Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigorta Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Sigorta Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigorta Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Sigorta’dan “Uzun Yaşam Ekonomisi” Raporu Haber

Türkiye Sigorta’dan “Uzun Yaşam Ekonomisi” Raporu

Türkiye, gelişmiş ülkelere kıyasla daha genç demografik yapısını korurken; değişen nüfus yapısı, kronik hastalık riskleri ve aktif/pasif oranındaki düşüş, sigorta ve emeklilik sistemleri açısından yeni ihtiyaçları beraberinde getiriyor. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’in Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Uzun Yaşam Ekonomisi: Yaşlanan Nüfusun Sigorta ve Emeklilik Sektörüne Etkileri" başlıklı rapor yayımlandı. Demografik dönüşümü ekonomik ve sektörel etkileriyle ele alan rapor; uzayan yaşam süresinin sağlık sisteminden sosyal güvenliğe, bireysel tasarruftan sigorta ve emeklilik ürünlerine kadar yarattığı dönüşümü inceliyor. Raporda ayrıca, yeni nesil sağlık teknolojilerinin ve yapay zekânın sektöre etkileri ile uzayan insan ömrünün beraberinde getirdiği ekonomik, sosyal ve etik boyutlar değerlendiriliyor. Türkiye Sigorta Hazine ve Emeklilik Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Gürol Sami Özer, rapora ilişkin değerlendirmesinde, uzun yaşamın ekonomik ve sosyal sistemler açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını belirterek, şunları kaydetti: “Uzayan insan ömrünü sadece demografik bir değişim ya da yönetilmesi gereken bir risk olarak görmemek gerekiyor. Asıl hedef, ömre eklenen yılları sağlıklı, üretken ve finansal açıdan güvenceli hale getirmek olmalı. Sağlıklı yaşam süresinin uzaması, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltırken, bireylerin üretkenliğini ve ekonomiye katkısını da artırabilecek önemli bir potansiyel taşıyor. Diğer yandan, daha uzun yaşam beraberinde daha uzun süreli sağlık, bakım ve emeklilik ihtiyacını da getiriyor. Bu nedenle geleceğin sistemini kamu, özel sektör ve birey arasında dengeli bir sorumluluk paylaşımı üzerine kurmamız gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde önleyici sağlığı, uzun vadeli tasarrufu ve değişen bakım ihtiyaçlarını finansal güvenceyle birlikte ele alan çözümlerin çok daha önemli hale geleceğine inanıyoruz.” 65 yaş üstü nüfus 2050’de 1,6 milyara ulaşacak Rapora göre, dünya ekonomisi nüfusun yaşlanmasıyla birlikte önemli bir yapısal dönüşüm sürecinden geçiyor. Bugün dünya genelinde her 10 kişiden biri 65 yaşın üzerindeyken, 2050 yılında bu oranın her 6 kişiden birine yükselmesi bekleniyor. Küresel ölçekte 65 yaş üstü nüfusun ise 862 milyondan 1,6 milyara çıkarak neredeyse iki katına ulaşacağı öngörülüyor. Raporda, Türkiye’nin birçok gelişmiş ekonomiye kıyasla demografik açıdan daha avantajlı konumda bulunduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye’nin, 2050 yılında nüfusunun yaklaşık üçte birinin 65 yaş ve üzerindeki bireylerden oluşması beklenen Japonya ve İtalya gibi “ileri yaşlı” toplumlar arasında yer almayacağı öngörülüyor. Bununla birlikte Türkiye’de beklenen yaşam süresi 77,3 yıl ile 81,1 yıllık OECD ortalamasının altında bulunurken, her emekliye sadece 1,6 çalışan düşüyor. Uzun yaşam kadar sağlıklı yaşam da önem kazanıyor Raporda, uzun yaşam ekonomisinin en önemli başlıklarından biri olarak “önleyici sağlık” öne çıkıyor. 2050 yılında ortalama bir insanın 78 yıl yaşaması, ancak bunun 11,4 yılını kötü sağlık koşullarında geçirmesi bekleniyor. Sağlık harcamalarının aynı dönemde 20,5 trilyon dolara ulaşabileceği öngörülürken, kanıtlanmış sağlık müdahalelerinin hastalık yükünü yüzde 35 azaltma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. Rapora göre, yapay zekâ da bu dönüşümün önemli unsurlarından biri. İlaç geliştirme ve erken teşhisten operasyonel süreçlere kadar geniş bir alanda kullanılan yapay zekâ uygulamalarının, sağlık hizmetlerinde verimliliği artırarak yükselen maliyetlerin yönetilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Yapay zekânın ilaç keşif süreçlerini hızlandırması ve Ar-Ge maliyetlerini düşürmesinin de sağlık sistemleri açısından önemli bir verimlilik alanı oluşturduğu belirtiliyor. Raporda, uzun yaşam ekonomisini şekillendiren gelişmeler arasında GLP-1 (obezite) grubu ilaçlarına da dikkat çekiliyor. Kronik hastalık risklerinin azaltılmasına katkı sağlayan bu ilaçların tüketim alışkanlıklarında da dönüşüm yarattığı belirtilirken, GLP-1 pazarının 2035 yılına kadar 190 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşacağı öngörülüyor. Yaşlanan nüfus sigorta ve emeklilik sistemlerini dönüştürüyor Rapora göre, yaşam sürelerinin uzaması sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri üzerinde de baskı oluşturuyor. Avrupa’da bugün bir emekliyi finanse etmek için 3,4 çalışma çağında insan bulunurken, bu oranın 2050 yılında 2’ye gerilemesi bekleniyor. Uzayan yaşam sürelerinin aktüeryal hesaplamaları da daha karmaşık hale getirdiğine dikkat çekilen raporda, “yaşam süresi riskinin” kamudan bireylere doğru kaydığı belirtiliyor. Bu dönüşüm, bireylerin emeklilik dönemleri için daha fazla ve daha uzun vadeli tasarruf yapmasını gerekli hale getirirken, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) gibi tasarruf mekanizmalarının önemini artırıyor. Sağlık sigortacılığı da uzun yaşam ekonomisinin önemli büyüme alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Küresel sağlık sigortası prim üretimi 2025 yılında yüzde 12,3 büyüyerek 1,68 trilyon euroya ulaşırken, Türkiye’de özel sağlık sigortalarının GSYH içindeki payı yüzde 0,3 seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de sağlık sigortası primlerinin 2026-2036 döneminde yıllık ortalama yüzde 15,3 büyümesi bekleniyor. Uzun yaşam yeni etik ve sosyal soruları da beraberinde getiriyor Raporda, insan ömrünü uzatmaya yönelik biyoteknolojik gelişmelerin ekonomik etkilerinin yanı sıra etik ve sosyal sonuçları da ele alınıyor. Yeni teknolojilere erişimde ortaya çıkabilecek sosyoekonomik eşitsizliklerin zamanla sağlık ve yaşam süresi açısından daha belirgin farklılıklara yol açabileceğine dikkat çekilirken, uzayan yaşam sürelerinin kuşaklar arası dengeler ve toplumsal yapı üzerindeki olası etkileri de değerlendiriliyor. Çalışmada ayrıca, sigorta ve emeklilik sistemlerinin değişen yaşam beklentisine uyum sağlamasına yönelik yeni modellerin önem kazanacağı belirtiliyor. Bu kapsamda emeklilik koşullarının yaşam beklentisindeki değişimlere uyum sağlayabildiği modellerin yanı sıra yüksek maliyetli yeni nesil tedavilerin yaşam tarzı destek programlarıyla birlikte yönetilmesi ve ömür boyu yenileme garantili sağlık çözümlerinin yaygınlaştırılması, sektör açısından öne çıkan başlıklar arasında gösteriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Howden’dan, 6,2 Milyon Karbon Kredisine Küresel Güven Desteği Haber

Howden’dan, 6,2 Milyon Karbon Kredisine Küresel Güven Desteği

İklim değişikliğiyle mücadelede karbon piyasalarının güvenilirliği ve şeffaflığı her geçen gün daha kritik hale gelirken, sigorta sektörü de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Küresel sigorta brokerliği grubu Howden, yayımladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'nda karbon piyasalarının güvenilirliğini artırmaya yönelik çalışmalarını paylaşırken, uluslararası havacılık sektörünün karbon azaltım hedeflerine katkı sağlayacak önemli bir sürece destek verdiğini duyurdu. Howden'ın Sürdürülebilirlik Raporu’nda yer alan bilgilere göre şirket, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Karbon Dengeleme ve Azaltım Programı (CORSIA) kapsamında kullanılabilecek toplam 6,2 milyon karbon kredisinin uluslararası standartlara uygunluğunun değerlendirilmesine katkı sağladı. Böylece karbon kredilerinin çevresel bütünlüğünü destekleyen güven mekanizmalarının oluşturulmasına da önemli bir katkı sağlanmış oldu. Karbon piyasalarında güveni artıran yeni sigorta mekanizmaları geliştiriliyor Karbon piyasalarının büyümesiyle birlikte karbon kredilerinin güvenilirliği, doğrulanabilirliği ve olası risklere karşı korunması da öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Howden, bu kapsamda dünyanın en büyük bağımsız sera gazı sertifikasyon kuruluşlarından Gold Standard ve Verra tarafından, CORSIA kapsamında kullanılacak karbon kredilerine ilişkin sigorta çözümlerinin uluslararası kriterlere uygunluğunu değerlendirmek üzere görevlendirildi. Bu çalışma, karbon piyasalarında şeffaflığın artırılmasına ve yüksek çevresel standartların korunmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Şirket, geliştirdiği değerlendirme modeliyle sigorta ürünlerinin karbon kredilerinin bütünlüğünü koruyacak nitelikte olup olmadığını incelerken, özellikle karbon azaltım kazanımlarının çift sayım (double claiming) gibi risklere karşı güvence altına alınmasına destek veriyor. Böylece karbon piyasalarında yatırımcı güveninin güçlendirilmesi ve iklim projelerine yönelik finansmanın hızlandırılması amaçlanıyor. Sigorta çözümleri havacılığın karbon dönüşümünü destekliyor Sigortanın yalnızca risk transferi sağlayan bir araç olmanın ötesine geçerek iklim yatırımlarını mümkün kılan stratejik bir unsur haline geldiği görülüyor. Howden, karbon piyasalarından yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar birçok alanda geliştirdiği çözümlerle düşük karbon ekonomisine geçişi desteklerken, havacılık sektörünün emisyon azaltım hedeflerine ulaşmasında da önemli rol üstleniyor. Howden'ın İklim Riski ve Dayanıklılık (Climate Risk & Resilience) ekibi, sigortalanabilirliği iklim risklerinin yönetiminde stratejik bir gösterge olarak ele alıyor. Bu yaklaşım sayesinde sigorta çözümleri yalnızca mevcut riskleri güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda iklim yatırımlarının önündeki finansal engellerin azaltılmasına ve yeni yatırımların hayata geçirilmesine de katkı sağlıyor. Karbon piyasalarının gelişimine katkı sağlıyor Howden'ın yürüttüğü çalışmalar, karbon piyasalarının daha güvenilir, şeffaf ve yatırım yapılabilir hale gelmesini destekleyen küresel girişimlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Gold Standard ve Verra ile gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde karbon kredilerinin uluslararası standartlara uygun şekilde değerlendirilmesine katkı sağlayan şirket, karbon piyasalarının gelişimini desteklerken sürdürülebilir finansman ekosisteminin güçlenmesine de katkıda bulunuyor. Howden, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında iklim risklerini azaltmaya yönelik çalışmalarını karbon piyasalarıyla sınırlı tutmuyor. Şirket, yenilenebilir enerji, karbon yakalama teknolojileri, doğa temelli çözümler ve iklim dayanıklılığı alanlarında geliştirdiği sigorta modelleriyle iklim dönüşümünü destekleyen küresel finansman mekanizmalarının yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. “Karbon piyasalarına duyulan güven, iklim yatırımlarının hızını doğrudan belirliyor” Karbon piyasalarının sağlıklı büyümesi için güven mekanizmalarının kritik önem taşıdığına dikkat çeken Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, şunları söyledi: "Karbon piyasalarının iklim hedeflerine gerçek anlamda katkı sağlayabilmesi, şeffaflık, doğrulanabilirlik ve güven esasına dayanan güçlü bir yapının oluşturulmasına bağlı. Çünkü karbon piyasalarına duyulan güven, iklim yatırımlarının hızını doğrudan belirliyor. Sigorta sektörü ise bu dönüşümde yalnızca riskleri yöneten değil, aynı zamanda sürdürülebilir yatırımların önünü açan stratejik bir rol üstleniyor. Howden olarak karbon kredilerinin uluslararası standartlar doğrultusunda değerlendirilmesine katkı sağlayan çalışmaların içinde yer alırken, iklim finansmanını destekleyen güven mekanizmalarının güçlenmesine de katkıda bulunmayı önemsiyoruz. COP31’in Antalya’da gerçekleştirilecek olması ve Türkiye’nin bu önemli küresel buluşmaya ev sahipliği yapması, iklim finansmanı ve karbon piyasaları alanındaki sigortacıların perspektifini uluslararası gündemin önemli başlıklarıyla buluşturmak açısından değerli bir fırsat sunuyor; bu sürecin Türkiye sigorta piyasasında da yeni açılımları beraberinde getireceğine inanıyoruz. Bu yaklaşımın hem karbon piyasalarının gelişimini hızlandıracağına hem de düşük karbon ekonomisine geçiş sürecine önemli destek sağlayacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AXA Türkiye’den Sektöre Çağrı: "Bugün Hazırlanmazsak Yarın Geç Kalabiliriz" Haber

AXA Türkiye’den Sektöre Çağrı: "Bugün Hazırlanmazsak Yarın Geç Kalabiliriz"

AXA Türkiye, desteklediği Sigorta Aracıları Zirvesi'nde sigortacılığın geleceğini şekillendirecek stratejik başlıkları sektör temsilcileriyle paylaştı. İki gün süren oturumlarda; acenteliğin dönüşümü, hayat sigortaları ve bireysel emeklilik, yapay zeka, büyük veri, sürdürülebilirlik, kurumsal risk yönetimi ve önleyici sigortacılık gibi sektörü doğrudan etkileyecek kritik konular masaya yatırıldı. Zirvenin açılışında ve farklı oturumlarında konuşan AXA Türkiye CEO'su Yavuz Ölken, sektörün hızla 2030'un dünyasına hazırlanması gerektiğinin altını çizdi. Ölken, sigortacılığın önümüzdeki yıllarda alışılmış kalıpların ötesinde, büyük bir dönüşüm yaşayacağını vurguladı. "Sektör Olarak Fabrika Ayarlarımıza Dönmemiz Gerek" Dünyadaki gelişmelerin sigortacılığın iş yapış biçimlerini yeniden tanımladığını ifade eden Ölken, artık yalnızca gerçekleşen hasarları karşılamanın yeterli olmayacağını belirterek şunları söyledi: "Riskler değişiyor, müşteri beklentileri dönüşüyor ve teknoloji iş yapış biçimlerimizi yeniden tanımlıyor. Önümüzdeki dönemde sektörümüzü bekleyen en büyük risk, bu değişimlerin hızını hafife almak olacaktır. Geleceğin rekabetini yalnızca fiyatlama üzerine kurguladığımızda kaybeden taraf oluruz. Gerçek rekabet; müşteriyi ve acenteyi daha iyi anlamak, riskleri daha doğru değerlendirmek üzerine kurulmalıdır.” Sigortacılığı sezonluk indirim odaklı yapıdan uzaklaştırmak gerektiğini ifade eden Ölken, sözlerine şöyle devam etti: “Toplam maliyetleri düşüren, verimliliği artıran ve müşterilerimize daha erişilebilir çözümler sunan bir sektör yapısına ihtiyacımız var. Bu yüzden sektör olarak fabrika ayarlarımıza dönmeliyiz. Bizim fabrika ayarlarımız; müşteriyi anlamakla başlar, riski doğru değerlendirmekle, acenteyi güçlendirmekle ve sürdürülebilir fiyatlama disipliniyle şekillenir. AXA Türkiye olarak Empati Güvencesi yaklaşımımızı önleyici sigortacılık anlayışıyla birleştiriyor, Adaptif Sigortacılık 2030 vizyonumuzla geleceğe hazırlanıyoruz. Çünkü gelecekte değer yaratacak olan, yalnızca gerçekleşen kayıpları karşılayan değil; hayatı koruyan, riskleri öngören ve dayanıklılığı artıran sigortacılık modelidir." “Yapay Zeka ve Veri, Yeni Dönemin Belirleyicileri Olacak” Zirvenin dijitalleşme ve veri odaklı müşteri yönetimi başlıklı oturumlarında, yapay zeka ve büyük verinin sigortacılıkta karar alma süreçlerindeki etkisi ele alındı. AXA Türkiye Satış, Kurumsal İletişim ve Sağlık Başkanı Sanem Çıngay Buçukoğlu: "Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olan unsur, toplanan veriyi daha anlamlı müşteri deneyimlerine dönüştürebilmek olacak. Yapay zeka bize güçlü araçlar sunuyor; ancak müşteri güvenini inşa eden temel değerler hâlâ şeffaflık, tutarlılık ve uzun vadeli ilişki kurabilme becerisidir. Teknolojinin sağladığı hız ve verimliliği, “Empati Güvencesi” yaklaşımımızı da arkamıza alarak müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan insani bir yaklaşımla birleştirmek büyük önem taşıyor.” dedi. Sigortacılığın tarihsel olarak her zaman veri odaklı bir sektör olduğunu belirten AXA Türkiye Büyüme Stratejileri, Müşteri ve Dijital Platformlar Direktörü Aylin Akınlı Kaya ise bugün yaşanan değişimin verinin uzmanlığı daha da güçlü kıldığı yeni bir karar alma modeli olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Müşteri yaşam döngüsünün neredeyse her aşamasında veri artık belirleyici bir rol oynuyor. Burada asıl güç, verinin mevcut deneyim ve uzmanlığı desteklemesinden geliyor. Veri bize ne olduğunu ve ne olabileceğini gösterirken; deneyim ve uzmanlık ise bu bilgiyi doğru bağlama oturtarak anlamlı kararlar almamızı sağlıyor." “Acenteler için Yeni Büyüme Alanları Oluşuyor” Hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sisteminin acenteler açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten AXA Hayat ve Emeklilik Başkanı Selçuk Adıgüzel ise, sigortacılığın giderek yaşam boyu ilişki yönetimine dönüştüğünü ifade etti: "Hayat ve BES tarafı acenteler için müşteri bağlılığını artıran ve sürdürülebilir gelir yaratan önemli bir büyüme alanı. Gelecekte acenteler yalnızca ürün satan değil, müşterilerinin yaşam yolculuğuna eşlik eden danışmanlar haline gelecek." “Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik Yeni Rekabet Alanı” Kurumsal risklerin giderek daha karmaşık hale geldiğini belirten AXA Türkiye Teknik Başkanı Barış Altın, gelecekte risk yönetiminin şirketlerin rekabet gücünün önemli bir parçası olacağını vurguladı: "İklim riskleri halen ani olmasına rağmen beklenmedik olmaktan çıktı, tüm geçmiş istatistiklerden farkı süreçler ve hasarlar yaşıyoruz. Bunlar hem sigortalı hem de sigortacı tarafında önlem alınabilecek konuları da içeriyor. Bu nedenle önleyici sigortacılığı süreçlerimizin en önemli parçası yapıyoruz.” “Sigortacılığın Geleceği Sürdürülebilirlik Ekseninde Şekilleniyor” Sürdürülebilirliğin bir gündem maddesi olmaktan çıkıp iş modelinin merkezine yerleştiğini vurgulayan AXA Türkiye Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Yatırımlar Direktörü Seda Bora Arkan ise dönemi şu sözlerle özetledi: "Geleceğin sigortacılığı yalnızca finansal güvence sunan bir yapı olmayacak. Risk yönetimi, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik sektörün merkezine yerleşecek. Gelecekte başarı, hasar sonrasındaki performansla birlikte risk gerçekleşmeden önce yaratılan değerle de ölçülecek." Sigorta Aracıları Zirvesi'nde ortaya konulan vizyon; sektörün ilerleyen dönemde daha veri odaklı, daha önleyici, daha sürdürülebilir ve müşteri ihtiyaçlarına daha duyarlı bir yapıya evrileceğine işaret ederken AXA Türkiye, Empati Güvencesi yaklaşımıyla bu büyük dönüşümün merkezinde yer almaya devam edeceğini bir kez daha vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu Haber

Sigorta Sektörü İzmir’de Buluştu

Üç gün sürecek organizasyonda sektörün güncel gelişmeleri ve geleceği masaya yatırılacak. Fuar ve zirvenin açılışını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir’in fuarcılık kimliğine dikkat çekerek, kentin uluslararası ticaret ve organizasyon geleneğiyle bu tür etkinliklere ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde düzenlenen Sigorta İzmir – 1. Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi kapılarını açtı. 46 katılımcının yer aldığı fuarda sigorta şirketleri, reasürans firmaları, acenteler, eksperler ve kamu temsilcileri, yeni iş birlikleri geliştirmek ve sektördeki güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere Fuar İzmir’de bir araya geldi. 13 Haziran’a kadar sürecek fuar ve zirvenin açılışını gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, organizasyonun sektör için önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek, “Çok değerli paydaşların bir araya geldiği bu güzel zirvenin yeni ufuklar açmasını ve iş birliklerine zemin oluşturmasını diliyorum. İzmir gerçekten bir fuarlar şehridir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’e adeta verdiği bir görevdir. İzmir, uluslararası ticaretin güçlü olduğu, tarihten bu yana önemli bir liman, ticaret ve turizm kenti olarak öne çıkan bir şehirdir. Fuarcılık bu şehre yakışıyor, biz de bunun hakkını vermeye çalışıyoruz. Bu güzel fuar kompleksi Aziz Kocaoğlu başkanımız döneminde yapıldı ve fuarcılık sektörüne hizmet ediyor. Göreve geldiğimden bu yana geliştirmeye çalışıyoruz. Bu yılın başından itibaren 16 fuar düzenledik ve 900 binden fazla ziyaretçiyi ağırladık. Bu fuarda da üç bin metrekarelik alanda 46 katılımcı yer alıyor ve sekiz panel planlandı. Bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Fuarın İzmir’e kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Önceliğimiz sektörün büyümesi” Sigortacılık sektörü hakkında kapsamlı bir değerlendirme yapan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, sektörün gelişimi ve yaygınlaşması için çalıştıklarını söyledi. Menteş, “Her şeyin başı finansal dayanıklılıktır. Sigorta şirketleri önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Gelinen noktada sermaye yeterlilik sorunu yaşayan şirket kalmamıştır. Önemli bir rehabilitasyon süreci yaşıyoruz. Fiyatlama ve kârlılık konusunda ise son dönemde sektörümüzü itham altında bırakacak şekilde yüksek kârlılık ve sigortasızlık iddiaları ortaya atılmıştır. Bizim görevimiz gerçeği ortaya koymaktır. Bir sektörde fiyatlamanın makul olup olmadığını gösteren en önemli göstergelerden biri karlılıktır. Şu an en önemli önceliğimiz sektörün büyümesidir” diye konuştu. “Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya” Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir’in ekonomik ve sektörel önemine dikkat çekti. Yorgancılar, “TOBB yönetiminde bu fuarın İzmir’de düzenlenmesi gündeme geldiğinde büyük memnuniyet duydum. Fuarın coşkusunu burada çok daha iyi görüyorum. Tüm dünya zorlu koşullarla karşı karşıya. Uluslararası hukuk giderek zayıflıyor, güçlü ekonomiler yalnızca kendi çıkarlarını gözeterek hareket ediyor. Ticaret politikaları adeta bir araç gibi kullanılıyor. Belirsizlik her geçen gün artıyor. Ülke olarak ayakta kalmak istiyorsak siyasi, askeri ve ekonomik açıdan güçlü olmak zorundayız. Savaşlar, iklim değişikliği, teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, sigorta korumasına olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor” ifadelerini kullandı. Yorgancılar ayrıca sektörün çözüm bekleyen sorunlarına da dikkat çekti. Sigorta bilincinin yaygınlaştırılmasına vurgu İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’in tarih boyunca ticaretin, girişimciliğin ve yeniliğin merkezi olduğunu belirterek, “İzmir bugün de çok önemli bir fuarın açılışına ev sahipliği yapıyor. Üretimden ihracata lojistikten tarıma ulaşımdan sanayiye kadar en dinamik faaliyetler kentimizde yer alıyor. İzmir risk yönetimi kültürünün geliştirilmesi ve sigorta bilincinin yaygınlaştırılması açısından son derece önemli konumda yer alıyor. Bu stratejik yaklaşımı çok kıymetli buluyorum. Sigortacılık sektörümüz tüm meslek gruplarımızın, iş dünyasında faaliyet gösteren tüm sektörlerin işlerini geliştirmesi için gereklidir. Bu fuarı istemekle çok haklıyız. Her fuar yeni ticaret fırsatları yaratır ama bazı fuarlar sektörün geleceğini de şekillendirir. Bu fuarın da tam böyle bir organizasyon olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı. “Türk ekonomisinin kuruluş kodları olan İzmir’de bir arada olmaktan memnunuz” Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar da “İzmir, Türk ekonomisinin kuruluş kodları, Yerli Mallar Sergisi ile başlayan fuarlara sahip olan bir şehir. Bu şehirde sigorta paydaşlarıyla bir arada olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türk sigorta sektörü son yıllarda sadece büyüyen değil mali yapısını güçlendiren bir gelişim sürecinde. Bugün geldiğimiz noktada sigorta sektörümüz geçmişe göre çok daha güçlü ve geleceğe daha güvenle bakabilen bir yapıya ulaşmıştır. Büyümenin sağlıklı şekilde devam edeceğine inanıyoruz. Büyümenin niteliğini de konuşuyoruz. Toplumun daha geniş kesimlerine ulaşabilen sigorta sektörü oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “Riskler ve tehditler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu” TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut ise “Bugün sigortacılık riskleri öngören, yöneten, ekonomik sürdürülebilirliği destekleyen, toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir sektör haline gelmiştir. Dünyadaki riskler, tehditler, dönüşümler, savaşlar ve buna benzer gelişmeler sigortacılığın önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle ülkemizin deprem gerçeği, afetler, ekonomik dalgalanmalar sigorta oranını artırmıştır” dedi. “Güçlü bir sektör, güçlü bir ülkenin ön şartı” TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, sigortacılığın yalnızca teknik bir alan olmadığını vurgulayarak, sektörün toplumsal rolüne dikkat çekti. Erdem, “Sigortacılık sektöründe bizler çoğu zaman poliçe, prim ve teminatları konuşuyoruz ancak işin özüne bakıldığında sigortacılık, insanların yarınlara dair taşıdığı endişeleri azaltma sanatıdır. Sigorta, geleceğe duyulan güvenin kurumsal ifadesidir. Güçlü bir sigorta sektörü, güçlü bir ekonomi ve ülkenin ön koşullarından biridir” diye konuştu. Erdem ayrıca, ilk kez düzenlenen fuarın sektör açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu da ifade etti. Deneyim alanları da yer alıyor Organizasyon kapsamında fuar alanında kurulacak deneyim alanlarında, ziyaretçiler, sektörün yenilikçi uygulamalarıyla buluşacak. Deprem farkındalığını artırmayı amaçlayan DASK Deprem Simülasyon Tırı ile Quick Sigorta’nın güvenli sürüş deneyimi sunan Q Truck uygulaması ziyaretçilere farklı deneyimler yaşatacak. Katılımcılar, ayrıca, organizasyon için kullanılacak dijital randevu sistemi sayesinde B2B görüşmeler gerçekleştirerek yeni iş bağlantıları kurma fırsatı yakalayacak. Sigorta İzmir - Sigorta Paydaşları İş Birliği Fuar ve Zirvesi’nin, sektör temsilcileri arasındaki iş birliğini güçlendirmesi, yeni ticari bağlantılar oluşturması ve sigortacılığın geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere ev sahipliği yapması hedefleniyor. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek zirve programında sektörün önde gelen isimleri; dijitalleşme, risk yönetimi, hasar süreçleri, dağıtım kanalları, jeopolitik gelişmeler, müşteri deneyimi ve sigortacılığın geleceği gibi başlıklarda görüşlerini paylaşacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ organizatörlüğünde gerçekleştirilen fuarın etkinlik partnerliğini ise IUC Events üstleniyor. T.C. Ticaret Bakanlığı ile Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) himayesinde düzenlenen fuar; sektörün köklü kurumları tarafından destekleniyor. Organizasyona, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK), Sigorta Eksperleri İcra Komitesi (SEİK), İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tam destek veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Sigorta'nın Büyüme Performansı Pazar Ortalamasını Geride Bıraktı Haber

QNB Sigorta'nın Büyüme Performansı Pazar Ortalamasını Geride Bıraktı

“Bugün, Bugünü Yaşa” yaklaşımıyla Sağlık, Hayat ve Ferdi Kaza sigortaları ile Bireysel Emeklilik branşlarında hizmet sunan QNB Sigorta, 2026 yılının ilk çeyrek performansını açıklarken sektörün genel görünümüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. QNB Sigorta; Sağlık, Hayat ve Ferdi Kaza branşlarında toplam prim üretiminde 5,2 milyar TL’ye ulaşarak geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 54 büyüme kaydetti. Yaklaşık 7 milyon müşteriyi kapsayan geniş müşteri portföyüyle QNB Sigorta, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 40 prim üretimi artışı gerçekleştirdi. Ayrıca şirket, 2026 yılının ilk çeyreği sonuçlarına göre bankasürans kanalında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası branşında pazar payı sıralamasında ilk 4 özel sigorta şirketi içinde yer aldı. QNB Sigorta, 2026 yılının ilk üç ayında Hayat ve Ferdi Kaza branşlarında pazar payını yüzde 8,50 seviyesine çıkardı ve geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 55 prim üretimi artışı ile şirket sektör ortalamasının üzerinde performans gösterdi. QNB Sigorta, Hayat ve Ferdi Kaza branşlarında 2025 yıl sonuna göre bu branşlardaki pazar payını arttıran 3. özel sigorta şirketi oldu. QNB Sigorta, müşterilerine sunduğu çözümleri güçlendiriyor QNB Sigorta, ana hissedarı olan Türkiye’nin önde gelen özel bankalarından QNB Türkiye ve 2012 yılından bu yana yenilikçi ve müşteri odaklı yaklaşımıyla masrafsız bankacılık hizmeti sunan Enpara Bank aracılığıyla müşterilerine sunduğu sigorta çözümlerinin kapsamını genişletmeyi sürdürüyor. Dijital sigorta çözümleri, güçlenen dağıtım yapısı ve stratejik iş birlikleri ile QNB Sigorta; daha geniş bir müşteri kitlesine yenilikçi, erişilebilir ve müşteri odaklı hizmetler sunmaya devam ediyor. “Büyüme ivmemizi pazar payı kazanımıyla desteklemeyi sürdürüyoruz” QNB Sigorta Genel Müdürü Pınar Kuriş, yılın ilk çeyrek performansına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “QNB Sigorta olarak geçen yılın aynı çeyreğiyle karşılaştırıldığında, özel sigorta sektörü genelinde pazar ortalamasının üzerinde bir büyüme performansı sergileyerek istikrarlı büyüme trendimizi sürdürdük. Hayat ve Ferdi Kaza branşlarında elde ettiğimiz sonuçlarla sektördeki konumumuzu yukarı taşırken, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ve bankasürans kanalında da büyümemizi devam ettirdik. Önümüzdeki dönemde de müşteri odaklı yaklaşımımız ve dijitalleşme yatırımlarımızla büyümemizi desteklemeye devam ederken, iş birliklerimizle markamızı yukarı taşımaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Millî Reasürans, Sigorta Sektörünü  Kıbrıs’ta Buluşturdu Haber

Millî Reasürans, Sigorta Sektörünü  Kıbrıs’ta Buluşturdu

Millî Reasürans’ın her yıl düzenlediği ve sektörün önemli buluşma noktalarından biri haline gelen Kıbrıs Semineri, bu yıl 13’üncü kez Girne’de gerçekleştirildi. Yaklaşık 40 farklı sigorta şirketinden 140’a yakın sektör temsilcisinin yer aldığı etkinlikte, sigortacılık sektörünün mevcut dinamikleri ve geleceğe yönelik beklentiler değerlendirildi. Millî Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir’in de katılım sağladığı etkinlikte, Millî Reasürans Genel Müdür Yardımcısı V. Kaan Acun’un açılış konuşmasının ardından Millî Reasürans Yurt İçi Trete Kabulleri Grup Müdürü Seda Orman Küçükçirkin Türkiye reasürans piyasası ve 2026 yenilemeleri konulu bir sunum gerçekleştirdi. Program, KKTC Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Börte Kağan Barlasoğlu’nun konuşmasıyla devam etti. PROF. DR. HAKAN KARA, EKONOMİ GÜNDEMİNİ DEĞERLENDİRDİ Seminerin ana konuşmacısı olan TCMB Eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, gerçekleştirdiği sunumda dünya ve Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri kapsamlı bir çerçevede ele aldı. Küresel ekonomik görünüm, enflasyon dinamikleri, para politikaları ve büyüme beklentilerine değinen Kara, sunumda ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisine ilişkin güncel görünüm ve öngörülerini de paylaştı. Sunum, sektör temsilcilerinin katıldığı soru-cevap bölümüyle sona erdi. UZUN SOLUKLU İŞBİRLİĞİ GÜÇLENDİRİLDİ Seminer kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sigorta sektörü ile uzun yıllara dayanan işbirlikleri bir kez daha pekiştirilirken, önümüzdeki döneme ilişkin fırsatlar da ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor Haber

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor

Daha da önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir.” dedi. Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği ortaya çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bugün en temel kırılganlık; nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis etrafında yoğunlaşması. OECD’ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor; Çin tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu. IEA’nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi. 2050’ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, “IEA’ya (Uluslararası Enerji Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor; Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil; kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi. Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor “Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil; aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını; IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi; bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.” Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi, “Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor. Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar, hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir. Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi. Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir Murat Çiftçi, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına yönelik de şunları söyledi: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi; bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye’de yalnızca madencilik değil; işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul, İpek Yolu Sigorta Forumu’na Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor Haber

İstanbul, İpek Yolu Sigorta Forumu’na Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor

Mandarin Oriental Bosphorus Otel'de düzenlenecek foruma, bir çok ülkenin sigorta birliği başkanları, uluslararası ve ulusal sigorta şirketlerinin üst düzey yöneticileri, sigorta sektörü paydaşlarının temsilcileri katılacak. Forum’a uluslararası düzeyde yüksek katılım olacak İstanbul, 2026 yılını taçlandıracak önemli bir uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Remed Global ve STH işbirliğiyle yürütülen İpek Yolu Sigorta Forumu, 25 Mart’ta Mandarin Oriental Bosphorus’da uluslararası sigorta sektörünü bir araya getiriyor. “Sigorta’nın Geleceğine Köprüler Kurmak” temasıyla düzenlenecek forumda sigortacılığın geleceği, gelişmekte olan ipek yolu bölgesindeki fırsatlar, akıllı sigortacılık konularında küresel ölçekte atılacak ortak adımlar ele alınacak. Forum’a 20 ülkeden fazla farklı katılımcı,130 uluslararası partner kuruluş, sigorta birlikleri, sigorta sektör derneklerinin üst düzey temsilcileri, katılımcı ülkelerin ticari ateşeleri, akademisyenler ve sektör karar vericileri katılacak. Ana Gündem: Teknolojiyle Erişilebilir ve Akıllı Sigortacılık Forumun ana oturumu, “TechBridge: Teknolojiyle Erişilebilir ve Akıllı Sigortacılık” başlığı altında gerçekleşecek. Bu oturumun temel odak noktasını Agentic AI, Üretken Yapay Zeka, IoT gibi yeni nesil teknolojiler, sigorta sektörünü etkileyen trendler ve sektörel gelişmeler oluşturacak. Sigorta teknolojileri alanında çalışmalarını yürüten insurtech girişimlerin sunum yapacağı TechBridge oturumunda, bu alanda öne çıkan ürünleri, odaklanılan acı noktalarına yönelik çözümleri ve girişimlerin başarı hikayelerini dinleme fırsatı bulacaksınız. Sigortacılığın Geleceği: Yeni Fırsatlara Doğru, Gelişmekte Olan İpek Yolu Bölgesindeki Fırsatlar gibi başlıklar forumun öne çıkan diğer tematik oturumları arasında yer alıyor. Özel Gündem Konuşmacısı: Sabine VanderLinden Forumun özel gündem konuşmasını, yapay zekayı ve gelişmiş teknolojileri sigorta sektöründe ölçülebilir iş sonuçlarına dönüştürmeye odaklanan Alchemy Crew Ventures CEO'su Sabine VanderLinden yapacak. Konuşmasında ayrıca, yapay zekanın sigortayı nasıl dönüştürdüğüne ve sektör genelinde dijital dönüşümü nasıl yönlendirdiğine dair küresel en iyi uygulamaları da paylaşacak. İpek Yolu Sigorta Sektörü Raporu yayımlanacak Forumun sonunda, sürdürülebilir ve bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda ülkeler arasında ortak sektör politikalarını güçlendirmeyi, dijitalleşme kültürünü küresel bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedefleyen " İpek Yolu Sigorta Sektörü Raporu " yayımlanacak. Bu raporla İstanbul'un yalnızca sektörel etkinliğe bir ev sahibi şehir değil, aynı zamanda sektörün dönüşümünün küresel merkezi olma yolundaki konumu da pekiştirilecek.

Sompo Sigorta, 2025’te Pazar Payını Artırarak İlk 5’te Yerini Pekiştirdi Haber

Sompo Sigorta, 2025’te Pazar Payını Artırarak İlk 5’te Yerini Pekiştirdi

Pazar payını yüzde 5’e yükselten şirket, Türkiye sigorta sektörünün en büyük 5 şirketi arasındaki konumunu pekiştirdi. 2026 yılında kasko poliçe adedini 1,2 milyona, toplam müşteri sayısını ise 3,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Ekonomik öngörülebilirliğin arttığı ve finansal istikrarın güçlendiği 2025 yılında sigorta sektörü büyümesini sürdürdü. Enflasyondaki düşüş eğilimi ve artan risk bilinci, hayat dışı sigorta pazarında prim üretimini destekledi. Yılın ilk 11 ayında hayat dışı sigorta sektörü 894 milyar TL prim üretimiyle yüzde 43 büyürken, artan araç satışlarının etkisiyle otomotiv sigortaları sektördeki büyümenin lokomotifi oldu; tamamlayıcı sağlık ve yangın branşlarında da prim ve poliçe adetleri arttı. Bu tablo içinde Sompo Sigorta, sektör ortalamasının üzerinde bir performans göstererek prim üretimini yüzde 46 artırdı. 51,3 milyar TL üretimle, pazar payını yüzde 5’e yükselten şirket; özellikle oto sigortalarındaki teknik disiplin, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi odağındaki düzenlemelerle güçlü sonuçlara ulaşarak büyüme ivmesini artırdı. “2025 yılı, Sompo tarihinde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu” Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, 2025 yılını değerlendirdiği açıklamasında 2,9 milyon müşteri ve 950 bin kasko adedine ulaştıklarını belirterek “2025 hedeflerimizin üzerine çıktığımız verimli bir yıl oldu. Özellikle kasko branşında 15,1 milyar TL prim üretimi ve yüzde 68 büyümeyle tarihimizin en yüksek kasko pazar payı seviyesine ulaştık. Rekabetin yoğun olduğu bu dönemde, hasar yönetimi ve müşteri deneyimini merkeze alan yaklaşımımızla güçlü bir performans ortaya koyduk. 1.300’ü aşkın oto servisinden oluşan yaygın ağımız sayesinde hasar süreçlerini hızlı ve şeffaf bir şekilde yönetiyoruz. TSB verilerine göre Kasko ödeme sürelerinde sektörde 23 gün ile en hızlı 4. şirketiz. Tüm bunlarla beraber 2025 yılında 3,8 milyon yaşayan poliçemiz bulunuyor. Prim üretimimiz, poliçe adetlerimiz, müşteri ve acente sayılarımızdaki artışla Sompo Türkiye tarihinde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu. 2026 yılında da aynı büyüme ivmesini sürdürmeyi planlıyoruz.” dedi. Son üç yılda acente sayısını 2 kattan fazla artırdıklarına dikkat çeken Uğur, 6.500 acente ile saha erişimini ve etkinliklerini önemli ölçüde desteklediklerini söyledi. Fahri Uğur konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Bu büyümeyi yalnızca sayısal değil, niteliksel bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Acentelerimizi uzun vadeli iş ortaklarımız olarak konumlandırıyor; daha donanımlı, daha danışmanlık odaklı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” ‘Normale Dön’ ile hayatın akışına güçlü bir vurgu: “Sompo Sigorta ile Hayat Yolunda” Geçtiğimiz yıl marka yatırımlarını hızlandıran ve gerçekleştirdiği çalışmalarla marka sıralamasında yerini bir sıra üste taşıyan Sompo Sigorta, 2026 yılına da güçlü bir iletişim kampanyasıyla giriyor. Sompo Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Burak Bayhan, yeni iletişim kampanyası ‘Normale Dön’ ile ilgili açıklamalarda bulundu; “Bu kampanyanın çıkış noktasında, hayatın normal akışının ne kadar kıymetli olduğu içgörüsü yer alıyor. Çoğu zaman fark edilmeden yaşanan bu konforun değeri, bir kaza ya da beklenmedik bir durumla karşılaşıldığında çok daha net anlaşılıyor. ‘Normale Dön’ ile Sompo’nun sigortalılarına yalnızca teminat değil, hayatlarına hızla geri dönebilmelerini sağlayan bir güven sunduğunu anlatmak istedik. Kampanyayı kasko ile başlatırken müşteri deneyimi odağımızı ve hızlı çözüm anlayışımızı merkeze aldık; yıl içinde bu yaklaşımı tamamlayıcı sağlık sigortası iletişimiyle genişleterek, Sompo’nun farklı sigorta alanlarında da aynı kalite ve hızla hizmet sunduğunu vurgulamayı hedefliyoruz. Amacımız, Sompo’yu müşterilerin ilk aklına gelen ve doğrudan talep ettiği sigorta markası haline getirmek.” Bayhan konuşmasında, geçtiğimiz yılın sonunda hayata geçirilen Sompo Club sadakat programına da dikkat çekti. Program kapsamında acentelere ve poliçe sahiplerine, sigortanın ötesine geçen farklı alanlarda özel avantajlar ve farklılaştırılmış fırsatlar sunulduğunu ifade etti. 25 marka anlaşmasıyla hayata geçen ve bu sayının her geçen gün arttığını belirten Bayhan, Sompo Club’ın hem müşteri bağlılığını hem de acente ekosistemini destekleyen, bütüncül bir yapı olarak kurgulandığının altını çizdi. Sompo Club, müşterilerine poliçe alımlarında puan kazandırırken bu puanların Sompo ve anlaşmalı markalarda indirim olarak kullanılmasını sağlıyor. Program ayrıca hasar anında sunulan hasar deneyim uzmanı desteği ve seçili servislerdeki ayrıcalıklar ile müşteri deneyimini uçtan uca güçlendiriyor. 2026’da odağında büyüme ve müşteri deneyimi var Sompo Sigorta, 2026 yılında da kurumsal büyümeyi merkeze alan bir yol haritası izlemeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket, oto branşındaki güçlü konumunu pekiştirmeyi, sağlık alanındaki mevcut pozisyonunu güçlendirmeyi ve tüm kategorilerde müşteri deneyimini uçtan uca geliştirmeyi önceliklendiriyor. Büyümenin yalnızca hacimle değil; teknik disiplin, hizmet kalitesi ve dengeli portföy yapısıyla desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda Sompo Sigorta, 2026 yılında kasko poliçe adedini 1,2 milyon seviyesine, toplam müşteri sayısını ise 3,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Sompo Club aracılığıyla müşteri deneyiminin iyileştirilmesi, sadakat ve bağlılığın artırılması da öncelikli başlıklar arasında yer alırken; şirket hem bireysel hem de kurumsal segmentte daha derin ve uzun vadeli müşteri ilişkileri kurmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.