. WatchGuard, bu çok katmanlı ve derinleşen tehditlere karşı koymanın tek yolunun, tehdit sinyallerini ağ, uç nokta ve kimlik genelinde birleştiren, Sıfır Güven (Zero Trust) ilkelerini benimseyen ve yapay zekâya karşı yapay zekâ ile savunma yapan Bütünleşik Güvenlik Platformu® (Unified Security Platform) olduğunu vurguluyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.