Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigorta

Kapsül Haber Ajansı - Sigorta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigorta haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garenta ve Türkiye Sigorta’dan   Kazandıran İş Birliği Haber

Garenta ve Türkiye Sigorta’dan  Kazandıran İş Birliği

Yüksek müşteri memnuniyetini merkeze alan iş birlikleriyle çıtayı her geçen gün yukarı taşıyan Garenta, konforu ve kolaylığı bir arada sunan iki ayrı kampanyayla bu kez Türkiye Sigorta Müşteri Platformu üyelerinin yolculuklarını avantajlı hale getiriyor. Operasyonel gücü, dijital altyapısı ve yaygın hizmet ağıyla sektörde fark yaratan Garenta, kullanıcı beklentilerini odağına alan katma değerli iş birlikleriyle mobilite ekosistemini zenginleştiriyor. Garenta, bu yaklaşımını Türkiye Sigorta Müşteri Platformu üyelerine özel olarak hayata geçirdiği iki ayrı kampanyayla taçlandırıyor. Mutlak müşteri memnuniyeti, güvenilirlik ve mobilite kavramlarını aynı potada buluşturan iş birliği; seyahat severlere yalnızca fiyat avantajı sunmakla kalmıyor, erişilebilir ve planlanabilir bir araç kiralama çözümü vadediyor. 31 Aralık 2026'ya kadar tüm Garenta ofislerinde geçerli olacak kampanya sayesinde yolculuk, operasyonel kolaylık ve ekonomik fayda ile desteklenen entegre bir deneyime dönüşüyor. Türkiye Sigorta Müşteri Platformu Üyelerine Özel İndirim İş birliği kapsamında Türkiye Sigorta Müşteri Platformu üyeleri, kendilerine özel tanımlanan kampanya kodu ile Garenta’nın geniş araç filosundan indirimli olarak faydalanabiliyor. “Ofiste Öde” fiyatları üzerinden geçerli olan bu avantaj, planlı seyahatlerden ani gelişen ihtiyaçlara kadar farklı kullanım senaryolarında bütçe dostu bir alternatif sunuyor. Esnek kiralama koşulları ve Garenta’nın hizmet kalitesiyle birleşen kampanya, mobiliteyi daha ulaşılabilir ve avantajlı hale getiriyor. Sürprizlerle Dolu Güvenli Sürüş Oyunu Türkiye Sigorta Müşteri Platformu üyelerine sunulan bir diğer ayrıcalık ise yolculuğa sürpriz bir dokunuş katmak isteyenler için tasarlanmış olan “Güvenli Sürüş Oyunu”. Türkiye Sigorta Müşteri Platformu üyelerine özel bir kod ile erişilebilen bu kampanya, araç kiralama sürecini daha etkileşimli ve dinamik bir sürece dönüştürüyor. Garenta, bu uygulamayla mobiliteyi yalnızca fonksiyonel bir hizmet olarak değil, kullanıcıyla bağ kuran yenilikçi bir deneyim alanı olarak konumlandırıyor. Böylece iş birliği, ekonomik faydanın ötesine geçerek müşteri yolculuğunu daha keyifli ve değer odaklı bir yapıya dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

12 Mart 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Ocak ayında, Türkiye’ye, 716 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 289 milyar dolar düzeyine geldi. Ocak ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 716 milyon dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 390 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Ocak ayındaki toplam UDY’nin 417 milyon doları borçlanma araçları, 163 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 254 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Ocak ayındaki toplam UDY girişi 716 milyon dolar oldu. En fazla yatırım teknik faaliyetler ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Ocak ayı içerisinde gerçekleşen 390 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 126 milyon dolarlık yatırım girişi ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler, yüzde 32’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve finans ve sigorta faaliyetleri sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 9’luk paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Ocak ayında en fazla uluslararası yatırım Almanya ve Hollanda’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’in birinci ayında yüzde 77’lik bir pay aldı. Aynı ay içerisinde AB-27 ülkeleri yüzde 77’lik paylarıyla Türkiye’ye en çok yatırım yapan bölge oldu. Ocak 2026’da ülkeler özelinde, Almanya yüzde 37 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 24 ile Hollanda, yüzde 8 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yüzde 5 ile İsveç ve yüzde 4 ile İspanya takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank, Kadın Liderliğindeki İşletmeler için Kapsayıcı Bankacılık Çözümleri Sunuyor Haber

Akbank, Kadın Liderliğindeki İşletmeler için Kapsayıcı Bankacılık Çözümleri Sunuyor

Uluslararası finans kuruluşlarıyla sağlanan kaynaklar ve teminat destekli kredi modelleri ve ücretsiz gelişim programlarıyla Banka, kadınların ekonomideki rolünün güçlenmesini destekliyor. Akbank, girişimci ve işletme sahibi kadınlara yönelik çok yönlü finansman çözümleri ve danışmanlık programlarıyla öne çıkıyor. Esnek ödeme planlı, uygun faizli kredilerden teminat destekli finansmana, ihracat kredilerinden mentörlük programlarına kadar uzanan geniş çözüm yelpazesiyle Akbank, kadınların liderliğindeki işletmelerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve kadınların bilgiye, ağlara ve fırsatlara erişimini kolaylaştırmayı sürdürüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, 2022 yılından beri Kadın KOBİ’lerin hizmetine sunduğu “Kadın KOBİ Paketi”ni güncelleyen Akbank, yenilenen paket kapsamında; Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) ve Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarıyla gerçekleştirdiği iş birlikleriyle, finansmana erişimi uluslararası fon kaynakları ve kefalet mekanizmalarıyla güçlendirdi.%1’den başlayan oranlarla teminat mektubu, 5’ten fazla çalışanı olan KOBİ’lere özel maaş promosyon teklifi gibi diğer bankacılık ürünleri ve AgeSA ve Aksigorta aracılığıyla sigorta ve sağlık avantajları ile hibe ve teşvik danışmanlığı gibi bankacılık dışı avantajlar sunuyor.Mentörlük ve eğitim alanındaki desteklerine ise kısa bir süre önce Asya Kalkınma Bankası’ndan sağlanan finansman ve Mastercard Impact Fund’ın desteği ile inkübasyon hizmetini de ekledi. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, kadın bankacılığına yönelik kapsamlı çalışmalarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İş dünyasında kadın girişimcilerin önündeki en büyük engellerden biri, finansmana erişimde yaşanan teminat sorunuydu. Uluslararası iş birliklerimiz, yenilikçi finansman modellerimizle kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak, son 2 yıllık dönemde sektörün neredeyse üç katı kadar büyüme sağladık. 2022’den bu yana kredi bakiyemizi dokuz kat artırmamız, müşteri tabanımızı iki katına çıkarmamız ise girişimci ve işletme sahibi kadınların ekonomide ve iş dünyasında eşit temsili için verdiğimiz stratejik taahhüdümüzün sonucu. Ancak kadın liderlerimize olan sorumluluğumuzu finansmanla sınırlamıyoruz. Mentörlük, eğitim ve inkübasyon programlarımız ve güçlü iş birliği fırsatlarıyla kadın liderleri bilgiye, ağlara ve fırsatlara erişimde de destekliyoruz. Böylece her yıl binlerce kadın girişimcinin işini büyütmesine, istihdama katkı sağlamasına ve ekonominin gelişimine öncülük etmesine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Hedefimiz, kadınların ekonomiye katılımını destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesine katkı sunmaya devam etmek.” Sektör Ortalamasının Üzerinde Büyüme Performansı 2022’den bu yana Akbank’ın kadın KOBİ müşteri tabanı iki katın üzerine çıkarken, kredi bakiyesi dokuz kat büyüdü. Türkiye Bankalar Birliği’nin yayımladığı girişimci kadınlara yönelik kredi büyümesine ilişkin rapora göre, Akbank 2023 yılından bu yana sektörün 3 katı hızda büyüdü. Akbank bu güçlü büyüme performansını yeni uluslararası iş birlikleriyle daha da ileri taşımayı hedefliyor. 2025 yılı sonunda IFC’ye ihraç edilen 100 milyon dolarlık tahvil, Euroclear’ın teyidine göre, dünyanın ilk Cinsiyet Eşitliği Dijital Tahvili olma özelliğini taşıyor. Dağınık Defter Teknolojisi (DLT) ile ihraç edilen bu yenilikçi finansman aracı, kadın liderliğindeki KOBİ’lerin finansman ihtiyaçları ve kadınlara yönelik konut kredileri için kullanılacak. EBRD ile imzalanan 130 milyon dolarlık anlaşma ise üç farklı program çerçevesinde yapılandırıldı. TurWiB kapsamında kadın KOBİ’lere 70 milyon dolar, TurYiB kapsamında genç girişimcilere 50 milyon dolar ve DTFF kapsamında işletmelerin dijital dönüşümüne 10 milyon dolar kaynak sağlanacak. Asya Kalkınma Bankası’nın Türkiye’de özel sektör için ilk onayı olan 100 milyon ABD doları tutarındaki kaynak ise kadın girişimciler ve depremden etkilenen firmalar başta olmak üzere KOBİ’lere kullandırılacak. Teminat Engelini Aşan Yenilikçi Model Akbank, kadın liderlerin karşılaştığı en büyük engellerden biri olan teminat sorununa kalıcı çözümler geliştirdi. EBRD ve KGF iş birliğiyle hayata geçirilen Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı kapsamında %80 KGF teminat destekli kredi modeliyle 100 milyon dolar finansman sağlandı. İhracatı Geliştirme A.Ş. iş birliğiyle geliştirilen İGE – Akbank İhracatta Kadını Destekleme Paketi ise %80 kefalet desteğiyle 30 milyon TL’ye kadar kredi imkânı sunuyor. Finansmanın Ötesinde Kapsamlı Destek Ekosistemi Akbank’ın kadınların ekonomide güçlenmesi için sağladığı destek yalnızca finansal çözümlerle sınırlı değil. Akbank Dönüşüm Akademisi kapsamında girişimci kadınlara özel eğitimler, seminerler ve networking programları düzenleniyor. 2024 yılında Sakarya’da başlatılan ve 2025’te, İzmir ve Bursa’da gerçekleştirilen Girişimci Kadın Programı ile kadınların işlerini büyütmeleri ve yetkinliklerini geliştirmeleri desteklendi. Altı ay süren program kadın liderliğindeki işletmelerin büyümeleri ve yurt dışına açılmalarında etkin rol oynuyor. Program 2026’da 4 farklı ilde devam edecek. TurkishWIN iş birliğiyle hayata geçirilen Binyaprak Kadın Girişimci Mentörlük Programı kapsamında ise 50 girişimci kadın, 50 mentör ile bire bir ücretsiz mentörlük alıyor. Bu programlarla Akbank, kadın liderlerin uzun vadeli çözüm ortağı oluyor. YenidenBiz iş birliğiyle başlatılan ve kadın girişimcilerin potansiyellerini keşfetmelerini sağlamak üzere tasarlanan Global Standartlarda “Kadın Girişimci Okulu” programı, üst düzey kadın girişimci programının mimarisini oluşturuyor. 50 katılımcı kapasiteli program 2026 yılı boyunca devam edecek. Sürdürülebilir Kalkınma için Ölçülebilir Hedefler Akbank, 2019 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) ile geliştirilen Finansal Sağlık ve Kapsayıcılık Taahhüdü’nün kurucu imzacılarından biri olarak, 2025 yılına kadar ulaştığı kadın KOBİ müşteri sayısını her yıl %10 artırma hedefi koymuştu ve bu hedefi gerçekleştirdi. Akbank bu kapsamda taahhüdünü 2030 yılına kadar uzattı. Bankanın yeni dönem hedefi ise kadın KOBİ’lerin finansmana erişimini güçlendiren hizmetlerin sürdürülmesi ve en az bir yeni finansal ürüne erişim sağlayan Kadın KOBİ müşteri sayısının her yıl %10 artırılması olarak belirlendi. Akbank, finansal ve finans dışı çözümlerle kadınların yanında yer almaya ve kapsayıcı büyümeyi desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA ve Aksigorta’da Üst Düzey Atamalar  Haber

AgeSA ve Aksigorta’da Üst Düzey Atamalar 

Sabancı Holding Finansal Hizmetler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren AgeSA ve Aksigorta’da üst düzey atamalar gerçekleştirildi. Bu kapsamda, 16 yıldır AgeSA Operasyon Genel Müdür Yardımcısı görevini yürüten Berkant Dişcigil görevinden ayrıldı. 3 Mart 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Aksigorta Operasyonlar Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Metin Demirel, Aksigorta ve AgeSA’da Operasyonlar Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam edecek. 2023 yılından bu yana Aksigorta bünyesinde Mali İşler Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Zeynep Eröktem Bal, yeni yapılanma ile birlikte AgeSA ve Aksigorta Müşteri Hasar Yönetimi ve Hukuk Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Eröktem Bal; Hasar, Hukuk, Mevzuat Uyarlama ve Tazminat fonksiyonlarının yönetiminden sorumlu olacak. Zeren Zeynep Eröktem Bal Hakkında İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun olan Zeynep Eröktem Bal, Boğaziçi Üniversitesi, Ekonomi ve Finans Yüksek Lisans programını tamamlamıştır. Kariyerine 2005 yılında bağımsız denetim alanında adım atan Eröktem Bal, 2007-2009 yılları arasında kurumsal finansman danışmanlığı yapmıştır. 2010 yılında H.Ö. Sabancı Holding’e katılarak Perakende ve Sigorta Grup Başkanlığı bünyesinde Finansal Analist ve sonrasında Finans Müdürü olarak görev almıştır. Ocak 2020’de Aksigorta’ya Mali Kontrol Grup Müdürü olarak katılan Eröktem Bal, Mayıs 2023’ten bu yana Aksigorta Mali İşler Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Metin Demirel Hakkında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra Koç Üniversitesi’nde Executive MBA programını tamamlayan Metin Demirel; profesyonel iş hayatına 1992 yılında Akbank’ta başladı. 1996 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösteren Sulzer Medica Intermedics şirketinde Kıdemli Sistem Analisti olarak görev aldı. Hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda deneyim sahibi olan Demirel, Oracle’da danışmanlık yapmış; çeşitli bilgi işlem şirketlerinde ise yöneticilik görevlerinde bulunmuştur. 2004 yılında kendi şirketi olan Midsoft Inc.’yi kurmuş, 2006 yılında ise Türkiye’ye dönerek Tofaş’ta Finansal ve Ticari Uygulamalar Müdürü olarak görev yapmıştır. Ardından Zürich Sigorta’da Bilgi Teknolojileri Yönetiminden Sorumlu Direktör, Aksigorta’da ise Teknoloji ve Operasyonel Mükemmellik Genel Müdür Yardımcılığı ile Pazarlama ve Teknik Genel Müdür Yardımcılığı görevlerini üstlenmiştir. Kariyerine, 2023–2025 yılları arasında Sabancı Holding’de Dijital Program Direktörü olarak devam etmiştir. 1 Ağustos 2025 tarihi itibarıyla Aksigorta Operasyonel Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor  Haber

Jeopolitik Gerilimler, Denizcilikte Hukuki Desteğin Önemini Artırıyor 

Avukat Seda Yılmaz, her ne kadar bölgesel çatışma, doğal afet, salgın gibi durumlar mücbir sebep kabul edilse de armatörden lojistik firmasına kadar zararın karşılanması için tüm paydaşlara düşen sorumluluklar olduğuna dikkati çekti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın açıklamasına göre bin groston ve üzeri Türk sahipli deniz ticaret filosu, 53,1 milyon detveyt kapasitesiyle dünyada 10. sıraya yükseldi. TÜİK verilerine göre geçen yıl, deniz yoluyla taşınan ihracat yükü ise yüzde 5,2 artarak 153 milyar 816 milyon doları buldu. İhracatın yüzde 56,3’ü deniz yoluyla taşınırken, çatışmalar, kazalar ve diğer riskler nedeniyle bu alanda hukuki desteğe ihtiyaç da büyüyor. Türkiye’nin denizcilikteki atılımını değerlendiren Avukat Seda Yılmaz, “Filomuzun büyümesi, dünyaya açılmayı da beraberinde getiriyor ancak denizcilik, kazançlı olduğu kadar riskli de bir alan.” dedi. Kazalar ve Güvenlik Riskleri Artıyor Yılmaz, gemi yangınları, kazalar, korsan saldırıları ve savaş risklerinin milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtığını belirterek, “En son yayımlanan uluslararası istatistiklere göre küresel deniz kazaları, 2024’te yüzde 10 artarak 3.310’a ulaştı. 2025 yılında ise korsan saldırılar yüzde 18’lik artışla 137’ye çıktı.” bilgilerini paylaştı. “Savaş Riskleri Doğru Yönetilmeli” ABD/İsrail-İran çatışması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Yılmaz, "Orta Doğu'daki sıcak çatışma bölgelerinde seyreden gemilerin sigorta poliçelerindeki özel şartlar ve 'savaş riskleri' klozlarının doğru yönetilmesi, çok önem kazandı. Çatışma dönemlerinde, bölgeden geçecek tankerler için sağlanan teminatlar kapsam dışı bırakılabiliyor veya ek prim karşılığında yeniden düzenlenebiliyor. Hasar ve kazalarda sorumluluk paylaşımı, mücbir sebep değerlendirmesi, sigorta tazminatları ve dava süreçleri, uluslararası hukuk desteğini ve öngörülebilir sözleşmelerin gereğini zorunlu kılıyor.” diye konuştu. “Hasar Durumlarında Her Dakikanın Önemi Var” Yılmaz, hasar ve kazalarda hızlı müdahalenin şart olduğunun altını çizdi. Hasarın tespiti için gemi veya limanda hazırlanacak rapor ve bildirimlerin vakit kaybetmeden yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Tüm tarafların, risklere önceden ne kadar hazır oldukları da sorumluluğun hafiflemesi açısından belirleyici olabiliyor. Mücbir sebep durumunda zararı önleme tedbirlerinin ve alternatif planların devreye girmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini de kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz İş Dünyasının 'Siyah Kuğu' Senaryolarını Paylaştı Haber

Allianz İş Dünyasının 'Siyah Kuğu' Senaryolarını Paylaştı

Buna göre, küresel çapta şirketlerin yaklaşık %50'si, önümüzdeki 5 yıl içinde en olası iki Siyah Kuğu senaryosu olarak tedarik zinciri felcini ve küresel internet kesintisini görüyor. Dünya genelindeki jeopolitik belirsizlik; iklim, sağlık ve teknoloji alanındaki yüksek etkili riskleri maskeliyor. Türkiye’de ise işletmelerin yaklaşık yarısının bir numaralı felaket senaryosu, toplumsal ve siyasi gelişmeler olarak öne çıkıyor. Allianz Commercial tarafından gerçekleştirilen, küresel iş dünyasının önümüzdeki 5 yıl içinde en çok endişe duyduğu Siyah Kuğu senaryoları araştırması yayımlandı. Siyah Kuğu senaryoları, tahmin edilebilir gibi görünseler de son derece yıkıcı ve ekonomik olarak zarar veren, beklenmedik veya öngörülemeyen olaylar olarak tanımlanıyor. 2001'de gerçekleşen 11 Eylül saldırıları, 2008 küresel finans krizi ve Covid-19 pandemisi küresel çapta büyük etkiler doğuran Siyah Kuğu örnekleri arasında sıralanıyor. Allianz Research, pandeminin 2020 ile 2023 yılları arasında küresel GSYİH'de kümülatif kayıpların yaklaşık 12 trilyon ABD doları civarında olduğunu tahmin ediyor. Büyük finansal ve işletme maliyetlerine ek olarak, bu tür olaylar genellikle uzun süreli etkilere sahip olurken, olayın başlangıcından yıllar sonra bile devam eden jeopolitik ve toplumsal değişimlere yol açıyor. Allianz Commercial’ın yayımladığı yeni araştırma küçük, orta ve büyük ölçekte şirketlerin önümüzdeki 5 yıl içinde en olası olarak değerlendirdiği riskleri listeliyor. 3.000’den fazla iş ve risk yönetimi uzmanının görüşleriyle hazırlanan Business Black Swans araştırmasının sonuçlarına göre, katılımcıların yarısından fazlası (%51), jeopolitik bir çatışma nedeniyle küresel tedarik zinciri felcini, önümüzdeki 5 yıl içinde şirketlerini etkileyebilecek en olası Siyah Kuğu senaryosu olarak tanımlıyor. Listede küresel internet kesintisi ikinci sırada yer alıyor (%47), bu da iş dünyasında siber ve yapay zeka risklerine ilişkin artan farkındalığı yansıtıyor. Jeopolitik krizler Siyah Kuğu olaylarının temel etkeni Mevcut jeopolitik ortam göz önüne alındığında, jeopolitik bir çatışmadan kaynaklanan tedarik zinciri felci, en olası Siyah Kuğu senaryosu olarak öne çıkıyor. Tarifeler, ticaret savaşları ve korumacılık risklerinin yanı sıra Orta Doğu ve Rusya/Ukrayna'daki bölgesel çatışmaların neden olduğu tedarik zinciri ve lojistikte meydana gelen aksamalar, bugün tüm dünyada her yönetim kurulunun gündeminde en üst sıralarda yer alıyor. Allianz Commercial, Ukrayna'daki savaş ölçeğinde küresel bir tedarik zinciri aksamasının 2 yıllık bir zaman diliminde yaratacağı kümülatif GSYİH kayıplarının 1,5 trilyon ABD dolarına ulaşabileceğini tahmin ediyor. Araştırmaya katılanların çoğuna göre, siyasi riskler Siyah Kuğu olayları için önde gelen potansiyel tetikleyici olarak öne çıkıyor. Kitlesel toplumsal huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlık, küresel olarak dördüncü en olası senaryo (%29) olarak kabul ediliyor. Bu senaryo, Amerika (%31), Afrika ve Orta Doğu (%41) bölgelerinde ve Fransa'da (%42) ilk üç risk arasında yer alıyor. Büyük bir finans kurumunun ani çöküşü veya küresel likidite krizine ve ciddi piyasa oynaklığına yol açan bir devlet borç krizi ise üçüncü sırada yer alıyor (%30). Hem fiziksel hem de dijital tedarik zincirlerinin birbirine bağlılığı ve karşılıklı bağımlılığı, jeopolitik belirsizlik, teknolojideki hızlı gelişmeler ve iklim değişikliği potansiyel olarak kırılganlığı artırıyor. İşletmeler ve küresel tedarik zincirleri; yapay zekâ ve dijital hizmetler, yarı iletkenler, nadir toprak işlemcileri ve geçiş teknolojileri gibi alanlarda sınırlı sayıda kritik tedarikçi olması ve ürüne bağımlı ekonomik faaliyetin yoğunlaşması nedeniyle Siyah Kuğu olaylarına karşı daha savunmasız hale geliyor. Türkiye’de toplumsal ve siyasi gelişmeler birinci sırada Araştırmanın Türkiye sonuçları da oldukça dikkat çekici. Türkiye’de şirketlerin yaklaşık yarısının (%46) bir numaralı felaket senaryosu, toplumsal ve siyasi gelişmeler olarak öne çıkıyor. İklim felaketi ve enerji şebekesi arızasının eş zamanlı yaşanması da %42 oranıyla ikinci sıraya yerleşiyor. Aynı oranda oy alan büyük bir finans kurumunun ani çöküşü senaryosu ise üçüncü sırada yerini alıyor. İşletmenin ölçeği risk algısını etkiliyor Jeopolitik bir çatışmanın mal ve hammadde trafiğini durdurması nedeniyle küresel tedarik zinciri felci, hem büyük (yıllık geliri 500 milyon ABD doları ve üzeri) hem de orta ölçekli şirketler (yıllık geliri 100 milyon - 500 milyon ABD doları arası) için en üst sırada yer alıyor. Buna karşılık, daha küçük şirketler (yıllık geliri 100 milyon ABD dolarından az) en çok küresel internet kesintisinin etkisinden endişe duyuyor (%45), bu da büyük ve orta ölçekli işletmeler için ikinci en olası senaryo olarak listeleniyor. Orta ve küçük ölçekli şirketler için üçüncü en olası Siyah Kuğu olayı, büyük bir finans kurumunun ani çöküşü. Daha büyük şirketler ise iklim felaketi ve enerji şebekesi arızasının aynı anda yaşanması riskinden, örneğin orman yangınlarını ve yaygın elektrik kesintilerini tetikleyen bir sıcak hava dalgası gibi durumlardan daha fazla endişe duyuyor. Çokuluslu işletmeler, daha büyük bütçelere ve daha çeşitlendirilmiş portföylere sahip oldukları için büyük bir internet kesintisi gibi bir olayın risklerini azaltmak için küçük ve orta ölçekli rakiplerine göre daha iyi hazırlandıklarını düşünüyor. “Toplumda risk farkındalığını artırmaya ve işletmelerin dayanıklılığını güçlendirmeye odaklanıyoruz” Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, “Son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde olası risklere karşı daha dayanıklı olma ihtiyacına dair farkındalık artmış olsa da işletmelerin küresel bir kesinti veya iklim felaketi gibi yüksek etkili bir olaya %100 hazırlıklı olmasını bekleyemeyiz. Siyah Kuğu dediğimiz olası felaket senaryolarına en iyi şekilde hazırlanmanın en pratik ve önemli adımı, çevikliği artırmak, risk farkındalığını artırmak ve çeşitli senaryolar için ölçeklenebilir müdahale planları oluşturmaktan geçiyor. Sigorta, olası risklere karşı bireyleri, toplumları ve işletmeleri finansal şoklardan korur, öngörülemeyen olaylardan sonra da yaraların daha çabuk sarılmasına, daha hızlı bir iyileşmeye yardımcı olur, uzun vadeli yatırımların da temelini oluşturur. Allianz Türkiye olarak ülkemizde sigorta penetrasyonunu artırmaya yönelik farkındalık odaklı yaklaşımımızla yalnızca poliçe sayısını artırmaya değil, risk farkındalığını artırmaya ve işletmelerin dayanıklılığını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Bu kapsamda ticari ve sınai işletmeleri öncelikli odak alanlarımızdan biri olarak konumlandırıyor; Allianz Teknik danışmanlığında uzman risk mühendislerimiz aracılığıyla deneyimlerimizi paylaşıyor, işletmelere yönelik risk yönetimi eğitimleri düzenliyor, saha ziyaretlerimiz ve online risk analizlerimiz sayesinde potansiyel tehlikeleri önceden belirleyerek gerekli önlemlerin hayata geçirilmesine destek oluyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye Deniz, Kara ve Demiryolu Avantajı ile  Riskleri Fırsata Çevirebilir Haber

 Türkiye Deniz, Kara ve Demiryolu Avantajı ile  Riskleri Fırsata Çevirebilir

Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması sonrası Türkiye’nin risk ve fırsatlarını değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bu kriz ortamı Türkiye’nin deniz, kara ve demiryolunu bir arada kullanabilen çoklu koridor avantajını güçlendirmesini sağlayacaktır. Lojistik sektöründe dayanıklılık odaklı yeni servis modelleri, artırılmış görünürlük, garanti edilen teslim süreleri ve esnek depolama çözümleri daha fazla talep görüyor. Ayrıca risk yönetimi olgunluğu yüksek firmalar, belirsizlik dönemlerinde daha hızlı adapte olarak rekabette belirgin biçimde öne çıkıyor” dedi. İran’ın ABD-İsrail saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurması, ciddi bir krizi de beraberinde getirdi. Ülkelerin bundan sonraki stratejileri dikkatle takip ediliyor. Uzmanlar ise Türkiye’nin söz konusu riskleri avantaja dönüştürebileceğinin altını çiziyor. Küresel tüketimin yüzde 20’sini kapsıyor Hürmüz, küresel enerji ticaretinin en kritik “dar boğazlarından” biri olarak görülüyor. Günlük petrol ve petrol ürünü akışının 20 milyon varilin üzerinde olduğu; bunun da küresel tüketimde yaklaşık %20 düzeyine karşılık geldiği belirtiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; Türkiye açısından bu kriz, enerji fiyatı, tedarik süresi ve sigorta maliyetleri üzerinden tüm lojistik ekosistemini etkileyen bir risk setini de beraberinde getiriyor. “Kalıcı kırılma ihtimali var; ancak bu kırılma Hürmüz’ün önemini kaybetmesi şeklinde değil, şirketlerin tek koridor bağımlılığını azaltması şeklinde gerçekleşecektir” diyen Murat Çiftçi, Hürmüz krizi ile birlikte rota çeşitlendirme, stok stratejileri ve sözleşmesel esnekliğin kalıcı hale gelebileceği gibi sonuçların ortaya çıkacağını belirtti. Rotalarda yeniden yapılanma gündeme gelecek Murat Çiftçi; “ABD–İran geriliminin tırmanması halinde Türkiye’nin dış ticaret rotalarında orta vadede belirgin bir yeniden yapılanma göreceğimizi düşünüyorum. Çoklu rota stratejileri öne çıkacak; şirketler tek bir hatta bağımlı kalmak yerine deniz, demiryolu ve karayolunu birlikte kullanan portföy yaklaşımına yönelecek. Bazı denizyolu hatlarında gemilerin Süveyş yerine Ümit Burnu’na dönmesi gibi rota sapmaları transit sürelerini uzatacağı için tedarik ve üretim planları yeniden kurgulanmak zorunda kalacak. Ayrıca sözleşme ve teslim şekillerinde, özellikle Incoterms tarafında, gecikme riskinin, ek navlun ve sigorta maliyetlerinin hangi tarafa yazılacağı daha kritik bir müzakere başlığı hâline gelecek. Bu tablo kısa vadede riskleri artırsa da Türkiye’nin lojistik üs olma hedefi açısından aynı zamanda bir fırsat penceresi yaratıyor. Türkiye’nin Karadeniz, Akdeniz ve güçlü kara bağlantıları sayesinde sahip olduğu çoklu erişim avantajı bu tür kriz dönemlerinde daha görünür hâle geliyor. Lojistik üs olmanın yalnızca coğrafi konumla değil, dayanıklılık, alternatif yaratma kapasitesi ve hizmet kalitesiyle mümkün olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor; dolayısıyla odak hacimden çok risk yönetimi kabiliyetine kayıyor” şeklinde konuştu. Ürün bazında rota tasarlanması gerekiyor Hürmüz’ün geçişe kapanmasıyla birlikte Türkiye’ye gelen petrol, petrokimya ve enerji ürünlerinde tedarik sürelerinin uzamasının kaçınılmaz olduğunu dile getiren Murat Çiftçi, “Savaş riski sigortalarında kapsam daralması ile güvenlik koşullarının ağırlaşması, sefer kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle özellikle “tam zamanında” çalışan sektörlerde gecikmeler çok daha görünür oluyor. Deniz taşımacılığındaki gecikme ve rota değişikliklerinin Türkiye’deki üreticilere yansıması ise şu şekilde olacak: Hammadde ve ara malı tedariğindeki gecikmeler üretim planlarını kaydıracak, belirsizlik nedeniyle daha stok maliyetleri yükselecek ve navlun, sigorta ile finansman maliyetlerindeki artış doğrudan ürün fiyatlarına yansıyacak. Alternatif rotalara baktığımızda Kızıldeniz–Süveyş hattı güvenlik normalleştiğinde hâlâ en verimli koridorlardan biri olsa da risk dalgalanması yüksek. Ümit Burnu’na sapma daha uzun transit süreleri ve daha yüksek yakıt ile operasyon maliyetleri anlamına geliyor ancak güvenlik nedeniyle tercih edilebiliyor. Doğu Akdeniz odaklı planlar Türkiye açısından özellikle konteyner, aktarma ve kısa deniz taşımacılığı tarafında uygulanabilir; Kuzey Koridoru ise bazı ürün gruplarında demiryolu alternatifi sunuyor fakat kapasite, maliyet ve operasyonel uyum her yük için aynı değil. Özetle alternatifler mevcut, ancak her yük için aynı derecede uygun değiller; şirketlerin ürün bazında rota tasarlaması gerekiyor” dedi. Daha pahalı ama güvenli ve öngörülebilir çözümler öne çıkacak Murat Çiftçi, Hürmüz krizinin navlun fiyatları ve sigorta primlerine etkisine yönelik de şunları söyledi: “Lojistik şirketleri bu tür jeopolitik belirsizliklerde operasyonel planlamalarını hızla revize ediyor; rota ve taşıyıcı portföylerini genişleterek tek hat ya da tek taşıyıcıya bağımlılığı azaltıyor, transit sürelerin uzayacağı varsayımıyla satış ve operasyon planlarını güncelliyor, liman ve terminal bazlı alternatif aktarma, geçici depolama ve gümrük çözümlerini içeren B planlarını devreye alıyor ve sözleşmelere force majeure, ek maliyet ve gecikme hükümlerini daha net şekilde ekliyor. Hürmüz krizinin navlun fiyatları ve sigorta primlerine etkisi ise hızlı ve çift yönlü oluyor; savaş riski ek ücretleri ve “conflict surcharge” gibi kalemler devreye girerken bazı bölgelerde savaş riski teminatlarının daraltılması ya da iptali gündeme geliyor ve bu durum hem fiyatı hem de sigorta bulunabilirliğini etkiliyor. Türkiye’deki firmalar özellikle enerji ve petrokimya, otomotiv yan sanayi ve hızlı dönen tüketim ürünleri gibi zaman ve maliyet hassas sektörlerde bu baskıyı daha yoğun hissediyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma da lojistik maliyetlerine gecikmeli ama güçlü bir şekilde yansıyor; yakıt ve bunker maliyetleri artıyor, karayolu taşımacılığında fiyat baskısı oluşuyor ve son dönemde petrolün sert hareket ettiği, hatta 100 dolar senaryolarının konuşulduğu bir ortamda maliyet planlaması daha da zorlaşıyor. Bu kriz ortamı lojistik şirketlerinin kârlılık projeksiyonlarını iki yönlü etkiliyor: Yakıt, navlun, sigorta ve finansman maliyetlerindeki artış marjları sıkıştırırken, bazı müşterilerin daha pahalı ama daha güvenli ve öngörülebilir çözümlere yönelmesi doğru fiyatlama ve güçlü risk yönetimi yapan oyuncular için ayrışma fırsatı yaratıyor.” Lojistik altyapı yatırımlarının yönü de değişecek Hürmüz krizinden enerji, kimya, otomotiv ve gıda sektörlernin farklı derecelerde etkilendiğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Enerji ve petrokimya tarafı fiyat ve tedarik süresi hassasiyeti en yüksek grup olduğu için dalgalanmaları ilk hisseden oluyor, kimya sektörü ara malı bağımlılığı nedeniyle yaşanan her gecikmeyi zincirleme biçimde üretime yansıtıyor, otomotiv sektörü “just‑in‑time” yapısı nedeniyle gecikmeye en düşük toleransa sahip alanlardan biri olarak öne çıkıyor ve gıda tarafında ise soğuk zincir gereklilikleri ile raf ömrü kısıtları nedeniyle gecikme riski çok daha kritik bir hâl alıyor. Türkiye’de etki özellikle enerji ve petrokimya girişlerinin yoğunlaştığı rafineri ve terminal bağlantılı liman hatlarında, konteyner trafiğinin yüksek olduğu ana hub’larda ve Ro‑Ro ile otomotiv tedarik zincirine bağlı hatlarda daha görünür hâle geliyor; burada belirleyici olan her sektörün hangi liman–terminal kombinasyonunu kullandığı. Bu kriz aynı zamanda lojistik altyapı yatırımlarının yönünü de değiştiriyor; çok modlu taşımacılık çözümleri, demiryolu bağlantıları, iç lojistik merkezleri, limanlarda verimlilik ve kapasite artışı, depolama ve dağıtım ağlarında esneklik ile dijital görünürlük ve erken uyarı sistemleri yatırım önceliği hâline geliyor” dedi. Sigorta programları risk arttığında anlık güncellenmeli Murat Çiftçi, bundan sonraki süreçte yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı: “Dayanıklılığı artırmak için devlet tarafında kritik ürünlerde tedarik çeşitlendirmesini destekleyen çerçeveler, lojistik koridorlarında altyapı ve gümrük süreçlerinin hızlandırılması ve kriz dönemlerinde etkin bilgi koordinasyonu öne çıkarken; özel sektör tarafında ise tedarik ve rota portföyü stratejisi, stok–finansman–sözleşme senaryolarının güçlendirilmesi ve sigorta programlarının risk arttığında anlık olarak güncellenmesi gerekiyor. Önümüzdeki 6–12 ayda enerji fiyatlarındaki oynaklığın navlun maliyetlerine yansıması, savaş riski teminat koşullarının sıkılaşması ve prim artışları ile rota sapmalarının transit süreleri uzatarak tedarik planlarını bozması en kritik riskler olarak dururken; Türkiye’nin deniz–kara–demiryolu kombinasyonuyla çoklu koridor avantajını güçlendirmesi, lojistikte dayanıklılık odaklı yeni servis modellerinin öne çıkması ve risk yönetimi olgunluğu yüksek firmaların rekabette ayrışması önemli fırsatlar yaratıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Isuzu Kasko ile Özel Ayrıcalıklar Güvence Altında  Haber

Isuzu Kasko ile Özel Ayrıcalıklar Güvence Altında 

Sigorta süreçlerini sade ve güvenilir hale getirmeyi amaçlayan sigortaladım.com, Eureko Sigorta iş birliğiyle Isuzu markalı araçlara özel kasko ürününü hayata geçirdi. Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, ticari araç kullanıcılarına yönelik yenilikçi hizmetlerine bir yenisini ekliyor. Eureko Sigorta tarafından Isuzu araç sahiplerine özel olarak geliştirilen Isuzu Kasko, ticari araç kullanıcılarına ayrıcalıklı koruma ve hizmet avantajları sunuyor. Isuzu Kasko sahibi sigortalılar, araçlarını marka standartlarına uygun şekilde onarım yapan uzman teknisyenlere sahip Isuzu yetkili servislerine güvenle teslim edebiliyor. Ayrıca, yalnızca orijinal yedek parçaların kullanıldığı bu kapsamlı kasko ürünü, Isuzu sahiplerine uzun ömürlü performans ve tam güvence sağlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Isuzu Satış Sonrası Hizmetler Direktörü Özkan Eriş, “Anadolu Isuzu olarak, müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini odağımıza alıyor; onlara yalnızca bir araç değil, güven, konfor ve bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz. Eureko Sigorta ve sigortaladım.com iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Isuzu Kasko projesi, müşteri odaklı yaklaşımımızın güçlü bir yansımasıdır. Isuzu araç sahipleri, markaya özel teminat yapısı, orijinal yedek parça güvencesi ve yetkili servis ayrıcalıklarıyla daha güvenli bir sigorta deneyimi yaşayacak. Amacımız, Isuzu araç sahiplerinin her koşulda yanında olmak ve markamıza duyulan güveni satış sonrası hizmetlerde de güçlendirmek. Eureko Sigorta ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, sigorta sektörüne yeni bir bakış kazandıracağına ve müşteri memnuniyetine dayalı uzun vadeli bir iş modeli için ilham vereceğine inanıyoruz” dedi. Gerçekleştirilen iş birliği ile ilgili Eureko Kobi & Bireysel Domain Koordinatörü Serkan Öztürk, “Eureko Sigorta olarak müşterilerimize gönül rahatlığı sunmak amacıyla hareket ediyor ve onların ihtiyaçlarına en doğru şekilde cevap verebilmek için çözümler sunuyoruz. Bu doğrultuda sigortalılarımıza sağladığımız geniş kapsamlı teminatlarıyla öne çıkan kasko ürünümüze Isuzu marka araç sahiplerine özel avantajlar ekleyerek yeni ürünümüzü geliştirdik. Markalı kasko yaklaşımını Türkiye’ye ilk getiren sigorta şirketlerinden biri olarak, iş birliği yaptığımız geniş marka yelpazemize Isuzu’yu da eklemekten dolayı mutluyuz” dedi. sigortaladım.com Genel Müdürü Orçun Kızıltepe ise iş birliğiyle ilgili olarak, “sigortaladım.com olarak sigorta süreçlerini kolaylaştırma ve ihtiyaç odaklı çözümler sunma hedefimizle, Isuzu Markalı Kasko ürününü desteklemekten mutluluk duyuyoruz. Eureko Sigorta ve Isuzu iş birliğiyle geliştirilen bu kasko ürünü, ticari araç sahiplerine özel avantajlar sunarken, güvenli bir sürüş deneyimini de destekliyor. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına en uygun sigorta çözümlerini sunmaya ve sigortayı daha kolay, hızlı ve erişilebilir hale getirmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.