Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigorta

Kapsül Haber Ajansı - Sigorta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigorta haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AXA Sigorta’dan Liman Sektöründe  Risk Yönetimine Katkı Haber

AXA Sigorta’dan Liman Sektöründe Risk Yönetimine Katkı

Küresel ve ulusal ticaretin önemli merkezleri olan limanlar, tedarik zincirlerinin sürekliliğinde kritik bir rol üstleniyor. Bu yapı içinde birbirini etkileyen risklerin birlikte değerlendirilmesi, operasyonların sürekliliği ve kurumsal dayanıklılığın güçlendirilmesi açısından önem taşıyor. AXA Sigorta’nın hayata geçirilmesine destek verdiği “Limanlarda Kurumsal Risk Yönetimi” kitabı, bu ihtiyaca yönelik bir kaynak sunuyor. Kitap; kurumsal risk yönetimi, iş sürekliliği, kriz yönetimi, kurumsal dayanıklılık, risk transferi, sigorta ve alternatif risk finansmanını birbirini tamamlayan unsurlar olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, risklerin yalnızca tek tek değerlendirilmesinin ötesine geçerek aralarındaki ilişkilerin ve olası etkilerinin birlikte anlaşılmasına odaklanıyor. Çalışmanın, liman sektöründe risklere karşı hazırlık seviyesinin artırılmasına, karar süreçlerinin desteklenmesine ve daha dayanıklı operasyonel yapıların geliştirilmesine katkı sunması hedefleniyor. Aynı zamanda farklı sektörlerde risk yönetimi ve dayanıklılık üzerine yürütülen çalışmalara da referans oluşturması amaçlanıyor. Bilgi Birikimini Sektörle Buluşturan İş Birliği TÜRKLİM’in sektörel bilgi birikimi, KRYD’nin risk yönetimi, iş sürekliliği, kriz yönetimi, kurumsal dayanıklılık ve risk finansmanını buluşturan bütüncül yaklaşımı ve SBD’nin sigorta ve risk transferi alanındaki uzmanlığı çalışma içerisinde bir araya geliyor. AXA Sigorta ise risklerin doğru anlaşılmasını ve gerçekleşmeden önce değerlendirilmesini önemseyen önleyici sigortacılık yaklaşımı doğrultusunda bu çalışmaya destek veriyor. Farklı uzmanlıkları ortak bir kaynakta buluşturan kitap, sigortayı daha geniş bir risk yönetimi çerçevesinin parçası olarak ele alırken sektörler arası bilgi ve deneyim paylaşımına da katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Riskine Karşı Şirketlerin İş Sürekliliği Ne Kadar Güvende? Haber

İklim Riskine Karşı Şirketlerin İş Sürekliliği Ne Kadar Güvende?

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, "İklim riskini artık yalnızca 'hangi varlığımız zarar görebilir?' sorusuyla değil, 'işimizi ne durdurabilir?' sorusuyla değerlendirmek gerekiyor" dedi. İklim değişikliğinin şirketler açısından yarattığı risk tablosu giderek daha karmaşık hale geliyor. Geçmişte doğal afet riskleri ağırlıklı olarak tesis, makine, ekipman ve stok gibi fiziksel varlıkların uğrayabileceği hasarlar üzerinden değerlendirilirken bugün aynı olayın üretim, lojistik, enerji, tedarik zinciri ve gelir akışı üzerindeki etkilerinin birlikte ele alınması gerekiyor. Bu değişimin şirketlerin risk yönetimi yaklaşımını da dönüştürdüğünü belirten IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, iklim kaynaklı risklerin artık iş sürekliliği planlarının temel unsurlarından biri olması gerektiğine dikkat çekti. "Asıl risk bazen fiziksel hasardan sonra başlıyor" Bir fabrikanın sel veya fırtına nedeniyle zarar görmesinin görünür ve ölçülebilir bir risk olduğunu belirten Çiftçi, şirketler açısından asıl finansal etkinin bazı durumlarda üretimin durmasıyla ortaya çıktığını söyledi: "Hasar gören binayı veya makineyi yeniden yapmak mümkün. Ancak üretimin haftalarca durmasının, müşteriye teslimat yapılamamasının, pazar kaybının veya devam eden sabit giderlerin şirket üzerinde yaratacağı finansal etki çok daha büyük olabilir. Bu nedenle iklim risklerini değerlendirirken yalnızca varlık değerini değil, iş durması ve kar kaybı riskini de doğru hesaplamak gerekiyor." Çiftçi, bu noktada şirketlerin sigorta programlarında mal varlığı teminatları ile iş durması ve kar kaybı teminatlarının birbiriyle uyumlu şekilde yapılandırılmasının önem taşıdığını belirtti: "Bir şirketin fiziksel varlıkları doğru bedellerle sigortalanmış olabilir. Ancak üretimin ne kadar süreyle durabileceği, bu sürede oluşacak brüt kâr kaybı ve devam edecek sabit giderler doğru hesaplanmamışsa, büyük bir hasar sonrasında ciddi bir koruma açığı ortaya çıkabilir." Tesisiniz zarar görmese bile üretiminiz durabilir İklim risklerinin en önemli özelliklerinden birinin şirketlerin kendi tesislerinin sınırlarını aşması olduğunu belirten Çiftçi, tedarik zincirindeki bağımlılıkların özellikle büyük ölçekli şirketler açısından ayrı bir risk alanı oluşturduğunu söyledi: "Kendi fabrikanız hiçbir fiziksel hasar görmeyebilir. Ancak üretiminiz için kritik olan tek bir tedarikçinin tesisi sel nedeniyle devre dışı kalırsa, kullandığınız liman kapanırsa, ulaşım güzergâhları kullanılamaz hale gelirse veya enerji tedariki kesilirse sizin operasyonunuz da durabilir. Bu nedenle şirketlerin risk haritasını yalnızca kendi tesislerinin adresleri üzerinden çıkarması artık yeterli değil." Çiftçi'ye göre şirketlerin kritik tedarikçilerini, alternatif tedarik kaynaklarını, lojistik güzergâhlarını ve üretimin devamı için vazgeçilmez olan enerji ve hammadde bağımlılıklarını belirlemesi gerekiyor. Her iş durması sigorta kapsamında olmayabilir Sigorta sektörü dolaylı iklim risklerini, şirketin kendi tesisindeki fiziksel hasarın yanı sıra operasyonun bağlı olduğu kritik tedarikçi, müşteri, enerji, altyapı ve lojistik noktalarında meydana gelebilecek kesintilerin şirketin faaliyetleri ve geliri üzerindeki etkisini analiz ederek değerlendiriyor. Bu nedenle iş durması sigortası ve tedarik zinciri risklerine yönelik teminatlarda poliçenin hangi olayla devreye girdiği büyük önem taşıyor. Çiftçi bu konuda şirketlerin poliçe kapsamlarını dikkatle incelemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Her iş durması aynı şekilde teminat altında olmayabilir. Poliçenin iş durması teminatının hangi fiziksel hasarlara bağlı olarak çalıştığı, kritik tedarikçi veya müşteri tesislerindeki hasarların kapsama dahil olup olmadığı, enerji ve kamu hizmetlerindeki kesintilerin nasıl ele alındığı ve teminatın hangi süre ve limitlerle verildiği mutlaka incelenmeli." Çiftçi, özellikle tedarikçi kaynaklı iş durması, erişimin engellenmesi, enerji veya diğer hizmet sağlayıcılarındaki kesintiler ve alternatif üretim veya tedarik maliyetleri gibi risklerin şirketin faaliyet yapısına göre değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti: "Buradaki kritik nokta poliçede bir teminat başlığının bulunması değil, o teminatın şirketin gerçek bağımlılıklarını karşılayacak şekilde tasarlanmış olmasıdır. İki şirket aynı sektörde faaliyet gösterse bile tedarik zincirleri ve kritik bağımlılıkları tamamen farklı olabilir. Dolayısıyla doğru sigorta programı standart bir ürün seçmekten çok, şirketin operasyonel yapısını doğru okumayı gerektiriyor." Kar kaybı sigortasında doğru süre ve limit kritik İş durması ve kar kaybı sigortası açısından şirketlerin en fazla dikkat etmesi gereken konulardan birinin tazminat süresi olduğunu belirten Çiftçi, büyük ölçekli bir hasarın ardından faaliyetlerin eski seviyesine dönmesinin fiziksel onarımın tamamlanmasından daha uzun sürebileceğine dikkat çekti: "Bir tesisin yeniden faaliyete geçmesi, işin tamamen normale döndüğü anlamına gelmeyebilir. Makine ve ekipmanın yeniden temini, tedarik zincirinin kurulması, müşterilerin geri kazanılması ve üretimin hasar öncesi kapasiteye ulaşması zaman alabilir. Bu nedenle kar kaybı sigortasında seçilen tazminat süresinin gerçekçi olması son derece önemli." Aynı şekilde sigorta bedellerinin ve beklenen brüt kârın güncel finansal veriler üzerinden hesaplanması gerektiğini ifade eden Çiftçi, eksik veya geçmiş verilere dayanan hesaplamaların hasar anında şirketin beklediğinden daha düşük bir korumayla karşılaşmasına neden olabileceğini söyledi. "İş sürekliliği poliçe satın almakla başlamıyor" Şirketlerin iklim kaynaklı risklere karşı dayanıklılığını artırmak için sigortanın daha geniş bir risk yönetimi yaklaşımının parçası olması gerektiğini vurgulayan Çiftçi, şirketlere öncelikle kritik operasyonlarını ve bağımlılıklarını belirlemelerini önerdi: "Şirketler kendilerine birkaç temel soru sormalı: Hangi tesisimiz veya üretim hattımız durursa faaliyetimiz ciddi şekilde etkilenir? Hangi tedarikçimizin alternatifi yok? Hangi hammadde, enerji kaynağı veya lojistik güzergâhına bağımlıyız? Bir kesinti yaşanırsa ne kadar süre faaliyetimizi sürdürebiliriz? Alternatif üretim veya tedarik imkânımız var mı? Bu soruların cevapları olmadan yalnızca poliçe limitlerine bakarak iş sürekliliğinin güvende olduğunu söylemek mümkün değil." Çiftçi'ye göre bu analiz sonucunda şirketler önleyici tedbirler, alternatif tedarikçiler, acil durum planları, iş sürekliliği senaryoları ve sigorta programlarını birbirini tamamlayan bir yapı içinde ele almalı. İklim riski sigorta fiyatlamasını ve reasürans kapasitesini de etkiliyor İklim kaynaklı hasarların sıklığı ve şiddetindeki değişimin yalnızca sigortalıları değil, sigorta ve reasürans piyasalarını da etkilediğini belirten Çiftçi, riskin bulunduğu coğrafya ve niteliğine bağlı olarak fiyatlama, muafiyet, limit ve teminat koşullarının giderek daha fazla önem kazanacağını söyledi. İklim risklerinin sıklığı, şiddeti ve aynı anda birden fazla sigortalıyı etkileyebilme potansiyeli arttıkça reasürörler riskleri daha ayrıntılı modelleyebilir; yüksek riskli bölgelerde kapasite, fiyat, muafiyet ve teminat koşullarında daha seçici davranabilir. Çiftçi, uluslararası reasürans piyasalarının şirketlerin iklim risklerini nasıl yönettiğine giderek daha fazla önem verdiğini belirterek şöyle devam etti: "Sigorta ve reasürans kapasitesi sınırsız değil. Riskin arttığı alanlarda yalnızca geçmiş hasar verileri değil, şirketin aldığı önlemler, tesisin dayanıklılığı, iş sürekliliği planları ve riskin ne ölçüde yönetildiği de daha fazla önem kazanıyor. Dolayısıyla güçlü risk yönetimi gelecekte yalnızca hasarı azaltmak açısından değil, uygun sigorta kapasitesine erişebilmek açısından da şirketler için önemli bir avantaj haline gelebilir." "İklim riskini şirketin bilançosuna ulaşmadan yönetmek gerekiyor" IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak şirketlerin risklerini yalnızca mevcut poliçeleri üzerinden değil, operasyonel bağımlılıkları ve uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarındaki gelişmelerle birlikte değerlendirdiklerini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı: "İklim değişikliği şirketler açısından artık yalnızca bir doğal afet veya sürdürülebilirlik konusu değil; doğrudan iş sürekliliği ve finansal dayanıklılık konusu. Bir şirketin fabrikasını korumak önemli ama bugün bunun ötesine geçmemiz gerekiyor. Tedarik zincirini, enerji bağımlılığını, lojistik ağını ve gelir akışını da koruyabilmeliyiz. Bizim broker olarak görevimiz de şirketin nerede sigorta açığı olduğunu hasar gerçekleştikten sonra değil, öncesinde görebilmek ve doğru sigorta ile reasürans yapısını buna göre oluşturmak. Çünkü gerçek dayanıklılık, yalnızca hasarı karşılayabilmek değil, hasara rağmen işin devam edebilmesini sağlamak demek." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aon Türkiye'ye Qorus Innovation in Insurance Awards 2026'dan Uluslararası Ödül Haber

Aon Türkiye'ye Qorus Innovation in Insurance Awards 2026'dan Uluslararası Ödül

Risk çözümleri ve İnsan Kaynakları çözümleri alanlarında global uzmanlığıyla 120'den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon, Türkiye'de geliştirdiği yenilikçi sigorta dağıtım modeliyle uluslararası bir başarıya imza attı. Aon Türkiye'nin "Reinventing Bancassurance Through Embedded BNPL Protection - Screen Care" projesi, Qorus Innovation in Insurance Awards 2026 kapsamında "Distribution Reinvented" (Sigorta Dağıtımının Yeniden Tasarlanması) kategorisinde üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Sigorta, dijital kredi deneyiminin bir parçası haline geliyor Aon Türkiye Affinity ekibi tarafından geliştirilen proje, geleneksel bankasürans yaklaşımını dijital müşteri deneyimiyle bir araya getiriyor. "Şimdi al, sonra öde" (BNPL) modeliyle gerçekleştirilen alışverişlerde ekran koruma sigortasını doğrudan kredi sürecine entegre eden çözüm, müşterilerin ayrı bir sigorta satın alma sürecine ihtiyaç duymadan koruma ürününe erişebilmesini sağlıyor. İkinci el akıllı telefonları da kapsayabilecek şekilde tasarlanan model, dijital hasar süreçleriyle destekleniyor. Böylece sigortanın satın alma aşamasından hasar yönetimine kadar müşteri yolculuğuna entegre edilmesi hedefleniyor. Aon Türkiye tarafından geliştirilen iş modeli, yıllık yaklaşık 600 bin adetlik dağıtım potansiyeline sahip. "Türkiye'de geliştirdiğimiz fikirlerin küresel ölçekte değer yaratabileceğini gösterdik" Aon Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Burçin Altınbaş, kazanılan ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bu ödül bizim için yalnızca bir ürünün değil, sigortanın müşteriye ulaşma biçimini yeniden düşünmenin karşılığı. Biz korumayı müşterinin ayrıca arayıp satın aldığı bir ürün olmaktan çıkarıp, zaten içinde bulunduğu finansal deneyimin doğal ve kesintisiz bir parçası haline getirmeyi hedefledik. Bankasürans, gömülü sigorta ve dijital hasar yolculuğunu tek bir modelde buluşturan bu yaklaşımın, dünyanın farklı pazarlarından yüzlerce inovasyonun değerlendirildiği Qorus platformunda ödüllendirilmesi Aon Türkiye ekibi için büyük bir gurur. Bu başarı, Türkiye'de geliştirdiğimiz fikirlerin küresel ölçekte değer yaratabileceğinin de güçlü bir göstergesi. Bu projeyi mümkün kılan ekibimize, iş ortaklarımıza ve bize inovasyon için alan açan tüm yöneticilerimize teşekkür ediyorum." Aon Türkiye, Affinity alanındaki uzmanlığıyla bankalar, perakendeciler, teknoloji şirketleri ve farklı ekosistem ortakları için dijital müşteri yolculuklarına entegre edilebilen sigorta modelleri geliştirmeye devam ediyor. Bu yıl 11'incisi düzenlenen Qorus Innovation in Insurance Awards'a 50 ülkeden 171 kurum, toplam 367 inovasyon başvurusunda bulundu. Aon Türkiye'nin projesi, "Distribution Reinvented" kategorisinde finale kalan 10 proje arasında yer alarak uluslararası değerlendirme sürecinde öne çıktı. Başvurular; özgünlük, etki, farklı pazarlara uyarlanabilirlik ve projenin anlatım kalitesi olmak üzere dört temel kriter üzerinden değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te Haber

İş’te KOBİ Sigortası İşCep’te

KOBİ ve işletmelerin büyüme ve işlerinin sürdürülebilirliği için yaptıkları yatırımların ve verdikleri emeklerin korunmasında beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor. Ekonomimizin belkemiği olan KOBİ’leri gerek finansal gerek dijital çözümleriyle desteklemeye devam eden İş Bankası, bu anlayışla iştiraklerinden Anadolu Sigorta iş birliğiyle geliştirdiği İş’te KOBİ Sigortası’nı İşCep’ten hizmete sundu. İş’te KOBİ Sigortası, yangın, yıldırım, sel, su baskını, deprem gibi doğal afetlere karşı tek bir poliçede koruma sağlıyor. Ayrıca, işletmelerin faaliyetlerini sürdüremeyecekleri durumlarda iş durması ve kira kaybı gibi teminatlar işletmelerin finansal güvencesine destek oluyor. Hırsızlık, makine kırılması, elektronik cihaz hasarları gibi risklere karşı da koruma sağlanırken, iş yerinde meydana gelebilecek sorumluluklar da teminat altına alınıyor. Üstelik, Anadolu Acil Sağlık Hizmetleri ile iş yerinde çalışanların ve ziyaretçilerin acil sağlık ihtiyaçları karşılanırken, Anadolu Hizmet İşyeri Yardımı ile beklenmedik durumlarda işletmelere yardım ve danışmanlık hizmeti sunuluyor. Bu kapsamlı teminatlar, KOBİ'lerin doğal afetler ve diğer risklerle karşı karşıya kaldıklarında güvence altında olmasını ve işlerine devam edebilmesini kolaylaştırıyor. Müşterilerin İşCep uygulamasındaki "Sigortalar & Bireysel Emeklilik" menüsünden kolayca inceleyebildiği İş'te KOBİ Sigortası, standart risklerin yanı sıra farklı sektörlerin operasyonel dinamiklerine uygun özel riskleri de kapsıyor. KOBİ’ler, işlerinin büyüklüğü ve poliçenin kapsamına göre sigorta teminatlarından yararlanabiliyor. Banka müşterileri, mülk sahibi veya kiracı olmalarına göre kendileri için en uygun seçeneği belirleyerek poliçelerini uçtan uca dijital ortamda satın alabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Next Motosiklet Satış Ağını Ataşehir’deki Yeni Noktasıyla Güçlendirdi Haber

Borusan Next Motosiklet Satış Ağını Ataşehir’deki Yeni Noktasıyla Güçlendirdi

Borusan Next’in müşteri deneyimini odağına alan yeni satış noktası, motosiklet tutkunlarına modern ve kullanıcı odaklı bir showroom konseptiyle hizmet veriyor. Yenilenen tasarımıyla ziyaretçilerine daha konforlu bir deneyim sunan lokasyon, motosiklet satın alma sürecini Borusan Next’in güvenilir ve şeffaf hizmet kalitesiyle buluşturuyor. Samandıra, Balgat ve Çorlu’dan sonra Ataşehir’de hizmete giren yeni showroom ile motosiklet satış noktası sayısı 4’e ulaşan Borusan Next, hizmet ağını genişletirken müşterilerine daha erişilebilir ve daha güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyor. Borusan Next Hakkında Borusan Otomotiv Grubu'nun çoklu marka ve kanal stratejisi vizyonuyla hayata geçen Borusan Next; kriterlerine uyan her marka, model ve yaştaki ikinci el otomobil için değerleme, ekspertiz, alım-satım, takas, devir ve servis hizmetlerinin yanı sıra iş ortakları aracılığıyla finansman ve sigorta çözümleri sunuyor. İkinci el otomobil arayanlar için güvenilir adres olmayı sürdüren Borusan Next, aynı zamanda tamamen ekspertizden geçirilmiş ikinci el motosikletleri de seçili lokasyonlarında müşterileriyle buluşturuyor. Geçtiğimiz bir yılda otomobil alım, satış ve takas işlemlerinde güçlü bir performans sergileyen Borusan Next, 15 noktada yer alan modern ve konforlu tesislerine yenilerini eklemeye hazırlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Hayat Emeklilik’in “İyi Gelecek Üyeliği” Kampanyasına Altın Effie Haber

Anadolu Hayat Emeklilik’in “İyi Gelecek Üyeliği” Kampanyasına Altın Effie

Anadolu Hayat Emeklilik’in Sefo ile hayata geçirdiği ve yeni iletişim yaklaşımının ilk adımı olarak kabul edilen “İyi Gelecek Üyeliği” kampanyası, başarılarına bir yenisini daha ekledi. Kampanya, 38. Kristal Elma ve Brandverse Ödülleri’nde kazandığı biri diğerinden kıymetli ödüllerin ardından bu kez de pazarlama ile reklam etkinliği alanında dünyanın en zorlu ve prestijli yarışmalarından biri olarak kabul edilen ve ağırlıklı olarak iş sonuçlarının değerlendirildiği Effie’nin Türkiye 2026 Ödülleri’nde Sigorta ve Bireysel Emeklilik kategorisinde Altın Effie’nin sahibi oldu. Anadolu Hayat Emeklilik’in bireysel emeklilik sistemini, gençlerin dünyasına daha yakın bir anlatımla aktarmak amacıyla hayata geçirdiği “İyi Gelecek Üyeliği” kampanyası, Sefo’nun rol aldığı reklam filmiyle izleyiciyle buluşmuştu. Bireysel emeklilik sisteminin gençlere yönelik iletişiminde farklı ve dikkat çekici bir yaklaşım ortaya koyan kampanyada, geleceğe bugünden yatırım yapma fikri “İyi Gelecek Üyeliği” üzerinden ele alınırken, bireysel emekliliğin gençler için anlaşılır ve hayatın doğal bir parçası haline gelmesine katkı sağlanması hedeflendi. Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Didem Makaskesen ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “İyi Gelecek Üyeliği kampanyamızla bireysel emekliliği gençlerin dünyasına yakın, anlaşılır ve dinamik bir iletişim diliyle anlatmayı hedefledik. Kampanyamızın Kristal Elma ve Brandverse Ödülleri’nin ardından Effie Türkiye Ödülleri’nde Altın Effie’ye layık görülmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Bu başarıda emeği bulunan tüm ekip arkadaşlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bireysel emekliliğe yönelik farkındalığı artıran, yenilikçi ve etkili iletişim çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mirsis, Londra Ofisiyle Avrupa’da Büyümesini Sürdürüyor Haber

Mirsis, Londra Ofisiyle Avrupa’da Büyümesini Sürdürüyor

Güçlü altyapısı ve yenilikçi çözümleriyle 18 yıldır bankacılık, finans ve sigorta başta olmak üzere farklı sektörlerdeki ulusal ve uluslararası müşterilerine ihtiyaca dayalı özelleştirilmiş çözümler sunan Mirsis, Avrupa yapılanmasını Londra ofisiyle güçlendirdi. Mirsis’in Avrupa pazarına açılmasını ve uluslararası iş bağlantıları geliştirmesini desteklemek amacıyla Londra Ofisi’ni YTÜ Yıldız Teknopark Londra Uluslararası Teknoloji Pazarlama Ofisi (UTPO) içinde konumlandırdıklarını söyleyen Mirsis Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Gül Düzgider “Bir süredir projeler yürüttüğümüz İngiltere’de ofis açarak küresel finans ve inovasyon alanında öncü bir şehir olan Londra üzerinden Avrupa ve Körfez ülkelerinde yeni bir büyüme rotası oluşturmayı hedefledik. Berlin’deki satış ve pazarlama ekibimizle koordineli bir şekilde çalışacak olan Londra ofisimizde özellikle KOBİ finansmanını teknoloji ve veri yoluyla daha erişilebilir hale getirmeye odaklanacağız. 2024 yılında Bakü’de açtığımız ilk yurtdışı ofisimizin Türki Cumhuriyetlerde sigorta sektöründe yakaladığı büyüme potansiyelini, bu kez Avrupa’da ticari bankacılık alanında görmeyi hedefliyoruz” dedi. Ar-Ge yatırımlarıyla desteklenen küresel büyüme Mirsis’in uluslararası büyüme stratejisinin arkasında güçlü Ar-Ge yatırımları ve yenilikçi teknoloji geliştirme yaklaşımı yer alıyor. 2019 yılından bu yana Yerinde Ar-Ge Merkezi bünyesinde 50’den fazla Ar-Ge mühendisi ve uzmanıyla TÜBİTAK destekli ve uluslararası konsorsiyumlu Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini belirten Düzgider, “2025 yılında bir çalışmamız Avrupa ülkelerindeki sanayi ve araştırma kuruluşlarının rekabet gücünü artırmayı hedefleyen uluslararası iş birliği platformu Eureka’dan onay aldı. Yapay zekâ alanında liderliğini üstlendiğimiz projelerimizi bir adım ileriye taşıyan bu gelişmeyle, bankacılık sektörüne yönelik geliştirdiğimiz ürünümüzü kısa sürede ticarileştirmeyi hedefliyoruz. Bu projenin hem sektöre hem de yurtdışı hizmet ihracatı ile ülkemize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Mirsis 2008 yılında alanında uzman iki girişimci, Gül Düzgider ve Ece Kutlucan tarafından kuruldu. Bugün 350’ye yakın çalışanı ile özel yazılım geliştirme, teknoloji dönüşümü, proje yönetimi ve donanım bakımı alanlarında Türkiye’nin önde gelen bankaları ve sigorta şirketlerinin yanı sıra özel sektördeki yerli ve yabancı ortaklı birçok şirkete uçtan uca hizmet sunuyor. Ar-Ge merkezinde yeni teknolojiler kullanarak yaşamı kolaylaştıran, ekonomiyi gözeten ve katma değeri yüksek ürün ve hizmetler geliştirmeye odaklanan Mirsis; yenilikçi çözümleriyle farklı sektörlerden müşterilerin ihtiyaçlarına hızlı yanıt veriyor. İlk yurt dışı ofisini 2024 yılında Bakü’de açan Mirsis teknoloji ve insan kaynakları alanında sunduğu yenilikçi çözümlerle dünya genelinde dokuz ülkede hizmet veriyor. Mirsis, grup şirketleri Miera Bilgi Teknolojileri ile bilgi güvenliği ve sistem altyapı danışmanlığı, Odak Kariyer ve İnsan Kaynakları ile de insan kaynakları alanlarında hizmet sunmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye’ye Effie Awards Türkiye’den Üç Ödül Birden Haber

Allianz Türkiye’ye Effie Awards Türkiye’den Üç Ödül Birden

“Dağ Gibi Arkanızdayız” projesiyle Sponsorluk kategorisinde Altın Effie kazanan Allianz Türkiye, “Herkes Allianzlı Olabilir, Herkes Allianz Olamaz” ve “Keşge” iletişimleriyle de Sigorta ve Bireysel Emeklilik kategorisinde bir Altın ve bir Bronz Effie’ye layık görüldü. Bu sonuçla şirket, sigorta ve emeklilik sektöründe bir yılda en çok Effie kazanan marka oldu. Sigorta sektörünün öncü şirketlerinden Allianz Türkiye, pazarlama iletişiminde yarattığı etkiyi ortaya koyan çalışmalarla Effie Awards Türkiye’de bu yıl üç ödüle layık görüldü. “Dağ Gibi Arkanızdayız” projesi Sponsorluk kategorisinde Altın Effie kazanırken, “Herkes Allianzlı Olabilir, Herkes Allianz Olamaz” iletişim kampanyası Sigorta ve Bireysel Emeklilik kategorisinde Altın Effie, “Keşge” iletişim çalışması ise aynı kategoride Bronz Effie kazandı. Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı, Effie Awards Türkiye 2026’da elde edilen başarıyla ilgili şunları söyledi: “Allianz Türkiye olarak iletişim çalışmalarımızı yalnızca markamızın hikâyesini anlatmanın değil, müşterilerimiz ve toplum için yarattığımız değeri görünür kılmanın bir yolu olarak görüyoruz. Bu yıl Effie Awards Türkiye’den iki Altın ve bir Bronz olmak üzere üç ödülle dönmemiz, farklı alanlarda hayata geçirdiğimiz çalışmaların yarattığı etkinin önemli bir göstergesi. Özellikle bir yılda aldığımız en yüksek Effie sayısına ulaşmış olmaktan ve sigorta ve emeklilik sektöründe bir yılda en çok Effie kazanan marka olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu başarıda emeği ve katkısı bulunan tüm ekip arkadaşlarımıza, yaratıcı iş ortaklarımıza ve projelerimize güç katan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Birlikte ürettiğimiz, cesurca denediğimiz ve etkisini ölçmeye önem verdiğimiz işlerle sektörümüzde de ilklere imza atmaya devam edeceğiz.” Üç ödül, üç farklı çalışma “Dağ Gibi Arkanızdayız” – Altın Effie / Sponsorluk Allianz Türkiye’nin “Dağ Gibi Arkanızdayız” projesi, daha önce kayak sporuyla tanışmamış Erzurum Palandöken’deki kız çocuklarının kayak sporuna erişimini desteklemeyi ve potansiyellerini geliştirmelerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Proje kapsamında seçilen üç kız çocuğuna yaklaşık 10 yıl boyunca eğitim ve malzeme desteği sağlanıyor. “Herkes Allianzlı Olabilir, Herkes Allianz Olamaz” – Altın Effie / Sigorta ve Bireysel Emeklilik Allianz Türkiye’nin sağlık sigortası alanındaki yenilikçi ürün ve hizmetlerini odağına alan kampanya, günlük hayattan tanıdık durumları mizahi bir anlatımla ele alıyor. “Keşge” – Bronz Effie / Sigorta ve Bireysel Emeklilik “Keşge” kampanyası, 5G ile birlikte yeniden tanımlanan hız kavramını Allianz Kasko’nun ihtiyaç anında sunduğu hızlı asistans hizmetleriyle buluşturuyor. Kampanyada, araçla yolculuk sırasında yaşanabilecek arıza ve yolda kalma gibi gündelik durumlar üzerinden Allianz’ın çekici hizmetinin hızı ve erişilebilirliği anlatılırken, hizmetin gerçek performansı da iletişimin temel dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor. Allianz Türkiye’nin Effie yolculuğunda yeni bir başarı Allianz Türkiye’nin Effie yolculuğu 2017 yılında “Allianz Seninle” iletişimiyle kazandığı Gümüş Effie ile başladı. Şirket, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında da “Allianz Seninle” iletişim platformu altında farklı çalışmalarıyla Gümüş Effie kazanırken 2023 yılında “Sümeyye Boyacı – Birlikte Umutla” projesiyle de Altın Effie’nin sahibi oldu. Şirket 2025 yılında ise “Elle Muayene” kampanyasıyla biri Altın, biri Bronz olmak üzere iki Effie kazandı. 2026’da aldığı üç ödülle Allianz Türkiye, Effie yolculuğundaki en başarılı yılını geride bıraktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta ve Reasürans Piyasalarında Kapasite Artışı Alıcılar için Fırsat Dönemini Beraberinde Getiriyor Haber

Sigorta ve Reasürans Piyasalarında Kapasite Artışı Alıcılar için Fırsat Dönemini Beraberinde Getiriyor

Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, Türkiye’de de yoğun rekabetin sürdüğüne dikkat çekerek sektörün yılın ilk altı ayında toplam prim üretiminde yüzde 29 büyüdüğünü, hayat dışı branşta ise yüzde 26,2’lik nominal büyümeye rağmen reel olarak yaklaşık yüzde 5 daralma yaşandığını belirtiyor. 2026’nın ilk yarısında küresel sigorta ve reasürans piyasalarında artan kapasite ve rekabet, fiyatlama koşullarının alıcılar lehine gelişmesini destekledi. Reasürans piyasalarında kapasite fazlası devam ederken, yıl genelinde henüz büyük ölçekli katastrofik bir hasarın gerçekleşmemesi piyasadaki mevcut dengelerin korunmasına katkı sağladı. ABD’de faizlerin yükselmemesi ve daha stabil bir seyir izlemesi de sigorta şirketlerinin kapasite iştahını destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Yatırımcıların sigorta sektörüne kapasite sağlamaya devam etmesiyle birlikte birçok branşta rekabet güçlenirken, fiyatların daha avantajlı seviyelere gelmesi şirketlere sigorta programlarını yeniden değerlendirebilecekleri bir ortam sunuyor. “Katastrofik hasar yaşanmazsa alıcılar için avantajlı koşullar sürebilir” Mevcut piyasa koşullarının sigorta alıcıları açısından önemli fırsatlar barındırdığını belirten Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu: “2026 yılında reasürans piyasalarında kapasite fazlasının devam ettiğini görüyoruz. Yıl içinde şu ana kadar piyasadaki dengeleri değiştirecek büyüklükte katastrofik bir hasar yaşanmadı. ABD’de faizlerin yükselmemesi ve daha stabil seyretmesi de sigortacıların kapasite iştahını destekliyor. Bunun yanında yatırımcıların sektöre kapasite sağlamaya devam etmesi rekabeti güçlü tutuyor. Büyük ölçekli katastrofik olaylarla karşılaşmadığımız bir senaryoda 2026’nın, alıcılar açısından fiyatların optimize olduğu ve mevcut sigorta programlarının daha avantajlı koşullarla yapılandırılabildiği önemli bir fırsat dönemi olduğunu düşünüyoruz. Artan rekabet, sigortalıların mevcut bütçeleri içerisinde daha geniş teminat seçeneklerini değerlendirebilmesine de olanak sağlıyor. Daha yüksek teminat limitleri, ek teminatlar ve farklı ihtiyaçlara yönelik alternatiflerin erişilebilir hale gelmesi, şirketlerin poliçelerini fiyatın yanı sıra kapsam, limit, muafiyet ve istisnalar açısından yeniden ele alabilmelerine imkân tanıyor.” Jeopolitik risklerin etkisi politik şiddet ve harp sigortalarında yoğunlaşıyor Kapasite fazlasının birçok branşta devam etmesine karşın jeopolitik gelişmeler sigorta piyasasının belirli alanlarında farklı bir seyir yaratıyor. Orta Doğu’da devam eden savaşın etkileri özellikle politik şiddet sigortasında piyasa baskısını artırırken, nakliyat branşındaki harp sigortaları da mevcut savaş koşullarından doğrudan etkilenen branşlar arasında yer alıyor. Branşlar arasındaki ayrışmaya dikkat çeken Atınç Yılmaz, “Küresel piyasada genel olarak güçlü bir kapasite ortamından söz edebiliriz ancak jeopolitik gelişmelerin doğrudan etkilediği branşlarda tablo farklılaşıyor. Orta Doğu’daki savaş nedeniyle politik şiddet sigortasında piyasa baskısını daha belirgin şekilde görüyoruz. Harp sigortası da savaş koşullarından doğrudan etkileniyor. Buna karşılık diğer sigorta branşlarının büyük bölümünde kapasite fazlası devam ediyor. Bu görünüm, şirketlerin sigorta programlarını değerlendirirken branş ve risk bazlı hareket etmelerinin önemini artırıyor. Küresel kapasitenin sunduğu avantajlardan yararlanabilmek için faaliyet gösterilen sektörün risklerinin doğru analiz edilmesi ve uygun kapasitenin doğru teminat yapısıyla buluşturulması öne çıkıyor” dedi. Yılmaz, “Türkiye sigorta pazarı oldukça rekabetçi bir yapıya sahip. 2026’nın ilk altı ayında sektörün reel olarak yaklaşık yüzde 5 küçüldüğünü görüyoruz. Burada temel belirleyici unsur yoğun rekabet. Kapasitenin güçlü olduğu bir ortamda şirketlerin fiyatlama konusunda daha rekabetçi hareket etmesi, sigorta alıcılarına mevcut programlarını yeniden değerlendirebilecekleri önemli bir alan açıyor” ifadelerini kullandı. Fiyat avantajını doğru teminat yapısına dönüştürmek önem kazanıyor Howden’a göre mevcut koşullar, şirketlerin sigorta programlarını yeniden gözden geçirmeleri açısından önemli bir fırsat oluşturuyor. Geçmiş dönemlerde oluşturulan poliçelerin kapsamı, limitleri ve ek teminatları değişen faaliyet alanları ve yeni riskler doğrultusunda yeniden değerlendirilebilirken, artan kapasite alternatif çözümlere erişimi de kolaylaştırıyor. Bu dönemde fiyat avantajının doğru risk yönetimiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Atınç Yılmaz, şu cümlelere yer verdi: “Rekabetçi piyasa koşullarında öncelik en düşük primi bulmak yerine, ortaya çıkan fiyat avantajını şirketin ihtiyaçlarına uygun bir teminat yapısına dönüştürmek olmalı. Teminat kapsamı, limitler, muafiyetler, istisnalar ve sigorta şirketinin hasar ödeme performansı birlikte değerlendirildiğinde mevcut bütçeyle daha güçlü bir güvence yapısı oluşturmak mümkün. Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönemi şirketlerin sigorta programlarını yeniden ele almaları açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.