Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigara Kullanımı

Kapsül Haber Ajansı - Sigara Kullanımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigara Kullanımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Santa Farma İlaç ve Türk Kalp Vakfı’ndan Kalp Sağlığı Haftası’na Özel Anlamlı Proje Haber

Santa Farma İlaç ve Türk Kalp Vakfı’ndan Kalp Sağlığı Haftası’na Özel Anlamlı Proje

: “Kalbinin Görmediğin Yüzü” Santa Farma İlaç’ın koşulsuz desteği ve Türk Kalp Vakfı’nın katkılarıyla hayata geçirilen Kalbinin Görmediğin Yüzü etkinliği, teknoloji ve farkındalığı bir araya getirdi. Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Marmara Forum’da gerçekleştirilen etkinlikte, sağlıklı ve sağlıksız alışkanlıkların kalbi nasıl etkilediği gözler önüne serildi. Standı ziyaret eden katılımcılar, özel bir gözlük takarak izledikleri video ile kalbin iç dünyasına interaktif bir yolculuğa çıktı. İlk etapta sağlıklı bir kalbin düzenli işleyişi ve damar yapısındaki sorunsuz dolaşımı gözlemleyen katılımcılar; stres, uykusuzluk, hareketsizlik ve düzensiz beslenme gibi günlük alışkanlıkların kalp ritmi ve damar yapısı üzerindeki bozucu etkilerini görme fırsatı buldu. Deneyimin sonunda ise sağlıklı yaşam alışkanlıklarının devreye girmesiyle kalbin yeniden sağlıklı çalıştığı gösterilerek “Bu tabloyu değiştirmek senin elinde” mesajı verildi. Etkinlikte, sessizce ilerleyen kalp hastalıkları ile ilgili önemli uyarılar yapan Türk Kalp Vakfı uzmanları, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de ülkemizde en sık görülen ölüm nedeni olmaya devam ettiğini de vurguladı. Kalp sağlığını korumanın sadece hastalıklardan kaçınmak değil, kaliteli bir yaşam sürmenin anahtarı olduğunu ifade eden Türk Kalp Vakfı Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Deniz Kılıç, kalbin hayati önemini şu sözlerle özetledi: “Kalbimiz, vücudun tüm organlarına kan ve oksijen taşıyan temel organımız. Kalbimizde ortaya çıkan bir sorun, beyin başta olmak üzere birçok hayati sistemi doğrudan etkileyebiliyor.” Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yılda yaklaşık 20 milyon insanın bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Uzm. Dr. Hüseyin Deniz Kılıç, bu ölümlerin büyük bir kısmının doğru yaşam tarzıyla önlenebilir olduğunun altını çizdi. “Türkiye’de de kalp ve damar hastalıkları, ne yazık ki en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan hastalık grubu olmaya devam ediyor. Güncel verilere baktığımızda, tüm ölümlerin yaklaşık %40’ının kardiyovasküler hastalıklara bağlı olduğunu görüyoruz. Bu da neredeyse her iki ölümden birinin kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gerçekleştiğini gösteriyor” bilgisini veren Kılıç, şu uyarılarda bulundu: “Risk gruplarına baktığımızda; hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite ve sigara kullanımı en önemli belirleyiciler arasında. Bunun yanı sıra hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve kronik stres de riski artırıyor. Yaş ilerledikçe risk artmakla birlikte, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan bireyler, erkekler ve menopoz sonrası kadınlar daha yakından takip edilmesi gereken gruplar arasında yer alıyor.” "Sessiz" Belirtileri Göz Ardı Etmeyin Kalp hastalıklarının her zaman göğüs ağrısı gibi belirgin şikayetlerle ortaya çıkmadığını belirten Uzm. Dr. Hüseyin Deniz Kılıç, “En sık karşılaştığımız bulgular arasında göğüs ağrısı veya baskı hissi, nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve efor kapasitesinde azalma yer alır” bilgisini verdi ve kalp hastalıklarının sessiz belirtilerine dair şu bilgileri aktardı: “Gizli diyebileceğimiz belirtiler arasında eforla gelen nefes darlığı, merdiven çıkarken eskisine göre daha çabuk yorulma, gece nefes darlığıyla uyanma, ayak bileklerinde şişlik ve zaman zaman hissedilen düzensiz kalp atımları sayılabilir. Bu tür şikâyetler çoğu zaman göz ardı edilse de altta yatan bir kalp hastalığının erken sinyalleri olabilir. Özellikle göğüste baskı hissi, kola, çeneye veya sırta yayılan ağrı, ani gelişen nefes darlığı, bayılma ya da bayılacak gibi olma hissi gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerekir. Bunun yanı sıra, herhangi bir belirti olmasa bile risk faktörlerine sahip bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşır.” Diyabet, Kalbin En Sinsi Düşmanı! Diyabetin damar yapısına doğrudan zarar vererek damar sertliğini hızlandırdığını belirten Uzm. Dr. Hüseyin Deniz Kılıç diyabet hastalarındaki kalp krizlerinin çoğu zaman klasik belirtiler vermediğine dikkat çekti: “Özellikle kadınlarda, yaşlı bireylerde ve diyabet hastalarında bu belirtiler daha atipik seyredebilir; mide rahatsızlığına benzer şikayetler, sırt ya da çene ağrısı, açıklanamayan halsizlik gibi daha belirsiz yakınmalar ön planda olabilir.” Diyabet hastalarının kalp sağlığı konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizen Kılıç, “kan şekerinin düzenli ve hedef aralıkta tutulması, kalp damar sağlığını korumada temel adımdır. Bunun yanı sıra tansiyon ve kolesterolün kontrol altında olması da büyük önem taşır; çünkü bu üç faktör birlikte kalp hastalığı riskini ciddi şekilde artırır” uyarısında bulundu. Kalp Dostu Bir Yaşam İçin 4 Temel Adım Uzm. Dr. Hüseyin Deniz Kılıç, belirti olmasa da rutin sağlık kontrolünün önemli bir koruyucu önlem olduğunun altını çizdi ve kalp sağlığını korumak için günlük alışkanlıklarda yapılabilecek değişiklikleri şöyle sıraladı: Dengeli Beslenme: Sebze, meyve ve tam tahıl ağırlıklı, düşük tuzlu bir diyet uygulanmalı; işlenmiş gıda ve şekerden uzak durulmalıdır. Düzenli Hareket: Haftada en az 150 dakika orta şiddette yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi aktiviteler tercih edilmelidir. Zararlı Alışkanlıklardan Uzak Durma: Sigara kullanımı bırakılmalı ve ideal kilo korunmalıdır. Stres ve Uyku Yönetimi: Kaliteli uyku ve stres kontrolü kalp dostu yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Haber

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

“HPV ile yakından ilişkili olan rahim ağzı kanseri, erken tanı ve düzenli tarama ile kontrol altına alınabiliyor” diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Neşe Solak, rahim ağzı kanserinde erken tanının önemi ve HPV aşısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Neşe Solak, “Rahim ağzı (serviks) kanseri, rahmin alt kısmında yer alan serviks dokusundan gelişen ve çoğunlukla HPV (Human Papilloma Virüsü) ile ilişkili bir kanser türüdür. En önemli özelliği, düzenli tarama programları sayesinde önlenebilir ve erken evrede yakalanabilir olmasıdır. En sık tanı alan yaş grubu ise 35-44 yaş aralığıdır” dedi. Kimler Risk Altında? Solak, “Yüksek riskli HPV tipleri, özellikle HPV 16 ve 18 ile enfekte olan kişilerde rahim ağzı kanseri riski artmaktadır. Bunun yanı sıra erken yaşta cinsel ilişkiye başlayanlar, çoklu cinsel partner öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar ve uzun süre tarama yaptırmayan kadınlar risk grubunda yer almaktadır” dedi. Belirtiler Nelerdir? “Rahim ağzı kanseri erken evrede genellikle belirti vermez” diyen Solak, “Hastalık ilerledikçe ilişki sonrası kanama, ara kanamalar, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ile kasık veya bel ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir” ifadelerinde bulundu. Tedavisi Nasıl Yapılır? Op. Dr. Neşe Solak, “Erken evrede yakalanan rahim ağzı kanserinde konizasyon (rahim ağzının bir kısmının alınması) ya da rahmin alınması gibi cerrahi yöntemler uygulanabilir. İleri evrelerde ise tedavi radyoterapi ve kemoterapi ile sürdürülmektedir” dedi. Tarama Nasıl Yapılır? Smear Testi Nedir? “Rahim ağzı kanseri taraması, kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişiklikleri saptamayı amaçlar” diyen Solak, “Bu tarama smear testi ve HPV DNA testi ile yapılır. Smear testi, jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından küçük bir fırça veya spatula yardımıyla hücre örneği alınarak gerçekleştirilir. İşlem 1-2 dakika sürer ve anestezi gerektirmez. Smear testi öncesinde adetli olunmaması, son 48 saat içinde cinsel ilişkiye girilmemesi ve vajinal duş, fitil ya da krem kullanılmaması önerilmektedir” ifadelerinde bulundu. Tanı Nasıl Konur? Solak, “Smear veya HPV DNA testinde anormal sonuç elde edilmesi durumunda kolposkopi ve biyopsi ile kesin tanı konur. Kolposkopi, rahim ağzı, vajen ve vulvanın mikroskop benzeri özel bir cihazla ayrıntılı olarak incelendiği tanısal bir işlemdir. İşlem sırasında rahim ağzına asetik asit uygulanır ve şüpheli görülen alanlardan küçük biyopsiler alınır. Genellikle 5-10 dakika sürer ve çoğu zaman anestezi gerektirmez” dedi. Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Mümkün mü? Op. Dr. Neşe Solak, “Rahim ağzı kanserinden korunmada en etkili yöntem HPV aşısıdır. Çünkü rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı HPV ile ilişkilidir. Aşı yapılmış olsa bile tarama programlarının aksatılmaması gerekir. Düzenli tarama yaptırmak, sigara kullanmamak, kondom kullanmak, çoklu partnerden kaçınmak, bağışıklık sistemini destekleyen bir yaşam tarzı benimsemek ve HPV pozitifliği durumunda kontrolleri ihmal etmemek korunmada önemli rol oynar” dedi. HPV Enfeksiyonu Nedir? Tehlikeli midir? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV, oldukça yaygın görülen ve çoğunlukla cinsel yolla bulaşan bir virüstür. Çoğu kişide belirti vermeden vücuttan kendiliğinden temizlenir ve enfeksiyonların büyük bir kısmı zararsızdır. Ancak yüksek riskli HPV tipleri, özellikle 16 ve 18, rahim ağzı kanserine yol açabilir. Bu nedenle düzenli tarama büyük önem taşır. Prezervatif kullanımı riski azaltmakla birlikte yüzde 100 koruma sağlamaz” dedi. HPV Taşıyıcılığı Nasıl Anlaşılır? “HPV taşıyıcılığı çoğu zaman hiçbir belirti vermez” diyen Op. Dr. Neşe Solak, “Bu nedenle HPV varlığı yalnızca smear ve HPV DNA testleri ile tespit edilebilir” ifadelerinde bulundu. HPV Ne Kadar Sürede Temizlenir? Solak, “HPV enfeksiyonlarının yüzde 70-90’ı bağışıklık sistemi sayesinde 1-2 yıl içinde vücuttan temizlenir. Sigara kullanımı, yoğun stres ve bağışıklık sisteminin zayıflaması bu süreci uzatabilir” dedi. HPV Pozitifliğinde Partnere Bulaş Olur mu? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV cinsel yolla bulaşabildiği için partnere geçme riski bulunmaktadır. Erkeklerde çoğu zaman belirti görülmez ve erkekler için rutin bir HPV tarama testi bulunmamaktadır” dedi. HPV’nin Tedavisi Var mı? “HPV’yi tamamen yok eden bir ilaç bulunmamaktadır” diyen Op. Dr. Neşe Solak, “Tedavide amaç, vücudun virüsü temizlemesini desteklemek ve oluşan lezyonları tedavi etmektir. HPV enfeksiyonu olan kişilere de HPV aşısı yapılması önerilmektedir. Sigara kullanmamak ve düzenli kontrolleri aksatmamak sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından önemlidir” dedi. HPV Aşısı Nedir? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı; HPV tip 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruma sağlar. Kadınlarda rahim ağzı, vulva ve vajina kanserleri ile bu kanserlerin öncül lezyonlarına; kadın ve erkeklerde ise anüs kanseri ve genital siğillere karşı koruyucudur. Dokuz yaşından büyük adolesanlar ve yetişkinler için uygundur. Aşı, vücudun bu HPV tiplerine karşı antikor üretmesini sağlayarak hastalıklara karşı bağışıklık oluşturur” dedi. Kimlere Yapılır, Uygulama Şekli Nasıldır? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı, 9-26 yaş arası erkeklere ve 9-45 yaş arası kadınlara uygulanabilmektedir. 9-15 yaş grubunda aşı iki doz şeklinde yapılır ve ikinci doz 5-13 ay arasında uygulanır. 15 yaş üzerindeki kişilerde ise üç doz uygulanır ve bu dozların bir yıl içinde tamamlanması gerekir” ifadelerinde bulundu. Yan Etkisi Var mı? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı sonrası en sık görülen yan etkiler, aşının yapıldığı bölgede ağrı, şişlik ve kızarıklık ile baş ağrısıdır. Ciddi alerjik reaksiyonlar ise oldukça nadirdir” şeklinde açıklamalarda bulundu.

  İdrar Kaçırmayı Azaltan 6 Önemli Kural Haber

  İdrar Kaçırmayı Azaltan 6 Önemli Kural

Genellikle 50 yaşından sonra görüldüğü düşünülen bu durum aslında hemen her yaştaki kişilerin kapısını çalabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, tüm dünyada oldukça yaygın rastlanan idrar kaçırmanın görülme sıklığının ülkemizde de özellikle nüfusun yaşlanmasıyla birlikte daha da arttığını belirterek, “Öyle ki toplum bazlı çalışmalarda kadınların yüzde 9-43’ünde, erkeklerin ise yüzde 7-27’sinde idrar kaçırma sorununa rastlanmaktadır. Bu hastalık aile, sosyal ve iş hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek şiddette olabilmektedir. Dolayısıyla, tedavisine erken başlanması, hastalığın daha kolay yöntemlerle kontrol altına alınması ve hastanın hayat kalitesinin artması için çok önemlidir. Günümüzde, idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre başvurulan yöntemlerle sorun genellikle ortadan kalkmakta, bazı hastalarda ise en azından hayat kalitesi büyük oranda artmaktadır” diyor. Birkaç farklı türü mevcut İdrar kaçırma; hastanın kontrolünde olmadan veya idrar yapımı için uygun şartlar oluşmadan idrarın istemsiz olarak kaçması şeklinde tanımlanıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen idrar kaçırmanın birkaç farklı türü bulunuyor. Ani idrar isteğiyle birlikte oluşan sıkıştırma tarzında idrar kaçırmanın yanı sıra karın içi basıncının arttığı durumlar olan öksürmek, hapşırmak ve yerden ağır bir cisim kaldırmakla gerçekleşen stres tipi idrar kaçırma en sık görülen tiplerini oluşturuyor. Bazı hastalarda bu iki mekanizmanın beraber görülebildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, “Bunların dışında geçici bazı durumlara bağlı olan idrar kaçırma, nörolojik hastalıklara bağlı idrar kaçırma, fistüllere bağlı idrar kaçırma veya hastanın idrar yapamadığı için taşma tarzında idrar kaçırma tipleri de mevcuttur” bilgisini veriyor. Pek çok sebep neden olabiliyor! İdrar kaçırmaya pek çok sebep yol açabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, en sık görülen etkenleri; “Doğumlar, yüksek bebek ağırlığı, menopoz, fazla kilo, geçirilmiş cerrahiler, üriner sistem enfeksiyonları, kullanılan bazı ilaçlar, depresyon, zihinsel fonksiyonlarda bozukluk, nörolojik rahatsızlıklar, kabızlık, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık” olarak sıralıyor. Tedaviyle kontrol sağlanabiliyor İdrar kaçırmanın tedavisinde hedef hastayı tekrar idrar kontrolünü sağlayabilir hale getirmek ve buna bağlı olarak hayat kalitesini arttırıp, idrar kaçırmanın getirdiği ek problemlerden kurtarmak. Tedavi, idrar kaçırmanın tipine, hastanın yaşına, eşlik eden diğer hastalıklarına, genel sağlık durumuna ve altta yatan bir sebep olup olmamasına bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın tıbben çözülebilir bir hastalık olduğuna işaret ederek, “Son yıllarda gelişen tedavi yöntemleri ve yaşam alışkanlıklarında alınan önlemler sayesinde hastaların büyük bir kısmında kontrol tamamen sağlanabilmektedir” diye konuşuyor. İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kural! İdrar kaçırma tedavisinden başarılı sonuç alınmasında altta yatan etkenin tespit edilmesi kritik bir rol üstleniyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın altında idrar yolu enfeksiyonu, mesane tümörleri, prostat hastalıkları, üreter veya mesane taşları gibi bir patoloji saptanırsa, öncelikle bu sorunun tedavi edilmesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemelerin de son derece önemli olduğunu belirterek, dikkat edilmesi gereken 6 önemli kuralı, “Kilo verilmesi, idrar kontrol mekanizmalarını güçlendiren pelvik taban egzersizlerinin yapılması, orta seviyede egzersiz programlarının uygulanması, tetikleyici faktörler olan kahve ile çay tüketiminin sınırlandırılması ve sigaranın bırakılması, içilen sıvı miktarının ayarlanması ve kabızlık sorununun giderilmesi için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre ilaç tedavisine, girişimsel yöntemlere veya cerrahi müdahaleye de başvurulabildiğini sözlerine ekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.