Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigorta Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Sigorta Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigorta Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor Haber

Nadir Elementler Türkiye Sigorta Sektörü için  Bir Fırsat Penceresi Sunuyor

Daha da önemlisi, Türkiye, bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir.” dedi. Son dönemde enerji dönüşümü, savunma sanayi, elektronik üretimi ve ileri teknolojinin kritik girdisi haline gelen nadir toprak elementleri, içerdiği önem ve kullanım alanları açısından sigorta sektörünün de gündeminde yer alıyor. Nadir toprak elementlerinin gelişimi ile birlikte mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanları söz konusu. Bu elementlerin yoğun kullanıldığı sektörlerde artan taleple birlikte, riskin artık daha dinamik fiyatlanması gereği ortaya çıkıyor. Jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirine yönelik yeni senaryolar olmalı Nadir toprak elementlerinin sigorta sektörü açısından önemini değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Bugün en temel kırılganlık; nadir toprak elementlerinde üretim ve işlemenin birkaç ülke ve birkaç tesis etrafında yoğunlaşması. OECD’ye göre, nadir toprak elementleri ile lityumda küresel üretimin yüzde 90’dan fazlası üç üretici ülkede toplanıyor; Çin tek başına küresel nadir toprak arzının yaklaşık yüzde 70’ini üretiyor. Aynı dönemde, 2021-2023 arasında sanayi tipi hammaddelerin küresel ticaretinin yüzde 14’ü en az bir ihracat kısıtlamasına maruz kaldı; nadir toprak ticaretinde bu oran yüzde 46’ya ulaştı. Bu tablo, sigorta sektöründe tedarik kesintisi riski, politik risk, ticari kredi riski, fiyat oynaklığı riski ve contingent business interruption dediğimiz dolaylı iş durması risklerini daha görünür hale getiriyor. İhracat lisansının gecikmesi, jeopolitik bir kararın tedarik akışını bozması ya da belirli bir mıknatıs bileşenine erişimin yavaşlaması halinde, otomotivden rüzgâr enerjisine kadar çok sayıda sektörün üretim planının sekteye uğraması da söz konusu. IEA’nın son değerlendirmeleri, Çin’in 2025’te nadir topraklar ve ilgili ekipmanlar üzerindeki yeni ihracat kontrollerinin enerji, otomotiv, savunma, yarı iletken ve havacılık tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili olabileceğini gösteriyor. Bu da sigortacıların klasik mülkiyet hasarı yaklaşımından çıkıp, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zinciri bağımlılığı temelli yeni senaryolar kurmasını zorunlu hale getiriyor” dedi. 2050’ye kadar 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacak Murat Çiftçi, temiz enerji ve ileri teknoloji yatırımları büyüdükçe, nadir topraklara olan talebin de hızlandığına dikkat çekerek, “IEA’ya (Uluslararası Enerji Ajansı) göre net sıfır senaryosunda 2040’a kadar nadir toprak elementlerine yönelik talep yaklaşık iki katına çıkıyor; Dünya Bankası da temiz enerji dönüşümü için 2050’ye kadar birçok kritik mineral üretiminde yüzde 500’e yakın artış gerekeceğini ve 3 milyar tonun üzerinde mineral ve metal ihtiyacı doğacağını ortaya koyuyor. Bu tablo sigorta şirketlerine şunu söylüyor: Artık geçmiş yılların istatistiğiyle fiyat vermek yeterli değil; senaryo bazlı, stres testli ve tedarik zinciri entegre modelleme gerekiyor. Örneğin batarya, rüzgâr türbini, savunma elektroniği ya da ileri üretim yapan bir tesis sigortalanırken yalnızca fiziksel varlık değeri değil; kullanılan kritik mineralin tedarik kaynağı, stok süresi, ikame edilebilirliği, tek ülkeye bağımlılık oranı ve alıcı-satıcı sözleşmelerinin esnekliği de fiyatlamaya girmeli. Çünkü aynı fabrika binası iki şirkette aynı görünse de, birinin üç farklı coğrafyadan tedariki varken diğerinin tek kaynağa bağlı olması, risk profilini ciddi biçimde değiştirir. Önümüzdeki dönemde poliçe fiyatlamasında supply chain mapping, parametrik tetikleyiciler, daha sık güncellenen stok/değer beyanları ve proje bazlı teknik underwriting öne çıkacaktır” dedi. Birikimli risk hesabı daha kritik hale geliyor “Nadir topraklar artık yalnızca emtia değil; aynı zamanda stratejik güvenlik meselesi” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “OECD verileri, üretim yoğunlaşmasının ve ihracat kısıtlamalarının arttığını; IEA ise son dönemdeki ihracat kontrollerinin küresel değer zincirlerinde ciddi operasyonel aksamalara yol açabileceğini söylüyor. Böyle bir ortamda reasürörler, sadece tekil bir yangın veya makine kırılması hasarına bakmıyor; aynı zamanda aynı jeopolitik olayın birden fazla ülkedeki birden fazla sigortalıyı aynı anda etkileme ihtimalini de değerlendiriyor. Bu, reasürans açısından accumulation risk yani birikimli risk hesabını daha kritik hale getiriyor. Bunun doğal sonucu olarak, özellikle maden, işleme, kritik mineral lojistiği ve bu minerallere bağımlı ileri sanayi risklerinde reasürans kapasitesi daha seçici hale gelebilir. Teknik bilgi seviyesi düşük, tedarik çeşitliliği zayıf veya ESG uyumu sınırlı riskler için fiyatın yükselmesi; bazı durumlarda muafiyetlerin artması ya da alt limit uygulanması şaşırtıcı olmaz. Buna karşılık, tedarik zincirini çeşitlendirmiş, çevresel yönetimini güçlendirmiş, siber olgunluğu yüksek ve şeffaf veri paylaşımı yapan şirketler reasürans piyasasında daha olumlu ayrışacaktır. Kısacası artık reasürans fiyatı yalnızca hasar geçmişiyle değil, jeopolitik dayanıklılık ve yönetişim kalitesiyle de şekilleniyor.” Sadece poliçe yetmiyor, risk mühendisliği daha değerli hale geliyor Nadir toprak elementlerine yönelik sunulan sigorta çözümlerine değinen Murat Çiftçi, “Standart ürünlerin ötesine geçen özel sigorta çözümleri gündeme geliyor. Örneğin kritik mineral üreticileri için çevresel sorumluluk ve maden kapatma sonrası yükümlülükleri daha iyi kapsayan poliçeler, işleme tesisleri için tedarik zinciri kesintisine duyarlı paketler, enerji ve batarya üreticileri için kritik mineral bağımlılığına göre yapılandırılmış teminatlar geliştirilebilir. Bunun yanında, parametrik ürünler, siyasi risk ve ticari kredi ile entegre yapılar, hatta stratejik stokların korunmasına yönelik daha niş çözümler de gündeme gelebilir. Diğer taraftan danışmanlık konusu da bu noktada önemli. Çünkü müşteriler artık sadece poliçe satın almak istemiyor; risk haritasını görmek, hangi ülkede ne kadar bağımlı olduğunu anlamak da gerekiyor. Bu nedenle broker ve sigortacılar için risk mühendisliği, tedarik zinciri görünürlüğü, siber olgunluk analizi, ESG uyum danışmanlığı ve stres testi hizmetleri çok daha değerli hale geliyor. Bence bu alanda kazanan kurumlar, sadece kapasite sunan değil; müşteriye stratejik karar desteği veren kurumlar olacak” dedi. Türkiye bölgesel ölçekte merkez haline gelebilir Murat Çiftçi, Türkiye’nin nadir toprak elementleri alanındaki potansiyel fırsatlarına yönelik de şunları söyledi: “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Eskişehir Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk bir kaynak tespit edildi; bu sahada yıllık 570 bin ton cevher işleme, yaklaşık 10 bin ton nadir toprak oksidi üretimi ve 17 elementten 10’unun üretilebilir hale gelmesi hedefi paylaşıldı. Bu tablo, Türkiye’de yalnızca madencilik değil; işleme, rafinasyon, ileri malzeme, mıknatıs, savunma ve temiz enerji sanayii açısından da yeni bir ekosistem oluşturma potansiyeline işaret ediyor. Öte taraftan nadir toprak elementleri mühendislik sigortaları, nakliyat, çevresel sorumluluk, işveren sorumluluğu, siber, siyasi risk ve proje sigortaları tarafında büyüme alanı sunuyor. Daha da önemlisi, Türkiye bu alanda erken uzmanlaşırsa sadece yerel riskleri sigortalayan değil; bölgesel ölçekte bilgi üreten ve reasüransla daha sofistike çalışan bir merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye sigorta piyasası için sadece bir büyüme fırsatı değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve stratejik konumlanma fırsatını beraberinde getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul, İpek Yolu Sigorta Forumu’na Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor Haber

İstanbul, İpek Yolu Sigorta Forumu’na Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor

Mandarin Oriental Bosphorus Otel'de düzenlenecek foruma, bir çok ülkenin sigorta birliği başkanları, uluslararası ve ulusal sigorta şirketlerinin üst düzey yöneticileri, sigorta sektörü paydaşlarının temsilcileri katılacak. Forum’a uluslararası düzeyde yüksek katılım olacak İstanbul, 2026 yılını taçlandıracak önemli bir uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Remed Global ve STH işbirliğiyle yürütülen İpek Yolu Sigorta Forumu, 25 Mart’ta Mandarin Oriental Bosphorus’da uluslararası sigorta sektörünü bir araya getiriyor. “Sigorta’nın Geleceğine Köprüler Kurmak” temasıyla düzenlenecek forumda sigortacılığın geleceği, gelişmekte olan ipek yolu bölgesindeki fırsatlar, akıllı sigortacılık konularında küresel ölçekte atılacak ortak adımlar ele alınacak. Forum’a 20 ülkeden fazla farklı katılımcı,130 uluslararası partner kuruluş, sigorta birlikleri, sigorta sektör derneklerinin üst düzey temsilcileri, katılımcı ülkelerin ticari ateşeleri, akademisyenler ve sektör karar vericileri katılacak. Ana Gündem: Teknolojiyle Erişilebilir ve Akıllı Sigortacılık Forumun ana oturumu, “TechBridge: Teknolojiyle Erişilebilir ve Akıllı Sigortacılık” başlığı altında gerçekleşecek. Bu oturumun temel odak noktasını Agentic AI, Üretken Yapay Zeka, IoT gibi yeni nesil teknolojiler, sigorta sektörünü etkileyen trendler ve sektörel gelişmeler oluşturacak. Sigorta teknolojileri alanında çalışmalarını yürüten insurtech girişimlerin sunum yapacağı TechBridge oturumunda, bu alanda öne çıkan ürünleri, odaklanılan acı noktalarına yönelik çözümleri ve girişimlerin başarı hikayelerini dinleme fırsatı bulacaksınız. Sigortacılığın Geleceği: Yeni Fırsatlara Doğru, Gelişmekte Olan İpek Yolu Bölgesindeki Fırsatlar gibi başlıklar forumun öne çıkan diğer tematik oturumları arasında yer alıyor. Özel Gündem Konuşmacısı: Sabine VanderLinden Forumun özel gündem konuşmasını, yapay zekayı ve gelişmiş teknolojileri sigorta sektöründe ölçülebilir iş sonuçlarına dönüştürmeye odaklanan Alchemy Crew Ventures CEO'su Sabine VanderLinden yapacak. Konuşmasında ayrıca, yapay zekanın sigortayı nasıl dönüştürdüğüne ve sektör genelinde dijital dönüşümü nasıl yönlendirdiğine dair küresel en iyi uygulamaları da paylaşacak. İpek Yolu Sigorta Sektörü Raporu yayımlanacak Forumun sonunda, sürdürülebilir ve bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda ülkeler arasında ortak sektör politikalarını güçlendirmeyi, dijitalleşme kültürünü küresel bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedefleyen " İpek Yolu Sigorta Sektörü Raporu " yayımlanacak. Bu raporla İstanbul'un yalnızca sektörel etkinliğe bir ev sahibi şehir değil, aynı zamanda sektörün dönüşümünün küresel merkezi olma yolundaki konumu da pekiştirilecek.

Sompo Sigorta, 2025’te Pazar Payını Artırarak İlk 5’te Yerini Pekiştirdi Haber

Sompo Sigorta, 2025’te Pazar Payını Artırarak İlk 5’te Yerini Pekiştirdi

Pazar payını yüzde 5’e yükselten şirket, Türkiye sigorta sektörünün en büyük 5 şirketi arasındaki konumunu pekiştirdi. 2026 yılında kasko poliçe adedini 1,2 milyona, toplam müşteri sayısını ise 3,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Ekonomik öngörülebilirliğin arttığı ve finansal istikrarın güçlendiği 2025 yılında sigorta sektörü büyümesini sürdürdü. Enflasyondaki düşüş eğilimi ve artan risk bilinci, hayat dışı sigorta pazarında prim üretimini destekledi. Yılın ilk 11 ayında hayat dışı sigorta sektörü 894 milyar TL prim üretimiyle yüzde 43 büyürken, artan araç satışlarının etkisiyle otomotiv sigortaları sektördeki büyümenin lokomotifi oldu; tamamlayıcı sağlık ve yangın branşlarında da prim ve poliçe adetleri arttı. Bu tablo içinde Sompo Sigorta, sektör ortalamasının üzerinde bir performans göstererek prim üretimini yüzde 46 artırdı. 51,3 milyar TL üretimle, pazar payını yüzde 5’e yükselten şirket; özellikle oto sigortalarındaki teknik disiplin, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi odağındaki düzenlemelerle güçlü sonuçlara ulaşarak büyüme ivmesini artırdı. “2025 yılı, Sompo tarihinde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu” Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur, 2025 yılını değerlendirdiği açıklamasında 2,9 milyon müşteri ve 950 bin kasko adedine ulaştıklarını belirterek “2025 hedeflerimizin üzerine çıktığımız verimli bir yıl oldu. Özellikle kasko branşında 15,1 milyar TL prim üretimi ve yüzde 68 büyümeyle tarihimizin en yüksek kasko pazar payı seviyesine ulaştık. Rekabetin yoğun olduğu bu dönemde, hasar yönetimi ve müşteri deneyimini merkeze alan yaklaşımımızla güçlü bir performans ortaya koyduk. 1.300’ü aşkın oto servisinden oluşan yaygın ağımız sayesinde hasar süreçlerini hızlı ve şeffaf bir şekilde yönetiyoruz. TSB verilerine göre Kasko ödeme sürelerinde sektörde 23 gün ile en hızlı 4. şirketiz. Tüm bunlarla beraber 2025 yılında 3,8 milyon yaşayan poliçemiz bulunuyor. Prim üretimimiz, poliçe adetlerimiz, müşteri ve acente sayılarımızdaki artışla Sompo Türkiye tarihinde rekorlar kırdığımız bir yıl oldu. 2026 yılında da aynı büyüme ivmesini sürdürmeyi planlıyoruz.” dedi. Son üç yılda acente sayısını 2 kattan fazla artırdıklarına dikkat çeken Uğur, 6.500 acente ile saha erişimini ve etkinliklerini önemli ölçüde desteklediklerini söyledi. Fahri Uğur konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Bu büyümeyi yalnızca sayısal değil, niteliksel bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Acentelerimizi uzun vadeli iş ortaklarımız olarak konumlandırıyor; daha donanımlı, daha danışmanlık odaklı bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” ‘Normale Dön’ ile hayatın akışına güçlü bir vurgu: “Sompo Sigorta ile Hayat Yolunda” Geçtiğimiz yıl marka yatırımlarını hızlandıran ve gerçekleştirdiği çalışmalarla marka sıralamasında yerini bir sıra üste taşıyan Sompo Sigorta, 2026 yılına da güçlü bir iletişim kampanyasıyla giriyor. Sompo Sigorta Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Burak Bayhan, yeni iletişim kampanyası ‘Normale Dön’ ile ilgili açıklamalarda bulundu; “Bu kampanyanın çıkış noktasında, hayatın normal akışının ne kadar kıymetli olduğu içgörüsü yer alıyor. Çoğu zaman fark edilmeden yaşanan bu konforun değeri, bir kaza ya da beklenmedik bir durumla karşılaşıldığında çok daha net anlaşılıyor. ‘Normale Dön’ ile Sompo’nun sigortalılarına yalnızca teminat değil, hayatlarına hızla geri dönebilmelerini sağlayan bir güven sunduğunu anlatmak istedik. Kampanyayı kasko ile başlatırken müşteri deneyimi odağımızı ve hızlı çözüm anlayışımızı merkeze aldık; yıl içinde bu yaklaşımı tamamlayıcı sağlık sigortası iletişimiyle genişleterek, Sompo’nun farklı sigorta alanlarında da aynı kalite ve hızla hizmet sunduğunu vurgulamayı hedefliyoruz. Amacımız, Sompo’yu müşterilerin ilk aklına gelen ve doğrudan talep ettiği sigorta markası haline getirmek.” Bayhan konuşmasında, geçtiğimiz yılın sonunda hayata geçirilen Sompo Club sadakat programına da dikkat çekti. Program kapsamında acentelere ve poliçe sahiplerine, sigortanın ötesine geçen farklı alanlarda özel avantajlar ve farklılaştırılmış fırsatlar sunulduğunu ifade etti. 25 marka anlaşmasıyla hayata geçen ve bu sayının her geçen gün arttığını belirten Bayhan, Sompo Club’ın hem müşteri bağlılığını hem de acente ekosistemini destekleyen, bütüncül bir yapı olarak kurgulandığının altını çizdi. Sompo Club, müşterilerine poliçe alımlarında puan kazandırırken bu puanların Sompo ve anlaşmalı markalarda indirim olarak kullanılmasını sağlıyor. Program ayrıca hasar anında sunulan hasar deneyim uzmanı desteği ve seçili servislerdeki ayrıcalıklar ile müşteri deneyimini uçtan uca güçlendiriyor. 2026’da odağında büyüme ve müşteri deneyimi var Sompo Sigorta, 2026 yılında da kurumsal büyümeyi merkeze alan bir yol haritası izlemeyi hedefliyor. Bu kapsamda şirket, oto branşındaki güçlü konumunu pekiştirmeyi, sağlık alanındaki mevcut pozisyonunu güçlendirmeyi ve tüm kategorilerde müşteri deneyimini uçtan uca geliştirmeyi önceliklendiriyor. Büyümenin yalnızca hacimle değil; teknik disiplin, hizmet kalitesi ve dengeli portföy yapısıyla desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda Sompo Sigorta, 2026 yılında kasko poliçe adedini 1,2 milyon seviyesine, toplam müşteri sayısını ise 3,5 milyona çıkarmayı hedefliyor. Sompo Club aracılığıyla müşteri deneyiminin iyileştirilmesi, sadakat ve bağlılığın artırılması da öncelikli başlıklar arasında yer alırken; şirket hem bireysel hem de kurumsal segmentte daha derin ve uzun vadeli müşteri ilişkileri kurmayı hedefliyor.

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak Haber

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, sigorta sektörünün 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, “2025 yılı hem Türkiye’de hem de dünyada sigorta sektörü açısından yüksek belirsizlik ile yüksek fark yaratma fırsatının aynı anda hissedildiği bir dönem oldu. Küresel ölçekte büyüme hızlarının yavaşladığı, jeopolitik gerilimlerin, ticaret savaşlarının ve yüksek faiz–enflasyon sarmalının yatırım kararlarını zorlaştırdığı bir yılı geride bıraktık. Bu doğrultuda sigorta sektörünün küresel büyümesinin yaklaşık %2 - %2,5 seviyelerine, yani pandemi sonrası dönemin en düşük seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Böyle bir tabloda sigorta sektörü, finansal sistemin istikrarı açısından kritik bir rol üstleniyor” dedi. Türkiye özelinde ise yüksek enflasyona rağmen sektörün reel büyüme performansına dikkat çeken Çiftçi, “Son yıllarda prim üretiminde enflasyonun üzerinde güçlü bir reel büyüme görüyoruz. 2024’te toplam prim üretimi yaklaşık 838,7 milyar TL’ye ulaştı; bireysel emeklilik fon büyüklüğü ise 1,2 trilyon TL seviyelerine geldi. 2025’te bu taban üzerine inşa edilen, daha seçici ve teknik odaklı bir büyüme dinamiği görüyoruz. Yıl sonunda toplam prim üretiminin 1,15–1,20 trilyon TL bandını zorlamasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Reasürans kapasitesi daha seçici hale geliyor 2025 yılında risk yoğunluğunda belirgin bir artış gözlendiğini vurgulayan Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Siber riskler, jeopolitik gerilimler ve kritik altyapılara yönelik tehditler kurumların risk haritalarını yeniden şekillendiriyor. İklim kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddeti arttıkça hem reasürans maliyetleri hem de hasar frekansı üzerinde baskı oluşuyor. Özellikle siber, yangın/mühendislik ve doğal afet teminatlarında reasürans kapasitesinin daha seçici hale geldiği, fiyat ve şartların sertleştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu durum, brokerlerin sadece fiyat odaklı değil, yapısal çözüm ve risk iyileştirme önerileriyle masaya oturmasını zorunlu kılıyor.” Murat Çiftçi, yapay zekâ, gelişmiş analitik ve otomasyonun underwriting, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi süreçlerini hem globalde hem Türkiye’de kökten dönüştürdüğünü belirterek, “IBS açısından 2025 yılı, daha sofistike risk yönetimi çözümlerinin öne çıktığı bir ‘kalite yılı’ oldu” dedi. ‘Türkiye bölgesel cazibe merkezi olabilir’ Türkiye sigorta sektörünün ölçek ve penetrasyon açısından gelişme alanı olsa da, regülasyon kalitesi, teknik bilgi birikimi ve teknolojiyi benimseme hızı bakımından küresel trendlerle uyumlu ilerlediğini belirten Murat Çiftçi şöyle devam etti: “SEDDK ve ilgili kurumların yayımladığı düzenlemelerde; sermaye yeterliliği, tüketicinin korunması, şeffaflık ve sürdürülebilirlik başlıklarının giderek daha fazla önceliklendirildiğini görüyoruz. Dijital kanalların ve uzaktan satışın yaygınlaşması, ürün ve süreçlerin ‘dijital ilkeli’ tasarlanmasını beraberinde getiriyor. Globalde konuşulan iklim riski, siber risk ve altyapı yatırımlarının sigortalanması gibi alanlar Türkiye’de de kurumsal müşterilerin gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Henüz penetrasyon ve kişi başı prim üretimi olarak OECD ortalamalarının altında olsak da, dönüşüm hızı ve regülasyon uyumu Türkiye sigorta sektörünü önümüzdeki dönemde bölgesel bir cazibe merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor.” Enflasyon ve faiz, hem prim üretimi hem de yatırımı etkiliyor Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve faiz ortamının sektörü iki yönlü etkilediğini belirten Çiftçi: “Enflasyon, prim üretimini nominal olarak büyütürken hasar maliyetlerini de yukarı çekiyor. Özellikle oto sigortaları, yangın ve mühendislik branşlarında yedek parça, işçilik ve inşaat maliyetlerindeki artışlar teknik kârlılık üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırım tarafında ise yüksek faiz dönemlerinde yatırım gelirleri sigorta şirketleri için önemli bir kâr kalemi haline geliyor; ancak bu durum uzun vadeli tasarruf ürünlerine olan talebi de şekillendiriyor. 2025 ve 2026 için baz senaryolarda enflasyon ve faizlerde kademeli bir normalleşme beklentisi öne çıkıyor. Bu da sektör için yatırım gelirlerinden çok teknik kârlılığın ve müşteri bağlılığının ön plana çıkacağı bir döneme geçiş anlamına geliyor” dedi. 2026’de üç kritik dönüşüm alanı olacak 2026 yılında Türkiye’de siber ve operasyonel dayanıklılık kapsamında yeni regülasyonların beklendiğini ifade eden Çiftçi, yapay zekâ ve model riskine ilişkin çerçevelerin de büyük önem taşıdığını belirtti: “AI kullanımını teşvik ederken model şeffaflığı, veri etiği ve sorumluluk paylaşımını netleştiren düzenlemelerin 2026 yılında hayatımıza girmesini bekliyoruz. Ayrıca sigorta şirketleri ile büyük aracılık kuruluşlarının iklim risklerini, yatırım portföylerini ve ESG performanslarını daha şeffaf raporlamasını gerektiren standartların da hayata geçmesi gerekiyor.” ‘Yüksek uzmanlık alanlarında daha da derinleşeceğiz’ IBS’in 2026 stratejik yol haritasında enerji, altyapı, havacılık, sağlık, siber ve finansal kurumlar gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda bilgi birikimini daha da derinleştirmek olduğunu belirten Murat Çiftçi, “Risk analizleri, senaryo çalışmaları ve portföy optimizasyonu için gelişmiş veri analitiği ve dijital platformlara yatırım yapmaya devam edeceğiz. Hem kendi operasyonlarımızda hem de müşteriye sunduğumuz çözümlere yenilikçi ürünleri adapte etmek, ESG kriterlerini somut hedeflerle birleştirmek, genç yetenekleri sektöre kazandırmak, mevcut kadromuzu yeni nesil teknolojilerle desteklemek, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartlara uyum konusunda sürekli geliştireceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Sigorta Sektöründe Çözüm Yapay Zekada mı? Haber

Türkiye Sigorta Sektöründe Çözüm Yapay Zekada mı?

Bu sorunların çözümü ise dağınık müşteri verisini birleştirerek operasyonel verimliliği artıran ve sürdürülebilir müşteri sadakati sağlayan yapay zeka destekli çözümlerde yatıyor. Türkiye sigorta sektörü yüzde 105’lik rekor bir büyüme kaydederek 482,6 milyar TL hacme ulaştı. Ancak bu büyüme, sektördeki tüm şirketler için sürdürülebilir bir kârlılık garantisi sunmuyor. Türkiye'de kişi başına düşen yıllık prim üretimi 157,46 dolar ile OECD ülkelerinin 3.973 dolarlık ortalamasının oldukça gerisinde kalıyor. Sektör henüz tam anlamıyla kullanılamayan muazzam bir büyüme potansiyeli taşıyor. Rekabetin giderek arttığı bu dinamik pazarda, sigorta şirketlerinin ayakta kalabilmesi için finansal büyüklüğün yanı sıra güçlü bir müşteri sadakati ve marka itibarı oluşturması gerekiyor. Küresel araştırma şirketi EY’nin 2024 tarihli küresel sigortacılık raporu da bu argümanı destekliyor. Rapora göre, düşük müşteri güveni şirketleri geleneksel olmayan yeni rakiplere karşı savunmasız bırakıyor. KPMG'nin sektörel analizine göre ise hasar ödeme süreçlerindeki gecikmeler gibi hizmet kalitesi boşlukları, müşteri memnuniyetsizliğinin ve müşteri kaybının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. PwC'nin sigorta sektörüne yönelik son raporu, bu zorlukları daha da netleştirerek sigorta şirketlerinin çağa ayak uydurması için ana stratejik zorunlulukların çerçevesini çiziyor; dijitalleşmek, müşteri merkezli ekosistemleri benimsemek, yetenek rekabetini kazanmak ve uygulamaya önem vermek. Bu maddeler, geleneksel olarak yavaş değişen ve riskten kaçınan sigortacılar için heyecan verici yeni bir döneme işaret ediyor. Sigorta sektöründe oyunun kurallarını müşteri içgörüleri belirliyor Müşterilerin karmaşık geri bildirimlerini anlamak ve sorunların kök nedenlerini tespit etmek, sigorta sektöründeki en büyük zorluklardan biri olmaya devam ediyor. Bu noktada yapay zeka, şirketler için oyunun kurallarını yeniden belirliyor. EY raporuna göre, global sigorta şirketlerinin yüzde 52’si önümüzdeki yıl yapay zekaya önemli yatırımlar yapmayı planlıyor. Bu yatırımların başında trend ve talep tahmini, öz hizmet araçları ve yeni ürün inovasyonu geliyor. Bu veri, veri odaklı ve proaktif müşteri deneyimi yönetiminin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini gösteriyor. Artiwise’ın Müşteri Deneyimi Yönetimi (CXM) Platformu, sigorta şirketlerine işte tam da bu alanda ihtiyaç duydukları gücü sunuyor. Çağrı merkezi görüşmeleri, anketler, chatbot, sosyal medyave e-posta, gibi tüm iletişim kanallarından gelen müşteri geri bildirimlerini tek bir platformda birleştiren Artiwise, yapay zeka sayesinde bu verileri analiz ederek şirketlere müşteri deneyimi ve yönetiminde anlık stratejik kararlar aldırtacak içgörüler sunuyor. Böylece, şirketler müşterinin memnuniyetsizliğinin kök nedenlerini, daha geniş bir sorun haline gelmeden tespit edebiliyor ve sorunları proaktif bir şekilde çözebiliyor. Sessiz müşterilerin sesini duymak Geleneksel olarak çağrı merkezi görüşmeleri, e-postalar, sosyal medya paylaşımları ve anketler gibi farklı kanallardan gelen müşteri verileri dağınık ve birbirinden bağımsız olarak yönetiliyordu. Bu parçalı yapı, sigorta şirketlerinin müşterinin genel deneyimi hakkında bütünsel bir bakış açısı geliştirmesini engelliyordu. Artiwise, bu dağınık verileri tek bir merkezde, yapay zeka destekli platformunda birleştirerek, müşteri yolculuğunun her aşamasını net bir şekilde görmeyi mümkün kılıyor. Bu sayede, "müşterinin sesi" tüm kanallardan toplanıp, anlamlandırılarak şirketlerin stratejik kararlar almasını sağlıyor. Geleneksel yöntemlerle müşteri deneyimine dair verilerin sadece yüzde 5’lik küçük bir kısmı analiz edilebilirken, Artiwise’ın Müşteri Deneyimi Yönetimi (CXM) Platformu, bu verilerin tümünü işliyor ve müşteri deneyimini iyileştirecek aksiyonlara dönüştürüyor. Bu sayede, müşteri deneyimine dair içgörüler sigorta şirketlerinin tüm operasyonlarına ışık tutuyor. Sigorta sektörünün en büyük maliyet kalemlerinden biri, müşteri kaybı (churn) ve hasar süreçlerindeki beklenmedik tıkanıklıklar. Artiwise'ın yapay zeka destekli Öngörüsel Analiz yeteneği, geçmiş müşteri verilerini ve davranışlarını analiz ederek potansiyel müşteri kaybı riski taşıyanları veya hasar süreçlerinde sorun yaşayacak müşterileri tespit ediyor. Bu proaktif yaklaşım, şirketlerin sorunun büyümesini beklemeden ilgili müşterilere ulaşarak kalıcı çözümler üretmesine olanak tanıyor. Yapay zekanın sigorta sektörünün büyüme potansiyelini gerçekleştirmesi için kritik bir araç olduğunu vurgulayan Artiwise CEO’su Tanel Temel, “Sigorta sektöründe müşteri sadakati, artık sadece kaza ve hasar sonrası süreçlere hızla yanıt vererek kazanılamıyor. Asıl kritik olan müşterinin geleneksel yöntemlerle görülmeyen ve duyulmayan isteklerini ve memnuniyetsizliğini anlayabilmek. Artiwise, yapay zekanın gücüyle dağınık verileri birleştiriyor ve sessiz müşterilerin bile sesini duyulur kılıyor. Bu yetenek, sigorta şirketlerini reaktif bir hizmet modelinden, müşteri kaybını önleyen ve uzun vadeli kârlılığı hedefleyen proaktif bir sadakat modeline taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Viennalife, 27. yılını 2025 Satış Konferansı’nda kutladı Haber

Viennalife, 27. yılını 2025 Satış Konferansı’nda kutladı

Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş., sigorta sektöründeki 27 yıllık birikimini, bu yıl Antalya’da düzenlenen 2025 Satış Konferansı ile kutladı. 1–4 ve 4–7 Ekim tarihleri arasında, iki ayrı dönemde gerçekleştirilen organizasyona toplam bin 700 katılımcı iştirak etti. Katılımcılar, şirketin 2024 yılı performansını değerlendirirken, yapay zeka destekli dijital dönüşüm süreci ve geleceğe yönelik stratejik vizyonu hakkında paylaşımlarda bulundular. Dijital dönüşüm ve ortak akıl vurgusu Konferans boyunca, Viennalife’ın yıl içinde gerçekleştirdiği yenilikler, dijitalleşme yolculuğu ve müşteri deneyimini ileriye taşıyan uygulamaları ele alındı. Etkinliğin ana teması olan “Birlikte Daha Akıllıyız, Ortak Akılla Yükseliyoruz” mottosu, şirketin birlik, dayanışma ve ortak akıl temelli kurumsal kültürünü yansıttı. Üst düzey yönetim kadrosu, yapay zeka destekli dijital altyapı sayesinde müşteri odaklı çözümler üretmeye ve sektörde fark yaratmaya devam edeceklerini vurguladı. “Değerlerimizi koruyarak geleceği şekillendiriyoruz” Vienna Insurance Group CEO’su Hartwig Löger, Türkiye’nin grup içindeki stratejik konumuna dikkat çekti: “VIG olarak bizim için en değerli olan; insan, güven ve sürdürülebilirliktir. Büyümenin yalnızca finansal göstergelerle değil, uzun vadeli değer yaratma kültürüyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa’daki büyüme stratejimizde özel bir yere sahip. Bölgesel gücümüzü ve teknolojik dönüşümümüzü geleceğe taşıyoruz.” “İstikrar ve güven, başarımızın temeli” Viennalife Yönetim Kurulu Başkanı Gerhard Lahner, VIG’nin 33 milyon müşterisinin güveniyle istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü belirtti: “Orta ve Doğu Avrupa’nın lider sigorta grubu olarak, tüm pazarlarda sürdürülebilir bir varlık hedefliyoruz. Müşteri odaklı yaklaşımımız ve yapay zekayı etkin kullanan yenilikçi uygulamalarımızla geleceğe güvenle ilerliyoruz” dedi. “Yükselişimizi sürdürüyor, geleceğe birlikte inanıyoruz” Viennalife CEO’su Uğur Tozşekerli, VIG’nin 200 yıllık tecrübesi ve Viennalife’ın 27 yıllık köklü geçmişine vurgu yaptı: “Hayat sigortacılığındaki büyümemizi kararlılıkla sürdürüyor, pazar payımızı yüzde 20’nin üzerine taşımayı hedefliyoruz. Bu hedefe, ortak akılla yükselme vizyonumuzla ilerliyoruz. Yapay zeka destekli çözümlerimizle müşterilerimize daha güçlü bir deneyim sunmayı, inovasyon ve sürdürülebilir başarı anlayışımızla kaliteli iş süreçlerimizi sürekli geliştirmeyi amaçlıyoruz.” Sektörde rekor büyüme, geleceğe güvenli adımlar 2024 yılında sigorta sektörü güçlü bir büyüme ivmesi yakaladı. Brüt prim üretimi, bir önceki yıla göre %73 artarak 838,5 milyar TL’ye, hayat sigortası primleri ise %76 artışla rekor seviyelere ulaştı. 2025 itibarıyla sektörün toplam hacminin 1,2 trilyon TL’yi aşması bekleniyor. Viennalife, bu ivmeden aldığı güçle sürdürülebilir büyüme, müşteri odaklı dijital dönüşüm ve yenilikçi hizmet anlayışı doğrultusunda sektörde fark yaratmayı sürdürüyor. Takım ruhu ve kurumsal dayanışma öne çıktı 2025 Satış Konferansı boyunca düzenlenen oturumlar, atölye çalışmaları ve sosyal etkinlikler, Viennalife ekibinin motivasyonunu artırdı ve kurum kültürünü pekiştirdi. Katılımcılar, enerjik atmosferde hem yılın başarılarını kutladı hem de geleceğe dair hedeflerini yeniden şekillendirme fırsatı buldu. Viennalife, güçlü organizasyon kültürü, insana değer veren yaklaşımı ve gelecek odaklı stratejileriyle sigorta sektöründeki istikrarlı büyümesini sürdürmeye kararlı olduğunu bir kez daha bildirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Sigorta, Smart Insurance Awards'tan Altın ve Gümüş Ödüllerle Döndü! Haber

QNB Sigorta, Smart Insurance Awards'tan Altın ve Gümüş Ödüllerle Döndü!

İnovatif yaklaşımı ve liderlik anlayışıyla öne çıkan QNB Sigorta, Smart Insurance Awards (Smart-i Awards) 2025’te iki prestijli ödülün sahibi oldu. Genel Müdür Pınar Kuriş “Yılın İlham Veren Kadın Lideri” kategorisinde Altın Smart-i Ödülü kazanırken, şirket “Yapay Zekâ ile İşe Alım Projesi” ile “Kurum İçi İnovasyon” kategorisinde Gümüş Smart-i Ödül’e layık görüldü. Sigorta Haftası kapsamında düzenlenen törende ödüller sahiplerini buldu. Bu yıl ilk kez uygulanan “Aday Öner” sistemiyle, sektör profesyonelleri, sigorta şirketleri ve teknoloji sağlayıcılarının öneri ve oyları sonucunda belirlenen isimler arasında yer alan QNB Sigorta Genel Müdürü Pınar Kuriş, “Yılın İlham Veren Kadın Lideri” kategorisinde Altın Smart-i Ödülü’nün sahibi oldu. Kurum İçi İnovasyon kategorisinde ise değerlendirmeler jüri ve eleme sistemiyle yapıldı. Bu kapsamda QNB Sigorta, işe alım süreçlerinde dijitalleşmeyi hızlandıran “Yapay Zekâ ile İşe Alım Projesi” ile Gümüş Smart-i Ödülü kazandı. Başvurudan mülakata kadar tüm adımları yapay zekâ teknolojisiyle desteklenen süreç , adaylara daha hızlı, şeffaf ve kullanıcı odaklı bir deneyim sunarak kurum içi inovasyon anlayışının güçlü bir örneğini oluşturuyor. Kazanılan ödüller hakkında değerlendirmede bulunan QNB Sigorta Genel Müdürü Pınar Kuriş; “Sigorta sektörü, insan hayatına doğrudan dokunan, güven ve sürdürülebilirlik üzerine kurulu bir alan. Böylesi değerli bir ödül organizasyonunda hem kurumumuzun inovatif projesinin hem de şahsımın sektör profesyonellerinin önerileri ve oylarıyla ödüllendirilmesi benim için büyük bir gurur kaynağı. QNB Sigorta olarak müşterilerimizin yaşam yolculuklarına değer katmayı, onların yanında olmayı ve yenilikçi çözümler üretmeyi sürdüreceğiz. Bu başarı, ekip arkadaşlarımın emeği ve katkısıyla mümkün oldu. Hep birlikte sektörümüzde ilham veren çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sigorta Sektöründeki En Kritik Riskler Açıklandı, Türkiye'de Öncelik Regülasyon Haber

Sigorta Sektöründeki En Kritik Riskler Açıklandı, Türkiye'de Öncelik Regülasyon

Sektörün en kritik risklerini ortaya koyan rapora göre globalde siber suçlar en üst sırayı alırken Türkiye'de ise ilk sırada regülasyon uygunluğu yer alıyor. Raporda aynı zamanda yapay zekânın hem bağımsız bir risk hem de diğer risklerin "üstel güçlendiricisi" olduğu belirtiliyor. PwC ve The London Foundation for Banking and Banking'in (CSFI) hazırladığı Insurance Banana Skins 2025 raporu, küresel sigorta sektörünü bugün ve yakın gelecekte bekleyen en kritik riskleri ortaya koyuyor. 42 ülkeden 698 üst düzey sektör profesyonelinin görüşleriyle hazırlanan raporda, yapay zekâ (YZ), bugüne kadarki en hızlı yükselişi gerçekleştirerek 7. sıradan 2. sıraya yerleşti. Siber suç hâlen ilk sırada yer alırken, yapay zekânın hem bağımsız bir risk hem de diğer risklerin "üstel güçlendiricisi" olduğu vurgulanıyor. Türkiye den 15 sektör temsilcisinin görüşlerini de içeren rapor, regülasyon uygunluğunun ülke açısından en kritik risk olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye'de öne çıkan diğer riskler arasında sırasıyla iklim değişikliği, makro-ekonomik koşullar ve politik riskler bulunuyor. Globalde ilk sırada yer alan siber suçlar ise Türkiye'de 6. sırada konumlanıyor. PwC Finansal Hizmetler Lideri Talar Gül, raporun sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Bu rapor bize gösteriyor ki, sigorta sektörü için en büyük riskler artık teknoloji merkezli. Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji trendi değil, sigortacılık sektörünün geleceğini şekillendiren en kritik risklerden biri. Siber suç, yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm yalnızca teknik meseleler değil; güven, itibar ve toplum için değer yaratma biçimimizi doğrudan etkiliyor. Bu ortamda başarı artık sadece riskleri önceden tahmin etmekten geçmiyor ; Dayanıklılık inşa etmek, güveni korumak ve harekete geçme cesaretini göstermek başarının en büyük anahtarı. Önümüzdeki dönemde, inovasyonu sorumlu yönetişimle birleştirenler sadece değişime ayak uydurmakla kalmayacak aynı zamanda sigortacılığın geleceğini de tanımlayacak." Yapay zekâ: Hem fırsat hem risk Rapor, yapay zekânın sigorta sektöründe hem büyük fırsatları hem de riskler barındırdığını ortaya koyuyor. Yapay Zekâ bir yandan operasyonel verimlilik, risk modelleme ve müşteri deneyiminde büyük bir potansiyel taşırken kötüye kullanım veya yetersiz yönetişim; şirketler için düzenleyici yaptırımlara, operasyonel aksaklıklara ve itibar kaybına yol açabiliyor. Katılımcılar, özellikle generative AI'ın hızla yaygınlaşmasının iç kontrolleri aştığını, regülasyonların ise henüz bu alana uyum sağlayamadığını belirtiyor. Bu durum, sigorta şirketlerini "fazl a hızlı hareket etmek ile fırsatı kaçırmak" arasındaki ince çizgide bırakıyor. Rapordan diğer öne çıkanlar: Siber suç, 2025 raporunda da küresel olarak 1 numaralı risk olmaya devam etti. Yapay zekâ, 7. sıradan 2. sıraya çıkarak tarihteki en hızlı yükselişi yaptı.Teknoloji riskleri, eskiyen altyapılar nedeniyle ilk 3'te yer aldı. Makro-ekonomi, son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktı.İklim değişikliği, hayat dışı ve reasürans sektörlerinde en kritik tehditlerden biri olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.